MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

tikkymelike 4 Mart 2007 00:25

ELİNİ RUHUNA KOYMADAN GELME

Elini ruhuna koymadan gelme.
Yoksa
Çocukların
Acı sesi kalır üstünde,
Gözlerin buğusu düşer
Almaz yanakların,
Hüznün karesine döner bakışlar.
Çevrili evlerin
Yalnızlığıyla bulur isimler
Hayat akışlarını...
Yaptıklarını al,
Giydiklerin kalsın...
Duyduklarını unutmadan
Adımlarına kat.
Yenile iç çekişlerini
Taze nefesler ekle umuduna.
Bir çocuğun elinden tut...
Gökyüzüne uçan güvercinleri düşün.
Ve inan...
Yapılacak çok iş var daha.
Yakmak için yazılacak kitap var,
Kimi yüreğini ısıtacak insanın
Kimi,
Acıtacak
Tutuşan harflerin çığlığında
Ve düşün...
Elini ruhuna koymadan gelme,
Tanımam....

Mustafa Ünver


arwen 4 Mart 2007 00:38

Sen gelince...
geçer susuzluğum
sen gelince
biter kara kışım
sen gelince
açar güllerim
sen gelince
doğar güneşim
sen gelince
biter acılarım
sen gelince
ben yeniden ben olurum


yıldız bayır


Misafir 4 Mart 2007 00:57

teyemmüm


Küfül küfül zamanlardan kalma
Buhran
Yürek hızması
Umuma açık yerlerde gizlenen yüzüm
Nerelere saklayayım seni?
Ah sızım sızım yarıklarım
Nasıl dayanır bu işkenceye
İki dağ arasından akan kan


Hangi küfürde zırhlanır bir öç?


Bir adamın yüzü oyuluyor ,özenle
Kadın papatya bezeniyor
Aşk bulanıyor ellerine
Toprak ,diyor kadın
Toprak;sudur

Ayben ÇEVİK


arwen 4 Mart 2007 01:05

Bırak yıldızları parlasın dursun
Gözlerinden daha güzel olamaz
Bırak güneşi de dünya ya vursun
Beni senden fazla sıcak tutamaz

O güller çiçekler dalında kalsın
Senin dokunduğun hissi vermez ki
Bütün güzellikler seni kıskansın
Seni benzettiğim şeyler yetmez ki

Kaşlarına hilal değmiş diyorlar
Kaşların; kaşların kadar güzelmiş
Gözlerine yıldız yıldız diyorlar
Gözlerin; gözlerin kadar güzelmiş

Yüzünü güneşe benzetiyorlar
Bırak ta yüzüne güneş özensin
Sen var ya güzelim; Sen aşkım kadar
Sen benim aşklarım kadar güzelsin.


fikri özkan


arwen 4 Mart 2007 03:15

Seni yolda görmüştüm
seviyorum demiştin
hani nerde,
aşkım yerde
sen havalardasın.
Elini ver sevgilim*
geçelim yalnızlığı
aşk hasrete dönmesin.
Kanun çıkar demiştin
aşkı özgür kılacak
hani nerde,
sevdam serde
sen havalardasın.
Düşmana bel bağlanmaz*
kuşlar bile uçamaz
barut kokar gökyüzü.

Umut ol efkârıma
sevgide buluşalım
hani nerde,
gönlüm zarda
sen havalardasın.
Özgürlüğe uçarken*
yanımda ol sevgilim
bulutlarda gezelim.


tekin özdemir


tikkymelike 4 Mart 2007 07:32

ADI HAYAT

İzin verme
Ruhunu zincirlere vurmalarına
Ağlamanı görmelerine
İzin verme
Bırak en yakın dostun
Dilsiz duvarlar olsun
Sen yine palyaço maskeni takıp çık sahneye
Her zamanki rolünü oyna
Şu herkesin oynadığını
Sonra sende hüznü yaşa
Herkes gibi

Elvan Elmas


kambis 4 Mart 2007 11:37



DOKUNAMADIĞIM SEVDAYA

Yavaş yavaş yürüyorum,
yağan karın ritminde.
Bastığım her arnavut kaldırımında
izim siliniyor.
Ardımda kalan kalabalık sokakta
tüketiyorum bir şeyleri.
Kara çalıyor caddeler.
Işıklar yanmaya başladıkça evlerde,
kasvetim artıyor.
Ayak sesleri çekildikçe,
ıssızlaştıkça ortalık,
daha da yükseliyor
çaresizliğimin sesi..

Köşe başını dönüp,
baktığımda oturduğum binaya
benim pencerem
tek ışığı yanmayan…

İşte yine aynı tokat,
Yalnızlığımı vuran anahtar sesi.
Ölüm sessizliği ve soğuk.

Akşam ne kadar dağılmış buralar.
Yastıklar yerde,
orda burda ıslatılan kağıt mendiller,
yan duran bir resim duvarda.
Masada devrik şişe,
kadehte birkaç damla kırmızı kalmış öfkemden.
Vazo kim bilir kaç gündür kırık
duruyor kapının dibinde.
İn cinle top oynamışım
belli ki kendimi kaybettiğimde.

Şarap kokuyor her taraf,
çürümüş yaramı andırıyor mayhoşluğu.
Meze yapmak isteyip de,
beceremediğim mektuplar
kırışmış başucumda.
Şiirler hep yarım.
Şarkılar bitmiş,
son boşlukta ki cızırtılar
inletiyor akşamın bu saatlerini.

Gece çöküyor,
sensizliğim aydınlandıkça.

Uykunun en dayanılmaz saatlerine
kafa tutarken isyanlarla,
içli bir ney çalıyor
yıldızları savuran rüzgar.
Eşlik edemiyor ritmi bozuk yüreğim.
Alabildiğine vuruyor
sesini gönül duvarıma.
Depremler büyüyor dolunayın gölgesinde,
çatlıyor yatağımın boş yarısı.
Sessizce kucak açıyor yıldızlar gözlerine.
Bakışın takıldı aklıma,
içimden geçeni bilmeden hani…
Bilmiyorum kaçıncı uykundasın,
ben ise kaçıncı yalnızlığımda.

Geceyi toplayıp eteğime,
nasıl çıkıyorum bilmiyorum
berduş sabahlara.
Soğuk bir yastık hala başımın altında,
hayallerimi tavana asmışım,
ha bire erteliyorum.
Ateşten geceliğimi çıkarıyorum
ayaz kesmiş bedenimden.
Güneş yıldızları saklarken
bir perde çekiyor
karabasanlarıma.

Yüzüme çarptığım bir avuç su
arıtıyor karanlıklardan.
Oysa ki ıslattıkça gözlerimi,
dudaklarım biraz daha kanıyor.
Ne kadar serin olsa da bu şehir,
kızgın kumlar var ya tenime yapışan,
kavuruyor.
Yeşil gözlerindeki soğukluk
titretiyor ateşimi.

Yalpalıyor güneş şehrin üstünde.
Kayan yıldızların gümüş tozları
ışıl ışıl Marmara’nın çalkantılarında.
İstanbul, türkülerini söylüyor yeditepeden...
yanık yanık martı çığlıklarıyla.

Sen karşı kıyıdaki ukde sevdam,
dokunamadığım,
uzanamadığım…
Mart gülüşünle duruyorsun karşımda,
parlayan güneşin,
dondurucu soğukluğuyla
karşılıyorsun günaydınımı.

Ardımda kalan caddelere,
kilitlediğim dört duvara hapsettim
görünmeyen yanımı.
Karanlıklar zaten
yalnızlığımın en büyük dostu.
Haykırışlarımı yutan birer girdap
doldurulamayan şu boş kağıtlar.
Kalemim sözcüsü olmuş
sensiz yarımın.
Kafiyeleri dizmek için,
şişeleri biriktiriyorum günlerdir,
kızıl sevişleri içerek damla damla.

Ah bu geceler olmasa,
yosun gözlerini nasıl çalarım
yağmur ormanlarıma.
Adını nasıl dökerim?

Kalabalığına dalıyorum şehrin.
Gürültüsü o kadar suskun ki
aslında isyanımın yanında.

Ben seni satırlara gömüyorum,
sen bilmediğim dünyanı
buğulu gözlerine.

Şarkılarını söylerken
bakıyorum sana.
Yumduğun gözlerinde,
içli sesinde bilinmeyen yanını,
yitik sevdalarını
ve sendeki beni düşünüyorum..

Bilmiyorum var mıyım
dudağından dökülen diyezli nağmelerde.

Kendime soruşlarım başlıyor,
nedenleri,
niçinleri.
Sorguluyorum hayatı,
dünyanın dengesizliğini sonra.
Tabuları yıkıyorum bir yandan,
diğer taraftan olmazları beyaza buluyorum.
Gerçekler ayaklarımdan tutuyor,
adım atamıyorum korkularımdan.

Karşına geçip
açamıyorum küçük dünyamı sana.
Ne sesim düşüyor gecene,
ne de karanlıklarına gözlerim.

Neden diyorum
dünyaya gelmek için bu aceleciliğim
ya da sen neden geç kaldın sevdama.

Bakışlarında filizler,
dudağında çatlaklarla İstanbul gibi
doğruldukça karşımda,
canım yanıyor bebek yüzlüm…
içim gidiyor,
yanımda olup uzak durmana…

Yalnızlığımı yüzüme vuran
anahtar sesini unuttururcasına,
şarkılarını söyle……..

Onlar da olmasa
katlanılmaz bu sevdaya….

Arzu Altınçiçek


MaKaLeLe 4 Mart 2007 12:33

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu |


nazlisu 4 Mart 2007 13:28

Arka BahçeEvin gölgesidir arka bahçe
Bir yatak odasının
Usulca taşan sıcağı

Çocuğun dokunuşu
Annenin durgunluğudur arka bahçe
Dudakta öpücük izi
Bir yaradır kuşun kanadında
Elmaya düşen ala
Çatlayan yüreği narın

Seksek için yollara
Çizilen şekillerdir arka bahçe
Bir gelinin ilk gecede
Yere düşen duvağı

Dul bir kadının
En tenha yeridir arka bahçe
İşveli ve içli sözleri
Ya da yanlış yorumlanan
Pembe gülüşü

Asker mektuplarının
Okunduğu yerdir arka bahçe
Ve üzgün bir sevdanın
O solgun haresi

Şairin haremidir arka bahçe

Musa Öz


ispermecet 4 Mart 2007 13:38

Yukarıda yazdığım gerçekten bir şiirdi. :*(

Avusturya deneysel şiir, Viyana grubundan Gerhard Rühm Emmi'nin şiiri. Şair 2006 Eylül ayında İstanbula Deneysel şiir seçkisi nedeniyle geldi, CNR fuar merkezinde ve Avusturya elçiliğinde konferans verdi.

Yasak meyve dergisi Eylül Sayısında ek olarak verdiği II. Dünya savaşı sonrası Deneysel şiir ekinde yazdığım, şiir vardır.
Bu ekteki en ilginç şiir de nefes şiiriydi. Seçkide görev alan arkadaşım ile Açık radyoda bir saat sohbet vardı, orada nefes şiirini okuduğunda araba kullanıyordum. Gülmekten az daha kaza yapacaktım. Ramazan bayramı 2. günüydü, şimdi hatırladım. :D :D

NEFES ŞİİRİ

h (nefes alış)
h (nefes veriş)
h (nefes alış)
h (nefes veriş)

h (nefes alış)
h (nefes veriş)

h (nefes alış)
h (nefes veriş)
h (nefes alış ve nefesi gergince tutuş)



h (rahatlayarak nefes veriş)


Çeviri: Erhan Altan, “Avusturya II. Dünya Savaşı Sonrası Deneysel Şiiri Seçkisi”



Saat: 01:34

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık