![]() |
BEBEĞİN BANYOSU Bebeğe ilk banyolarını yaptırmak o kadar kolay bir iş değildir.Bebeğin elinizden kayacağından, su yutacağından ya da soğuk alacağından korkmayınız. Neler yapmanız gerektiğini aşğıda açıklıyoruz: Bebeği bütünüyle ******z. Üşümemesi için bir örtüyle sarmalayınız. Henüz kendinize yeterince güvenmiyorsanız, küvete sokmadan önce başını ve yüzünü yıkayınız, Örtüyü üzerinden alınız; ama elinizin altında olacak bir yere bırakınız. Dirseğinizle suyun sıcaklığını kontrol ettikten sonra bebeği usulca küvete sokunuz. Bebeği koltuk altından sıkıca tutunuz ve başını kolunuza dayayınız. Böylece öteki eliniz yıkamak için serbest kalacaktır. Bu arada bebeğinizin suyla oynamasına izin veriniz. Böylece suyu sevmesini sağlarsınız. |
TV de Şiddet ve Çocuklarınız: Etkilenmemeleri İçin Neler Yapabilirsiniz? |
BİLİYOR MUYDUNUZ???? Zeka gelişiminin % 60'ının 0-6 yaş arasında tamamlandığını, Kişiliğin temelinin atıldığı kritik bir dönem olarak adlandırılan okul öncesi yıllarda verilen eğitimin, tüm eğitim kademelerini, hatta tüm yaşamı etkilediğini, kendine güveninin arttığını, İlköğretim 1. sınıfına, okul öncesi eğitimden yararlanmış olarak gelen çocuğun, bu eğitimi almadan gelen çocuktan çok daha başarılı olduğunu, okuma-yazmaya diğer çocuklardan daha erken başladığını ve dil gelişimlerinin olumlu yönde ilerlediğini, problem çözme, iletişim kurma ve grup içinde olma becerilerinin çok daha iyi geliştiğini, Okul öncesi eğitimin çocuğunuzun anlama ve anlatma becerisini geliştirdiğini, Okul öncesi eğitimi alan çocuğun duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade ettiğini, sosyal yaşama daha rahat uyum sağladığını, Çocuğunuzun yaratıcılığının geliştirilmesinde, okul öncesi eğitimin rolünün çok önemli olduğunu, Vücudu temiz tutma, diş sağlığı ve diğer tüm öz bakım becerilerinin okul öncesi eğitimle çocuklarınıza kazandırıldığını, Sağlıklı beslenme bilincinin okul öncesi eğitimle daha kolay verilebildiğini, Çoklu Zeka Kuramını biliyor musunuz ve çocuğunuzun hangi zekaya/zekalara sahip olduğunu okul öncesi eğitim kurumlarında ortaya çıkarıldığını Biliyor muydunuz????? |
Çocukları tembellikle suçlamayın... Çocukları Tembellikle Suçlamayın... Bu durumun nörolojik olarak en önemli sebebi beyin dalgalarındaki uyarı bozukluğudur. Klinikte bana bu şikayetle gelen hatta ailesi tarafından "bunun zeka seviyesi mi düşük" gibi kaygılar duyulan çocuklarda yaptığım muayene ve inceleme sonucunda çoğu çocukta beyin dalgalarının bozukluğunu saptandı... Bu durumun nörolojik olarak en önemli sebebi beyin dalgalarındaki uyarı bozukluğudur. Klinikte bana bu şikayetle gelen hatta ailesi tarafından "bunun zeka seviyesi mi düşük" gibi kaygılar duyulan çocuklarda yaptığım muayene ve inceleme sonucunda çoğu çocukta beyin dalgalarının bozukluğunu saptadım. Yani bu bir tip sara (epilepsi) hastalığıdır. Uygun basit bir ilaçla bu şikayetler sona erdi. Örneğin "absans nöbeti" denen bir epilepsi yani sara hastalığı tipi vardır. Bu hastalıkta çocuk normal aktivitesini yaparken birden saniyeler süren bir hafıza kaybı olur çocuk gözünü bir noktaya diker bu süre içinde hiçbir şeyi algılamaz, hatırlayamaz sonra tekrar aktivitesine devam eder. Bu gün boyu defalarca tekrarlayabilir. Yine birçok sara türünde çocukta istemsiz hareketlerin yanında dikkat azlığı olabilir. Bunun için özellikle birden bire derse ilgisi azalır. Adaptasyonu bozulan çocukta bu hastalık ekarte edilmelidir. Bunun için çocuğun velisi öğretmeni dikkatice dinlenmeli,daha sonra EEG denen beyin elektrosu ile beyin dalgalarında bir anormallik olup olmadığına bakmak ve gerekirse uygun ilaç vermek gerekir. Ailenin huzurunu ve dengesini tehdit eden olaylar arasında okul başarısızlığı önemli bir yer tutar. Tabii ki çocuğun okul başarısızlığının tek sebebi yukarıdaki hastalık değildir. 1)Ailedeki sorunlar anne,babanın çocuğa karşı tutumu, çocuktan yapabileceğinden fazla başarı istemek. 2)Okulun ve okuldaki öğretmenlerin etkisi. 3)Maddi manevi sınırlı olanakların etkisi. 4)Arkadaşların etkisi. 5)Çocuğu yaşından daha önce okula göndermek. Yani fiziksel olgunlukta eksiklik....vs okul başarısını etkiler. Fakat bunlar psikolojik hadiselerdir. Herhangi bir hastalığın sonucu değildir. Yukarıdaki saydığım hadiseler iyi tespit edilirse, durum düzelir. Başka önemli bir sağlık sorunu da yetersiz beslenme ve buna bağlı vitamin eksikliği örneğin B vitamini, C vitamini eksikliği .....vs ve buna bağlı dikkat eksikliğidir. Yetersiz beslenmenin nedeni maddi yetersizlikten çok, çocukların özellikle kantinden, hazır gıdalarla beslenmesidir. Velilerin evde çocukların gıdalarına dikkat etmesi gerekir . Tabiî ki daha yazmadığım birçok sebep okul başarısızlığını etkiler. Bu yazımda ben genelde atlanan ve önemli bir hastalık olan bazı epilepsi yani sara türlerinden de dikkat ve hafızada zaman zaman azalma olabileceğinden bahsettim. Bunun için çocukların muhakkak bir beyin elektrosu çektirmeleri gerekir. |
Çocuklarda Diş Çıkarma http://www.hekimim.com/cocuk/parmakemenbebek.jpg DİŞLER NE ZAMAN ÇIKAR? Ortalama olarak ilk diş 7. ay ortalarında belirir.Ancak bazan ilk diş üçüncü ayda erkenden ortaya çıkarken, bazan da on ikinci ay, hatta sonrasına sarkabilir. Dişlerin çıkışı genellikle kalıtsal düzene uyar, yani sizin veya eşinizin dişleri erkenden çıkmışsa bebeğinizde de aynı şekilde olması olasıdır. Alttaki şekilde süt dişlerinin ortalama çıkış zamanlarını görebilirsiniz : Çocukların dişleri niye çürüyor? Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler. Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir. Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler. Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir. Bebeklerde ağız bakımı Bebeklerin, en azından ilk dört ay anne sütü ile beslenmeleri ağız çevresindeki yumuşak doku ve kas fonksiyonlarının normal gelişimini sağlayacaktır. Anne sütünün yetersiz olduğu durumlarda fizyolojik başlıklı (damaklı, kesik uçlu) biberon kullanımı gerekir. Bebekler 1 yaşından itibaren bardak ve kaşıkla beslenmeye alıştırılmalıdır. Biberonla beslenme en fazla 2 yaşına kadar devam edebilir. Parmak emme, yalancı emzik kullanma gibi alışkanlıklara 2 ' 2,5 yaşına kadar izin verilebilir. Eğer parmak emme alışkanlığı mevcutsa, bunun sebebi araştırılarak 3 ' 6 yaş arasında bu alışkanlık mutlaka giderilmelidir. Solunum problemleri, çene gelişmesi üzerine olumsuz etki eder. Burundan değil de, sadece ağızdan soluma durumu mevcutsa (bu durum uykuda daha iyi anlaşılır) muhakkak kulak burun boğaz uzmanına danışılmalıdır. |
Çocuklarda 'hayır' dönemi, 1 yaştan hemen sonra başlar. Bazı çocuklarda bu süre kısadır ve kendini çok hissettirmez. Bazı çocuklarda ise çok uzun süreli ve şiddetli olabilir. Bu dönemin normal ve sağlıklı bir dönem olduğunu, çocuğun birey olabilmesinde ve kendisini ifade edebilmesinde önemli bir yer tutttuğunu unutmamak gerekir. Bu dönemi kolay ve sağlıklı geçirebilmek için nelere dikkat etmemiz gerektiğini gözden geçirelim: Onunla konuşurken, ondan birşey yapmasın veya yapmamasını isterken, bir birey olduğunu, kendi kararlarını kendisinin verebildiğini ve bizler gibi onun da direktiflerden hoşlanmadığını unutmayın. Hayatıyla ilgili kararları kendisinin verebildiğini düşünmesini sağlayın. 'Yemeğini televizyon izlerken mi yemek istersin, yoksa benimle birlikte masada mı yemek istersin' gibi bir mesaj, kararlarına saygı duyulduğunu düşündürecektir. Böyle bir mesajla onu yemeğe davet etmeniz 'hayır, yemek yemek istemiyorum' gibi bir yanıt alma olasılığınızı da azaltır. Ona karşı negatif bir tutum içine girmeyin, olabildiğince az 'hayır' deyin. Siz ona ne kadar negatif bir tutumla yaklaşırsanız, o da size o kadar nefatif bir tutumla yaklaşacaktır. Siz ona ne kadar çok 'hayır' derseniz, o da size o kadar çok 'hayır' diyecektir. Negatif cümleler kurmaktan da kaçının. Yapılmasını istediğiniz şeyi olabildiğince pozitif cümleler kullanarak ifade etmeye çalışın. 'Ayakkabılarını çıkart' demek yerine, 'Terliklerimizi giyelim haydi' demek daha etkilidir. Mesajlarınızı, 'hayır' yanıtı alamayacak şekilde iletin. 'Sütünü iç' yerine, 'sütünü balıklı bardağınla mı, yoksa kupanla mı içmek istersin' şeklinde mesajınızı iletin. 'Hayır' dediğinde, onunla alay etmeyin, küçümsemeyin, gülmeyin, onunla inatlaşmayın, ona kimin güçlü olduğunu ispat etmeye çalışmayın, sinirlenmeyin ve asla ona ceza vermeyin. Aranızda çıkan sorunu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine, uzlaşmacı bir tavırla çözüm üretmeye çalışın ve onu da çözüm üretmeye davet edin. Kurallar çocuğun ruh sağlığını bozar mı? İnatlaşma döneminde olması çocuğunuza hiç 'hayır' demeyeceğiniz anlamına gelmez. Çocuğunuza zaman zaman kısıtlamalar, yasaklar koymak zorundasınız, bunun çocuğunuzun ruh sağlığını bozmasından korkmayın. Dikkat edilmesi gereken en önemli şey koyduğunuz yasakların gerekli olduğundan emin olmanızdır. Gereksiz konularda da yasaklamalar getiriyorsanız, bir süre sonra çocuğunuza çok fazla 'hayır' demeye başlarsınız. Bu da çocuğunuzda, hem bağımsızlığının elinden alındığı, hem de her şeyi yanlış yaptığı hissini uyandırmaya başlar. Her iki duygu da onun kendine olan güvenini sarsar ve onu rahatsız eder. Bu yüzden, öncelikli olarak 'hayır' demeniz gerekenlerin listesini yapın, bunlar dışında da gereksiz zamanlarda ve durumlarda 'hayır' dememeye özen gösterin. Ayrıca, aşırı kurallarla büyüyen çocukların, kuralları koyan yetişkinler yanlarında olmadığı zamanlarda bu kuralları ihlal etme eğilimi duyduklarını da unutmayın. Kurallara uyumu nasıl kolaylaştırabiliriz? Çocukların kurallara uygun davranmalarını ve kurallardan daha az rahatsız olmalarını sağlamanın en iyi yolu bu kuralların gerekçesinin açıklanması ve kuralların çocuklarla birlikte konmasıdır. Bazı kuralların anne-babalar için de konduğunu bilmek çocuğu rahatlatır ve kurallara uyumunu kolaylaştırır. Çocuk anne-babasının sırf kendisine muhalefet olmak için değil, onun iyiliğini istedikleri için bazı kurallar koyduğunu bilmelidir. Yasakladığınız şeyleri yapmaya kalktığında, nazikçe ona yasakladığınız şeyi yeniden hatırlatın ve yapabileceği alternatif bir şey önerin. Örneğin yemekten önce gofret yemek istiyorsa, 'yemekten önce gofret yenmez' demek yerine 'yemekten önce gofret yersen yemeğini yemek istemeyebilirsin, ama istersen bu gofreti saklayabiliriz ve yemekten sonra yiyebilirsin' diyerek ona alternatif bir gofret yeme zamanı sunabilirsiniz. Veya duvarları çiziyorsa, 'duvarı çizme' demek yerine, 'duvarları çizersen duvarlar kirlenir, ama eğer istersen sana kağıt verebilirim veya çizmen için duvara kağıt yapıştırabilirim' diyebilirsiniz. Böylece, hayırlarınız onu daha az rahatsız edecek, bağımsızlığının elinden alındığını düşünmeyecek, onun isteklerinize önem verdiğiniz düşünecek, kuralların gerekçelerini öğrenecek ve sizinle çatışmaya girmeyecektir. Yasaklara uymadığında cezalandırmak yerine, kurallara uyduğunda onu ödüllendirin. Ödül veriken de 'benim oğlum söz dinler, annesinin her dediğini yapar' gibi sizin üstünlüğünüzün altının çizildiği bir cümle kullanmak yerine 'sen harikasın, bunu ne güzel yaptın' gibi onu onayladığınızı belirtir bir cümleyi tercih edin. Onun yanında başkalarına, çocuğunuzdan övgüyle sözedin. Ondan olumsuz bir davranış beklentisi içinde olmadığınız mesajını verin. 'Bıçaklarla oynamamak gerektiğini unuttun sanırım, unutmasaydın tehlikeli oldukları için oynamazdın zaten biliyorum. Onları tekrar çekmeceye bırakacağın için teşekkür ederim' gibi bir mesaj 'sana kaç kere söyledim, bıçaklarla oynama' gibi bir mesajdan çok daha sağlıklıdır ve çocuğunuzun uyumunu kolaylaştırır. |
ÖĞRETİN: Çocuklarınızı iyi yetiştirin. Doğruları söyletin. Canı istemediği için çalışmadığında elektrikler ke***** demesin. Vazoyu kim kırdı dediğinizde ben kırdım diyebilsin. Sorumluluk almayı öğretin. Sadece kendi üzerine düşeni yapıp kenara çekilmemesi gerektiğini; her zaman her yerde herşeyden sorumlu olduğunu öğretin. Birini ezmeden de yukarılara çıkabileceğini hatta bazen yukarılar denilen şeyin çıkılmasada olur bir yer olduğunu öğretin. İlla birini örnek alsın diyorsanız Mustafa Kemal'i öğretin. Kızlarınızı iyi yetiştirin. Kendi kendilerine yetmeyi öğretin. Namuslu olmanın yürekten geçtiğini öğretin. Evden çıkar çıkmaz ilk köşede eteğinin boyunu kısaltmasına gerek olmadığını öğretin. İstediğini giymeyi öğretin . İnsanın ahlakının sadece kendi beyninde olduğunu öğretin. Kıskanılmanın sevilmeyle aynı olmadığını öğretin. Kıskanılmanın güzel, saygısızlığın kötü olduğunu öğretin. Beni çok kıskanır, dışarı çıkarmaz, şunu bunu giydirmez diyen adamla gurur duymamayı bunun aslında kendine hakaret olduğunu öğretin. Arayıp neredesin ; kiminlesin vs. diyen adama seni tanımadan önce nasıl davranacağımı bilmiyor muydum haddini bil demeyi öğretin. Eşlerini aldatan erkeklerin yanındaki ikinci kadın olmamayı öğretin. Erkeklerle sadece arkadaş olunabileceğini çünkü onlarında sadece insan olduklarını öğretin. Oğullarınızı iyi yetiştirin. Karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının aranmadığını öğretin. Bir kadının omzuna arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla sahibi olmanın farklı olduğunu öğretin. Bütün gençliğini birileriyle beraber olmaya çalışarak geçirdikten sonra kimseyle beraber olmamış birini bulup evlenmeye çalışmanın ikiyüzlülük olduğunu öğretin. Bulunmaz hint kumaşı olmadıklarını; olsalar bile burun silinen mendillerinde kumaştan yapıldığını; hiçkimseyi küçük görmemeyi öğretin. AMA ÖNCE KENDİ İÇİNİZDEKİ ÇOCUĞA |
Yeni NEslin Kalbi Tehlikede Yeni neslin kalbi tehlikede http://www.istanbulfm.com.tr/img/image_data/haber/saglik/1148909779511.jpgMemorial Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, fast-food türü beslenmenin önümüzdeki 20 yılın kalp hastalarını yetiştirdiğini belirterek, "Nasıl sigaranın üzerine ’Sigara sağlığa zararlıdır’ yazıyorsa, fast-food türü yiyeceklerin üzerine de "fast-food sağlığa zararlıdır" yazılması kanunla sağlanmalıdır" dedi. Prof. Dr. Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son yıllarda kalp kapak hastalıklarının, toplumun refah seviyesinin yükselmesinin ardından romatizmal kalp hastalıklarının kontrol altına alınmasıyla birlikte düşüş gösterdiğini ancak, koroner kalp hastalıklarının ciddi oranda arttığını bildirdi. Koroner kalp hastalığı yaşının oldukça düştüğünü anlatan Sönmez, "Geçen hafta 32 yaşında enfarktüs geçirmiş birini ameliyat ettim. Burada ki en önemli sıkıntı, Türk toplumu olarak iyi huylu kolesterolden genetik olarak çok fakir toplumuz" dedi. Bunun yanı sıra Türkiye’de ağır mutfak kültürü olduğuna dikkati çeken Sönmez, şöyle konuştu: "Evet bir Akdeniz mutfağımız var ama, bugün Akdeniz mutfağına giderseniz orda da Gaziantep mutfağı var aslında. Bu nedenle içyağı yüksek olan bir mutfak sahibiyiz. Spor yapmayı hiç sevmiyoruz, sedanter hayat yaşıyoruz. Ağır olan mutfağımızın yanın da bir de fast-food mutfağı ortaya çıktı. Bu da yeni yetişen çocukları çok ciddi şekilde olumsuz etkiliyor. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nde ki obez çocukların aynılarını bizim okullarımızda da görebiliyoruz. İlköğretim okullarında fast-food büfeleri var, bunlar da önümüzdeki 20 yılın kalp hastalarını yetiştiren yerler. Bence nasıl sigara üzerine "sigara sağlığa zararlıdır’ yazıyorsa fast foodlara da ’fast-food sağlığa zararlıdır’ yazılması kanunla sağlanmalıdır." Fast-food türü yiyeceklerin yüzde 40-50 oranında içyağı ihtiva eden beslenme şekli olduğunu vurgulayan Sönmez, bu içyağının alışkanlık yaptığını ve yiyen herkese çok zararlı olduğunu ifade ederek, "Düşünün bir nesil yetişiyor ki, sadece fast-food yiyor. Bunlar bugün 10 yaşında çocuklar, yarın 25-30 yaşlarına geldiklerinde hepsi koroner kalp hastası olarak önümüze gelecekler. Çünkü kolesterolleri o dönemde çok yüksek olacak" dedi. EGE BÖLGESİNDE KALP HASTASI DAHA AZ İçyağından ve kırmızı etten zengin, geleceğin kalp hastalarını yetiştiren mutfağa sahip olunduğunu anımsatan Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı: "Güneydoğu Anadolu’dan çok ciddi sayıda koroner kalp hastası geliyor. Ege Bölgesinden ise daha az hasta geliyor. Çünkü o bölgede halk daha çok zeytinyağıyla besleniyor. Zeytinyağının koruyucu özelliklerinden dolayı kalp hastalığı o bölgede daha az. Yine Karadeniz Bölgesinde de hiç zeytinyağı görmemiş köyler var, tamamen tereyağıyla besleniyorlar. Bu nedenle Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinden çok fazla koroner kalp hastası geliyor." |
Çocuklarda uykuya dalma zorlukları İkinci ile altıncı yaşlar arasında aşırı hareketli olan çocuk uykuya dalma konusunda direnebilir. Ayrıca ilk kaygılı rüyalar da bu zorluğu arttırır. Bu dönemde yatmaya direnen çocuk çeşitli bahaneler bulur. Korktuğunu, yalnız yatamadığını söyleyerek anne baba ile yatmak isteyebilir, odasında gece bir ışık yakılmasını ister, bir oyuncak ya da yastık gibi uykuya geçişi kolaylaştıracak bir eşyaya sarılabilir, ilk bir yılda gördüğümüz davranışlardan olan parmak emme ile rahatlamaya çalışabilir ya da aileden birinin anlatacağı masala bağlanır. Dış ortamdaki koşulların uygunsuzluğu (gürültü, anne baba ile birlikte yatma, uyku saatinin düzensizliği), uygun olmayan dış baskılar (aşırı baskıcı anne babasına karşı otonomisini korumaya çalışan çocuk) ve sıkıntılı ya da çatışmalı bir ev ortamı bu geçiş dönemini bozar. Çocuk rüyalardan ya hoşlanır ya da çoğu zaman bildirildiği gibi korku ile güçlü tepkiler sergileyebilir. Rahatsız edici rüyalar çocuk 3, 6 ve 10 yaşında iken en yoğundur. İki yaşındaki çocuğun rüyaları kovalanmak ya da ısırılmak ile ilgili olabilmekte, dört yaşında ise bazı hayvan rüyaları ile iyi ya da kötü insanlarla karşılaşılan rüyalar başlamaktadır. Beş ya da altı yaşlarında öldürme ya da yaralanma ile uçma, arabada olma ve belirgin hayaletlerin olduğu rüyalar vardır. Çocuklukta saldırgan rüyalar oldukça ender görülür, onun yerine çocuğun bağımlılığını yansıtan tehlikede olduğu şeklinde rüyalar görülür. Beş yaşına doğru çocuk o zamana kadar gerçek yaşantılar olduğuna inandığı rüyaların gerçek olmadığını fark etmeye başlar. Yedi yaşına gelinceye kadar çocuklar rüyaların kendileri tarafından yaratıldığını bilirler. Üç ile altıncı yaşlar arasındaki çocukların, anne babaları ile bağlantılarını sürdürebilmek, odalarını daha gerçekçi ve daha az korkutucu bir şekilde görebilmek için yatak odalarının kapısını ya da ışığını açmak istemeleri doğaldır. Zaman zaman çocuklar rüyalardan kaçmak için yatmağa gitmeyi reddedebilirler. Uykuya dalma güçlükleri genellikle rüya görmelerle bağlantılıdır. Uyku dünyasında iken gerçek dünyadan kopmamak için güvenliği sağlayan koruyucu yöntemlerin oluşturulduğu alışkanlıklar geliştirilir. Çocuğun Uyku Saatlerinin Belirlenmesi ve Düzenlenmesi ir çocuğun temel gereksinmelerinin başında, karnının doymasından sonra, uyuyup dinlenmesi gelir. Bilindiği gibi büyüme hormonlarının çoğu çocuğunuzun uykusu sırasında salgılanır ve bu nedenle çocuğun yeteri kadar uyuması çok önemlidir. Uykusunu almış çocuk, huzurlu ve sakin olur. Anne-Babaların en sık karşılaştığı problemlerden biridir “Uyku Sorunu”. Bu sorunu aşmak için anne-babalar biribirlerini suçlayıp yanlış bir tutum içerisine girmektense anlaşıp birbirlerini destekleyerek çözüme ulaşmaya çalışmalıdırlar. Unutmayın ki çocuklar ailelerinde gördükleri davranışları model alırlar, onlarda sorunlarını kavga ve tartışma yoluyla halletmeye çalışacaklardır. Her çocuğun bir iç saati vardır. Yani her çocuğun kilosuna, günlük aktivitelerine ve alışkanlıklarına göre uykusunun gelme saati değişiktir. Uyku saatinde sizlerinde bugüne kadar izlediğiniz tutumların büyük önemi vardır. Ama ne olursa olsun çocuk uyku saatleriyle ilgili disipline edilmelidir. Bu, çocuğun hem bedensel hemde sistemli bir yaşama alışması açısından önemlidir. |
KADIN (ANNE) Küçük bir erkek çocuk annesine sordu. "Niçin ağlıyorsun?". "Çünkü ben bir kadınım" diye cevapladı annesi. "Anlamadım!" dedi çocuk. Annesi çocuğu kucaklayıp, "Ve hiç bir zaman anlamayacaksın!" dedi. Babasına "Baba, annem niçin ağlıyor?" diye sordu. Baba "Bütün kadınlar sebepsiz ağlayabilen yapıdadır" diye cevapladı. Küçük oğlan büyüdü, yetişkin adam oldu, hala kadınlarin niçin ağladıklarını keşfedemedi. Nihayet öldukten sonra cennete gittiğinde Allah'a sordu. "Allahım" dedi. "Kadınlar niçin bu kadar kolay ağlayabiliyorlar?" Allah dedi ki... "Ben kadınları özel yarattım!... Tüm yaşamın ağırlığını taşıyabilecek kuvvette olmasına rağmen başkalarına teselli verecek kadar yumuşak omuzlar, doğumun acısına olduğu kadar doğurdukları evlatlarının nankörlüğüne dayanabilecek iç kuvvetini verdim. Başkalarının kuvvetinin kalmadığında devam edecek azmi, ailesinin hastalığında yorgunluğa papuç bıraktırmayacak kudreti verdim. Her türlü şart altında ve hatta annelerini çok kötü incitselerde, cocuklarını sevmek duygusallığını verdim. Bu duygusallık her yaştaki çocuklarının yaralarını sarmalarına, sorunlarını dinleyip paylaşmalarına yardım ediyor. Kocalarına tüm kusurlarıyla sevmek kudretini verdim. Erkeğin kaburgasından onları erkeğin kalbini korumaları için yarattım. Onlara iyi bir eşin asla incitmeyeceğini fakat bazen destek ve kuvvetini deneyecek davranışlarda bulunacağını anlayacak duyarlı bir zeka verdim.Tek zayıflık olarak kadınlara birer gözyaşı verdim. Tamamen kendilerinin sahip oldukları, ihtiyaçları olduğunda kullanmak üzere... İnsanlık için bir gözyaşı..." diye cevapladı. |
| Saat: 06:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık