![]() |
SENİ SEVİYORDUM Seni seviyordum ve senin haberin yoktu. Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun herkesten başkaydı işte. Güldüğün zaman yukarıya bakardın. Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı, ne güzeldiler... Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum. Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler. Duvarlara, vitrin camlarına kaldırımlara çarpıyordu. Geri dönüyordu çoğalarak. Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, her şeyi erteleyişim oluyordun. Kalp ağrısı oluyordun, birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun. Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk. Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyor ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk. Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kırmızıydı bütün karanfiller. Ben seni seviyordum, bilmiyordun. Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun. Sonra herhangi biri oldun. Bütün sevinçlerim bittikten sonra yağmurlar yağdı serin haziran akşamları... Sonra bir gün uzaktan gördüm seni. Saçların bana inat, başın her şeye meydan okuyarak. İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi. Değiştik sanıyordum. Ve sen yine bilmiyordun. İclal Aydın |
Seni Sen Yapan Ne Varsa Aldım Seni sen yapan ne varsa aldım, Artık hepsi benim! Vermem sana bir lokma aşk, Hasret vermem sana,acı vermem! Kıymetini bilecek misin bakalım, Acıyı acı yapan ayrılığı Hasretle yanıp tutuşan aşkı Yada her gün adınla uyanan aşığını! Oturup ağlar mısın çocuk gibi, Açıp ellerini dua ederken, Acaba beni çağırır mısın? İçten içe pişmanlık duyar, Bana yaptıklarını anlamaya çalışır mısın? Muhtaç olmak gibi bir şey aşk, Onsuz su içmen imkansız Bir gülüş uğruna ölümü göze alırsın, Ama yersiz sen asla anlayamazsın! Kalbin mühürlü senenin İstesen de aşık olamazsın! Ömür Ölüm her ne kadar yakınsa, Kıymetini iyi bilirsin hayatın. Sevgin kadar büyüksün çünkü, Kahrını çekmezsin artık dünyanın. Seni sen yapar doğanın gizemi, Yıldızları saymaya kalkarsın! Sonra güneşin büyüklüğünü düşünür, Yaşamın ne büyük bir şans olduğunu anlarsın. İçindeki çocuk kadar meraklanır, Sarhoşlar kadar boş yaşarsın. Elindeki fırsatlar kadar büyür, Yaptığın hatalar kadar yaşlanır, Tüh demeden geçmişi hiçbir zaman anlayamazsın. Yaşlandığında saymaya başlarsın, Geri de kalan yılları, Bilmezsin ancak daha kaç yıl yaşayacağını. Birde bakarsın uykun kaçmış ayaktasın, Etraf sessiz kimseler yok. Bağırmaya başlarsın, Sesini duyan olmaz! Gözünün önünden bir sen geçer, Anlamsız anlamsız bakarken Aklına gelir ölüm Meğer ona uykuda yakalanmışsın. adını daha koymadım sanki bir inattı ogözlerin inadına gülümserdin en kederli anında bile sanki bütün dertlere inat bir damla yaş düşürmedin yüreğine ben anlayamadım belki neden içine attığını bütün dertlerini ve asla anlayamayacğım belkide ama seni anlamak aşkını yitirmektir bence yinede birgün seni anlamamı istersen önce bahset biraz kendinden çünkü seni asla gülerken görmedim yıkık dökük pencerenden belki bana birşeyler anlatmak istedin gözlerimin en derinine bakarak tüm hüznünle ve belki sende beni sevdin delice ama yetmedi gecikmedi azrail görevine sonunda sen gitmiştin soğuk ve yanlız bir mevsimde yeniden bulmak istiyorum seni bekle beni gittiğin yerde... http://img352.imageshack.us/img352/1972/adsz9uz.png İçimdeki SEN i haykırışım Bir sesti istediğin benden, Bir kaç sözdü beklediğin gönülden. Daldığın boşlukta hayalimdi görünen. Nefesim saçlarında, Sesim kulaklarında, Ellerim avuçlarında, Saçlarımdı göğsüne serilen. Uzaktayım... Biliyorum, Bir yara kanar içinde.. Benim göremediğim. Bir hasret yanar içinde.. Benim bilemediğim. Bir umut oldum içinde, Sadece sesinde hissedebildiğim. Bir sevda masalı Başı belli, sonu meçhul Tıpkı sen ve ben gibi. Dumanlı bir gün ötesinde Bir karartı ! Yaklaştıkça kısalan bir gölge Karartı arkasında sen ve ben.. Umutlara doğru yola çıkmış Bir çift yürek. Bizim yüreğimiz. Coşkulu, çekingen, ürkek Senin varlığın gibi. |
Ne gariptir şu ayrılık günleri Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan Nedense bir tuhaf oluyor insan. Derin bir sızı giriyor içeri Son bir defa bakarken caddelere. Dükkânlara, evlere, kahvelere Hatıra yüklü kervanlar geçiyor, Dolu dolu gözlerinin önünden. Bu son yadigâr mı bir ayrılık gününden? Ne unutulmaz zamanlar geçiyor Ağır ağır biz farkında değilken. Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken Sen istediğin kadar unutulmaz de Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur. Unutulur azizim, unutulur... Başka ne yapılır böyle bir günde? Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık !" Ümit Yaşar Oğuzcan |
Sen benim vazgeçilmezimsim; Geceler boyu düşlediğim, Rüyalarımı şiirlerle süslediğim, Su gibi , aş gibi, Her şeyimsin, Sen benim tek tutkulu yanım; Yıllar boyu sürgünlerim; İçimden söküp atamadığım mahpusluğum; Hürriyetim, kana kana içtiğim suyum, HER ŞEYİMSİN!!! ***** Aşk nedir ki arkadaş aşk nedir? Aşk yanlızlıktır, Aşk ölümüne susamaktır, Aşk acıya ihtiyaç duymaktır, Aşk fedakarlığı öğrenmektir, Aşk kendini düşünmemektir, Aşk uykuyu unutmaktır, Aşk huzuru aramaktır, Aşk ..... Aşkı tek bir cümleye sığdıramazsın ki arkadaş, Bilemezsin ki... |
Merhaba anne, Yine ben geldim. Merak etme okuldan çıktım da geldim. Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama Ali, "Okula gitmezsem annem çok kızar, merak eder." demişti de onun için söylüyorum. Geçen hafta öğretmen, sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte öğretti sağımı solumu. Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi Ağrıyan yanımın neresi olduğunu. Şimdi iyi biliyorum anne. Hani geçen geldiğimde: Şuram acıyor işte, şuram demiştim de Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne Bak şimdi söylüyorum. Şuram işte, Sol yanım çok acıyor anne. Hem de her gün acıyor anne her gün. Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü. Elinden tutup okula getirdi. Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi. Ben de ağladım, Ağladım hiç de utanmadım. Öğretmen ne oldu dedi? Düştüm, dizim çok acıyor dedim. Yalan söyledim anne. Dizim acımıyordu ama sol yanım çok acıyordu anne. Bugün ben de saçım örülsün istedim. Babam ördü ama onunki gibi olmadı. Dantel yaka istedim. Babam; "Ben bilmem ki kızım." dedi. Bari okula sen götür dedim. "Kızım, iş..." dedi. Ben de bana ne dedim, ağladım. "Kızım, ekmek" dedi babam. Sustum ama okula giderken yine ağladım anne. Ha, bi de sol yanım yine çok acıdı anne. Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi. Zeynep, "Annem, beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi. Babam hepsini birlikte yıkıyor. Babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne? Uffff, babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme. Üzülmesin diye söylemiyorum ama Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor. Biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne. Hava kararıyor, ben gideyim anne. Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi. Duyarsa kızmaz ama çok üzülür biliyorum. Kim bozuyor toprağını, Çiçeklerini kim koparıyor? İzin verme anne, Ne olur toprağına el sürdürme! Eve gidince aklıma geliyor bi de bunun için ağlıyorum anne. Bak, kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım. Biliyor musun anne? Her gelişimde aldığım topraklarını Şu kavanozda biriktirdim. Üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum. Her sabah onu öpüyor kokluyorum. Kimseye söyleme ama anne Bazen de konuşuyorum onunla. Ne yapayım seni çok özlüyorum anne. Ha unutmadan, Öğretmen yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız dedi. Ben babama yazdıracağım. Öğretmen anlarsa çok kızar ama bana ne kızarsa kızsın. Ben seni hiç görmedim ki neyi, nasıl anlatacağım anne. Senin adın geçince sol yanım acıyor anne. Hiç bir şey yutamıyorum. Bazen de dayanamayıp ağlıyorum. Kağıda da böyle yazamam ya anne. Ben gidiyorum anne, Toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp. Mutlaka gel anne, Sen rüyama gelmeyince Sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne. Sol yanım acıyor anne. İşte tam şurası, Sol yanım çok acıyor anne. Seni çok özledim anne, çooook... Ayla Aydemir |
GÖZLERİN KAL DİYOR Bu nasıl ayrılık, bu nasıl veda Gözlerin kal diyor dudakların git Bakışın anahtar, gözlerin kilit Ellerin aç diyor dudakların git Ayrılık; dönüşü olmayan nehir Yalnızlık; yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor dudakların git Gidersem, bir daha dönmeyeceğim Kalırsam kalbime yenileceğim Çözemedim seni delireceğim Gözlerin kal diyor dudakların git Duvardan insin mi resimlerimiz Yabancı olsun mu isimlerimiz Ya o, deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor dudakların git Bu roman da biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan , nazdan Ağlıyor besteler yine hicazdan Şarkılar kal diyor dudaklar git... AHMET SELÇUK İLKAN |
BASRİ BEY Kemiğini unuttum bu akşam İdare et benim fasulye pilakimle Komşunun kapısına işemişin geçen pazar Ulan hergele Uğraştırma beni taş kalpli şu ********lerle Hani sayım günüydü bir pazar Sayımcı kız elinde hafiften madara bir kağıt parçası Evlimisiniz diye sormuştu Hayır ama oğlum var demiştim Anneni sorduğunda,kancığı boşverin,regl aylarında Beraberdir şimdi mahalledeki çakallarla demiştim Aptallaşmıştı sayımcı Adını sormaya korksada,söylemiştim Basri bey demiştim Senin köpek olduğunu öğrendiğinde benim psikopat bir manyak olduğumu düşünmüş Kendini dışarıya atmıştı telaşla Ben gülmüştüm,sen sidiklemiştin altını Ulan basri bey Sen onunda hatırasıydın bana Seni okşarken onun ten kokusunu hissediyorum hala Seni ne çok severdi İsmini değiştirmek için benimle az kavga etmedi Sonra sana şans dedi Hayatın bize yarattığı bir şanstın aslında Doğru söylemişti Ama bi yanın hala basri beydi Eteğini yırttığın gün Bize en kral kıyağını yapmıştın Tanışmıştık sayende Aynı mahlede İki yabancıydık daha önce Oysa o gün Senin adına özür dilediğim gün Dilim tutulmuştu sanki Ulan Ne oluyordum böyle Kaptana sormuştum aynı gece Aşıksın oğlum demişti Aşıksın Ben ne halt yemiştim böyle Hep senin yüzündendi Hergele Sana yemek hazırlayıp İnmezmiydi bahçeye Benim gözlerime bakıp Gülmezmiydi yüzüme Ah be basri bey Nereden gördüm seni kimsesizler mezarında Yavruydun daha Çok tatlıydın üstelik Kıyamazdım anlasana Bir sabah Ve bir sabah........ ......... Semti yakarcasına Havlamıştın hatırlasana Hırsız sanmıştım Ya da o inimşti bahçeye Fırladım Bir kırmızı maket güle rastladım Yakasına yapışmış bir güle güle ... Ağlayamadım Kanımın donduğunu anladım Basri bey Tutamadınmı kollarından Isırıp saçlarını koparsaydın en azından Ya da Eteğini yırtsaydın ilk zamanki gibi Böyle kopmazdım dünyadan köpekler vefalıdır Bir sahipsiz günde Bu yakınlarda Bu zamanlarda Cesedim çarparsa kıyıya Bir Sen ağla....................................... |
YÜREĞİNDE YER VARMI? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Hisset! Hisset, Parmaklarına değen kağıdın içinde Dolaşan damarlarımı... Hisset damarlarımın, kanımın Seni aramak için Deliler gibi dolaşmasını... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Dinle; duyuyor musun yüreğimin ritmini? Gönlümde esen rüzgârları dinle... Nefesimi tutmasam Gözlerindeki derin ovalarda titreyen Bütün yeşillikler kül olur, Sazlar büyür simsiyah, Kuruyan gözpınarlarında... Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Yazık! Mekanlar durduruyorsa seni. Ve yazık, kendini bağladıysan maddelere... İpsiz bir uçurtmayım ben... Ve kuyruksuz Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgârım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim! Yüreğinde yer var mı? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Ve bir kaynak suyundan oluşan derenin Üzerine düşen yaprak gibi; Düşürüyor musun gülüşlerini Ve öpüşlerini sesimin üstüne? Akıyor musun benimle beraber, Akıyor musun yıldızlara doğru? Yıldızlar... Yıldızlar neden böylesine vefasız? Neden her üşüyüşümde Lapa lapa yağıyorlar avuçlarıma, Neden eriyip kayboluyorlar? Parmaklarının ucunda şu an hissediyor musun beni? Bilmiyorum. Bilmek istemiyorum... Ama parmaklarının ucunda şu an ne olur hisset beni... Hisset! Hisset, damarlarımdaki kanımın, Seni aramak için deliler gibi dolaşmasını... Söylemiştim değil mi? İpsiz bir uçurtmayım ben...Ve kuyruksuz... Saçlarının çizgilerinde süzülen... Rüzgarım sensin. Susma ve sakın gözlerini kapatma, düşerim. Yüreğinde yer var mı? Muammer Erkul |
BANA SENSİZLİĞİ TATTIRMA Sana öyle alıştım ki,bilemezsin. |
Yollarımız Toz Dostum Selam verdik, borçlu çıktık derler ya, Gönül verdik, dertli olduk biz dostum. Çileleri kader yazmış alnıma, Bir de yardan ihaneti yaz dostum... Çok yaşayan değil, gezen bilirmiş, Bizim gibi gurbet gurbet gez dostum. Hasret kaldık selamına burada, İki satır mektup yolla tez dostum... Vefasızlar çıkar hayat yoluna, Eğlemez gönlünü şarkı, saz dostum. Gelmez miydik sanıyorsun yanına, Görünmüyor yollarımız, toz dostum... Çiçek olsan koparırlar dalından, Derviş olsan çevirirler yolundan, Bülbül olsan bıktırırlar gülünden, Dostun ile düşmanını sez dostum... Sezar'ın hakkını vermez Sezar'a, Gözün açık götürürler mezara, Çok sevenler gelir imiş nazara, Sevdalara tez değiyor göz dostum... Muradım der; hayat kapısız bir han, Kimseye miras kalmıyor babadan, Ne kazandık bunca emek, çabadan, Sen gel de bu bilmeceyi çöz dostum... Murat Nail Güney |
| Saat: 23:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık