![]() |
Birgün öLürsem sakın korkma başka sevgiden, İnan üzülürüm eksik olursa mutluluk yüzünden. Sen bilmeden, seni her gördüğüm de gülmüyorsan, Ben de gülmem hep ağlarım gittiğim yerden. Eğer birgün ölürsem sakın unutma beni. Unutma sesimi, sevsen de başka birini. Biliyorum unutmazsın gözlerimi, Öldükten sonra bile izlerken seni. Eğer birgün ölürsem hatırlama bana kızdığın anları İstemeden yaptığım, seni üzdüğüm anıları. Beni hep hatırla sana gülerken, söylerken aşkımı, Hatırla hep sana adamak istediğim canımı. Eğer birgün ölürsem bir öpücük yolla yeter ardımdan. Sakın bir parça kopmasın canından, ayrılmak zor gelse de cananından Son soluğum eğer çıkarsa yanımda sen olmadan Bil ki son sözüm sana veda, ne kadar çok sevdiğimi söylerken aLıntı.. |
KAHROLASI YÜREĞİM! Senin neyine idi, be kahrolası yüreğim! Dağlarla boy ölçüşmek sevdaların adına, Sana mı kalmıştı nehirlerle yarışmak? Bir nebze aydınlık için karanlıklarla boğuşmak. Senin neyine idi, be kahrolası yüreğim! Alın yazını silmeye yoldaş aramak... Her güzeli adam sanıp elini uzatmak, Sana mı kalmıştı dünyanın dikenlerini budamak. Senin neyine idi, be kahrolası yüreğim! Bu ***** düzenin kalleşlerine kafa tutmak, Eğrileri doğruların arasında çıkartmaya çalışmak! Sana mı kalmıştı sevmeyi beceremeyenlere öğretmek. Senin neyine idi, be kahrolası yüreğim! Yüzüne her gülene güvenip sırtını dönmek, Sana mı kalmıştı el yerine dizlerini dövmek! Bak da gör bundan sonra nasılmış yaşarken ölmek? BİLAL COŞKUN |
Boşluğun Gibi Tüm toyluğumla Ölmeyi bilmediğime göre Gelemezdim sana Bir Mısırlı emeğini damlattı Avcundaki tanrıların altınına Beyaz mermer çoktandır önümde Adak olsam süt kesiği Güneş kızıla kesse Böyle biçimlemezdi beni Boşluğun gibi.. Ece A. Günel |
BIRAK BE GÖNÜL SABRET Sabret gönül ihanetlere sabret Gün ışığı olur elbet Yut tükürüğünü, sık dişini Bırak aksın damarlarındaki kan Bırak kus kinini nefretini onlara Bırak güneş doğmayı unutsun Sabret gönül vefasızlara sabret Gün gelir hatırlar elbet Yum gözünü, sık yumruğunu Bırak unutsun dostların seni Bırak anımsamasın sırdaşlığını Bırak ayda unutsun geceyi aydınlatmayı Sabret gönül hırsızlara sabret Gün gelir verir elbet yüreğini Yak ateşleri, külleri savrulsun kumsala Bırak çalsın çalan yüreğini Bırak vermesin sahte bendini Bırak açmasın goncasında çiçekler Sabret gönül yalancılara sabret Gün olur mum yanmaz bir daha Yok et o nefesleri, tüket bedenleri Bırak vursun böylelerini silah Bırak çeksin tetik, ellerin titremeden Bırak doğan bebekler yine ağlasın Bırak be gönül, sabret, sabret, sabret!.. Kuzgun |
BAŞKA TÜRLÜ BİR ŞEY Başka türlü bir şey benim istediğim Ne ağaca benzer, ne de buluta Burası gibi değil gideceğim memleket Denizi ayrı deniz, Havası ayrı hava.. Bir başka yolculuk dalından düşmek yere Yaşadığından uzun Bir tatlı yolculuk dalından inmek yere Ağacın yüksekliğince Dalın yüksekliğince rüzgarda Ve bir yeni ömür Vardığın çimen yeşilliğince Nerde gördüklerim Nerde o beklediğim Rengi başka Tadı başka.. C. Yücel |
Unutması Zor Olmuştur Beni Mutlaka görmüştür bana benzeyen birisini. Rüyasında da illa ki görmüştür. Olmuşumdur mutlaka kâbusu. Sarılmak istemiş; elleri mutlaka boşa düşmüştür. Saçlarını okşayışımı, Sabaha kadar sevişmelerimizi mutlaka arzulamıştır. Gözlerinin önünde canlanmıştır hayalim mutlaka. Mutlaka gölgem peşinde dolanmıştır. Tek bana ait değil; mutlaka duymuştur ismimden. Diline de takılmıştır mutlaka. Buluştuğumuz durakta otobüs beklemiştir mutlaka. Ben sanmıştır mutlaka yanında oturan adamı. Ve kokumun aynısını sürmüştür mutlaka birisi. Mutlaka gitmiştir el ele gezdiğimiz parka. Görmüştür iki aşık. Tıpkı kendisi ve ben gibi. Hatırlamıştır mutlaka maziyi. Nostalji de olsa çalacaktır mutlaka şarkımız radyoda. Mutlaka rumuzunu duyacaktır istek şarkılarda. Ve aklındadır mutlaka dj olduğum. Bir sigara yakacaktır markası benim içtiğimden. Sevdiğim tarhana çorbası mutlaka vardır mutfağında. Her fıstıklı baklava yiyişinde; Antep’li olduğum mutlaka aklına gelmiştir. Kulağına gelmiştir mutlaka fıstık içi diye çağırmalarım. Hatırlamıştır doğum gününde iyi ki doğdun aşkım deyişim. Mumları beraber üfleyişimiz. Dans edişimiz, öpüşmelerimiz. Gözleri takılmıştır mutlaka aldığım entariye. Mutlaka giymiştir, ağlayarak geri çıkartmıştır kahredip. Dostlarımı mutlaka görmüştür. Sokakta, pastanede, hastanede, konserler de. Mutlaka yaşadığı şehre gelmiştir. Sevdiğim film ve de şarkıcı. Mutlaka sormuştur beni. Dostları, komşuları, bakkal, kasap, esnaflardan bir kaçı. İzlemiştir mutlaka tuttuğumuz Fenerbahçe maçını. Ve şimdi şu an; Mutlaka okuyordur şiirlerimi gazete köşelerinde. Gözlerinde yaş. Elleri titreye titreye. Nihat İlikcioğlu |
Sakın gelme! Ah bilsen bir bilsen duygularımı Sanki bir dağ ağırlığı kalkacak üzerimden ve; Nehirler boşalacak bir anda içerimden Sakın bilme! Anlatsam duyarım bütün güzellikleri Erir dağlarımın başındaki kar Sussan içerimdeki kıyamet kopar Sakın konuşma! Ha küreğe mahkum olmak, prangaya vurulmak Ha görmemek gözlerini ikisi de bir Bütün kördüğümleri çözecek gözlerindir Sakın bakma! Bir haberin gelse iki satırlık , Yüreğim birdenbire kanatlanır, yücelir Bir martı gelir çıkar kapına gelir SaKın bakma! Çıkıp gittiğinden beri sessiz sedasız Başıboş kalan esir, zindanda yatan hürüm Dönmesen çaresiz kalır ölürüm, Sakın gelme! İşte dağlar, taşlar şahidim olsun Yüzüme bakma, konuşma , yazma istemiyorum, Dipsiz karanlıklara bağırıp duruyorum Sakın işitme! Alıntı |
Gece.. Ayaza çekmiş bir yürek.. Sustuklarım ve konuştuklarım Çok konuşan bela bulur derler ya Susuyorum.. Sustuklarımı yaralarıma sürüyorum Geçer mi? Sustukça büyür mü hüznüm? Hüznüm büyüdükçe içimdeki çocuk büyür mü? Kocaman olur Sığmaz mı buralara? Korkusundan saklanan düşlerim Çıkarmı ortaya? Bağırsam yıkılırmı Korkumdan beslenmiş hayallerim.. Biraz uyusam diyorum, Yağmur yağsa Ama Bana değmese Ağlasam, Gözlerim hiç ıslanmasa.. Gökkuşağı çıksa Ve Ben her renkten şekerler alsam Ama hiç bitmezse.. Biraz ölsem Ruhum çıksa Ama Bedenim gitmese.. Yenilere dirilsem Başucumdaki sen olsan Meleklerin var olduğuna senle inansam.. Bunlar fazla bu hikaye'ye Ben Ölsem Ölsem Ölsem Sonra Mavi sabahların Hiç bitmeyecek masallarına Gömülsem.. OZNUR DICLE OZ |
Yağmuru özleyen bulut gibiyim Bende seni beklerim bir tanem Fırtına öncesi sessizliğim Yüreğimde kabaran med cezirimsin Hadi artık yağmur olup yağsan Şü kara bulutları dağıtsan İliklerime kadar ıslatsan Seni sımsıkı boynuma sarsam Baharda açan güller gibisin Bakmaya doyamadığım hasretimsin Sen benim kanatsız meleğimsin Bir çare ömrümün tek gülüsün Kemal Özdemir |
Temizlik yaptım bugün... Hem de tüm benliğimde Bütün kaslarımı, sinirlerimi, kemiklerimi hatta kanımı bile temizledim. Kırgınlıklarımı dışarı çıkardım ilk önce. Görmenizi isterdim. Nasıl da çok yer kaplıyorlarmış,inanmazsınız. Bağışlamayı yerleştirdim yerine özenle. Titizlikle her birinin üstüne ektim tohumlarını. Her yere, görebildiğim, göremediğim her yere serptim. Atarken kırgınlıklarımı, bakmadım neydi onlar diye. Gelecek geçmişten çok daha fazla yaşanası. Bakmadım, merak da etmedim. Bağışlamayı ekerken tekrar kırılmaktan korkuyordum belki. Kıskançlığımı çıkardım. Meğer ben ne az kıskançmışım. Çok kolay oldu. Sevindim. Sanki kaybetmiş bir eşyamı bulmuş gibi oldum. Çok şükür ki kin ve nefret yoktu yüreğimde. Nasıl temizlerdim hiç bilmiyorum. Sıra korkularıma gelmişti. Çıkarmaya bile korktum önce. Ne de çok alışmışım onlarla yaşamaya. Bunca acı ve endişeye nasıl alışılır, İçten içe bir sevgi nasıl duyulur anlayamadım. Yerini,toprağını sevmiş mor bir menekşeydiler. E... ne de olsa iyi bakmıştım onlara. Her gün yeni yeni korkular ekleyip,endişelerimle sulamıştım. Mutluluklarımı, ümitlerimi ne de çok ihmal ettiğimi anladım o an. Bu ilgiyi onlara verseydim, her gün onları düşünüp birer umut daha ekseydim; almadan verip, beklemeden sevseydim. Her şeyden önce içimdeki gücün ve sevginin daha fazla farkında olsaydım, böyle bahar temizliklerine ihtiyacım kalmazdı. Çok zorlandım korkularımla. Birbirlerinin içine halkalar misali girmişlerdi. Kenetlenmişlerdi adeta. Ama onları da sevgiyle çıkardım.. ve onları yaşamaktan,hem de bir zamanlar bir kabus gibi yaşamaktan, pişmanlık duymadan çıkardım.. Kızsaydım onlara, bağırıp çağırsaydım. yine dönüp dolaşıp geleceklerini biliyordum. Temizlik yaptım bugün.. Bahar temizliği. Neşe ektim, hoşgörü, güven, sevgi ektim.. Almadan vermeyi, sevilmeden de sevmeyi, paylaşmayı ektim.. Korkusuzlukları ektim alabildiğine... Saatlerce ektim korkusuzluğu... Mutluluk ektim, doğallık. Sonsuzluk... Bağışlama ektim. Sevgi ektim her hücreme. Coşku, heyecan, sessizlik ektim. Tüm güzel fikirler sessizken geliyor bana... Kabullenme ektim. Baş eğme değil. Olduğu gibi kabullenme... |
Yürümeliydik denizlerin üstünde Bütün ışıkları süzüp gözlerimizle En derin kuytularda Söndürmeliydik Olsun güzelim Olsun Benim göz yaşım Bu bitmez yağmurlar olsun Oysa ne çok sevdim seni Ne çok özledim Ne çok kızdım Şimdi bütün yollarım tuzak Ve sana hasret gözlerim korkak Sırtımda hançerin Ellerim Ellerim senden uzak... Ulaş Işık |
Kayıp şehirlerin Karanlık sokaklarında çaresiz kaldım Ayaklarımda umudumun ağır prangaları Ellerimde yokluğunun kelepçeleri Kimselerin bulamayacağı bir yerdeyim Sendeyim Sana en az pencerene gelen bir serçe Yolda gördüğün bir çocuk Sahilde tek başına oturduğun bir bank Gizli gizli ağladığını gören bir ayna Ellerinden dudaklarına değen bir sigara Üzerine alelacele giydiğin bir elbise Uyumak için Ellerinle bir sevgiliyi sardığın gibi sardığın bir yastık Gözlerine düşen uykusuzluk Okuduğun bir kitap Canını sıkan bir insan Öpülesi dudaklarınla ısırdığın bir erik Ve hep beklediğin Hayallerini süslediğin o sevgili kadar yakın olmak istedim Biliyorum ben sana dokunamadan Avuçlarında bir hayatı tadamayacağım Biliyorum Sensizliğin karanlıklarında şiirler yazıp Her şeye rağmen içimde yaşayacaksın Senin yerin orası biliyorum Alıntı |
? Ne zaman yüzüne baksam yalnızlığın o mutlu gerilimi O öksüz göl hızla derinleşir biliyorum, acılarım hiç bitmeyecek, bu öyle bir yeşil Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum ikimizi de aşar, o kapının ardındaki masal bense yüreğimin bu hallerinden korkar, kalırım bir hız trenine bindirilmiş küçük bir çocuk gibi geçip giden yüzlerine bakar kalırım Ömrün kısalığı çarpar camlara ateş hızla yayılır içerilere Akşam olur, evler dolar boşalır acıyla erir, yüzüne aşık çocuk Ne zaman gözlerinin içine baksam, biliyorum İkimizi de aşar, o kapının ardındaki masal. |
Gözlerine Bakarken Gözlerine bakarken, Güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma, Bir buğday tarlasında, Ekinlerin içinde kayboluyorum.. Yeşil pırıltılarla Uçsuz bucaksız bir uçurum, Durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi Gözlerin, Sırrını hergün bir parça veren Fakat hiçbir zaman Büsbütün Teslim olmayacak olan.. Volkan Tekin |
Yüreğim sızladığı zaman Gece yarılarından sonra,şafaktan önce Bilmediğim bir istasyondan,bilmediğim bir müzik geliyor kulağıma: Uzak vahşi Karanlık... Gece denizleri gibi bir müzik, Batık gemilerli gece denizleri gibi bir müzik, Çağırıyor,çağırıyor beni durmadan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Duvarları banka afişli çok eski bir şehrin Cumhuriyet Caddesi'nde iki tüfek bir kelepçe, Tüfekler garip garip Kelepçe garip... Öyle beter Öyle çamur Bir yaprak döne yuvarlana, Bir akarsu bata çıka... Koşuyor koşuyor bir kadın kelepçenin ardından Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Bir kara tank çıkıyor bir ağıttan,bir filmden,bir savaş romanından çıkıp yürüyor sevgilerin,özlemlerin üzerinden. Aşkların,umutların,oyuncakların,küçük emeklerin,büyük kaygıların üzerinden geçip gidiyor. Su gibi ilerliyor yangın İşliyor kıtlık karanlığı Ölüler birden bire şarkılaşıp Virüsler bakteriler Bütün dilleri birden konuşuyor herşey. Çırpınıyor yerde bir damla kan Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Kör bir çeşme başında kör bir kadın geliyor gözlerimin önüne Bütün iplikleri bütün iğnelere takıyor da Ne iplikler bitiyor,ne de iğneler. Götürülmüş oğluna mı kaçırılmış kızına mı Geçen günlerine mi Unutmuş neye ağladığını Ağlıyor,aranıyor Aranıyor, Bıkmadan Bilmeden usanmadan. Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yüreğim sızladığı zaman Ciğerlerime çekerken kötülüğü, Ellerimle dokunurken kötülüğe, Ayaklarıma dolaşırken kötülük, Şu taşı şurdan alıp şuraya koymamanın pis bunaltısı geçiriyor tırnaklarını gırtlağıma. Kokuyor işyerleri Kokuyor günaydınlar. Ne varsa verilmemiş, Alınmamış ne varsa; Edilmemiş söz, Patlamamış öfke, Uyutulmuş ne varsa Ne varsa kokuyor birden bire Ve kayıyor bir şey parmaklarımdan, Ve belki de işte o zaman başlıyor sızlamaya yüreğim. Yani ben dört mevsime bölerek bu yürek sızısını, Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını, Sokağım,kentim,vatanım sanarak bu yürek sızısını, Bir yaprağı durmadan işliyorum bu ölümsüz ağaca. Günlere,saatlere bölerek bu yürek sızısını... Hasan Hüseyin Korkmazgil |
Tutkulu dudaklarının Beni yavaşça büyüleyen Yakan, o tatlı-ürkek sıcaklığında Öpüşlerinin ıslak ateşini duyarım Hayal ettikçe, düşündükçe seni hâlâ Gökkuşağı renkli, kalleş düşlerimin Yitip gidiveren o yalan dudaklarında Nizamettin Esen Haymanalı |
Seni O Sandım Bir yerlerde durmuş Beni gözlemektesin.. Sevilmek güzel şey, Öyle değil mi? Benden her an Bunu beklemektesin... Karşılıksız aşk Kalbe gömülür oysa, Kalan sadece sevgidir, Bunu bilesin.... Aşk bitti, Sevgi kaldı bende... Biraz düş, Biraz ümit, Hepsi sona erdi.. Tükendin bedende.... Bir anlık nefse daldım, Sonunda uyandım. Asıl aşk O'naymış, O'nu sen sandım..... Nil Yıldırım |
BİR FOTOĞRAFA... Karşımdasın işte... Bana bakmasan da oradasın, görüyorum seni. Ah benim sevdasında bencil, yüreğinde sağlam sevdiğim. Kalbime gömdüm sözlerimi, ceset torbası oldu yüreğim. Tıkandığım o an, elimi nereye koyacağımı şaşırdığım o an işte, aklımdan o kadar çok şey geçti ki takip edemedim. Ellerim boşlukta, ben darda kaldım. Ellerim buz gibi, ben harda kaldım. Bir senfoni vardı kulağımda çalınan, bitti artık hepsi... Köşeme çekildim, hani hep kaldığım köşeme. Bakış açım belli oldu yine. Geride kalan, ardından bakar gidenlerin. Bir meltem olacak rüzgarım dahi kalmadı benim. Dağlara çarptım her esişimde. Yollara küfrettim her gidişinde. Demiştim sana hatırlarsan: "Önemli olan 'zamana bırakmak' değil, 'zamanla bırakmamak'tır..." Şimdi bana, geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır. Gittiğim eğer bensem, söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, ben yine bende bittim... Alıntı |
Nasıl Dolmasın Gözlerim Gözlerim doldu yine Açılmak üzere musluklar Tutamıyorum kendimi Gördükçe acı manzara resimlerini Doğuda kardeşlerim şehit olmuş Hainler kalleş pusu kormuş Baba ocaklarına matem koymuş Ağlıyor analar ağlıyor babalar Yükseliyor feryat figanlar Nasıl dolmasın gözlerim Musluklar nasıl açılmasın Ölenler benim kardeşlerim Bu akşam hüzün doluyum Sağ yanım acı çekiyor Sol yanım ağlıyor Nasıl rahat uyuyayım ben Türk evladı kardeşlerim şehit olmuş Yüreklerimiz yanıyor Hüseyin Önder |
**Adı duyulmamış çiçekler** Bir şiir yazılsın sayfalara Farklı olsun Kelimeleri, hayalleri Bir başka dünyaya Sarsın, götürsün Sızsın yüreğimin derinlerine Tazelesin umut çiçeklerini Defnetsin kapkara renkleri Büyütsün gönlümde Adı duyulmamış çiçekleri Gözyaşları inci saçsın Kelimeleri harf harf Melekleri yumuşatsın Bir şiir yazılsın sayfalara Dünya sarılsın cana Hayallerinin farkıyla Zarif üslubuyla Can katsın cana Farklı olsun ki Gerdanlık yapayım boynuma. Veda ediyorum, hiç duyulmamış küfürlerle! veda ediyorum yıldız düşmeyen zeytin kokulu gecelere zifiri karanlık sarılı yolunu kaybetmiş talihsiz ay dedeye.. acımadan toprağa saplanmış diğren misali yapışıyorum küf kokulu kavak dalına uzanıp gidiyorum birlikte veda ediyorum daha dün tohumlandığım kırılgan köklerime.. onluk çivilerle çakılıyor dört bir yanım acıyor kazınmış budaklarım hızar gürültüsünde çalınıyor şarkılarım yontuluyorum maharetli bir marangoz çırağının ellerinde mengeneyle sıkılıyorum.. veda ediyorum çekiç gürültüleri arasında sırtıma vurulan ah dolu darbelere.. çarpışıyor birbiriyle bulutlarım dağılıyor gökyüzünde damlalarım terkedilmiş sevgilinin saçlarını ıslatıyorum siliniyorum elinin tersiyle fırlatılıp atılıyorum veda ediyorum gök gürültüleri sonrasında kopan kızılca kıyametin tam ortasında.. iki el arasında rahmetle yerimi alıyorum merhametle sıvazlanıyor yüzüm üstüme atılan tonlarca toprak altında titriyorum umutsuz bakışlarıma son bir duayla yalvarıyorum veda ediyorum gözlerinden yansıyan ay ışığında söyleyecek tek bir söz bulamıyorum.. veda ediyorum dilime doladığım hiç duyulmamış küfürlerle.. lambaları sönmüş sokak başlarında bağıra çağıra beddua ediyorum.. |
senın ıcınde nefes alıyorum gulumse sevgılım sadece gulumse ben yoken bıle gulumse sana sozum yok askım ebedı degılım dunyada varlıqınla mutlu olan ben yokluquna nasıl alısacam sana ole tutarsızca baqlınmısken bu bagları nasıl koparacam ben herseyı sneın ıcın yabıorum askım nefes alırken bıle ıkı kes alıorum havayı ıcıme bırı senın ıcın bırıde ıcımdekı sen ıcın sen yokken komadakı hasda gıbıyım kalbı atan ama hıc bır yasam belırtısı gostermeyen benı yasama ve hayata baglıjaktek ksı var oda kım mı_? onun ııcn nefes aldgım ksı Alıntı |
'Seni Bende Yaşatıyorum Çoğu Kez' Nisan… artık yağmurlarda başlıyor gece bitmeden önce alacakaranlık avuntularım sarmaş dolaş incinen yanlarım artık cezbetmiyor beni asık yüzüm geçmişin ân’a yansıması aysız gecelerde kıvranan yazmak arzusu gibi yakama yapışmış ayrılık uykusu gibi sersem,ağlamaklı duruşum yanağımdan süzülen her damla Seni çağırır bendeki Sen ayakta tutar kimsesizliğimi karanlık tarafıma gidiyorum aksesuar gibi bir kişilik bulutlar gökyüzünde asılı sanki içimin güzellikleri kazındı spatulayla ve siyahın tonlarına boyandı yeniden yalnızlığın rengine… gün gün ömrümü yiyorum artık savruk günlerin ihatasındayım bir senfoni edasında çığlıklarımdan yükselen sesler dilsizliğimin seferberliğinde kenetlendi kelimeler Gecenin büyülü gizemine vuruyorum kendimi dilime avuntu türküleri doluyorum ağlamak yaşları biriktiriyorum gözlerimin deltasında ruhumun hazan örtülü uçurumlarında med-cezirlerimi gizliyorum her geçtiğin duraklara “Sen” numaralı otobüsleri görevlendiriyorum dağları ve taşları sürüyorum Senli düşlerime yüzümde yansıyan gülüşlerine asıyorum yelkovansız saatleri aklımdasın şu an, zamanın akışkan kanında buluyorum Seni sıcacık Seni içimin duvar diplerinde çoğaltıyorum nefesinle sürüp,atıyorsun içimdeki gizemli yalnızlığımı öyle çoğalıyorsun ki yüreğimde,Seni benle karıştırıyorum Seni bende yaşatıyorum çoğu kez Sende beni yaşat/ıyormusun..! ? Süleyman Altunbaş |
Hayallerim Seninle Yok Oldular Bir seni sevmiştim,yalnızca seni, Onca güzelin içinde seni seçmiştim,seni, Umutlarımı,hayallerimi senin üzerine kurmuştum, Seni mutlu edebilmek için vermiştim tüm hayallerimi. Sen ne yaptın!Bütün hayallerimi yaktın, yıktın, Kullanılmış bir yırtık çorap gibi sokağa attın, Söyle ne yaptımda benden böyle tez bıktın, Madem sevmeyecek,hayallerimi yıkacaktın, Niçin yalancı gözlerinle gözlerimin içine baktın. Ne istedin benim damla kadar olan yüreğimden, Yaşama hayata umut dolu bakan hayallerimden, Sana ne yaptımda kopardın beni sevdiklerimden, Şimdi çokmu mutlusun yaptığın iğrenç ihanetinden. Sanmaki yaptıkların gelir seninle birlikte mezara, Hesap vermeden kolay kaçamazsın böyle hizana, Yakanı bırakmaz hayallerim girsende kara kazana, Sitemim yalnız sana değil senin gibi vefasız olanlara. Halil Evren |
S Küs Çiçeği diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan saniye gündüz yıldırım'ın GÜNEŞ AY YALINAYAK adlı şiir kitabından(Makedonya,Gürcistan,Moldova'da yayımlanmıştır şu anda arapçaya çevirisi yapılmıştır.) Saniye Gündüz Yıldırım (c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir. Küs Çiçeği - Saniye Gündüz Yıldırım şiirini Facebook arkadaşlarınız ile paylaşmak için tıklayın PAYLAŞ puan 9,7 (40 kişi) yaz | oku -------------------------------------------------------------------------------- Elam beğendiğim şiiri gönderiyorum çok güzel şiir.tüm hüzünlü aşklar |
Gözlerindeki hüznü göremez kimse İçin için yaşadığın hayatı sorgularsın Sevmekten bile korkuyorsun bilirim Ama ben seni herşeye rağmen severim Sevdiğine yürekten sahip çıkarsın Gördüğünde sarılışınla içine sokarsın Ferhat gibi dağları delmezsin ama Sevdiğini üzmemek için kaçıp gidersin Hep kırıldı hayallerin coşarken Kendine ettin hep başkası yüzünden Konya sana dar geldi nefes alamadın Senin için yanan o yüreğe kıyamadın Sana hep kıydı birileri tutarsızca Hayatını zindan etti kadını birisi Alkol alsanda bitmez derdin içinde Senin derdine çare benim İnsanlığın yeter seni sevmeye Sinirin ardır derdin çok Anlayanın yok sanırsın anlatamazsın Bu hayat geçer bir bakarsın yanlızsın. Üzüldüğüne dayanamazsın seni sevenin Meraktan çatların nasıl diye Sen onu üzdüm sanırsın İnsanlığın yeter seni sevene Bir içten aşkım değişin var ki Yada bir sarılışın ömre bedel Hayatı boyunca gülmese biri Senin yanına gelmesi yeter Ben sende öğremdim gülmeyi Sen ferhat'ın ben şirin'in Böyle aşk kalmadı derler Ben sevmeyi sende bildim Uzak şehirdesin sevdiğim bana Ama kalbimdesin bunu unutma Mutluyum seni tanıdığıma Dualarım hep yanında SENİ SEVİYORUM Nebahat Çakır |
SUSUYORUM ARTIK... Ruhumu yırtan çığlığı Boğazıma düğümledim, Dudaklarımda kendi diş izlerim.. Bu yüzden gri şehrin üzerinde sonbahar Kızıl alevlerle yanıyor Dudaklarım kendi diş izlerimden kanıyor Sustum! ! ! ! ! ... bırak kalsın içinde sonsuzluk yazma anlatma kirletmesin kimse konuşma kendine sakla sadece gözlerine baktığında içini görecek biri gelene dek sus... Söylediklerimden çok sakladıklarımda Saklıyım... Ve gizlediklerimde gizliyim... Beni anlamak için; Konuştuklarımdan çok .... alintidir __________________ |
İhtiyar Çingene İHTİYAR ÇİNGENE İhtiyar çingene, baktığın falda Sevenler bahtiyar olur demiştin Bir sabah terk edip gittiği halde Gecikmez, üç vakte gelir demiştin Yüzünde sanki nur tanesi vardı Teninde mehtabın haresi vardı Hani ya bu derdin çaresi vardı Güzeller edalı olur demiştin İhtiyar çingene, dinmedi sızım Bir ceylan gözlüye geçmedi nazım Hadi kır fincanı, kalmadı lüzum Cemreler düşmeden gelir demiştin Yalan mı söyledin küstü mü fallar Dağlar mı devrildi çöktü mü yollar Dalında bitmeden kırmızı güller Bülbüller ötmeden gelir demiştin Hıfzı Altümsek |
Bu sabah kalkıp baktım sonbaharın geldiğini hissettim içimde, durgun yüreğim başkalaştı, hüzün vardı,bir gariplik vardı burukluk vardı. sessizlik sukunet vardı yüreğimde, fırtınaların yakında çıkacağını hissettim, acıların hüzünlerin yaklaştığını hissettim, içimde, o güne kadar hiç hissetmediğim kadar hissettim, hem de, en derin kuyuların kazıldığını, hissettim, içimde. Ürpertici alevler gördüm bu sabah, ışıklar doğuran, kaçışan kara bulutları gördüm yıldırımlardan, kızgın sinirli kıvılcımları gördüm bizleri yeri göğü korkutan, ve burukluk hissettim bu sabah içimde. ve sonra boşalan bulutları gördüm, delicesine çılgıncasına, insanların oradan oraya kaçıştığını,sellerin sokaklardan aktığını gördüm bu sabah, ve sonra ağaçlara baktım dayanmaya çalışan, yaprağını birer, birer dökmeye başladığını gördüm erkenden, öksüz kalan yaprağından yoksun bazı ağaçları gördüm, bu sabah ben. Güneş her zamanki gibi doğmamıştı,kızıl değildi dağlar, yoktu yerinde güneş, dağlar dün sabahki gibi kızarmamıştı,sisliydi kızıl dağlar sisliydi, alaca karannlıktı düne kadar o mavi olan gök yüzü, bir burukluk bir hüzün vardı, bu sabah, yüreğimde. Her gün sabah olduğu gibi cıvıldamıyordu artık,uçup durmuyordu, ağaçlardaki neşe dolu küçük kuşlar, sinmişti onlar da kanatları ıslak,yürekleri parçak sığırcıkların döndüğünü gördüm, elektirik tellerinde sıra sıra,ardıçlarda toplanan, yoktu evimin bacasındaki yuvalarında artık leylekler, ve çayırlarda otlayan allı turnalar, onlar geceden yada erkenden göçüp gitmişlerdi anlaşılan, düne kadar gördüğüm, leylekler o allı turnalar, kimbilir hangi bilinmez hangi bilinmez uzaklara gitmişlerdi. yokluğunun acısını hissettim, bu sabah içimde. Bir başka başkaydım bu sabah, düşündüm, ne olmuştu da yoktu bu sabah güneşe, o pırıl,pırıl olan düne ne olmuştu bu gün de yoktu, kış değil,yaz daha yeni bitmişti, yoktu işte baktım bu sabah güneş. o yakıp kavuran kızgın güneş o gün kayıbdı bu sabah, siyah gri bulutlara o esir mi düştü diye düşünürken, bu gün esir miydi ne? Erken başlamıştı, erken gelmişti son bahar, ağaçlarında yapraklar erken başlamıştı sararmaya, erken başlamıştı, dallardan onlar bir,bir dökülmeye, dirense de hala bazıları hala dalında, rüzgarlara, yaklaşan mevsime yaklaşan güze, belli ki yorgundu, onlar da yorgundu. hastalıklıydı ve cılızdı, onlar yaşamaktan bıkmış ve yaşlanmıştı da belki, onlar da mecburdu ölüme dökülmeye, ölümler en çok son baharda olmuyor mu saten, Allah’ın koyduğu, doğanın kanunu değil mi bu. O sararan yapraklar, o dallarını yalnız bir gün öksüz ve yalnız bırakmamaya, mecburdu yine de,ama biraz erken bitmişti yaz,erken gelmişti güz, kararlıydılar sanki sımsıkı sarılırken dallarında hasta yapraklar, düşmemeye ve erkenden sararıp ölmemeye dökülmemeye, çiğnenmemeye, uçuşmamaya yerlerde sürünmemeye, ve kuru birer çiğnenen gazel olup, çiğnendikçe, garip sesler çıkaran insanın yüreğini sızlatan, gazel yığınları olmamaya. Öğlen yaklaşmıştı,ve aralandı, ve izin verdi siyah o gri bulutlar artık, yağmurunu boşaltmıştı ama, hala dolaşıp duran o siyah olan bulutlar, ve göründü o kayıp, esaretten kurtuldum diyen, soluk benizli güneş, yüzünü göstermeye başladı, arada bir bulutlardan, ama hali yoktu, gücü yoktu! kimseyi, yeri! göğü! ısıtmaya, ortalığı daha birkaç gün öncesi gibi kızartmaya, temmuz ağustosda yaptığı gibi, yakıp yıkıp kavurmaya. Bu defa, dayak yemiş gibiydi, yorgundu ve hastalıklıydı güneş, ve benim gibi üzgündü, yaklaşan sonbahardan ve sonrası kıştan, o solgun güneş. A.Yüksel Şanlıer |
Seni Sevmek Seni seviyorum, Cunku, Her sabah kalktigimda Yasamak için tek neden,sen varsin Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var. Seni seviyorum, Cunku, Bu siyah beyaz dunyada tek renk sensin, Bir ressamin fircasindan cikmis gibi. Ama alalade bir renk degil, Gokkusaginin her tonunu gölgede birakan bir renk. Seni seviyorum, Cunku, Bu soguk gunde icimi isitan bir esinti gibisin. Hafiften esiyorsun, Iliklerimi isleyerek. Sonra da kaybolup gidiyorsun, Daha nereden geldigini anlayamadan. Seni seviyorum, Cunku, Seni sevmekten baska bir sey gelmiyor icimden. O kadar dogalki bu duygu Ruhumun derinliklerinde, Sanki dogdugumdan beri var. Sadece ortaya cikmak icin seni bekliyordu. Seni seviyorum, Cunku, Sensiz bir yasami artik dusunemiyorum. Sensiz bu kuru dunyada yasamaktansa, Olumun soguk nefesini opmeyi Bir daha hic seni gormemektense Hayata arkami donmeyi tercih ederim. Seni seviyorum, Cunku, Ne zaman bir ask siiri duysam, Misralardan sen akiyorsun. Ne zaman eski bir sarki gelse kulagima, Gitar telleri arasindan suzulen notalar, Seni getiriyor bana. Seni seviyorum, Cunku, Sen hep benimlesin. Gozumu kapatmam yeterli seni gormem icin. Tatli narin tenini... Seni seviyorum, Cunku, Belki de ilk defa bir kadinin kokusu beni cilgina ceviriyor Icimden Odyseus a turku soyleyen deniz kizlari da Onu ayni kokuyla bastan cikarmaya mi calistilar acaba diyorum. Seni seviyorum, Cunku, Gozlerinin icindeki binlerce yildiz, Gecenin karanligini delip geciyor. Bana bakaraken kendimi yildizlara tepeden bakiyor gibi hissediyorum Seni seviyorum, Cunku, Benligim sana ait. Sen onu burusturup cope de atabilirsin, Kalbine yakin bir yere de koyabilirsin. Tanrim! O kalbine yakin sicak yerde olmak istiyorum. Seni seviyorum, Cunku, Sen sensin. Ama sen beni Ben oldugum icin seviyor musun? Onu kim bilir. Seni seviyorum Cunku, Seni sevmeyi seviyorum. Seni koklamayi seviyorum. Sana dokunmayi seviyorum. Seni seviyorum, Cunku, Saclarin ellerimin arasindan kayip giderken, Dunyadaki cenneti bulmus gibiyim. Bir an elimde tutuyorum o cenneti. Bir an sonra belki de Tamamen ellerimden kayip gitmis olacak. Seni seviyorum, Cunku, Ben hic bir kadin icin siir yazmadim, Bu hep tuhaf gelmisti. Ama simdi Senin icin siir yazmamak tuhaf geliyor. Seni seviyorum, Cunku, Icimde bir umut var. Bu siiri belki basucuna koyarsin. Kimbilir belki yanina da kirmizi bir gul... Seni seviyorum, Cunku, Tanri cicekleri yaratirken Seni de onlarla beraber yaratmis Papatyadan guzel, Zambaktan asil, Manolyadan tatli, Gulden daha guzel kokulu. Seni seviyorum, Cunku, Guzelligine melekler imreniyorlar. Dunyada ise, Olumluler arasinda Galiba bir tek benim gibi bir iki sansli Onu farkedebiliyor. Seni seviyorum, Cunku, Olene kadar Yokolana kadar Seninle olsam, Bu herhalde bir ceza gibi gelir, Daha cok senle olamadigim icin. Seni seviyorumi, Cunku, Senin tarafinan sevilme fikri bile Bir insani hayati boyunca mutlu edebilecek kadar guzel ve asil. Seni seviyorum, Cunku, Seni anlatmak icin misralar yetmiyor. Dusunuyorum bir kis gecesi bunu yazarken, Acaba kac sair onun guzelligini anlatmak icin Binlerce misra yazdi. Seni seviyorum, Cunku, Senin gulumsemen gunesin dogusu gib, Insana herseyi unutturuyor, Sadece seyredip tadina varma hissi uyandiriyor. Seni seviyorum, Cunku, Bu kadar nedenden sonra bile Seni ne kadar sevdigimi anlatamadim... Utku Erdoğdu |
Düşlerimde Seviyorum Seni Bahar şarkılarında duydum sesini İnliyordun derinden derine Gün gibi ağlıyorum sesini duyunca Gel diyorum gelmiyorsun sevgilim Gel diyorum gelmiyorsun sevgilim Gözlerim gözlerine uzanınca Yıldızlar yakıyor yüreğimi Düşlerimde seviyorum seviyorum seni Turgut Çakır |
Sadece Hani kafana ilk damla düşmeden yağmur yağdığını anlamazsın ya Aşk işte kafana dank etmeden anlayamıyorsun Onu ne kadar seversen sev kıymet görmüyorsun Aptal olduğun kadar aşıksın hepsi bu Sadece farkında değilsin Onun için ne düşündüğün kimsenin umrunda olmaz senin kadar Sevdiğin kadar üzülürsün Verdiğin değer kadar kırılırsın Sadece farkında değilsin Hayat için endişelenme O sensiz de yapabilir ama sen onsuz yapamazsın Bu onun umrunda mı peki ? Tabi ki hayır Hiç olmadı ve hiç olmayacak O hiç senle olmadı Sense hiç onsuz olmadın Sadece farkında değilsin Ertaç Ermiş |
Bir Ömür Boyu Senindim Hani ? Masalımızla büyümüştüm ben , Masal B İ T T İ Gerçek vurdu yüzüme gidişinle AYRILIKtı o gerçek.. Ayrılıktı seni benden çalan ! ` Senin Hakkındı Yüreğimin Yarısı ! Sen olmalıydın yanımda Senin kokunu içime çekmeliydim Sen tutmalıydın benim ellerimi Ben Bakmalıydım gözlerine Sen sevip sarmalıydın beni Sen sevmeliydin . Ben sevmeliydim . . . . Sonsuzluğa inanmıştım ben seninle Son’dun , Sonum’dun .. Bu da bir yalanıymış hayatın , Sen gibi.. İnanmıyorum artık hiçbirşeye… Ne Sana , Ne de Sonsuzluğa ! Ve Sevmiyorum Kimseyi , Seni sevdiğim kadar ... Sen süzülüyorsun gözlerimden ağladıkça ! ' Geçmişimiz ' süzülüyor... Benim unutamadığım , senin hiçe saydığın geçmişimiz ! Ve Adını fısıldıyorum yüreğime usulca Duymasın kimseler , bilmesinler seni unutamadığımı ! Yüreğim de başlıyor ağlamaya ! Duydu ya adını , onun da canı yandı ! Sevmezdim Zaten Sonbaharları . . . Rüzgarlıydı , gözlerime hep toz kaçardı.. Bilemezdim ki Ayrılık rüzgarı`nın seni benden alacağını . . . aLıntı... |
Ne yana baksam Senin yüzünle karşılaşırım. Hep bir şeyler vardır söylenecekhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Hep bir şeyler vardır Gitme dedirtecek. Hep bir şeyler vardır yaşam üzerine Sevgim üzerine söylenecek hep bir şeyler Ne zaman nedenleri düşünsem Yalnız bir şeyin nedenini bulamıyorum Neden sana bu bağlılığımhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neden bu haykırışhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif bu özlemhttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Neden sebepsiz yere ağlamalar Neden? Yalnız bunu sebebi yok hayatımda Sen hayatımda bir anda oldun Belirsizlikler içindehttp://www.tekplatform.com/images/smilies/virgs.gif Kavrayamadığım bir şekilde başladın Ve Engel olamadığım bir şekilde bitiyorsun işte... |
Seni düşünmek ne zaman seni düşünsem bir gemi geçer gözlerimden kirpiklerime kış düşer ne rüzgar eser ne dalga çıkar bulutlar göçer şehirlerime sormaz trenler istasyonlarımı seni düşündüğümde sensizliğim gelir oturur yüreğime Nazan Yinanç(*) |
Gözlerinde harareti hayali suyun Sıcaklığını geç getirdin tenimin soğuğuna Geç kaldın ismini hatırlamama Sabahları içtiğimiz çayı bile unuttum Kaç şekerliyd isimit mi severdin,börek mi? Geç kaldın güneşi yakan sabahlara İhanetin erken başladı senin Çekip gitmelerin Acele suskunluğun teslim etmekti beni sensizliğe Sevdam hep ağır geldi omuzlarına Dilin varmazdı söylemeye Gözlerin saklayamazdı oysa Ben yükün değildim ki Yüküne omuz verirdim seninle Elinden tutardım zor çektiğin gecelerin Ben dayanağındım hani Her zorlukta benide alırdın yanına Bensiz sen yarımdın hani Geç kaldı gözlerime gözlerin |
Boşver be yaşı başı! gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?.. şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan, sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver? koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını, gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna. Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda, ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında, bırak aksın yollarına. yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın. sen inan yüreğine, hem ona geçmezse kime geçer sözün?.. büyü büyü… bak ellerin ayakların kocaman. aklın da maaşallah yerinde, e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye. akıllı ol, yüreğin gelir peşinden, Boşver yaşı başı, aşk var mı aşk, sen ondan haber ver? takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere. o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün, atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir kış günü, öl gitsin… parayı pulu savurup, bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin, savrul gitsin… Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim, kendi yüreğinden başka kim?. Aklını al da öyle git, ister bir duvara, ister bir od aya, ister kıra bayıra vur da git. Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle bırakmadıkça birine. O biri de gelir gerçekten istediğin oysa, seveceksen ve öleceksen uğruna… yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa… yaş 70′e gelse bile, hayat daha bitmemiş. sen mi biteceksin? çekeceksen bile bayrağı, yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin? Can Yücel |
Zaman Her karanlığa bir ışık oldun, Benim içimi kararttın. Ruhu besledin İnsanı var ettin, yok ettin Bir öncesine geçmiş, bir sonrasına gelecek dedin ‘An’ını yaşa derken bile yalan söyledin Her duyguyu tattırdın Hüzün bahçesinde yeşerdin Mutluluk ağacını kuruttun Hep vardın, hiç yoktun Yaratıldığında belirsizdin Gün geldi hiç geçmedin Gün geldi hiç yetmedin İhtiyacım var sana Bu kez benim için aksan Akarken geleceğe yoluma ışık olsan Yaşadığım duyguların kararını verip Beni bu yükten kurtarsan Ah zaman..! Bir kalem olsan, çizip atsan Ne geçmişim olsan, ne geleceğim olsan Keşke bir anda yok olsan... Sedat Gez |
Kim demi$ büyüdügümü..? Daha cok kücügüm ben, Bu yüzdendir günden güne sana daha cok muhtacligim, Bu yüzdendir sevgine SIMSIKI sarili$larim, Bu yüzdendir seni her gecen gün biraz daha özlüyor olu$larim. Sana muhtac cocuk yüregim, Sanadir bütün özlemlerim.. Ve bu yüzden bir tek seni beklerim. |
Son Bakışım İşte gidiyorum birtanem seni yüreğimde götürüyorum Seni doyasıya koklayamadan doyasıya sevemedn Özgür bırakılan sevgi selimizde boğulamadan Seninleyken bile hep hasretini yaşadım Seni çok sevdim canımdanda çok birtanem İşte gidiyorum bakışlarını gözlerimde sakladım Aşkınla yanan kalbimi avuçlarına bıraktım Gül kokan nefesini nefesime kilitledim Yine sensiz ve sessiz çaresizliğime döndüm Bu hayatı sensiz yaşamak varmış kaderde anladım. 30 09 2009 Zeynep Eroğlu |
Özledim Seni Cok Özledim! Bitmiyor geceler sabah olmuyor Günes bile küsmüs Illede dogmam birdaha diyor Gecmiyor saatler Zaman bitmiyor Özledim canim özledim seni Hasretligin hic gecmiyor... Resmine baktikca gözlerim doluyor Ismini andikca dudaklarim kilitleniyor Bu can yanmis bir kere Hala yaniyor... Özledim birtanem cok özledim seni... Hastayim derdime care bulunmuyor Kararmis dünyam,isikta yanmiyor Sevgilim nerede simdi? Kimbilir ne yapiyor? Görürseniz söyleyin ona! Özledim onu cok özledim... Nihat Yasul |
Bir Gittin Dönmedin / Abdülhekim Koçin Bu bahar karlarla yağmurlarla gel Bizim burda susuz kurak bağlar var Seni yâr etmezler bana sevgili Aramızda aşılası dağlar var Günler uzadıkça ömrüm kısaldı Aklımı bu sevda bir yeldir aldı Yıllar var gözlerim yollarda kaldı Bir bilsen ardından nice ağlar var Bir şarkıdır adın dilimde her dem Bir tutkudur sevdan sensiz edemem Gelmez isen ben bu yerden gidemem Beni sana bend eyleyen bağlar var Bir gittin dönmedin dünya güzeli Ne sevincim belli ne gamım belli Tekrar düşümdür bir tek teselli Seni böyle tutan hangi bağlar var |
Gidiyorsan Sus! Canımı acıtacak her sözün, Acımı kanatacak, Kanımı akıtacak, Biliyorum, Ölümü aratacak... Gidiyorsan Sus! Sessizlik yakışır bu gidişe en çok Ve Sensizlik Herhangi bi gidişe Bu saatte telaşa verme kalbimi Ne olur Gidiyorsan Sus! Sebep bulunmasın acıma Ve acılar Sebep görmesinler beni adına Gidiyorsan Sus Sessiz olsun bu gidiş Ve varsın sensiz olsun Bu son BEKLEYİŞ ama Gidiyorsan Sus aLıntı |
Yoksun Hiç yapmadığım şeyleri yapıyorum Kimi zaman sessiz sokaklara dalıyor Geziniyor yüreğim Bakıyorum bomboş sokaklara Serap görüyorum çöl misali sokağımda ve gülümsüyorum Kimi zaman kalabalığa bakakalıyorum Arıyorum hasretle özlemle ama sem yoksun kalabalıkta Kimi zaman Geziniyorum güzel diyarlarda Eşsiz bucaksız mükemmelliklerde Ama görmüyorum sensiz güzellikleri Hiç yapmadığım şeyleri yapıyorum Bazen hasretini nefes nefes içime çekiyorum Özlemini gidermeye yetmiyor İçimdeki yangını hiçbir şey söndürmüyor. Hiç yapmadığım şeyleri yapıyorum Gözlerim dalıp gidiyor karanlıkta Ay dede pili bitmiş fener misali Artık yaymıyor ışığını Karanlıklarla baş başa bırakıyor beni Hiç yapmadığım şeyleri yapıyorum Çünkü yalnızım Çünkü sen yoksun Yüreğim, gözlerim senden yoksun Hasretinden ölsem de biliyorum ki artık sen yoksun Fatma Bacanak |
Döngel şirin sözlüm Döngel kömür gözlüm Döngel melek yüzlüm Dön gel dünyaya küstüm dön gel Bazen yanıbaşımda olan Bazen çok uzaklardasın dön gel Bazen kanayan her yarama Tuz basanımdın sen dön gel Bazen yanan ateşin koru Bazen köze dönmüşüyüm dön gel Bazen bakışlarına donmuş gönlüm Yanan ateşimsin içimde dön gel Dön gel şirin sözlüm Döngel kömür gözlüm Döngel melek yüzlüm Dön gel dünyaya küstüm dön gel Savaş Yanık |
Nerdesin Seni ben; evliyalara sordum, Kerbela çölündeki susuzluktan yanıp kavrulmuş on iki imamın çatlamış dudaklarına, embiyalara sordum seni, yetmedi Zerdüşte Nerdesin...? Seni ben; Musa'ya sordum, Kızıl denizde boğulurken kan-revan Hallac-ı Mansur'a Kudüste oğlu için ağlayan kutasal bakireye çarmıhtaki isa'nın alnından sızan kana yetmedi hicret yollarında ağlayana Nerdesin..? Seni ben; Mecnun'un görmeyen gözlerine sordum Aslı için yanmış Kerem'in külüne, Ferhat'ın, dağları un eden gürzüne yetmedi Kenan ilinde bir kuyunun dibindeki yusuf'un gözünden akan bir damla katreye Nerdesin...? Seni ben; Nazım'a sordum Bursa Cezaevinde Piraye'nin hasretinden prangalar eskitirken Ahmet abi'ye yetmiş iki gündür bir hücrede suyu çürütürken yetmedi Orhan Veli'ye Ankara'da balık olmuş rakı şişesi ararken Nerdesin..? Seni ben; ölüm döşeğindeki yüreğime sordum... NERDESİN...? Nehri Berdan |
Bir Rüya Bir Saçmalık.. Adı rüya ama kanmadım. Uyansam boş, nefes alsam nafile... Onca pişman yılın ardından, dünyaya küsüşüm gözlerinden... Gelme demedim mi gecelerime! Belki vardı, belki hepsi yalandı ama gülüşümü koruyamadım. Arka ceplerime, şah damarıma, tırnaklarımın içine kadar pişman, beklediğim duraklara bile yazdığım adına düşman, cümle sonlarında sitemkar, şehrin arka sokaklarında bir kaybolmuşum hala... Kendine savrulduğum iç çekişlerin ardından, kendime gelemeyişim, kendiliğinden bir sen yüzünden. Sabah olmuş, rüyalar yalanmış heyhat! Kelimeler sadece kelimeden ibaretken bile, sana yazacak bir senim bile yokken üstelik, hala şiir yazıyorum, hala kendimi hatırlamadım... Nasıl bir aşksa, payıma düşen hep fazla! Öde öde bitmiyor körolasıca! Başımı aklıma dar ettiğin tüm düşlerin düşüşlerinde, bir kumarbaz cesaretiyle gelmişsem sana; gitmek için değil, gitme demen için değil... Yaşamak lazımsa bazen, bazen de sevmek lazımdır diye... Belki hatırlatır sana diye... Sadece beni sev diye belki... Sanki sabah uyandığımda yanımda olacaksın gibi... Bir kadersizliğin baş harfi gibi... Ne sen varsın oysa, ne de ben şimdi yokolduğun yerde... Yokluğuna bağdaş kurmuş, öylece saçmalıyorum işte... |
Sen Ve Ben Sen ve ben, Bir sahneyiz siyah beyaz filmlerden. Bir masalız gecelerde öykülenen. Gölgelerin hüzünle dinlediği Bir aşk hikayesiyiz, Siyah ve beyaz gibi. Sen ve ben, Bir şarkıyız yalnızlıkta söylenen. Bir ezgiyiz en aksak ritimlerden. Dansa yasak bir aşk bestesiyiz, Sözleri bilinmeyen. Sen ve ben, Yosun tutmuş kelimelerden Yarım kalmış bir cümleyiz, noktasız. En sessiz harflerden Bir kelimeyiz, anlamsız. Biz olmayı becerememiş, İki yalnız heceyiz, amaçsız. Aşka dair bir şiiriz, Kısa ve kafiyesiz... Sen ve ben, Bir tabloyuz en aykırı renklerden. Tuvali umut olan düşlerden, Bir portreyiz aşkı resimleyen. Sen ve ben, Rüyalar aleminde birlikte yaşarken, Zamansız uyandık, Ve ayrıldık, Hiç birleşmeden... Sedat Büyük |
Ağlamak Yıkamaktır Yüreği... Uzun cümlelerle susma ne olur!https://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Bana geç Sana geceye erken Bu nasıl hicran Dokunma duygularım kanıyor Eriştikçe içimde titreyen yıldızlar uyanıyor Heveskar umutlarımı boğuyor Lakayt merhabasız varlığın Burgu beynimde olma/yanın Ateş içimde sızın Bu nasıl nazhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Uzun cümlelerle susma ne olur!https://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Kopyaladığım hüzünlerim Üryan düşüncelerhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif özgür yanım Ayağa kalk çaresizliğim isyanlarıma hükmet Gün içinde kaçtır batışı güneşin Gecede sessizliği parçalar elemim Ah! Bağıran sessizliğim Ateşe koşan "kelebek" mi kan yoğuran yürek Dizmek mi incileri Sakladığın gözlerinin yangınlarında donup akmayan Kim görmüşse güldüğümüzü koymuşsa adını yaşamak Uzun dizelerle susma ne olur!https://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Gör Yaşamak fısıldamaktır acıları kimsesizliğe Ve biriktirmek Yaksa da çıplak avuçlarında Umutlar taşıdığın parmaklarında Birebir hissetmek gibihttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Git Yaz düşlerimin son karesi Koyu karanlığı emeklerimin Son güzüm - soğuk baharım Zayıf kollarım Tutulamayan geçmişim Tutunamayan direncim Akan yasak yanım Tarifsizliğim Hüzünlerim uyanıyor Uyanamayan benim Zayıflığım Sen Uzun çığlıklarla susma ne olur!https://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gifhttps://www.msxlabs.org/forum/images/smilies/noktaqp6.gif Mahir ÖZEL |
Sevişimde Varsın Sensiz akşamlarda bir gün batımı şu an, Gün batımında sessizim Yasımla baş başa, Batan güneş gibi kalbimde gizleniyorsun, Alkış tutuyorsun Ayrılışa. Oysa her günbatımında kahroluşum, Sensizlikte mahvoluşum oysa Kalp atışlarımdaki güneşim Gitme, Sensizlik kayboluşum. Süzülen güneşle her an inmekte sanki gidişin, Oysa hayallerimde gezinen ceylandı gelişin, Sensiz ömrüme katılan günde ben neyleyeyim? Kulaklarımda çınlamalı seslenişin. Kamer bile mah yüzünde sönük kalıyor şimdi, Bak savuştu er akşamda Geç kalınan ikindi. Dağların arkasında el sallayan günde varım, Sert esen rüzgârlarda, Bu günde, Dünde varım, Yarınlarında varım diliyorsan sen beni, Sensiz terk eylediğim Hani şu üç öğünde varım. Varsın güneşimde, Yaşam sevincimde varsın, Bağbanımda, gülümde, gülşenimde varsın, Sönmüş olan közümde aşk ateşimde varsın. Sensiz akşamlarım da, Günbatımında şu an, Savrulan yaprakları Sevişimde varsın. 06.Ekim.2009 20.05 Ahmet İdrisoğlu |
Gel Sensiz bu şehirin kalmadı tadı Günden güne eriyorum haydi gel Senden sonra inan yüzüm gülmedi Hayalinle geziyorum haydi gel Koyup gittin beni sensiz zındana Diyorsun ki taş bas artık bağrına Sanıyorsun çıkarmıyım yarına Nefes dahi almıyorum haydi gel Sende seviyorsun bırak inadı Yıllar unutturmaz bana adını Nasıl da duymazsın bu feryadımı Duyuyorsun biliyorum haydi gel Gelde dinsin kalplerdeki bu sızı Bu aşkı kıskansın zühre yıldızı Dostlar alkışlasın ayakta bizi Böyle rüya görüyorum haydi gel Nasıl çıkacağız biz bu çıkmazdan Bize fayda gelmez başka sevdadan Fazla seviyorken seni canımdan Yokluğundan ölüyorum haydi gel Söyle nasıl bir aşk sevda bumudur Seni orda beni burda çürütür Bilmezmisin ömür zaten üç gündür Göçüp yalan oluyorum haydi gel Fevzi Kalender |
| Saat: 15:33 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık