MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 20 Ocak 2007 00:22

Yaprağın Öyküsü...

..................................-Takvimden yaprak düşer
........................................................zaman sarsılır-

tarihe bağdaş kuran şehir hüzünler haykırır
hangi darbeye gömülür gölgesi
hangi bağlaç ular yılları
âh!... neyi çekip alsam deprem
yanar kuş ormanları

hangi pişmanlığın ardında
çağdaş kumkuma
mıhlanan zulüm
hırsın kıskacı
dinse/sökülse/çözülse

gücünü toplasan bir böcek etmez

her doğan ölmeye başlar
definler çoğaltan cinnetli nokta
suretini parçalar yalnızlığın

kim kurtarır hasretme ânında
ölümlerden hangisini alsa

ey sonsuzluk
özgürlüğün tadı ağzında çırpınmalı
.........................................- zavallı aklım menzil yürüdükçe
........................................................hangi deliliğe kapılanmalı-

susuyor ayın şavkıması
döner/söner/yanar
hep ve hiç

hadi göğü de lanetleyelim
mavi etine neler gizliyor
hadi kovalım ağaçları
çöl sesli kuş yeşil ötüyor

tüm sınırlardan yasaklandım
ağzım ateşe alışkın
hangi yarda biterse bitsin aynı yoldayım

adının şiirleşmesi bundan
hadi çık gel bütün kapılardan

ey dudağını öpücükle boyayan
unutmasan yaşamazdın
....................................-sanrılar arkacında toy çanları-

çağırdığında gürültü kopsun
bir mavi damar yansın olmadık yerde

kabuk değiştiren yaşam

yeminler koparsın ilâhi defterden
değirmende buğday çığlıkları
çalsın aynı ateşte tanrının ıslığını

âh! uykun bölünmüyorsa
dalganla çekil tuzunu bırakıp
boğulsun düşünde
sis kulesi/hayalet sesi

kurgan eşilsin
yudumlansın bozulan nektar
nefsine takılsın avucunda koşan çocuk

her kaktüs çölünü kalbinde taşımalı

ey zaman / ey çiçekli engerek!
tanrıyı yaratan yok edecek elbet

.......................................-elbet aşk da bizden bir şeyler öğrenecek-


Mortaka Dergisi/2006


MaKaLeLe 20 Ocak 2007 00:30

Hangi Ayrılık

Hangi gün karar verdin,
Küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana,
Böyle inceden inceye?

Hangi otobüs söyle,
Hangi uçak, hangi tren;
Seni benden götüren,
Beni bir kuş gibi öttüren?

Hangi kırılası eller dolanır şimdi,
Kırılası belinde?
Hangi rüzgar şarkı söyler,
O ay tanrıçası teninde?

Hangi çirkin gerçek uğruna,
Tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin,
En mahrem sırlarımızı?

Hangi cama kafa atsam;
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip,
Hangi masaları dağıtsam?

Ben de bu sersem başımı,
Karakolun duvarına vursam!
Kendimi caddeye atıp,
Arabaların altına savursam!.

Hangi tercih beni,
En hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de
Ömür boyu süründürür?

Kayıp ilanı mı versem,
Şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri,
Seni bulup getirene?

Hangi ayrılık var ki,
Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki
Böyle musluk gibi, içime damlasın?

Hiç sanmam, hasta kalbim,
Bunu bir süre daha kaldıramaz..
Feriştah olsa, böyle
Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!..

Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder,
Ateşimi söndürmeye?

Olur mu be, olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi;
Buruşturup bir kenara atılır mı?

Vefa bu kadar basit mi?
Alınır mı, satılır mı?

Hangi hırsız çaldı
Seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı,
Bizi birbirimizden?

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü,
Yerden bütün izini?

Hangi yaldızlı otel,
Çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara,
Seni kolayca kandırdı?

Hangi şarlatan imaj,
Böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaatler,
O saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze-eze,
Hangi anası tipli parlak çömeze
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?

Hangi yamyamlara yedirdin,
O masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi,
El değmemiş sevdamızı?

Hangi bıçak keser şimdi,
Benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır,
İnsanlara olan inancımı?

Hangi bekçi,
Hangi polis artık zapteder beni?
Ve hangi su bağışlatır,
Hangi musalla temizler seni?

Hangi sevgili var ki
Senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki
Benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki
Böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taşyürek var ki
Benim kadar ağlasın?

Yusuf Hayaloğlu |


Misafir 20 Ocak 2007 00:38

nemli tütsü..



ikiz tövbelere soyunur acıtan gölgeler
yakıcı yeni günahları giyinmek için
makaslanır ruhum bedenimde sensiz
çekilir is isi siyah perdeleri üstüme
serilir nafile bekleyişlerime özlemin..

yoksunluğundan ter içinde gecenin alnı
boğulur ıslak serçe düşümün kıyısında
dokunamam kopyasız ağzının sözüne
sarılamam kırmızı yemin sesine içinin

yıldız çokluğu kördüğüm boğazımda
usul sevişmeleri firarda cümlelerimin
ağırlığınca elem hasret yükü sırtımda
dindiremem titreyen deliliğini ellerimin

önemse(v)mek koyusundan sencileyin
aklımın aklıma üşüşüdür bu direngen
şans eseri varırsam sabahın bir ucuna
ilikle..kar canözüne sarsın asi maviliğin

sen denizin yakamoz çocuğu vesselam
suçlu nokta gibiyim uzaklığın üstümde
uçurum kuşları bırakır mı sanırsın kalanımı
bulanmışken gamzelerinin çukur rengine

...


hare^ ..

Sinem Sevinç YILDIZ


arwen 20 Ocak 2007 01:33

İstesemde kalamam bu yerlerde
Mezarında rahat yat sevdiğim
Buralar bana haram oldu gitti
Mezarında rahat yat sevdiğim

Elimden aldı kader doysun toprak
Göz yaşlarım durmuyor oldu ırmak
Yüreğimi derinden vurdu hoyrat
Arada rüyama gel can sevdiğim

Edemem sana asla yok ihanet
Bitti içimde yoktur aşk muhapbet
Olsada peri kızı ile vuslat
Yapamam rahat uyu gül sevdiğim

Taşında yazılıdır bir Fatiha
Beyaz tenin deydi yar bak toprağa
Götürdüler gömdüler az uzağa
Bir metrede olsa zor duy sevdiğim

Halil yarda olsa bak oda beşer
Nasılda bu can onsuz olur yaşar
Yapayalnızım şimdi akıl şaşar
Avuturmu hatıran zor sevdiğim


İBRAHİMOĞLU HALİL


BARIŞ 20 Ocak 2007 12:22

http://www.muhammedmustafa.net/resimler/web/roseb.giflere Vurgunum


Güllere vurgunum güllere sevdalı,
Bana güller derin kırmızı güller verin
Kan rengi hüzünlü şehit edalı,
Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
Bana güllerimi güllerimi verin

Gül yüzlü şehadet gülleri derin,
Gül kokulu yâre, yâre gönderin
Ölsem ölsem yine dirilsem derim,
Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
Bana güllerimi güllerimi verin

Gün olur yaprağı düşer güllerin,
Bu can ten evinden çıkar giderim
Sevdam güle döner ben de gülerim,
Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar
Bana güllerimi güllerimi verin

Söz, Beste Yorum
MustafaDemirci


Mystic@L 20 Ocak 2007 21:39

Farkımız

Ben de sıradan biriyim
Tıpkı sen gibi
Ben de severim
Sen sevdiğin gibi
Ağlarım ben de
Sen ağladığın gibi
Ben de güler
sen güldüğün gibi
Sen seversin
sevgi sözlerin uçup gider
Sen ağlarsın
Gözyaşların kaybolur gider
Sen gülersin
Gözyaşların seni terkeder

Ya ben?

Mısralarda coşar sevgim
Dizelere hayat verir
Gözyaşlarım ve gülüşlerim

Sevgin, gözyaşların ve gülüşlerin
Acımasızca seni terkeder
Benimkilerse vefalı
Hep yanımdadır, yazdıklarımdadır...

27.05.1999
Özcan Günergök


blood_lovee 20 Ocak 2007 21:47

Bu Can Hep Seni İster

Seni düşündükçe ağlar gözlerim,
Titrer, hiç birşey tutamaz ellerim,
Seninle olmak bir tek hayalim,
Ben yalnız seni, seni isterim.

Hasretim sana, güzel yüzüne,
Bakmaya doyum olmaz inci gözüne,
Sen süslersin, hep sen girersin düşüme,
Senden başkası zaten yok ki gönlümde.

Hadi gel aydınlat karanlık dünyamı,
Hadi gel gönlüme kur sarayını,
Seni istiyorum ben, yalnız seni,
Gelde sar, seni seven kalbimin yarasını.

Gönlümde sen, düşümde sen, her yerde sen varsın,
Şu garibin derdini ne zaman anlarsın,
Hayatım zehir oldu panzehiri sensin,
Yaralı yüreğimi ne zaman sararsın.

Bu yürek öldü seninle can bulacak,
Kalbimin yarası sürekli kanayacak,
Gönlümde açan gül bir anda kuruyacak,
Sen yoksan eğer, bu canda yok olacak.

Sen;
Bedenimin ruhu, gözlerimin güneşisin.
Sen;
Gecemin yıldızı, gündüzümün ışığısın.
Sen;
Gönlümün sultanı, kalbimin sahibisin.
Söylesene bana; bu can sensiz neylesin?

Fatih Mertaslan


Misafir 20 Ocak 2007 22:00

Yağmur Altında Öpüşmek

hava kararmıştı
yağmur yağıyordu
dudakları sımsıcaktı
elleri üşüyordu
bir öptüm
bir daha öptüm
kimseler görmedi öpüştüğümüzü
yağmurdan başka
iki gözüm çıksın
şimdi ne zaman yağmur yağsa
utanıyorum...

Ümit Yaşar Oğuzcan...



arwen 21 Ocak 2007 00:36

kuru sıkıydı attıkların
hiç acımadı sol yanım
hayata ’yandan çarklı’ bakandın sen
işlemedin ruhuma
‘yarım’bile kalmadın..

oyunun bir yerinde
hiç duymadığın alkışlar eşliğinde
kapanırken perde
‘eğildim ‘ben..
‘yıkıldın’ sen..
zifir bir karanlığın zemherisinde
yalnızsın..
acıdım..
zavallısın..



Ayfer Artuç



DEsssT16 21 Ocak 2007 02:49

Memleketimi Seviyorum

Memleketimi seviyorum :
Çınarlarında kolan vurdum, hapisanelerinde yattım.
Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı
memleketimin şarkıları ve tütünü gibi.

Memleketim :
Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya,
kurşun kubbeler ve fabrika bacaları
benim o kendi kendinden bile gizleyerek
sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir.

Memleketim.
Memleketim ne kadar geniş :
dolaşmakla bitmez, tükenmez gibi geliyor insana.
Edirne, İzmir, Ulukışla, Maraş, Trabzon, Erzurum.
Erzurum yaylasını yalnız türkülerinden tanıyorum
ve güneye
pamuk işleyenlere gitmek için
Toroslardan bir kerre olsun geçemedim diye
utanıyorum.

Memleketim :
develer, tren, Ford arabaları ve hasta eşekler,
kavak
söğüt
ve kırmızı toprak.

Memleketim.
Çam ormanlarını, en tatlı suları ve dağ başı göllerini seven
alabalık
ve onun yarım kiloluğu
pulsuz, gümüş derisinde kızıltılarla
Bolu'nun Abant gölünde yüzer.
Memleketim :
Ankara ovasında keçiler :

kumral, ipekli, uzun kürklerin pırıldaması.
Yağlı, ağır fındığı Giresun'un.
Al yanakları mis gibi kokan Amasya elması,
zeytin
incir
kavun
ve renk renk
salkım salkım üzümler
ve sonra karasaban
ve sonra kara sığır
ve sonra : ileri, güzel, iyi
her şeyi
hayran bir çocuk sevinciyle kabule hazır,
çalışkan, namuslu, yiğit insanlarım
yarı aç, yarı tok
yarı esir...

Nazım Hikmet Ran


arwen 21 Ocak 2007 03:13

Gidemem sana takılı kalır hasret çeken yanım
Gidemem bu yürekle başkasına yar olamam
Bırakalım nefeslerimiz solusun bu sevdayı
Kalbim kalbinin içinde atsın
Ellerim avuçlarının içinde terleyip ıslansın
Alabildiğine yaşayalım bu sevdayı
Sevişmelerimiz emanet olmasın
Dudaklarımızdaki sıcaklık eskimeden
Teslim olalım sevdamıza
Bakışlarını gün ışığı gibi tenime sal
Ruhum eş olsun varlığına
Kapılalım o muhteşem büyüye
Zamanı bırakmayalım içimizde erisin
Kalmasın gözlerimizde
Yürek dolusu yaşanmamışlık
Bırakalım yıllar yılı yaşasın
Tanrıdan armağan bu aşkımız


alaşara ışık


Misafir 21 Ocak 2007 09:29

Pervânenim...

Ateşinde sevdan ile yanarım
Divânenim, sende yansam ne olur?
Kerbelâ’da aşkı içer kanarım
Pervânenim, sende yansam ne olur?

Yaratılmış yedi katman yeryüzü
Hayalmiş beşere sidrenin yüzü
İç geçirmiş seni gören gökyüzü
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Öfkelensen ateş olur çağlarsın
Geceleri gündüz olup bağlarsın
Hallerime lapa lapa ağlarsın
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Yol benim içimde “mezhep” ne demek?
Aşk benim gönlümde “esvap” ne demek?
Bu engin denizde “girdap” ne demek?
Pervânenim, sende yansam ne olur?

Söz okundan hızlı gider düşünce
Gökler senden alaz alıp pişince
Aklım erip gönül sana düşünce
Pervânenim, sende yansam ne olur?


Yüreğim Mahşer


Misafir 21 Ocak 2007 15:34

Seni düşünmek güzel şey,
ümitli şey,
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
ben artık şarkı dinlemek değil,
şarkı söylemek istiyorum...

Nazım Hikmet Ran


Misafir 21 Ocak 2007 16:16

BİRTANEM'E

Seni sevdim,
sevgilerin en güzelini vermek için.
Seni düşündüm gecelerce,
en güzel düşlerimde yaşattım seni.
Ne varsa sana adadım elimdekileri,
sana adadım, yüreğimin her zerresini.
Yanlızca sen sev istedim,
sen sar istedim, yüreğimin her köşesini.
Seni gördüm nereye baktıysam,
gözlerime işledim gözlerini.
Ve yalandan uzak,
en temiz sevdayla,
yarınlarımda bir sana yer verdim.
Bir tek, seni yazdım kaderim diye,
bir tek seni istedim, herşeyden çok.
Sen yoksan, anlamsız dünya, anlamsız yaşamak.
Sensizliği, ölümden bin beter bildim.

http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg

Gülüyorsam, mutluysam, bunca çileye inat,
bilirim ki, bu senin eserin.
Bir tek senin kollarındayken,
yaşamayı seviyorsam,
senin kollarındayken acıları siliyorsam,
her ne kadar kabul etmesende,
ben seni, daha çok seviyorsam,
biliyorum ki, bu senin eserin......

http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg
Ve, hiç bir zaman anlatamam, seni sevmenin tadını.
Ve, doymaz yüreğim,
doymaz ellerim, bedenim, seni sevmeye..
Bunca sene sonra seviyorsam kendimi,
sen sevdiğin içindir beni.
Ve seviyorsam seni,
bana sevmeyi öğrettiğin içindir.
Sevebildiğim tek insan, sen olduğun içindir.
Biliyorum ki;
ne zaman dolsa gözlerim, bir an acıyla,
sen sileceksin gözyaşlarımı.
Ne zaman sarılacak bir beden arasam,
sen saracaksın beni.
Ve, senin sıcaklığında tanıyacağım şefkati.
Seninle gülecek, seninle ağlayacağım.
Benim bildiğim tek gerçek,
sen olacaksın hep.
Ve ben,
http://www.yazgulu.com/karisik/gatherinflowersbutterfly.jpg
en güzel şiirlerimi sana saklayacağım,
en güzel düşlerimi sana..
Sen yeter ki,
yarınlarda, bugünkü gibi, sev beni.
Senin sarhoşluğundan, hiç ayılmasın yüreğim.
Ve, ecele kadar,
benimle kal, yanlız benimle.
Seviyorum seni,
ve bir ömür yaşatacağım,
yüreğimde SEVGİNİ............

Nuri CAN




Misafir 24 Ocak 2007 00:58

“i n n a l i l l a h . . .

kadim bir pişmanlık mı
büyüyen rüyâ mıdır
delikanlı atlasında demirleyen kan
bakışı doğuştan buğulu yıldız
serçe parmağından düşen yüzükte


abdullah'ın dudağı ellerinden de beyaz
tutsun o ellerden günahkâr yüzler
öpsün biraz


ısırgan ve nergis suyu içerek
silindi sayfaları omuzlarının
patikasında kesilen adımlar
nefesin
k a n / s e r din
emrine uyarak şâfî olanın


toprağı okşayan yıldız kokusu
teker teker çağırıyor sofrasına ölümü
saatlerin oyun halkalarında
gece ve gündüz
bir


elif tılsımından yansıyan hüzün
kefenliyor adımını gecenin
matemini çocukları taşıyacak gündüzün
bir yağmur
bir duadır silecek ardınızdan günahı


pencerede taze üzüm yaprağı
babanın sakalında çırpınışın izleri
yastıkta kan kulaktan kulağa
akan
akan
akan


toprak nasıl döner insana
ve nasıl düşer toprağa insan


bir şehre gidiyordun düşlerinde bir gece
“a b i y o l b i t t i” diyordun
ben limanlar kuruyorum gözlerinde
ıssız ve soğuk
yanağımda kurumuş öpücük izlerinden
biten ne acıdır ne de hasretin


yüzümüzde saklanan bir ağıt ki tetikte
çarpıyor / dağılıyor duvarında odanın
bir sülüs hattır
gözlerinin dokunduğu
durakladığı nefesin


yağmura tutarak bakışlarını
devralan hangi çiçek
meydanda çoğalan ağlayışı mazinin
ateşten bir ırmak boğazımda kuruyan
dediğin gibi
“b i r y ı l d ı z h e p k a y a c a k”


aslına çağrılan kelebek yolcuları
saçlarında kararan beyazlığı toprağın
ağrıyan sesiyle bir anne
oğul
“oğul...”
oğul

. . . v e i n n a i l e y h i r a c i u n”


26 ağustos 2001


arwen 24 Ocak 2007 01:04

Biliyor musun
Ayak sesini duysa kalbim
Bir başka çarpıyor
En güzel tonları sürünmüş
Nağmelerle bezenmiş sesini duyduğunda
Başı dönüyor kalbimin
Sarhoş oluyor.
Biliyor musun
Gözlerini görse gözlerim
Çiviler çakılıyor bir yerlere
Başka yönler yasaklanıyor
Başka şey yokmuş gibi dünyada
Sadece
Gözlerine bakıyor.
Biliyor musun
Saçların dalgalansa hafif bir rüzgârda
Kalbime kasırgalar doluyor
İçim eriyor
Parmaklarım
Hep “Okşasam! ” diyor.
Biliyor musun
Dudaklarına yaklaşsa dudaklarım
Güller tek renge bürünüyor
Ciğerlerim kokunla kendinden geçiyor
Dudaklarım büzülüyor
Şu fani dünyada
Hiç değilse bir defa
“Öpsem! ” diyor.
Çok kötüsün
Biliyor musun
Ne yaptın vücuduma bilmiyorum
Her hücrem
Gönlüm gibi seni istiyor
Sen hâla gelmiyorsun.



turgut uzdu


blood_lovee 24 Ocak 2007 01:11

Eylül Sonunda Bir Gün

Şimdi tedirgin bir öğle sonudur zaman
Nice çiçekler suluyorum ellerimle
Begonyalar büyüsün diye
Gülüşlerin tökezlerken dudaklarında
Ne çok şeyi unutmak isterdim
Bir çoban türküsünde

Kaç kez kırmak istedim kalemimi bilsen
Lakin işte yoktun sen...

İşte başucumda gülümsüyor akşam
Üstümde içli bir derviş edası
Kulağımda ürperen, bir annenin sedası
Hanidir görünmüyor çiçekçi kız
Yalnızlığı deli gömleği gibi giyerken
Yüreğimde saltanatın yıkılırken

Kaç kez vurmak istedim kalbimi bilsen
Lakin işte yoktun sen...

Gün sonunda koynuna alır lacivert gece
Bir mahşer sessizliğiyle uyurken aşk
Yoktur yüreklerde artık bir firak
Bir kar soğuğu sesine hasretim
Bir de sessizliğin sensiz gürültüsü
Gibi çınlar eylülün cüretkâr sesi

Kaç kez kayboldum soğuğunda bilsen
Lakin işte yoktun sen...

Mehmet Kabakçı


arwen 24 Ocak 2007 01:43

Döne döne yağarken kar taneleri
Tertemiz sevginin nur taneleri
Beyazlara bürünmüş dağlar tepeler
Açmış kollarını cananın bekler


süleyman sönmez


Misafir 24 Ocak 2007 02:23

Şehr-i Aşk

bir şehir/
güzelliği fotoğraflarda kalmış/siyah beyaz
...

Gün aşıran kadınlar sokağında
hüzünbaz evler,
Cumbalarından mendil düşürüyor
avare aşıkların ayak ucuna
_____lale kokusunu yenilerde tanıdı kent
biraz sarhoş taklidi
biraz yalan dolan
bir gün daha nasılsa geçer
başın ölüme dönük
______ne çok istemiştim büyümeyi,
büyümek ölmekmiş anlatmadı hilebaz hayat...

sallantısı ağaçların zevk-i sefadan
devir aşk devri..

Aşka rastgelsin diye karşılaşmalar
zaman kollanıyor şimdilerde..
Bahisler akreple yelkovanın bitmeyen yarışına..

______kentin en yüksek yerine dikilmiş saat kulesi,
ki evine saat alacak kadar zamanı yok kimsenin...

Adımlarım ağır aksak aşktan döndü,
yalnızlık çarpıldı yüz kere yüzüme
ah yüzüm ne kadar sahte
yüzüm neden yüzsüz

_____ay ışığından aydınlık çalan sokak lambaları
yirmi bir mumluk bir hayatı üflediler nefesime,büyüyorum...

köşe başlarını tutan
meçhul dokunuşların eşliğinde eksiliyorum
toplanmak isterken
kaça bölünür bir insan bu kadar yokken..

ah ellerim neden titrek
ellerim neden (el)sizsiniz
tutun beni düşüyorum

aşk gibi gelen,aşka çarpmadan dönenlere...


ilknur yildirim


MaKaLeLe 24 Ocak 2007 02:26

Belki Yine Gelirim

Cemile Çakır hocaya

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

Ahmet Telli |


arwen 24 Ocak 2007 02:29

Sana gel desem
Çabuk ol
Dans et yüreğimde okşa
Gel desem
Geç kalmasın hiçbir şey
Sevdanı yaşat desem
Zamanım yok bilirsin
Korkarım geç kalmandan
Ben ömrümün hazanında
Seni bulmuşken çabuk ol
Ahhh Sev desem delicesine
Sararmış ömrümde bir gül
Bir damla yağmur ol desem
Ben giderken bir tanem
Benim gibi sen de sevsen...


şengül deper


DEsssT16 24 Ocak 2007 08:03

Küskünüm

Aldana aldana geçti bir ömür
Dünlere küskünüm yarına küskün
Nerede mutluluk nerede huzur
Hayata küskünüm devrana küskün

Yıllar var bitmedi kadere borcum
Delice sevmekmiş en büyük suçum
Sayende tükendi kalmadı gücüm
Aşklara küskünüm sana da küskün

Peşimde bir gölge zehir gözlerin
Aklımdan çıkmıyor yalan sözlerin
Beni öldürmeye yetti hasretin
Dünyaya küskünüm zamana küskün
Herkese küskünüm sana da küskün

Ahmet Selçuk İlkan


DEsssT16 24 Ocak 2007 12:58

Besmele

Her gün biraz daha yoruyor beni,
Hasretinle başa çıkamıyorum.
Her gece bir yerden vuruyor beni,
Sağ salim sabaha çıkamıyorum...

Savaşta geçirdim sanki bir ayı,
Düşmandan almadım ben bu yarayı,
Giderken verdiğin tek sigarayı,
Hatıradır diye yakamıyorum...

Vicdanın halimi hiç mi sormuyor?
Küsecek ne yaptım, aklım ermiyor!
Zalimsin demeye dilim varmıyor,
Tavrına bir isim takamıyorum...

Yeter ki mektup yaz canımı dile!
Yetmezse uğrunda çektiğim çile!
Nazar değer diye resmine bile
Besmele çekmeden bakamıyorum...

Cemal Safi


DEsssT16 24 Ocak 2007 14:05

Rüyalarım Olmasa

Yıldızlara baktırdım, fallara çıkmıyorsun,
Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa.
Pencereden bakmıyor, yollara çıkmıyorsun;
Seni görmem imkânsız rüyalarım olmasa...

Zor mu geldi kalbinde bana sevgi saklamak?
Yakıp gittiğin yeri dönüp bir kez yoklamak?
Değil sabaha kadar seni öpüp koklamak,
Seni sarmam imkânsız rüyalarım olmasa...

Sevmesem özler miyim seni can pahasına?
Ne olur bir fırsat ver, beni bir daha sına.
Adını söyleyemem, senden bir başkasına;
Seni sormam imkânsız rüyalarım olmasa...

Düşlerimde incitsem günlerce uyuyamam,
Sana değil, saçının bir teline kıyamam.
Yıllar sonra dönsen de nerde kaldın diyemem;
Seni kırmam imkânsız rüyalarım olmasa...

Yalvarırım mektup yaz, beş dakkanı ayır da,
Su serp yanan sineme sağlığını duyur da,
Yaban gülü gibisin, dağda, kırda, bayırda;
Seni dermem imkânsız rüyalarım olmasa...

Cemal Safi


Misafir 24 Ocak 2007 16:59

Hoş geldin aşk



hangi renge teslimiyetti bu
uçarcasına
coşarcasına
açtı kadın gözlerini sabaha
doğruldu boş yatağında
maviler uzanmıştı yanına


_gülümsedi kadın maviye
__mavi yakıştı kadına


hangi besteydi
sazında çalınmayı bekleyen
hangi güfteydi
kağıda dans ritmiyle süzülen
kulak kesildi kadın
kadın kesildi şahdamarından


_aktı kadın maviye
__mavi aktı kadından


yüzleşti kadın
iyelik ekli geçmişiyle.
aşk çekti gözlerine,
sürme niyetine.
attı omuzlarından,
şalımsı günahlarını.


_öptü kadın maviyi
__mavi kaldı dudaklarında


yükseldi kadın göğe
yıldızlar topladı
harman mevsimlerine
bir eylülü sevdi kadın
bir de maviyi
mavi
ruhunda bir fırtına şimdi
ve eylül
mavilerinde dindi


_baktı kadın maviye
__mavi gözlerinde eridi


hiçbir bahar soyunmadım ben aşka ve hiçbir bahar sürgün vermedim, kıracaksan dallarımı söyle, aldanmasın bu yalancı bahara…



Yazan : MeHTaP


DEsssT16 24 Ocak 2007 17:12


Aç Gözlerini

En sevdiğin elbiseni giydim
Bu gece kokunu sürdüm
Solgun yüzünü okşadım
Sessizce saçlarından öptüm
Yazdığın mektupları okudum
Kana kana su içer gibi
Plaklarını çaldım ah!
En çok o şarkıda özledim seni.

Issızlık kapıyı çaldı, açmaya korktum
gece yarısı
Şehir uykuya daldı, baktım dışarıya
katran karası
Rüzgar telaşla kokunu getirdi bana
aldım koynuma
Buseni hafızamdan koparıp
iliştirdim dudaklarıma
Üşüdüm karanlıkta
Tenine dokundum hissetsin diye
Aç gözlerini

Erguvanlarına su verdim
İçerken benimle konuştular
Yastığını okşadım, kokladım
Anılar uçuştular
Soluğun saçlarımı yaladı sanki yine
bir meltem gibi
Teninin kokusu karıştı kokuma
Yakıştılar

Boğuldum karanlıkta
Yanı başımdasın benden çok
uzaklarda
Ellerimi tut dokun bana
Aç gözlerini.

Attım kendimi caddelere
Yeşil ceketin sardı beni
Yürüdüm üstüne karanlığın korkusuz
Tuttum ellerini.

Can Dündar


Kreacher 24 Ocak 2007 18:04

Sevdan Beni

Terketmedi sevdan beni,
Aç kaldım, susuz kaldım,
Hayın, karanlıktı gece,
Can garip can suskun
Can paramparça...
Ve ellerim, kelepçede,
Tütünsüz, uykusuz kaldım,
Terketmedi sevdan beni...

Ahmed Arif


arwen 24 Ocak 2007 18:38

yuregı yangınım
belaya bulaşanım
hayata sataşanım
sakın sebepsız gıtme


şeytan etse hedıye
yakışmaz gölgene bıle
seril gönül bahçeme
sakın ıhanet etme


derındır hayat aynaları
huzunludur yansımaları
yalnız yapıp yolculukları
sakın bensız ölme


nurcan usta


Misafir 24 Ocak 2007 19:27

** hiç'sin **

deli taylar çiftelenir içimde,
arsız sevdamı dizginlemek ne zor.
kimse bilmez halimi el kapılarında,
yokluğun en çok gözlerimi yoruyor.

girdap nasıl da yakıştı kalbine...


huzur adınla başlamaktı güne,
sonu hep 'gitme' ile bitse de.
özlem sıkışmış birkaç şiir,
durgun su misali yatağımda birikiyor.

sağırlık nasıl da yakıştı kalbine...


paslı bir bıçağın kana susamış hali,
yüreğin geceye inen şafak tortusu.
çiy düşmeli öldürse de çiçeğini,
öfkeni devleştirmiş, yenilmenin korkusu.

basiretsizlik nasıl da yakıştı ömrüne...


çabuk unutursun kulağına küpe gerçekleri,
hayat çayına bandığın kurabiye değil.
gözlerin ve sözlerin arası uçurum,
bilirim! çabuk uçuşur namerdin etekleri.

döneklik nasıl da yakıştı ismine…


*Yaklaşma bir adım daha, olduğun yerde nefessiz kal. Geldiğin gün de yaşamıyordun zaten.*
Yazan : MeHTaP


BARIŞ 24 Ocak 2007 20:07

Ayrılık Hediyesi


şimdi saat sensizliğin ertesi

yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)


Yusuf Hayaloğlu


CaNaRY 24 Ocak 2007 20:10

Demek gidiyorsun...
Ben bunu hakketmedim!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla gidiyorsun demek!!
Git........
Oysa
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı
Akşamlarım olmuştu ve kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlarken
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
O gün bugündür tetikte bir ömrün son kurşunusun
Hiç aklıma gelmezdi gülüm
Buda bana ders olsun!!!!

Demek gidiyorsun...
Böyle olsun istemezdim oysa!!
Hazin vedaların bu baş dönmesi
Cellat kırmızısı bir hüsrandı yollarda.
Sen öğretmen çıktığın yıl
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler
Eyvahhhhh...
Esmer bir ağadı bileylemişsem
Cinnetin ucunu yakmışsam bir kez
Cehennemin nizamiye kapısındaysam
Ateşten bir nehre dönen bu isyan
Hep o gül yangınına kanat çırpar
Ve en korsan şarkılar yüzünü şarapla yıkar.
Gidiyorsun demek...
Ben bunu hakketmedim!!
Ne varsa aşka ve cesarete dair
Sırtlayıp o büyük yangınınla git.
Hadi durma,gençliğimin vebalini,
Ve sevgisiz hayatımızın bedelini ödemeden git..
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma sakın
Issız gecelerde okur ağlarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm
Neler çektiğimi o gün anlarsın!!!

Sonbahar yağmuruyla ıslandım sokaklarda
Ağladım ikimize senden çoook uzaklarda.
Şimdi hüzün makamında bütün şarkılar
Bu yorgun ses,bu kör lamba,bu ateşi sönmüş soba
Tanığıdır yanlızlığın,pişmanlığın tanığıdır.
Çünkü,çünkü benim kitabımda, aşk bir defa yaşanır..

Demek gidiyorsun...
Git..........................
Bir yanda ölümün alnındaki ter
Bir yanda suya düşen sardunya
Ve sabahın saçlarındaki kırağı kadar ışıyorsun
Hadi durma,
Sırtlayıp o büyük yangının vebalini
Ve sevgisiz bir hayatın bedelini ödemeden git.
Bilirsin,gecenin en karanlık olduğu an
Sabahın en yaklaştığı zamandır
Ve hiç bir şey hakkında bildiğimiz her şey
Aslında YALANDIR....
Demiştim ya...
Sen öğretmen çıktığın yıl
Vurup alnıma kavgayı
Simsiyah bir süt gibi yaprak dökmüştü dar ağacı,
Hüzün sarısı yapraklarını
Akşamlarım olmuştu,kuduz gecelerim
Göz yaşlarım ağlamıştı
Bir uzun yolculuk düşmüştü peşime
Çırılçılgın bir ağaca soyunmuştu vişneler.

Demek gidiyorsun...
Git...
Bu şiiri sana armağan ettim
Yanına almayı unutma
Belki soban sönmüş,kitabın bitmiş,dizlerinde battaniye
Yanlızlığın iç çekişini duyarsın
Paketteki son sigaran
Ve titrek bir mum alevi hüznüyle geçmişe dalarsın
Kimseler görmese de kanarsın gülüm.
SENDE YANARSIN ??????

Fatih Kısaparmak



BARIŞ 24 Ocak 2007 20:29

Küs Çiçeği
diller mi vefasız yürekler mi
gömüt taşına mı yazılacak
zamansız kayboluş
şiirlere karıştı sevdam
unuttum
günleri külrengi yolculukta
gelirsen
bulacaksın gücenmemiş şiirlerde
kıpırdamayan akrep de
yelkovan da
şiirlerimin gizli öznesi
ilkyaz tufanımsın
gidersen eksilirim

sanma aşkların mevsimi
binlerce renk
çökerken sisleriyle gökyüzü
yüzüne
yangın yerine çevrilen eylem
su kuşunun belirsiz serüveninde
noktalama imleri dolaşır
sokağında

sen bana dokun
anılarıma dokunma
sen bana dokun
yüreğime dokunma
konuşurum
susarsın
sustukça
içimde isyan
yoruldum
sevgimi taşımaktan
sanık dillerimdi
gelmek istesem
yeminin gölgemdi
hoşçakal demedim
savunmanı üstlendim
gönül bahçemde
gülüyorsun
ateş böceği gibi kayboluyorsun
bir aşk daha karışıyor
tarihin sararmıuş sayfalarına
yalnızım

çırılçıplak kaldım sevdam da
aşkın onuru yokmu dünyada
bıkkınlığım yok ne de ihanet
hain deyilim korkak hiç deyil
kim bilir kimse sormasa da adımı
hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü
desinler ki
denizdeki balıklar gii heyecanlı
desinler ki
aşkın örülmemiş dili
sevdamı boğsada ellerin
yüzümde ilkbahar sevinci
ekiyorum düşünceme yıldızlar
aşk rüzgarlarına savruluyorum
ya sen hangi rüzgarlara
küs çiçeği

ey! beyaz günlerimin ışığı
karanlığı aydınlat
kini nefreti at gel
dola saçları saçlrıma
çözülmüş gözlerinle gel
kaçışın:yitiriş
kaçışın:yok oluş
kaçışın: aşkın alaborası
sen hayatımın sevdası
doığrumda yanlışımda olsan
konuşturuyor
yüreğim beni

bak! yaşlanıyor gençliğimiz
alıp götürüyor yıllar
bakarsın aniden gelir ayrılık
ne adın kalır
ne de sevdan


saniye gündüz yıldırım'ın GÜNEŞ AY YALINAYAK adlı şiir kitabından(Makedonya,Gürcistan,Moldova'da yayımlanmıştır şu anda arapçaya çevirisi yapılmıştır.)

Saniye Gündüz Yıldırım


blood_lovee 24 Ocak 2007 20:47

Aşk Bilmecesi

Boynumu uzatırken urganlara
Lacivert bir geceyi alıyorum koynuma
Aşk, cellattır ilmek ören
Adım atıştır yokluğa.

Heceler dizilirken boğazıma
Bir çırpıda çıkıveren bir hecedir aşk.
O kuytu kimsesiz sokakların beslediği
Baharların çiçek gibi devşirdiği
Umudun bir çelenk olduğu
Üç harfli, çok kanatlı bir devdir aşk.

Bir kar soğuğudur alev alev yüreğimdeki
Olmayan/Olmayacak bir sevgilidir aşk.
Sızıların topak olduğu yürekte
Dağlarda hiç açamayan bir çiçekte
Yumak olmuş bir 'hiç'tir aşk.

Bu, sesin midir ölü uykusundan uyandıran?
semayı aydınlatan bir kandildir aşk.
Karanlığın ışık olduğu bir yerde
Bazen salarken en onulmaz derde
Yüreklere sürülen bir merhemdir aşk.

Hiçliğin yedi kapısından ilkinde yığıldım
Bir de kapıda sessiz bekliyordu uçarı aşk.
Yerin yedi katını birleştiren
Göğün yedi kapısına açılan
Öylesine bir garip iklimdir aşk.

Genç kızların gergeflerde dokuduğu
İlmik ilmik damıttığı bir nakıştır aşk.
Dağların omuzlamaktan çekindiği
Yiğidin yakalanmaktan korktuğu
Ama pervane misali uçtuğu
Marazî bir bilmecedir aşk.

Mehmet Kabakçı


BARIŞ 24 Ocak 2007 20:55

Küstüm Artık Barışmamki

Bu dünyada her bir şeye

Küstüm artık barışmam ki
Ağaya paşaya beye
Küstüm artık barışmam ki

Kahrolası şu dilime
Yamulmuş olan yoluma
Bütün sağıma soluma
Küstüm artık barışmam ki

Sahte çıkan sevgilere
Tutulmayan o sözlere
Utanmaz olan yüzlere
Küstüm artık barışmam ki

Izdıraplı gecelere
Söylenmeyen hecelere
Daha daha nicelere
Küstüm artık barışmam ki

Mazideki günlerime
Hiç gülmeyen kaderime
En kötüsü ben kendime
Küstüm artık barışmam ki

Usta derki bak yüzüme
Dilden dökülen sözüme
Kara yazılmış yazıma
Küstüm artık barışmam ki

Mustafa Usta2


Mystic@L 24 Ocak 2007 20:59

T e k

Bir şiirim olsun
Bu dünyalık
Tek bir şiir...
Bir taşın ya da
Kağıdın üzerinde
Yüzyıllara direnen...
Yaşamın nöbetçilerine
Teslim edilecek
Bayrak misali...
Evrenin sonsuzluktaki
Misafirlerine
İkram edilecek
Bir bardak çay misali
Tek bir şiir...

Bodrum - 03.05.2001 13:06
M. Gülderen Şancı


BARIŞ 24 Ocak 2007 21:08

Barış

Barış


Açlığa inat yüregini doyurmaktır barış,
Barış,barut kokusunu ıtıra gömmektir,
Bir karanfil sunmaktır en kanlı savaşlara.

Özgür olmaktır barış.

Çocukların oyun taşlarıdır...
Bir kız çocuğun ip atlaması kadar masumdur barış gülümsemelerde

Barış

Deniz'in Özgür olmasıdır
Savaş gemilerini gömüp Okyanusun en dipsiz dibine...
Bütün öldürüm silahlarının geri tepmesidir!

Barış

Evlerin duvarıdır mermi izi olmayan,
Kaldırımlardır üzerinde hiç ayak izi kovalanmayan!
Babasız kalmamaktır çocuk haylazlığında,
Evin balkonundan el sallamaktır uzaktan bıyıklarına,barış!

Barış

Tespih taneleri gibi acıların kanlısını temizlemektir barış,
Barış,göklerin karanlık,eşkiya rengi olmayan ülkedir
Sesidir halkın ülke ülke,
Gelecege inanmaktır barış mavinin en güzel renginde.

Oyuncak atların üzerine,
Çıplak uzanmayan çocukların gamzeleridir barış.

Anadır barış avuçlarında evladım kokusu,
Kirli bir gömlegi saklamaktır barış.

Kaçak tütün kokusudur,
Her yudumda dağ dağ çekmektir içine.
Barış tabakasıdır köylünün,
Çiftçinin toprağı,
Emekçinin teridir alnının orta yerinde duran.

Barış,

Kucaklayıp dostu ayağı kaldırmaktır
Ayak olmaktır,ayakkabısız kalsada!

Barış

Ho Şi Ming olmaktır barış
Kara öfkemiz Mandela
Rahibe Teresadır barış
Spartaküs'ün çığlıdır arenalarda
Jerenimonun uzun saçlarındaki dalgadır

Barış

Barış,rüzgarında salınmadık dallarıdır bir çınarın!
Köyleri yakılmamış bir köylüdür çatlamış dudaklarıyla;
Toprak damlı evlerinde şimal rüzgarına yüzünü tutan.

Barış

Sabahları Nemruda çıkıp güneş olmaktır barış
Karacadağa çıkmaktır zılgıtlarla barış,
Dicleye akmaktır gürül gürül,
Mezopotamyada bereketli doğurgan toprak,
Akşamın alacasında yürümektir derin koyaklarda süzülüp.

Sırtına vurmaktır hayatın anlamını inadına...
Bir ayağın çukurda olsada
Diğer ayağınla ezmektir savaşı,barış

Ve barış,

Yaşama uğruna ölecek kadar sevdalanmaktır...
Sevgilinin gözlerinde...


01.09.2006/Diyarbakır Gizemli Deniz


arwen 24 Ocak 2007 22:56

sen gittin
güzel bir mevsimin ardından
eteklerimde çiçekler
çiçekler içinde değil
sen gittin
özel bir hevesin ardından
içimde sevgiler
sevgiler içinde değil
sen gittin



mustafa semerci


Mystic@L 24 Ocak 2007 23:07

Belki Yine Gelirim

Cemile Çakır hocaya

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
her sözcük dilimin ucunda küfre dönüyor çünkü
Bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu sessizlik, bu kirli yapışkanlık bitse
ama bir tufan az mı gelir yoksa, yine de
yırtılan ve parçalanan birşeyler olmalı mutlaka
hiç durmadan yırtılan ve parçalanan bir şeyler

Oysa ne kadar sakin bu sokaklar ve bu kent
ne kadar dingin görünüyor bana şimdi gökyüzü

Gidenler nerde kaldılar, özledim gülüşlerini
bir kenti güzelleştiren yalnız onlardı sanki
onlardı çocuklara ve aşka ölesiye bağlanan
kadınları güzelleştiren herhalde onlardı
"Tükürsem cinayet sayılır" diyordu birisi
tükürsek cinayet sayılıyor artık
ama nerde kaldılar, özledim gülüşlerini onların

Uzun uzun bakıyorum kıvrılan sokaklara
tek yaprak bile kımıldamıyor nedense
ve tek tek söndürüyor ışıklarını varoşlar
alnımı kırık bir cama yaslıyorum, kanıyor
kanımın pıhtılarında güllerin serinliği
ve fakat bir cellat gibi yetişiyor pusudaki
Dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Yaşamak neleri öğretiyor, düşünüyorum
okuduğum bütün kitaplar paramparça
çıkıp dolaşıyorum akşamüstleri bir başıma
bir uçtan bir uca yalnızlıklar oluyor kent
bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
sırnaşık aydınlar, arabesk hüzünler
bir gazete sayfasında sereserpe bir yosma

Sesler gittikçe azalıyor, kuşlar azalıyor
ve ne zaman yolum düşse vurulduğun yere
kızgın bir halka oluyor boynumda o sokak
Hüznü yalnız atlarımız duyuyor artık
biz çoktan unutmuşuz böyle şeyleri
ama içimde bir sırtlanın dalgın duruşu
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

İçimde zaptedilmez bir kırma isteği
dizginlerini koparan bir at sanki bu
soluksoluğa kalıyorum her sonbahar
ve sevgilim ne zaman hoşgörülü olsa
bir yolculuk düşüyor aklıma, gidiyorum
bütün gençliğim böylece geçip gitti işte
ama hala bir şeyler var vazgeçemediğim

Hangi duvar yıkılmaz sorular doğruysa
birgün gelirsek hangi kent güzelleşmez
şiirlerim bir dostun vurulduğu yerde yakıldı
geri almıyorum külleri yangınlar çıksın diye
Devriyeler çıkart şimdi, bütün ışıklarını söndür
sorduğum hiçbir soruyu geri almıyorum ey sokak
ve dilimin ucunda küfre dönüyor her sözcük

Dudaklarımı kanatırcasına ısırıyorum günlerdir
bir gök gürlese bari diyorum, bir sağnak patlasa
bitse bu kirli ve yapışkan sessizlik, hiç gitmesem
oysa ne kadar sakin sokaklar, kent ve bütün yeryüzü
ipince bir su gibi sızıyorum gecenin tenha göğüne
sessizce çekip gidiyorum şimdi, sessiz ve kimliksiz
Belki yine gelirim, sesime ses veren olursa bir gün

Ahmet Telli


arwen 24 Ocak 2007 23:18

Seni,
Anlayabileceğin kadar sevmeli…
Benim kadar sevmiyorsun,deme bana…
Sevebildiğin kadar sevsem,
Seni seviyorum,bile diyemem…
Benim kadar özlemiyorsun,deme bana…
Beni özlediğin kadar özlesem,
Adını duyduğum anda hatırlarım sade…
Ya da aradığında günün herhangi bir saati…
Oysa ben…
Sana umulmadık anda, seni seviyorum, derken…
Geceleri başımı her yastığa koyuşumda düşünürken…
Hatta özleyip de bir iki damla yaşla ıslatırken yanaklarımı…
Ve tüm gece seni koruması içim bir melek dilerken Tanrıdan…
Keşke yanımda olsan,deyip sarılırken hayaline…
Sevdalı her şarkıda dalarken senin olduğun yerlere…
Bana,
Senin aşkından bahsetme…
Anlayabileceğin kadar sevebilseydim,
Bu kadar acı çekmezdim…
Yüreğime sığan bu kadarmış…
Seni en az bu kadar sevebilirim...



sevnur şaylan


MaKaLeLe 24 Ocak 2007 23:31

Acının Duvarı Asılınca

Kendisi çatlamadan
Toprağı çatlatamaz tohum

Aşmışım sınırını mutsuzluğun
Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum

Acısını artık duyamıyorum
Ki kendim öyle bir acı olmuşum

Nasıl görmezse göz kendini
Kendimi arıyor bulamıyorum.

Kaynak: Sondan Başa - Adam Yayinlari Aziz Nesin |


arwen 24 Ocak 2007 23:45

Sevmemiştim kimseyi seni sevdiğim kadar
Yüreğimde seninle açtı tüm dallar
Şimdi senle mutluyum sevgin ile yaşarım
Işıklara boğuldu o simsiyah akşamlar

Tut ki sen ellerimden bana sonsuz sevgi ver
Kışları yok et artık gelsin bana baharlar
Şimdi senle mutluyum sevgin ile yaşarım
Işıklara boğuldu sevmediğim akşamlar



doğan ümit aksel


Misafir 24 Ocak 2007 23:49

Kibritçi Kız


Kendine çıkar bu sokak
ağır bir taş gibidir ağzında yalnızlık
çarpar ve düşer zaman
kanadı kırılarak

Kuytusuna eski bir evin
küçük bir kız düşer masallardan
yüreği titrek kibrit yalımlarında annesiyle buluşan

Yüksek ökçesiyle salınan sarışın bir şiirdir şimdi gökyüzü
saçları akasyalı akşamın sularında

Beni saymazsan
kimse bilmez burada temmuz saatlerini karlı akşamların
gelinlik badem ağaçlarını
arsız duruşlarını kozalakların

Beni saymazsan kimse tanımaz beni
gözleri hep yıldızlara dönük
bu kimsesiz sokakta....



Yüreğim Mahşer/1999


arwen 24 Ocak 2007 23:59

Her an sensiz yollarda yürürüm adım adım
Yüreğimde sevgiler seni arar sorarım
Hayatımda bir tatsın senle olmak maksadım
Şu an uzaklardasın sana aşka susadım

Senden uzak sanma ki mutlulukla yaşadım
Çiçekleri sevmedim hayattan zevk almadım
Tütüyorsun burnumda kadehimde şarabım
Dilden düşmez duamsın sığındığım mihrabım



doğan ümit aksel


arwen 25 Ocak 2007 00:29

Bekleme sakın beni sana dönmeyeceğim
Yoruldu aşktan gönül artık sevmeyeceğim
Sevginle yıllar yılı ağlasam da kahrolsam da
Senden uzak bir sevgi bir aşk bekleyeceğim



doğan ümit aksel


BARIŞ 25 Ocak 2007 00:43

Unutma ki

Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç?
Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı?
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı

Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin, ayağın, kalbin yoruldu mu

Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü

Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven adsız bir kahramandır
Unutma ki
İnsan; sevebildiği kadar insandır.


Ümit Yaşar Oğuzcan


arwen 25 Ocak 2007 00:50

Bütün beddualarım isyanlarım seninle
Bunun için hayatı aşkı sevemediğim
Bana sevgi verseydin ellerimden tutsaydın
Senle mutsuzluklardan kaçmaz karşı gelirdim

Şimdi sana ağıtlar yakmaktayım yıllardır
Suç olduğunu aşkın daha önce bilseydim
Kalbimi zincirleyip sevgiye kapatırdım
Yeminler ederim ki seni bir an sevmezdim



doğan ümit aksel


Misafir 25 Ocak 2007 01:26

Sevda yüklü bulutlara bir martının kanadında sana geliyorum


Nefes almakta bir gün zor gelecek miydi bana
Şimdi tek hayalim bir an önce yanına gelmek
Sevgili hiç sevmedim kimseyi senin kadar
Biliyorum giden geri gelmiyor SOL YANIM ……….

Sende gelmeyeceksin kara toprak aldı seni benden
Ama ben seni bekliyorum bir yürek çarpıntısı ile
Acılar , ölümler unutulmuyor sevgili
Yıllar hızlı bir kurşun sanki yüreğime vuran
Sensiz her gün sonu olmayan bir uçurum ..
Yanımdaydın canımdaydın şiirler ,şarkılar okuyorduk,
Bana SENİ SEVİYORUM SENİ ASLA BIRAKMIYCAĞIM
Diyordun oysa bende seni seviyordum ama hiç söylememiştim
sana hiç fısıldamamıştım kulağına,
şimdi içimde acı bir pişmanlık var
Şimdi her gece yıldızlara bakarken SENİ SEVİYORUM diyorum
Duyuyor musun ? SOL YANIM

Bir ses bir nefes ver sevgili..
Büyük Aşklar hep böylemi biterdi ?susma susma ne olur?
Ağlayınca gözlerimden silinmiyor acın
Gecelere ,yollarla düşman oldum
Seni benden aldılar diye
Hayat çare olmuyor sensizliğe sevgili
Sanki apansızın kapı çalacak ve sen koşup sarılacaksın bana
Olmuyor olmuyor inan bana
Odamda bir ölüm sessizliği var birde sesinin açtığı yara var
Kulağımda çınlayan bir daha asla duyamayacağım sesinin
Ellerimde ellerinin sıcaklığı var bir daha hissedemeyeceğim
Sıcaklığının SOL YANIM DİĞER YANIM

Hangi ırmağın suyu seni bana getirirr
Hangi toprak seni bana kavuşturur
Hangi yollar birleştirir bizi
Rüzgarla yarışıyorum sevgili
Sevda yüklü bulutlara sana kavuşmaya geliyorum
Ölümü hiç yakıştıramazdım sana bensiz
İşte geliyorum ; hayallerim gerçek oluyor
Bir martının kanadında aç kollarını
Geliyorum SOL YANIM..





Zeynep Zuhal SAYGIN


arwen 25 Ocak 2007 01:32

Sevmek ağlamaksa,
Akmasın gözümden tek damla.
Zira kalmadı bu gözlerde,
Akacak tek bir damla.

Sevmek acı çekmekse,
Çekmesin bu yürek çile.
Acı mayam oldu benim,
Görmedim tek bir gün bile.

Sevmek sensizlikse,
Geçmesin sensiz tek bir gün bile.
Ama mahkum oldum ben,
Çaresizce sensizliğe.

Sevmek özlemekse,
Özledim seni tüm benliğimle.
Bana hasret rüzgarlarını,
Koklamak kaldı yine.

Sevmek paylaşmaksa,
Paylaşırım bu kaderi seninle,
Yeterki ayrılmasın kalbimiz,
Yaşatalım bu aşkı sevgimizle.



vildan bayraktar


Misafir 25 Ocak 2007 01:40

Nehir

Nehirin bir ucunda bekliyordu
Kimsesi ve kimseseye bir kisvesi yoktu.
Usanmış bir halde uzandı kuma doğru
Hayellerinin uzağında...
Yorulmuş olsada hayattan
Kimseye belli edemezdi
Omuzlarında olan o yük O nun vazgeçemediği
Anlatamadığı bir yüktü...

Ayaklarını suya dokundursanda
Benliğini anlatsan da büyük bir sabırla
Kum tanelerini sayabilecek kadar sabırlı olabilir misin?
Ya da damlatarak sayabilir misin nehir'i?

Damlatarak sayabiliyordu oysa hayatını
gözyaşlarını eteğine dökerek.
Yalnızdı tabi ve umutsuzdu da!
Umutlarını da sayıyordu usulca içerek zaman dedikleri zehiri
damlatarak dudaklarına...

Yenilmişti bir kere mağlup olmalara!
Hayata, sana ve sevdiklerine!
Ağlamak istiyordu ama korkuyordu
Ya karıştırırsa gözyaşlarını
eteğine döktüğü nehir damlalarına!!!!!!!


Yazan: YıLDıRıM


arwen 25 Ocak 2007 01:47

Artık dinlenmeliyim
Yapamıyorum bir durumun analizini
Ve göremiyorum gün doğumunu doğudan
Kuru otlara basıp seslerini duymak
her günün güneşiyle uyumak
Yetmiyor artık
sesimi titretemeyen ciğerlerim oldu
İlkbaharım, sonbahar gibi soldu
Ve uykularım
onları yitirmek
evlat acısı gibi koydu
Yazmıyorum artık


hakan iyihuylu



Saat: 11:14

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık