![]() |
Sorgusuz Sualsiz Sevdim
|
Sevdim Ben bu dünyanın nesini sevdim Yaradan`dan ötürü yaradılanlarını sevdim Gülünce gözleri gülenlerini sevdim Sevmeye değecek herkesi SEVDİM Ben bu dünyanın nesini sevdim Gürleyen gökyüzünü, yağan yağmuru Ağaçları,akasya,ceviz,ıhlamuru Doğanın binbir güzelliğini SEVDİM Ben bu dünyanın nesini sevdim Hızlı hızlı çarpan kalpleri El ele tutuşup giden sevgilileri Şu yalan dünyada aşık olmayı SEVDİM Ahmet Başak |
Sana Aşık Oluyor Biri Kapında öyle yalnızlıklar gördümki senden önce hiç biri yaşatmadı böyle kendini acıtmadı gecelerce ağlatmadı ve ben böyle ıssızlığın çığlıklarını hç duymadım her sesi sana yordum her rengi sende buldum seni aradım duyduğum sesle avundum ama yıne yoktun ve sabahlar. gecenın teslimiydi belkide acısıydı tum tesellilerin belkide hesabıydı geçmiş koca ömrün rengim siyahtı hayat ise senin ödülün aklımdaydın yıne o sokaklarda gezerken evet belkıde sarhoş oldum gecelerce bir su damlası gibi koca denizlerde ya da bir kum tanesi yalnız kumsallarda dilimin ucunda hep sen ama yaşadığım hayalin sevda kocaman bir yalan dillere düşen bir ateş belkide yüreğimi koydum sana ben tüm benliğimle derinden öyle yırtarak öyle sırılsıklam çığlık çığlığa aşık oldum sana ben hayatımı sana verdim öylesine değil erkekçe doğmamış çocuğumuzun adını koyduk her yağmurda onu andık senınle sen sen öylece yatardın omuzuma tüm dünyaya küser ikimizde belki ölürdük o anda ama sen unuttun şimdi beni verdiğin sözleri,ne o yoksa ağladınmı ağlama ben sana hala vurgun hala aşık hala sana ait ve verdiğim sözdeyim hayata dair ölmicem ayrılmıcam hayattan sana söz verdim ama sorma sakın aslında o an öldüm o son bakışınla vurdun beni hayata bağlayan her şeyi kopardın mezarıma bakıyorum son kurşun silahımda boynumda vebalim göz yaşlarım hala yanaklarımda dönmezsin bilirim bedenin ağır kalır yaşamda belkide gitmeliyim şimdi bir daha dönmemek üzere tutamadığım sözümle bulamadığım kendimle ağlamadan yine erkekçe ölüyorum zaten ölü olan ruhum bedenimide çekiyor içine sus sakın ağlama çünki ben yine sana aşık yine sana vurgun yine seninim alıntı. |
Adım Adım Aşk !!! bir gizemdi bakışların soru işaretleri yüklenmiş kırılmış köprünün ayağı yol kapanmış belki iyot kokusu takıldı soru işareti çengeline düştü suya bir rüzgar öpüşü bir dalga teninde kanatlandı sözcüklerim deniz feneri ışığı ayaklandı kıpırdadı süt limanlığı dinginliğimin,ağırdan elin eridi elimde uyuştum soluk alışlarında gözlerinde şiirsellik mutlu gemiler yanaştı limana anlamlı imgeler aktı dudaklarının kıvrımından bana kahve gözlerin kısıldı bir köz düştü bahtiyarlığıma pembelere büründü ağaçlar köpük köpüktü bir hırka,bir çatal çaldı beni art arda vuruldum çoğaldın tümcelerimde sarmalandım an be an hırsızlar çaldı uykularımı ben yıldızları sayarken en parlağı sendin kayboldum sende yok oldum tükendim şafakla yavaş ya va ş |
bir serzeniş bir mezarlık nidası duyarsa kulakların, korkma! sevin, gül artık… O gün senin bayramın ola. sakın çıkma kimseyle bir gün ola, kol kola… avutamam kendimi, ağlar bütün gözlerim, kanatıyor kalbimi, simdi bütün sözlerin, çıkmıyor ki aklımdan, senle geçen günlerim… karanlık gecelerde, söndü ayım, yıldızım, nerde parlayan gözler, nerde kaldı ışığım? yetiş sevmiyorsan da yalnız sana muhtacım… gözler yalan mı söyler, gizler mi gerçekleri? sevdadan yoksun isen anlamazsın sen beni.. alıntı |
Senin Elinde! Disarisi gecenin esliginde karanlik ve sessiz geciyor, Yagmur yagiyor hic durmadan bir türlü dinmiyor, Rüzgar esiyor siddetli bir sekilde ortaligi savuruyor, Ilk bahardayiz ama cok soguk insanlar üsüyor, Pencereden bakiyorum sokaklar bombos duruyor. Yalniz ve ya ailesiyle cogu evlerinde oturuyor, Kimi isden gelmis ayaklarini uzatmis dinleniyor, Digerleri yataginda yatiyor elinde bir kitap okuyor, Uzaklarda simdi sabah herkez daha yeni uyaniyor, Belki bir yerlerde ac insanlar hic birsey yiyemiyor. Zaman hizli bir sekilde hic durmadan geciyor, Bir birlerine kirgin insanlar yine de barismiyor, Yarin gec olursa bir özür dilemek zor mu geliyor, Sevdiklerini kaybedenler cok mutlu mu yasiyor, Elini uzat ve hayti sen yönet bir gün zaten bitiyor......... Neslihan Kiremitci |
Mutlu Olduğunu Bilmek Yeter Bana Önce Düşlerimi aldın benden Sonra Suretini aldın gözlerimden Anılarımıda götürdün giderken Kaçar gibi gittin yüreğimden Soluduğum nefestin oysa yetim bir çocuk gibi kaldım yokluğunda Hep seni aradım karanlık sokaklarda Şimdi sen başka kollarda Ben çok uzaklarda İnşallah mutlusundur oralarda Ben ne kadar mutlu olmasamda Mutlu olduğunu bilmek yeter bana Emre Meydan |
Öksüz Çocuklar Gibi Dağların şiirini dinliyorum Gözlerimde bir tutam yaş, boynum bükük Çaresizliğim diken diken avuçlarımda Gönül kapılarım kapanmış Ne arayan var, ne soran beni Gözlerimde bir tutam yaş, boynum bükük Öksüz çocuklar gibi Ellerim, ah ellerim Böyle değildi eskiden Turnalar sunamdan söz açardı Turnalar hâlimi sorardı Dostlar gülüşürdü çevremde Acılı şarkılara ağlamazdım Yüreğim taş taş oldu sevgiden uzak Bu garip diyarın yabancısıyım Gülücüklerini kıskanır oldum çocukların Acıya, kedere, neş’eye Hey, hey! diyen kuzucukların Ellerim, ah ellerim Böyle değildi eskiden Bir bilinmez geceler gibi Adı bilinmez şafaklarda umudum Yarım elma, gönül alma Ey güzel çocuklar n’olur alın Ham meyvenin yarısını size sakladım Adı bilinmez şafaklarda umudum Gelecek günlerin neş’esine kadar Güzel oyunlarınıza katılmayacağım Bir köşede yaşayacağım Gözlerimde bir tutam yaş, boynum bükük Dağların şiirini dinleyeceğim Bir bilinmez gecede çaresiz Öksüz çocuklar gibi. Alıntı |
Aklım, İpini elinden kaçırmış bir uçurtma, Rüzgarda hırpalanmış, kuyruğu kopmuş… Rüyalarım, Rengi kaçmış bir tutam yağmur yüklü bulut, Sen nereden esersen o yana gidiyor… Engel olamadığım bir şey bu, Her rüzgarda sana savruluş…! alıntı. |
SEN SÖYLEMEDEN DE BİLİYORUM Seziyorum ki kaçacaksın, Yalvaramam, koşamam Ama sesini bırak bende... Biliyorum ki kopacaksın, Tutamam saçlarından Ama kokunu bırak bende... Anlıyorum ki ayrılacaksın, Çok yıkkınım, yıkılamam Ama rengini bırak bende... Duyumsuyorum ki yiteceksin, En büyük acım olacak Ama ısını bırak bende... Ayrımsıyorum ki unutacaksın, Acı kurşun bir okyanus Ama tadını bırak bende... Nasıl olsa gideceksin, Hakkım yok durdurmaya Ama kendini bırak bende... Aziz NESİN |
vardığım son noktasın dibe vurduğum o ansın çizgimin sonundasın orada bil sem yokluğun mu var sen mi varsın? terkedilişliğimin zirvesindesin yalnızlığımın en geniş çemberisin bildiğim en edilgen karaktersin eninde sonunda bilsem yokluğun mu var sen mi varsın? bende sonsuz savurgansın yüreğimde gamsız kavurgansın yalandan kırılgansın asıl dimdik ayaktasın kıyısında köşesinde bilsem yokluğun mu var sen mi varsın? en içten dışa firardasın anlamsızca kaçmaktasın bana kayıtsız bize riyakarsın gaybta kaybolucusun silinmekte baskın ısrarcısın yollar yıllar ardınca açılsın bensizliğe varıp kavuşacaksın bensizlikte bilsen yokluğun mu var sen mi varsın? alıntı. |
El ayak çekilince İstinye’deki iskeleden, son vapur üç defa sesleniyor ‘son kalkış’ diye.. Sonra, gün doğana dek, martıların bile o çirkin seslerine hasret bu sahilde hiç ses çıkmıyor.. Ben, bu sessizliği bozdum! Üç gün .. üç gece piyano çaldım senin için.. Gidişine!.. Copellia’dan Mavituna’ya, Hicazdan Sabâ’ya kadar, sabahlara kadar.. Duydun mu? İstinye körfezinde el ayak çekilince, adını haykırdım gözümle yarışan gökyüzüne.. Yankılar, yarıp sicime dönüşen görüntüleri, tokat gibi çarptılar yüzüme adını!.. Duydun mu? alıntı. |
Bilmezler!.. bilmezler nasıl yıkılır adam acı ile dolar yüreği feci bir ayrılık sonrası nasıl da alevlenir yalnızlıklar bilmezler nasıl da güneşsiz kalır insan gün ortasında karanlığa boğulur gözler ne yana yürüdüğünü bilmez ayaklar nefessiz kalışın tutsaklığını bilmezler yaşarken neden ölür insan umudunu yitirmiş bir zavallının kahra boğulmuş pişmanlıklarını ve terkedilmişliğini aptal aşığın bilmezler gülüp geçerler sadece hadi onlar anlamaz beni sen nasıl görmezsin hicran yaşlarımı hiç dokunmaz mısın kalbine hissetmez misin varlığımı hadi git kendini mutlu ettiğin yere tutun anlık gülücüklerin kanatlarına yüksel sahte zamanların yıldızlarına umarım çakılmazsın yerlere... İsa Yılmaz |
Git, bir hoşçakal demeden, Kapat gözlerini, görme aşık olduğun gözleri, Git, bir yüzünü göstermeden Dön sırtını, görme sana aşık gözleri Git bakalım git, aldırmadan aşk olur mu hiç, yürek acımadan,kanamadan pişer mi aş, emek harcamadan, yorulmadan kaçma,seven yüreği, dinlemeden anlamadan 'Kısmet' değil işte değil, deme bana bu sözü, değil ayrılmak kısmet, değil kavuşmamak kısmet, Gelirsen, koşarsan seversen, 'kısmet', budur herşeyin özü yanarsan, taparsan,ölürsen, 'kısmet', budur kısmet, susma söyle seviyorum de gözlerin yüreğin dilin konuşsun durma koş sarıl seviyorum de ellerimiz,gözlerimiz,yüreğimiz buluşsun Satılmış Turgay Karabacak |
DİLE KOLAYDIR Akılsız diyerek dost beni taşlar, Artık adam olmak dile kolaydır. Ne bilsin belayı belasız başlar? El davulu çalmak dile kolaydır. Kim istemez nazlı yari sarmayı? Kim istemez her gün bayram görmeyi? Çocuk bile bilir akıl vermeyi, Hak'ka secde kılmak dile kolaydır. Evim yok, barkım yok, sermaye sıfır, Vücudum müslüman, kaderim kafir, Sağımdan, solumdan yağıyor küfür, Gayri rahat bulmak dile kolaydır. Ömrüm oruç geçti, bayram görmedim, Mevla'm ayak vermiş, bir gün gitmedim, Çok ham yetiştirdim, kendim yetmedim, Kayadan su almak dile kolaydır. Mahzuni Şerif'im zordur bu dünya, Düşünce görülür Hanyayla Konya, Ne İngiliz koydum, ne de Almanya, Gayri insan kalmak dile kolaydır... Aşık Mahzuni ŞERİF |
İSTERSEN HİÇ BAŞLAMASIN İstersen hiç başlamasın Bu hikaye eksik kalsın Onca yaraların ardından Yeni bir aşk yaratamazsın Örselenmiş bir çocukluk İşte benim bütün hikayem Kaç sevda geçse de yüreğimden Bu yıkıntıları onaramazsın İstersen hiç başlamasın Geç kalmışız birbirimize Yanlış kapılarda geçmiş bunca yıl Dönemeyiz artık ilk gençliğimize İstersen hiç başlamasın Söz verelim kendimize Murathan MUNGAN |
Gözlerin, Vahşi bir şimşek gibi Ruhuma Derin yaralar açan… Ellerin Kurşundan ağır, Sineme vurduğun, Silinmez izleri Bırakan… Kırgınım … Oysa, Sevgi, Dürüstlüktü, İstediğim… Yakışmadı… O lugat… Asaletine Boyuna Posuna… Suskunum sana….. Gülayşe Ulusoy |
Söz vermiştin Hani bana bir söz vermeni istemiştim gözüne göz değdiğinde içindeki sıcak duyguların kanını ateşlediğinde ilk bana söyleyecektin söz vermiştim... ama söyleyecek kadar yürekli olamadın ya beni aptal yerine koydun yada kendinin aptal olduğunu fark edemedin... nuran bektaş |
Ağır Şiir En ağır işçi benim.. Gün 24 saat seni düşünüyorum.. Ümit Yaşar Oğuzcan |
ANDIKÇA Ne zaman seni düşünsem içim ürperir, Seninle geçen her saat, her gün gelir aklıma. Bir akşam vakti gelir, bir deniz kıyısı gelir, O eşsiz hatıralar bütün gelir aklıma.. Ne yapsam unutamam yaşadığımızı, Sevgindi sevgilerin en yalansızı, Şimdi nerde bir gül görsem kırmızı, Dudaklarımı uzun uzun öptüğün gelir aklıma. Bir çıban büyürcesine ortasında gecenin, Dolar yüreğime hüznü seni sevmenin, Dünyada ne benim yerim var artık, ne senin Ağlarım başucunda, ölümün gelir aklıma... Ümit Yaşar Oğuzcan |
Kendimden yoruldum.. Sürekli maske takmaktan, İçim kan ağlarken, İnsanlara gülmekten yoruldum... Çok sinirliyken bile, Sakin olma zorunluluğundan yoruldum. Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü, Gamzelerimi göstermekten yoruldum.. Bağıra bağıra ağlamak isterken, Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum. İçimde deli gibi çağlayan aşk varken.. Dağlara taşlara haykırmak varken Sesimi içime çekip, Susmaktan yoruldum.. Gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken Siyahın esiri olmaktan yoruldum.. Kendimden yoruldum Hep güçlü olmak ne kadar zordur; Hep sorumluluk sahibi olmak, Çocukken genç olmak , Gençken olgun olmak Kimlik değiştmekten yoruldum.. Çabuk tükettim Umutlarımı Yarınlarımı Duygularımı.. Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim Yine kurulmuş sahne Başrolde ben Yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske Konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı Ha bide Oyunun adı var ;Hayat Gülüyorum yine zorunluluktan.. Bu kaçıncı rol alışım bu filmde Alışılmış senaryolar bunlar.. Acemi mi sandın beni hayat!! Ben her gece bu sahnenin müdaviniyim Hadi bırak mutlu olma tasasını Yapışmış alnımıza Hayatın kavgası Düş yakamdan hayat!!!.. Oyunumu oynarım Sahnemi kapatırım Ölümdür sonuma yakışan Bilmezmisin!... En çok ölülerdir alkışlanan.. Alıntı |
Aynalar Harmanım ben harmanım Kırk satırlık fermanım Yok dizinde dermanım Eyletmen beni Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar İster anam darılsın İster babam darılsın Vuran elim kırılsın Hüznüm sizde görünür Saçım beyaz örülür Yaşarken de ölünür Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar Yüzümde hep çizgiler İçimde hep ezgiler Uçup gitti seneler Eyletmen beni Söyletmen beni Ağlatman beni Aynalar aynalar (alıntı) |
Tepedeki Çimenlik Tepedeki çimenlik Yalınayak dolaşarak Yemyeşille masmavinin ortasına uzanarak Hayaller kurarak Rüzgara savurarak Vazgeçmek birdenbire Herşeyden vazgeçmek Tepedeki çimenlikten Seyreylemek şu alemi Küçülmüş ufacık olmuş insanların alemi Bir buluta tutunup Bir kuşun kanadına takılmak Vazgeçmek birdenbire Herşeyden vazgeçmek Sadece gökyüzü Sadece deniz Sadece sen ve ben Sadece sevgi Hepsi bu (Alıntı) |
ve yağmur yağıyordu geceye… (Yaprak mıdır yaşama bağlanmak için dala sıkı sıkıya tutunan yoksa dal mıdır delice esen sonbahar rüzgarlarına inat yaprağını bırakmayan) Gittin Son yolcusu gibi binerken vapura bir yerlerinden tutabilmekti tek isteğim, yüreğine uzanan ipi kopmadan ve ayrılıklar değmeden Ne kadar da kolay ve çabuk döküldü gece uykularından sıçrayan çocuk hüznü gözlerimden yaşlar Şimdi ışığı çalınmış odalarda gözyaşı ile çiziliyor resimler Gittin Yıldızlara küs, Ay’ın karanlık yüzü vardı aramızda Kayıklar koşuyordu kurtulup iplerinden denize Acı ve hüzün taşıyan bulutlar toplanmış ve yağmur yağıyordu geceye (Sonbahar mıdır ayrılıklara güneş gibi doğan her yıl değişmeden yoksa ayrılıklar mıdır sonbaharı bekleyen) Gittin Ne kadar da kolay ve çabuk oldu gidişin bir kez dahi arkana bakmadan Çiçekler gibi tomurcuğu patladı ayrılığın üşüten bir rüzgardır şimdi yüreğime değen Aynı suça ortaklık edip takvimler ayrılık gününe takılı dört bir yandan tüketiyordu zamanı akreple yelkovan Oysa, değişmeyen bir maviye sevdam ve bin yıllık yalnızlığım vardı hiç eksilmeyen Gittin ‘yarıda kalmış bir cümle gibi’ (Son yaprak da bıraktı kollarını) Gittin Yağmur yağıyordu geceye alıntı |
Yağmur Bugün yağmur Bir kadın saçıdır Yeryüzüne Dökülen Upuzun ince ince karanlık kokulu Sen ki aşkla aldatıldın Yüreğin taş parçası Dinle yağmuru dinle Teselli bul türküsünden Her şey olur Her şey büyür Her şey geçer Hayat kalır (alıntı) |
Karanlıkta yıldızlar batar batar ağlarım Güne doğan güneşle, umut ile özlerim Mavi yeşil gözümü, korlar ile dağlarım Bir sevda masalında seni arar gözlerim Kalabalık içinde ıssız kalmış geçmişim En güzel gülleri, yine sana seçmişim Bir türkü tutturup, hayatımdan bezmişim Bir sevda masalında seni arar gözlerim Bir mum yakıpta yarına umutlar yazarken Kürekle toprak atıp, mezarımı kazarken Issız adam misali, yine yalnız gezerken Bir sevda masalında seni arar gözlerim Özlem oldu duygular, yüreğimin içinde Hayalin gözlerimde, her gün başka biçimde Senin için kalbinde, belkide bir hiçimde Bir sevda masalında seni arar gözlerim Gölgeler hep peşimde, yalnızlığım olmuşlar Tek hayalim umudum, aşkımada konmuşlar Güneşin sıcağında, umutsuzca donmuşlar Bir sevda masalında seni arar gözlerim Son harfi hecelerken, dudağımda sözlerim Bir gölge gördüğümde, sensin diye izlerim Gölgeler gerçek olsa, çözülsede dizlerim Bir sevda masalında seni arar gözlerim Vedat Okkar |
Parmaklıklar son acil durum araması beklemeye alınan yıllar dile gelmek istemeyen korkular bir ben mi karşılamak isteyen ölümü otogarda ölümü bekleyen bir ben mi valizimde söylenememiş sözcükler, birbirini suçlayan yalanlar, beni aşağılayan günahlar, bir ben mi rahatsızım güneşin doğmamasından, hayatıma kumar oynamalarından, kemik atıp koşmamı beklemelerinden, sonu gelmeyen merdivenlere tırmandırmalarından, kabuslardan uyanmak istemeyen bir benim artık, bilinçli bilinçsizlikler itince karanlığa, korkudan yapılmış huzurlu yastığımdayım, gözlerimi dikmiş parmaklıklara, kulaklarımdan çınlayan nefret ezgisiyle, geçmişi aramaktan yeni günü geçmiş sanmışım, bir yudum hayatı depresyon haplarıyla süslemiş, son kez bir kelebeğin doğmasını ve ölmesini bekliyorum Seyda Özdemir |
Tane tane tanem Nazlanmadan sessizce sallanan Kilometre taşlarım Seneleri yutarken Zamansız değer Şarkıların tenime Hicran yinede kucağına alıyor, Şimdilerimde Tek dünya dönüyor Ayyaş olan bense Dönerken saçlarımı savuramadım tenine Aşkımsa, Hala semâzenlerin Eşiğinde Ellerini açmış duada Kara inciler dökülüyor Tane tane tanem, Şarkılarım değseydi Tenine Son defa dokunsaydım Artık kelebeklerin yok Papatyanın üzerinde Aşk ağlıyordu Sağanak yağmurun Koşturmalarında Ben hala dönemiyorum… BERNA ÇANKAYA |
DEDİKODU Kim söylemiş beni Süheylâ'ya vurulmuşum diye? Kim görmüş, ama kim, Eleni'yi öptüğümü Yüksekkaldırım'da, güpegündüz? Melâhat'i almışım da sonra Alemdar'a gitmişim, öyle mi? Onu sonra anlatırım fakat Kimin bacağını sıkmışım tramvayda? Güya bir de Galata'ya dadanmışız; Kafaları çekip çekip Orada alıyormuşuz soluğu; Geç bunları, anam babam, geç; Geç bunları bir kalem; Bilirim ben yaptığımı. Ya o, Muallâ'yı sandala atıp, Ruhumda hicranın'ı söyletme hikâyesi? Orhan Veli Kanık |
SABAHA KADAR Şu şairler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak için, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: "Aç pencereyi; Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar." Orhan Veli Kanık |
gözlerim kalabalıklardan birini arıyor yaşamadığı masalı yazmak için tarifi yok bir heyacanki buldu bulacak dizelerime konu o kalbimi esir alıp giden yüzü güzel gülüşü güzel sesini bilmem senin için sadece gözlerine bakardım o özlediğim gözlerde kendimi arardım ah yanımda olsan başımı omzuna koyup duymak istediklerimi sıcak nefesinden duysam Şimşek Acar |
Özlem Sonra Özlem özlemmiş Çekilen acılar hayattan Geri gelen sevmekmiş Geri kalan hayattan Bir yanımız özlem Hayatta geri kalmak Sevdiklerinden Sevmeden Geri kalmak Özlem sonra Hamza Şenyurt |
Kırık zamanların, Kırık cümlesiyim, Parçaları eksik, Kelimeleri yitik… Parçalanmış yalnızlığın, Son ezgisiyim. Dudaklardan çıkan acı sözlerin, Kulaklardaki yankısıyım… İnim inim inleten, Ayrılığın adıyım. Bende ki sancısıyım, Sende ki varlığıyım… Yitik kentin, Buruk insanıyım. Hüznü sırtlamış giden yolcuyum, Gönül dergahından… Ayaklarımın beni sürüklediği yerde, Son notayım bestende… En son anın, Bir önceki vaktiyim. Gözlerdeki yaşların, Akmasına neden olan zalimim, Adım; aşk, sevda, hüzün, elem... Yaralı bir gönlün, yarasıyım belki de… Yara almadan, Yaralamıyor ki insan… Yolların sonundaki bekleyenim, Adımlardaki ürkekliğim. Yüreklerde yer edinmiş, Sevdanın adıyım... Senin özünüm, Kendimin sözüyüm… Ülkemsin bende, Gurbetimsin içimde, Saklı halan her bir cümlemde, Kırık kelimelerimsin. Parçalı ve yitik… Kırık zamanların, Kırık cümlesiyim, Parçaları eksik… Bende hep bir yanım eksik, Hep öz yanım eksik, İçimdeki ben, Hep sana yenik… Kırık gecelerde, Kırık hayaller kuruyorum sana dair… Bu kırık yürekte, Kırık mısralar yazıyorum sana dair… Parçalı anlatımların, Parçalanmış insanıyım… Sana dair yazdığım onca mısrada; hep bir cümlem eksik.. eksik kalan cümlelerin, beni bu kadar eksik bırakacağını bilseydim… Alıntı |
'' Sen üzülme diye satır aralarına ördüm yokluğunun sancılarını... Duyup ağlama diye bir saçak altına sığınıp Şimşek gürültülerinde yutkundum sensizliğin çığlıklarını...'' Yüreğinde bir bahar göremeden, kanayan yaralarımı iyileştirmeden çekip gittin... Gitmeliydin, hiçbir zaman dönmeyecek şekilde yüreğimde sana dair ne varsa alıp gittin... Gittin diyorum hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen... Evet, bu cümleyi kurmamak için ne savaşlar verdim yüreğimin hücrelerinde bir bilsen... Seni üzmemek için acılarımda demlenmiş bu cümleyi hep erteledim dudaklarımdan... Yalnızlığında depreşen yaralarımı görme diye kalemi kırdım... İsmini anan dudaklarıma kilit vurdum, seni üzecek tek bir kelime söylemesin diye... Sen varken taze tomurcuklar açan kelimelerim, yokluğunda paslansın istedim... Sen benim canımdın, sana ve gözyaşlarına kıyamadım işte... Sana acı vermemek için, yüreğimdeki ''senden'' kaçtım... Senin olduğun her yerden uzaklaştım... Hayattan, bu satırlardan kısacası her şeyden kaçtım... Unutmak için değil, senin gidişini kendimden gizlemek için... Gitmelerini erteledim yüreğimin kıyılarında... Bitkisel hayata girmiş varlığını, kendi soluğumla yaşatmak istedim... Soluğu tükenmiş bir cana, ''canımı'' verircesine yokluğuna anlatan kelimelerden kaçtım... Canımdan canımı koparıp, biraz daha varlığında gülümseyebilmek için Kendimi seni hatırlatan kelimelerle avuttum... Kendimi ''yalnızlığımla'' aldattım... Gidişlerine kaç kuyruklu yalan uydurdum... Kaç kez kaçınılmaz bu gerçekle aynalarda yüzleşmekten korktum... Hiçbir zaman dillendiremedim senin gidişini hatırlatan kelimelerle... Ama yutkunamadım, dudaklarıma kilit vuramadım işte... '' Hiçbir zaman yüreğime gelmemiştin sen...'' Gece olup herkes evine döndüğünde anladım, senin bir daha dönmeyecek şekilde gittiğini... Gittin, hiçbir zaman geri gelmeyecektin…. Varlığındayken her gece aradığın vakitlerde, ben hala sen ararsın diye seni bekledim sen kokan köşelerde... Seni beklerken karanlıklarla oyalandım biraz, körebe oynadım zamanla... Kovalayan yalnızlıktı, ben ise sana ve varlığına kaçan oldum... Hep yokluğuna ebe oldum bilmediğim oyunlarda.... Gözyaşlarımı avuç içlerimde saklayıp, seni bekledim işte zamanın kör saatlerinde... Seni götüren tarihi alnımın ortasında bir mıh gibi çaktım... Ve hala gittiğin günde hala bıraktığın yerdeyim… Bir gün gelecekmişsin gibi seni bekliyorum sen kokan köşelerde…. Hatırlar mısın bilmiyorum, senden önceki terk edişlerimi yazdım sana... Acılarımı katık yapıp aynı sofrada paylaşmadık mı seninle... Hüznün içinde umutsuz kaldığımda ''Pes etmeler bize göre değil, yılmakta öyle... Şimdi hadi tut ellerimden... Gir hadi yüreğimden içeri böyle hüzünlü olduğun zamanlar... Orada cennetten bir köşe var senin için... Kuşlar, çiçekler, kelebekler... Orada biraz mutluluk doldur yüreğine, huzur doldur... Sığınağın olsun orası, sığındığın... İçinde akan derede yıkan ve sıyrıl tüm acılarından. '' satırları geliyor dilimin ucuna... Yüreğim ise her satırında seni arıyor... Susup bakakalıyorum senden kalan tek hatıra bu satırlara... Huzur arıyorum gözlerindeki mutluluk ülkelerinin baharlarında... Sığınak arıyorum yalnızlığın ayazlarından kaçıp yüreğimi ısıtabileceğim... Seni arıyorum lakin, yüreğimde bulamıyorum... Ruhum gitti derken yüreğim kabullenmiyor gidişine... Ruhumla kalbim arasında tek başıma kaldım... Gittin mi, yoksa giden sadece mevsimler miydi bilemiyorum... Bildiğim tek bir şey var ... Yalnızlığında yetim, karanlıklarda sensiz kaldım…! |
Şimdi gidiyorum.. Seni sevmediğim için değil, Aksine seni çok sevdiğim için gidiyorum.. Sensiz yaşayamayacağımı anladığım için gidiyorum. Söküpte kalbimi kendi ellerimle, Kanaya kanaya gidiyorum.. Yüreğimin kanı gözlerime vuruyor.. Damlıyor yavaş yavaş ciğerime.. Kızma bana.. Gücenme!.. Sanmaki mutluyum, Sanmaki mutlu olacağım sensiz.. Ama sen hep mutlu ol.. Dayanamam gözlerinde karanlıklar görmeye.. Tebessüm hiç kimseye yakışmamıştır bu kadar.. Hiç kimsenin gözleri değil böyle ışıl ışıl Ki ben destanlar yazabilirim, Ki ben yazılamayan şiirleri yazabilirim gözlerin üstüne.. Şimdi gidiyorum.. Sanmaki istediğim için.. Sanmaki başka göz değdi gözlerime.. Sanmaki aklıma düştü bir yaban çiçeği.. Senden başka isim yok yüreğimde.. Çok istedim oysaki, Uzatıpta sana ellerimi "NE OLUR GEL BENİMLE " demeyi.. Diyemedim.. Biliyorsun ki kilitlemeliydim dilimi.. Bunu dilemek acı verecekti çünkü.. Namludan fırlayan kurşundan farksız olmayacaktı.. Dileğim seni yaralayacaktı.. Çaresizliğine bir düğümde ben atmış olacaktım.. Kanayacaktın.. Biliyordum ki, İmkansızdı benim olman.. Sen zaten hiç benim olmadın ki.. Ben hep öyle sandım.. Ben kendi kurduğum hayal dünyamda yaşadım. Biliyordum ki sen kafeste bir turna Bense yabani bir kırlangıçtım.. Yoktu yerim yurdum.. Konana kadar kafesinin üzerine.. Alıntı |
Senin İçin Ağlarken… Hazan mevsiminde, Duygularıma hüzün yağar… Damla damla yüreğimde, Senin için bir ben ağlar…. Kaybolurken yüreğim sende, Gözlerim hayaline bakar… Yanmışken can bu tende, Senin için bir ben ağlar… Kuşatılmışken evreninde, Evrenim sana bel bağlar… Solarken yüreğim yüreğinde, Senin için bir ben ağlar… Bir peyk olurken çevrende, Yıkıldı hicrandan bu dağlar… Usul usul solarken gölgende; Senin için bir ben ağlar… Arar dururum seni her demde, Birer birer düşerken yapraklar… Yüreğimin erişebildiği her yerde, Senin için bir ben ağlar… Köpük köpük eritirken zaman, Bu can sende sonsuzluk arar… Senden uzaklaştığım her an, Senin içinde bir ben ağlar… Yücel Demirtaş |
Her şeyin anlamı seninle varmış, Renklerin parlaklığı Çiçeklerin güzelliği Duyguların yoğunluğu senin içinmiş. Tüm zerrelerinde sen varsın Adın sıcaklığın kokun içime sinmiş. Varlığınla anlamlıymış Hoşgörülüğüm sonsuz sabrım. Seninle çok güzelmiş Hayata bakış açım. Şimdi eskide kaldı Bütün bu anlattıklarım. sensizlikte kayboldum Ben sadece mazide varım. Güneş doğmadı umutlarımın üstüne Aydınlanmadı dünya gittiğinden beri Işık saçmadı doğan yeni gün Etraf karanlık renkler ise gri. Hafızasını kaybetti Yokluğuna çarptı benliğim Sokaklarda amaçsızca dolaşan Zincirlik bir deli’yim. Senden sonra unuttum kimim ben adım neydi. Gel de hatırlat bana mutluluk nasıl şeydi. sonsuzlukta bir hiçim, etiketim adım yok, gittin gideli candost, huzurum yok tadım yok. ..İlker murat çinitaş. |
Korksun karanlıklar 1 aldırmalıyız birbirimize eğer seviyorsak birbirimizi sen anmalısın anmalıyım ben seni 2 yer yüzü sana da bana da yeter ne sen öteki ol ne ben öteki düşmeyelim karanlık tuzaklara yüreğim ol yüreğin olayım yeter ki kapılmayalım kirletilmiş bulanık akıntılara ve yeter ki kardeşim sen iste aşka aşkla tereddütsüz koşayım 3 ne ki ayrı dünyalarda yaşasakta farklı farklı yıldızlar olsakta ya da sevda adına yansakta bitirmemeliyiz kardeşim konuşmalıyız solumalıyız durmaksızın düşüncelerimizi açık açık yalansız dolansız insanlığa tertemiz anlatmalıyız necmi dayan |
yanımda sen Diğer yanımda Sevdamın nehri İkinizin ortasında ben Öksüz çoçuklar gibi Koparır çiçeklerimi kolların Sarartır yapraklarımı sıcaklıgın Bir yanda nehri sevdamın Keser aydınlıga uzanan yollarımı Bir yanımda sen Beni için için bitiren Diyer yanımda Rüzgarları sevdamın Acıları üstüme tükenen Ne kurtarırım yakamı senden Ne gece bilirim Sevda nehrinden Alıntı |
Bir Veda Havası Vakit tamam, seni terk ediyorum. Bütün alışkanlıklardan öteye... Yorumsuz bir hayatı seçiyorum. Doymadım inan, kanmadım sevgine. "Güçlü biri değilim ben. Hiçbir zaman da olmadım. Ama güçlü bir karar vermem gerekti kendimi korumam için, güç bir karar vermem gerekti, verdim. İçimde yıktığın onca şeyin intikamını alır gibi gidiyorum şimdi. Senden öcümü alır gibi. Paramparça ettiğin hayatımın her bir parçasını senden koparıp geri alır gibi. Kendimi bütünler gibi, bizi parçalıyorum. Vakit geldi. Seni terk ediyorum." Korkulu geceleri sayar gibi, Birden bire bir yıldız kayar gibi, Ellerim kurtulacak ellerinden Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi. "Yenilerek zafer kazanıyorum. Parçalanarak tamamlanıyorum. Seni canım gibi severken, senden vazgeçiyorum. Seni kendimden çok severken, kendimi seçiyorum." Aşksa bitti, gülse hiç dermedik Bul kendini kuytularda hadi dal Sen bir suydun, sen bir ilaçtın. Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal. "Sen ve benden bizi yaratmaya çalıştım ben. Sana kendimi adarken, sen hep ayrı kaldın içimde. Kendini sakladın. Yaklaştırmadın yüreğine, duvarlarını yıktırmadın. Ben ne kadar sen oldumsa, sen de o kadar sen kaldın. Biz olamadık; sen kaldık. Biz olarak verdiğim savaşı, ben olarak bırakıyorum şimdi. Şimdi senden vazgeçiyorum. Şimdi bizi terk ediyorum." Vakit tamam seni terk ediyorum Bu incecik bir veda havasıdır Parmak uçlarına değen sıcaklık İncinen bir hayatın yarasıdır. "Güçlü biri olmadım ben. Sanma ki kolay olacak benim için sensiz yaşamak. Sanma ki göğüs gerebileceğim sensizliğin acılarına. Aldığım her nefeste seni içime çekerken, sanma ki hiç anmayacağım adını. Sanma ki yaşayabileceğim. Sanma ki bir hayat kurabileceğim." Kalacak tüm izlerin hayatımda Gözümden bir damla yaş aktığında Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan Kan tarlası gelincik şafağında Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım Vur kendini korkularda hadi al Seninle bir bütün olabilirdik Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal... Yusuf HAYALOĞLU (Alıntıdır) |
Seni Seviyorum Hadi Gel Artık......... Sarılayım Sana Öpeyim Gözlerinin En Derininde Kaybolup Tebessümünle Kendime Döneyim......... Gel Artık Çünkü Bitmez Bu Özlem Ben Seni Seninleyken De Özlüyorum Gel Seni Seviyorum......... SENİ SEVİYORUM!......... Alıntı |
Seni Yaşamak Seni her özlediğimde sevgilim, Gökyüzüne bakıyorum; Göğün mavisinde gözlerini görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Denizlere bakıyorum. Ufuğa bakınca mucizeni görüyorum çünkü. Seni her özlediğimde bir tanem, Kuşlara bakıyorum. O kanatlardaki özgürlüğünü görüyorum çünkü. Ve aşkım, seni her özlediğimde, Adında isyan ediyorum. Seni özlemek istemiyorum ben, Ben seni yaşamak istiyorum, Seni her özlediğimde sana bakmak istiyorum Ve seni sende görmek sadece Behçet Necatigil |
İstanbul´umla gel! .. Gelirken biraz hava koy cebine Diğerine de yosunun yeşilini. Dalgaların sesini eklemeyi sakın unutma! Geleceksen eğer; İstanbul´umla gel bana! .. Vapur sesleri çığlığını, Martılar selamını sunsun Çamlıca´dan seyrine daldığımız manzarayı da getir. Büyükçekmece´nin sahilini, Kızkulesini de sırtına al ve gel. Benim yokluğum bir dert, Bir de sensiz masum kalmasınlar... İstanbul´umla gel bana! .. Vapur sesleri çığlığını, Martılar selamını sunsun Sibel Uygun |
Sensizlik Bir muamma,bir kayboluş, Bir kendini bilmezlik,sensizlik... Bir giyotin,yüreğimi damarlarımdan koparan, Ve parçalayan,dağıtan,acıtan, Avunabilirdim oysa gittiğinde bende bıraktıklarınla, Beni kahreden ve canımı yakan, Belki suskunluğun belkide sensizlik. Yaşadığın şehirde gülüp eğlendiğin,sonra kalkıp gittiğin, Bir kaldırım taşına süremedim elimi, Sen vefasızlığı seçtin,ben narınla yandım, İçimi titreten bir sağnak yağmurla gittin, Ardında bıraktığın tek hediyen,sensizlik. Tutabilmek ne mümkün seni avuçlarımda, Sen böyle çırpınıp kaçmak isterken, Yollarına çıkmak,yalvarmak ne fayda, Beni boğan,kemiklerimi birbirine geçiren, Karanlık ve soğuk bir kabir sensizlik. Ah be canım, O taş kalbin biraz olsun incinseydi, Ve hissedebilseydin usul usul çöküşümü, Olmasaydı benimde iki seçeneğimden biri rezilce ölüm, Diğeri çırpınırcasına sensizlik. Mustafa Aksoy |
Bir an daldı gözlerim Aynı yerdesin, … yine yerde. Bazen yaklaşır bazen uzaklaşırsın Ey Feri, bir an gelir kalbime göçersin. Bir an’sa kalbimden düşersin. Bazen olur İstanbul’u gezersin gözlerimle, Bazen olur karanlık bir odada beni özlersin. Belki bilinmez bir yerdesin, Belki de ellerimin içindesin. Yeni bir yerdesin, … yakınlarda bir yerdesin. Gönüldendir; bir hecesin, bir kelime Ey Feri, mademki şikâyet edersin. Nerdesin? Kalemdendir, bir hecedesin, bir kelimede Ey Feri, mademki şiirdesin Öyleyse nedensizsin İşte bir sır olduğun gözlerin. Belki bilinmez bir yerde, gözlerimdesin. Aynı yerdesin, … yine yerdesin. Cengiz Okçu |
Beni hep şiirlerde dinliyorsun her daim aranan, özlenen olsun ki, aşk olsun.. yalnızsız nasıl olur? tek kanatlı kuşlar gibi mi? mutlu gözlerle maviye,yeşile farketmez,nasıl olsa tüm renkler de güzeldir sevince...... her özlemde koşarak gidip,dönüşünde hüznü yaşadın mı hiç? düşündüm de beni degil, sana olan sevdamı da mı sevemedin? sevemedim demek, bu kadar mı zor geldi sana? sevemedim de.... mek....... Eda Barutçu |
SANA NE YAPTILAR O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım Saçların uzundu omuzlarına akardı Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından Onlar mı kestiler sen mi kısalttın Gülerdin içimize aylar doğardı Görünmez dağların arkasından Eski gülümsemeni beyhude aradım O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişin birden tanıyamadım Bir çay içer misin yoksa kahve mi Kibritim yok demek cıgaraya başladın Ellerin de titriyor bir şeyin mi var Böyle bir kız değildin sen eskiden Sana ne yaptılar sana ne yaptılar Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişin birden tanıyamadım Attila İLHAN |
Bekledim Seni Gelirsin Diye.. Ben seni yağan her yağmurda bekledim Üşüdüğün her anında yanında olayım diye Yalnızlıktan teni üşüyen kedi misali Bekledim sahillerde seni.. Ben seni her yağan yağmurda bekledim Üşenmedim,şehrin gecelerinden bıkmadım Her istasyonda,her durakta,her ıssız sokakta Bekledim canım seni Çıkıp gelirsin ansızın diye Ben seni ağustos sıcağında kavrulurken, Çiçekler hasretle beklerken yağmuru Özlemle bekledim Bir damlaya susamış serçe misali Kanatlarıma binmişken elemin yükü Ben seni öyle bekledim Gelirsin diye.. Abdulhamit Güllük |
ÜÇÜNCÜ ŞAHSIN ŞİİRİ Gözlerin gözlerime değince Felaketim olurdu ağlardım Beni sevmiyordun bilirdim Bir sevdiğin vardı duyardım Çöp gibi bir oğlan İpince hayırsızın biriydi Fikrimce ne vakit karşımda görsem Öldüreceğimden korkardım Felaketim olurdu ağlardım Ne vakit maçka'dan geçsem Limanda hep gemiler olurdu Ağaçlar kuş gibi gülerdi Bir rüzgar aklımı alırdı Sessizce bir cıgara yakardın Parmaklarımın ucunu yakardın Kirpiklerini eğerdin Bakardın üşürdüm İçim ürperirdi Felaketim olurdu ağlardım Akşamlar bir roman gibi biterdi Jezabel kan içinde yatardı Limandan bir gemi giderdi Sen kalkıp ona giderdin Benzin mum gibi giderdin Sabaha kadar kalırdın Hayırsızın biriydi Fikrimce güldü mü cenazeye benzerdi Hele seni kollarına aldı mı Felaketim olurdu ağlardım Attila İLHAN |
BULUŞMAK ÜZERE BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım Can Yücel |
| Saat: 16:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık