![]() |
SERENCAM adak tarlaları, kuzgun siyahı serencam ya nadasındayız ömrün ya da soykasıyız bir demin sır(r)ını çaldık gölün, kırdık aynaları son görüşümüz oldu yüzlerimizi bu yüz, bu eller bizim değil düşlerimiz ayrı düştüğünden beri falcı kadın yalan söylüyor kirli sesi, tırnakları, çürük dişleriyle ürkütüp Lorca’nın sonelerine konan gözümün bebeği serçeleri bir mağara açtın içimde sarkıt dikit tastamam soğuk soğuk terleyen taş duvarlarında kavı açılmadık kuzguni bir aşk / kanıyor boynundaki doğum lekesi kırılırken gölde nergis’in sureti uluyorken ormanda yedi başlı dev kat sesini sesime, gel dudağında sahte gülüşleri silen ıslak bir ıslık / elbisemde yıllanmış şarap lekesi öp beni korkularımdan kuruyorum yeniden saatleri ONALTIKIRKBEŞ, Aralık Sayısı, 9 |
Soruyorlar Cevaplar tatmin etmiyor Arıyorlar Bulduklarının ne olduğunu bilmiyor İstiyorlar Verilen acı çektiriyor Artık susuyorum dünya Kalmadı bende cevap Anlat derdini Biliyorsan eğer Susalım yoksa Bu kez de sen gölge düşürme Sessizliğime özlem yatız |
Son Hatıram sana Fazla değer biçmisim sana canım Fazla değer biçmiş bu yürek Şimdi sadece Sadece kızgınlığım öfkem kendime, yüreğime saf sevgime Bakmayın şimdi Senden değil candan geçtim Ölüm hak ayrılık olmasaydı Diye haykıran yürek yakan Yalan sözlere Şimdi sadece yıkılmışlığıma Bomboş kalan yarınlara, hayata Ağlıyorum bu gerçek gör ne olur canım Bu yazdıklarım mı sana son hatıra Suna Ay |
Dilimin ucunda o tatlı sevdân Gözlerimde beliren buğulu resmin Kollarımda sen diye sardığım senli anılarım var Issız gecelerin sınırsız yalnızlığında Sensizliğin buz kesen ayazlarında Keder sisi çökmüş günün sabahında Bir mum alevi gibi titreyen öksüz kalbim var Bu renkleri solmuş, hüzünlere batmış manzarada senin sam yeli sıcaklığını arayan bir ben var yâr timur ilikan |
Bir Masal Sen bir çiçek olsaydın sevda çöllerinde ömrümce yaş dökerdim kurumayasın diye seni yalnız güneşin aklığı güllerin sıcaklığı ile beslerdim ve mehtabın büyüsü ile süslerdim yapraklarını her sabah kızıllığında koklamak için sen bir defter olsaydın, ben kalem olurdum seni yazardım şiirlere, romanlara, dağlara, bulutlara, rüzgarlara elimin ulaştığı, gözümün gördüğü heryere seni yazardım dillere destan, yüreklere mühür kazardım seninle yaşamak, seninle yaşlanmak için sen bir ceren olsaydın avcıların önünde sevgimi siper ederdim vurulmayasın diye yaralarını rüzgarın diliyle okşar güllerin eliyle sarardım ve seni dağların moruyla gizler pınarların diliyle seslerdim kem gözlerden, katı yüreklerden saklamak için ben bir çoban olsaydım sürüler peşinde kalbimde taşırdım seni yorulmayasın diye ve kavalını rüzgarın nefesi ile üfler çağlayanların sesiyle dinlerdim her gece ayışığında duygularını okşamak için sen bir kardelen olsaydın dağların eteklerinde ben yaprak olurdum rüzgarda titreyen bir rüzgar olurdum dağlara esen dört bir yana kokularını saçar dururdum sen bir dal olsaydın, ben toprak olurdum sen bir göl olsaydın, ben ırmak olurdum kalbine akardım gece gündüz senden uzak kaldığımda ağlar dururdum sen güneş olsaydın, ben dünya olurdum dönerdim ekseninde durmadan her sabah, her akşam yeniden buluşmak için ve saçlarını gökyüzünün mavisi ile yıkardım her dem güzelliğinden sarhoş olmak için Nuri CAN |
Al götür yüreğim götür beni Ala dağların doruğuna yatır beni, Bedenim alevlerin yeri Al götür yüreğim götür beni, Kartal kanadına yatır beni, Yer yüzü mahşer yeri. Al götür yüreğin karlı ormana, İnler içimde özümün sesi. Gözlerime iner ağının perdesi. Götür ki beni dalgaların kucağına Ak köpüklere sarayım kederi Dindireyim artık bu inlemeleri. Fatma Güven |
GAMZELİ ŞİİR 1 Zıbınına bir nazarlık gibi takılı düşlerini , Günahlarını ve ay çukuru gamzesini , - para üstü bırakır gibi - masada bıraktı kadın . Peşinden sürükleyip bulutları , yürüyüp gitti . Yağmurlara gebe gökyüzünde , bıraktığı tadın , farkına varmaksızın .. 2 Bir martının beyazı eridi rakının buzunda , ve geri kaldı zaman .. Gamzelerinden kanayan bir gece daha örtüldü , gecenin üstüne , yüreksiz bakınca anlaşılmayan .. 3 Gamzene ve sana yazılacak , iki borç şiirdi istediğin .. İki şiir demeseydin , Kaç şiir yazılırdı , kim bilir .? Kabahat senin .. Orhun BASAT |
Hasret, Her akşam yollarını beklerken, Meğer seni içimde ölüm almış. Bir dirhem soluk kaldı yüreğim. Sensiz sokaklarda her gün batımı, Ölümle sen arasında kaldım. Gözlerini özledim, seni özledim. Beni ölesiye sevmeni istedim. Zaman yüreğime gömülürken, Sen apansız infilak edersin. Sensiz kaç geceyi uykusuz geçirdim. Kaç kez hıçkırıklara boğuldum. Acımadı gözlerime bitkinliğim. Gülümsemeler bencilce bakıyordu, Sevgin içimde ufalmış,küçülmüş, Elimde kum gibi kalmıştı. Hatırlarsın arşınladığımız yolları, Düşündükçe o anlarımızı, Kalbim yerinden çıkacak gibi. Herkes bana omuz silkiyordu. Özlemine itiyorlardı hasret. Bi çare hep hayalini kurdum. Belki de sevmenin başka türlüsü yok. Belki de böyle bir sevgi yok. Tadını çıkaramadım kaybolan özlemin. Sen kıskançlıklarımın uzantısıydın. Sen hesaplaşmalarımda süren, Sancılı bir aşkın ilk mucizesiydin. İnan vazgeçmek kolay değil. Seni benden çalan akşamları, Bir düşünsene çıldırdığım geceleri, Er geç, Anlayacaksın seni sevdiğimi, Ben artık sevginin sonuncusuyum. Hasret, Doyasıya vur öldür beni. ismail eroğlu |
GÜNYENİĞİ recmi gül, örtüsü tül akşamda bir çift petunya susuyor gözlerimin ormanında -bir intizar gibi- birbirine yakın, birbirinden uzak incecik bir koku salarak gamzelerinden nerdeyse eğer güzyeniği boynunu kuğu sıyırır alevden eteğini gün vurur cana yangını -telli pullu bir gelin gibi gerdek yatağında, sereserpe- nerdeyse çıkar yıldızlar cömert ve dingin ay döküp yakamozlarını suya sana alnı akıtma bir tay yolladım yelesinde turkuaz bir türkü damıtıp imbiğinden kapıdaki hanımelinin bu gece melekler erkenci bu gece erganun ve erguvan demlen sevdiğim küskünlük boynuma yazgı işte son dizeyi yazıyor gül/gün -armadası tunçtan- ben deva bulmam dönmeden son sürgün Anafilya, Sayı: 61 |
Uçurumun kenarında değilken bile Ölümü umardın tanrıdan Hayat kötü hayat sonlu hayat acı Teselli değil miydi senin için yaşamak Kayıp gidenleri tutmak isterken de Hem hırslıydın hem vazgeçmiş Söylenecek bir cümlen vardı dinlenmemiş Düşlerde yaşamayı arzulardın hep Kanın çekilsin yavaş yavaş Girsin başka bir bedene Kaybolurken bir şarabın eşliğinde Belki bir mum ışığıydın karanlıkta Ya da güneş tutulurdu aydınlıkta Kelepçelediler rüyalarını dün gece Ne bütünleştin bir bedenle Ne de kavuştun arzuladığın o tene Bu koku uyandırır seni belki de Gelir mi ki bir düşle Ya da rüzgârın ellerinde selin ekdur |
| Saat: 05:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık