![]() |
Ağustos sıcağında Ağustos sıcağında Sokak lambaları sönük bir caddenin, Ne başındayım ne de sonunda. Takılıp kalmışım korkularımla beraber. Ta ortasında. Yağan yağmur mu? Yoksa gözlerimden akan yaşlar. Neden titriyorum ya Rabbim. Bu Ağustos sıcağında. Tuğrul Ahmet Pekel |
Yalnızlık Karanlığın insanı delirten bir ihtişamı vardır Yıldızlar, aydınlık fikirler gibi tavanda salkım salkım bu gece dağ başları kadar yalnızım. Çiçekler damlıyor gecenin parmaklarından, dudaklarımda eski bir mektep türküsü karanlıkta sana doğru uzanmış ellerim, gözlerim, gözlerini arıyor durmadan; nerdesin? Attilâ İlhan |
Uçsuz Sevmelerin Avucunda terlettiğin bıçaksı zamanlar İlişirse mahremine Irağına düştüğün yar Düşmezse yollarına Meydan ayyukası yıkımlarda Hançerlenen yüreğinse Şafak sancısı sevdalar Doğmazsa gününe Zamansız gidişlerin kapımdaysa Uçsuz sevmelerin unutulmuşsa Ya bitimi beklenen kasırga yeniden kapımızdaysa O an Tutkulu sözler çıkar içimden Arkasından yürür giderim bir gecenin Korkum yok Kendimden de Bir kentin yeni bir üyesiyim Sevdiğim tüm renkleri alırım yanıma Sebepsiz gidiş değildir benim ki Her gidişin kesesinde; biraz hüzün Bilinmez bir sevinç Ve umut vardır coşkunca Ve gittikçe Sabah güneşinde ıraklığını yitirir Tüm görüş özürlü mesafeler O an uçsuzluk katlanır Güleçlik doldurur derin yüz çizgilerimi Uçsuz sevmelerine bir özlemdir Benim ki…. Önder Ağtaş |
Son Kez Geldim.. Hani, güneş yaldızlı renklerini bin-bir sihirle savururken evrene Ve henüz şebnemler kurumamışken gül yapraklarında En büyüleyici kokularımı süründüm tene Sabahların puslu serinliğinde, al duvaklarımı, .....................senin için takındım geldim.. Şafakların kızıllığındaki altın tozlarına buladım ak ellerimi Gelin kınamı ......................senin için yaktım da geldim Ve tüm arınmışlığıyla sevdamı, beyaz şarap tadında Dudaklarımdan, ......................dudaklarına sunmaya geldim Bu gece, gözlerini kamaştırmak için mehtabı yüklendim gelin tacıma. Gecenin tüm sihrini bedenime dolayıp, yakamozlardan gelinliğimi ..........................giyip te, geldim.. Bu gece, gecenin en kıvrak danslarını, tüm arsızlığımla yüklenip ..........................geldim koynuna Bu gece dört mevsimin tüm renklerini damarlarıma dolayıp ............................seninle akmaya geldim Bu gece, henüz söylenmemiş tüm sevda sözcüklerini kulağına fısıldamak için nefeslendim şarkılardan fal tutup, şiirlerde atışmaktan ............................yoruldum artık aşkım! demeye geldim Bu gece, yüreğimin tüm özlemlerini senin kollarında avaz-avaz .............................haykırmak için geldim Bu gece, yaşanmamış tüm hayalleri bohçalayıp, Gönül Dergah’ına ...............................sermeye geldim.. Bu gece, yaralı bir ceylan gibi sabahın alacasında indim kapına.. Kaldır şu kahrolası engelleri, dikme şu duvarları zaten korkak ataklarıma ........gör artık gözlerimdeki aşkı! ..............çekme şu kapkara perdelerini ...................ürkek bakışlarıma! ........................Hoyrat rüzgar’larını estirme artık ............................kendi nefesinden bile titreyen yapraklarıma! Yordun beni, yordun artık yeter! ......Medcezir’lerinle oyuklar açıp durma ...........yüreğimin kumsallarına! ....................................... haykırışlarım ile seni, sarsmaya geldim Bu gece, benim başıma, ........sevda adına, .............aşkın hatırına, ...............Allah aşkına yeminleri ettirip bendeki seni özgür bırak- bırak ta, iki yaralı kuş tek beden de buluşup şu hayali gök kubbede birlikte uçalım sevdiğim”,......................demeye geldim Uçalım be sevdiğim, bırak ta tutunayım kanatlarına Ölümden öte yol mu var be can özüm hadi, kır zincirlerini birlikte atlayalım önümüzden hızla akıp giden ......bu trenin son vagonuna ...........Sonu ölüm de olsa ben sende ölmeye hazırım ...............sende hazırsan aşkta ölmeye ....................ya da, benimle yeniden doğmaya ........................ben, kendimi senin küllerinden binlerce kez yaratmaya hazırım, .......hem de her şeyimle hazırım ............be sevdiğim! ...............Bak işte arındım tüm korkularımdan ......................ve koşulsuz geldim kapına Bu gece Seninle yeniden doğup, ..........seninle, .............sende ölmeye geldim, demeye geldim Ama bilmelisin ki son gücümle ................... ve son kez geldim sevdiğim ....................................... inan ki, son kez geldim Meral Adak |
Islak gözlerinle bakma yüzüme. Mızrap oldun benim gönül sazıma. Diken olsan gül görünür gözüme. Suçlu aranırsa adresimi ver. Ben zaten yanmışım sen yanma yeter.! İster baş tacı et,ister kaldır at. Gözlerin hep gülsün feleğe inat. Sen mutlu ol,gerisi teferruat. Seni üzgün görmek ölümden beter. Ben zaten yanmışım,sen yanma yeter.. (alıntı) |
ANLATAMIYORUM Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Gözyaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Orhan VELİ YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİRŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara,göğe,bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana Ataol BEHRAMOĞLU |
NE GİTMELER TÜKETEBİLİR SENSİZLİĞİ, NE BEKLEYİŞLER GETİRİR SENİ BANA... BİR HÜZÜN TÜRKÜSÜDÜR DURMADAN ÇALAN, BİR AYRILIKTIR, DURMADAN KANAYAN... KALEM AĞLAR,YÜREK AĞLAR,GÖZ AĞLAR... AĞLAYIŞLARA TERCÜMANDIR PARMAKLAR... YAZAR...YAZAR...YAZAR... HİÇ DURMADAN BIKMADAN SENİ YAZAR... KALEMİN GÖZYAŞLARIN DURAĞIDIR PARMAKLAR... PARMAKLAR ŞAHİTTİR AĞLAYIŞLARA... İKİ YİTİK SEVDA... İKİ PARÇA CAN... İKİ YİTİK HASRET... |
Özleminle Sessiz Çığlığım Bırakma beni! Şu koskoca şehirde, Şu bankta, Şu sahilde, Martılarla bir başıma Bırakma beni! Uzaklaşma benden! Nefesine ihtiyacım varken, Sesinden, kokundan, teninden Hasret bırakma beni! Demirleme yüreğimi! Sensiz katran karası gökyüzü, Görmüyor ki gözlerim, Sana bakmadan hiçbir yüzü! Yaz güzellikleri içinde Yaşatma bana güzü! Erteleme bir başka bahara gülüşümü Bitir hazanımı, hüznümü Bırakma beni! Sana tutsak ise bu yürek, Esaretine boyun eğmişim! Ne yapayım söyle.. Nedir içinden geçen niyet Yüz çevirme, sonundayım Yazın.. Bırakma beni! Şefkatin, merhametin, sabrın, şükrün Binlerce kez lezzetini tattım.. Sahibi değilim vücudumda ki Aza ve cihazların! Her şey Rabbin emaneti! Bırakma beni! Bir gün her şey duracak ya İşte o gün gelmeden Bil sevgimin kıymetini! Gel yanı başıma.. Bırakma beni! Hamit Aydoğmuş |
nedendir biLmiyorum bu araLar daha bi ağLak haLdeyim... içimde çıLdırtan bir aşk acısı içimde bir başka sen bu gördüğüm değiL sanki kaçar gibi bir bakış ve her adımda geri dönüşLer işte adın bu senin koşmaya başLarken korkusundan ayrıLığın acının birden durdurup dünyayı içinden sesLenen sevdamsın duyduğumu biLir ama yinede susarsın gözgöze anLarımızda... Abdullah Kaptan |
ÜZGÜN ŞİMDİ ELLERİM Sana gel diyemedim/Gittim bir iki kitap ve saksı çiçekleri aldım Yağmur yağıyordu ve içeriye alınıyordu bütün renkler… Söyleyecek bir sözüm olsun diye hep eksik bıraktım şiirlerimi Ekmek çalmak gibi bir şey seni sevmek diye yazdım Birkaç dize dışında kimsenin haberi de olmadı Üzgün şimdi ellerim /Sana gel diyemedim Mustafa Karademir |
Bilemedin Sen Değerini... Acı söyletir zalim gurbet Ömrüm bitiyor gönlüm hüzünlü Diline ders verdi beline kemer Sana derim sana dost bildiğim Yaktı dost kül etti beni gurbet Doğduğuma beni pişman etti Bana bu dünyayı zehir etti Sana derim sana dost bildiğim Sevdiğime bin pişman etti Beni gece gündüz hep ağlattı Seni yıkılasın zalim gurbet Sana derim sana dost bildiğim Taşına toprağına mahrum etti Gençliğimi benden alıp götürdü Dost bildiğim beni arkadan vurdu Sana derim sana dost bildiğim Ne fırtınalar kopuyor içimde Güneş açmıyor nedense yüreğimde Hep seni düşündüğümde Sana derim sana dost bildiğim Her yüzüne güleni dost sanma Selam verene dost bilip kanma Sende ah edip de derinden yanma Sana derim sana dost bildiğim Aç gözlerini bir etrafına bak Bu garip hüseyin yanmaza iyi bak Var mı benden başka candan bir dost Sana derim sana dost bildiğim Dostunu düşmanını iyi tanı dost Arkanı kimseye dönüp yolda yürüme Buda benden sana nasihat olsun dost Sana derim sana dost bildiğim Seni dost bildim elimi verdim Verdiğim elin kıymetini sen bilemedin Kabahat sende değil eli verende Sana derim sana dost bildiğim... Hüseyin Yanmaz |
Git Ayrılığın nağmesi bu duyduğumuz, Bakışların gönlümü caydırmadan git. Ne bir hatıran kalsın ne de bir umut, Duruşların gönlümü yandırmadan git. Bütün resimlerini sök at duvardan, Sana ait ne varsa çıkart odamdan. Kitabın arasında şöyle canından, Bir gül bırakmıştın ya soldurmadan git. Hani bir şarkı vardı mazide kalan, Öyle içten acıklı, öylesi nalan. Göğsüme yaslanıp da sevince boğan, Yeşermiş tüm aşkları kurutmadan git. Nasıl güzeldi herşey hatırlasana, Nasıl gülüşürdük biz dert ortasında. Ekmek paramız yokmuş ne gam, ne tasa, Güzel hatıraları zehretmeden git. Hani mevsimlerden, hep biri bahardı, Hani gökten her cemre bize yağardı, Hani kış ortasında mevsim bahardı, Şu inanmış gönlümü, kandırmadan git. Allah aşkına bırak, öldürmeden git... Bedirhan Gökçe |
BENİ SUSARKEN BÖLME !!! Yüzünün hangi oylumuna takılsam Uçsuz uçurumlara düşüyorum Ağlayınca şişen göz kapaklarında Hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam? Sığınağımıza kaçan birkaç damla yağmur Gözyaşına mı karıştı yoksa? Fazla değil mi bu sessizlik ikimize; Beni susarken bölme! Satır aralarındaki sızıntıdan kendimi ele veriyorum Ben sana, seni gösteren bir aynaydım Dökülseydi sırlarım sen de göremeyecektin Ben ki kendimi yine sırlardım Sen kendine yeni aynalar bakmasaydın Buldun mu yüzüne en uygun olanını? Ve ağrılarını saklayabildin mi, sırsız aynaların sırrına? Kulaklarıma sağır sesler peydahladım Beni susarken bölme! Az daha doğduğumuz öykü de ayaküstü ölüverecektik; Anamızdan emdiğimiz acılar burnumuzdan gelecekti az daha… Dipsizliğinde dibi tutarmış sandık, sanma oyunlarımızda Meğer suskunluğumun dibi karaymış Ben kuyu sanmışım Ben susarken bölme! Merhemine biraz Ağrı sür biraz Toros Yol ortasında adresim yutuluyor bırakma ellerimi Duru durdurmaya duramıyor, durak sandığımda köprüleri Oysa her şeyi birleştiren köprüler yine ayırdı bizi Saçlarını sakladığın rüzgarı biraz savursan Açılmayacaktı bu kıyı şeridinden Zulamdaki sardunya suskuları Beni susarken bölme! Ellerin büyükken ellerimden Hangi coğrafyama sakladın, mendilleşen parmaklarındaki yaşları? Bana do minör bağırma Uslu bir su kuşuyken bünyemde Verdiğin geçici rahatsızlık için, ömür dilerim senden sadece! Ben sana ne yaptımların kaldı bak Bu ucube caddelerde Susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede Beni susarken bölme!!! Kahraman Tezoğlu |
Bır Adım Kalmalı bır adım kalmalı uzaklarda, kimsenın ugramadıgı bır yerde, bır adım kalmalısessızlıgın tam orta yamacında bir adım kalmalı karanlıgın tam en batagında allah aşkına bırakın kalsın bır adım, geceler artk haram oluyor bana, benım gıttıgım yerde bır adım kalmalı çünku gerıye dönemem belkı silahı çekipte durduramam belkı Allah aşkına bırakın kalsın bır adım..... RESUL ÇETİN Alıntıdır |
Bir Söz Söyle hani kuşlar kaldıracak yangınlar üfürecekti yel uykusuzluklar büyüyecekti hani nerde büyük ağartı nerde yel bir söz söyle içinden durma! bir gül daha düşür karanlığa Adnan AZAR |
Hiç Değişmesin Gözlerininin Büyüsü ne olur hiç değişme... hiç değişmesin gözlerinin büyüsü... hep böyle uzak hep hatırladığım gibi kal.. ********* sadece sev beni.. uzaklardan öylesine sev ki beni... ne yakınıma gel ne de nefesin değsin nefesime... hep böyle uzak... hep böyle güzel kal ********* sadece sev beni benim seni sevdiğim gibi... uzaktan kokla yüreğimin güllerini... uzaktan okşa yüreğimin ellerini... uzaktan gecelerime dokun uzaktan okşa geceleri saçlarımı... ********* gülüşlerin ve alayların, sevmelerin... hep hatırladığım gibi kalsın yüzünde... ve ne olur hiç değişme.. hiç değişmesin gözlerinin büyüsü... Vildan Uyar |
Tatlı Bir Düşmüş Seviyorum Seni kolum kelepçeli say ayağımda pranga yüreğimde acı hüzün geçtikten sonrası sabahta geçti alo günaydın diyemeden bulutlara çarpıyor başım dıt dııt kesikleşerek sonunda günaydın diyebiliyorsun suskunluğuma şaşırdım ayaklarının ucuna basarak ulaşıyor sana özlemim uzağım burnumun ucunda ayaklarım tuzlu suya değiyor acısını ağrısını dağlıyor bir şeyciklerim kalmıyor sırılsıklamım telefon düşmüş mü yere telefon dinleyen de yok tatlı bir düşmüş seviyorum seni Ozan Efe |
YALAN Hadi gidiyorsun Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun Herşey gidiyor Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor Solgun bir gül oluyor insan Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun Bakma öyle Ben kanıyorum sen üşüyorsun Kolay değil bir yalan bu Yaralayan koca bir yalan Yalan işte Sevdiğim yalan Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi Yumuşacık sıcak bir yalan Islak gözlerimle geçiyorum Yaralı bir ceylanın kalbinden Ceplerimde kül var Bir yangından arta kalan Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman Herşey bir yalan gibi yandığı zaman Yalnız olduğunu anlıyor insan Anladım ve geçtim Yaralı bir ceylanın kalbinden Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım Nasıl da acımasızdım hatıralarıma karşı Nasıl da umarsız Su gördüm düşümde Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu Sonra sabah oluyor Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu Hayır,diyordu bir dağ köylüsü Hiç bir şey için geç değil Ve geç değil Birşey için hiçbirşey Birşey vardı öyleyse,birşey Beni çeken Güneşin dağdasından uzağa Kocaman çayırlara çeken birşey Gümrah ırmaklara Sonra sıcağa sonra acıya Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan birşey Tutsana beni bırakmasana Olsun, yaralasana Olsun, ağrısada Yalan da olsa kalsana Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım SEN OLMASAN DA ben varım Yağmur yağar, saçlarım filizlenir Bir yıldız düşer omuzlarıma Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan Tanırlar beni En iyi YALANLARINI alırım onların Adresler sorarım kimseler oturmaz orada Ve kimseler olmaz ben sordukça Dağ köylüsü Şimdi gidersen Şimdi git Kalırsan şimdi.. İbrahim Sadri |
Bakma Gözlerime Severmişgibi Bakma gözlerime öyle severmiş gibi sana yer yok kalbimde sevgiden yana kanatma kabuk bağlamışken yaramı dokunma kalbime tedavi edermiş gibi sende biliyorsun insan bir kere sever oda sonsuza kadar gitmez bir türlü ruh ikizi desende buna ikisi bir arada olmaz bir türlü Sebebi bilinmez ayrılıkların dayanılmaz olur hasretliklerin çıldırtsada seni onsuzlukların teselli araman bitmez bir zaman bir başkasında ararsın onu ayrılınca nefret edersin hani gece rüyalarda gündüz hayelde ruhunla birlikte gezer her yerde Soner Temur |
Eprimiş Zaman Kırıntıları Bir ayağı çukurdaydı gençliğimin Hayatın keşmekeşinde El yordamıyla bulmuştum aşkı Ve denize bakan pencerelerden dalardım hep Yakası açılmadık efsunlu hülyalara Yaşanmış kırık dökük senli anılardan Ve uzun kervanlar kadar uzun gecelerden Gümüş çiğ taneleri yağardı arka bahçeme Üşürdüm en az hatmi çiçekleri kadar Ürperirdim. Titrerdi adın dudaklarımda Aşıktım mecnun kadar. Cüzdanımda bir resmin, Buruşmuş bir mektup Göğsümde taşıdığım, Ve sol yanımda o ince sızıyla Neresinden bakarsan bak Aşıktım mecnun kadar Tepeden tırnağa Sen dolaşırdın damarlarımda Sancılı zamanlardı Zaman hasret doğurmuştu. Çıplak ağaçların, Cılız gölgelerinde Şiirler yazardım bitmeyen hasrete dair Umursamazdı ne yosunlu taşlar, Ne köpük köpük deniz, Nede uzaklardan geçen balıkçı tekneleri Hüznümün sadık refakatçisi gözyaşlarımı... Bazen bir film olur bazen bir şarkı Ve için yanarak yaşanır ancak Hasret anlatılmaz gülüm Abdullah Melik Mısırlı |
Ağlamak İçin... Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Victor Hugo |
Aşk Sen ateşsin, hiçliğin inşa ettiği Arzu, acı dolu ve parlak, çölde kaybolan Gün iskelesi Ağacın yelesindeki akşam Geyik boynuzundan aya tırmanan Eğrelti otu, kırılgan Ve uçucu alev, tülsün sen Ömürsüz hazzı yanılmaların Tatlı ormanda telaşsız duman Yalan yemişi adil ve bilge toprağın Altın eşikli dağda Yankısın sen, ıssız koruda rüzgâr Efsaneler yazan fısıltısı zamanın Yer altı cennetisin, Hades’in vaveylası Buz tutmuş çayırsın ateşin köklerinde Sen isteksin, narda kanayan bıçak Tere sinen kırmızıdaki koku Kösnül çiçek canın tene sunduğu Karanlıksın, kaf dağında evsiz kuş Kadar yalnız, düşleriyle Dans ederek yanan tek kanatlı gecede Kor ve külsün Aynı gülün geçmişinde büyüyen Tinin gizli tarihi Ak tarihi, yok tarihi, korun ipek eliyle Külü eşeleyen derin tarihi Ölümün tuzusun sen Şafakta uyanan bir çığlık gibi Troya’da Helen’sin, Antartika’da çimen Tozda dünya arayan Kentauros sürüsü Hayatsın sen Nymphe’sin, tohumda bekleyen meyve Mürver gölgesinde yeşeren rûya İhanetsin, Kirke’nin güzel sesi Bir gülüşün içine saklanmış ejder Sevinçsin sen Sevinç perilerinin gözlerindeki keder Unutulmuş yalanlardan dökülmüş Unutulmuş anlardan sökülmüş hançer Gibi çıplak, gibi kirli ve safsın Gömülü çalgıların çıngır telinde Hep yarıda kalan kırık şarkısın Ayten Mutlu |
Ne söylesem boş Ne yapsam ne etsem Sen yolunu çizmişsin Seni terk edeceğim. Yine yapayalnızım Ağlamasam olmazmı İnsan bir kere sever O aşk unutulmazki Paramparça sızım sızım Küle döndü can yerim Sen yoksan yanımda Buna yaşamakmı derim. Daima sonsuz seveceğim Sen olacaksın maviler arasında Martılara attığım her lokmada Ömrüm ekmekçi kızda son bulsada. Selçuk Sen |
Bundan Sonra önceyi karıştırma şimdilik işe gelecek günleri an bundan sonra zamansız ayrılık bindi boynuma halımız yamandır vay bundan sonra bahası biçilmez bir sevda bende izleri silinmez yare bedende dert firak bende dermanı sende derdimin dermanı ol bundan sonra daha an gibi aklımda günler dalınca derine gönlümü eğler kurumuş yaprağı solmuştur güller bahçemde bağıban ol bundan sonra bizi kavuşturan günler olsada gene ayıracak günler değilmi gittiğim yerlerdekavuşmak için saydığım gün değil ay bundan sonra zalım felek bana kurmuş tuzağı gözümde fer yok görmez ırağı gönlümde yanıyor aşkın çerağı yarla geçen günüm kar bundan sonra gülmek haram olacak belkide bana nolur halimden gelde sen anla işte senin sevginle bu akılsız başla bir değil her anım zar bundan sonra Cihan Yiğit |
Yokluğundaki Sen Yine yalnız değilim her zamanki gibi Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım Aramızda yirmibeşbin kilometre Sen kıştasın ben yazdayım Sen bir yarısında dünyanın Ben öte yarısındayım Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun Daha da bir gönlümcesin Varlığından bin kat güzel O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz Ve en gizlerden konuşurken ellerin İçimden gelmiyor mektup yazmak demeden Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden AZİZ NESİN |
Sevgilim haziranın sıcağında tanımıştım seni ağutosun ılık havasında nefesindeyim kimbilir ocağın o kara kışında yanından hiç ayrılmayan meleğin olurum.. hep dersin ya sen bana ''meleğim'' belki gerçekten meleğin olurum geceleri karanlıkta korkarım uyuyamam bana ışık olursun... doğruyu belki bulamam güvenilir yolum olursun... hani ben senin meleğinim ya sen de her doğan günüme 2. canım olursun... neden bu kadar seviyorsun diyorsun ya bende bilmiyorum sevgilim neden nasıl ne zaman...? hiçbirine cevap veremiyorum sevgilim.. ama bildiğim tek şey çokluğun tarifini bilmeden sevdiğim.. meleğine güven sevgilim.. ben sana canımmm gibi güveniyorum ya sen de bana güven sevgilim... yarına yeni doğan umutlara baktığın gibi bak bana. ayırma yanından gitme başka diyarlara.. nefesime nefes.. fikrime huzur.. kararsızlığıma ışık ol sevgilim... hayatıma yön.. canıma can ol sevgilim... Meltem Aydın |
Bağışla Ya zamanından çok erken gelirim... Dünya'ya geldiğim gibi, Ya zamanından çok geç, Seni bu yaşta sevdiğim gibi..... Mutluluğa hep geç kalırım. Hep erken giderim mutsuzluğa... Ya herşey bitmiştir çoktan, Ya hiç birşey başlamamış..... Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın, Ölüme erken, sevgiye geç... Yine gecikmişim, bağışla sevgilim. Sevgiye on kala, ölüme beş..... Aziz NESİN... |
Düsündüm de…… Her derdin bir duygusu, Her duygunun bir hali, Her derdin de bir caresi vardir……. Hani derler ya….. Seversin dünya senin zannedersin…. Ayrilirsin üzüntülerle savasirsin… Yanar yüregin care ararsin….. Dermanini sonunda zamana birakirsin… Keske her derdin bir caresi olsa… Anlayamassin hissettigimi,Söylemek istedigimi Caresizligimi,yasamiyorsan…. Caresizlik nedir diye soruyorsan, Anlatayim……. Ne kadar duygu,his,düsünce,hal ve laflar Bir araya gelip,seni ta en derinden, Bilmedigin bir yerinden vurursa…. Elinden bir sey gelmiyorsa…. Gözlerin aglamakdan kancanagi olduysa…. Sesin solugun kesilip, Nefes bile almak sana zor geliyorsa… Iste o zaman… Caresizlik nedir anlarsin…. Her derdin bir caresi vardir…. Ya caresizligin?????? |
Bir Mevsime Dair Aşklar her günüm yeni bir dünü kucaklıyor sabahları demli bir çay içmek gibi... hayat ve hayatı anlamaya çalışmak her yeşilliğe kendimi atmak istiyorum.. yuvarlanmak koşarak sana... hangi mevsimde yaşanır aşk ve hangi aşk bir mevsimi anlatır sana... artık gözlerimi kapatmak gibi uyumak... önsözler için mi acaba kitap yazmak... gözler artık görmemek için gözlere dair ne varsa defterler bile hasret o deniz maviliğine... biraz tuzuna birazda tatlılığına... hiç kimse istiyorum kalabalık gecelerde ne zaman oturmuş olsam... felaket fm saatleriydi radyodaki program cümleler hasret sana... seni anlatan kelimelere.. devrik cümlelerine ve bilhassa noktalama işaretlerine... seni sevmeye hasret bu kalp... hangi deniz ister ki deniz fenerini kaybolmak ister gemilerle kendi derinliğinde sabaha kadar kendisiyle tutmaya ellerini... gitme... bir mevsime dair aşklar her mevsim başka bir aşka sarılmak ister... Yavuz Kurt |
Volta atıyorum içimdeki virajlarında Sadece bir an körkütük sarhoş olsam kederinle Kontrolden çıkar gözyaşlarım sende paramparça olurum Tutuyorum tüm yolları Gelmiyorsun.. Gitmiyorum.. Varlığına deliyken Yokluğuna delir(e)memek Susuzluktan dudakları çatlamış bir ağıt gibi yakıyor beynimi. Tut ki alev alsa senli bildiklerim Sen mi kül olursun ben mi? Özlem sadece bir kelime Adının yanında devrik bir cümleye dönüşen! De ki özleme özlemek haram Aslı yok gördüğü rüyanın hükmü yok Hadi boşa tek celsede senimi benden! (alıntı) |
Geceme Gözlerin Damladı Geceme gözlerin damladı. Aldı uykularımı firara verdi. Adın özlem olsun Kavursun yine bu gece karanlığı Ve sigaramı kor kor... Gülüm sensizlik zor. Sensizim, gözlerim boşluklarda hayalini takipte. Sensizim, idam ettim aklımı. Bilmiyorum şimdi hangi darağacında hangi ipte? Geceme gözlerin damladı. Mesafeleri aşıp, Bir tutamda hüzne bulaşıp, Gezindi damarlarımda. Ve sonunda yüreğime ulaşıp, Adını açtı katmer katmer, Adını açtı kırmızı. Adın gül olsun Gözlerin gönül hırsızı Ve sen hayallerimin kızı... Geceme gözlerin damladı göz pınarlarımdan. Kurumadı sokak lambaları yanana dek ve ben uyumadım. Seni saydım odamda iki köşe arası adım adım. Gün ışıdı sonra perdeleri açmadım. Telefonum çaldı aldırmadım. Bir düğün konvoyu geçti sokaktan bakmadım. Kahvaltı yapmadım. Ve günaydın demedim kimseye. Bu böyledir; Ne zaman damlasa geceme gözlerin, Hiç bir şey yapamam, Buram buram seni özlerim. Adın sevda olsun... Selim Çamlı |
Nasıl anlatsam Nerden başlasam.... Unuttuğum hecelerin ezberi dilimde Çok oldu kaybolalı aşka dair... Hayat dersen Biraz keder biraz hasret Biraz tebessüm.... Vesair.... Hepsi seni anlatır Hepsi de sana dair... Karşımdayken bile dalıp dalıp gidiyorsam Sorma.... Suskunluğum gözlerinden yediğim Vurgunun sebebidir... Yutkunup kalırdın Neyin var dediğinde.... Biraz sen Biraz ben Birazda biz Hepsi seni anlatır Hepsi de sana dair.... Anlamadım sanma Gidiyorsun adım adım... Gözlerinden anlıyorum Ayrılıp gittiğini Hani dalından kopan yapraklar misali... Canı yanar mı bu taşa dönmüş yüreğin Elimi yüzüme alıp Dalıp gitsem ötelere Yazdığım şiirlerde Biraz yüzün Biraz kaşın Biraz nazın Hepsi seni anlatır Hepsi de sana dair... Zehiri yudumlar gibi içiyorum Hasretini kaç zamandır Kaç zamandır benimle değilsin Merhabalar alışkanlık etmiş Dilimize... Kuru bir selamdan ibaret... Oysa ne çok sevinirdi yüreğimiz Gelirken birbirine Çarpardı deli gibi Delilir gibi... Dinle.... Şu çalan parçayı... Biraz efkar Biraz sitem Biraz özlem Hepsi seni anlatır Hepsi de sana dair... Ayıplama unuttum diye Ellerini... Ayıplama gamzelerde gezdirdiğin Ceylanlar gibi ağlamıyorsam Kırk avcının vurduğu.... Boşver diyorsam Boşver gitsin.... Birazcık anla Hala senin için yeminler ediyorsam... Hadi git... Biraz veda Biraz ayrılık Yalan da olsa bir iki damla gözyaşı Yanaklarında... Hepsi seni anlatır Hepsi de sana dair... Beni benimle bırak Sensizim... Azaldı sevda bağında nefes alış-verişlerim Ölüyorum Ölüyorum vesair.... Ali Altınlı |
Ayrılık Vakti ezgilerle anılarımı uğurluyorum dünden kalan ne varsa yaşanmış siliyorum aşkımın küllerini savuruyorum rüzgarlara gözyaşlarımın sellerinde boğuluyor umutlarım aşkı öğreten yar ayrılığıda reva gördü zümrüt gözlerinden ayrılıyorum kırık dökük tümceler kuruyorum dizelere döküyorum matemimi elveda hayatımın güneşi kendine iyi bak beni dünde kalmışlara ekle hüznün ellerinde ızdıraba bırak gülüşlerim acılarıma maskem artık beni göz yaşlarımla bırak... Mehmet Yılmaz |
Ve Bilmeni İstiyorum Birçok şeye sabrediyorum ama Sensizliğe asla Hiçbir şey olmasa bile Sesin geliyor yanıma Ve Sesinle yalnızlığımı içiyorum Ya sen ha! İnat içiyorsun inatla Aşkı saklıyorsun koynuna Acı çektirmekten hoşlanıyorsun Galiba Ve bilmeni istiyorum Şimdi daha perişan ve daha yalnızım İstiklal caddesi bile bomboş geliyor bana Neyini sevmişim ki ben senin Yalan sözlerini mi Sahte bakışlarını mı bilmem Ama bilmeni istiyorum Seni hala seviyorum Ve bilmeni istiyorum Seni hala özlüyorum Kenan Kartal |
Sevmiştim Kaç aydır aramadım seni, Beni özlemişsin belli. Sesin titriyor. Kelimeler boğazına takılıyor benim gibi. Nasılsın? Bugün doğum günündü değil mi? Ben uzaktayım sesinle yetinmek zorundayım. Hediyeni yine veremedim üzgünüm. Yine parti mi veriyorsun yoksa? Yoksa benim yerimi alan biri mi var? Dur!Söyleme Hatırlar mısın o doğum gününü? Elin elimde, gözlerin gözlerimde dans ettiğimizi? Herkes imrenerek bakardı aşkımıza, Ne oldu dersin bize? Neyse, sıkmayım şimdi seni, Kendine iyi bak beni düşünme Ben görevdeyim belki duymuşsundur askerim, Bir gün olurda dönersem seni görmek isterim Yunus Özkan |
Özgürlük ne kadardır, Üç kuruşa satılır mı? Yoksa bir çok insan, Sorgusuzca ölmeli mi özgürlük için. Sonsuz hayaller kurmak, Bir tebessümde kaybolmak, Ne kadar özgürlüktür acaba! ? Manzaranın yeşiline sevdalanmak, Denizin mavisine dalmak… Ya gökyüzü? Özgürlüğe dost mudur, düşman mı? Bir ekmek için uykusuz kalanlar, Özgür müdür? Yoksa özgürlük ölmüş müdür? Hiç düşlere kilit vurulur mu? Değişse de şekil, Değişir mi hiç ruh? Özgürlük kapının dışında hapsolur. İçeride her şey doğaldır. Doğal renklerle gülmek, maharet ister. Oysa için için ağlamak, Yağmurun toprakla kucaklaşması kadar, Özgürlük sayılırdı. Kanadı kırık bir kuş, Özgürdür, Ayağı kırılmış bir karınca kadar. Özgürlük; Gökyüzünde uçmaktır sonsuza, Hiç bıkmadan vızıldamaktır kovanda. Belki de özgürlük, Bir damla sudur, Denize inat Emin KEVEN |
Ask Masali Bir varmis, bir yokmus Gonul sarayinda yasayan Iki asIk varmis... Biri on yedilik bir genc kiz, Digeri on sekizlik delikanli.... Ilk karsilasmalarinda Kizi gorunce delikanli; Buram buram ter dokmus. Ama kizin sevgisi yuregine cokmus... Genc delikanlinin soguk elleri Tutunca on yedilik kizin ellerini, Ici, disi birden ilivermis... Kederleri ise bir bardak Cay icerisinde erivermis... Kizda alimli bir hava Alev alev bakislar delmis ufuklari Girmisler zamansiz sabaha.... Kiyametlere varan bir alkis! Yokyuzunden onlari alkislamis.. Pullar dokulmus uzerlerine Islanmislar siril sIklam... Ondanmis asIklarin yagmurda Islanmalarinin sebebi... Gunler geceleri, Ask sevgiyi kovalamis durmus... Ama denk dengini bulmus... El ele tutusmuslar, Fethetmisler butun ulkeleri... Masal bu ya... Gokten uc elma dusmus: Biri aski bulamiyanlara... Biri aska inanmayanlara... Digeride olumsuz asklara... Hangisinden istiyorsan ondan ye... Ister disinle, Istersen bicakla dilimle... Hey Ask Melekleri nasilsiniz! ? ... Geriye donup bize el sallar misiniz? ... Gulten Erturk |
Sen Bendin Bense Sen Ben sen olsaydım içine akardım usulca Anlardın beni sonunda Soramaya bile gerek kalmadan cevaplardın beni Bense yaşardım seni. Senin tek bir bakışınla inlerdi yüreğim Aynı anda birbiri için atan. Kalbin sesleri dağılırdı etrafa. Duyanlar yine o geçiyor derdi Çünkü sen bendin bende sen. Kimse anlamazdı beraber yürüdüğümüzü Çünkü adımlarım sen din gölgemde sen. |
Bilmeli Ki... sevdayı içinde büyütmeli günü geldiğinde sancı çeke çeke dünyaya getirmeli bir ana şefkatiyle beslemeli yürütmeli... koşmayı öğretmeli sonra, koşarken düşmeyi düştüğünde içi titremeli evladına yanan ana misali yanmayı öğretmeli öğretmeli ki vakti gelip gittiğinde sevdalın ah etmeden kalabilmeli... sen benden ayrılmadın ki ben kalmam gereken yerde sen olman gereken yerde bunu anlayabilmeli Bunu anlayabilmeli... Sibel Oruç |
DÜŞLER ŞEHRİ Neresindeyim bu köhne zamanınhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Saatim mi durduhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yoksa ben mi ölüyüm… İki tavan arasında Cellâdı belirsizhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yitik bir gülüştü yüzüme asılan… Uçup gitmiş göçmen kuşlarhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Göç mevsimi mi kapımda duran. Bulanık bir hayalhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif İmkânsız bir düş müydü Tenimi saranhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif ruhumu kavuran. Göçmek vakti şimdi bu şehirdenhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yanıma kendimi bile almadanhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Ama son trenle… Gelmesin kimse ardımdan. Aynalarda kaybettiğim düşlerimin şehrihttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Söyle şimdi bana; Aynalar mı yalnızhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Yalnızlığım mıydı aynalara yansıyan… Daha kaç nefeslikhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Daha kaç adımlık yol var aramızda… |
Artık sana inanmıyorum.. Hayatın anlamı kalmadı bende Ne gerçekte güldüm nede hayalde Dünya dedikleri beyaz bir perde Artık seyretmekten usanıyorum. Artist olmuş insanlar anlamıyorsun Gerçekmi yalanmı bilemiyorsun Sevmek istesende sevemiyorsun Seni sevdiğime utanıyorum Her günün başında ayrı bir film Seyretmekten usandın,bıktım be gülüm Her sahne alışında değişik yorum Artık dinlemekten usanıyorum Perdeden düşünce sahne alırsın Sen kendini sanatçı artist mi sanırsın Sanma ki hep dört ayak üstü kalırsın Artık söylemekten usanıyorum Sanmaki bu hayat hep böyle lak lak Aklın başına gelir birgün muhakkak Temizleyemez seni ölsende toprak Artık sana ben inanmıyorum.. Erdinç Sert |
Bir Anlık... Saatlere bakmaksızın yazıyorum Karalıyorum gördüğüm herşeyi Bir çizgi üzerinde buluyorum kendimi Sarhoşluğum başımda tepiniyor Ağır yükler düşüyor omuzlarıma Doğrulamıyorum düştüğüm yerden Sızıp kalıyorum ayrılıkların yol ayrımında Kimseler kaçıyor benden Ardına bakmaksızın Yakıp yıkıyorlar viraneleri Susuyorum Susmak düşüyor bu saatlerde payıma Ve susarak konuşuyorum Ve sen duymamazlığa yoruyorsun kendini Dilim acıyor seviyorum diyememekten Yorgunum Bırak usulca uzanıvereyim şurada Boşver bugün en mutlu günüm değil En umutsuz günüm olsun Ayrılığın kelepçelerini taşıyorum kollarımda Ki gözükmesin istiyorum Bilmesinler beni yaralı ve mahsun Oysa ben dağları ayaklarımın altında bilirdim Ama bir avuç topraktan ibaretmişim Sen önüne düşen yolları izle Ne de olsa benden uzaklara kaçıracaktır seni Ağlamalarıma inanma Seviniyorum içimden gidişine Bakma yüzüme düşen sadece bir perdelik hüzün Bir sonra ki perdede elbet güler yüzüm Sen gidiyorsun Tarihlere işlenecek bu sıradışı gidişin En mutlu günüme denk gelmiş Oysa ben hüzünleri bir sonraki durakta bırakırım Ve bugünden seni elbetde siler giderim... Özgür Havuz |
Bir Anlık... Saatlere bakmaksızın yazıyorum Karalıyorum gördüğüm herşeyi Bir çizgi üzerinde buluyorum kendimi Sarhoşluğum başımda tepiniyor Ağır yükler düşüyor omuzlarıma Doğrulamıyorum düştüğüm yerden Sızıp kalıyorum ayrılıkların yol ayrımında Kimseler kaçıyor benden Ardına bakmaksızın Yakıp yıkıyorlar viraneleri Susuyorum Susmak düşüyor bu saatlerde payıma Ve susarak konuşuyorum Ve sen duymamazlığa yoruyorsun kendini Dilim acıyor seviyorum diyememekten Yorgunum Bırak usulca uzanıvereyim şurada Boşver bugün en mutlu günüm değil En umutsuz günüm olsun Ayrılığın kelepçelerini taşıyorum kollarımda Ki gözükmesin istiyorum Bilmesinler beni yaralı ve mahsun Oysa ben dağları ayaklarımın altında bilirdim Ama bir avuç topraktan ibaretmişim Sen önüne düşen yolları izle Ne de olsa benden uzaklara kaçıracaktır seni Ağlamalarıma inanma Seviniyorum içimden gidişine Bakma yüzüme düşen sadece bir perdelik hüzün Bir sonra ki perdede elbet güler yüzüm Sen gidiyorsun Tarihlere işlenecek bu sıradışı gidişin En mutlu günüme denk gelmiş Oysa ben hüzünleri bir sonraki durakta bırakırım Ve bugünden seni elbetde siler giderim... Özgür Havuz |
Gözlerin geçiyordu Doğum günü sancılarımın dayanılmazlığından Gözlerin; geceye yakılan bir mumun alevinde Titrek ve üryan… Ve sen gidiyordun Adın parmaklarımın ucunda şiir olduğu zaman! Kendini aynalarda arama gülüm! Senin yüzündür seyyar acılardan devşirdiğim bu ben Düş kırığı yitik sevişlerden Ağız dolusu isyan seslerinden belliydi böyle olacağı Aşk yangını sürgünlüklerin infaz vaktinde Gözlerinde çarmıha germişken kendimi Dizlerine düşen sefil bir İstanbul telaşıyla Alıp başını gidecektin… Her geç kalış bir özlemi resmedecekti Tren garlarının asık yüzlü saatlerine Düşlerime basıp geçen her gidiş bir martı çığlığı Ve satır sonlarında yokluğuna semah dönecekti kelimeler.. Biliyordum kimse anlamayacaktı beni Ve ben hiç kimsesi olacaktım tanıdığım herkesin Herkes koyu karanlık huzmelerin tanyeri geçişlerinde Üryan uykular halesinden soyunacaktı kendini Gözlerime çizilen her terk ediliş bildik bir intiharken Ve kanıyorken gitmeler bileklerimde Yollarıma dizilen her şehir doğurgan bir kadın rolünde Yitikliğimi taşıyacaktı rahminde Ve ben tüm kimsesizliklerde kendimi aramaya koyulmuşken Sen en kalabalık hüzünleri bırakıp avuçlarıma Gidecektin öylece Henüz yazılmış bir şiirin ıslak ve ter kokan dizelerinde… “Her şeyin bir sonu var Her masalın bir sonu… Yaşanır ve sırrı yalnızca yaşayanlarda kalır” Dedin ve gittin! Şimdi düşleri çamura bulanmış küskün çocukların Yorgun ve çıplak dillerinde Ölüme kesmiş bir ses olur gökyüzü Şimdi azap ırmaklarında yıkanır yalnızlığım Akıp gider annemin yoksul parmaklarında Bizanslı bir kızın zülfünde çoğalır İstanbul -En çok zindana benzer- “Akşam erken iner mahpushaneye İner yedi kol demiri yedi kapıya Kürdün gelinini söyler maltada biri” Ve bir şair ölür ranzanın dibinde Yedikule’de duvarlar üşür Yedi tepesinde yedi yetim karanfil Soldukça büyür ihanet Soludukça uzar sensizlik… Kaçak tütün kokan türküler eşliğinde Dudağımda tutuşmuşken ismin Ve geçerken yüreğimden dumana sarmış kirpiklerin Mecburi bir göç telaşesinde Siyah ve bulanık bir ülkeye uyanır gözlerim… Bir yanım metruk bir kaldırım ürkekliği Bir yanım ceset ceset ölüm kokusu Mülteci bir söylemdir artık yaşamak “İyi ki doğdun” mukabilinden Ve bir kadın geçer gecenin içinden Yarınları ikiye bölünür kalbimin Ve yaşamak kadar nasırlı elleri annemin Ve yanar şiirler beklemenin senciliğinde Beklemek ki bir aşkın son demidir Sonbahar kadar intihara müsait Ki küflü bir şiir çiziğinde hayatı eritir bileklerimde Oysa bir ayak sesi… Ama kırık ama dökük… Öyle bir ses işte Bir ses -siz -lik… Hani şah damarımda ölüm gibi.. Ve fakat susar şimdi Saçlarında yağmur büyütüp Gözlerinden eylül dökülen; O uçurumlara yazgı kardelenler gibi kırılgan O üstü başı sen kokan Boynu bükük talan şehirler Ve çocuk yüzlerde ömre bedel gülüşler… Susar zindanda duvar sürgünde Nazım Maltada “kürdün gelini” Voltada ranza dibinde Ahmed Arif Ve Hasan ve Hüseyin Ve yaşamak kadar nasırlı elleri annemin Hepsi susar şimdi Suskunluk olup düşerim lâl gecelere -Sol yanımda yokluğunun sancısı- Ve bilirim gecelerce kâbus kusar yüreğim ellerime Darağacı güllerince adını kanarım Hep adını yazarım sessizliğin parantez içlerine Susar harflerin boynunda urgan Bileğimde kan Ve kanla karışık bir haziran Sözlerimin tam çaprazında ***** dilli ağızlar nazarına yutkunurken kendini Zamana uyup zamansızca susar bir adam Ve ben yastık altına iliştirilmiş şiirler gibi Keder içerken hayatın elinden Eylül hazanı kentlerde yaban kalırım kendime Ve üstüme kapanır yeryüzü Gökyüzü ölüm ağlar Bilemezsin yokluğun ne demek Nasıl yangın nasıl alev nasıl kor (?) Ve inan güzelim Haziranda ölmek kadar doğmak da zor! Bugün doğum günüm gülüm! Bugün dün gibi özledim seni Ve şimdi tanıdık bir mezarın başında Yas tutar annemin gözleri Oysa dedim ya Hani bir ayak sesi Ama kırık ama dökük… Sadece bir ses… Hani şah damarımda ölüm gibi Hani geleydin; yeniden dirilirdi belki Düş yatağı gecelerin toprak kokusunda Tükenmez bir aşkın uçuk maviliği… Gelmedin… Gel… Gel ki gör; ölürken bile seviyorum seni! “Seviyorum -yaşıyoruz çok şükür- der gibi...” Doğan Araz… |
Adalara Doğru Yüreğinle havalandı dalgalar Pervane ardında soluk soluğa Martılar öyle şaşkın Köpürdükçe beyaz kanatları Senden önce bulutlara karışır Sevgili güzel insan Bakmasan da olur derine Güneşli bir sevinç maviliğin Ece Arabul Günel |
Ağır Delikanlı Kanatlarını havalandırır, Bir efe türküsünde. Deniz derini gözlerini kapar, Sahile vuran dalga seslerine. Serinmiş duymaz, Dağların oğlu. Islakmış ayakları, İnceymiş sırtı, Attı mı üç tek rakısını, Perçeminden ozlem damlar. Ece Arabul Günel |
Akdeniz Tuzun karışır mı tenime.. Mavilikte mercan balık Oltalarda yakamoz olsam Akdeniz beni de al Dönemem Sarı bozkır ağır geldi Dağlanmadı henüz yaram Ece Arabul Günel Aşk Kırıktı sertti saçları Bakışları acı yeşil.. Ece Arabul Günel |
Senden Sonra Çok Durmadım Kendimde Parmak uçlarıma vuruyor yokluğun, yine sen düşüyorsun satırlarıma, bak yine seni çiziyorum şiir dolusu, sonra geçip karşısına iyiki varsın diyorum, ağlıyorum. hançerlerle kazıyorum göz yaşlarımı yanağımdan, akan kanın üzerine yeminler ediyorum, bir daha ağlamak yok diyorum, sonra bozup tövbemi günahlarıma bir yenisini ekliyorum. senden sonra çok durmadım kendimde, sahipsiz bedenimi bırakıp tenha bir köşede, eksik bir canla düştüm peşine, hadi yine çık karşıma, önce yalan sevginle seviyorum de, sonrada elvedalar bırak yüreğime bütün gerçekliğinle, bende bu acıyla bir dize daha ekliyeyim şiirime, ve kokunu süreyim satırlarıma hiç koklamamak üzere. terketmek sana terkedilmek bana kolay nasıl olsa, tek tanesine inanmam ela gözlerin yaşla dolsa, sende inanmamıştın hatırla, sana gitme diye haykıran, titreyen feryadıma, yalnızlığı bırakıp avuçlarıma yol almıştın, adresi meçhul bir diyara, aldırma sen bana yalnızlıkta yakıştı yanıma. soğuk bir gecenin kıyısından sensizliğe bakıyorum, hasretinin ummanına dalıyor bakışlarım, çığlıklar yağdırıyorum kör karanlığa, umutlarımı bağlayıp bir taşa, sebepsizce bırakıyorum sonsuzluğun sonuna, bütün dönüş yollarına mayınlar döşüyorum, kapatıyorum kendimi sessizliğe, ve yine konuşmamak üzere susuyorum, farkındayım çok sürmez suskunluğum, çünkü hayalin vurdukça gönül sahiline, kalemimi batırıp yüreğime, firari bir şiire suretini işliyorum, ve yine geçip karşısına dön diye haykırıyorum, bu yüzden uzun sürmez suskunluğum, ben sadece kendimi kandırıyorum, döşediğim bütün mayınlara bir bir kendim basıyorum, ama inan sensizlik kadar ölmüyorum ölemiyorum... alintidir |
Seninle tattım ben her mutluluğu Bırakıp gidersen bil ki yaşayamam Ömrümden canımdan ne istersen al Gülü susuz seni aşksız bırakmam Üşüdüm diyorsan güneş olurum Yanarım sevginle ateş olurum Dolarım havaya nefes olurum Gülü susuz seni aşksız bırakmam Gönlümdeki derdi siler atarım Ümit pınarından coşar akarım Kış göstermem sana ben hep baharım Gülü susuz seni aşksız bırakmam Alıntı |
http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Hiç kimseyi Senin Kadar Sevmedim http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Seneler geçti ah, mevsimler geçti Bir sen değişmedin bende sevdiğim Sevdalar değişti, aşklar değişti Bir sen değişmedin bende sevdiğim Bilmem ki hangi yol sana ulaşır Hangi rüzgarlarda kokun dolaşır Her gece gözümde gözlerin ışır Ay mı güneş misin bende bilemedim Sen gideli gökyüzü de değişti Çağlayanlar denizlere erişti Günler geçti, aylar geçti, yıl geçti Her durakta hayalini bekledim Özleminle geçti aylar seneler Hicranla tükendi günler geceler Benim kadar sevemezki kimseler Her çiçeğe gül kokunu işledim Duygu çiçekleri boyun büktükçe Ümit bahçeleri hazan döktükçe Baktığım yollara duman çöktükçe Hep seni özledim seni istedim Gözyaşlarım yağmur olup aksa da Ayrılıklar yüreğimı yaksa da Bu vefasız kahrolası dünyada Hiç kimseyi senin kadar sevmedim Alıntı |
| Saat: 16:46 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık