![]() |
Bodrum Akşamında Düşün ki ozansın şiir yazarsın Doğan Ümit Aksel'dir senin adın Bir yaz akşamında Bodrum'dasın Uzanıp gökteki gülen mehtabı Denizden yakamozları yakalarsın Ekmek ağzındaysa aslanın Peşinden koşuyorsa insanın Onlara boş gözlerle bakamazsın Masanda peynir ekmek kavun rakın Birde yanındaysa güzel bir kadın Sevişmez de be canım ne yaparsın Doğan Ümit Aksel |
İnsan arar durur gülümseyen bir çift gözü. Bir yaşlının bakışlarındaki acı, Bir gencin dalgın duruşundaki hüzün, Bir çocuğun buruk ifadeli yüzü. Asık ve öfkeli simalar üşüşür. Sis çöker üzerime önümü göremem. Suçluluk duygusu kaplar benliğimi. Ayaklarım benden habersiz yürür. Ruhlar alemi adeta hayalet gemi limanda. Koyu bir ıssızlık bu nasıl işkence. Riyakar suratların sahte gülüşleri. Proğranlanmış bir robot gibi karşımda. tarık sasaoğlu |
Ebru(li) Delice sayıklamalar Sevdaların olmalı Başın düştüğünde yastığa İnci bir köprüden geçmeli düş ülkesine Kağıttan bir kayık taşıyabilmeli Mısraların kıyısına Çakıl taşları fısıltısında Şarkılarını duyurabilmeli gece. Kavgaların da olmalı Yumruk sıkımında inmeli öfkeler Büzüşen dudaklarında Kilitsiz küfürler Namus belasına inat Mor pişmanlıklar olmalı bedeninde Ve parmak izleri yitik isimler Sevişlerin olmalı Tülden siyah gecelik altına Aşklar konmalı kelebek kanadında Teninde tek tek kabarmalı nefsin Dudaklarında tadı sevgilinin İki kadeh tokuşmalı Ve hırçın bir tango soymalı seni ulu orta Gidişlere inat, gelişlerin olmalı Suskunluğuna bıçak bıçak saplanmalı gülüşler Keşkelerin hasır altından çıkmalı Gözyaşına sebep her isim kanamalı Hatta korkmalı Ekmek arası katık et sancıları Ve gebe kal başı dik duruşlara Gölgeni koyabilmelisin cebine Adımların mehter ritminde Şehir titremeli gelişinle Gelişinle mevsimler değişmeli Nisana taşınmalı hazan sarısı Marta sarılmalı Temmuz güneşi Ve bir dalga düşmeli saçlarından Teninde tuzunu tatmalı aşk. Hani sen yazamazsın ya Koca şehir seni yazmalı Ay düşen ebruli rüyalara. Ve bil ki aşk lazım sana Kalemindeki suskunluk bu yüzden Hadi, pencereyi arala. Arzu Altınçiçek |
Hepsi Bu Değişen ben değilim dönüşen savaş yaşlanmakla ıslanmak aynı şey: bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlanmak şimdi ölüm bile yetmiyor acılarımızı tartmaya dostlar alıngan bir sahili pinekliyorlar bir merhabayı bıçaklar gibi artık selamlaşmalar değişen ben değilim dönüşen savaş artık zaman bile yetmiyor yaşadığımızı sanmaya yine de ışıklar bu kenti güzelmiş gibi gösteriyor geceleri... geceler... yani Ahmet Haşim in kafiyeleri... seni aklıma düşüren yerçekimi değil yalancı yıldızlar öyle uzaksın ki üflesem soğuyacaksın sarılsam okyanus bir aşka yetecek kadar ve anımsatacak kadar sebepsiz bir ölümü, acılarımız ve kafiyelerimiz var... işte hepsi bu kadar... Yılmaz Erdoğan |
Korkma bir tanem, ben buradayım Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim Sen bana bakmak için yorulma sakın Ben senin baktığın her yerdeyim Sigaranı yiğitçe yak ve karşıma keyfince kurul Seni mağlup etmek isteyen düşman karşısında beni bulur Biz bir kere söz verdik mi, sözümüz namusumuz olur Korkakların işidir sinsi sinsi dolaşmak Palavralar atıp iftiraya bulaşmak Onları boş ver sen Hayatta bir sen bir de ben Feleğin çemberinden kaç kere atlamışım Dertleri, kederleri toplayıp katlamışım Ben seni unutmak için sevmedim ki Benim hançerim senin yanında kedi yavrusu olur Gözlerim şahin yuvasında bir annenin bakışı Senin sırtın benim sırtım gibi güvende durur Ben seni unutmam, unutamam Korkma bir tanem, ben buradayım Namlunun ucunda duran mermi gibi tetikteyim Sen bana bakmak için yorulma sakın Ben senin baktığın her yerdeyim seyit burhanettin akbaş |
BİR KEZ DAHA kocaman sözler edebilmeli insan küçük gölgelere sığınmadan acıyı sevmeyi de öğrendim senle ahh acı çektiğini görmesem ___ne yere sığar ne göğe ___yokluğun sabitsin işte ve bir sırt ağrısı kadar yakın sızlıyorsun ya en derinde en özlediğimsin sahip olamadıklarım içinde ___ne bana yeter ne sana ___çokluğun doğmalıymış insan ve doymalıymış bir ömre bir hayat bir hiçken çok şey olabiliyormuş bir günlük vuslat özlem dolu yüreğe ___ne sana doğdu ne bana ___güneş yakarışımda saklı yalnız sana adadığım köklü sevdam bir damla terin düşer ya alnıma işte o an son bulur çatallanmış puslu tasam ___ne seni anlar ne beni ___dünya Bir kez daha avuçlarımdan akmalı yüzünün kokusu, sıcağında erimek yemin olmalı dudaklarımda.Kıyısına adın yazılmamış umman kalmamalı.Duyduğumda sesini, yer gök yarılmalı, özleme bulanmış kanım durmamalı damarımda.Şükretmeliyim uykuya en yakın olduğum an ve uyandığım ilk dakika.Çünkü….Çünkü sen bir armağansın bana... Bil ki bir kez daha karışmazsa bakışlarım bakışlarına.... ___ne seni kabul eder ne beni ___ölüm MeHTaP |
Ağıt ve Raks Ben oyumu felakete veriyorum seyda sana dönük yanımda çengiler mat oluyor saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor ve seyda ben oyumu felakete veriyorum Yolum uzadıkça kabaran direncimi her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum kolay gele demek de nerden çıktı seydam gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum. Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için ben oyumu felakete veriyorum. Mustafa İslamoğlu | |
Her şey yeni bir başlangıç sanki.. Bir bebeğin gülüşü kadar sıcak, Bir kadının ağlaması kadar içten... Ruhum kapılmış gidiyor bu içtenliğe.. İlham veriyor sanki ruhum bana.. Bugün ne yapsam boş sanki ama.. İçimdeki o büyük fırtına.. Kopucak sessizliğin uğultusuyla... Hissediyorum bugün hissediyorum... Yorgun, hasta ve hatta evde olsam bile.. İnleyen rüzgarı dinliyorum bugün... Bugünler hep başkaydı..Yarın da başkaydı.. Başkalar hep başkaydı... Birileri olsa bile hep kimsesizdi günün... Acı çekse de ruhun belli etmez bedenin... Gene sarhoş akşam, gene çarpıyor yüreğim... İzmir' in hiç bitmeyen hasreti oldu yüreğim... Sensizlik olsa bile... Sensizliğe alışmış hayallerim... Savrulur rüzgarda,savrulmuş bedenim ebru safir |
Kehribar Koyusu(aruz) ........... ya tesbihin imamesinde kehribar koyusu ya sen bu hüznü yaşayan büyücünün karısı ya ömrünün silinen on sekizi çok yorucu ya öldüren cevelanda geleceğin akışı ......... ya görmeden göreceksin bahaneler taputu ya dehlizin sonu hüsran yazılacak kitaba ya derdini ilanından alacaksın bu yolun ya kaptıran seferindeki aldıracağın hisara ......... şu ol,bu ol, sebebinin tevatürü ol soyun benim ol dendiği serdar ol ekreminde soyun Me fâ i lün / fe i lâ tün / me fâ i lün / fe i lün Ahmet Serdar.. |
SENİNLEYİM Uçurumsan akarsu ışıksan pervaneyim ne kadar derin düşsem o kadar şelâleyim Girdap isen ilk damla semahsan semazenim ne kadar başım döndürsen o kadar divanenim Ateş isen küllenen düş isen düşleyenim ne kadar sende isem o kadar kendimdeyim Ali Rıza Kars |
| Saat: 16:52 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık