![]() |
Gidiyorum Vakit doluyor ,gitme zamanı Doyamadın bana , yüreğinde kalsın son kurşunum Bir parça sevdayı sar bohçana , Sakla onu kızıl topraklara. Hoşçakal gözümün nuru , Karacadağda yükselen çoban ateşine yazdım son mektubumu Nameleri duman duman aksın her gece yıldızlarına. Gidiyorum baygıngözlüm Uzaklar beni çağırır sensizliğe Soğuk ,sessiz bir toprak düşer üstüme Kırılgan bir şarkının notaları zincirlemiş beni Gözlerindeki bulutları açmaya gidiyorum Hoşçakal nefesi şiire boğulacak adam Yarınlarına öksüz kumrular saçtım Cigara ziftleneceğin ,sessiz sokaklara yanlızlık bıraktım Gidiyorum ,yanakları yağmurlara bulanacak yarim Vakit tamam Bir aşkın fidanından çatırdayan dal gibi Ürkek karanlığın beşiğine düşercesine. Mavi gecenin dalından bir yıldız kayıyor Alacakaranlığın küskün şafağına, Hoşçakal , mezarıma sızlanıp, ağıtlara boğulacak sevdiğim !.. |
İstanbul Sen bize Peygamberin, müjdesi, haberisin Haberisin, bu yüzden Ashabın makberisin Makberisin, Eyüb el Ensarinin yerisin Yerisin şühedanın, evliyanın İstanbul, İstanbul ilelebed bize miras kalmıştır Kalmıştır İstanbul’u Fatih Sultan almıştır Almıştır, ondan önce ne ordular gelmiştir Gelmiştir, ancak Fatih’in fethisin İstanbul, İstanbul Osmanlının, payitaht’ı olunca Olunca çağ değişti, adaletle dolunca Dolunca, inananlar işi ele alınca Alınca ışık oldun, insanlığa İstanbul, İstanbul ruhumuzdur, İstanbul canımızdır Canımızdır İstanbul, şüheda kanımızdır Kanımızdır İstanbul, Tarihte şanımızdır Şanımızdır İstanbul, ebediyen İstanbul, İstanbul’um yoluna, ben hazırım ölmeye Ölmeye İstanbul’um, sana gidip gelmeye Gelmeye sözüm sözdür, artık başla gülmeye Gülmeye sen layıksın, var oldukça İstanbul |
Anlayamadın denizin gemiyle oynadığı gibi oynadın benimle tam yolun ortasında gecenin dolunayında sabahın buğusunda hep sen vardın aklımda hep senin hayalin vardı gözümün önünde ama ben bir gün aşkım uğruna öldüğümde ağlarsın yanarsın öldüğümü öğrendiğinde camiden selâmı duyarsın ama seni sevdiğimi hiç bir zaman anlayamadın |
GELDİM Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim. Uzaklardan size bir haber getirdim geldim. Bıraktıklarınızdan,unuttuklarınızdan, Sımsıcak-anılası günler getirdim geldim. Gömütleri andıran yapılarınızdaki Yaşantılarınıza evler getirdim geldim. Tek tek,ayrık-soluyan bitkiseller yerine Yüzyüze dönük,gülen sizler getirdim geldim. Solarken suladığım,koparken bağladığım, Ölürken canlandığım sözler getirdim geldim. OZDEMİR ASAF |
Zaman, Bekleyenler için çok yavaş, Korkanlar için çok hızlı, Yas tutanlar için çok uzun, Sevinler için çok kısadır. Ama sevenler için sonsuzluktur. Saatler uçar, Çiçekler solar, Yeni günler Yeni yollar geçer,gider..AŞK kalır.. |
Unutmuştu Bu gece seni andım derinden Bir of çektim içten Yanında olmak istedi bedenim Seni görmek istedi gözlerim Kalbim seni istedi yıldızlara bakarken Unutmuştu sanki gittiğini Unutmuştu sanki çektiğini Ufak bir tebessümle Adını haykırddı yıldızlara Karanlık düştü birden Onlardan ses çıkmadı Onlar haykırmadı seni Onlar anmadı ismini Neden gittindiye sormuyorum sana Bilir bu yürek nedenini Ve anlar Sevmek için değil Sevilmek için sevdiğini Adı Yalnızlık Gölgen gibidir yalnızlık Gecenin ıssızlığı, karanlığı gibi boş ve soğuk. Sarılırsın ararsın tutamazsın yoktur çaresi. Adı Yalnızlık Yazılmıştır birkere Yiğit olsan da büker bileği, Cesur olsan da sızlatır yüreği. İçindedir sevgi, insanın tek dileği Ateşten gömlek misali SEVGİ... SEVGİ... SEVGİ… |
NEYDİ AŞK Aşk neydi söyle bana Basit bir aldanış mı? Neydi aşk söyle bana Küçük bir heyecan mı? Ellerimiz kavuştuğu vakit Yüreğimizi alan bedenden Göğsümüzde dinmez bir ritim Sözümüzde destan, şiirken Birlikte söylemedik mi Aşk gurbet, Aşk hasret, Aşk sevgi, Sabır, Emek demek, Bu demek. Şimdi tanımla bana Bırakıp gittiğin Bir deli çocuk mu? Mecnun mu? Ferhat mı? Söyle! Bileyim sendeki kimliğimi. Bu kadar kolay olmamalı Her şeyden vazgeçip gitmek. Geride yüzüstü kalmamalı Verilen onca sabır, emek! Gurbet dedik gurbet oldum Hasret dedik hasret oldum Sevgi desen deli divane Taşı çatladı sabrın Ya dön gayrı Yada bırak! Ben, ben olayım. |
SEN KUM NEDİR BİLMEZSİN Kİ DENİZ GÖRMEDİN Kİ YUM GÖZLERİNİ ZAMANI DÜŞÜN DENİZ BİR GÖZÜNDE KUM BİR GÖZÜNDEDİR SEN TAŞ NEDİR BİLMEZSİN Kİ DAĞA ÇIKMADIN Kİ DAĞ BİR AYAĞINDA TAŞ BİR AYAĞINDADIR SEN KÜL NEDİR BİLMEZSİN Kİ ATEŞ YAKMADINKİ UZUT ELLERİNİ GÖKYÜZÜNE ATEŞ BİR ELİNDE,KÜL BİR ELİNDEDİR SEN KAN NEDİR BİLMEZSİN Kİ ÖLMEDİN ÖLDÜRMEDİN Kİ YAT TOPROĞA BOYLU BOYUNCA ÖLÜM BİR YANINDA KAN BİR YANINDADIR HEMENA |
SON AŞKIM......... Artık sevdanın sarısı değildi yaşadığım, hüznün sarısıydı. Sevdanın,sevmenin acı çekmek olduğunu öğrendim sende. Yan yana yaşanmıyordu aşk. Uzak olmalıydı yürekler, değerini anlamak için. Sonsuz ve derin sevgi gözlerdeydi. Ama karşılıksızsa aşk büyük bir ızdıraptı. Yürek kaldıramıyordu sancılı günlerin acısını. Biliyorum katlanmak şarttı ulaşmak için sevgiliye ama her sabır getirmiyordu sevgiliyi geriye. Aşık olmanın mevsimi yoktur diyordu şair. mevsimsiz sevgilim. ve son aşkım... |
Sus yağan bir kara benzer suskunluk kar kristallerindeki genetik farklılık susmada bıçak sırtına yatırılmıştır fişi çekilmiş bir telefonun tuşlarındaki tozlaşmadır suskunluk susmak muktesebat ister acı ister sabır ister bilgi ister yalnızlık ister sorular ister susan insan fitili yanan bir dinamittir susmanın bağıl hızı yoktur susarken daima tepki etkiden küçüktür sürtünme maksimum moment noktası Tanrıdır susmak Tanrıya Yaklaşmaktır!! |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık