MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ScarletSunShine 20 Mart 2009 12:10

http://img148.imageshack.us/img148/1435/peelikadnva3.jpg

Bir tek sen kaldın

Bir tek sen kaldın rüyalarımı hayra yoran.. Mütebessim bir yüzle gözlerimi dinlendiren..

Şimdi de ki; olsun, bu da geçer! Kafamı çatlatan bu ağrı, gözaltlarımı morartan bu uykusuzluk, şekersiz kahve ve sigara üstüne sigara geceler. Bütün kaslarımı gerdiren Kudüs sancısı ve set bakışlı Afgan çocuklar. Bizim evimiz o günden beri yaz gibi sıcak.

Şimdi de ki; olsun, bu da geçer.. Geçecek..

Tam da uykuya dalmışken köyümüzün üzerine yağan ölüm, uykudan sıçrayışlarım. Vücudumu sılılsıklam eder ter. Kan ter içinde susuzluktan kuruyan dilim. Şirket binalarında üşüyen kızlar.hep duvar diplerinden yürüyen, yürürken arkaya bakıp duran kızlar. Hayatlarını kemiren yönetmeliklerden kaçan, ürkek kızlar. Akşamüstü pazaryerinde yere atılan sebze ve meyveleri toplayan utangaç kadınlar. Müdürünün masasının üzerindeki tozu almayı unutmuş odabakıcı adam.

Bizim mahallede oturanlar yani. Çayocağında oturup çay içtiğimiz adamlar. Evde “asr” okuyup sohbete başladıklarımız. Sağ yanımızdan kendini tanıtmaya başlayanlar. “yoldaki işaretleri birlikte gözledikleirmiz ve “dört terim” üzerine hayatı kurmaya çalışanlar. Bizim çocuklarımız işte. Yorgun bakışlılar ve sokaklarda iç çekip yürüyenler.

De ki; olsun, bu da geçer!

Bir tek sen kaldın hayatımda, dualarımı sırtına yasladığım.
Neden sustuğumu soruyorlar bütün gece. Artık neden konuşmadığımı.
Onlara bilmediğimi söyle. Söyleyecek çok şey kalmadığını anlat. Kadınların ahlarının üzerimizde kaldığını ve utangaç bir yüzle kelimeleri gizleidğimi söyle. Kurumlarının aşkına, şirketlerinin aşkına, okullarının, televizyonlarının aşkına incittikleri çocukların gazabından sözet. Ödeyemeyecekleri ağır bir hesabın kesileceği günü hatırlat


Yalnızca sen varsın, sözlerimi film karelerinden araklayıp da konuşmadığım. Hep sahici kaldığım...

TARIK TUFAN....


ener 20 Mart 2009 12:20

Unutulmaz anları vardır hayatın
Islak kirpiklere takıp kalan
Zamana meydan okuyan
Biz de öylesine yaşadık seninle
Öylesine sevdik
Hatırla aşkım...
Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde
Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda
Beni sensizliğe nikahladılar
Yenildim duygularıma
Yenildim gururuma ağlayamadım
Şimdi sanadır bu ağlayışım
Hatırla aşkım..
Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin
Gelip gelip özlemin doluyor içime
Yokluğunda şair kesildi gönlüm
Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım
Sen de nasıl sever nasıl söylerdin
Hatırla aşkım..
Oysa nelere katlandı bu gönül
Ne acılara halay çekti bu yürek
Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler
Bir yokluğuna alışamadım
Bir de sensiz bu akşamlara
Unutamam demiştin giderken bana
Ben de unutamadım
Bu bizim son yeminimizdi
Hatırla aşkım..
Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor
Gözlerine başka gözler gülüyor
Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi
Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın
Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın
Bitmedi bitmeyecek bu şarkım
Nerede olursan ol
Kiminle olursan ol
Hatırla aşkım..
Hatırla
Yanındayken bile özlerdim seni
Şimdi içimde bir başka yangın
Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın
Ölmek kaderde var biliyorum
Her şeyin sonu yakın
Ama sen de bil ki
Yağmurlarca sevdim seni
Yağmurlarca sana yandım
Hatırla derya gözlüm
Hatırla Aşkım..


Alıntı


ScarletSunShine 20 Mart 2009 12:21

Artık kalemimi kırdım gidişinle. Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum. Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım. Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından. Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını yudumluyorum. " İsmail Sarıgene

" Ya güneş altında yürümüşüz, ya dolunayda…Tenha sevda yollarında …

Benliğimin kirli çamaşırlarını bir kuytuya;
Serdim
Buradayım.

Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, “uçurum çiçekleri”nin yanı başında, bizi buluşturan? Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı?
Böyle ama böyle değil yine de…
Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın nehirlerinde!

Biz sevince, çoğaldı her yönden
Ki ölüm, Sevgilinin
Yüreğimize okyanus sığdıran gözlerinden

Geceler…Gündüzden öte sığınaklar…Yıldız koparma, yıldızlara boyama siyahlıkları ve nefes almayı öğrenme boğan dört duvarın yalnızlığına inat…Sonra o hangi gülümseyiştir yardan gelen ya da senden, gecenin emip gizlediği? Açacaksın düş sayfasını, yaşanmışlıkların düş kırıklıklarını, sevgiler hatırına, sevgiye liyakat hatırına; umut renginde, bir sonraki yarına emanet edeceksin…”Her şey burada kalsın” “Gidiyorum Geldiğim Gibi Dünyandan” diyeceksin ama heyhat; günler gecelere devrederken, bir sonsuzluğa evrilen ruhuna ezberlettiğin tatları, duyarlıkları yaşayacaksın her gece yeniden…Tatlı bir çaresizlik, belki de
yorgunluk…
Yüreğin geceyle sarmaş dolaş iken, sabahı sayacak yelkovanın zaman çınıltıları…
Doğan her güne, her güneşe sevgilinin adıyla…

Yağmurlar yağar bir kentin sokaklarına, yağar mevsiminden, derin bir sessizliğin ortasından. Yarin gözleri iner ufuklara, çağırır her yandan…Üşür genç adam, karanlık sokakların gece ortasında, her adımda bir tuzağa dönüşen su çukurlarından ıslak ıpıslak adımlarla geçer. Geriye, geçip gittiği sokaklardan bir karaltıdır kalan, bir silüettir…Zamanın yüzünü acıtan, yalnız dağlara ağıt yaktıran…Nereye bilinmez…Sokaklar, caddeler boyu durmaz yürüyüş. “Ya sevgili uyanıksa” der, sevgilide yeteri kadar sevgili olamayıştan korkar sanki; “deli desinlere” yürür de yürür…Eve getiren usu değil ayaklarıdır, usu çoktan gezmeye çıkmış adamları…Sevgide fani, sevgilide fani olmanın gereğidir yağmurla hemhal olmak, dost olmak. Yağan gökten su değildir biliriz…Gerisi bizi bağlamaz…Sonra gece alır bizi koynuna, ağırlar…Gizil bir sevişmenin kokusu uykuya bağlar ruhumuzu. Yağmura vefa yare vefadır!

Yak umutsuzluklarını, direnen yanınla, senin deyiminle “Acılara İnat”…
“Yokluğunda Yaşat” bilmeyenlerin öğrenesi, su tadında yasanla! Yağmur, gökkuşağı ve bahar –ille de Mayıs- terk etmez mi hiç seni? Ki utandırırsın “arsız acıları” sabrın derviş yüzüyle. Kimbilir hangi Cafe’de elinde klavye, ruhun koşuda yazdım mı, yazabildim mi telaşında.
Abi zaman doluyor, “byes” deme bana! Görüyorsun; sana yazılar yazmak gerek ama bu yürek bu kalem derin bir suskuda…

Demlenmiş Yalnızlığımı yudumluyorum.


ScarletSunShine 20 Mart 2009 13:33

http://img508.imageshack.us/img508/1935/sinmiyoricimegd1.jpg

http://img2.blogcu.com/images/n/o/k/noktanoktam/10tv5rs2cy9ju5.jpg

Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...

"Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?……….
"Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ...
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de KeNdiNe iYi ßaK....


ahmed 20 Mart 2009 23:55

Yaşamak Bu Değil...






Sakına mutlusun, demeyin bana.
Ne huzur, nede bir, neşe bulmuşum.
Varlığım hayaldir, yalan Dünya'da.
Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm.

Bütün sevdiklerim, zalim çıktılar.
Çok seven kalbime, ateş yaktılar.
Bütün hayallerimi, tek tek yıktılar.
Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm.

İçimde kederim, hiç eksilmedi.
Yarınlarıma da, ümit ekilmedi.
Suçlandı bu kalbim, hiç sevilmedi.
Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm.

Her yanımı sardı, keder zinciri.
Yıllardır döktüğüm, hep ecel teri.
İmdadıma koşan, çıkmadı biri.
Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm.

Acıyla yaşamak, ölümden beter;
Mutluluk denen şey, gözümde tüter.
Tatmadan huzuru, bu ömrüm biter.
Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm.




Süleyman Göktekin


sanar 21 Mart 2009 02:11

Ve Ben Hala Seni Seviyorum

Eğer olur da bir kış günü..
Senin sevginle atan şu biçare kalbim durursa..
Teneşir tahtasındaki cansız yatan vücuduma..
Ne olur sıcak ellerinle bir kez dokun..
Doğduğumda ilk giydirilen beyaz zıbınlıktan sonra..
Şu kefene sarılı vücudum..
Yatırılırsa musalla taşına..
Okunursa arkamdan dualar..
Sakın ağlama bitanem....
Seninle mutlu olduğum günleri düşün...
Nasılda mutluydum seninle..
Birbirimizi mutlu ettiğimiz günleri düşün..
Benim seni, senin beni..
Ne olur sakın ağlama...
Kıyamam akan göz yaşlarına..
Son kez bir daha kefendeki cansız vücuduma dokun..
Alnımdan öp beni...
Toprak altına girmeden son kez öp beni...
Ve üstüme toprak atılmadan ilkbaharda açan bir çiçek at..
Sonra düşün, bir an düşün..
Beni nasıl mutlu ettiğini..
Sakın ağlama güzelim...
Her sene ölüm yıldönümümde bana gel..
İnan bana bitanem...
Benim sana olan sevgimle mezarıma diktiğin o çiçek..
Her zaman açacak..
İlk günkü gibi hiç solmayacak...
Hep açacak.
Ve bana sadece
Seni seviyorum de..
Ve ben;
Seni hala seviyorum....


Nisyan-ı Bâtın 21 Mart 2009 16:19

Tut ki gecenin
Alacakaranlığında düşlemişim seni.
Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar?
Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına,
Geceleri kefen biçsen.
Bir anlık hırsla,
Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar...

Tut ki bundan böyle unutmuşum seni.
Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin.
Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın,
Varsın eller de unuttu desin.
Ben seviyorum ya seni,
Sen sevmesen, ne çıkar...

Bedirhan Gökçe


Nisyan-ı Bâtın 22 Mart 2009 00:39

Sitem Şiirleri
 
Bir gece yarısı boş alanda
Karanlığın çöktüğü ışığın olmadığı
Umutların tükenip bittiği yerde
Çaresizce ben yalnızım birtanem
Hasretim yüzüne bu kör akşamda
Sensizliğin yükünü yüreğimde taşıyorum
Umutlarım hayallerim hep senin üstüne
Ama ben sensiz çaresiz yaşıyorum
İsyanlardayım yine bu gece
Gözümden akan iki damla yaş
Yüreğim kahretsin yine acıyla dolu
Ama birşey var ki sol yanımda
Sen bunu hiçbir zaman bilemzsin
Çünkü sen hayattta
Benim seni sevdiğim kadar
Beni sevemezsin..

Alıntı.

Sitem

Vurgun yemiş misali gönlüm
Tutuldu aşka
Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka
Bu yangın benle ölünceye dek
Yaşasın varsın
Dünyanın o son günü
Sen beni arayacaksın

Doymadım doyamadım sevmelere seni ben
Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları
Ne inkar ne itiraf
Bu yalnızca sitem

Zannetme birgün geri dönmek değil niyetim
Hasreteteslim oldum gelmeyeceğim
Doymadım doyamadım sevmelere seni ben
Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları
Ne inkar ne itiraf
Bu yalnızca sitem


S.Aksu


ahmed 22 Mart 2009 01:42

Seni Bana Sorsalar






Seni bana sorsalar
Yaşantımın anlamı
Gonca gonca açan bir gül
Ömrümün aşk yolu derim
Seni bana sorsalar
Anlatamam
Nehir gözlüm
Islak gözlerinde mevsimleri
Saçlarında güneşin doğuşunu seyrettiğimi
Seni bana sorsalar
Son nefesım
Gönlümde inci
Adı dudaklarımda saklım derim

NURTEN TARIM


ÖmÜrCeK 22 Mart 2009 01:44

Hiç bu kadar dokunmazdı geceler
Böylesine siyahbu kadar sessiz değildi;
Yüreğim seni yaşamadan önce.
Arıyorum senibiriken özleminle.
Karamsar ve duygusal ruh halimle.
Tutsak bıraktın beni karanlık gecelere
Uğrunda bir değil
Binlerce gece uykusuz yaşadım seni.
Yokluğunda düş kurarak
Uzananınca döşeğime geceleri
Yorganım kaktüs dikenleri gibi...
İşte o zaman
Sessiz gecelerin dehşetinde özlerken seni
İçimde yokluğunhissederdim sancı izlerini.
Ve ...
Gözlerime görünüyordun bir melek gibi
Şeffaf mutlu bir tebessümlebakınca yüzüme
İçimdeki sevinçle ısırıyordum
Alt dudağımın içini.
Bakışlarımdan uzaklaştığını görünce hayalini
Gözlerim kapalıaçardım kalbimiuzatırdım ellerimi.
Yokluğuna dayanılmazsensiz ve sevgisiz olmaz.
Haykırarak yalvarıyordum''bırakıp gitme'' beni.
Kanayan yüreğimle çekemem hasretini
Senin yokluğun bir acı gibi içimde
Haykırışlarım nafileısrarlarıma rağmen.
Sen uzaklaşırdın gecemin düşünden.
Yokluğunun korkusu ile nefes alıyorum içimden .
''Gitme...!'' diye tutmak istiyordum seni.
Tutup sığdıramadım seni avuçlarımın içine .
Yalnızlığıma ağlarken
Ağıtı andıran sesim gelmiyor kulaklarına
Yine bir başıma
Düşsel düşüncelerime tutsak kalıyordum
Gecenin ıssızkaranlık kollarında.
İsyan ederdim sana.
Yüreğimdeki yerin işte böyle
Sen nerede olursan ol
Gerçek varlığım seninle can evimde


ahmed 22 Mart 2009 01:45

Susuyorum





Umutları küçük bir çocuğun elma şekerinden ibaret olan
Hayata karşı kırgın, kızgın bir çocuk gibiyim..
Hırçın dalgalar gibiyim;
Karışık, yorgun...
Bildiklerim ve bilmediklerim hakkında çokta bir şey bilmiyorum aslında
Diğer yandaysa bildiğimi sandıklarım..
Kararsız, ürkek adımlarla;
Korkakça köşeye sindi umduklarım...
Kalabalığın ortasında kimsesizim...
Kim olduğumdan bihaberim sorsalar
Adım soyadım dışında tanımıyorum böyle bir "ben"..
Kimliğimde aynada gördüğümden çok başka birisi,
Bu ben miyim sahiden?
Bu tebessüm benden mi?
Tanıdığım ve bildiğim ne varsa tekrar gözden geçirdim
Ve gördüm ki kör cahilin biriymişim ben..
Sokaklarımda geceden kalma ıslaklık;
Ve çıplak ayaklarım...
Yüreğimde kocaman bir deniz var
Uzaktan baktığında maviliklerin huzuru belki,
Belki güzel bir anımsayış...
Ama içinde öyle fırtınalar kopar ki
Kimse görmez işte o yanını...
Alay eder gibi acizliğini saklayan yabancılar,
Birde onlar kirletirler saflığını..
Hayat yük olmuş omuzlarımda
Taşımakta zorlanmıyorum değil..
Hem unutmak istiyorum, hem hatırlamak;
Tarif edemiyorum ki..
Anlamsız gelen birçok cümle kuruyorum ne zaman konuşsam;
Bu yüzden anlamlıca susuyorum!



Nilay Dalcı


ÖmÜrCeK 22 Mart 2009 01:50

DÜNYA ÜSTÜME YIKILSA

Geçmişin karanlıklarla dolu olsa
Seni seven bu gönül hüsrana uğrasa
Dünya üstüme yıkılsa
Yalnız seni seveceğim
Seven gönül ferman dinlemez
Sen alın yazımsın
Bunu kimse silemez
Sahip olduğun bu kalbe
Hiç kimse giremez
Sensiz bi hayat asla çekilmez
Dünya üstüme yıkılsa
Seven bu kalpten
Seni kimse silemez..


ahmed 22 Mart 2009 01:57

son Nokta...





Sevdiğim...

Bizim aşkımız yazın kar yağması gibi...
Ne ellerini, ne dudaklarını
Ne yaparsan yap arındıramazsın artık,
Yanında uyuduğun eşinin kokusundan.
Kokusunu içime çektikçe
Burnumun direkleri sızlarken
Tutamam ellerini
Son bir defa, hayır sevgili
Son bir defa öpemem o dudakları...

...seçtim kolayı

Bu satırlarla son veriyorum aşkımıza
Ve bu satırlarla kurşuna diziyorum
Günahkar sevgimizi.
Oluk oluk akacak bu sayfaya sevgimiz
Ve her bir damla da anlaycaksın
Artık yokum
Bitti işte her şey
Kalan yarım umudumla birlikte
Duman oldum,
Yalan olduk.

Yazdığım satırların sonuna koyacağım nokta
Aslında aşkımıza, birlikteliğimize koyduğum
Son noktadır...

Cümlelerim bitti artık.

son nokta...



Burçin Şehirali


ahmed 22 Mart 2009 12:34

Çağırma Beni








Gel deyip yanına çağırma beni
Gelmek istesem de gelemiyorum
Hasretin dağları öyle zalim ki
Delmek istesem de delemiyorum

Yıllardır dumansız yandım ateşte
Bilsen ne acılar saklarım döşte
Bir kez olsun seni rüyada düşte
Bulmak istesem de bulamıyorum

Gölgeni ararım her gün her yerde
Çekilir önüme karanlık perde
Kokun nerden gelir, nefesin nerde
Bilmek istesem de bilemiyorum

Gözlerim yollarda kulağım seste
Keder var sinemde hep deste deste
Gönlümün sazıyla sana bir beste
Çalmak istesem de çalamıyorum

Çileye mahkûmum sensizlik belam
Anlatmaz halimi ne söz ne kelam
Uzaktan uzağa bir kuru selam
Salmak istesem de salamıyorum

Çoktandır kadere çatarım kaşı
Taşlara vururum zavallı başı
Gözümde kamp kurdu sanki gözyaşı
Silmek istesem de silemiyorum

Umutlar hayaldir acılar sahi
Kader dertten yana nasılda ahi
Sensiz günlerimde bir kere dahi
Gülmek istesem de gülemiyorum

Uykularım lime lime bölündü
Duygularım yitik arzum çalındı
Yaşama hevesim benden alındı
Ölmek istesem de ölemiyorum





Mutlu Aydurmuş


Nisyan-ı Bâtın 22 Mart 2009 12:36

AH ULAN RIZA

Neden halâ gelmedi, yoksa
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama
En azından birine sorar.

Cebimde bir lira desen yok,
Madara olduk meyhaneye!
Ah eşşek kafam benim,
Nasıl da güvendim bu hergeleye!

Gelse, balığa çıkacaktık,
Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık.
Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp
Enteresan hayâllere dalacaktık.

Bu sandalı geçen hafta denk getirip
Çalıntıdan düşürdük.
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük.

Saat sekizde gelecekti,
Bana birkaç milyon borç verecekti.
Yoksa o nemrut karısı kaçtı da
Onun peşinden mi gitti?

Eğer öyleyse yandık,
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene de merdivenden itip
Kırmıştı Rıza'nın bacağını.

Abi, kadında boy şu kadar;
Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak!
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya horlarken Rıza'yı boğacak!

Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama,
Ben olsam, vallahi baş edemem! ..
Hele beş tane velet var ki boy-boy,
Allah'tan düşmanıma dilemem!

Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur,
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder!

Bir keresinde, hiç unutmam
Üç-beş zibidi haraca dadandı;
Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!

Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu,
Biz, başka havadaydık.

Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener'in her maçına iddialaşıp
Millete az mı yemek ısmarladık! ..

Bir tek askerde ayrıldık,
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu! ..

Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gezdim.
Benim beğendiğimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.

Neyse, bunlar derin mevzu...
Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek.
Ufaktan yol alayım
Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! ..

Gittim, vurup kafayı yattım;
Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini.
Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! ..

Vay be Rıza! ..
Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine!
Dün, boşuna günahını almışım,
Ne olur, kızma bu kardeşine!

Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler
Ne kolay söylediler!
Sanki dev bir taş ocağını
Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler!

Ah dostum... o kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını
Senin üstüne nasıl böyle çivilediler?

Yani sen şimdi gittin, yani yoksun,
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Bir daha bira ısmarlamayacak mısın?

Peki, beni kim kızdıracak,
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?

Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa,
Ne acayip şeyler yapacaktık...
Totoyu bulunca dükkân açacak,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.

Talih yüzümüze gülecekti be! ..
Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavru kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık!

Ah ulan Rıza... bu mahallenin,
Nesini beğenmedin de öte yere taşındın?
Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki,
Benim en kıral arkadaşımdın! ..

Ah ulan Rıza... ben şimdi,
Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim?
Senden ayrılacağımı sanma,
Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! ..

Y.Hayaloğlu


arwen 22 Mart 2009 22:45

Bazen gitmek zamanıdır




Bazen gitmek gerek.
Sessiz sedasız gitmek.
Kalamayacağın kalın çizgilerle,
Belirginleştiğinde,
Gideceksin.
Kendine kalabilmek için
Gideceksin.
Beklentilerini, hüznünü alıp sırtına,
Koyulacaksın yine yollara.
Bazen gitmek zamanıdır.
O zaman geldiğinde,
Sessiz sedasız,
Gideceksin.
Kuntay Duransoy


ahmed 22 Mart 2009 22:50

Ölesiye Seversin



Ah bu gönlüm deli gönlüm
Nelere boyun egersin
Gülü dalımda dikeniyle
Çiçegi kırda kelebekleriyle
Aşkını kalbinde
Ölesiye seversin

Ah şu yüzüm güler yüzüm
Nelere güler geçersin
Her sözü dinlersin
Saygısızlık nedir bilmezsin
Sevdimmi tam seversin
Aşkını kalbinde
Ölesiye seversin

Ah dilim tatlı dilim
Yeri geldiginde susar
Yeri geldiginde söylersin
kötü söz nedir bilmezsin
Aşkını kalbinde
Ölesiye seversin

Ah kalem tutan elim
Sen neler yazarsın
Bazen aşkı yazar
Bazen ayrılıgı
Bazen,de yaşadıklarını
Aşkını kalbinde
Ölesiye seversin

Ah aşk ah aşk
Sen ne güzel şeysin
İnsanı serhoş eder
Hayatı ters düz edersin
Aşkını kalbinde
Ölesiye seversin




Hüseyin Önder


Daisy-BT 22 Mart 2009 22:55

SICAK SAKLAYIN GECELERİMİ

Geçici ayrılık benimkisi
İlkyaz çiçeğine gebeyim
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim

Sıcak saklayın gecelerimi
Karlar altından çıkıp geleceğim
Düşlerinizin ateşinden
Ilık bir rüzgar gibi eseceğim

Demlice bir çay koyun üstüne
Aç çocuk gibi besleyin sobayı
Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
Öylece tütsün buharı

Uzunca serin yatağımı
Boyunca uzansın ayağım
El aman deyince gece
Usulca kıvrılır yatarım

Can canım canlarım
Hazır mı koynunuzdaki yerim
Gün olur gecikmiş çocuk gibi
Bağıra çağıra gelirim


Nevzat ÇELİK


arwen 22 Mart 2009 22:59

Her şeyin




Ben,
Sabah pencerene doğan güneşim.
Kuş sesleriyim şafak vakti.
Aldığın ilk nefesim uyandığında.
Yıkandığın suyum,
tarağım saçlarında…

Ben,
Kahvaltında çayınım,
ekmeğinim sıcacık.
Kaldırımım yürüdüğün sokakta.


Ben her zaman seninleyim.
Ben her zaman sendeyim.

Ben,
Gözlerindeki yaşım,
gönlündeki burukluğun...
Seni saran yalnızlığım derinden.
Geceleri ışığınım yıldız yıldız,
kaç binyıl ötesinden…

Güldüğünde sevincinim,
sebebini anlayamadığın.
Hiç tükenmeyen umudunum ben.

Ben senin her şeyinim
ve sen her şeyimsin benim
Doğan Ceylan


ahmed 22 Mart 2009 23:03

Aradım





seni yağmurun tanesinde
güneşin doğuşunda
ayın ışığında aradım

yağmurun tanesi ıslattı beni
güneş doğu da doğdu
oysa sen batıdaydın o vakit
ayın ışığında seni ararken
ay tutuldu
seni sende aradım
çevirimdışıydın
seni bende aradım
ruhumu kuşatmıştın
zehirli bir yılan misali


Muhlis Yüce


ahmed 22 Mart 2009 23:07

Değmez Aşklara Kesitler





Kuma yazdın adımı
Hiçe saydığın aşkımı
Yitirince hayat anlamını
Anladım değmezmiş sana

Hayallerimi süsleyen anlardaydın,,
Damarımdan sızan kanlardaydın,,
Sabahıma doğan tanlardaydın,,
Değmezmişsin be güzelim...

Kurda kuşa anlattım seni
Ruhumdan ayırmadım sevgini
Durdurdum sen yokken saatleri
Anladım değmezmiş sana

Bir kibrit alevi yanışımıydın,,
Doyumsuz aşklara kanışımıydın,,
Ölümsüz sevdalara acep danışımıydın...
Değmezmişsin be güzelim...

Zehir doldurduğun kadehi
Kana kana içtim aşkın şerbetini
İhanetin hikmetini
Anladım değmezmiş sana

Gecemin ay ışığı, sen...,
Günümün karmaşığı,sen....,
Gönlümün sarmaşığı sen...
Değmezmişsin be güzelim..

Yere eğdin yüzümü
Yabana attın sözümü
Ben bilirim özümü
Anladım değmezmiş sana

Gül bezedim diken çıktın...
Bileğimi büken çıktın...
Kara çalı eken çıktın...
Değmezmişsin be güzelim...

Sana yazılan yazıyı
Sensizliği anlatan şarkıyı
Duymasan da ahımı
Anladım değmezmiş sana

Bahar geldim, hazan ettin,
Düzenimi bozan ettin,
Şu beynimi kazan ettin....
Değmezmişsin be güzelim...

Sana ne ettim de gittin
Suçum sevmek miydi benim
Şimdi tüm şarkılar senin
Doya doya dinle gülüm.

Aşkım resim sanki eser...
Ilgıt ılgıt sevda eser,
Hatıralar ölüm keser,
Değmezmişsin be güzelim...


Baki Evkaralı


Daisy-BT 22 Mart 2009 23:10

ZEYL


Soluğu rüzgârlardan derlendi
Yollar o çingeneden bulaştı bana
Tek gerçek düşlerimdi belki de
Bir masaldan aldım rengimi
Tutku yaşından büyük gösteriyorsa
Sağır ve dilsiz geceler sorumludur
Gözlerin
Ve şer iklimi

Hicri İZGÖREN


ahmed 22 Mart 2009 23:11

Herşey





Körkütük sarhoş şiirler
Resmini çiziyor eski yanlarımın
Sakallarım ak kâğıdın teni
Düşlerimi sorma
Söyleyemediğim her şeydir.

Yorgunum, solgunum, düşkünüm
Bitmez kendime yaptığım zulmüm
Her yanımda bir parça gözlerin
Her yanımda bir parça yüreğin
Gör bak, paramparçayım.

Düşlerim yastığımın kalbinde
Karanlık, yedi iklim yağmurları gibi ince
Düşlerim toslamış, ezberimdeki isminde
Yorgunum, solgunum, düşkünüm
Sevda mı?
Hiç sorma
Söyleyemediğim her şeysin.



Nedim Kardaş


arwen 22 Mart 2009 23:16

Oturupta sana anlatsam
Beni sana anlatsam
Desem ki
Bir çimenim.
Gülüşler güneşim yeşerir
Hüzünler rüzgarım solarım
Anlar mısın?
Bir dünyam var ki
Bir de baharım
Veririm o zaman yeşilime alı, moru, sarıyı
Veririm o zaman gözlere doymamazlığı
Veririm o zaman gönüllere o gizemli havayı
Aldıkça, veririm.
Mutluluklar; ezgidir, şiirdir gelmesi beklenendir.
Hüzünler; yalandır, öldürendir gitmesi beklenendir.
Bir dünyam var ki
Bir de hazanım
Yitiririm o zaman en sevdiğimi bile
Yitiririm o zaman en güvendiğimi bile
Yitiririm o zaman en inandığımı bile.
Yittikçe yiterim
Seni sever olduğum için
Alıpta karşıma desem ki
Ben bir çimenim
Anlar mısın?
Rüzgarın dalgalandırdığı
Güneşin okşadığı
Bazı ayakların acımadığı
Bazı ayaklarınsa kıyamadığı
Hiç bir düşünceden doğmamış
Toprağın, yağmurun, rüzgarın, güneşin
Artığı bir çimenim desem.
Anlar mısın?
Emel Deniz Oskay


ahmed 22 Mart 2009 23:28

BıR KÜÇÜK DÜNYAM VAR ıÇıMDE BENıM

Bir küçük dünyam var içimde benim
Mihnetim ziynetim bana kafidir
Görenler dar görür geniştir bana
Sohbetim ülfetim bana kafidir

ıstemem dünyanın saltanatını
Süslü giyinimi Arabın atını
Bilirsem Türklüğüm var kıymetini
Vatanım milletim bana kafidir

ısterdim hayatta düşmanla savaş
Milletime kurban olaydı bu baş
Nasip değil imiş şehitlik gardaş
ımanım niyetim bana kafidir

Dünya geniş olsun iste dar olsun
Yeter ki kalbimde iman var olsun
Her zaman milletim bahtiyar olsun
Rütbemle mesnedim bana kafidir

ıçimde beslerim büyük bir ordu
Çinesin düşmanı yükseltsin yurdu
Azmi zihniyeti Veyselin derdi
ışte bu niyetim bana kafidir

(aşık veysel)


arwen 22 Mart 2009 23:29

Güneşin sıcaklığına sakla
Ve her gece bir yıldız koy yastığının altına.
Benim için.
Olur ya,
Zemheri gününde buz tutarsa bedenim
Ve karanlığa gömülürse gülüşlerim
Bir parça güneş, bir de yıldız gönderirsin
Isınsın içim
Işıldasın gözlerim.

Güller de güzeldir bilirim
Ama ben en çok papatyayı severim
Kucak dolusu topla
Benim için.
Hepsi beyaz olsun
Her yaprağı 'seviyor' desin
Olur ya,
umutlarım solmaya yüz tuttuğunda
Demet demet gönderirsin.

Sevgi büyüt yüreğinde
Sabırla besle
Benim için.
Olur ya
Yıkarım duvarları
Kırarım zincirleri
Ve bir gün
GELİRİM...

Ayşe Şentürk


ahmed 22 Mart 2009 23:32

Sevmişim

Sen benim dağlarda kır çiçeğimsin
Baharım, goncamsın sevmişim seni
Bir ömür geçmişim, geleceğimsin
Hayatım, canımsın sevmişim seni

Bülbülün nazları güle saklıdır
Aşkların özünde çile saklıdır
Yaşanır söylenmez, dile saklıdır
Aşikar vefamsın sevmişim seni

Hasretin çökünce gönül katına,
Başlıyor içimde deli fırtına
Ne gerek binmeye sevda atına
Kalbimde atansın sevmişim seni

alıntı


Daisy-BT 23 Mart 2009 00:40

Gel Seninle Resim Yapalım

Gel seninle resim yapalım.
Bir yüz çizelim ince,
Küçük nezleli bir burun
Ve gözler zeytin iriliğinde.

Sonra bir gelincik, ince bir boyun,
Soyulmuş bademden daha ak bir ten,
Öyle bir yüz ki seher vakti
Mutluluk estirsin güneş doğarken

Ve saçlar çizelim, bulutlar,
Türküler, masallar gibi,
Hepsinin üstüne sonra
Kocaman bir insan yüreği.

Öyle bir yürek ki sevgiyle
Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun,
İsterse ondan sonra
Bütün şairler ölsün.


Cahit Külebi




Nisyan-ı Bâtın 23 Mart 2009 13:04

Ben bir garip hamsiyim da
Düştüm dalgalarına da
Düştüm dalgalarına
Karadeniz zalim olma
Ayırma beni yardan da
Beni yardan ayırma

Ben bir garip uşağımda
Düştüm karasevdaya
Ayırdılar sevdiğimden
Kızıyorum dünyaya da
Kızıyorum dünyaya

Gözlerime bakanlar da
Garip diyor halime
Ateş düştü yüreğime
Aktım karadenize

Ben bir garip hamsiyim da
Dütüm dalgalarına da
Düştüm dalgalarına
Karadeniz zalim olma
Ayırma beni yardan da
Beni yardan ayırma

Fırtına bora deniz
Dalgası deli deniz
Gözleri karadeniz
Yol verdöneyim


kambis 23 Mart 2009 20:02

Sєndєn Bαnα Kαlαn Tєк Hαтıяα Yüяєğiмdєкi Yαяα ..

Bir tek adın kaldı dudaklarımda
Bir de gözlerimde hatıraların...
Tabutum olacak
Gözbebeklerinden düşen küflü çığlıkların.
Kefenim olacak ömür boyu susmaların…
Ve bir gün
Sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara..
Neden diye sorma..
Sadece yoksun.
Yokluğun ile varlığın arasında
Sadece ölüyorum; ötesi yok inan.
Varlığının kepenklerini indirip
Sensizliğinde yaşamaya gidiyorum yine.
Ve uyandığımda
Değişen hiçbir şey olmayacak..
Sen hep bana uzak
Ben hep sana yasak….
Hani dik duracaktık kanlı pusulara ?
Yağmurları bana emanet edip
Gittin sadece…
Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma.
Yokluğun yükledi sırtıma...
Bir tek acıların kaldı senden bana..
Oysa ben yemin etmiştim
Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye.
Söz vermiştim
Sensiz ölmeyeceğim diye...
Şimdi sensizlik duruyor başucumda..
Şimdi ayazlar yüreğimi sorguluyor
Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda..
Söyle ne olur...
Beni unuttuğunu söyle...
Hiç sevmediğini haykır..
Yeminlerinin yalan olduğunu
Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme...
Yemin olsun ki;
Bir damla gözyaşı düşmez artık..
Çünkü gittiğin gün
Ayak uçlarında
" Sana " ölmüştüm sevgili..
Unutma ki;
ÖLenLer Hiçbi Zaman YasayanLar İçin Gözyası DökmezLer






Nur dan alıntıdır


arwen 23 Mart 2009 22:34

Uzaktaki Sevgiliye






Açmış kollarını iki yana,
Beni bekler sevdiğim!
Uzatsam elimi,
Dokunacak gibiyim!

Gülüşü şenlendirmiş yüzünü,
Bakışları ışık ışık,
Aydınlatır ömrümü!

Gel der gibi her hücresi,
Mısralar sermeliyim yoluna,
Aşka can vermeli her hecesi!
Uzaklardaki sevgili olmalı son dizesi...

Açmış sevdiğim kollarını bana,
Sabretmeliyim, vuslat olsa da
öte diyarda,
Siyah beyaz bir sevdanın koynunda! ..
Melike Yurtsever


Daisy-BT 24 Mart 2009 16:41

SANA NE YAPTILAR


O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin
Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında
Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin
Seni görür görmez özgürlüğümden utandım
Söyle ne içersin çay mı kahve mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım
Saçların uzundu omuzlarına akardı
Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından
Onlar mı kestiler sen mi kısalttın
Gülerdin içimize aylar doğardı
Görünmez dağların arkasından
Eski gülümsemeni beyhude aradım
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişin birden tanıyamadım
Bir çay içer misin yoksa kahve mi
Kibritim yok demek cıgaraya başladın
Ellerin de titriyor bir şeyin mi var
Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar sana ne yaptılar
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi
Çok değişmişin birden tanıyamadım

Attila İLHAN


arwen 24 Mart 2009 23:47

Sevdiğin bir renk






Zamanın durduğunu düşün
Düşün sadece renkleri
Donuk bir şekilde
Dinmeyen bir mavi
Sonu olmayan hayallerimiz gibi
İçimizi rahatlatan bir yeşil
Tükenmek bilmeyen umudumuz gibi

Herşey şeffaf olduğunu düşün
Bir gölge, bir siyahlık akıllarımızda
Gizlediğimiz ve göremediğimiz
Boşluk olmuş gözlerimiz donuk bakışlarımızda
Ama güneşin sarısı sarıyor etrafımızı
Ve anlam katıyor her bir anımıza

Renkler bizi sarıp sarmalayan bir çiçek gibi
Karanlığımızı örtüyor, ve parlaklığı sarıyor dört bir yanı
Ve hayatın biz de bıraktığı lekeler
Fırça darbeleri gibi
Ama bozmuyor bütünlüğü
Bozmuyor bu güzelliği

Hayallerimiz, umutlarımız ve sevgimiz bembeyaz
Karanlığı boğuyor
Cenneti imrendiriyor kendine
Göklerin dinmeyen mavisinde saklı
Cennetin kapıları
Açılsın artık
Ve bize getirsin mutluğu ve aydınlığı
Ozan Oğuz


Daisy-BT 25 Mart 2009 12:36

Bu Şehir ve SEN

Ömrümün en güzel senelerini
Alıp da gittiniz bu şehir ve sen
Gönlümün en masum ümitlerini
Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen

Döktüğüm yaşlara aldırmadınız
Giden gençliğime acımadınız
Düştüğüm yerlerden kaldırmadınız
Basıp da gittiniz bu şehir ve sen

Beni iyi tanır bu kaldırımlar
Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar
Sizlerden bir ömür alacağım var
Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen

Beni tanır bu kaldırımlar
Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar
Sizlerden bir ömür alacağım var
Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen

Bağlayıp durdunuz hep ellerimi
Delik deşik ettiniz seven kalbimi
İçimde dağ gibi hayallerimi

Yıkıp da gittiniz bu şehir ve sen

Biriniz sağırdı duvardan bile
Biriniz kalpsizdi taşlardan bile
Bütün acıları dizip önüme
Yakıp da gittiniz bu şehir ve sen

Kimsesiz yalnızdım kollarınızda
Her şeyi kaybettim yollarınızda
Şimdi bir hesap var aramızda
Vermeden gittiniz bu şehir ve sen

Ben yine yaşarım içimde yasla
Ya siz neylersiniz bu ihtirasla
Bir daha dönmek mi buraya asla
İçimde bittiniz bu şehir ve sen


Ahmet Selçuk İlkan


kaplan4891 25 Mart 2009 13:21

AYRILIK

Dün gece resimlerin geçti elime
Uzun süre baktım
Ağlamak istedim bütün gece
Gözyaşlarım seni hatırlatır sandım
Ağlayamadım...

Sonra bir mektup ilişti gözüme
Bıkana dek okudum
Haykırmak istedim kaderime
Dökülen heceler sana ulaşır sandım
Haykıramadım...

Şimdi son nefesimi veriyorum
Biliyorum gideceğim yakında
Hayır acımanı istemiyorum sevgilim
Acıma bana!!!
Yıllar önceki sözünü
Şimdi ben sana söylüyorum
Elveda..........!


Herşeyim Oldun

Güneşim oldun yaktın beni, ateşinle.
Dünyam oldun girdim senin, gönlüne.
Yıldızım oldun ışıl ışıl parladı yüzüm seninle.
Yağmurum oldun damla, damla aktın yüreğime.
Baharım oldun çiçekler açtı bahçemde.
Yazım oldun denizlere yelken açtık birlikte.
Sonbaharım oldun ama hüzün, uğramadı bize.
Kışım oldun kardan adam gibi, erittin bedeninde.Aşkım oldun aşkı sen de tattım günlerce.
Sevgim oldun seni hep yaşattım yüreğim de.
Özlemim oldun sensiz yapamaz oldum sevgi de.
Hasretim oldun hiç ayrı kalamam...belki de.Sevincim oldun hep seninleyim sevinince.
Neşem oldun ne tatlısın hareketlerinde.
Gururum oldun hep gıptayla baktım yüzüne.
Mutluluğum oldun hep sen de tattım..sevginle.Ayrılığım oldun nefes alamadım hiçbiryer de.
Tutkum oldun esir oldum her an...yüreğine.
Köle oldum verdiğin aşka, sevgiye.
Herşeyim oldun bende ki tüm güzelliğinle.


Daisy-BT 25 Mart 2009 14:26

Sen Git

git sen..
ben boyarım çatlaklarını duvarların..
harcını sulamayı unutma sevdamızın..

git sen..
ben tutarım hesabını sensiz ayların..
sen sadece kendini üzülüyor sanırsın..

git sen..
ben resmini çizerim gözlerinin karasının..
ne ben akıllıyım artık ne de sen şapşalsın..

git sen..
ben bakarım ardından ayaklarının..
gözlerimde yaş bırak ki pınarları kurumasın..

bütün sokaklarım sana doğru..
git sen..
tutmak istiyorum giderken seni..
avuçlarım yosun bağlamış..
gittin diye söyleyemediklerimi bi bilsen..
ama boşver yine de..
git sen..
git..



BiRuMuT 25 Mart 2009 20:44

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
Hayatın riyasız resmini çizerdim sana
Belki şiir söylerdim
Gözlerini kıskanırken çiçekler
Ben geceyi dinlerdim.

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
Kırk yılın hatrını sorardım sana
Hem aşka, hem hayata bir şerh düşerdim
Gözlerinle kavrulmadan kainat
Eriyerek için için pişerdim.

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
Hiç konuşmadan sus-pus bakardım sana
Gecenin karanlığı utanırdı yanında
Yüzlerce güneşi doğdururdun sen
Bir tek gülüşünle; hemen, anında

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
Belki vuslatı anlatırdım sana, vuslatı
Biz mi kahve içerdik kahve mi bizi
Dudağımda titrek titrek bir dua:
“Allah’
ım bırakma ellerimizi”

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
O gece içimi dökerdim sana
Yüreğimde kor ateşin işi ne
Gözlerime doğru uçsun turnalar
Alışır mıyım ki ben gidişine

Bir kahve içecek zamanımız olsaydı
Gökteki yıldızları toplardım sana
Ne mehtap kalırdı, ne ay
Bir kahve içecek zamanımız olmadı
Neye sayarsan say!

Mehmet Ekici


Daisy-BT 25 Mart 2009 21:06

Gönül Arzular Seni

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hakk nasip eylese görsem yüzünü
Ey sevdiğim gönül arzular seni

Yitirdim o dostu bilmem ne yanda
Sevgisi gönülde muhabbet canda
Yarın mahşer günü ulu divanda
Ey sevdiğim gönül arzular seni

Yunus senin methin eder dillerde
Sevilirsin bütün bu gönüllerde
Ağlayı ağlayı gurbet ellerde
Ey sevdiğim gönül arzula


Yunus Emre


Daisy-BT 25 Mart 2009 21:59

Şimdi Burada Değilsin

şimdi burda değilsin....
ama beni duyuyorsun...biliyorum...
kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur...
bak yoksun...
bunun anlamını biliyomusun....
yokluğun
yüreğimmdeki bu yıldızsız,
bu dipsiz, karanlık gece...
yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken,
unuttuğum dalgın gözlerim....
yokluğun yastığımda bıraktığın bu kimsesiz saç telleri...
sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar...
her an gözümün önünde sakladığım mektupların,
peçetelere yazdığın şiirlerin,
hediyelerini sardığın paket kağıtların...
sen gidince,
hala sen kokuyodur, diye üzerime giydiğim
ve derin derin
soluduğumm giysilerin....
bu yarı deli...
bu hayattan kopuk ruhum...
kapat gözlerini ve bana baak....
ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun....
söyle.!
sana neyi anlatayım...
sabaha karşı çalan telefonumun ucunda,
n'luuur bana hayattan kötü davranma diyen...sayıklayan..
o kırgın, o kendine çarpan sesini mi..! !

Cezmi Ersöz


BiRuMuT 26 Mart 2009 14:44

Kaldırımlar

I


Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...

II

Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!
****** yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...

III

Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...Necip Fazıl KISAKÜREK




ener 26 Mart 2009 16:16

Sen Çöz Kelepçelerimi... Benim Firarim Yine Gözlerine

Sus bürüdü yine içimi Yâr...
Görüş mesafesi sıfır...
Konuşsam tufanlar gelir üzerime...

Bilediğim sessiz sitemler yüreğimi kesiyor...
Şimdi sen görmelisin yitik çocukluğumu...

Yitiğim Yâr...
Cami avlusuna bırakılmış çocuk kadar yitiğim...
Ziyan defterim kabarıyor sensiz günlerle...
Saklıyorum acılarımı bir yorgan altına...

Görme gözlerimi Yâr görme...
Buğu bulaşır gözlerine...

Sahi Yâr..!!!
Hangi öyküden bulaştı iç'ime bu korkular...

Bulamıyorum gözümü kapadığımda saklanan düş'lerimi...
İhbar et bana bu gece saklanan her düşü...
Varsa bir parça Umut sür çiy düşmüş gözlerime...
D'üşüyor gölgem karanlık bir sokakta...


Haydi Yâr.. Islanmadan gitmeliyiz...
Hüzün çiseliyor yine...
İyisimi sen çöz kelepçelerimi...
Benim firarim yine gözlerine...


Alıntı


ahmed 26 Mart 2009 22:46

Af Edermisin





Söylesem anlarmısın.
Duysam anlatırmısın.
Ayağına kapansam.
Beni af edermisin?

Gözlerinin renginde,
Sımsıcacık sevginle,
Bir avuç toprak olsam.
Koynunda saklarmısın?

Geçmişte, gelecekte.
Olmuşta, olacakta,
Hep seninle yaşasam,
Beni af edermisin?

Yaşamın denizinde.
Sonsuzluk gemisinde,
Bir garip yolcu olsam,
Bana el sallarmısın?



Hüseyin Karayel


kaplan4891 27 Mart 2009 02:24

Hâla içimin en acıyan yanısın,
bir sızı deyip geçemeyecek kadar büyük,
kelimeler tarif edemez bu acıyı.
Öyle ansızın, öyle patavatsız küstahça
ve sadece arkandan bakışım gelir aklıma
birde cumartesi günleri ve de Pazar
o soğuk durakta seni bekleyişim.
Durağı kaldırdılar sonra oradan,
seni unutmamı sağlamak istercesine
ya bu acıyı, onu unuttular galiba
bir kepçede buraya vursalar,
ne olurdu sanki!
Vursalar da yıksalar içimdeki tahtını
yok ama bunu yıkacak güç yok
acıtıyor içimde derin bir yeri sensizlik
dönmeyeceksen bekletme zamanı,
yok ama dönmeyeceksen içimdeki senide götür
Yinede yok, gelmeyeceksen içimdeki acı kalsın
senden hatıra
bu acıyı seviyorum aslında
Çünkü sen hâla
İçimin en acıyan yanısın……….


Daisy-BT 27 Mart 2009 16:17

Sevdam

Gelemiyorum yanına !
O kadar çok engel var ki arada
Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp
gelmek istedim;
Çekmedi yorgun bedenimi.
Bulutlara takılmayı denedim;
Bir yıldırımla attı üzerinden.
Dalgalara bıraktım kendimi
kıyılarına vurmak için
Kağıttan bir gemi kesti yolumu
Koparılan takvim yapraklarıyla
gitgide tüketiyor zaman beni
Gün geceye gömdü gözlerimi
Gece güne savurdu yüreğimi
Küle dönen kor tenimde
İzi kaldı dokunuşlarının.
Üşüyorum...
Sıcaklığını bulmak için
vurdum kendimi sahranın göbeğine.
Güneşin ortasına attım
ip merdivenimin ucunu.
İp tutuştu...
Ben yanamadım.
O kadar nasırlaştı ki sensiz can
Öylesine mahsun kaldı ki duygular
Sevda nerdedir,
Özlem ne tarafa düşer?
Ne yönüm kaldı, ne mevsimim
Sana çıkan yolu bulamadım...
Tuttuğum nefeste kaldı,
Bir boğum daha ukte sevdam


Alıntı


Daisy-BT 27 Mart 2009 16:54

Bekle Beni İstanbul

Istanbul
Ne güzeldin sen İstanbul
Günün ilk ışıkları vururken denizin üzerine
Nedendir bilmem
Gözleri ışıl ışıl parlayan afacanlar
O ele avuca sığmayan yumurcaklar gelirdi aklıma
Hiçbir ses duyulmazdı
Sahile vuran dalgaların sesinden gayrı
Birde onlara eşlik eden martıların kanat sesleri
Gökyüzünün griliğine ve ağırlığına inat
Deniz olanca diriliği ve yeşilliğiyle
“Merhaba” derdi yeni başlayan güne
Etiler Moda’yı dinlerken / Sarıyer Beykoz’u gözler
Üsküdar el ederdi Beşiktaş’a
Kuşkonmaz külliyesinin minaresinden sızan
“Es-selatu hayrun minennevm” sedasıyla
Gayri ihtiyari iki damla yaş boşalırdı gözlerimden
Neden sonra
Balıkçı teknelerinin gürültüleri
Hançer olup saplanırdı / Sessizliğin böğrüne
Ayaklarında çizmeleri
Kafalarında bereleri
Dudaklarından hiç düşürmedikleri filtresiz sigaraları
Ve
Üzerlerinden henüz atamadıkları uyku mahmurluğuyla
İhtiyar balıkçılar
Ağ atarlardı ekmek parasına
Az sonra
Kış bitimi baharın yeniden dirilişi gibi
Şehir stresini kuşanır
Kalabalıklar bir bir alırlardı / caddelerdeki yerini
Okula giden öğrenciler, simitçiler, taksiciler
Tatlı bir heyecan sarardı tüm sokaklarını
Bütün bu canlılığına rağmen
Çoğu zaman hüzne belerdin beni
Yine de
Bilmem ne bandıralı gemilerin geçisini izlerken
Emirgan’ın tarih kokan çınarları altında içtiğim
Bir bardak demli çay
Doyumsuz bir tat bırakırdı damağımda
Ne güzeldin sen İstanbul
Öğle vakti olupta
Güneş tam tepemize geldiğinde
İstinye kıyılarına atardım kendimi
Sahil kısmetini denizde arayan balıkçılarla
İlerleyen yaşlarına rağmen / Gençliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen
İhtiyar delikanlılarla
Ve
Okullarını asıp sahilde el ele dolaşan
Liseli aşıklarla dopdolu olurdu
Tanımadığım insanların yüzünden
Sevinci okumak
Onlarla merhabalaşmak
Müthiş mutlu ederdi beni
Güneşin batışı da
Doğuşu gibi bir başka güzel olurdu
Akşam olduğunda kızıllığa boyanırdı
İlkin deniz / Sonra gece
Karanlık saçlarını örterdi tüm caddelerinin üzerine
Ve her renkten neon lambaları yanardı köşe başlarında
Bin yıllık ****** Beyoğlu saçlarını sürüyüp salınırken
Ayasofya boynu bükük / Sultanahmet mahzun
Yalnızlığı yaşardı en zirvede
..........
Umutlarımın, hayallerimin, kavgalarımın şehri İstanbul
Seni bu kadar çok sevdiğimin
Ve
Böylesi özleyeceğimin farkında değildim
İnan bilmiyordum / sensizliğin böylesi zor olduğunu
Yaşanmamış sevdalar
Yaram kalan türküler
Müntehir aşklar
Ve
Kutlu ülküler üzerine yemin olsun ki;
Döneceğim bir gün
Bekle
Bekle beni İstanbul


Alıntı


arwen 27 Mart 2009 23:07

Aynalar ve Hüzün




''ve hüzne düştü ve hüzün aldatmadı onu
yaşam gibi''-Kierkegaard-
I
Aynalarda yüzün bir eski hüzün
alkole buğulu gözleri
günaha uzayan saçlarıyla
bir eski zaman ******su Beyoğlu'nda
basma fistanı,boyalı dudakları
keman kaşlarıyla
volta atmakta arka sokaklarda...
direnerek aynalara ve zamana
müşteri aramakta...
zamansa bir minval üzre yoğrulan
hayatlarıyla insanların
akıp gitmekte
şehrin yekpare ahenginde
II
Aynalarda yüzün
hiç solmayacak sanmıştın
oysa hazan bir hüzün senfonisiydi
Vivaldi'li konçertolarda
ne yaparsan yap ele veriyordu yıpranmışlığını
göz göze geldiğin aynalar
ellerin titriyordu tütün tabakanı açarken
ve yağmurun her çarpışında
daha da bir uzuyordu saçların günaha
o zaman anlıyor ağlıyordun
çünkü saatler seni vuruyor
aynalar seni çağırıyordu
dökülmüş sırlarıyla...
İstanbul 2000
Özgür Kapcı


Nephthys 27 Mart 2009 23:20

Düşlerde Güldü Zaman




Zaman geçiyordu düşlerden
hiçliğine tamamlarken gerçeği
kristal küreye vuran ışıktı zaman

Kırık ve renkli

Zaman geçiyordu acıtan gülüşlerden
nakşında kuruyan kirpik rimeli
nemlenmiş vedalarda
bir ipek mendildi zaman

Yırtık ve kirli

Zaman geçiyordu telâşelerden
sıkıntılar dökülüyordu heybesinden bir bir kaygılar
tenhalıktı büyüyen karanlığında zaman

Dehşet ve kindi

Aynıların görüntüsünden geçiyordu zaman
haza haz, acıya acıydı
kimineyse
üzerinden yılları yüklenmiş nehirler geçen
bir çakıl taşıydı zaman

Yük ve mihnetti

Zaman geçiyordu sevişmelerden
ince ışıklarda kırılan aşkın
süzüldüğü camdı zaman
camdan süzülen ışığın hangi tarafı
kimdi

Sen ve öteki

Bir büyük bütünden geçiyordu zaman
silinemez sevgiden
doğumun, ölümün ötelerinde
güzeli yeşertiyordu içinde varoluşun çiçeği
zamanı çoğaltan oydu belki de

Gül ve dikeni

Zaman geçiyordu düşünüşlerden
savuruyordu saçlarını evrene
bir telinde yıldız, diğerinde güneşti
neyi kovalıyordu o koca bilge
bilinir mi nasıl yaşardı zaman

Keyif ve zevki

Acılardan geçiyordu zaman, dertlerden
kemer gibi dolamıştı beline sargı bezini
merhemi dilindeydi
derin yaralar gezginiydi zaman

Yorgun ve terli

Derilmez bahçeydi zaman, uçsuz bucaksız
bütün kipleri içeren
tüm hâlleri de
her şey onun içinde büyütüyordu kendini
aşıyordu zamanı yalnız

Yokluk ve sevgi


Tamlardan geçiyordu zaman kendini büyütenden
hangi varlık tamamlansa, heplense
tümü hiçe gönderiyordu yokluğun teğetinde
hiçi başka zamana
her anıyla kendini bütünlüyordu zaman

Uçuk ve yerli

düşürülen saatlerden geçiyordu zaman tik taksız
bukağıdan, zincirden
zihnin bilince açılan penceresinde
beşikten mezara değildi zaman, daha öteleriydi

Artı ve eksi

Geçilemiyordu yokluk
sessizlikler de

Şimdinin sarpında yaşanan
ulaşılmazlar köprüsüydü zaman
umudun sıratı selleyen uçurumuydu

Sonsuz ve ilki




Ali Rıza Kars


arwen 27 Mart 2009 23:25

Bir karanlık yalnızlığın
Boşluğunu seyrettim yıllarca
Boşluk da olsa bilinmez ki…
Belki bir gün çıkardı ruhu ortaya

Gün geldi avaz olup haykırdım
Yalnızlığımı defalarca boşluğa
Fayda etmedi…
Kulağıma aksetmedi aşina bir nidâ

Topladım en parlak yıldızları
Gönderdim derin karanlığa
Küçük bir parıltı dahi olsa
Görünmedi…Ferini kaybetti Ziyâ

Her şeye rağmen
Bir zeytin dalı uzattım boşluğa
Nafile…
Tutunacak bir dost eli bulamadı O da

Yazdım duygularımı bir kağıda
Uçsun diye bıraktım havaya
Olmadı…
Hoyrat esen rüzgarla geri döndü bana

Attım kendimi bir boşluğa vakti sıra
Hiç ayrılmayan yalnızlığımda vardı yanımda
İşte o zaman
Duyuldu,kulakları çınlatan bir seda
“Henüz erken…Sıran gelmedi…Bekle biraz daha! ”

Mehmet Ali Yalgın


Daisy-BT 27 Mart 2009 23:49

Sen bakmaya gör

Gül kokulu şiirler okudum
Gözlerinin değdiği yerlere
Şiir kokulu güller koydum
Gözlerinin değdiği yerlere.

Koştum bir oraya bir buraya
Gölgene arkadaş olmak istedim
Her şeye, her yere bir daha baktım
Belki gözlerin değmiştir diye


Alıntı


arwen 27 Mart 2009 23:56

Siyah beyaz bir resmin var yatağımın baş ucunda,
Kara görünen mavi gözlerin sanki beni çağırıyor,
Yanımda bir nefes olman için neler vermezdim,
Ama gözlerin sessiz ve kederli bana bakıyor.
Figen Şimşek



Saat: 14:18

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık