MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 5 Ağustos 2009 13:43



Ağustos sıcağında

Ağustos sıcağında

Sokak lambaları sönük bir caddenin,
Ne başındayım ne de sonunda.
Takılıp kalmışım korkularımla beraber.
Ta ortasında. Yağan yağmur mu?
Yoksa gözlerimden akan yaşlar.
Neden titriyorum ya Rabbim.
Bu Ağustos sıcağında.



Tuğrul Ahmet Pekel


ahmed 5 Ağustos 2009 15:12

Yalnızlık

Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır
Yıldızlar, aydınlık fikirler gibi
tavanda salkım salkım

bu gece dağ başları kadar
yalnızım.
Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından,
dudaklarımda

eski bir mektep türküsü
karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim,
gözlerim, gözlerini arıyor durmadan;

nerdesin?


Attilâ İlhan


reyan 5 Ağustos 2009 19:07

Uçsuz Sevmelerin


Avucunda terlettiğin bıçaksı zamanlar
İlişirse mahremine
Irağına düştüğün yar
Düşmezse yollarına
Meydan ayyukası yıkımlarda
Hançerlenen yüreğinse
Şafak sancısı sevdalar
Doğmazsa gününe
Zamansız gidişlerin kapımdaysa
Uçsuz sevmelerin unutulmuşsa
Ya bitimi beklenen kasırga yeniden kapımızdaysa
O an
Tutkulu sözler çıkar içimden
Arkasından yürür giderim bir gecenin
Korkum yok
Kendimden de
Bir kentin yeni bir üyesiyim
Sevdiğim tüm renkleri alırım yanıma
Sebepsiz gidiş değildir benim ki
Her gidişin kesesinde; biraz hüzün
Bilinmez bir sevinç
Ve umut vardır coşkunca
Ve gittikçe
Sabah güneşinde ıraklığını yitirir
Tüm görüş özürlü mesafeler
O an uçsuzluk katlanır
Güleçlik doldurur derin yüz çizgilerimi
Uçsuz sevmelerine bir özlemdir
Benim ki….
Önder Ağtaş


arwen 7 Ağustos 2009 00:07

Son Kez Geldim..




Hani, güneş yaldızlı renklerini bin-bir sihirle savururken evrene
Ve henüz şebnemler kurumamışken gül yapraklarında
En büyüleyici kokularımı süründüm tene
Sabahların puslu serinliğinde,
al duvaklarımı,
.....................senin için takındım geldim..
Şafakların kızıllığındaki altın tozlarına buladım ak ellerimi
Gelin kınamı
......................senin için yaktım da geldim
Ve tüm arınmışlığıyla sevdamı, beyaz şarap tadında
Dudaklarımdan,
......................dudaklarına sunmaya geldim

Bu gece,
gözlerini kamaştırmak için
mehtabı yüklendim gelin tacıma.
Gecenin tüm sihrini bedenime dolayıp,
yakamozlardan gelinliğimi
..........................giyip te, geldim..


Bu gece,
gecenin en kıvrak danslarını,
tüm arsızlığımla yüklenip
..........................geldim koynuna
Bu gece
dört mevsimin tüm renklerini
damarlarıma dolayıp
............................seninle akmaya geldim


Bu gece,
henüz söylenmemiş tüm sevda sözcüklerini
kulağına fısıldamak için nefeslendim
şarkılardan fal tutup, şiirlerde atışmaktan
............................yoruldum artık aşkım! demeye geldim
Bu gece,
yüreğimin tüm özlemlerini senin kollarında
avaz-avaz
.............................haykırmak için geldim


Bu gece,
yaşanmamış tüm hayalleri bohçalayıp,
Gönül Dergah’ına
...............................sermeye geldim..
Bu gece,
yaralı bir ceylan gibi sabahın alacasında indim kapına..
Kaldır şu kahrolası engelleri, dikme şu duvarları
zaten korkak ataklarıma
........gör artık gözlerimdeki aşkı!
..............çekme şu kapkara perdelerini
...................ürkek bakışlarıma!
........................Hoyrat rüzgar’larını estirme artık
............................kendi nefesinden bile titreyen yapraklarıma!
Yordun beni, yordun artık yeter!
......Medcezir’lerinle oyuklar açıp durma
...........yüreğimin kumsallarına!
....................................... haykırışlarım ile seni, sarsmaya geldim


Bu gece,
benim başıma,
........sevda adına,
.............aşkın hatırına,
...............Allah aşkına yeminleri ettirip
bendeki seni özgür bırak- bırak ta, iki yaralı kuş
tek beden de buluşup şu hayali gök kubbede
birlikte uçalım sevdiğim”,......................demeye geldim


Uçalım be sevdiğim, bırak ta tutunayım kanatlarına
Ölümden öte yol mu var be can özüm hadi, kır zincirlerini
birlikte atlayalım önümüzden hızla akıp giden
......bu trenin son vagonuna
...........Sonu ölüm de olsa ben sende ölmeye hazırım
...............sende hazırsan aşkta ölmeye
....................ya da, benimle yeniden doğmaya
........................ben, kendimi senin küllerinden
binlerce kez yaratmaya hazırım,
.......hem de her şeyimle hazırım
............be sevdiğim!
...............Bak işte arındım tüm korkularımdan
......................ve koşulsuz geldim kapına


Bu gece
Seninle yeniden doğup,
..........seninle,
.............sende ölmeye geldim, demeye geldim
Ama bilmelisin ki son gücümle
................... ve son kez geldim sevdiğim
....................................... inan ki, son kez geldim
Meral Adak


reyan 7 Ağustos 2009 20:48

Islak gözlerinle bakma yüzüme.
Mızrap oldun benim gönül sazıma.
Diken olsan gül görünür gözüme.
Suçlu aranırsa adresimi ver.
Ben zaten yanmışım sen yanma yeter.!

İster baş tacı et,ister kaldır at.
Gözlerin hep gülsün feleğe inat.
Sen mutlu ol,gerisi teferruat.
Seni üzgün görmek ölümden beter.
Ben zaten yanmışım,sen yanma yeter..



(alıntı)


Misafir 8 Ağustos 2009 19:11

ANLATAMIYORUM

Ağlasam sesimi duyar mısınız,
Mısralarımda;
Dokunabilir misiniz,
Gözyaşlarıma, ellerinizle?
Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel,
Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu
Bu derde düşmeden önce.
Bir yer var, biliyorum;
Her şeyi söylemek mümkün;
Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
Anlatamıyorum.


Orhan VELİ


YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne
Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa
Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
Kopmaz kökler salmaktır oraya

Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin

İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına

İnsan balıklama dalmalı içine hayatın
Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın

Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı

Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana

Ataol BEHRAMOĞLU


reyan 8 Ağustos 2009 19:29



NE GİTMELER TÜKETEBİLİR SENSİZLİĞİ,
NE BEKLEYİŞLER GETİRİR SENİ BANA...
BİR HÜZÜN TÜRKÜSÜDÜR DURMADAN ÇALAN,
BİR AYRILIKTIR,
DURMADAN KANAYAN...
KALEM AĞLAR,YÜREK AĞLAR,GÖZ AĞLAR...
AĞLAYIŞLARA TERCÜMANDIR PARMAKLAR...
YAZAR...YAZAR...YAZAR...
HİÇ DURMADAN BIKMADAN SENİ YAZAR...
KALEMİN GÖZYAŞLARIN DURAĞIDIR PARMAKLAR...
PARMAKLAR ŞAHİTTİR AĞLAYIŞLARA...
İKİ YİTİK SEVDA...
İKİ PARÇA CAN...
İKİ YİTİK HASRET...


ahmed 9 Ağustos 2009 01:01

Özleminle Sessiz Çığlığım


Bırakma beni!
Şu koskoca şehirde,
Şu bankta,
Şu sahilde,
Martılarla bir başıma
Bırakma beni!


Uzaklaşma benden!
Nefesine ihtiyacım varken,
Sesinden, kokundan, teninden
Hasret bırakma beni!

Demirleme yüreğimi!
Sensiz katran karası gökyüzü,
Görmüyor ki gözlerim,
Sana bakmadan hiçbir yüzü!
Yaz güzellikleri içinde
Yaşatma bana güzü!
Erteleme bir başka bahara gülüşümü
Bitir hazanımı, hüznümü
Bırakma beni!

Sana tutsak ise bu yürek,
Esaretine boyun eğmişim!
Ne yapayım söyle..
Nedir içinden geçen niyet
Yüz çevirme, sonundayım
Yazın..
Bırakma beni!


Şefkatin, merhametin, sabrın, şükrün
Binlerce kez lezzetini tattım..
Sahibi değilim vücudumda ki
Aza ve cihazların!
Her şey Rabbin emaneti!
Bırakma beni!

Bir gün her şey duracak ya
İşte o gün gelmeden
Bil sevgimin kıymetini!
Gel yanı başıma..
Bırakma beni!


Hamit Aydoğmuş


arwen 9 Ağustos 2009 01:04

nedendir biLmiyorum bu araLar daha bi ağLak haLdeyim...
içimde çıLdırtan bir aşk acısı
içimde bir başka sen bu gördüğüm değiL sanki
kaçar gibi bir bakış ve her adımda geri dönüşLer işte adın bu senin
koşmaya başLarken korkusundan ayrıLığın acının
birden durdurup dünyayı içinden sesLenen sevdamsın duyduğumu biLir ama yinede susarsın gözgöze anLarımızda...
Abdullah Kaptan


arwen 9 Ağustos 2009 23:30

ÜZGÜN ŞİMDİ ELLERİM

Sana gel diyemedim/Gittim bir iki kitap ve saksı çiçekleri aldım
Yağmur yağıyordu ve içeriye alınıyordu bütün renkler…
Söyleyecek bir sözüm olsun diye hep eksik bıraktım şiirlerimi
Ekmek çalmak gibi bir şey seni sevmek diye yazdım
Birkaç dize dışında kimsenin haberi de olmadı
Üzgün şimdi ellerim /Sana gel diyemedim
Mustafa Karademir


ahmed 9 Ağustos 2009 23:38

Bilemedin Sen Değerini...



Acı söyletir zalim gurbet
Ömrüm bitiyor gönlüm hüzünlü
Diline ders verdi beline kemer
Sana derim sana dost bildiğim

Yaktı dost kül etti beni gurbet
Doğduğuma beni pişman etti
Bana bu dünyayı zehir etti
Sana derim sana dost bildiğim

Sevdiğime bin pişman etti
Beni gece gündüz hep ağlattı
Seni yıkılasın zalim gurbet
Sana derim sana dost bildiğim

Taşına toprağına mahrum etti
Gençliğimi benden alıp götürdü
Dost bildiğim beni arkadan vurdu
Sana derim sana dost bildiğim

Ne fırtınalar kopuyor içimde
Güneş açmıyor nedense yüreğimde
Hep seni düşündüğümde
Sana derim sana dost bildiğim

Her yüzüne güleni dost sanma
Selam verene dost bilip kanma
Sende ah edip de derinden yanma
Sana derim sana dost bildiğim

Aç gözlerini bir etrafına bak
Bu garip hüseyin yanmaza iyi bak
Var mı benden başka candan bir dost
Sana derim sana dost bildiğim

Dostunu düşmanını iyi tanı dost
Arkanı kimseye dönüp yolda yürüme
Buda benden sana nasihat olsun dost
Sana derim sana dost bildiğim

Seni dost bildim elimi verdim
Verdiğim elin kıymetini sen bilemedin
Kabahat sende değil eli verende
Sana derim sana dost bildiğim...


Hüseyin Yanmaz


Misafir 10 Ağustos 2009 08:52

Git

Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz,
Bakışların gönlümü caydırmadan git.
Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut,
Duruşların gönlümü yandırmadan git.

Bütün resimlerini sök at duvardan,
Sana ait ne varsa çıkart odamdan.
Kitabın arasında şöyle canından,
Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git.

Hani bir şarkı vardı mazide kalan,
Öyle içten acıklı, öylesi nalan.
Göğsüme yaslanıp da sevince boğan,
Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git.

Nasıl güzeldi herşey hatırlasana,
Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında.
Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa,
Güzel hatıraları zehretmeden git.

Hani mevsimlerden, hep biri bahardı,
Hani gökten her cemre bize yağardı,
Hani kış ortasında mevsim bahardı,
Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git.
Allah aşkına bırak, öldürmeden git...

Bedirhan Gökçe


Misafir 10 Ağustos 2009 09:01



BENİ SUSARKEN BÖLME !!!

Yüzünün hangi oylumuna takılsam
Uçsuz uçurumlara düşüyorum
Ağlayınca şişen göz kapaklarında
Hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam?
Sığınağımıza kaçan birkaç damla yağmur
Gözyaşına mı karıştı yoksa?
Fazla değil mi bu sessizlik ikimize;
Beni susarken bölme!

Satır aralarındaki sızıntıdan kendimi ele veriyorum
Ben sana, seni gösteren bir aynaydım
Dökülseydi sırlarım sen de göremeyecektin
Ben ki kendimi yine sırlardım
Sen kendine yeni aynalar bakmasaydın
Buldun mu yüzüne en uygun olanını?
Ve ağrılarını saklayabildin mi, sırsız aynaların sırrına?
Kulaklarıma sağır sesler peydahladım
Beni susarken bölme!

Az daha doğduğumuz öykü de ayaküstü ölüverecektik;
Anamızdan emdiğimiz acılar burnumuzdan gelecekti az daha…
Dipsizliğinde dibi tutarmış sandık, sanma oyunlarımızda
Meğer suskunluğumun dibi karaymış
Ben kuyu sanmışım
Ben susarken bölme!

Merhemine biraz Ağrı sür biraz Toros
Yol ortasında adresim yutuluyor bırakma ellerimi
Duru durdurmaya duramıyor, durak sandığımda köprüleri
Oysa her şeyi birleştiren köprüler yine ayırdı bizi
Saçlarını sakladığın rüzgarı biraz savursan
Açılmayacaktı bu kıyı şeridinden
Zulamdaki sardunya suskuları
Beni susarken bölme!

Ellerin büyükken ellerimden
Hangi coğrafyama sakladın, mendilleşen parmaklarındaki yaşları?
Bana do minör bağırma
Uslu bir su kuşuyken bünyemde
Verdiğin geçici rahatsızlık için, ömür dilerim senden sadece!
Ben sana ne yaptımların kaldı bak
Bu ucube caddelerde
Susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede
Beni susarken bölme!!!

Kahraman Tezoğlu



fadedliver 10 Ağustos 2009 13:25

Bır Adım Kalmalı

bır adım kalmalı uzaklarda,
kimsenın ugramadıgı bır yerde,
bır adım kalmalısessızlıgın
tam orta yamacında

bir adım kalmalı karanlıgın
tam en batagında
allah aşkına bırakın kalsın bır adım,
geceler artk haram oluyor bana,

benım gıttıgım yerde bır adım kalmalı
çünku gerıye dönemem belkı
silahı çekipte durduramam belkı Allah aşkına bırakın kalsın bır adım.....

RESUL ÇETİN

Alıntıdır



fadedliver 10 Ağustos 2009 13:36

Bir Söz Söyle

hani kuşlar kaldıracak
yangınlar üfürecekti yel
uykusuzluklar büyüyecekti hani

nerde büyük ağartı
nerde yel

bir söz söyle içinden
durma! bir gül daha düşür
karanlığa


Adnan AZAR


fadedliver 10 Ağustos 2009 22:51

Hiç Değişmesin Gözlerininin Büyüsü


ne olur hiç değişme...


hiç değişmesin gözlerinin büyüsü...


hep böyle uzak


hep hatırladığım gibi kal..


*********


sadece sev beni..


uzaklardan öylesine sev ki beni...


ne yakınıma gel


ne de nefesin değsin nefesime...


hep böyle uzak...


hep böyle güzel kal


*********


sadece sev beni


benim seni sevdiğim gibi...


uzaktan kokla yüreğimin güllerini...


uzaktan okşa yüreğimin ellerini...


uzaktan gecelerime dokun


uzaktan okşa geceleri saçlarımı...


*********


gülüşlerin ve alayların,


sevmelerin...


hep hatırladığım gibi kalsın yüzünde...


ve ne olur hiç değişme..


hiç değişmesin gözlerinin büyüsü...



Vildan Uyar


arwen 10 Ağustos 2009 22:59



Tatlı Bir Düşmüş Seviyorum Seni

kolum kelepçeli say
ayağımda pranga
yüreğimde acı hüzün
geçtikten sonrası

sabahta geçti
alo günaydın diyemeden
bulutlara çarpıyor başım
dıt dııt kesikleşerek

sonunda günaydın diyebiliyorsun
suskunluğuma şaşırdım
ayaklarının ucuna basarak
ulaşıyor sana özlemim

uzağım burnumun ucunda
ayaklarım tuzlu suya değiyor
acısını ağrısını dağlıyor
bir şeyciklerim kalmıyor

sırılsıklamım
telefon düşmüş mü yere
telefon dinleyen de yok
tatlı bir düşmüş seviyorum seni

Ozan Efe


fadedliver 10 Ağustos 2009 23:00

YALAN
Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım hatıralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse,birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
SEN OLMASAN DA ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi YALANLARINI alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağ köylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi..



İbrahim Sadri


arwen 10 Ağustos 2009 23:06



Bakma Gözlerime Severmişgibi

Bakma gözlerime öyle severmiş gibi
sana yer yok kalbimde sevgiden yana
kanatma kabuk bağlamışken yaramı
dokunma kalbime tedavi edermiş gibi

sende biliyorsun insan bir kere sever
oda sonsuza kadar gitmez bir türlü
ruh ikizi desende buna
ikisi bir arada olmaz bir türlü

Sebebi bilinmez ayrılıkların
dayanılmaz olur hasretliklerin
çıldırtsada seni onsuzlukların
teselli araman bitmez bir zaman

bir başkasında ararsın onu
ayrılınca nefret edersin hani
gece rüyalarda gündüz hayelde
ruhunla birlikte gezer her yerde
Soner Temur


ahmed 10 Ağustos 2009 23:34

Eprimiş Zaman Kırıntıları




Bir ayağı çukurdaydı gençliğimin
Hayatın keşmekeşinde
El yordamıyla bulmuştum aşkı
Ve denize bakan pencerelerden dalardım hep
Yakası açılmadık efsunlu hülyalara

Yaşanmış kırık dökük senli anılardan
Ve uzun kervanlar kadar uzun gecelerden
Gümüş çiğ taneleri yağardı arka bahçeme
Üşürdüm en az hatmi çiçekleri kadar
Ürperirdim.
Titrerdi adın dudaklarımda

Aşıktım mecnun kadar.
Cüzdanımda bir resmin,
Buruşmuş bir mektup
Göğsümde taşıdığım,
Ve sol yanımda o ince sızıyla
Neresinden bakarsan bak
Aşıktım mecnun kadar
Tepeden tırnağa
Sen dolaşırdın damarlarımda
Sancılı zamanlardı
Zaman hasret doğurmuştu.

Çıplak ağaçların,
Cılız gölgelerinde
Şiirler yazardım bitmeyen hasrete dair
Umursamazdı ne yosunlu taşlar,
Ne köpük köpük deniz,
Nede uzaklardan geçen balıkçı tekneleri
Hüznümün sadık refakatçisi gözyaşlarımı...

Bazen bir film olur bazen bir şarkı
Ve için yanarak yaşanır ancak
Hasret anlatılmaz gülüm


Abdullah Melik Mısırlı


Misafir 11 Ağustos 2009 13:53

Ağlamak İçin...

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı?
Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı?
Sevmek için güzele mi bakmalı?
Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı?
Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır?
Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı?
Hırsızlık; para, malmı çalmaktır?
Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı?
Solması için gülü dalından mı koparmalı?
Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı?
Öldürmek için silah, hançer mı olmalı?
Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı?


Victor Hugo



Daisy-BT 11 Ağustos 2009 17:11

Aşk

Sen ateşsin, hiçliğin inşa ettiği
Arzu, acı dolu ve parlak, çölde kaybolan
Gün iskelesi
Ağacın yelesindeki akşam
Geyik boynuzundan aya tırmanan
Eğrelti otu, kırılgan
Ve uçucu alev, tülsün sen
Ömürsüz hazzı yanılmaların
Tatlı ormanda telaşsız duman
Yalan yemişi adil ve bilge toprağın

Altın eşikli dağda
Yankısın sen, ıssız koruda rüzgâr
Efsaneler yazan fısıltısı zamanın
Yer altı cennetisin, Hades’in vaveylası
Buz tutmuş çayırsın ateşin köklerinde

Sen isteksin, narda kanayan bıçak
Tere sinen kırmızıdaki koku
Kösnül çiçek canın tene sunduğu
Karanlıksın, kaf dağında evsiz kuş
Kadar yalnız, düşleriyle
Dans ederek yanan tek kanatlı gecede

Kor ve külsün
Aynı gülün geçmişinde büyüyen
Tinin gizli tarihi
Ak tarihi, yok tarihi, korun ipek eliyle
Külü eşeleyen derin tarihi

Ölümün tuzusun sen
Şafakta uyanan bir çığlık gibi
Troya’da Helen’sin, Antartika’da çimen
Tozda dünya arayan Kentauros sürüsü

Hayatsın sen
Nymphe’sin, tohumda bekleyen meyve
Mürver gölgesinde yeşeren rûya
İhanetsin, Kirke’nin güzel sesi
Bir gülüşün içine saklanmış ejder
Sevinçsin sen
Sevinç perilerinin gözlerindeki keder

Unutulmuş yalanlardan dökülmüş
Unutulmuş anlardan sökülmüş hançer
Gibi çıplak, gibi kirli ve safsın
Gömülü çalgıların çıngır telinde
Hep yarıda kalan kırık şarkısın



Ayten Mutlu


arwen 12 Ağustos 2009 22:12

Ne söylesem boş
Ne yapsam ne etsem
Sen yolunu çizmişsin
Seni terk edeceğim.

Yine yapayalnızım
Ağlamasam olmazmı
İnsan bir kere sever
O aşk unutulmazki

Paramparça sızım sızım
Küle döndü can yerim
Sen yoksan yanımda
Buna yaşamakmı derim.

Daima sonsuz seveceğim
Sen olacaksın maviler arasında
Martılara attığım her lokmada
Ömrüm ekmekçi kızda son bulsada.
Selçuk Sen


ahmed 13 Ağustos 2009 00:31

Bundan Sonra



önceyi karıştırma şimdilik işe
gelecek günleri an bundan sonra
zamansız ayrılık bindi boynuma
halımız yamandır vay bundan sonra

bahası biçilmez bir sevda bende
izleri silinmez yare bedende
dert firak bende dermanı sende
derdimin dermanı ol bundan sonra

daha an gibi aklımda günler
dalınca derine gönlümü eğler
kurumuş yaprağı solmuştur güller
bahçemde bağıban ol bundan sonra

bizi kavuşturan günler olsada
gene ayıracak günler değilmi
gittiğim yerlerdekavuşmak için
saydığım gün değil ay bundan sonra

zalım felek bana kurmuş tuzağı
gözümde fer yok görmez ırağı
gönlümde yanıyor aşkın çerağı
yarla geçen günüm kar bundan sonra

gülmek haram olacak belkide bana
nolur halimden gelde sen anla
işte senin sevginle bu akılsız başla
bir değil her anım zar bundan sonra

Cihan Yiğit


Misafir 13 Ağustos 2009 12:43

Yokluğundaki Sen

Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım

Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden


AZİZ NESİN



ahmed 13 Ağustos 2009 23:50

Sevgilim





haziranın sıcağında tanımıştım seni
ağutosun ılık havasında nefesindeyim
kimbilir ocağın o kara kışında
yanından hiç ayrılmayan meleğin olurum..
hep dersin ya sen bana ''meleğim''
belki gerçekten meleğin olurum
geceleri karanlıkta korkarım uyuyamam
bana ışık olursun...
doğruyu belki bulamam
güvenilir yolum olursun...
hani ben senin meleğinim ya
sen de her doğan günüme
2. canım olursun...
neden bu kadar seviyorsun diyorsun ya
bende bilmiyorum sevgilim
neden nasıl ne zaman...?
hiçbirine cevap veremiyorum sevgilim..
ama bildiğim tek şey çokluğun tarifini bilmeden sevdiğim..
meleğine güven sevgilim..
ben sana canımmm gibi güveniyorum ya
sen de bana güven sevgilim...
yarına yeni doğan umutlara baktığın gibi bak bana.
ayırma yanından gitme başka diyarlara..
nefesime nefes..
fikrime huzur..
kararsızlığıma ışık ol sevgilim...
hayatıma yön..
canıma can ol sevgilim...



Meltem Aydın


Misafir 15 Ağustos 2009 13:01

Bağışla

Ya zamanından çok erken gelirim...
Dünya'ya geldiğim gibi,
Ya zamanından çok geç,
Seni bu yaşta sevdiğim gibi.....
Mutluluğa hep geç kalırım.
Hep erken giderim mutsuzluğa...
Ya herşey bitmiştir çoktan,
Ya hiç birşey başlamamış.....
Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın,
Ölüme erken, sevgiye geç...
Yine gecikmişim, bağışla sevgilim.
Sevgiye on kala, ölüme beş.....


Aziz NESİN...


perlina 17 Ağustos 2009 17:32

Düsündüm de……
Her derdin bir duygusu,
Her duygunun bir hali,
Her derdin de bir caresi vardir…….


Hani derler ya…..
Seversin dünya senin zannedersin….
Ayrilirsin üzüntülerle savasirsin…
Yanar yüregin care ararsin…..
Dermanini sonunda zamana birakirsin…


Keske her derdin bir caresi olsa…
Anlayamassin hissettigimi,Söylemek istedigimi
Caresizligimi,yasamiyorsan….
Caresizlik nedir diye soruyorsan,
Anlatayim…….



Ne kadar duygu,his,düsünce,hal ve laflar
Bir araya gelip,seni ta en derinden,
Bilmedigin bir yerinden vurursa….
Elinden bir sey gelmiyorsa….
Gözlerin aglamakdan kancanagi olduysa….
Sesin solugun kesilip,
Nefes bile almak sana zor geliyorsa…
Iste o zaman…
Caresizlik nedir anlarsin….



Her derdin bir caresi vardir….
Ya caresizligin??????


ahmed 19 Ağustos 2009 23:00

Bir Mevsime Dair Aşklar



her günüm yeni bir dünü kucaklıyor
sabahları demli bir çay içmek gibi...
hayat ve hayatı anlamaya çalışmak
her yeşilliğe kendimi atmak istiyorum..
yuvarlanmak koşarak sana...
hangi mevsimde yaşanır aşk
ve hangi aşk bir mevsimi anlatır sana...
artık gözlerimi kapatmak gibi uyumak...
önsözler için mi acaba kitap yazmak...
gözler artık görmemek için gözlere dair ne varsa
defterler bile hasret o deniz maviliğine...
biraz tuzuna birazda tatlılığına...
hiç kimse istiyorum kalabalık gecelerde
ne zaman oturmuş olsam...
felaket fm saatleriydi radyodaki program
cümleler hasret sana...
seni anlatan kelimelere..
devrik cümlelerine ve bilhassa
noktalama işaretlerine...
seni sevmeye hasret bu kalp...
hangi deniz ister ki deniz fenerini
kaybolmak ister gemilerle
kendi derinliğinde sabaha kadar kendisiyle
tutmaya ellerini...
gitme...

bir mevsime dair aşklar
her mevsim başka bir aşka sarılmak ister...

Yavuz Kurt


reyan 20 Ağustos 2009 09:22

Volta atıyorum içimdeki virajlarında
Sadece bir an körkütük sarhoş olsam kederinle
Kontrolden çıkar gözyaşlarım sende paramparça olurum
Tutuyorum tüm yolları
Gelmiyorsun..
Gitmiyorum..


Varlığına deliyken
Yokluğuna delir(e)memek


Susuzluktan dudakları çatlamış bir ağıt gibi yakıyor beynimi.
Tut ki alev alsa senli bildiklerim
Sen mi kül olursun ben mi?

Özlem sadece bir kelime
Adının yanında devrik bir cümleye dönüşen!
De ki özleme özlemek haram
Aslı yok gördüğü rüyanın hükmü yok
Hadi boşa tek celsede senimi benden!


(alıntı)


ahmed 21 Ağustos 2009 04:36

Geceme Gözlerin Damladı



Geceme gözlerin damladı.
Aldı uykularımı firara verdi.
Adın özlem olsun
Kavursun yine bu gece karanlığı
Ve sigaramı kor kor...
Gülüm sensizlik zor.
Sensizim, gözlerim boşluklarda hayalini takipte.
Sensizim, idam ettim aklımı.
Bilmiyorum şimdi hangi darağacında hangi ipte?

Geceme gözlerin damladı.
Mesafeleri aşıp,
Bir tutamda hüzne bulaşıp,
Gezindi damarlarımda.
Ve sonunda yüreğime ulaşıp,
Adını açtı katmer katmer,
Adını açtı kırmızı.
Adın gül olsun
Gözlerin gönül hırsızı
Ve sen hayallerimin kızı...

Geceme gözlerin damladı göz pınarlarımdan.
Kurumadı sokak lambaları yanana dek ve ben uyumadım.
Seni saydım odamda iki köşe arası adım adım.
Gün ışıdı sonra perdeleri açmadım.
Telefonum çaldı aldırmadım.
Bir düğün konvoyu geçti sokaktan bakmadım.
Kahvaltı yapmadım.
Ve günaydın demedim kimseye.
Bu böyledir;
Ne zaman damlasa geceme gözlerin,
Hiç bir şey yapamam,
Buram buram seni özlerim.
Adın sevda olsun...



Selim Çamlı


reyan 21 Ağustos 2009 08:58

Nasıl anlatsam
Nerden başlasam....
Unuttuğum hecelerin ezberi dilimde
Çok oldu kaybolalı aşka dair...
Hayat dersen
Biraz keder biraz hasret
Biraz tebessüm....
Vesair....
Hepsi seni anlatır
Hepsi de sana dair...

Karşımdayken bile dalıp dalıp gidiyorsam
Sorma....
Suskunluğum gözlerinden yediğim
Vurgunun sebebidir...
Yutkunup kalırdın
Neyin var dediğinde....
Biraz sen
Biraz ben
Birazda biz
Hepsi seni anlatır
Hepsi de sana dair....

Anlamadım sanma
Gidiyorsun adım adım...
Gözlerinden anlıyorum
Ayrılıp gittiğini
Hani dalından kopan yapraklar misali...
Canı yanar mı bu taşa dönmüş yüreğin
Elimi yüzüme alıp
Dalıp gitsem ötelere
Yazdığım şiirlerde
Biraz yüzün
Biraz kaşın
Biraz nazın
Hepsi seni anlatır
Hepsi de sana dair...

Zehiri yudumlar gibi içiyorum
Hasretini kaç zamandır
Kaç zamandır benimle değilsin
Merhabalar alışkanlık etmiş
Dilimize...
Kuru bir selamdan ibaret...
Oysa ne çok sevinirdi yüreğimiz
Gelirken birbirine
Çarpardı deli gibi
Delilir gibi...
Dinle....
Şu çalan parçayı...
Biraz efkar
Biraz sitem
Biraz özlem
Hepsi seni anlatır
Hepsi de sana dair...

Ayıplama unuttum diye
Ellerini...
Ayıplama gamzelerde gezdirdiğin
Ceylanlar gibi ağlamıyorsam
Kırk avcının vurduğu....
Boşver diyorsam
Boşver gitsin....
Birazcık anla
Hala senin için yeminler ediyorsam...

Hadi git...
Biraz veda
Biraz ayrılık
Yalan da olsa bir iki damla gözyaşı
Yanaklarında...
Hepsi seni anlatır
Hepsi de sana dair...
Beni benimle bırak
Sensizim...
Azaldı sevda bağında nefes alış-verişlerim
Ölüyorum
Ölüyorum vesair....


Ali Altınlı


ahmed 22 Ağustos 2009 00:05

Ayrılık Vakti



ezgilerle anılarımı uğurluyorum
dünden kalan ne varsa yaşanmış siliyorum
aşkımın küllerini savuruyorum rüzgarlara
gözyaşlarımın sellerinde boğuluyor umutlarım

aşkı öğreten yar ayrılığıda reva gördü
zümrüt gözlerinden ayrılıyorum
kırık dökük tümceler kuruyorum
dizelere döküyorum matemimi

elveda hayatımın güneşi
kendine iyi bak beni dünde kalmışlara ekle
hüznün ellerinde ızdıraba bırak
gülüşlerim acılarıma maskem artık
beni göz yaşlarımla bırak...


Mehmet Yılmaz


ahmed 23 Ağustos 2009 01:14

Ve Bilmeni İstiyorum



Birçok şeye sabrediyorum ama
Sensizliğe asla

Hiçbir şey olmasa bile
Sesin geliyor yanıma
Ve
Sesinle yalnızlığımı içiyorum
Ya sen ha!

İnat içiyorsun inatla
Aşkı saklıyorsun koynuna
Acı çektirmekten hoşlanıyorsun
Galiba

Ve bilmeni istiyorum
Şimdi daha perişan ve daha yalnızım
İstiklal caddesi bile bomboş geliyor bana

Neyini sevmişim ki ben senin
Yalan sözlerini mi
Sahte bakışlarını mı bilmem

Ama bilmeni istiyorum
Seni hala seviyorum
Ve bilmeni istiyorum
Seni hala özlüyorum


Kenan Kartal


ahmed 24 Ağustos 2009 00:08

Sevmiştim

Kaç aydır aramadım seni,
Beni özlemişsin belli.
Sesin titriyor.
Kelimeler boğazına takılıyor benim gibi.
Nasılsın?
Bugün doğum günündü değil mi?
Ben uzaktayım sesinle yetinmek zorundayım.
Hediyeni yine veremedim üzgünüm.
Yine parti mi veriyorsun yoksa?
Yoksa benim yerimi alan biri mi var?
Dur!Söyleme
Hatırlar mısın o doğum gününü?
Elin elimde, gözlerin gözlerimde dans ettiğimizi?
Herkes imrenerek bakardı aşkımıza,
Ne oldu dersin bize?
Neyse, sıkmayım şimdi seni,
Kendine iyi bak beni düşünme
Ben görevdeyim belki duymuşsundur askerim,
Bir gün olurda dönersem seni görmek isterim

Yunus Özkan


reyan 25 Ağustos 2009 12:35

Özgürlük ne kadardır,
Üç kuruşa satılır mı?
Yoksa bir çok insan,
Sorgusuzca ölmeli mi özgürlük için.
Sonsuz hayaller kurmak,
Bir tebessümde kaybolmak,
Ne kadar özgürlüktür acaba! ?

Manzaranın yeşiline sevdalanmak,
Denizin mavisine dalmak…
Ya gökyüzü?
Özgürlüğe dost mudur, düşman mı?

Bir ekmek için uykusuz kalanlar,
Özgür müdür?
Yoksa özgürlük ölmüş müdür?
Hiç düşlere kilit vurulur mu?
Değişse de şekil,
Değişir mi hiç ruh?
Özgürlük kapının dışında hapsolur.
İçeride her şey doğaldır.

Doğal renklerle gülmek, maharet ister.
Oysa için için ağlamak,
Yağmurun toprakla kucaklaşması kadar,
Özgürlük sayılırdı.

Kanadı kırık bir kuş,
Özgürdür,
Ayağı kırılmış bir karınca kadar.
Özgürlük;
Gökyüzünde uçmaktır sonsuza,
Hiç bıkmadan vızıldamaktır kovanda.
Belki de özgürlük,
Bir damla sudur,
Denize inat

Emin KEVEN


nünü 25 Ağustos 2009 12:55

Ask Masali

Bir varmis, bir yokmus
Gonul sarayinda yasayan
Iki asIk varmis...
Biri on yedilik bir genc kiz,
Digeri on sekizlik delikanli....

Ilk karsilasmalarinda
Kizi gorunce delikanli;
Buram buram ter dokmus.
Ama kizin sevgisi yuregine cokmus...

Genc delikanlinin soguk elleri
Tutunca on yedilik kizin ellerini,
Ici, disi birden ilivermis...
Kederleri ise bir bardak
Cay icerisinde erivermis...

Kizda alimli bir hava
Alev alev bakislar delmis ufuklari
Girmisler zamansiz sabaha....

Kiyametlere varan bir alkis!
Yokyuzunden onlari alkislamis..
Pullar dokulmus uzerlerine
Islanmislar siril sIklam...
Ondanmis asIklarin yagmurda
Islanmalarinin sebebi...

Gunler geceleri,
Ask sevgiyi kovalamis durmus...
Ama denk dengini bulmus...
El ele tutusmuslar,
Fethetmisler butun ulkeleri...

Masal bu ya...
Gokten uc elma dusmus:
Biri aski bulamiyanlara...
Biri aska inanmayanlara...
Digeride olumsuz asklara...
Hangisinden istiyorsan ondan ye...
Ister disinle,
Istersen bicakla dilimle...

Hey Ask Melekleri nasilsiniz! ? ...
Geriye donup bize el sallar misiniz? ...

Gulten Erturk



reyan 27 Ağustos 2009 05:44

Sen Bendin Bense Sen




Ben sen olsaydım içine akardım usulca
Anlardın beni sonunda
Soramaya bile gerek kalmadan cevaplardın beni
Bense yaşardım seni.

Senin tek bir bakışınla inlerdi yüreğim
Aynı anda birbiri için atan.
Kalbin sesleri dağılırdı etrafa.

Duyanlar yine o geçiyor derdi
Çünkü sen bendin bende sen.

Kimse anlamazdı beraber yürüdüğümüzü
Çünkü adımlarım sen din gölgemde sen.


ahmed 27 Ağustos 2009 22:54

Bilmeli Ki...



sevdayı içinde büyütmeli
günü geldiğinde
sancı çeke çeke dünyaya getirmeli
bir ana şefkatiyle beslemeli
yürütmeli...
koşmayı öğretmeli
sonra, koşarken düşmeyi
düştüğünde içi titremeli
evladına yanan ana misali
yanmayı öğretmeli
öğretmeli ki
vakti gelip gittiğinde sevdalın
ah etmeden kalabilmeli...
sen benden ayrılmadın ki
ben kalmam gereken yerde
sen olman gereken yerde
bunu anlayabilmeli

Bunu anlayabilmeli...


Sibel Oruç


reyan 29 Ağustos 2009 10:25

DÜŞLER ŞEHRİ

Neresindeyim bu köhne zamanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Saatim mi durduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yoksa ben mi ölüyüm…
İki tavan arasında
Cellâdı belirsizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yitik bir gülüştü yüzüme asılan…

Uçup gitmiş göçmen kuşlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Göç mevsimi mi kapımda duran.
Bulanık bir hayalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
İmkânsız bir düş müydü
Tenimi saranhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ruhumu kavuran.

Göçmek vakti şimdi bu şehirdenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yanıma kendimi bile almadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Ama son trenle…
Gelmesin kimse ardımdan.

Aynalarda kaybettiğim düşlerimin şehrihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Söyle şimdi bana;
Aynalar mı yalnızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Yalnızlığım mıydı aynalara yansıyan…
Daha kaç nefeslikhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif
Daha kaç adımlık yol var aramızda…


arwen 29 Ağustos 2009 22:12

Artık sana inanmıyorum..

Hayatın anlamı kalmadı bende
Ne gerçekte güldüm nede hayalde
Dünya dedikleri beyaz bir perde
Artık seyretmekten usanıyorum.

Artist olmuş insanlar anlamıyorsun
Gerçekmi yalanmı bilemiyorsun
Sevmek istesende sevemiyorsun
Seni sevdiğime utanıyorum


Her günün başında ayrı bir film
Seyretmekten usandın,bıktım be gülüm
Her sahne alışında değişik yorum
Artık dinlemekten usanıyorum

Perdeden düşünce sahne alırsın
Sen kendini sanatçı artist mi sanırsın
Sanma ki hep dört ayak üstü kalırsın
Artık söylemekten usanıyorum

Sanmaki bu hayat hep böyle lak lak
Aklın başına gelir birgün muhakkak
Temizleyemez seni ölsende toprak
Artık sana ben inanmıyorum..

Erdinç Sert


ahmed 30 Ağustos 2009 05:05

Bir Anlık...


Saatlere bakmaksızın yazıyorum
Karalıyorum gördüğüm herşeyi
Bir çizgi üzerinde buluyorum kendimi
Sarhoşluğum başımda tepiniyor
Ağır yükler düşüyor omuzlarıma
Doğrulamıyorum düştüğüm yerden
Sızıp kalıyorum ayrılıkların yol ayrımında
Kimseler kaçıyor benden
Ardına bakmaksızın
Yakıp yıkıyorlar viraneleri
Susuyorum
Susmak düşüyor bu saatlerde payıma
Ve susarak konuşuyorum
Ve sen duymamazlığa yoruyorsun kendini
Dilim acıyor seviyorum diyememekten
Yorgunum
Bırak usulca uzanıvereyim şurada
Boşver bugün en mutlu günüm değil
En umutsuz günüm olsun

Ayrılığın kelepçelerini taşıyorum kollarımda
Ki gözükmesin istiyorum
Bilmesinler beni yaralı ve mahsun
Oysa ben dağları ayaklarımın altında bilirdim
Ama bir avuç topraktan ibaretmişim

Sen önüne düşen yolları izle
Ne de olsa benden uzaklara kaçıracaktır seni
Ağlamalarıma inanma
Seviniyorum içimden gidişine
Bakma yüzüme düşen sadece bir perdelik hüzün
Bir sonra ki perdede elbet güler yüzüm

Sen gidiyorsun
Tarihlere işlenecek bu sıradışı gidişin
En mutlu günüme denk gelmiş
Oysa ben hüzünleri bir sonraki durakta bırakırım
Ve bugünden seni elbetde siler giderim...


Özgür Havuz


ahmed 30 Ağustos 2009 05:05

Bir Anlık...


Saatlere bakmaksızın yazıyorum
Karalıyorum gördüğüm herşeyi
Bir çizgi üzerinde buluyorum kendimi
Sarhoşluğum başımda tepiniyor
Ağır yükler düşüyor omuzlarıma
Doğrulamıyorum düştüğüm yerden
Sızıp kalıyorum ayrılıkların yol ayrımında
Kimseler kaçıyor benden
Ardına bakmaksızın
Yakıp yıkıyorlar viraneleri
Susuyorum
Susmak düşüyor bu saatlerde payıma
Ve susarak konuşuyorum
Ve sen duymamazlığa yoruyorsun kendini
Dilim acıyor seviyorum diyememekten
Yorgunum
Bırak usulca uzanıvereyim şurada
Boşver bugün en mutlu günüm değil
En umutsuz günüm olsun

Ayrılığın kelepçelerini taşıyorum kollarımda
Ki gözükmesin istiyorum
Bilmesinler beni yaralı ve mahsun
Oysa ben dağları ayaklarımın altında bilirdim
Ama bir avuç topraktan ibaretmişim

Sen önüne düşen yolları izle
Ne de olsa benden uzaklara kaçıracaktır seni
Ağlamalarıma inanma
Seviniyorum içimden gidişine
Bakma yüzüme düşen sadece bir perdelik hüzün
Bir sonra ki perdede elbet güler yüzüm

Sen gidiyorsun
Tarihlere işlenecek bu sıradışı gidişin
En mutlu günüme denk gelmiş
Oysa ben hüzünleri bir sonraki durakta bırakırım
Ve bugünden seni elbetde siler giderim...


Özgür Havuz


CaNaRY 30 Ağustos 2009 16:28

Gözlerin geçiyordu
Doğum günü sancılarımın dayanılmazlığından
Gözlerin; geceye yakılan bir mumun alevinde
Titrek ve üryan…
Ve sen gidiyordun
Adın parmaklarımın ucunda şiir olduğu zaman!
Kendini aynalarda arama gülüm!
Senin yüzündür seyyar acılardan devşirdiğim bu ben
Düş kırığı yitik sevişlerden
Ağız dolusu isyan seslerinden belliydi böyle olacağı
Aşk yangını sürgünlüklerin infaz vaktinde
Gözlerinde çarmıha germişken kendimi
Dizlerine düşen sefil bir İstanbul telaşıyla
Alıp başını gidecektin…
Her geç kalış bir özlemi resmedecekti
Tren garlarının asık yüzlü saatlerine
Düşlerime basıp geçen her gidiş bir martı çığlığı
Ve satır sonlarında yokluğuna semah dönecekti kelimeler..
Biliyordum kimse anlamayacaktı beni
Ve ben hiç kimsesi olacaktım tanıdığım herkesin
Herkes koyu karanlık huzmelerin tanyeri geçişlerinde
Üryan uykular halesinden soyunacaktı kendini
Gözlerime çizilen her terk ediliş bildik bir intiharken
Ve kanıyorken gitmeler bileklerimde
Yollarıma dizilen her şehir doğurgan bir kadın rolünde
Yitikliğimi taşıyacaktı rahminde
Ve ben tüm kimsesizliklerde kendimi aramaya koyulmuşken
Sen en kalabalık hüzünleri bırakıp avuçlarıma
Gidecektin öylece
Henüz yazılmış bir şiirin ıslak ve ter kokan dizelerinde…
“Her şeyin bir sonu var
Her masalın bir sonu…
Yaşanır ve sırrı yalnızca yaşayanlarda kalır”
Dedin ve gittin!
Şimdi düşleri çamura bulanmış küskün çocukların
Yorgun ve çıplak dillerinde
Ölüme kesmiş bir ses olur gökyüzü
Şimdi azap ırmaklarında yıkanır yalnızlığım
Akıp gider annemin yoksul parmaklarında
Bizanslı bir kızın zülfünde çoğalır İstanbul
-En çok zindana benzer-
“Akşam erken iner mahpushaneye
İner yedi kol demiri yedi kapıya
Kürdün gelinini söyler maltada biri”
Ve bir şair ölür ranzanın dibinde
Yedikule’de duvarlar üşür
Yedi tepesinde yedi yetim karanfil
Soldukça büyür ihanet
Soludukça uzar sensizlik…
Kaçak tütün kokan türküler eşliğinde
Dudağımda tutuşmuşken ismin
Ve geçerken yüreğimden dumana sarmış kirpiklerin
Mecburi bir göç telaşesinde
Siyah ve bulanık bir ülkeye uyanır gözlerim…
Bir yanım metruk bir kaldırım ürkekliği
Bir yanım ceset ceset ölüm kokusu
Mülteci bir söylemdir artık yaşamak
“İyi ki doğdun” mukabilinden
Ve bir kadın geçer gecenin içinden
Yarınları ikiye bölünür kalbimin
Ve yaşamak kadar nasırlı elleri annemin
Ve yanar şiirler beklemenin senciliğinde
Beklemek ki bir aşkın son demidir
Sonbahar kadar intihara müsait
Ki küflü bir şiir çiziğinde hayatı eritir bileklerimde
Oysa bir ayak sesi…
Ama kırık ama dökük…
Öyle bir ses işte
Bir ses
-siz
-lik…
Hani şah damarımda ölüm gibi..
Ve fakat susar şimdi
Saçlarında yağmur büyütüp
Gözlerinden eylül dökülen;
O uçurumlara yazgı kardelenler gibi kırılgan
O üstü başı sen kokan
Boynu bükük talan şehirler
Ve çocuk yüzlerde ömre bedel gülüşler…
Susar zindanda duvar sürgünde Nazım
Maltada “kürdün gelini”
Voltada ranza dibinde Ahmed Arif
Ve Hasan ve Hüseyin
Ve yaşamak kadar nasırlı elleri annemin
Hepsi susar şimdi
Suskunluk olup düşerim lâl gecelere
-Sol yanımda yokluğunun sancısı-
Ve bilirim gecelerce kâbus kusar yüreğim ellerime
Darağacı güllerince adını kanarım
Hep adını yazarım sessizliğin parantez içlerine
Susar harflerin boynunda urgan
Bileğimde kan
Ve kanla karışık bir haziran
Sözlerimin tam çaprazında
***** dilli ağızlar nazarına yutkunurken kendini
Zamana uyup zamansızca susar bir adam
Ve ben yastık altına iliştirilmiş şiirler gibi
Keder içerken hayatın elinden
Eylül hazanı kentlerde yaban kalırım kendime
Ve üstüme kapanır yeryüzü
Gökyüzü ölüm ağlar
Bilemezsin yokluğun ne demek
Nasıl yangın nasıl alev nasıl kor (?)
Ve inan güzelim
Haziranda ölmek kadar doğmak da zor!
Bugün doğum günüm gülüm!
Bugün dün gibi özledim seni
Ve şimdi tanıdık bir mezarın başında
Yas tutar annemin gözleri
Oysa dedim ya
Hani bir ayak sesi
Ama kırık ama dökük…
Sadece bir ses…
Hani şah damarımda ölüm gibi
Hani geleydin; yeniden dirilirdi belki
Düş yatağı gecelerin toprak kokusunda
Tükenmez bir aşkın uçuk maviliği…
Gelmedin…
Gel…
Gel ki gör; ölürken bile seviyorum seni!
“Seviyorum -yaşıyoruz çok şükür- der gibi...”




Doğan Araz…


Daisy-BT 30 Ağustos 2009 19:44

Adalara Doğru

Yüreğinle havalandı dalgalar
Pervane ardında soluk soluğa
Martılar öyle şaşkın
Köpürdükçe beyaz kanatları
Senden önce bulutlara karışır
Sevgili güzel insan
Bakmasan da olur derine
Güneşli bir sevinç maviliğin

Ece Arabul Günel




Daisy-BT 30 Ağustos 2009 20:06

Ağır Delikanlı

Kanatlarını havalandırır,
Bir efe türküsünde.
Deniz derini gözlerini kapar,
Sahile vuran dalga seslerine.
Serinmiş duymaz,
Dağların oğlu.
Islakmış ayakları,
İnceymiş sırtı,
Attı mı üç tek rakısını,
Perçeminden ozlem damlar.

Ece Arabul Günel


Daisy-BT 30 Ağustos 2009 20:15

Akdeniz

Tuzun karışır mı tenime..
Mavilikte mercan balık
Oltalarda yakamoz olsam
Akdeniz beni de al
Dönemem
Sarı bozkır ağır geldi
Dağlanmadı henüz yaram

Ece Arabul Günel



Aşk

Kırıktı sertti saçları
Bakışları acı yeşil..

Ece Arabul Günel


reyan 31 Ağustos 2009 10:45

Senden Sonra Çok Durmadım Kendimde

Parmak uçlarıma vuruyor yokluğun,
yine sen düşüyorsun satırlarıma,
bak yine seni çiziyorum şiir dolusu,
sonra geçip karşısına iyiki varsın diyorum,
ağlıyorum.
hançerlerle kazıyorum göz yaşlarımı yanağımdan,
akan kanın üzerine yeminler ediyorum,
bir daha ağlamak yok diyorum,
sonra bozup tövbemi günahlarıma bir yenisini ekliyorum.

senden sonra çok durmadım kendimde,
sahipsiz bedenimi bırakıp tenha bir köşede,
eksik bir canla düştüm peşine,
hadi yine çık karşıma,
önce yalan sevginle seviyorum de,
sonrada elvedalar bırak yüreğime bütün gerçekliğinle,
bende bu acıyla bir dize daha ekliyeyim şiirime,
ve kokunu süreyim satırlarıma hiç koklamamak üzere.

terketmek sana terkedilmek bana kolay nasıl olsa,
tek tanesine inanmam ela gözlerin yaşla dolsa,
sende inanmamıştın hatırla,
sana gitme diye haykıran,
titreyen feryadıma,
yalnızlığı bırakıp avuçlarıma yol almıştın,
adresi meçhul bir diyara,
aldırma sen bana yalnızlıkta yakıştı yanıma.

soğuk bir gecenin kıyısından sensizliğe bakıyorum,
hasretinin ummanına dalıyor bakışlarım,
çığlıklar yağdırıyorum kör karanlığa,
umutlarımı bağlayıp bir taşa,
sebepsizce bırakıyorum sonsuzluğun sonuna,
bütün dönüş yollarına mayınlar döşüyorum,
kapatıyorum kendimi sessizliğe,
ve yine konuşmamak üzere susuyorum,
farkındayım çok sürmez suskunluğum,
çünkü hayalin vurdukça gönül sahiline,
kalemimi batırıp yüreğime,
firari bir şiire suretini işliyorum,
ve yine geçip karşısına dön diye haykırıyorum,
bu yüzden uzun sürmez suskunluğum,
ben sadece kendimi kandırıyorum,
döşediğim bütün mayınlara bir bir kendim basıyorum,
ama inan sensizlik kadar ölmüyorum ölemiyorum...


alintidir


fadedliver 2 Eylül 2009 00:42

Seninle tattım ben her mutluluğu

Bırakıp gidersen bil ki yaşayamam

Ömrümden canımdan ne istersen al

Gülü susuz seni aşksız bırakmam



Üşüdüm diyorsan güneş olurum

Yanarım sevginle ateş olurum

Dolarım havaya nefes olurum

Gülü susuz seni aşksız bırakmam



Gönlümdeki derdi siler atarım

Ümit pınarından coşar akarım

Kış göstermem sana ben hep baharım

Gülü susuz seni aşksız bırakmam

Alıntı


fadedliver 2 Eylül 2009 00:51

http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Hiç kimseyi Senin Kadar Sevmedim http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif


Seneler geçti ah, mevsimler geçti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim
Sevdalar değişti, aşklar değişti
Bir sen değişmedin bende sevdiğim

Bilmem ki hangi yol sana ulaşır
Hangi rüzgarlarda kokun dolaşır
Her gece gözümde gözlerin ışır
Ay mı güneş misin bende bilemedim

Sen gideli gökyüzü de değişti
Çağlayanlar denizlere erişti
Günler geçti, aylar geçti, yıl geçti
Her durakta hayalini bekledim

Özleminle geçti aylar seneler
Hicranla tükendi günler geceler
Benim kadar sevemezki kimseler
Her çiçeğe gül kokunu işledim

Duygu çiçekleri boyun büktükçe
Ümit bahçeleri hazan döktükçe
Baktığım yollara duman çöktükçe
Hep seni özledim seni istedim

Gözyaşlarım yağmur olup aksa da
Ayrılıklar yüreğimı yaksa da
Bu vefasız kahrolası dünyada
Hiç kimseyi senin kadar sevmedim

Alıntı



Saat: 16:46

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık