![]() |
http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum başımda gam, gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar say ki yaşamadım bu yerlerde nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum. http://www.balcanet.net/resima/ivirzivir/siir10169-gul.gif Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal. Nuri CAN |
.İyimserlik hayata doğurulmamın başlı başına muhteşem bir bağış olduğunu biliyorum ve ama ana rahmine tutundurulmamdan günüme bilinçlim ve gayri ihtiyarilerimi kerrat cetvelimde mizanlıyorum verdiklerimin aldıklarımı fersahladığını hep farkındalıyorum.. ....... olsun ele ele baş başayım diyeyim kırk yıldır çıkmayan huyum kurusun iyimserliğim belasına ne kadarıncaysa kalanımda çıkana kadar canım sağ olsun.. Ali Işık |
Etki ve tepki En iyilerimizin sonu genellikle kendi ellerinden olur sırf uzaklaşmak için, ve geride kalanlar birinin onlardan uzaklaşmayı neden isteyebileceğini bir türlü tam olarak anlayamazlar. http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifCharles BUKOWSKİ |
Umut işler atom reaktörleri işler yapma aylar doğar güneş doğarken ve güneş doğarken çöp kamyonları ölüleri toplar kaldırımlardan işsiz ölüleri aç ölüleri işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken köylü aile erkek kadın eşek ve karasaban saban koşulu eşekle kadın toprağı sürerler toprak bir avuç işler atom reaktörleri işler yapma aylar geçer güneş doğarken ve güneş doğarken ölür bir çocuk ölür bir japon çocuğu hiroşima'da on iki yaşında ve numaralı ve ne boğmacadan ne menenjitten ölür bin dokuzyüz elli sekiz de ölür bir japon çocuğu hiroşima'da dokuzyüz kırkbeş te doğduğu için işler atom reaktörleri işler .......... .......... Nazım Hikmet Ran |
GÜL YARASI Dün gece yine seni gördüm rüyamda Önce toz bulutlar sardı etrafı Sonra sen belirdin gözümde Bir gül vardı elinde Bana uzatıyor ve gülümsüyordun Bense o gülü almak için uzanıyordum Uzanıyordum fakat yetişemiyordum O sırada sen arkana dönüp gidiyordun ‘Elveda’ demeyi bile esirgiyordun O sessiz gidişini görmemek için Başımı önüme eğmiştim Zor tutuyordum kendimi ağlamamak için Birden bana baktığını fark ettim Evet, iki üç adım sonrasında Geriye dönüp, bana bakıyor, gülümsüyordun Ve elindeki gülü bana doğru attın Tam ayaklarımın ucuna geldi Eğildim o gülü yerden almak için Birden fırladım yataktan Dışarıda yağmur yağıyordu, şimşek çakıyordu Gece saat 03.30’du. Su gibi tere basmıştım Hâlbuki kâbus da görmemiştim Çok geçmeden elimde bir kanama hissetmiştim Kesin o gülün dikeni batmıştı elime Artık bir gül yarası vardı elimde Unutma ki bu ismi sen vermiştin bana ‘GÜL YARASI’ demiştin adıma Yine unutma ki yiğidi gül ağlatır, gam öldürür Ve yiğit yalnızca güle yenilir… DİLEK ÇAKMAK |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
Kör Hiç bilemedi/n vefa bende ne d/emek Aşk ne demek dostluk ne d/emek Kaç kez b/aktı/n da göz bebeklerime Hiç göremedi/n gönül ne d/emek göz ne d/emek Hacer TİGUN |
Usanıp sevişmekten bir ermeni general Atıvermiş kendini senmişel kulesinden Bir çocuk ki öperken uzanır annesinden O çocuğu boynundan asıvermeli derhal Çünkü sığmıyor çocuk koskocaman adama Çünkü tuhaftır biraz, çocuk olmak eskiden Sahi, civcivler vardı-bazen anlatır annem Ne güzel bükermişim boyunlarını ama Ve ben o dar büyücü -upuzun kara şapkam Yeniden doğururken alışkın bir tavşanı Kendime iğretiyim-yani bir kasabalı Yani her direnişi çağda kızla sonlanan En yeni senaryoda en eski esas oğlan Bir ermeni general -yakası madalyalı Ataol Behramoğlu |
GECENİN DİBİNDE HÜZÜNLERİM Gecenin kapısındayım : Önü deniz… Uzanmış yalnızlığına Issızlığında pus biriktiren gölgeyim. Yıllanmış hasreti burcunda asılı Yolunu gözleyenim. Kuzguni şairlerin Ağulu adımlarıyla Geceyi dikine çıkan gözlerim Ağıdı yakılmamış Söz ölüleri saçar; Gecenin dibine çakılır hüzünlerim. Mavi diye çıktığım atlaslarda Sancağımı acıya çeviren Gündüzlere seslendim: Ey! Uzaklardan Mor ufkumun uçsuzuna Köz kırpan özlemim; İçime ateş diye dökülen Azat edilmişlik duygusuna Boz güvercinler üşüşürken Ankara bozkırlarında Kuytuda bozarır sözlerim. Hey! Misketi elinden düşmüş çocukluğum: Bak,ışıltısı solmuş düşlerin geçiyor Son fener alayının gölgesinde Beni barbar yalnızlığım biçiyor… Altay Çapan |
Çeker seni, karanlık yanların kokusu Derin ormanların vahşi güdüleri açlıkla uyanır Ürkütür avcı, titreyen ellerini hissedersin Ne kadar gölgede kalsa o kadar iyi Sakladığı kuşkuların pınarı Emer ışığı koyu gözlerindeki pusu Öper isyanı, utanmayı bilmez dudakları Çeker seni, deli bozuk dikilen bakışları İner durmaksızın sınırlarına hayali bir kamçı Kışkırtır avcı, gümleyen kalbini hissedersin Kadın! Diz çökmeye değer bir aşk olsun istersin Çek hadi çek onu Ağın ucunda varsın sen Çek hadi çek Günah mangası bu sokağa gelmeden Çeker seni, bilinmeyen yanların coşkusu Kayıp adaların ilkel türleri görkemle uyanır Gösterir avcı, canındaki gücü hissedersin Ne kadar söylenmeden kalsa o kadar iyi Gizlediği cenderenin pası Sürer atları sıcak nefesindeki koşu Öper isyanı, kuramları bilmez dudakları Çeker seni, yalın yürek süzülen yağışları Yıkar durmaksızın bentlerini doğurgan bir sancı Çıldırtır avcı, donakalmış aklını çözersin Kadın! Hissetmeye değer bir aşk olsun istersin Çek hadi çek onu Ağın içinde varsın sen Çek hadi çek Ayıp taburu bu sokağa girmeden Çeker seni, geniş yaşamakların umudu Masum duygularda gayri resmi bir beden uyanır Acıtır avcı, dar zamanların güvenliğini özlersin Kadın! Elinde kafesle asker adım kime gidersin? nesrin cansever |
| Saat: 05:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık