MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

blood_lovee 2 Şubat 2007 19:32

Sıcak Saklayın Gecelerimi

geçici ayrılık benimkisi
ilkyaz çiçeğine gebeyim
ağıtlar yakmayın adıma
ben ölmedim ölmeyeceğim

sıcak saklayın gecelerimi
karlar altından çıkıp geleceğim
düşlerinizin ateşinden
ılık bir rüzgar gibi eseceğim

demlice bir çay koyun üstüne
aç çocuk gibi besleyin sobayı
nasıl tütüyorsanız gözlerimde
öylece tütsün buharı

uzunca serin yatağımı
boyunca uzansın ayağım
el aman deyince gece
usulca kıvrılır yatarım

can canım canlarım
hazır mı koynunuzdaki yerim
gün olur gecikmiş çocuk gibi
bağıra çağıra gelirim

Nevzat Çelik


Misafir 2 Şubat 2007 20:37

SENİ İNTİHAR ETTİM

Deli dolu geçtik ateş hatlarından
Sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde
Sevdikçe korktum
Korktukça daha çok sevdim
Er geç birbirini boğacaktı bu duygular, biliyordum
Neden sonra farkına varıyor insan
Ayağına takılan bütün taşları
Yoluna kendi döşediğinin

Senin yarınlara inancın benden yüklüydü
Daha cesaretliydin
Planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar
Er geç açacaktı, biliyordun
Deli sevdalı çocuk ruhumun
Nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı
Değersiz değerlere sırt dönmüş, güvenli saflığında
Bir sonsuzluk buldun kendine
Ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza
Sonra birden
Yeşil bir kentte
Ilık bir yaz gecesine astın beni

Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi
Ödedim
Cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü
Son sözün
Ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim
Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim
Anılar kemirdi yüreğimi
Felç oldu hislerim
Zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden
Tek bir saniye bile süzülmüyordu
Ters çevirmeye cesaretim yoktu
Çünkü yeniden başlayacak bir hayatın
Korkağı olmuştum

Aşkların sonrasında hüzün vardır
Ya sen hüznü boğarsın
Ya da hüzün seni boğar
Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer
Yaralı kuş rolüne soyunacağına
Yürümeyi denemelisin
Hayata dönmelisin

Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü
Ve sonunu infaz ediyordu içimde
O gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer
Ölen ben olurdum
O gece
Hayatın lekesiz bir anında
Seni intihar ettim
Şimdi katil benim

Artık güncemde bir boşluksun
Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun
Ve sana ait sandığım her şeyin
Aslında benim olduğunu öğreniyorum
Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin
Kendimi keşfettikçe
Seni kaybediyorum
Ve ufkuma sensizliği
Korkusuzca geriyorum.

Kahraman Tazeoğlu


Misafir 2 Şubat 2007 20:51

SENDE KALMIŞ

Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim
Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış.
Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim
Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış.

Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu
Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu
Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu
Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış.

Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim,
Saçlarına hasreti tanımayan hallerim,
Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim
Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış.

Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam,
Avunabilmek için bir tavla atıyorsam,
Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam,
Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış.

Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok.
Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok.
Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok.
Aynalarda kendimi göresim sende kalmış.

Sende kalmış umudum, saadet çağım sende,
Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende,
Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende,
Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış.

Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa,
Sanki her noksanımı mecburum itirafa,
Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa
Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış.

Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek,
Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek,
Kelime-i şahadet getirmem için gerek,
Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış.

Cemal Safi


kambis 2 Şubat 2007 20:58

HÜKÜM GİYDİM AYRILIKTAN

Korktum aşka inanmaktan
Hüküm giydim ayrılıktan
Sevemez oldum kimseyi
Tanrım kurtar bu karanlıktan
Ne demeli sana sanki
Aşkından hayır mı gördüm
Üç gün mutlu olduysam
Üç ömrü hüzne gömdüm
Oysa seni senden, benden
Herkesten çok sevmiştim
Sen beni bırakıp da giderken
Aşkını unutmaya yemin etmiştim
Dünyalar benim olsa ne değişir ki hayatımdan
Yine yalnız, yine mutsuz, yine yorgunum ağlamaktan........



kaya (gönül)


blood_lovee 2 Şubat 2007 21:07

Ölüm Sessizliği

Bu olsa; oynasa yerler yerinden
Kıpkızıl gözlerle gökler inlese
Pencere camını şimşekler tık tık,
Tıklarken duâmı, bir kuş dinlese...

Bu olsa; özlerken “merhabâ” sesi,
Nerdesin, nasılsın aslâ, denmese...
Özlense ve hattâ evlât bûsesi,
Hiç bir giden artık geri dönmese...

Bu olsa; fark etsem kalem ve kâğıt,
Tepemdeki lâmba, su, ekmek ve tuz,
Fark etsem; radyomu ağlatan ağıt
Benden başka her şey bedensiz, ruhsuz...

Bu olsa; işitsem sesleri: Tak... Tak...
Düşünse tabutçu: “Kim olsa, gerek!”
Bilsem; Hak’tan başka özleyenim yok,
Ölüm sessizliği... Bu olsa gerek!

Selçuk Bekar


BuRaK74 2 Şubat 2007 21:56

Acı Bahar

şurada burada sıkılmış limon kesikleri
paslanmaya bırakılmış demir çubuklar
tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi
taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler
henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler

karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi
talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler
birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak

ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış
kentin dokusunu acımasız kasırgalar
arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular
giysilerden yalnızlığın kokusunu

aşk mevsimi değil miydi bahar
elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar
hani nerede eşlerine kur yapan kumrular
kuş cıvıltılarına hasret kulaklar
denizler denli derin içezikliği

geleceksen sekizinci günde gel sevgilim
burada haftanın yedi gününde de
aşka geçit vermiyor yağmurlar

yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar”


Mustafa Yıldız


arwen 2 Şubat 2007 22:14

Bir ümit yeşeriyor içimde,
Sanki karanlıklar boğuluyor...
Sanki güneş açıyor göğsümde
Bir kıvılcım gittikçe coşuyor...

Dünya dönmekten mi yoruldu ne? !
Sanki yere basmıyor ayağım...
Annem bir masal anlatsa yine
Sanki Kaf Dağı'nı aşacağım...

Neden ama herkes düşman
Neden böyle küs yine dünya? ! ...
Ne düşünsem yanlış
Ne söylesem hata
Duygularım dahi suçsa...
Sanki birileri melek tâ baştan,
Birileri inadına şeytan...

Sanki artık sabrım da kalmadı
Deprem olup sarsacak gibiyim...
Zira kimse de bana sormadı
Sanki ben 'yaradılan' değilim...

Sanki bir ben anlayamamışım
Hem bî-haber hem de avâreyim;
Sanki bir ben yolumdan sapmışım
Hem günahkâr hem de bî-çâreyim...

Gene birilerinin yüzünden
O birileri ki
Benim yerime düşünüp
Benim adıma konuşuyor.
Yeter be! ! !
Bırakın biraz da ben gülüp ağlayayım...
Sanki birileri aktan
Birileri.oktan...

Sanki sevmek ve sevilmek ayıp
Sanki bir benim... bir ben suçluyum;
Sanki huzur ve mutluluk kayıp
Sanki bir ben bunun mes'ulüyüm.

Sanki 'sus' demekle iş bitecek,
Sanki göz kapamakla vicdanım...
Sanki balçıkla güneş yok demek,
Sanki 'yok' demekle umutlarım...

Sanki ölüm daha mı güzel ne? ! ...
Sanki çok daha vefalı bu daracık kuytular...
Ve kanımın ısıttığı kaldırımlar
Sanki daha benden...
Bu uyku...
Bu susuzluk...
Sanki...


hakan pomakoğlu


Misafir 2 Şubat 2007 22:15

Buğulu Camlarda Kaldı Adın

sendin hayatımın kaynağı
algülüm, gülgüzelim, gözgülüm
papatyanın akı, karanfilin alı
özlemim, vazgeçilmezim
seninle uçardım
güvercin kanatlarında her akşam

bir ipekböceği sabrı
bir güvercin aklığı
bir anne sıcaklığı
ve bir kumru saflığıyla severdim seni
bilmezdin

dudağımda bir ıslıkla
bin sevda masalında beklerdim seni
gelmezdin
her gece sevgimi
göğe yıldız diye serperdim
görmezdin

gülüşün bahar buğusu olurdu
gülüşün bir avuç su
gülüşün gül
gülüşün karanfil kokusu

seni görmediğim gün
iki damla özlem
iki damla hasret çiçeği olur
düşerdin yüreğime tane tane
kirpiklerimin kıyısında martı olurdun
susardı bütün denizler seni özlediğimde
gelmezdin

bir sevda masalında arardım seni
bir çınarın dalında, bir gülün alında
saçlarını koklardım tel tel
dudağına en güzel şarkılar yakıştırırdım
ayışığı dökerdim bakışlarına her gece
bilmezdin

güz biter
kış gelir giderdi
yaz biter
bahar gelir geçerdi
gelmezdin
buğulu camlara yazardım adını
yüreğime kazardım
yüzünü gözlerimde
sesini ruhumda saklardım
görmezdin

İsterdim ki,
baharda toprak olayım
rüzgarda yaprak olayım
kırmızı balonlara yükleyip yüreğimi
her gece sana yollayayım

isterdim ki,
en güzel aşk öyküsü olsun aşkımız
yüreklere yazılsın şiir şiir
dünyada bütün sevenler, sevmeyenler
gelenler, geçenler hep seni okusun

isterdim ki,
sonsuzluğun öyküsü olsun
hayatın kaynağı, sevginin bağı
gülün saflığı
en güzel aşk hikayesi olsun aşkımız


Nuri Can



arwen 2 Şubat 2007 22:25

Nereye kayboldun sen,
Çekip gittin aniden.
Nereye gittiğini,
Haber bile vermeden.

Kaybolup gitmen beni,
Yaralıyor inan ki.
İnciniyorum inan,
Üzülüyorum her an.

Anlam veremiyorum,
Bu ani ayrılığa.
Geliyor hep aklıma,
Kötü senaryolar da.

Telefonla aradım,
Sana ulaşamadım.
Ya, telefon kapalı,
Ya. bilerek açmadın.

Yaşayamam bu evde,
Hatıran var her yerde.
Kokun sinmiş eşyaya,
Koltuğa, mobilyaya.

Üstüme geliyorlar,
Sanki bütün duvarlar.
Daral geliyor,daral,
Kuramıyorum hayal.

Söyler misin sen neden?
Kaçıp gittin aniden.
Pişman mısın yoksa sen?
Bütün yaşananlardan.

Belki de çıkmazdasın,
Belki de çok yıprandın.
Ben mi bunalttım yoksa,
Söyle seni hayatta.

Ne konuşmuştuk senle,
Sordun mu fikrimi de?
Karar verdin kendince,
Kaçışa çözüm diye.

Nedir ki seni benden?
Uzaklaştıran neden.
Köstek mi oldum sana?
Söylesene hayat ta.

Hayatın amacı ne?
Para mı, başarı mı?
Gününü gün etmek mi?
Amaçsızca gezmek mi?

Bir süre yalnız kalmak,
Kendini toparlamak.
Sorumsuz yaşamak mı?
Hep kendinden kaçmak mı?

Çevremiz de dost yoksa,
Yas mı tutalım yoksa?
Üzülme hiç boş yere,
Sebepsiz terk edenlere.

İlham kaynağım sensin,
Biricik sevgilimsin.
Bu şarkı böyle bitmez,
Seven insan terk etmez..



kemal tekir


Misafir 3 Şubat 2007 00:14

tut kıyısından dünyayı döndürelim



kedi yalnızlığında sokak
yüreğim anason kokusu
sesini uçur gecenin en ince dalına
demlenelim

muhabbet hercai
zaman...
kapıda telaşlı hırsız

mezemiz ayışığı
uzat yüreğini
yüreğimden içelim

bir de üstümüze yağdı mı yıldız
dumanlanır dilimizde türkü
olur ya
saplanır nefese hüzün
en çok ağlarız

ah dost...
ah sudaki aksim
çevir yüzünü sabaha
sırtlayıp geceyi güneşe yüzelim

gelincik tarlası umut
parmağım şeker kokusu
yağmurunu sür toprağın açlığına
gülelim

bahçede bahar izmariti
yaşamak gölgede yalnız
düşümüz salıncak
uzat elini
avucunda yürüyelim




Ferhat Gülsün


arwen 3 Şubat 2007 00:21

Belki bir gün özlersin beni
Dokunur içine kırıntılarım
Yanan ateşin olurum düşe

Yapışırım mahşerinde sana
Bekle o günü o yanlızlıgını
Hatırla bana cektirdiklerini

Gördüklerini göreceklerini
Bir daha düşün beni sevgilim
Sakın dönüp bakma yaşama

Acıdır düşlerim aklımda
Senden kalanlardır yarım
Bir bıcagın sırtında yarim

Durduramadım zamanı sevgili
Hatıraların yaktı geceleremizi
Otur dinlen düşün geçmişimizi

Dönüp bakma sakın bana
Acıtırım bütün düşüncelerini
Git uzaklara benden uzaklara

Yeni sevinçler yap kendine
Yeni umutlarda buluş maviye
Hatır sorma benden geçmişe

Liman olmasın gittigin yerde
Birde sevgilin olmasın dilegim
Söz verdigimiz gibi sevdigim

Ben seni kaybettim sildim
Öyle anlatamadım ben aşkım
Ben hep sevdim sevdim sevdim

Sana olan nefretim unutmaktı
Sana verdigim sözü tutmaktı
Aşk yüceydi gönlümde sevgili

Ve hep öyle büyük sevildin
Bütün yüregimde özümde
Sözümde sözlügümde aşktın

Sevgilim ben seni yaşamadım...



ali baskı


Mystic@L 3 Şubat 2007 01:00

Dağlarının, dağlarının ardı,
Nazlıdır.
Uçurum kıyısında incecik bir yol
Gider dolan-dolana,
Bir hastan vardır, umutsuz,
Belki ayşe, belki Elif
Endamı kuytuda başak,
Memesinin, memesinin altında,
Bir sancı,
Bir hayın bıçak...

Ölüm bu,
Fukara ölümü
Geldim, geliyorum demez.
Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü,
Ya da seher, mahmurlukta,
Bakarsın, olmuş olacak.
Bir hastan vardı umutsuz,
Hayreti uykularda,
Hayreti soğuk sularda.
Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri,
İki mavi, kocaman korku çiçeği,
Açar, derin kuyularda...

Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur.
Hiç akıl edip de düşünen var mı?
Gün kimin hesabına tutar akşamı,
Rahmetinden kim demlenir bulutun,
Hayırlı evlat makina
Nasıl canavar kesilir.
Kurdun, karıncanın rızkını veren
Toprak nasıl ayartılır,
Yüz vermez topal öküze,
Ve almaz koynuna kara sabanı.

Sepetçioğlu'm bir kömür işçişidir,
Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif
Mal, haraç-mezattır,
Can, pazar-pazar.
Kırmızı, ak ve esmer,
Yumuşak ve sert buğdayları
Yaratan ellerin sahibidir bu,
Kör boğaz, nafaka uğruna,
Haldan düşmüş, tebdil gezer...

Dağlarının, dağlarının ardı,
Nasıl anlatsam...
Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz.
Çırılçıplak,
Vay kurban...
"Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda."
Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile
Fedayı kabul etmektir,
Cennet yapabilmek için seni,
Yoksul ve namuslu halka.
Bu'dur ol hikayet,
Ol kara sevda.

Seni sevmek,
Felsefedir, kusursuz.
İmandır, konkunç sabırlı.
İp'in, kurşun'un rağmına,
Yürür, pervasız ve güzel.
Sıradağları devirir,
Akan suları çevirir,
Alır yetimin hakkını,
Buyurur, kitabınca...

Gün ola, devran döne, umut yetişe,
Dağlarının, dağlarının ardında,
Değil öyle yoksulluklar, hasretler,
Bir tek başak bile dargın kalmayacaktır,
Bir tek zeytin dalı bile yalnız...
Sıkıysa yağmasın yağmur,
Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ.
bu yürek, ne güne vurur...
Kaçar damarlarından karanlık,
Kaçar, bir daha dönemez,
Sunar koynunda yatandan,
Hem de mutlulukla sunar
Beynimizin ışığında yeraltı.

Her mevsim daha genç, daha verimli,
Sunar, pırıl-pırıl, sebil,
Ömrünün en güzel aşk hasadını,
Elimizin hünerinde yeryüzü.
Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar,
Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe
Şafakla doğan işgücü.
Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür,
Olm kitapta böylece yazılıdır,
Ol sevda, böyledir çünkü...

Ahmed Arif


arwen 3 Şubat 2007 01:11

Seninle doldurdum
canımdaki bütün açıkları
zamanda bıraktığım bütün boşlukları
hiçbir açık yerim yok şimdi
aşkım ak, başım dik
yokluğundan başka


masum elmas gül


Mystic@L 3 Şubat 2007 01:59

Ö.L.Ü.M

Hayat sıkmaya başladı artık,
Gidiyorum sensizken sensizliğe,
Bir masal gibiydi sen ve dünya
Bir varmış bir yokmuş diye başlayan,
Ve sona doğru yaklaşılan.
Ölümden korkmuyorum artık,
Korkularımı sende bıraktım,
Ölmekten korkmuyorum artık,
Ben ölümü ilk seninle tattım.
İlk gördüğümde gözlerini,
Dünya sanki cennet oldu bana,
Kalbini tanıdığımda
Düşlerim yoluma çıktı her sokakta
Seninle tanışmam bir anlıktı
Kaybetmem de bir anlık oldu.
Ölümden korkmuyorum artık,
Ölmekten korkmuyorum,
Ben ölümü ilk gözlerinde tattım.
Kaybetmekten korkmuyorum artık,
Ben hayatımı sayende kaybetmeye kalktım.
Ne gurur, ne derman kaldı dizlerimde,
Uğrunda yıllarımı harcadım,
Anlatmaya kalktım aşkımı,
Ya ben anlatmayı başaramadım,
Ya sen anlamamayı başardın.
Ölümden korkmuyorum artık,
Son satırlarını yazıyorum,
Sensiz hayatın.
Ölümden korkmuyorum artık,
Ben uğruna canımı adadım.
Sevdiğim, gözlerin hiç geceleri
Ağlamaktan ağrıdı mı senin.
Hiç elin kolunun,
bağlı olduğu oldu mu,
Sen dünyanın en kalpsiz insanını
Sevdin mi hiç,
Uğrunda ölmeyi düşündün mü,
Bu dünyanın yalan olduğunu,
Geç olsa da anladın mı sen.
Ölümden korkmuyorum artık,
Alıştım ben her gün ölmeye,
Ölümden korkmuyorum işte
Benim ruhum zaten hiç bedenimde değil ki
Senin hep o gözlerini izlemekte.
Ölümden korkmuyorum artık,
Yaklaşıyorum her geçen dakika,
Bu dünyadan göçüp gitmeye.
Ölümden korkmuyorum artık,
Korkuyorum dünyada sana birşey olmasından,
Korkuyorum canının acımasından,
Ölümden korkmuyorum artık,
Son satırları yazıyorum,
Korkmadığım ölüme yaklaşırken,
Sana ve hayata.
Ben hep gülümseyeceğim,
O yaşlarla dolu gözlerimle,
Bulutların arasından,
Sana ve yalan insanlara.!

Eren Özen


Misafir 3 Şubat 2007 02:04

UTANIRIM HAYALLERINDEN

Tam geceyarısı
bir ölüm sessizliğiyle karanlığı delecek hayallerin
ürpereceğim
gözlerim yorgunluktan kapanırken
uykuyu göndereceğim
Uyanacak arzular ve sen

Çıplaklığımdan utanacağım karşında
sen farkında olmayacaksın yüzümün kızardığının
karanlığa sarınacak ten beyazlığın


Gözlerin gözlerimde birleşirken
ellerin ellerimi arayacak
teninin sıcaklığı hep avuçlarımda saklı zaten
isyankar uyku gözlerimi kapayacak


Gün ışığıyla
hayallerimi toplayacağım
kilitleyeceğim en kuytu köşelere
sahiplendiğim gecenin sırrı olacaksın


Kamuran GUNDUZALP



arwen 3 Şubat 2007 02:07

yokluğun batıyor
umursamadıkça sen

yetmiyor nefesim
küllenirken alev

en sıcak gecelerin
hayali bile
ısıtmıyor
üşürken

senden ne varsa içimde
yitirmeden
yarınları karanlığa gömmeden
gel.

tutkum değil aşkımsın
tenimde ürperti değil
günüme geceme karışmış
diğer yarımsın

sensizliğe tükenirken ömür
ne saatim belli
ne gideceğim yol

uzanan elim yoruldu
düşmeden tut
ya da
ya da
unut


baki ceylan


Mystic@L 3 Şubat 2007 03:33

O Ben Olduğum İçin

yıldızlara takılır ya bazı geceler gözlerin
alamazsın kendini saatlerce
beni hatırlarsın yüreğinde
işte o an
yıldızlardan sana baktığım içindir

bir şarkı mırıldanırsın ya bazen
sonu gelmez bestesinin
sözlerinde beni bulduğun içindir

hani bir çocuğu seversin ya bazen,
doyamazsın
gözlerinde beni gördüğün içindir

hani bazende bir kalem alıp eline
bir şeyler yazarsın kağıtlara
sonunu getiremezsin
işte o, ben olduğum içindir

13.05.1993
Cengiz Azman


arwen 3 Şubat 2007 03:39

Sensizlik

Akşamın sonlarındayım.
Yine elimde kalem,
Yastığımda defterim.
Her akşam olduğu gibi
Yine sensizim...
Ve sensizliğimi yazıyorum
Satır satır, sayfa sayfa,
Sensizliğime ağlıyorum
Sessiz sessiz usulca...

Her sayfada damla damla gözyaşı izleri,
Her gözyaşının yanında hep aynı kelime,
Hep aynı hıçkırık!
Her damla bir "sen"le birleşmiş,
Her "sen" gözümden bir damla eksiltmiş.
Her akşamın sonunda,
Bu defteri her açtığımda,
Aklıma yalnız sen gelirsin...
Hayır, yalan söyledim!
Sen aslında hiç aklımdan gitmezsin...

İçimdeki hasret öyle büyük ki,
Seni bana bir an bile unutturmuyor.
Geleceksin diye yolunu bekliyor yüreğim,
Bir kuş gibi kanatlanıp uçuyor kalbim.
Uçuyor, uçuyor, ama sana kavuşamıyor,
Daha fazla bekletme,
Kuşun ömrü bitiyor!

Her akşam olduğu gibi,
Bu akşam yine elimde kalem,
Yastığımda defterim.
Sensizliğimi yazıyorum
Satır satır, sayfa sayfa,
Seni andığım her yerde,
Her "sen" deyişimde
Bir damla düşüyor gözümden.
Bak! Şimdiden on iki damla oldu bile,
Başlığı da sayarsak tam on üç.
Tam on üç gözyaşı,
On üç kez kanayan hasret yarası.
Geri kalanların bir kısmı yüreğimde,
Bir kısmı ise gözlerimde saklı...

Bu akşam da sona erdi artık,
Sayfaya düşecek son gözyaşım damlamak üzere...
Her akşam olduğu gibi
Defteri yine aynı sözlerle kapatıyorum:
"Seni seviyorum..."

İşte son damla da düştü deftere...
Şimdi başımı yastığıma gömüp
Hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim artık,
Her akşam olduğu gibi
Sana ve sensizliğime
Bitmeyen, tükenmeyen gözyaşlarımı
Harcayabilirim artık!

İşte yastığa düşen ilk damla,
Ve ikinci,
Üçüncü,
Dördüncü...


zülfiye ayaksız


Misafir 3 Şubat 2007 11:53

perı bacalarında bir tütsüdür yalnızlık



peri bacalarında bir tütsüdür yalnızlık
ur gibi sıkısmış iki duvar arası ezilir
katmerlesen duygular merhemsiz
bır kar tanesı gibi gönül
ak kristal parçası


kayan yıldız
geceyarısı sessizliğinde
duraklar perı bacalarında ansızın
her şapka bir sorgulamadır
beyaza bürünmüş


Kamuran Gündüzalp



Misafir 3 Şubat 2007 11:59

ÖLÜMLÜ AKARSU

Aktığı her yere,
Kırgınlığını götüren bir akarsuyum…
Ellerine saçıldım…
Yüzüne çarpılmak için…

Ayaklarının arasından geçerek,
Su diyen çocuklarına yetişen akarsuyum…
Nice denizlerde kendimi gizledim,
Kızaran yüzümü saklamak için…

Önündeki bentlerden aşamayan,
Asırlık taşları eriten,
Doğumundan çok
denize öldüğü yer önemli olan,
kıvrımlı bir coğrafyayım…
Bir ders kitabında
ölmeden önce,
son isteğim tenine dolanmak,
her bir hücrendeki acıyı yıkamak…

Volkan İPEK


blood_lovee 3 Şubat 2007 13:33

Bir Yer Varmış

İsteyenler örtünürmüş
İsteyenler açınırmış…
Hep sevenler seçilirmiş
Bir yer varmış, dünyamızda.

Hırsıza bey dinlmezmiş
Yetim hakkı yenilmezmiş
Söz verilip, dönülmezmiş
Bir yer varmış, dünyamızda.

Biri yer, diğeri bakmazmış
Hiçkimse gönül yıkmazmış
Vatanhâni çıkmazmış…
Bir yer varmış dünyamızda.

İnsan, insanca yaşarmış
Herkes sevmeyi başarmış
Koşan, huzura koşarmış
Bir yer varmış, dünyamızda.

Gidip gören çôk yol gitmiş
Dizlerinde derman bitmiş
Lâkin, görmek o na yetmiş
Bir yer varmış; dünyamızda.

Hasbi Tanrıverdi


Misafir 3 Şubat 2007 13:37

SÜNGÜ
Kardeş payı
yapmak için mi
uzattın süngünü
elimdeki
elmaya
Sunay AKIN


Misafir 3 Şubat 2007 14:14

ÇAPRAZ

Biliyorum dedim, baktım, baktınız
Zaman hiç geçmez mi
Sordum, sorguladınız
Camlara yapışmış çiçek ölüleri
Yüzleriniz
Sokaklar boydanboya
Adresimi sildiniz

Beklemek böyle bir şey
Islıkla bir korkuyu geri çevirmek
Ucu keskin bıçakla
Bir bulutu kesmek
Duman gibiydi, kadın gibiydi bulut
Gölün üstüne dağıldı
Yarasında koyu bir gece
Ağdı suya
Üstüne fotoğraflar çektiniz
Unutulmus kadınlarin dalgın ve agırdır
Anıları
Sevmeyi bilseydiniz

Define avcısıydım
Bundan önceleri
Haritasız dedektörsüz
Pusulam yosun tutmus
Ağaç gövdesi..

Gizli dehlizlerden geçmek kolay
Toprak kökleri
Bir geyik çalımıyla biçmişim
Kendim soymuşum gizlerini
En büyük aşk orda gömülü
Toprağı elemişim
Bedelini ödeyemezsiniz
Üste bir ömür sürdüm
Ödüllü bir yalnızlık benimkisi

Var varanın
Git gidenin
Bir rüyayi getirenin
Nereye kadardır becerisi
Aralıktan rüzgar giriyor
Ya tam açın
Ya kapatın artık pencerenizi


TAMER ÇELEBİ


Mystic@L 3 Şubat 2007 18:03

Dağlarda Kar Olsaydım

Şu dağlarda kar olsaydım...
Bir asi rüzgar olsaydım...
Arar bulur muydun beni,
Sahipsiz mezar olsaydım?

Şu yangında har olsaydım...
Ağlayıp bizar olsaydım...
Belki yaslanırdın bana,
Mah****a duvar olsaydım...

Şu bozkırda han olsaydım,
Yıkık perişan olsaydım...
Yine sever miydin beni,
Simsiyah duman olsaydım?

Şu yarada kan olsaydım,
Dökülüp ziyan olsaydım...
Bu dünyada yerim yokmuş,
Keşke bir yalan olsaydım!..

Kaynak: Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu |


Misafir 3 Şubat 2007 18:30

Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin

rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi
kent suskun
ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
gecenin en serseri yanını alırım günceme

durup durup şiirler yazmak yoluna
yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
her gece yorganımın altında sakladığım
kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
sen uykudayken
babam her gece ölüyor şimdilerde
annem nihavent bir çığlık oluyor
bana en çok sensizlik koyuyor
sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi
uyanmak için

eski bir aşkını anlatıyorken bana
konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
kaç kez kanıyorum bir bilsen
(ya da hiç bilmesen)
sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
oysa ben senden bir bardak su istedim
akdeniz değil
son yalnızı benimdir bu kentin
istanbul arkamdan gelir
ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
hep kendine mi saklarsın çocukluğunu

ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
kayadan seken kurşun
en serseri yanımız olur kimi zaman
ve ben hep kendimi terk ederim senden
her katilin aşkı
her aşkın katili
bir öncekinin faili
hep ben olurum
hep ben ölürüm

içime uzanan koridorların ortasından
hep gülerdin beni görünce
bense sana hep geç kalırdım
sona kalırdım
sonra kanardım

yağmurlarla inseydin içime
içim senden yanaydı
yüzümdeki işgaller senden karaydı
seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
sana yazacaklarım sil sil bitmezdi
ve ben
sende hiçbir şeydim
sen bende her şeyken

canım
yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
ve sevgisizlik alır bir gün seni benden
işte bu yüzden
sen hep sevil
hep sevil
sevil ....

Kahraman Tazeoğlu


BARIŞ 3 Şubat 2007 19:54

http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Bak Ben Gidiyorum




Bak ben gidiyorum.
Yalnızlığımı, gecenin zifiri karanlığında öldürüyorum.
Kimsesiz bir çocuğun, yalnızlığında bitiyorum.
Bir annenin evlat yarasında ölüyorum.

Bak ben gidiyorum.
Seni Diyarbakır’ın sessiz sokaklarında arıyorum.
Bir yalnızlık türküsü söylüyorum,
Bir karanfil besliyorum.

Bak ben gidiyorum.
Ölümün sessizliğine doğru, ilk adımı atıyorum.
Artık konuşmayacak kalbime, bir hançer saplıyorum.

Bak ben gidiyorum.
Seni yalnızlığıma terk ediyorum.
Seni seviyorum ama artık söyleyemiyorum.
Ani bir kalp krizi geçiriyorum.
Oracıkta bir annenin ölümünde ölüyorum.
Bir evladın annesine olan sevgisinde, büyümeye gidiyorum.

Barış Baran


Mystic@L 3 Şubat 2007 20:56

M u t lu l u k

Masmavi denizlere bir gemi açılır
Kabarır dalgalar baş döndürür
Sonra demir atarsın bir limana
Bekleyen bir çift göz anlatır (M)

Hani o güneşli yolda yürürken
Ağaç gölgeleri bizi korurken
Ağacı kesip güneşe kavuşmak için
Gittiğimiz yerin adını cevaplarken (M)

Görürsün içten bir gülüş ardında
Görürsün gülen gözlerin ortasında
Görürsün sevda için yüreğin atışında
Yokluğunda hayat durur görürsün (M)

Bir çocuğa sevgidir gözlerinden öpmek
Bir büyüğe saygıdır elinden öpmek
Bazen bir dost elini tutmak
Karşılıksız saygı ve sevgi alışverişidir (M)

Yalnız gecelerin soğuk karanlığında
Sabahı bekleyen suskunluğun ardında
Ve kayan bir yıldıza baktığında
Tutmak istersin hemen o anda (M)

Uyumaktır güven veren bir omuzda
Dokunmaktır şefkat dolu bir kola
Ya da bir busedir yanakta
Tatlı şirin bir dudaktan olan (M)

Paylaşımdır değerini artıran
Sevgidir temelini sağlamlaştıran
Aşktır bitmeyen sonsuzlukta
Bitmesin dileğini eksik etmediğimiz (M)

Bazen arıyorum bir yağmur damlasında
Bazen sevinçlerden kopan bir damlada
Bazen sel olup akıyor o bir damla
Sonra da yüzdürüyor o bir damla (M)

(M) : Mutluluk

Balgat/Ankara - 15.09.2005
Mustafa Yılık


Mystic@L 4 Şubat 2007 00:18

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu


blood_lovee 4 Şubat 2007 01:38

Mavilik

Bir gün bir bakmışsın ki
Ben o üstünde ki gökyüzü olmuşum,
Düşünüp düşünüp durmuşum…
Parçalı bulutlu olmuşum,
Üzülmüşüm bazen de
İçimde tutamayıp damlalara vurmuşum;
Benim, o gökyüzü
İstersem beyazlara bürürüm hayatını…
Saçlarını uçururum havaya bir meltem rüzgarı ile.
Sabaha bir çiçek açtırır
Koparır sana veririm daha sonra…

Murat Kenanoğlu


arwen 4 Şubat 2007 02:07

Bekle

zaman öğretti bana
bir sabırmış beklemek
canın yanacak,
bekleyeceksin,
bir vefasız gidecek
bekleteceksin kalbini
sevgim kime layık ki!

bekle gönlüm
belki vaktin gelmedi
acele işti sevdam
ondan dağıldı gitti

her gün acı benim
sen bekle umudum
ben acıyı çeker,gene de gelirim
ben zamanı doldurayım
vakti çoktan azaltayım
bekle sevgi dolu yar
sen beni bekle bahar yeşilim

ben gündüzü tüketirim
sen geceleri sakla
yorgun bu beden
gündüzler soğuk bir oda
pencerede gözlerim
ağır işlemez zaman
bir geceleri hızlı geçiririm
gözlerim uykuda seni rüyama beklerim

ey güzel günlerimin perisi
sen bekle beni
ben beklenen olayım
ey gözlerini görmeden sevdiğim
sen orda dur ve bekle
ben zamanı hızlandırayım
ben bir umudu bekletiyorum içimde
sen beni bekle..................




30.01.2007


biri seni bekliyor o bekleyen.................sen beklenen............


vildan altunbaş


MaKaLeLe 4 Şubat 2007 04:23

S.R.Ş (Süper Romantik Şarkılar)

Her ne kadar
Hoyrat olsam da
Sana
Ve hayata karşı
İçimde sakladığım
Ve senin asla
Erişmeyi beceremediğin
Son derece kırılgan
Ve oldukça uysal
Yönlerim de var benim.
Bilmiyorum
Bunu söylemek
Ne kadar doğru
Ya da yanlış mı
Acaba
Bile bile
Kışkırtmak seni
Bu şekilde
Birdenbire
Ama içimdeki
Ses
Artık konuşmak
İstiyor seninle
Belki de
Bunun tek sebebi
Bugünlerde dinlediğim
Aptal ve aynı zamanda
Süper romantik şarkılar
Zaten
Bakarsan aslına işin
Ya alkoldür
Yakan beni
Yaz geceleri
Ya da dinlemeye
O ya da bu şekilde
Maruz kaldığım
Aptal
Ve süper romantik
Şarkılar...

Cenk Bölük |


arwen 4 Şubat 2007 04:33

Yine bir hüzün düştü yakıyor beni
Ağlıyorum Hasretine yıkıyor beni
Sanki kalbimde bir el sıkıyor beni
Yüreğim buruk gözümüzde yaşlar
Ellerinle doldurdun bağrıma taşlar

Aldanmayın benim böyle gülmeme
Sen sebeb olacaksın şuçsuz ölmeme
İki damla göz yaşım düştü sineme
Hasretinin acıları sinemde başlar
Ne zaman kesilir gözümde yaşlar

Dağ olsam uğruna çöker giderdim
Ateş olup dünyayı yakar giderdim
Senin için çiğerimi söker giderdim
Ayrılık hasretinden yanğınlar başlar
Sel oldu akıyor gözümden yaşlar

Seni seviyorum demem suçmu bilemem
Yokluğuna ağlıyorum artık gülemem
Canım çıkmaz ben sensiz ölemem
Gözüm açık giderem süzülür yaşlar
Sensiz olan her yerde acılar başlar

Yaşar Gürlek



Mystic@L 4 Şubat 2007 10:23

Aldanma Cahilin Kuru Lafına

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın kulu yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır

Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır

İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hali yalandır

Cahil okur amma alim olamaz
Kamilik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır

Aşık Veysel Şatıroğlu


BARIŞ 4 Şubat 2007 20:02

SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN-ATİLLA İLHAN

http://www.eyvatan.com/siir/sen_benim_hicbirseyimsin_02.jpg



SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın yokluğun anlaşılmaz

Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok çığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde

Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykumun arasında çağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak

Sen benim hiçbir şeyimsin


ATİLLA İLHAN


blood_lovee 4 Şubat 2007 20:26

Nehir Gözlüm

Nehir gözlerinde tanıdım aşkı
Yalnızlığımı sen aldın
Geldiğinde kıştı
Seninle baharı buldum...

Seni sevmek yaşamakmış
Ben hiç ölmeyeceğim
Sana sonsuz yemin ediyorum
Başkasını sevmeyeceğim...

Nehir gözlerinde tanıdım gülümsemeyi
Hüznümü sen aldın
Karanlıktım uzun zaman
Gönül perdelerimi açtın...

Seni sevmek yaşamakmış
Ben hiç ölmeyeceğim
Sana sonsuz yemin ediyorum
Başkasını sevmeyeceğim...

Mustafa Çamlıbel


arwen 4 Şubat 2007 22:49

Seni yıldızlar kadar seviyorum
ben gülüm
yıldızlar kadar


MUZAFFER KOBAN


Misafir 5 Şubat 2007 00:30

Uzak Yakınlaşma


yürürlükten kalkmadı henüz,
çocuk yaşta kadın olmak
ve her kadın içinden bir çocuk çalmak
...

gece vakitlerinde gel otur dizlerime / ansızın
sayfa sayfa çevirelim hayatı düşlerimize
yeni alınmış kitapların
okunmamış heyecanları gibi
çekilelim birbirimize / sorgusuz

_____Başım omzunun himayesinde dinlensin

bu ilk yüzleşme / dokun
dinsin canımın can çekişleri
iplik ucu yaşamlardan
tenim kan terler yatağıma / koklama
yakmasın genzini

_____Bir insan neden yaşar nef(e)sini tüketerek

damla damla inerken saçlarımdan k a n / t e r
alnındaki dudak izlerine birikti / kıpırtısızım
çatladı toprağı,çorak yüzüm
dudaklarını çek alnımdan
mevsimi geçmeden yağsın damarlarıma k a n

_____Ensemde nefesin kuru bozkır havası,yüksek sancılardan esen

tren istasyonlarında tutulan akşam nöbetleri
kaçan trenin ardından savrulan birkaç sayfalık k ü l
soğuk r(ay)ların kucağına terkedilen çakıl taşları
çok uzaklarda bir kızın
ağzında alevlenen yeni yetme sözcüklerden arta kalan

_____Yanında götür gözlerinde kalan yüzümü,sana daha çok yakışır

soluk benizli çocuklar
kapalı kapılar ardında makamsız şarkılar söyler/uyku saatlerine
yangın yemiş yanında sokağın başıboş dualar salınır
yüzsüz köpekler saldırı hazırlığında
boynuma bulaşmış kan kokusuna
soğuk / titriyorum

______şimdi uyut yüreğini,yarın ellerinin arasında şehrime taş(ıy)acaksın

...

gelişine bir anlam veremedim
gidişine alışamadım
bekletme
aşkın kapı eşiğinde yaşayamıyorum

İlknur YILDIRIM



arwen 5 Şubat 2007 00:35

yıldızlar senin olsun
ben arka sokaklarda
umut toplarım
ve giderim buralardan istersen
kavuniçi akşamlarda,
acıklı vedalardan
söz etme bana
ve sevgimi taammüden
görmezden gelme

heves değil benimkisi,
bükülmez demirlerde
sevda türküsü
akdeniz gözlerinle
bir bakış gönderirsen
senin için mor dağları aşarım
ve geçerim şiir yüklü denizi
belki yolum sizin sokağa düşer
basma perdeleri açarsın belki



hüdai ülker


Mystic@L 5 Şubat 2007 01:12

N'oldu Bu Gönlüm N'oldu Bu Gönlüm

N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm
Derd-u gam ile doldu bu gönlüm

Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm
Yanmada derman buldu bu gönlüm

Yan ey gönül yan yan ey gönül yan
Yanmadan oldu derdine derman

Pervane gibi pervane gibi
Şem'ine aşkın yandı bu gönlüm

Gerçi ki kandı gerçeğe yandı
Rengine aşkın cümle boyandı

Kendide buldu kendide buldu
Matlabını hoş buldu gönlüm

Sevad-ı a'zam sevad-ı a'zam
Belki oluptur Arş-ı muazzam

Matlab-ı canan matlab-ı canan
Olsa acep mi şimdi bu gönlüm

Seyr-i billahtır seyr-i billahtır
Li maallahtır fena fillahtır

Ayinesinde ayinesinde
Gird-i sivayı buldu bu gönlüm

El fakru fahrı el fakru fahri
Demedi mi ol alemler fahri

Fahrini zikrin fahrini zikrin
Mahv-u fenada buldu bu gönlüm

Bayramı imdi Bayramı imdi
Bayram edersin yar ile şimdi

Hamd-ü senalar hamd-ü senalar
Yar ile bayram kıldı bu gönlüm

Hacı Bayram Veli


arwen 5 Şubat 2007 01:22

Asi ünlemler öyküsünde
Ünsüz bir anıdır ahım
Sevdikçe örülüyor tenden duvar
Yazılıyor günahım sarıldıkça.
Gün be gün yalnızlığa çekiliyor sınırlar.
Dinle!
Ve dinlen biraz!
Bir solukluk ay düşsün geceye
Sarı sıcak bir iklim geçsin pencereden.
Bırak silahlarını ellerimi kuşan
Güvercinler uçurdum sana bir bir
Umut ilen düş ilen
Bir uslanmaz aşk ilen
Senin değil mi? Şu esrik koku
Dudağımdaki gül kurusu
Şu yalın ayak izleri
Yaz kış içimde dolaşan.
Dur biraz!
Pimi elinde kalacak sabrımın
Biz mazide tuz-buz
Biz mazide tuz ile buz.


ercan günel


Mystic@L 5 Şubat 2007 02:48

İ s t e m e s e n D e

Sanma ki bitecek bu aşk ansızın,
Sen istesen de, bitmez ben istemesen de
Ne zaman biter bilmem ki;
Ben toprağa girdiğimde, sen istemesen de

Dayanmak, zor bilirim bensizliğe
Ben istemesem de, sen istemesen de,
Ben söyle; alıştım mı sanırsın sensizliğe
Sen istemesen de, ben istesem de.

Biter miyim artık yoruldum.
Ben istemesem de, sensizliğe düşsem de.
Unutmaz, unutamaz kalbim sonsuza dek.
Ben istemesem de bırakıp çekip gitsen de.

Ardına bakmadan, çünkü hep varsın
İzlerin silinmez, karışmış kanın kanıma,
Anlıyor musun? akacak damarlarımdan, her nefes alışımda...
Düşünmesen de.

İstanbul - 25.04.2002
Mustafa Eskin


arwen 5 Şubat 2007 02:54

Ateşle köz değil miyiz?
Seninle yine ikimiz.
İhtiyacın var mı söyle,
Aşkımızı test etmeye.

Tutuşurken biz el ele,
Otururken hep diz dize.
İhtiyacın var mı söyle,
Aşkımızı test etmeye.

Bedenimle, yüreğimle,
Sevdiğimi bile,bile.
İhtiyacın var mı söyle,
Aşkımızı test etmeye.



kemal tekir


şah 5 Şubat 2007 05:37

Gecenin karanlığında
Ay bizimleyse eğer
Yaşarım sonsuza dek
Sen benimleysen eğer
Fuat Yaşar

Doğan güneşe sırtımı döndüm
İstemedim beni ısıtmasını
Bütün istediğim,bir gün
Benimle batmasın
Fuat Yaşar
-----------------------------------------------
Odalarda yanlızım,sessiz gecem
Özlüyorum geçmişi,çabuk geçen
Öyle karanlık ki gecem
Olsada olur olmasada pencerem
Fuat Yaşar


Misafir 5 Şubat 2007 14:56

Ayrılık da Bitmeli


Sevgilim,
Sana sevgilim diyorum.
Ayrılık da sevdaya dahil
Ayrılanlar hala sevgili

Dediği gibi İlhan'ın.

Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç
demeyeceğim içindir belki.

Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip
atabilir mi seni derdin. Kimbilir..

Bu sana son yazışım.
Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım,
beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle.
İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız.
İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı.

Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen
ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı.

Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti.
Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin,
coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi.
Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda,
yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın.

Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine.
Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin
bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini..

Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum.

Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli..

Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan.
Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan.
Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler..
O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak,
ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak..
Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti.

Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu.
İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala..

Sevgilim,
Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan.

Ayrılık da bitmeli..

Aylin CANSU



Misafir 5 Şubat 2007 21:38

gül süslüm..



derin gözleri var aşkın
sonsuzluğa kanat çırpan
kılıç keskini kırmızı şarkılar
göktan boyu yıldız alacasından

sevişmelerin propagandasında
kolların çiçek kucağın gül içinde
şiire yanar avuçların
kanar ay ışığından..

/

demdeyim nicedir sende
bütün benleri içine saklamış
duruyorum öylece kıyısında içinin
gül süslüm parmakların değmiş yüzüme
dallarımda sırmasıra tomurcuk patlamış

dokunduğun senimdir gözlerimden akan
can yaprağımda büyülü buğu mavi düşün
kızılkırmızı olsun bu gece ipek adın
bir ıslığın kıvırcıklığında ay yansın

şavkındayım ah! benim içimin sızısı
çığlık çiçeğim açar sevdalı susuşlarında
bürünürüm çocuksu gülücüğünü an be an
köpük öpücük deniz kokar bahar delisi odam

gel..
bulacaklar yoksa sabaha zamansız bir saat
ıslak ceketinin üstünde ciğerim kül duman
senli değilse kızılkırmızı gül susuşum
silsinler beni yaşam haritasından


...


S .Sevinç YILDIZ


arwen 5 Şubat 2007 23:05

Karlı bir şubat sabahı,
Hicranında yandın mı hiç?
Mecnun gibi ağlayarak,
Bir zalimi andın mı hiç?

Yar hasretine düşerek,
Yollarına baktın mı hiç?
Gül dudağını öperek,
Vuslatına kandın mı hiç?

Yar koynunda sabahladın
Boynuna dolandın mı hiç?
Saçlarından bir yorganın
Hapsinde uyandın mı hiç?

Saçıma düşen akları,
Boş yıllara sordun mu hiç?
Böyle deli sevdaları,
Gelir, geçer sandın mı hiç?


selami ateş


Misafir 5 Şubat 2007 23:43

hadi ağlayın



ne zaman bir düşüm yanar
közünde zamanın
hayatın dilime doladığı
âhı susarım

elde sığınacak ne var
yollanırım aklımın çocukluğuna
ortalık dede seccadesi kokar...

ağlamayacağım

gözüm bu mevsimde eksik
eylül ekime
ekim kasıma satılık
varsın dursun boğazımda
kusamadığım çığlık...

ağlamayacağım

ben terk edildikçe açan
yaban bir papatyayım
Tanrı’nın bahçesinde toprağım

gururlu güllerinizden yitince kırmızı
beni siz ağlayın...




Esra Güzelipek


Misafir 5 Şubat 2007 23:47

Hangi Ayrılık?




Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?


Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?

Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?

Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?

Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?

Bu Nasıl Ayrılık? ...

Yusuf Hayaloğlu


arwen 5 Şubat 2007 23:57

Nedir sendeki bu esrar
Seni sevdim diye bana çalım atma
Dayanmaz benden başkası nazına
Kör ettin gözümü senden başkasına
Nedir güzelim sendeki bu esrar?
Gördüm seni düştüm ince düşlere
Doymuşken dünyada tüm güzelliklere
Yaktın beni dumansız ateşlerde
Nedir güzelim sendeki bu esrar?
Bilirim nadiren gönlün açıktır
Güzelsin gönüller sana âşıktır
Kaçarsan benden, bana yazıktır.
Nedir güzelim sendeki bu esrar?
Yüreğimi depremler sardı
Gözlerimde şimşekler çaktı
Geceler boyu uykular kaçtı
Nedir güzelim sendeki bu esrar?
Bir görünür bir kaybolursun
Çapkın bakışınla canlar öldürürsün
Bir gün sende aşkınla kavrulursun
Nedir güzelim sendeki bu esrar.?



bilal esen


arwen 6 Şubat 2007 03:02

ruhuma yazılmıştı bir sessiz şiir
bütün aydınlıkların defnedildiği bir yerde
sorarsan bulmaz acısını yürek
avunmadan korkan kadınların ihanetidir aslında
kapılıp giden rüzgarın seyrine hür
ben her zaman bulurum eylülü
dökülürken yaprakların yalnız siyaseti
ne ölüm yas tutar ömürde
ne güller dikilir dağların yüceliğine
ben her zaman bulurum eylülü
dökülürken çocuklar sokakların seyrine..!

-2-

ah her yerde yalnız kalmış bir hikayenin yazarı gibi
ben suçlarımı bırakırım karanlığına
oysa yıldızlar aratmaz geceyi
ya da deniz dinlemeden dalgaların mavisini
neyi nerde kaybettiysen hep orda bulursun
biterken kainatın haşmetli sesi..!

-3-

seni arar gözlerim gökyüzüne baktığında
ve her vakit bir kefaret öderken tarihin tılsımına
neden yaşadığını bilmez insan yaşarken
ya da yanan bir yangının ortasında çıplak
yankılar karışırken kalabalığın çığlığına
seni arar gözlerim gökyüzünde
gökkuşağı vururken beynimin ortasına..!


ahmet taha türkmen



Saat: 07:57

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık