![]() |
Hatırlar mısın? Yıllar sonra bir gün, Uzaktan gelen bir sesle, Beni hatırlar mısın? Maziyi anmak isteyip Resimlere baktığında tek, tek Aralarından beni bulup Anılara dalar mısın? Beni hatırlar mısın? Maziye dalıp, Derin bir ah diyerek Dalgalarda beni görüp Hatırlar mısın? Gözlerini kapatıp, Seni ne çok sevmiştim Anlar mısın? Beni hatırlar mısın? Can Akın |
Güller Ağlardı İçimde Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilir de hazin öykümüzü Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliği anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar, koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı: belki yarın Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmışçasına, büyük İçimizdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar, ben ağlarım Ümit Yaşar Oğuzcan |
Beni Çağırdığını Beni çağırdığını Bir kere duyabilsem Avuçlarımda ateş Yorgun gözlerimde nem Aşarak denizleri Birgün kapına gelsem Başımı duvarlara Vurup ölsem diyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ne Değişti "Bileyim Sevgilim" "Benim yanımda olmadın" dyorsun ya Beş yıl yaptıklarıma bir bak sevgilim Bu adamı bırakıp gidiyorsun ya Bana da anlatta bileyim sevgilim. Senin isteğin değil miydi evimiz Karşıyaka'ya karşıydı gönül yerimiz Ayrılık yoktu böyleydi yeminimiz Eyvallah çekipte gideyim sevgilim. Hanlar hamamlar gözümde olmadı da Senden beklentim hiç yoktu, olmadı da En acı zehirler içtim koymadı da Doldur zehri yine içeyim sevgilim. Anneme tanıştırdım gelinin diye Bitirememişti seni öve öve Gidiyorsun dizlerimi döve döve Bileyim de bir kez öleyim sevgilim. Yumurta kapıya dayandı belkide Tek kaçış yolun ayrılmaktı fikrince Madem niye oyaladın senelerce Söyleseydin baştan giderdim sevgilim. "Ufacık bir kızımız olsaydı keşke" Babası gibi olur diyordun, nerde! Yüzüde pamucuk diyordun kalbide Nasır tuttu kalbim keseyim sevgilim. İyi geceler deyişlerimiz kaldı GECE KİM BİZİ BİRBİRİMİZDEN ÇALDI Ayrılığı bize o fırsatçı sardı MAHŞERDE ELBET ÖDETİRİM SEVGİLİM. Düğün şarkılarımızı yazacaktım Orkestraya bir bir çaldırtacaktım Sonrada seni dansa kaldıracaktım Susturuldum, ne söyleyeyim sevgilim. Sitemlerim çok sığmaz bu şiirede Acılarım çok sığmaz bu ömrümede Dualarım da çok sığmaz kabrimede Neyse; şiiri bitireyim sevgilim. Volkan Arkat |
SENİ NASIL SEVDİM BİLİYOR MUSUN? Bütün mevsimlerde yüzüm kırağı tutuyor sende benim gibi üşüyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Milyonluk nüfusun içinde yapayalnızım, bir gölgelik ışık bile parlamıyor. Sende benim gibi korkuyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Bıraktığın hatıralar kanıyor, yaralara gözyaşımı basıyorum. Sende benim gibi sızım sızım sızlıyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun Seni senden, seni benden, seni onlardan, seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim. Yoksa sen gülüyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Üstüne serpilecek topraktan da daha çok Sevgimden kefen biçip, aşkımdan tabut çaktım seni kalbime gömüyorum. Yoksa sen kaçıyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Bana on dakikanı ayır gözlerinle gözlerim buluşsun sana fısıldayacakları var diyorum bakarız kısmet, zaman diyorsun, beni zamana mı bırakıyorsun, bana saniyeleri heba mı görüyorsun, ben sana ömrümü veriyorum alıyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Sana bir şey olmasın diye kalbime dokunamıyorum içinde sen yaşarsın, sana bir şey olmasın diye tenime dokunamıyorum tenimde teninin izi var. Sense benden aldığın beni cömertçe har vurup harman savuruyorsun seni nasıl sevdim biliyor musun? Seni nasıl sevdim diyorum, beni duyuyor musun? Beni duyman lazım, beni duymalısın çünkü ; sen padişahların, perilerin kızısın sen Aslı’sın, Şirin’sin, Leyla’sın Ferhat´a dağları deldiren aşkı bana yaşatan kadınsın beni duymalısın. Sen yeni doğmuş, saf, sabi, zerre kadar günahı olmayan taze bebek canısın, otuzunda bile süt kokarsın, sen zalim olamazsın beni duyarsın. Sen duru bir susun, Peygamberin torunusun beni duyuyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Sensiz gelen her sabahın doğan güneşine uyanmak ne kadar zifiri karanlıkta kalmakmış sen biliyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Bütün saatlerde seni dolu dolu yaşarken, yüreğimin penceresinden sana koskoca Ankara´yı santim santim gezdirirken, ALLAH aşkına sen beni kaç saniye düşünüyorsun. Seni nasıl sevdim biliyor musun? Seni senden, seni benden, seni onlardan, seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim. Yoksa sen gülüyor musun? Seni nasıl sevdim biliyor musun? Alıntı... |
Herşeyimsin HERŞEYİMSİN ! Sen; benim vazgeçilmezimsin. Geceler boyu düşlediğim Rüyalarımı şiirlerle süslediğim Su gibi aş gibi. HERŞEYİMSİN ! Sen; benim tek tutuklu yanım Yıllar boyu sürgünlerim. İçimden söküp atamadığım mahpusluğum Hürriyetim kana kana içtiğim suyum. HERŞEYİMSİN ! Sen; benim yüreğimde hiç bitmeden kanayan Bir ömür dermanı bulunmayan. İçimde her an ağladığım yanım Canım kanım tek varlığım. HERŞEYİMSİN ! Sen; benim umutlarımın kadını Düşlerimin tek sultanı. Unutamadığım atamadığım Hayattaki en tatlı yanım. HERŞEYİMSİN ! Ayşe Şenel |
Sessiz Gemi Artık demir alma günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu! Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler; Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. Yahya Kemal BEYATLI |
Karasevda Bir kere sevdaya tutulmaya gör; Ateşlere yandığının resmidir. Aşık dediğin, Mecnun misali kör; Ne bilsin alemde ne mevsimidir. Dünya bir yana, o hayal bir yana; Bir meşaledir pervaneyim ona. Altında bir ömür dönedolana Ağladığım yer penceresi midir? Bir köşeye mahzun çekilen için, Yemekten içmekten kesilen için, Sensiz uykuyu haram bilen için, Ayrılık ölümün diğer ismidir Cahit Sıtkı Tarancı |
Yüreğimi verdiğim adam,gönül BAĞIM Yakıp geçerken bu yüreği aldırmadın çığlığına Yüce sevgimin katlini yaşadım elinden Hayatımın,neşemin, gecemin, gündüzümün Ve yüreğimin katilisin sen En beter sevdalarla yanmandır dileğim En ızdıraplı acılar senin olsun,aşktan yana Gözlerinden yaş, yüreğinden yara eksik olmasın Sevdamın, aşka inancımın, mutluluğumun, Ve yüreğimin katilisin sen En temiz, en derin sevgimi sunmuşken sana Sunamayacaklarımla cezalandırdın beni en beterinden Öyle sevdaya düşki, sunamayacaklarını istesin senden Verememenin bedelini terk edilmelerle yaşa dilerim Ve yüreğinin katililleri hiç bitmesin Çok sevdim seni çokk, en derin sevgimle Yetmedi, yetemedi sana büyük sevdam Oysa bir ömür gözlerine bakmak bile yeterdi bana Yürek sızımdın, gönlümün coşkusu, özlemimmm Ve şimdi ey sevdam, yüreğimin katilisin sen 29-4-2009 Gül Erdensoy |
YUVA Yanyana geldikçe daha uzak Birlikteyken daha kimsesiz Bir ağrı sızım sızım yeri belirsiz O da yalnız Ben de yalnız Acılar tütüyor bacamızdan Görünmeyen taş duvarlar örmüşüz Duvar olduk kendimize kendimiz Ne yana dönsek Kendimize çarparız Aziz NESİN |
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE Benim hiç sapanım olmadı anne, Ne kuşları vurdum, Ne de kimsenin camını kırdım... Çok uslu bir çocuk değildim ama, Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım. Ben hayatım boyunca Bir tek kendimi vurdum! .. Suskun görünsem de, Fırtınalı ve mağrurdum anne. Bir mızrak gibi, Aynada hep dik durdum anne! .. Ben sana hiç bir gün laf getirmedim, Leke sürmedim. Ama göğsümü çok hırpaladım, Kalbimi çok yordum... Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... Benim hiç sevgilim olmadı anne, Ne bir yuva kurdum, Ne bir gün şansım güldü... Öpemeden bir bebeğin gidişini, Tükendi gitti çağım... Kimi yürekten sevdiysem, Yüreğini başkasına böldü... Bir muhabbet kuşum vardı, O da yalnızlıktan öldü... Sen beni göğsünde Hep acılarla mı soğurdun anne? Yoksa evlat diye, Koca bir taş mı doğurdun anne? Eziyet degilim, zahmet değilim, Musibet hiç değilim; Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene! Doğurdun da beni, Ne ile yoğurdun anne? Benim hiç hayalim olmadı anne... Ne seni rahat ettirdim, Ne kendim ettim rahat... BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT! Kaybolmuş bir anahtar kadar Sahipsizim anne... Ne omuzumda bir dost eli, Ne saçımda bir şefkat... Say ki yollardan akan, Şu faydasız çamurdum anne... Say ki ıslanmaktım, üşümektim, Say ki yağmurdum anne! Bunca yıldır gözyaşlarını, Hangi denizlere sakladın? Oy ben öleyim, SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? Yusuf Hayaloğlu |
Bu şehrin caddelerine hüzün yağıyordu yine Deli bir rüzgar yalayıp geçiyordu kaldırımları Ve Darmadağın kalıyordu düşlerim Seni gösteriyordu yine takvimler Yolunu şaşırmış gariplere benziyordu halim Oysa Kaç kez yırtmıştım kefeni... Geçtiğim bahçelerde güller yoktu artık Zaman kollarında durmuştu geçmişin Dağlar devriliyordu Kayıp gecelerimin yalnızlığına Bir postacının peşine takılıp Adrese ulaşamayan mektupların arasında buluyordum Ömrümü... Soluksuz kalıyordum bir pencerenin pervazında Yüzümün aksi düşünce karanlık bir cama Ben kimim diyordum Bilmiyordum İki yana düşmüş kollarımdan sarkıyordu Bezginliğimin insafsız dillenişi Kendimden korkuyordum... Bir dilek tut İçinde sen İçinde ben İçinde biz olan demiştim Dinlemedin Bir bütün olamadık senle Hep yarımlarda buldum kendimi Sevmedim bu halini Kalma git! İnce bir veda havası yükseliyordu gülüşlerimde Ve Kırılma noktası dedikleri bir yerde Gözlerimde parlıyordu ışıltısı Deliliğin Çek vur diyordu bir ses Çek vur! Kopsun inceldiği yerden... Eylül GÖKDEMİR. |
BİR UMUT Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin; Yitirmişsin nen varsa birer birer. Bir sağlık, bir sevinç, bir umut Onlar da nerdeyse gitti gider. Dost bildiğin insanların yüzleri Aynalar gibi kapkara. Suyu mu çekilmiş bulutların Dönmüşsün kuruyan ırmaklara. Taşlara düşen saat gibi Ne artı, ne eksi. Bir sağlık, bir sevinç, bir umut Hikaye hepsi... Cahit KÜLEBİ |
Aze yüreğime dokundu../..dost gele.. (yüreğime değen dost yanını yüreğime yapıştırdığım kadına Azime Akbaş'a ithafen. Dünyaya geldiğin gün kutlu olsun) 'ey hayat! Sen şavkı sularda bir dolunaysın aslında yokum ben bu oyunda ömrüm beni yok saysın' (Yılmaz Odabaşı) I. derinlerde saklı tutulmuş kayıp sevinçlerini getirdim sana söndüremediğin mumların kokusunda türküler derledim Aze! Gün batımı kızıllığında sevdaya susan kadın dağlardan inen soğuk sulardım dost yanında kaldım sıcağında demlendim bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz içine çek söndüğünde yakmaya geldim II. yanık mavi sarıldı yorgun turuncuya gebe kalan şiirlerin rahminden döküldü acılar kıvrandı gece esnedi sızı düştü veda Aze! Suskuların içinde ağıt yakan kadın dudaklarda eriyen öpüştüm çocuk yanına süzüldüm uyudu sitemlerim bir notalık şarkıysa kavuşmalarımız haydi söylebittiğinde yeniden yazmaya geldim III. tesellisi olmuyor çalınan umutların kapı tokmaklarında unutulan merhabaları çıkardım sana Aze! Koynunda düşleri emziren kadın sahile vurmuş bir dalgaydım anaç yanına uzandım ellerinde iyileştim bir yudum şarapsa yıllanan anılarımız iç gitsin yenilerini doğurmaya geldim IV. deli hüzün uslandı katreler dize geldi sevinci okşayan rüzgarın parmaklarına tutundu hayat sustu ay sustu gece konuştu yürek Aze! Dehlizlerinde ümit yoğuran kadın sesi yaralanmış dertli bir makamdım can yanına sokuldum dile değdi ezgilerim bir nehir gibi akıyorsa büyüttüğümüz düşler yüzmeye başla yorulduğunda seni tutmaya geldim 20.08.'04../..yaz bitimi Pelin Onay |
Aşk uzak yolları aşmak Dağları geçerken bulutlarla boğuşmak Sevdiğine varırken sevmediğinle uğraşmak Aşk büyük olduğu gibi büyük davranmak Aşk sevdiğinin yanındayken kavuşamamak Bir gece vakti sahilde sabahlamak Dolunayı seyrederken onunla mutlu olmak Aşk fedakarlıktır aşk Aşk kıskananları çatlatmak Kendin kırılsandan sevdiğini kırmamak Gözlerinin içine dalmak kaybolmak Aşk kimi zaman tek kişiliktir aşk Aşk güneşin altında onun için yanmak Kavrulsanda umursamamak Zamansız öğrendiklerini sinene atmak Aşk bir ufacık tebessümdür aşk Aşk uykusuz kalmak Uykusuzken çalışmak Evinde düşlere dalarken Bir fincan kahvenin hatrıdır aşk Uzak yollar, uykusuz zamanlar Sahildeki anlar, her an gözlerden damlar Aşk seninle yaşandıkça aşk.. Alıntı |
Olan aşk olmayan aşk Vermeyi isteyince istemeyi veren aşk, istemeyi ver bana, istemeyi veren aşk. aşkın aşkı olunca, aleme rahmet oldu,rahmet aşk merhamet aşk,mehmet aşk muhammet aşk. bir gün ben dee düşseydim bu aşkın ateşine, anlardım ki o zaman düşen aşk düşülen aşk. derler zikret yerleşsin diline gönlüne aşk, madem herşey aşk ise dilde aşk gönülde aşk. bülbül gülü görseydi ona aşık olmazdı, bir çiçeğin hasreti özlemiyle dolmazdı, gözde aşkın olunca, gören aşk görünen aşk. hevayı yaralasam, adımı karalasam, irci der misin bana, dönem aşk dönülen aşk. alemde ne var ise aşk ile varolmuştur, adem de ne var ise aşk ile yoğrulmuştur, görmryrn göremeyen aşk ile boğulmuştur......... Alıntı |
Bencil Ruhum Ben derim düş ol O der gerçek olayım Ben derim ki Azıcık düş Ol O der ki Azıcık gerçek olayım Ben derim ki sesin sitem Hiç olma O der Ki Sende Olma! Anlaşamayız Kalkarız masadan Bir satır sonra Onun sandalyesi yerinde Benimki azıcık kaymış Otururuz karşılıklı Ben saati sorarım Bakar Düşünür Cevap verir “zaman geçmiş” Bir de ben düşünürüm İnanmak da güzel Ama verdiği bir acı var Masaya bir damla düşer Takip eder Geldiği yolu ararım Hafifçe yaklaşır Gözlerimi siler Ben Damlamı kaybettiğime yanarım O Bana dokunduğu için Mutlu! İrkilirim. Geri çekilir Bir oda Sadece Masa Ve Yüksek Küçük bir pencere Ellerimi hissederim birden Soğuktandır der Ellerine bakarım Soğuktandır derim Sonra kapıya bakarım Kaçmak istediğimi sanır Kalkıp pencereyi neden kapatır? Ayağa kalkarım Ayağa kalkar Yavaşça elim alır tasını tarağını Gider benden Bir bakarım Omzunu süsler Bir satır sonra Kanatlarım kırılır Bir de kırıldığı yerlerden Akar pembe İçimde bir ses “kapı açıktı” “kapatmadın” “kapattı mı”? Uçmadan Pembe renge aldanmadan Yavaşça Adımlarımla Yaklaşırım Başımı usulca onu görebileceğim boşluğuna koyarım Bir gülüş! Topladığım kanat parçalarım kucağımda İçeriye girer Masaya dağıtırım Hala bir gülümseme Arkamı dönerim Hala bir gülümseme Arkamı dönerim Bir boşluk Hala bir gülümseme “uçma boş ver” “boş ver kanatlarını” Der! Arkamı dönerim Toplarım masadaki Varlığımı Bir sitem Yavaşça eğilir Kulağıma fısıldar “sana anlattığım masalda” “sen yoktun”! Der! Hep inandım O inanmadı Toz duman ortalık Artık insanım …! Çiğdem Dal |
Umut Olmasaydı yürekte Küçücük bir umut, Solardı yeşeren dallar, Ay kapkara olur, Belki dünya dururdu.. Yıldızlar üşür, Sönerdi tüm Yakamozlar.. Balıklar hıçkırarak Kıyıya vururdu. Dalgalar durur, Güneş ağlardı Durmadan.. Biterdi sevda Türküleri, Susardı Dört bir yan.. Ve o zaman Özgür bir bulut gibi Bir martının umudunda Düşlemezdim yaşamı.. Ama şimdi; Umut etmekten, Yanılgılardan Öylesine bıkkınım, Bulanık bir Gün batımıyım Ve ölesiye yorgunum... |
Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin Bir gün baksam ki gelmişsin.. Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar. Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik Saçlarında ilkbahar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Gülüşünde taze serin bir rüzgar Ellerin yine eskisi kadar güzel Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar.. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Hasretin içimde sonsuzluk kadar. Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz. Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar. Bir gün baksam ki gelmişsin.. Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var. Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm Benim olmuş dünyalar. . . Yavuz Bülent Bakiler |
Sevgileri yarınlara bıraktınız Çekingen, tutuk, saygılı. Bütün yakınlarınız Sizi yanlış tanıdı. Bitmeyen işler yüzünden (Siz böyle olsun istemezdiniz) Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi Kalbinizi dolduran duygular Kalbinizde kaldı Siz geniş zamanlar umuyordunuz Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek. Yılların telaşlarda bu kadar çabuk Geçeceği aklınıza gelmezdi. Gizli bahçenizde Açan çiçekler vardı, Gecelerde ve yalnız. Vermeye az buldunuz Yahut vakit olmadı Behçet Necatigil |
Herşeyim Sen Herşeyim Sende Adın bir türküdür dilimde Düşlerim hep sevda telinde Kapanmaz Yara var gönlümde Derdim sen dermanımda sende Gökyüzüne yoldaş şu denizler Karabasan gibi çökünce geceler Hüzünlerimi dağıtamaz şişeler Hüznüm sen mutlulukların sende Güvendiğim dağlara yağınca karlar Artık dönülmez olunca tüm yollar Senin için yanan kan kızıl yaşlar Yangınım sen küllerimde sende Kar altında açmak için bekleyen Boynu bükük ben bir kardelen Hatıralardır içime kokusu sinen Geçmişim sen geleceğim ise sende Hakan Aydın |
Sensizlik İçim yanıyor Her zamankinden daha çok Acı veriyor Yanındayken kavuşamamak Bakamamak doyasıya gözlerine Titretiyor bedenimi Sensizlik ölümün ta kendisi İnkar ediyorum her kelimeni Hatırlamıyorum sevmiyorum diyorum Gitmenden korkuyorum Bir bilsen kalbim neler diyor Gitme gitme kal bu gelişinle Çok çok seviyorum Sensizlik kapkara Derin acılarla dolu Ne olur sevdiğimi bil bilme Kaçma korkma Gitme Kal kal bu gelişinle Sensizlik öldüğüm andır ....... Alıntı...... |
Eğer Bakışlarına yazdığım şiirleri. Yırtmadıysan eğer; Bir kez daha oku. Ucunda ölüm yok ya. Ve seni; Ne kadar çok sevdiğimi. Bir kez daha anla ne olur. Anlayamazsan eğer; Diyecek sözüm yok sana. Kabahat benim. Boynuna sarıldığım resimleri. Yakmadıysan eğer; Bir kez daha bak. Kimseler bir şey demez ki. Ve seni; Ne kadar çok sevdiğimi. Bir kez daha gör ne olur. Göremezsen eğer; Diyecek sözüm yok sana. Kabahat benim. Endamına aldığım entarini. Eskiciye vermediysen eğer; Bir kez daha giy. Kıyamet kopmaz ya. Ve sende; Ne kadar çok beğendiğimi. Bir kez daha gör ne olur. Göremezsen eğer; Diyecek sözüm yok sana. Kabahat benim. Nihat İlikcioğlu |
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırır beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamur çiçek açtığı zaman. Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadîm Elif Ne güzellik, ne de tat var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman. Bahaeddin KARAKOÇ |
Herşey bir oyundu hayatımda... Saklayıp sarıldığım o aşk! O kendini gizleyiş. O deli kaçış. O yanış. O bitiş. Yalnız külüm hakikat... Bir oyundu beyazlarım... ''Evet''lerim yalan! Hilebazların ortasında Ruhum talan... Kalbim talan! Sen indirince duvardan o resmi Kalbime bakamadım... Aynaya bakamadım! Bir daha hiç Bakamadım o resme... Gözlerime kan düştü... Savurdun kalbimin simlerini.. Ömrüme bir âh düştü! Parça parça... Didik didik... Canımı acıtan; Yoruldum sormaktan o meçhul fâile... 'benim ne işim vardı o sahnede ?' Artık oynamak istemiyorum...! |
İçinde hasret yoksa Sevdalarımın Haram olsun bana Zıkkım olsun Bir damlası bile Gözyaşlarımn Nefesim hasret kokar Hasretim gül kokar Sevda bahçelerinde Gül derim sevdalarıma Kırmızı beyaz pembe Ben sarısını severim Gülüm sarı gülüm Hüseyin Karayel |
Yemyeşil Düşler Can dediğim, kanımda, ölürken tüm hücreler, Hiç çiçek toplamadım, şifa için olsa da. Başka bahara kaldı, bak geriye dönüşler, Umudunu kaybetme, yeşerecek solsa da. O kadar az kaldı ki, senden, benden ve bizden, Yitirmektendir korkum, bakma cesaretime. Tökezlesem de an an, bitse güç el ve dizden, İstemem anahtarım, yanmam esaretime. Yalanları sevmedim, beyaz olsalar bile, İçten bakmayan göze, ışıklarım sönüktü. Dönmedim köşelerden, aldanıp binbir dile, Bilmesen de cananım, yüzüm sana dönüktü. Biriktir ellerini, yaşımı sileceksin, Sen ki sakın kendini, elin tutmasın kiri. Anlamsız mı yaşamak, bunu sen diyeceksin, Ya yalnızlık ya da sen, ya da artık hiçbiri. İstesem de yaşamam, umutlarım olmasa, Bir başım ve bir de ben, giderim buralardan. Bilinç yitik, ömür az, sözün cana dolmasa, Dinlensin şu yüreğim, yorgunum avazlardan. Gözlerinden geçsin hep, sevda yüklü bulutlar, Bitmesin istiyorum, gördüğüm pembe düşler. Yanıtsız kalmasınlar, kalmasın hiç sorular, Biz ve ülkem yemyeşil, gönlüm hep böyle düşler. Yonca Aslan |
Olmalıydın Şimdi burada sen olmalıydın Çıplak kalmalıydı harfler Giydirmeden sevgi sözcüklerini Sen olmalıydın yanımda Bir yere varsın diye değil gelişlerimiz Varmadan sonsuza yürüyüşlerimiz Sen olmalıydın yoldaşım Soluğumun ısısında Sesimin tınısında Gözlerimin buğusunda sen olmalıydın Gelmeliydin, bu bahar esintisiyle Bekleyen yüreğin ezgisiyle Yalınkılıç, sade, kimsesizce Dökülmeliydin tenime damla damla Bu âlem sen kokmalıydı Şuan şurada yanı başımda Sessiz haykırışımda Yokluğuna direnişimde Varlığınla sen olmalıydın. Sümbül İlyas |
Zaman zaman gökgürültülü Zaman zaman sağanak Hiç dinmeyecekmiş gibi Yüreğimin yağmurları Kara bulutlara inat Sabır ekmeli toprağa Sıcak tutmalı umutları Kim bilir belki bir gün Gülümser gökkuşağı... Ayşe Şentürk |
SEN GELMEDİN Gün battı Çoktan açtı gece sefaları hasret bahçesinin Kuşlar çoktan döndü yuvalarına Sulara selam veriyor akşamın hüznü Yağmurlar geldi ellerinde güllerle Gelincikler geldi kapıma kan rengi karanfiller geldi Sen gelmedin… Yelda gecelerde Hercai menekşeler ortağı oldu düşlerimin Uzun bir türküyle düştü yalnızlığıma martılar Ayın sevdası geldi gelinlik göçmen bir kızın yarım kalmış bohçasıyla Kayan bir yıldızın gözyaşı geldi elemi geldi yası geldi; Sen gelmedin… |
Mutlu aşk yoktur Sonu bilinmeyen bir yolda Buldum kendimi bir anda Direndim, yenilmedim Ne fayda, sevemedin, Ne fayda Çaresizliğin esiri olmuş hayatım Bitmez, tükenmez haykırışlarım Sensizliğine, çaresizliğine Ben ömrümden ömür adarım Mutlu aşk yoktur, Aşkın tarifi yoktur İmkansız aşk çoktur, Mutlu aşk yoktur Mutlu aşk yoktur, Bedeli ödenmeyen hayat yoktur Her aşkın azabına uğrayan çoktur, Mutlu aşk yoktur. Mutlu aşk yoktur, Sevgisiz kimse yoktur Sevgiyi tadan çoktur, Mutlu aşk yoktur Mutlu aşk yoktur, Aşka kapılan çoktur Sevenin kini yoktur, Mutlu aşk yoktur.. Mutlu aşk yoktur, Sevmenin bedeli yoktur. Ödenen bir bedel varsa orda aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.... Mutlu aşk yoktur, Aşkın asilliğine inanan yoktur Bugünkü bir gecelik aşklar masumluktan mahrumdur Mutlu aşk yoktur.... Mutlu aşk yoktur, Her aşkın sonunda üzüntü çoktur Kırılan kalpler, yıkılan hayaller, Mutlu aşk yoktur Mutlu aşk yoktur, merhametten yoksun insan çoktur Aşkın olmadığı yerde hayat yoktur, Mutlu aşk yoktur. Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.... Bir romeo, Bir juliet bu hayata çoktur Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur.. Mutlu aşk var mıdır ki bir de bana ulaşıp hayatımı taçlandırsın Mutlu aşk var mıdır ki beni benden alıp hayatıma anlam kazandırsın Mutlu aşk yoktur Mutlu aşk yoktur Yoktur, yoktur.... Alıntı... |
Hapishanede Bir Sabah Türküsü Maltepe askeri cezaevinin avlusunda Sisler içindeki Büyükada'nın karşısında Oturmuş yazarım bu şiiri Eylül başlarında bir Cumartesi sabahı Lodos titretiyor ağaçları Yağmur geceden yıkamış çiçekleri Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz Ardından baharın geçti koca bir yaz Hapisteyiz hala ve güzün ilk serinlikleri Avlunun dört yanı dikenli teller Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler Kapanır uykusuzluktan gözleri On gündür çocuk sesi duymadım Özledim "baba" deyişini kızımın Özledim beni görünceki sevincini... hayatım benim, kırk yıllık hayıtım Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım İçim burada da pırıl pırıl şimdi Geçeer, güzelim, bu günler de geçer Sökülüp atılır dikenli teller Koparır halk bir gün zencirlerini Ataol Behramoğlu |
bana ateş ve su şiiri için fon müziği lazım bulabilir misiniz?şimdiden tşk ederim |
Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana,Kırgınım aslında, kızgınım… Hayır sana değil; Seni kırıp üzen şu aptallığıma… Ne olursa olsun Zamanım da mekanım da değişmiyor Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar; Sana!.. Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü tüm sancılarımı... Ne kadar zamandır böyleyim ne kadar zamandır en yakın dostum özlem hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum. Çünkü özlemin içinde aşkım mutluluğum,umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler acizleşiyor. Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor... Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı sıkı. Bırakmazdım sıkılır bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana. Olmakta istemedim aslında çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım... Dinlediğim her şarkıd, her yağmurda ıslanışımda, dalgaların kayalara çarpışınd, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu ayrılışların acısını yaşarken birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin gelmesine izin vermiyorum… Sana ilk satırlarımı yazdığımda yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk beyaz bir defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda yine ve hala sana yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım her duvara çarpışımdan sonra hala sana dönüyorum. Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp hala seni arıyorum... Çünkü hala seni ... |
Aşksızsam Sensizim Aşk Sessiz, dingin, dinlediğim Aşk Sana verebileceğim tek servetim Aşk Çömez olmak gibi bir şey Aşk Her gün seninle öğrendiğim Aşk Hercai bir menekşe kadar hassas Aşk Güç aldığı yer kırılabilirliğim Aşk Keşke hiç uyanmasak dediğim gün doğumu Aşk Gecenin ortasında bölünen uykunun tutkusu Aşk Kıyıya yakın yerde yüzmek sanki Aşk Okyanusun derinliğinde bir vurgun belki Aşk En çok adına yakışır sevgilim Aşk En çok adıma yakın durduğun yerdedir Aşksız nefessizim, ışıksızım, sessizim En çok da aşksızsam; sensizim sevgilim Alıntı... |
Dost! Yollarımız ayrılsada... Yüreğim dost kalır sana! Habersiz gitsen uzağa... Arar bu can seni,ey dost! Bulur bu can seni,bil dost! Dost... Çatlamış topraklar gibi, Susamışsa dostun dili, Sular seller, yağmur gibi... Akar bu can sana, ey dost! Yağar bu can sana,bil dost! Dost... Arar insan,arar dostu! Bulursa o gerçek dostu, Gönlümde tapulu yurdu... Kurdu bu can sana,ey dost! Kurar bu can sana,bil dost! Dost... Açılır kapılar sana... Sen de kapılar aç bana! Dost olan dostundan yana... Gelir bu can sana,ey dost! Koşar bu can sana,bil dost! Dost... Gerçek dostlar unutur mu? Gezer o dostun yurdunu... Derdin dost derdim olurdu, Devam sen de,bilesin dost! Özün gerçek,sözünse dost! Dost... Yaşar Kılıç |
Eğer ; O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain... Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa... Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa... Dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse... Hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar... Her şiirde anlatılan O'ysa... Her filmin kahramanı O... Her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa... Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa... İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa... Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız... Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü... Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu... Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız... O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse... Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de; Bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine... Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa... Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa... Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla... ...O halde bugün sizin gününüz!.. "Çok yaşa"yın ve de "Siz de görün"üz. Can DÜNDAR |
Begendiklerim... :) Korkak InsanLar...<3 03.05.2oo9 Yine ağLıyorum yaLnızım odamda, bu dört Duvar arasında... Kimse girip çıkmıyor, Kimse benim bu seL oLmuş GözyaşLarımı, görüpte bir eL uzatmıyor... "Neden"? diye soramıyorum,çünkü InsanLarı Korkutuyorum... Evet,girip çıkmıyor, kimse eLini uzatmıyor, Bu GözyaşLarım InsanLarı Korkutuyor... Oysa kendiLeri hiç mi ağLamadı? KendiLeri iLk başta kendiLerinden, hiç mi hiç Korkmadı? Tabi InsanLar kendiLerin değiL,başka InsanLarın GözyaşLarından korkuyorLar çünkü, "Neden ağLıyorsun diye soruLduğunda" hiç bir Cevap, aLamıyorLar...!!! HüLya.B:)(F) |
Aşk Denilen Mazeret tabeladaki neydi bilirmisin aşk... yönü varmıydı peki yok... olaki yol çıkmaz sokak vede patika bir gidiş potinlerin delik taşralı bakışların gözlüksüz ama yüreğin çelik geleceğin öksüz ne yapardın aşk, severmiydin en çiğ halimle beni kırık yerlerimi koyarmıydın yenimin içine,söyle yoksa sendemi aşk denilen mazeretlerde sığıntı içindesin adam gibi sevmek senle mi tamam oluyor ölümüne derken bir delikanlı senlemi eksiliyordu ömründen.... söyle delikanlı kalacaksan hep söyle iki günlük olmayacaksan benle topraktan yeşerecekse, aşk aşk denilen mazeretlerde bulmayacaksam seni aşk,aşk,aşk ile bir dahaların ilkinde olacaksak hep söyle aşk için aşk olsun sana,aşk.... Alıntı... |
Böyle Bir Sevmek Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir Azıcık okşasam sanki çocuktular Bir akşam korkudan gözleri sislenir Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Hayır sanmayın ki beni unuttular Hala arasıra mektupları gelir Gerçek değildiler birer umuttular Eski bir şarkı belki bir şiir Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Yalnızlıklarımda elimden tuttular Uzak fisıltıları içimi ürpertir Sanki gökyüzünde bir buluttular Nereye kayboldular şimdi kimbilir Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir. Attila Ilhan |
-Gece- sessiz bekçisidir gece el değmemiş günahların sokaklar sakin ve sessiz saklar gibi tüm yasakları ve gece gizler duyguları, kirli battaniyesiyle riyaların uyuturken seni yağmur sesiyle aslında uyanışıdır kendisi tüm günahların masum görünen bir boşlukta öpüşü gibi bir hayat kadınının ilk defa bir erkeği dudaklarından Elif Gülay |
İyi ki Varsın Bir şiir yaz benimle gözlerini anlatalım en derin mısralarda yoklukları eritelim kısa mısralarında. Sen bana anlat kendini ben seni yazayım tüm varlığımla bir mısrasını sen yaz şiirin bir mısra ben ekleyeyim gönül ister ki sevdiğim son mısrada birleşelim. Bir şiir yaz benimle yüreğin tükenmeyen kalemim olsun sevda sana en yakın mısra özlem bana en uzak mısra tutku bizi anlatan her mısra olsun. Varsın hiçbir kitap almasın içine hiçbir mekanda okunmasın zamanı durdur mısraların birinde saat, ayrılıkla buluşturmasın. Bir şiir yaz benimle ellerinle okşa her mısrasını gözlerin her kıtada nöbette her kelimesi ağırlığınca yansın okudukça gözlerim seninle aydınlansın. Yüreğini değdirip yüreğime yüzünün çizgilerinde yansıt yüzümü kaldır aramızdan yer çekimini boşluğa bırak kalan ömrümü. Bir şiir yaz benimle adını bırak her mısrasına kaybolan günleri tut avucunda yokluğu ayır başka şiire bedenin kalsın en son mısrada dumanı tüterken sana sevdanın bir şiir yaz, seni unutturmasın. Tutuştur harfleri, dünüm de yansın şiirimin özü, iyi ki varsın. Halime Baydar |
Bıraktın ellerimi Unuttun sözlerini Yıkılan hayallerim Biten ümitlerimdi Giderken uzaklara Ağlayan gözlerimdi Söyle buna değdimi Ama sen hep haklıydın Bak şimdi pişmanmışsın Beni hiç uğraştırma Sen yolu biliyorsun Git boşuna yalvarma Hani hep derdin ya Sevdiğim benim herşeyim Söylesene bumuydu değerim Vazgeçmem kararımdan Bir tek gururum kaldı o da benim herşeyim.. |
Kalemi aldım elime Çıkmadı tek bir kelime Sus oldum Suspus oldum Saat tik tak tik tak Zaman doluyor bak Ömürü sorarsan İlerliyor ah Ne ah işe yarar Ne de içten bir vah Çünkü ahirettir Varılacak karargah.... Handan Kalsın |
Meğer Ne Çok Susamışım Ruhuma Denk Günlere Dün gözlerimin önünden geçip gittin; geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin… Bir hayaletten farksızdım yanından kaçarcasına gittiğim gece… Yollara vurup kendimi aldırmadan kalabalığa avazım çıktığı kadar haykırışım geldi aklıma… Kaç kere kaçmak istedim kendimden senin kahkahayla çınlattığın sokaklarda. Ezilmişliğimle kendimden utanışımla karıştığım karanlıklarda kendimi kaç kere delirmişliğimin sınırından topladım… Kadınlığımdan utandım ilk defa ilk defa bu kadar yoğundu nefretim kendimden… Yüzümü döküp önüme pişmanlığıma sarılıp kalktım ayağa ağlamadım… Korktum; Sahipsizliğimden kimsesizliğimden zihnimdeki belirsizlikten korktum… Karıştığım kalabalıklardaki yüzler anlamış mıydı sence utancımı? Ellerimle söküp atmak istediğim yüreğimin deli gibi çarptığını duyan olmuşmuydu sence? Git artık ömrümden gecelerimin karabasanı olmaktan vazgeç. Gözlerimin önünden geçip gittiğin gibi tüm varlığını al git yaşadığım şehirden… Senden yana biriktirdiğim tüm özlemlerimi özgür bıraktım artık… Şimdi tüm tebaasını kaybetmiş bir komutan gibi başım dik ama ne yapacağını bilmez vaziyette geziyorum ortalarda… Yazdan sonbahara döndü mevsim… Ruhumdaki hüzne inat masmavi gökyüzü yerini yüzünü dökmeyi bekleyen bulutlara bıraktı. Ben ilk defa bu kadar ait hissetim kendimi hayata. Meğer ne çok susamışım ruhuma denk günlere.Meğer ne çok acıkmışım insan yüzüne... İlk defa hissizleştim acıyı ilk defa boğdum belki de öfkemde. Çünkü sen; Geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin… Ve ben son defa sadece sözlerimde tekrarlıyorum seni düşlerimde bir daha tekrarlamamak adına… |
Ve Anla çıplak ayaklarınla dokunuver toprağa anla serinliğini anla derinliğini yağmurlu bir günde çık çayıra-çimene dolaş çamurlu yollarda bak ıslanan yapraklara ve anla köy yaşantısını var güzelliğinin en temizine bırak ıslansın saçların yağmur damlalarıyla kalabalık ve kirli şehirlerin lüks duşlarından iyidir dağların yağmurları utanma soyun karalarından çıkar at kirli giysilerini yık önündeki aşılmaz surları kendine gel kim ne derse desin tenine yağmur damlaları değsin Ömer Ilgaz |
Aralığından penceremin Görünür mü ay yüzün gülüm Sevmekse kökü bende Gene uzar aşkın dalları Benzemez başka şeye Şaşırtır aşkın halları Han Danca |
Bana Bir Şimşek Çak Bana bir şimşek çak ortalık fena karanlık yüreğim örtülüyor ağır bir dalgınlığa genişliyorum durmadan değişen o mevsimde dağlarda kalın omuz omuza bulutlar çok fena kalabalık ellerim çıplak bana bir şimşek çak kötü bir tuzaktayım bilmem ne yapsak aklımda fikrimde onlar yaşlı ve genç erkek ve kadın korkularıma tutsak bana bir şimşek çak içim içime sığmıyor artık vahim bir çağrışımdan daha vahimine atlamaktayım bana bir şimşek çak belki fena halde yanılmaktayım o ince kız çocuğu gün doğmadan her sabah bir hapisaneden bir nezarethaneye kelepçeli götürülüyor dudakları titrek gözlerinde buğu bilmem ki nasıl anlatayım bağışlanmaz suçu dünyayı sevmek bir de o adını bile bilmediği kıvırcık saçlı'devrimci'öğrenciyi fakülte kapısında vurulmuş yağmurun altında çıplak bana bir şimşek çak çok yanlış anlaşılmaktayım hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor içimdeki zemberek boşandı boşanacak yaşamak mı gerek yoksa unutmak mı şaşırmaktayım galiyef yoldaş ne olacak galiyef yoldaş sibirya sürgünü sanki yalın bir bıçak kayarak bir kırlangıç hızıyla bulutların arasından karanlığın böğrüne saplanacak galiyef yoldaş ne olacak galiyef yoldaş sibirya sürgünü elinde bir mektup eski yazıyla artık yüzünü bile unuttuğu karısından burnunda sadece kokusu var ilkbahar kadar müşfik sonbahar kadar yumuşak galiyef yoldaş ne olacak avrasyada hala mazlumların uğultusu kısa bozkır atlarının nallarından gizli kıvılcımlar ki etrafa saçılıyor azadlık mermileridir çekirdekleri çelik cehennem gibi sıcak bana bir şimşek çak sala veriliyor görünmez minarelerden İzmir de istibdat'ı yaşamaktayım bir yangın soluğu sokak içlerinden kordonboyunda muzaffer atlılar fahrettin paşanın süvarisi bana bir şimşek çak yolumu aydınlatacak gazi'nin gözlerinden mavi bir şimşek kuva-yı milliye mavisi aynı emaneti taşımaktayım 'hürriyet ve istiklal benim karakterimdir' çünkü hain sinsi ve korkak aynı düşmana karşı savaşmaktayım Atilla İlhan |
Devrilmez Aşk Devrilmez aşk çınar gibi Yanıyor ki fener gibi Yaprak gölge sunar gibi Bir aşk buldum bu aşk bende Gözyaşlarım gönül çeşmem Söz vermiştim yara koşmam Düldülsüz dağları aşmam Bir aşk buldum bu aşk bende Kor ateş dumansız yanar Gönül bende, koca çınar Kuşlar dalda haber mi var Bir aşk buldum bu aşk bende Cemalinde aşklar çoktur Bir aşk buldum bende Yeryüzünde varlık haktır Bir aşk buldum bu aşk bende İnsanlara sitem etmem Bir aşk buldum bu aşk bende Geceleri bazen yatmam Bir aşk buldum bu aşk bende Dalgalandı beden yanar Bu nasıl aşk çare arar Yar gözyaşı pınar sanır Bir aşk buldum bu aşk bende Fehmi çözülmedi bağım Gönül ölmedi ki sağım Yar diyor ki nedir çağım Bir aşk buldum bu aşk bende Alıntı... |
Unutma ki... Sen uykusuzluk nedir bilir misin Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı Gözlerini tavana dikip Düşündüğün oldu mu bütün gece Ve bütün bir gün Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç Gelmeyince Seni aramayınca Ölesiye ağladın mı Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların Ona ait ne varsa Bir bir hatırladın mı Sen günden güne erimeyi bilir misin Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi Bir teselli aramayı Issız parklarda, tenha sokaklarda Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda Deli divane yollara düşüp Yaşlanmış bir köpek gibi Eskimiş bir gömlek gibi Atılmışlığını hissettiğin oldu mu Sevmekten Günler geceler boyunca yürümekten Elin ayağın yoruldu mu Sen yalnızlığın acısını bilir misin Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı Bütün gururunu çiğneyip Sevdiğinin geçtiği yollarda Bastığı toprakları eğilip öptün mü Sen çaresizlik nedir bilir misin Sen yokluk nedir gördün mü Yanan başını Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden Sen her gün bin defa öldün mü Böyleyim diye ayıplama beni Bir gün kendimi Sonsuzluğun koynuna bırakırsam Yaralı ve yenik bir asker gibi Darılma Unutma ki Her seven isimsiz bir kahramandır Unutma ki İnsan; sevebildiği kadar insandır. Ümit Yaşar Oğuzcan |
| Saat: 14:19 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık