![]() |
Aşk Mevsimi Bahar dallara konmuş Aşk bülbülleri öter seherlerde Deniz, masmavi nemli gözleriyle bakar Dalga dalga sevdâ vurur rıhtımlara Güneşin ışıkları şefkâtle okşar bulutların bembeyaz kabaran saçlarını Aşk mevsiminin esen yelleri yalar dağların yamaçlarını Tabiat, çiçek desenli elbisesini giyer rengârenk Ağaçlar yemyeşil bir renge bürünür Kuşlar aşk nâğmelerini yayar etrâfa binbir âhenk Nehirler sarmaş dolaş olur sevgiyle köpürerek Gözlerim, gözlerinde yeşerir aşkına kanarak Sevdâna bulanır yüreğimin dört bir yanı Aşkı ben gözlerinden içerim yudum yudum Buluşur ellerimiz bir çift güvercin misâli Kanatlanır sevgimiz, bir kuş gibi yükselir göklere Sevdâ yağmurları yağar alev alev tutuşan çöllere Aşkınla yanar kavrulurum, karışırım küllere (16 Ocak 2007/ İstanbul) Timur İlikan |
İtiraf ettim kendime dün gece Gösterişli kelimeler kullanmadan Sözümü kesmeden dinledim sessizce Sustum soru sormadan Kendimi seviyorum dedim önce Özür diledim ardından Üzdüğüm için günlerce Unuttum dedim hepsini Bir defa gülünce caner yatan |
Garip Türkü Yolun yarısına geldim Hem ağladım hem de güldüm Gonca oldum gül açıldım Hazan vurdu erken soldum Ağla kara gözlüm ağla Al üstüne kara bağla Gelmez isem bağrın dağla Gurbet elde garip oldum Bülbül gibi düştüm zara Bu yarayı kimler sara Var git kabristanda ara Anla ki ben bugün öldüm Ömür geçiyor durmadan Halimden haber sormadan Düşümü hayra yormadan Ölümü hakikat buldum Latif Öz |
Bir kalem olsam! ... Seni yazardım deryalara Yıldızlara, güneşe ve aya Koşardık seninle Yelken açardık sevdalara Bir kalem olsam! ... Seni yazardım unutulmaz sevdalara Bir defter olsam! ... Seni çizerdim tüm sayfalara Okyanusa, bulutlara, yeşil ağaçlara El ele binerdik aşk gemisine Açılırdık sonsuzluğa Bir defter olsam! ... Seni çizerdim sevdalı yüreklere Bir güvercin olsam! ... Kanat çırpardım yüreğine Sevgine, aşk dolu sözlerine Diz dize otururduk hasret pınarına Akardık su misali yanan yüreklere Bir güvercin olsam! ... Sana uçardım tüm sevgimle Bir güneş olsam! ... Sana doğardım hasretimle Özleminle, yanan yüreğimle Seni ısıtırdım dünyanın yerine Çiçekler yerine sana hayat verirdim Sımsıcak nefesimle Bir güneş olsam! ... Sana gülerdim dim tüm sevgimle Ama ben........ Ne kalem, ne defter, Nede güvercinim Nede dünyaya hayat veren güneşim Bir garip Morpheu'um sana tapan Aldım yüreğimi elime Sana geliyorum Belki aşk dolu kalbine Kabul edersin diye........ mustafa yiğit |
Angelir Ölürüm Bende an gelir ölürüm bende kalmaz bakışlarımdaki manada manasızlıkta silinir ismim hatıralardan gecenin kör bir yerinde an gelir ölürüm bende dostların aklına düşerim bazen anar geçerler bir fısıltı olurum kaldırımlarda sabahın ıssız seherinde an gelir ölürüm bende ardımda kalanları dağıtırlar fakire fukaraya sanki günahlarıma bedel olacakmış gibi ne seviştiğim ******ler ne onların kokusu bir tek yazdıklarım kalır geriye an gelir ölürüm bende iyi adamdı derler yada içlerinden küfrederler rüzgar olur eserim bir çift ağacın gölgesinde an gelir ölürüm bende aşıktı derler sevmişti derler lakin fayda etmez sevgide aşkta ölüme an gelir ölürüm bende kaybolurum azrailin kan kırmızı pençesinde Fatih Çınar |
Gidelim gidelim gidiyorum ben bir cevherli yola gelin gardas hep beraber gidelim olurya belki kabede veririz mola gelin dostlar biz bu yola gidelim soyle bak etrafina alemde gark ol sevgi sevkat merhametle ask dol bir daha gecmez ele bu kiymetli yol gelin canlar biz bu yola gidelim istedigi sadece dogruluktur bizden vaz geciyor tovbeyle her kotu izden hic birsey istemiyor hak teala sizden gelin gardaslar hep beraber gidelim yasar kulun canim feda senin yoluna allahim merhamet et aci kuluna sesleniyorum evlisine duluna gelin gardas hep beraber gidelim neden bakmaz o kor gozler gunese aya hadi onlari gormedin bak akan su caya pisman olup kalirsin bak sonra yaya gelin canlar biz bu yola gidelim daha ne beklersin kitabullah yeter daha ne beklersin habibullah yeter daha ne beklersin yuce allah yeter gelin kullar biz bu yola gidelim 13-12-2005 yasar gurlek rotterdam hollanda Yasar Gurlek |
Sis ve portakal mevsimi omuzlarında yanan ateşi körükler izzetiyle gözlerinde emr-i bil maruf kuşları portakal mevsimine uçar elleri körlük aptallığın senedine yazılmış tarihtir şaklar kırbacı şırak şırak şırak mevsimler bilindik öykülerdir elbet zarına sarılmış solucanlar anlatacak seçilen bir sistir zaman susacak susacak ve uyanacak kirletme ellerimi ey duyulmayan ses bu nehirler durdurulamaz akacak ve akacak yatağımda saklı dilleriyle yılanlar göğsüme dayayacaklar ağızlarını tıslayarak oklanacak şefkât allamasıyla kaldırımlar başlarında kısalan gölgelere afyon ve efsun hatırla denilecek bir sabah kulağına karartma ayinlerinde sesin duyulacak bu nehirler durdurulamaz akacak ve … A.Baki... |
Hüzün bulutlarını sil at gözlerinden Kanat aç mutluluğa, uç badem gözlüm Sitem kırıntılarını kopar yüreğinden Aşk deryasına yelken, aç badem gözlüm Derdi kederi hep mazide bırak Mutsuzluk yüreğine olsun ırak Tüm kötü anılara beraber kuralım tuzak Sevinçlerle geleceğe, bak badem gözlüm Izdırap kartalının kır kanatlarını Gönül güvercinine ver sevdalarını Daldır aşk denizine doldur yüreğini Sevda sarayımda bir ömür, kal badem gözlüm Ayrılık şahinini salalım dağlara Binelim aşk vapuruna açılalım deryalara Bir ömür beraber kalalım baş başa Hüzün dolu gözyaşlarını, sil badem gözlüm Neden bu hüzün, bu ızdırap, bu sitem Ömrün hep acılarlamı geçecek bitanem Gönül kapından girmeden gitmem Aç kollarını Morpheus'a, koş badem gözlüm mustafa yiğit |
Belki Yine Gelirim Cemile Çakır hocaya Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan kadınları güzelleştiren herhalde onlardı "Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi tükürsek cinayet sayılıyor artık ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara tek yaprak bile kımıldamıyor nedense ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor kanımın pıhtılarında güllerin serinliği ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum okuduğum bütün kitaplar paramparça çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük İçimde zaptedilmez bir kırma isteği dizginlerini koparan bir at sanki bu soluksoluğa kalıyorum her sonbahar ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum bütün gençliğim böylece geçip gitti işte ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün Ahmet Telli |
Hüzün Devi Kanayan yarama dert merhemi sürülür. Neşteriyle hüzün devi tabibim olmuş. Şu divane gönlüm gamdan gama sürülür. Vurmuş o gözlerin, ecel sebebim olmuş. Necmi Ünsal |
| Saat: 01:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık