![]() |
http://img148.imageshack.us/img148/1435/peelikadnva3.jpg Bir tek sen kaldın Bir tek sen kaldın rüyalarımı hayra yoran.. Mütebessim bir yüzle gözlerimi dinlendiren.. Şimdi de ki; olsun, bu da geçer! Kafamı çatlatan bu ağrı, gözaltlarımı morartan bu uykusuzluk, şekersiz kahve ve sigara üstüne sigara geceler. Bütün kaslarımı gerdiren Kudüs sancısı ve set bakışlı Afgan çocuklar. Bizim evimiz o günden beri yaz gibi sıcak. Şimdi de ki; olsun, bu da geçer.. Geçecek.. Tam da uykuya dalmışken köyümüzün üzerine yağan ölüm, uykudan sıçrayışlarım. Vücudumu sılılsıklam eder ter. Kan ter içinde susuzluktan kuruyan dilim. Şirket binalarında üşüyen kızlar.hep duvar diplerinden yürüyen, yürürken arkaya bakıp duran kızlar. Hayatlarını kemiren yönetmeliklerden kaçan, ürkek kızlar. Akşamüstü pazaryerinde yere atılan sebze ve meyveleri toplayan utangaç kadınlar. Müdürünün masasının üzerindeki tozu almayı unutmuş odabakıcı adam. Bizim mahallede oturanlar yani. Çayocağında oturup çay içtiğimiz adamlar. Evde “asr” okuyup sohbete başladıklarımız. Sağ yanımızdan kendini tanıtmaya başlayanlar. “yoldaki işaretleri birlikte gözledikleirmiz ve “dört terim” üzerine hayatı kurmaya çalışanlar. Bizim çocuklarımız işte. Yorgun bakışlılar ve sokaklarda iç çekip yürüyenler. De ki; olsun, bu da geçer! Bir tek sen kaldın hayatımda, dualarımı sırtına yasladığım. Neden sustuğumu soruyorlar bütün gece. Artık neden konuşmadığımı. Onlara bilmediğimi söyle. Söyleyecek çok şey kalmadığını anlat. Kadınların ahlarının üzerimizde kaldığını ve utangaç bir yüzle kelimeleri gizleidğimi söyle. Kurumlarının aşkına, şirketlerinin aşkına, okullarının, televizyonlarının aşkına incittikleri çocukların gazabından sözet. Ödeyemeyecekleri ağır bir hesabın kesileceği günü hatırlat Yalnızca sen varsın, sözlerimi film karelerinden araklayıp da konuşmadığım. Hep sahici kaldığım... TARIK TUFAN.... |
Unutulmaz anları vardır hayatın Islak kirpiklere takıp kalan Zamana meydan okuyan Biz de öylesine yaşadık seninle Öylesine sevdik Hatırla aşkım... Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda Beni sensizliğe nikahladılar Yenildim duygularıma Yenildim gururuma ağlayamadım Şimdi sanadır bu ağlayışım Hatırla aşkım.. Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin Gelip gelip özlemin doluyor içime Yokluğunda şair kesildi gönlüm Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım Sen de nasıl sever nasıl söylerdin Hatırla aşkım.. Oysa nelere katlandı bu gönül Ne acılara halay çekti bu yürek Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler Bir yokluğuna alışamadım Bir de sensiz bu akşamlara Unutamam demiştin giderken bana Ben de unutamadım Bu bizim son yeminimizdi Hatırla aşkım.. Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor Gözlerine başka gözler gülüyor Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın Bitmedi bitmeyecek bu şarkım Nerede olursan ol Kiminle olursan ol Hatırla aşkım.. Hatırla Yanındayken bile özlerdim seni Şimdi içimde bir başka yangın Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın Ölmek kaderde var biliyorum Her şeyin sonu yakın Ama sen de bil ki Yağmurlarca sevdim seni Yağmurlarca sana yandım Hatırla derya gözlüm Hatırla Aşkım.. Alıntı |
Artık kalemimi kırdım gidişinle. Dudaklarımı kanatıp yüreğimin sesini dinliyorum. Baş ucumda sana yazdıklarım ve masada demlenmiş yalnızlığım. Kanayan çığlıklarımı yutkunup kırılmış hayallerimi topluyorum kentimin kaldırımlarından. Üzerimde suskunluğun yeni ütülenmiş elbisesi, yüreğime sunulmuş bir dostun dogum günü hediyesi... Şimdi karanlıklara sarılıp demlenmiş yalnızlığını yudumluyorum. " İsmail Sarıgene " Ya güneş altında yürümüşüz, ya dolunayda…Tenha sevda yollarında … Benliğimin kirli çamaşırlarını bir kuytuya; Serdim Buradayım. Acılarımızın merkezkaç savrulmaları mıydı acının son kıyısında, “uçurum çiçekleri”nin yanı başında, bizi buluşturan? Yoksa konuşa konuşa, yaza yaza acıları içselleştirme çabası mı? Böyle ama böyle değil yine de… Çünkü bekleyeceğiz bin yıl kendi yalnızlığımızın nehirlerinde! Biz sevince, çoğaldı her yönden Ki ölüm, Sevgilinin Yüreğimize okyanus sığdıran gözlerinden Geceler…Gündüzden öte sığınaklar…Yıldız koparma, yıldızlara boyama siyahlıkları ve nefes almayı öğrenme boğan dört duvarın yalnızlığına inat…Sonra o hangi gülümseyiştir yardan gelen ya da senden, gecenin emip gizlediği? Açacaksın düş sayfasını, yaşanmışlıkların düş kırıklıklarını, sevgiler hatırına, sevgiye liyakat hatırına; umut renginde, bir sonraki yarına emanet edeceksin…”Her şey burada kalsın” “Gidiyorum Geldiğim Gibi Dünyandan” diyeceksin ama heyhat; günler gecelere devrederken, bir sonsuzluğa evrilen ruhuna ezberlettiğin tatları, duyarlıkları yaşayacaksın her gece yeniden…Tatlı bir çaresizlik, belki de yorgunluk… Yüreğin geceyle sarmaş dolaş iken, sabahı sayacak yelkovanın zaman çınıltıları… Doğan her güne, her güneşe sevgilinin adıyla… Yağmurlar yağar bir kentin sokaklarına, yağar mevsiminden, derin bir sessizliğin ortasından. Yarin gözleri iner ufuklara, çağırır her yandan…Üşür genç adam, karanlık sokakların gece ortasında, her adımda bir tuzağa dönüşen su çukurlarından ıslak ıpıslak adımlarla geçer. Geriye, geçip gittiği sokaklardan bir karaltıdır kalan, bir silüettir…Zamanın yüzünü acıtan, yalnız dağlara ağıt yaktıran…Nereye bilinmez…Sokaklar, caddeler boyu durmaz yürüyüş. “Ya sevgili uyanıksa” der, sevgilide yeteri kadar sevgili olamayıştan korkar sanki; “deli desinlere” yürür de yürür…Eve getiren usu değil ayaklarıdır, usu çoktan gezmeye çıkmış adamları…Sevgide fani, sevgilide fani olmanın gereğidir yağmurla hemhal olmak, dost olmak. Yağan gökten su değildir biliriz…Gerisi bizi bağlamaz…Sonra gece alır bizi koynuna, ağırlar…Gizil bir sevişmenin kokusu uykuya bağlar ruhumuzu. Yağmura vefa yare vefadır! Yak umutsuzluklarını, direnen yanınla, senin deyiminle “Acılara İnat”… “Yokluğunda Yaşat” bilmeyenlerin öğrenesi, su tadında yasanla! Yağmur, gökkuşağı ve bahar –ille de Mayıs- terk etmez mi hiç seni? Ki utandırırsın “arsız acıları” sabrın derviş yüzüyle. Kimbilir hangi Cafe’de elinde klavye, ruhun koşuda yazdım mı, yazabildim mi telaşında. Abi zaman doluyor, “byes” deme bana! Görüyorsun; sana yazılar yazmak gerek ama bu yürek bu kalem derin bir suskuda… Demlenmiş Yalnızlığımı yudumluyorum. |
http://img508.imageshack.us/img508/1935/sinmiyoricimegd1.jpg http://img2.blogcu.com/images/n/o/k/noktanoktam/10tv5rs2cy9ju5.jpg Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman. O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde... "Kendine iyi bak." Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim. Olamayacagim. Istesem de istemesem de. Sevdim bir zamanlar seni, hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum. Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“ “Kendine iyi bak. Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak. Ben olmayacagim. Kendine iyi bak ve beni düsünme. Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik. Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim. Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim. Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina sana yürekten mutluluklar diliyorum. Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.” "Kendine iyi bak. Aramizda geçen herseye ragmen benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim. Aslinda bilmem çok önemli degil, iyi oldugunu varsayacagim ben. Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben, seni kendinle basbasa, yapayalniz birakiyorum ben. Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra, o yüzden iyi bak diyorum. Aslina bakarsan, çok da fazla umursamiyorum." "Kendine iyi bak derler ve giderler. Tutkuyla sevenler, bazen birden fazla söylerler bunu. Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir. Kolay kolay kopamaz onlar, süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir. Her seferinde azalan umutlarla geri döner ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar. Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…" Tutkunun ötesinde sevenler, bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler. Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler. Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Bu sözlerin içinde ihanet yok, hiç bir zaman olamaz derler ve giderler. En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni, ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek. "Kendine iyi bak" derler ve giderler. Seni suskunluga mahkum edip giderler. Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler. Seni senden alip giderler. Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için. Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet. Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin. Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin. Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin… Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni, kendine iyi bak derler ve giderler. Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler. Bir tek anilari birakirlar geride, bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye unutulmayan nagmeler. Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan, çünkü insafsizliklarini görmek istemezler. Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler. Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler. Kirildim ve affedemiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak; derler. Seni istemiyorum artik, hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum; diyemedikleri için kendine iyi bak derler. Vicdanlarini rahatlatmak için kendine iyi bak derler, çünkü o kan uzun süre akacaktir ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler. "Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman. Kendine iyi bak deme bana, sadece kötülükler noktalansin isterim ben. Oysa sen iyisin… Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm, sen içimdeki sevinçssin. Sen hayatima renk katan, sen yüregimdeki çarpinti, sen hayatimdaki nesesin. Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim, sen gönül yoldasim, sen bir tanesin. Kendine iyi bak deme bana. Nokta koyma. Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler, keske affedebilsen beni, keske ben de affedebilsem… Keske döndürebilsek zamani geriye. Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan. Nafile... Ama yine de, gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi? Sen eksikken, ben nasil tam olurum? Senden kalan boslugu kimlerle doldururum? Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi? Hani büyük asklar her türlü engeli asardi, hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi, hani sevgi eninde sonunda kazanirdi? Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi? Hani en büyük zaferler, en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi? Bunlarin hepsi yalan mi? Sahiden..., gitmesen olmaz mi? Bitmesek olmaz mi?………. "Kendine iyi bak" derler, kursunu kafana sikip giderler... ... Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun... Öyleyse...Sen de KeNdiNe iYi ßaK.... |
Yaşamak Bu Değil... Sakına mutlusun, demeyin bana. Ne huzur, nede bir, neşe bulmuşum. Varlığım hayaldir, yalan Dünya'da. Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm. Bütün sevdiklerim, zalim çıktılar. Çok seven kalbime, ateş yaktılar. Bütün hayallerimi, tek tek yıktılar. Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm. İçimde kederim, hiç eksilmedi. Yarınlarıma da, ümit ekilmedi. Suçlandı bu kalbim, hiç sevilmedi. Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm. Her yanımı sardı, keder zinciri. Yıllardır döktüğüm, hep ecel teri. İmdadıma koşan, çıkmadı biri. Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm. Acıyla yaşamak, ölümden beter; Mutluluk denen şey, gözümde tüter. Tatmadan huzuru, bu ömrüm biter. Yaşamak bu değil, çoktan ölmüşüm. Süleyman Göktekin |
Ve Ben Hala Seni Seviyorum Eğer olur da bir kış günü.. Senin sevginle atan şu biçare kalbim durursa.. Teneşir tahtasındaki cansız yatan vücuduma.. Ne olur sıcak ellerinle bir kez dokun.. Doğduğumda ilk giydirilen beyaz zıbınlıktan sonra.. Şu kefene sarılı vücudum.. Yatırılırsa musalla taşına.. Okunursa arkamdan dualar.. Sakın ağlama bitanem.... Seninle mutlu olduğum günleri düşün... Nasılda mutluydum seninle.. Birbirimizi mutlu ettiğimiz günleri düşün.. Benim seni, senin beni.. Ne olur sakın ağlama... Kıyamam akan göz yaşlarına.. Son kez bir daha kefendeki cansız vücuduma dokun.. Alnımdan öp beni... Toprak altına girmeden son kez öp beni... Ve üstüme toprak atılmadan ilkbaharda açan bir çiçek at.. Sonra düşün, bir an düşün.. Beni nasıl mutlu ettiğini.. Sakın ağlama güzelim... Her sene ölüm yıldönümümde bana gel.. İnan bana bitanem... Benim sana olan sevgimle mezarıma diktiğin o çiçek.. Her zaman açacak.. İlk günkü gibi hiç solmayacak... Hep açacak. Ve bana sadece Seni seviyorum de.. Ve ben; Seni hala seviyorum.... |
Tut ki gecenin Alacakaranlığında düşlemişim seni. Tut ki, rüyalarımı bölmüşsün ne çıkar? Ne çıkar gündüzlerin selamsız aşkına, Geceleri kefen biçsen. Bir anlık hırsla, Her şeyi yıkıp geçsen, ne çıkar... Tut ki bundan böyle unutmuşum seni. Tut ki artık çalan parçalarda ismin geçmesin. Tut ki yazılan şiirler, seni anmasın, Varsın eller de unuttu desin. Ben seviyorum ya seni, Sen sevmesen, ne çıkar... Bedirhan Gökçe |
Sitem Şiirleri Bir gece yarısı boş alanda Karanlığın çöktüğü ışığın olmadığı Umutların tükenip bittiği yerde Çaresizce ben yalnızım birtanem Hasretim yüzüne bu kör akşamda Sensizliğin yükünü yüreğimde taşıyorum Umutlarım hayallerim hep senin üstüne Ama ben sensiz çaresiz yaşıyorum İsyanlardayım yine bu gece Gözümden akan iki damla yaş Yüreğim kahretsin yine acıyla dolu Ama birşey var ki sol yanımda Sen bunu hiçbir zaman bilemzsin Çünkü sen hayattta Benim seni sevdiğim kadar Beni sevemezsin.. Alıntı. Sitem Vurgun yemiş misali gönlüm Tutuldu aşka Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka Bu yangın benle ölünceye dek Yaşasın varsın Dünyanın o son günü Sen beni arayacaksın Doymadım doyamadım sevmelere seni ben Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları Ne inkar ne itiraf Bu yalnızca sitem Zannetme birgün geri dönmek değil niyetim Hasreteteslim oldum gelmeyeceğim Doymadım doyamadım sevmelere seni ben Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları Ne inkar ne itiraf Bu yalnızca sitem S.Aksu |
Seni Bana Sorsalar Seni bana sorsalar Yaşantımın anlamı Gonca gonca açan bir gül Ömrümün aşk yolu derim Seni bana sorsalar Anlatamam Nehir gözlüm Islak gözlerinde mevsimleri Saçlarında güneşin doğuşunu seyrettiğimi Seni bana sorsalar Son nefesım Gönlümde inci Adı dudaklarımda saklım derim NURTEN TARIM |
Hiç bu kadar dokunmazdı geceler Böylesine siyahbu kadar sessiz değildi; Yüreğim seni yaşamadan önce. Arıyorum senibiriken özleminle. Karamsar ve duygusal ruh halimle. Tutsak bıraktın beni karanlık gecelere Uğrunda bir değil Binlerce gece uykusuz yaşadım seni. Yokluğunda düş kurarak Uzananınca döşeğime geceleri Yorganım kaktüs dikenleri gibi... İşte o zaman Sessiz gecelerin dehşetinde özlerken seni İçimde yokluğunhissederdim sancı izlerini. Ve ... Gözlerime görünüyordun bir melek gibi Şeffaf mutlu bir tebessümlebakınca yüzüme İçimdeki sevinçle ısırıyordum Alt dudağımın içini. Bakışlarımdan uzaklaştığını görünce hayalini Gözlerim kapalıaçardım kalbimiuzatırdım ellerimi. Yokluğuna dayanılmazsensiz ve sevgisiz olmaz. Haykırarak yalvarıyordum''bırakıp gitme'' beni. Kanayan yüreğimle çekemem hasretini Senin yokluğun bir acı gibi içimde Haykırışlarım nafileısrarlarıma rağmen. Sen uzaklaşırdın gecemin düşünden. Yokluğunun korkusu ile nefes alıyorum içimden . ''Gitme...!'' diye tutmak istiyordum seni. Tutup sığdıramadım seni avuçlarımın içine . Yalnızlığıma ağlarken Ağıtı andıran sesim gelmiyor kulaklarına Yine bir başıma Düşsel düşüncelerime tutsak kalıyordum Gecenin ıssızkaranlık kollarında. İsyan ederdim sana. Yüreğimdeki yerin işte böyle Sen nerede olursan ol Gerçek varlığım seninle can evimde |
Susuyorum Umutları küçük bir çocuğun elma şekerinden ibaret olan Hayata karşı kırgın, kızgın bir çocuk gibiyim.. Hırçın dalgalar gibiyim; Karışık, yorgun... Bildiklerim ve bilmediklerim hakkında çokta bir şey bilmiyorum aslında Diğer yandaysa bildiğimi sandıklarım.. Kararsız, ürkek adımlarla; Korkakça köşeye sindi umduklarım... Kalabalığın ortasında kimsesizim... Kim olduğumdan bihaberim sorsalar Adım soyadım dışında tanımıyorum böyle bir "ben".. Kimliğimde aynada gördüğümden çok başka birisi, Bu ben miyim sahiden? Bu tebessüm benden mi? Tanıdığım ve bildiğim ne varsa tekrar gözden geçirdim Ve gördüm ki kör cahilin biriymişim ben.. Sokaklarımda geceden kalma ıslaklık; Ve çıplak ayaklarım... Yüreğimde kocaman bir deniz var Uzaktan baktığında maviliklerin huzuru belki, Belki güzel bir anımsayış... Ama içinde öyle fırtınalar kopar ki Kimse görmez işte o yanını... Alay eder gibi acizliğini saklayan yabancılar, Birde onlar kirletirler saflığını.. Hayat yük olmuş omuzlarımda Taşımakta zorlanmıyorum değil.. Hem unutmak istiyorum, hem hatırlamak; Tarif edemiyorum ki.. Anlamsız gelen birçok cümle kuruyorum ne zaman konuşsam; Bu yüzden anlamlıca susuyorum! Nilay Dalcı |
DÜNYA ÜSTÜME YIKILSA Geçmişin karanlıklarla dolu olsa Seni seven bu gönül hüsrana uğrasa Dünya üstüme yıkılsa Yalnız seni seveceğim Seven gönül ferman dinlemez Sen alın yazımsın Bunu kimse silemez Sahip olduğun bu kalbe Hiç kimse giremez Sensiz bi hayat asla çekilmez Dünya üstüme yıkılsa Seven bu kalpten Seni kimse silemez.. |
son Nokta... Sevdiğim... Bizim aşkımız yazın kar yağması gibi... Ne ellerini, ne dudaklarını Ne yaparsan yap arındıramazsın artık, Yanında uyuduğun eşinin kokusundan. Kokusunu içime çektikçe Burnumun direkleri sızlarken Tutamam ellerini Son bir defa, hayır sevgili Son bir defa öpemem o dudakları... ...seçtim kolayı Bu satırlarla son veriyorum aşkımıza Ve bu satırlarla kurşuna diziyorum Günahkar sevgimizi. Oluk oluk akacak bu sayfaya sevgimiz Ve her bir damla da anlaycaksın Artık yokum Bitti işte her şey Kalan yarım umudumla birlikte Duman oldum, Yalan olduk. Yazdığım satırların sonuna koyacağım nokta Aslında aşkımıza, birlikteliğimize koyduğum Son noktadır... Cümlelerim bitti artık. son nokta... Burçin Şehirali |
Çağırma Beni Gel deyip yanına çağırma beni Gelmek istesem de gelemiyorum Hasretin dağları öyle zalim ki Delmek istesem de delemiyorum Yıllardır dumansız yandım ateşte Bilsen ne acılar saklarım döşte Bir kez olsun seni rüyada düşte Bulmak istesem de bulamıyorum Gölgeni ararım her gün her yerde Çekilir önüme karanlık perde Kokun nerden gelir, nefesin nerde Bilmek istesem de bilemiyorum Gözlerim yollarda kulağım seste Keder var sinemde hep deste deste Gönlümün sazıyla sana bir beste Çalmak istesem de çalamıyorum Çileye mahkûmum sensizlik belam Anlatmaz halimi ne söz ne kelam Uzaktan uzağa bir kuru selam Salmak istesem de salamıyorum Çoktandır kadere çatarım kaşı Taşlara vururum zavallı başı Gözümde kamp kurdu sanki gözyaşı Silmek istesem de silemiyorum Umutlar hayaldir acılar sahi Kader dertten yana nasılda ahi Sensiz günlerimde bir kere dahi Gülmek istesem de gülemiyorum Uykularım lime lime bölündü Duygularım yitik arzum çalındı Yaşama hevesim benden alındı Ölmek istesem de ölemiyorum Mutlu Aydurmuş |
AH ULAN RIZA Neden halâ gelmedi, yoksa Saati mi şaşırdı bu hıyar? Gerçi hiç saati olmadı ama En azından birine sorar. Cebimde bir lira desen yok, Madara olduk meyhaneye! Ah eşşek kafam benim, Nasıl da güvendim bu hergeleye! Gelse, balığa çıkacaktık, Ne çekersek kızartıp birayla yutacaktık. Kafamız tam olunca, şarkılar döktürüp Enteresan hayâllere dalacaktık. Bu sandalı geçen hafta denk getirip Çalıntıdan düşürdük. Arkadaşlar ısrar etti, Biz de, iyi olur, bize uyar diye düşündük. Saat sekizde gelecekti, Bana birkaç milyon borç verecekti. Yoksa o nemrut karısı kaçtı da Onun peşinden mi gitti? Eğer öyleyse yandık, Gudubet gene yaptı yapacağını! Geçen sene de merdivenden itip Kırmıştı Rıza'nın bacağını. Abi, kadında boy şu kadar; Kalça fırıldak, göz patlak, kafa çatlak! Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak, Ya horlarken Rıza'yı boğacak! Bak, şimdi acıdım, aşkolsun adama, Ben olsam, vallahi baş edemem! .. Hele beş tane velet var ki boy-boy, Allah'tan düşmanıma dilemem! Aslında iyi çocuktur Rıza, efendi huyludur, Herkesin suyuna gider. Yoksa, kalıba vursan hani, Tek başına on tane adam eder! Bir keresinde, hiç unutmam Üç-beş zibidi haraca dadandı; Rıza, sandalyeyi kaptığı gibi Herifleri hastaneye kadar kovaladı! Aynı mahallede büyüdük, aynı kızları sevdik, Aynı kafadaydık. Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu, Biz, başka havadaydık. Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır, Aynı takımı tutardık. Fener'in her maçına iddialaşıp Millete az mı yemek ısmarladık! .. Bir tek askerde ayrıldık, Bana Bornova düştü, ona Gelibolu. Döner dönmez evlendirdiler, En büyük salaklığı da bu oldu! .. Bense hiç düşünmedim, zaten param yoktu. Hep tek tabanca gezdim. Benim beğendiğimi anam istemedi, Onun gösterdiğini ben sevmedim. Neyse, bunlar derin mevzu... Anlaşıldı, bu herif artık gelmeyecek. Ufaktan yol alayım Anam evde yalnız, şimdi merağından ölecek! .. Gittim, vurup kafayı yattım; Rüyamda gördüm, gülümseyerek geldiğini. Ne bilirdim, yolda kamyon çarpıp Hastaneye kavuşmadan can verdiğini! .. Vay be Rıza! .. Sonunda sen de düşüp gittin Azrail'in peşine! Dün, boşuna günahını almışım, Ne olur, kızma bu kardeşine! Öğlen kahvede söylediler, Rıza öldü, dediler Ne kolay söylediler! Sanki dev bir taş ocağını Kökünden dinamitleyip üstüme devirdiler! Ah dostum... o kocaman gövdene O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler? O zalim tabutun tahtalarını Senin üstüne nasıl böyle çivilediler? Yani sen şimdi gittin, yani yoksun, Yani bir daha olmayacak mısın? Yani bir daha borç vermeyecek, Bir daha bira ısmarlamayacak mısın? Peki, beni kim kızdıracak, Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak? Peki, beni bu köhne dünyada Senin anladığın kadar kim anlayacak? Ulan Rıza... ne hayâllerimiz vardı oysa, Ne acayip şeyler yapacaktık... Totoyu bulunca dükkân açacak, Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık. Talih yüzümüze gülecekti be! .. Karıyı boşayıp sıfır mersedes alacaktık. Hafta sonu iki yavru kapıp Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık! Ah ulan Rıza... bu mahallenin, Nesini beğenmedin de öte yere taşındın? Ara sıra gıcıklaşırdın ama inan ki, Benim en kıral arkadaşımdın! .. Ah ulan Rıza... ben şimdi, Bu koca deryada tek başıma ne halt ederim? Senden ayrılacağımı sanma, Bir kaç güne kalmaz, ben de gelirim! .. Y.Hayaloğlu |
Bazen gitmek zamanıdır Bazen gitmek gerek. Sessiz sedasız gitmek. Kalamayacağın kalın çizgilerle, Belirginleştiğinde, Gideceksin. Kendine kalabilmek için Gideceksin. Beklentilerini, hüznünü alıp sırtına, Koyulacaksın yine yollara. Bazen gitmek zamanıdır. O zaman geldiğinde, Sessiz sedasız, Gideceksin. Kuntay Duransoy |
Ölesiye Seversin Ah bu gönlüm deli gönlüm Nelere boyun egersin Gülü dalımda dikeniyle Çiçegi kırda kelebekleriyle Aşkını kalbinde Ölesiye seversin Ah şu yüzüm güler yüzüm Nelere güler geçersin Her sözü dinlersin Saygısızlık nedir bilmezsin Sevdimmi tam seversin Aşkını kalbinde Ölesiye seversin Ah dilim tatlı dilim Yeri geldiginde susar Yeri geldiginde söylersin kötü söz nedir bilmezsin Aşkını kalbinde Ölesiye seversin Ah kalem tutan elim Sen neler yazarsın Bazen aşkı yazar Bazen ayrılıgı Bazen,de yaşadıklarını Aşkını kalbinde Ölesiye seversin Ah aşk ah aşk Sen ne güzel şeysin İnsanı serhoş eder Hayatı ters düz edersin Aşkını kalbinde Ölesiye seversin Hüseyin Önder |
SICAK SAKLAYIN GECELERİMİ Geçici ayrılık benimkisi İlkyaz çiçeğine gebeyim Ağıtlar yakmayın adıma Ben ölmedim ölmeyeceğim Sıcak saklayın gecelerimi Karlar altından çıkıp geleceğim Düşlerinizin ateşinden Ilık bir rüzgar gibi eseceğim Demlice bir çay koyun üstüne Aç çocuk gibi besleyin sobayı Nasıl tütüyorsanız gözlerimde Öylece tütsün buharı Uzunca serin yatağımı Boyunca uzansın ayağım El aman deyince gece Usulca kıvrılır yatarım Can canım canlarım Hazır mı koynunuzdaki yerim Gün olur gecikmiş çocuk gibi Bağıra çağıra gelirim Nevzat ÇELİK |
Her şeyin Ben, Sabah pencerene doğan güneşim. Kuş sesleriyim şafak vakti. Aldığın ilk nefesim uyandığında. Yıkandığın suyum, tarağım saçlarında… Ben, Kahvaltında çayınım, ekmeğinim sıcacık. Kaldırımım yürüdüğün sokakta. Ben her zaman seninleyim. Ben her zaman sendeyim. Ben, Gözlerindeki yaşım, gönlündeki burukluğun... Seni saran yalnızlığım derinden. Geceleri ışığınım yıldız yıldız, kaç binyıl ötesinden… Güldüğünde sevincinim, sebebini anlayamadığın. Hiç tükenmeyen umudunum ben. Ben senin her şeyinim ve sen her şeyimsin benim Doğan Ceylan |
Aradım seni yağmurun tanesinde güneşin doğuşunda ayın ışığında aradım yağmurun tanesi ıslattı beni güneş doğu da doğdu oysa sen batıdaydın o vakit ayın ışığında seni ararken ay tutuldu seni sende aradım çevirimdışıydın seni bende aradım ruhumu kuşatmıştın zehirli bir yılan misali Muhlis Yüce |
Değmez Aşklara Kesitler Kuma yazdın adımı Hiçe saydığın aşkımı Yitirince hayat anlamını Anladım değmezmiş sana Hayallerimi süsleyen anlardaydın,, Damarımdan sızan kanlardaydın,, Sabahıma doğan tanlardaydın,, Değmezmişsin be güzelim... Kurda kuşa anlattım seni Ruhumdan ayırmadım sevgini Durdurdum sen yokken saatleri Anladım değmezmiş sana Bir kibrit alevi yanışımıydın,, Doyumsuz aşklara kanışımıydın,, Ölümsüz sevdalara acep danışımıydın... Değmezmişsin be güzelim... Zehir doldurduğun kadehi Kana kana içtim aşkın şerbetini İhanetin hikmetini Anladım değmezmiş sana Gecemin ay ışığı, sen..., Günümün karmaşığı,sen...., Gönlümün sarmaşığı sen... Değmezmişsin be güzelim.. Yere eğdin yüzümü Yabana attın sözümü Ben bilirim özümü Anladım değmezmiş sana Gül bezedim diken çıktın... Bileğimi büken çıktın... Kara çalı eken çıktın... Değmezmişsin be güzelim... Sana yazılan yazıyı Sensizliği anlatan şarkıyı Duymasan da ahımı Anladım değmezmiş sana Bahar geldim, hazan ettin, Düzenimi bozan ettin, Şu beynimi kazan ettin.... Değmezmişsin be güzelim... Sana ne ettim de gittin Suçum sevmek miydi benim Şimdi tüm şarkılar senin Doya doya dinle gülüm. Aşkım resim sanki eser... Ilgıt ılgıt sevda eser, Hatıralar ölüm keser, Değmezmişsin be güzelim... Baki Evkaralı |
ZEYL Soluğu rüzgârlardan derlendi Yollar o çingeneden bulaştı bana Tek gerçek düşlerimdi belki de Bir masaldan aldım rengimi Tutku yaşından büyük gösteriyorsa Sağır ve dilsiz geceler sorumludur Gözlerin Ve şer iklimi Hicri İZGÖREN |
Herşey Körkütük sarhoş şiirler Resmini çiziyor eski yanlarımın Sakallarım ak kâğıdın teni Düşlerimi sorma Söyleyemediğim her şeydir. Yorgunum, solgunum, düşkünüm Bitmez kendime yaptığım zulmüm Her yanımda bir parça gözlerin Her yanımda bir parça yüreğin Gör bak, paramparçayım. Düşlerim yastığımın kalbinde Karanlık, yedi iklim yağmurları gibi ince Düşlerim toslamış, ezberimdeki isminde Yorgunum, solgunum, düşkünüm Sevda mı? Hiç sorma Söyleyemediğim her şeysin. Nedim Kardaş |
Oturupta sana anlatsam Beni sana anlatsam Desem ki Bir çimenim. Gülüşler güneşim yeşerir Hüzünler rüzgarım solarım Anlar mısın? Bir dünyam var ki Bir de baharım Veririm o zaman yeşilime alı, moru, sarıyı Veririm o zaman gözlere doymamazlığı Veririm o zaman gönüllere o gizemli havayı Aldıkça, veririm. Mutluluklar; ezgidir, şiirdir gelmesi beklenendir. Hüzünler; yalandır, öldürendir gitmesi beklenendir. Bir dünyam var ki Bir de hazanım Yitiririm o zaman en sevdiğimi bile Yitiririm o zaman en güvendiğimi bile Yitiririm o zaman en inandığımı bile. Yittikçe yiterim Seni sever olduğum için Alıpta karşıma desem ki Ben bir çimenim Anlar mısın? Rüzgarın dalgalandırdığı Güneşin okşadığı Bazı ayakların acımadığı Bazı ayaklarınsa kıyamadığı Hiç bir düşünceden doğmamış Toprağın, yağmurun, rüzgarın, güneşin Artığı bir çimenim desem. Anlar mısın? Emel Deniz Oskay |
BıR KÜÇÜK DÜNYAM VAR ıÇıMDE BENıM Bir küçük dünyam var içimde benim |
Güneşin sıcaklığına sakla Ve her gece bir yıldız koy yastığının altına. Benim için. Olur ya, Zemheri gününde buz tutarsa bedenim Ve karanlığa gömülürse gülüşlerim Bir parça güneş, bir de yıldız gönderirsin Isınsın içim Işıldasın gözlerim. Güller de güzeldir bilirim Ama ben en çok papatyayı severim Kucak dolusu topla Benim için. Hepsi beyaz olsun Her yaprağı 'seviyor' desin Olur ya, umutlarım solmaya yüz tuttuğunda Demet demet gönderirsin. Sevgi büyüt yüreğinde Sabırla besle Benim için. Olur ya Yıkarım duvarları Kırarım zincirleri Ve bir gün GELİRİM... Ayşe Şentürk |
Sevmişim Sen benim dağlarda kır çiçeğimsin Baharım, goncamsın sevmişim seni Bir ömür geçmişim, geleceğimsin Hayatım, canımsın sevmişim seni Bülbülün nazları güle saklıdır Aşkların özünde çile saklıdır Yaşanır söylenmez, dile saklıdır Aşikar vefamsın sevmişim seni Hasretin çökünce gönül katına, Başlıyor içimde deli fırtına Ne gerek binmeye sevda atına Kalbimde atansın sevmişim seni alıntı |
Gel Seninle Resim Yapalım Gel seninle resim yapalım. Bir yüz çizelim ince, Küçük nezleli bir burun Ve gözler zeytin iriliğinde. Sonra bir gelincik, ince bir boyun, Soyulmuş bademden daha ak bir ten, Öyle bir yüz ki seher vakti Mutluluk estirsin güneş doğarken Ve saçlar çizelim, bulutlar, Türküler, masallar gibi, Hepsinin üstüne sonra Kocaman bir insan yüreği. Öyle bir yürek ki sevgiyle Arkadaşlıkla, mutlulukla dolsun, İsterse ondan sonra Bütün şairler ölsün. Cahit Külebi |
Ben bir garip hamsiyim da Düştüm dalgalarına da Düştüm dalgalarına Karadeniz zalim olma Ayırma beni yardan da Beni yardan ayırma Ben bir garip uşağımda Düştüm karasevdaya Ayırdılar sevdiğimden Kızıyorum dünyaya da Kızıyorum dünyaya Gözlerime bakanlar da Garip diyor halime Ateş düştü yüreğime Aktım karadenize Ben bir garip hamsiyim da Dütüm dalgalarına da Düştüm dalgalarına Karadeniz zalim olma Ayırma beni yardan da Beni yardan ayırma Fırtına bora deniz Dalgası deli deniz Gözleri karadeniz Yol verdöneyim |
Sєndєn Bαnα Kαlαn Tєк Hαтıяα Yüяєğiмdєкi Yαяα .. Bir tek adın kaldı dudaklarımda Bir de gözlerimde hatıraların... Tabutum olacak Gözbebeklerinden düşen küflü çığlıkların. Kefenim olacak ömür boyu susmaların… Ve bir gün Sensiz ölmenin acısını bırakacağım satırlara.. Neden diye sorma.. Sadece yoksun. Yokluğun ile varlığın arasında Sadece ölüyorum; ötesi yok inan. Varlığının kepenklerini indirip Sensizliğinde yaşamaya gidiyorum yine. Ve uyandığımda Değişen hiçbir şey olmayacak.. Sen hep bana uzak Ben hep sana yasak…. Hani dik duracaktık kanlı pusulara ? Yağmurları bana emanet edip Gittin sadece… Şimdi yalnızlığın ipi geçti boynuma. Yokluğun yükledi sırtıma... Bir tek acıların kaldı senden bana.. Oysa ben yemin etmiştim Acıların icin sırtımı semer bileceğim diye. Söz vermiştim Sensiz ölmeyeceğim diye... Şimdi sensizlik duruyor başucumda.. Şimdi ayazlar yüreğimi sorguluyor Ayrılığınla yüzüme vurduğun kapımda.. Söyle ne olur... Beni unuttuğunu söyle... Hiç sevmediğini haykır.. Yeminlerinin yalan olduğunu Sevginin sahte olduğunu vur yüzüme... Yemin olsun ki; Bir damla gözyaşı düşmez artık.. Çünkü gittiğin gün Ayak uçlarında " Sana " ölmüştüm sevgili.. Unutma ki; ÖLenLer Hiçbi Zaman YasayanLar İçin Gözyası DökmezLer Nur dan alıntıdır |
Uzaktaki Sevgiliye Açmış kollarını iki yana, Beni bekler sevdiğim! Uzatsam elimi, Dokunacak gibiyim! Gülüşü şenlendirmiş yüzünü, Bakışları ışık ışık, Aydınlatır ömrümü! Gel der gibi her hücresi, Mısralar sermeliyim yoluna, Aşka can vermeli her hecesi! Uzaklardaki sevgili olmalı son dizesi... Açmış sevdiğim kollarını bana, Sabretmeliyim, vuslat olsa da öte diyarda, Siyah beyaz bir sevdanın koynunda! .. Melike Yurtsever |
SANA NE YAPTILAR O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Bir bıçağın ağzında yürür gibiydin Demirlerin soğukluğu soluk dudaklarında Gözlerinde karanlığı dar hücrelerin Seni görür görmez özgürlüğümden utandım Söyle ne içersin çay mı kahve mi Çok değişmişsin birden tanıyamadım Saçların uzundu omuzlarına akardı Gönlümüz şenlenirdi sarışınlığından Onlar mı kestiler sen mi kısalttın Gülerdin içimize aylar doğardı Görünmez dağların arkasından Eski gülümsemeni beyhude aradım O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişin birden tanıyamadım Bir çay içer misin yoksa kahve mi Kibritim yok demek cıgaraya başladın Ellerin de titriyor bir şeyin mi var Böyle bir kız değildin sen eskiden Sana ne yaptılar sana ne yaptılar Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken O sabah mı çıkmıştın bir gün önce mi Çok değişmişin birden tanıyamadım Attila İLHAN |
Sevdiğin bir renk Zamanın durduğunu düşün Düşün sadece renkleri Donuk bir şekilde Dinmeyen bir mavi Sonu olmayan hayallerimiz gibi İçimizi rahatlatan bir yeşil Tükenmek bilmeyen umudumuz gibi Herşey şeffaf olduğunu düşün Bir gölge, bir siyahlık akıllarımızda Gizlediğimiz ve göremediğimiz Boşluk olmuş gözlerimiz donuk bakışlarımızda Ama güneşin sarısı sarıyor etrafımızı Ve anlam katıyor her bir anımıza Renkler bizi sarıp sarmalayan bir çiçek gibi Karanlığımızı örtüyor, ve parlaklığı sarıyor dört bir yanı Ve hayatın biz de bıraktığı lekeler Fırça darbeleri gibi Ama bozmuyor bütünlüğü Bozmuyor bu güzelliği Hayallerimiz, umutlarımız ve sevgimiz bembeyaz Karanlığı boğuyor Cenneti imrendiriyor kendine Göklerin dinmeyen mavisinde saklı Cennetin kapıları Açılsın artık Ve bize getirsin mutluğu ve aydınlığı Ozan Oğuz |
Bu Şehir ve SEN Ömrümün en güzel senelerini Alıp da gittiniz bu şehir ve sen Gönlümün en masum ümitlerini Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen Döktüğüm yaşlara aldırmadınız Giden gençliğime acımadınız Düştüğüm yerlerden kaldırmadınız Basıp da gittiniz bu şehir ve sen Beni iyi tanır bu kaldırımlar Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar Sizlerden bir ömür alacağım var Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen Beni tanır bu kaldırımlar Bu kuytu köşeler bu taş sokaklar Sizlerden bir ömür alacağım var Çalıp da gittiniz bu şehir ve sen Bağlayıp durdunuz hep ellerimi Delik deşik ettiniz seven kalbimi İçimde dağ gibi hayallerimi Yıkıp da gittiniz bu şehir ve sen Biriniz sağırdı duvardan bile Biriniz kalpsizdi taşlardan bile Bütün acıları dizip önüme Yakıp da gittiniz bu şehir ve sen Kimsesiz yalnızdım kollarınızda Her şeyi kaybettim yollarınızda Şimdi bir hesap var aramızda Vermeden gittiniz bu şehir ve sen Ben yine yaşarım içimde yasla Ya siz neylersiniz bu ihtirasla Bir daha dönmek mi buraya asla İçimde bittiniz bu şehir ve sen Ahmet Selçuk İlkan |
AYRILIK Herşeyim Oldun Dün gece resimlerin geçti elime Uzun süre baktım Ağlamak istedim bütün gece Gözyaşlarım seni hatırlatır sandım Ağlayamadım... Sonra bir mektup ilişti gözüme Bıkana dek okudum Haykırmak istedim kaderime Dökülen heceler sana ulaşır sandım Haykıramadım... Şimdi son nefesimi veriyorum Biliyorum gideceğim yakında Hayır acımanı istemiyorum sevgilim Acıma bana!!! Yıllar önceki sözünü Şimdi ben sana söylüyorum Elveda..........! Güneşim oldun yaktın beni, ateşinle. Dünyam oldun girdim senin, gönlüne. Yıldızım oldun ışıl ışıl parladı yüzüm seninle. Yağmurum oldun damla, damla aktın yüreğime.Baharım oldun çiçekler açtı bahçemde. Yazım oldun denizlere yelken açtık birlikte. Sonbaharım oldun ama hüzün, uğramadı bize. Kışım oldun kardan adam gibi, erittin bedeninde.Aşkım oldun aşkı sen de tattım günlerce. Sevgim oldun seni hep yaşattım yüreğim de. Özlemim oldun sensiz yapamaz oldum sevgi de. Hasretim oldun hiç ayrı kalamam...belki de.Sevincim oldun hep seninleyim sevinince. Neşem oldun ne tatlısın hareketlerinde. Gururum oldun hep gıptayla baktım yüzüne. Mutluluğum oldun hep sen de tattım..sevginle.Ayrılığım oldun nefes alamadım hiçbiryer de. Tutkum oldun esir oldum her an...yüreğine. Köle oldum verdiğin aşka, sevgiye. Herşeyim oldun bende ki tüm güzelliğinle. |
Sen Git git sen.. ben boyarım çatlaklarını duvarların.. harcını sulamayı unutma sevdamızın.. git sen.. ben tutarım hesabını sensiz ayların.. sen sadece kendini üzülüyor sanırsın.. git sen.. ben resmini çizerim gözlerinin karasının.. ne ben akıllıyım artık ne de sen şapşalsın.. git sen.. ben bakarım ardından ayaklarının.. gözlerimde yaş bırak ki pınarları kurumasın.. bütün sokaklarım sana doğru.. git sen.. tutmak istiyorum giderken seni.. avuçlarım yosun bağlamış.. gittin diye söyleyemediklerimi bi bilsen.. ama boşver yine de.. git sen.. git.. |
Bir kahve içecek zamanımız olsaydı Hayatın riyasız resmini çizerdim sana Belki şiir söylerdim Gözlerini kıskanırken çiçekler Ben geceyi dinlerdim. Bir kahve içecek zamanımız olsaydı Kırk yılın hatrını sorardım sana Hem aşka, hem hayata bir şerh düşerdim Gözlerinle kavrulmadan kainat Eriyerek için için pişerdim. Bir kahve içecek zamanımız olsaydı Hiç konuşmadan sus-pus bakardım sana Gecenin karanlığı utanırdı yanında Yüzlerce güneşi doğdururdun sen Bir tek gülüşünle; hemen, anında Bir kahve içecek zamanımız olsaydı Belki vuslatı anlatırdım sana, vuslatı Biz mi kahve içerdik kahve mi bizi Dudağımda titrek titrek bir dua: “Allah’ım bırakma ellerimizi” Bir kahve içecek zamanımız olsaydı O gece içimi dökerdim sana Yüreğimde kor ateşin işi ne Gözlerime doğru uçsun turnalar Alışır mıyım ki ben gidişine Bir kahve içecek zamanımız olsaydı Gökteki yıldızları toplardım sana Ne mehtap kalırdı, ne ay Bir kahve içecek zamanımız olmadı Neye sayarsan say! Mehmet Ekici |
Gönül Arzular Seni Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hakk nasip eylese görsem yüzünü Ey sevdiğim gönül arzular seni Yitirdim o dostu bilmem ne yanda Sevgisi gönülde muhabbet canda Yarın mahşer günü ulu divanda Ey sevdiğim gönül arzular seni Yunus senin methin eder dillerde Sevilirsin bütün bu gönüllerde Ağlayı ağlayı gurbet ellerde Ey sevdiğim gönül arzula Yunus Emre |
Şimdi Burada Değilsin şimdi burda değilsin.... ama beni duyuyorsun...biliyorum... kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur... bak yoksun... bunun anlamını biliyomusun.... yokluğun yüreğimmdeki bu yıldızsız, bu dipsiz, karanlık gece... yokluğun, odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, unuttuğum dalgın gözlerim.... yokluğun yastığımda bıraktığın bu kimsesiz saç telleri... sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar... her an gözümün önünde sakladığım mektupların, peçetelere yazdığın şiirlerin, hediyelerini sardığın paket kağıtların... sen gidince, hala sen kokuyodur, diye üzerime giydiğim ve derin derin soluduğumm giysilerin.... bu yarı deli... bu hayattan kopuk ruhum... kapat gözlerini ve bana baak.... ben ne diye varsa gördüğün, işte o senin yokluğun.... söyle.! sana neyi anlatayım... sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, n'luuur bana hayattan kötü davranma diyen...sayıklayan.. o kırgın, o kendine çarpan sesini mi..! ! Cezmi Ersöz |
Kaldırımlar I Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında; Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık; Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık; Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor; Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler... Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor; Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi; Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi; Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta; Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum! Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta; Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum! Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin; İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler. Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin; Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim; Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları! Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim; Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya; Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya, Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi... II Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi, Etinle, kemiğinle, sokakların malısın! Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi, Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın! ****** yataklardan kaçtığın günden beri, Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında. Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri; Onun taşı erimiş, senin kafatasında. İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var; Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz. Dünyada taşınacak bir kuru başınız var; Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz. Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur! Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları. Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur... Ne senin anladığın kadar, kaldırımları... III Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece, Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler. Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince, Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der. Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de, Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp. Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de, Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp. Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım; Onu bir başkasına râm oluyor sanırım, Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı. Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan; Bana rahat bir döşek serince yerin altı, Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...Necip Fazıl KISAKÜREK |
Sen Çöz Kelepçelerimi... Benim Firarim Yine Gözlerine Sus bürüdü yine içimi Yâr... Görüş mesafesi sıfır... Konuşsam tufanlar gelir üzerime... Bilediğim sessiz sitemler yüreğimi kesiyor... Şimdi sen görmelisin yitik çocukluğumu... Yitiğim Yâr... Cami avlusuna bırakılmış çocuk kadar yitiğim... Ziyan defterim kabarıyor sensiz günlerle... Saklıyorum acılarımı bir yorgan altına... Görme gözlerimi Yâr görme... Buğu bulaşır gözlerine... Sahi Yâr..!!! Hangi öyküden bulaştı iç'ime bu korkular... Bulamıyorum gözümü kapadığımda saklanan düş'lerimi... İhbar et bana bu gece saklanan her düşü... Varsa bir parça Umut sür çiy düşmüş gözlerime... D'üşüyor gölgem karanlık bir sokakta... Haydi Yâr.. Islanmadan gitmeliyiz... Hüzün çiseliyor yine... İyisimi sen çöz kelepçelerimi... Benim firarim yine gözlerine... Alıntı |
Af Edermisin Söylesem anlarmısın. Duysam anlatırmısın. Ayağına kapansam. Beni af edermisin? Gözlerinin renginde, Sımsıcacık sevginle, Bir avuç toprak olsam. Koynunda saklarmısın? Geçmişte, gelecekte. Olmuşta, olacakta, Hep seninle yaşasam, Beni af edermisin? Yaşamın denizinde. Sonsuzluk gemisinde, Bir garip yolcu olsam, Bana el sallarmısın? Hüseyin Karayel |
Hâla içimin en acıyan yanısın, bir sızı deyip geçemeyecek kadar büyük, kelimeler tarif edemez bu acıyı. Öyle ansızın, öyle patavatsız küstahça ve sadece arkandan bakışım gelir aklıma birde cumartesi günleri ve de Pazar o soğuk durakta seni bekleyişim. Durağı kaldırdılar sonra oradan, seni unutmamı sağlamak istercesine ya bu acıyı, onu unuttular galiba bir kepçede buraya vursalar, ne olurdu sanki! Vursalar da yıksalar içimdeki tahtını yok ama bunu yıkacak güç yok acıtıyor içimde derin bir yeri sensizlik dönmeyeceksen bekletme zamanı, yok ama dönmeyeceksen içimdeki senide götür Yinede yok, gelmeyeceksen içimdeki acı kalsın senden hatıra bu acıyı seviyorum aslında Çünkü sen hâla İçimin en acıyan yanısın………. |
Sevdam Gelemiyorum yanına ! O kadar çok engel var ki arada Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp gelmek istedim; Çekmedi yorgun bedenimi. Bulutlara takılmayı denedim; Bir yıldırımla attı üzerinden. Dalgalara bıraktım kendimi kıyılarına vurmak için Kağıttan bir gemi kesti yolumu Koparılan takvim yapraklarıyla gitgide tüketiyor zaman beni Gün geceye gömdü gözlerimi Gece güne savurdu yüreğimi Küle dönen kor tenimde İzi kaldı dokunuşlarının. Üşüyorum... Sıcaklığını bulmak için vurdum kendimi sahranın göbeğine. Güneşin ortasına attım ip merdivenimin ucunu. İp tutuştu... Ben yanamadım. O kadar nasırlaştı ki sensiz can Öylesine mahsun kaldı ki duygular Sevda nerdedir, Özlem ne tarafa düşer? Ne yönüm kaldı, ne mevsimim Sana çıkan yolu bulamadım... Tuttuğum nefeste kaldı, Bir boğum daha ukte sevdam Alıntı |
Bekle Beni İstanbul Istanbul Ne güzeldin sen İstanbul Günün ilk ışıkları vururken denizin üzerine Nedendir bilmem Gözleri ışıl ışıl parlayan afacanlar O ele avuca sığmayan yumurcaklar gelirdi aklıma Hiçbir ses duyulmazdı Sahile vuran dalgaların sesinden gayrı Birde onlara eşlik eden martıların kanat sesleri Gökyüzünün griliğine ve ağırlığına inat Deniz olanca diriliği ve yeşilliğiyle “Merhaba” derdi yeni başlayan güne Etiler Moda’yı dinlerken / Sarıyer Beykoz’u gözler Üsküdar el ederdi Beşiktaş’a Kuşkonmaz külliyesinin minaresinden sızan “Es-selatu hayrun minennevm” sedasıyla Gayri ihtiyari iki damla yaş boşalırdı gözlerimden Neden sonra Balıkçı teknelerinin gürültüleri Hançer olup saplanırdı / Sessizliğin böğrüne Ayaklarında çizmeleri Kafalarında bereleri Dudaklarından hiç düşürmedikleri filtresiz sigaraları Ve Üzerlerinden henüz atamadıkları uyku mahmurluğuyla İhtiyar balıkçılar Ağ atarlardı ekmek parasına Az sonra Kış bitimi baharın yeniden dirilişi gibi Şehir stresini kuşanır Kalabalıklar bir bir alırlardı / caddelerdeki yerini Okula giden öğrenciler, simitçiler, taksiciler Tatlı bir heyecan sarardı tüm sokaklarını Bütün bu canlılığına rağmen Çoğu zaman hüzne belerdin beni Yine de Bilmem ne bandıralı gemilerin geçisini izlerken Emirgan’ın tarih kokan çınarları altında içtiğim Bir bardak demli çay Doyumsuz bir tat bırakırdı damağımda Ne güzeldin sen İstanbul Öğle vakti olupta Güneş tam tepemize geldiğinde İstinye kıyılarına atardım kendimi Sahil kısmetini denizde arayan balıkçılarla İlerleyen yaşlarına rağmen / Gençliklerinden hiçbir şey kaybetmeyen İhtiyar delikanlılarla Ve Okullarını asıp sahilde el ele dolaşan Liseli aşıklarla dopdolu olurdu Tanımadığım insanların yüzünden Sevinci okumak Onlarla merhabalaşmak Müthiş mutlu ederdi beni Güneşin batışı da Doğuşu gibi bir başka güzel olurdu Akşam olduğunda kızıllığa boyanırdı İlkin deniz / Sonra gece Karanlık saçlarını örterdi tüm caddelerinin üzerine Ve her renkten neon lambaları yanardı köşe başlarında Bin yıllık ****** Beyoğlu saçlarını sürüyüp salınırken Ayasofya boynu bükük / Sultanahmet mahzun Yalnızlığı yaşardı en zirvede .......... Umutlarımın, hayallerimin, kavgalarımın şehri İstanbul Seni bu kadar çok sevdiğimin Ve Böylesi özleyeceğimin farkında değildim İnan bilmiyordum / sensizliğin böylesi zor olduğunu Yaşanmamış sevdalar Yaram kalan türküler Müntehir aşklar Ve Kutlu ülküler üzerine yemin olsun ki; Döneceğim bir gün Bekle Bekle beni İstanbul Alıntı |
Aynalar ve Hüzün ''ve hüzne düştü ve hüzün aldatmadı onu yaşam gibi''-Kierkegaard- I Aynalarda yüzün bir eski hüzün alkole buğulu gözleri günaha uzayan saçlarıyla bir eski zaman ******su Beyoğlu'nda basma fistanı,boyalı dudakları keman kaşlarıyla volta atmakta arka sokaklarda... direnerek aynalara ve zamana müşteri aramakta... zamansa bir minval üzre yoğrulan hayatlarıyla insanların akıp gitmekte şehrin yekpare ahenginde II Aynalarda yüzün hiç solmayacak sanmıştın oysa hazan bir hüzün senfonisiydi Vivaldi'li konçertolarda ne yaparsan yap ele veriyordu yıpranmışlığını göz göze geldiğin aynalar ellerin titriyordu tütün tabakanı açarken ve yağmurun her çarpışında daha da bir uzuyordu saçların günaha o zaman anlıyor ağlıyordun çünkü saatler seni vuruyor aynalar seni çağırıyordu dökülmüş sırlarıyla... İstanbul 2000 Özgür Kapcı |
Düşlerde Güldü Zaman Zaman geçiyordu düşlerden hiçliğine tamamlarken gerçeği kristal küreye vuran ışıktı zaman Kırık ve renkli Zaman geçiyordu acıtan gülüşlerden nakşında kuruyan kirpik rimeli nemlenmiş vedalarda bir ipek mendildi zaman Yırtık ve kirli Zaman geçiyordu telâşelerden sıkıntılar dökülüyordu heybesinden bir bir kaygılar tenhalıktı büyüyen karanlığında zaman Dehşet ve kindi Aynıların görüntüsünden geçiyordu zaman haza haz, acıya acıydı kimineyse üzerinden yılları yüklenmiş nehirler geçen bir çakıl taşıydı zaman Yük ve mihnetti Zaman geçiyordu sevişmelerden ince ışıklarda kırılan aşkın süzüldüğü camdı zaman camdan süzülen ışığın hangi tarafı kimdi Sen ve öteki Bir büyük bütünden geçiyordu zaman silinemez sevgiden doğumun, ölümün ötelerinde güzeli yeşertiyordu içinde varoluşun çiçeği zamanı çoğaltan oydu belki de Gül ve dikeni Zaman geçiyordu düşünüşlerden savuruyordu saçlarını evrene bir telinde yıldız, diğerinde güneşti neyi kovalıyordu o koca bilge bilinir mi nasıl yaşardı zaman Keyif ve zevki Acılardan geçiyordu zaman, dertlerden kemer gibi dolamıştı beline sargı bezini merhemi dilindeydi derin yaralar gezginiydi zaman Yorgun ve terli Derilmez bahçeydi zaman, uçsuz bucaksız bütün kipleri içeren tüm hâlleri de her şey onun içinde büyütüyordu kendini aşıyordu zamanı yalnız Yokluk ve sevgi Tamlardan geçiyordu zaman kendini büyütenden hangi varlık tamamlansa, heplense tümü hiçe gönderiyordu yokluğun teğetinde hiçi başka zamana her anıyla kendini bütünlüyordu zaman Uçuk ve yerli düşürülen saatlerden geçiyordu zaman tik taksız bukağıdan, zincirden zihnin bilince açılan penceresinde beşikten mezara değildi zaman, daha öteleriydi Artı ve eksi Geçilemiyordu yokluk sessizlikler de Şimdinin sarpında yaşanan ulaşılmazlar köprüsüydü zaman umudun sıratı selleyen uçurumuydu Sonsuz ve ilki Ali Rıza Kars |
Bir karanlık yalnızlığın Boşluğunu seyrettim yıllarca Boşluk da olsa bilinmez ki… Belki bir gün çıkardı ruhu ortaya Gün geldi avaz olup haykırdım Yalnızlığımı defalarca boşluğa Fayda etmedi… Kulağıma aksetmedi aşina bir nidâ Topladım en parlak yıldızları Gönderdim derin karanlığa Küçük bir parıltı dahi olsa Görünmedi…Ferini kaybetti Ziyâ Her şeye rağmen Bir zeytin dalı uzattım boşluğa Nafile… Tutunacak bir dost eli bulamadı O da Yazdım duygularımı bir kağıda Uçsun diye bıraktım havaya Olmadı… Hoyrat esen rüzgarla geri döndü bana Attım kendimi bir boşluğa vakti sıra Hiç ayrılmayan yalnızlığımda vardı yanımda İşte o zaman Duyuldu,kulakları çınlatan bir seda “Henüz erken…Sıran gelmedi…Bekle biraz daha! ” Mehmet Ali Yalgın |
Sen bakmaya gör Gül kokulu şiirler okudum Gözlerinin değdiği yerlere Şiir kokulu güller koydum Gözlerinin değdiği yerlere. Koştum bir oraya bir buraya Gölgene arkadaş olmak istedim Her şeye, her yere bir daha baktım Belki gözlerin değmiştir diye Alıntı |
Siyah beyaz bir resmin var yatağımın baş ucunda, Kara görünen mavi gözlerin sanki beni çağırıyor, Yanımda bir nefes olman için neler vermezdim, Ama gözlerin sessiz ve kederli bana bakıyor. Figen Şimşek |
| Saat: 14:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık