![]() |
İLK Yanlış trenden indin seni şehrin aynasından geçirdiler Sana baktım yıllarca hep ayni özlem penceresinden Yürüyen ve kaçan yalın ve çocuksu özlem penceresinden Denize karşı küçüle küçüle giden evleri İnce ince karşılardın olağan karşılardın Şen dünya içinde şen dünya içinde bir avuç şen dünyaydın sen Bahar bilgisi güneş rengi at soluğu ve sen Seni çağırıyorum geç gel ağlayan son bâkireler içinden Kadınlar taş heykeller gibi gelip geçer sarı kayalardan Hangisine baksam sen kımıldar sen seslenirsin içerlerden Çekil karşımdan sultanı cariyelerde aramak körlüğü diyorum Körlük güneşe ve gözlerime doğru gelen Sen bir el uzanışıyla aydınlanan yeni ay mısın Geyik resimleriyle kabarık her köşen Geyik derisinde akan ilk nehir Bir el uzanışıyla İlk sokağın ağzında kaybolursan ağlıyacağım Leylâklarla akrepler gözlerine bakıp insan olurlarsa Çocuk cennetinde günahların ilkini sen işliyorsun demektir Suna Parlayan denizler gürültüsüz şiirler kapanan kapılar sana gök taşlarını getiriyorlar Seni sayıklıyor Denemesi yanlış yapılmış ilk ok Sezai KARAKOÇ |
Konuşma
|
Bana Bir Şiir YazŞiir insanın aynasıdır, Bana bir şiir yaz. Ruhum şiir hastasıdır, Bana bir şiir yaz. Kalbinin içini nasıl göreyim, Bir şiir yaz, sevildiğimi bileyim, Yüreğimi titret önünde eğileyim, Bana bir şiir yaz. Istersen doğadan, kuşlardan bahset, Öyle bir şiir yaz ki yüreğimi hapset, Isterim bütün herkese nisbet, Bana bir şiir yaz. Zararı mı olur şiir yazsan? Yüreğinin kapısını biraz açsan, Başarırsın kendini zahmete soksan, Bana bir şiir yaz. |
Cana Duran Kaçıncı Bahar te uyandırmış camlarımda sabahın çakıl taşları doğrulmuşum güç bela bakmışım o ne cana duran kaçıncı bahar üşenmemiş davetiye çıkarmış süslü mü süslü defilesine iyi de bana ne benim bahar belleğimde kartpostal saadetiyle ey! süslü bahar hadi eve gel sana bende baharların kartpostal koleksiyonunu bozuk değil bak bu gün yaşlı asansör |
Oğlum ‘Bize şiir yazmadın mı baba’ dedi oğlum yüreğim satırlara sığar mı oğlum ‘bize şiir yazmadın mı baba’ dedi oğlum sizi yazmaya sözcükler yeter mi oğlum. Ben ağlayamam,gülemem;çünkü babayım tüm duyguları hapsederim yüreğime oğlum kuşak farkıdır,yaş farkıdır tüm haksızlıklarım bir gün sen de yaşarsın,bilirim oğlum. Senin canın yandığında,benim yüreğim yanar hangi acı büyüktür bilemem oğlum, her gülüşünde,yüreğimde güvercinler uçar, sevincim üşür diye,havaya salamam oğlum. Ne sevgiler yaşadım içimde,yazdım anlatamadım onun içindir size korkudan yazamadım oğlum. Yaşamak mı güzeldir,yazmak mı?Hala bulamadım. Baba derken gözüme bak..anlarsın oğlum. Bilsem ki sevgi anlatılır,dizelerim bitmez bir değil,binlerce şiir yazardım oğlum bilirim sevgiyi anlatmaya dizeler yetmez. Yetseydi şiirler çoktan biterdi oğlum. Ne babalar,ne oğullar göçtü dünyadan sevgiler toprağa sığmıyor oğlum, sevgi öyle bir duygudur, vermiştir yaradan dağı deler,çöller aşar kimse göremez oğlum. Sevgi dediğin bazen kar olur yağar. Üşütür seni,kar soğuktur oğlum. Erir,su olur toprağa hayat katar, sen baharı gör,sellere bakma oğlum. |
Cesaretin Var mı Ben gönlüme aldım seni, Hiç tereddüt etmeden bir dakika bile 'gider mi' diye düşünmeden Canımı, ömrümü kaybetmeyi göze alıyorum, 'acaba değer mi ? ' diye düşünmeden. Her günümü, her anımı seninle geçiriyorum Sessizce, delice Herkesten habersiz, Kimi zaman senden bile... Gecelerim de senin, rüyalarımda, Hayallerim, ümitlerim de. Kalp atışlarım sevginle her dakika her saniye Bekliyor gelir mi, ararmı diye. Ben gönlüme aldım seni, Hiç tereddüt etmeden bir dakika bile 'gider mi' diye düşünmeden Canımı, ömrümü kaybetmeyi göze alıyorum, 'acaba değer mi ? ' diye düşünmeden. Meydan okuyorum şimdi sana, Cesaretin var mı? Yaşadığın bu aşkı haykırmaya, Yada en azından Seni Seviyorum diye bağırmaya... Cesaretin var mı unutmaya. Son noktayı koymaya. Bu kadar yalandan sonra Cesaretin varmı aynaya bakmaya... |
MUTLUMUSUN? Şimdi nerdesin, ne hallerdesin? Beni düşünüyormusun hiç? Bazan çok kötü geliyorsun sen aklıma unuttum sandığım anlarda bir başka oluyorum tanıyamıyorum kendimi garip duygular sarıyor yüreğimi... Kuşları dinliyorum edip akbayramdan sonra da asi ve maviyi onur akından sevda çok uzaklarda, yıldızların da ötesinde bilmem nasıl yakalarım.... Ya umutlar biterse Uffff... uf diyorum, dalıyorum... O kadar güzelmiydi senli günlerim? Uzanıp tutamadığım yanıbaşımdan uçurduğum mutluluk uçurtmasımıydın sanki? Yanımda yoksun, canımda yok ne çok özledim bilsen ne çok diyor ferhat tunç şarkılar, ah şarkılar kahrolasıca mutluluklar... Ne gün görmüş, ne de gülmüştüm sanki ağlamak kaderimdi zaten acıların mutluluğunu özlemek de varmış kaderde... Evet; sen gittin, hayallerim yarım kaldı, sevincimi eller çaldı... Böyle bitermiş demek güzel günler, böyle hüzünlenirmiş sevenler... sende düşünüyormusun dalıyormusun güzel günlere hiç yosun tutmadı ya yüreğin... acı vermek için hala acı çekiyormusun.... Şimdi başka gönüllerde atıyor kalbimiz Yüreğim yanıyor, içim kanıyor biliyor musun? şimdi sen mutlumusun, boşver mutlu ol yeter ... |
MUTLULUK BANA ÇOK UZAKBeyhude geçen bir ömür Benim yaşamaya çalıştığım Yüreğimi dağlayan köz kömür Bir çift elâ göz bakmaya çalıştığım Elimi uzatıp tutsam özür Her-zaman mutluluk benim kaçırdığım Desem-ki yâre al beni götür Vefasız bir sevgili ardına takılamadığım Bir tutam ağarmış saç kalan ellerimde Hangi mutluluk benim? Bir nebze yakaladığım Doğmadan kapanmış kısmetim kaderimde Başardığım tek-şey mutlu olamadığım Ağlarım yaş akmaz gözlerimde Gülmeyi tanımadan kurumuş göz-pınarlarım Sevgi dolu cümleler her-zaman dilimde Ateşlere sardım sarıldım; sevgili; saramadığım Dönüp ardıma baksam, uzun bir ömür geride Bir-kaç mutlu-gün fazlası yok hatırladığım Mutluluk bana çok uzak, çok ileride Koşar-adım yürüsem de asla varamadığım |
Bu Gece Sensiz Sabahlayacağım. http://www.kalbim.gen.tr/yazar/menu_kose.gif Bu gece sensiz sabahlayacağım Yine sensizlikte sesini duyacağım Belki sessiz olacak gürültüsüz olacak Ama ben sana ağlayacağım Belki ellerim ellerini arayacak Yorgun gözlerim sabağı sensiz bulacak Belki elimde sigaram masamda içkim Senin hayalini yudumlayacağım Belki teninin hasreti bir kibrit alevi gibi yakarken bedenimi Göğsümden dudaklarıma bir isyan kabaracak Düşüncelerim bir bir yargılayacak benliğimi Belki sensiz uyurken ben Kendi kalemimim kendim kıracağım idamlık bir mahküm gibi Belki çaresizce bekleyeceğim O an ölümün soğuk nefesini duyacaksın dudaklarında Belki bir masum göz yaşı olacağım yanaklarında Hasretin açısı küstürsede türküleri Dilinden düşmeyen söz olacağım Sen tatlı rüyalar görürken Belki ben son nefesimi vereceğim vermiş olacağım.. |
Sahi Ben Kimim Sahi Ben Kimim Hatırlıyor musun "kimsin sen?" diye sormuştun bana!! Sahi ben kimim? Ah bilebilsem seni üzer miydim hiç… Ama sen daha fazla dayanamadın, Sormadan edemedin "kimsin sen?" diye... Sahi ben kimim? Bir deli mi? Aklını kullanamayan bir zavallı mı? Başı kuma gömülü bir devekuşu mu? Belki de gardiyanını seven bir mahkum… 12 Eylül'de Diyarbakır zindanlarında 5 Nisan'da vatan caddesi'nde, Kasım'da Merter'de başına çuval geçirilen Bilinmeyen bir yere kaçırılan tuhaf bir insan… Dedim ya sahi kim olduğumu bilsem Seni üzer miydim hiç! Onlar da benim "kim" olduğumu Bilmedikleri için yanıldılar, "kim" olduğumu bilseler yaşatırlar mıydı dersin! Gerisin geriye bırakırlar mıydı? Hiç sanmıyorum! Ama ne iyi değil mi? Allah'tan başka hiç kimse "kim" olduğumu bilmiyor. Onlar "kim"liğimi bilmiyorlar, Ama ben "kim"sesiz değilim ki! Yalnızlık ayrı şey, "kim"sesizlik ayrı şeydir. Ben hep yalnız yaşadım, Ama hiç bir zaman kimsesiz olmadım. Bu yüzden de hiç "kim"se "kim" olduğumu anlayamadı, bilemedi. Hapsettiler olmadı, İşkence ettiler olmadı, Ve olmayacak Çünkü "kim"olduğumu bilseler, Beni üzmezlerdi biliyorum. Kendileri de üzülmezdi en azından. Ama olmadı işte, tanıyamadılar, Kimliğimi okudular Ama "kim" olduğumu anlayamadılar. Düşmanlar şöyle dursun dostlar da anlayamadılar. Deli dediler, asabi dediler, Taliban dediler… Ama hep dediler, Hiç bilmediler, tanıyamadılar. Ben kendimi tanıyamadım ki onlar tanıyabilsin. Sahi "kim"im ben? Hiç bir şey tutamıyor beni Esareti, bağımlılığı tutkunluğu, hiç sevmedim. Özgürlüğe bile aşık olamadım "Sen kimsin?" derken Ben gülümsedim, hatırlıyor musun? Seni üzmek istememiştim inan, Ama çok zor bir soruydu bu. Nasıl anlatsaydım, Nereden başlasaydım, bilemiyordum? Hem anlatsaydım, başlasaydım, Sen anlayabilecek miydin, Sen başladığım bu hikayemi Bitirebilecek miydin? Hiç sanmıyorum! Çünkü sen o çölün bağrındaki Kurumuş ağaç hikayesini Hiç duydun mu sen? Tahmin etmiyorum! Sahi çöl nedir bilir misin? O kurumuş ağacı Nereden bileceksin? Hadi bildin diyelim, O yol sevdalısını nereden bileceksin? Arayıp dilinden anlamazsın ki! İşte o zaman bana "sen kimsin?" diye sormazdın, Gerek duymazdın. Artık "kim" olduğumu, Kimliğimden daha iyi bilebilirdin, Hissedebilir, yaşayabilirsin. Gel de bir gidelim, Hava karardı, sırılsıklam olmuşsun, gidelim… Düşünmekle anlaşılmaz bu muamma Bir gün belki anlarsın Bir daha da sorma bu soruyu ne olur! |
| Saat: 00:53 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık