![]() |
ELİNİ RUHUNA KOYMADAN GELME Elini ruhuna koymadan gelme. Yoksa Çocukların Acı sesi kalır üstünde, Gözlerin buğusu düşer Almaz yanakların, Hüznün karesine döner bakışlar. Çevrili evlerin Yalnızlığıyla bulur isimler Hayat akışlarını... Yaptıklarını al, Giydiklerin kalsın... Duyduklarını unutmadan Adımlarına kat. Yenile iç çekişlerini Taze nefesler ekle umuduna. Bir çocuğun elinden tut... Gökyüzüne uçan güvercinleri düşün. Ve inan... Yapılacak çok iş var daha. Yakmak için yazılacak kitap var, Kimi yüreğini ısıtacak insanın Kimi, Acıtacak Tutuşan harflerin çığlığında Ve düşün... Elini ruhuna koymadan gelme, Tanımam.... Mustafa Ünver |
Sen gelince... geçer susuzluğum sen gelince biter kara kışım sen gelince açar güllerim sen gelince doğar güneşim sen gelince biter acılarım sen gelince ben yeniden ben olurum yıldız bayır |
teyemmüm Küfül küfül zamanlardan kalma Buhran Yürek hızması Umuma açık yerlerde gizlenen yüzüm Nerelere saklayayım seni? Ah sızım sızım yarıklarım Nasıl dayanır bu işkenceye İki dağ arasından akan kan Hangi küfürde zırhlanır bir öç? Bir adamın yüzü oyuluyor ,özenle Kadın papatya bezeniyor Aşk bulanıyor ellerine Toprak ,diyor kadın Toprak;sudur Ayben ÇEVİK |
Bırak yıldızları parlasın dursun Gözlerinden daha güzel olamaz Bırak güneşi de dünya ya vursun Beni senden fazla sıcak tutamaz O güller çiçekler dalında kalsın Senin dokunduğun hissi vermez ki Bütün güzellikler seni kıskansın Seni benzettiğim şeyler yetmez ki Kaşlarına hilal değmiş diyorlar Kaşların; kaşların kadar güzelmiş Gözlerine yıldız yıldız diyorlar Gözlerin; gözlerin kadar güzelmiş Yüzünü güneşe benzetiyorlar Bırak ta yüzüne güneş özensin Sen var ya güzelim; Sen aşkım kadar Sen benim aşklarım kadar güzelsin. fikri özkan |
Seni yolda görmüştüm seviyorum demiştin hani nerde, aşkım yerde sen havalardasın. Elini ver sevgilim* geçelim yalnızlığı aşk hasrete dönmesin. Kanun çıkar demiştin aşkı özgür kılacak hani nerde, sevdam serde sen havalardasın. Düşmana bel bağlanmaz* kuşlar bile uçamaz barut kokar gökyüzü. Umut ol efkârıma sevgide buluşalım hani nerde, gönlüm zarda sen havalardasın. Özgürlüğe uçarken* yanımda ol sevgilim bulutlarda gezelim. tekin özdemir |
ADI HAYAT İzin verme Ruhunu zincirlere vurmalarına Ağlamanı görmelerine İzin verme Bırak en yakın dostun Dilsiz duvarlar olsun Sen yine palyaço maskeni takıp çık sahneye Her zamanki rolünü oyna Şu herkesin oynadığını Sonra sende hüznü yaşa Herkes gibi Elvan Elmas |
DOKUNAMADIĞIM SEVDAYA Yavaş yavaş yürüyorum, yağan karın ritminde. Bastığım her arnavut kaldırımında izim siliniyor. Ardımda kalan kalabalık sokakta tüketiyorum bir şeyleri. Kara çalıyor caddeler. Işıklar yanmaya başladıkça evlerde, kasvetim artıyor. Ayak sesleri çekildikçe, ıssızlaştıkça ortalık, daha da yükseliyor çaresizliğimin sesi.. Köşe başını dönüp, baktığımda oturduğum binaya benim pencerem tek ışığı yanmayan… İşte yine aynı tokat, Yalnızlığımı vuran anahtar sesi. Ölüm sessizliği ve soğuk. Akşam ne kadar dağılmış buralar. Yastıklar yerde, orda burda ıslatılan kağıt mendiller, yan duran bir resim duvarda. Masada devrik şişe, kadehte birkaç damla kırmızı kalmış öfkemden. Vazo kim bilir kaç gündür kırık duruyor kapının dibinde. İn cinle top oynamışım belli ki kendimi kaybettiğimde. Şarap kokuyor her taraf, çürümüş yaramı andırıyor mayhoşluğu. Meze yapmak isteyip de, beceremediğim mektuplar kırışmış başucumda. Şiirler hep yarım. Şarkılar bitmiş, son boşlukta ki cızırtılar inletiyor akşamın bu saatlerini. Gece çöküyor, sensizliğim aydınlandıkça. Uykunun en dayanılmaz saatlerine kafa tutarken isyanlarla, içli bir ney çalıyor yıldızları savuran rüzgar. Eşlik edemiyor ritmi bozuk yüreğim. Alabildiğine vuruyor sesini gönül duvarıma. Depremler büyüyor dolunayın gölgesinde, çatlıyor yatağımın boş yarısı. Sessizce kucak açıyor yıldızlar gözlerine. Bakışın takıldı aklıma, içimden geçeni bilmeden hani… Bilmiyorum kaçıncı uykundasın, ben ise kaçıncı yalnızlığımda. Geceyi toplayıp eteğime, nasıl çıkıyorum bilmiyorum berduş sabahlara. Soğuk bir yastık hala başımın altında, hayallerimi tavana asmışım, ha bire erteliyorum. Ateşten geceliğimi çıkarıyorum ayaz kesmiş bedenimden. Güneş yıldızları saklarken bir perde çekiyor karabasanlarıma. Yüzüme çarptığım bir avuç su arıtıyor karanlıklardan. Oysa ki ıslattıkça gözlerimi, dudaklarım biraz daha kanıyor. Ne kadar serin olsa da bu şehir, kızgın kumlar var ya tenime yapışan, kavuruyor. Yeşil gözlerindeki soğukluk titretiyor ateşimi. Yalpalıyor güneş şehrin üstünde. Kayan yıldızların gümüş tozları ışıl ışıl Marmara’nın çalkantılarında. İstanbul, türkülerini söylüyor yeditepeden... yanık yanık martı çığlıklarıyla. Sen karşı kıyıdaki ukde sevdam, dokunamadığım, uzanamadığım… Mart gülüşünle duruyorsun karşımda, parlayan güneşin, dondurucu soğukluğuyla karşılıyorsun günaydınımı. Ardımda kalan caddelere, kilitlediğim dört duvara hapsettim görünmeyen yanımı. Karanlıklar zaten yalnızlığımın en büyük dostu. Haykırışlarımı yutan birer girdap doldurulamayan şu boş kağıtlar. Kalemim sözcüsü olmuş sensiz yarımın. Kafiyeleri dizmek için, şişeleri biriktiriyorum günlerdir, kızıl sevişleri içerek damla damla. Ah bu geceler olmasa, yosun gözlerini nasıl çalarım yağmur ormanlarıma. Adını nasıl dökerim? Kalabalığına dalıyorum şehrin. Gürültüsü o kadar suskun ki aslında isyanımın yanında. Ben seni satırlara gömüyorum, sen bilmediğim dünyanı buğulu gözlerine. Şarkılarını söylerken bakıyorum sana. Yumduğun gözlerinde, içli sesinde bilinmeyen yanını, yitik sevdalarını ve sendeki beni düşünüyorum.. Bilmiyorum var mıyım dudağından dökülen diyezli nağmelerde. Kendime soruşlarım başlıyor, nedenleri, niçinleri. Sorguluyorum hayatı, dünyanın dengesizliğini sonra. Tabuları yıkıyorum bir yandan, diğer taraftan olmazları beyaza buluyorum. Gerçekler ayaklarımdan tutuyor, adım atamıyorum korkularımdan. Karşına geçip açamıyorum küçük dünyamı sana. Ne sesim düşüyor gecene, ne de karanlıklarına gözlerim. Neden diyorum dünyaya gelmek için bu aceleciliğim ya da sen neden geç kaldın sevdama. Bakışlarında filizler, dudağında çatlaklarla İstanbul gibi doğruldukça karşımda, canım yanıyor bebek yüzlüm… içim gidiyor, yanımda olup uzak durmana… Yalnızlığımı yüzüme vuran anahtar sesini unuttururcasına, şarkılarını söyle…….. Onlar da olmasa katlanılmaz bu sevdaya…. Arzu Altınçiçek |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu | |
Arka BahçeEvin gölgesidir arka bahçe Bir yatak odasının Usulca taşan sıcağı Çocuğun dokunuşu Annenin durgunluğudur arka bahçe Dudakta öpücük izi Bir yaradır kuşun kanadında Elmaya düşen ala Çatlayan yüreği narın Seksek için yollara Çizilen şekillerdir arka bahçe Bir gelinin ilk gecede Yere düşen duvağı Dul bir kadının En tenha yeridir arka bahçe İşveli ve içli sözleri Ya da yanlış yorumlanan Pembe gülüşü Asker mektuplarının Okunduğu yerdir arka bahçe Ve üzgün bir sevdanın O solgun haresi Şairin haremidir arka bahçe Musa Öz |
Yukarıda yazdığım gerçekten bir şiirdi. :*( Avusturya deneysel şiir, Viyana grubundan Gerhard Rühm Emmi'nin şiiri. Şair 2006 Eylül ayında İstanbula Deneysel şiir seçkisi nedeniyle geldi, CNR fuar merkezinde ve Avusturya elçiliğinde konferans verdi. Yasak meyve dergisi Eylül Sayısında ek olarak verdiği II. Dünya savaşı sonrası Deneysel şiir ekinde yazdığım, şiir vardır. Bu ekteki en ilginç şiir de nefes şiiriydi. Seçkide görev alan arkadaşım ile Açık radyoda bir saat sohbet vardı, orada nefes şiirini okuduğunda araba kullanıyordum. Gülmekten az daha kaza yapacaktım. Ramazan bayramı 2. günüydü, şimdi hatırladım. :D :D NEFES ŞİİRİ h (nefes alış) h (nefes veriş) h (nefes alış) h (nefes veriş) h (nefes alış) h (nefes veriş) h (nefes alış) h (nefes veriş) h (nefes alış ve nefesi gergince tutuş) h (rahatlayarak nefes veriş) Çeviri: Erhan Altan, “Avusturya II. Dünya Savaşı Sonrası Deneysel Şiiri Seçkisi” |
| Saat: 01:34 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık