![]() |
Mağrur Gece Güneş daha doğmadan Damarlarıma Dinamitler yükleyip Yiğit şarkılar söylemeliyim Aydınlık üzerine Kafamda Bin nice fırtınalar koparmalıyım Karanlık uyanmadan Dimdik ayakta Ateşten gömlekler giymeliyim Mağrur bir gecenin sabahında Güneşi yüklenmeliyim Arif Altunbaş | |
http://img244.imageshack.us/img244/7307/image010ty8.gif Yağmur Kışla yaz gibiydik Sen kar tanesi ben güneş Çözmek zor bu buzları Yalvarsam ne fark eder Çocukça kavgalar bunlar mazeretler Sebebimiz olmuş yabancı gözler Kışla yaz gibiydik Hep aramızda bir yarış Belki sen birinci ya da ben ne fark eder Çocukça kavgalar bunlar mazeretler Sebebimiz olmuş yabancı gözler Bir küçük yağmur damlası kadar değerim yok mu sende Güz ayrıldığımız gündür Kimbilir kaçı bitmiş Yalın |
Haber Vermeyecektin Güneş fecre dalıp kaybolduğunda Ben de kaybolurum her akşamüstü Açarım göğsümü karanlıklara Çekerim içime cıgaramın zehri Seni düşündükçe her akşamüstü Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Çekerdim özlemini vuslat anının Haram katmasaydın hayallerime Dalgalar sahile her vurduğunda Peşinden sürükler dönen her damla Bir ağırlık çöker omuzlarıma İçimi dökerim uçuşan martılara O uğursuz sahile gittiğim zaman Haber vermeyecektin giderken bana Sarıldığını bir başkasına Beni avuturdu o an martılar Haram katmasaydın ak tüylerine Ali Ekinci | |
HER SU BİR SU Bir zımparaya sarıyorum düşlerimi ince dişli sürüp duruyorum yaşamın alnına sırtımdan sızan damlada parlıyor çelik menevişleniyor dünya Bu torna diyorum, gün boyu bu torna kim döndürür kime döner zımparalı düşler, tornalı dünya Düşlere düşen her teri katmalı diyorum zımparaya ve sormalı çarkına devir veren ve de hızına kollar Düşleri emzirmezsen devrin kimedir torna Çöküyor yorgunluğuna akşam kararıyor sokaklar gözlerin gibi Nesnelere çarpan düşün dönen dalgalarında ışık dönmeyen emeğinde... iki ekmek diyorum hafifim akıttığım ter kadar izlerin dansı başlıyor mor bir rengin ritminde yüzünü yeniliyor bakkal Terlerin yolu diyor ve uzun yolculuğu sular gibi birleşmek ne kadar su birleşse birleşen her su bir su Ali Rıza KARS... |
AŞK SONRASI ÖZLEM Aşk sonrası özlem Ah o içselliğinin dehlizleri, Korkusuz ve ışıksız yürümeleri Akrep yuvaları üstünde Yaprak dökümlerinin kanayan bakışı Susuz ve kuru dalları yüreğinin Gel gitlerin kıyıyı öptüğü yerdesin Cehennem ateşlerini söndüren Bir damlasın haykırmalarında Bir solukta çek dünyayı içine Mavilşeşsin vadin, Özlemin aşk olsun atiye Dur,affetmelerdir harlatan O sönmez denene Bak,mavinin çağrısı gülümsemekte Yeşilin kokusu sarmada yolunu Yürü,gül bahçene bahar gelmekte Mehmet Bardakçı |
Sensin Sevgi Dağıtan Kadın çok şairin şiirlerinde varsın çok şiirin imgelerinde an an heceler sana açılır kelimeler dile gelir gizeminde sesin içtenliğinin derinliklerinde büyüdür uyuyan yüreklere ipek böceği dokur dudağında kelimeler kozasını yırtar gecenin şafak gözlerim parlar yıldız yıldız kapılarım sonuna kadar açılır soğuk pınarların duru suyudur senle uyanan sabah saklanbaç oynar yüreğim onbeş yaşındadır sevgilerim hap taze hep yenilenen bahar kırkikindi yağmurlarıyla yağan sarmaş dolaş ve her gün çoğalarak şehri cennettir vatanın izini süren yüreklerin yoksul gönüllerinde yaşarsın can üşüme durumunda bile sen kendinden öte varsın kimbilir kaç yürekte yaşar kaç yürekte konaklarsın kimi zaman ana, sevgili, yar kimi zaman kurtarıcı melek ve dost gönüllere ilah sevgilerin evrensel vazgeçilmez sihiri yaşamın sensin sevgi dağıtan kadın Cemal KARSAVRAN... |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10105-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10105.jpg ISLAK GÜL Seninle paylaşmak uykularda en büyük günahları Seninle uyanmak nice çılgın gecelerden sonra. Alır, götürür beni kokun uzaklara, en uzaklara Ağzın; dudaklarımda ıslak bir güldür sabahları Tenin çekiyor beni, tenin tutmuş saçlarımdan Afrikalı kölenim senin, esirinim, mecburunum Gözlerin değmese gözlerime kahrolurum Ölürüm, çekersen ellerini avuçlarımdan Dönsün başım, tutuşsun damarlarımda kanım Gel, otur yanı başıma, erişilmez kadınım Yum iri gözlerini, devir kirpiklerini Ser önüme, bir hazine gibi güzelliklerini Sana en muhtaç olduğum şu anda gel. Yaşamak olsan da gel, ölüm olsan da gel... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Her Sözcük Bir Depremdir Görüyorum seninde gözbebeklerinde Bana düşen gurbetin özlem ve acılarını Yağmursuz bir günde ıslak ve nemli Adını koyamadım dalgın bakışların Ve içimdeki sana akan duyguların Lüzumsuz anlamı olan her kelime Senin çıkmazlarında kayboluyor Yeni dünyam sarı şekerim Önce açelyalar açtırdın gönül bağımda Sonra hep yeniden doğuşa gebe sabahlar Kaybolan zamanlarımda şiirime anlam Bir bahar daha doğdu nur beyazı kıştan Onurum baş eğdi yürek kıskacında Ateş çemberi yanar artık bedenimde Gurbet ve sıla hasreti gözlerimde Manalı mutluluklar yazar Artık dudaklarımda türküler söyleniyor Romantik enstantaneler sözcüklerde Düş gezegeninde yıldızların gizemi Başımı yaslıyorum dolunaya sen diye Hafif esen yelle dans ediyor nesneler Aydınlık gecenin masalsı görüntülerinde Yüreğim anne sevgisi gibi coşkun Kollarımda bir melek izdüşümde Hayatın ağırlığını hissediyorum üzerimde Renkli tebessümler sunuyorum gökyüzüne Sevince boğulmuş bir çocuk edası Yaz aşkları doğuyor sabahlarıma Çıplak içtenlikli ve canı gönülden Göremezsiniz biliyorum mutluluğu Resmedemezsiniz duygu yoğunluğumu Su gibi akar cümlelerimde Bitmeyecek hikayenin ilk sayfası bu Kim bilir daha kaç paragraf yazılır Kaç şiire konu olur dizelerde Doyumsuz saatler biter sanılır Oysa ki Yıllar sonra bulunan hazinedir Akdeniz gibi sıcak karadeniz gibi serin Yılan gibi süzülür yürek ovasına Her sözcük bir depremdir Cemal KARSAVRAN... |
http://www.balcanet.net/resima/cubuk/siir10087-cbk.jpg http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10087.jpg BİR AŞK MASALI Bir kuş uçmuş bu daldan Çiçekte sesi kalmış Üç yıl geçmiş aradan Çiçek birden sararmış Bir kız almış çiçeği Koklayıp yaralanmış Kız koşup dala gelmiş Dal onu ağırlamış Beklerken kuşu dalı Yüreği rüzgârlanmış Uçup dönmüş o dala Çiçekler şarkılanmış O günden beri dallar Rüzgârla arkadaşmış. Nihat Behram (Ayışığı yana yana) |
sorguçlar takılana dek..... insanlar köşe başında ölüyorlardı yaşlı, yatalak yarım kalıyordu her hikaye her şey. tut dedim kendime ağacın altından yarım yamalak bir gölge olsun sarıl. olmadı. yıllardır kıvrımlaştım içimde ulanlaştığım varoşlar mıydı yoksa deliveren ırmağına uzanmış at üstünde oynaşan köy mü beni gece boyu efkarıyla şişleyen bu çolak sessizlik. bir kıvılcımla debeleniyordum içimde hayatsız bir an ölmek yatalak insanlar gibi sessiz uzanmak ırmağın yanındaki kahverengi toprağa beyaz süslemeli bir entarin de oldu mu düşmanını bile görürsün yanıbaşında. ölmek aykırı bir sanatıydı toprağın dönüşümlü suratlar kemikler unufak ırmağın boynundaki köy değirmeni çalışıyordu boyna gümbürtüsü günahların ve farkında olmadan öldüğünün şaşkın sorular geliyordu ve son ayak sesi .... .... ....... karanlık sadece güneşin gidişiydi bu sefer ilahiydi hikayeler bir sonuç bağlamak gerekli değildi o kadar bir sebep yeterdi azrailin perdesine olsundu ne çıkar hikayeler yarım kalsındı gitmek gitmek uzun uzun gitmek vardı şerit şerit sorgu sorgu sorguçlar takılana dek cennetin kapılarına deccal zincirini koparana dek ölmek bir firar kalbimden düşüncelerimde arta kalan ekmeğin buğusu kadar sıcak ensemde ölmek kapıların ardında boylu boyunca yatalak ve yaşlı. Ahmet Serdar... |
| Saat: 05:39 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık