![]() |
^^Puslu Aşk^^ Uzaklarda Güneş'le uyanan bir martıya sevgimle... gözler pus, sabâ savurup sürükledi seni, uçuşturdu yasemini küçük asyanın bozyeli... sözler sus, bir martının kanadına takılı kalan, bozkırda elveda bakışındı devran... aşk, cama yasladığında yanağını, adam kadına dedi gözleriyle: "kal, ne olur gitme." rüzgar avcunu kapadığında, kadın adamın gözlerine dedi gözleriyle: “bırakma beni, al götür nereye olursa gözlerinle...” Ali KUMAK |
İzdüşüm Kayboldu düş Yaşamı esir aldı hüzün Düş müydü yitirdiğimiz Yarınlar mıydı yavaş yavaş uzaklaşan Yakamozlarda Eskidi umut Sağanaklara hükmetti ihanet Hain miydi olmayacak yarınları vadeden zamana İzdüşümlerde / Tenler miydi ak döşeklerde kirletilen Kalp ağrısı değil miyiz artık Sararmış takvim yapraklarında… Özgür Deniz |
UNUTULMAYAN Ah! Unutulmuş bir heceyim ben Nice demlerden, nice tenlerden Dünya bilmiyor gerçeği Acının gerçeğini Sabahı özleyen en uzun gece kadar Dönmez o suyun yüzü tersine Ne yalvarmalar, ne şarkılar Ölçemez hayat akan kanını Yeryüzü konuşur gönlüm ağlar Susarsa sözün sözüm kalır Dönülmez gülün akşamına dönerim Kaç şiirin yalnızlığı benim terim Konuşur gerçek o zaman geçmiş ağlar Ben dururum kalbimle hayatın karşında Toprağa, göğe ve ölüme karşı Yitirilmiş bütün aşkların namusuyla Ne kalır unutulmayan insan kadar. Yelda Karataş |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu |
Yüreğim Sırça Saray Güneş değdiği an ufka Yüreğim incecik, Yufka mı yufka! Dokunsan yıkılacak! Sırça bir saray. Etrafa saçılacak. Eski defterler açılacak. İşte o zaman sen Bir nebzecik Hüznümü say ha say! Gurbetimin dalına Konmuş bir serçe. Onmaz özlem En büyük gerekçe. Ne sen vur nalına, Ne de ben mıhına! Yine topal çıkar Sırça sarayın kralı Yarın gurbet sabahına! Necmi Ünsal |
Pencereler ve Gece bir gül düştü pencereden akşamdı yağmur sonrasıydı kırılmıştı... iki adım önüme düştü koştu ardımdan bir çocuk... yalnızdı gül kadar kaptı yerden kaldırdı öptü ıslak dudaklarıyla gülü çocuk... gül kırılmıştı bir kere öpülse de ve bir yıldız güle inat düştü gökyüzünden geceden bir şair geldi avuçlayıp yıldızı çıkardı küllerden parmakları yandı şiirleri yandı öptü bilmeden yıldızı dudakları değildi bu sefer yanan yüreği yandı... ve bir gül... ve bir yıldız düştü biri penceremden biri gecemden... 1998 Orhan Karahan |
BUZ KÖPRÜ Çevikti, zarifti kadın kardaki çıplak ayaktan irkilerek kaydı yana Çevikti, zarifti kadın Yırtılan bakıştı adam rakının buharından ıslak Ankara taşına Yırtılan bakıştı adam Biliyorum dedi çocuk doğurmadığını sokakların Biliyorum dedi çocuk İnsanlar yaşayarak oynarken uyurgezeri süzüldü tiner esrikliğinden bir doyumluk umudun ezgileri: -Al yanıyo al yanıyo yeni geldi fırından İnsanlar oynarken uyurgezeri Donduramamıştı şubat ayazı hançer gibi sivrilen açlığı simitlere uzanan gözler iştahın sıcaklığına buzdan köprüler kurdu Donduramamıştı şubat ayazı Ali Rıza KARS |
Unut Beni Can Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla? Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla Bosnalı kadınlar duydu feryadımı. Sen, sen duymadın mı can? Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak? Benden uzak o iklimlerin, Benden uzak o şehrin, Kahrolası o kalabalıkların Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana, Benim kadar hasret çekti mi Kahrolası o şehrin semaları, Benim kadar yandı mı? Ne vardı can? Ne vardı uzak iklimlerde açacak? Ne vardı kendimizi bu kadar kahredecek? Kara trenler umut olmamalıydı, Uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar. Dünya, bir tek nokta olmalıydı can… Bir tek noktada doğmalıydık. Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar, Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim, Sen, hep hasret şiirleri okumamalı. Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda Geceler boyu her gün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar. Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu Boğuyor karanlıklar can… Mesafeler kurşun oldu amansız, Feryadıma şahit oldu yıldızlar Can… Can… Hasretin ağır bir yük omuzlarımda. Ben çekmekten usandım, sen usanmadın mı? Bildim, bitmeyecek bu hasret! Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz. Hangimiz gelsek diğerinin yanına, Kuruyup, kaybolacağız. Ben, kıraç topraklara döndüm can, Ben, kurumuş dereler gibiyim. Issız mağaralarda kaldı umudum. Belli bu sevda kahredecek bizi, Unut be can… Unut bu sonu gelmez sevdamızı… Bırak yeni güneşler doğsun Semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını Yeniden başlasın her şey Yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can, unut senin için yazdığım sevda şiirlerini. De ki; bir rüya idi bitti. De ki; bir hayaldi,solgun aynalarda yansıyan. De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can,Unut vakit varken… Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım MehmetTaş |
sensiz geçen bir günü kendi yüreğime gömüyorum kayıp bir şehrin ortasında sonu olmayan yollarda yüreğimin sesini dinliyorum elini ver uzat hadi tut ellerimden bırakma beni bu kayıp bu karanlık, sessiz dünyada sesi ol sessizliğimin izin verme sessiz çığlıkların yüreğimi dağlamasına sensizliği yarınlara bırakma hadi uzat elini bırakma yar beni sensiz koyma fulya erçakar |
AsKı... Bir sürü çiçek biriktirdim hepsinde ayrı renk ayrı bir anı Birer düşünce iliştirdim kenarlarına. ufak,ufak nefes küçük, küçük hatıralar yıllar ne çabuk geçti. Seviyorum seni kuşun ağzında buğday tanesi gecenin karanlığında yıldızlar gibi Elimden tutan çocuk saçlarımdaki beyazlar gibi mehtaba durmuş aşıklar gibi seviyorum seni. Zeki Arlan |
| Saat: 04:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık