![]() |
Yurtta Sulh Cihanda Sulh Eh ne yapak hemşerim? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Bulgar mı? Allah kerim. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Aman ha aman aman, Hiç boşuna ağlaman, Bize umut bağlaman, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Evet Bulgar domuzu, Asıp kesiyor sizi. Siz de anlayın bizi! Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Öyle deme be gardaş, Baş kesiyor Bulgar baş...' Ne yapalın arkadaş? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Yunan da uzattı dil, Tutturdu oniki mil. Fakat önemli değil, Yurtda sulh, Cihanda sulh! 'Yahu yirminci asır, Yamyamlar hür, Türk esir' Yani bizde mi kusur? Yurtda sulh, Cihanda sulh! Şimdi desek Türk heder... Elâlem Turancı der. Neme lâzım birader. Yurtda sulh, Cihanda sulh! Özbeöz gardaşız be... Bulgar vururken darbe, Hala mı tövbe... tövde... Yurtda sulh, Cihanda sulh! Düşmüşsünüz denize, Ârif ne yapsın size? Atamız dedi bize, Yurtda sulh, Cihanda sulh! Ozan Arif |
ACI BUDUR Sen gittin Herşey yarım kaldı Herşey değişti Kuşlar bile uçmaz oldu Dağlar bile durgun Ne senden haber ne sesin çıkıyor Bu koca dünyada kalmışım yalnız Ne desem değişmiyor Gözyaşlarım dinmiyor Acım geçmiyor Herşeyim gitti Sen gittin Bir yanım ölü Bir yanım kan ağlıyor Ne kaldı ki Bu çile benim Bu keder benim Ölsem ne fark eder Ne bu dünyada benim oldun Ne öbür dünyada benim olursun Her yerde sensizlik Oysa nasıl sevmiştim be Her şeyim dedim Canım dedim Ölürüm dedim Ama gitti Olmadı benim olmadı Benim değil o Kader kısmet derler ya Benim yazımda bu Sensizlik. Zeynep Şahin |
* Emanet * * Emanet * Emanetse bu can bedende O zaman nedir ki bu elem üzüntü niye Mademki terk edecekse seni, bir gün bir yerde Hazır ol emaneti teslim etmeye Hüseyin Topçuoğlu Hüseyin Topçuoğlu |
Çağırsan Gelirim Bir zamanlar seni sevmiştim Üstelik uzaklarda olmana rağmen Ama seni sevdiğimi söyleyemedim Kim bilir şimdi sen nerdesin. Ne yapıyorsun bilmiyorum Hayatında başkaları vardır belkide Bense yine kalem elimde Bembeyaz kağıt ise önümde. Senin yanımda olduğunu hayal ederek Bir şiir daha yazıyorum sana Kim bilir belki bir serap görüyorum Uyumadığıma rağmen. Bir hayal görüyorum ne görürsem Göreyim hep sen varsın aklımda Biliyorum ki sen nerdesin Ben nerdeyim ama bunu iyi bilki Çağırsan gelirim. Emrah Seyfeli |
Adın Aşk Şimdi Senin büyük gürültülerin içinde sessiz sedasız alev alıyorum aklımı tuz buz ediyor yalnız bakışların ve hep kanıyor fotograflar şimdi ben aşk denilen makamdayım ağdalı... ağır aksak... bir gezegenin adını ezberliyorum yıldızları daha çok seviyorum ve hiç kimsenin bilmediği sancının içinde bazen sen oluyorum benden habersiz... içimden geçen tüm şarkılar önce sana uğruyor sonra gelip bir güzel... beni dağıtıyorlar rüzgarlara küsüm kokununla sarhoş edip dalga geçiyorlar ve hüzzam makamının kapısında bir kor aşık biliyorum bazen bana benziyor bazen sen oluyor kimliğini tam bilmiyorum... ama gülüşü çınlıyor... martı çığlıkları geçiyor istanbul sen kokuyor doğduğum yeri aklıma getiriyor bütün yolculukar ve kendi memleketimde kendi iç yolculuğuma yabancı ve hiç bir gişede mutluluk bileti kesilmiyor... beni bilirsin yağmur gibi adamım ağlarsam bütün şehir ağlar gülersem... ya kıyamet kopar .... aldatıyorum kendimi hasretle bünyem kaldırmıyor ihaneti ama böğüren bir hayvan var içimde mutlu mutsuz kemiriyor beni sömürüyor sensiz bir zehir biliyorum felç ediyor öldürmüyor yaşatmıyor aynı zamanda hangi aydayız hangi zamanda saatler çiğniyor diş aralarında beni ve seviyorum kahretsin unutuyorum her saniye hatırlayarak seni yine bitiyor yine başlıyor yine ölüyorum ben hangiside yaşıyorum bilmiyorum... 'haziranın ortasında çığlık çığlığa kar yağıyor... ve ben eriyorum bir kadının içinde...benliğim aranıyor... hükümsüz bir aşık bulunursa tanınır sevgisinden... herşey şimdi sen olmaya hazırlanıyor' Mustafa Yanardağlı |
Annem Öldü Mü? ne hız ellerini üzdün dünyadan balanı tek koyup nereye gittin? nasıl yok oluyormuş bir anda insan sanki bu dünyada hiç yok imişsin.. güneş gurup etti... oda karardı... bir anda yok oldun sen hayal gibi. şimdi düşünürüm senden ne kaldı.. gönlünde hatıran kara hal gibi... beni boya başa yetirdin anne bize borçlu bildik her zaman seni sen beni dünyaya getirdin anne bense yola saldım dünyadan seni... sen bana beşikte ninni çalmışsın bugün ninni çalsam sana ben de mi? senin şirin şirin ninnilerini sana gaytarayım cenazende mi? "uykun şirin olsun" diyerdin bana "uykun şirin olsun" deyim mi sana gerek ben başına dönüm dolanım, beni hayat için hep uyutanım, söyle ölümçün nasıl uyutayım seni ben bugün? bu nasıl dünyadır anlayamam ben, cilvesi cürbecür, rengi cürbecür dün öz nefesiyle seni isiden bugün buza dönüp, taşa dönüptür bu nasıl dünyadır... insanoğlunun hayali göktedir kendi yerdedir... sağken omuzunda hayatın yükü ölende ceseti çiyinlerdedir... bu nice dünyadır bu nice dünya ölüm hakikat hayatı rüya derdimin gamımın ortağı sendin niye yüz çevirdin ya niye benden?... "derdin bana gelsin" hani diyerdin niye dert ekledin derdime ya sen annem, kimse seni darıltmamıştır, ben seni ben seni darıltan kadar. şimdi kime açsam derdimi bir bir kim benim derdime yanar sen kadar? evin her yerinde görülür yerin gözüm ahtarcıdır anne ey anne "ninem" "hani" diyor küçük azerin ne cevap verem ana ey ana bilmem bilmem bilmem bu ölüm nedir hayat var iken nefesin ey anam hala evdedir kendin yer altında taşa dönmüşsün bugün yedin oldu... annem yedi gün, bizimle beraber ağlar odalar sana yalnız sana sana demek için gönlümde ne kadar bilsen sözüm var... annem ısmarlandın anne toprağa bu ölüm sineme çekti dağ benim sen benim arkamda benzerdin dağa sanki de arkamdan uçtu dağ benim... ömrü başa vurdun altmış yaşında altmışın üstünde durup yaşında artık senin için durudğu zaman benim çün dolaşır gün olur akşam... vakit geçer sen benden uzaklaşırsın ben sana günbegün yakınlaşırım... Şubat 1963 Bahtiyar Vahapzade |
Hepsi Bu Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... Yılmaz Erdoğan |
Mutlu musun ? Mutlu musun yokum artık? Hiç olmadığım gibi yok ettim kendimi sende... Yılları derleyip topladım yüreğimde Kilitler vurdum en derin mahzenine anılarımın Sessiz sedasız geldin... Bir enkaza koyup gittin. Mutlu musun? Sevgimi sorguladın, katli vaciptir dedin sonunda Kırdın kalemi.... Ya yüreğimi? Mutlu musun ey mavi gözlü yalnızlık? Söylemek istemediklerimi aldın dilimden nihayet Nihayet isyanlarımı tetikledin Sessiz sedasız yazıp çizerken sevgini Bir gök gürültüsüne iliştirdim ben sana nefretimi Mutlu musun? Oysa ben bende yaşa istedim Sen olmasanda sensizliği sevmiştim... Bir şey istemedim,beklemedim... Çok mu sustum diyorum kendime şimdi Ya da çok mu sağır oldum? Çok mu kör? Nerde hata ettim? Çok mu bekledim seni? Çok mu tükettim yoksa hiç olmadığın halde? Mutlu musun? Bak yokum artık... Gittim... Gelmeyeceğim, bir daha bekleme! Çiğdem Selçuk |
Piknik Terinos bu Pazar Hanımı ile beraber piknik yaptı Bir ağacın gölgesine yattı horladı. Köfte dumanı ile uyandı Keliternos mangalı yakıp Köfte kızarttı Çayı da piknik tüpte demledi. Terinos köfte yedi, Üzerine üç bardak çay içti, Tekrar ağacın gölgesine uzandı, Horul horul horladı. Akşam oldu, evlerine döndüler, Terinos bu Pazar piknikte Üzerinden stres attı Ufak tüpte demlenen tavşan kanı çaydan Üç bardak içti, ağacın gölgesinde kendinden geçti. Amcası Benekliporos’u dinlemedi aksine Köfte yedi Kekik suyundan da hiç içmedi. Tütün tabakasını yanından eksik etmedi. Terinos iyi dost Bunları yaparken çok samimiydi. Mehmet Akif Tiryaki |
İnsan bazen güzel sözler duymak ister. El ele dolaşırken sahil kıyısında, Duygu dolu bir şiiri dinlemek sevgiliden, Rüzgarın ılık esintisinde yıldızlara kavuşmak, Derin bir soluk alırcasına yıldızları avuçlamak yakalamak ister. Dalgaların savurduğu damlacıkları teninde hissederken, Kalıcı aşklara dair ne var sa içini dökmek ister. Deniz de parıldayan ışıltılar da sevdiğinin gözlerinde aşkı okumayı bekler. Sevenin kalbi kabuğundan sıyrılıp bir dikeni atar gibi deriden kopmak ister. Bir tatlı gülümseyişte bin umut besler. Ruhunun derinliklerinde saklı tüm incileri kum tanelerine serpmek, Arzularını sızılarını çığlıklarını sevgiye dair ne var sa paylaşmak ister. Ay ın karanlığı güneş gibi yakar tenini aşığın, Aşk ürkek bir çocuk gibi savunulmak yeni doğmuş bir bebek gibi ilgi ve sevgi ister. Anlamayana aşk karabasan bir romandan beter. Bir dokunuş, Bir bakış, Bir gülüş aşkı anlatmaya yeter. Aşık olmak ve aşka layık olmak Aşkı yaşamak ve sürekli kılmak yürek ister. tarık sasaoğlu |
| Saat: 18:08 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık