MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Mystic@L 27 Ocak 2007 10:14

Daha Ben

Daha ben ilk kazmayı vurmadan
Elime gelen Karabitki'li testi,
Nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde
Koyu sır yeni hicret yollarını kesti.

Terimler eşekarıları sözcüklerin,
Acımasızdırlar, adsız ve sueldirler?,
Önlerine katarak insan ve hayvan listelerini
Sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.

Fazıl Hüsnü diyor ki, ne diyor Fazıl Hüsnü?..
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya


kambis 27 Ocak 2007 10:19

Sevgi Emek İster

ellerimde kaldı yüreğin
bakışların düşlerde
kimsesiz bir sevgiydi
öylesine garip bir çocuk gibi
aldım büyüttüm
emzirdim sevdanın göğüslerinde
sevgi emek ister diye

şimdi
istiyorum düşmeyi


hüznün uçurumlarından
yalnızlıkların koynuna


Birsen Ateş


Misafir 27 Ocak 2007 10:55

Elimde kaldı umutlarım

Her sabah hüzünle karışı bir umut var içimde.
Sensizliğin hüznünü, yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum.
Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için.
Belki sana kavuşacağım ana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın...
Kim bilir belki de yanlızca kendimi avutuyorum.
Gittiğinden beri hep yanlızlık şiirlerine takılır gözüm.
Bir başıma değilim, sensizlikten yanlızım.
Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim.
Gitmelerin, gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri...
Senin gidişin de ateş gibi çöktü yüreğime.
Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşi küllendirmeye.
Hiçbir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye.
Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm,
Senin duyacağın sarkıları söyledim yanlızca.
Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle Beraber ben de battım bir kez daha...
Geceleri hep uyudum, uyudum;
Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için.
Her şeye iyi gelen, yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi.
Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu.
Benim günün de gecem de karanlık şimdi.
Ne ay uğruyor gecelerime, ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor.
Elimde kaldı umutlarım...
Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle bir yara açtın ki, bir gün Olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin.
Orası hep bomboş, paramparça kalacak.
Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim.
Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir görsem o kıraklarla dolu Yerim batmaya başlıyor yüreğime.
Artık sabahları yanlızca hüzünle uyanıyorum.
Hiçbir şey beklemiyorum günden, seni bile...
Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırıklarla, boş umutlarımla Sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna...


NURİ CAN



Misafir 27 Ocak 2007 11:09

Diyebilseydim

Anladım diyemem ki ! Suçluyum.
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum, yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi.


http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım, gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle

http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif

Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben biterdim.

http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif
En kötüsü beni koyup gitmendi
O, öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyecanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış, geçerdi bir yaz.

http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çiçekleriyle solardı bahçeler

http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi?
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.

http://www.kumru.net/konuksiirler/diyebilseydim/yildiz.gif
Ümit Yaşar Oğuzcan






Mystic@L 27 Ocak 2007 11:18

Maceram

genç mi olunurmuş içerde a benim gülüm
söyledim yedi yılda bütün türkülerini ömrün
güz bir yandan uçuşur saçlarımda
kış bir yandan

ihtimal ki ben senden tam sekiz ilkbahar büyüğüm
sen saçlarına ilkokul kurdelası taktığın gün
dev adımlarla buluştu ayaklarım
ah ne çabuk
kanımı pompaladı yüreğimin çelik kasları
kanım damarlarımda şaha kalkan atlardı
beyaz atkılar gibi attım boynuma bulutları
uçura uçura yürüdüm rüzgarında ölümün

en güzel nakışını vururken kanatları kuşun
delip geçti karaciğerimi karanlık bir kurşun
onsekiz yaşım düştü ıslak aynasına asfaltın
ılık bir ıslık gibi aktı kanım
fakat ölmedim

bir hemşirenin mavi gülüşüne tutundum gülüm
anladım ki asla yenemez gülen insanı ölüm
dokuzuncu gün haykırdım pencereden gökyüzüne
heey
kurşunların rağmına yaşamak ne güzel şey

ben böyle hep uslanmaz kavgacı ve her güzele aşık
durmuşken seksen mart akşamlarına bahar gibi ışık
duvarlara zincirlere çıktı yolu umudumun
şarkılar ne bilsin sorguevlerini istanbul'un
gayrettepe'yi samandıra'yı... ah gülüm ne bilsin

parmaksız bir el gibi bütün tanımları insanın
insan işkencede susabilen bir hayvanmış meğer
dur ağlama küçüğüm hiç yakışmaz yüzüne keder
ta kökünden türükdüm dilsiz kalaçmışım ne gam
işte böyle başladı benim yıllar süren maceram

Ekim 1985-Haziran 19
Nevzat Çelik


Misafir 27 Ocak 2007 11:19


GİDİŞ VAR DA

ne anlamsız duygudur bu,
anlatılması imkansız,yaşansa da,
bir gidiş var,
ama dönüş yok hala.....
inceden kulağıma geliyor türkü,
düşündürüyor ister istemez geleceğin günü,
bir sevdiğim var uzaklarda,
bilinmez bensiz ne yapıyor oralarda,
yarime şöyle doya doya sarılmak varda,
engeller var arada,
ilk ve son aşkım bıraktığın yerdeyim
bekliyorum seni hala..

Nurgül Gündoğdu


Mystic@L 27 Ocak 2007 11:21

Mansur

Mercan mercan, uçuk dudağında kan,
İnci inci, soluk şakağında ter.
Ne baş yedi, ne kan içti bu meydan
Bu meydan aşıktan canını ister.

Tatlıydı akrebin sana kıskacı,
Acıya acıda buldun ilacı;
Diyordun, geldikçe üstüste acı:
Bir azap isterim bundan da beter.

Sana taş attılar, sen gülümsedin,
Dervişin bir çiçek attı, inledin,
Bağrımı delmeye taş yetmez, dedin,
Halden anlayanın bir gülü yeter..

Necip Fazıl Kısakürek


Misafir 27 Ocak 2007 11:24


Geçici Bu Ayrılık

Şimdi yoksun yanımda
Elbet bir gün geleceksin buraya,
Bensiz ağlama oralarda
Unutma yüreğim hep yanında

Sensizlik acıtıyor içimi,
Çok özledim sevdam seni,
Yoksun yanımda,gittin uzaklara
Unutma sevgilim oralarda beni...

Dünya gözüme boş geliyor,
İçim sıkılıyor,yüreğim daralıyor,
Sen yoksun yanımda,
Bu şehir beni boğuyor...

Senelerimi verdim sana,
Yıllar dayanmadı bu aşka,
Sakın gidip beni bırakma
Seni çok seviyorum unutma....

Nurgül Gündoğdu


MaKaLeLe 27 Ocak 2007 14:06

Baba Bana Bağırma

yol ıslanmasın diye
şemsiye açanlara...

baba bana bağırma
bülbülleri kaçırdın ormanlarımdan
kulaklarımın kapılarını havalara uçurdun
kapılar baba kapılar pencereleri alıp gittiler
tenorlar kaçtı ses tellerinden
çevreye saçıldı yavru diktatörler
seni ne sopranolar istedi de vermedik baba

baba bana bağırma
bayrak direklerine konan kartalları anlat
uzun uzadıya
nasıl da göremediler avcıları
o keskin gözleriyle vah hah ha
şans yıldızlara özgü bir yalan baba
yıldızlara tükürüp tükürüp onları gezegen yaptınız
savaşan halklar taktınız dünyanın boynuna

yalanları yazdım defterime hiç unutmadım
radyasyonu radyo istasyonu sanan Bakanları
çiğleri, Meclis tavanını çiğ köftelerle çiğneyen
doğum sonrası acılarını cüce ülkeler doğuran kadınların

hiç unutmadım
sakallarını yüzlerinde
yüzlerini sakallarında unutan adamları
ve ısırgan tarlalarındaki parçalarını
Uğur Mumcu'yu biz yapan bombanın

hiç unutmadım
uzak yakın tüm tuzakları baba
yolun ezdiği oyuncak bir kamyonsun sen
bir gam ağacısın
kar yüküne dayanamayıp kırılan
ilkbaharı gerzeklere ödünç verdin
geri getirmediler
güneşin başına gelenleri
biz ilkbaharsız nasıl anlarız baba


baba bana bağırma
bir kulağımdan giriyor sözlerin
öbür kulağımı tıkıyor
Buenos Aires'te olsaydım diyorum içimden
Eva'nın peronunda
karanlıktan kuşlar çalan bir tren
bir bıçak kaçağı
tangonun bacaklarını havaya kaldırdığı kentte
ama iyi ki buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
burada
bilginin bilgisizlikten daha çok acı verdiği yerde
burada, tam karşında
hapisanelerde hintyağı gibi bir şeydi zaman
hastanelerde pıhtılaşmış kan gemisi gibi
yol alırdı saatler
karılarının namuslarını dillerinde saklayan
adamlar vardı bir taraflarda
televizyon kanallarında yitirilen çocuklar
gökyüzüne düşmemek için denize yapışan balıklar
ve depolara indirilen Lenin heykelleri vardı
Sovyet Rusya'da
kafandaki duvarları
niye cebine koymuyorsun sen baba


baba bana bağırma
farkında değilsin
arkasını ezilenlerin yaladığı
bir posta puludur dünya
bir kara delik yutana kadar uzayda bizi
asansör boşluğuna itilen bir kedisin sen
söylemenin tam sırası
ülkeyi bu duruma senin oy verdiğin
partiler getirdi baba
ama ben buradayım, burada hiçbir şeyi unutmadan
bir yaşamlık kaygı duruşundayım
yakın tarihimiz için


baba bana bağırma
bacağından vurulursa bir şiir
nereye kadar gidebilir
bana bağırma baba
kendine bağır
yoksa her şey bitebilir

Akgün Akova |


Misafir 27 Ocak 2007 14:31

Gizlerim

Umutsuz sevdanın peşinden koşar,
Yorgun olduğumu gizlerim senden.
Ayrılık çölünde yollara düşer,
Sürgün olduğumu gizlerim senden.

Her yanım yaralı, attığın taşla,
Ayrılmam dedikçe, ağıta başla.
Yaz yağmuru gibi döktüğün yaşla,
Vurgun olduğumu gizlerim senden.

Her sabah dirilir, her akşam ölür,
Bir tatlı sözünde bin umut bulur,
Gönlüme yaptığın yanlışı bilir,
Ergin olduğumu gizlerim senden.

Ayrıldım desen de, bitmiyor göçün,
Mağlubu olmuşum, hasretle maçın.
Zoraki gülerim, hatırın için,
Kırgın olduğumu gizlerim senden.

Ne kadar kastetse alevin cana,
Savrulan külleri göstermem sana.
Bir tek selamını duymak uğruna,
Dargın olduğumu gizlerim senden.

Mehmet Nacar


MaKaLeLe 27 Ocak 2007 15:13

Ucundan Kan Damlayan Hançerdeyim

Gün
Grinin tonlarıyla uğraşta
Geceye özlemdeyim
Güneş
Kirli duman rengi
Bulutlarla oynaşta
Ben her zaman sendeyim

Ve yağmur
Önce selamladı yaprağı
Sonra kucakladı toprağı
Vuslata sevinmek var
Lakin sensiz kederdeyim

Şimdi gün
Kan kırmızı oyalanmada
Çek git; uzan yatağına
Sevdamı kıskanan güneş
Ben hala geceye özlemdeyim

Ey ay yüzlüm üzüm gözlüm
Kim bilir imdi neredesin
Ah bir bilsen
Ben adına sevda dedikleri
Ucundan kan damlayan
Hançerdeyim.

Harun Nevruzoğlu |


Misafir 27 Ocak 2007 17:15

NARİN YÜREĞİM

Aşkınla çarpar narin yüreğim
Bir kere olsun seni göreyim

Dinmiyor sana olan hasretim
Tarifsiz duygular içindeyim

Gün geçmiyor seni anmadığım
Boşuna mıydı yalvarmalarım

Hiç mi yok kıymeti aşkımızın
Kayboldum içinde yalnızlığın

Beraber o gezdiğimiz yerler
Birlikte kurduğumuz hayaller
Karşılıklı verdiğimiz sözler
Artık hepsi şimdi mazideler

Bir bahar günü beni terk ettin
Ayrılmamıza sen tek sebeptin

Hani ömür boyu sevecektin
Gönlünü aşkını verecektin

Gün geçmiyor seni anmadığım
Boşuna mıydı yalvarmalarım

Hiç mi yok kıymeti aşkımızın
Kayboldum içinde yalnızlığın.


Timür İLKAN


arwen 27 Ocak 2007 17:54

Yıllar boyu kalın duvarlar ardından baktım hayata
Sevip, sevilip üzülmemek adına
Günün birinde o, başlayınca duvarları yıkmaya
Ilık bir bahar esintisi dolmaya başladı yaşantıma
O bahar ki hem sıcak hem sevecendi
Günden güne de bana ümit verdi
Artık zamansız duygular vardı başımda
Savunmasızca teslimdim o yalancı bahara
Ruhum ve bedenim çiçeklenmiş
Kalbim çarparak ümitlenmişti
Hiç bitmeyecek sanmıştım bu güzel rüya
Ama zamansız açan çiçeklere acımasızdı dünya
Artık karakış yüzünden donmuştu çiçeklerim
Tüm ümitsizliğime rağmen yinede çiçek açabilmeyi dilerim
Keşke diyorum, hemen örseydim o duvarı
Hiç içeri almasaydım bunca yıldan sonra o zamansız baharı


tijen över


kambis 27 Ocak 2007 19:59

GÖZLERİM GÖZLERİNDE

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...
Bir yelkenliyim şimdi ben senin limanında
Fırtınalardan geldim sende dinleniyorum.
Bu huzur, bu sessizlik hiç bitmesin diyorum;
En eşsiz dakikalar sürsün senin yanında...
Hiç yumma gözlerini, ışığın eksilmesin,
Gündüzüm aydınlığım, ipek böceğim benim!
Güz bahçemde açılmış o son çiçeğim benim!
Yorgun kalbim seninle elem nedir bilmesin;
Ayırma gözlerimden çocuksu gözlerini,
O sakin o yalansız, o kuytu gözlerini


Ümit Yaşar OĞUZCAN


blood_lovee 27 Ocak 2007 20:00

Yanan Su

Beni gecelerde buldu suskunluk
Ayrılık bir durak oldu gönlüm kaldı bir ben
Yokluğunu yaşadım öksüz kaldım gittiğinde
Sen giderken yolumdan ben durdum
Üşürken yıldızların uzağında
En derin yara oldun bende
Yaşarken yokluğunu varlığın yoruldu
Tuttuğum bir nefes oldun bırakamadım
Bir yaprağın süzülüşünde düştüm
Bir ben kimsesiz bir şehir yetim kaldı
Bir rüyaydı diye avuturken kendimi
O yara gönlümdeki acıttı gene beni
Göğün mavisinde sen varken
Gecelerde aradım seni,
Dalgalı denizlerde bir esintiyken sen
Ben karanlıklarda yürüdüm sana
Yalnızlık oldu suskunluğum
Sensizlik su oldu yanan.

Erhan Gezer


kambis 27 Ocak 2007 21:48

Görmeden sevdim

Gözüm sevdi seni,
Bir manzara bir resim gibi
Gözüm sevdi seni,
Bir çiçek bir kelebek gibi
Gözüm sevdi seni,
Bir deniz bir derya gibi
Gözüm sevdi seni,
İpek böceğinin kozaya girmesi gibi
Gözüm sevdi seni,
Senin için akan yaşı silmemek gibi

Gözüm görmeden sevdi seni,
Bir annenin doğmamış
Bebeğini sevmesi gibi

İbrahim Ethem Bingül


arwen 28 Ocak 2007 00:13

şiir yazmak başka
seni yazmak apayrı...
var olan her şeyi,
bir derenin suyuyla anlatabilirim.
oysa seni yazmaya kalksam
okyanusun tam ortasında ölebilirim...

şiir yazmak başka
seni yazmak apayrı...
yaşadığım onca şeye
sadece “ bir tırnağım... “ derken,
seni yazmaya kalksam
bir hayatı feda edebilirim...

şiir yazmak başka
seni yazmak apayrı...
her şeyimi paylaştığım şu dünyada
sana ait bir yüreği
sonsuza dek saklayabilirim...

şiir yazmak başka
seni yazmak apayrı...
iki kelimeyle anlatabilirken derdimi
senin için tüm kelimelerimi
hiç çekinmeden feda edebilirim...


cafer yılmaz


arwen 28 Ocak 2007 00:31

açtım kapadım gözlerimi
bir film gibiydi
anladım gibi
anlamadım gibi
değdimi şimdi
ya kırıldıysa
ya üzüldüyse biri
geçip gitti
gelmezki geri

paylaş yüreğini,fikrini
paylaş elindekini
beklersen filmin bitmesini
ne seninki


ibrahim düşkün


blood_lovee 28 Ocak 2007 01:22

Seninle Buluşalım

Hayatın yokuşları sensiz çıkılmıyor
Senin yokluğun inan ki hiç çekilmiyor
Bil ki hasretine artık can dayanmıyor
Mahzun gönlümü avutmak mümkün olmuyor

Kalbim oldu kırık dökük
Uykularım bölük pörçük
Aşk ateşim artık sönük

Sen yokken tüm dünyam çökük
Bedenim ruhumdan sökük
Yüreğim hep sana dönük

Seninle buluşalım
Görüşüp,konuşalım
Aşka doğru birlikte yelken açalım
Maziyi unutalım
Gülüşüp,koklaşalım
Derdi kederi bir kenara atalım

Varlığın içimi ısıtan kor ateştir
Yokluğun benim için cehenneme eştir
Gözlerin dünyamı aydınlatan güneştir
Seni seven bu gönlüm sensiz çilekeştir.

Timur İlikan


arwen 28 Ocak 2007 03:25

Bakma bana öyle!
Her bakışta yanar yüzün!
Ter boşanır şakaklarından
Alnına vurur ateşin,
Buharlaşır damarında kan,
İki kutba ayrılır fikrin
Buzullar erir…

Bakma bana öyle!
Parça tesirli bir bombadır kalbin,
Değerse gözüme,
Bir kıvılcım!
Dağılır her yana tozpembe rüyan,
Boşluğa savrulur cesaretin,
Lerzeye gelir depremlerle dünyan! ...
Bütün kuru yapraklar düşer dallarından,
Sararıp gider her yan,
Hasret yeşerir…

Bakma bana öyle!
Göz kapakların sırrını gizlesin,
Ağlarsın sonra durmadan…
Koşarsın okyanuslara,
Su yüzünde silinir hayallerin…
Uyku tutmaz ne seni, ne geceyi!
Fâniliğini anlayamadan inan,
İki yana düşer cansız ellerin,
Toprağına karanfiller serilir…

Bakma bana öyle….!


yunus emre gördük


M.u.R.a.T 28 Ocak 2007 03:31

Dağlarda Ateşler Yandıkça

Oda karanlık
Odadan dışarı çık
Şehir karanlık
Şehirden dışarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Gördün mü
Dağlar başladı artık.

Korkun dağılır rüzgarda
Bekle biraz
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmaz.

Dağlar karanlık
Dağlara yukarı çık
Korkma
Yürü bir hayli yürü
Az daha yukarı çık
Birbirinden uzakta
Gördün mü
Ateşler parladı artık.

Şimdi dağlar kaldı yine ardında
Odan yendi karanlığı, ölümü
Dağlarda ateşler yandıkça
Karanlıktan korkulmazmış, gördün mü?

Behçet Necatigil


arwen 28 Ocak 2007 03:58

GİT

Yeşil gözlerinle, yaşlı gözüme
Çok görme, son defa bakıp öyle git
Gülmüyorsam şayet, bir gül yüzüme
Çeşminden sîneme akıp öyle git

Gidenler dönmedi, Sende gidersen
Yerime tarihi, yakıp öyle git
Gittiğine değsin, bedel istersen
İlmeği boynuma, takıp öyle git


yunus emre gördük


Mystic@L 28 Ocak 2007 10:18

Ağıt ve Raks

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu


Misafir 28 Ocak 2007 13:59

DÜŞLEDİĞİN GİBİ

Küçük bir dünyanin içine gizlenmissin
Sadece hissedebiliyorum seni
Tipki senin beni hissedebildigin gibi
Bazen bütün umutlarimi ,bütün sikintilarimi
Oradan sana söylüyorum
Tipki senin bana söyledigin gibi
Içimizin karanligini bosaltiyoruz bazen
Bazen de iki kelime saklayabiliyoruz
Seni böyle hissetmek, seni böyle sevmek güzel
Bir bakiyorum bir adim geliyor,
Bir bakiyorum kilometrelerce uzaksin
Geceleri seni düslüyorum yine
Küçük bir makinenin içinden
Biliyorum ayni yerdeyiz ayni seyi dinliyoruz
Hissedebiliyoruz ayni seyi
Elimde sana dair hiçbir sey yok
Sadece yani basim da çalan minik bir radyo
Bilmiyorum su an ne haldesin
Ve de evin neresindesin
Belki salon da koltuga oturmus,
Belki odanda yatagina uzanmis
Ayni seyleri düslüyoruz
Gecenin bizim için hazirladigi güzelligi dinliyoruz
Ben bu gece çok hüzünlendim
Göz yaslarim yanagimda kaldi
Bir ananin acisini paylasti göz yaslarim
Bir sevgilinin siirinde duygulandim
Ama bunlarin hepsinde seni düsledim
Tipki senin beni düsledigin gibi

erkan kültekin



Misafir 28 Ocak 2007 17:13

SEN AKLIMA GELİNCE
Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim,burkulur içim..

Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim...

Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Burkulur işte o zaman içim...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini...

Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim...

Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
'' Bugün neler oldu neler '' diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur...

Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim....

Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...



Nurdan Ünsal


kambis 28 Ocak 2007 17:33

Gözlerindeyim

Sen gözlerime bakarken
Umurumda değil nerdeyim, hangi mevsimdeyim...
Sahildesin,
Ilık esen rüzgar ve dalga sesleri
Kaldır başını bak
Gökyüzündeyim...
Güneşi hisset, göreceksin
Ellerimde çiçek, gözlerindeyim.

Neslihan Ege


DEsssT16 28 Ocak 2007 17:59

Bırak Beni Gideyim

Aldırma göz yaşıma benim biricik kızım ;
Bırak beni gideyim ayılmadığım yere.
Bir gamlı bülbülüm ki yavruma geçmez nazım;
Neden feryat edeyim duyulmadığım yere?

Madem ki görenlerin ürperdiği yarayım;
Kimden medet umayım, kimden derman arayım?
Bir selamı çok gören semte neden uğrayım?
Girmem sevilmediğim, sayılmadığım yere.

Beni aldatan benim, eşim, dostum, bigünah.
Ne gafil serseriyim, bin kere, eyvah, eyvah!
Mecnun etsin de beni, mecbur etmesin Allah;
Dönmem insan yerine konulmadığım yere.

Cemal Safi


Misafir 28 Ocak 2007 18:57

ARAZ'A
 
ARAZ'A

Yalnızım çünkü sen varsın

Gel, desen gelirdim
Gittiğin uzakta bendim
Dağ gibi bir ihanetten düştüm
Bu kendime son gelişim

Ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
Kendimi suçüstü yakalıyorum
Ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
Gözlerime senden düşler sürüyorum
Islak bileklerim kan bayramına yatıyor
Bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
Sonra bir durağa yaslanıyorum
Sonra bir kente
Ve sen gidiyorsun
Ben kanıyorum
Diyorlar ki kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun
Oysa "gel" desen gelirdim, biliyorsun

Yorgun Haliç'e biraz inat
Biraz ihanet bırakıyorum
Ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
Aklıma düşüyorsun
Düşüyorum
Düşünce
Üşüyorum
Azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
Ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
Yalanlarımla bir hiçlikteyim
Beni içinden kaç!

Bu kentte her yağmur kendini ağlar
Aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
Ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
Nerde, kimi üşüyorsun?
Artık kendini yakan bir ateşim
Kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
Şimdi boş duraklarda yaslanıyorum
Boş kentlere
Oysa "gel" desen gelecektim

Gün düşlerime dönüşlerimde
Bakışın içiyor beni gözlerimden
Gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
Uzaklığına uzanıyorum
Sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
Ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
Yıkılıyorum şarkılara
Kimseler biliyor?
Yalnızlık dostumdu
Şimdi korkum oluyor
Oysa "gel" desen gelecektim

Artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
Güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
Göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
Kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
Göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
Düş satıcısı, ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
Uysal yalnızlıklar satın alıyorum
Gülüşümle ödeyerek
Ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
Yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
Cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
Kirli sözlerimi temize çekme
Oysa "gel" desen gelecektim

Gözlerim ihanete ihbar taşıyor
Kuşkulu bir cinayete fısıldıyor kaşlarına
Sözü namluna sürmelisin şimdi
En yaralı yanımdan vurmalısın beni
Çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

Avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
Ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
Susuşuna kan döküyor gözlerim
Sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
Oysa bilmelisin Araz'ım
Kimsenin içi görünmez
Ve hiç bulamadıklarını
Asla yitiremezsin
Bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
Söylenecek bütün sözler

Her sabah akşam oluyorsun
Alnından ellerine damlıyorsun
Yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
İçine dert oluyorsun kentin
Dışına yağmur
Yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
Duvarların kan öksürüyor
Ve sen
Başkalarının gözlerini
Yüzümde aramamayı öğreniyorsun
Beni bir durağa yaslıyorsun
Beni bir kente
Gidiyorsun
Oysa "gel" desen gelecektim

Susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
En susmakta neydi öyle
Sen en dinlerken
Biliyorum Araz'ım
İnsan kendini bulmamalı, hep aramalı
Gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
Gece cinnetlerimi de alıp yanıma
Denize bakmayı bilmeyenler
Bir gün mutlaka boğulur
İşte bundandır gözlerinden kaçışlarım

Siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı?

Ben şimdi gurbetim
İçimde taşıyorum
Heba olsa da senlerce yılım
Oysa "gel" desen gelecektim

Ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
Ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
Şairler ölüdür derler (inanmıyorum)!
En karanlık ceketimi giyiyordum
Işığa kördüm çünkü
Şimdi ise güneşe ilerliyorum
Dirilmek için

Kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
Gecenin kör gözünden utanıyorum
Hadi bana en militan kelimelerle saldır
Batır içime cümlelerini
Beyhude bir dehşet bırak bana
Hak ediyorum

Gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
Can kaybından ölüyorum
Cenazemde namaz kılacağım
Zan altındayım
Yalanıma inanıyorum

Yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
Kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
Kinim kendime
Susuşum sana
Küsüşüm tüm dünyaya
Üstü kalsın ihanetimin
"Gel" desen gelecektim
Yine bir tren geçiyor içimden
Sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
Saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
Görmüyorum, söylemiyorsun, kırılıyorum
Hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
Sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
Süsle beni ey aşk!
Geçtiğin yerleri öpüyorum

Yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
Dişlerindeki nikotin tadı terkimde
Sirenler ve ateş hatları içip
Sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
Islak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
Ve bir asansör kapısı önünde
Aslında yüzüme tükürüyorsun da ihanetimi
Ben habersiz gülümsüyorum
Yasadışıyım
Tutukla beni gözlerimden

Kalemim bitti, yitirdi şiirini şuur
Öldü kanımdaki mürekkep balığı
Solumdaki sise intihar etti intiharlar
Bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
Yaşamak için geç bir zaman
Ölmek için ise erken

Çok davullu bir senfoni sürçüyor
Dikiş tutmaz ayrılığımda
Kirpiğinden yapılma bir darağacına
Geceyi asıyorum
Yoksun
Bu yağmurlar ıslatmıyor beni
Bir durağa yaslanıyorum sensiz
Gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"Gel" desen gelecektim oysa

Kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
Şimdi herkes biraz sen, biraz acı
Göğsümde bir vagon
Gizli sözler batıyor
Fırtınalar çıkıyor üstüme

Şakağımda
İntihar acemisi bir şairin
Delilik provaları
Arkandan uluyan kapılardan
Söküyorum kokunu
Yokluğunu kokluyorum
Yokluğunu yokluyorum

Çöz gözlerimi senden hadi !
Ücranda yak bakışımı
Gözlerine bekçi sevdam
Dünden ve senden kalmayım
İçine her düşen
Kendi keşfi sanıyor seni
Oysa sen
Melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
Ve kendini acıtmak istiyorsun
Ama güller kendine batamaz
Bilmiyor musun?
"Gel" mi diyorsun?

Herkes kendi gördüğüne bakar
Peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz?
Kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
Hadi ! en kanadığımız yerden susalım
"Gel" desen gelirdim
"Git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...
...

Kahraman Tazeoğlu


DEsssT16 28 Ocak 2007 19:02

Sensiz İki Gün

Nere gizlendimse aşikâr oldum
Hedefte gördüler sensiz iki gün
Dertler avcı oldu, ben şikâr oldum
İnsafsız vurdular sensiz iki gün.

Gözlerde avcıya yaranmak hazzı
Zevkten dört köşeydi hepsinin ağzı
Üstüme atıldı yüzlerce tazı
Başımda durdular sensiz iki gün.

Ayağıma prangalar taktılar
Gözlerimi dağladılar yaktılar
İki koldan, bir alnımdan çaktılar
Çarmıha gerdiler sensiz iki gün.

Kâle almadılar dileklerimi
Yarasalar emdi iliklerimi
Bükülmez sandığın bileklerimi
Kırk yerden kırdılar sensiz iki gün.

Tenimle bin çeşit dert senli benli
Her yanım kan revan gör ki ne denli
İğneli, çivili, çatal dikenli
Tellere sardılar sensiz iki gün.

Her cevre göğsünü geren kalbime
Eyyub'un sabrına eren kalbime
Cennete sorgusuz giren kalbime
Sırrını sordular sensiz iki gün.

Eseni Efsanem olmasın kuşkun
Ecel âciz kaldı, Azrail şaşkın
Nihayet onlarda ölümsüz aşkın
Farkına vardılar sensiz iki gün.

Cemal Safi


juzy 28 Ocak 2007 19:23

Yağmur Yüreklim


Aklıma takıldın yine bu gece
Uykumu bölenim, yağmur yüreklim
Çakıldım resmine kaldım öylece
Mazide olanım, yağmur yüreklim.

Dün gibi aklımda tanıştığımız
Göz göze sessizce konuştuğumuz
Her gece düşlerde buluştuğumuz
Kalbimi çalanım, yağmur yüreklim.

Ayrılmak yok diye yemin ederken
Hasretle tanıştık bu kadar erken
Unutmak kolay mi ben seni derken
Aklımda kalanım, yağmur yüreklim.

Seviyorum derken titrek sözlerle
Yüzüme bakardın ıslak gözlerle
Kalbimi yakardın cilve nazlarla
Koskoca yalanım, yağmur yüreklim

Şiirim yazmadan tükendi bende
Hatıran ne yazık kaldılar dünde
Tomurcuklar çiçeğe döndüğü günde
Açmadan solanım, yağmur yüreklim


Alıntıdır.


MaKaLeLe 28 Ocak 2007 20:08

Ağıt ve Raks

Ben oyumu felakete veriyorum seyda
sana dönük yanımda çengiler mat oluyor
saadet-zedelerin morga çevirdiği bir dünyada
bana alevden kostümlerle dans etmek düşüyor
ve seyda ben oyumu felakete veriyorum

Yolum uzadıkça kabaran direncimi
her düştüğüm yeri öperek bileyliyorum
kolay gele demek de nerden çıktı seydam
gürbüz doğumlarda bir nice ananın harcandığını
imbatla gelenin kabayelle gittiğini biliyorum

senin aldanmak dediğin bana merhem oluyor
gördüm kışı zorlu geçmeyen yılın baharını da
saksıya dikme gülleri ilk güneşle soluyor
işte bu kısrak yokuşta çatladı demen için seyda
dünyanın tüm düzlüklerine kin besliyorum.

Geç bi yol, nazlı güleryüzlü şiirler yazamam ben
esenlik şölenleri bitti vakt-i cerağanda
vakt-i kahırda hüzün fasılları demidir bu dem
gör ki raksederek ağlamak da varmış hesapta
ama ne Raks'ı ne Ağıt'ı ben Endülüs'ü evetliyorum

Artık bol kahkahalı çok şükürleri bıraktım
esenlik bildirilerini harcıalem mutlulukları
denizi uslu gösteren kartpostalları yaktım
fakat seydam bir avuç külü yakamadığım için
ben oyumu felakete veriyorum.

Mustafa İslamoğlu |


Misafir 28 Ocak 2007 23:39


- Az kaldı, döneceğim diyorsun –


isyan saatimdeyim;
Kağıtları yırtarcasına yazmak istiyorum bu gece.
Sesim gidene kadar bağırmak.
Oysa ne kadar açım sevdaya
ve sana ne kadar uzak.
Tam ortasındayım yangının
ama üşüyorum.

Bir şeyler değişebilse bu akşam…
Tersine aksa zaman,
Yıldızlar yanak yanağa dizilse mesela
Tek olsa…
Ve ay parça parça dağılsa
Saçılsa düş kırıklarım.

İsyan saatimdeyim;
Yüreğimi koparırcasına dokunmak istiyorum yokluğuna
Tenime sıvazlıyorum hayali öpüşünü
Ve sevişiyorum usul usul satır arası anılarda
bu yüzdendir bedenimde parmak izlerim mavi.
“Tam ortasındayım aşkın”
Ama özlüyorum.

Bir şeyler değişebilse bu akşam
Tersine aksa beyaz
Gece tel tel dizilse saçlarıma
Ve düğümlense kirpiklerim.
Bedenimde dar ağacı kırılsa, uçsa kelebeklerim.
Saçılsa gözyaşımın tüm renkleri.

İsyan saatimdeyim;
Ben, sensizliği biriktiriyorum an be an.
Ben, sensizliği iğneliyorum günlüğüme.
Parmakların…parmakların diyorum
Hani dolaşsa kıvrımlarımda.

Ilınsa ayaz yemiş mürekkep
Sıcağa çalsa aşk
Ve dökülsen en boş yanıma.
Sen koksam artık.


En sevdiğin yerimde şu an ellerin diyeceğim de;
Saçlarım artık yok.
Ve sarısını çaldı eylül
Kara bağladı mevsim, suçsuzum.
Ama bir o kadar da günahkar
Dedim…isyandayım.

Tenimi tırmalıyor bir şeyler
Tırnaklarım avucumda
Karşımda, suçlu aşk …

Ve sen…
sol yanında esaret…
- Az kaldı, döneceğim! diyorsun –

Ya döndüğünde ben olmazsam…

Arzu Altınçiçek


DEsssT16 29 Ocak 2007 00:53

Karıma Mektup

Bir tanem!
Son mektubunda:
"Başım sızlıyor
yüreğim sersem!"
diyorsun.
"Seni asarlarsa
seni kaybedersem,"
diyorsun,
"yaşayamam!"

Yaşarsın, karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı,
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.
Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki, sevgili,
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nazım'a!

Ben,
alacakaranlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarım kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim...
Karım benim!
İyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal!
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı.
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı.

Nazım Hikmet Ran


blood_lovee 29 Ocak 2007 02:26

Ne Oldu

Dağı duman dünyanın, iki yüzlü işine,
Hakikat bir yüzümle, çattım ise ne oldu,
Bura hakkın yeridir, berhavanın işi ne,
Leb sokakta leblebi, sattım ise ne oldu.

Toprağı taşı yalan, dağları yalan dünya,
Ekmeği aşı yalan, bağları yalan dünya,
İki göz yaşı yalan, ağları yalan dünya,
Her nefeste merhamet, yuttum ise ne oldu.

Ne usta var ne çırak, ortada kaldı keser,
Testere seksek oynar, körebe tahta küser,
Her yanda kahbe rüzgar her yandan kahbe eser,
Sam yelinde gülleri, tuttum ise ne oldu.

Ömür yutan mevsimler, ne bahardı ne yazdı,
Düşü gece sevdamın, umutları beyazdı,
Kazma kürek korkular, kudrete mezar kazdı,
Her birine kefensiz, yattım ise ne oldu.

Kelamla tevil olmaz, yürünür hak hak ile,
Ne eder gölü ördek, avunur vak vak ile,
Karga bile eminken, sesinden gak gak ile,
Söze sultan bülbülüm, öttüm ise ne oldu.

Rızkı ölüm yerlerde, çifte tuzak kurdurdum,
Akrep yılan geçerken, canevinden vurdurdum.
Vel hasıl kahbe çarkı, döner iken durdurdum,
Haklı hakkın meydana, attım ise ne oldu.

Koç yiğitler şahlanıp, kahramanca! pusarken,
Hazmı iffet olanlar, sözü özü kusarken,
Güle esen sam yeli, kahbe rüzgar susarken,
Varıp tozu dumana, kattım ise ne oldu.

Herkesi yolda bilip, kendime yol buyurdum,
Taşa tohum ektiler, toprağımla doyurdum,
Uykumu dahi bile, tomurcukta uyurdum,
Bir gece de hasada, yattım ise ne oldu.

Mansur derki devrimin, gelsin çakıl taşları,
Tane tane örülsün, duvar olsun başları,
Gayrı beni götürün, muzafferin kuşları,
Canan ile vuslata, gittim ise ne oldu.

Mansur İlhan Yakar


MaKaLeLe 29 Ocak 2007 02:42

Su

Firuze rengi suların önünde diz çökmüş
bir okçu, elinde altın yayıyla.
Karalarla kaplanlarla oynuyordu,
kemanıyla oynadığı gibi.
Firuze rengi sularda yüzen
sarı güller... lerin yansıttığı
yanılsamalar... içindeyim...
O uzun siyah eldivenimle
yürüyorum sularda.
sularla evlilik akuatik yeşillerle
gri gözlerle bir anima-kadın
soluk alıp verişi
karanlık yaprakların ardında
Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor
onun da kulağına... dolendo...
Seslerin ve notaların gümüş
ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz.
bir denizaltı konuşması gibi
artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında
boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan
İki insan gibi neredeyse
dolendo
O uzun beyaz eldivenimle
tekrar çıktığımda sulara Miras'ım,
alnıma saplanacak altın bir ok olabilir.
Erden kızların önünde eğilmiş
oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla.
Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş
şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara.
Aramızda kristal uzaklıklarla
göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi.
Orion çekimi belki de yalnızca...

ANONİM


arwen 29 Ocak 2007 02:57

Gözlerim hayale daldığı zaman
İçimde bir ateş yandığı zaman
Arzularım yarım kaldığı zaman
Boynum büker kaderime ağlarım


Belli değil benim gecem gündüzüm
Ellerim koynumda sanki öksüzüm
Şu deli gönlüme geçmiyor sözüm
Boynum büker kaderime ağlarım


Sana olan aşkımı inkar edersen
O mutlu günleri siler gidersen
Benden başkasına gönül verirsen
Adını nefretle anar ağlarım


Yıllar geçsede sanma unuturum
Sanma gönlümü sensiz avuturum
Adını andıkça yanar dururum
Bu kötü talihime yanar ağlarım



ayhan okumuş


arwen 29 Ocak 2007 04:04

Gönül seni yaktılar bu genç yaşında
Bin bir dert dolaşıyor garip başında
Hani gönül dostların varmı yanında
Hepsi birer birer yok olup gitti


Hani sana bin bir umut verenler
Bir ömür boyu huzur vadedenler
Hani bir zamanlar yüzüne gülenler
Hepsi birer birer kaybolup gitti


Gözlerimin yaşı döndü sellere
Karışıp ta gitti sanki göllere
Bir zaman sardığım ince bellere
Başkasının kolunu sardıda gitti


Anladım bu dünyada sevgiler yalan
Kırık dökük anılar maziden kalan
Söyle kime güvensin derbeder ayhan
O bütün ümitlerimi yıktıda gitti



ayhan okumuş


DEsssT16 29 Ocak 2007 08:19

İki Kalp

İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.

Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde gösterisi zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmışlar göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya


sehrazat2415 29 Ocak 2007 09:21

gözlerin kal diyor,dudakların git!....
 

Zoruma gideni icime attim
Bitmesin diye bu büyü...
yüzüne vurmadim hatalarini
Seni bagrima bastim..kopamadim
Bile..Bile! Icime sinmeden
Ayrilamadim..!
Biz Kirlendik..
Sana da, banada eller dokundu
Azar..azar kaybettik birbirimizi
Gitmelerin korkutmuyor artik beni
Kokunu sök duvarlardan!
Bütün esyalarini topla!
Kapiyi hizli carp kararli olsun!
Yalin ayak kaldi bir sevdam daha
Kederim bana ders olsun..!

Bu nasil ayrilik..?
Bu nasil veda..?
Gözlerin kal diyor...dudaklarin git
Bakisin anahtar..sözlerin kilit
Ellerin ac diyor..dudaklarin git

Gidersen.. bir daha dönmeyecegim
Kalirsan.. kalbime yenilecegim
Cözemedim seni cözemedim..delirecegim
Gözlerin kal diyor..dudaklarin git

Ayrilik dönüsü olmayan bir nehir
Yalnizlik yikilmis bombos bir sehir
Kac sevda..kac sevda kül oldu böyle kim bilir
Gözyasin kal diyor..dudaklarin git

Duvardan insin mi resimlerimiz..?
Yabanci olsun mu isimlerimiz..?
Ya o dopdolu gecelerimiz..?
Anilar kal diyor..dudaklarin git

Bu romanda biter belki birazdan
Ne asklar yikildi gururdan..nazdan
Agliyor besteler yine hicazdan
Sarkilar kal diyor..dudaklarin git

Yine yokusa sürüyorsun herseyi...
Yine kandiriyorsun beni...
Ama unutma bu son sansimiz...
Seni unutmak icin son defa özlüyorum..!


Ahmet Selcuk Ilhan


Musfuray 29 Ocak 2007 22:35

EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM
 
SEVGİLİ ARKADAŞLAR ELİME YENİ GECEN BU ŞİİRİ SİZİNLE PAYLAŞMA GEREGİNİ DUYDUM YORUM AÇIK TEŞEKKÜR EDERİM SAYGILARIMLA

Hrant DİNK’ in ölümünden sonra yaşananların ardından, VATAN’ ı için (adını bile sonradan öğrendiğim) DİYARBAKIR Lice’ de şehit olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş. Kadir AYDIN’ a ithafen yazılmıştır. Ruhu şad olsun.


EY KOCA DÜNYA BENDE ÖLDÜM

Ey koca dünya bende öldüm.
Belli ki hiç birinizin haberi yok.
Hem de DİNK’ ten sadece bir gün önce.
Ama sen ne duydun, ne gördün, ne de umursadın.



Ölümünden hemen sonra kameralar gelmedi oraya.
Halk’ ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika’da kınamadı ölümümü.
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere…



Hâlbuki benim adım öz be öz Türkçe idi, “Kadir AYDIN…
Okunması, söylenmesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı.
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden



Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş.
Ve soldurdular beni Lice’ de, hayatımın baharında,
Beni de vurdular ben de öldüm, bilmem duydunuz mu? Ama
Bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belki de hiç aramadılar…



Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm,
Ben Türk’tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse.
Bir kez bile manşet de olmadım ya o gül yüzümle gazetelere,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM…




Sitemim Hrant Dink’ e veya Ermeni Cemiyetine değil, onlara bizden çok değer verenleredir.


blood_lovee 29 Ocak 2007 22:44

Yol Uzun

Bu gece yol uzun
Ve gölge gece değil,
Karanlık, senin sesinin yokluğu.

Yön gösteren ne çok tabela.
Radyoda muhbir gürültüsü,
Acıyan bir yanım var, öbür yanımda.

Çukur uyandırır her seferinde yokluğunu.
Başım ne yanda öğrenemedim bu saatte,
Sol omzum camı kaldırır, alışamadım...

Burundan bezdiren yanık kahve kokusu.
Eğildim gövdeme, boynum biraz ağrıdı,
Sonra sol omzumun üstüne konsun istedim kokun...

Şimdi yarın olsun, yarın da sen ol.
Tebessüm gider ardından ama sen yüzün önünde yürürsün.
Amacından amaç arayışın, arayışın ve buluşun.

Kirli bir pazartesi sabahı, sen temizle bugün bu günü.
Alışsın ellerin, ellerin yaptığına.
Düşün ve sevdana seslen şimdi.
Yutkun ,yutkun...

Hakan Taşdelen


Mystic@L 29 Ocak 2007 22:54

Su

Firuze rengi suların önünde diz çökmüş
bir okçu, elinde altın yayıyla.
Karalarla kaplanlarla oynuyordu,
kemanıyla oynadığı gibi.
Firuze rengi sularda yüzen
sarı güller... lerin yansıttığı
yanılsamalar... içindeyim...
O uzun siyah eldivenimle
yürüyorum sularda.
sularla evlilik akuatik yeşillerle
gri gözlerle bir anima-kadın
soluk alıp verişi
karanlık yaprakların ardında
Bir yıldız gümüş notalar fısıldıyor
onun da kulağına... dolendo...
Seslerin ve notaların gümüş
ağırlığıyla dalıyor sulara, dalıyoruz.
bir denizaltı konuşması gibi
artık kimsenin dinlemediği iki insan arasında
boğulmamak için denizin dibinde konuşmaya çalışan
İki insan gibi neredeyse
dolendo
O uzun beyaz eldivenimle
tekrar çıktığımda sulara Miras'ım,
alnıma saplanacak altın bir ok olabilir.
Erden kızların önünde eğilmiş
oturuyor olabilirim alnımda altın bir okla.
Aramızda belirli uzaklıklarla eğilmiş
şarkı söylüyor olabiliriz gri sulara.
Aramızda kristal uzaklıklarla
göğe çekilmiş olabiliriz, ağlayan ünikornlar gibi.
Orion çekimi belki de yalnızca...

Lale Müldür


MaKaLeLe 30 Ocak 2007 00:34

Remzi

Ne sorayım sana
Kulak dolgunluğu belediklerini mi söylersin
Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan
Aklında kalanları mı
Çalışmadın istediğim gibi
Ya komşunun suyunu taşıdın
Bekar çamaşırı yıkarken annen
Ya da beşiğini salladın kardeşinin
Gaz yoktu belki bu gecelik
Şişesi çatlamıştı lambanın
Karşılıksız kalacak sorularım demek

Ama vakti gelince senden öğreneceğim
Makarna verildiğini karneyle
Bulgaryadan gelen kömür motorlarının
Yanaştığını Kumkapı'ya
Kulağına kar suyu kaçan toriklerin
Karaya vurduğunu Boğaz'da
Yaramasa da işimize, kahvenin
Kaça sürüldüğünü el altından
Yaz ortasında bulursun
Hasta için olduktan sonra
Limonun en sulusunu
Mahalle kırılırken uyuzdan
Sen taşırsın kükürtü
Mısır Çarşısı'ndan
Kursağına girmese de bulursun
Yumurtanın en tazesini

Her derdine koşarsın mahallenin
İnsaflısını verem doktorunun
Dişçinin en ucuzunu
Sen salık verirsin komşulara
Bildiklerin de vardı fazladan
Kalayla çivi üzerine
Biraz daha kurcalarsam
Dökersin içyüzünü nalburların

Benim bilgili becerikli çocuğum
Derse kalktığın zaman
Yüzünün kızarması neden
Üstte başta yok diye mi
Utanmak bize düşer çocuğum
Çalışmadığın içinse
Bildiklerin sana yeter
Notun önceden verilmiş
Bilmediğin şahıs zamirleri olsun

Rıfat Ilgaz |


arwen 30 Ocak 2007 01:09

Bahar yaşanmalı,
sele kapılmadan.
Tutkuya dilenen sevgi,
günahı gelmeyene,
tek gecelik gitmiyorum.
Ömür olmalı aşk,
seni aramak ulaşamamak,
bulmak unutmak olmasın,
Sustum kendime.
Yazamadıklarım sendeki özlemim.
Tuzlu yanaklarında dudaklarım,
Dudağının kız kurusu yalnızlığında.



ömer şancı


Mystic@L 30 Ocak 2007 01:14

Haber Vermeyecektin

Güneş fecre dalıp kaybolduğunda
Ben de kaybolurum her akşamüstü
Açarım göğsümü karanlıklara
Çekerim içime cıgaramın zehri
Seni düşündükçe her akşamüstü

Haber vermeyecektin giderken bana
Sarıldığını bir başkasına
Çekerdim özlemini vuslat anının
Haram katmasaydın hayallerime

Dalgalar sahile her vurduğunda
Peşinden sürükler dönen her damla
Bir ağırlık çöker omuzlarıma
İçimi dökerim uçuşan martılara
O uğursuz sahile gittiğim zaman

Haber vermeyecektin giderken bana
Sarıldığını bir başkasına
Beni avuturdu o an martılar
Haram katmasaydın ak tüylerine

Ali Ekinci


Misafir 30 Ocak 2007 11:40

Penceremde Eylül

Uyu

zifiri karanlık elimdeki şarap
bıçak kesmez gözlerimin üşümesini
aylak güvercinler pencerede çığlık
secerem kapalı
kapılar da

Düşün

cennetinde adam
aynada bulut yüzdürür
yılgın,asi
toprağa sancısı büyür...büyür

Sus

gamzende şehvet,
gece kuytuda
duvardaki resim serseridir

günaydınlar Eylül
Ekim ağıtları duraksız çiy
soyunur akşamın teni

giyin

bahçende gelincik aşk kırmızı
kirpiklerinde mavi
yağmursuz da bahtiyar

anla

bu mevsim yaşlanmanın tam sırası
cevizin yaprağı omuzunda kurşundan şiir
şarap sızıyor kıyılarıma
yüzümde koşulsuz gün ışığı

Hakan Kartal


Misafir 30 Ocak 2007 12:03

MUTLULUĞUN RESMİ

Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi.
Bütün çiçekler gözlerimde.
Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu.
Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı?
Mutluluk muydu?

Bugün,
Ne varsa hüzünden yana
denize fırlattım az önce.
Sanki beklermiş gibi hepsini,
hop hop hoplatıverdi dalgalarında.
En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu.
"Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine...
İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!"

Sonra, şakalaşırcasına
bir kaç tuzlu damlasını
sıçratıverdi yüzüme.
Gülümsedim mahcup mahcup,
onun bu neşesine...
Duruldu.
Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma.
Yoksa mutluluk bu muydu?

Herkes kalabalıkken,
içimdeki yalnızlığı
alıp, gidiverdi sihirbaz martılar!
Bir de arkasından o bildik
şen kahkahalı bağırışmalar!
Hiç bu kadar güzelini görmemiştim.
Beyazmış meğerse
beni, onlarla bütünleştiren mucize!
Kanat çırpa çırpa,
yüreğimdeki isyanları uçurdular...
Yaşamaktan aldığım tad; işte buydu!
Yoksa mutluluk bu muydu?

"Sen mutluluğun resmini
çizebilir misin Abidin?"
Evet... Adım İNSAN...
Ya, tabii ki, çizerim!

Az önce;
ağaç oldum,
çiçek oldum,
güneş oldum,
deniz oldum,
martı oldum,
ölümsüzleştim...

Meğerse, hep
yanıbaşımdaymış
bu güzel resim!
Ben çizdim. Adı umudum'du!
Yoksa tüm umutlarım
beni hiç terketmeyen
mutluluğum muydu?

* * *

Mutluluk,
hepimize sadece
kendi çizdiğimiz resimler
ve uzaklıklar kadar
yakındır!


Nedret Türer





Mystic@L 30 Ocak 2007 22:13

Ne sorayım sana
Kulak dolgunluğu belediklerini mi söylersin
Uyku sersemliği göz gezdirdiğin kitaptan
Aklında kalanları mı
Çalışmadın istediğim gibi
Ya komşunun suyunu taşıdın
Bekar çamaşırı yıkarken annen
Ya da beşiğini salladın kardeşinin
Gaz yoktu belki bu gecelik
Şişesi çatlamıştı lambanın
Karşılıksız kalacak sorularım demek

Ama vakti gelince senden öğreneceğim
Makarna verildiğini karneyle
Bulgaryadan gelen kömür motorlarının
Yanaştığını Kumkapı'ya
Kulağına kar suyu kaçan toriklerin
Karaya vurduğunu Boğaz'da
Yaramasa da işimize, kahvenin
Kaça sürüldüğünü el altından
Yaz ortasında bulursun
Hasta için olduktan sonra
Limonun en sulusunu
Mahalle kırılırken uyuzdan
Sen taşırsın kükürtü
Mısır Çarşısı'ndan
Kursağına girmese de bulursun
Yumurtanın en tazesini

Her derdine koşarsın mahallenin
İnsaflısını verem doktorunun
Dişçinin en ucuzunu
Sen salık verirsin komşulara
Bildiklerin de vardı fazladan
Kalayla çivi üzerine
Biraz daha kurcalarsam
Dökersin içyüzünü nalburların

Benim bilgili becerikli çocuğum
Derse kalktığın zaman
Yüzünün kızarması neden
Üstte başta yok diye mi
Utanmak bize düşer çocuğum
Çalışmadığın içinse
Bildiklerin sana yeter
Notun önceden verilmiş
Bilmediğin şahıs zamirleri olsun

Rıfat Ilgaz


arwen 30 Ocak 2007 22:36

Güldüğümü gördün de mi, geldin yanıma,
İki cilve bir naz, girdin kanıma,
Ben sensiz ne mutlu, ne bahtiyar idim,
Hayatımı kararttın, kastettin canıma...


sedat sözen


arwen 30 Ocak 2007 23:25

Sensiz oturdum bu akşam penceremdeki köşeme
Başımı dayadım buhulu camlara
Dışarda soğuk bir sensizlik var yine
Bu gece simsiyah bulutlar var gözyaşı dolu sanki
İsmin var aklımda hep böle pusulu akşamlarımda dilime dolanan
Sevgin var içimde hiç bir zaman sonu olmayan
Sensizliğim var şu dört duvar odamda
Ölü umutlarım var hayata döndürülemeyen sevdiğim
Yanlızlığım var sensiz geçen her uykusuz gecemde...


ASLAN YILDIZ



Saat: 15:11

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık