![]() |
^^Gidişinden^^ Dilimde, Dilinden tutkulu lal. Gözlerimde, Gözlerinden kırık hayal Dudaklarımda, Dudaklarından saklı gölge. Yüreğimde, Yüreğinden yasaklı bölge. Ellerimde, Ellerinden terli izler. Cilven, Cilvemi kirpiklerinde gizler. Gidişimde al çizik, Gidişinden içim ezik. Onamam... Ali KUMAK |
ACEMİ AŞIK İkimiz de acemi birer aşıktık o zamanlar Sen yollarda eski bir aşka ağlıyordun Bense kendimi usta zannediyordum bu işlerde Yağmur gibi akıp giden yıllardan geriye ne kaldığını bilmiyordum Seni tanıyana dek Ama farkındayım yinede Ne zaman seninle olsam Tanıdık bir kuş cıvıltısıyla uyanıyordum her sabah Şimdi ise kırılgan mektuplar yazıyorum Hangi adrese göndereceğimi bile bilmeden Namımın olsun Ben sende ülkemi sevdim hüzün dolu yağmurlarla taşan boynu bükük nehirleri Ben sende yolları sevdim dallarına hiç bir kuşun konmaya bile yanaşmadığı ağaçlarla kaplı yolları İkimiz de birer aşıktık o zamanlar Ve çoğu zaman ne yapacağımızı bile bilmeden serseri dolaşırdık sokaklarda!!!... Serkan Salkım |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10139.jpg ZAMAN YOK Biliyorum kızgınsın. Kırgınsın. Söylemek istemediğin sözler dilinin ucunda. Hani biraz tutmayıp bıraksan kendini, hepsini yüzüme vuracaksın. Zor duruyorsun. Kibarlığından. Ya da doğru kelimeleri arıyorsun hâlâ... Yok... Boşuna arama. Sevginin arkasında bıraktığın her hece kaybolmuş sayılır... Derin bir kuyuda onlar şimdi; ulaşılmaz, karanlık, dipsiz... Bırak orda kalsınlar. Onlar çirkin. Dokunsan elini, dilini yakarlar. Canını acıtırlar. Benim de... Yüzünden, gözlerinden, dudaklarının titremesinden, bilmediğin bir melodiyi ıslığa dökme çabandan anlıyorum işte, kızgınsın... Senin olmayanları bırak, bana kendi kelimelerinle ulaş... Haydi söyle! Bağır, çağır, yüzüme haykır ama kızgınlığını yüreğinde saklama ne olur... Gözlerini kaçırma benden. Büyütme... Her şeyi hemen şimdi söyle. Affedeceksen şimdi affet beni... Zaman yok. Doğru değil bu kadar uzak olman. Kendini uzaklara vurman... Zaman yetmezmiş gibi, bir de araya mesafeler koyman... Yollar, duraklar doğru değil... Bilesin. Boşuna bu kaçışın... Alıp kendini başka yerlere götürmen yeterli değil. Ben buradayım. Tam burada. Hiç değişmedi yerim. Bildiğin yerdeyim. Bildiğin gibi... Doğru değil bizi parçalaman. Kabul et bunu. İçin böyle istemiyor, farket, anla... Dokunacaksan şimdi dokun bana... Zaman yok. Ben de bekleyebilirim kır çiçeklerinin, ıslak çimenler arasından boy atmasını... Ben de bekleyebilirim ılık lodosların coşturduğu bulanık denizin, küçük sandalları sahilde bir o yana, bir bu yana yatırmasını, ben de... Evet, ben de önce şiirler söyleyebilirim sana, sonra küçük çekingen notlar gönderebilirim. Doğru kelimelerin peşinde, ben de küçük adımlarla dolaşabilirim, ben de... Evet ben de bulduğum ilk aydınlık günde yanına gelip, ilk serin geceyi bekleyebilirim sevdiğimi anlatmak için... Ben de yüreğimi nadasa bırakıp bir süre, bir başıma labirentlerinde dolaşabilirim hayatın, ben de... Ama bunu yapmıyorum görüyorsun. Önce sevdiğimi bilmen gerekiyor diye düşünüyorum. Yaşam bunun ardından geliyor. Adımlarım böyle daha sağlam. Buna inanıyorum, bunu yaşıyorum... Hadi sen de yap bunu. Seveceksen şimdi sev beni... Zaman yok! Fügen Ünal Şen |
DEĞER Mİ Hala seni seviyorum, Tüm inatlara inat. Gönlüm, Çile hamalıyla aynı yükü taşıyor Öyle ağırlaştı ki bu sevdan yüreğimde, Öyle bencilleşti ki senin için bu yürek, Ne o başkasını,ne de başkası onu, Bir yar gibi seviyor. Öyle zıtlıklar içindeyim ki, Gözlerim bile kalbime isyan ediyor Biri senin aşkından harıl harıl yanıyor, Biri o kadar acıyor ki kalbime, Damla damla söndürecek sanıyor. Diyor ki;"be kardeşim,değer mi bir sevda için,her gün yanıp her gün sönmek,böyle içi kırık,dökük delikli kalbura dönmek,,bir aşk için acı çekip,bir gün doğup,her gün ölmek,değer mi be kardeşim,sevmeyene gönül vermek" Kalbim de diyor ki ona; "Nerden biliyorsun sevmediğini?hiç sevmeyen insan utanır mı,hiç sevmeyenin gözleri,kutupta kalmışlar gibi,titrer mi gün ortasında,bir insanın dili neden tutulur,konuşacak bir şey bulamaz,bence o da beni seviyor. Zaten onun kalbindeki kıvılcımla,benim yüreğimdeki volkan yanıyor. Ne zaman sen söndürmeye çalışsan,o sana inat yine yakıyor, Yine yakıyor... Ama bil ki, Ne senin gözyaşların söndürecek bu ateşi, Ne de hergün cesedimin konulduğu kara torak... Özgür Altun |
Aç Kuşlar 1. kana boyandi kirmenimde yün kuşmarlara, tuzaklara düştüm menevişlendi durgun sularim sedef bir biçak aldim dostlar güneşi yiyorlar aç kuşlar. aç kuşlar, yorgun işçi yeni çikan vardiyadan elliyorlar yildizlarin kinasini. aç kuşlar, topraktan güneşi bakir bir kap gibi kalayliyorlar. 2. bense, toy bir çirak kirik keman paslanmiş tabanca küflü bir an kurutulmuş papatyalarla kitabin ortasinda 3. hayat, aşip geçiyor bütün kitaplari yeni acilar gerek yeni aşklar yaşamaklar ve anlatimlar beklemiyor bizi hiçbir şey hiçbir yerde solgun hercaimenekşe ve buna, bugulanip çarpiyor benimle birlikte buzlu bir camin arkasinda çarpiyor bugulanip. sesim dişlilerin şarkisina karişiyor. Kaynak: Karşi GeceBehçet Aysan |
Haber Akşamla bak yine gül rengi buhurdan Bin bir hülyaya açık penceremin camında. Sükut örüp bu sıcak sonbahar akşamında Bir alem doğdu yine giden günün ardından. Sardı o her akşamki sessizlik yokuşları, Bir alem doğdu yine giden günle beraber; Geldi medar ellerinden beklediğim haber "Başcıvıltıya canevimin kuşları." Gördüm giden günün ardından sulara dalan Gözlerin yeni bir dünyaya açıldığını, Bir ustuva? alemine yaklaşıldığını, Bu akşam kuşlarının ufuktan koptuğu an. Kuruldu bir alem her günkü dünyamdan uzak, Kaybolduğum düşünceye ve kendime yakın. Kuşlar.. dizi dizi kuşlar.. kuşlar akın akın.. Rüyam benden bu akşam ve ben rüyamdan uzak... Orhan Veli Kanık |
Ruhum Sen Yoksun Kurban bu can “Dost” diyen dillerine, Kurbandır can “Post” olan tenlerine, Aşksa, ta ciğerden, Yakınlıksa sarıp sarmalayarak! Bir kitap gibi okuyarak, Tüm dudak kıpırtılarını, Yazarak en usta harflerden, Anıtsal sözler yaratarak! Gece yolculukları başlıyor, En ızdırablı yanları testereye sürtüyor, Ruhum sen odada yoksun, Nerede bekleyenin, yok sa Orada mısın? Taş yerinde, ruh gönülde, Seven sevdiği yerde, Sevdiklerinin yanında, Ruhum sen bugün burda değilsin! Bazen böyledir işte! Kent kalabalığına karışan bir çoban, Nasıl hasret duyar, Kuzularının boynunda çan seslerine? Durur bir bakar çoban! İnsan kalabalığının ta orta yerinde, Trafiğin kilitlendiği yerde, yapayalnızdır! Kayıp bir an, dağlar çok uzakta! Kurban bu can “Dost” diyen dillerine, Kurbandır can “Post” olan tenlerine, Aşksa, ta ciğerden, Yakınlıksa sarıp sarmalayarak! Oysa ne yamçısı sırtında sıcacık! Ne bastığı yerde otlar! Sevenler, sevilenler ve dehşetli sevişkenler! Ruhum sen burada yoksun! Yalınayak sokaklardasın! Acılı başın, eğelerle öğütülüyor! Üretmek ne güzel ammaaaa! Sürekli üretmek ve tüketmek! Sonunda farkında mısın? Bunlara programlısın! Ne kimseyi okuyabiliyorsun burada, Ne kimse anlayabiliyor, yüreğinin kımıltısını! Ruhum sen kendini tanırsın! Sen burayı terkedeli çok oldu! Cesedini gezdiriyorsun epeydir sokaklarda! Semih Seyyid |
yıkık zaman neler yapmadık, neler söylemedik, neleri parçalamadık yaldızlı hançerlerle. egolarımızı tatmin etmek için, kimleri silmedik hayatımızdan. can dediğimiz, tenden ayırmadıklarımızı, tek sözle tek hareketle bir bakışla belki de, yolladık dönüşü olmayan bir bilinmeyene yeri geldi mantık adı altında ihanet ettik kendimize, saflığına gözlerimizin, temizliğine düşlerimizin. yine de doyuramadık içimizdeki canavarı tatmin edemedik egolarımızı düzeltmesi imkansız yıkık zamanlarda.... esra gök |
Ben yürürüm yane yane(ilahi ve şiir) Ben yürürüm yane yane Aşk boyadı beni kane Ne akilem ne divane Gel gör beni aşk neyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Derde giriftar eyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Gel gör beni aşk neyledi Gâh eserim yeller gibi Gâh tozarım yollar gibi Gâh coşarım seller gibi Gel gör beni aşk neyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Derde giriftar eyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Gel gör beni aşk neyledi Ben yunusu bi'çareyim Dost elinden avareyim Baştan ayağa yareyim Gel gör beni aşk neyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Derde giriftar eyledi Gel gör beni beni aşk neyledi Gel gör beni aşk neyledi Yunus Emre |
Beyaz hüzün lekeleri taşır Kalmışsa kafada tortular Soğuk odalara nazire yapar Sıcak renkler Sanma yüzdeki mahzunluğu gizler Herkes seçtiğince yaşar Ve ardında hep acabalar Arka bahçende teneke sesler Hiç durmadan yankılanır /venüs ne kadar güzel olsa da neticede çoban yıldızdır “sahte” mahkumdur bir başkasının ışığına/ oğuz altun |
| Saat: 05:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık