![]() |
Ne garip şey şu yalnızlık Hani insan bir tuhaf hissediyor kendini Milyarlarca insan yaşıyor Ayak bastığın,aynı yeryüzünü,aynı havayı kullandığın dünyada, Ama hepsi yalnızlığından bihaber yaşıyor. Farklı,farklı insanlar tanıyorum her geçen gün Yani benden farklı. Hüzünlerini,sevinçlerini paylaştıkları dostları olan yanında Sonra bir gün daha geçiyor Her geçen gün insanlar biraz daha farklılaşıyor. Aşıkları görüyorum kavga ediyorlar O sebepten bu sebepten. Ama çoğu zaman anlamıyor,düşünüyorum Çünkü hiç birbirini kırmaya değmeyecek sebepten çıkıyor çoğu kavgalar Hani fındık kabuğunu doldurmayan sebepten derler ya Fındık bile üzülürdü görünce gözleri olsa. Aşıklar görüyorum onlara verilmiş hediyenin farkında olmayan Üzülüyorum ve içerleniyorum çoğu zaman Çünkü onlar masmavi okyanusun ortasındalar Yalnızlığı tatmamışlar besbelli Kıymetini bilmiyorlar. Üzülüyorum çok üzülüyorum Onlar koskoca okyanusda birbirlerini boğarlarken Ben ellerimde kalan bir avuç DENİZ suyu Beni sevecek birini bekliyorum.. uğur mutlu |
Çalkantı ay ışığı kurt ulumaları / gümüşi ... kulaklarım inim inim sızılı kaskatı çenem ele vermeyeceğim gizil nefesini cennet artığı serinliğimin -hayat ağacı- dallarında salınsın akça gelinliği düşlerimin izin ver çaput / saç teli sancılı çınar asırlık dilek tutucu yaprakça kangren yeşil olmalıydı murat / kansız yuğun yağmur peri kızı ıslaklığında köşe bucak / balçık -rüzgar- dur biraz kıpırtısız unutulur acılar karanlık / umacılar yatak döşek korku bekler uğunma sesim boğulacaksın naçar tümülüsler / mezar taşları / sunaklar ölümün heybetini hisset ferfecir gün yüzüm ateş yalımlansa kaya çatlaklarında bin yıl sönmese eriyik buzul vadiler kardelen / ışık tepenin ardından yükselir cadı kazanı koyaklarda bir telaş kaynaşır kurak yataklara doğru -bengisu- şah damarımdan bir şenliktir akar gider bu bahar olmalı ... kurt sürüleri kallavi sesleri/uğul uğul ay ışığında durulanmalı İlknur YILDIRIM |
gölge düştü gözlerime o kadar çok anımız vardı ki yukarı çıkıp tepesinden baksak, inan aşağıyı göremeyiz beni oradan atmanı istemezdim ama, bir kere ittin beni; gölgelerdeyim... edalı yüzüm ardında kalan gerçekler, hiçbir zaman bilinmeyecekler bu mevzu bahis olan konu, sadece görünenler... hayatı kuracağın kişiyi yine hayat seçiyor. hayata inat ben seni seçmiştim. ama yanıldığını düşünüyor şu garip yüreğim. masumiyetten kaçarcasına güvenmekte acele ettim. senin doğru insan olacağını, kendimce bildim. şimdi tüm bildiklerimi unuttum. hafızamdan siliyorum acılarımı. artık kaybetmekten yoruldum. yeni çizdiğim yolda, adımlarımı sağlam atmaya çalışarak ilerliyorum. karanlık çöktü yüreğime. umutsuzluk sardı her yanımı. acımı sindire sindire çekiyorum; her ihtimale alışmaya çalışıyorum. günler ne çabuk geçiyor ama bir adım ilerleyemiyorum. sabret diyor içimden bi ses. o gün gelecek diyor; ve hiç bitmeyecek... gülhan fistaçyo |
BEN SENDEYDİM GÖRMEDİN Görmedin seni sensiz yaşadığımı Ellerimi uzattım sana En çaresiz anımda Bilmedin sana muhtaç olduğumu Sevgi dilendim senden Hakkım olduğu halde Yalnız bıraktın beni Seni bekledim her yerde Sormadın ne halde olduğumu Ağladım,yalvardım İnanmadın sevgisiz,umutsuz olduğuma Verdiğini sandın hep Sana duyduğum eksikliği Görmedin Sabrettim beni yaşamanı Bir gün beni göreceksin Arayacaksın İşte o zaman da ben Kanatlanıp semalarda Başka kanatlarda yaşıyor olacağım. Çiğdem Çİmen |
Bahara Doğuş Yağmurların dansıyla uyanırken topraklar Süt kokulu bebektir dallardaki yapraklar Leylakların renginde aşılırken yasaklar Göçten dönen kırlangıç yuvasının mimarı . Anaların bağrında açan kır çiçekleri Konuk etmiş şefkatle sessiz kelebekleri Yaban otlar, yosunlar severken böcekleri Gözyaşıyla kıvranır zirvenin yalnız karı . Sevişirken korkular rüzgârlara karışır Nazlı hanımelleri sarmaşıkla yarışır Eskitilmiş sözcükler sevdalarla barışır Kovanında peteği kurarken işçi arı . Gökyüzünü süslerken yedi renkli kuşaklar Güler yüzlü tarlada dalgalanır başaklar Bulutları süpüren iplik iplik ışıklar Yeşilin cümbüşüyle sarıyorlar baharı . Nesrin Göçmen |
Keskin gozlerin, Titretse yine iyi. Mahvetti beni..! Mahvolmayı özlemisim. Sığındığım limanım olmayı beklemissin.. Dinlenirken, Huzurluyken, Güvenliyken, Farkına varamadım. Tehlike yakın..! Keskin gözlerin gibi, Aşk gelebilir kapıma.. İyi geceler öpücüğü kondurdum şimdi sana.. Masum haline aldanma, Demir atmadım daha limanına...! suzan batmankaya |
bir delinin ilaç saati I akıl ipi kopuk balon dokunup bir dikene patladı patlayacak yürek güz sürmeli çınar dalında ne bir serçe ne de pıtrak yetişin bir resim çizdim bahar çıplak keder fayı kırık bozkır boşluk boşluk üstüne tüm gece enkaz umut eski bir şarkı yandı uykuda düş alevi külünden az yetişin bir resim sildim ertelendi yaz ecel dip sayfada son söz ya da cinnet kırılgan bir intihar anlam kör kuyu kovası delik huysuz ihtiyar yetişin sus vakti boyalarımı çaldılar Ferhat Gülsün |
yalnızlık,zincirine hergün bi halka daha eklerken ben ikimize içiyorum. sen bensizliğe kabullenmiş olsanda ben hep seninle yaşıyorum. karşımda durgun deniz, üzerime ışığını gönderen güneş, elimde her nefesini derin bir hüzünle çektiğim sigaram; sensizliğe içiyorum. sende diğerleri gibiymişsin. şu koca dünyada, milyarlarca insanın arasında ben kendimi çok yalnız hissediyorum. susuyorum gerçeğe. seni savunamıyorum. o kadar çok yoruldum ki, sana gelemiyorum. aşıklar önümde birbirlerine nameler fısıldıyor. sensizliğime inat, sahtede olsa gülüp geçiyorum. hayat yine bana karşı inatçı. ağlamamı istiyor yaşananlara. gözümden akan birkaç damlayla belki ağlamıyorum ama, yinede sensizliğe içiyor,hüzünleniyorum. daha güçlüyüm belki eskiye kıyasla. ama yinede hızımı kesiyor içimdeki yara. hayat beni ne kadar yıpratsada, sensizliğe alışmaya çalışsamda, yaram hep kanayacak olsada, silik hatıralarla yaşayacak olsamda, sen beni silmişken yüreğinden, senli yaralarla yinede sana içiyorum. mutluluğumuzu dileyerek sensizliğe içiyorum... gülhan fistaçyo |
Yılkı Yasak bir çayırda Kızıl yeleli bir yılkıydım Bembeyaz tenime dokunan yoktu Gem vurulmaz çılgın Vahşi, uysal bir yılkı… Yasaktı biliyordum Toprak sıvalı damlarda Sıradan olmalıydım Bana verilenle yetinmeliydim. Oysa ben, Özgür aşkların yasak otlağında Doludizgin koşmak için vardım. Ben kızıl yeleli bir Yılkı Bulutlarla yarıştım. Kim bilir kaç kere düştüm toprağa Kim bilir kaç kere kalktım yeniden Benim için doğaldı yasak dedikleri Kim bilir kaç kere yedim yasak meyveleri Eliyle silerdi terimi Çöl kokulu yarim Gözyaşlarım düşerdi iri iri Dayanamaz hıçkırırdı Sevdamı paylaşırdım Ben kızıl yeleli bir Yılkı Rüzgara aşıktım Karanlık gecelerde ürkerdim Uğuldardı dört yanımda hırçın otlar Mahzunlaşır çocuk gibi Korkardım üstelik erkekçe Şarkılar söylerdim aşka dair Sonra utanırdım gökteki Ay’ dan Duyulmasın isterdim, bilinmesin Sarsılırdı yer-gök yüreğimle bir… Toprak çekerdi ellerimden Çaresiz, huysuzlanırdım Ben kızıl yeleli bir Yılkı Yalnızlığımı kıskanırdım. Bıkmadım beklemekten Biliyordum gelecekti… Bekle demişti ipek yelelim Kara gözlerini bana adamıştı Yasak çayırların prensesi, İlk kar düşmeden gelecekti… Kaç kar gördü kaç yağmur Yaktı kavurdu üstelik hasret sıcağı Sabır diye fısıldıyor hala Mevsimler yalan söyledi haydi! Ya sen! Ya sen nasıl kandırdın? Ben kızıl yeleli bir Yılkı Zamana inanmıştım… Nadir Atalay |
Sarıyor yine benliğimi, Her sabah güneş gibi, İçimi ısıtıyor sıcaklığın. Uzaklarda olsanda içimdesin, Yanımdaymış gibi varlığın, Bilmem neden her sabah, İklimine girer bu yürek, Seni düşünür özler sevgini hissederek. Düşümdesin masmavi bir deniz, Ya da bir bahçeki rengarenk, Sen varsın birde ben ve aşk Başka söze ne gerek.... murat yadaş |
| Saat: 04:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık