![]() |
Hayat Oyunu Kaç dört nisan geçti Kaç yirmi eylül Yıllar uzadıkça zaman da Acıların adımı büyüdü İçin için ağlıyorum Roller yer değiştirdikçe Perdeler hep kapalı Gece de uykular uzadı Gündüze sabah doğmuyor İsyan etsem de kadere Oyun çoktan bitti Sah ne de... Aynur Avcı |
Anason Gülüşlü Hayat Özgürlük anasonlu bir suçluluk Umarsız saatlere boyanan Şalı rüzgârdan acemice uçan İstemek düş mavisi çivitlisinden Yorgun ses dil eskitirken Ne çok anı içiyor Susuz, katışıksız Bulanmamış beyaz. Bu gömütlükte sırlar saklı Mecazlı baktıkça yüzünün ifadesi Gözlere dalaşır siyahî susku Şiir lambalarını yakmadan aydınlık yasak Unutuldu sanma mum ışığı. Ne çok üzgü içiyor Susuz, katışıksız Bulanmamış beyaz. Yaz hatırlanan süslü bir peçete Alnını sildikçe ilklerin sıcağı Yanağına işlenmiş hayat kırmızısı ter Seni bir örümceğin ağlarına saklı bıraktım Bulman için kendi yolunu Ne çok düzgü Susuz, katışıksız Bulanmamış beyaz. Her aşk kelimelerde cesurdur Yüz yüze gelmez içinin yansımasıyla Ya şiire satar benliğini ya şarkılara Hayat bu oyun yeri darmadağın Sil dizindeki sıyrık lekelerini Çocukken hiç düşmedin mi? Ne çok oyun Susuz, katışıksız Bulanmamış beyaz. Ne çok anason Susuz, katışıksız Nehirler giyince gözlerimiz Beyazı bulanan Rakı kadehinde sarhoşluk bu hayat Nesli Yazıcılar |
Aldırmıyoruz aşk iklimi meltem birden uçuşuyor eteklerim alev aleviz utangaç hem serin serin aldırmıyoruz nasılsa aşığız yağmurdan kaçıyoruz güzün pabuçlarımız delik ıslak ıslağız hem de sıcacık ellerimiz aldırmıyoruz nasılsa aşığız beş parasızız ne çok dükkan ne çok alacaksızız en çoğumuz bile az aldırmıyoruz nasılsa aşığız gidiyorsun kalıyoruz uğurluyorum titrek yollar uzak çekilir geleceksin yaza aldırmıyoruz nasılsa aşığız birden kışa göçmüşüz uçuşmuyor eteklerim yağmur ıslatmıyor herşey ne ucuz yollar kimsesiz aldırıyoruz nasılsa aşksızız 19.06.2006 Nurdan Ünsal Nurdan Ünsal |
Ölgün Renksizliği Düşün İki omzunun arasındaki dünyayı düşün yanılgını kaybedişini eksikliğini her sabah anımsamayı sustuğun cennetine cehennem makamı kör kütük savrulmuş melekten birini incitilen dem ağırlığında hafifliğinin terkedişini düşün aynalara genleşse de yüzündeki okyanuslar derinlik sığ sözlerinde kaybetti coşkusunu ırmak boyu aşk avında heves yükü deryaya yitik gözlerin büyümüş ölgün renksizliğini düşün güneşe serilmiş yağmur nüshalarını yapay sezgili ezgilerle rüzgara kırdırırlar dinmedi dinlemedi yaban hoyrat gördüm kulaklarında sağır bir mevsim duyarsızlığın ezdiği ya Muhammet deyip el koyduğun kalbini düşün iki omzunun ortasındaki hypoksia dünyayı artarak onarılmadığını yanlışların son uçurumda U dönüşlerinin bulunmadığını düşün gösterimden kalkan filmler gibi dönmüyor artık dünya perdeler kapalı.... ... görmek mümkün!... Nursel TÜRKEMİŞ |
Ensemde hissettim ölümü Kapatınca sensiz gözümü Küt küt küt etti durdu kalbim Bu ses sendin cevap vermedim Sızlıyor yüreğim yeniden Tükenmişliğin sesi gelen Belki sen duymadan bir daha Küt küt küt edicek gidicem Unutması namümkün bir sen Nasıl girdin kalbime birsem Hasretin öylesine sevsem Seni unutamam ben ölsem... hüseyin türkmenoğlu |
Elini Kalbime Koy
Mustafa Hatipoğlu |
ANLARSIN BİR GÜN Gün gelir, ayrılır sana çıkan tüm yollarım, Kendi ellerinle, bu sevdanın ipini çekersin bir gün, Düşünce pencerene o öksüz hayalim, Sevmişti deyip te ardımdan ağlarsın, ağlarsın bir gün, ...............................................................Sarar elbet seni de, ...............................................................hasretin alayları, ...............................................................Tüketir gün be gün, ...............................................................bir bir umutlarını, ...............................................................Sevdayla çağlayan, ...............................................................o sevda ırmaklarını, ...............................................................Kurutup da çöle döndürür, ...............................................................döndürür bir gün, An gelir, yenik düşersin sen de zamana, Vurur o gün, vuslatı vurmayan saatler sana, İnerken kurşundan perdeler göz kapaklarına, Sen de bir gün sevmek neymiş anlarsın, anlarsın bir gün... (O'na, hep ona, hep o gözlerime yağan yağmur'a...) Şiir : Ayhan UÇAR |
Umut koksun istiyorum dostluklar, Sevgiyle konuşsun insanlar. Kırıklık olmasın dillerde, Dostluk koksun insanlar. Bir gün kırdığın kalp senin olur, Kalbini kederlerle doldurur. Sözünü söylemeden iyi düşün, Birine vurursan bir başkası da sana vurur. Olanaklar sunmuşsa sana dünya, Sana mecbur olanları kırma. Veren Allah bir gün alır, Onların durumuna düşersen kızma. Düşünerek söyle ağzından çıkan sözü, Olmasın kimsenin hiç kimsede gözü. Sadece sevgi dolu beraberlikler olsun. Yaşam huzur ve mutlulukla dolsun. meziyet ak |
SEVİ ŞİİRİ Ben senin en çok sesini sevdim Buğulu coğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kah çocukca mavi, kah inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevgini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Artı Bir Olmak…………… dünden, köşelerde kaldı; saklambaç……. ebe yalnız…… oyun yok artık…… sensizlik, bir kor gibi yüreğimde….. ne iyi gidiyor şu kış günü, biliyor musun… içimi yakıyor… alev alev bildik tanıdık bir masada beşinci adam olmak……. sıradan, bir özel olsa gerek…… belki, sıkarsın rokaya limonu, gülen bir adam kesersin kabuğuna…… ve mum yakarsın içine…… ateş gibi gözleriyle kilitlenir sana hayat………. belki, algının ardındaki duvarı aşabilirsin ağır bir devinle……. günler geri kalmıştır da…… bir sen, anlayamamışsındır…. kavrulmuş avuçlarımın parmak aralarından dökülen, sönmüş yıldızları…… hani, bir sakıncası yok hayat böyle bir şey……dersin…. rahat ol…. inceden bir dost sohbetidir kanayan…….. derin yaralarda kokan hüzündür rastladığım….. ölürüm de kopartmam…….. koklamaya kıyamam……… dilsizdir sevdam………. 29/01/2007 ege altun |
| Saat: 01:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık