MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

sanar 28 Nisan 2009 04:21

Hatırlar mısın?

Yıllar sonra bir gün,
Uzaktan gelen bir sesle,
Beni hatırlar mısın?
Maziyi anmak isteyip
Resimlere baktığında tek, tek
Aralarından beni bulup
Anılara dalar mısın?
Beni hatırlar mısın?

Maziye dalıp,
Derin bir ah diyerek
Dalgalarda beni görüp
Hatırlar mısın?
Gözlerini kapatıp,
Seni ne çok sevmiştim
Anlar mısın?
Beni hatırlar mısın?

Can Akın


sanar 28 Nisan 2009 10:40

Güller Ağlardı İçimde

Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir de hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar, kararır gökyüzü
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliği anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar, koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün
Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada, ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı: belki yarın
Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmışçasına, büyük
İçimizdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar, ben ağlarım

Ümit Yaşar Oğuzcan


sanar 28 Nisan 2009 11:59

Beni Çağırdığını

Beni çağırdığını
Bir kere duyabilsem
Avuçlarımda ateş
Yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri
Birgün kapına gelsem
Başımı duvarlara
Vurup ölsem diyorum.

Ümit Yaşar Oğuzcan


ahmed 28 Nisan 2009 23:03

Ne Değişti "Bileyim Sevgilim"





"Benim yanımda olmadın" dyorsun ya
Beş yıl yaptıklarıma bir bak sevgilim
Bu adamı bırakıp gidiyorsun ya
Bana da anlatta bileyim sevgilim.

Senin isteğin değil miydi evimiz
Karşıyaka'ya karşıydı gönül yerimiz
Ayrılık yoktu böyleydi yeminimiz
Eyvallah çekipte gideyim sevgilim.

Hanlar hamamlar gözümde olmadı da
Senden beklentim hiç yoktu, olmadı da
En acı zehirler içtim koymadı da
Doldur zehri yine içeyim sevgilim.

Anneme tanıştırdım gelinin diye
Bitirememişti seni öve öve
Gidiyorsun dizlerimi döve döve
Bileyim de bir kez öleyim sevgilim.

Yumurta kapıya dayandı belkide
Tek kaçış yolun ayrılmaktı fikrince
Madem niye oyaladın senelerce
Söyleseydin baştan giderdim sevgilim.

"Ufacık bir kızımız olsaydı keşke"
Babası gibi olur diyordun, nerde!
Yüzüde pamucuk diyordun kalbide
Nasır tuttu kalbim keseyim sevgilim.

İyi geceler deyişlerimiz kaldı
GECE KİM BİZİ BİRBİRİMİZDEN ÇALDI
Ayrılığı bize o fırsatçı sardı
MAHŞERDE ELBET ÖDETİRİM SEVGİLİM.

Düğün şarkılarımızı yazacaktım
Orkestraya bir bir çaldırtacaktım
Sonrada seni dansa kaldıracaktım
Susturuldum, ne söyleyeyim sevgilim.

Sitemlerim çok sığmaz bu şiirede
Acılarım çok sığmaz bu ömrümede
Dualarım da çok sığmaz kabrimede
Neyse; şiiri bitireyim sevgilim.




Volkan Arkat


ener 28 Nisan 2009 23:08

SENİ NASIL SEVDİM BİLİYOR MUSUN?

Bütün mevsimlerde yüzüm kırağı tutuyor
sende benim gibi üşüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Milyonluk nüfusun içinde yapayalnızım,
bir gölgelik ışık bile parlamıyor.
Sende benim gibi korkuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?


Bıraktığın hatıralar kanıyor,
yaralara gözyaşımı basıyorum.
Sende benim gibi sızım sızım
sızlıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Üstüne serpilecek topraktan da daha çok
Sevgimden kefen biçip,
aşkımdan tabut çaktım
seni kalbime gömüyorum.
Yoksa sen kaçıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bana on dakikanı ayır
gözlerinle gözlerim buluşsun
sana fısıldayacakları var diyorum
bakarız kısmet, zaman diyorsun,
beni zamana mı bırakıyorsun,
bana saniyeleri heba mı görüyorsun,
ben sana ömrümü veriyorum alıyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sana bir şey olmasın diye
kalbime dokunamıyorum
içinde sen yaşarsın,
sana bir şey olmasın diye
tenime dokunamıyorum
tenimde teninin izi var.
Sense benden aldığın beni cömertçe
har vurup harman savuruyorsun
seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni nasıl sevdim diyorum,
beni duyuyor musun?
Beni duyman lazım,
beni duymalısın
çünkü ;
sen padişahların, perilerin kızısın
sen Aslı’sın, Şirin’sin, Leyla’sın
Ferhat´a dağları deldiren aşkı
bana yaşatan kadınsın
beni duymalısın.

Sen yeni doğmuş, saf, sabi,
zerre kadar günahı olmayan
taze bebek canısın,
otuzunda bile süt kokarsın,
sen zalim olamazsın beni duyarsın.
Sen duru bir susun, Peygamberin torunusun
beni duyuyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Sensiz gelen her sabahın doğan güneşine
uyanmak ne kadar zifiri karanlıkta
kalmakmış sen biliyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Bütün saatlerde seni dolu dolu yaşarken,
yüreğimin penceresinden sana koskoca Ankara´yı
santim santim gezdirirken,
ALLAH aşkına sen beni kaç saniye
düşünüyorsun.
Seni nasıl sevdim biliyor musun?

Seni senden, seni benden, seni onlardan,
seni ağrıyan yanımdan bile çok sevdim.
Yoksa sen gülüyor musun?
Seni nasıl sevdim biliyor musun?


Alıntı...




ahmed 28 Nisan 2009 23:13

Herşeyimsin





HERŞEYİMSİN !

Sen; benim vazgeçilmezimsin.
Geceler boyu düşlediğim
Rüyalarımı şiirlerle süslediğim
Su gibi aş gibi.
HERŞEYİMSİN !

Sen; benim tek tutuklu yanım
Yıllar boyu sürgünlerim.
İçimden söküp atamadığım mahpusluğum
Hürriyetim kana kana içtiğim suyum.
HERŞEYİMSİN !

Sen; benim yüreğimde hiç bitmeden kanayan
Bir ömür dermanı bulunmayan.
İçimde her an ağladığım yanım
Canım kanım tek varlığım.
HERŞEYİMSİN !

Sen; benim umutlarımın kadını
Düşlerimin tek sultanı.
Unutamadığım atamadığım
Hayattaki en tatlı yanım.
HERŞEYİMSİN !



Ayşe Şenel


sanar 29 Nisan 2009 02:23

Sessiz Gemi

Artık demir alma günü gelmişse zamandan,
Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan.
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyâhatten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,
Bîçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayâtın ne de son mâtemidir bu!

Dünyâda sevilmiş ve seven nâfile bekler;
Bilmez ki giden sevgililer dönmiyecekler.
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

Yahya Kemal BEYATLI


sanar 29 Nisan 2009 02:43

Karasevda

Bir kere sevdaya tutulmaya gör;
Ateşlere yandığının resmidir.
Aşık dediğin, Mecnun misali kör;
Ne bilsin alemde ne mevsimidir.

Dünya bir yana, o hayal bir yana;
Bir meşaledir pervaneyim ona.
Altında bir ömür dönedolana
Ağladığım yer penceresi midir?

Bir köşeye mahzun çekilen için,
Yemekten içmekten kesilen için,
Sensiz uykuyu haram bilen için,
Ayrılık ölümün diğer ismidir

Cahit Sıtkı Tarancı


arwen 29 Nisan 2009 22:03

Yüreğimi verdiğim adam,gönül BAĞIM
Yakıp geçerken bu yüreği aldırmadın çığlığına
Yüce sevgimin katlini yaşadım elinden
Hayatımın,neşemin, gecemin, gündüzümün
Ve yüreğimin katilisin sen

En beter sevdalarla yanmandır dileğim
En ızdıraplı acılar senin olsun,aşktan yana
Gözlerinden yaş, yüreğinden yara eksik olmasın
Sevdamın, aşka inancımın, mutluluğumun,
Ve yüreğimin katilisin sen

En temiz, en derin sevgimi sunmuşken sana
Sunamayacaklarımla cezalandırdın beni en beterinden
Öyle sevdaya düşki, sunamayacaklarını istesin senden
Verememenin bedelini terk edilmelerle yaşa dilerim
Ve yüreğinin katililleri hiç bitmesin

Çok sevdim seni çokk, en derin sevgimle
Yetmedi, yetemedi sana büyük sevdam
Oysa bir ömür gözlerine bakmak bile yeterdi bana
Yürek sızımdın, gönlümün coşkusu, özlemimmm
Ve şimdi ey sevdam, yüreğimin katilisin sen

29-4-2009
Gül Erdensoy


DrEaMy 30 Nisan 2009 20:47

YUVA

Yanyana geldikçe daha uzak
Birlikteyken daha kimsesiz
Bir ağrı sızım sızım yeri belirsiz
O da yalnız
Ben de yalnız
Acılar tütüyor bacamızdan
Görünmeyen taş duvarlar örmüşüz
Duvar olduk kendimize kendimiz
Ne yana dönsek
Kendimize çarparız


Aziz NESİN


Daisy-BT 30 Nisan 2009 21:51

SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE

Benim hiç sapanım olmadı anne,
Ne kuşları vurdum,
Ne de kimsenin camını kırdım...
Çok uslu bir çocuk değildim ama,
Seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım.
Ben hayatım boyunca
Bir tek kendimi vurdum! ..

Suskun görünsem de,
Fırtınalı ve mağrurdum anne.
Bir mızrak gibi,
Aynada hep dik durdum anne! ..
Ben sana hiç bir gün laf getirmedim,
Leke sürmedim.
Ama göğsümü çok hırpaladım,
Kalbimi çok yordum...
Ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

Benim hiç sevgilim olmadı anne,
Ne bir yuva kurdum,
Ne bir gün şansım güldü...
Öpemeden bir bebeğin gidişini,
Tükendi gitti çağım...
Kimi yürekten sevdiysem,
Yüreğini başkasına böldü...
Bir muhabbet kuşum vardı,
O da yalnızlıktan öldü...

Sen beni göğsünde
Hep acılarla mı soğurdun anne?
Yoksa evlat diye,
Koca bir taş mı doğurdun anne?
Eziyet degilim, zahmet değilim,
Musibet hiç değilim;
Bir senin mi balına sinek kondu, söylesene!
Doğurdun da beni,
Ne ile yoğurdun anne?

Benim hiç hayalim olmadı anne...
Ne seni rahat ettirdim,
Ne kendim ettim rahat...
BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT!
Kaybolmuş bir anahtar kadar
Sahipsizim anne...
Ne omuzumda bir dost eli,
Ne saçımda bir şefkat...

Say ki yollardan akan,
Şu faydasız çamurdum anne...
Say ki ıslanmaktım, üşümektim,
Say ki yağmurdum anne!
Bunca yıldır gözyaşlarını,
Hangi denizlere sakladın?
Oy ben öleyim,
SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE?


Yusuf Hayaloğlu


arwen 30 Nisan 2009 23:37

Bu şehrin caddelerine hüzün yağıyordu yine
Deli bir rüzgar yalayıp geçiyordu kaldırımları
Ve
Darmadağın kalıyordu düşlerim
Seni gösteriyordu yine takvimler
Yolunu şaşırmış gariplere benziyordu halim
Oysa
Kaç kez yırtmıştım kefeni...

Geçtiğim bahçelerde güller yoktu artık
Zaman kollarında durmuştu geçmişin
Dağlar devriliyordu
Kayıp gecelerimin yalnızlığına
Bir postacının peşine takılıp
Adrese ulaşamayan mektupların arasında buluyordum
Ömrümü...

Soluksuz kalıyordum bir pencerenin pervazında
Yüzümün aksi düşünce karanlık bir cama
Ben kimim diyordum
Bilmiyordum
İki yana düşmüş kollarımdan sarkıyordu
Bezginliğimin insafsız dillenişi
Kendimden korkuyordum...

Bir dilek tut
İçinde sen
İçinde ben
İçinde biz olan demiştim
Dinlemedin
Bir bütün olamadık senle
Hep yarımlarda buldum kendimi
Sevmedim bu halini
Kalma git!

İnce bir veda havası yükseliyordu gülüşlerimde
Ve
Kırılma noktası dedikleri bir yerde
Gözlerimde parlıyordu ışıltısı
Deliliğin
Çek vur diyordu bir ses
Çek vur!
Kopsun inceldiği yerden...


Eylül GÖKDEMİR.


BiRuMuT 2 Mayıs 2009 12:13

BİR UMUT
Yorgunsun, uzaklardan gelmişsin;
Yitirmişsin nen varsa birer birer.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Onlar da nerdeyse gitti gider.

Dost bildiğin insanların yüzleri
Aynalar gibi kapkara.
Suyu mu çekilmiş bulutların
Dönmüşsün kuruyan ırmaklara.

Taşlara düşen saat gibi
Ne artı, ne eksi.
Bir sağlık, bir sevinç, bir umut
Hikaye hepsi...

Cahit KÜLEBİ


Misafir 2 Mayıs 2009 12:38

Aze yüreğime dokundu../..dost gele..
(yüreğime değen dost yanını yüreğime yapıştırdığım kadına Azime Akbaş'a ithafen. Dünyaya geldiğin gün kutlu olsun)

'ey hayat! Sen şavkı sularda bir dolunaysın
aslında yokum ben bu oyunda
ömrüm beni yok saysın' (Yılmaz Odabaşı)

I.

derinlerde saklı tutulmuş kayıp sevinçlerini getirdim sana
söndüremediğin mumların kokusunda türküler derledim
Aze! Gün batımı kızıllığında sevdaya susan kadın

dağlardan inen soğuk sulardım
dost yanında kaldım sıcağında demlendim

bir nefeslik sigaraysa gülüşlerimiz
içine çek söndüğünde yakmaya geldim

II.


yanık mavi sarıldı yorgun turuncuya
gebe kalan şiirlerin rahminden döküldü acılar
kıvrandı gece esnedi sızı düştü veda
Aze! Suskuların içinde ağıt yakan kadın

dudaklarda eriyen öpüştüm
çocuk yanına süzüldüm uyudu sitemlerim

bir notalık şarkıysa kavuşmalarımız
haydi söylebittiğinde yeniden yazmaya geldim

III.

tesellisi olmuyor çalınan umutların
kapı tokmaklarında unutulan merhabaları çıkardım sana
Aze! Koynunda düşleri emziren kadın

sahile vurmuş bir dalgaydım
anaç yanına uzandım ellerinde iyileştim

bir yudum şarapsa yıllanan anılarımız
iç gitsin yenilerini doğurmaya geldim

IV.

deli hüzün uslandı katreler dize geldi
sevinci okşayan rüzgarın parmaklarına tutundu hayat
sustu ay sustu gece konuştu yürek
Aze! Dehlizlerinde ümit yoğuran kadın

sesi yaralanmış dertli bir makamdım
can yanına sokuldum dile değdi ezgilerim

bir nehir gibi akıyorsa büyüttüğümüz düşler
yüzmeye başla yorulduğunda seni tutmaya geldim


20.08.'04../..yaz bitimi
Pelin Onay


ener 2 Mayıs 2009 15:36

Aşk uzak yolları aşmak
Dağları geçerken bulutlarla boğuşmak
Sevdiğine varırken sevmediğinle uğraşmak
Aşk büyük olduğu gibi büyük davranmak

Aşk sevdiğinin yanındayken kavuşamamak
Bir gece vakti sahilde sabahlamak
Dolunayı seyrederken onunla mutlu olmak
Aşk fedakarlıktır aşk

Aşk kıskananları çatlatmak
Kendin kırılsandan sevdiğini kırmamak
Gözlerinin içine dalmak kaybolmak
Aşk kimi zaman tek kişiliktir aşk

Aşk güneşin altında onun için yanmak
Kavrulsanda umursamamak
Zamansız öğrendiklerini sinene atmak
Aşk bir ufacık tebessümdür aşk

Aşk uykusuz kalmak
Uykusuzken çalışmak
Evinde düşlere dalarken
Bir fincan kahvenin hatrıdır aşk

Uzak yollar, uykusuz zamanlar
Sahildeki anlar, her an gözlerden damlar
Aşk seninle yaşandıkça aşk..


Alıntı


ener 2 Mayıs 2009 22:42

Olan aşk olmayan aşk

Vermeyi isteyince istemeyi veren aşk,
istemeyi ver bana,
istemeyi veren aşk.

aşkın aşkı olunca, aleme rahmet oldu,rahmet aşk merhamet aşk,mehmet aşk muhammet aşk.

bir gün ben dee düşseydim bu aşkın ateşine,
anlardım ki o zaman
düşen aşk düşülen aşk.

derler zikret yerleşsin diline gönlüne aşk,
madem herşey aşk ise dilde aşk gönülde aşk.

bülbül gülü görseydi ona aşık olmazdı,
bir çiçeğin hasreti özlemiyle dolmazdı,
gözde aşkın olunca,
gören aşk görünen aşk.

hevayı yaralasam,
adımı karalasam,
irci der misin bana,
dönem aşk dönülen aşk.

alemde ne var ise aşk ile varolmuştur,
adem de ne var ise aşk ile yoğrulmuştur,
görmryrn göremeyen aşk ile boğulmuştur.........

Alıntı


arwen 2 Mayıs 2009 23:33

Bencil Ruhum




Ben derim düş ol
O der gerçek olayım
Ben derim ki
Azıcık düş
Ol
O der ki
Azıcık gerçek olayım
Ben derim ki sesin sitem
Hiç olma
O der
Ki
Sende
Olma!

Anlaşamayız
Kalkarız masadan


Bir satır sonra
Onun sandalyesi yerinde
Benimki azıcık kaymış
Otururuz karşılıklı
Ben saati sorarım
Bakar
Düşünür
Cevap verir
“zaman geçmiş”
Bir de ben düşünürüm
İnanmak da güzel
Ama verdiği bir acı var
Masaya bir damla düşer
Takip eder
Geldiği yolu ararım
Hafifçe yaklaşır
Gözlerimi siler
Ben
Damlamı kaybettiğime yanarım
O
Bana dokunduğu için
Mutlu!
İrkilirim.
Geri çekilir

Bir oda
Sadece
Masa
Ve
Yüksek
Küçük bir pencere
Ellerimi hissederim birden
Soğuktandır der
Ellerine bakarım
Soğuktandır derim

Sonra kapıya bakarım
Kaçmak istediğimi sanır
Kalkıp pencereyi neden kapatır?
Ayağa kalkarım
Ayağa kalkar
Yavaşça elim alır tasını tarağını
Gider benden
Bir bakarım
Omzunu süsler

Bir satır sonra
Kanatlarım kırılır
Bir de kırıldığı yerlerden
Akar pembe
İçimde bir ses
“kapı açıktı”
“kapatmadın”
“kapattı mı”?

Uçmadan
Pembe renge aldanmadan
Yavaşça
Adımlarımla
Yaklaşırım
Başımı usulca onu görebileceğim boşluğuna koyarım
Bir gülüş!
Topladığım kanat parçalarım kucağımda
İçeriye girer
Masaya dağıtırım
Hala bir gülümseme
Arkamı dönerim
Hala bir gülümseme
Arkamı dönerim
Bir boşluk
Hala bir gülümseme
“uçma boş ver”
“boş ver kanatlarını”
Der!
Arkamı dönerim
Toplarım masadaki
Varlığımı
Bir sitem
Yavaşça eğilir
Kulağıma fısıldar
“sana anlattığım masalda”
“sen yoktun”!
Der!

Hep inandım
O inanmadı
Toz duman ortalık
Artık insanım …!
Çiğdem Dal


BiRuMuT 3 Mayıs 2009 01:20

Umut
Olmasaydı yürekte

Küçücük bir umut,

Solardı yeşeren dallar,

Ay kapkara olur,

Belki dünya dururdu..

Yıldızlar üşür,

Sönerdi tüm

Yakamozlar..

Balıklar hıçkırarak

Kıyıya vururdu.

Dalgalar durur,

Güneş ağlardı

Durmadan..

Biterdi sevda

Türküleri,

Susardı

Dört bir yan..

Ve o zaman

Özgür bir bulut gibi

Bir martının umudunda

Düşlemezdim yaşamı..


Ama şimdi;

Umut etmekten,

Yanılgılardan

Öylesine bıkkınım,

Bulanık bir

Gün batımıyım

Ve ölesiye yorgunum...




BiRuMuT 4 Mayıs 2009 01:17

Bir Gün Baksam Ki Gelmişsin

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Bir güvercin gibi yorgun uzaklardan yar.
Gözlerinde bir bitmez,bir tükenmez güzellik
Saçlarında ilkbahar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Gülüşünde taze serin bir rüzgar
Ellerin yine eskisi kadar güzel
Çiçek açmış dokunduğun bütün kapılar..

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Hasretin içimde sonsuzluk kadar.
Şaşırmış kalmışım birdenbire çaresiz.
Dökülmüş yüreğime gökyüzünden yıldızlar.

Bir gün baksam ki gelmişsin..
Ne yüzünde bir gölge,ne dilinde sitem var.
Tozlu pabuçlarını gözlerime sürmüşüm
Benim olmuş dünyalar. . .


Yavuz Bülent Bakiler


BiRuMuT 4 Mayıs 2009 01:29

Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı
Siz geniş zamanlar umuyordunuz
Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.
Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
Geçeceği aklınıza gelmezdi.
Gizli bahçenizde
Açan çiçekler vardı,
Gecelerde ve yalnız.
Vermeye az buldunuz
Yahut vakit olmadı


Behçet Necatigil


ahmed 4 Mayıs 2009 23:03

Herşeyim Sen Herşeyim Sende





Adın bir türküdür dilimde
Düşlerim hep sevda telinde
Kapanmaz Yara var gönlümde
Derdim sen dermanımda sende

Gökyüzüne yoldaş şu denizler
Karabasan gibi çökünce geceler
Hüzünlerimi dağıtamaz şişeler
Hüznüm sen mutlulukların sende

Güvendiğim dağlara yağınca karlar
Artık dönülmez olunca tüm yollar
Senin için yanan kan kızıl yaşlar
Yangınım sen küllerimde sende

Kar altında açmak için bekleyen
Boynu bükük ben bir kardelen
Hatıralardır içime kokusu sinen
Geçmişim sen geleceğim ise sende



Hakan Aydın


ener 4 Mayıs 2009 23:17

Sensizlik


İçim yanıyor
Her zamankinden daha çok
Acı veriyor

Yanındayken kavuşamamak
Bakamamak doyasıya gözlerine
Titretiyor bedenimi
Sensizlik ölümün ta kendisi

İnkar ediyorum her kelimeni
Hatırlamıyorum sevmiyorum diyorum
Gitmenden korkuyorum
Bir bilsen kalbim neler diyor
Gitme gitme kal bu gelişinle

Çok çok seviyorum
Sensizlik kapkara
Derin acılarla dolu

Ne olur sevdiğimi bil bilme
Kaçma korkma
Gitme
Kal kal bu gelişinle
Sensizlik öldüğüm andır .......


Alıntı......





arwen 5 Mayıs 2009 22:50

Eğer

Bakışlarına yazdığım şiirleri.
Yırtmadıysan eğer;
Bir kez daha oku.
Ucunda ölüm yok ya.
Ve seni;
Ne kadar çok sevdiğimi.
Bir kez daha anla ne olur.
Anlayamazsan eğer;
Diyecek sözüm yok sana.
Kabahat benim.

Boynuna sarıldığım resimleri.
Yakmadıysan eğer;
Bir kez daha bak.
Kimseler bir şey demez ki.
Ve seni;
Ne kadar çok sevdiğimi.
Bir kez daha gör ne olur.
Göremezsen eğer;
Diyecek sözüm yok sana.
Kabahat benim.

Endamına aldığım entarini.
Eskiciye vermediysen eğer;
Bir kez daha giy.
Kıyamet kopmaz ya.
Ve sende;
Ne kadar çok beğendiğimi.
Bir kez daha gör ne olur.
Göremezsen eğer;
Diyecek sözüm yok sana.
Kabahat benim.




Nihat İlikcioğlu


DrEaMy 6 Mayıs 2009 12:21

Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.


Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum, geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Beklesen de olur, beklemesen de
Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırır beni sana
Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalar da geleceğim sana
On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
-Ihlamur çiçek açtığı zaman.

Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
Ne güzellik, ne de tat var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

Bahaeddin KARAKOÇ


ÖmÜrCeK 6 Mayıs 2009 14:07

Herşey bir oyundu hayatımda...

Saklayıp sarıldığım o aşk!

O kendini gizleyiş.

O deli kaçış.

O yanış.

O bitiş.

Yalnız külüm hakikat...

Bir oyundu beyazlarım...

''Evet''lerim yalan!

Hilebazların ortasında

Ruhum talan...

Kalbim talan!

Sen indirince duvardan o resmi

Kalbime bakamadım...

Aynaya bakamadım!

Bir daha hiç

Bakamadım o resme...

Gözlerime kan düştü...

Savurdun kalbimin simlerini..

Ömrüme bir âh düştü!

Parça parça...

Didik didik...

Canımı acıtan;

Yoruldum sormaktan o meçhul fâile...

'benim ne işim vardı o sahnede ?'

Artık oynamak istemiyorum...!


arwen 6 Mayıs 2009 23:11

İçinde hasret yoksa
Sevdalarımın
Haram olsun bana
Zıkkım olsun
Bir damlası bile
Gözyaşlarımn
Nefesim hasret kokar
Hasretim gül kokar
Sevda bahçelerinde
Gül derim sevdalarıma
Kırmızı beyaz pembe
Ben sarısını severim
Gülüm sarı gülüm
Hüseyin Karayel


ahmed 6 Mayıs 2009 23:15

Yemyeşil Düşler







Can dediğim, kanımda, ölürken tüm hücreler,
Hiç çiçek toplamadım, şifa için olsa da.
Başka bahara kaldı, bak geriye dönüşler,
Umudunu kaybetme, yeşerecek solsa da.

O kadar az kaldı ki, senden, benden ve bizden,
Yitirmektendir korkum, bakma cesaretime.
Tökezlesem de an an, bitse güç el ve dizden,
İstemem anahtarım, yanmam esaretime.

Yalanları sevmedim, beyaz olsalar bile,
İçten bakmayan göze, ışıklarım sönüktü.
Dönmedim köşelerden, aldanıp binbir dile,
Bilmesen de cananım, yüzüm sana dönüktü.

Biriktir ellerini, yaşımı sileceksin,
Sen ki sakın kendini, elin tutmasın kiri.
Anlamsız mı yaşamak, bunu sen diyeceksin,
Ya yalnızlık ya da sen, ya da artık hiçbiri.

İstesem de yaşamam, umutlarım olmasa,
Bir başım ve bir de ben, giderim buralardan.
Bilinç yitik, ömür az, sözün cana dolmasa,
Dinlensin şu yüreğim, yorgunum avazlardan.

Gözlerinden geçsin hep, sevda yüklü bulutlar,
Bitmesin istiyorum, gördüğüm pembe düşler.
Yanıtsız kalmasınlar, kalmasın hiç sorular,
Biz ve ülkem yemyeşil, gönlüm hep böyle düşler.


Yonca Aslan


arwen 6 Mayıs 2009 23:20

Olmalıydın




Şimdi burada sen olmalıydın
Çıplak kalmalıydı harfler
Giydirmeden sevgi sözcüklerini
Sen olmalıydın yanımda
Bir yere varsın diye değil gelişlerimiz
Varmadan sonsuza yürüyüşlerimiz
Sen olmalıydın yoldaşım
Soluğumun ısısında
Sesimin tınısında
Gözlerimin buğusunda sen olmalıydın
Gelmeliydin, bu bahar esintisiyle
Bekleyen yüreğin ezgisiyle
Yalınkılıç, sade, kimsesizce
Dökülmeliydin tenime damla damla
Bu âlem sen kokmalıydı
Şuan şurada yanı başımda
Sessiz haykırışımda
Yokluğuna direnişimde
Varlığınla sen olmalıydın.


Sümbül İlyas


arwen 7 Mayıs 2009 23:05


Zaman zaman gökgürültülü
Zaman zaman sağanak
Hiç dinmeyecekmiş gibi
Yüreğimin yağmurları
Kara bulutlara inat
Sabır ekmeli toprağa
Sıcak tutmalı umutları
Kim bilir belki bir gün
Gülümser gökkuşağı...

Ayşe Şentürk


ÖmÜrCeK 7 Mayıs 2009 23:37

SEN GELMEDİN


Gün battı
Çoktan açtı gece sefaları
hasret bahçesinin
Kuşlar çoktan döndü yuvalarına
Sulara selam veriyor
akşamın hüznü
Yağmurlar geldi ellerinde güllerle
Gelincikler geldi kapıma
kan rengi karanfiller geldi
Sen gelmedin…



Yelda gecelerde
Hercai menekşeler ortağı oldu düşlerimin
Uzun bir türküyle düştü
yalnızlığıma martılar
Ayın sevdası geldi
gelinlik göçmen bir kızın
yarım kalmış bohçasıyla
Kayan bir yıldızın gözyaşı geldi
elemi geldi
yası geldi;
Sen gelmedin…


ener 8 Mayıs 2009 15:22

Mutlu aşk yoktur

Sonu bilinmeyen bir yolda
Buldum kendimi bir anda
Direndim, yenilmedim
Ne fayda, sevemedin, Ne fayda

Çaresizliğin esiri olmuş hayatım
Bitmez, tükenmez haykırışlarım
Sensizliğine, çaresizliğine
Ben ömrümden ömür adarım

Mutlu aşk yoktur, Aşkın tarifi yoktur
İmkansız aşk çoktur, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, Bedeli ödenmeyen hayat yoktur
Her aşkın azabına uğrayan çoktur, Mutlu aşk yoktur.

Mutlu aşk yoktur, Sevgisiz kimse yoktur
Sevgiyi tadan çoktur, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, Aşka kapılan çoktur
Sevenin kini yoktur, Mutlu aşk yoktur..

Mutlu aşk yoktur, Sevmenin bedeli yoktur.
Ödenen bir bedel varsa orda aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur....

Mutlu aşk yoktur, Aşkın asilliğine inanan yoktur
Bugünkü bir gecelik aşklar masumluktan mahrumdur
Mutlu aşk yoktur....

Mutlu aşk yoktur, Her aşkın sonunda üzüntü çoktur
Kırılan kalpler, yıkılan hayaller, Mutlu aşk yoktur

Mutlu aşk yoktur, merhametten yoksun insan çoktur
Aşkın olmadığı yerde hayat yoktur, Mutlu aşk yoktur.

Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur....
Bir romeo, Bir juliet bu hayata çoktur
Mutlu aşk yoktur, Mutlu aşk yoktur..

Mutlu aşk var mıdır ki bir de bana ulaşıp hayatımı taçlandırsın
Mutlu aşk var mıdır ki beni benden alıp hayatıma anlam kazandırsın

Mutlu aşk yoktur
Mutlu aşk yoktur
Yoktur, yoktur....


Alıntı...




Sivoy 8 Mayıs 2009 18:05

Hapishanede Bir Sabah Türküsü

Maltepe askeri cezaevinin avlusunda
Sisler içindeki Büyükada'nın karşısında
Oturmuş yazarım bu şiiri

Eylül başlarında bir Cumartesi sabahı
Lodos titretiyor ağaçları
Yağmur geceden yıkamış çiçekleri

Gökyüzü mavi, bulutlar beyaz
Ardından baharın geçti koca bir yaz
Hapisteyiz hala ve güzün ilk serinlikleri

Avlunun dört yanı dikenli teller
Tellerin gerisinde nöbetçiler bekler
Kapanır uykusuzluktan gözleri

On gündür çocuk sesi duymadım
Özledim "baba" deyişini kızımın
Özledim beni görünceki sevincini...

hayatım benim, kırk yıllık hayıtım
Seni başarabildiğimce dürüst yaşadım
İçim burada da pırıl pırıl şimdi

Geçeer, güzelim, bu günler de geçer
Sökülüp atılır dikenli teller
Koparır halk bir gün zencirlerini

Ataol Behramoğlu


tuba kartal 8 Mayıs 2009 19:30

bana ateş ve su şiiri için fon müziği lazım bulabilir misiniz?şimdiden tşk ederim


ÖmÜrCeK 10 Mayıs 2009 13:46


Her gece olduğundan biraz daha muhtacım sana,Kırgınım aslında, kızgınım…
Hayır sana değil; Seni kırıp üzen şu aptallığıma…
Ne olursa olsun
Zamanım da mekanım da değişmiyor Hep her zaman aynı yere çıkıyor bütün yollar;
Sana!..

Uzun zaman oldu içimdeki maviler donalı. Kendim seçtim sevdayı tek başıma
yaşamayı. Yalnızlığımın sorumluluğunu taşıyacak kadar da yürekli olduğumu
düşünür ve söylerdim herkese gururla. Geceler sancı olur işlerdi içime ama
yüreğimde yaşattığım sevdamı düşündükçe, içime yayılan sıcaklık alıp götürürdü
tüm sancılarımı...

Ne kadar zamandır böyleyim ne kadar zamandır en yakın dostum özlem
hatırlamıyorum. Sanki zaman durdu. Evet özlüyorum ve özlemeyi de seviyorum.
Çünkü özlemin içinde aşkım mutluluğum,umutlarım var. Gidenlerin ardından ağıt
yakmamayı öğreneli çok uzun zaman oldu ama sen bambaşkaydın. Kimseyi senin kadar
sevmemiştim ki. Seni birine anlatmaya kalksam sözcükler yetmiyor, kelimeler
acizleşiyor. Neye benzetsem, hep bir yanın eksik kalıyor...

Gülemiyorum artık? En iyi yapabildiğim şeyi kaybettim? Aslında önce seni ve
senle birlikte herşeyimi kaybettim. Yanımda yoksun. Olsan sarılırdım sana sıkı
sıkı. Bırakmazdım sıkılır bağırır çağırırdın ama ben biraz daha fazla
sarılırdım sana. Biliyorum benden bağımsızdın, hiç sahip olamadım sana. Olmakta
istemedim aslında çünkü hep yanımda olacaktın... Ya da ben öyle sandım...

Dinlediğim her şarkıd, her yağmurda ıslanışımda, dalgaların kayalara
çarpışınd, her nisanda ve her eylülde, sen yeniden gidiyorsun benden. Ben bu
ayrılışların acısını yaşarken birgün gidebileceklerini düşünerek, kimsenin
gelmesine izin vermiyorum…

Sana ilk satırlarımı yazdığımda yine mum ışığı vardı odamda. Soğuk beyaz bir
defterin her şeyi hayale dönüştüren sayfalarında ilk kez seni yaşamıştım. Şimdi
uzun yağmurların ardından yine mum ışığıyla dolu odamda yine ve hala sana
yazıyorum. Çünkü ben her hayal kırıklığım her duvara çarpışımdan sonra hala
sana dönüyorum.

Ortasından kopartıldığı için hiçbir zaman sonu gelmeyecek günlerimize dönüp
hala seni arıyorum... Çünkü hala seni ...


ener 11 Mayıs 2009 10:33

Aşksızsam Sensizim

Aşk
Sessiz, dingin, dinlediğim
Aşk
Sana verebileceğim tek servetim

Aşk
Çömez olmak gibi bir şey
Aşk
Her gün seninle öğrendiğim

Aşk
Hercai bir menekşe kadar hassas
Aşk
Güç aldığı yer kırılabilirliğim

Aşk
Keşke hiç uyanmasak dediğim gün doğumu
Aşk
Gecenin ortasında bölünen uykunun tutkusu

Aşk
Kıyıya yakın yerde yüzmek sanki
Aşk
Okyanusun derinliğinde bir vurgun belki

Aşk
En çok adına yakışır sevgilim
Aşk
En çok adıma yakın durduğun yerdedir

Aşksız nefessizim, ışıksızım, sessizim
En çok da aşksızsam; sensizim sevgilim

Alıntı...


Sivoy 11 Mayıs 2009 15:23

Dost!

Yollarımız ayrılsada...
Yüreğim dost kalır sana!
Habersiz gitsen uzağa...
Arar bu can seni,ey dost!
Bulur bu can seni,bil dost!
Dost...

Çatlamış topraklar gibi,
Susamışsa dostun dili,
Sular seller, yağmur gibi...
Akar bu can sana, ey dost!
Yağar bu can sana,bil dost!
Dost...

Arar insan,arar dostu!
Bulursa o gerçek dostu,
Gönlümde tapulu yurdu...
Kurdu bu can sana,ey dost!
Kurar bu can sana,bil dost!
Dost...

Açılır kapılar sana...
Sen de kapılar aç bana!
Dost olan dostundan yana...
Gelir bu can sana,ey dost!
Koşar bu can sana,bil dost!
Dost...


Gerçek dostlar unutur mu?
Gezer o dostun yurdunu...
Derdin dost derdim olurdu,
Devam sen de,bilesin dost!
Özün gerçek,sözünse dost!
Dost...
Yaşar Kılıç


DrEaMy 11 Mayıs 2009 16:26

Eğer ;

O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz...
Ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla o hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... Ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin...
O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...
Sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa...
Ve O, her durduğunuz yerde duruyor, her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp, hüzünlendikçe ağlıyorsa...
Dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...
Hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse...
Elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü, O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...
Her şiirde anlatılan O'ysa... Her filmin kahramanı O... Her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa...
Bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa, iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...
İştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...
Eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın O olduğunu adınız gibi biliyorsanız...
Mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...
Kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...
Özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...
Hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...
O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse...
Ayrılık ölüme, vuslat sehere denkse...
Gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;
Bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine... Uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...
Dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... Gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı, bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...
Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız, sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...

...O halde bugün sizin gününüz!..

"Çok yaşa"yın ve de "Siz de görün"üz.

Can DÜNDAR


HüLya-B 11 Mayıs 2009 22:37

Begendiklerim... :)
 
Korkak InsanLar...<3 03.05.2oo9

Yine ağLıyorum yaLnızım odamda,
bu dört Duvar arasında...
Kimse girip çıkmıyor,
Kimse benim bu seL oLmuş GözyaşLarımı,
görüpte bir eL uzatmıyor...
"Neden"? diye soramıyorum,çünkü
InsanLarı Korkutuyorum...
Evet,girip çıkmıyor,
kimse eLini uzatmıyor,
Bu GözyaşLarım InsanLarı Korkutuyor...
Oysa kendiLeri hiç mi ağLamadı?
KendiLeri iLk başta kendiLerinden,
hiç mi hiç Korkmadı?
Tabi InsanLar kendiLerin değiL,başka
InsanLarın GözyaşLarından korkuyorLar çünkü,
"Neden ağLıyorsun diye soruLduğunda" hiç bir Cevap,
aLamıyorLar...!!!


HüLya.B:)(F)


ener 12 Mayıs 2009 10:36

Aşk Denilen Mazeret

tabeladaki neydi bilirmisin
aşk...
yönü varmıydı peki
yok...
olaki yol çıkmaz sokak
vede patika bir gidiş
potinlerin delik
taşralı bakışların gözlüksüz
ama yüreğin çelik
geleceğin öksüz
ne yapardın aşk,
severmiydin en çiğ halimle beni
kırık yerlerimi koyarmıydın yenimin içine,söyle
yoksa sendemi aşk denilen mazeretlerde
sığıntı içindesin

adam gibi sevmek senle mi tamam oluyor
ölümüne derken bir delikanlı
senlemi eksiliyordu ömründen....

söyle delikanlı kalacaksan hep
söyle iki günlük olmayacaksan benle
topraktan yeşerecekse, aşk
aşk denilen mazeretlerde
bulmayacaksam seni
aşk,aşk,aşk ile
bir dahaların ilkinde olacaksak hep
söyle aşk için
aşk olsun sana,aşk....


Alıntı...




Yavru_Aslan 12 Mayıs 2009 12:25

Böyle Bir Sevmek

Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
Azıcık okşasam sanki çocuktular
Bir akşam korkudan gözleri sislenir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Hayır sanmayın ki beni unuttular
Hala arasıra mektupları gelir
Gerçek değildiler birer umuttular
Eski bir şarkı belki bir şiir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir
Yalnızlıklarımda elimden tuttular
Uzak fisıltıları içimi ürpertir
Sanki gökyüzünde bir buluttular
Nereye kayboldular şimdi kimbilir
Ne kadınlar sevdim zaten yoktular
Böyle bir sevmek görülmemiştir.


Attila Ilhan




arwen 12 Mayıs 2009 23:51

-Gece-
sessiz bekçisidir gece
el değmemiş günahların
sokaklar sakin ve sessiz
saklar gibi tüm yasakları

ve gece gizler duyguları,
kirli battaniyesiyle riyaların
uyuturken seni yağmur sesiyle
aslında uyanışıdır kendisi
tüm günahların
masum görünen bir boşlukta
öpüşü gibi bir hayat kadınının
ilk defa bir erkeği dudaklarından
Elif Gülay


arwen 13 Mayıs 2009 23:03

İyi ki Varsın
Bir şiir yaz benimle
gözlerini anlatalım en derin mısralarda
yoklukları eritelim kısa mısralarında.
Sen bana anlat kendini
ben seni yazayım tüm varlığımla
bir mısrasını sen yaz şiirin
bir mısra ben ekleyeyim
gönül ister ki sevdiğim
son mısrada birleşelim.

Bir şiir yaz benimle
yüreğin tükenmeyen kalemim olsun
sevda sana en yakın mısra
özlem bana en uzak mısra
tutku bizi anlatan her mısra olsun.
Varsın hiçbir kitap almasın içine
hiçbir mekanda okunmasın
zamanı durdur mısraların birinde
saat, ayrılıkla buluşturmasın.

Bir şiir yaz benimle
ellerinle okşa her mısrasını
gözlerin her kıtada nöbette
her kelimesi ağırlığınca yansın
okudukça gözlerim seninle aydınlansın.
Yüreğini değdirip yüreğime
yüzünün çizgilerinde yansıt yüzümü
kaldır aramızdan yer çekimini
boşluğa bırak kalan ömrümü.

Bir şiir yaz benimle
adını bırak her mısrasına
kaybolan günleri tut avucunda
yokluğu ayır başka şiire
bedenin kalsın en son mısrada
dumanı tüterken sana sevdanın
bir şiir yaz, seni unutturmasın.
Tutuştur harfleri, dünüm de yansın
şiirimin özü, iyi ki varsın.
Halime Baydar


ÖmÜrCeK 14 Mayıs 2009 01:42

Bıraktın ellerimi

Unuttun sözlerini

Yıkılan hayallerim

Biten ümitlerimdi

Giderken uzaklara

Ağlayan gözlerimdi

Söyle buna değdimi

Ama sen hep haklıydın

Bak şimdi pişmanmışsın

Beni hiç uğraştırma

Sen yolu biliyorsun

Git boşuna yalvarma

Hani hep derdin ya

Sevdiğim benim herşeyim

Söylesene bumuydu değerim

Vazgeçmem kararımdan

Bir tek gururum kaldı

o da benim herşeyim..


arwen 14 Mayıs 2009 23:24

Kalemi aldım elime
Çıkmadı tek bir kelime
Sus oldum
Suspus oldum
Saat tik tak tik tak
Zaman doluyor bak
Ömürü sorarsan
İlerliyor ah
Ne ah işe yarar
Ne de içten bir vah
Çünkü ahirettir
Varılacak karargah....

Handan Kalsın


ÖmÜrCeK 14 Mayıs 2009 23:27

Meğer Ne Çok Susamışım Ruhuma Denk Günlere



Dün gözlerimin önünden geçip gittin; geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin…

Bir hayaletten farksızdım yanından kaçarcasına gittiğim gece…
Yollara vurup kendimi aldırmadan kalabalığa avazım çıktığı kadar haykırışım geldi aklıma…

Kaç kere kaçmak istedim kendimden senin kahkahayla çınlattığın sokaklarda.

Ezilmişliğimle kendimden utanışımla karıştığım karanlıklarda kendimi kaç kere delirmişliğimin sınırından topladım…

Kadınlığımdan utandım ilk defa ilk defa bu kadar yoğundu nefretim kendimden…

Yüzümü döküp önüme pişmanlığıma sarılıp kalktım ayağa ağlamadım…

Korktum;
Sahipsizliğimden kimsesizliğimden zihnimdeki belirsizlikten korktum…

Karıştığım kalabalıklardaki yüzler anlamış mıydı sence utancımı?
Ellerimle söküp atmak istediğim yüreğimin deli gibi çarptığını duyan olmuşmuydu sence?

Git artık ömrümden gecelerimin karabasanı olmaktan vazgeç.

Gözlerimin önünden geçip gittiğin gibi tüm varlığını al git yaşadığım şehirden…

Senden yana biriktirdiğim tüm özlemlerimi özgür bıraktım artık…
Şimdi tüm tebaasını kaybetmiş bir komutan gibi başım dik ama ne yapacağını bilmez vaziyette geziyorum ortalarda…

Yazdan sonbahara döndü mevsim… Ruhumdaki hüzne inat masmavi gökyüzü yerini yüzünü dökmeyi bekleyen bulutlara bıraktı.
Ben ilk defa bu kadar ait hissetim kendimi hayata.
Meğer ne çok susamışım ruhuma denk günlere.Meğer ne çok acıkmışım insan yüzüne...

İlk defa hissizleştim acıyı ilk defa boğdum belki de öfkemde.
Çünkü sen;
Geçmeyen zamana inat ötelediğim tüm öfkeleri biriktirdiğim tüm hüzünleri yüreğime yığarak acı bir hatıranın hatırını bile hak etmeden gözlerimin önünden geçip gittin…

Ve ben son defa sadece sözlerimde tekrarlıyorum seni düşlerimde bir daha tekrarlamamak adına…


ahmed 14 Mayıs 2009 23:28

Ve Anla





çıplak ayaklarınla dokunuver toprağa
anla serinliğini
anla derinliğini
yağmurlu bir günde çık çayıra-çimene
dolaş çamurlu yollarda
bak ıslanan yapraklara
ve anla köy yaşantısını
var güzelliğinin en temizine
bırak ıslansın saçların yağmur damlalarıyla
kalabalık ve kirli şehirlerin lüks duşlarından iyidir dağların yağmurları
utanma soyun karalarından
çıkar at kirli giysilerini
yık önündeki aşılmaz surları
kendine gel
kim ne derse desin
tenine yağmur damlaları değsin






Ömer Ilgaz


arwen 14 Mayıs 2009 23:30

Aralığından penceremin
Görünür mü ay yüzün gülüm
Sevmekse kökü bende
Gene uzar aşkın dalları
Benzemez başka şeye
Şaşırtır aşkın halları
Han Danca


Daisy-BT 15 Mayıs 2009 00:01

Bana Bir Şimşek Çak

Bana bir şimşek çak
ortalık fena karanlık
yüreğim örtülüyor
ağır bir dalgınlığa genişliyorum
durmadan değişen o mevsimde
dağlarda kalın
omuz omuza bulutlar
çok fena kalabalık
ellerim çıplak
bana bir şimşek çak
kötü bir tuzaktayım
bilmem ne yapsak
aklımda fikrimde onlar
yaşlı ve genç
erkek ve kadın
korkularıma tutsak

bana bir şimşek çak
içim içime sığmıyor artık
vahim bir çağrışımdan
daha vahimine atlamaktayım
bana bir şimşek çak
belki fena halde
yanılmaktayım
o ince kız çocuğu
gün doğmadan her sabah
bir hapisaneden bir nezarethaneye
kelepçeli götürülüyor
dudakları titrek
gözlerinde buğu
bilmem ki nasıl anlatayım
bağışlanmaz suçu dünyayı sevmek
bir de o
adını bile bilmediği
kıvırcık saçlı'devrimci'öğrenciyi
fakülte kapısında vurulmuş
yağmurun altında
çıplak
bana bir şimşek çak
çok yanlış anlaşılmaktayım
hesabım yanlış bir mahkemede görülüyor
içimdeki zemberek
boşandı boşanacak
yaşamak mı gerek
yoksa unutmak mı
şaşırmaktayım
galiyef yoldaş ne olacak
galiyef yoldaş sibirya sürgünü
sanki yalın bir bıçak
kayarak
bir kırlangıç hızıyla
bulutların arasından
karanlığın böğrüne saplanacak

galiyef yoldaş ne olacak
galiyef yoldaş sibirya sürgünü
elinde bir mektup eski yazıyla
artık yüzünü bile unuttuğu
karısından
burnunda sadece kokusu var
ilkbahar kadar müşfik
sonbahar kadar yumuşak
galiyef yoldaş ne olacak
avrasyada hala mazlumların uğultusu
kısa bozkır atlarının nallarından
gizli kıvılcımlar ki etrafa saçılıyor
azadlık mermileridir
çekirdekleri çelik
cehennem gibi sıcak

bana bir şimşek çak
sala veriliyor görünmez minarelerden
İzmir de istibdat'ı yaşamaktayım
bir yangın soluğu sokak içlerinden
kordonboyunda muzaffer atlılar
fahrettin paşanın süvarisi
bana bir şimşek çak
yolumu aydınlatacak
gazi'nin gözlerinden
mavi bir şimşek
kuva-yı milliye mavisi
aynı emaneti taşımaktayım
'hürriyet ve istiklal benim karakterimdir'
çünkü hain sinsi ve korkak
aynı düşmana karşı
savaşmaktayım

Atilla İlhan


ener 15 Mayıs 2009 08:58

Devrilmez Aşk

Devrilmez aşk çınar gibi
Yanıyor ki fener gibi
Yaprak gölge sunar gibi
Bir aşk buldum bu aşk bende

Gözyaşlarım gönül çeşmem
Söz vermiştim yara koşmam
Düldülsüz dağları aşmam
Bir aşk buldum bu aşk bende

Kor ateş dumansız yanar
Gönül bende, koca çınar
Kuşlar dalda haber mi var
Bir aşk buldum bu aşk bende

Cemalinde aşklar çoktur
Bir aşk buldum bende
Yeryüzünde varlık haktır
Bir aşk buldum bu aşk bende

İnsanlara sitem etmem
Bir aşk buldum bu aşk bende
Geceleri bazen yatmam
Bir aşk buldum bu aşk bende

Dalgalandı beden yanar
Bu nasıl aşk çare arar
Yar gözyaşı pınar sanır
Bir aşk buldum bu aşk bende

Fehmi çözülmedi bağım
Gönül ölmedi ki sağım
Yar diyor ki nedir çağım
Bir aşk buldum bu aşk bende


Alıntı...




Misafir 15 Mayıs 2009 09:24

Unutma ki...

Sen uykusuzluk nedir bilir misin
Tırnaklarınla yastığını parçaladın mı
Gözlerini tavana dikip
Düşündüğün oldu mu bütün gece
Ve bütün bir gün
Belki gelir ümidiyle bekledin mi hiç
Gelmeyince
Seni aramayınca
Ölesiye ağladın mı
Sonra çekilip en koyusuna yalnızlıkların
Ona ait ne varsa
Bir bir hatırladın mı

Sen günden güne erimeyi bilir misin
Dev bir ağacın vakarı içinde ölmeyi
Bir teselli aramayı
Issız parklarda, tenha sokaklarda
Ve bütün bir şehir uyurken uzaklarda
Deli divane yollara düşüp
Yaşlanmış bir köpek gibi
Eskimiş bir gömlek gibi
Atılmışlığını hissettiğin oldu mu
Sevmekten
Günler geceler boyunca yürümekten
Elin ayağın yoruldu mu

Sen yalnızlığın acısını bilir misin
Unutulmak bir hançer gibi saplandı mı sırtına
İçinde kıskançlığın zehirli çiçekleri açtı mı
Bütün gururunu çiğneyip
Sevdiğinin geçtiği yollarda
Bastığı toprakları eğilip öptün mü
Sen çaresizlik nedir bilir misin
Sen yokluk nedir gördün mü
Yanan başını
Duvarlara vurup parçalamak geldi mi içinden
Sen her gün bin defa öldün mü

Böyleyim diye ayıplama beni
Bir gün kendimi
Sonsuzluğun koynuna bırakırsam
Yaralı ve yenik bir asker gibi
Darılma
Unutma ki
Her seven isimsiz bir kahramandır
Unutma ki
İnsan; sevebildiği kadar insandır.

Ümit Yaşar Oğuzcan



Saat: 14:19

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık