MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

nisan_yagmuru 23 Şubat 2007 20:29

Üçüncü Şahsın Şiiri

Gözlerin gözlerime değince
Felaketim olurdu ağlardım
Beni sevmiyordun bilirdim
Bir sevdiğin vardı duyardım
Çöp gibi bir oğlan ipince
Hayırsızın biriydi fikrimce
Ne vakit karşımda görsem
Öldüreceğimden korkardım
Felaketim olurdu ağlardım
Ne vakit Maçka'dan geçsem
Limanda hep gemiler olurdu
Ağaçlar kus gibi gülerdi
Bir rüzgar aklımı alırdı
Sessizce bir cigara yakardım
Kirpiklerini eğerdin bakardın
Üşürdüm içim ürperirdi
Felaketim olurdu ağlardım

Aksamlar bir roman gibi biterdi
Jezabel kan içinde yatardı
Limandan bir gemi giderdi
Sen kalkıp ona giderdin
Benzin mum gibi giderdin
Sabaha kadar kalırdın
Hayırsızın biriydi fikrimce
Güldü mü cenazeye benzerdi
Hele seni kollarına aldı mı
Felaketim olurdu ağlardım

Attila İlhan


Misafir 23 Şubat 2007 20:37

UMUT GÜNEŞİ

Güneşin eridiğini görmek;
İnsanın hayatından ya bir nefes daha alıyor
ya da
Tertemiz bir soluk katıyor

Umut
İnsanın kendi güneşidir...
SALİm GOK TAŞ


Mystic@L 23 Şubat 2007 20:38

Yanyana

Bu gürül gürül otların yanı başında.
Ağacın gölgesine değdi değecek
Tam şeftalinin kokusu başlarken
Öpüşmeye kıl kadar bitişik
Akarsuyun burnunun dibinde

Bu zulüm, bu haksızlık, bu işkence

Melih Cevdet Anday


Nephthys 23 Şubat 2007 20:47

Şimdi Sen Ağlarsın

Şimdi sen,

Gözlerimi düşürdüğüm

Yağmura doygun bir bulut gibisin.

Her çırpınışında

Rüzgarıyla,

Kanatlanan kirpiklerimden

Akarsın

Akarsın.


Damlarsın,

Toprağın susuzluğunda, kuruyan yüreğime.


Şimdi sen,

Bir kehribar güzelliğinde

Siyah beyaz bir çizgi demeti gibisin.

Yüzündeki bu çarpıcı hüznünle beni sen,

Çizersin

Çizersin.


Kanarsın,

Bağrımın arasında süzülen nehirlerime.


Şimdi sen,

Gülümseyen bu müstesna yüzünle

Düşlerime bırakılan bir gül gibisin.

Yaprağından fışkıran aşk kokunla sen,

Yakarsın

Yakarsın.


Dökülürsün,

İçimde dalga dalga coşan sevda denizlerime



Şimdi sen,

Şu saatlerde aklına her düşüşümle

İstisnasız;

Hüznünü dolayarak yüzünün tam orta yamacına,

Kana kana,

Bilirim ki,

Ağlarsın

Ağlarsın.


Yanarsın,



Alev alev tutuşan hüznünü bırakarak gözbebeğime.
Ali Arslan


-----------------------------------------------------------------------------


Mystic@L 23 Şubat 2007 21:11

Dağlara

Doruk beyaz, dere mavi;
Etekler, yeşil çuhadan..
Dağlar, koskoca dünyayı
İkiye böler ortadan...
Ki nesi kalır dünyanın
Dağları çeksen aradan?

Kartal, süzülür yuvadan;
Yuvası vardır kayadan.
Dağlarda kartopu diye
Birbirine ay atan
Kızlar... ki dudakları al...
Alları, değil boyadan.

Dağ uykulariyle mahmur
Yüzlerini, gün doğmadan,
Seyrederler, ya suyun ya
Ayın tuttuğu aynadan.

Yaratırken şu dünyayı
Yeri, göğüyle yaradan,
Dağı sahiden yaratmış,
Geri kalanı şakadan!
Kurtlarına helâl olsun
Ne alırlarsa ovadan!

Kaynak: Kökler ve DallarArif Nihat Asya


Pollyanna 23 Şubat 2007 22:06



Senin için yağmurlar biriktiriyorum
Ne zamanki dokunacaksın saçlarına
ışıklar içinde doğan yeni bir gün gibi ben geleceğim

Kimsesiz dağlar ve çöller dolaşan
rüzgarları anlattım sana
ve yağmurları damla damla
O kadar yalnız
o kadar yorgun
rüzgar ve yağmurdur duvarların ardından
gece yolcusu gibi kapına gelen
Dokun şimdi saçlarına dokun,
yağmurlarla ben geldim

Boz bulanık gece yarısı
can çekişirken ay ışığı
rüzgar ve yağmurdur senin korkaklığında
tenine dokunmak için can atan
Dokun şimdi saçlarına dokun,
yağmurlarla ben geldim

Gecenin karanlığını aydınlatmaya çalışan
solgun bir lambanın güçsüzlüğü
ve senin gitmelere takılı emanet sevdanla
erken biten rüyadır geç kalışımla
gözyaşlarına karışan
Dokun şimdi saçlarına dokun,
yağmurlarla ben geldim

Ruhunun mahzenine sakladığın
o kadar yalnız
o kadar derinlerde
uçmayı unutan bir kuştur sevdan
Gecenin bu saatinde titreyen damlaları
süzülürken camdan
Dokun şimdi saçlarına dokun,
yağmurlarla ben geldim

Atila IŞIK


Nephthys 23 Şubat 2007 22:34

Kalbimden Sana Taç Mahal Yaptım-

Sana ne verebilirdim?
Bülbülü versem,
Sabırsızdır, sitemlidir.
Gülü versem,
Gül yerinde güzeldir.
Yıldızlar mı?
Senin yanında sönük kalır.
Ay; yüreğindeki mehtabı kıskanır..


Bendeki sana bakarak,
Başladım mabedimi yapmaya.
Kalbinin temizliğini kullanarak,
Bembeyaz mermerler oluşturdum.
Gözlerinden aldığım parlaklıkla,
Mermerlerin içine, pırlanta koydum.
Sevmeye doyamadığım ruhunla,
Kubbe var oldu, tüm vakarıyla.
İnsanca yaşamaktaki azminle,
Minareler göklere uzandı, haşmetle.
Bana akan sıcaklığınla,
Duvarların her yerine,
'Seni seviyorum' yazdım.
Yüreğinden taşan sevginle,
Öyle bir bahçe oluştu ki,
Kaşmir´deki Shalimar´dan görkemli.

Şah Cihan görseydi,
Sana gıpta ederdi.
Mümtaz´a olan sevgisi,
Seninkinin yanında azmış derdi.

Üzgünüm canım..
İçimdeki seni,
Hiçbir kalıba sığdıramadım.
Yere, göğe koyamadım.
Kalbimden sana yakışır,
Taç Mahal yaptım.
Şahı sen, Sultanı benim.
Saltanatın ise,
Yüreğim...!

Nigar Yıldız
10.02.2004


(Açıklama - Taç Mahal: 1600’ lerde yaşanan trajik bir aşk öyküsü. Hint İmparatoru Şah Cihan, gözdesi Mümtaz Mahal’e aşık olur. Kaşmir’deki Shalimar bahçelerinde gizli gizli buluşur ve sonunda evlenirler. Ne yazık ki mutlulukları çok kısa sürer; Mümtaz Mahal hastalanır ve ölür. Karısının ölümüne çok üzülen Şah Cihan, onun anısına ünlü Taç Mahal’i yaptırır. Kendisi de ölünce buraya gömülür.)

----------------------------------------------------------------


arwen 23 Şubat 2007 23:14

Bir kasım yorgunluğu çöker
Akşamüstleri kefenine girer
Uzağım… anlarsın yalnızlığımı
Anlarsın ve sessiz bir geceye kaçarsın
Neden en çok gidenlerden oluruz
Bir yerden bir yere
Ve hep neden bir yerler kaçar bizden sessizce…
Ben sensizliğin uykusuna yatar
Kapatırım ışıklarını ruhumun
Gece haracını ister
Yağmuruyla uykularımı böler
Gözlerim kelepçelenir sözlerine
Ben bakıp da göremediğin her yerdeyim
Susup kaldığın her sözde…
Hiç göç almayan hep veren bir kent gibi ziyanım.
Yıkılmış bir ev gibi viran
Boş bir türkü söylerim
Boş bir hayale girer susarım…
Gecenin koynunda beslenirim
Haram sütünü ****** defalarca ellenmiş göğsünden
Taşlarda ezerim sesimi
Sessizliğimi böler çığlığım.
İç kanatan bir sis altında kalır koca şehir
Ben koca bir şehrin altında kalırım.
Şehrin damarlarında kan değil irin dolaşır
Mağlup bir ordu gibi yağmalanırım
Yağmalandıkça sunulurum masalara bir ****** gibi.

Bir kasım yorgunluğu çöker
Bir sözün bin susuşa gebe kaldığı an gelir
Ben…be…b…n


barış demirel


Misafir 23 Şubat 2007 23:15


Utanç



bir gün seni bir ata bindireceğim
ponilerin en küçüğüne / zira
sen küçük bir çocuksun henüz

dudaklarında iki çiy damlası
en korkuncu düşlerimin
beni en çok utandıranı
dün seni gördüm avuçlarımda
iki mandalina dilimi parmakların

-günbatımı solgun ve ölü bir yüz

koynuma seni sakladım
teninde muson yağmurları
üç beş köpük bir o kadar yosun
bağışla çocuk koyacak yer yoktu
ziyan olmadı dudaklarım

-mevsimlerden güz

şimdi;
mor saçlı bulutun peşinden koşuyorsun
mağaradaki yitik çığlıklara
belki sesimi arıyorsun
getirdiğin iki inci avuçlarında eğilerek

-eflatun giysilerle olacak ölümümüz

gecede üveyik sesleri var
bırak ellerimi gideyim / zira
sen küçük bir çocuksun henüz





Fadıl Oktay


arwen 23 Şubat 2007 23:20

Dalından kopan yapraklar gibi
Savrulup gitmeliyim rüzgarlarda
Katık olmalıyım karışmalıyım
Bana katık olan toprağa
Taze bir dal gibi fışkırmalıyım yerden
Tutmalıyım elinden aşkın sevdanın sevginin
Süzülmeliyim gözlerine
Kirpiklerinin gölge yaptığı yerden
Çınar ağacı olmalıyım kapına
Kurbanlık koyun gibi yüreğim
Adak etmeliyim kesmeliyim yoluna
Bir parmak kan olmalıyım alnına



celal aksu



Saat: 04:22

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık