![]() |
Ay şahit yıldızlar da Attığım her adım da Yakalandığım her sağanak ta Cisel cisel ıslanan ben, sen sen. Biz var bizden öte, Biz siz'likler de Biz gibi yaşamak, Yaşamsız bi çare eller de... Gün ışığı aydınlığı, Gözlerin de. Gözlerinse Bakışlarımın derinliğinde.. ‘’Sen yağmur ben hazan’’ Dönüşün; Mevsimlerin gizemin de. Bir biri ardında art sız, Şekil yok şimalsiz Güneşin doğuşun da Hep beklentilerim de, Sen Sen Sen! ..... emel can |
Asla Solmayacaksın Sonuna geldik demek güzel günlerin Benim için sen asla dünde kalmayacaksın Yeşermişti seninle bildiğim tüm ümitler Sen bir çiçek ellerimde asla solmayacaksın. Kitaplarda saklı olan hecelerde sen varsın Gerek yok fazlasına tekrar yazılmayacaksın Günleri kıştan çalıp bahara eklemek varken Yine de soğuk gecelerde asla solmayacaksın. Olur ya zaman gelip yaprak da dökeceksin Her bir yaprak ardından yeniden açaçaksın Ben çiçek açışını umutla beklerken gülüm Bil ki benim gönlümde asla solmayacaksın... Hakan Şengün |
Sır saklı gözyaşlarımın dudağıyla Avuçlarımı öptüm, izleri yad ettim Yaramazlığın diyeti dayak faslında Bir çocuğun sarı başını okşadım Saçlarında merhametin kokusu vardı Ellerine baktım, aynı izler Onun da avuçlarını öptüm, muhtaçtı Köy çeşmesinde ellerimi yıkadım Güzel gözlü bir kıza yangın baktım Acıları yıkasam silinir mi? _____________________dedim, Avuçlarına bak izler silindi mi? _____________________dedi Kaç kere yıkadım sayısını unuttum Avuçlarıma menekşeler de koydum Silinmedi, Gözüme rüzgar mı girdi, yoksa… Dur, söyleme gönlüm verme beni ele Hapsolurum bir nazlı gözün içinde Sus nolur anlatma, düşürme Çeşme başında gözlerimi yıkarım Söyle o kıza izlere bakmasın Avuçlarımda tenha yola çıkmasın Toprak tutarım acı ekerim yeşerir Bir çılgın renkte avuçlarım delirir Gelsin arkamdan güzel gözlüm Önce öpsün avuçlarımdan __________________kimdir bileyim. şahin türk |
Taze Bir Bahar Bu şiir büyük sanatkâr Emel Sayın'a ithaf edilmiştir. Taze bir bahar yeli gibi esip girdin gönlümüze Nice güzellikler kattın dünümüze bugünümüze Hep neşe ve mutluluk getirdin sazımıza sözümüze Yeni bir gelin misali süzülüp girdin yüreğimize Sana hep gıpta ile bakar sevgi dolu gözler Yüreğinden akıpta gider duygu dolu sözler Sevginle dolup dolup taşar nice yüce özler Şiir dolu bu yürek her zaman seni özler Sedefinde saklı duran bir incidir Emel Sayın Gönlümüzde hep birincidir o zarif ve tatlı kadın Nurlu güzelliğine sahiptir gece doğan dolunayın Dilindeki en güzel şiirdir daima Timur İlikan'ın Timur İlikan |
Resmine bakıyorum suspus. Boğazım düğümleniyor ama yine de ağlayamıyorum. Göz yaşım bile tıkanıyor seni gördüğü zaman. Özledim. Özledim.. Hemde çok özledim. Umudum yok., Biliyorum dönmeyeceksin. Sevmeyeceksin bir daha. Gülüşünde kaybolamayacağım mesela. Alamayacağım koynuma. Ağlayamayacağız bakışırken, sevişirken. Duymayacağım dudaklarından canımsını. Canım çıktı. Can mı kaldı. Özledim. Hemde çok.. Hala Adını her duyduğumda uçar yüreğim . Uçar gider. İster bir kez daha bakabilsin gözlerine. Öpebilsin, koklayabilsin doyasıya. Çekebilsin içine. Düğümlensin kelimeler. Dursun zaman. Ben bir şair, sen benim en güzel şiirim. Gözlerinle çaldın hayallerimi. Ama kızmıyorum sana. Dünyaya bir kez daha gelsem, Yine seni severim. Hadi be gülüm, çık gel. Özledim, hemde çok özledim. ERDEN EKİN |
Ellerimde Soluk Bir Harta Sert adımlarla biri yürüyor yüreğimde, Geçiyor eski zaman evlerinin, Demir parmaklıklı pencere Önlerinde, Güneş pörsüyor, Bir çiçek soluyor elde, Ya da kızıl saçlı bir genç kız bedeni, Tiril tiril yaşayacağı çağda, Veriliyor killi toprağa. Bir ruh gibi uçuyor şimdi düşler, Göz önünden kayarak geçiyor, nazlı hayaller, Ardında salkım saçak anılar, Ders zili çalmadan önce ki heyecanlar, Tatlı çileler, körpe ışıltılar! Sonra bir şeyler olur ve tren, Yeşil, kahverengi ağaçların arasından, Utanmadan sıkılmadan bir şarkı mırıldanıp, Islık öttürerek geçer gider önümüzden, Rayların üzerinden ufuk çizgisine doğru, Ufuk çizgisinde durup, paslanmaya yatar! İçinde şimdi bir süt bebe uyuyor mışıl mışıl, Ne dağdaki gerilla babasından, Ne okul baskınında genc ölen ablasından haberdar, Ne de uzak soğuk bir ülkede, Bitimsiz süre giden dans partilerinden! O daha uzunca bir süre duymayacak, Gizli ve karanlık saraylarda, Onun için alınan kararları, O daha uzunca bir süre bilmeyecek, Annesinin memesinin sarhoş bir asker tarafından kesildiğini! Rüzgar efil efil esiyor ve her esişte çayırları esnetiyor, O çayırlar ki gümrah ve azgın, Sürgün çadırları çevresinde, çadırlarla yatıp kalkıyorlar, Yine o çadırlarda yaşam süregeliyor, Bizler azaldığımız gibi çocuklarımız çoğalıyor, Çocuklar çoğalıyor ve bizler azalıyoruz! Şimdi kesik kesik soluk alışverişleri, Ellerimde soluk bir hartanın, Ta ortasında toprağın, yedi yıldızlı, Açmaz her aç diyene bağrını, Sesteki ılık tınıyı almadan, Açılmaz “Yüksek memleketler ülkesi”nin, En derin koyakları, en yüksek dağları! Kalpak öyle kolay eğilmez, Eğilmez onurlu başlar öne, Yüzyılların içine kök salmış, Ülkesinden almış ruhunda ki besicliği! Orda işte orda bekliyor bizi, Düşlerde biriken gri bulutlar, Kararsızlık almayın bunları, Bir bilinmezci tavırdır bu sergilenir, Erişilemeyen sahip olunamayandır! Hamur çıkabilir un yoğrulmalı, Hem pişmanlık duymamalı insan yaptıklarından, Hem gerçekten doğrudan şaşmamalı. Şimdi ürpermeli beden! Açmalı koca bir gonca, Katmerle ve ısırıklarla dolu bu, Bir kızıl laledir dilim! Elden ele dolaşan o harta nedir? Kimin eli kimin böğründe, Milyonlarca çiçek soluyor bir yerlerde! En verimli çağında bir beyni kaybetmek ne demektir? Tam sevilme çağında yakalanmak ansızın ölüme, Daha acısını unutmadan çocukların, anaların, Mezar mezar kabardık Tanrım! Ürperir ten ve kan, Birilerinin atardamarından kopup fışkırır, Bu benim, bu senin, bu hepimizin kanı, Düşmanlarımıza sunmak için değil, Düşmanlarımıza rağmen varolmak için! Ve ürperir ten, Bu kayıplar hep bir şeyler için, Çok eskiden beri yapıldığı gibi, Hayır! Kurban edilmek hoşnutluğundan değil, Yinelenmesinden utanılabilsin diye! Biraz daha biraz daha yakınız artık, Ölüme!… Ellerde soluk bir harta, İki elden getirildi bu hale, Biri soğuktan ve votkadan zalim, Diğeri kutsal bildiklerimizden! Biraz daha biraz daha yakınız artık, Ölüme!… Sararmış çayırları toprağın altına serme zamanı geldi, Gelecek yeni bir çayır mı yine yetiştirmeli? Harta; halı gibi yerler ve ayaklar altında, Bu coğrafyayı yüreğiyle eskisi, Anlayış ve akılda yenisiyle diriltmeli! Semih Seyyid |
Sahipsiz Bir Uçuruma Düştü Gözlerim Sahipsiz bir uçuruma düştü gözlerim Aşkın yalnızlığına vurdum gecemi Yine havada kan kokusu var. Yine hüzün firarında yüreğim... Uçurumlar özgürü bir failin günlüğünden düşüyorum. Ve sayfa sayfa ölüyorum, Sana yazılmış tozlu bir romanda Beni ihbar ediyorsun ayrılığa, Ayrılıksa kan kusturuyor,kelepçeli yalnızlığıma... Kinim yeşeriyor sarı sayfalarda Sisli bir kabus oluyorum. Çatlayan bileklerim seni arıyor, dilim susuyor yine. Olumsuz bir kent düşüyor yastığıma Sen ölüm oluyorsun beynimin labirentlerinde. Alnımda bir kavga duruyor ,kaşlarım ayrılığa çatılı, Ben seni tüketiyorum ateş çemberi yaşamalarımda. Ve tükenmişlik oluyorum ömrümün geri kalanında. İçimde ölüyor bu şehrin insanları, Ben yalın ayak kor taşıyorum kara kışlara. Soğuğum sen ,gecem sen, yangınım sen ... Bir avuç kül savruluyor uzaklara, Gözlerimde kan sonbahar kokularında. Her hücremde bin intihar büyüyor. Ve sen can çekişiyorsun kuytularımda. Bense kayboluyorum... Yine havada kan kokusu var. Seni çekilmiş bir yürekte senden geriye Kocaman bir ayrılık var.... Şimdi her adımda düşüyorum, Tuzağına takılıyor yüreğimin kenarı,uzaklara göçüyorum. Yollara vuruyor zaman , uzadıkça uzuyor. Mevsim tükeniyor içimde,yağmurlar ıslatıyor gözlerimi. Hayır hayır ağlamıyorum, Ayrılık kaçtı gözüme , belki ondan bu yaşlar... Kahraman Tazeoğlu |
HASRET Yine gözüm doldu hasretim sebep, Memleketi yurdu özledim yine Anam babam yarim uzaktalar hep, Dün gece düşündüm sızladım yine... Düşünmem desem de aklımdan çıkmaz, Bu ateş banadır elleri yakmaz, Karışmasam belki kanı da akmaz, Kanayan yarayı tuzladım yine... Hayat mahkum etti karışamadım, O benden güçlüydü yarışamadım, Ne kadar uğraştım erişemedim, Bir şey diyemedim izledim yine... Aşık Kemal derdin anlatır size, Zalim hasret beni getirdi dize, Genciz ya ağlamak yakışmaz bize, Gözyaşım döküldü gizledim yine... Kemal Yılmazoğlu |
Yalnizlik Iste gun batiyor... Gozlerim coktan daldi uzaklara Kor kirmizi bir gunes aydinlatiyor denizin ustunu Kucuk kucuk tekneler gorunuyor uzakta Bulutlar kaplamis Sultanahmet’in ustunu Yavastan hava karariyor Ve huzunlu bir muzik Ama kivrak Yavas yavas isliyor icimize... Kimbilir kac ayrilik yasaniyor su anda Kimbilir daha niceleri yasanacak Kirgin miyim, yoksa kirgin misiniz Bosverin olmayin Hayat guzel Yasamak gerek her seyi acisiyla tatlisiyla... Yalnizlik dusmanimiz Tum guzellikler yoldasimiz Kanmadim daha sana Ordasin biliyorum Ama icimizdeki bu kipirti oldukca Kanmayiz sana… Rabia Cinar Yuksel |
İmkânsızsın Ey Sevgili! İmkânsız seni sevmek Sana sarılmak, seni öpmek Ve hatta bunları hayal bile etmek! … Git gömül ebediyete Yeter ki imkânsız sevgine izin verme… ayşe tarhanlı |
| Saat: 01:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık