![]() |
Sıcak Saklayın Gecelerimi geçici ayrılık benimkisi ilkyaz çiçeğine gebeyim ağıtlar yakmayın adıma ben ölmedim ölmeyeceğim sıcak saklayın gecelerimi karlar altından çıkıp geleceğim düşlerinizin ateşinden ılık bir rüzgar gibi eseceğim demlice bir çay koyun üstüne aç çocuk gibi besleyin sobayı nasıl tütüyorsanız gözlerimde öylece tütsün buharı uzunca serin yatağımı boyunca uzansın ayağım el aman deyince gece usulca kıvrılır yatarım can canım canlarım hazır mı koynunuzdaki yerim gün olur gecikmiş çocuk gibi bağıra çağıra gelirim Nevzat Çelik |
SENİ İNTİHAR ETTİM Deli dolu geçtik ateş hatlarından Sevgim korkuyla beraber büyüdü içimde Sevdikçe korktum Korktukça daha çok sevdim Er geç birbirini boğacaktı bu duygular, biliyordum Neden sonra farkına varıyor insan Ayağına takılan bütün taşları Yoluna kendi döşediğinin Senin yarınlara inancın benden yüklüydü Daha cesaretliydin Planı çatılmamış yarınlara ektiğin umutlar Er geç açacaktı, biliyordun Deli sevdalı çocuk ruhumun Nicelerinin uğruna kıyametler kopardığı Değersiz değerlere sırt dönmüş, güvenli saflığında Bir sonsuzluk buldun kendine Ve hayatımızın resimlerini çizdin duvarlarımıza Sonra birden Yeşil bir kentte Ilık bir yaz gecesine astın beni Sevdalı ömrümün dakikası beş para etmedi Ödedim Cümlelerim seni taşımaktan yorgun düştü Son sözün Ve son anın efendisi olmaya bilenmiş yüreğine yenildim Geçmişten nefes alıp geçmişe nefes verdim Anılar kemirdi yüreğimi Felç oldu hislerim Zamanın çoktan dibe çöktüğü kum saatimin belinden Tek bir saniye bile süzülmüyordu Ters çevirmeye cesaretim yoktu Çünkü yeniden başlayacak bir hayatın Korkağı olmuştum Aşkların sonrasında hüzün vardır Ya sen hüznü boğarsın Ya da hüzün seni boğar Ama birisi kanatlarını kırarsa eğer Yaralı kuş rolüne soyunacağına Yürümeyi denemelisin Hayata dönmelisin Bunları düşünebilmek bile kendime dönüşümdü Ve sonunu infaz ediyordu içimde O gece yüreğimden sağ çıksaydın eğer Ölen ben olurdum O gece Hayatın lekesiz bir anında Seni intihar ettim Şimdi katil benim Artık güncemde bir boşluksun Yavaş yavaş taze anıların altına gömülüyorsun Ve sana ait sandığım her şeyin Aslında benim olduğunu öğreniyorum Hiçbir duygunun tek ilhamı değilsin Kendimi keşfettikçe Seni kaybediyorum Ve ufkuma sensizliği Korkusuzca geriyorum. Kahraman Tazeoğlu |
SENDE KALMIŞ Bilmiyorum nerdeyim, ne haldeyim, ben kimim Ayrılırken kimliğim, adresim sende kalmış. Tebessümü yüzüme çok görüyor matemim Güldüğümü gösteren tek resim sende kalmış. Akların kaybolduğu, rengin ahenk bulduğu Toprağın kadehine ab-ı hayat dolduğu Bir gül için, bülbülün saçlarını yolduğu Aşkın harman olduğu o mevsim, sende kalmış. Nerede o çocuksu, o şımarık hallerim, Saçlarına hasreti tanımayan hallerim, Rengarenk rüyalarım, toz pembe hayallerim Tekmil neşem, sevincim, hevesim, sende kalmış. Ayıplama, kınama, kahveye gidiyorsam, Avunabilmek için bir tavla atıyorsam, Garson çay uzatırken ben aklımda diyorsam, Sende kalmış demektir, ladesim sende kalmış. Dostlar da muhabbeti kestiler, lüzum da yok. Zaten senden ziyade sohbetim, sözüm de yok. Sen dönmeden kimseye bakacak yüzüm de yok. Aynalarda kendimi göresim sende kalmış. Sende kalmış umudum, saadet çağım sende, Sende kalmış huzurum, tüten ocağım sende, Sende hayat kaynağım, duygu membağım sende, Can diyorum sana,can kafesim sende kalmış. Allah' ım düşmanımı düşürmesin bu zaafa, Sanki her noksanımı mecburum itirafa, Hangi şarkıya girsem, notalar do re mi fa Sol diyorum sana sol, la sesim sende kalmış. Gel Tanrıya borcunu teslim etsin bu yürek, Tez gel ki enkazımı kapatsın kazma kürek, Kelime-i şahadet getirmem için gerek, Son diyorum sana, son nefesim sende kalmış. Cemal Safi |
HÜKÜM GİYDİM AYRILIKTAN Korktum aşka inanmaktan Hüküm giydim ayrılıktan Sevemez oldum kimseyi Tanrım kurtar bu karanlıktan Ne demeli sana sanki Aşkından hayır mı gördüm Üç gün mutlu olduysam Üç ömrü hüzne gömdüm Oysa seni senden, benden Herkesten çok sevmiştim Sen beni bırakıp da giderken Aşkını unutmaya yemin etmiştim Dünyalar benim olsa ne değişir ki hayatımdan Yine yalnız, yine mutsuz, yine yorgunum ağlamaktan........ kaya (gönül) |
Ölüm Sessizliği Bu olsa; oynasa yerler yerinden Kıpkızıl gözlerle gökler inlese Pencere camını şimşekler tık tık, Tıklarken duâmı, bir kuş dinlese... Bu olsa; özlerken “merhabâ” sesi, Nerdesin, nasılsın aslâ, denmese... Özlense ve hattâ evlât bûsesi, Hiç bir giden artık geri dönmese... Bu olsa; fark etsem kalem ve kâğıt, Tepemdeki lâmba, su, ekmek ve tuz, Fark etsem; radyomu ağlatan ağıt Benden başka her şey bedensiz, ruhsuz... Bu olsa; işitsem sesleri: Tak... Tak... Düşünse tabutçu: “Kim olsa, gerek!” Bilsem; Hak’tan başka özleyenim yok, Ölüm sessizliği... Bu olsa gerek! Selçuk Bekar |
Acı Bahar şurada burada sıkılmış limon kesikleri paslanmaya bırakılmış demir çubuklar tertemiz kaynaklara atıksu tarifesi taze sürgünlerin ince boyunlarında ağır kementler henüz sıcaklığı soğumamış körpe cesetler karanlıklar ortasında bir ışık adası gibi talancıların gözünden nasılsa kaçmış çimenler birkaç tomurcuk üç-beş yeşil yaprak ıslak bir kağıt gibi yırtıp atmış kentin dokusunu acımasız kasırgalar arıtmıyor sabun çıkartmıyor sular giysilerden yalnızlığın kokusunu aşk mevsimi değil miydi bahar elele tutuşmaktan korkan ürkek ceylanlar hani nerede eşlerine kur yapan kumrular kuş cıvıltılarına hasret kulaklar denizler denli derin içezikliği geleceksen sekizinci günde gel sevgilim burada haftanın yedi gününde de aşka geçit vermiyor yağmurlar yalnızca bir ad yaraşabilir bu mevsime: “acı bahar” Mustafa Yıldız |
Bir ümit yeşeriyor içimde, Sanki karanlıklar boğuluyor... Sanki güneş açıyor göğsümde Bir kıvılcım gittikçe coşuyor... Dünya dönmekten mi yoruldu ne? ! Sanki yere basmıyor ayağım... Annem bir masal anlatsa yine Sanki Kaf Dağı'nı aşacağım... Neden ama herkes düşman Neden böyle küs yine dünya? ! ... Ne düşünsem yanlış Ne söylesem hata Duygularım dahi suçsa... Sanki birileri melek tâ baştan, Birileri inadına şeytan... Sanki artık sabrım da kalmadı Deprem olup sarsacak gibiyim... Zira kimse de bana sormadı Sanki ben 'yaradılan' değilim... Sanki bir ben anlayamamışım Hem bî-haber hem de avâreyim; Sanki bir ben yolumdan sapmışım Hem günahkâr hem de bî-çâreyim... Gene birilerinin yüzünden O birileri ki Benim yerime düşünüp Benim adıma konuşuyor. Yeter be! ! ! Bırakın biraz da ben gülüp ağlayayım... Sanki birileri aktan Birileri.oktan... Sanki sevmek ve sevilmek ayıp Sanki bir benim... bir ben suçluyum; Sanki huzur ve mutluluk kayıp Sanki bir ben bunun mes'ulüyüm. Sanki 'sus' demekle iş bitecek, Sanki göz kapamakla vicdanım... Sanki balçıkla güneş yok demek, Sanki 'yok' demekle umutlarım... Sanki ölüm daha mı güzel ne? ! ... Sanki çok daha vefalı bu daracık kuytular... Ve kanımın ısıttığı kaldırımlar Sanki daha benden... Bu uyku... Bu susuzluk... Sanki... hakan pomakoğlu |
Buğulu Camlarda Kaldı Adın sendin hayatımın kaynağı algülüm, gülgüzelim, gözgülüm papatyanın akı, karanfilin alı özlemim, vazgeçilmezim seninle uçardım güvercin kanatlarında her akşam bir ipekböceği sabrı bir güvercin aklığı bir anne sıcaklığı ve bir kumru saflığıyla severdim seni bilmezdin dudağımda bir ıslıkla bin sevda masalında beklerdim seni gelmezdin her gece sevgimi göğe yıldız diye serperdim görmezdin gülüşün bahar buğusu olurdu gülüşün bir avuç su gülüşün gül gülüşün karanfil kokusu seni görmediğim gün iki damla özlem iki damla hasret çiçeği olur düşerdin yüreğime tane tane kirpiklerimin kıyısında martı olurdun susardı bütün denizler seni özlediğimde gelmezdin bir sevda masalında arardım seni bir çınarın dalında, bir gülün alında saçlarını koklardım tel tel dudağına en güzel şarkılar yakıştırırdım ayışığı dökerdim bakışlarına her gece bilmezdin güz biter kış gelir giderdi yaz biter bahar gelir geçerdi gelmezdin buğulu camlara yazardım adını yüreğime kazardım yüzünü gözlerimde sesini ruhumda saklardım görmezdin İsterdim ki, baharda toprak olayım rüzgarda yaprak olayım kırmızı balonlara yükleyip yüreğimi her gece sana yollayayım isterdim ki, en güzel aşk öyküsü olsun aşkımız yüreklere yazılsın şiir şiir dünyada bütün sevenler, sevmeyenler gelenler, geçenler hep seni okusun isterdim ki, sonsuzluğun öyküsü olsun hayatın kaynağı, sevginin bağı gülün saflığı en güzel aşk hikayesi olsun aşkımız Nuri Can |
Nereye kayboldun sen, Çekip gittin aniden. Nereye gittiğini, Haber bile vermeden. Kaybolup gitmen beni, Yaralıyor inan ki. İnciniyorum inan, Üzülüyorum her an. Anlam veremiyorum, Bu ani ayrılığa. Geliyor hep aklıma, Kötü senaryolar da. Telefonla aradım, Sana ulaşamadım. Ya, telefon kapalı, Ya. bilerek açmadın. Yaşayamam bu evde, Hatıran var her yerde. Kokun sinmiş eşyaya, Koltuğa, mobilyaya. Üstüme geliyorlar, Sanki bütün duvarlar. Daral geliyor,daral, Kuramıyorum hayal. Söyler misin sen neden? Kaçıp gittin aniden. Pişman mısın yoksa sen? Bütün yaşananlardan. Belki de çıkmazdasın, Belki de çok yıprandın. Ben mi bunalttım yoksa, Söyle seni hayatta. Ne konuşmuştuk senle, Sordun mu fikrimi de? Karar verdin kendince, Kaçışa çözüm diye. Nedir ki seni benden? Uzaklaştıran neden. Köstek mi oldum sana? Söylesene hayat ta. Hayatın amacı ne? Para mı, başarı mı? Gününü gün etmek mi? Amaçsızca gezmek mi? Bir süre yalnız kalmak, Kendini toparlamak. Sorumsuz yaşamak mı? Hep kendinden kaçmak mı? Çevremiz de dost yoksa, Yas mı tutalım yoksa? Üzülme hiç boş yere, Sebepsiz terk edenlere. İlham kaynağım sensin, Biricik sevgilimsin. Bu şarkı böyle bitmez, Seven insan terk etmez.. kemal tekir |
tut kıyısından dünyayı döndürelim kedi yalnızlığında sokak yüreğim anason kokusu sesini uçur gecenin en ince dalına demlenelim muhabbet hercai zaman... kapıda telaşlı hırsız mezemiz ayışığı uzat yüreğini yüreğimden içelim bir de üstümüze yağdı mı yıldız dumanlanır dilimizde türkü olur ya saplanır nefese hüzün en çok ağlarız ah dost... ah sudaki aksim çevir yüzünü sabaha sırtlayıp geceyi güneşe yüzelim gelincik tarlası umut parmağım şeker kokusu yağmurunu sür toprağın açlığına gülelim bahçede bahar izmariti yaşamak gölgede yalnız düşümüz salıncak uzat elini avucunda yürüyelim Ferhat Gülsün |
Belki bir gün özlersin beni Dokunur içine kırıntılarım Yanan ateşin olurum düşe Yapışırım mahşerinde sana Bekle o günü o yanlızlıgını Hatırla bana cektirdiklerini Gördüklerini göreceklerini Bir daha düşün beni sevgilim Sakın dönüp bakma yaşama Acıdır düşlerim aklımda Senden kalanlardır yarım Bir bıcagın sırtında yarim Durduramadım zamanı sevgili Hatıraların yaktı geceleremizi Otur dinlen düşün geçmişimizi Dönüp bakma sakın bana Acıtırım bütün düşüncelerini Git uzaklara benden uzaklara Yeni sevinçler yap kendine Yeni umutlarda buluş maviye Hatır sorma benden geçmişe Liman olmasın gittigin yerde Birde sevgilin olmasın dilegim Söz verdigimiz gibi sevdigim Ben seni kaybettim sildim Öyle anlatamadım ben aşkım Ben hep sevdim sevdim sevdim Sana olan nefretim unutmaktı Sana verdigim sözü tutmaktı Aşk yüceydi gönlümde sevgili Ve hep öyle büyük sevildin Bütün yüregimde özümde Sözümde sözlügümde aşktın Sevgilim ben seni yaşamadım... ali baskı |
Dağlarının, dağlarının ardı, Nazlıdır. Uçurum kıyısında incecik bir yol Gider dolan-dolana, Bir hastan vardır, umutsuz, Belki ayşe, belki Elif Endamı kuytuda başak, Memesinin, memesinin altında, Bir sancı, Bir hayın bıçak... Ölüm bu, Fukara ölümü Geldim, geliyorum demez. Ya bir kuşluk vakti, ya akşam üstü, Ya da seher, mahmurlukta, Bakarsın, olmuş olacak. Bir hastan vardı umutsuz, Hayreti uykularda, Hayreti soğuk sularda. Gayrı, iki korku çiçeğidir gözleri, İki mavi, kocaman korku çiçeği, Açar, derin kuyularda... Dağlarının, dağlarının ardı korkunçtur. Hiç akıl edip de düşünen var mı? Gün kimin hesabına tutar akşamı, Rahmetinden kim demlenir bulutun, Hayırlı evlat makina Nasıl canavar kesilir. Kurdun, karıncanın rızkını veren Toprak nasıl ayartılır, Yüz vermez topal öküze, Ve almaz koynuna kara sabanı. Sepetçioğlu'm bir kömür işçişidir, Mavzer değil, kürek tutar Urfalı Nazif Mal, haraç-mezattır, Can, pazar-pazar. Kırmızı, ak ve esmer, Yumuşak ve sert buğdayları Yaratan ellerin sahibidir bu, Kör boğaz, nafaka uğruna, Haldan düşmüş, tebdil gezer... Dağlarının, dağlarının ardı, Nasıl anlatsam... Ağaçsız, kuşsuz, gölgesiz. Çırılçıplak, Vay kurban... "Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda." Yiğitlik, sen cehennem olsan da bile Fedayı kabul etmektir, Cennet yapabilmek için seni, Yoksul ve namuslu halka. Bu'dur ol hikayet, Ol kara sevda. Seni sevmek, Felsefedir, kusursuz. İmandır, konkunç sabırlı. İp'in, kurşun'un rağmına, Yürür, pervasız ve güzel. Sıradağları devirir, Akan suları çevirir, Alır yetimin hakkını, Buyurur, kitabınca... Gün ola, devran döne, umut yetişe, Dağlarının, dağlarının ardında, Değil öyle yoksulluklar, hasretler, Bir tek başak bile dargın kalmayacaktır, Bir tek zeytin dalı bile yalnız... Sıkıysa yağmasın yağmur, Sıkıysa uykudan uyanmasın dağ. bu yürek, ne güne vurur... Kaçar damarlarından karanlık, Kaçar, bir daha dönemez, Sunar koynunda yatandan, Hem de mutlulukla sunar Beynimizin ışığında yeraltı. Her mevsim daha genç, daha verimli, Sunar, pırıl-pırıl, sebil, Ömrünün en güzel aşk hasadını, Elimizin hünerinde yeryüzü. Dolu sofra, gülen anne, gülen çocuklar, Bir'e on, bir'e yüz'le akşama gebe Şafakla doğan işgücü. Yalanım yok, sözüm erkek sözüdür, Olm kitapta böylece yazılıdır, Ol sevda, böyledir çünkü... Ahmed Arif |
Seninle doldurdum canımdaki bütün açıkları zamanda bıraktığım bütün boşlukları hiçbir açık yerim yok şimdi aşkım ak, başım dik yokluğundan başka masum elmas gül |
Ö.L.Ü.M Hayat sıkmaya başladı artık, Gidiyorum sensizken sensizliğe, Bir masal gibiydi sen ve dünya Bir varmış bir yokmuş diye başlayan, Ve sona doğru yaklaşılan. Ölümden korkmuyorum artık, Korkularımı sende bıraktım, Ölmekten korkmuyorum artık, Ben ölümü ilk seninle tattım. İlk gördüğümde gözlerini, Dünya sanki cennet oldu bana, Kalbini tanıdığımda Düşlerim yoluma çıktı her sokakta Seninle tanışmam bir anlıktı Kaybetmem de bir anlık oldu. Ölümden korkmuyorum artık, Ölmekten korkmuyorum, Ben ölümü ilk gözlerinde tattım. Kaybetmekten korkmuyorum artık, Ben hayatımı sayende kaybetmeye kalktım. Ne gurur, ne derman kaldı dizlerimde, Uğrunda yıllarımı harcadım, Anlatmaya kalktım aşkımı, Ya ben anlatmayı başaramadım, Ya sen anlamamayı başardın. Ölümden korkmuyorum artık, Son satırlarını yazıyorum, Sensiz hayatın. Ölümden korkmuyorum artık, Ben uğruna canımı adadım. Sevdiğim, gözlerin hiç geceleri Ağlamaktan ağrıdı mı senin. Hiç elin kolunun, bağlı olduğu oldu mu, Sen dünyanın en kalpsiz insanını Sevdin mi hiç, Uğrunda ölmeyi düşündün mü, Bu dünyanın yalan olduğunu, Geç olsa da anladın mı sen. Ölümden korkmuyorum artık, Alıştım ben her gün ölmeye, Ölümden korkmuyorum işte Benim ruhum zaten hiç bedenimde değil ki Senin hep o gözlerini izlemekte. Ölümden korkmuyorum artık, Yaklaşıyorum her geçen dakika, Bu dünyadan göçüp gitmeye. Ölümden korkmuyorum artık, Korkuyorum dünyada sana birşey olmasından, Korkuyorum canının acımasından, Ölümden korkmuyorum artık, Son satırları yazıyorum, Korkmadığım ölüme yaklaşırken, Sana ve hayata. Ben hep gülümseyeceğim, O yaşlarla dolu gözlerimle, Bulutların arasından, Sana ve yalan insanlara.! Eren Özen |
UTANIRIM HAYALLERINDEN Tam geceyarısı bir ölüm sessizliğiyle karanlığı delecek hayallerin ürpereceğim gözlerim yorgunluktan kapanırken uykuyu göndereceğim Uyanacak arzular ve sen Çıplaklığımdan utanacağım karşında sen farkında olmayacaksın yüzümün kızardığının karanlığa sarınacak ten beyazlığın Gözlerin gözlerimde birleşirken ellerin ellerimi arayacak teninin sıcaklığı hep avuçlarımda saklı zaten isyankar uyku gözlerimi kapayacak Gün ışığıyla hayallerimi toplayacağım kilitleyeceğim en kuytu köşelere sahiplendiğim gecenin sırrı olacaksın Kamuran GUNDUZALP |
yokluğun batıyor umursamadıkça sen yetmiyor nefesim küllenirken alev en sıcak gecelerin hayali bile ısıtmıyor üşürken senden ne varsa içimde yitirmeden yarınları karanlığa gömmeden gel. tutkum değil aşkımsın tenimde ürperti değil günüme geceme karışmış diğer yarımsın sensizliğe tükenirken ömür ne saatim belli ne gideceğim yol uzanan elim yoruldu düşmeden tut ya da ya da unut baki ceylan |
O Ben Olduğum İçin yıldızlara takılır ya bazı geceler gözlerin alamazsın kendini saatlerce beni hatırlarsın yüreğinde işte o an yıldızlardan sana baktığım içindir bir şarkı mırıldanırsın ya bazen sonu gelmez bestesinin sözlerinde beni bulduğun içindir hani bir çocuğu seversin ya bazen, doyamazsın gözlerinde beni gördüğün içindir hani bazende bir kalem alıp eline bir şeyler yazarsın kağıtlara sonunu getiremezsin işte o, ben olduğum içindir 13.05.1993 Cengiz Azman |
Sensizlik Akşamın sonlarındayım. Yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Her akşam olduğu gibi Yine sensizim... Ve sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Sensizliğime ağlıyorum Sessiz sessiz usulca... Her sayfada damla damla gözyaşı izleri, Her gözyaşının yanında hep aynı kelime, Hep aynı hıçkırık! Her damla bir "sen"le birleşmiş, Her "sen" gözümden bir damla eksiltmiş. Her akşamın sonunda, Bu defteri her açtığımda, Aklıma yalnız sen gelirsin... Hayır, yalan söyledim! Sen aslında hiç aklımdan gitmezsin... İçimdeki hasret öyle büyük ki, Seni bana bir an bile unutturmuyor. Geleceksin diye yolunu bekliyor yüreğim, Bir kuş gibi kanatlanıp uçuyor kalbim. Uçuyor, uçuyor, ama sana kavuşamıyor, Daha fazla bekletme, Kuşun ömrü bitiyor! Her akşam olduğu gibi, Bu akşam yine elimde kalem, Yastığımda defterim. Sensizliğimi yazıyorum Satır satır, sayfa sayfa, Seni andığım her yerde, Her "sen" deyişimde Bir damla düşüyor gözümden. Bak! Şimdiden on iki damla oldu bile, Başlığı da sayarsak tam on üç. Tam on üç gözyaşı, On üç kez kanayan hasret yarası. Geri kalanların bir kısmı yüreğimde, Bir kısmı ise gözlerimde saklı... Bu akşam da sona erdi artık, Sayfaya düşecek son gözyaşım damlamak üzere... Her akşam olduğu gibi Defteri yine aynı sözlerle kapatıyorum: "Seni seviyorum..." İşte son damla da düştü deftere... Şimdi başımı yastığıma gömüp Hıçkıra hıçkıra ağlayabilirim artık, Her akşam olduğu gibi Sana ve sensizliğime Bitmeyen, tükenmeyen gözyaşlarımı Harcayabilirim artık! İşte yastığa düşen ilk damla, Ve ikinci, Üçüncü, Dördüncü... zülfiye ayaksız |
perı bacalarında bir tütsüdür yalnızlık peri bacalarında bir tütsüdür yalnızlık ur gibi sıkısmış iki duvar arası ezilir katmerlesen duygular merhemsiz bır kar tanesı gibi gönül ak kristal parçası kayan yıldız geceyarısı sessizliğinde duraklar perı bacalarında ansızın her şapka bir sorgulamadır beyaza bürünmüş Kamuran Gündüzalp |
ÖLÜMLÜ AKARSU Aktığı her yere, Kırgınlığını götüren bir akarsuyum… Ellerine saçıldım… Yüzüne çarpılmak için… Ayaklarının arasından geçerek, Su diyen çocuklarına yetişen akarsuyum… Nice denizlerde kendimi gizledim, Kızaran yüzümü saklamak için… Önündeki bentlerden aşamayan, Asırlık taşları eriten, Doğumundan çok denize öldüğü yer önemli olan, kıvrımlı bir coğrafyayım… Bir ders kitabında ölmeden önce, son isteğim tenine dolanmak, her bir hücrendeki acıyı yıkamak…
|
Bir Yer Varmış İsteyenler örtünürmüş İsteyenler açınırmış… Hep sevenler seçilirmiş Bir yer varmış, dünyamızda. Hırsıza bey dinlmezmiş Yetim hakkı yenilmezmiş Söz verilip, dönülmezmiş Bir yer varmış, dünyamızda. Biri yer, diğeri bakmazmış Hiçkimse gönül yıkmazmış Vatanhâni çıkmazmış… Bir yer varmış dünyamızda. İnsan, insanca yaşarmış Herkes sevmeyi başarmış Koşan, huzura koşarmış Bir yer varmış, dünyamızda. Gidip gören çôk yol gitmiş Dizlerinde derman bitmiş Lâkin, görmek o na yetmiş Bir yer varmış; dünyamızda. Hasbi Tanrıverdi |
|
ÇAPRAZ Biliyorum dedim, baktım, baktınız Zaman hiç geçmez mi Sordum, sorguladınız Camlara yapışmış çiçek ölüleri Yüzleriniz Sokaklar boydanboya Adresimi sildiniz Beklemek böyle bir şey Islıkla bir korkuyu geri çevirmek Ucu keskin bıçakla Bir bulutu kesmek Duman gibiydi, kadın gibiydi bulut Gölün üstüne dağıldı Yarasında koyu bir gece Ağdı suya Üstüne fotoğraflar çektiniz Unutulmus kadınlarin dalgın ve agırdır Anıları Sevmeyi bilseydiniz Define avcısıydım Bundan önceleri Haritasız dedektörsüz Pusulam yosun tutmus Ağaç gövdesi.. Gizli dehlizlerden geçmek kolay Toprak kökleri Bir geyik çalımıyla biçmişim Kendim soymuşum gizlerini En büyük aşk orda gömülü Toprağı elemişim Bedelini ödeyemezsiniz Üste bir ömür sürdüm Ödüllü bir yalnızlık benimkisi Var varanın Git gidenin Bir rüyayi getirenin Nereye kadardır becerisi Aralıktan rüzgar giriyor Ya tam açın Ya kapatın artık pencerenizi TAMER ÇELEBİ |
Dağlarda Kar Olsaydım Şu dağlarda kar olsaydım... Bir asi rüzgar olsaydım... Arar bulur muydun beni, Sahipsiz mezar olsaydım? Şu yangında har olsaydım... Ağlayıp bizar olsaydım... Belki yaslanırdın bana, Mah****a duvar olsaydım... Şu bozkırda han olsaydım, Yıkık perişan olsaydım... Yine sever miydin beni, Simsiyah duman olsaydım? Şu yarada kan olsaydım, Dökülüp ziyan olsaydım... Bu dünyada yerim yokmuş, Keşke bir yalan olsaydım!.. Kaynak: Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu | |
Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin rüzgarlı bir tepenin yamacındayım şimdi kent suskun ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde imlası buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan gecenin en serseri yanını alırım günceme durup durup şiirler yazmak yoluna yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan her gece yorganımın altında sakladığım kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana sen uykudayken babam her gece ölüyor şimdilerde annem nihavent bir çığlık oluyor bana en çok sensizlik koyuyor sonra babilin asma bahçelerine asıyorum kendimi uyanmak için eski bir aşkını anlatıyorken bana konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım kaç kez kanıyorum bir bilsen (ya da hiç bilmesen) sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor yastığının altında yalnızlığın var biliyorum oysa ben senden bir bardak su istedim akdeniz değil son yalnızı benimdir bu kentin istanbul arkamdan gelir ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız hep kendine mi saklarsın çocukluğunu ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış kayadan seken kurşun en serseri yanımız olur kimi zaman ve ben hep kendimi terk ederim senden her katilin aşkı her aşkın katili bir öncekinin faili hep ben olurum hep ben ölürüm içime uzanan koridorların ortasından hep gülerdin beni görünce bense sana hep geç kalırdım sona kalırdım sonra kanardım yağmurlarla inseydin içime içim senden yanaydı yüzümdeki işgaller senden karaydı seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi sana yazacaklarım sil sil bitmezdi ve ben sende hiçbir şeydim sen bende her şeyken canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin ve sevgisizlik alır bir gün seni benden işte bu yüzden sen hep sevil hep sevil sevil .... Kahraman Tazeoğlu |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Bak Ben Gidiyorum Bak ben gidiyorum. Yalnızlığımı, gecenin zifiri karanlığında öldürüyorum. Kimsesiz bir çocuğun, yalnızlığında bitiyorum. Bir annenin evlat yarasında ölüyorum. Bak ben gidiyorum. Seni Diyarbakır’ın sessiz sokaklarında arıyorum. Bir yalnızlık türküsü söylüyorum, Bir karanfil besliyorum. Bak ben gidiyorum. Ölümün sessizliğine doğru, ilk adımı atıyorum. Artık konuşmayacak kalbime, bir hançer saplıyorum. Bak ben gidiyorum. Seni yalnızlığıma terk ediyorum. Seni seviyorum ama artık söyleyemiyorum. Ani bir kalp krizi geçiriyorum. Oracıkta bir annenin ölümünde ölüyorum. Bir evladın annesine olan sevgisinde, büyümeye gidiyorum. Barış Baran |
M u t lu l u k Masmavi denizlere bir gemi açılır Kabarır dalgalar baş döndürür Sonra demir atarsın bir limana Bekleyen bir çift göz anlatır (M) Hani o güneşli yolda yürürken Ağaç gölgeleri bizi korurken Ağacı kesip güneşe kavuşmak için Gittiğimiz yerin adını cevaplarken (M) Görürsün içten bir gülüş ardında Görürsün gülen gözlerin ortasında Görürsün sevda için yüreğin atışında Yokluğunda hayat durur görürsün (M) Bir çocuğa sevgidir gözlerinden öpmek Bir büyüğe saygıdır elinden öpmek Bazen bir dost elini tutmak Karşılıksız saygı ve sevgi alışverişidir (M) Yalnız gecelerin soğuk karanlığında Sabahı bekleyen suskunluğun ardında Ve kayan bir yıldıza baktığında Tutmak istersin hemen o anda (M) Uyumaktır güven veren bir omuzda Dokunmaktır şefkat dolu bir kola Ya da bir busedir yanakta Tatlı şirin bir dudaktan olan (M) Paylaşımdır değerini artıran Sevgidir temelini sağlamlaştıran Aşktır bitmeyen sonsuzlukta Bitmesin dileğini eksik etmediğimiz (M) Bazen arıyorum bir yağmur damlasında Bazen sevinçlerden kopan bir damlada Bazen sel olup akıyor o bir damla Sonra da yüzdürüyor o bir damla (M) (M) : Mutluluk Balgat/Ankara - 15.09.2005 Mustafa Yılık |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu |
Mavilik Bir gün bir bakmışsın ki Ben o üstünde ki gökyüzü olmuşum, Düşünüp düşünüp durmuşum… Parçalı bulutlu olmuşum, Üzülmüşüm bazen de İçimde tutamayıp damlalara vurmuşum; Benim, o gökyüzü İstersem beyazlara bürürüm hayatını… Saçlarını uçururum havaya bir meltem rüzgarı ile. Sabaha bir çiçek açtırır Koparır sana veririm daha sonra… Murat Kenanoğlu |
Bekle zaman öğretti bana bir sabırmış beklemek canın yanacak, bekleyeceksin, bir vefasız gidecek bekleteceksin kalbini sevgim kime layık ki! bekle gönlüm belki vaktin gelmedi acele işti sevdam ondan dağıldı gitti her gün acı benim sen bekle umudum ben acıyı çeker,gene de gelirim ben zamanı doldurayım vakti çoktan azaltayım bekle sevgi dolu yar sen beni bekle bahar yeşilim ben gündüzü tüketirim sen geceleri sakla yorgun bu beden gündüzler soğuk bir oda pencerede gözlerim ağır işlemez zaman bir geceleri hızlı geçiririm gözlerim uykuda seni rüyama beklerim ey güzel günlerimin perisi sen bekle beni ben beklenen olayım ey gözlerini görmeden sevdiğim sen orda dur ve bekle ben zamanı hızlandırayım ben bir umudu bekletiyorum içimde sen beni bekle.................. 30.01.2007 biri seni bekliyor o bekleyen.................sen beklenen............ vildan altunbaş |
S.R.Ş (Süper Romantik Şarkılar) Her ne kadar Hoyrat olsam da Sana Ve hayata karşı İçimde sakladığım Ve senin asla Erişmeyi beceremediğin Son derece kırılgan Ve oldukça uysal Yönlerim de var benim. Bilmiyorum Bunu söylemek Ne kadar doğru Ya da yanlış mı Acaba Bile bile Kışkırtmak seni Bu şekilde Birdenbire Ama içimdeki Ses Artık konuşmak İstiyor seninle Belki de Bunun tek sebebi Bugünlerde dinlediğim Aptal ve aynı zamanda Süper romantik şarkılar Zaten Bakarsan aslına işin Ya alkoldür Yakan beni Yaz geceleri Ya da dinlemeye O ya da bu şekilde Maruz kaldığım Aptal Ve süper romantik Şarkılar... Cenk Bölük | |
Yine bir hüzün düştü yakıyor beni Ağlıyorum Hasretine yıkıyor beni Sanki kalbimde bir el sıkıyor beni Yüreğim buruk gözümüzde yaşlar Ellerinle doldurdun bağrıma taşlar Aldanmayın benim böyle gülmeme Sen sebeb olacaksın şuçsuz ölmeme İki damla göz yaşım düştü sineme Hasretinin acıları sinemde başlar Ne zaman kesilir gözümde yaşlar Dağ olsam uğruna çöker giderdim Ateş olup dünyayı yakar giderdim Senin için çiğerimi söker giderdim Ayrılık hasretinden yanğınlar başlar Sel oldu akıyor gözümden yaşlar Seni seviyorum demem suçmu bilemem Yokluğuna ağlıyorum artık gülemem Canım çıkmaz ben sensiz ölemem Gözüm açık giderem süzülür yaşlar Sensiz olan her yerde acılar başlar Yaşar Gürlek |
Aldanma Cahilin Kuru Lafına Aldanma cahilin kuru lafına Kültürsüz insanın kulu yalandır Hükmetse dünyanın her tarafına Arzusu hedefi yolu yalandır Kar suyundan süzen ceşme göl olmaz Gül dikende biter diken gül olmaz Diz diz eden her sineğin bal'olmaz Peteksiz arının balı yalandır İnsan bir deryadır ilimle mahir İlimsiz insanın şöhreti zahir Cahilden iyilik beklenmez ahir İşleği ameli hali yalandır Cahil okur amma alim olamaz Kamilik ilmini herkes bilemez Veysel bu sözlerin halka yaramaz Sonra sana derler deli yalandır Aşık Veysel Şatıroğlu |
SEN BENİM HİÇBİR ŞEYİMSİN Sen benim hiçbir şeyimsin Yazdıklarımdan çok daha az Hiç kimse misin bilmem ki nesin Lüzumundan fazla beyaz Sen benim hiçbir şeyimsin Varlığın yokluğun anlaşılmaz Galiba eski liman üzerindesin Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak Dudaklarınla cama çizdiğin En fazla sonbahar otellerinde Üniversiteli bir kız uykusu bulmak Yalnızlığı öldüresiye çirkin Sabaha karşı öldüresiye korkak Kulağı çabucak telefon zillerinde Sen benim hiçbir şeyimsin Hiçbir sevişmek yaşamışlığım Henüz boş bir roman sahifesinde Hiç kimse misin bilmem ki nesin Ne çok çığlıkların silemediği Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hiçbir şeyimsin Yabancı bir şarkı gibi yarım Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak Hiç kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasında çağırdığım Çocukluk sesimle ağlayarak Sen benim hiçbir şeyimsin ATİLLA İLHAN |
Nehir Gözlüm Nehir gözlerinde tanıdım aşkı Yalnızlığımı sen aldın Geldiğinde kıştı Seninle baharı buldum... Seni sevmek yaşamakmış Ben hiç ölmeyeceğim Sana sonsuz yemin ediyorum Başkasını sevmeyeceğim... Nehir gözlerinde tanıdım gülümsemeyi Hüznümü sen aldın Karanlıktım uzun zaman Gönül perdelerimi açtın... Seni sevmek yaşamakmış Ben hiç ölmeyeceğim Sana sonsuz yemin ediyorum Başkasını sevmeyeceğim... Mustafa Çamlıbel |
Seni yıldızlar kadar seviyorum ben gülüm yıldızlar kadar MUZAFFER KOBAN |
Uzak Yakınlaşma yürürlükten kalkmadı henüz, çocuk yaşta kadın olmak ve her kadın içinden bir çocuk çalmak ... gece vakitlerinde gel otur dizlerime / ansızın sayfa sayfa çevirelim hayatı düşlerimize yeni alınmış kitapların okunmamış heyecanları gibi çekilelim birbirimize / sorgusuz _____Başım omzunun himayesinde dinlensin bu ilk yüzleşme / dokun dinsin canımın can çekişleri iplik ucu yaşamlardan tenim kan terler yatağıma / koklama yakmasın genzini _____Bir insan neden yaşar nef(e)sini tüketerek damla damla inerken saçlarımdan k a n / t e r alnındaki dudak izlerine birikti / kıpırtısızım çatladı toprağı,çorak yüzüm dudaklarını çek alnımdan mevsimi geçmeden yağsın damarlarıma k a n _____Ensemde nefesin kuru bozkır havası,yüksek sancılardan esen tren istasyonlarında tutulan akşam nöbetleri kaçan trenin ardından savrulan birkaç sayfalık k ü l soğuk r(ay)ların kucağına terkedilen çakıl taşları çok uzaklarda bir kızın ağzında alevlenen yeni yetme sözcüklerden arta kalan _____Yanında götür gözlerinde kalan yüzümü,sana daha çok yakışır soluk benizli çocuklar kapalı kapılar ardında makamsız şarkılar söyler/uyku saatlerine yangın yemiş yanında sokağın başıboş dualar salınır yüzsüz köpekler saldırı hazırlığında boynuma bulaşmış kan kokusuna soğuk / titriyorum ______şimdi uyut yüreğini,yarın ellerinin arasında şehrime taş(ıy)acaksın ... gelişine bir anlam veremedim gidişine alışamadım bekletme aşkın kapı eşiğinde yaşayamıyorum İlknur YILDIRIM |
yıldızlar senin olsun ben arka sokaklarda umut toplarım ve giderim buralardan istersen kavuniçi akşamlarda, acıklı vedalardan söz etme bana ve sevgimi taammüden görmezden gelme heves değil benimkisi, bükülmez demirlerde sevda türküsü akdeniz gözlerinle bir bakış gönderirsen senin için mor dağları aşarım ve geçerim şiir yüklü denizi belki yolum sizin sokağa düşer basma perdeleri açarsın belki hüdai ülker |
N'oldu Bu Gönlüm N'oldu Bu Gönlüm N'oldu bu gönlüm n'oldu bu gönlüm Derd-u gam ile doldu bu gönlüm Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm Yanmada derman buldu bu gönlüm Yan ey gönül yan yan ey gönül yan Yanmadan oldu derdine derman Pervane gibi pervane gibi Şem'ine aşkın yandı bu gönlüm Gerçi ki kandı gerçeğe yandı Rengine aşkın cümle boyandı Kendide buldu kendide buldu Matlabını hoş buldu gönlüm Sevad-ı a'zam sevad-ı a'zam Belki oluptur Arş-ı muazzam Matlab-ı canan matlab-ı canan Olsa acep mi şimdi bu gönlüm Seyr-i billahtır seyr-i billahtır Li maallahtır fena fillahtır Ayinesinde ayinesinde Gird-i sivayı buldu bu gönlüm El fakru fahrı el fakru fahri Demedi mi ol alemler fahri Fahrini zikrin fahrini zikrin Mahv-u fenada buldu bu gönlüm Bayramı imdi Bayramı imdi Bayram edersin yar ile şimdi Hamd-ü senalar hamd-ü senalar Yar ile bayram kıldı bu gönlüm Hacı Bayram Veli |
Asi ünlemler öyküsünde Ünsüz bir anıdır ahım Sevdikçe örülüyor tenden duvar Yazılıyor günahım sarıldıkça. Gün be gün yalnızlığa çekiliyor sınırlar. Dinle! Ve dinlen biraz! Bir solukluk ay düşsün geceye Sarı sıcak bir iklim geçsin pencereden. Bırak silahlarını ellerimi kuşan Güvercinler uçurdum sana bir bir Umut ilen düş ilen Bir uslanmaz aşk ilen Senin değil mi? Şu esrik koku Dudağımdaki gül kurusu Şu yalın ayak izleri Yaz kış içimde dolaşan. Dur biraz! Pimi elinde kalacak sabrımın Biz mazide tuz-buz Biz mazide tuz ile buz. ercan günel |
İ s t e m e s e n D e Sanma ki bitecek bu aşk ansızın, Sen istesen de, bitmez ben istemesen de Ne zaman biter bilmem ki; Ben toprağa girdiğimde, sen istemesen de Dayanmak, zor bilirim bensizliğe Ben istemesem de, sen istemesen de, Ben söyle; alıştım mı sanırsın sensizliğe Sen istemesen de, ben istesem de. Biter miyim artık yoruldum. Ben istemesem de, sensizliğe düşsem de. Unutmaz, unutamaz kalbim sonsuza dek. Ben istemesem de bırakıp çekip gitsen de. Ardına bakmadan, çünkü hep varsın İzlerin silinmez, karışmış kanın kanıma, Anlıyor musun? akacak damarlarımdan, her nefes alışımda... Düşünmesen de. İstanbul - 25.04.2002 Mustafa Eskin |
Ateşle köz değil miyiz? Seninle yine ikimiz. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. Tutuşurken biz el ele, Otururken hep diz dize. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. Bedenimle, yüreğimle, Sevdiğimi bile,bile. İhtiyacın var mı söyle, Aşkımızı test etmeye. kemal tekir |
Gecenin karanlığında Ay bizimleyse eğer Yaşarım sonsuza dek Sen benimleysen eğer Fuat Yaşar Doğan güneşe sırtımı döndüm İstemedim beni ısıtmasını Bütün istediğim,bir gün Benimle batmasın Fuat Yaşar ----------------------------------------------- Odalarda yanlızım,sessiz gecem Özlüyorum geçmişi,çabuk geçen Öyle karanlık ki gecem Olsada olur olmasada pencerem Fuat Yaşar |
Ayrılık da Bitmeli Sevgilim, Sana sevgilim diyorum. Ayrılık da sevdaya dahil Ayrılanlar hala sevgili Dediği gibi İlhan'ın. Sevgilim, sana sevgilim diyorum, bir daha hiç demeyeceğim içindir belki. Ayrılmamız neyi değiştirecek, ayrılık yüreğimden silip atabilir mi seni derdin. Kimbilir.. Bu sana son yazışım. Sözcüklere yüklemeye çalıştığım duygularım, beyaz kağıtların keskin kenarlarıyla nasıl da parçalanıyor böyle. İlk kez yazmak böyle zor, anlatmak bu kadar olanaksız. İçimde çağıldayan herşeyin, sana doğru aktığını duyupta bunu anlatamamak.. Ne acı. Oysa, seni her düşündüğümde, sesim, zamanın ve mekanın olmadığı görünmeyen ince ipeksi bir yolda ilerleyip kulaklarına akmadı mı. Her düşündüğümde seni, yapmam gereken sadece izlemekti. Ruhumun sana akışı, o hızlı ama bir o kadar yavaş, delice ama bir o kadar sakin, coşkuyla ama nasıl huzurlu bir çağlamaydı onların hepsi. Hemen duyardın, büyük kalabalıklarda, iki kişilik yalnızlıklarda, yada gözlerin maviliklere kilitlenmiş.. Duyardın. Hala duyuyorsun. Şimdi, şuan, seninle konuşurken, ruhunda geziniyorum yine. Baktığın yerden uzaklaşan bakışlarını, o kimselere hissettirmediğin bir anlık dalgınlığı, sadece anın yakaladığı o ince sızıyı.. Kapa gözlerini.. Sen hep duyacak mısın beni, ben hep anlatacak mıyım. Bilmiyorum. Ama, madem ayrılanlar hala sevgili, ayrılanlar hala sevdalı, bu ayrılıkta bitmeli.. Ayrılık.. Ne çok korkardık bu sözcüğe yüklenen anlamdan. Oysa şimdi anlıyorum ki, ayrılığın kendisi değil, ayrılmakmış asıl zor olan. Ayrılmayı başarana kadar yaşanılanlar, o kanatan acıtan korkulu bekleyişler.. O kopuşu yaşamak, artık başka biri değil, sen olan o varlığı olduğu yerden çıkarmaya çalışmak, ağlayarak git artık içimden diyebilmek, ama daha derken pişman olup hayır kal ne olur diye yalvarmak.. Ne kadar zordu mabel.. Öyle içimdeydin ki, seni ordan çıkarmak kendimi paramparça etmek demekti. Ayrılık.. O kanlı zafer.. Şimdi paylaştığımız işte bu. İçimizde o boşluğun büyük acısı yüzümüzde birbirimizin kanı var hala.. Sevgilim, Sevgilim diyorum son kez sana. Bir daha demiyeceğimdendir bu, ve bir daha yazmayacağımdan. Ayrılık da bitmeli.. Aylin CANSU |
gül süslüm.. derin gözleri var aşkın sonsuzluğa kanat çırpan kılıç keskini kırmızı şarkılar göktan boyu yıldız alacasından sevişmelerin propagandasında kolların çiçek kucağın gül içinde şiire yanar avuçların kanar ay ışığından.. / demdeyim nicedir sende bütün benleri içine saklamış duruyorum öylece kıyısında içinin gül süslüm parmakların değmiş yüzüme dallarımda sırmasıra tomurcuk patlamış dokunduğun senimdir gözlerimden akan can yaprağımda büyülü buğu mavi düşün kızılkırmızı olsun bu gece ipek adın bir ıslığın kıvırcıklığında ay yansın şavkındayım ah! benim içimin sızısı çığlık çiçeğim açar sevdalı susuşlarında bürünürüm çocuksu gülücüğünü an be an köpük öpücük deniz kokar bahar delisi odam gel.. bulacaklar yoksa sabaha zamansız bir saat ıslak ceketinin üstünde ciğerim kül duman senli değilse kızılkırmızı gül susuşum silsinler beni yaşam haritasından ... S .Sevinç YILDIZ |
Karlı bir şubat sabahı, Hicranında yandın mı hiç? Mecnun gibi ağlayarak, Bir zalimi andın mı hiç? Yar hasretine düşerek, Yollarına baktın mı hiç? Gül dudağını öperek, Vuslatına kandın mı hiç? Yar koynunda sabahladın Boynuna dolandın mı hiç? Saçlarından bir yorganın Hapsinde uyandın mı hiç? Saçıma düşen akları, Boş yıllara sordun mu hiç? Böyle deli sevdaları, Gelir, geçer sandın mı hiç? selami ateş |
hadi ağlayın ne zaman bir düşüm yanar közünde zamanın hayatın dilime doladığı âhı susarım elde sığınacak ne var yollanırım aklımın çocukluğuna ortalık dede seccadesi kokar... ağlamayacağım gözüm bu mevsimde eksik eylül ekime ekim kasıma satılık varsın dursun boğazımda kusamadığım çığlık... ağlamayacağım ben terk edildikçe açan yaban bir papatyayım Tanrı’nın bahçesinde toprağım gururlu güllerinizden yitince kırmızı beni siz ağlayın... Esra Güzelipek |
Hangi Ayrılık? Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın? Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren? Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren. Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline? Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam? Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam? Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam. Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam. Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın? Hiç sanmam! ... Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! . Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye? Olur mu be! . olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi? Buruşturup bir kenara atılır mı? VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı? Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze eze! ..... Hangi anası tipli parlak çömeze, Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı? Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni? Ve! .. Hangi su bağışlatır? Hangi musalla temizler seni? Bu Nasıl Ayrılık? ... Yusuf Hayaloğlu |
Nedir sendeki bu esrar Seni sevdim diye bana çalım atma Dayanmaz benden başkası nazına Kör ettin gözümü senden başkasına Nedir güzelim sendeki bu esrar? Gördüm seni düştüm ince düşlere Doymuşken dünyada tüm güzelliklere Yaktın beni dumansız ateşlerde Nedir güzelim sendeki bu esrar? Bilirim nadiren gönlün açıktır Güzelsin gönüller sana âşıktır Kaçarsan benden, bana yazıktır. Nedir güzelim sendeki bu esrar? Yüreğimi depremler sardı Gözlerimde şimşekler çaktı Geceler boyu uykular kaçtı Nedir güzelim sendeki bu esrar? Bir görünür bir kaybolursun Çapkın bakışınla canlar öldürürsün Bir gün sende aşkınla kavrulursun Nedir güzelim sendeki bu esrar.? bilal esen |
ruhuma yazılmıştı bir sessiz şiir bütün aydınlıkların defnedildiği bir yerde sorarsan bulmaz acısını yürek avunmadan korkan kadınların ihanetidir aslında kapılıp giden rüzgarın seyrine hür ben her zaman bulurum eylülü dökülürken yaprakların yalnız siyaseti ne ölüm yas tutar ömürde ne güller dikilir dağların yüceliğine ben her zaman bulurum eylülü dökülürken çocuklar sokakların seyrine..! -2- ah her yerde yalnız kalmış bir hikayenin yazarı gibi ben suçlarımı bırakırım karanlığına oysa yıldızlar aratmaz geceyi ya da deniz dinlemeden dalgaların mavisini neyi nerde kaybettiysen hep orda bulursun biterken kainatın haşmetli sesi..! -3- seni arar gözlerim gökyüzüne baktığında ve her vakit bir kefaret öderken tarihin tılsımına neden yaşadığını bilmez insan yaşarken ya da yanan bir yangının ortasında çıplak yankılar karışırken kalabalığın çığlığına seni arar gözlerim gökyüzünde gökkuşağı vururken beynimin ortasına..! ahmet taha türkmen |
| Saat: 07:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık