MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

reyan 21 Temmuz 2009 13:16

Emanet Gözyaşı



Döktüğüm bu son gözyaşı
Seni benden koparan
Geminin son çığlığı
Son ürkütüşü denizde küçük balıkları.
Son
Maviliklerden bana sallarken
Öpülesi ellerini görüşüm,
Sana haykıramadığım
Dudaklarımda söylenmemiş sözler kaldı,
Martılara ağlayarak fısıldadığım.
Rüzgârların kokunu getirişi
Senli bir şehirde
Sensiz kalışım
Bu Son

Gidişin
Yüreğimde suskunluk
Ellerimde çaresizlik bıraktı.
Ne yöne baksam ağlıyor şehir,
Ne tarafa dönsem çıkmaz sokak
Sanki gitmiyor ayaklarım.
Gidişin
Vuslatsız aşkları yaşamak gibi
Leyla mecnunu
Mecnun Leyla'yı sevdiğine utanırdı
Bizi son kez görselerdi.


Şimdi
Emanet kaldı senden
Yanaklarıma düşen gözyaşı
Yüreğimi yakan bu ateş
Bu tarifi imkânsız acı



(alıntı)


asla_asla_deme 21 Temmuz 2009 14:09

RUBAİ
 
RUBAİ

Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.



Ömer Hayyam


Daisy-BT 21 Temmuz 2009 16:13

Benim Günahım Aşktır

Benim günahım aşktır, senin erdemin nefret
Sevgi günahtır diye günahımdan nefret bu.
Gel, kendi durumunu benimkine kıyas et,
Görürsün siteminin ne haksız olduğunu.
Haklıysa da, o sözler kızıl süsünü bozan
Ve benimkiler kadar bol sahte aşk senedi
Düzüp başkalarının yataklarını talan
Eden dudaklarından işitilmemeliydi.
Seni sevmem yasaldır; bak, seviyorsun sen de
Gözüm sırf sana düşkün, senin gözün onlara
Merhamet yüreğinde kök salıp boy versin de
Acımanla hak kazan sana acınanlara.
Aramağa kalkarsan kendi gizlediğini
Senin kendi örneğin yoksun bırakır seni.

(1564)

William Shakespeare


Daisy-BT 21 Temmuz 2009 16:23

Çöl Daha İyi!

Çöle kıyısı olan kentlerin
Limanları sıkıcı olur
Kuş uçar gemi geçmez,
Kervan zaman içinde.
Böyle kentlerde insan
Fırtına gibi sever,
Sevdiği için ağlamayı.

Hangi türküde sevmekten bahsedilse
Ben hicaz olurum
Elimi ıslatır elinin teri
Ziyan olurum

Seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
Hangi türküde sevmekten bahsedilse
Bu çölde ben
'Şair burada yaşadığı kenti çöle benzetiyor'da
Bahsedilen şair olurum

Yılmaz Erdoğan


reyan 22 Temmuz 2009 13:39

Hüznümün Katiliyim


Gün geceye döndüğünde,
Sen benden çoktan gitmiştin..
Beceremedim beceriksizdim.
Uzanamadım hayallere
Sensiz olmuyor ki.
Kızdım kendi kendime
İçim yedi içimdekini
Taşmıydın sen?..
Oturdun kalbime..
Bu ağırlık,
Bu sıkıntı,
Bu vazgeçiş aşktandır bilesin.
Yağmur süzülürken pencereden,
Ben boğdum ellerimle, evet..
Hiç ama hiç acımadım!...
Sen yoktun ki yanımda.
Çırpınamadı.
Karşı koyamadı bana.
Senin izin olan ellerimde,
Son nefesini verdi..
Faili meçhul değil..
İtiraf ediyorum artık.
Ben hüznümün katiliyim..


COSKUN ARSLAN


arwen 22 Temmuz 2009 23:29

Ey Yar! Sanma ki seni unuttum
Ne seni unuttu bu yürek
Ne de seni kalbine gömdü
Hala İlk günkü gibi içimdesin
Hep hayalimde, hep düşümdesin

Hayal dünyamın baş tacı, düşmeyen tek yaprağı
Solgun hayatımın süsü, rengârenk gökkuşağı
Hatırlar mısın? Yaşanan İlk aşk günlerimizi
Kızaran yanağımızı, titreyen elimizi
Bütün âşıklar gibi; kavuşmamız hayal oldu
Belki de ezelden aşka ayrılık hükmü kondu
Bil ki; bu yürek hiçbir zaman bu kente sığmadı
Tüm Satırbaşlarımda isminin baş harfi vardı
Ayrılık şarkılarını ağzıma hiç almadım
Hep Zimmetimde kaldın, ben senden hiç ayrılmadım
Engelle dolu hayatımın tek düzlüğüsün sen
Damarımda kan diye dolaştığını bir bilsen
Gecenin kör noktasında kalsa da umutlarım
Utangaç bakışlarını gözlerimde saklarım
Yüreğimde halen bu üç harfin (a.ş.k) yarası var
İçimdeki cennetin en güzel köşkündesin yar

Ey Yar! Sanma ki seni unuttum
Ne seni unuttu bu yürek
Ne de seni kalbine gömdü
Hala İlk günkü gibi içimdesin
Hep hayalimde, hep düşümdesin

Mehmet Orhan Durdu


Daisy-BT 22 Temmuz 2009 23:42

Sen İran Ol

Sarhoşunum, nasıl ayık kalayım?
Aşk şarabın doldu gönül testime.
Sen İran ol bende şahın olayım;
Varsın Sultan Selim gelsin üstüme...

Öyle bir güç var ki aşkın verdiği;
Deryada damladır aklın erdiği.
Perilerin,meleklerin,gerdiği,
Sipersin,kanatsın,kolsun üstüme...

Ali'nin kılıcı elimde aşkın,
Veli'nin duası dilimde aşkın.
Durmasın karşıma çıkacak şaşkın;
Tekmil orduların salsın üstüme...

Yad el dokunursa kaşına senin,
Ölürüm çıkamam karşına senin.
Zarar getirirsem taşına senin;
Yezid'in vebali kalsın üstüme...


Cemal Safi


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 00:22

Kal Sağlıcakla

Kader defterimin dram bölümü;
Sana tutsak ettim sefîl gönlümü,
Esaret yerine bil ki ölümü,
Seçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Benimle bir dünya dar geldi sana,
Seviyorum demek ar geldi sana,
Kara toprak daha yâr geldi bana,
Göçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Göçüp gidenlerin son nefesini,
O sessiz ülkenin efsânesini,
Hayatla ecelin mesafesini,
Ölçerim sevgilim kal sağlıcakla.

Çektiğim çileler gelmiyor dile,
Söylesem nafile, yazsam nafile,
Senden vazgeçersem, Sırat'tan bile
Geçerim sevgilim kal sağlıcakla.


Cemal Safi


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 00:40

ALBÜM

Elimde üç tekerlekli kırmızı bir bisiklet,
Bir nohut-oda Hacıbayram’da
Denizsiz bir ada’nın kıyılarında
Görünmez arkadaşlarım..
Ne işim vardı bu rüya’da.

Bir kere, bisiklet yeşil değildi,
Başkentti, ada değildi.

Karpuz iyi çıkmadı, beni yordu.
Alemdağ ormanında kayboldum;
Herkes beni arıyordu..
Akşam oluyordu, korkuyordum.
Ne işim vardı bu rüya’da.

Alemdağ ormanı yandı, yok oldu;
Benim kayboluşum da öylece kayboldu.

Bir resimde toplanıldı bilmeden..
Birer birer dağınıldı bilmeden..
Beni buldu arayanlar sonunda..
Ama onlar silindiler resimden..
Ne işim vardı bu rüya’da.

Orda orman olsa da gene kaybolsam diyorum.
Ya da resmi yakıp ben onları bulsam diyorum.

Özdemir Asaf


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 01:07

Duy Şikayet Etmede Her An Bu Ney

Duy şikayet etmede her an bu ney,
Anlatır hep ayrılıklardan bu ney.

Der ki feryadım kamışlıktan gelir,
Duysa her kim, gözlerinden kan gelir.

Ayrılıktan parçalanmış bir yürek
İsterim ben, derdimi dökmem gerek.

Kim ki aslından ayırmış canını,
Öyle bekler, öyle vuslat anını.

Ağladım her yerde hep ah eyledim,
Gördüğüm her kul için dostum dedim.

Herkesin zannında dost oldum ama,
Kimse talip olmadı esrarıma.

Hiç değil feryadıma sırrım uzak,
Nerde bir göz, nerde bir candan kulak?

Aynadır ten can için, can ten için,
Lakin olmaz can gözü her kimsenin.

Ney sesi tekmil hava oldu ateş,
Hem yok olsun, kimde yoksa bu ateş!

Aşk ateş olmuş dökülmüştür ney'e,
Cezbesi aşkın karışmıştır mey'e.

Yardan ayrı dostu ney dost kıldı hem,
Perdesinden perdemiz yırtıldı hem.

Kanlı yoldan ney sunar hep arz-ı hal,
Hem verir Mecnunun aşkından misal.

Ney zehir, hem panzehir, ah nerde var,
Böyle bir dost, böyle bir özlemli yar?

Sırrı bu aklın bilinmez akl-ile,
Tek kulaktır müşteri, ancak dile.

Gam dolu günler zaman hep aynı hal,
Gün tamam oldu, yalan, yanlış, hayal.

Gün geçer yok korkumuz, her şey masal,
Ey temizlik örneği sen gitme, kal!

Kandı her şey, tek balık kanmaz sudan,
Gün uzar, rızkın eğer bulmazsa can.

Olgunun halinden ah, anlar mı ham?
Söz uzar, kesmek gerektir vesselam.

(Farsça, çev: F. Halıcı)


Mevlana Celaleddin Rumi


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 01:21

Konuşamıyorum

Sazlıklardan havalanan bir ördek gibi sesin
Ürkek şaşkın kararsız duyuyorum
Ve sen bir gökkusağı kadar güzelsin
Rengarenk ve az sonra gidecek görüyorum
Ve ben yağmurlar altında bir yolcu
Islak yorgun tutkulu yürüyorum
Sensiz ben yolumu bulamam
Haykırmak istiyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum

Bu ayrılık akşamında sen sustuğuma bakma
Konuşmaya gücüm yok beni anla
Söyleyemediklerimi bak gözlerimden anla
Herzaman yanımda kal hiç bırakma
Sensiz ben yolumu bulamam
Haykırmak istiyorum
Konuşamıyorum konuşamıyorum konuşamıyorum
Konuşursam gözyaşlarım beni boğacak
Biliyorum duyuyorum görüyorum konuşamıyorum


İlhan İrem


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 01:40

Bir Yolculuk Üstüne

Açıyoruz kapıları,
Kapıyoruz kapıları,
Geçiyoruz kapılardan
Ve biricik yolculuğun sonunda
Ne şehir,
Ne liman

Tren yoldan çıkıyor,
Batıyor gemi
Düşüyor uçak.
Harita çizilmiş buzun üstüne
Elimde olsaydı bu yolculuğa
Başlayıp başlamamak
Başlardım yine .


Nazım Hikmet Ran


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 02:25

Mendilimde Kan Sesleri

Her yere yetişir
Hiçbir şeye geç kalınmaz

Çocuğum beni bağışla
Ahmet Abı sen de bagisla.

Boynu bukuk duruyorsam eğer
içimden böyle geldiği için değil
Ama hiç değil
Ah güzel Ahmet Abım benim
insan yaşadığı yere benzer
O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer
Suyunda yüzen balığa
Toprağını iten çiçeğe
Dağlarının, tepelerinin dumanlı eğimine
Konyanın beyaz
Antedin kırmızı düzlüğüne benzer
Göğüne benzer ki gözyaşları mavidir
Denizine benzer ki dalgalıdır bakışları
Evlerine, sokaklarına, köşe başlarına
Öylesine benzer ki
Ve avlularına
(Bir kuyu halkasıyla sıkıştırılmıştır kalbi)
Ve sözlerine
(Yani bir cep aynası alim-satımına belki)
Ve bir gün birinin bir adres sormasına benzer
Sorarken üzünçlü bir ev görüntüsüne
Camcının cam kesmesine, dülgerin rende tutmasına
Öyle bir cidara yakımına, birinin gazoz açmasına
Minibüslerine, gecekondularına
Hasretine, yalanına benzer
Anisi issizliktir
Acısı bilincidir
Bıçağı gözyaşlarıdır kurumakta olan
Gülemiyorsun ya, gülmek
Bir halk gülüyorsa gülmektir
Ne kadar benziyoruz Türkiye’ye Ahmet Abı.
Bir güzel kadeh tutusun vardı eskiden
Dirseğin iskemleye dayalı
-- Bir vakitler gökyüzüne dayalı, derdim ben --
Cidara paketinde yazılar resimler
Resimler: cezaevleri
Resimler: özlem
Resimler: eskidenleri
Ve bir kasın yukarı kalkık
Sevmen acele
Dostluğun çabuk
Bakıyorum da simdi
O kadeh bir küfür gibi duruyor elinde.

Ve zaman dediğimiz nedir ki Ahmet Abı
Biz eskiden seninle
istasyonları dolaşırdık bir bir
O zamanlar Malatya kokardı istasyonlar
Nazilli kokardı
Ve yağmurdan ıslandıkça Edirne postası
Kil gibi ince İstanbul yağmurunun altında
Esmer bir kadın sevmiş gibi olurdun sen
Kadının ütülü patiskalardan bir teni
Upuzun boynu
Kirpikleri
Ve sana Ahmet Abi
uzaktan uzaktan domates peynir keserdi sanki
Sofranı kurardı
Elini bir suya koyar gibi kalbinden akana koyardı
Cezaevlerine düşsen cigaranı getirirdi
Çocuklar doğururdu
Ve o çocukların dünyayı düzeltecek ellerini islerdi bir dantel gibi
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar büyüyecek
O çocuklar...
Bilmezlikten gelme Ahmet Abı
Umudu dürt
Umutsuzluğu yatıştır
Diyeceğim su ki
Yok olan bir şeylere benzerdi o zaman trenler
Oysa o kadar kullanışlı ki simdi
Hayalsiz yasıyoruz nemdeyse
Çocuklar, kadınlar, erkekler
Trenler tıklım tıklım
Trenler cepheye giden trenler gibi
İsçiler
Almanya yolcusu isçiler
Kadınlar
Kimi yolcu, kimi gurbet bekçisi
Ellerinde bavullar, fileler
Kolonyalar, su şişeleri, paketler
Onlar ki, hepsi
Bir tutsak ağaç gibi yanlış yerlere büyüyenler
Ah güzel Ahmet Abım benim
Gördün mu bak
Dağılmış pazar yerlerine benziyor simdi istasyonlar
Ve dağılmış pazar yerlerine memleket
Gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
Gelse de
Öyle sürekli değil
Bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
O kadar çabuk
O kadar kısa
iste o kadar.

Ahmet Abı, güzelim, bir mendil niye kanar
Diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
Mendilimde kan sesleri.


Edip Cansever


KIRLANGIC 23 Temmuz 2009 15:42


INSAN KALBINE MEKTUP YAZAMIYOR
Yazma diyorlar bana,
yazarken canın acıyor,
ağlıyorsun..
ve gelemiyorsun kendine uzun bir süre..
yazma diyor,beni tanıyanlar..
yazarsan kurtulamazsın bu aşktan...!


Yapamıyorum,
yazmamayı beceremiyorum...
oysa sussam bir süre..
dinlense kelimeler..
Ben sussam sen yazarsın belki..
İkimizin yerine konuşmaktan yoruldum artık...



Ben yazmazsam belki yeni anlamlar yüklenir alfabeye..
Bir harfini aldım oysa onun ben..
28 harf kaldı geriye..
Artık seni tanıyanlar,
bilemeyecekler hiç..
Adının başında hangi harfin olduğunu..


Kolay değil böyle sevilmek eminim..
Hiç seni sevdiğim kadar sevilmemiş olsamda..eminim işte..
Benim nefes almamı engelleyen bu aşk,
seni de yaşatmaz,bilirim..


Bulmacaların içindeyim,
ama ne olur çözme beni..
gidersen birgün dayanamaz kalbim..
bırak sırlarla kalayım..sen hep başucumda kal..
Bana hiç "gelmemiş"olsaydın..
korkmazdım elbet "bir gün gidecek"olman düşüncesinden..
Ama geldin bana,
Ne de iyi ettin...!




Susamıyorum..Ne zaman susmak gelse içimde..
Gözyaşlarımla yıkıyorum yüzümü..
Çok ağlıyorum...
Diyor ki bir şarkı;
-ben denizden bir damlayım,o yüzden tuzludur gözyaşlarım..
Denizden doğduğum doğru..
ama artık eminim,
Doğduğum yerde ölmeyeceğim...!



Ağlatmak istemezdim kimseyi..
ve sen hiç ağladın mı,bilmiyorum..
Hayatının neresindeyim
ve yokluğumun büyüklügü ne kadar yer tutarsa
bedelini ödemeye razıyım..
Bırak gideyim..



"Tutmuyorum zaten"diyebilirsin..
doğru..
ellerinle bağlamadın ellerimi..
Dillerinle söylemedin "gitmeleri"..
Kalbimden kalbine bağlanan o kalın ilmiği sen atmadın..
Habersiz değildin ama...Sadece uyarmadın..


Bazen oturup sana mektup yazmak geliyor içimden..
Sayfalarca..renk renk..
Saçlarımı boyadığım gibi boyamak istiyorum kelimeleri..
Oturuyorum..yazamıyorum..
Boya kalemleri elimde kalıyor..
Gidip masum çocuk yüzlerini boyuyorum..
Gülüyorlar..
Birilerini mutlu etmeyi becerebiliyorum..
Az da olsa..


Kötü olabilseydim..senin için,sana karşı..
Nefret edebilseydin benden..
Denemedim mi sanıyorsun,seni sevmemeyi..
benden nefret etmeyi sana öğretmeyi..
olmadı..
ne zaman bir adım atsam senden geriye..
yüzlerce kere koştum ileriye..
Ardıma döndüğümde sen hep aynı yerdeydin..
Uzaklığımız bundandır..


Neden boğaz köprüsü var burada biliyor musun...
ben mi uydurdum yoksa bu bir hikaye miydi,hatırlamıyorum..
Ama bir şehir aşık olunca diğer şehre..kuruvermişler araya köprüyü işte..
Şehirlerin dilleri yok,anlatamazlar sevdalarını..
Benim dilim var..
Ama şehir kadar saklayamam sevdamı..
Salıverirsem birgün içimden bu aşkı..
yıkılacak bu köprü..
Hiç bir seven kavuşmasın diye....!


Olmuyor..olmuyor..
Bir mektup yazsam diyorum sana..
İnsan kalbine mektup yazamıyor...!


reyan 23 Temmuz 2009 16:00

—bilmiyorsun değil mi?
Huzurun yüreğinde attığını…

…daha dündü!
Karınca gibi, kırıklarımı topluyordun,
Ne iyi yapıyordun…

…şimdi içimdeki sevgini topluyorsun,
Hiç mi farkında değilsin;
Sensiz kırıklarımın çoğaldığından…

—bilmiyorsun değil mi?
İnsan, mutluluğu herkeste göremiyor-nedense-

…ey sevgilim!
Kadınım/ yüreğinde kendimi sakladığım,
Sensiz! Yokluğuna nasıl kan damlamam…

…anlıyor musun?
Yapamıyorum/ hayata tutunamıyorum!
Kaldırım taşlarının altındayım, seni sayıklıyorum…

—bilmiyorsun değil mi?
İlk kez aşkın tarifini yapıyorum… Yani seni(n)

…yüreğime en yakın, yârim!
Varlığınla dertlerimi eskittiğim,
Söyle bize ne oldu da sustuk!

…hani kader bile bizden yanaydı;
İnan hiç pişman değilim seninle üzülmekten,
Yüz kere dirilsem; yine seni severim… Yine seni!

Şimdi soruyorum sana:
İnsan, hiç sevdiğini üzgün görmek ister mi?
Bilmiyorsun değil mi? Evet! Bilmiyorsun…

Bazen bir söz sevgidir; bazen de sevdiğinle üzülmek…
Bilsen de bilmesen de, seni sevmek bana huzur veriyor…


Emre onbey


Daisy-BT 23 Temmuz 2009 23:12

Güzel Havalar

Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum.
Eve ekmekle tuz götürmeyi;
Böyle havalarda unuttum.
Şiir yazma hastalığım;
Hep böyle havalarda nüksetti.
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık


Misafir 24 Temmuz 2009 08:55

Seni Bekleyişimin Adı Yok

Aslında bir kibrit kâfi gündüzleri tutuşturup,
Gecenin gerdanına dizi dizi yıldızlar yapmaya.
Hani sabahın boyu yetişse uzanıp öpecek alnından Ay'ı
Bir de hep geç kalınmış ömrün son deminde gelmese ölüm,
Belki böylesi dar gelmez giyindiğimiz mutluluklar

Mevsimlerin peşine takılıp ta,
Hüznü oradan oraya taşıyan yağmurlar gibiyim..
Sıcak avuçlarda buhar olup göğe karışan
Soğuk bakışlarda buz kesip anlamdan alabildiğine uzaklaşan,

Seni bekleyişimin adı yok,

Hasreti çeke çeke uzaklara götüren çok vagonlu trenlerin de.
Hani giden gider de, geçmişi kalır ya geride,
Onu hep yaşlı gözlerle bekleyen.
Zamanla dilindeki özlemi kırıverir zaman, en hassas yerinden…

Çok geçmeden, çok geçiyor yokluğunun üzerinden,
Haram saatler diziliyor boğazıma uzadıkça ,
Tenhasına sere serpe uzandığım düşler de yetmiyor
Yorgun arzularımı kışkırtmaya
Verdiğim sözlere saklanmış militan kılıklı yalanlar yakayı ele veriyor bir bir
Tutuklayıp aynalara hapsediyorum
Sonra vicdanım delil yetersizliğinden serbest bırakıyor

Seni bekleyişimin adı yok



Dursun diye duvarlara çivilediğim zamanın da
Payıma düşen yalnızlığın zirvesinde,
Saçlarımla gizlice siyahını paylaşıyor gece.
O zaman, bu şehir bir kez daha düşüyor gözümden
Kalabalık kaldırımlarında adım adım eziliyor günahlarımın gölgesi,

Sanki ben değildim külçe külçe acıların sahibi
Ağır korkuların ezip yel değirmelerine verdiği
Savrulmuş bedenimin, rüzgarında ölmeden dirildiği
Sanki sen değildin bırakıp giden
Üstüne üstlük hiç gelmemişken

Seni bekleyişimin adı yok..

Kurulmamış köprülerden geçmeye çalışan benliğimin de
Şiirlerim şahit olsun ki
İki satır arasına sığmıyor yalnızlığım
Ne nokta anlatabiliyor kararsızlığımı
Ne de virgül koyabiliyorum yılların ardına
Yenik düştü keşkelerim oynadığın oyunlara
Yine de teslim olmadım
Ama sen, namluda hüzün
Beni tam on ikiden vurdun
Seni bekleyişimin adı yok

gelmeyisinin de!!!

Alıntı



Misafir 24 Temmuz 2009 11:07

Hadi GiT

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git!

Git de şen şakrak geçen günlerine gün ekle,
Beni kahkahaların sustuğu yerde bekle.

Git ki siyah gözlerin arkada kalmasınlar,
Git ki gamlı yüzümün hüznüyle dolmasınlar.

Mademki benli hayat sana kafes kadar dar,
Uzaklaş ellerimden uçabildiğin kadar.

Hadi git, benden sana dilediğince izin,
Öyle bir uzaklaş ki karda kalmasın izin.

Kahrımın nedenini söylesem irkilirler;
Çünkü herkes beni Kays, seni Leyla bilirler.

Sanırlar ki sen beni biricik yar saymıştın;
Oysaki hep yedekte, hep elde var saymıştın.

Hadi git, ne bir adres, ne bir hatıra bırak,
Zannetme ki, pişmanlık, mutluluk kadar ırak!

Sanma ki fasl-ı bahar geldiğim gibi gitmez,
Sanma ki hüsranını görmeye ömrüm yetmez.

Her darbene tahammül edecektir bedenim,
Gururum mani olur perişanıma benim.

Yari Ferhat olanın ellerle ülfeti ne?
Şirin ol katlanayım dağ gibi külfetine.

Henüz layık değilken tomurcuk kadar aşka,
Sana gül bahçesini kim açar benden başka!

Hercai arılara meyhanedir çiçekler,
Kim bilir şerefinden kaç kadeh içecekler!

Mademki aşk tablosunun takdirinden acizsin,
Git de çağdaş ressamlar modern resimler çizsin.

Ne vedaya gerek var, ne de mektuba hacet,
Git de Allah aşkına bir selama muhtaç et!


Güllere de aşk olsun gene sen kokacaksan!
Fallara da aşk olsun gene sen çıkacaksan!


Kopsun nerden inceyse artık bu bağ, bu düğüm!
Her gece daha berbat, daha vahim gördüğüm.

Korkulu düşlerimi yorumdan kaçırıyorum;
Sırf sana üzülüyor, sırf sana acıyorum!

Git iş işten geçmeden, çok geç olmadan vakit,
Günahıma girmeden, katilim olmadan git! ...

Cemal Safi



arwen 24 Temmuz 2009 23:33

Eğer, gözyaşlarını tebessüme döndürüp
Felaketlerinde bile gülümseyebiliyorsan,
Hayatın tokadını yiyip,
Ayakta dimdik durabiliyorsan,
Yıkılan bir hayatı yeniden kurup,
Kaybolan yıllarını geri döndürebiliyorsan,
İlerlemiş yaşına rağmen hala çekici kalabiliyorsan,
Bütün çirkinliklerin arasından,
Güzellikleri yakalayabiliyorsan
Yüreğinde esen fırtınaları dindirip
Başını yastığa koyduğunda rahat uyuyabiliyorsan
Alın terinle, emeğinle geçinip,
Daima dürüstlüğün fazilet olduğuna inanıyorsan,
Eğer; kaderini değiştirebiliyor ve
Yaşadıklarından bir ders çıkarabiliyorsan,
Yine de her şeye rağmen, hayata dört elle sarılıyorsan
Yaşam senin avuçlarındadır artık
Ona sımsıkı sarıl.
Sema Zincir


ahmed 24 Temmuz 2009 23:35

Bir Beyaz Sayfada Sana Bakmak

Her şey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak örneğin
Uçurtma mesela
Altına konabilir biri ötekilerden
Kısa olduğu için sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa bir ömrün üzerine

Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir
Senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen iyisi mi sana benzemeye çalışan her şeyden
Bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi
Senin bir güle bu kadar benzemenin
Ve benim bilinci nasırlı bahçıvan çaresizliğim
Anlarım bitkiden filan
Ama anlayamam
Toprağın güneşle konuşmasını
Sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

Sen bana ışık ver yeter
Bende filiz çok
Köklerim içimde gizlidir
Gelen giden ,açan solan, bere budak yok
Bir şiir istersin
İçinde benzetmeler olan
Kusura bakma sevgilim
Heybemde sana benzeyecek kadar
Güzel bir şey yok

Uzun bir yoldan geldim
Tedariksiz,katıksız bir yolcuyum
Yaralı yarasız sevdalardan geçtim
Koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
Her şeyi anlattım
Olan olmayan, acıtan sancıtan
Bilsem ki sana varmak içindi
Bütün mola sancıları
Bütün stabilize arkadaşlıklar
Daha hızlı koşardım
Sever adım gelirdim
Gözlerinin mercan maviliğine

Sana bakmak, suya bakmaktır
Sana bakmak, bir mucizeyi anlatmaktır
Sana sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
Aşk sorgusunda şahanem
Yalnız kelepçeler sanıktır
Ne yazsam olmuyor;çünkü bilenler hatırlar
Hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar,
Bahçıvanlar değil,tüccarlardır.
Sen öyle göz,sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
Sen teninde cennet kayganlığı iken
Sana şiir yazmak ahmaklıktır.

Bir tek söz kalır dişlerimin arasında
Ben sana gülüm derim ,gülün ömrü uzamaya başlar
Verdiğim bütün sözler sende kalsın isterim
Ben sana gülüm derim ,gül sana benzediği için ölümsüz
Yazdığım bütün şiirler sana başlayan bir kitap için önsöz

Sana bakmak,bir beyaz kağıda bakmaktır
Her şey olmaya hazır
Sana bakmak,suya bakmaktır
Gördüğün suretten utanmak
Sana bakmak,bütün rastlantıları reddedip bir mucizeyi
Anlatmaktır
Sana bakmak,Allah a inanmaktır.

alıntı.


Daisy-BT 25 Temmuz 2009 00:03

Olduğun Gibi Görün ya da Göründüğün Gibi Ol

Güneş gibi ol şefkatte, merhamette.
Gece gibi ol ayıpları örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde, cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede, asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda, mahviyette.
Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.


Mevlana Celaleddin Rumi


Daisy-BT 25 Temmuz 2009 00:50

ERKEKLER HEP YALNIZ AĞLAR

Günlerdir sınırında yaşıyoruz aşkın
Günlerdir uçurumunda
Bu kaçıncı atışım kendimi
Kollarından yalnızlığa
Bu kaçıncı dargınlık
Bu kaçıncı barışma
Belli ki
Sensizliğe sürgün artık bu gözler
Sensizliğe sürgün bu dudaklar bu eller
Şimdi yorgun bir çınar gibi kalbim
Artık sana değil
Sensizliğe yaslanacağım
Hoşçakal güz çiçeğim hoşçakal
Seni artık
Göz yaşlarınla ıslanmış
Yastıklara bırakacağım

Oysa yıllarca
Yemyeşil bir orman köyünde sakladım gözlerini
Dağ başlarında çoban ateşleri yaktım üşümeyesin diye
Ellerine kör gecelerin karanlığında sarıldım
Ve haykırdım
En dipsiz kuyulara adını
Ezberlettim seni kurtlara-kuşlara
Sense beni sokaklara vurdun
Ve en zehir şarkılara

Bilirsin
Rüzğara bıçak
Yağmura ateş
Buluta kurşun işlemez
Sende öylesine vurdun ki beni
Artık bana
Hiçbir acı kar etmez

Neylersin
Önce melekler terk etti bizi
Sonra masmavi düşler
Öpüşler- gülüşler-çiçekler
Büyüsü kalmadı artık kavuşmaların
Bundan böyle
Bizi her köşede
Bambaşka bir cehennem bekler

Sen de bundan böyle
İçi boş şarkılarla avut kendini
En ucuz aşklarla yıka kirli ruhunu
Açılırsın
Taşlar yosuna sarılır bilirsin
Sarmaşıklar duvarlara
Geceler karanlığa
Sende yalnızlığa sarılırsın
Ve kadınsın
Ağlayabilirsin gönlünce
Göz yaşların pınarlar misali çağlar
Unutma ki erkeğim ben
Ve erkekler hep yalnız ağlar.

Ahmet Selçuk İLKAN
“Erkekler Hep Yalnız Ağlar” kitabından


Daisy-BT 25 Temmuz 2009 01:42

Arkadaşım Badem Ağacı

Sen ağaçların aptalı
Ben insanların
Seni kandırır havalar
Beni sevdalar

Bir ılıman hava esmeye görsün
Düşünmeden gelecek karakış..
Açarsın çiçeklerini..

Bense hayra yorarım gördüğüm düşü...
Bir güler yüz bir tatlı söz..
Açarım yüreğimi hemen

Yemişe durmadan çarpar seni karayel
Beni karasevda
Hemde bilerek kandırıldığımızı

Kaçıncı kez bağlanmışız bir olmaza
Koo desinler bize şaşkın
Sonu gelmesede hiç bir aşkın
Açalım yinede çiçeklerimizi
Senden yanayım arkadaşım

Havanı bulunca aç çiçeklerini
Nasıl açıyorsam yüreğimi
Belki bu kez kış olmaz
Bakarsın sevdan düş olmaz
Nasıl vermişsem kendimi son sevdama
Vur kendini sen de bu güzel havaya


Aziz Nesin


son lejyon 25 Temmuz 2009 13:32



Bir deli özlem bu..

Özlüyorum seni,
Yalansız bir özlem bu
Dolansız, saf bir özlem.
Yeni doğan bir çoçuğun
Minicik elleri gibi
Yumuşak ve mazlum
bir özlem bu...

Gökyüzü kadar büyük
Senin kadar yüce
bir özlem bu...

Hasretten ağlayanan sevdalıların
Yıllarca kavuşamayanların
İki gün bile dayanılamayan
bir özlem bu...

Ne yapacağini bilmeyen
Telefonlar bekleyen
Ağlayan, isyan eden
Kendisini harap eden
bir özlem bu...

Yolda yürürken
Otobüslere dört gözle bakan
Belki, onu görürüm diye
Kıpır kıpır yerinde duramayan
Salak salak, bos bos gezinen
Seni arayan bir özlem bu.

Bulutlara baktığında bile
Sanki seni göreceğini sanan
Orda olmadiğını bilen
Ama yinede şansını deneyen
bir deli özlem bu...

Yani güzelim,
Bir kalpsizi bile,
Ağlatabilecek,
bir deli özlem bu...
Tutku Bakay


Misafir 25 Temmuz 2009 15:28

EĞER

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar
bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir,
büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı
belki de,
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece
sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır
yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipekten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir
ayrılık gizlendiğine
belki de, kartvizitinde "onca ayrılığın birinci
dereceden failidir"
denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle
avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini
tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim
uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık
etmiş olmasalardı eğer!!

Can yücel



son lejyon 25 Temmuz 2009 16:14

Ağla Yüreğim
Akşam olur
Bir başıma kalınca
Bu yerde...

Özlemin
Ateş olur..!
Dokunduğun her yerde
Kıvılcımlar saçar
Özlem ateşin
Yangınlara döner...

İçimde
Yıkılmaz sandığım
Dağlar erir
Ormanlar bir bir yanar.

Eğil başım
Sen..
Öne eğil....

Bunca yıldız varken
Gece neden karanlık olur
Sevdiğim.....

Kaybetmeyince
İnsan
Bilmezmiş
Elindeki nimetin kıymetini.

Ağla yüreğim kendi haline
Sen
Şimdi ağla..

Melih Baki


Nephthys 25 Temmuz 2009 16:50

Ne Olursan Ol

Paranı ver, gönlünü ver, canını ver
Ama SIRRINI VERME! ...
Günlerini say, kazancını say, büyüklerini say
Ama YERİNDE SAYMA! ...
İşini beğen, aşını beğen, eşini beğen
Ama KENDİNİ BEĞENME! ...
Emek ver, kulak ver, bilgi ver
Ama SAKIN BOŞ VERME! ...
Fidan büyüt, çocuk eğit, yoksul besle
Ama KİN BESLEME! ...
Davet et, hayret et, ülfet et, affet
Ama İHANET ETME! ...
Kitap oku, meslek oku, dünyayı oku
Ama LANET OKUMA! ...
Sınıfını geç, hayatını seç, rakibini geç
Ama GÜLÜP GEÇME! ...
Gönül al, dost al, yoldaş al
Ama BEDDUA ALMA! ...
Yaklaş, tanış, konuş, uzaklaş
Ama UŞAKLAŞMA! ...
Doğrul, sayrıl, evril, devril
Ama EĞRİLME! ...
Hislen, tasalan, seslen, uslan
Ama PASLANMA! ...
İtil, ütül, atıl, katıl
Ama SATILMA! ...

Mevlana Celaleddin Rumi


son lejyon 25 Temmuz 2009 17:08

http://www.e-sehir.com/siirler/images/t.gif
SEVGİLİM, BİR GÜNÜN..
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.

Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!


Cemal Süreyya


arwen 25 Temmuz 2009 23:02

Sevgilinizin yüreğindeki sevda, dilindeki kelimelerle
Yaptığı konakta oturuyorsun
Her odadan değişik bir manzaraya bakacaksın
Her oda ayrı kokular içinde
Gül, lâle, sümbül, papatya kokacak
Sarmaşık bir ağaca
Kıvrıla kıvrıla nasıl dolanırsa
Yüreğine sevda öyle sarılacak

Bundan önce hafızanda ne varsa
Bir bant gibi silinecek
Sevdayla dönen bir dünyada
Sevgilinle göz göze
Yürek yüreğe yaşayacaksın
Adlarınız iki güvercin gibi
Bir senin
Bir onun dudağına konacak

İsteğin üzerine bu sevda
Kimseler duymasın diye şifrelendi
İki yürekten başka
Bilen yok çözme yöntemini
Bu sır hep saklı olacak
Bir gün unutulursa bu şifre
O zaman elâ gözlü, gözler gözlerde
Yürek yürekte kilitli kalacak
Arif Eren


ahmed 26 Temmuz 2009 00:17

Zaman



Güldü kahkahalarla zaman,
Biz saatlerle yaşayan insanlara.
Nasılda elimde oynatıyorum sizi,
Bana göre yaşamak zorundasınız,
Ben geçtikçe yaşlanıyorsunuz git gide.
Benden nefret ediyorsunuz biliyorum,
Peki sevdiğiniz zamanlar da yok mu?
İçinizden sövüyorsunuz belkide,
Çok hızlı geçiyorum diye.
Ama ben çok mutluyum,
Herkez benim peşimde koşuyor.
Peki ben neyin peşindeyim?
Bunu hiç sormayın çünkü bilmiyorum,
Tek bildiğim görevimin geçmek olduğu.
Ben geçtikçe sizinde süreniz dolacak,
Süreniz dolunca gideceksiniz tek tek,
Siz gittikçe ben yeni insanlar tanıyacağım,
Bu böyle sürüp gidecek,
Taki dünyanın sonu gelene kadar.
İşte o zaman zamanı gelecek,
Zamanı gelince zaman bile duracak...


Elif Yalçın


arwen 26 Temmuz 2009 01:19

Aşkın Boyası 'Gri'




Ben renklerini kaybetmiş ressam
Koymuşum duygularımı paletime
Tek umudum kalmış
Mutluluğun resmini yapmak
Asil, asi olmuş
Beyazı kir tutmuş
Ruhum gride hapis
Tüm sevinçlerimi
Hırsız dumanlar yutmuş
Korkunun hayali
Tuvale düşen sis

Sürdüm tuvale
Tutkuya batırılmış fırçamı
İstemezsen sevdiğini tutkuyla
Mutlu olamazsın diye
Sonsuzluk üstüne sonsuzluk ardından
Ölümsüzlük iksiri damladı
İhanetin masmavi dudağından

Karıştırdıkça karıştırıyorum duygularımı
Bir güvercinle bulutlara varmak için
Günahsızlığı bulmak için
Eksik kalıyor bir şeyler
Çiçekler soluyor yeniden
Bir gökkuşağı geçiyor içimden
Ve gri esir alıyor yaşanmışları
Anladım
Aşkın boyası çıkıyor hayalden…


Ali Atlamaz


ahmed 26 Temmuz 2009 01:20

Gözlerin





Hayâli bir başka aslı bir başka
Verem etti vurdu gitti gözlerin
Haramî bakışın düşürdü aşka
Beni öldürmeye yetti gözlerin
Bitirdi ömrümü bitti gözlerin...

Hayatımı yuttu gönlümü tuttu
Bir zaman gözlerin bana umuttu
Korkarım ki şimdi beni unuttu
Dalan gözlerimde tüttü gözlerin
Bitirdi ömrümü bitti gözlerin...

Getir gözlerini bırakma darda
Sevindir garibi koyma efkârda
Mecnun'a döndürdü gözüm yollarda
Şu sahra gönlümde yitti gözlerin
Bitirdi ömrümü bitti gözlerin...


Turan Şakalar


ada su 26 Temmuz 2009 11:11

BEN HEP SENINLE OLACAGİM
 
geçtimi bizden dersın
yitirdikmi sevgimizi
bitti mi herşey
bakmayacak mısın gözlerimin içine artık
senı herseyden cok seviyorum demeyecek misin
gülmeyecek misin ben san abakınca
sana bakınca kalp atıslarımı duymayacak mıyım artık
seni görünce heyecanlanmayacak mıyım
arkadaslarıma anlatmayacak mıyım artık seni
onu çok seviyoru dıyemeyecak mıyım
seni uzaktan mı sevecegım artık
saclarını hep dikerdi mi diyecegım
ona yakısırdı bu sc sitili
kızlar hayrandımı diyeceğim
ona bakan birdaha bakmak isterdi
herkes onu mu isterdı diyeceğim senin için
seni sevdiğimi rahatca söleyemeyecekmiyim artık
birbirimize söz verdık mi diyecegim
ne o bensiz ne ben onsuz
ölümü bile düsünürdük mü diyeceğim
birlikte beraber ölmek
o da olmazsa baska hiç kimseyi sevmeyecektim mi diyeceğim
bu sözler gerıde kaldı dıyemı anlatacagım arkadaslarıma
onunla yasadığımız günler güzeldi
biz ayrıkdık mı diyeceğim onlara
onlarda mutlu olurlar kesin
seni seven çoktu çünkü bilirsin
ama ben unutamam seni
sen istersen unut beni
ama benden isteme
yeni bir baslangıç yapmıssın
senin için hayırlı olsun
benım için çoktan geçti
sen ii ol mutlu ol
ben hep seni düsünüyor olacagım
belkıde arkandan yasını tutacağım
ama merak etme BEN HEP SENINLE OLACAGIM:)


ahmed 26 Temmuz 2009 22:03

Dost musun?

Öyleyse canın canımdır...
Aynan olmalıyım...
Yüzüne söyleyebilmeliyim her şeyi...
Hem sakınmadan, mertçe...
Hani bilirsin, esirgemem lâfımı,
Ne şekil gelirse, öylece...
Hazırım tüm içtenliğimle konuşmaya, ama,
Seni de dupduru isterim karşımda...

Dostsan,
Gözlerimin içine baka baka yaka silk benden!
Arkamdan şikayetlenme!
Yiğit ol! Gerekirse yiğitçe azarla, çekinme!
Lâf değil, icraat beklerim senden!
Öyle bak ki, hislerini görebileyim...
Öyle hisset ki, güvenle bakabileyim...

Sevmem, ölenin ardından ağıt yakmayı!
Dil dönerken söylenmeli her şey...
Kulak duyarken anlatılmalı...
Göz bakarken bakmalıyım sana...
Can sağ iken sarılmalı...
Keşkelere meydan vermemeli hayatım,
Pişmanlıklarla yoğrulmamalı....

Dostsan, rahatça eleştir, fikrini rahatça söyle, sıkılma!
Yadırgayabilirsin beni,

Ve ben de seni tuhaf bulursam şaşırma...
Kandırmanı aslâ kabul edemem!
Her dediğini, her yaptığını hoş görürüm, ama,
Beni, bana sormadan yargılama!

Her yediğimiz aynı olmaz belki,
Her dakikamız birlikte geçmez...
Her güldüğünde gülmeyi garanti edemesem de,
Ağladığında seninle birlikte oturup ağlarım...
Belki her çağırdığında gelemem fakat,
Derdine ortak ararsan, koşarım...
Ben de herkes gibi insanım elbet,
Ne göklere çıkar beni, ne de yerin dibine sok!
Senin işin bu değil!
Benim zaten bir yerim var herkes gibi yer ile gök arasında...

Dostsan,
Küçümsemeden, küfretmeden,
Sevgiyle, saygıyla ve huzurla gel sokağıma...

Dinlenmek istediğinde, hiç düşünme, sana özel bir limanım,
ama...
Yorulduğum zamanlarda,
Dilediğimce sığınabilmeliyim koylarına...

Seni bir çocuk kadar saf sevebilirim
Ve bir deli kadar art niyetsiz...
Uğruna seve seve hesabı şaşırırım...
Görmezden gelebilirim yanlışlarını...

Başkaları enayilik sayabilir,
Başkaları akılsızlığıma yorabilir,
Bunları dert bile etmem, ama,
Sen, aslında aptal olmadığımı,
Her an, tekrar tekrar hatırla!

Ve sakın beni aptal yerine koymaya kalkışma!
Seviyorsan, cimrilik etme, söyle!

Muhabbeti varken, yokmuş gibi yapanla,
Hiç sevmediği halde, yılışıp durana sinir olurum!

Neyse, o olmalı insan...
Kendisi olmaktan korkmamalı!
Kendisi olmaktan kaçmamalı!
Bil ki, sensin diye seni bırakmam, ama,
Ben olduğum için bırakırsan beni,
Yas da tutmam arkandan!

Bedel mi?
Ödemeyeceksen çıkma yola!
İçten pazarlık edersen, ancak kendine edersin...
Kendince küser barışır, kendi kendini yersin!

Dostsan, mevsimince yağ...
Kışsan kar ol, güzsen yağmur...
Soğuğuna, sıcağına, esip savurmana itiraz etmem,
Senden, ille de bahar olmanı beklemem, ama,
Dayanmalısın en şiddetli fırtınalarıma...
Belki de çok geldi bunca talep...
Bana karşı hiçbir mecburiyetin yok, korkma...
Sana fazla geldiğim ilk anda,
Arkana hiç bakmadan, dönüp gidebilirsin...
Geçip gidebilirsin,borçluluk hissetmeden...
Mutlaka bir açıklama da beklemem senden, ama,
Gitmeye davranırsam bir gün,
Sen de karşımda set olma!

Dost musun?
Öyleyse, canın canımdır,
Yoluna baş koymaya hazırım ya,
Başını da yollarımda isterim, unutma!

alıntı.


arwen 26 Temmuz 2009 22:13

Seninle Sensiz




İsyan mı etmeliyim yokluğunun kalabalığına
Gitmelimiyim yoksa bilinmeyenlere
Taşıyamıyorum sensizlik yükünü
Eziliyorum ağırlığında kaybetmişliğimin
Yuva yapmışım geleceğimi acıların ortasına
Sağım hasret, solum hasret, sensizlik
Kavuştu arzularım en ulaşılmaza da
Bir sen uzak, bir de sevdan
Söndürülemez yangınım alev alev hala
Sen söndüremedin, bir türlü gelemedin
Gelirim demiştin giderken, hatırlarmısın
Ne bedenin ufukta, ne sesin kulakta
Gözlerim kör kaldı yollarını gözlemekten
Tozu toprağa kattı yokluğun
Ben ne yaşayabildim, ne ölebildim
Iki arada, bir derede
Bin öldüm, bir dirildim
Sadece yalnızlığım var
Ben, seninle bile sensizdim
Bilseydim severmiydim



Saadet Güldürsün


arwen 28 Temmuz 2009 22:54

Etrafımız sevginin gücünü göremeyen gözlerle dolu.
Bekliyorlar sevgi dolu hareketlerimizi, yapsak parçalayacaklar.
Peki ya biz?
Buna rağmen çok uzağız hem de çok!
Yaklaşsak da engelleniyoruz.
Kör gözler tarafından çekilen hayali perdelere takılıyor temaslarımız.
Azimle hiç durmadan anlatsak,
Desek ki “Bakın bu ise mavi”
Cevap hazır:
“Konuşmaya devam etmek için iki jeton daha atınız”
Ne yapalım?
Ben senin için, sen benim için,
Atarız jetonları...
Peki ya mavi?

Çok uzağız,
Hem de çok!
Barış Böke


ahmed 28 Temmuz 2009 23:54

Karanlık





Bir çocuk korkusuydu kaçtım
İçinde birşeyler var sandım
Aydınlıkla güldüm karanlıkla yattım
Bilirmiydim dizelerin karanlıkta gizli olduğunu

Büyüdükçe anladım hayatın anlamsızlığını
Bana tattırdığı acı tatsızlığını
Olsada kederim bana miras kalan kalbin anahtarının
Bilirmiydim karanlıkta saklı olduğunu

Tutkudur bu başka birşey değil
Sendekini sevemiyorsan silmesini bil
Kaybedecek birşeyin yoksa aydınlığı sil
Güneşi bekle yeni bir hayat gibi..



Anıl Bekmezci


ahmed 29 Temmuz 2009 00:25

Sana Öyle Gelmeliyim Ki




Sana öyle tutku dolu gelmeliyim ki..
Yılların üzerine yapıştırdığı
Üzerinden bir türlü atamadığın yalnızlığın..
Arkasına bakmadan kaçıp, gitmeli senden.
Sarılınca kollarına,
Dokununca dudaklarım dudaklarına-sıcacık....
Yanardağlar kıskanmalı bu ateşi..

Sana öyle özlem dolu gelmeliyim ki...
Yüreğinin bütün kapıları açılmalı..
Bana küskünlüğün bitmeli..
Bütün pencerelerin açılmalı..
Evine sevgi rüzgarları saçılmalı..
Mahallede konu komşun, eşin dostun
Seni ne çok sevdiğimi bilmeli....

Sana öyle yürekli gelmeliyim ki...
SEN,
Bana öyle sarılmalısın ki..
Beni öyle yangın dolu öpmelisin ki..
Öyle şefkat dolu bakışmalıyız ki..
Kendimizden geçmeliyiz,
Gözlerimizde kaybolmalıyız.
Hasretimizin bittiğine değmeli
Yalnızlıklarımızı bitiren bu kavuşma...


Necdet Göknil


reyan 29 Temmuz 2009 12:36

AcılAra DaiR



kaybedilir tüm umutlar
gecenin kuytusunda
oysa şimdi gündüz
neden umutsuzum ben
enginlere açılan bir gemi gibi
sonsuz maviliklerde yalnız ve yolcusuzum

karaları arayarak mı geçecek bütün ömür
daha ne kadar alabora edecek
insafsız dalgalar beni

dünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bugünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yarın
mechul bir hayatın rotası
ızdırap fırtınası içinde
yontulmuş umutlar peşinde
kaybolmakmış meĝer

küf kokulu bir baharda yüreĝim aĝlamazsa
solmazsa daha da soluk yüzüm
bir gariplik sezerim içimde
sarkısı hüzün olan

çıkarsa karşıma birgün mutluluk
bilmiyorum direnirmiyim
istemezmiyim gülmeyi
özlermiyim kan aĝladıĝım günleri

çölleşmiş bir dünya
ve biter topraktan koca dikenler
afaroz edildim bahardan
çorak topraklarım
solmuş yapraklarım kaldı elimde
dilek tutmayı bile unuttum
unuttum kırmızı gülleri çoktan
ve tükettim kendimi hiç yoktan

birgün aşabilirsem kafdaĝını
canlanırsa yarı ölü cesedim
oturamam öyle sessiz sedasız
yıllardır mataramda biriken
çok maske görmüş gözlerin
yaşlarından maskeler üretirim

asırlardır raĝbet gören bu malın
reklamını beşiklerde yaparlar
satarlar ergenleşmiş yürege
hem de yüzleri hiç kızarmadan

yıllanmış bir hatanın
katmerleşmiş bedelini
evetledim müflis biri oluncaya kadar
insanların bazısında israf edilmiş sevgiyi
bulamadım hiçbir zaman
betonlaşmış varoşlarda

şimdi en az ölüm kadar
soĝuk olan bu lahza da
bilmediĝim bir garip yerin
sessiz ve tenha sokaklarında
elimde kalan son sevgimi de
hak edene vermek için
murdarlara diş bileyen
aslanları bekliyorum

yoruldum iki yüzlü
çok pürüzlü bu zevattan
ve derinden of çektiren
uzay çaĝı dostluĝundan
dilim yanmışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif içmem artık
üflesemde ızdırabı
elimdeki tek sermayem
nefesimi saklıyorum
mirasımı vermek için
azraili bekliyorum..


(alıntı)


Misafir 29 Temmuz 2009 13:12

Şimdi Sen Gidiyorsun

İçimde yaralı bir aşk kaldı senden sonra.
Kaybetmek zormuş.
Oysa ne kadar da kolaydı sevdalanmaya çalışmak.
Aslında yoktun ya başta.
Niye o yokluk şimdi anlamsız bir boşluk yaratıyor.
Beni hayata bağlayan şeyler dönüp arkalarını gittiler.
Hayat dedim de, üç beş kırık dökük kelimeyle anlatmaya çalıştığım herhangi bir şey.
Hayat sana yakın, benden uzak şimdilerde.

Nefes almak güç müydü eskiden.
Yokluk, sensizlikle eş anlamlı değildi.
Öncesi ve sonrası kayıp bir duygu bu.
Unutmaktan bahsediyor şimdi içimde hareket halindeki yalnızlık.
Öfke var birde ara sıra çıkıp gösteriyor kendini.
Baktığım yerler boşluk.
İçimden ağlamak gelmiyor.
Gözyaşı yok. Düğümlenmiş boğazım.
Sevdaya yakındı adın önceleri.
Şimdi perişan halim seni sıradanlaştırıyor.
Her şey koca bir yokluk.
Peki var olan ne?
Nedir şimdi yaşamak dediğin.
Ya sevmek gerçekten eskiden kalma bir yalan mı.
Düşlemeye bile korkuyorum seni.

Şimdi sen gidiyorsun.
Git.
Kal diyemem.
Tükettiklerim acıya yakın.
Özlemlerim maskeli.
Gözlerimde sisli bir şehir.
İçimde yıkılıyor mabetler.
Yüreğim enkaz.
Şimdi sen gidiyorsun ya
Boşlukta dağılıyorum ben.



Yılmaz Erdoğan



reyan 29 Temmuz 2009 17:10

ADI HÜZÜN

Adı hüzün olsun bu gerçeğin.
Ayrılığın tekil sızısını hissetmenin
Ve senden sonraki yaşantımınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Adı hüzün olsun!
Öteki renklerini aldığınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Tek mevsimlik dünyamınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ve senden bana kalanlarınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Rotasız başlayan yolculuğumunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Her limanda yüzleştiğim sensizliğinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Adı hüzün olsun!
Bir türlü gelmeyen geleceklerinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Bir yarısı sende kalan geçmişinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ve her gün biraz daha kaybolan iyimserliğiminhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Adı hüzün olsun!
Gittikçe tuhaflaşan tavırlarımınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Azalan idealleriminhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Alışkanlık haline gelen sıradanlıkların
Birbirine benzeyen her günün
Adı hüzün olsun!
Aklımda kalan şarkı sözlerininhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Anılarını sakladığım kirli odamınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yağan yağmurunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Cama dayanmış soluk yüzümünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İçimde ağlayan çocuğunhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Adı hüzün olsun!
Artık gelmeyeceğine olan inancımınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Eksik yüreğiminhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif göremediğim renklerinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sensizliğinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif yarım kalmışlığınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Adı hüzün olsun!
Değişmeyen şeylerinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Aynı filmin tekrarına benzeyen rüyalarınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Sadakatini elden bırakmayan gönlümünhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İçimdeki yalnız şairinhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu yaşantınınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ve bu şiirin adı hüzün olsun!

(alıntı)


ahmed 30 Temmuz 2009 00:26

Böyle Gidiyorsun Ya





Böyle gidiyorsun ya
Beni pişmanlıklara sürüklüyorsun
Sen benim için gururundan vazgeçmiyorsun
Oysa ben senin için bi çok şey feda etmişken

Sen benim için hiçbirşey yapmıyorsun
Ben senin için ölmeyi göze almışken
Bana ağlama diyorsun
Bana deymez

Ben dayanamıyorum
Yine gözyaşlarım süzülüyor kalbimden
Beni sevme diyorsun ben sevilecek adam değilim
Ben dayanamıyorum yine sana geliyorum

Bana git diyorsun beni bırak kendi halime
Ben dayanamıyorum yine sana koşuyorum


Aslı Selin Yüksel


arwen 30 Temmuz 2009 23:33


Ve gece....

uyku tutmuyor gözlerimi..
gecenin en hüzünlü
gecenin en gizemli vakti yaşanıyor...
uyumak vakit kaybı....
uyumak ziyan! ..
uyumak kaybedecegım zamanı getiriyor aklıma.

ve gece.....
öylesine zavallı yaptıki beni
ağlıyorum
ziyan ettiğim bütün hayallerime...

aklıma düşüyor birden
farklı hayatlar.

gecenin bu saatinde
kimbilir nerelerde neler yasanıyor...
gecenin bu saatinde kimler ağlarken,
kimler hayalleriyle rüyasında buluşuyor...
ve hiç bitmesini istemiyor
rüyasında bile olsa sevgiliyle gecen dakikaların...

ve gece çok sıcak....
kavruluyor bedenler ve yanısıra gönüller...
gündüz hallerinden eser yok kimsede
pişmanlıklar vuruyor damgasını geceye..
acı dolu yıllar...
tatsız ve bomboş geçen bir avuç hayat,,,

ağlıyor gözler...
öylesine susamışki
kimseye hesap vermeden doya doya ağlamaya.
ağladıkça mutlu oluyor gönüller...

gece karanlık...
ve gece çok hüzünlü...
ama ağlatan hali bile uyumamaya değer....

Güzin Demir


reyan 31 Temmuz 2009 19:21

Tutsaklığın Tutkusu
Dert
Kurumuş yaprakların kokusudur
Hasret
Gecenin gündüze olan tutkusudur
Yalnızlık
Çöllerde aranan bir yudum sudur
Ve sensizlik
Sana olan tutsaklığımın tutkusudur.
Recep Gökkaya


Sedef 21 31 Temmuz 2009 19:41




Yokluğunun deminde ayrılığın son perdesindeyim.
Bitecek birazdan aşk oyunumuz kapanacak sahnemiz…
Ve son selam seyircilere…Ardından veda zamanı…
Üzülme!!!
Bir daha hiç dönmemek üzere gidiyorum….
Sevgim Büyüdükçe
Ben Küçüldüm Çocuk Oldum..


-alintidir-





reyan 2 Ağustos 2009 02:02

Bu Gece Canım Acıyor

Bu gece çok karanlık,
Yıldızlar parlamıyor,
Yol göstermiyor kutup yıldızı…
Gökyüzü hüzün yüklü ben gibi…

Neden hüzünlüyüm bu gece,
Şarkılar mı, şiirler mi acıklı bugün?
Yaralarıma değiyor zehir zemberek sözcükler,
Acıtıyor canımı…

Uzattığım elim boşluğu avuçluyor,
Bir hiç için miymiş bütün çabalarım?
Yüreğimde özenle büyüttüğüm aşk,
Koparılmış, ezilmiş mi ayaklar altında?

Kaçıncı ihanete uğrayışım,
Harcanışım mirasyedi bir elde…
Yazgım lacivert, kara değil,
Umutlarıma maviler kattım inadına…

Yorgunluğumu bulutlara astım,
Oysa acılar çıkmadı yüreğimden…
Bu gece ağlamak istiyorum,
Yalnızlığın ayak sesleriyle!


HARİKA UFUK


ahmed 3 Ağustos 2009 00:32

Mahkum Etme Sensizliğe




mahkum etme sensizliğe
hasretini taşıyamam
bırakıp gidersen eğer
şunu bil ki yaşayamam

Tanrı acır kullarına
atma hasret yollarına
İnsaf düştüm ellerine
mahkum etme sensizliğe

hasret rüzgarı sert eser
kurşun olur kalbe değer
birazcık sevdiysen eğer
mahkum etme sensizliğe


dal olayım al kır beni
ateşlere savur beni
çok istersen çek vur beni
mahkum etme sensizliğe


mahkum etme sensizliğe
hasretini taşıyamam
bırakıp gidersen eğer
şunu bil ki yaşayamam


Nuh Keniş


reyan 3 Ağustos 2009 05:07

Ruhsuzum


Aşkı en derin noktada sevdim delice
İçinde ümit dolu pembe sayfalarda
Yok olan taş duvar kalp kapaklarında
Serzenişten uzak kaldım sessizce

Şimdi haykırıyorum çılgınca sevdamı
Saklamak yerine hiç susmamak anlatmak
İşte hüzün tarlasındayım senden uzak
Var olmaksa sensin dünyamda anladın mı?

Hicran dolu bir yürekleyim sadece
Senden kalan acı bir hatıra bana
Gözlerimden dökülen tane yaşlarla
Susuyorum sonra ne kadar sevsem de

Adım attığım her noktada sen varsın
Kokunsa hiç gitmiyor her an yanımdasın
Avutamıyorum kendimi bütün anılarımsın
Keşke bitmesin dediğim rüyalarımda saklısın

Ruhumu çaldın benden şu an ruhsuzum
Gözlerimi güzelliğinde bıraktım bir körüm
Bu beden sahipsiz yokluğunda yalnız kötürüm
Bir köşeye oturdum gelirsin diye bekliyorum
İbrahim Sarıhan


arwen 3 Ağustos 2009 23:26

Ellerimden alırcasına rengimi
Yoksul bıraktın
Sanki
Büyü müyü karıştırıp yudumladığım sıvıya
Sanki
Ruhumu
Bensiz bıraktın
Sanki yarınımı bugünümden kıskanır gibi
Kelimelerimi
Bensiz bıraktın

Kim olsaydın kanardım
Yeşil
Siyah?

Ellerimden alırcasına rengimi
Beni aşksız bıraktın
Şimdi inancımı sorgular dururum
Şimdi
Kaldığım her saniyenin deli
Nedenini sorgular dururum
Şimdi
Yarınlardan çekip sesimi
Varsa çığlık sundururum
Şimdi ne cümlelerim sana has ey kibir
Ne de gizlenişim
Şimdi
Beni bana getiren geriye
Her cümlene
Minnettarım
Aşksız kal!
Çiğdem Dal


reyan 4 Ağustos 2009 14:29

Gel Yüreğimin Ucunda Dur

Ey..sevgili terk etme
Hiç olmazsa yüreğimin ucunda dur
Bu yürek hem yalnız hem susuz
Hem yorgundur kafesinde
Ben hep oradayım
Sen de gel yüreğimin ucunda dur
Türkülerini yarım bırakma yüreğimin
Yarım bırakma uykularını
Ses ver renk ver rüyalarıma
Su verir gibi tohuma
Can ver rüyalarıma uyku arası
Ben hep oradayım oldum olası

Ey.. sevgili gitme
Bölme zamanı
Dönme sırtını karanlığa
Seni yitirmekle bulmak
Bir sevda macerası
; İndirir çıkmaz sokaklara bu sevda
Ak tomurcukları açmaz yüreğimin o sokaklarda
Gülümseyemem masmavi bulutlara
Tutsak oldum sevdana
Parmaklıklar altın sarısı
Ben orada mahkumum oldum olası


Ey..sevgili sensiz
Dalgalar izinsiz vuruyor kıyılara
Güller senden izinsiz kuruyor
Baharda gül kurur mu
Bülbüller inanmadı
Kurudu güllerin kanı
Bu arada sevenler
Türküler yakıyordu akşam üstü
Bitmeyen tutsak sevdalara
Hadi gel sevgili
Gel yüreğimin ucunda dur
Benim sevdam
Boş çerçevede ki yalnızlık yarası
Ben hep oradayım oldum olası



Saat: 07:57

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık