![]() |
Dikkat! Binlerce araç hurdaya çıkabilir... Tehlike arz eden araçların trafiğe çıkmasını engellemek amacıyla, 2007 yılının son çeyreğinden itibaren muayeneler AB standartlarına uygun yapılmaya başlanıyor. 12 milyon araç sahibini yakından ilgilendiren uygulama sayesinde sadece gözle yapılan "şipşak muayene" tarihe karışırken binlerce aracın hurdaya çıkması bekleniyor. Yeni sistemin yürürlüğe girmesiyle bütün araçlar, mekanik, optik, elektronik cihazlarla fren, direksiyon, gürültü, gaz kaçağı, egzoz gazı, lastik dişi derinliği gibi 100 farklı teste tabi tutulacak. Kontrolün ardından aracın durumunu gösteren bir rapor hazırlanacak. Standartların altında kalanlar tamir amacıyla geri gönderilecek. Eksiklikler 1 ay içinde tamamlanmazsa sürücü cezalı duruma düşecek ve trafiğe çıkması engellenecek. Taşıtların baştan aşağı röntgeninin çekileceği kontrolden Türkiye'de araçların bir çoğunun geçer not alması oldukça zor görünüyor. İstanbul'da iki yıl önce trafik polislerinin kontrol ettiği 7 bin aracın %50'sinde lastiklerin kaymasını önleyen diş derinliğinin 3 mm. standardının altında olduğu tespit edildi. Yeni sisteme göre bu durumdaki araçların sahipleri lastiklerini yenilemek zorunda kalacak. Eski model ve bakımsız araçlara sahip onbinlerce sürücünün muayeneden geçebilmek için yüksek bakım faturalarını ödemeyi göze alması gerekiyor. Yeni dönem neler getirecek? 1. Yeni sistemde trafiğe çıkış onayı alamayan araçlar, trafikten men edilecek. 2. Muayenesi olmayan ve bu nedenle bağlanan araçlara geçici izin belgesi ile muayene olma hakkı tanınacak. 3. Muayene olmayan araçlara her ay için %5 faizli ceza uygulanacak. 4. Yeni sistemde de eski sistemde olduğu üzere özel araçlar yeni alındıktan sonra ilk muayeneyi üç yıl sonra olacak. Daha sonraki muayene periyodu ise 2 yılda bir olacak. 5. Ticari araçların yeni alındıktan sonraki ilk muayene süresi ise 2 yıl olacak. Daha sonraki dönem için bu süre bir yılda bir olacak. 6. Muayene ücreti Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecek. 7. Muayene istasyonları artık TüvTürk ismini alacak. 81 il ve 88 ilçe merkezinde 189 sabit ve 38 gezici olmak üzere toplam 227 yeni muayene istasyonu işletime girecek. 8. İlçe ve köylere hizmet verebilmek için mobil istasyonlar oluşturulacak. 9. Eski araç muayene istasyonları kapatılacak. 10. Merkezlerde çalışacak tüm personel TüvTürk uzmanları tarafından eğitimden geçecek. 11. Araçlara muayene uygunluk işareti konulacak. Bu işaret ya ön cama yapıştırılacak ya da arka plakanın arkasında büyük bir işaretle gözle görülebilir şekilde taşınacak. 12. Muayene onayı için gelen araçlar dörde ayrılacak. Kusursuz, hafif kusurlu, ağır kusurlu ve ölümcül kusurlu araçlar. Bunlardan kusursuz ve hafif kusurlu araçlara onay belgesi verilecek. Hafif kusurlu araçlarda kusurun giderilmesi yönünde eğitim ve destek verilecek. 13. Muayeneden kusursuz olarak geçen araçların ikinci el değeri artacak. 14. Muayene süresince araçlar fren sistemi, direksiyon sistemi, ışıklandırma sistemi, görüş güvenliği, şasi kontrolü, elektrik donanımı, tekerlekler ve lastikler 100 nokta testine tabi tutulacak. Aracınızın yakıt, elektrik sistemleri ve yürüyen aksamı ile lastiklerinin standart dışı olması durumunda güvenli araç kullanamazsınız. Üstelik aracınız normalden fazla yakıt harcamaya başlar. Bu nedenle araç, yol ve can güvenliğiniz için aracınızın periyodik muayenesini beklemeyin. Aracınızın bakımlarını zamanında yaptırın, değişmesi gereken parçalarının hiç beklemeden yenilenmesini sağlayın. Bu sayede hem yakıt sarfiyatınız artmadan aracınızı güvenle kullanın, hem aracınızın 2 el değeri korunsun, hem de bakım masraflarınız azalsın... |
Matematikçi çöl karıncaları Şimdiye kadar karıncaların polarize edilmiş güneş ışınlarını kullanarak yönlerini tayin ettikleri biliniyordu. Zürih Üniversitesi Zooloji Enstitüsü Direktörü zoolog Prof. Dr. Rüdiger Wehner, çöl karıncalarının sinir sisteminin temel mekanizmalarını ortaya çıkaran çalışmasıyla Nobel'e aday gösterildi. Wehner, karıncaların yuvalarını bulmada adım sayılarını ve uzunluklarını hesaplayıp hesaplamadıkları nı tespit için, bu canlıların bacaklarını kısaltma veya uzatma gibi deneyler yaptı. Bu deneyler ile zoolojide son ayların en gözde keşfi yapıldı. Yuvalarına dönüş yolunda ince sert kıllar yapıştırılarak ayakları uzatılan karıncalar, yuvalarında durmayıp daha ileri geçti. Çünkü karıncalar yuvalarından ilk hareket ettiklerinde ayaklarının kısa olması dolayısıyla daha fazla adım atmışlardı. Ayakları uçlarından kesilerek kısaltılan karıncalar ise, yuvalarına varmadan durmaya ve oldukları yerde dönmeye başladı. Çünkü kendi hesaplarına göre o anda yuvalarında olmaları gerekiyordu. Yuvalarından yüz metreden fazla uzaklaşan bu karıncalar, belli ki on binli rakamların çok üstüne kadar sayabiliyor ve bu işi görünürde 0,1 miligramlık minnacık bir beyinle gerçekleştiriyordu. Ayrıca aynı karıncalar, yeni oluşan şartlara da tamamen ayak uydurabiliyordu. Birkaç gün sonra kısaltılmış veya uzatılmış ayaklarına alışan karıncalar yuvalarını tekrar hatasız olarak bulabiliyordu. Kaynak : - WEHNER, R. (2<003). Desert ant navigation: how miniature brains solve complex tasks. J. Comp. Physiol. A 189: 579-588. |
Genç oyuncunun tüm 'özel' fotoğrafları internete düştü Oyuncu ve şarkıcı Vanessa Hudgens'in tüm özel yaşamı internete saçıldı. Sevgilisinin yatak odasında çekilmiş görüntüleri internette yayınlamasıyla başlayan fotoğraf furyası, cep telefonundaki tüm fotoğrafların magazin sitelerine düşmesiyle sürdü. 1988 Kaliforniya doğumlu Vanessa Hudgens'ın ağustos sonunda yayınlanan tatil görüntülerinin ardından skandal fotoğraflar ortaya çıktı. İlk şokun ardından cep telefonundaki tüm fotoğraflar internette dolaşmaya başladı. Kariyerinin en büyük çıkışını "High School Musical" filminde Zac Efron ile baş rolü paylaşarak yapan Hudgens, birçok dizide oyunculuğun ardından albüm çıkardı. Bir ayda ikinci skandal Eylül ayı başında da İngiltere’de henüz ismi ortaya çıkmayan bir genç kızın plajda unuttuğu fotoğraf makinesi bir erkek tarafından bulunmuş ve içindeki ‘özel’ fotoğraflar internette yayınlanmıştı. Fotoğraflar yüzünden genç kız dünya çapında ‘erotik şöhret’e kavuşmuştu! ‘Wendy’ olarak adlandırılan kızı İngiliz basını ‘Şu anda İngiltere’nin en çok merak edilen ve arzulanan kızı’ olarak tanımlıyor. İsrail buldozeri 12 yaşındaki Filistinli çocuğu ezdi İsrail askerlerinin, Gazze Şeridi'nin orta kesimine girişi sırasında bir buldozerin 12 yaşındaki Filistinli çocuğu ezerek ölümüne yol açtığı bildirildi. Hastane kaynakları, 12 yaşındaki Mahmud Kayed'in El Bureyj mülteci kampı yakınlarında İsrail askerlerine taş atan bir grup çocuk arasında yer aldığını ve buldozerin taş atan çocukların üzerine sürüldüğünü açıkladı. İsrail askerlerinin bölgeye girişi sırasında açtıkları ateşte 4 Filistinlinin de yaralandığı kaydedildi. İsrail ordusuysa henüz konuya ilişkin bir açıklama yapmadı. |
saclarını 26 yıl sonra yıkadı Çin'de 80 yaşında bir ihtiyar, saçlarını 26 yıl sonra ilk kez yıkadı. Lu Şiyuan'ın 2 metreye yakın saçlarını, 1,5 metreden uzun sakallarını yıkamakta şampuan etkisiz kalınca, tüm aile, çamaşır deterjanıyla ihtiyarın saç ve sakallarını yıkamaya koyuldu. Chongqing Morning gazetesinin haberine göre, Lu Şiyuan'ın 2 metreye yakın saçlarını, 1,5 metreden uzun sakallarını yıkamakta şampuan etkisiz kalınca, tüm aile, çamaşır deterjanıyla ihtiyarın saç ve sakallarını yıkamaya koyuldu. Lu'nun oğlu, gelini, torunu ve komşularının da aralarında bulunduğu 12 kişi, 5 saat süren uğraş ve 3 torba çamaşır deterjanı kullandıktan sonra ihtiyarın saç ve sakallarını yıkamayı başardı. İhtiyar Lu temizlendikten sonra Çongçing kenti yakınlarındaki ücra Kızıl Bayrak köyünün sakinleri, Lu Şiyuan'ın adını Guinness Rekorlar Kitabına kaydettirmek istediklerini söylediler. |
Ümraniye'de teknoloji çılgınlığı http://www.milliyet.com.tr/2007/09/25/son/resim/sontur26.jpg MUTLU BOZDAĞ İstanbul Ümraniye'de, binlerce vatandaşın gece boyunca kuyrukta beklediği ucuz elektronik eşya satan mağaza önünde izdiham yaşanırken, polisin ve güvenlik görevlilerinin baş edemediği kuyruklarda sıkışan vatandaşlar, ölüm tehlikesi geçirdi. Ümraniye'de bulunan Media Market adlı mağazanın açılış sebibiyle yaptığı 1 günlük ucuzluk kampanyasına gece saatlerinde gelen vatandaşlar, sabaha kadar kuyruk oluşturdu. Sahuru mağaza önünde yapan binlerce kişi bir kişiye 1 ürünün satıldığı günde ürün alabilmek için kuyruklar oluşturdu. Kavgaların ve ezilme tehlikesini yaşandığı olaylarda polis ekipleri ve güvenlik görevlileri olayları yatıştıramadı. http://www.milliyet.com.tr/2007/09/25/son/resim/bil1.jpg Mağaza sahipleri ise mağazanın birinci katından kalabalığı gülümseyin gözlerle izlerken, kepenk altından kısım kısım içeriye alanın vatandaşlar büyük sevinç yaşadı. Birçok kişi ise mağazanın önünde ürün alamayacağını anlayarak evlerinin yolunu tuttu. Mağaza önünde trafiğin kilitlenmesi sonucu TEM otoyolunda sabah trafiği durdu. Pembe Köşk'te Sezer izleri Çankaya Köşkü ilk kez 100 kişilik bir basın heyetine gezdirildi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eşinin henüz taşınmadığı Pembe Köşk'te 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'den izler var. Hatta beli için kullandığı yastık bile duruyor Yıldız Yazıcıoğlu / Milliyet Cumhurbaşkanlığı yerleşkesi, dün 2.5 saat boyunca basın mensuplarına gezdirildi. Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever, gazeteci olduğu dönemlerde Köşk'ü hep merak ettiğini belirterek, hem gazetecilere hem de basın mensupları aracılığıyla halka buradaki mekânları tanıtmak amacıyla kapıları açtıklarını söyledi. PEMBE KÖŞK: Cumhurbaşkanı ve aile fertlerinin rezidansı olan Pembe Köşk'ün ikinci katı, yatak odaları hariç, ilk kez basın mensuplarına açıldı. Bu kata çıkıldığında pembe renkli bir oturma grubu konukları karşılıyor. Sağ tarafta, içinde yürüme bandı, bisiklet gibi aletler olan "Kondisyon Odası"; sol tarafta, krem rengi oturma grubuna sahip "Özel Oturma Odası" bulunuyor. Bu odadaki beyaz kapı, Cumhurbaşkanı'nın yatak odasına açılıyor. Özal'ın kalp krizi geçirdiği kondisyon bisikleti eskiden bu odadan yatak odasına geçişte sağ tarafta duruyordu. Burada Sony video, Pioneer TV, Bose ses sistemiyle Cumhurbaşkanı için TV'de 51 kanalı kolayca bulmasını sağlayacak kart dikkat çekiyor. Buradaki koltuklardan birinde Sezer'e ait mavi yastık duruyor. Koridordan ipek halılar üzerinde yürüdükten sonra geniş bir salon bölümü ve yemek bölümü ziyaretçileri karşılıyor. Burada 18 kişilik beyaz maun masa, çevresinde kırmızı kadife kaplı sandalyeler görünüyor. Salonda deri ve kumaştan krem rengi oturma gruplarıyla Wurlitzer marka piyano var. Dolmabahçe Sarayı'ndan getirilmiş, üzerinde atlı asker figürü olan gümüş saat dikkati çekiyor. BAŞYAVERLİK: Sadece "Defter-i Mahsusa"nın durduğu giriş bölümü gösterildi. Gül döneminde 16'ncısı açılan deftere, Cumhurbaşkanlığı'na randevusuz geldiği için görüşmeye alınamayan valilerle büyükelçiler ziyaret amaçlarını yazıyorlar. Bu deftere yazılanlar aynı gün Cumhurbaşkanı'na sunuluyor. Gül için en son 10 Eylül'de Şanlıurfa Valisi Yusuf Yavaşcan'ın yazdığı not yer alıyor. CAMLI KÖŞK: Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atakan için yaptırıldı. 1996'dan beri yabancı devlet adamlarını ağırlayan Camlı Köşk'ün salon bölümü gezdirildi. Yer zeminindeki mavi mermerleri ve cam tavanlarıyla dikkat çekiyor. İçinde Bechstein - Welle marka bir piyano bulunuyor. |
Gelecek 70 yılda Dünya'yı bekleyen 10 tehlike İngiliz The Guardian gazetesi, gelecek 70 yıl içerisinde dünyanın ve insanoğlunun varlığını tehdit edebilecek 10 büyük tehlikeyi araştırdı. EVRİM SAATİNİN SONU Bilim adamları, doğadaki canlıların evrim saatini belirleyen telomer adlı DNA zincirlerinin kısalmasıyla, kanser, alzheimer gibi yaşlılığa bağlı hastalıkların da oluşma riskinin artığını kaydediyor. Olasılığı: Düşük Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 80. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ Atmosferde biriken zararlı gazların yarattığı sera etkisiyle bu yüzyılın sonuna kadar dünya sıcaklığında yaklaşık 2 derecelik artış bekleniyor.Bu ısı artışı, gıda stokları üzerinde onarılamaz hasar yaratacak. Olasılığı: Yüksek Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 60. KARA DELİKLER Bilim adamları, dünyanın bir kara delik tarafından yutulması olasılığını da göz ardı etmiyor. Olasılığı: Çok düşük Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 100. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif KOZMİK PATLAMA Samanyolundaki bir gezegenin patlamasıyla ortaya çıkacak gama ışınları, dünyada yeni bir buzul çağı başlatabilir. Olasılığı: Düşük Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 40. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif METEOR ÇARPMASI http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif Çapı 1.5 kilometre büyüklüğünde bir meteor, birkaç milyon yılda bir dünyaya çarpıyor. Çarpışmanın küresel sonucuysa yeni bir buzul çağı. Olasılığı: Orta Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 50. NÜKLEER SAVAŞ Uluslararası strateji uzmanlar, Soğuk Savaş'ın bitimiyle azalan nükleer savaş olasılığının bugün İsrail, Hindistan, Pakistan ve Kuzey Kore gibi nükleer silaha sahip ülkeler nedeniyle halen sürdüğünü belirtiyor. Olasılığı: Düşük Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 80. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif AKILLI ROBOTLARIN HÂKİMİYETİ Gelişen teknolojiyle 2050'ye kadar robotların insanlar gibi düşünmeye başlayacağı tahmin ediliyor. Bunun sonucunda yaratıcıları üzerinde hâkimiyet kurma olasılıkları göz ardı edilmiyor. Olasılığı: Yüksek Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 80. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif SALGIN HASTALIKLAR Son yüzyılda AIDS, SARS gibi salgın hastalıklarla mücadele eden insanoğlunun, daha kötü salgınlara maruz kalabileceği belirtiliyor. En yakın olasılık, Asya'yı vuran kuş gribi virüsünün tüm dünyaya yayılması. Olasılığı: Çok yüksek Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur: Yüzde 30. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif SÜPER VOLKAN PATLAMASI Süper volkanlar, 50 bin yılda bir faaliyete geçiyor. Yarattıkları yıkımsa, meteor çarpmasının yaklaşık 12 katı. Olasılığı: Çok yüksek Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 70. http://fotoanaliz.hurriyet.com.tr/images2007/spacer.gif TERÖRİZM Uzmanlara göre, terörist grupların, biyolojik ve kimyasal kitle imha silahlarıyla saldırı düzenleme olasılığı her geçen gün artıyor. Olasılığı: Çok yüksek Gerçekleşirse insanlığın ne kadarı yok olur?: Yüzde 20. |
TÜRKİYE HIZLI TRENİNE KAVUŞUYOR http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Turkiye/2012/hizli_tren_4.jpg ANKARA - Suat Karabıyık-Fatma Başok - Türkiye, hızlı trenine kavuşmak için gün sayıyor. TCDD Genel Müdürlüğünün İspanyol CAF firmasından satın aldığı 2 hızlı tren setinden ilki 25 Ekim'de Türkiye'de olacak. Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, TCDD Genel Müdürlüğü, Ankara-Eskişehir arasında sürdürülen hızlı tren projesini tamamlamak üzere son çalışmalarını yapıyor. Genel Müdürlük, İtalya'dan kiralanan hızlı trenin statik ve dinamik test çalışmalarının tamamlanmasının ardından seti geri gönderdi. Elde edilen bulgular çerçevesinde yoldaki eksikleri gidermeye çalışan TCDD Genel Müdürlüğü, test çalışmalarını sürdürecek. Türkiye'nin satın alacağı ilk tren setinin 25 Ekim'de Türkiye'de olması bekleniyor. İkinci set ise 6 ay sonra teslim edilecek. Bu arada, CAF'ın daha önce sipariş aldığı 10 set hızlı trenden ilkinin de teslim zamanı dolmuş olacak. EN AZ 200 KİLOMETRE HIZ YAPACAK TCDD'nin ilk hızlı tren seti, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı günü düzenlenecek törenin ardından Ankara-Eskişehir arasında dinamik test sürüşlerini gerçekleştirecek. Raylarda en az 200 kilometre hız yapması öngörülen Türkiye'nin ilk hızlı trenini İspanya'dan gelecek makinistler kullanacak. Sette ayrıca Almanya ve İspanya'da hızlı tren sürüş eğitimleri alan 4 makinistin de bulunacağı öğrenildi. Türk makinistler, test sürüşleri sırasında TCDD ve ilgili kuruluşlardan sertifikalandırılacak. a.a. |
Adana'da yılan bebek doğdu Yılan bebek ya da diğer adı ile "palyaço bebek"... İşte doktorları şok eden O BEBEK. http://www.internethaber.com/images/news/47202.jpg Adana'da seyyar satıcılık yaparak ailesinin geçimini sağlayan Adnan Kösedağ (35), üçüncü çocuklarına hamile olan eşi Emine’yi (27), sancıları artınca Adana Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesine kaldırdı. Emine Kösedağ’ın sezaryenle dünyaya getirdiği bebeği gören doktor ve hemşireler, şaşkınlıklarını gizleyemediler. Hemen kuvöze alınan bebek, aileye gösterilmedi. Bebeğin ilk kontrolünü yapan Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Deniz Kaya, toplumda "yılan bebek" ya da "palyaço bebek" olarak bilinen görünüme sahip bebeğin durumunun ailesel bir hastalıktan kaynaklandığını ve milyonda bir görüldüğünü belirtti. Kaya,"Bazı cilt katmanlarının aşırı çoğalma ve kalınlaşmasıyla gelişen bir hastalıktır. Ciltte gerilmeye bağlı yarıklar oluşur. Bu hastalık genetik geçişli olduğu için tedavisi yoktur. Ne kadar yaşayabileceği bundan sonra yapacağımız ek testlerle belirlenecek" dedi. http://www.internethaber.com/images/other/2.20070927122431.jpg "EVE GÖTÜRMEK İSTEMİYORUZ" Baba Adnan Kösedağ ise ilk çocuklarının da aynı şekilde, ancak ölü doğduğunu ifade etti. Kösedağ, "İlk kız çocuk da son kız çocuk da böyle oldu. İki erkek çocuğumuzda herhangi bir sorun yok. Doktorlar, kız çocukta genetik olarak böyle bir hastalık oluştuğunu söylüyorlar" dedi. http://www.internethaber.com/images/other/1.20070927122449.jpgKösedağ, "Çocuğumuzu eve götürmek istemiyoruz. Hastanede bile zorlukla bakılırken evde bu çocuğa bakamayız. Ayrıca çocuğumuzun durumu karşısında çevredekilerin yaklaşımları da bizi üzüyor" diye konuştu. Anne Emine ise çocuğunu hiç kucağına alamadığını ve çok zor durumda olduklarını ifade ederek, yetkililerden yardım istedi. |
Dünyayı sarsan 50 gerçek Çin'de 44 milyon kadın kayıp, 150'den fazla ülkede de işkence var. Ve dahası... BBC programcısı Jessica Williams, dünyanın röntgenini çekti. Tespitlerini ise "Dünyada Değişmesi Gereken 50 Gerçek" adını verdiği bir kitapta topladı. İşte dünyayı sarsan 50 gerçek; - Bir Japon kadını ortalama 84 yıl, bir Botswanalı kadın sadece 39 yıl yaşıyor. - Rusya'da yılda 12 binin üzerinde kadın aile içi şiddet sonucunda hayatını kaybediyor. - 15 yaşındaki İngilizlerin yarısı uyuşturucu kullanmış, dörtte biri sigara içiyor. - Dünyadaki obez nüfusun üçte biri, gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. - ABD ve İngiltere, gelişmiş ülkeler arasında en yüksek erken hamilelik oranına sahip. - Çin'de 44 milyon kadın kayıp. - Brezilya'daki Avon kadınlarının sayısı, asker sayısından fazla. - 2002'de idamların yüzde 81'i ABD, Çin ve İran'da gerçekleşti. - İngiliz süpermarketleri, müşterileri hakkında hükümetten daha fazla bilgiye sahip. - AB'deki her inek için verilen günlük 2.50 dolarlık sübvansiyon, Afrika'nın yüzde 75'inin günlük geçiminden daha fazla. - 70'in üzerindeki ülkede aynı cinsten iki kişinin ilişkisi yasak,9'unda ise cezası ölüm. - Dünya nüfusunun beşte biri, günlük 1 dolarında altında gelirle yaşıyor. - 1 yılda 13.2 milyon Amerikalı, estetik ameliyat yaptırdı. - Kara mayınları nedeniyle saatte bir insan ölüyor ve sakat kalıyor. - Hindistan'da 44 milyon çocuk işçi var. - Sanayileşmiş ülkelerde insanlar, günde 6-7 kg katkı maddesi yiyor. - Dünyanın en çok kazanan sporcusu golfçu Tiger Woods, yılda 78 milyon dolar, yani saniyede 148 dolar kazanıyor. - Amerikalı 7 milyon kadın, 1 milyon erkek yeme bozukluğu çekiyor. - Washington'daki lobi endüstrisinde 67 bin kişi, her seçilmiş kongre üyesi için 125 kişi çalışıyor. - Motorlu araçlar dakikada 2 insanı öldürüyor. - 1977'den bu yana ABD'deki kürtaj kliniklerinde 80 bin şiddet ve taciz vakası yaşandı. - Mc Donalds'ın altın kemerini tanıyanların sayısı, Hıristiyan tacını tanıyanlardan fazla. - Kenya'da bir ailenin gelirinin üçte biri rüşvete gidiyor. - Dünyadaki yasadışı uyuşturucu pazarı 400 milyar dolar. - Amerikalıların üçte biri, uzaylıların geldiğine inanıyor. - 150'den fazla ülkede işkence var. - Her gün dünya nüfusunun yedide biri, yani 800 milyon insan aç kalıyor. - Amerikalı siyah erkeklerin hapse girme ihtimali, yüzde 33. - Dünyanın üçte biri savaş halinde. - Petrol rezervleri 2040'da tükenebilir. - Sigara içenlerin yüzde 82'si gelişmekte olan ülkelerde yaşıyor. - Dünya nüfusunun yüzde 70'i, bugüne dek hiç çevir sesi duymadı. - Silahlı çatışmaların dörtte biri, doğal kaynakları ele geçirmek için yaşanıyor. - Afrika'da 30 milyon kişi AIDS. - Her yıl 10 dil ölüyor. - İntiharla ölenlerin sayısı, çatışmalarda ölenlerden fazla. - ABD'de her hafta ortalama 88 öğrenci sınıfa silah getiriyor. - Dünyada en az 300 bin düşünce suçlusu var. - Her yıl 2 milyon genç kız ve kadın sünnet ediliyor. - Silahlı çatışmalarda 300 bin çocuk asker savaşıyor. - İngiltere'de 2001 seçimlerinde 26 milyon kişi, Pop Idol'un ilk sezonunda 32 milyon kişi oy kullandı. - ABD, pornografiye yılda 10 milyar dolar harcıyor. - ABD, "haydut devlet" diye ilan ettiği 7 ülkeden 33 kat daha fazla askeri harcama yapıyor. - Dünyada 27 milyon köle var. - Amerikalılar çöpe saatte 2.5 milyon plastik şişe atıyor, yani her üç haftada bir Ay'a ulaşmaya yetecek uzunlukta şişe birikiyor. - Sıradan bir İngiliz, günde yaklaşık 300 defa kameraya yakalanıyor. - Her yıl 120 bin kadın veya genç kız, Batı Avrupa'ya satılıyor. - Yeni Zelanda'dan İngiltere'ye uçakla getirilen bir tane kivi, atmosfere kendi ağırlığının 5 katı sera gazı salıyor. - ABD'nin, BM'ye 1 milyar dolardan fazla borcu var. - Yoksul aile çocuklarının psikolojik sorun yaşama ihtimali, zengin aile çocuklarına göre 3 kat daha fazla. |
|
Avrupa Konseyi'ndeki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Gül, Strasbourg'dan ayrıldı. Avrupa Konseyi'ndeki temaslarını tamamlayan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, yerel saatle 11.30'da Strasbourg'dan ayrıldı. Cumhurbaşkanı Gül ile birlikte eşi Hayrünnisa Gül, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin cumhurbaşkanlığı heyetiyle özel uçakla İstanbul'a gitti. Gül, dün Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi genel kuruluna hitap etmiş ve Avrupalı parlamenterlerin sorularını yanıtlamıştı. |
Mafya içinde kanlı hesaplaşma 16 Nisan 2007 Pazartesi 23:04 Sedat Peker'in eski şoförünün öldürüldü. Vahşice öldürülen Suat Dursun'un cesedi denize atılmış olarak bulundu.. Reis lakaplı sedat Peker'in eski şöförü Suat Dursun'un öldürüldükten sonra parçalara ayrılıp bavula konularak denize atılan cesedi Tuzla'da bulundu. Tuzla'ya bağlı Orhanlı Beldesi'nde yaklaşık 3 ay önce 34 U 3835 plakalı Mercedes marka otomobilin yanmış halde bulunmasıyla ilgili soruşturma kapsamında vahşi bir cinayet ortaya çıkarıldı. Jandarma, yakınında kopuk bir bacak bulunan yanmış otomobilin Sedat Peker'in şoförlüğünü yapan Suat Dursun tarafından kullanıldığını tespit etti. Bu bilgiden yola çıkan jandarma ekipleri, olaydan kısa süre sonra şüpheli olarak Yasin Dirier'i gözaltına aldı. Dirier ifadesinde Suat Dursun'u, Pendik Kurtdoğmuş Köyü'nde içki içtikleri bir sırada Tanay Hoşgüler ile birlikte tabanca ile vurarak öldürdükten sonra balta ve testerelerle cesedini parçalara ayırıp bavula koyduklarını itiraf etti. Dirier, cesedi ise Hoşgüler'in kendisinin bilmediği bir yere gömdüğünü öne sürdü. Soruşturma kapsamında Tuzla Polisi tarafından yakalanan Tanay Hoşgüler de ilk ifadesinde cinayeti itiraf etti. Dirier ile Hoşgüler'in, Suat Durmuş'u öldürdükten sonra balta ve testere ile parçalara ayırdıkları cesedi bir bavula koyup tuzla sahiline getirdikleri ve denize açıldıkları kayıkla birlikte batırdıktan sonra yüzerek karaya çıktıkları anlaşıldı. Tanay Hoşgüler'ün Tuzla sahilinde gösterdiği yarde dalgıçlar tarafından yapılan aramada, karadan 200 metre açıkta Dursun'un bavul içersindeki cesedi bulundu. Ceset Adlı Tıp Kurumu'na gönderilmek üzere Tuzla Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis ifadeler doğrultusunda Dirier ile Hoşgüler'in yakın arkadaşları Ümit Şimşek'i cinayetin azmettirici olarak aramaya başladı. Dursun'un, Şimşek'in kız yeğeni ile ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle öldürüldüğü öne sürülüyor. Mafya içinde kanlı hesaplaşma 16 Nisan 2007 Pazartesi 23:04 Sedat Peker'in eski şoförünün öldürüldü. Vahşice öldürülen Suat Dursun'un cesedi denize atılmış olarak bulundu.. Reis lakaplı sedat Peker'in eski şöförü Suat Dursun'un öldürüldükten sonra parçalara ayrılıp bavula konularak denize atılan cesedi Tuzla'da bulundu. Tuzla'ya bağlı Orhanlı Beldesi'nde yaklaşık 3 ay önce 34 U 3835 plakalı Mercedes marka otomobilin yanmış halde bulunmasıyla ilgili soruşturma kapsamında vahşi bir cinayet ortaya çıkarıldı. Jandarma, yakınında kopuk bir bacak bulunan yanmış otomobilin Sedat Peker'in şoförlüğünü yapan Suat Dursun tarafından kullanıldığını tespit etti. Bu bilgiden yola çıkan jandarma ekipleri, olaydan kısa süre sonra şüpheli olarak Yasin Dirier'i gözaltına aldı. Dirier ifadesinde Suat Dursun'u, Pendik Kurtdoğmuş Köyü'nde içki içtikleri bir sırada Tanay Hoşgüler ile birlikte tabanca ile vurarak öldürdükten sonra balta ve testerelerle cesedini parçalara ayırıp bavula koyduklarını itiraf etti. Dirier, cesedi ise Hoşgüler'in kendisinin bilmediği bir yere gömdüğünü öne sürdü. Soruşturma kapsamında Tuzla Polisi tarafından yakalanan Tanay Hoşgüler de ilk ifadesinde cinayeti itiraf etti. Dirier ile Hoşgüler'in, Suat Durmuş'u öldürdükten sonra balta ve testere ile parçalara ayırdıkları cesedi bir bavula koyup tuzla sahiline getirdikleri ve denize açıldıkları kayıkla birlikte batırdıktan sonra yüzerek karaya çıktıkları anlaşıldı. Tanay Hoşgüler'ün Tuzla sahilinde gösterdiği yarde dalgıçlar tarafından yapılan aramada, karadan 200 metre açıkta Dursun'un bavul içersindeki cesedi bulundu. Ceset Adlı Tıp Kurumu'na gönderilmek üzere Tuzla Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı. Polis ifadeler doğrultusunda Dirier ile Hoşgüler'in yakın arkadaşları Ümit Şimşek'i cinayetin azmettirici olarak aramaya başladı. Dursun'un, Şimşek'in kız yeğeni ile ilişkisi bulunduğu gerekçesiyle öldürüldüğü öne sürülüyor. |
Telekom Ucuza konuşmak için 1045 çevirin Artık ev ve iş telefonundan yaptığı aramalardan önce 1045 çeviren herkes şehirlerarası, uluslararası ve cep telefonlarıyla çok daha ucuza görüşebiliyor. 30 Eylül 2007 Dünyanın pek çok ülkesinde yaygın olarak kullanılan Arama Bazında Operatör Seçimi (Call by Call) hizmeti Türkiye'de de başladı. Telekom sektörümüzün öncü ismi Millenicom tarafından başlatılan hizmet 1045 adını taşıyor. Şehirlerarası, uluslararası ve cep telefonu aramalarını çok daha ucuza yapmak isteyenler, aradıkları numaradan önce 1045 çevirerek bu yeni hizmetten hemen yararlanabiliyorlar. 1045'ten yararlanmak için kullanıcıların hiçbir sözleşme imzalamasına gerek yok. Ev ya da iş telefonlarının ahizesini kaldırıp önce 1045 tuşlamaları, sonrasında ise arayacakları şehirlerarası, uluslararası ya da cep numarasını çevirmeleri yeterli. Örneğin, Ankara'yı ararken 1045 0312... veya Almanya'yı ararken 1045 0049 ... şeklinde numara çevirmek gerekiyor. Millenicom, yurtdışında "Call by Call" olarak adlandırılan bu hizmeti uzun yıllardır Almanya'da telefon kullanıcılarına sunuyor. Bu nedenle hizmetin yapılandırılması ve sunulması konusunda Avrupa'daki en deneyimli operatörleri arasında bulunuyor. Bu tecrübesini de Türkiye'deki kullanıcılara değer katma adına 1045 hizmetine yansıtıyor. Böylece 1045 tuşlayanlar hem en kaliteli şekilde görüşme yapabiliyor hem de mevcut faturalarına göre çok daha az ödüyorlar. Sözleşme yapmaya gerek yok! 1045 hizmetinden yararlanmak isteyen kullanıcıların tek yapması gereken, aradığı numaradan önce 1045 tuşlamak. Hizmeti kullanmak için herhangi bir sözleşme ya da resmi başvuru yapmaya gerek yok. 1045 hizmetinden çok kısa bir süre içerisinde yüz binlerce kullanıcının yararlanması bekleniyor. Böylece Türkiye'de ilk kez, bir alternatif telekom hizmeti geniş kitlelere ulaşmış olacak. Evinde veya işyerinde Türk Telekom StandartHATT, KonuşkanHATT ve ŞirketHATT abonesi olan herkes, 1045 hizmetinden hemen yararlanmaya başlayabilir. HesaplıHATT ya da YazlıkHATT abonelerinin ise bu hizmetten faydalanmak için Türk Telekom'un 444 1 444 numaralı çağrı merkezine başvurarak tarife paketlerini değiştirmeleri gerekiyor. 1045'te aylık sabit ücret, bağlantı ücreti ya da herhangi bir gizli maliyet bulunmuyor ve ne kadar konuşursanız onu ödüyorsunuz. Ay boyunca 1045 hizmeti kullanılarak yapılan görüşmelerin tutarı, takip eden ay Türk Telekom tarafından faturalanacak. Ödemeler ise, mevcut Türk Telekom faturalarının ödendiği şekilde ve kolaylıkta yapılacak. Türk Telekom faturaları için otomatik ödeme talimatı olanların 1045 fatura bedelleri de, hiçbir işleme gerek kalmadan bu kapsamda otomatik olarak hesaplarından tahsil edilecek. Ayrıntılı fatura hizmetinden yararlanan Türk Telekom aboneleri, Millenicom'un 1045 hizmeti üzerinden yaptıkları şehirlerarası, uluslararası ve cep telefonu görüşmelerinin ayrıntılarını da gelen faturada görebilecekler. Mevcut durumda ayrıntısız fatura alanlar ise Türk Telekom'dan ayrıntılı fatura talep ederek 1045 görüşmelerinin ayrıntılı olarak faturalanmasını sağlayabilecekler. Dakikası 7 kuruş 1045 hizmetinin ekonomik tarife ücretleri aranan yere bağlı olarak değişiklik gösteriyor. İster şehirlerarası, ister uluslararası isterse cep telefonu arayın, 1045'in özel indirimli tarifelerinden yararlanıyorsunuz. 1045 ile şehiriçi fiyatına şehirlerarası, Amerika, Rusya ve bütün Avrupa Birliği ülkelerindeki ev ve iş telefonları aranabiliyor. Şehirlerarası ve bu ülkeleri aramanın dakikası sadece 7 kuruş. Ev ve iş telefonlarından cep telefonlarını aramak da çok avantajlı, dakikası sadece 27 kuruş. Türkiye'den çok aranan ülkelerin bazılarında indirim oranları %80'lere kadar varabiliyor. Güncel ve geçerli fiyatların yer aldığı tarifeler www.1045.com.tr web sitesinden öğrenilebiliyor. Türkiye'de ilk ve tek 1045'in Türkiye için önemli bir ilk olduğunu belirten Millenicom Genel Müdürü Tuğrul Cora, artık dileyen herkesin en kolay şekilde indirimli telefon konuşması yapabileceğine dikkat çekiyor: "1045, şu anda Türkiye'deki tek Arama Bazında Operatör Seçimi (Call by Call) hizmeti. Bu hizmet tipi Amerika ve Avrupa'da çok yaygın olarak kullanılıyor. Millenicom olarak biz de bu hizmeti uzun yıllardır Almanya'da başarıyla sunuyoruz. Bu alandaki tecrübemizi ülkemizdeki 1045 hizmetine de yansıtıyor, böylece hem kaliteli hem de ekonomik konuşma olanağı sunuyoruz. Türkiye artık nihayet gerçekten ucuz görüşme yapabilecek." |
Inter Rail; 30 ülkeyi kapsayan demiryolu pas bileti http://img104.imageshack.us/img104/7470/tcdd20071001du4.jpg |
AİHM zorunlu din dersinde Türkiye'yi haksız buldu http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4229444.jpg Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, iki Alevi vatandaşın Türkiye aleyhine açtığı zorunlu din ve ahlak kültürü dersiyle ilgili davada kararını verdi. AİHM, kızını zorunlu din dersine sokmak istemeyen babayı haklı buldu. Davacılar, Türkiye’de bu dersin sadece Sünni geleneklere dayalı perspektiften verilmesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin inanç ve eğitim haklarıyla ilgili maddelerine aykırı olduğunu savunuyordu. Laiklik ilkesine rağmen, dini inançlar arasında ayrımcılık yapıldığını ileri süren davacılar, din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılmasını talep ediyordu. Ayrımcılık yapılmadığını ileri süren Türk hükümeti ise, din dersi değil din ve ahlak konusunda genel kültür dersi verildiğini savunuyordu. AİHM’in kararı, bundan sonraki olası başvurularda emsal teşkil edecek. |
BEKLENEN KARAR ÇIKTI "Gerektiğinde sınır ötesi harekat için gerekli kurumlara talimat verilmiştir" 09.10.2007 15:00 Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Terörle Mücadele Yüksek Kurulu toplantısı sonrasında yapılan açıklamada, sınır ötesi operasyon vurgusu yer aldı. Açıklamada, “Terör örgütünün komşu bir ülkedeki mevcudiyetini sona erdirmeye yönelik olarak önümüzdeki süreçte gerektiğinde sınır ötesi operasyon de dahil olmak üzere hukuki ekonomik ve siyasi her türlü tedbirin alınması terör ve teröristlerle etkili yöntemlerle kararlı bir şekilde mücadeleye devam edilmesi konusunda görevli kurum ve kuruluşlara gerekli emir ve talimatlar verilmiştir” denildi. Başbakan Erdoğan başkanlığında Başbakanlık Merkezi’nde son günlerdeki terör saldırılarını ele alan TMYK, sınır ötesi operasyon ve teröre karşı ek önlemleri tartıştığı kaydedildi. Toplantının sona ermesinden yaklaşık iki saat sonra yapılan açıklamada, Şırnak’ta sivil vatandaşlara ve güvenlik güçlerine yapılan saldırılar başta olmak üzere son günlerde meydan gelen terör olaylarıyla ilgili değerlendirmeler yapıldığı ve terörle mücadele çerçevesinde sürdürülen faaliyetlerle alınması gereken ilave önlemler ile yöntemlerin görüşüldüğü belirtildi. Açıklamada şöyle denildi: “Son dönemde gerçekleyen ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmelerden rahatsızlık duyan ve halk desteği kaybolan örgütün, kanlı terör eylemlerini arttırma gayreti içerisinde olduğu tespit edilerek vatandaşlarımızın huzur, güven ve refahın arttıracak faaliyetlerin hız kesmeden sürdürülmesi kararlaştırılmıştır. Terör örgütünün komşu bir ülkedeki mevcudiyetini sona erdirmeye yönelik olarak önümüzdeki süreçte gerektiğinde sınır ötesi operasyon de dahil olmak üzere hukuki ekonomik ve siyasi her türlü tedbirin alınması terör ve teröristlerle etkili yöntemlerle kararlı bir şekilde mücadeleye devam edilmesi konusunda görevli kurum ve kuruluşlara gerekli emir ve talimatlar verilmiştir.” ANKA |
|
hergün şehit haberi alıyoruz bir ayda 3o şehit vermişiz nerdeyse hergün bir şehit terör denen illete kurban oluyorr ne zmn son bulcak asker anlarının ağlaması :(:( |
Kısa bir süre önce verdiğimiz 13 şehidimizin ardından başlatılan ve 22 Ekim gecesi 'IŞIK SÖNDÜRME,BAYRAĞI AYDINLATMA' kampanyası bugün daha da büyük bir değer kazandı. Bütün ülke olarak bugün aldığımız acı haberin ardından yürekler bir kez daha yandı ve tepkiler çoğaldı. Hep bir ağızdan 'bizlerde birşey yapalım' sesleri yakılandı. Ülke olarak bu zor zamanlarda birlik olduğumuzu göstermek, hala ayakta olduğumuzu ıspatlamak ve Doğu'daki askerimizin madden olmasada manevi açıdan yanlarında olduğumuzu bilmeleri için birşeyler yapmak gerektiği düşünüldü. Türkiye'de halk sokağa döküldü, terör lanetlendi, futbol sahalarında pankartlar açılıp tezahüratlar yapıldı, insanlar evlerinin camlarına Türk bayrakları astı, en önemlisi şehit aileleri ve gazilerimize yardım kampanyası doğrultusunda halk seferber oldu. Ama bukadarla da kalınmadı ve internettede dalga dalga yayılan yeni bir tepki kampanyası başlatıldı. 22 Ekim tarihinde tüm Türkiye olardak 'IŞIK SÖNDÜRME,BAYRAĞI AYDINLATMA' kampanyası ile 'BİZDE BURADAYIZ' mesajı vereceğiz. HAYDİ TÜRKİYE ASKERLERİMİZİ YALNIZ BIRAKMAYALIM, ŞEHİTLERİMİZİ UNUTMAYALIM... |
Alıntı:
Bu bölüm haber yeri ama bir şeyi belirtmem lazım, Arkadalar ben Diyarbakır'da olduğum için şunu rahatlıkla belirtebilirim .Diyarbakır coğrafi bakımdan dümdüz bir yerdir böyle teperler,dağlar kesinlikle yoktur.Ayrıca D.bakır'da sadece bir tek dağ var o da karacadağ 'dır ve karacadağın etrafında önemli ,lüsk yerleşmelerle çevrili yaşam alanları vardır yani böyle bir mezarlığın olması mümkün değildir .Zaten böyle bir yer olsaydı buradaki 2.taktik hava kuvvetleri burayı darmadağın ederdi. Şöyle düşünürsek, bu yerin fotografı internete düştüğü halde ordunun bunu bilmemesi mümkün değildir.Bu yer ırak kesimindedir.Dikkatli bakın normal bir gömü yeri değil ,aleni ışıklandırması olan kabak gibi ortada olan bir yer Kısaca bu yer Diyarbakır'da değildir ve Türkiye içinde de olması mümkün değildir. :turkiye: |
PKK terör örgütü mensuplarınca 21 Ekim 2007 günü Hakkari/Dağlıca'daki bir birliğimize karşı girişilen silahlı saldırıyla başlayan çatışmalar, geçen süre boyunca aralıklarla devam etmektedir. Çatışmalarda saat 13.00 itibariyle etkisiz hale getirilen terörist sayısı 34'e ulaşmıştır. Birliğe silahlı saldırının başlamasından bir süre sonra kendileriyle irtibat kesilen 8 personelimizle, yapılan tüm aramalara rağmen halen irtibat kurulamamıştır. Gelişmeler hakkında kamuoyuna bilgi verilmeye devam edilecektir. Saygı ile duyurulur. |
Türkçe resmi dil oldu Turan KASAP/PRİŞTİNE / DHA http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/4319778.jpg Kosova'nın başkenti Priştine'de, Türkçe resmi diller arasına alındı. Priştine Belediye Meclisi'nin Kosova Demokratik Türk Partili (KDTP) üyesi İdris Mumcu'nun sunduğu öneri, bugün oylandı. Belediye Başkanı İsmet Beciri tarafından oylamaya sunulan öneri, oy çokluğu ile kabul edildi. Oylama sonucunda Türkçe Priştine'de resmi diller arasına alındı. Oylamanın ardından Arnavut ve Boşnak Belediye Meclisi üyeleri KDTP'li üyeleri tebrik etti. İdris Mumcu, oylamanın ardından yaptığı açıklamada, “Pek de kolay olmadı ama anlayış vardı. Belediye Meclisi üyeleri ile teker teker konuştuk. Hepsi de düşüncelerini değiştirdi ve Türkçe'nin resmi dil olmasının yolu açıldı" dedi. Arnavut meclis üyesi Enver Rakoviça da “Kosova ve Priştine Türkleri için çok iyi karar alındı. Bundan böyle Türk dili başka dillerle aynı şekilde belediyemizde kullanılacak” diye konuştu. Türkçe, Priştine'nin yanısıra Prizren, Mitroviçça ve Gilan'da da resmi diller arasında bulunuyor. |
PKK'yı lanet mitingine bomba 28 Ekim 2007 Pazar 15:36 İzmit'te miting için hazırlıklar yapılırken, teröristlerin yerleştirdiği bomba patladı. İzmit'te Atatürkçü Düüşünce Derneği öncülüğünde, bazı sendikalar ve sivil toplum örgütlerince düzenlenen terörü protesto mitinginin başlayacağı saatte, 5 bin kişinin toplandığı alanın yakınında bomba patladı. Patlamada 1'i çocuk 3 kişi yaralandı. Patlama, mitingin başlayacağı ilan edilen saat 14.00'te meydana geldi. 5 bin kişinin toplandığı Perşembe Pazarı alınında miting için hazırlıklar yapılırken, 50 metre uzaklıkta iki ağacın arasına teröristler tarafından yerleştirilen bomba büyük gürültüyle patladı. Miting alanında bulunan ve yolda gelen gruplar panik içinde kaçışırken, patlamanın olduğu bölgede bulunan Mustafa Özdemir adındaki çocuk ile Selçuk Demirağ ve henüz kimliği belirlenemeyen bir kişi daha kanlar içinde kaldı. Yaralılar Kocaeli Devlet hastanesi'ne kaldırılırken, çevrede güvenlik önlemi alan polisler, patlamanın olduğu yeri kordon altına aldı. Miting alanında bulunanlar patlamanın hemen ardından terör örgütü aleyhine sloganlar atarken, bombanın patladığı haberi duyan çok sayıda kişi de miting alanına gelerek protestoya katıldı. Kocaeli Emniyet Müdürü Hüseyin Namal olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğünü, teröristlerin mitingte panik çıkartmak için bu öylemi planladıklarını söyledi. Namal, patlamada içine çevreye zarar vermesi için demir parçaları yerleştirilen ses bombasının kullanıldığını sandıklarını, soruşturmanın devam etitğini söyledi. |
21. yüzyılın en hızlı büyüyen hastalığı 21. yüzyılın en hızlı büyüyen hastalığı olarak nitelendirilen ve henüz tam bir tedavisi bulunamayan diyabetin, hastalıklardan ölüm nedeni sıralamasında 5. sırada yer aldığı bildirildi. Kar amacı gütmeden diyabet hastalığını önlemek, onunla mücadele etmek ve hastalara destek olmak için kurulan Amerikan Diyabet Derneği'nin internet sitesinde yer alan araştırmada, dünya genelinde 246 milyon diyabet hastasının olduğu ve bu rakamın 2020 yılında 380 milyona çıkacağının tahmin edildiği belirtildi. 21. Yüzyılın en hızlı büyüyen hastalığı olarak nitelendirilen diyabet hastalığının henüz tam bir tedavisi bulunamadığı, hastalıklardan ölüm nedeni sıralamasında 5. sırada yer aldığı ve 2000 yılında doğan her 2 çocuktan birinin diyabet riskiyle karşı karşıya olduğu vurgulandı. Amerika'da yaklaşık 75 milyon Amerikalı'nın diyabet hastası olduğu ve her 4 Amerikalı'dan birinin ya diyabet hastası olduğu ya da tip 2 olarak bilinen diyabet hastalığı tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu kaydedildi. Tip 1 diyabet olanların çok acil bir bakıma ihtiyacı olduğu bildirilen araştırmada, hareketsiz yaşamın, hastalığın yaygınlaşmasında büyük rolü olduğu belirtildi. Uzmanlar, diyabetin kontrol altına alınması için sebze tüketilmesini, yemek porsiyonlarının ve yüksek kalorili yiyeceklerin azaltılmasını, haftada 2-3 defa balık yenmesini ve günlük yürüyüş yapılmasını öneriyor. |
Türk ordusu seferberliğe hazırlanıyor... SALİHA ÇOLAK Ankara Türkiye'nin Kuzey Irak operasyonunu tartıştığı bir dönemde seferberlik ve savaş sırasında orduya çağrılacakların yaş sınırını yükselten tasarı ile yoklama kaçaklarına verilen para cezasını artıran tasarı, dün TBMM Milli Savunma Komisyonu'nda kabul edildi. Komisyon, dün yaptığı toplantıda 6 tasarı bir teklifi kabul etti. Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde 1999'da TBMM'ye gönderilen, AKP hükümeti tarafından yenilenen, Askerlik ve Yedek Subaylar ve Yedek Askeri Memurlar Yasası'nda değişiklik öngören tasarı komisyondan geçti. Gerekçede tasarıyla, "Türkiye'nin jeopolitik durumu ve komşularıyla devam etmekte olan problemleri göz önüne alındığında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin seferi kadrosunun yüzde 100 seviyesine çıkarılması ve bu seviyede tutulması yanında, nitelikli personele sefer görevi verilmek suretiyle, ihtiyacın tam olarak karşılanmasının" amaçlandığı bildirildi. Bilgisayar mühendisleri cepheye Görüşme sırasında emekli Tümgeneral olan MHP İzmir Milletvekili Erdal Sipahi, "Neden tüm yardımcı hizmetler düzenlemeye dahil edildi?" diye sordu. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, artık savaşlarda muharip sınıflar olduğu kadar yardımcı hizmetlere de ihtiyaç duyulduğunu, uçak mühendisi ve bilgisayar mühendisi gibi yardımcı hizmetlerin ihtiyaç duyulan elemanlar haline geldiğini, yasa ile bu eksikliğin giderileceğini bildirdi. Kabul edilen tasarıya göre, yardımcı sınıf yedek subayların yarbay ve daha aşağı rütbedekileri, 60 yaşını geçmemek üzere, mevcut yaş hadlerinden 10 yıl fazlasına kadar, sağlık durumları elverişli olduğu sürece en gencinden başlanarak orduya alınabilecek. Böylece, astteğmen, teğmen ve üstteğmenler 41 yerine 51, yüzbaşılar 46 yerine 56, binbaşılar 52 yerine 60 yaşına kadar askere çağrılabilecek. Erdoğan'dan savaş gerekçesi Yoklama kaçaklarına verilen cezayı caydırıcı hale getirerek seferberlik durumunda silah altına alınacakların tam olarak tespit edilmesini sağlamayı hedefleyen tasarı da komisyondan geçti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla 2006'da TBMM'ye gönderilen, bu dönem de yenilenen bu tasarının gerekçesinde, olaganüstü bir durumda silahlı kuvvetleri seferi kadro seviyesine çıkarmak için ülkenin özellikleri göz önüne alınarak bir seferberlik sistemi geliştirildiği belirtildi. Gerekçede, şöyle denildi: "Silahlı kuvvetleri, barış durumundan sefer durumuna kısa zamanda geçirmek, savaşa hazır hale getirmek ve gerçekci planlarla yönetmek zaferin ana unsurlarıdır. Ülkenin sahip olduğu etkin muharip güç potansiyelini süratle silah altına alabilme imkan ve kabiliyeti aynı zamanda düşman ülkeyi savaşa başlamaktan alıkoyabilecek en önemli caydırıcı unsurdur. Silahlı kuvvetleri barış halinden seferberlik ve savaş haline süratle ve etkin bir şekilde geçirmek maksadıyla, çağ içindeki yedek personelin silah altına alınması gerekmektedir." Para cezası Bu tasarıyla, ilk ve ikinci yoklamalardan birini yaptırmayana verilen bin kuruşluk ceza 20 YTL'ye, ikisini birden yaptırmayana verilen 1500 kuruşluk ceza da 30 YTL'ye çıkarıldı. Kendisini askerliğe elverişsiz hale getirme girişiminde bulunanların, hastanede geçen günlerinin askerlikten düşülmesini sağlayan düzenleme de kabul edildi. Komisyon, üniversite mezunlarına 2 yıl, yüksek lisans eğitimini tamamlayanlara 1 yıl tecil hakkı getiren, disiplinli ve başarılı erbaş ve erlere fazladan 7 gün izin verilmesini öngören tasarıyı da kabul etti. Erdoğan'ın ABD gezisine Org. Saygun da katılıyor ABDULLAH KARAKUŞ Ankara Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör örgütü PKK'ya yönelik Kuzey Irak operasyonunun ele alınacağı ABD ziyaretine, Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun'u da götürecek. ABD Başkanı George W. Bush ile yapacağı görüşmede PKK için "acil somut adım" isteyecek olan Erdoğan, somut adım atılmazsa Türkiye'nin gerekeni yapmakta kararlılığını heyete Saygun'u alarak gösterecek. Heyette askeri kanattan, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin NATO Temsilciliği'ni de yapmış olan Saygun'un yanı sıra Genelkurmay Plan ve Prensipler Daire Başkanı Tuğgeneral Kenan Koçak ve Başbakan'ın askeri danışmanı Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Nusret Taşdelen'in de olması bekleniyor. Paşa yanında olacak Erdoğan'ın 5 Kasım'da Bush'un davetlisi olarak ABD'ye yapacağı ziyarete, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan ile Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül de katılacak. Erdoğan'ın, özellikle Bush görüşmesine askeri kanattan da isimleri götürmesiyle, "Somut adımlar atılmazsa, operasyona hazırız. Türkiye gerekeni yapacak güce sahip. Sabrımızda sona gelindi. Kendimizi koruyacak güç ve kararlılığa sahibiz" mesajını vermek istediği belirtiliyor. Erdoğan, askeri kanattan gelen ve "PKK'lıların elinde ABD silahları var" denilen raporları da Bush'un önüne koyacak. Erdoğan görüşmede, "terör örgütünün ele başlarının teslim edilmesi, Irak'ın PKK'ya yönelik lojistik desteğinin kesilmesi, Kürt yöneticilerin PKK'ya yataklık etmemesi" konularını gündeme getirecek. Erdoğan, Saygun'u yanına alarak Türk kamuoyuna da, her adımın askeri kurumlarla işbirliği ve diyalog içinde atıldığı mesajını verecek. 'Üst arama' tepkisi Saygun, ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı Oramiral Edmund Giambastiani’nin resmi davetlisi olarak 11-17 Kasım 2006 tarihlerinde yaptığı ABD ziyareti sırasında Beyaz Saray'da üstünün aranmak istenmesine tepki göstermiş, ABD Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı Dr. Jack D. Couch ile yapacağı görüşmeyi iptal etmişti. Bu kriz üzerine Türkiye, ABD makamları nezdinde tepkisini ortaya koymuştu. Couch, daha sonra Saygun'un Washinton'da kaldığı otele bizzat giderek olaydan duyduğu üzüntüyü ifade etmiş, özürlerini bildirmiş ve görüşme otelde gerçekleşmişti. Marat Karayılan, Cebel Sincar'da, operasyon bölgesi genişliyor. PKK'nın eli en kanlı liderlerinden Murat Karayılan'ın, Kuzey Irak'ın Yezidi Kürtlerin yaşadığı Cebel Sincar bölgesinde olduğu bildirildi. Türkiye'nin yapacağı bir sınır ötesi harekatta, bu bölgeye kadar uzanmasının da tartışıldığı öğrenildi. Yakın bir süre önce, Kuzey Irak'taki Peşmergelere ait bölgede bir hastanede tedavi gören ve Türkiye'nin burada olduğunu bildirmesi üzerine kaçan Murat Karayılan'ın son olarak Cebel Sincar bölgesinde olduğu iddia edildi. Örgüt içinde kendisine suikast yapılan, burada yaralanan, korumalarının öldürüldüğü iddia edilen ve tedavisinden sonra tekrar örgütün başına dönen Murat Karayılan'la ilgili çalışmalar sürdürülüyor. Irak'ın Cebel Sincar bölgesinde yaklaşık 300 bin Yezidi Kürt nüfusunun bulunduğu bildiriliyor. Ermenistan'daki Yezidi Kürtlerin yaşadığı bölgede daha önce de PKK militanlarının üslerinin bulunduğu iddia edilmişti. Irak'taki Cebel Sincar, bölgesinde Karayılan ile birlikte çok sayıda PKK militanı ve lider kadronun da yaşamaya başladığı gelen bilgiler arasında. Kandil Dağı'na yapılacak bir operasyon öncesi PKK militanlarının bir bölümünün burayı terkettiği de söyleniyor. Gelen bilgiler, Yezidi Kürtlerin yaşadığı ve PKK militanlarının yerleştiği Cebel Sincar'ın da Kandil gibi dağlık bölge olduğu şeklinde. Ayrıca Cebel Sincar bölgesi, yoğun şekilde Türkmen nüfusun yaşadığıTelafer'e de çok yakın. Bölgeye yakından tanıyan kaynaklar, Amerikan ordusunun bir süredin Telafer'e yaptığı saldırıların bu açıdan da irdelenmesi gerektiğini belirtiyorlar. Bütün bu gelişmeleri değerlendiren kaynaklar, Türkiye'nin bir sınır ötesi harekatta, gireceği yada operasyon yapacağı bölgeler arasında Cebel Sincar'ın da bulunabileceğini söylüyorlar. Bölgenin uzak olduğu için, yapılacak harekatın nokta hedef şeklinde ve havadan yapılacağı da kaydedeliyor. Türkiye'nin bu konuda, Amerika ile istihbarat çalışmasını sürdürdüğü ve elindeki bilgileri verip, karşılıklı görüştüğü de anlatılıyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, ABD gezisi öncesi bu konuda CİA'nın, Türkiye'ye bu yönde bazı bilgileri verdiği de bildiriliyor. Son gelişmeler, Murat Karayılan ve bazı lider kadro ile militanların Cebel Sincar'da olduğu iddiaları, sınır ötesi operasyonun kapsayacağı bölgelerin ne olacağı, Erdoğan'ın ABD gezisinden sonra netleşecek. |
Prof.Dr. Naci Görür: Marmara fokur fokur kaynıyor Metin FERAH-Mutlu YUCA/ BOLU, (DHA) İSTANBUL Teknik Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Naci Görür, Marmara Denizi’nin bin 200 metre derinliğinde 7 saatlik inceleme yaptığını belirterek, “Denizin altındaki kırık, İstanbul’un nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça göstermektedir. Marmara’nın altında tıpkı 99 depremi öncesindeki belirtiler mevcut. Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor'' dedi. Prof.Dr. Görür, Bolu’daki Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde düzenlenen ‘Deprem, Binalarımız ve Önlemler’ konulu konferansta, ‘Beklenen Marmara Depremi ile İlgili Deniz Altı Araştırma Sonuçlarında Son Durum’ konulu bir sunum yaptı. Bolu Vali Yardımcısı Hüseyin Doğan, AİBÜ Rektörü Prof.Dr. Atilla Kılıç, bilim adamları, oda temsilcileri ile mimar ve mühendislerin de katıldığı konferansta konuşan Prof.Dr. Görür, Marmara Bölgesi’nin deprem bakımından dünyanın en aktif bölgelerinden biri olduğunu söyledi. 99 MARMARA DEPREMİ İSTANBUL’U TOPUN AĞZINA İTMİŞTİR 1999 Marmara Depremi olmasaydı, Marmara Bölgesi’nin şu an büyük bir risk altında olmayacağına dikkat çeken Prof.Dr. Görür, “99 depremleri Marmara Bölgesi’ni ve İstanbul’u topun ağzına itmiştir. Kuzey Anadolu Fayı’nın, depremleri batıya taşıma özelliği bulunuyor. 99 depremleri Marmara’nın altındaki kabuğu yükledi. Kuzey Anadolu Fayı’nın kuzeyindeki kara kütlesi her yıl güneyine doğru 2.5 santim hareket ediyor. 2.5 santim hareket demek, 55 saniye süren 99 depreminde Adapazarı’ndan Gölcük’e olan kara kütlesini batıya doğru 5.5 metre itelemesi demek. Yılda 2.5 santim batıya doğru gitmesi gereken blok, 55 saniyede 5.5 metre aniden Marmara’nın kabuğuna doğru itilmiş vaziyette. Bu da, Marmara altındaki kabuğun 250 senede biriktireceği enerjiyi 55 saniyede biriktirmesine neden olmuştur'' dedi. 1999 DEPREMİ ÖNCESİ BELİRTİLER MEVCUT Marmara Denizi’nde araştırma gemileriyle yapılan çalışmalarda tabandaki fayların belirlendiğini, yapılan sismik ölçümlerle denizin altının röntgeninin çekildiğini söyleyen Prof.Dr. Görür şöyle konuştu: “Marmara Denizi’nin 1230 metre derinliklerine yapılan 30 dalışla fayın üzerinde inceleme yaptık. Fayın kalp atışlarını duymak için fay boyunca aletler yerleştirdik. Denizin altındaki kırık, İstanbul’un nasıl bir tehdit altında olduğunu açıkça göstermektedir. Marmara’nın altında tıpkı 99 depremi öncesindeki belirtiler mevcut. Marmara’nın altındaki fay boyunca su çıkışları, metan gazı, petrol ve gaz hidrit çıkışları mevcut. Marmara’nın altı fokur fokur kaynıyor.'' DEPREM SİYASİ BİR İŞ DEĞİLDİR Son derece aktif olan bu fayın dünyanın çağdaş ve insan hayatına önem veren ülkeleri tarafından mutlaka gözlem altına alınacağını ifade eden Prof.Dr. Görür, “Faydaki akışkanların nitelik ve niceliklerin sürekli incelenmesi gerekir. Kurulacak gözlem istasyonundan yapılacak araştırmalar deprem felaketinin habercisi olabilir. Marmara’da bu kadar büyük bir deprem beklenildiği halde 350 bin liralık bir sensör alıp gözlem istasyonu kuramıyorsunuz. Lale için milyarlarca lira harcayan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, ne de İstanbul Valiliği 350 bin YTL vermedi. Ben hayatımı tehlikeye atarak, Marmara’nın 1200 metre derinliğinde deniz altında 7 saat inceleme yaptım. Deprem; siyasi, particilik ve ideolojik bir iş değildir. Ne bu günkü ne de geçmişteki Türk hükümetlerinin hiçbiri deprem konusunda gerekeni yapmamış ve sınıfta kalmışlardır'' dedi. HÜKÜMETİN GÖREVİ TEDBİR ALMAKTIR 1999 Marmara depremi öncesinde İstanbul Teknik Üniversitesi’nin, bu bölgede deprem beklendiği yönünde hazırladığı raporun göz ardı edilmesi sonucu 20 bin insanın öldüğünü vurgulayan Prof.Dr. Görür, “Bütün araştırmalar beklenen Marmara depreminin kaçınılmaz olduğunu ortaya koyarken, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin görevi gerekli tedbirleri almak değil midir? İstanbul’daki mevcut yapı stoğunun büyük bir depreme dayanamayacağı da belli. O halde mevcut binaları güvenilir hale getirmek için daha ne bekliyorsunuz? Bu güne kadar hazırlanan 5 yıllık kalkınma planlarında hiçbir kent için deprem güvenliği ile ilgili bir tasarı bulunmamaktadır. Kuzey Anadolu Fayı’ndaki kırılma 1939’dan itibaren doğuya doğru geldi. Bu fayda en son deprem hangi bölgede olduysa, oranın batısı hedef haline gelmiştir. En son 99 depremi Gölcük’te olduğuna göre, oranın batısı Marmara Denizi ve çevresi şu an için büyük bir risk altındadır'' diye konuştu. |
Babacan: Operasyon invasion değil incursion Genişletilmiş Irak’a komşu ülkeler dışişleri bakanları toplantısının sonuç bildirisi üzerinde uzlaşmaya varıldığı ve Türkiye’nin istediği yönde Irak topraklarının terör amaçlı kullanılmaması hususlarına yer verildiği öğrenildi. Babacan'ın ikili görüşmelerde Türkiye'nin olası bir operasyonunun "işgal" (invasion) olarak değil, sadece giriş ve temizleme amaçlı bir hücum (incursion) niteliğinde olduğunu söyledi. Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, dün gün boyu yüksek düzeyli memurlar tarafından ele alınarak hazırlanan bildiriye, akşamki çalışma yemeğinde son hali verildi. Katılımcı bakanların bildiri üzerinde uzlaşma sağladığı ve böylelikle Mısır’ın Şarm El Şeyh kentindeki ilk genişletilmiş toplantının aksine, bildiri üzerinde çok fazla görüş ayrılığı ve tartışma olmadığı öğrenildi. Bildiride, Türkiye’nin özellikle çok hassas olduğu terör konusuna vurgu yapılırken, genel hatlarıyla Irak topraklarının terör amaçlı kullanılmaması, terör kaynaklarının kurutulması, finans yollarının engellenmesi, Irak’a yönelik veya Irak’tan gelen silah geçişlerinin önlenmesi, sınırların kontrol altına alınması gibi hususlara yer veriliyor. Katılımcı bakanların "terörün her türlüsünü kınadıkları" bildiride, Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliği ile egemenliği ve bağımsızlığının korunması gerektiğine de dikkat çekiliyor. BABACAN’IN İKİLİ GÖRÜŞMELERİ Bu arada edinilen bilgiye göre, Dışişleri Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan’ın toplantı çerçevesindeki ikili görüşmelerinin ana gündem maddesini de Türkiye’nin olası sınır ötesi operasyonu oluşturuyor. Babacan’ın dün akşam görüştüğü Almanya Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier ve bu sabah bir araya geldiği Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner’in, olası bir operasyonla ilgili sorular yönelterek, Türkiye’nin nabzını yokladığı ve nereye kadar kararlı olduğunu öğrenmeye çalıştığı bildirildi. Babacan’ın bu meraklı sorular karşısında kamuoyu önünde söylenen hususları tekrar ettiği ve Türkiye’nin sabrının sonuna geldiğini aktardığı öğrenildi. Edinilen bilgiye göre Babacan, meclisinden yetki almış bir hükümetin bu yetkiyi kullanmaması durumunda bunun sorgulanacağına da işaret ederek, bu çerçevede bütün seçeneklerin masada olduğunu tekrarladı. Dışişleri Bakanı Babacan’ın Türkiye’nin olası bir operasyonunun "işgal" (invasion) olarak değil, sadece giriş ve temizleme amaçlı bir hücum (incursion) niteliğinde değerlendirilmesi gerektiğini söylediği de öğrenildi. TÜRKİYE TOPLANTI BİLDİRGESİNDEN MEMNUN Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genişletilmiş Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanları İkinci toplantı bildirisinin, ortak mücadele için işbirliği yapılması gereken terörizm konusunda güçlendirilmiş paragraflar içerdiğini, bundan da memnuniyet duyduklarını söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Genişletilmiş Irak’a Komşu Ülkeler Dışişleri Bakanlar İkinci toplantısı kapanışında yaptığı konuşmada, toplantı çerçevesinde hazırlanan sonuç bildirgesini değerlendirdi. Erdoğan, toplantıda, Irak’ta istikrar, refah ve huzurun yeniden yerleşik hale gelmesinin mümkün olduğunu belirterek, Irak’taki siyasi gruplar arasında ulusal uzlaşının sağlanması, güvenlik ve istikrar yolunda ilerleme kaydedilmesinin herkesin üzerinde durduğu en önemli mesele olduğuna dikkat çekti. Bu konuda Birleşmiş Milletler’in Irak’da daha görünür ve etkin bir faaliyete girişmiş olmasının memnuniyet verici bir gelişme olacağını söyleyen Erdoğan, toplantıda kabul edilen nihai bildirinin kapsamlı bir metin halinde temel ilkelerin yanı sıra uygulamaya dönük bazı pratik unsurlar içerdiğini, bundan da memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Erdoğan, özellikle Irak’ın tahrip gören kültürel mirasının bu konuda uzman uluslararası örgütlerin katkısıyla yeniden ayağa kaldırılması, Irak toplumunun yardıma muhtaç kesimine yapılan yardımın artırılmasını, sürdürülebilir kalkınmanın teşvik edilmesi yönünde adım atılmasını, bildirinin pratik unsurları arasında ilk akla gelenler olarak sıraladı. Başbakan Erdoğan, konuşmasının devamında, bildirinin herkesin ortak mücadele için işbirliği yapılması gereken terörizm konusunda güçlendirilmiş paragraflar içerdiğini, bundan da memnuniyet duyduklarını ifade etti. BUNDAN SONRAKİ TOPLANTI KUVEYT’TE Erdoğan, Irak’a komşu ülkeler toplantılarının "genişletilmiş" biçimde devam ettirilmesini faydalı ve yararlı bulduklarını vurgularken, sonraki Genişletilmiş Irak’a Komşu Ülkeler Toplantısının Kuveyt’te düzenlenmesi kararı alındığını bildirdi. “BÖLGE DÜZEYİNDE TERÖRÜN ÜSTESİNDEN GELİNMESİ GEREKMEKTEDİR" Irak Başbakanı Nuri El Maliki de burada yaptığı konuşmada, kapanış bildirisinin oldukça zergin niteliğe sahip olduğunu söyledi. Kapanış bildirisinde, Irak’ın içinde bulunduğu sorunların üstesinden gelinmesinde Irak’a yardımcı olmasına yönelik arzunun dile getirildiğini söyleyen Maliki, Irak’ın önümüzdeki dönemde atılımlarını devam ettireceğini, milli uzlayışı sağlayacağını kaydetti. Maliki, BM başka olmak üzere, bütün ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla işbirliğini sürdüreceklerini vurgulayarak, Irak’taki gelişmelerin işbirliği sayesinde daha olumlu yönde devam edeceğini ifade etti. Maliki, Irak hükümeti olarak zorluklara göğüs gerdiklerini, terörün üstesinden gelmek için gayret ve çabaları seferber ettiklerini kaydederek, “Çünkü terör nerede olursa olsun, terörün bulunduğu yerde kalkınmadan söz edilemez. Terörle mücadelede çok taraflı işbirliği zorunludur. Kökten dincilik, etnik terör, mezhepsel çekişmeler kalkınmaya olumsuz etkilerdir. Vatandaşlarımız arasında eşitlik hüküm sürmektedir. Bölge düzeyinde terörün üstesinden gelinmesi gerekmektedirö diye konuştu. Türk hükümetine ve Irak’a destek olan tüm ülkelere teşşekkür eden Maliki’nin konuşmasının ardından katılımcılar, öğle yemeğine geçti. |
Dikkat kış bugün başlıyor! http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/05/kis.gif Hafta başında soğuk havanın etkisine giren Türkiye'de hafta sonunda bahardan kalma günler yaşandı. Bolu ve çevresi yine hafta sonu kaçamak yapanların gözde adresiydi. FOTOĞRAF: METİN FERAH / DHA 05/11/2007 (577 kişi okudu) RADİKAL - İSTANBUL - Yurdun batı kesimleri Orta Akdeniz ve Balkanlar üzerinden gelen yağışlı hava sisteminin etkisi altına girdi. Batıda sıcaklıklar 10 dereceye kadar düşerken, Karadeniz ve Doğu Anadolu'da zaman zaman kar yağışı bekleniyor. Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü'nün değerlendirmesine göre, yurdun batı kesimleri Orta Akdeniz ve Balkanlar üzerinden gelecek yağışlı sistemlerin etkisine girdi. Buna göre sağanak yağış bugün Marmara, Ege, Akdeniz, İç Anadolu, Karadeniz ile Doğu Anadolu'nun batısında etkili olacak. Yarın, Trakya dışında tüm yurtta devam edecek yağmur ve sağanak şeklindeki yağışlar hava sıcaklığındaki azalmaya bağlı olarak Karadeniz Bölgesi'nin yüksek kesimleriyle Doğu Anadolu Bölgesi'nin yükseklerinde karla karışık yağmur ve kar şeklinde olacak. Yağışlı hava hafta sonuna kadar etkisini sürdürecek. Sıcaklıklar ise bugünden itibaren tüm yurtta dört ile altı derece arasında düşecek. |
Yol kesen teröristler 2'si korucu 7 kişiyi kaçırdı DOĞAN HABER AJANSI VAN'ın Başkale İlçesi Oğulveren Köyü yakınlarında yol kesen PKK'lı teröristlerin 2’si köy korucusu 7 kişiyi yanlarına alarak kaçtıkları öne sürüldü. İran sınırına yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta bulunan Başkale’nin Oğulveren Köyü yakınlarında bulunan Oğulveren Köprüsü’nde dün saat 20.00 sıralarında yol kesen teröristler bir süre propaganda yaptı. Daha sonra da köylerine giden 2'si köy korucusu toplam 7 kişiyi yanlarına alan teröristler karanlıkta kaçtı. Yerel kaynaklar kaçırılanların 18- 20 yaşları arasında bulunduklarını bildirdi. Olay ardından güvenlik güçleri bölgede kapsamlı operasyon başlattı. KAÇIRILANLARIN KİMLİKLERİ PKK'lı teröristlerin kaçırdığı 7 kişinin Mustafa Uygur (Köy Korucusu), Zübeyit Demir (Köy Korucusu), Okan Demir, Cüneyt Yıldız, İskan Demir, Adem Soner ve Kenan Uygur olduğu belirtildi. Yetkililer ise bu konuda açıklama yapmadı. |
Buradaki 2 bin ev yıkılacak Tarih: 12 Kasım 2007 Kaynak: Sabah Yazan: Ercan Sarıkaya http://by121w.bay121.mail.live.com/mail/SafeRedirect.aspx?hm__tg=http://207.46.10.121/att/GetAttachment.aspx&hm__qs=file%3d6ad909fe-efce-4c0a-994c-3f21737f566c.jpg&ct%3daW1hZ2UvanBlZw_3d_3d&name%3daW1hZ2UwMDEuanBn&inline%3d1&rfc%3d0&empty%3dFalse&imgsrc%3dcid%253aimage001.jpg%254001C825DD.9544BFD0&shared%3d1&oneredir=1&ip=10.1.106.219&d=d1339&mf=0Türkiye'nin en büyük ekolojik tarihi ve turizm koridorlarından biri İstanbul'un Küçükçekmece semtinde hayata geçiyor. Sazlıdere Barajı'ndan başlayan ve Marmara Denizi'nde biten 4 milyon metrekarelik, ekolojik koridor ile turizm ve kültür alanının ilk aşaması 5 yılda tamamlanacak. Projenin ilk adımı Büyükşehir Belediyesi'nin Küçükçekmece İç- Dış Kumsal Alanı'nı "Kentsel Yenileme Alanı" olarak ilan etmesiyle atıldı. Bu kapsamda Küçükçekmece Gölü çevresi ile Marmara Denizi Menekşe Plajı çevresindeki 2 bin konut ise yıkılacak. Proje alanında bölgenin deprem riski göz önüne alınarak, birbirinden bağımsız binalar yapılacak. Kentsel fonksiyon alanları olarak Avcılar tarafında yerel halkın bir araya geleceği bir merkez bina ve spor tesisi, Küçükçekmece tarafında ise eğlence ve eğitim amaçlı bir "Eco World" akvaryumu ile kültür merkezi inşa edilecek. 7 Yıldızlı Otel Var Konutlara da yer verilecek proje alanının Bakırköy'e doğru olan kıyısında ise bin 800 yat kapasiteli marina, yat kulübü ve müzesi ile 7 yıldızlı bir otelin bulunduğu bir turizm kompleksi yer alıyor. Projede sahil kesimleri, halkın kullanımına uygun bir şekilde düzenlenecek. Proje E-5 trafik aksında yeni kavşak önerisi getirirken, kuzeyden bağlanacak karayolu da dikkate alınıyor. Proje alanına hafif metro hattı ve metro durağı yapılacak. Küçükçekmece Gölü rehabilite edilecek ve göl ile Marmara Denizi arasında bağlantı olan kanal genişletilip nostaljik gezi alanı yapılacak. Küçükçekmece Gölü su sporlarına ev sahipliği yapacak. Projenin ikinci aşamasında ise dünya mirası listesinde olan ve 15 bin yıl önce insanların yaşadığı belirlenen Yarımburgaz mağaraları rehabilite edilip kültür turizmine açılacak. Bölgedeki kaçak mahalleler de yıkılacak. "İlçe Nefes Alacak" Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay proje ile büyük bir arkeolojik park kazanmış olacaklarını vurgulayarak, "Yıllardır kaçak yapılarla birbirinden kopan ekolojik koridor yeniden hayat bulacak. İlçenin nefes alacağı alanlar oluşturacağız. Yıktığımız binaların sahiplerinden, projeye katılmalarını isteyeceğiz. İsterlerse katılacaklar, isterlerse yerlerini satıp başka bölgelere gidecekler" dedi. |
Gabar'da çatışma: 4 şehit 13 Kasım 2007 Gabar dağında 1'i üsteğmen 4 asker şehit oldu. Şırnak’ın Gabar Dağı ve Bestler Dereler kesiminde yuvalanan PKK'lı teröristlere karşı güvenlik güçleri geniş kapsamlı operasyon başlattı. Öğlen saatlerinde Gabar Dağı'nda bir grup teröristle karşılaşan askerler, ‘teslim ol’ çağrısında bulundu, teröristler buna ateşle karşılık verince çatışma çıktı. PKK'lı teröristlerin açtığı ilk ateşle henüz kimlikleri öğrenilemeyen 1 üsteğmen ile 3’er şehit oldu. Bazı askerler de yaralanırken, yaralıların sayısıyla ilgili bilgi edilenemedi. Çatışma bölgesine Sikorsky tipi helikopterlerle özel eğitimli komandolar indirilirken, Kobra tipi helikopterler de operasyona havadan destek verdi. Teröristlerin Gabar’dan Bestler Dereler kesimine doğru kaçmaya çalıştıkları belirtilirken, teröristlerin geçiş güzergahları havadan helikopterlerle ateş altına alındı. Gabar ve Bestler Dereler kesiminde teröristlerle çatışmanın yer yer devam ettiği belirtildi. SIFIR NOKTASINDA HAREKETLİLİK PKK'lı töriristlerin Kuzey Irak’a yuvalandığı kesimlere yönelik sınır ötesi operasyonun her an başlayabileceği belirtilirken, Irak sınırının sıfır noktasında karakollara asker ve zırhlı araç sevkıyatı yapıldı. Şırnak’ın Silopi İlçesi’nin Kuzey Irak sınırını ayıran Heziy Çayı kıyısında ulunan Çalışkan ve Görümlü kesimindeki karakollara Sikorsky tipi helikopterlerle çok sayıda özel eğitimli komandolar indirilirken, çok sayıda zırhlı araç ve tanklar da karakol çevresine konuşlandırıldı. Süper Kobra tipi helikopterler ise sınır boyunda sürekli uçtu. Kuzey Irak’taki yerel kaynaklar helikopterlerin sınır kesiminde bazı bölgeleri bombaladığını ileri sürdü. Bu arada Diyarbakır 2’inci Hava Kuvvet Komutanlığı 8’inci Ana Jet Üssü’nde dün geceden itibaren büyük bir hareketlilik başladı, üsten peşpeşe savaş uçaklar inip kalktı. |
Türk öğrenciler Bild gazetesine poz verip Anadil yasağına uymayız dedi. Türkçe konuşan bahçe süpürsün Bu da Berlin kriteri! Almanya Başbakanı Merkel'in partisi, okulda anadil konuşmayana "süpürge cezası" verilmesini tartışıyor.... Türkiye'ye her fırsatta özgürlükten bahseden AB'den çifte standart... Önce Hollandalı bir bakan sokaklarda anadil zorunluluğu istedi. Ardından Almanya'da bir okul bu uygulamayı resmen başlattı. Şaka değil! Teklifi yapan Merkel'in eğitim uzmanı Almanlar bununla da yetinmedi. Başbakan Merkel'in partisinin eğitim uzmanı Bild gazetesine şöyle konuştu: "Okullarda herkes Almanca konuşmalı. Derste, teneffüste, okul gezilerinde... Türkçe konuşana okul bahçesini süpürme cezası verilmeli..." "Süpürge cezası gelirse Türkler sokağa dökülür" Skandal teklif ülkedeki Türkler'i ayaklandırdı. AP milletvekili Özdemir "Ceza saçma"; Türk Toplumu Başkanı Kolat "Protesto eylemleri yaparız. Tepkimiz sert olur"; Merkel'in partisinden Yiğit ise "Sessiz kalmayız" dedi. Türkçe konuşana ceza Okullarda anadil yasağının küçük çaplı uygulamaya geçtiği Almanya'da, iktidardaki CDU'nun bir üyesinden Türkler'i ayağa kaldıran teklif: Türkçe konuşan öğrenciler ceza olarak okulu süpürsün. Almanya'da büyük tepki gören "okullarda ders dışında bile Almanca" zorunluluğu skandala dönüşüyor. İlk olarak başkent Berlin'de bir okulda başlayan uygulamanın yankıları geçmeden şimdi de Başbakan Angela Merkel'in partisinden "Türkçe konuşan öğrencilere okul bahçesini süpürme cezası" önerisi geldi. Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) eğitim uzmanı politikacı Robert Heinemann, "Okulda teneffüslerde bile Almanca zorunluluğu doğru bir karar. Uymayan öğrenciler cezalandırılmalı. Türkçe konuşana okul bahçesi süpürme cezası verilmeli" dedi. 'ENTEGRASYON ŞART' Bu öneriye CDU'nun koalisyon ortağı Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi (CSU) milletvekili Andreas Scheuer'in deSÜPÜRGE CEZASINI ÖNEREN R. Heinemann destek vermesi, "ayrımcılık, ırkçılık" tartışmasını alevlendirdi. "Entegrasyon dille başlar. Bu yüzden okullarda anadil yasağına katılıyorum. Yabancı öğrenciler buna uymazsa okul tarafından cezalandırılmalı" diye konuştu. Anadil yasağını ilk uygulayan Herbert-Hoover Ortaokulu Müdürü Jutta Steinkamp, kararıyla ilgili tepkilere "Alınan karar bir görev. Almanca konuşma zorunluluğunu aldık çünkü öğrencilerimizin Almanca anlamadığını fark ettik" cevabını verdi. Baden-Württemberg eyaletinde Alman vatandaşlığına geçmek isteyen yabancılara vicdan testi yapılması kararı sonrası "süpürge cezası" önerisinin ülkede Fransa'daki varoş isyanı benzeri olaylara yol açılmasından korkuluyor. |
2008'den itibaren pasaportlar değişecek CNN TÜRK 2008 yılı başından itibaren artık çipli pasaport devri başlıyor. Pasaporttaki bilgiler elektronik ortamda denetlenebilecek. Amaç sahte pasaport yapımını engellemek. Türkiye yeni yıla yeni pasaportlarla girecek. İçişleri Bakanı Beşir Atalay, bakanlığının bütçe görüşmelerinde yeni pasaportları göstererek, "Artık Türkiye'de güvenlikli pasaport devri başlıyor" dedi. Pasaportların yenilenmesindeki temel amaç güvenlik. Sahte pasaport yapımını önlemek için yeni pasaportların defter kısmında güvenlik katmanları yer alacak. Bu katmanlarda yer alan figür ve resimler, morötesi ya da kızılötesi ışınlarla görülebilecek. Her pasaporta bir çip yerleştirilecek ve barkod sistemine uygun hale getirilecek. Böylece kişilerin pasaport bilgileri bilgisayar ortamından denetlenebilecek. Yeni pasaportlar optik cihazlardan geçirilecek. Yani artık kayıt ve kontrol için uzun uzun beklenilmeyecek. Yeni uygulamayla pasaportların rengi de değişiyor, mavi pasaportlar tarihe karışıyor. Halen diplomatik pasaport rengi olan kırmızı artık normal pasaportlarda kullanılacak. Diplomatik pasaport siyah olacak. Devlet memurları için kullanılan pasaportların renkleri değişmeyecek. Yeni pasaportların alınmasında da kolaylık sağlanacak. 2008'den itibaren pasaport almak için nüfus cüzdanı yeterli olacak. Karantinadaki ilçede çocukları köpek ısırdı! Şanlıurfa’nın, 2 ay önce bir çocuğun kuduzdan ölmesi üzerine karantina altına alınan Hilvan ilçesinde, sokak köpeklerinin ısırdığı 2 çocuk tedavi altına alındı. Alınan bilgiye göre, Bağlar Mahallesi’nde arkadaşlarıyla birlikte evinin önünde oynayan 2 yaşındaki Ali O’yu, bir sokak köpeği kolundan ısırdı. Yakınlarının Hilvan Devlet Hastanesine kaldırdığı ve ilk müdahalesi burada yapılan Ali O, aşı yapıldıktan sonra taburcu edildi. Karacurun Mahallesi’nde ise arkadaşlarıyla oyun oynayan 11 yaşındaki ilköğretim öğrencisi Yusuf A. sokak köpeğinin saldırısına uğradı. Yüzünden yaralanan küçük çocuk, burada yapılan ilk müdahalenin ardından Şanlıurfa’ya sevk edildi. Çocukların sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Arkadaşlarıyla oynarken 2 ay önce sokak köpeklerinin saldırısına uğrayan Bayram G. (4) 45 gün sonra kuduzdan ölmüş, bunun üzerine ilçe karantina altına alınmıştı. Askerler ''şehitler ölmez'' diye slogan atıp yürüdü http://www.milliyet.com.tr/2007/11/15/son/resim/sonsiy37.jpgCANAN ALTINTAŞ Diyarbakır DHA Atatürk’ün Diyarbakır’a gelişinin 70. yıldönümü coşkuyla kutlandı. Tören Türk bayrakları ve balonlarla süslenen temsili trenin Diyarbakır Garı'na gelmesiyle başladı. Vali Hüseyin Avni Mutlu, 2. Hava Kuvveti Komutanlığı Kurmay Başkanı Tuğgeneral Ayhan Gümüş, 7. Kolordu Komutanlığı 16. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgenaral Birol Erdem ile Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Abdulah Sevinç'in de katıldığı törenin ardından valilik karşısındaki Atatürk Anıtı’na kadar yürüyüş yapıldı. 7. Kolordu Komutanlığı ve 2. Hava Kuvveti Komutanlığı'na bağlı askerler, "Her Türk asker doğar", "Her şey vatan için", "En büyük Türk Atatürk", "Vatan sana canım feda", "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" sloganı eşliğinde yürüyerek 10. Yıl Marşı'nı okudu. Çevredeki vatandaşlar da askerlera pencerelerden alkışlarla destek verdi. Vali Mutlu, Atatürk’ün 15 Kasım 1937’de Diyarbakır’da halk tarafından büyük coşku ve sevgi gösterileriyle karşılandığını anımsatarak, "Diyarbakırlılar eşsiz devlet adamını ağırlamaktan büyük onur duymuştur. Her geçen gün Diyarbakır çağdaş uygarlık seviyesini yakalamak için çabalıyor, Atatürk’ün gösterdiği yolda emin adımlarla yürüyor" dedi. Tören Atatürk Anıtı'na çelenk bırakılmasıyla sona erdi. Tören nedeniyle geniş güvenlik önlemleri alınırken 7. Kolordu Komutanlığı'na bağlı bomba uzmanı "Haliç" adlı dedektör köpek bomba olasığına karşı tören alanı çevresinde arama yaptı. |
En çok hangi alanlarda eleman açığı yaşanacak? Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından hazırlanan "Mesleki ve Teknik Ortaöğretim Kurumları Mezunlarının İzlenmesi Projesi (e-mezun)" araştırma raporunda 2008'de en fazla metal işleri, tesviye ve elektrik sektörlerinde nitelikli elemana ihtiyaç duyulacağı öngörüldü. Araştırmada çeşitli sektörlerin duyduğu nitelikli eleman ihtiyacı belirlenirken, geleceğe yönelik tahminlerde de bulunuldu. Bakanlığa bağlı Eğitimi Araştırma ve Geliştirme Dairesi Başkanlığınca yapılan araştırmaya, 24 ildeki 5 bin meslek lisesi mezunuyla 3 bin işveren katıldı. Araştırma kapsamındaki ankete katılan işverenlerin büyük bölümü nitelikli elaman bulmakta zorlandıklarını bildirdi. Nitelikli elemana en çok imalat sektörünün ihtiyaç duyduğu belirlenen araştırmaya göre, işverenler elektrik, tesviye, metal işleri, elektronik, mobilya ve dekorasyon, motor, makine, kuaförlük kalıp bilgisayar ve otomotiv alanlarında yetişmiş eleman arıyor. Bu meslek dallarında en çok teknisyen, usta ve kalfaya ihtiyaç duyuluyor. Anketi dolduran işverenlerin eleman ihtiyaçlarının 137 sektöre dağılması dikkat çekiyor. 2008 YILI TAHMİNLERİ Araştırmada yıllara göre işverenlerin ihtiyaç duyduğu meslek alanlarındaki elaman sayıları verilirken, 2008 yılı ihtiyaçları da tahmin ediliyor. Buna göre 2008'de en çok aranacak meslekler arasında ilk sırada metal işleri (191 çırak, 156 kalfa, 200 usta, 518 meslek lisesi mezunu, 48 tekniker, 13 mühendis), ikinci sırada tesviye (181 çırak, 190 kalfa, 260 usta, 410 meslek lisesi mezunu, 42 tekniker, 28 mühendis), üçüncü sırada ise elektrik (177 çırak, 170 kalfa, 164 usta, 338 meslek lisesi mezunu, 74 tekniker, 46 mühendis) yer alacak. Bunların ardından mobilya ve dekorasyon ile makine, en fazla elemana ihtiyaç duyan sektörler olacak. Tekstil, iş makineleri, seyahat acenteliği gibi meslekler ise 2008 yılında talep görmeyecek. Sonuçlara göre, işverenlerin çoğu, meslek lisesi mezunlarını, gelişen teknolojiye ve iş ortamına daha çabuk uyum sağlamaları ve alanlarında gördükleri mesleki bilgi ve becerilerin işletmelerdeki üretim çalışmalarıyla bağlantılı olması nedeniyle tercih ediyor. İşverenlerin bir kısmı ise mesleki bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıklarının yetersizliği nedeniyle mesleki teknik okul mezunlarını işe almıyor. İşverenler, elemanlarını, ya işletmede staj yapan öğrencilerden ya da tanıdık vasıtasıyla gelenler arasından seçiyor ve onlara verimli, disiplinli çalışma ve yaptıkları işin önemine göre ücret veriyor. (alıntıdır) |
ODTÜ'den yeni bir buluş.. Uçak ve tanklar artık görünmeyecek. Nasıl mı? http://www.internethaber.com/images/news/50403.jpg ODTÜ'lü araştırmacılar, yerli kaynaklarla, uçak, gemi, tank gibi askeri araçları radarda görünmez yapan bir kaplama geliştirdi. ODTÜ'lü araştırmacılar, yerli kaynaklarla, radarda görünmezlik teknolojisinde kullanılabilecek yeni radar soğurucu kaplamalar geliştirdi. Yeni malzemeler, gemi, uçak, helikopter, denizaltı gibi askeri araçların radarda görünürlüğünü binde 1'e kadar düşürüyor. http://www.internethaber.com/images/other/uuu.20071114094201.jpg ALEV ALMIYOR Hiçbir koşul altında alev almayan suya, tuza, yosuna, sürtünmeye ve darbeye dayanıklı malzemeler en fazla 2 milimetre kalınlıkta oldukları için uygulandıkları platformlara fazla bir yük getirmiyor. ODTÜ Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Toppare, başkanlığını kendisinin yürüttüğü ve araştırma görevlileri Simge Tarkuç ve Funda Özyurt'tan oluşan çalışma grubunun iki yıl süren çalışmaları sonucunda, bu alandaki tüm eksiklikleri ortadan kaldıracak kaplamalar ürettiğini söyledi. Toppare “Bu kaplamalar geniş bant aralığında yüksek soğurma sağlayıp uygulandığı cismin radar kesit alanını binde 1'e kadar düşürmesidir. Bu 100 metrekarelik bir cismin 0.1 metrekare olarak algılanması yani radarda görünmemesi ” dedi. |
YARALI ASKER DAĞLICA'DA YAŞANANLARI ANLATTI http://www.habernet.net/images/haber/682.jpg Dağlıca'da 12 şehit verdiğimiz çatışmadan yaralı kurtulan asker ''o geceyi'' anlattı... Hakkâri'nin Dağlıca bölgesinde 12 askerin şehit edilmesiyle sonuçlanan olayın ardından bölgede çok sayıda teröristin öldürüldüğü iddia edildi. İsminin açıklanmasını istemeyen yaralı asker, çatışma sonrası bölgede 60'ın üzerinde terörist cesedi topladıklarını iddia etti. Yaralı asker, teröristlerin önce çevreyi aydınlatan bir ışık ile termal kameranın olduğu yeri taradıklarını belirtiyor. Saldırı gecesi ellerinde mühimmat kalmadığını kaydeden yaralı asker, o geceyi hatırlamak istemediğini ifade ediyor. Önlerindeki mevziden askerlerin götürüldüğünü görünce neye uğradıklarını anlamadıklarını belirten asker, "Bizim, dağı gösterecek büyük bir ışığımız vardı. Teröristler önce onu patlattılar. Daha sonra termal kameranın bulunduğu yeri taradılar. Işık patlayınca çevremiz çok karanlık oldu. Biz sadece mermi ışıklarını görüyorduk. Mevzide bulunduğumuz için elimizdeki bütün mermileri harcamak zorunda kaldık. Çünkü her taraftan silah sesi geliyordu. Mühimmatımız bitmesine rağmen mevziden ayrılamadık." diyor. Mevzilere çok sayıda roketatar ve bomba atıldığına dikkat çeken asker, şunları söylüyor: "Ön taraftaki mevzilere kadar yanımıza sokuldular. Öndeki mevziye bomba attılar. Oradaki arkadaşlarımız şehit oldu. Bizim önümüzde bulunan arkadaşlarımıza, güzel Türkçe konuşan birisi 'teslim olun' dedi. Zaten onlarda da hiç mühimmat kalmamıştı. Sıcak çatışma 2,5 saat sürdü. Yardım ise çatışma bittikten 2 saat sonra geldi. Ben de o arada bacağıma birkaç mermi isabet ettiğini fark ettim. Komutanım, yaralı ayağıma tampon yaparak kanı durdurdu." Zaman MARMARA'DA TSUNAMİ İŞTE BÖYLE OLACAK! http://www.habernet.net/images/haber/116.jpg Dalgalar 5 metreyi bulacak ve 8 dakikada kıyıları vuracak... ODTÜ, olası Marmara depremi için tsunami etki simülasyonu hazırladı. Simülasyonda, 49 ayrı senaryo görsel olarak video görüntülerine dönüştürüldü. ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan simülasyon, ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü, Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi Başkanı Doç. Dr. Ahmet Cevdet Yalçıner tarafından ODTÜ’de düzenlenen bir toplantıda tanıtıldı. Yalçıner, "İstanbul Kıyılarını Etkileyebilecek Depreşim Dalgaları İçin Benzetim ve Hasar Görebilirlik Analiz Projesi" çerçevesinde gerçekleştirilen çalışmada, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü, Japon Oyo International Company, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile ODTÜ’nün birlikte çalıştığını belirtti. ODTÜ’nün, proje sonuçlarının görsel olarak video görüntüleri biçiminde hazırlanmasını sağladığını ifade eden Yalçıner, yaklaşık 1.5 yıl önce başlayan projede tarihsel veriler, güncel araştırma araçları ve olanakları, bilimsel deneyimler bir araya getirilerek, Marmara ve İstanbul kıyıları için olası depreşim dalgaları süreçlerinin analiz edildiğini, bilimsel ve yönetsel en iyi stratejilerin geliştirilmeye çalışıldığını söyledi. Çalışma esnasında Marmara Denizi’nin topoğrafyasının çıkarıldığını ve hangi fayların ne şekilde kırıldığının belirlenmesi amacıyla geçmiş dönemlerde Marmara’da meydana gelen depremlerin sonuçlarından yararlanıldığını ifade eden Yalçıner, oluşabilecek senaryolara göre simülasyonlar yarattıklarını belirtti. Depremlerde, tsunami oluşma olasılığının yüzde 10-15 civarında olduğunu kaydeden Yalçıner, bir depremden sonra 5 tsunami dalgası görülebildiğini ve bunlardan en etkili olanının 2. ve 3. dalgalar olduğunu ifade etti. Yalçıner, tsunami dalgalarının boyunun kıyıda en üst düzeye çıktığını belirterek, "Tsunamiden korkmak gereksiz, önemli olan bilmek" dedi. Marmara’da olası bir depremde meydana gelebilecek tsunaminin sığ alanlarda 100-150 metre içerilere girebileceğini anlatan Yalçıner, insan kaybının ve maddi hasarın bu sebeple kıyılardaki yoğunluğa göre değişebileceğini ifade etti. "Olası bir tsunami için kıyılardan kaçma yolları ve planları yapılmalı" diyen Yalçıner, İstanbul Belediyesi ile bu konuları görüştüklerini ve alınması gereken tedbirleri ortaya koyduklarını bildirdi. Marmara’da oluşabilecek bir tsunaminin İstanbul Boğazı’ndan da girebileceğini kaydeden Yalçıner, Boğazın derinliğinin az olmasının tsunaminin etkisini azaltacağını söyledi. EN KÖTÜ SENARYO Analizleri sonucunda en kötü senaryoyu belirlediklerini ifade eden Yalçıner, "En kötü senaryoya göre, tsunami kıyılara vurduğu anda yüksekliği 5 metreyi bulabilecek, Marmara Denizi’nin doğu kıyılarında 25 kilometre, batı kıyılarında ise 10 kilometrelik alanı etkileyebilecek. Bu senaryoya göre, tsunami, 8 dakika sonra gelecek" dedi. Yalçıner, vatandaşların depremden sonra sularda çekilme veya kabarma olup olmadığına dikkat etmeleri gerektiğini, bunun tsunaminin bir göstergesi olduğunu da belirterek, kıyıya 100-150 metre yakında bulunan yerleşim yerlerindeki vatandaşların o bölgelerden hızla uzaklaşmaları gerektiğin söyledi. Endonezya’da meydana gelen tsunamilerde kıyıya yapılmış dolguların ve dolgu alanlarının can kaybını azalttığına da dikkat çeken Yalçıner, Marmara Denizi’nde yapılacak dolgu alanlarının da insanları koruyabileceğini kaydetti. Milliyet Trakya’da sağanak yağışlar nedeniyle bir çok yerleşim yeri sular altında kaldı... Sağanak yağış yüzünden İstanbul-Silivri karayolu bir süre trafiğe kapandı. Tekirdağ, Edirne ve Silivri’de yüzlerce ev sular altında kaldı.Trakya’da sağanak yağışlar nedeniyle bir çok yerleşim yeri sular altında kaldı. Edirne’nin Uzunköprü İlçesinde iki mahallede 200 evi su bastı. Tekirdağ’da yağışlar sırasında evini su basan 65 yaşındaki Hatice Gülbahar boğularak öldü. Kent merkezinde belediye hoparlörden anonslar yaparak halkın sokağa çıkmamasını istedi. Silivri’de onlarca ev sular altında kaldı. D-100 karayolu bir süre trafiğe kapandı. Bazı bölgelere elektrik verilemedi. Uzunköprü’de önceki gece saat 02.00’de başlayan ve aralıksız yaklaşık 2 saat kadar süren yağmur hayatı felç etti. Su baskınlarının etkili olduğu Şahsuvarbey, Aşçıoğlu ve Kayık mahallelerinin büyük bir kısmı sular altında kaldı. Evlerinde mahsur kalanlar, belediye ekipleri ve vatandaşlar tarafından kurtarıldı. Böylesi görülmedi Yağmurun etkisini yitirmesiyle birlikte tahliye için bölgeye, Edirne merkez ve çevre ilçelerden çok sayıda takviye ekip gönderildi. İlçe Jandarma Komutanlığı’na bağlı iş makineleri de çalışmalara destek verdi. Evlere dolan sular, vidanjör, motopomp ve iş makinaları yardımıyla boşaltılmaya başlandı. Yollarda kalan araçlar Belediye ekiplerinin greyderleri ile kurtardı. Uzunköprü’nün tarihinin en büyük felakate ile karşılaştığını belirten Belediye Başkanı Ercan Çobanoğlu, “Ben 27 yıldır Uzunköprü’de yaşıyorum. Böyle bir felekat daha önce görmedim. 2 saat yağan yağmur nedeniyle caddeler sular altında kaldı. Çok sayıda ev ve işyeri sularla doldu. Maddi hasar fazla. Tek tesellimiz can kaybımımızın olmaması.” dedi. Yetkililer, zarar tespit çalışmalarının suların çekilmesinin ardından yapılacağını belirtti. Otoyolda mahsur kaldılar Tekirdağ’da sabaha karşı başlayan yağmur hayatı felç etti. Tekirdağ’ın Çorlu İlçesinde 50 ev sular altında kaldı. Evleri basan sular belediye itfaiye ekipleri tarafından tahliye edildi. Çorlu-İstanbul ulaşımını sağlayan D-100 karayolu Değirmenköy mevkiinde aşırı yağışlar nedenişle meydana gelen heyelandan ulaşıma kapandı. Marmara Ereğlisi Seymen arasında yolda yağışlar nedeniyle araçlar ve içindeki yolcularla birlikte mahsur kaldı. Tekirdağ Valisi Aydın Nezih Doğan belediye hoparlöründen halka sokağa çıkmamaları ve konutların ikinci katlarına gitmeleri yönünde anonslar yaptırdı. Silivri de metrekareye 108 kg. yağış düştü. Yağışlar bugün de sürecek. |
Ya silahı seç ya barışı Ya silahı seç ya barışı http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/21/ova.gif Başbakan Erdoğan, AKP'nin Meclis grup toplantısında, hem DTP yönetimine hem de muhalefet liderlerine sert bir dille çattı. FOTOĞRAF: MUSTAFA İSTEMİ Erdoğan'dan DTP'ye: Terörü karşısına almak, demokratik siyasete soyunanın atacağı ilk adımdır. Muhalefete: Sizden harekât emri değil, tezkere aldık. Kovboy değiliz. Asker tezkereyi kullanacak.. aşbakan Tayyip Erdoğan isim vermeden eleştirdiği DTP'nin demokrasi ya da terör arasında tercih yapmasını istedi. Erdoğan, "Teröre sırtını, demokrasi ve hukuka yüzünü dönen herkes, bizim nezdimizde birdir, makbuldür, demokratik yarışın bir parçasıdır" dedi. Erdoğan, sınır ötesi operasyon yapılmadığı için hükümeti eleştiren muhalefete de "Biz eli silahlı kovboylardan değiliz" diye yanıt verdi. Erdoğan, AKP grubunda şunları söyledi: Terörü karşına al: Siyaset ile terörün ilişki içinde olması ne demokrasiye uygundur ne de hukuka. Demokratik siyasete soyunanların atması gereken ilk adım, temel tercihini yapmak, terörü karşısına almaktır. Hukuki meşruiyet, demokratik siyasetin en temel şartıdır. Bizim yaklaşımımız, demokrasiyi içine sindiren ve anayasal düzene uygun hareket eden herkesin demokratik sistem içinde tutulmasıdır. Hukuka uygun olmak kaydıyla, tüm farklı görüşmelere tahammül göstermek gerekir. Yanyol faaliyeti: Terörist unsurların yankol faaliyeti konumuna düşmek, demokrasinin ve hukuk devletinin kabul edebileceği bir durum değildir. Terör ile demokrasi arasında tercih yapamayanlar, demokrasiden medet umamazlar. Anayasal hukuku önemsemeyenler, anayasal düzen içinde siyaset yapamazlar. Teröre sırtını, demokrasi ve hukuka yüzünü dönen herkes, bizim nezdimizde birdir, makbuldür, demokratik yarışın bir parçasıdır. Ayrımcılığın, dışlayıcılığın, yargısız infazın, siyaseten lincin bizim kitabımızda yeri yoktur. Güvercin uçurmak kolay: Meydanlarda güvercin uçurmak kolay. Güvercin bol, herkes uçurur. Bir taraftan güvercin uçur, öbür taraftan gel bu ülkenin barış dinamiklerine fitili koy ve ateşle. Bunu da kimse yutmaz. Benim Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki Kürt kökenli vatandaşım da yedi bölgesindeki de yutmaz. Muhalefete eleştiri: Konuşacak hiçbir şeyi olmayanlar yatıp kalkıp terörü konuşuyor. Terör bu ülkede 30 yıldır var. Sürekli olarak kalkıp bir fatura kesmek, buradan rant elde etme gayreti içerisine girmek çok çirkin. AK Parti'yi terörizm ve teröristle yan yana getirmek büyük gaflettir. AK Parti'yi bir savaşçı edasıyla bu ülkede dolaştırma gayreti içerisine giren sözde siyasetçiler önce demokrasiyi kavrasınlar. Düz ovaya çağırmadık: Daha önce birilerinin yaptığı gibi (Mehmet Ağar,'ı kastediyor) ovaya filan kimseyi davet ettiğimiz yok. Ya silahı tercih edersiniz, ya demokrasiyi... Ya silahı tercih edenlerle beraber olursunuz veya barışı şiar edinenlerle. Kürtler kardeşim tabii: Birileri bana 'Kürtlere kardeşim dedi' diyor. Kürt de, Türk de, Laz, Boşnak, Arnavut da hepsi kardeşim. Siz bunu kavrayamadığınız içindir ki ülke bugünlere gelmiştir. Devlet adamlığına yakışmaz: Şimdi kalkmış, 'Biz tezkereyi verdik', ne duruyorsun?' diyor. Biz tezkereyi aldıysak, senden harekât emrini almadık ki. Askerimizle sürekli istişare ediyoruz. İkide bir çıkarsan, 'ne bekliyorsun, ne duruyorsun?' dersen, bu devlet adamlığına yakışmaz. Biz eli silahlı kovboylardan değiliz. Yeri geldiği zaman onu kullanacak olan güvenlik güçlerimiz, kullanmasını da bilir. Ama siyasetçiden bu beklenmez , aklıselim beklenir. Diplomatik çerçeve: Niçin Körfez ülkelerinde bakan arkadaşlarımı dolaştırdım? AB ülkelerinde arkadaşlarım sürekli dolaşıyor? Amerikalara kadar niye gittik? İşte bunların diplomatik çerçevesini de halletmek için. Er geç bu işi de başaracağız ama bu böyle hop oturup hop kalkmakla olmaz, bilgiyle aklıselimle olacak. |
'Gündemde af yok' 'Gündemde af yok' ANKARA - Başbakan Tayyip Erdoğan, önceki gece yapılan AKP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında "Önceliğimiz silahların bıraktırılmasıdır" sözlerini CHP ve MHP'nin "Dilinin altında genel af var" diye değerlendirmesine tepki gösterdi. Erdoğan, "Bunları nereden çıkarıyorlar; bilemiyorum. Bizim ne dediğimiz ortada. Ne söylüyorsak açıkça söylüyoruz. Bunları farklı mecralara çekmek doğru olmaz. Bizim genel af diye gündemimiz yok. Birileri 'var' diyor; uyduruyor, böyle bir şey olmaz" diye konuştu. Başbakan Erdoğan, parti yönetiminden DTP kapatma davasıyla ilgili olarak polemiğe girmemelerini istedi. DTP'nin 'kapatılmayı isteyen bir çerçevede tutumlar sergilediğini' savunan Erdoğan, "Bu konuda konuşmayalım. Olay zaten yargıya intikal etti. Polemik doğru olmaz" dedi. |
Bozuk ilaçla ayda 4 milyon YTL gelir Bozuk ilaçla ayda 4 milyon YTL gelir İSTANBUL - Kullanım tarihi geçmiş ilaçları yeniymiş gibi piyasaya sürdükleri iddia edilen, içinde bir profesör, doktorlar ve eczacıların da bulunduğu çeteye yönelik 'Acı İlaç' operasyonundan, adı kadar 'acı' bir bilanço ortaya çıktı: Çetenin aylık kazancı 4 milyon YTL'yi buluyor. Polisin sekiz aylık çalışma sonucu önceki gün İstanbul, Samsun, Batman, Adapazarı ve İzmit'teki 80 ayrı adrese eşzamanlı yapılan 'Acı İlaç' adlı operyonda gözaltına alınan zanlı sayısı 70'i geçti. Zanlılardan sekizinin doktor, 15'inin eczacı oldukları iddia edildi. Doktorlardan birinin ise İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı'nda görevli Prof. Dr. A. Ş. D. olduğu ortaya çıktı. Ele geçirilen malzemelerin tasnifi sürüyor. Çete ecza deposu sahipleri, eczacılar, doktorlar, ilaç çalan kişler ile sahte ilaç kutusu basan matbaacılardan oluşuyor. Çete şu yöntemi izliyordu: Öncelikle anlaşmalı eczacılardan imha etmeleri gereken bozuk ilaçlar alınıyor. Bu ilaçlar, Küçükçekmece'deki bir bodrum katındaki matbaada, basılan yeni kutulara konulup anlaşmalı eczanelere depolar yoluyla satılıyor. Ayrıca Çapa Tıp Fakültesi ile sağlık kurumlarından çalınan ilaçlar da bu kutularda piyasaya sürülüyor. İddiaya göre, yoksul kişilerden SKK, Bağkur ve Yeşilkart sağlık karneleri, ay boyunca bedava ilaç sözüyle toplanıyor. Ve bu karnelere çeteyle ilişkili oldukları öne sürülen doktorlar ücret karşılığı pahalı ilaçlar yazıyor. Çete de bu paraları kurumlardan tahsil ediyor. Çetede ele geçirilen ilaçların astım, kalp, diyaliz, kanser, ağrı kesici, ateş düşürücü, şeker ve kolesterol ilaçları olduğu, spor ve güzellik merkezlerinde yoğun olarak kullanıldığı belirtildi. Operasyonun ilk ayağı, geçen seneki 'İksir' operasyonuydu. Operasyonda 68 kişi yakalanmış, lösemili çocuklar için üretilmiş bebek maması türünden bir TIR ilaç ele geçmişti. |
Financial Times, Türkiye'nin "10 lideri" ni seçti Financial Times gazetesince yayınlandığı Türkiye Raporu’nda Türkiye’deki “İş Dünyası, Finans ve Siyasetteki Liderleröin portresini de çizdi. Gazetenin seçtiği “10 liderö arasında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Akbank Murahhas üyesi Suzan Sabancı, Oya Eczacıbaşı ve Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu da bulunuyor. Ekonomi gazetesi Financial Times, bir Türkiye Raporu yayınlandı. Öncelikle Türk ekonomisine ilişkin değerlendirmelere yer verildiği raporunun bir bölümünde “İş Dünyası, Finans ve Siyasetteki Liderleröin portresi de çizildi. Gazetenin seçtiği 10 lider sırasıyla şöyle: “İstanbul Modern Yönetim Kurulu Başkanı Oya Eczacıbaşı, Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Boydak, Koç Holding CEO’su Bülent Bulgurlu, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Garanti Menkul Kıymetler İcra Kurulu Başkanı Metin Ar, YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, Akbank Murahhas Üyesi Suzan Sabancı, TOBB Başkanı Rifat Hisarcılıklıoğlu, Başbakan Yardımcısı Nazım Erken." -ORGENERAL BÜYÜKANIT- İngiliz gazetesi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt’ın görevine başlamadan önce Genelkurmay’ın AB standartlarına uyma çabaları çerçevesinde rolünün azaltılmasını kabullendiğini ancak Büyükanıt ile birlikte durum değiştiğini savundu. Gazete, “Bu yıl, hükümet ile iki önemli ihtilafa gördü: Abdullah Gül’ın cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi ve ayrılıkçı öldürmelerdeki artışa verilecek yanıt" diye yazdı. Gazeteye göre, bu gelişmelerden çıkartılması gereken ders, Türk askerleri hiçbir zaman hesabın dışında tutulamayacağıdır. -ERDOĞAN TEZİÇ Türkiye’nin “kilit sosyal muharebe alanlarıöndan birinin üniversiteler olduğunu savunan gazete, “Bunun nedenle devlet üniversitelerinde türban yasağıdır ve türbanın Türk toplumundaki yerinden daha bölücü başka bir konu yok" ifadesini kullandı. Gazete, “Hükümetin YÖK’ü kaldırmak istediğini ancak bunu yapabilmek için gerekli laik sicilinden yoksun olduğuö yorumunu yaptı. -NAZIM EKREN- “Türk hükümeti içinde belki en etkili ekonomik sesö olarak nitelendirdiği Başbakan Yardımcısı Nazım Erken için Financial Times, “Rolü, ekonomi ile ilgili çeşitli bakanlıklar arasında politika koordinasyonu yapmaktırö dedi. Türkiye’nin IMF ile ilişkisinin geleceği konusunu değerlendirdiğini belirten gazete, hükümetin seçimi, büyük ölçüde ekonomi performansın sayesinde kazandığını kaydederek “Bu nedenle ekonomik istikrarın ve yaşam standartlarındaki artışın süreceği ve yaygınlaşacağı beklentileri yüksek. Sayın Ekren, böyle olmasını sağlamalıdır" değerlendirmesini yaptı. -SUZAN SABANCI- İngiliz gazetesine göre, Suzan Sabancı’yı “murahhas üyesi" olarak tanımlamak, piyasa değeri itibariyle önde gelen ticaret bankası olan Akbank’daki rolünü kücümsemektir. Citigroup’un Ekim 2006’da bankanın yüzde 20’sini 3.1 milyar dolara aldığına dikkat çeken gazete, Sabancı için “Bankanın gelecek yönetim kurulu başkanı gibi görüldüğü"nü belirtti ve “Fazla geçmeden Türkiye’nin en güçlü kadını olacak. (Eğer şimdiden değilse)" ifadesini kullandı. ANKA Ziyaretin sırrı çözüldü Gül'ün, Suudi Kralı Abdullah'ı, Swiss Otel'de ziyaret etmesi tartışmalara neden olmuştu. VATAN Gazetesi'nden Levent İçgen'in haberine göre, Kral Abdullah’ın ziyaretinin tartışılmasını garipsediğini açıklayan Suudi Büyükelçi, “Kardeş gibiler. Aramızda protokol yok'' dedi. Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi Muhammed El-Hüseyni, Kral Abdullah’ın protokol kuralları başta olmak üzere tartışma yaratan ziyaretini değerlendirdi. Suudi Büyükelçi, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Kral Abdullah tarafından Swissotel’de kabul edilmelerini “normal'' gördüklerini anlattı. Büyükelçi Hüseyni, “Başkaları gibi değil, arkadaş kardeş gibiler. Özel bir şey. OPET toplantısında da petrol bakanını kabul etti o, görüştü arkadaş gibi. Bazı petrol bakanlarını arkadaş gibi kabul etti. Biz de yapıyoruz bunları, şahsi diyaloglar. Gül, Başbakan iken Kral havaalanına gitmişti. Aramızda protokol yok. Birbirlerini kardeş olarak görüyorlar. Gül, Dışişleri bakanıyken de görüştü, kabul etti. Birbirlerine karşı jestleri oluyor, bunlar da unutulmuyor'' dedi. Büyükelçi Hüseyni, bayraklarını Kuran’da ayet olduğu için aşağı indirmediklerini belirterek, “Ayet olduğu için biz hiçbir zaman bayrağımızı aşağı indirmeyiz. Bunun altında başka bir şey aramak yanlış olur'' ifadesini kullandı. Ekonomik yansımalar Kral Abdullah’ın Türkiye ziyaretinin getireceği ekonomik yansımaların herkesi şaşırtacağını öne süren Hüseyni, “Ziyaretin ekonomik yansımaları olacak. Görecek, şaşıracaksınız. Milyarlarca dolarlık yatırımımız var. Türk müteahhitleri bu işleri yapabilir. Bu konuda delegasyonlar geliyor'' şeklinde konuştu. Hüseyni, Kral Abdullah’ın Suudi Arabistan’da yapılacak festivale Türkiye’yi şeref konuğu olarak davet ettiğini de söyleyerek, “Şubat ayında Türkiye’den 300 kişilik bir sanatçı grubu gidecek. Festivale çağrılan tek yabancı ülke Türkiye'' dedi. Kral Abdullah’ın Türkiye’ye gösterdiği ilginin yeni olmadığının altını çizen Büyükelçi Hüseyni, “Kralın yakın ilgisini sadece Sayın Gül ve Erdoğan’a bağlamak doğru olmaz. Türkiye dostumuz. Özal ve Demirel zamanında da ilişkilerimiz iyiydi'' diye konuştu. Gül'ü eleştirenler şu yorumu yapmıştı: "Cumhurbaşkanı Gül, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni temsil etmektedir. Protokole göre devlet başkanı statüsündeki biri Çankaya Köşkü'nde kabul edilmeliydi. Bu yüzden önce otele gidilmesi protokole aykırıdır; yakışık almamıştır." Diğer görüş ise şuydu: "Cumhurbaşkanı Gül, konuk Kral'a bir jest yapmıştır. Bu bir nezaket gösterisidir." Tartışmalar sürerken bu jestin neden yapıldığı sorusu sorulmuştu. Bu arada dün akşam saatlerinde kulislere, "Hac kotası krizi çözüldü" haberi düştü. Buna göre Türkiye, Diyanet İşleri Başkanlığı, her yıl olduğu gibi bu yıl da Avrupa'daki vatandaşlarımıza 16 bin kişilik kota doğrultusunda para toplamıştı. Ancak son dakikada Suudi Arabistan, 16 bin kişilik kotayı 8 bine indirmişti ve kriz çıkmıştı. Çünkü Diyanet, 16 bin hacı adayından para toplamıştı. Krizin çözümü için Dışişleri Bakanı Ali Bacan, Riyad'a gitmişti. Ancak bütün ricalara rağmen kota yükseltilmemişti. Ve Gül'ün Otel yaptığı ziyaret sonrası krizin çözüldüğü haberi gelince şu yorum yapıldı: "Şimdi o jestin nedeni anlaşıldı." Vekile zam kulisi hızlandı ANKARA Milliyet Zam isteyen milletvekilleri, 2008 yılı bütçesinin görüşmelerinde sona yaklaşan TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üzerinde kulis çalışmalarına hız verdi. Kulisler, komisyonda önergeyle bütçe cetvellerinde değişiklik yapılması üzerinde yoğunlaştı. Bunun, komisyonda cetveller görüşülürken, milletvekilleri için fazla mesai ücretinin artırılmasıyla mümkün olabileceği ancak, başbakanlık müsteşarına endeksli olan maaşların bu şekilde artırılmasının teknik olarak mümkün olmayacağı bildirildi. Yoğun kulis karşısında, zam talebinin, önümüzdeki günlerde TBMM'ye gelmesi beklenen 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası'nda değişiklik yapılmasına dair yasa tasarısı görüşmeleri sırasında giderileceği sözü verildi. |
Ya silahı seç ya barışı Dini baskı Anadolu lisesinden kaçırttı http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/21/kime.gif Okulda din öğretmeni, pansiyonda ise müdür yardımcısı 'Namaz kılın' baskısı yapmakla suçlanıyor. 'Namaz kılın, kapanın' diye baskı gören dört Anadolu Kız Meslek Lisesi öğrencisi düz liseye geçti AMASYA - Eğitim gördükleri ve pansiyonunda kaldıkları Anadolu Kız Meslek Lisesi'nde dini baskı gördüklerini iddia eden dört öğrenci okul değiştirdi. Amasya Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt şikâyetleri doğrulayarak, "Soruşturmamız devam ediyor" dedi. Amasya Anadolu Kız Meslek Lisesi'nden dört kız öğrenci dini baskı gördüklerini iddia ederek, merkeze bağlı Aydınca beldesindeki Aydınca Lisesi'ne nakillerini aldı. Dokuzuncu ve onuncu sınıf öğrencileri olan H.D., G.D., Ş.Ç. ve Ş.D., Anadolu Kız Meslek Lisesi'nde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenleri Ahmet A. ve kaldıkları pansiyonun müdür vekili Özlem Y. tarafından, namaz kılmaları ve kapanmaları yönünde baskı gördüklerini ileri sürdü. Öğrenciler İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne şikâyette bulunduklarını söyledi. 9'uncu sınıf öğrencisi Ş.Ç.'nın annesi Zekiye Ç., "Kızımız baskılardan bunalıma girdi" dedi. Bilgisayar öğretmeni olmayı istediğini söyleyen Ş.Ç., okulu bırakmak zorunda kaldığı belirterek bu hayaline kavuşamayacağını dile getirdi. Ş.C., Din Kültürü öğretmeni Ahmet A.'nın kendilerine sürekli, "Kapanın, oruç tutun, namaz kılın, dini kitaplar okuyun, bu kitapları okula getirin" dediğini belirtti. H.D.'nin annesi Badegül D. de, "Namaz kılacaksınız, kapanacaksınız" diyerek baskı yapıldığını söyledi. Ş.D. ise, yurtta etüt saatlerinde bile kendilerine "Arkadaşlar haydi toplu namaz kılalım. Niçin oruç tutmuyorsunuz" denildiğini, bu nedenle okuldan ayrıldığını ifade etti. Amasya Milli Eğitim Müdürü Necati Akkurt, bazı duyumlar aldığını ve özellikle yurt ile okulu haber vermeden bir yardımcısı ile denetlediğini söyledi. Yurt Müdür Vekili Özlem Y.'yi iddia edildiği gibi türbanlı görev yaparken görmediğini belirten Akkurt, "Bazı velilerden şikâyet dilekçeleri geldi. Soruşturmamız sürüyor" dedi. Cinsel soruları kınama cezası almıştı Okulun din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni Ahmet A.'nın geçen yıl yaptığı 25 soruluk test, soruşturma konusu olmuştu. Öğretmen, 'Hangisi zinanın zararlarından değildir?', 'Evlilik bağı olmayan kişiler arasındaki cinsel ilişkiye ne denir?' gibi soruların bulunduğu teste tepki gelince başlatılan soruşturmada kınama cezası almıştı. |
THY'nin Nur cemaati ilgisi tamamen ticari! THY'nin Nur cemaati ilgisi tamamen ticari! http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/21/bilet.gif Bilet indirimi karşılığı sempozyum kitapçığına THY reklâmı alındı. THY, Nurcu sempozyuma sponsor olmasını 'Ticaret' diye açıkladı. Bakanlık da 'THY artık kamunun değil. Biz karışamayız' diyor. Oysa THY yönetiminin ağırlığı kamuda - ANKARA - Türk Hava Yolları'nın (THY), Nur cemaati kurucusu Said-i Nursi anısına İstanbul'da düzenlenen uluslararası sempozyuma sponsor olması tartışma yarattı. THY'nin sempozyuma katılanlara yüzde 50 indirimli bilet sağladığı ortaya çıktı. THY yönetimiyse uygulamayı 'Tamamen ticari' diyerek savundu. 'Devletin havayolu' olarak bilinen THY'nin Nur cemaatine teveccühü konusunda Ulaştırma Bakanlığı yetkilileri, 'THY'de kamunun payının yüzde 50'nin altına indiğini' belirtmekle yetindi. Bakanlık yetkilileri, THY ile Ulaştırma Bakanlığı'nın ilişkisinin artık sadece 'sektörde faaliyet gösteren bir kuruluş' olmasından ibaret olduğunu savundu. 'Devletin havayolları' diye bilinen THY'de kamunun payı yüzde 49. Şirketin yedi kişilik yönetim kuruluysa beşi kamu, ikisi özel sektörden temsilciden oluşuyor. Genel müdür, genel kurulda seçiliyor. Tartışma yaratan 'Uluslararası Adalet Sempozyumu', Nur cemaatine bağlı İstanbul İlim ve Kültür Vakfı tarafından İstanbul'da düzenlenmişti. Dün biten iki günlük sempozyuma Rusya, ABD, İngiltere, Almanya, Singapur, Fas, Cezayir, Endonezya, Bulgaristan, Suudi Arabistan ve Irak'tan 90 konuk davet edildi. THY Basın Müşaviri Ali Genç, sempozyumu organize edenlerin kendilerine yapılan başvuruyu, 'sempozyuma profesör düzeyinde yabancı bilim adamları katıldığı için' değerlendirdiklerini söyledi. Genç, "Bunu tamamen ticari olarak değerlendirdik. Türkiye'de yapılan uluslararası bir sempozyuma destek olduk. Hem de uçaklarımızı doldurduk" diye konuştu. Genç'in verdiği bilgiye göre THY doluluk oranı elverişli olduğu için böyle bir sponsorluğu avantajlı gördü ve konukların bilet ücretine reklâm karşılığı yüzde 50 indirim uyguladı. Genç, bayrak taşıyıcı bir şirket olarak uçaklar müsait olduğunda birçok uluslararası organizasyona, mesela 'Üniversite Oyunları'na da destek olduklarını hatırlattı. Apronda kurban ve namaz THY, Nur cemaati sponsorluğundan önce bu yıl 29 Eylül'de de güvenlik nedeniyle özel kartı bulunan personel dışında kimsenin giremediği apronda namaz kalan bir çiftin görüntüleri basına yansıdığı için tartışıldı. 12 Aralık 2006 tarihindeki skandalsa dünyada da haber oldu. 1993 yılında alınan 11 adet RJ tipi uçağın üretici firmaya iade edilmesi üzerine dönemin THY Teknik Bakım Başkanı Şükrü Can ve teknik personel, apronda deve kesti. Deve kesme olayı büyük gürültü koparınca önce genel müdürlük emrine çekilen ardından da THY'nin Londra Teknik Bürosu'ndaki eski görevine yollanan Can, bir süre önce THY ile tüm bağlarını kopardı. Can, şimdi Nijerya Havayolları'nda teknik müdür olarak çalışıyor. THY ile ilgili başka bir iddiaysa 2006 Haziranı'nda ortaya atıldı. Hava-İş Sendikası Genel Başkanı Atilay Ayçin, THY'de AKP döneminde göreve başlayan bazı kabin memurlarının, 'günah olduğu gerekçesiyle' içki servisi yapmadığını söyledi. |
Edirneliyi tilkiler kurtardı! Edirneliyi tilkiler kurtardı! http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/22/edirne.gif Bulgaristan baraj kapaklarını her açtığında yatağından çıkan Meriç ile Tunca dün tek nehir gibi akmaya başladı. Ortaya çıkan yeni coğrafyada ulaşım zırhlı askeri araçlar, bot ve kayıklarla yapılıyor. EDİRNE/ANKARA - Türk ve Bulgar yetkililer bir türlü bir araya gelip Tunca üzerindeki Suakacağı Barajı'nı yapamadı. Edirne'yi kurtarmak tilkilere düştü! Olan Yunanistan'ın Nea Visa kasabasında yaşayanlara oldu. AB üyesi Bulgaristan yağışların ardından üç barajının kapaklarını açınca, 2005 ve 2006'da olduğu gibi, Meriç ve Tunca taştı. Edirne alarma geçti. Ama Yunanistan'ın Meriç'te sele karşı kurduğu seddeler, Nea Visa kasabası yakınlarında tilkilerin açtığı oyuklar yüzünden patlayınca suyun büyük bölümü buraya aktı. 2 bin kişi dün sabaha kadar süren çabalarla son anda kurtarılırken 'tilki kazası' Edirne'de selin boyutunu küçülttü. Tilkilerin seddelerin yıkılmasına yol açtığını söyleyen Evros Valisi Nikolas Zabunidis, Edirne Valisi Nusret Miroğlu'ndan yardım istedi. İki vali Yunan Orestiada kasabasında buluştu. Vali Miroğlu'nun talimatıyla DSİ ekibi onarım için derhal Yunan tarafına geçti. Ama, Bulgaristan, Yunanistan ve Türkiye üçgenindeki gözyaşartan işbirliği, her ilkbahar ve sonbaharda Edirnelilere illallah dedirten selleri bitirmesi beklenen Suakacağı Barajı konusunda bir türlü hayata geçirilemedi. Türk-Bulgar sınırında, Suakacağı Köyü yakınında kurulmak istenen baraj, 1968'den beri konuşuluyor, ancak bir türlü hayata geçirilemiyor. Başbakan Erdoğan'ın özel olarak ilgilendiği baraj için protokol nihayet 3 Temmuz 2006'da Sofya'da imzalandı. Tunca üzerine kurulacak barajın inşaatına 2007'de başlanmasına karar verildi. Ancak baraj yapılınca ortaya çıkacak göletin nerede olacağı ve ortaya çıkacak ada veya adacıkların kime ait olacağı tartışma yarattı. 'Bulgaristan'ın tuzu kuru' Radikal'in konuştuğu Dışişleri yetkililerine göre adacık sorunu tâli sorun. "Oluşacak adacık göl oluşmadan önce hangi ülkeye aitse ona ait olur. Ancak gölün ortak kullanımında yaşanacak sorunlar önceden kurallara bağlanmalı" diyen yetkililere göre asıl sorun 'seller konusunda tuzu kuru olan Bulgaristan'ın işi ağırdan alması'. Dün TBMM'de konuyla ilgili iddiaları yanıtlayan Bayındırlık Bakanı Faruk Özak da "Burada esas sorun, Suakacağı Barajı. Biz taahhütlerimizi yerine getirmemize rağmen maalesef proje aşamasından yapım aşamasına geçilmemiştir. Bunun takipçisiyiz" dedi. (dha, Radikal) 2006'da Edirne üç kez su altında kaldı. Suakacağı Barajı için aynı yıl düğmeye basıldı ama... Gözde turistik bölgelerdeki işletmeler her ilkbahar ve sonbaharı sel temizliğiyle geçiriyor. |
El bombası patladı: 2 şehit... Yaşları, adları, baba adları, kaderleri aynı!.. http://www.milliyet.com.tr/2007/11/22/son/resim/sontur31.jpg Fatih KARAÇALI- Kübra POLAT/ADANA, ŞIRNAK, (DHA) ŞIRNAK’ta el bombasının kazayla patlaması sonucu 21 yaşındaki piyade çavuş Mehmet Nuri Bakıcı ile adaşı ve yaşıtı olan piyade er Mehmet Nuri Doğan’ın şehit olduğu haberi Adana’daki ailelerini yasa boğdu. Şehit Bakıcı’nın ailesi, “Bugün düğün günümüz'' diyerek evlerine Türk Bayrağı astı. Şırnak'taki 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'na bağlı, Namaz Dağı'nda güvenliği sağlayan bir askeri birlikte el bombası kazaen patladı. Patlama sonucu Piyade Çavuş Mehmut Nuri Bakıcı ile Piyade er Mehmet Nuri Doğan şehit oldu. Şehit iki asker için 23'üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı'nda cenaze töreni düzenlendi. Gazetecilerin alınmadığı cenaze törenine Şırnak Valisi Selahattin Aparı, Tümen Komutanı Tümgeneral Tahir Bekiroğlu, Emniyet Müdür Vekili Mümtaz Ceylan ve şehitlerin silah arkadaşları katıldı. Törenden sonra şehitlerin cenazeleri toprağa verilmek üzere Adana'ya gönderildi. AİLELERE ACI HABER Ağrı’nın Patnos İlçesi’nde vatani görevi yapan piyade çavuş Mehmet Nuri Bakıcı ile piyade er Mehmet Nuri Doğan, teröristlerin Hakkari’deki hain saldırısı sonrası Şırnak’a kaydırılan birliklerde yer aldı. Adana’nın Karaisalı İlçesi nüfusuna kayıtlı piyade çavuş Mehmet Nuri Bakıcı ve Mardin’in Dargeçit İlçesi nüfusuna kayıtlı ve ailesi Adana’da oturan piyade er Mehmet Nuri Doğan, Namaz Dağı bölgesinde operasyondayken, henüz belirlenemeyen bir nedenle el bombasının patlaması sonucu şehit oldu. 2 askerin şehit olduğu haberi, dün akşam askeri görevlilerce Adana’da oturan ailelerine bildirildi ve acı haber baba ocaklarına kor gibi düşüp bir anda evlerden ağıtlar yükseldi. Mardinli olmalarına karşılık yıllar önce Adana’ya taşınan 1’i kız 6 çocuk babası inşaat işçisi 52 yaşındaki Ahmet Doğan, en büyük çocuğunu kaybetmenin üzüntüsünü yaşadı. Dün akşam askeri görevlilerin evlerine geldiğini, bir binbaşının oğlunun Şırnak’ta şehit olduğu haberini verdiğini anlatan baba Doğan, “Nasıl olduğunu sordum, ‘Nasıl olduğunu bilmiyorum. Detayları sonra açıklayacağız’ dedikten sonra, başsağlığı dileyip ayrıldı. En son oğlumla pazartesi günü görüşmüştük. Yerinin iyi olduğunu söyledi, gülüştük, sohbet ettik. Terörden çatışmadan hiç bahsetmedi. Biz onu Ağrı Patnos’ta biliyorduk. Artık bu kan dursun. Hepimiz Türkiye vatandaşıyız. Ölümler olmasın. Barış sağlansın, anaların yüreği yanmasın'' dedi. Askerden önce İstanbul’da tekstil atölyesinde çalışan oğlunun 2,5 ay sonra terhis olmasının heyecanıyla gün sayarken, şehit olduğu haberiyle acıya boğulan baba Ahmet Doğan, “8 yıl önce oğlumuz Mesut trafik kazasında ölmüştü. Mehmet Nuri’yi Küçükoba Mezarlığı’nda kardeşinin yanına defnedeceğiz'' diye konuştu. ANNEDEN OĞLUNA: SEN ŞEHİT OLURSUN Diğer şehit Mehmet Nuri Bakıcı’nın Adana’nın Karaisalı İlçesi’ne bağlı Körüklü Köyü’nde oturan ailesi de, çocuklarının şehit olduğu haberiyle yasa boğuldu. Terhisine 10 gün kala şehit olan çavuş Bakıcı’nın babası Ahmet Bakıcı, jandarma karakol komutanının dün evlerine gelerek oğlunun şehit olduğu haberini verdiğini, oğlunu Patnos’ta bildiğini, Şırnak’ta bulunduğundan habersiz olduğunu söyledi. 1’i kız 3 çocuğunun en büyüğü olan İmam Hatip Lisesi mezunu Mehmet Nuri’yle en son geçen pazar günü telefonla görüştüklerini bildiren baba Bakıcı, “Annesi Rabiya, ‘sen şehit olursun’ demiş, o da, ‘Burada çatışma yok. Televizyonlarda abartıyorlar’ diyerek annesini, bizi teselli etmişti. Eşim, hep oğlumuzun şehit olacağı duygusu taşıyordu, Mehmet Nuri de, annesini teselli ediyordu'' dedi. Oğlunun şehit olduğu haberinin ardından bu sabah diğer oğlu 17 yaşındaki Doğan’a evlerine Türk bayrağı astırdığını anlatan Ahmet Bakıcı, “Geleneklerimize göre düğün olan eve bayrak asarız. Bugün evimde düğün var. Vatan sağ olsun. Allah terörizmin belasını versin. İkinci oğlumu da askere göndereceğim, tedirginlik duymadan. Bugün bütün akrabalarım evimde. Evimde bayram var, düğün var'' diye konuştu. Baba Bakıcı, oğlunun üzerinde, ‘Bir gün gözlerin bir noktaya dalarsa / Bil ki o gün seni düşündüğüm gündür / Bir gün kulağında çınlama duyarsan / Bil ki ismini andığım gündür / Bir gece yarısı titreyerek uyanırsan / Bil ki resmini öptüğüm gündür / Bir gün sebepsiz yaşlar süzülürse / O güzel gözlerinde / Bil ki o gün yokluğundan öldüğüm gündür’ mısraları içeren şiirin yazılı olduğu fotoğrafını yanında taşıyor. ANNE RÜYASINDA GÖRMÜŞ Şehit Mehmet Nuri Bakıcı’nın annesi Rabiya Bakıcı, oğlunun şehit olacağının içine doğduğunu söyledi. Oğluyla son görüşmesinde de, ona “Sen şehit olursun, dönmezsin'' dediğini anlatan anne Bakıcı, “Oğlumun şehit olacağı içime doğmuştu. Rüyamda da onun şehit olduğunu görmüştüm. Hatta rüyamda, askerler evime gelip, onun şehit olduğu haberini verdiler. Rüyam gerçek oldu'' diye ağıt yaktı. Adaş ve yaşıt olan, babaları da adaş olan, kaderleri de ortak sonda buluşan şehitlerin cenazelerinin yarın, Adana’daki askeri törenin ardından toprağa verilmesi bekleniyor. |
Dünyayı Tuvalet Değiştirebilir! 23/11/2007 Seul'de çok sayıda ülke temsilcisinin katılımıyla başlayan, BM'nin de desteklediği konferansın açılışında, Seul Belediye Başkanı'yken umumi tuvaletlerin ıslahı için gösterdiği gayretler nedeniyle 'Bay Tuvalet' lakabını kazanan, evini de tuvalet biçiminde yaptıran Güney Koreli parlamenter Sim Jae-duck, başkanlığa seçildi. Az gelişmiş ülkelerde tuvalet kalitesini artırmayı, doğal afetlerden sonra temiz tuvalet hizmetlerinin bir an önce sağlanmasını güvenceye almayı ve kamuoyunu bilinçlendirmeyi amaçlayan Dünya Tuvalet Birliği'nin hedefleri arasında, 'tuvaletleri ihtiyaç giderilen yerler olmaktan çıkarıp rahatlama ve düşünme imkânı sağlayan kültür ortamlarına dönüştürmek' de bulunuyor. Her hafta 42 bin kişi bu yüzden ölüyor Birleşmiş Milletler de 2008'i 'Uluslararası Genel Tuvalet Temizliği Yılı' ilan etti. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun düzenlenen törende, dünyada her hafta 42 bin kişinin, kirli su ve yetersiz tuvalet koşulları nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlattı. BM Çocuklara Yardım Fonu UNICEF'in Başkanı Ann Veneman da okullardaki temiz tuvalet koşullarının özellikle kızların okula devam etmesi konusunda etkili olduğunu söyledi. BM daha temiz tuvaletler konusunda insanların bilincini artırmak ve bazı projeleri hayata geçirmek için, özellikle gelişmekte olan ülkelerde özel ve kamu kurumlarıyla işbirliği yaparak, bölgesel konferanslar ve kampanyalar başlatmaya hazırlanıyor |
Gül'ün oğlu ticarete merak sardı Cumhurbaşkanı'nın küçük oğlu Mehmet Emre Gül, internette başladığı ticareti taze mısır satışıyla geliştiriyor. Taze Mısır Gıda'nın patronu Mehmet Daniş "Gül, 1 aydır stant işletiyor" derken, oğul Gül "Şirketle organik bağım yok" diye konuştu Serhat Oğuz - İstanbul Kurduğu internet sitesiyle ticarete atılan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün küçük oğlu Mehmet Emre Gül'ün (16), Ankara'da iki alışveriş merkezinde bardakta mısır satmak için arkadaşlarıyla stant kurduğu ortaya çıktı. Gün boyu sessiz kalan Gül, akşam yaptığı açıklamada ise, "Şirketle organik bağım yok, sadece amcama yardım ediyorum" dedi. Taze Mısır Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Daniş, Emre Gül'ün kendilerinden bayilik talep ettiğini ve ekimden bu yana Armada ve Cepa alışveriş merkezlerinde stant işlettiğini açıkladı. Daniş, bayilik ücreti olarak nokta başına 10 bin dolar ödeme yapıldığını, ayrıca stant ücreti alındığını söyledi. Malezya kökenli Daily Fresh markasını Türkiye'ye Nisan 2006'da getirerek alışveriş merkezlerinde satış noktaları kuran Daniş, kısa sürede büyük bir bayi ağına ulaştı. Şu anda 100 noktada bardakta taze mısır satan Daniş, sayının daha da artacağını belirtti. Frenchising (isim hakkı) sistemiyle bayilikler veren Daniş'e başvuran isimlerden biri de Cumhurbaşkanı Gül'ün küçük oğlu Emre Gül oldu. Daniş, Emre Gül'ün Ankara'da bayi olmak için talepte bulunduğunu, tüm görüşmeleri kendisiyle yaptıklarını söyledi. Gül'ün 18 yaşından küçük olması nedeniyle kurulan şirketin ortağı olarak görünmediğini, sözleşmeyi Mevk Gıda adına yaptıklarını vurgulayan Daniş, ekimden itibaren Gül'le birlikte çalışmaya başladıklarını ifade etti. Gül ve arkadaşlarının Armada ve Cepa alışveriş merkezlerinde iki stant kurduğunu söyleyen Daniş, "Satışlar çok iyi gidiyor. Ticari olarak miktarı söyleyemeyiz, ama üçüncü noktayı kurmak için hazırlık yapıyorlar" dedi. Bayilik fiyatı 10 bin dolar Emre Gül ve ortaklarının üçüncü satış noktasını yeni kurulan Panora alışveriş merkezinde açmayı planlıyorlar. Gül ve ortaklarının yeni açılacak stant için 30 bin doların üzerinde ödeme yaptıkları belirtildi. Ankara Ticaret Odası kayıtlarında Mevk Gıda'nın ortakları arasında Abdullah Gül'ün kardeşi Mehmet Macit Gül ve eski AKP Erzincan Milletvekili Tevhit Karakaya yer alıyor. 20 bin YTL sermayeli şirkette Gül ve Karakaya'nın 10'ar bin YTL sermayesi bulunuyor. 16 Ağustos 2007'de bardakta taze mısır, haşlanmış kestane, meşrubat ve diğer gıdalar satmak için kurulan şirketin adresi de Karanfil Sokak Bakanlıklar olarak görülüyor. http://www.milliyet.com.tr/2007/11/24/guncel/resim/axgun031.jpg Bardakta mısır Daily Fresh'in tatlı mısırı, kurumasını önleyen ve doğal vitaminle mineralleri muhafaza etmesini sağlayan "kesilmemiş" bütün tane ayırma teknolojisiyle koçanından ayrılıyor. Buharda pişirilip yağ ve çeşitli baharatla tatlandırılan mısır bardakta satılıyor. Şirket yetkilileri, mısırı doğal tazeliğini korumak için tarladan toplandıktan sonra birkaç saat içinde hiçbir tatlandırıcı, renklendirici, koruyucu veya sentetik kimyasal katılmaksızın derin dondurma işlemine soktuklarını belirtiyor. Gül: Amcama yardım ediyorum Gün boyu sessiz kalan Mehmet Emre Gül, konuyla ilgili sorulara 'Konuşmak istemiyorum' yanıtını verdi. Cumhurbaşkanlığı Basın Başdanışmanı Ahmet Sever de akşama doğru Gül'ün açıklama yapacağını söyledi. Emre Gül, 19.00'da yaptığı açıklamada ise amcasının ortağı olduğu şirketle organik bir bağı bulunmadığını, ancak küçük yaşlardan itibaren işlerine yardım ettiğini söyledi. Taze mısır ticaretiyle bağlantısı olmadığını da kaydeden Gül, Mevk şirketinin Taze Mısır Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Daniş ile yaptığı bir görüşmeye katıldığını ancak görüşmeleri yürütmediğini söyledi. Gül, TED Koleji'ne devam ettiği için bu şekilde aktif ticaretin içinde olmasının mümkün olmadığını vurguladı. e-ticaret şirketi de kurmuştu Mehmet Emre Gül, bir yıl önce iki ortağıyla e-ticaret alanında yatırım yaparak, "Adresime Gelsin Bilişim Teknolojisi ve Ticaret Ltd." adlı 15 bin YTL sermayeli bir şirket kurdu. Şirketin diğer ortakları Ali Caner Öner (24) ile Ali Can Akkaş'un (24) ise Cumhurbaşkanı'nın büyük oğlu Ahmet Münir'in Sabancı Üniversitesi'nden arkadaşları oldukları anlaşıldı. Öner şunları söyledi: "Yatakhane arkadaşım olan Ali Can, Kayserili olduğu için Ahmet Münir'i tanıyordu. Kısaca ben Mehmet'i değil abisini tanırdım. Onlar Kayserili, ben Balıkesirliyim." İstanbul'da 30 araç birbirine girdi: 1 ölü İstanbul'da etkili olan sis yüzünden 30 aracın karıştığı zincirleme bir trafik kazası meydana geldi. Olayda 1 kişi öldü. Kaza, TEM otoyolu, Kurtköy mevkiinde saat 01.00 sıralarında meydana geldi. Yoğun sis nedeniyle İstanbul istikametine seyir halinde olan bir otomobil kaza yaptı. Kaza sonrası araçtan inen Gülcan Taşkın ve Gülsüm Delioğlu isimli kardeşlere bir TIR çarptı. Arkadan gelen araçlar da kazayı farkedemeyince 30 aracın karıştığı zincirleme trafik kazası meydana geldi. Hastaneye kaldırılan Gülcan Taşkın kurtarılamadı. Kardeşi Gülsüm Delioğlu da ağır yaralandı. TEM otoyolu İzmit - İstanbul yönü yaklaşık 2 saat süreyle trafiğe kapandı. Kilometrelerce araç trafiği oluştu. Kadınlara çarpan TIR'ın sürücüsü, gözaltına alındı. Sis etkili, boğaz transit geçişlere kapatıldı Sis deniz trafiğini olumsuz yönde etkiliyor. İstanbul Boğazı saat 03.00'ten itibaren çift yönlü olarak, transit gemi geçişlerine kapatıldı. Boğaz hattındaki vapur seferleri de sabah saatlerinde yapılamadı. |
İzmir'de polisin kurşunladığı araçta bulunanlar anlatıyor: İzmir'de polisin kurşunladığı araçta bulunanlar anlatıyor: Polis uyarmadan vurdu http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/27/ore.gif Baba Tursun: Terörden kaçmıştık Baba Mehmet Tursun, memleketi Diyarbakır'dan, çocuklarının başta terör olmak üzere herhangi bir olumsuzluğa karışmaması için İzmir'e geldiğini, polis ateşiyle mağdur olabileceklerini hiç düşünmediğini söyledi. Hastanede ölümle pençeleşen 'dur ihtarı mağduru' Baran Tursun'un arkadaşlarının anlatımına göre bulundukları araca sadece arkadan selektör yapıldı, ne megafon ne siren uyarısı duyuldu İZMİR- İzmir'in Bornova İlçesi'nde, polisin 'Dur' ihtarına uymadığı iddiasıyla açılan polis 'uyarı' ateşi sonrası başından vurulan ve komaya giren 20 yaşındaki Baran Tursun'un, anestezi yoğun bakım ünitesindeki yaşam mücadelesi sürüyor. Olay sırasında cipte, Baran Tursun'un yanında bulunan arkadaşları Emre Ökçelik ve Atilla Doğan, kendilerine siren veya megafonla uyarı yapılmadığını, önlerine barikat kurulmadığını sadece tek el ateş edildiğini söylüyor. Acılı ama umutlu bekleyişini hastane önünde sürdüren baba Mehmet Tursun ise memleketi Diyarbakır'dan, çocuklarının başta terör olmak üzere herhangi bir olumsuzluğa karışmaması için İzmir'e geldiğini, polis ateşiyle mağdur olabileceklerini hiç düşünmediğini söyledi. Dün saat 03.30 sıralarında yaşanan ve 20 yaşındaki Baran Tursun'un hastanede yaşamla ölüm arasında gidip gelmesine neden olan olay hakkındaki iddialar gittikçe çelişkili bir hal alıyor. Polisin olay anında yaşananlara dair anlattıklarıyla Baran Tursun'un yanında, cipte bulunan arkadaşlarının anlattıkları çok farklı. Polise göre olay şöyle gelişti: Bornova'da Manas Bulvarı Tekel Depoları önünde meydana gelen olay öncesinde, iddiaya göre, devriye gezen polis ekipleri, Smyrna Meydanı'nda, şüphelendikleri cipin sürücüsüne 'Dur' ihtarında bulundu. Polisin ihtarına uymayan ve içinde üç kişinin bulunduğu cip, Bornova yönüne doğru kaçmaya başladı. Cipin peşine düşen polis, telsiz anonslarıyla kaçış güzergahı üzerinde önlem aldı. Tekel Depoları önünde kurulan barikatı da geçtiği belirtilen cipe, uyarı ateşi açıldı. Direksiyon hâkimiyetini kaybeden 20 yaşındaki Baran Tursun, önce yol ortasındaki ağaca, ardından da elektrik direğine çarparak durabildi. 'Kutlamadan dönüyorduk' Ancak olay anında Tursun'un yanında, cipin içinde bulunan arkadaşları Emre Ökçelik ve Atilla Doğan'ın anlattıkları çok farklı. Emre Ökçelik, Baran'ın yeni kurduğu şirketle ilgili kutlama yaptıklarını, evlerine dönerken, karanlık nedeniyle ekip otosu olarak görmedikleri bir aracın arkadan sadece bir kez selektör yaktığını, siren veya megafonla herhangi bir uyarıda bulunmadığını, daha sonra da tek el ateş edildiğini ileri sürdü. Ökçelik ayrıca, Tursun'un başının kendi omuzuna düştüğünü ve daha sonra kaza yaptıklarını, kaçmaları gibi bir durumun söz konusu olmadığını söyledi. Tursun'un cipteki diğer arkadaşı Atilla Doğan da, her şeyin çok kısa bir süre içinde olduğuna dikkat çekerek, "Yolda önümüze barikat kurulmadı. Barikat kurulsaydı biz dururduk zaten. Barikat kesinlikle yoktu. En son gördüğümüz polis, bize ateş açan polisti. Uyarı olmadı, megafonla seslenen kimse de olmadı. Bize ateş eden polisin ekip aracının tepe lambası bile yanmıyordu. Olaydan sonra ekip otosuyla karakola götürüldük" diye konuştu. Bu işin peşini bırakmayacağını dile getiren baba Mehmet Tursun ise, "Gerekirse tüm servetimi harcayacağım. Bu acıyı yaşatanların, daha büyüğünü yaşaması için hukuki mücadele vereceğim. Ancak taraf tutulmasın, mağdur vatandaşların yanında olunsun" diye tepkisini dile getirdi. 'Terörden kaçtık' Baba Tursun, 1992 yılında memleketi Diyarbakır'dan, çocuklarının başta terör olmak üzere herhangi bir olumsuzluğa karışmamaları için İzmir'e göç ettiklerini söylüyor. Çocuklarını bu yönde iyi eğittiğini, ancak devletin polisinin açacağı bir ateş sonucu mağdur olabileceklerini hiç düşünmediğini, sözlerine ekliyor. "Bundan daha büyük vahşet olamaz" diyen baba Tursun, organ nakli için bağışta bulunmayı düşünmediklerini, oğullarının yaşaması yönünde umutlarının devam ettiğini, bekleyişlerine de devam edeceklerini, avukatları aracılığıyla yasal süreci başlatacaklarını kaydetti. |
'Senin gibilerin kökünü kazıyacağız' 'Senin gibilerin kökünü kazıyacağız' http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/27/dizi.gif Bir ses 'Paralı Eğitime Hayır' yazısını neyle yazdıklarını sordu. Saymaya başladı: 'Kireçle, kalemle, kurukalemle, mürekkeple...' Saymaya devam edecekti ki 'Oğlum pastel kalemle yazdınız niye hatırlamıyor numarası yapıyorsun?' dediler HÜSEYİN KORKUT (Arşivi) Ertuğrul ayakta zor duruyordu, siviller yine koluna girerek arabaya bindirdi. Bu kez onları takip eden Sabri Bey'in arabasını atlatmayı başararak genci Manisa Akıl ve Ruh Sağlığı Hastanesi'ne götürdüler. Acil serviste, Ertuğrul'un gözaltında bayıldığını, burada bir şeyler yapıp yapamayacaklarını sordular. Nöbetçi doktor, hastanın 'çok korktuğunu ve kült durumuna geldiğini, şimdilik ancak sakinleştirici verebileceğini' söyleyerek kalçasından iğne vurdu. İki sivil polis genci kollarına girerek arabaya bindirdi. Arabanın önünde oturan, ama arabayı kullanmayan bir sivil, "Bize numara mı yapıyorsun ulan!..." diyerek gencin saçlarını çekti. Araba hastanenin acil servisinden çıkarken içlerinden biri, genç çocuğun başını arkaya çevirerek "Ulan o... ç... ***, o milletvekili bozuntusunu nereden tanıyorsun?" diye sordu tok bir sesle... 'Numaraydı' Asansörle yukarıya, dördüncü kata çıkarken bir sivil, Ertuğrul'a "Senin bayılman da numaraydı, oğlum burada numara sökmez! Hepinizin sonu aynı olacak, göreceksin. Bu ülkede sen ve senin gibilerin kökünü kazıyacağız" dedi. Bunları söylerken oldukça öfkeli ve bir o kadar da inançlı görünüyordu. Polisler, yaptıkları bunca şeyi 'ülkeleri' adına yapıyorlardı! Kaç kız vardı aralarında, kaç erkek, toplam kaç kişiydiler? Sonra "Zıpla, hadi durma yerinde zıpla!" diye bir ses duydu. Bu Kürşat'ın sesiydi. Siviller aralarında 'Kürşat', 'Toprak' gibi takma isimler kullanıyorlardı... Ertuğrul, "Yine birini elektrikten geçirdiler" diye düşündü. Aynı korkuyu hissetti. Zaten en acısı, sıranın ne zaman kendisine geleceği düşüncesiydi! Getirildikten yaklaşık beş saat sonra, "Bu hazırdır!" dedi biri. Bu, tanıdığı bir ses değildi. Neye hazır olduğunu biliyordu: İşkenceye! 'Paralı eğitime hayır ha!' "Söyleyin bakalım duvarlara 'paralı eğitime hayır' sloganını hanginiz yazdı? Sen yazdın, bu da gözcülük yaptı ya da (Ertuğrul'a dönerek) sen yazdın, diğeri gözcülük yaptı; hangisi doğru" diye sordu. "Biz yazmadık" diye cılız bir cümle dolaştı, kimden çıktığı belli belirsiz. Kürşat'ın yanak kasları, kaşları ve ince dudakları sırıtıyor mu, kasılıp sinirleniyor mu ayırt edilemiyor; yarı alaycı, yarı ciddi bir sesle: "Sen onu geçeceksin. Sen şimdi bize yazıları neyle yazdın, onu söyleyeceksin" diye söyleniyordu. "Yağlıboyayla" dedi Ertuğrul.. Kürşat bıyıkaltı gülüşünden takındı ve Olmadı" yanıtını verdi. Ertuğrul'un kafasında 'Nasıl olsa yazmadığımız mahkemede ortaya çıkacak, hiç değilse Zeynep'e daha fazla zarar vermesin bu ********ler' düşüncesi dolaştı ve "Plastik boya" dedi. Kürşat "Dalga mı geçiyorsun lan?" diyerek kükredi. "Kireçle... kalemle... kurukalemle... mürekkeple..." Ertuğrul bunları sayarken Kürşat'ın 'Hayırı bu da değil' anlamında kaşları yukarıya her kalktığında o an aklına gelenleri daha fazla saymaya devam edecekti ki... "Tamam, yeter!" dedi Kürşat. "Oğlum, pastel boya kalemiyle yazmadınız mı? Neden hatırlamıyor numarası yapıyorsunuz?" "Evet, pastel boya kalemiyle yazdım!" "Güzel! Peki, tren vagonuna yazıyı neyle yazdınız? Hani şu 'Selin sorumlusu devlettir!' olanı?" "Pastel boya kalemi..." Ertuğrul'un verdiği bu cevap ağzından çıktığı anda yanındaki sivil polis bacaklarına copu vurdu. Kürşat, vuran sivil polisin omzuna sağ elini koydu ve "Bir dakika! Genci korkutuyorsun. O yalan söylemiyor! Bak zaten yazmış ama neyle yazdığını hatırlamıyor sadece!" dedi ve Ertuğrul'a dönerek, "Tren vagonuna kiremitle yazdın, doğru mu?" diyerek onaylatmaya çalıştı. "Evet, kiremitle yazdım!" dedi Ertuğrul. "Yazdım değil, yazdınız! Başka kimler vardı?" Kürşat'ın güldüğü artık iyice belli oluyordu. 'Kahrolsun faşizm' Karanlık köşedeki masadan farklı bir ses de "Onlar şimdi içeriye girecek ve birlikte yaptıklarınızı anlatacaklar, ancak sizin burada olduğunuzu bilmeyecekler, ses çıkartmadan dinleyeceksiniz" dedi. Kürşat, sorgu odasına giren gençlere sorular yöneltmeye başladı. Gençler, bitkin, saçları dağınık, vücutları sırılsıklam ve elleri cinsel organlarının üzerinde sorulara cevap veriyorlardı. "Kahrolsun faşizm! kimin sloganı?" "Benim!" "Karıştırma! Senin değil tabii, ama sen yazdın!" "Ben yazdım!" "Kimin?" "Sosyalistlerin..." "Öyle de kim onlar?" "Biz!..." "Siz kimsiniz?" "Arkadaşlar, Manisa'daki arkadaşlarımız..." "Onu biliyoruz! Siz kimsiniz?" Zifiri karanlıkta Karşılıklı konuşma bir süre böyle devam etti. Ertuğrul, Kürşat'ın "Çıkarın bu pis komünisti dışarı!" dediğini duydu. Kınından çıkmış bir bıçak iliklerine kadar saplanmıştı sanki... Sorgu odasına mı yoksa başka yere mi götürüyorlar bilmiyordu, bilmek de istemiyordu; ne fark ederdi ki? Onun için hiçbir şeyin önemi kalmamıştı artık. Götürdükleri yer karanlık ve yine tek kişilik hücreydi. Bir duvarında 130 cm boyunda tahta bir kanepe, kanepenin üzerinde nemli ve leş gibi kokan bir battaniye vardı. Demir kapının mazgalı kapanınca Ertuğrul zifiri karanlıkta kalmıştı. Tıpkı içi karanlığa gömüldüğü gibi!... Ne kadar bitkin ve kafası karışık da olsa uyumak istiyordu; yine aklındaki binbir soruyla bir türlü sığmadığı boyundan kısa kanepeye dizlerini karnına çekerek kıvrıldı. 'Ha gayret!' Hadi yüreğim ha gayret Hele sıkı dur hele sabret Başını eğme dik tut Bu bir rüyaydı farz et... Sertap Erener bu şarkıyı muhtemelen bir aşk öyküsü üzerine söylüyordu. Ertuğrul da bu zamana kadar yaşadığı ya da yaşamak istediği 'aşk'ları için dinlemişti. Şimdi kulaklarında bu şarkı vardı, ama rüya farz etmeye çalıştığı 'aşk acısı' değil, işkencenin yakıcılığıydı!... Mahkemeye "Hadi herkes uyansın..." dedi sivil polis, elindeki copu mazgallara vurarak... Ertuğrul işkence evinde de olsa ilk kez uykusunu tam almıştı ve az önce gördüklerinin rüya olduğunu anladı. Derin derin iç çekti. Burada bu işkencehanede on bir gece, on iki gün kalmışlardı ve bu sabah mahkeme önüne çıkarılacaklarını biliyordu. Zaten bu yüzden, dün ve bu gece doğru düzgün uyumalarına izin verilmişti! Sabahın ilk saatleriydi. Gençleri, elleri önde kelepçeli, zırhlı bir araca sıra- sıra bindirdiler. Gençlerin hemen hepsi Manisa Adliyesi'ne çıkarılacaklarını düşünüyorlardı. Emniyet binası ile adliye arası yürüyerek bile iki-üç dakikaydı; oysa zırhlı araç on-on beş dakikadır ilerliyordu. Gençler, İzmir'deki DGM'ye götürülüyorlardı. Ertuğrul DGM'ye götürüldüklerini anlayınca, "Devletin güvenliğini sarsacak ne yaptık acaba!" diye düşünmekten kendini alamadı! 'Devletin güvenliğini benim Ertuğrul'um mu bozmuş?' Ertuğrul'un küçük dayısı Posta ve Yeni Asır gazeteleriyle ablasına gidiyordu. Dayı bu; o da üzülmüştür okuduktan sonra gazeteleri, ama bizim milletimiz koyun gibidir. Korkar; olayın kendisine de bulaşmaması için pür dikkat başını kuma sokar: -Hoş geldin kardaşım, geçsene içeri... Hava da soğuk, süt kaynatmıştım, içeriz birlikte. -Yok, aba oturmaya gelmedim! Sana söyleyeceklerim var. Geçeyim bir yaka da anlatayım sana. Bak aba elimde iki gazete var. İki gazetede de Ertuğrul'un fotoğrafı var. Neler olmuş neler... -Ne yazıyor Çetin? Ne yapmış çocuklar? -Daha ne yapsınlar aba! Devlete karşı gelmişler! Teröristlerle birlik olmuşlar, onun için de işkence görmüşler! Bu sabah da bizim Bayram'dan duydum; İzmir DGM'ye götürülmüşler... -DGM ne ki? -Devlet Güvenlik Mahkemesi; yani teröristlerin yargılandığı mahkeme! -Devletimizin güvenliğini benim Ertuğrul'um mu bozmuş? Gazeteciler uydurmuştur; bilirsin onlar pireyi deve yaparlar. Babası bari yaşasaydı, koşardı peşinden... Çetin, ablasının sözünü hemen oracıkta kesti; -Biz de koşardık aba, ama devlet 'kırmızı kalem' çekmiş üzerlerine bir kere! Ne yapsan boşuna... -Yok! dedi ağlamaklı bir sesle Sefide Ana, 'Allah yardımcımız olsun kardaşım; demek devlet kırmızı kalemi çekmiş kuzuma; olsun, Allah çekmesin kırmızı kalemi bize!' |
Selanikliler 'Beynelmilel'i sevdi Selanikliler 'Beynelmilel'i sevdi http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/27/03.gif Özgü Namal ve Ümit Kurt'un başrollerini paylaştıkları 'Beynelmilel', Selanik'ten 'Fischer Seyirci Ödülü'nü aldı. AA - SELANİK - Türkiye'de ve yurtdışında katıldığı festivallerde pek çok ödül kazanan 'Beynelmilel' yarışma dışı gösterildiği Selanik Film Festivali'nden de izleyici ödülüyle döndü. Sırrı Süreyya Önder ile Muharrem Gülmez'in birlikte yönettiği film, festivalde 2 bin avroluk 'Fischer Seyirci Ödülü'nü kazandı. 48. Uluslararası Selanik Film Festivali'nin yarışma bölümünde Çinli yönetmen Shangjun Cai'nin 'Hongse Kanbaiyin' adlı filmi büyük ödül Altın İskender'i kazanırken 37 bin avro tutarındaki para ödülünün de sahibi oldu. 22 bin avroluk jüri özel ödülü ise Spiros Statopulos'un Kolombiya, Yunanistan ve ABD ortak yapımı 'P.V.C.-1' adlı filmine verildi. Estonyalı Veiko Ounruu'nun 'Sügiball' filmiyle yönetmen ödülünü kazandığı festivalde, kadın oyuncu ödülünü 'Elli' adlı filmdeki rolüyle Anna Lalasidu, erkek oyuncu ödülünü de 'P.V.C.-1'deki rolüyle Alberto Sornoza'nın oldu. Yunan Thanos Anastopulos'un filmi 'Diorthosi' de senaryo ödülü kazandı. |
Firari ineklere coplu müdahale Firari ineklere coplu müdahale http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/11/27/mo.gif Jandarma ekipleri otoyola kaçışan kurbanlık hayvanları 5 kilometre copla kovaladı. AA - BOLU - Ankara'dan İstanbul'a büyükbaş kurbanlık hayvan götüren Fatih Tekke yönetimindeki kamyon Bolu'da devrildi. Otoyola kaçışan hayvanları toplamaya çalışan jandarma ekipleri zor anlar yaşadı. 41 DE 595 plakalı kamyon, Çaydurt otoyol gişelerine 5 kilometre kala yoldan çıkarak devrildi. Kamyon sürücüsü sağlık ekipleri tarafından Bolu Köroğlu Devlet Hastanesi'ne kaldırılırken kazadan sonra kaçışan hayvanlar sorun yarattı. Olay yerine gelen jandarma ekipleri bazı hayvanları otoyol kenarında bulunan ağaçlara iplerle bağlarken, hayvanların bir bölümü otoyolda koşmaya başladı. Büyükbaş hayvanların kazaya neden olmaması için jandarma ekipleri ellerindeki coplarla hayvanları yaklaşık beş kilometre ileride bulunan gişelerin yakınında toplamaya çalıştılar. Hayvanları toplamaya çalışan askerler zaman zaman kaza tehlikesi atlatırken bazı sürücüler aniden yollarına çıkan hayvanları görünce şaşırdı. |
| Saat: 20:37 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık