![]() |
Emanet Gözyaşı Döktüğüm bu son gözyaşı Seni benden koparan Geminin son çığlığı Son ürkütüşü denizde küçük balıkları. Son Maviliklerden bana sallarken Öpülesi ellerini görüşüm, Sana haykıramadığım Dudaklarımda söylenmemiş sözler kaldı, Martılara ağlayarak fısıldadığım. Rüzgârların kokunu getirişi Senli bir şehirde Sensiz kalışım Bu Son Gidişin Yüreğimde suskunluk Ellerimde çaresizlik bıraktı. Ne yöne baksam ağlıyor şehir, Ne tarafa dönsem çıkmaz sokak Sanki gitmiyor ayaklarım. Gidişin Vuslatsız aşkları yaşamak gibi Leyla mecnunu Mecnun Leyla'yı sevdiğine utanırdı Bizi son kez görselerdi. Şimdi Emanet kaldı senden Yanaklarıma düşen gözyaşı Yüreğimi yakan bu ateş Bu tarifi imkânsız acı (alıntı) |
RUBAİ RUBAİ Niceleri geldi, neler istediler; Sonunda dünyayı bırakıp gittiler; Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi? O gidenler de hep senin gibiydiler. Ömer Hayyam |
Benim Günahım Aşktır Benim günahım aşktır, senin erdemin nefret Sevgi günahtır diye günahımdan nefret bu. Gel, kendi durumunu benimkine kıyas et, Görürsün siteminin ne haksız olduğunu. Haklıysa da, o sözler kızıl süsünü bozan Ve benimkiler kadar bol sahte aşk senedi Düzüp başkalarının yataklarını talan Eden dudaklarından işitilmemeliydi. Seni sevmem yasaldır; bak, seviyorsun sen de Gözüm sırf sana düşkün, senin gözün onlara Merhamet yüreğinde kök salıp boy versin de Acımanla hak kazan sana acınanlara. Aramağa kalkarsan kendi gizlediğini Senin kendi örneğin yoksun bırakır seni. (1564) William Shakespeare |
Çöl Daha İyi! Çöle kıyısı olan kentlerin Limanları sıkıcı olur Kuş uçar gemi geçmez, Kervan zaman içinde. Böyle kentlerde insan Fırtına gibi sever, Sevdiği için ağlamayı. Hangi türküde sevmekten bahsedilse Ben hicaz olurum Elimi ıslatır elinin teri Ziyan olurum Seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım Hangi türküde sevmekten bahsedilse Bu çölde ben 'Şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da Bahsedilen şair olurum Yılmaz Erdoğan |
Hüznümün Katiliyim Gün geceye döndüğünde, Sen benden çoktan gitmiştin.. Beceremedim beceriksizdim. Uzanamadım hayallere Sensiz olmuyor ki. Kızdım kendi kendime İçim yedi içimdekini Taşmıydın sen?.. Oturdun kalbime.. Bu ağırlık, Bu sıkıntı, Bu vazgeçiş aşktandır bilesin. Yağmur süzülürken pencereden, Ben boğdum ellerimle, evet.. Hiç ama hiç acımadım!... Sen yoktun ki yanımda. Çırpınamadı. Karşı koyamadı bana. Senin izin olan ellerimde, Son nefesini verdi.. Faili meçhul değil.. İtiraf ediyorum artık. Ben hüznümün katiliyim.. COSKUN ARSLAN |
Ey Yar! Sanma ki seni unuttum Ne seni unuttu bu yürek Ne de seni kalbine gömdü Hala İlk günkü gibi içimdesin Hep hayalimde, hep düşümdesin Hayal dünyamın baş tacı, düşmeyen tek yaprağı Solgun hayatımın süsü, rengârenk gökkuşağı Hatırlar mısın? Yaşanan İlk aşk günlerimizi Kızaran yanağımızı, titreyen elimizi Bütün âşıklar gibi; kavuşmamız hayal oldu Belki de ezelden aşka ayrılık hükmü kondu Bil ki; bu yürek hiçbir zaman bu kente sığmadı Tüm Satırbaşlarımda isminin baş harfi vardı Ayrılık şarkılarını ağzıma hiç almadım Hep Zimmetimde kaldın, ben senden hiç ayrılmadım Engelle dolu hayatımın tek düzlüğüsün sen Damarımda kan diye dolaştığını bir bilsen Gecenin kör noktasında kalsa da umutlarım Utangaç bakışlarını gözlerimde saklarım Yüreğimde halen bu üç harfin (a.ş.k) yarası var İçimdeki cennetin en güzel köşkündesin yar Ey Yar! Sanma ki seni unuttum Ne seni unuttu bu yürek Ne de seni kalbine gömdü Hala İlk günkü gibi içimdesin Hep hayalimde, hep düşümdesin Mehmet Orhan Durdu |
Sen İran Ol Sarhoşunum, nasıl ayık kalayım? Aşk şarabın doldu gönül testime. Sen İran ol bende şahın olayım; Varsın Sultan Selim gelsin üstüme... Öyle bir güç var ki aşkın verdiği; Deryada damladır aklın erdiği. Perilerin,meleklerin,gerdiği, Sipersin,kanatsın,kolsun üstüme... Ali'nin kılıcı elimde aşkın, Veli'nin duası dilimde aşkın. Durmasın karşıma çıkacak şaşkın; Tekmil orduların salsın üstüme... Yad el dokunursa kaşına senin, Ölürüm çıkamam karşına senin. Zarar getirirsem taşına senin; Yezid'in vebali kalsın üstüme... Cemal Safi |
Kal Sağlıcakla Kader defterimin dram bölümü; Sana tutsak ettim sefîl gönlümü, Esaret yerine bil ki ölümü, Seçerim sevgilim kal sağlıcakla. Benimle bir dünya dar geldi sana, Seviyorum demek ar geldi sana, Kara toprak daha yâr geldi bana, Göçerim sevgilim kal sağlıcakla. Göçüp gidenlerin son nefesini, O sessiz ülkenin efsânesini, Hayatla ecelin mesafesini, Ölçerim sevgilim kal sağlıcakla. Çektiğim çileler gelmiyor dile, Söylesem nafile, yazsam nafile, Senden vazgeçersem, Sırat'tan bile Geçerim sevgilim kal sağlıcakla. Cemal Safi |
ALBÜM Elimde üç tekerlekli kırmızı bir bisiklet, Bir nohut-oda Hacıbayram’da Denizsiz bir ada’nın kıyılarında Görünmez arkadaşlarım.. Ne işim vardı bu rüya’da. Bir kere, bisiklet yeşil değildi, Başkentti, ada değildi. Karpuz iyi çıkmadı, beni yordu. Alemdağ ormanında kayboldum; Herkes beni arıyordu.. Akşam oluyordu, korkuyordum. Ne işim vardı bu rüya’da. Alemdağ ormanı yandı, yok oldu; Benim kayboluşum da öylece kayboldu. Bir resimde toplanıldı bilmeden.. Birer birer dağınıldı bilmeden.. Beni buldu arayanlar sonunda.. Ama onlar silindiler resimden.. Ne işim vardı bu rüya’da. Orda orman olsa da gene kaybolsam diyorum. Ya da resmi yakıp ben onları bulsam diyorum. Özdemir Asaf |
Duy Şikayet Etmede Her An Bu Ney Duy şikayet etmede her an bu ney, Anlatır hep ayrılıklardan bu ney. Der ki feryadım kamışlıktan gelir, Duysa her kim, gözlerinden kan gelir. Ayrılıktan parçalanmış bir yürek İsterim ben, derdimi dökmem gerek. Kim ki aslından ayırmış canını, Öyle bekler, öyle vuslat anını. Ağladım her yerde hep ah eyledim, Gördüğüm her kul için dostum dedim. Herkesin zannında dost oldum ama, Kimse talip olmadı esrarıma. Hiç değil feryadıma sırrım uzak, Nerde bir göz, nerde bir candan kulak? Aynadır ten can için, can ten için, Lakin olmaz can gözü her kimsenin. Ney sesi tekmil hava oldu ateş, Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş! Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e, Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e. Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem, Perdesinden perdemiz yırtıldı hem. Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal, Hem verir Mecnunun aşkından misal. Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var, Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar? Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile, Tek kulaktır müşteri, ancak dile. Gam dolu günler zaman hep aynı hal, Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal. Gün geçer yok korkumuz, her şey masal, Ey temizlik örneği sen gitme, kal! Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan, Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can. Olgunun halinden ah, anlar mı ham? Söz uzar, kesmek gerektir vesselam. (Farsça, çev: F. Halıcı) Mevlana Celaleddin Rumi |
Konuşamıyorum Sazlıklardan havalanan bir ördek gibi sesin Ürkek şaşkın kararsız duyuyorum Ve sen bir gökkusağı kadar güzelsin Rengarenk ve az sonra gidecek görüyorum Ve ben yağmurlar altında bir yolcu Islak yorgun tutkulu yürüyorum Sensiz ben yolumu bulamam Haykırmak istiyorum Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum Bu ayrılık akşamında sen sustuğuma bakma Konuşmaya gücüm yok beni anla Söyleyemediklerimi bak gözlerimden anla Herzaman yanımda kal hiç bırakma Sensiz ben yolumu bulamam Haykırmak istiyorum Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum İlhan İrem |
Bir Yolculuk Üstüne Açıyoruz kapıları, Kapıyoruz kapıları, Geçiyoruz kapılardan Ve biricik yolculuğun sonunda Ne şehir, Ne liman Tren yoldan çıkıyor, Batıyor gemi Düşüyor uçak. Harita çizilmiş buzun üstüne Elimde olsaydı bu yolculuğa Başlayıp başlamamak Başlardım yine . Nazım Hikmet Ran |
Mendilimde Kan Sesleri Her yere yetişir Hiçbir şeye geç kalınmaz Çocuğum beni bağışla Ahmet Abı sen de bagisla. Boynu bukuk duruyorsam eğer içimden böyle geldiği için değil Ama hiç değil Ah güzel Ahmet Abım benim insan yaşadığı yere benzer O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer Suyunda yüzen balığa Toprağını iten çiçeğe Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine Konyanın beyaz Antedin kırmızı düzlüğüne benzer Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına Öylesine benzer ki Ve avlularına (Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi) Ve sözlerine (Yani bir cep aynası alim-satımına belki) Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer Sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına Öyle bir cidara yakımına, birinin gazoz açmasına Minibüslerine, gecekondularına Hasretine, yalanına benzer Anisi issizliktir Acısı bilincidir Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan Gülemiyorsun ya, gülmek Bir halk gülüyorsa gülmektir Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abı. Bir güzel kadeh tutusun vardı eskiden Dirseğin iskemleye dayalı -- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben -- Cidara paketinde yazılar resimler Resimler: cezaevleri Resimler: özlem Resimler: eskidenleri Ve bir kasın yukarı kalkık Sevmen acele Dostluğun çabuk Bakıyorum da simdi O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde. Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abı Biz eskiden seninle istasyonları dolaşırdık bir bir O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar Nazilli kokardı Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası Kil gibi ince İstanbul yağmurunun altında Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen Kadının ütülü patiskalardan bir teni Upuzun boynu Kirpikleri Ve sana Ahmet Abi uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki Sofranı kurardı Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi Çocuklar doğururdu Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini islerdi bir dantel gibi O çocuklar büyüyecek O çocuklar büyüyecek O çocuklar... Bilmezlikten gelme Ahmet Abı Umudu dürt Umutsuzluğu yatıştır Diyeceğim su ki Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler Oysa o kadar kullanışlı ki simdi Hayalsiz yasıyoruz nemdeyse Çocuklar, kadınlar, erkekler Trenler tıklım tıklım Trenler cepheye giden trenler gibi İsçiler Almanya yolcusu isçiler Kadınlar Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi Ellerinde bavullar, fileler Kolonyalar, su şişeleri, paketler Onlar ki, hepsi Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler Ah güzel Ahmet Abım benim Gördün mu bak Dağılmış pazar yerlerine benziyor simdi istasyonlar Ve dağılmış pazar yerlerine memleket Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile Gelse de Öyle sürekli değil Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün O kadar çabuk O kadar kısa iste o kadar. Ahmet Abı, güzelim, bir mendil niye kanar Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar Mendilimde kan sesleri. Edip Cansever |
INSAN KALBINE MEKTUP YAZAMIYOR Yazma diyorlar bana, yazarken canın acıyor, ağlıyorsun.. ve gelemiyorsun kendine uzun bir süre.. yazma diyor,beni tanıyanlar.. yazarsan kurtulamazsın bu aşktan...! Yapamıyorum, yazmamayı beceremiyorum... oysa sussam bir süre.. dinlense kelimeler.. Ben sussam sen yazarsın belki.. İkimizin yerine konuşmaktan yoruldum artık... Ben yazmazsam belki yeni anlamlar yüklenir alfabeye.. Bir harfini aldım oysa onun ben.. 28 harf kaldı geriye.. Artık seni tanıyanlar, bilemeyecekler hiç.. Adının başında hangi harfin olduğunu.. Kolay değil böyle sevilmek eminim.. Hiç seni sevdiğim kadar sevilmemiş olsamda..eminim işte.. Benim nefes almamı engelleyen bu aşk, seni de yaşatmaz,bilirim.. Bulmacaların içindeyim, ama ne olur çözme beni.. gidersen birgün dayanamaz kalbim.. bırak sırlarla kalayım..sen hep başucumda kal.. Bana hiç "gelmemiş"olsaydın.. korkmazdım elbet "bir gün gidecek"olman düşüncesinden.. Ama geldin bana, Ne de iyi ettin...! Susamıyorum..Ne zaman susmak gelse içimde.. Gözyaşlarımla yıkıyorum yüzümü.. Çok ağlıyorum... Diyor ki bir şarkı; -ben denizden bir damlayım,o yüzden tuzludur gözyaşlarım.. Denizden doğduğum doğru.. ama artık eminim, Doğduğum yerde ölmeyeceğim...! Ağlatmak istemezdim kimseyi.. ve sen hiç ağladın mı,bilmiyorum.. Hayatının neresindeyim ve yokluğumun büyüklügü ne kadar yer tutarsa bedelini ödemeye razıyım.. Bırak gideyim.. "Tutmuyorum zaten"diyebilirsin.. doğru.. ellerinle bağlamadın ellerimi.. Dillerinle söylemedin "gitmeleri".. Kalbimden kalbine bağlanan o kalın ilmiği sen atmadın.. Habersiz değildin ama...Sadece uyarmadın.. Bazen oturup sana mektup yazmak geliyor içimden.. Sayfalarca..renk renk.. Saçlarımı boyadığım gibi boyamak istiyorum kelimeleri.. Oturuyorum..yazamıyorum.. Boya kalemleri elimde kalıyor.. Gidip masum çocuk yüzlerini boyuyorum.. Gülüyorlar.. Birilerini mutlu etmeyi becerebiliyorum.. Az da olsa.. Kötü olabilseydim..senin için,sana karşı.. Nefret edebilseydin benden.. Denemedim mi sanıyorsun,seni sevmemeyi.. benden nefret etmeyi sana öğretmeyi.. olmadı.. ne zaman bir adım atsam senden geriye.. yüzlerce kere koştum ileriye.. Ardıma döndüğümde sen hep aynı yerdeydin.. Uzaklığımız bundandır.. Neden boğaz köprüsü var burada biliyor musun... ben mi uydurdum yoksa bu bir hikaye miydi,hatırlamıyorum.. Ama bir şehir aşık olunca diğer şehre..kuruvermişler araya köprüyü işte.. Şehirlerin dilleri yok,anlatamazlar sevdalarını.. Benim dilim var.. Ama şehir kadar saklayamam sevdamı.. Salıverirsem birgün içimden bu aşkı.. yıkılacak bu köprü.. Hiç bir seven kavuşmasın diye....! Olmuyor..olmuyor.. Bir mektup yazsam diyorum sana.. İnsan kalbine mektup yazamıyor...! |
—bilmiyorsun değil mi? Huzurun yüreğinde attığını… …daha dündü! Karınca gibi, kırıklarımı topluyordun, Ne iyi yapıyordun… …şimdi içimdeki sevgini topluyorsun, Hiç mi farkında değilsin; Sensiz kırıklarımın çoğaldığından… —bilmiyorsun değil mi? İnsan, mutluluğu herkeste göremiyor-nedense- …ey sevgilim! Kadınım/ yüreğinde kendimi sakladığım, Sensiz! Yokluğuna nasıl kan damlamam… …anlıyor musun? Yapamıyorum/ hayata tutunamıyorum! Kaldırım taşlarının altındayım, seni sayıklıyorum… —bilmiyorsun değil mi? İlk kez aşkın tarifini yapıyorum… Yani seni(n) …yüreğime en yakın, yârim! Varlığınla dertlerimi eskittiğim, Söyle bize ne oldu da sustuk! …hani kader bile bizden yanaydı; İnan hiç pişman değilim seninle üzülmekten, Yüz kere dirilsem; yine seni severim… Yine seni! Şimdi soruyorum sana: İnsan, hiç sevdiğini üzgün görmek ister mi? Bilmiyorsun değil mi? Evet! Bilmiyorsun… Bazen bir söz sevgidir; bazen de sevdiğinle üzülmek… Bilsen de bilmesen de, seni sevmek bana huzur veriyor… Emre onbey |
Güzel Havalar Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum. Eve ekmekle tuz götürmeyi; Böyle havalarda unuttum. Şiir yazma hastalığım; Hep böyle havalarda nüksetti. Beni bu güzel havalar mahvetti. Orhan Veli Kanık |
Seni Bekleyişimin Adı Yok Aslında bir kibrit kâfi gündüzleri tutuşturup, Gecenin gerdanına dizi dizi yıldızlar yapmaya. Hani sabahın boyu yetişse uzanıp öpecek alnından Ay'ı Bir de hep geç kalınmış ömrün son deminde gelmese ölüm, Belki böylesi dar gelmez giyindiğimiz mutluluklar Mevsimlerin peşine takılıp ta, Hüznü oradan oraya taşıyan yağmurlar gibiyim.. Sıcak avuçlarda buhar olup göğe karışan Soğuk bakışlarda buz kesip anlamdan alabildiğine uzaklaşan, Seni bekleyişimin adı yok, Hasreti çeke çeke uzaklara götüren çok vagonlu trenlerin de. Hani giden gider de, geçmişi kalır ya geride, Onu hep yaşlı gözlerle bekleyen. Zamanla dilindeki özlemi kırıverir zaman, en hassas yerinden… Çok geçmeden, çok geçiyor yokluğunun üzerinden, Haram saatler diziliyor boğazıma uzadıkça , Tenhasına sere serpe uzandığım düşler de yetmiyor Yorgun arzularımı kışkırtmaya Verdiğim sözlere saklanmış militan kılıklı yalanlar yakayı ele veriyor bir bir Tutuklayıp aynalara hapsediyorum Sonra vicdanım delil yetersizliğinden serbest bırakıyor Seni bekleyişimin adı yok Dursun diye duvarlara çivilediğim zamanın da Payıma düşen yalnızlığın zirvesinde, Saçlarımla gizlice siyahını paylaşıyor gece. O zaman, bu şehir bir kez daha düşüyor gözümden Kalabalık kaldırımlarında adım adım eziliyor günahlarımın gölgesi, Sanki ben değildim külçe külçe acıların sahibi Ağır korkuların ezip yel değirmelerine verdiği Savrulmuş bedenimin, rüzgarında ölmeden dirildiği Sanki sen değildin bırakıp giden Üstüne üstlük hiç gelmemişken Seni bekleyişimin adı yok.. Kurulmamış köprülerden geçmeye çalışan benliğimin de Şiirlerim şahit olsun ki İki satır arasına sığmıyor yalnızlığım Ne nokta anlatabiliyor kararsızlığımı Ne de virgül koyabiliyorum yılların ardına Yenik düştü keşkelerim oynadığın oyunlara Yine de teslim olmadım Ama sen, namluda hüzün Beni tam on ikiden vurdun Seni bekleyişimin adı yok gelmeyisinin de!!! Alıntı |
Hadi GiT Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle, Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle. Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar, Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar. Mademki benli hayat sana kafes kadar dar, Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar. Hadi git, benden sana dilediğince izin, Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin. Kahrımın nedenini söylesem irkilirler; Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler. Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın; Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın. Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak, Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak! Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez, Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez. Her darbene tahammül edecektir bedenim, Gururum mani olur perişanıma benim. Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne? Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine. Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka, Sana gül bahçesini kim açar benden başka! Hercai arılara meyhanedir çiçekler, Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler! Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin, Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin. Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet, Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et! Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan! Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan! Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm! Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm. Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum; Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum! Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit, Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ... Cemal Safi |
Eğer, gözyaşlarını tebessüme döndürüp Felaketlerinde bile gülümseyebiliyorsan, Hayatın tokadını yiyip, Ayakta dimdik durabiliyorsan, Yıkılan bir hayatı yeniden kurup, Kaybolan yıllarını geri döndürebiliyorsan, İlerlemiş yaşına rağmen hala çekici kalabiliyorsan, Bütün çirkinliklerin arasından, Güzellikleri yakalayabiliyorsan Yüreğinde esen fırtınaları dindirip Başını yastığa koyduğunda rahat uyuyabiliyorsan Alın terinle, emeğinle geçinip, Daima dürüstlüğün fazilet olduğuna inanıyorsan, Eğer; kaderini değiştirebiliyor ve Yaşadıklarından bir ders çıkarabiliyorsan, Yine de her şeye rağmen, hayata dört elle sarılıyorsan Yaşam senin avuçlarındadır artık Ona sımsıkı sarıl. Sema Zincir |
Bir Beyaz Sayfada Sana Bakmak Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla Uçak örneğin Uçurtma mesela Altına konabilir biri ötekilerden Kısa olduğu için sallanan bir masanın Veya şiir yazılabilir Süresi ötekilerden kısa bir ömrün üzerine Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir Senin dışında Güzelliğine benzetme bulmak zor Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden Bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor Belki tabiattadır çaresi Senin bir güle bu kadar benzemenin Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim Anlarım bitkiden filan Ama anlayamam Toprağın güneşle konuşmasını Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla Sen bana ışık ver yeter Bende filiz çok Köklerim içimde gizlidir Gelen giden ,açan solan, bere budak yok Bir şiir istersin İçinde benzetmeler olan Kusura bakma sevgilim Heybemde sana benzeyecek kadar Güzel bir şey yok Uzun bir yoldan geldim Tedariksiz,katıksız bir yolcuyum Yaralı yarasız sevdalardan geçtim Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu Her şeyi anlattım Olan olmayan, acıtan sancıtan Bilsem ki sana varmak içindi Bütün mola sancıları Bütün stabilize arkadaşlıklar Daha hızlı koşardım Sever adım gelirdim Gözlerinin mercan maviliğine Sana bakmak, suya bakmaktır Sana bakmak, bir mucizeyi anlatmaktır Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır Aşk sorgusunda şahanem Yalnız kelepçeler sanıktır Ne yazsam olmuyor;çünkü bilenler hatırlar Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar, Bahçıvanlar değil,tüccarlardır. Sen öyle göz,sen öyle toprak ve güneş ortaklığı Sen teninde cennet kayganlığı iken Sana şiir yazmak ahmaklıktır. Bir tek söz kalır dişlerimin arasında Ben sana gülüm derim ,gülün ömrü uzamaya başlar Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim Ben sana gülüm derim ,gül sana benzediği için ölümsüz Yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz Sana bakmak,bir beyaz kağıda bakmaktır Her şey olmaya hazır Sana bakmak,suya bakmaktır Gördüğün suretten utanmak Sana bakmak,bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi Anlatmaktır Sana bakmak,Allah a inanmaktır. alıntı. |
Olduğun Gibi Görün ya da Göründüğün Gibi Ol Güneş gibi ol şefkatte, merhamette. Gece gibi ol ayıpları örtmekte. Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte. Ölü gibi ol öfkede, asabiyette. Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette. Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol. Mevlana Celaleddin Rumi |
ERKEKLER HEP YALNIZ AĞLAR Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın Günlerdir uçurumunda Bu kaçıncı atışım kendimi Kollarından yalnızlığa Bu kaçıncı dargınlık Bu kaçıncı barışma Belli ki Sensizliğe sürgün artık bu gözler Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim Artık sana değil Sensizliğe yaslanacağım Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal Seni artık Göz yaşlarınla ıslanmış Yastıklara bırakacağım Oysa yıllarca Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım Ve haykırdım En dipsiz kuyulara adını Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara Sense beni sokaklara vurdun Ve en zehir şarkılara Bilirsin Rüzğara bıçak Yağmura ateş Buluta kurşun işlemez Sende öylesine vurdun ki beni Artık bana Hiçbir acı kar etmez Neylersin Önce melekler terk etti bizi Sonra masmavi düşler Öpüşler- gülüşler-çiçekler Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların Bundan böyle Bizi her köşede Bambaşka bir cehennem bekler Sen de bundan böyle İçi boş şarkılarla avut kendini En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu Açılırsın Taşlar yosuna sarılır bilirsin Sarmaşıklar duvarlara Geceler karanlığa Sende yalnızlığa sarılırsın Ve kadınsın Ağlayabilirsin gönlünce Göz yaşların pınarlar misali çağlar Unutma ki erkeğim ben Ve erkekler hep yalnız ağlar. Ahmet Selçuk İLKAN “Erkekler Hep Yalnız Ağlar” kitabından |
Arkadaşım Badem Ağacı Sen ağaçların aptalı Ben insanların Seni kandırır havalar Beni sevdalar Bir ılıman hava esmeye görsün Düşünmeden gelecek karakış.. Açarsın çiçeklerini.. Bense hayra yorarım gördüğüm düşü... Bir güler yüz bir tatlı söz.. Açarım yüreğimi hemen Yemişe durmadan çarpar seni karayel Beni karasevda Hemde bilerek kandırıldığımızı Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza Koo desinler bize şaşkın Sonu gelmesede hiç bir aşkın Açalım yinede çiçeklerimizi Senden yanayım arkadaşım Havanı bulunca aç çiçeklerini Nasıl açıyorsam yüreğimi Belki bu kez kış olmaz Bakarsın sevdan düş olmaz Nasıl vermişsem kendimi son sevdama Vur kendini sen de bu güzel havaya Aziz Nesin |
Bir deli özlem bu.. Özlüyorum seni, Yalansız bir özlem bu Dolansız, saf bir özlem. Yeni doğan bir çoçuğun Minicik elleri gibi Yumuşak ve mazlum bir özlem bu... Gökyüzü kadar büyük Senin kadar yüce bir özlem bu... Hasretten ağlayanan sevdalıların Yıllarca kavuşamayanların İki gün bile dayanılamayan bir özlem bu... Ne yapacağini bilmeyen Telefonlar bekleyen Ağlayan, isyan eden Kendisini harap eden bir özlem bu... Yolda yürürken Otobüslere dört gözle bakan Belki, onu görürüm diye Kıpır kıpır yerinde duramayan Salak salak, bos bos gezinen Seni arayan bir özlem bu. Bulutlara baktığında bile Sanki seni göreceğini sanan Orda olmadiğını bilen Ama yinede şansını deneyen bir deli özlem bu... Yani güzelim, Bir kalpsizi bile, Ağlatabilecek, bir deli özlem bu... Tutku Bakay |
EĞER O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer. Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de, kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci dereceden failidir" denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! Can yücel |
Ağla Yüreğim Akşam olur Bir başıma kalınca Bu yerde... Özlemin Ateş olur..! Dokunduğun her yerde Kıvılcımlar saçar Özlem ateşin Yangınlara döner... İçimde Yıkılmaz sandığım Dağlar erir Ormanlar bir bir yanar. Eğil başım Sen.. Öne eğil.... Bunca yıldız varken Gece neden karanlık olur Sevdiğim..... Kaybetmeyince İnsan Bilmezmiş Elindeki nimetin kıymetini. Ağla yüreğim kendi haline Sen Şimdi ağla.. Melih Baki |
Ne Olursan Ol Paranı ver, gönlünü ver, canını ver Ama SIRRINI VERME! ... Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say Ama YERİNDE SAYMA! ... İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen Ama KENDİNİ BEĞENME! ... Emek ver, kulak ver, bilgi ver Ama SAKIN BOŞ VERME! ... Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle Ama KİN BESLEME! ... Davet et, hayret et, ülfet et, affet Ama İHANET ETME! ... Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku Ama LANET OKUMA! ... Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç Ama GÜLÜP GEÇME! ... Gönül al, dost al, yoldaş al Ama BEDDUA ALMA! ... Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş Ama UŞAKLAŞMA! ... Doğrul, sayrıl, evril, devril Ama EĞRİLME! ... Hislen, tasalan, seslen, uslan Ama PASLANMA! ... İtil, ütül, atıl, katıl Ama SATILMA! ... Mevlana Celaleddin Rumi |
http://www.e-sehir.com/siirler/images/t.gif SEVGİLİM, BİR GÜNÜN.. http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Sevgilim, bir günün ortası şimdi Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık, Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde Uzat bana uzat ellerini İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu, Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor Ben seni düşünüyorum seni Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi Kalbim diyorum kalbim Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi Aşkı anılar besliyor düşler kadar Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır Sevgi eskidikçe sevgi. Günümüz ekmeğimiz, türkümüz Çoluğumuz çocuğumuz Binalar yan yana yükselip gidiyor Vapurların ağzı köpük içinde Uzaklarda ne kapılar açılıyor Tirenin biri bir istasyona varıyor Ordan çıkıyor biri. Her şey biliyor her şey Sen biliyor musun bakalım Seni nice sevdiğimi? Üstüne titrrediğimi? Geldiğimi? Gittiğimi Hadi! Cemal Süreyya |
Sevgilinizin yüreğindeki sevda, dilindeki kelimelerle Yaptığı konakta oturuyorsun Her odadan değişik bir manzaraya bakacaksın Her oda ayrı kokular içinde Gül, lâle, sümbül, papatya kokacak Sarmaşık bir ağaca Kıvrıla kıvrıla nasıl dolanırsa Yüreğine sevda öyle sarılacak Bundan önce hafızanda ne varsa Bir bant gibi silinecek Sevdayla dönen bir dünyada Sevgilinle göz göze Yürek yüreğe yaşayacaksın Adlarınız iki güvercin gibi Bir senin Bir onun dudağına konacak İsteğin üzerine bu sevda Kimseler duymasın diye şifrelendi İki yürekten başka Bilen yok çözme yöntemini Bu sır hep saklı olacak Bir gün unutulursa bu şifre O zaman elâ gözlü, gözler gözlerde Yürek yürekte kilitli kalacak Arif Eren |
Zaman Güldü kahkahalarla zaman, Biz saatlerle yaşayan insanlara. Nasılda elimde oynatıyorum sizi, Bana göre yaşamak zorundasınız, Ben geçtikçe yaşlanıyorsunuz git gide. Benden nefret ediyorsunuz biliyorum, Peki sevdiğiniz zamanlar da yok mu? İçinizden sövüyorsunuz belkide, Çok hızlı geçiyorum diye. Ama ben çok mutluyum, Herkez benim peşimde koşuyor. Peki ben neyin peşindeyim? Bunu hiç sormayın çünkü bilmiyorum, Tek bildiğim görevimin geçmek olduğu. Ben geçtikçe sizinde süreniz dolacak, Süreniz dolunca gideceksiniz tek tek, Siz gittikçe ben yeni insanlar tanıyacağım, Bu böyle sürüp gidecek, Taki dünyanın sonu gelene kadar. İşte o zaman zamanı gelecek, Zamanı gelince zaman bile duracak... Elif Yalçın |
Aşkın Boyası 'Gri' Ben renklerini kaybetmiş ressam Koymuşum duygularımı paletime Tek umudum kalmış Mutluluğun resmini yapmak Asil, asi olmuş Beyazı kir tutmuş Ruhum gride hapis Tüm sevinçlerimi Hırsız dumanlar yutmuş Korkunun hayali Tuvale düşen sis Sürdüm tuvale Tutkuya batırılmış fırçamı İstemezsen sevdiğini tutkuyla Mutlu olamazsın diye Sonsuzluk üstüne sonsuzluk ardından Ölümsüzlük iksiri damladı İhanetin masmavi dudağından Karıştırdıkça karıştırıyorum duygularımı Bir güvercinle bulutlara varmak için Günahsızlığı bulmak için Eksik kalıyor bir şeyler Çiçekler soluyor yeniden Bir gökkuşağı geçiyor içimden Ve gri esir alıyor yaşanmışları Anladım Aşkın boyası çıkıyor hayalden… Ali Atlamaz |
Gözlerin Hayâli bir başka aslı bir başka Verem etti vurdu gitti gözlerin Haramî bakışın düşürdü aşka Beni öldürmeye yetti gözlerin Bitirdi ömrümü bitti gözlerin... Hayatımı yuttu gönlümü tuttu Bir zaman gözlerin bana umuttu Korkarım ki şimdi beni unuttu Dalan gözlerimde tüttü gözlerin Bitirdi ömrümü bitti gözlerin... Getir gözlerini bırakma darda Sevindir garibi koyma efkârda Mecnun'a döndürdü gözüm yollarda Şu sahra gönlümde yitti gözlerin Bitirdi ömrümü bitti gözlerin... Turan Şakalar |
BEN HEP SENINLE OLACAGİM geçtimi bizden dersın yitirdikmi sevgimizi bitti mi herşey bakmayacak mısın gözlerimin içine artık senı herseyden cok seviyorum demeyecek misin gülmeyecek misin ben san abakınca sana bakınca kalp atıslarımı duymayacak mıyım artık seni görünce heyecanlanmayacak mıyım arkadaslarıma anlatmayacak mıyım artık seni onu çok seviyoru dıyemeyecak mıyım seni uzaktan mı sevecegım artık saclarını hep dikerdi mi diyecegım ona yakısırdı bu sc sitili kızlar hayrandımı diyeceğim ona bakan birdaha bakmak isterdi herkes onu mu isterdı diyeceğim senin için seni sevdiğimi rahatca söleyemeyecekmiyim artık birbirimize söz verdık mi diyecegim ne o bensiz ne ben onsuz ölümü bile düsünürdük mü diyeceğim birlikte beraber ölmek o da olmazsa baska hiç kimseyi sevmeyecektim mi diyeceğim bu sözler gerıde kaldı dıyemı anlatacagım arkadaslarıma onunla yasadığımız günler güzeldi biz ayrıkdık mı diyeceğim onlara onlarda mutlu olurlar kesin seni seven çoktu çünkü bilirsin ama ben unutamam seni sen istersen unut beni ama benden isteme yeni bir baslangıç yapmıssın senin için hayırlı olsun benım için çoktan geçti sen ii ol mutlu ol ben hep seni düsünüyor olacagım belkıde arkandan yasını tutacağım ama merak etme BEN HEP SENINLE OLACAGIM:) |
Dost musun? Öyleyse canın canımdır... Aynan olmalıyım... Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi... Hem sakınmadan, mertçe... Hani bilirsin, esirgemem lâfımı, Ne şekil gelirse, öylece... Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama, Seni de dupduru isterim karşımda... Dostsan, Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden! Arkamdan şikayetlenme! Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme! Lâf değil, icraat beklerim senden! Öyle bak ki, hislerini görebileyim... Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim... Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı! Dil dönerken söylenmeli her şey... Kulak duyarken anlatılmalı... Göz bakarken bakmalıyım sana... Can sağ iken sarılmalı... Keşkelere meydan vermemeli hayatım, Pişmanlıklarla yoğrulmamalı.... Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma! Yadırgayabilirsin beni, Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma... Kandırmanı aslâ kabul edemem! Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama, Beni, bana sormadan yargılama! Her yediğimiz aynı olmaz belki, Her dakikamız birlikte geçmez... Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de, Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım... Belki her çağırdığında gelemem fakat, Derdine ortak ararsan, koşarım... Ben de herkes gibi insanım elbet, Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok! Senin işin bu değil! Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında... Dostsan, Küçümsemeden, küfretmeden, Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma... Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım, ama... Yorulduğum zamanlarda, Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına... Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim Ve bir deli kadar art niyetsiz... Uğruna seve seve hesabı şaşırırım... Görmezden gelebilirim yanlışlarını... Başkaları enayilik sayabilir, Başkaları akılsızlığıma yorabilir, Bunları dert bile etmem, ama, Sen, aslında aptal olmadığımı, Her an, tekrar tekrar hatırla! Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma! Seviyorsan, cimrilik etme, söyle! Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla, Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum! Neyse, o olmalı insan... Kendisi olmaktan korkmamalı! Kendisi olmaktan kaçmamalı! Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama, Ben olduğum için bırakırsan beni, Yas da tutmam arkandan! Bedel mi? Ödemeyeceksen çıkma yola! İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin... Kendince küser barışır, kendi kendini yersin! Dostsan, mevsimince yağ... Kışsan kar ol, güzsen yağmur... Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem, Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama, Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma... Belki de çok geldi bunca talep... Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma... Sana fazla geldiğim ilk anda, Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin... Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden... Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama, Gitmeye davranırsam bir gün, Sen de karşımda set olma! Dost musun? Öyleyse, canın canımdır, Yoluna baş koymaya hazırım ya, Başını da yollarımda isterim, unutma! alıntı. |
Seninle Sensiz İsyan mı etmeliyim yokluğunun kalabalığına Gitmelimiyim yoksa bilinmeyenlere Taşıyamıyorum sensizlik yükünü Eziliyorum ağırlığında kaybetmişliğimin Yuva yapmışım geleceğimi acıların ortasına Sağım hasret, solum hasret, sensizlik Kavuştu arzularım en ulaşılmaza da Bir sen uzak, bir de sevdan Söndürülemez yangınım alev alev hala Sen söndüremedin, bir türlü gelemedin Gelirim demiştin giderken, hatırlarmısın Ne bedenin ufukta, ne sesin kulakta Gözlerim kör kaldı yollarını gözlemekten Tozu toprağa kattı yokluğun Ben ne yaşayabildim, ne ölebildim Iki arada, bir derede Bin öldüm, bir dirildim Sadece yalnızlığım var Ben, seninle bile sensizdim Bilseydim severmiydim Saadet Güldürsün |
Etrafımız sevginin gücünü göremeyen gözlerle dolu. Bekliyorlar sevgi dolu hareketlerimizi, yapsak parçalayacaklar. Peki ya biz? Buna rağmen çok uzağız hem de çok! Yaklaşsak da engelleniyoruz. Kör gözler tarafından çekilen hayali perdelere takılıyor temaslarımız. Azimle hiç durmadan anlatsak, Desek ki “Bakın bu ise mavi” Cevap hazır: “Konuşmaya devam etmek için iki jeton daha atınız” Ne yapalım? Ben senin için, sen benim için, Atarız jetonları... Peki ya mavi? Çok uzağız, Hem de çok! Barış Böke |
Karanlık Bir çocuk korkusuydu kaçtım İçinde birşeyler var sandım Aydınlıkla güldüm karanlıkla yattım Bilirmiydim dizelerin karanlıkta gizli olduğunu Büyüdükçe anladım hayatın anlamsızlığını Bana tattırdığı acı tatsızlığını Olsada kederim bana miras kalan kalbin anahtarının Bilirmiydim karanlıkta saklı olduğunu Tutkudur bu başka birşey değil Sendekini sevemiyorsan silmesini bil Kaybedecek birşeyin yoksa aydınlığı sil Güneşi bekle yeni bir hayat gibi.. Anıl Bekmezci |
Sana Öyle Gelmeliyim Ki Sana öyle tutku dolu gelmeliyim ki.. Yılların üzerine yapıştırdığı Üzerinden bir türlü atamadığın yalnızlığın.. Arkasına bakmadan kaçıp, gitmeli senden. Sarılınca kollarına, Dokununca dudaklarım dudaklarına-sıcacık.... Yanardağlar kıskanmalı bu ateşi.. Sana öyle özlem dolu gelmeliyim ki... Yüreğinin bütün kapıları açılmalı.. Bana küskünlüğün bitmeli.. Bütün pencerelerin açılmalı.. Evine sevgi rüzgarları saçılmalı.. Mahallede konu komşun, eşin dostun Seni ne çok sevdiğimi bilmeli.... Sana öyle yürekli gelmeliyim ki... SEN, Bana öyle sarılmalısın ki.. Beni öyle yangın dolu öpmelisin ki.. Öyle şefkat dolu bakışmalıyız ki.. Kendimizden geçmeliyiz, Gözlerimizde kaybolmalıyız. Hasretimizin bittiğine değmeli Yalnızlıklarımızı bitiren bu kavuşma... Necdet Göknil |
AcılAra DaiR kaybedilir tüm umutlar gecenin kuytusunda oysa şimdi gündüz neden umutsuzum ben enginlere açılan bir gemi gibi sonsuz maviliklerde yalnız ve yolcusuzum karaları arayarak mı geçecek bütün ömür daha ne kadar alabora edecek insafsız dalgalar beni dünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bugünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yarın mechul bir hayatın rotası ızdırap fırtınası içinde yontulmuş umutlar peşinde kaybolmakmış meĝer küf kokulu bir baharda yüreĝim aĝlamazsa solmazsa daha da soluk yüzüm bir gariplik sezerim içimde sarkısı hüzün olan çıkarsa karşıma birgün mutluluk bilmiyorum direnirmiyim istemezmiyim gülmeyi özlermiyim kan aĝladıĝım günleri çölleşmiş bir dünya ve biter topraktan koca dikenler afaroz edildim bahardan çorak topraklarım solmuş yapraklarım kaldı elimde dilek tutmayı bile unuttum unuttum kırmızı gülleri çoktan ve tükettim kendimi hiç yoktan birgün aşabilirsem kafdaĝını canlanırsa yarı ölü cesedim oturamam öyle sessiz sedasız yıllardır mataramda biriken çok maske görmüş gözlerin yaşlarından maskeler üretirim asırlardır raĝbet gören bu malın reklamını beşiklerde yaparlar satarlar ergenleşmiş yürege hem de yüzleri hiç kızarmadan yıllanmış bir hatanın katmerleşmiş bedelini evetledim müflis biri oluncaya kadar insanların bazısında israf edilmiş sevgiyi bulamadım hiçbir zaman betonlaşmış varoşlarda şimdi en az ölüm kadar soĝuk olan bu lahza da bilmediĝim bir garip yerin sessiz ve tenha sokaklarında elimde kalan son sevgimi de hak edene vermek için murdarlara diş bileyen aslanları bekliyorum yoruldum iki yüzlü çok pürüzlü bu zevattan ve derinden of çektiren uzay çaĝı dostluĝundan dilim yanmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içmem artık üflesemde ızdırabı elimdeki tek sermayem nefesimi saklıyorum mirasımı vermek için azraili bekliyorum.. (alıntı) |
Şimdi Sen Gidiyorsun İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra. Kaybetmek zormuş. Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak. Aslında yoktun ya başta. Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor. Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler. Hayat dedim de, üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey. Hayat sana yakın, benden uzak şimdilerde. Nefes almak güç müydü eskiden. Yokluk, sensizlikle eş anlamlı değildi. Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu. Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık. Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini. Baktığım yerler boşluk. İçimden ağlamak gelmiyor. Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım. Sevdaya yakındı adın önceleri. Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor. Her şey koca bir yokluk. Peki var olan ne? Nedir şimdi yaşamak dediğin. Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı. Düşlemeye bile korkuyorum seni. Şimdi sen gidiyorsun. Git. Kal diyemem. Tükettiklerim acıya yakın. Özlemlerim maskeli. Gözlerimde sisli bir şehir. İçimde yıkılıyor mabetler. Yüreğim enkaz. Şimdi sen gidiyorsun ya Boşlukta dağılıyorum ben. Yılmaz Erdoğan |
Böyle Gidiyorsun Ya Böyle gidiyorsun ya Beni pişmanlıklara sürüklüyorsun Sen benim için gururundan vazgeçmiyorsun Oysa ben senin için bi çok şey feda etmişken Sen benim için hiçbirşey yapmıyorsun Ben senin için ölmeyi göze almışken Bana ağlama diyorsun Bana deymez Ben dayanamıyorum Yine gözyaşlarım süzülüyor kalbimden Beni sevme diyorsun ben sevilecek adam değilim Ben dayanamıyorum yine sana geliyorum Bana git diyorsun beni bırak kendi halime Ben dayanamıyorum yine sana koşuyorum Aslı Selin Yüksel |
Ve gece.... uyku tutmuyor gözlerimi.. gecenin en hüzünlü gecenin en gizemli vakti yaşanıyor... uyumak vakit kaybı.... uyumak ziyan! .. uyumak kaybedecegım zamanı getiriyor aklıma. ve gece..... öylesine zavallı yaptıki beni ağlıyorum ziyan ettiğim bütün hayallerime... aklıma düşüyor birden farklı hayatlar. gecenin bu saatinde kimbilir nerelerde neler yasanıyor... gecenin bu saatinde kimler ağlarken, kimler hayalleriyle rüyasında buluşuyor... ve hiç bitmesini istemiyor rüyasında bile olsa sevgiliyle gecen dakikaların... ve gece çok sıcak.... kavruluyor bedenler ve yanısıra gönüller... gündüz hallerinden eser yok kimsede pişmanlıklar vuruyor damgasını geceye.. acı dolu yıllar... tatsız ve bomboş geçen bir avuç hayat,,, ağlıyor gözler... öylesine susamışki kimseye hesap vermeden doya doya ağlamaya. ağladıkça mutlu oluyor gönüller... gece karanlık... ve gece çok hüzünlü... ama ağlatan hali bile uyumamaya değer.... Güzin Demir |
Tutsaklığın Tutkusu Dert Kurumuş yaprakların kokusudur Hasret Gecenin gündüze olan tutkusudur Yalnızlık Çöllerde aranan bir yudum sudur Ve sensizlik Sana olan tutsaklığımın tutkusudur. Recep Gökkaya |
Yokluğunun deminde ayrılığın son perdesindeyim. Bitecek birazdan aşk oyunumuz kapanacak sahnemiz… Ve son selam seyircilere…Ardından veda zamanı… Üzülme!!! Bir daha hiç dönmemek üzere gidiyorum…. Sevgim Büyüdükçe Ben Küçüldüm Çocuk Oldum.. -alintidir- |
Bu Gece Canım Acıyor Bu gece çok karanlık, Yıldızlar parlamıyor, Yol göstermiyor kutup yıldızı… Gökyüzü hüzün yüklü ben gibi… Neden hüzünlüyüm bu gece, Şarkılar mı, şiirler mi acıklı bugün? Yaralarıma değiyor zehir zemberek sözcükler, Acıtıyor canımı… Uzattığım elim boşluğu avuçluyor, Bir hiç için miymiş bütün çabalarım? Yüreğimde özenle büyüttüğüm aşk, Koparılmış, ezilmiş mi ayaklar altında? Kaçıncı ihanete uğrayışım, Harcanışım mirasyedi bir elde… Yazgım lacivert, kara değil, Umutlarıma maviler kattım inadına… Yorgunluğumu bulutlara astım, Oysa acılar çıkmadı yüreğimden… Bu gece ağlamak istiyorum, Yalnızlığın ayak sesleriyle! HARİKA UFUK |
Mahkum Etme Sensizliğe mahkum etme sensizliğe hasretini taşıyamam bırakıp gidersen eğer şunu bil ki yaşayamam Tanrı acır kullarına atma hasret yollarına İnsaf düştüm ellerine mahkum etme sensizliğe hasret rüzgarı sert eser kurşun olur kalbe değer birazcık sevdiysen eğer mahkum etme sensizliğe dal olayım al kır beni ateşlere savur beni çok istersen çek vur beni mahkum etme sensizliğe mahkum etme sensizliğe hasretini taşıyamam bırakıp gidersen eğer şunu bil ki yaşayamam Nuh Keniş |
Ruhsuzum Aşkı en derin noktada sevdim delice İçinde ümit dolu pembe sayfalarda Yok olan taş duvar kalp kapaklarında Serzenişten uzak kaldım sessizce Şimdi haykırıyorum çılgınca sevdamı Saklamak yerine hiç susmamak anlatmak İşte hüzün tarlasındayım senden uzak Var olmaksa sensin dünyamda anladın mı? Hicran dolu bir yürekleyim sadece Senden kalan acı bir hatıra bana Gözlerimden dökülen tane yaşlarla Susuyorum sonra ne kadar sevsem de Adım attığım her noktada sen varsın Kokunsa hiç gitmiyor her an yanımdasın Avutamıyorum kendimi bütün anılarımsın Keşke bitmesin dediğim rüyalarımda saklısın Ruhumu çaldın benden şu an ruhsuzum Gözlerimi güzelliğinde bıraktım bir körüm Bu beden sahipsiz yokluğunda yalnız kötürüm Bir köşeye oturdum gelirsin diye bekliyorum İbrahim Sarıhan |
Ellerimden alırcasına rengimi Yoksul bıraktın Sanki Büyü müyü karıştırıp yudumladığım sıvıya Sanki Ruhumu Bensiz bıraktın Sanki yarınımı bugünümden kıskanır gibi Kelimelerimi Bensiz bıraktın Kim olsaydın kanardım Yeşil Siyah? Ellerimden alırcasına rengimi Beni aşksız bıraktın Şimdi inancımı sorgular dururum Şimdi Kaldığım her saniyenin deli Nedenini sorgular dururum Şimdi Yarınlardan çekip sesimi Varsa çığlık sundururum Şimdi ne cümlelerim sana has ey kibir Ne de gizlenişim Şimdi Beni bana getiren geriye Her cümlene Minnettarım Aşksız kal! Çiğdem Dal |
Gel Yüreğimin Ucunda Dur Ey..sevgili terk etme Hiç olmazsa yüreğimin ucunda dur Bu yürek hem yalnız hem susuz Hem yorgundur kafesinde Ben hep oradayım Sen de gel yüreğimin ucunda dur Türkülerini yarım bırakma yüreğimin Yarım bırakma uykularını Ses ver renk ver rüyalarıma Su verir gibi tohuma Can ver rüyalarıma uyku arası Ben hep oradayım oldum olası Ey.. sevgili gitme Bölme zamanı Dönme sırtını karanlığa Seni yitirmekle bulmak Bir sevda macerası ; İndirir çıkmaz sokaklara bu sevda Ak tomurcukları açmaz yüreğimin o sokaklarda Gülümseyemem masmavi bulutlara Tutsak oldum sevdana Parmaklıklar altın sarısı Ben orada mahkumum oldum olası Ey..sevgili sensiz Dalgalar izinsiz vuruyor kıyılara Güller senden izinsiz kuruyor Baharda gül kurur mu Bülbüller inanmadı Kurudu güllerin kanı Bu arada sevenler Türküler yakıyordu akşam üstü Bitmeyen tutsak sevdalara Hadi gel sevgili Gel yüreğimin ucunda dur Benim sevdam Boş çerçevede ki yalnızlık yarası Ben hep oradayım oldum olası |
| Saat: 07:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık