![]() |
G özüm açıp sende görmüşüm her şeyi. Ö pmek isterdim de Zorlukla kaçardın yanı başımdan. Ü ryan bedenin filizin, M eyvelerine, Ü şüyüp,ürpererek yaklaşırdım. N için bu kadar özelsin benimçin? B esleyip büyüttüm sevgim her gün. E riyip buharlaşır cismim, B ir bakışla. E llerin sanki bir sunakta “zem zem”sunar. G üğümün madeni Hecer’ül Esvet’ten der,kaynaklar. İ çtikçe bu gönül bir hoş olur. S inem ayrılığa dayanmaz,yalazlanır. İ lle seni gözler yollarda, bu gözler. N afile mi bekler de akar selsebil olur. Yakup Onat |
Anla 'Ne çabuk da tükenmiş aşklarının cümbüşü, Demek yazların bitti şimdi kışında üşü...' Öyle boyun büküp de masum haller takınma, Ben ne günler yaşadım kırık dökük bir canla, Hem gittin hem özledim deyip bir de yakınma, Bende sana kanacak yürek yok artık anla... Virane gönül bağım kalmadı tek bir gülüm, Senden bana ömürlük çile oldu ödülüm, Arama yangınımı savruldu bütün külüm, Bende sana yanacak yürek yok artık anla... Dünde bıraktım aşkın ötesi berisini, Boş verdim senden sonra hayatın gerisini, Rüyama girse bile bir masal perisini, Bende sensin sanacak yürek yok artık anla... Yâd etmek günah seni yâd etmek haram dile, Adın anılır belki ama ihanet ile, Ara sıra resmine bakıp da dalsam bile, Bende seni anacak yürek yok artık anla... Ne çok şeyi götürdün benden alıp giderken, Hatta kalbimi söktün aşka veda ederken, Bir zamanlar tek sevdam sen tek aşkımsın derken, Bende senin denecek yürek yok artık anla... Gönlüme yıllar önce sapladığın bu sancı, Umudu yolcum etti beni dertlere hancı, Ellerim ellerine öylesine yabancı, Bende sana dönecek yürek yok artık anla... Ersin Kayışlı |
Korku Nerden başlasam sana anlatmaya Dalları kırılıyor cesaretimin Bir şeyler eksik biliyorum Yıllar sonra içimi titreten olmamıştı senin kadar Yanımda olsan bu kadar senli olmazdım Her yerde sen varsın Her oturup kalkışım Her adım atışım Her uykuya dalışım Nasıl girdin bu derbeder olmuş vurgun yemiş çatlak damarlarıma Tam dilimin üstündesin ama adını söyleyemem Korkuyorum çünkü Elimi uzatsam dokunabilecekçesine yakınsın belki Kör sayıyorum kendimi o kadar gözümün önündesin ki Ama seni seviyorum demeye cesaretim yok olsaydı söylerdim elbet Ne tuhaf değil mi sevildiğini duymak ne güzeldir oysa Ama bunu duyduğunda kaybetmek var sonunda En çıkmaz sokağın en virane caddesinde otururken düşlerim Şimdi son bir isteğim var senden Bir ışık yolla ve düğüm çözülsün Bir ışık yolla ki bu bulutlar kaybolsun Bir ışık ne olur bir fidan orman olsun Korkmasam sorardım belki ama Bunca yılın üstüne seni gölge sayamam Bekle sen şimdilik çünkü sana kıyamam. 20.05.2006 - Gültekin Yazıcı |
Senden Sonra Çok Durmadım Kendimde Parmak uçlarıma vuruyor yokluğun, yine sen düşüyorsun satırlarıma, bak yine seni çiziyorum şiir dolusu, sonra geçip karşısına iyiki varsın diyorum, ağlıyorum. hançerlerle kazıyorum göz yaşlarımı yanağımdan, akan kanın üzerine yeminler ediyorum, bir daha ağlamak yok diyorum, sonra bozup tövbemi günahlarıma bir yenisini ekliyorum. senden sonra çok durmadım kendimde, sahipsiz bedenimi bırakıp tenha bir köşede, eksik bir canla düştüm peşine, hadi yine çık karşıma, önce yalan sevginle seviyorum de, sonrada elvedalar bırak yüreğime bütün gerçekliğinle, bende bu acıyla bir dize daha ekliyeyim şiirime, ve kokunu süreyim satırlarıma hiç koklamamak üzere. terketmek sana terkedilmek bana kolay nasıl olsa, tek tanesine inanmam ela gözlerin yaşla dolsa, sende inanmamıştın hatırla, sana gitme diye haykıran, titreyen feryadıma, yalnızlığı bırakıp avuçlarıma yol almıştın, adresi meçhul bir diyara, aldırma sen bana yalnızlıkta yakıştı yanıma. soğuk bir gecenin kıyısından sensizliğe bakıyorum, hasretinin ummanına dalıyor bakışlarım, çığlıklar yağdırıyorum kör karanlığa, umutlarımı bağlayıp bir taşa, sebepsizce bırakıyorum sonsuzluğun sonuna, bütün dönüş yollarına mayınlar döşüyorum, kapatıyorum kendimi sessizliğe, ve yine konuşmamak üzere susuyorum, farkındayım çok sürmez suskunluğum, çünkü hayalin vurdukça gönül sahiline, kalemimi batırıp yüreğime, firari bir şiire suretini işliyorum, ve yine geçip karşısına dön diye haykırıyorum, bu yüzden uzun sürmez suskunluğum, ben sadece kendimi kandırıyorum, döşediğim bütün mayınlara bir bir kendim basıyorum, ama inan sensizlik kadar ölmüyorum ölemiyorum... alintidir |
Alıntı:
|
Ortadoğu Destanı Dök eteğindeki taşı tarihe ben şahidim Ellerindeydi savaşın oyuncakları Vurdukça Öldürdükçe Hop hop hopluyordu Duramıyordu Neşesinden batının çocukları… Ben tarihe şahit oldum Kağnıcakla yürüdüm Barış barış diye büyüdüm Amma… Bir meydanda tam görüş açımdan uruldum… Büyüdükçe batının çocukları Daha çok vurucu Daha çok kırıcı Daha çok öldürücü Oldu ve de olacak silahtan oyuncakları… Yakmıştı yahudileri cayır cayır Naziler’di imansız Kalanları şimdi Filistin’de Daha da insafsız Nürnberg gaz odalarını Gazze’ye taşıdılar dünya duyarsız Ben tarihe şahit oldum da Tarih bana tamamen umarsız... Ey Çocuk! Dök bırak elindeki taşları Kalem al kağıt yaz Diyeceğim Amma… Varmıyor dilim Çünkü; Batının kazık kadar çocukları Dökmüyor eteğindeki taşları Bırakmıyor hala silahtan oyuncakları…! Bencildi batının çocukları Baskaşında olsun istemezdi Silahtan oyuncakları Mezapotamya’da saklı sandılar Ev ev didik didik aradılar Oyuncaklarıyla taradılar Bulamadılar Bulamadıkça hırslandılar Beşbin yıllık tarihi Bir çırpıda çaldılar Ben bir tarihe şahit oldum Medeniyetler beşiğinde doğdum Beşiğin sıkı bağlanmış ipinde boğuldum Bencildi batının çocukları Silah mıydı aradıkları Yetmezdi bu oysa Neft kuyularıydı amaçları Vurdular yurduna sahip çıkanları Anneleri babaları ve tüm çocukları Ben bir tarihe şahit oldum Beşeriyetin şehrini Virane edilmiş buldum Başımı yerden yere vurdum Ve Özgürlüğümü göklere savurdum Ey Bağdat’ın Felluce’nin Necef’in çocukları! Dök bırak elindeki taşları Kalem al kağıt yaz Diyeceğim Amma… Varmıyor dilim Çünkü; Batının altın yeleli çocukları Dökmüyor eteğindeki taşları Bırakmıyor hala silahtan oyuncakları…! Ari ırkındandı batının çocukları Ar’sızlandıkça Kalmadı Ar’ları Yetmezdi oysa bu Ve Kendilerine benzettiler tanrıları Gözlerini mavi’ye Tenini beyaz’a Saçlarını sarı’ya Boyadılar Yakışır mıydı oysa bu Filistin’in incisi Yağız esmeri İsa’ya… Ben bir tarihe şahit oldum Dinler kavşağında doğdum Bilimin yolunda yaya kaldım da Eridim bittim tükendim kahroldum... Büyüktü* batının çocukları Alırlardı her şeyi Sıkarak imiğini Sökerek iliğini Emerek kanını Bozarak AR’ını... Ben bir tarihe şahit oldum da Tarih sundu bana şehadet şerbetini Ey Ortadoğu’nun çocuğu! Kalem al tarih yaz… Çek kalemini Ve At’ının gemini Şahlan Ve Rüzgara ver yeleni Et insanlığın yeminini ** “Verme alsan da dünyaları”*** Çölde olsa da Cennetler cenneti Insanlık beşiği Medeniyet eşiği vatanını…! Alma batının malını Karışla karış karış boydan boya batılı çocuğun alnını…! Ben böyle bir tarihe şahit olmadım ....Ben böyle bir tarihe şahit ......Ben böyle bir tarihe .........Taaa! * Büyük = kompleksli/paranoya **Insanlık yemini = Medeniyet Beşeriyet Bilim Aydınlık Barış ve Huzur. ***Ulusal şair büyük Üstad M.A. Ersoy’un İstiklal Marşı şiirinden alıntıdır. Kopenhag - 10.05.2004 - Muammer Çelik |
Al beni bir meçhulde sakla yok olayım Işığını söndür güneş sana köle olayım Sabaklar sizde durun geceye eş olayım Beni sende ara sana derman olayım Hayatın içinden geçerek acılarla yoğruldum Kimse bilmez sevdiğimi sırrı bende sakladım Yüreğimi dağladı bu ateş özleminle hep yandım Beni sende ara sana derman olayım Azap oldu bu sensizlik ne olur doğmasaydım Sana böyle hasret dertlere eş olmasaydım Yok olsaydım dünyada sensiz yaşamasaydım Beni sende ara sana derman olayım Ellerini bir uzat söyle bana nerdesin Bir özlemin içinde işte yine bendesin Sen sevdiğim bir tanem sen sevendesin Beni sende ara sana derman olayım 25 3 2009 İzmir |
Müjgan Akyüz hece şiirlerinden*Yunus tövbesi Yunus tövbesi Emirsiz çıktım yola, halkımdan utanınca Hatamı anlamıştım, balığa atanınca Suçlumuz kim? Diyerek,, soruyorken gemide Aklıma gelmemişti, duruyorken geride Kur'a bana çıkınca, öfkeyi hatırladım Hatam canı yakınca, sureyi tekrarladım Rab öfkelense bile, O'nun öfkesi hikmet Size zindan balıklar, bana çilesi nimet Şimdi civara bakıp, kendimi görüyorum Yalnızlık buhranında, derdimi çözüyorum Rabbim! Sen okyanussun, damlaya merhamet et Rabbim! Maden verensin, zümrüte hidayet et İşte kalbim ve ruhum, sundum şimdi emrine Her hükmüne razıyım, buyur bana, emrin ne? Sözüne ram olunca, deniz güzel bir sahra Balığın karnındayken, kalkıyorum sahura Yiyeceğim tek azık, dilimdeki bu dua Müslümana halaskâr, selamettir bu dua ''Sen noksan sıfatlardan, münezzehsin Ya Rabbim Ben nefsine zulmeden, zalim oldum Ya Rabbim'' Küçücük balık karnı, buldum aşkın aslını Sanki sonsuz bir dünya, gördüm maşuk vaslını Balığın karnı kadar, sonsuzlukta bu dünyam Tövbeye sarılınca, kurtuldu gerçek dünyam Şimdi şefkat sırası, Rab kıyıya atıyor Ninova üzerinden, kara bulut batıyor Arınmış bütün ruhlar, döndü şimdi namaza Hataların farkında, başladılar niyaza ''Sen noksan sıfatlardan, münezzehsin Ya Rabbim Ben nefsine zulmeden, zalim oldum Ya Rabbim'' Müjgân Akyüz MAJ |
Bir Martının Kanadına Takılı Kaldı Yüreğim Bir martının kanadına takılı kaldı yüreğim bir kayıkla açılıp güneşe doğru yol almak istedim gün boyu Bir gece vakti dolunayda tek başına düşüncelere dalmak.. Dalgaların sesine karışmalı içimdeki sessiz çığlık Rüzgar yaprakları suyun üstüne ulaştırmalı bir de sevdaları Kaç kişi sessizce anlatmıştır sevdasını denize? Ve kaç kişi sırlarını paylaşmıştır bilinmez Ama ben tüm sevda türkülerini dinlemek istiyorum denizin dilinden Tüm gözyaşlarının suya yansımasını görmek Belki aralarında kendi sırlarımı da bulurum diye İnsanlar arasında kaybolmuş gönülleri fark edebilirim diye... Martılar ne kadar da şanslılar özgürce dolaşıyorlar gökyüzünde Bir martının gözleriyle bakmak her şeye ne güzel olurdu. Ne güzel olurdu maviye özgürlüğe hasret duyanları görebilmek Ne çok şiir yazıldı adına ne çok türkülerde geçti adın ey deniz!. Benimde türküm var mıdır derinlerinde? Yüreğimden kopup gelen cümleleri duyar mısın söylemeden Hisseder misin içine düştüğüm yokluğu Yoklukla birlikte bulduğum varlığı... Bir sabah vakti balıklarla karşılamak günü dolunayın suya bıraktığı benliğini izlemek ne güzel.. ve yıldızları izlemek ay kaybolduğunda Ne güzel denizi hissetmek içinde, deniz olmak ne güzel... |
Nasılsa öyle yaşanacaktı. Söylenecek bir bahane vardı, Aslına bakarsan. Ha,bugün yalnızlık. Ha,günün ötesi seni sevmek. Seni sevmek,beni harcamak olmayacaktı. Sana yüklediğim anlamları, Senmişsin gibi düşünme,aldanırsın. Sen o anlamlarla, Sadece bende varsın. Ben seviyorsam,sen bahanesin. Sen anlamsın, seni seviyorsam. İrem Altaş |
gördüğüm düşü anlatmak için uyandırdım onu: (adelıa prado) hiç uyumamayı dilerdim tanrıdan eğer son dileğimi sorsaydı ama uyuyorum işte ne kadar dirensemde sunaklara dökülen sular kanları temizlerken amazon ormanlarının koynunda çırılçıplak koşmayı isterdim annem sen olmalıydın yol göstericim sözlerinle tarantula kokan palmiyelerin arasında ürpererek uyanmazdım belki o zaman belki o zaman bedensiz simsiyah giysili hayaletlerde görmezdim arka odamızın bahçesinden pencereye çıkışlarını hayretler içinde seyretmezdim bu yüzden uyandıramadım yanımda uyuyanı dizlerimle çekip sokuldum yapıştım sırtına oysa sokak ışığı vuruyordu odaya kirli sarı tüylerim diken diken uzanmışlardı badanası çatlak tavana evet seni seviyorum ve neden yadsıyayım bunu annem gibi sevgilim gibi arkadaşlarım gibi ve morglarda sihipsiz kalmış ölüler şu günlerde sonbaharlar gibi evet seni seviyorum ve neden yadsıyayım bunu bakışlarındaki acı gibi yorgunluk gibi ve karşılığı olmayan her şey çıkarsız aşklar gibi evet seni seviyorum ve neden yadsıyayım bunu simsiyah saçlarında varoşların duvarlarında yaralı yüzler dolaşırken soluk alırken düşler ve sokak aralarında güneşten yoksun çocuklarla gezmeye çıkan sineklerle evet... seni seviyorum... ve neden yadsıyayım neden isteyerek uyuyayım şimdi sarıl bana doyasıya sımsıkı evladın gibi acıların gibi ailen gibi yağmur ormanlarında sonsuzluğa çamurlu bedenimle çırılçıplak uzanayım Necmi Dayan |
Sen özelimdesin yerin çok özel Aşkın haz veriyor Cananım güzel Kalbinin sahibi inanki benim Al kalbim senindir almasın yad el. Aşkının ateşi içimi yakar Gözlerim aşkınla aşk ile bakar Sensizliğim inan ömrümü yıkar Bana yoldaş olur gökte yıldızlar. Fuat Gürsoy |
Yokluğunda Savuruyor rüzgar yine sarı yaprakları Pencereme konan her yağmur damlası Gözlerimden akan yaş oldu sensizlikte Sensiz, yalnız soğuk gecelerimde Dalgalanır yüreğim yokluğunda Hüzünlere dalar gözlerim Ellerimi uzatsam içimi ürperten Tenini hissederim tenimi yakan Sonra dudakların gelir aklıma Eriyip gidişim kollarında Gerçekle düşler karışır o anda Benliğimi yakar ateşin Vazgeçilmezim olursun yeniden Güneşim olursun beni yakan Işığım olursun kör karanlığımda Tek umudumsun sen yangınlarımda Yıldız Şahbaz |
Sen gittikten sonra Çok sey değisti hayatımda.. Her gece senin hayalinle yatarken, Simdiyse Sevimli, agzı dili olmayan bir ayıcıkla yatıyorum… Biliyor musun o senden daha vefalı çıktı.. Sen hayatıma girdikten sonra; Onu bir kenara atmıstım.. Ama o senin gibi Pes edip kaçmaktansa Bıraktığım yerde beni beklemis! Keske sende dilsiz bir ayıcık kadar SADIK olsaydın sevgine ve bana.. Ben seni yanlıs tanımısım.. Sen gittikten sonra bosuna ağlamısım! Senin gibi adiler için DEĞMEZMİS! O kadar gözyasına…. Basta sen bana BİTTİ dedin.. Ama asıl sen deil ben seni içimde BİTİRDİM! NE KADAR ZOR OLSA DA!! (alıntıdır) |
Gözlerin Asla Yarınlara Islanmasın ne peki ? bir kuşluk vakti yana yakıla peşine düşmemin sebebi kendimi deniz sanarken su damlacıklarından bile kaçışım ... uyuyan yanardağlarımı uyandırıp gözlerini upuzun bekleyişim mevsim kırgınlıklarım.... çocuk inadım.... yalan yanlış kıskançlığım.... ne peki ? oysa sen...... düşlerini yitirmiş maziyi kurşuna dizmiş her aşka mecnun çoğalan anlam..... neden sözlerin kısa ? avutsan ya beni yalanlarla tutsan kollarımdan düşmesem uçurumlara.... ne peki aslolan ? bir özge sabah mı ? dert dolu şarkılar mı ? bir kaç dize şiir mi yaşantıma teselli ? söyle ne peki ? inanmazsın alnımda bile yokluğun yazar.... avuçlarımda hasretin... öyleyse ! son kez kandilim ol.... bir nursun dünyamda ışığınla, gideceğim yolu göster.. ah yar..... kaç asalet ayıklayıp şafağı gözlüyorum gider ayak yerli yersiz hüzünleniyorum ve bir söz vermeni istiyorum..... /gözlerin asla yarınlara ıslanmasın / asla..... söz ver........ aklım dolu.... kalbim deli ben senden gidiyorum.... hoşçakal sevgilim....... Nebile Aydın |
Ben Hancıyım Sen de Yolcu Nerden rastlamıştım sana, hayatımı zehir ettin, Beni böyle boynu bükük,bırakıpta nasıl gittin. Söyle,nasıl,nasıl gittin, dönüp arkana bakmadan, Gayri dönsen de fayda yok, kendi biletini kestin. Israr etme,hiç yalvarma,aşkta da bunun yeri yok, Kendin ettin,kendin buldun, bunda benim günahım yok. Ne oldu ki sana böyle,işleri sürdün yokuşa, Ben hancıyım, sen de yolcu, tren geçti, haberin yok... ... Cemil Öksüz |
Kuşanırım Gözlerini... Geceyi giyindim üzerime Mil çekilmiş gözlerim Mecnun’dan yadigar Köşa başlarında çığlıklanır varlığım Ne yana baksam Leylam var... Bir suret yansıması Bir deli hoyrat Ellerimden sızar ahir zaman Kuşanırım aşka dair ne varsa Kuşanırım gözlerini… Kurak yaşanmışlıklara inat Islak haykırışlar salarım yoklara… Gök yere diz çökende Yer göğe baş vuranda gel… Zehir zemberek birkaç kelam düşer dilime Kurduğum her cümle de can verir düşler Kalem kanar Kağıt kanar Şiir kanar… Yokluğun dolar alnımın çizgilerine Tırnaklarımla kazırım adının her harfini geceye Elim kanar… Kafa tutarım aynada ki yokluk yansımalarına Söverim – sayarım…. Dilim kanar Susarım… Girdap sarmalında esir varlık Susuşlar üryan Çırpınışlar acemi Ve bıçak keskinliği Ve yangın harı Ve başkaldırı Ve yokluğun Oyy yokluğun.. Elim kolum bağlı kaldım Vardan yok(a ) bir yol oldum… İmdat Özcan |
Biliyorum gideceksin Bir hoşçakal demeden... Avlusuz evler gibi Çıplak kalacağım... yad olmaz artık benim hüznüm Dem almaz... Gideceksin biliyorum Ağlar gibi ıslatacak toprak beni Ayaklarım Tutmayacak Kuşluk vakti sökülen Sığırcık sürüsü ömrüm.... Dirhem dirhem soluyacağım Sensizliği... Biliyorum Gideceksin Tırnaklarım Uzayacak ama Kesmeyeceğim... Ağlamaklı kalacağım Böyle kaç vakit Ama ağlayamıyacağım... Atila Öztel |
KALP HIRSIZI Hırsızsın işte, Hırsızsın sen, Sakın 'hırsız değilim' deme, Kalbimi çaldın, Kalbimi benden... Kalbim; Sessiz, Sakin, Yalnız yaşarken... Fırtınalar koptu, Depremler oldu, Kalbim fırladı yerinden, Sen kalbimi çalarken... Ömürlü Aksoy - Kayseri İLK GÜNLER Noktalama işaretlerini gerek var mı bilmemize? Bir soru işareti (?) düşünce içimize, Nedir bu deyip şaşmayalım(!) ikimizde, Ayrılığın ilk günüdür bunu bil... Aradan aylar yıllar geçtiğinde, Belki karşılaşırsak her hangi bir yerde, Küçücük bir nokta (.) da kalsam gönlünde, Hatırlarsın o ilk günleri bunu bil... Ömürlü Aksoy - Kayseri |
Hafife alma taşınmayacak kadar ağırdır sevgim Sana çok uzaklardan kocaman sevgi getirdim. Kendimi sana adadım, ben sende delirdim. Adın sevda ama sevgi yazıyor yüreğimde... Şaşırma bu halime, bence sana daha fazlası lazım. Seni sevgiler denizinde bırakmak yıkamak lazım. Bana dünya değil bir tek dünyan lazım Adın sevda ama sevgi yazıyor yüreğimde Deprem olsa da yer yarılsada sıcaklığını ararım Ben oldukca sen olacaksın, sen oldukca da ben varım. Dünyanın bir yarısı sensin, bir yarısıda ben yarim. Adın sevda ama sevgi yazıyor yüreğimde.... Onur Şevik |
Kaç kez, Dudaklarında tutuştu yüreğim… Kaç kez, Gözbebeklerinde eridim… Bir kez devindi ya ruhum ruhuna… O da yetti… Delirdim… Çölleri özleten susuzluklar içinde Serap da olsa Bir yudumluk mutluluk bekledim… Kaç kez, Tövbe ettim aşkına Ve sana kaç kez… Cehennemi aratan acılar içinde Kıvrana kıvrana, Yollarını bekledim, kaç kez… Gelmedin… Kaç kez, Kalbimde bıçakladım seni… Kaç kez, Kızgın şişlerle dağladım, kaç kez… Kardın… Tipiydin… Borandın… Bir an bile dinmedin… Tükenmedin hiç… Çoğaldın… Çoğaldın… Yine çoğaldın… Isırgan otu gibi Her yanıma dolandın… Oysa… Bir kez bile dokunmadın yüreğime Yüreğinle! ! ! Bekledim… Ben hep bekledim… Kaç kez gelmedin… Kaç kez… Bu aşkı Bütün acılarıyla Sana bırakıyorum… Sonsuz kere tövbe sana… Ve aşkına… Gidiyorum… Bursa, 10 Aralık 2009 Ali Özkan Asafoğulları |
Akşam kızıllığı gibi çöktü içime hüzün Alev gibi yanan saçlarınla dalgandı hüznün Çırpınıp can verdi içimde acaip bir hüzüzün Zümrüt gözlerin geçerken canevimden bugün sarmaş dolaş hayallerin batar dağlar ardında Bir sevda çıkar geceyle yan yana kol kola Düşüncelerim iflas etmiş, hayallerin bilinçaltımda Alevden saçların bağrımda dolandı bu gün Nişangahıdır yüreğim yitik bir namlunun Hatırasıdır canlanır gece yarısı sevdalının Bedenime yalnızlığı çöksede acılarının Kayboldum sevayın dehlizlerinden bu gün Itır kokuları serpilmiş seherde yer yüzüne Yakamozu sarar ışığının ay yerine bedenime Bir gün yok olup gitmek duruversin yeryüzünde Payitahtımı yere serdi bakışların bu gün Ahmet Selami Demir |
Aşk Aşk...Biçare yüreğimin yegane fırtınası... Hani şu kuşların bile kaçtığı kadar sert olan, Sonunda kırık dökük binalar bırakan... Tüm hayaller onunla gerçekleşir; canan, Ve tüm hayal kırıklıkları... Gözümden akan gözyaşları gibidir sevda, Aşkın zerafetiyle yanan... Çare bilmeden çöllerde yol alan... Gökteki yıldızları bilir misin ? Hani şu bir araya gelip ayı kıskanan... İşte sen o gökteki ay gibisin Yüreğimi yerinden oynatan... Sen takvim yaprakları gibiydin Hiç bitmeyecekmiş gibi başlayan... Ve ardına bile bakmadan sessizce dökülen, Kınından çekilmiş kılıç gibi,geri dönmeyen... Kendini bir de benim yerime koy, Geç aynanın karşısına ve kendinle yüzleş... Gör bakalım ardında bıraktığın harabeyi, Gör sevgi ve nefretimin ikilemini... Bir yalan bul ve saklan ardına Sonra da seyret oradan beni... Zavallı kalbimin nafile bekleyişini; Acı,hasret ve elemini... Bu haykırışlar çaresiz bir aşıktan... Şafakta bile güneşsiz kalan, Ruhu karanlığa mahkum bir çocuktan... Sıra bana geldi sanırım; Nokta koyma vakti o tarifsiz aşka... Aşk...Sonu gelmez gib rüyaydı gördüğüm... Aşk...Yalancı bir sahneydi öldüğüm... Hakan Yücel |
Olmasanda Yanımda Olmasan da yanımda..! Gülümsediğinde Çiçekler açardı içimde Yani sen varken; Mutluydum... İşte yoksun.. Bütün yüzler asık Çiçekler solgun Bütün aşklar yenilgin.... ...Sen içime düşen kadın.. Mutlu musun? Olmasan da yanımda..! Düşlerdim.. Gözlerinde zamanı unutur Saçlarını avuçlar koklardım Yani sen varken; Mutluydum... İşte yoksun.. Yaşam kırık dökük Koca şehir zifiri karanlık Bu kaçıncı paket sigaram Bu kaçıncı kadehim.... ....sen içime düşen kadın Mutlu musun? Olmasan da yanımda..! Kelimeler, sözcükler Pınar olur çağlardı içimde Cennet kuşları uçuşurdu Masal gibiydi yaşamım Yani sen varken Mutluydum.... İşte yoksun... Her şey karma karışık Gözlerim dolu dolu İçimde fırtına kalıntıları Güllerin boyunları bükük Seni gülümseten o adamda Yok artık.! Sen içim de dolaşan kadın Mutlu musun? Mehmet Tuncer |
Sıkıntıya Antibiyotik Gece ansızın çıkıveren bir geçmiştin benim için, Hiçbir zaman beklemiyordum seni, Sınırları zorlamanın bir anlamı yok zamanda, Kaybolan ve eriyen geçmişin ayak izleri, Karda yürürken izlerini belli ediyorsan geçmişte, Geleceğin kapılarını zorlama, Her sıkıntında bir antibiyotikim senin kalıplaşmış hayatında... Emre Türker |
Çok uzun zaman oldu Bir tek sen varsın yokluğumun farkında Bir tek sen hayalse bile yanımda Ağır öykülerin vefalı mağrur kahramanı Ödünsüz yaşamdan Parçamdan kılçıksız Diş bilemesiz hain dostlukta. Bir tek sen varsın özlemimin farkında Can cana gelince Yol yorgunu kapanası gözler Derin uyku canı çıkası Terin emek cilası Yerin gönül sevdası Sevdan ruhumun ekmeği Az biraz katık olup da Çok uzun zaman oldu Seni ciğer dolusu solumayalı. Bir tek sen varsın acemiliğimin farkında Dil sürçmesiyle yanlış söylenip Düzeltilmek istenirken hani daha da batan anların Sıkıntı teri gibi gece boyu İhaleli düşlerimin inşa yeri Kalbimin, damarımın umut neferi Az biraz özlem olup da Çok uzun zaman oldu Seni kokunla burnuma çekmeyeli. Namık Cem |
Seni Sevmek SENİ SEVMEK ÖLÜMÜ SEVMEK DEMEKMİŞ bir hayal bir yok oluşmuş seni yaşamak seni yaşamak ıssızlıkmış,sessiz sessiz kaybolmakmış gözlerden. seni sevmek nefes alamamakmış,boğulmakmış seni sevmek ölüme deli gibi aşık olup,ölümü deli gibi sevmek demekmiş eğer sevebiliyorsan sevdiğini nedensiz sevmelisin, eğer seviyorsan onun uğrunda herşeyi yapabilmelisin, eğer seviyorsan onun için ölmelisin çünkü onu sevmek ölümü sevmek demek olduğunu bilmelisin şimdi bir dilek tut içinden ama içinde ölüm kelimesi mutlaka olsun gözlerini kapat hayal et onun yanında olduğunu,aynı havayı teneffüs ettiğini düşün, gözlerine baktığını düşün düşünki kalbinden kopanları hisset, ona bakarken hayatının bir film şeridi gibi geçeceğini göreceksin,uyandığında onun yanında olmadığını gördüğünde, nasıl yaşayan bir ölü olduğunu göreceksin aşık olacaksın o zaman ölüme çünkü onu sevmek ölümü sevmektir,delice tutulmaktır sevdana bırakmamaktır,işte o anda anlayacaksın ellerini bıraktığında gözlerinden uzaklaştığında,ufak ufak uzaklaştıkça içindeki acıyı hissettiğinde,ölümü ve ona aşık olmanın ölüme aşık olmak olduğunu Yılmaz Tosun |
yaşarken ölmek seni yaşamak mı seni sevmek yok olmakmı seni için var olmak seni görmek bu hayatta ne bana dermisin zalim sana ömrümü herşeyimi verdim senden ben ne istedim biliyorum biliyorum sen benden kalbimi çalacasın ömrümü yedin be hayatımı mahpettin senin için çektiğim acıların hangisine layıksın sen bence nesin bilirmisin sen benim kıyamet alametimsin Alıntı... |
Kavak Yeli Ne de güzel bir sabah, mevsimlerden ilkbahar Bu mevsimde değişir, gönüllere düşer yâr Yüreklerde yangınlar, küle dönmüş, olmuş har .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... Yangını söndürecek, coşkun sevda seli mi? Bu bahar papatyalar, bir başka mı kokuyor Arılar bal topluyor, hem de petek dokuyor Karıncalar çalışıp, kışa ışık yakıyor .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... İçine sindirecek, coşkun sevda seli mi? Başları dumanlanmış, ulu ulu mor dağlar Yemyeşile boyanmış, üzüm veren o bağlar Nisan yağmuru yağar, sel olur coşar çağlar .......... Nedir baştaki esen, yoksa kavak yeli mi? .......... Başını döndürecek, coşkun sevda seli mi? Masmavidir gökyüzü, güneş bir başka doğar Yağmur olur bulutlar, yere bereket yağar Açar lale menekşe, güller kokuya boğar .......... Nedir baştaki esen yoksa kavak yeli mi? .......... Hasreti dindirecek, coşkun sevda seli mi? Başımda esen rüzgâr, meltem değil poyrazmış Yârin bana yaptığı, hep edaymış nazmış Yüreğindeki kormuş, aşkı dilde niyazmış .......... Nedir baştaki esen yoksa kavak yeli mi? .......... Gönlümü kandıracak, coşkun sevda seli mi Nilüfer Sarp |
AYRILIK ayrılık kıskançlığın ta kendisidir ayrılık güvensizlikten kaynaklanır ayrılık savaşın en büyük göstergesidir ayrılık ölümdür, ölüme kucak açmaktır ayrılık gururdandır, onurdandır ayrılık sevimsizdir ayrılık göreslemektir ayrılık düşünmektir ayrılık yolculuktur ayrılık gitmektir ayrılık şaşkınlık yaratır ayrılık en değersiz unsurdur ayrılık kavgayla başlar ayrılık umuda kaçmaktır ayrılık dört duvar arasındadır ayrılık aykırılıktır ayrılık bedeninden kopmasıdır insanın ayrılık deniz milidir, insanın pusulasıdır ayrılık zamandır ayrılık üzülmektir ayrılık şımartılmıştır ayrılık iki ipin ucuna tutunamamasıdır ayrılık sevdadan başlar ayrılık bir ezgiden başlar ayrılık bir anlamda doğruluktur ayrılık yanlışa neden olur ayrılık bir öyküde, bir şiirde, bir kitapta başlar ayrılık dağların tomurcuklarındadır ayrılık çiçek açtırmaz ayrılık yitirmektir ayrılık gece olunca başlar ayrılık gündüzün konuşmalarıdır ayrılık tutuklu kelimelerin imgesidir ayrılık şairlerin başını yakar ayrılık edebi yolculuğa çıkarır insanı ayrılık kimsesizliktir ayrılık beyazdan kararır ayrılık mutluluğa yol açacağını düşünür ayrılık kendini kandırmasıdır insanın ayrılık yabancılaştırılmıştır ayrılık eser, estirir ayrılık çözümsüzlüğü bitirir ayrılık ihtiyaç duyarsın ayrılık değişimdir ayrılık insanın elini şaraba uzatır ayrılık gözetmeksizin… ayrılık ilktir ayrılık hiç düşünmediğin yerde karşına çıkar ayrılık pazarlıktır ayrılık öfkeden başlar ayrılık mektuptadır ayrılık cesarettir ayrılık yasalara karşı değildir, içindedir ayrılık kanundur ayrılık insanın insana verdiği cezadır ayrılık gözyaşıdır ayrılık gül değil, gülün dikenidir ayrılık inanmaktır ayrılık yalnızlaştırmaktır ayrılık inadınadır, inadına… ayrılık küfürdür, küfürden başlar ayrılık insanı hasta eder, ilaçlaştırır ayrılık kültablasının içine sığınmasıdır insanın ayrılık yazmaktır ayrılık bu şiir gibi saçmalıktır Erdal Eksert |
İhtiyar Aşık Yıllardan beridir ağaran teller Bu akşam parıldar şakaklarımda "Bu gece ömrümün en son demi, der Büsbütün ağarsın varsın yarın da.." Çırpınır göğsünün içinde kalbi Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi Nedir bu esrarlı halin sebebi? Neden parlıyor o gözler? Bir oda: Yaşlanmış, altında ipek bir sedir Bir kız ki ay ondan parlak değildir Öptükçe ağaran bir gül denilir İhtiyar bülbülün dudaklarında Ahmet Kutsi Tecer |
Hasretin yakıyor her gün kalbimi Gözlerin gözlerimden hiç gitmiyor Kalbindeki ateş yakıyor beni Gönlümü gönlünden ayıramadım Şaşırdım yolumu bulamadım ben İnsanca sevgine doyamadım ben Aşkın ateşidir bağrımı yakan Sevda güneşidir kalbime akan Yıldızlara tutunup sallanırken Gönlümü gönlünden ayıramadım Şaşırdım yolumu bulamadım ben İnsanca sevgine doyamadım ben Turgut Çakır |
Kanatsız Zamanlar Kuşum Ellerimle tuttuğum koca karanlıkta Yüreği yorgun bir Kırlangıç avuçlarımda... Yıldız yörüngesinde hep sevdaya alacaklı Döndü durdu, Vurdular... Kurşunu buza kesmiş ayrılık nişancıları Hedef şaşmadan tam isabet.... Oyuncular Çürümüş izansız hayat oyuncuları Tek tek gelin karşıma... Meydan sizinse Aşk hep benim... Dokuz yaralı melek Kanatları kırık, göç yollarında omuzlarımda Zamanları yok olmuş Onlar hep masum ,aşk hep ziyankar, Her daim günahkar... Delice yağıyor kızıla bulanmış yağmur.. Sel oluyor Kendi yalanlarında boğuluyor sahte süvariler Öfkeli bir koşu bu Yanmak için kendi ateşlerine... Sevgiliye... Dokunma rüzgarın kanatlarında uçuşan özgürlüğüme Sana suskunum Dilimde hüzünlerin demli tadı Boyun eğmisliğim bir tek kendime.... İnançlarımın koğuşunda takılı bir kanca gibiydin Ne kadar asılsam varlığına Acıtıyordun... ( Sende kalan kanayan ruhumun resmidir şimdi ) Öpsem gözlerinden Bırakırmıydın beni boşluğunda mavi hasretinin Sonsuzluğuna... Düşermiydik birlikte Kefeni taze hayallerin son nefesine.... Yıldız Parlak |
SEVİYORUM SENİ Yeni bir gün, yeni bir başlangıç... Yeni bir ümit... Ve... Soğuk ve yağışlı bir bayram sabahı. Heyecanlıyım, Ve suskun, Ve daha cesaretli... Uzaklardan gelen, İçimde bir yerlere gizlenmiş, Sadece sesini duyabildiğim bir yabancı. Karşımda... Yabancı değil artık bana ve duygularıma. Zaman akıp gidiyor... Duyulması istenenler duyuluyor... Bazen sessizlik alıyor sözü. Bazen de bakışlar anlatıyor söylenemeyenleri... Neydi istenen? Yaşadığımızın, paylaştığımızın adı neydi? Herşey söylenmiş miydi? Derken... Zamanı gelmişti ayrılığın... Bir yabancıydın beklediğim... Ve şimdi sevdiğim adamsın, özlediğim... Seviyorum seni |
Nedir derdin söyle diye Bir gün bana sormadın Yüzüme bakmakın Bilsen nasıl acı çekdim Kendim kimse görsün istemedim Candan seveni bekledim Bu günün yeniden yarınları var Mutluyduk belki, bu güne kadar Ya sonra, ne yaparım senden sonra Acımadan geçer yıllar Zamanla yalnızlık başlar Yola çıkar pişmanlıklar Kal, sevgini de al Gidiyorum ben, sen hoşça kal Bilmem nasıl yaşarım ben Böyle karşılıksız severken Kopmalıyız iş işten geçmeden Alışkanlık betermiş hepsinden Korkuyorum her biten günden Bırak kalbimi sen şimdiden |
Zülfesinden dökülen iksiri içtiğim an, Anladım sevdasını kıyamdaki Elif'in. Kaç bin melek Elif'çe kıyamdadır göklerde Kaç bin Elif koruyor, gökleri devrilmekten Bir Elif etrafında dönüyor cümle âlem Ve Elif'ler yazıyor, yaralı nice kalem Dağların hayalinde Elif'çe durmak vardır Kuşların aradığı Elif'in zülfesidir Serviler Eli f'çe bir teslimiyet içinde Eğilir rûzigârın mest eden huzurunda Balıklar deryalarda kayıp Elif'ler arar Dalgaların arzusu Elif'çe yükselmektir Mücerred Elif idi Mecnûn'un aradığı Elif'i sinesine batırıp yandı Leylâ Fuzûlî'nin gözünden akan yaş Elif oldu Elif Elif yükseldi gönüllerden vâveylâ Saf saf oldu şiirler huzurunda Elif 'in Bâkî'nin musallâda son gördüğü Elif'di Sen ki Elif yazansın, boyunca güzel olan, Zülfesi zülfün gibi, sevdalar tutuşturan… Bir kere "âh" yazanda, yıldızları yandıran, Cennette her hûrinin gıbta ile andığı Ve Elif 'i yaratan Rabbimin nimetisin Seni kanlı sineme Elif diye çekeyim… Kaç Elif mikdârınca haykırayım sevdiğim Gönlümde ummanlarca büyüyen bu sevdamı… Bir "He" gibi kıvrılıp, seyretsem endamını… Beraber bir "âh" olup yükselsek ötelere, Bilmem ki, bu sevdayı anlatmış olur muyuz, Kıyamette huzura çıktığımız vakitte... Ekrem Kaftan |
aşk bitti. elimden sanki minik bir balık kayıp gitti. aşk bitti. içimden sanki bir şeyler kopup gitti. aşk hiç biter mi? hiçbir şey olmamış gibi boşlukta kaybolup gider mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? kalır adımızla bir sokak duvarında, bir ağaç kabuğunda, bir takvim kenarında, kalır bir çiçekte bir defter arasında, bir tırnak yarasında, bir dolmuş sırasında, kalır bir odada, bir yastık oyasında, bir mum ışığında, bir yer yatağında, aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? kalır dilimizde yinelenen bir şarkıda, bir okul çıkışında, bir çocuk bakışında, kalır bir kitapta, bir masal perisinde, bir hasta odasında, bir gece yarısında, kalır bir durakta, yırtık bir afişte, buruk bir gülüşte, dalmış yürüyüşte, aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? kalır bir sokakta, bir genel telefonda, bir soru yanıtında, bir komşu suratında, kalır bir pazarda, bir kahve kokusunda, bir tavşan niyetinde, bir çorap fiyatında, kalır bir yosunda, bir deniz kıyısında, bir martı kanadında, bir vapur bacasında, aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? aşk hiç biter mi? alın size sebebi :):):) |
KADINLAR GÜNÜN KUTLU OLSUN KADINIM Kadınım ben eşim anayım yarim El ele omuz omuza her yerde varım Bu eşsiz vatana kurban olayım Kadınım her yerde varım diyorum Doktor oldum doğum ölümler gördüm Hemşireyim hastalara şifalar verdim Hakim oldum masumları kolladım Kadınım her yerde varım diyorum Yunus oldum halka güven sağladım Kaptan oldum denizlerde rota kolladım Hostes oldum havalarda hizmetler verdim Kadınım her yerde varım diyorum Avukat'ım daima masumiyetten yana Memur oldum marş marş görev başına Postacıyım mektuplar getirdim sana Kadınım her yerde varım diyorum Jokey oldum yarış atlarını koşturdum Amigoydum maçta sizi coşturdum Depremlerde acil yardımlara koşturdum Kadınım her yerde varım diyorum Manken oldum hep modayı bende izledin Rehber olduk yol gösterdik gezdirdik Her kötü günlerde birlikteyiz söz verdik Kadınım her yerde varım diyorum Subay olduk silah sıktık vurğuncuya haine Emret komutanım geldim hemen göreve Öğretmenim A.B.C.'yi benden öğrendin Kadınım her yerde varım diyorum Aşçıyım tatlıyı, böreği elimden yedin Bağlarda tarlada çileler dertler çektim İnek sağdım yayık yaydım çicekler ektim Kadınım her yerde varım diyorum Ressam oldum ölmezliği ben çizdim Artist oldum türlü rollerde ben gezdim Kadınım vatanıma milletime söz verdim Kadınım her yerde varım diyorum Şair oldum satır satır siirler yazdım Boksör oldum tekme tokat salladım Atlet oldum rakiplerimi solladım Kadınım her yerde varım diyorum Kadın oldum sevgilime mutluluk verdim En kutsalı anne oldum yavrularımı sevdim Psikoloğ idim insanları şefkat ile izledim Kadınım her yerde varım diyorum Şoför oldum arabamla gazladım Star oldum sahneleri ben salladım Mebus oldum ben milletimi kolladım Kadınım her yerde varım diyorum Türkiyede otuzaltı bin kadının sesi %80 beylerden şiddet gören kendisi Kadın asildir yuvasının tek efendisi Kadınım her yerde varım diyorum Ebe oldum doğumlarda göbekler kestim Dadı oldum bebişlere ninniler dizdim Babaanne oldum artık torunlar düzdüm Kadınım her yerde varım diyorum Adım Döner döne döne ne işler yaptım Türkiye'm Vatan'ım Bayrağım sana taptım Yaşadım bu dünyanın ******* ben sattım Kadınım her yerde varım diyorum DÖNER ÖZEKE 08.03.2005 |
CANIM ANKARAM Eskiden dolmuşlar muavinler vardı Medeniyet geldi mazide kaldı Avrupa birliği kapıyı çaldı Aman dostlar ANKARA ne harika Ulusta Hisarı Kalesi ne hoş Anafartalardan adliyeye koş Atpazarı bakırcılar carşısı Aman dostlar ANKARA ne harika Hacıbayrama git yarı hacı ol Ahrete gideni bu camide gör Ölüm aklında mı bir kendine sor Aman dostlar ANKARA ne harika Gençlik parkı genç kalanlar gezmiyor Hergele meydanı neler gizliyor Ulus ta ATATÜRK bizi izliyor Aman dostlar ANKARA ne harika Dışkapı sırayla pavyonlar barlar Yıba çarşısında kaybolan canlar Meşhur benderesi ne sırlar saklar Aman dostlar ANKARA ne harika Dışkapıda Gülhanesi Gatası Etlik kavşağında S.S.K hastanesi Nerde yıkılmışmı halk pastanesi Aman dostlar ANKARA ne harika Etlik ayvalıdan çıkarsın yola Keçiören şelalede verirsin mola Aydınlıkevlerde Altınpark rüya Aman dostlar ANKARA ne harika Altındağı gelin gibi süzülür Ankaranın her yöresi gezilir Ankarayı görmeyen dostlar üzülür Aman dostlar ANKARA ne harika Aydınlık siteler altmmış evleri Saime kadında Şehitliği görmeli Çinçin bağlarında mezarlığı gezmeli Aman dostlar ANKARA ne harika Mamak Muhabere nöbette bekler Mamak yokuşunda motorun tekler Türk Askeri heran yasak bölge der Aman dostlar ANKARA ne harika Akdere deyince şaşırıp kalma İmrohol yolunda aşıklar turna Cebeci dört yolda tarih sorgula Aman dostlar ANKARA ne harika Demetevler karşıyaka mezarlık Ankara'ya göktaşından nazarlık Hayat ile etmeyin ha pazarlık Aman dostlar ANKARA ne harika Yenimahalle Demet Çiftlik kavşagı Hayvanat bahcesi ANKARA çayı Batıkent ostimi Sincan fatihi Aman dostlar ANKARA ne harika ATATÜRK ormana kurmuş çitfliği Orada avlarmış yaban kekliği Hele birde verir isen tekliği Aman dostlar ANKARA ne harika Etimesgut aşti of aklım şaştı Emekten Bahçeli ANIT kabiri ATATÜRK'ü her fırsatta görmeli Aman dostlar ANKARA ne harika Akköprüsü Optimomu Armada Beş boyutlu sinemalar orada Fatihtedir harikalar diyarı Aman dostlar ANKARA ne harika Devletin sahipsiz insanlarından Hava kuvvetleri Genel Kurmayı Meclisin önünde soluk almayı Aman dostlar ANKARA ne harika Kızılaya indim şaşırdım kaldım Şapkamı kafamdan düşürdüm kaldım Kotlu,mini etekli kızlara daldım Aman dostlar ANKARA ne harika Sıhıyeye indim sekerek gittim Zafer carşısını ziyaret ettim Kültür,Sanat,Kitap,Kaset zebildi Aman dostlar ANKARA ne harika Gima'nın önünde randevu bana Sakarya başını sallatır sana Barlarda ozanlar dinletir bana Aman allah ANKARA ne harika Gimayı sollayıp Karanfile gir Her adım başında seyyarları gör Bilmesen adresi büfelere sor Aman dostlar ANKARA ne harika Konur sokak koçlar gibi bekliyor Bütün gençlik orda horan tepiyor Canlı müzik ruha neşe katıyor Aman dostlar ANKARA ne harika Harika camiyi görmek istersen Ruhuna cenneti sermek istersen Kocatepeye de hele bir gel sen Aman dostlar ANKARA ne harika Tunalının kibarlığı hoşluğu İçinizde dolduruyor boşluğu Dinlenmek için Kuğulu parkın hoşluğu Aman dostlar ANKARA ne harika Ataküle, Ankara'nın yüksek tepesi Çankaya yıldızda uydu sitesi Ne güzeldir şu botanik bahçesi Aman dostlar Ankara ne harika Hadi dostum ayağına paten tak Uçak gibi uçarsın nerde fark Ataküleye çık Ankaraya bak Aman dostlar ANKARA ne harika Döner'im Dönüp de şaşırdım kaldım Ankaranın güzelliğine daldım Kendimi ankaranın bağrına saldım Aman dostlar ANKARA ne harika DÖNER ÖZEKE 07.02.2005 |
Sana aşıktım ben, aşık! Hem de en güzeliydi yaşadığım aşkların. Gülen gözlerinde bulmuştum onu. Tek isteğim büyütmekti o güzelim yeşertiyi. Sevgimiz harlansın diye Odun istedim senden, odun! Ocağımız yansın, sevgin büyüsün istedim. Aldın o ateşi sen! Azgın sulara gömdün. Söndürdün kıvılcımları, Hiç, hiç beslemedin sen beni. Aç kodun, zayıflattın ateşimi Yanan korlarım küle döndü sayende. Söndürdün bendeki ateşi ya, Canın sağolsun... Muradiye Yollu (söğüt) |
Gel Deme; Gelirsem Gidemem Bir ayrılığın çekilmiş en güzel resmiydik! Ne senin duvarında asılıydı o resim ne benim cüzdanımda saklı.. Sen yetinmeyi bilmezdin,kendine bile yetmezdin! Ellerim mi tutacaktı seni bazen hiç gelmezdin! Evinden sıkıldığında sığındığın bir otel odasıydım senin için Sadece uyumayı becererip sabah olunca defolup gittiğin.. Beceriksizdim.. Gitmeyi hiçbir zaman öğrenememiştim seninleyken.. Sen gidince,gitmek zorunda kalmıştım sadece.. Sakın çağırma gelemem! Ezberim kuvvetli değil,nasıl gidilir unuttum Gelirsem bir daha gidemem! Tüm dillerde unut gel demeyi..kekeme ol Önce gel de bana sonra me..(gel-me) Sen her zaman yaptığın gibi başka tenleri ağzında gevele! Elçin Gelir |
İyi ki geldin bana.. Gelip boş olan yanımı doldurdun.. sonbaharın matemine dokunup da gizlice.. sol yanımda durdun.. ışıyan bir alev gibiydi gözlerin.. önce ılık bir rüzgarla sardı yüreğimi.. sonrasında volkanlar yokladı düşlerimi.. ve sen bir daha hiç gitmedin.. hep o serin güzde.. hep olacağın yerde.. yüreğimde.. sol yanımda.. bekledin.. bir gün.. ‘her şeye inat kal’.. dedin.. karşı çıkıp da inadına alıp başını.. gitmedi… bekledi gönül… durdu ve bir nefes aldı… gördüklerini göremediklerini bir bir saydı.. hepsinde esen ılık bir rüzgar vardı.. rüzgar tekrar tekrar sararken nefesini.. gitmedi.. gözlerini kapayıp onca söze inat.. bekledi.. gittiğin uzak şehirlerden.. dönüp de ellerinden tutmanı.. gelip de bahar gözlerinle bakmanı.. kavuşup da bir daha kopmamayı.. bekledi.. iyi ki de bekledi.. geldiğin gün anladı.. bitmemişti bu masal.. her ne kadar bitti dese de.. her ne kadar bitmesi gerekse de.. bitemedi.. bitmeyecek sonsuza dek sürecekti.. kaç baharları eskitecek.. kaç kez rüzgarlarla kanatlanıp da.. ellerime değecek.. saçlarımdan usulca öpüp türkümüzü söyleyecekti.. iyi ki diyorum şimdi.. iyi ki sevdim ve seviyorum seni.. Seni düşlüyorum sevgili seni Henüz tanışmasada tenim teninle Kapattıgımda gözlerimi karşımdasın Beklediğim sen olmalısın sevgili sen Bir sevda masalı gizli içimde Düşlerimde beklediğim aşk sen Senden önce yoktum zaten ben Özlediğim sevdiğim bir sen Hayaller kurdum gözlerinde Huzuru neşeyi buldum sözlerinde Yeniden yaşattın aşkı sevgiyi Beklediğim özlediğim sen olmalısın Sen........ |
Gözlerime bak! .. Göreceksin içimdeki seni.. Göreceksin birdamla umut için Terkedilen dünleri... Ağlıyorsam dokunma! Islanmasın yüreğin.. Dağılmasın yüzümdeki çiseler... Kimbilir kaç yağmur daha Üşüyecek bu beden Ve kırılacak filizlenen ümitler... Bak.. İyice bak gözlerime Bulduğunda kendini çekinme Kopar git karanlığımdan Düşmesin yanlızlığımın gölgesi üstüne.. Giderken gönlümü al Biraz olsun bana da bırak Gülümseyen aydınlığından... Ağlamalıyım.. Doya doya.. Yıllanmış anılarımı sancılarımı Sana ve aşka dair ne varsa Koyup cebime herşeyimi Suskun bir deniz seferinde Atmalıyım balıklara... Gözlerime bak..Son kez.. Göreceksin.. Anılarda sen Sende ilkbahar Ve gözbebeğinde kaybolmuş Yorgun hiçliğiyle bir ben.... |
Bitme bitme!bak,içtim,yürüdüm,kederlendim denize girdim,üşüdüm,sana geldim düş bitmeden sen bitme bitmeden sevgi gitme bitme!bak,koştum,savruldum,hep örselendim cıgara ziftlendim,ille de seni sevdim uzaklarda öyle çok kederlendim günler bitmeden bitme bitmeden hasret gitme bu yangın geceler,bu intihar gidersen paramparça yüreğimde ağıtlar bu dolunay gecenin göğsünü yarar benim göğsümde de sana geniş bir yer var düş bitmeden sen bitme bitmeden sevgi gitme... Yılmaz Odabaşı |
Gece Yıldızlara tutundum Gidiyorum gündüz gece Kimin umurunda Sana aşkımı söyledim Dinlemedin beni Oysa seni sevmiştim Anlamdın beni Ne olur küs ayrılmayalım Yıldızlar darılır bize Bu dünya yalan dünya Sevelim sevilelim Aşk şarkıları söyleyelim Dinlemedin beni yine Oysa seni çok sevmiştim Ama anlamadın beni Turgut Çakır |
Gülüm.... Atsam kendimi çöl'lere,kalsam susuz, Sen yoksun diye artık,umut'lar da umut'suz, Sevmiş bir kere gönül,ne yapsın masum ve suç'suz, O gönül benim,suç'lu benim be gülüm..... Biliyorum çoluk,çocuğ'a karıştın,artık nafile, Ama susturamıyorum,yakınıyor,haykırıyor,geliyor kalbim dile, Bende sana açılıyorum,bunların umut'suz olduğunu bile bile, Umut'lar belki dile gelir,diyorum be gülüm..... Avunuyor bu kalbim,eski hatıra'ların hatırına, Odak'lamış kendisini sevgine,bakamıyor sağına,soluna, Sensiz'lik iyice beliriveriyor,kalınca yalnız başıma, Yalnız'lığa böylece alıştım,be gülüm..... Feryat,figan'lar kopuyor içim'de, Durduramıyor,susturamıyorum,hiçbir şekil'de, Diyorum kaderim'de,bu şekildey'miş,çilem'de, Çekmeye alıştım artık,be gülüm..... Gün'ler bana,sene'ler kadar uzak, Sanki her bir zaman,kuruyor bana bir tuzak, Sensiz'lik dünyam'da,olmuş salkım saçak, Ne yapayım? ,buna da alışırım be gülüm..... Saçıım'da sayısız belirmiş,beyaz kıl'lar, Artık benim'de,dünya'dan gitmemi istiyor yıl'lar, Her bir anımı,hatıraların'la dolduruyor zaman'lar, Bir türlü aklım'da,çıkmıyorsun be gülüm..... İbrahim Tetik |
Sen kırk yılda bir gibisin. Sen içimdeki çocuğun sessiz çığlığı Sen içimdeki yaşlı adamın yalnızlığındaki görünmeyen yüzüsün. Hiç yazılmamış ve belki de hiç yazılmayacak alın yazımsın Ve hiç yaşayamayacağım ikinci hayatımsın. Sen ilksin… İlk aşık olduğum ilk çıktığım ilk üzüldüğüm değilsin Ama sadece ilksin. Kimsin? Nerden geldin? Nereye gidiyorsun bilmiyorum Ama biliyorum “Gideceksin”. Yüzüne baktığım zaman gördüklerimi bağırmak istiyorum Ama korkuyorum bir daha görememekten. Ve susuyorum… Bu ben değilim aslında Korkan susankaçan… Kim bilir belki de bu senin hayat boyu üzerinde çalıştığın Usta hareketlerle şekil verdiğin Ruhunun bir kısmını üzerine üflediğin Ve bana verdiğin bir sanat eseri. Senin Şekillendirdiğin hayatın bir parçasıyım. Bu Benmiyim bilmiyorum. Sen en az ortak özelliği olanımsın Sen en küçüğüsün hayatımın Ve en büyüğü kalbimin. Kalabalıkta ki yalnızlığım Gürültünün ortasındaki sessizliğim Unutmadığım birkaç isimden biri Ve sen ilk sustuğumsun. Sen yolda yürürken hayalini kurduğum Ama hayallerime sığamayacağın kadara güzel olan Ve bi o kadara da ulaşamayacağımsın… Sen hep hayalini kurduğum Kimselerin ve benim de bilmediğim o yerde Denize bakan ağaçların arasındaki ahşap evimin önünde Yakamozu seyreden kişisin… Sen aşkımla kalbini vurmak istediğim Ama vuramadığım tek hedefsin. Sen benim yağmurlu ve karanlık bir gecenden amansız çıkıp gelen Müjdeli haberimsin. Sen yüzüne severek dokunmak istediğim Ama bir türlü dokunamadığım ilk insansın. Sen ilk yazdığım değil İlk sakladığım şiirsin. Sen ilk girdiğim sınav değil İlk kaybettiğim sınavsın. Sen yaşadığım değil Yaşamadığım hayatımsın. Ve sen hayatımın ilk sonusun. Sen bu kokuşmuş dünyada yıllardır aradığım ve geç bulduğum Masum çocuk yüzüsün. Uzağımdaki yakınım yakınımdaki uzağımsın. En yakınında olmak istediğim ama en uzağında olmam gerekensin. Ve aslında sen ilk ve teksin. |
Yıllardır özlediğim sen’mişsin meğer Kalbimde gizlediğim can’mışsın meğer Yürekten özlediğim yar’mışsın meğer. Ben seni bekledim hep bir ömür boyu Özlediğim sevgili senmişsin meğer… Tut ellerimden artık bırakma beni Seni çok seviyorum ağlatma beni. Dünyada hiç dost yok ki unutma beni Ben seni özledim hep bir ömür boyu Acımasız ellerde bırakma beni… Gözyaşlarım kurudu ağlayamam ben Aşk denizlerinde yaşayamam ben Ölürüm canım senden ayrılamam ben. Ben seni özledim hep bir ömür boyu, Sensiz yaşamaya hiç dayanamam ben… Erdinç Sert |
Parça teSirLi sanCıLar düşüyOr kaLbime… “ -susmak aşkın dilidir- diyen sevgili konuş şimdi, kelimelerine ihtiyacım var…” Parça tesirli sancılar düşüyor kalbime… düştükçe uçurum, sancıdıkça aşk… ve aşklaştıkça kalp daha çok parçalanıyor hayat yaklaştıkça daha bir özlüyorum kabul ediyorum,galibimsin ve ben her şeyini savaş alanında bırakan mağlup bir komutan gibiyim şimdilerde.. tüm zaferlerimi sende yitirmişim kör bir şahinin gözleriyle yol arıyorum kendime sana çıkmayacağını bildiğim yolları görmekten korkuyorum belki de kim bilir?.. çıkmaz sokaklarda kısır kalıyorum döngülere.. ve ben dönemezken kendime labirentlerinde kaybolmuşken, sağım sen, solum sen, yolum sen, yönüm sen olmuşken, senden gayrısına yok,yokluğuna râm olmuşken, susma ömrüm!... yol kesil cehenneme... keskin bir virajsın içimde bir türlü alamadığım.. ne zaman geçmeye kalksam senden, ya bir uçurum boşluğu, ya bir şarampol oluyor sonum.. uzanan elleri tutmuyorum.. yüreğime taktığın alyans tutuyor içimi, içini bırakmıyorum.. dul bir hasrete yâd/igar kalıyorum ötelerde Yar dediğimi ağyar, yaban dediğimi yar sanıyorlar.. Sancılanıyorum sessizliğine Tam vakti; susturucu takılmışken yüreğime, haykıramazken, her kurşun içimi parçalarken, infilak ederken isyanlarım sensizliğe, ve akarken gözümden ırmak ırmak, susma ömrüm!... ateş kesil cehenneme... tüm piyonlarım tükendi. Elimde bir şah… nereye koysam kendine mat çekiyor.. Cemreler ihanet ediyor adına, Aslı hükümsüz.. kendini bile ısıtmıyor.. adım lâl kalıyor zemheri ayazlarına.. d-üşüyorum.. muhaciri değilim gayrı bu Arafın.. ne cennet kokabiliyorum, ne cehennem yanabiliyorum.. kendimsiz bir kent kuruyorum yokluğunun sokağına.. baykuşlara sakinlik yapıyor kentimin ıssızlığı… sesine parazit yapan bir sesle yıkılıyorum uğraşma aşk..! kal(n)dıramazsın; kumdan kaleler gibi bir rüzgarlık değil, bir cümlelik yıkımlarım.. bilmem ki hangi rihter ölçer sarsıntılarımı.. artçı sellere verirken sitemimi, sana “sus”arken, ölüme “su”sarken, müptelâsıyken kahramanı bıçaklanmış masalların aşk için aşıkları ezip geçmişken, susma ömrüm!... şehâdet getir cinnetime... öznesi sen olan bir ömre verdim adını, ki ölüm yar olana kadar tek yar dediğim ol diye.. sana geldim, ölüme yar etme diye. Susma diye çırpınışlarımın tek müsebbibisin.. Biliyorum aldırmıyorsun Dönmeyeyim istiyorsun sultanlığına Ve aslında aşk’tan korkuyorsun Zulmetin sırtımda yama olurken yar’alarıma Hani olur da geldiğimde bir gün kapanacaksa yüzüme şehrinin kapıları, her lisanı lâl bırakan bakışlarım anlamını yitirecekse eğer ve el elini tutacaksa ellerin, Elimde değil yanacağım O vakit gülüp geçeceksen yangınlarıma, Sarmayacaksan, Benimle kınanıp, benimle yanmayacaksan, Cennetten kovulmayı göze almayacaksan, Bir sözüne çölde vaha gibi susarken öyle umarsız susacaksan… sen de sus ömrüm!... Sus!.. Sus ki, ölüm bana yar, ben ölüme YAR olayım… sen toprak kesil cesedime |
Gel Artık Üzme Beni Gözümden yaşlar akar Güller açmadan solar Gönlüme hicran dolar Gel artık üzme beni Sevda güneşim doğsun Ayrılıklar son bulsun Kalbimiz aşkla dolsun Gel artık üzme beni Beklerim ben vuslatı Geçmiyor aşk yarası Zindan etme hayatı Gel artık üzme beni Gözlerini kapama Yüreğimi dağlama Yeter canımı yakma Gel artık üzme beni Her yanım hatıralar Günüm seninle başlar Bana kerem diyorlar Gel artık üzme beni Soner Keskin |
| Saat: 11:42 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık