![]() |
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir yönü rüzgârın Solar ansızın yapraklar. Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar. Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini, İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir. Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten. Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir. Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar. Boşanır keder zincirlerinden Sular, tersin tersin akar. Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar. Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş gözden. Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken. Çünkü, hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını. Severken hiçbir böcek, Hiç bir kuş yalnız değildir. Ölümdür yaşanan tek başına Aşk, iki kişiliktir. Ataol Behramoğlu - |
aşkı aşkınla tanıdım Özlemek nedir bilmezdim camların arkasından seni ararken öğrendim Aşk acısı çekmezdim seni gördüğümden beri kurtulamadım Şiiri sevmezdim sana yazarken sevdim İçimdeki ateşi söndürmüştüm sen alevlendirdin Gözlerden kalbe giden yoldan hiç geçmemiştim senle geçtim Ben yanmamıştım hiç böyle ama sen beni ateşlere attın Seni görebilmek için körlüğü hiç saydım Aynalara düşmanken sana bakıp kendimi sevdim Ben sana kalbimi verdim sen hançeri soktun Ne kadar o kalbi delik deşik etsende aşkım Ne yazık ki o yine senin için çarpmaya devam edecek İster üzerine sensizlik yağsın ister karşılık bulamasın. Yinede O Aşkın Gücüyle Atacak. ahmet duman |
Ya İstiklal Ya Ölüm Ya İstiklal Ya Ölüm Adı Birinci Dünya,yenik çıktık savaştan Türkler bitti dediler,geçti artık iş işten Kuşatmaya alındı Anadolu'm dört baştan Çakallar sofrasında memleket dilim,dilim Her taraf zapt edildi,her taraf bölüm,bölüm İngiliz,Fransızlar bir yandan da İtalya İştahları kabarmış,salya akıyor,salya İstanbul,Çanakkale,gitmiş Konya,Antalya Mondros anlaşması ki zalimden daha zalim Bir senaryo yazıldı,savaştan daha elim Ordu terhis edilmiş,silah da yok yetesi Herşey bunla bitmiyor,daha vahim ötesi Kurulmaya başladı,Ermeni,Rum çetesi İçerden kemiriyor,sinsice milim milim Yüzlerce yıl bekledim,budur diyor emelim Yığılmış enkaz gibi kahır üstüne kahır Tarifin imkanı yok,durum ağır mı,ağır Yönetici gaflette,gözler kör,kulak sağır İhanet batağında kaybolmuş akl-ı selim Ne akıl sır eriyor,ne de pozitif bilim Amerikan mandası,İngiliz himayesi Diyen beyinsizlerin,yükseldi çatlak sesi Ümit kesmek yok bize de,vermeden son nefesi Bu millet çıkacaktır,yarınlara sağ salim Bir güneş doğar elbet,aydınlanır cemalim Ve On dokuz Mayıs'ta Samsun'a çıktı Güneş Öyle bir güneş ki bu,gıptayla baktı güneş Kurtuluş'a götüren,meşale yaktı güneş Mustafa Kemal'di bu,bayram etti ahalim. Senaryoda son perde,burada koptu fil(i) m Sevinç gözyaşı oldu,kederden akan yaşlar Heybetinden dikildi,öne eğilen başlar Bir aslan kükremesi; Dedi ki arkadaşlar: Tarih tarih olalı,görmedi böyle zulüm Türk'e zincir vurulmaz,YA İSTİKLAL YA ÖLÜM! İbrahim Karaçay |
Duy sesimi Duy sesimi, çığlıklarımı. Sana güneşin battığı yerden, Yüreğinin götürdüğü şehirden, Gücümün yettiğince sesleniyorum... Duy sesimi,çığlığımı. Sana sessizliğin içinde, Uçsuz derin girdapta, İnleyen, nağmelerimle haykırıyorum... Duy sesimi, çığlığımı. Sana ucurumun kenarından, Bilmediğim dağın zirvesinden, Sesimin yettiğince sesleniyorum... Duy sesimi,çığlığımı. Sana sessiz gecelerimden, Gece rüyalarımdan sesleniyorum. Seni çoook seviyorum... Seher Yumukacan |
şta Gezerim** Bir yar bulamadım boşta gezerim Değirmen taşında bulgur ezerim Yetti bu bekarlık everin beni Çeşmenin başında, türkü söylerim. Bahçemizde iğde, dalları yerde Benim şu kısmetim kim bilir nerde? Unumu eleyip elek asmadım Kantarım kırıldı, tartılamadım. Yüce dağ başında kara bulutlar Ellerim bağrımda kaldım ahüzar Dallara tutunmuş taze bir rüzgar Yalnızlık dedemden, bana yadigar. Sedat Erdoğdu |
seher-gâh ....Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî'ye / 2 râm olur gül bülbülün lâl ömrü dem sor ki şems kim sırra ermek kaç kadem şûledir aşk zühre'den parlak nigâh dön diyor tennûre nurlansın segâh gamlı gönlün hüsnü dîvândan gelir hikmetin yâren sözün sözden kebîr yâd olur mevlâ şükür eyler semâh dön diyor tennûre ihlâsım felâh fâilâtûn fâilâtûn fâilûn Ferhat Gülsün |
Ben Sana Mecburum Bilemezsin Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. Attilâ İlhan Sen Gidince sen gidiyorsun ya işine yetişmek için saçlarını, gözlerini, ellerini neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak termometrede yükselen çizgi kimbilir nerelerde soğuyorsun senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen insan insan bakan gözbebeklerin beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder ne gelirse onlardan gelir bana çalışma gücü yaşama direnci mutluluk gibi kazanılması zor mutluluk gibi yitirilmesi kolay bir açarsın ki mutluyum bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş Rıfat Ilgaz |
ZANLI seni aya verdim bu gece yıldızlardan habersiz güneşe verdim alaz alaz bir şafak vakti seni sana verdim bu gece mutlu olasın diye . yokluğunu ben aldım hüzün yakışıyordu gözlerime... kum saati ters döndü geceden önce ağladı değirmendeki buğday tanesi ayın şavkı beceremedi deniz olmayı bulut nemi bıraktı yeşerdi toprak altındaki beden büyüyememesi sebebsizliğinden soğuk aldı zerdali ve bir güvercin vuruldu bulutta ben sadece zanlıydım.... Sefer YEŞİLYURT |
Gözyaşlarının üzerinden aktığı Kirpik olayım Sonra, istersen sil beni. Yerlere düşür. Göz yaşlarınla doyayım, Soluduğunda nefes olayım. Sonra, istersen bırak beni. Esen yel olayım, Yüzünü yıkayan, su olayım. Sonra istersen bırak beni Akan sel olayım, Bastığın yerde, toz olayım. Sonra, istersen ez beni. Geçtiğin yolda Sonsuza dek Kalan izin olayım. Bir kerecik, gördüğün “Rüyâ” olayım, Sonra istersen bırak beni, Uyan. Sana dokunamayan Bir hâyâl olayım, Okuduğunda şiirleri, Söylediğinde şarkıları, Nağmelerin olayım Sonra istersen bırak beni. Duyamadığım bir ağıt olayım. Ne olur, ne olur Bana karşılık verme. Haberin olmadan sana Aşık ben olayım. cengiz güzar |
Davet keşke diyorum bazen, her baktığım yerde işte böyle karşıma çıksan hani kuşlara yem versen şalına sımsıkı sarınsan, yanında dursam şarkımı mırıldansan, gözlerimi şarkında avutsan, hep bu dem baksan lavantalar getirsen eflatun koksan, ah yağmur olsam gözünde dursam evden çıktığında anlıyorum bana geliyorsun, yeşeriyor gururum bütün komşularım pervane, gün bayram olur, eteklerim zil döşenir pembe panjur gönül kafesim ılgıt ılgıt toprak, saçında savrulurum soğuk mermer, dokunsan, gözyaşında yansam, bil haneme ismin neşedir nadir atalay … |
| Saat: 19:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık