MsXLabs
Sayfa 2 / 161

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

iwosky 4 Aralık 2006 21:05

Aşk-ı Kıyamet

Bir Zaman Gelir..
Her Sey Unutulur..
Hic Yasanmamıs Gibi Durur Evler, Odalar, Zamanın Gerisinde..
Bizler İlerlemis Oluruz Cunku..


Nankörlüğümüzle..
Aşk'ın Kıyameti Budur Aslında.. Yaşanılanı
Hiçe Saymak ,
Unutmak, Vefa'dan Bi Haber olmak..
En Nihayetinde Nankör Olmak! Aşk'a Kıyametleri
Koparttırır .

Kimisi Aldığını Zannederken Verir, Karşısındakini
Yüceltir,
Kimisi Vermeyi Bile Bilmez
Aşkın Uç Noktalarını Görememiştir.. Hep
İster..
Hep İsteyen, Görmeyen, Dinlemeyen.. Bu Alışverişte
Bir Hayalden Düş kırıklığından Başka Hiç Birşey
Elde Edemez,
Hayal ettiği de Kendinindir Zaten... . Kendine Kalır..

Aşk Bir Danstır Aslında ; Tarafların Uyumuyla Bir
Şaheser Haline
Gelir,
Bunun Yanında Komedramlar Yaşanacaktır Elbette..
Çılgınca Kendini Kaptıranlar, Dans Etmesini Bilmeden
Kabugunda
Duranlar
Maskaralar, Birbirinin Ayağına Değil , Üstüne BASANLAR
Elbette
Vardır , Olacaktır.


Onemli Olan Kıymet Bilmektir.. Vefa Satılmaz Hic Bir Yerde..
Aşkın Kendine Özgü Bir Dili Vardır Bilirmisiniz?
Bilmeyenle Konuşmaz Zaten, Ama Gel Görki Herkesin
Yüreğinden Nedenini
Bilmesede Bir
Hüzzam Şarkısı Geçmiştir..
Aşk Konuşur! Duymasını Bilene..


Yanınızdakinin, Yakınınızdakinin Kıymetini Bilin
Aşkı Küstürüp, Ne Kendinize Eziyet Edin
Ne Karsınızdakine...
İnsan Oğlunu Ayakta Tutan En Büyük Duygulardan Biri
Budur...
Aşk Yaralı dır Ve Neredeyse Çaresiz Hale gelmiştir.
Herkes Gercekten Daha Duyarlı Olabilir..
Ve Dikkat edin Aşk Gezegeninde Kıyamet Her An Kopabilir...

Kenan Evren Asman


Mystic@L 4 Aralık 2006 22:13

Islık

senin sesinle başlayan bir ıslık
kehribar kokusu kulaklarımda
nasıl bir nargile yakmak bu fitil gibi
sarhoşlukta..

kim bu öldürücü musikinin
güftesini gömebilir kuytuluğun makamına
yalnız hicazdı felaket efem saatlerinde
kimi görsem göz yarası yüzümde,
kimi duysam
senin sesinden ıslak bir ıslık
ve ben artık her şarkıda
kendime vokal yapıyorum,
yüzüm gözüm ıpıslık...

Yılmaz Erdoğan


arwen 4 Aralık 2006 22:24

Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim,burkulur içim..
Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim...
Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Burkulur işte o zaman içim...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini...
Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim...
Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
'' Bugün neler oldu neler '' diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur...
Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim....
Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma yine...
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...


Nurdan Ünsal


gamble_ 4 Aralık 2006 22:41

Kirli Yüzlü Melekler

sayende şayeban olduk istanbul şehri
sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk
yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda
ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi
saplanıp hançer misâli bir hilâl
sokaklar serseri biz serseri
yüksekkaldırım’da
bir cezayir şarkisini dile getirdi plâklar
cadde-i kebir: bütün işiklarini yakmiş bir gemidir
sinemalar neredeyse boşalacaklar

vay anam vay
sen ne dersin istanbul
sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin
kimin gücü yeterse kahretsin parasizligi
sefalet akiyor gürül gürül sokaklardan
yol üstünde bir şehvet çarşisi tiklim tikli
yol üstünde sevda pazarligi aşk pazarligi
kurtulamadik gitti bu denlü kepaze hayattan
hep böyle gecelerin koynunda yaşadik
geceler serseri biz serseri
karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz
gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri
kirilmiş kavala dönmüşüz

sen söyle serseriler krali istanbul
sen söyle iki gözüm
hangi merhem çâredir şu bizim yaramiza
yel üfürdü su götürdü gençligimizi
elimiz boşa geldi meydanlarda kaldik
meydanlar serseri biz serseri
sagimiz sefalet solumuz ölüm
işte geldik gidiyoruz
kahrolasin
kahrolasin istanbul şehri.....
________________________-Saygılarımla & Attilâ İlhan


arwen 4 Aralık 2006 22:56

Yüregimde bir çocuk
Sevinçle hüznü
Bir arada yaşıyor
Bir elinde umut çiçekleri
Digerinde mutsuzluk dikenleri...

Yüregimdeki bu çocuk aglıyor,
Batmış eline
Mutsuzluk dikenleri...
Umut çiçekleri
Gönlünü okşuyor...
Kendisini
Bekleyen geleceği
Umut çiçeklerinde
Biliyor...

Yüregimdeki çocuk
Ellerin de
Umut çiçekleri,
Gözlerinde
Bir ümit ışıgı yanıp sönerken
Kendisine sevgiyle uzanacak
Bir dost eli bekliyor...

Yüregimdeki çocuk
Bir elinde umutsuz dikenleri
Digerinde umut çiçekleri
Gözlerinin içi gülüyor...

Yüregimdeki bu çocuk
Gelecekten umutlu
Hayatla barışık yaşıyor...

06.04.2005 saat: 12:00

Halide Selcan Karagül


Mystic@L 4 Aralık 2006 23:17

Aç Kapıyı Ben Geldim

Korka korka değil usul usul değil
Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden
Dişlerinden dudaklarından
Nergisler ocak ayında açtı
Kendimden bahsetmeyeceğim
Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden
Çocuklardan sabah erken okula giderlerken
Atlardan bahsedeceğim
Kan ter içinde atlardan
Aç kapıyı bak ne diyeceğim
Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar
Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak

Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı
Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim
Yüreğim daralıyor demiyeceğim

Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin
Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin
Bir baksan gözlerime
Dağda yakılmış ateşler göreceksin
Aç kapıyı kim geldi bak
Bak nasıl havalandı güvercin
Açmam diyemezsin artık
Aç.

Berin Taşan


arwen 4 Aralık 2006 23:32

Sen gözlerimdin benim
Hiç tükenmeyen bir pınar misali
Süzülürken damla damla sular
Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında
Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında
Bakarken bazen, yıldız parlaklığında
Sen gözlerimdin benim.

Sen sözlerimdin benim
Dilimden dökülen bir çağlayan misali
Ve yatağına sığmayan bir nehir
Bazen bir çığlık sessizliğimde
Bazen bir sitem haykırışlarımda
Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi
Sen sözlerimdin benim.

Sen ellerimdin benim
Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali
Bir sağa çekersin beni, bir sola
Bazen savurursun açık denizlere
Bazen vurursun acımadan kıyılarına
Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara
Sen ellerimdin benim.

Sen yüreğimdin benim
Ritimsiz çalan bir saat misali
Çalışıyorsun tik tak tik tak
Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi,
Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun
Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun
Sen yüreğimdin benim.

Sen herşeyimdin benim
Düşlerim, ümitlerim,geleceğim
Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim
Bazen kapılsamda umutsuzluklara
Bazen kızsamda yüreğim alev alev
Sen ne görürsün beni. ne duyarsın
Yine de sen herşeyimdin benim
Ve yine de herşeyimsin.

Ayhan Akın



Misafir 4 Aralık 2006 23:52

saklambaç

Nerde yitirsem

hep sende buluyorum

başlangıçlarımı.

Sense

hiç bitmez gibi

bende oynuyorsun

tüm saklambaçlarını.


Tekin Gönenç...


arwen 5 Aralık 2006 00:14

Kırgınlık
Sanki başka bir his
Hiç ama hiç
Yaşamamış gibiyim.
Kırgınlık
Beyoğlunda bir ara sokakta
Yapıldığı yıllarda muhteşem
Şimdi küf ve soğan kokan
Bir bina gibi
Kime ne sitem etsem veya yakınsam
Bütünü sana gibi
Bir yol tutturup kendiliğinden
Hepsi sana yöneliyor
Bedenim
Toprak üstünde kaldıkça
Benden ne selam ne sitem
Ne de yakınma
Bekleme, yollara bakınma
Son gün Yeraltına gidişte,
Ben ve yüreğim Tanrı'ya
Döneceğiz ve kırgınlığım
Yani o soğan kokulu apartman
Sana döndürülecek unutma
Hüsrev Hatemi


arwen 5 Aralık 2006 01:58

Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili
O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır.
Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur.
Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar
Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler
Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş,
Anneler ve Korkular Yoktur
Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili.
İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur,
Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir
Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur
Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur
Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan
Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır,
Yitirdikleri de...
New York'ta, Bir Sokakta,
Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının
Çıplak Yalnızlığı da
Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki,
Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de...
Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili,
Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla
Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır,
İnan...
Kim Demiştir Hatırlamıyorum,
Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye.
Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde,
O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda,
Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla
Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır,
İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim.
Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan
O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye...
Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili
Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer
Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da...
Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer
Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider,
Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya...
İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır
Kimselere Veremez Sevgisini,
Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır...
Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı.
İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz,
Oysa
Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup
Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu.
Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara...
Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın
Tüm İnsanlara Yayılması Gibi...
İşte Şimdi Biz de Sevgili,
Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp,
Soluğu Evlerde Alacağız,
Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi.
Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak,
Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak,
Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu...
Birazdan Sabah Olacak...
Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler,
İş, Anneler ve Korkular Başlayacak...
Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse
Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili.
Birbirimizi Kandırmayalım...
Hadi Güne Hazırlan,
Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış
Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü,
Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel,
O Yaban Ağrısını Geri Alacak
Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek,
Sonra Geçecek...
Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak...
AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ



Cezmi Ersöz


Misafir 5 Aralık 2006 09:42

Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi.
Bütün çiçekler gözlerimde.
Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu.
Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı?
Mutluluk muydu?

Bugün,
Ne varsa hüzünden yana
denize fırlattım az önce.
Sanki beklermiş gibi hepsini,
hop hop hoplatıverdi dalgalarında.
En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu.
"Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine...
İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!"

Sonra, şakalaşırcasına
bir kaç tuzlu damlasını
sıçratıverdi yüzüme.
Gülümsedim mahcup mahcup,
onun bu neşesine...
Duruldu.
Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma.
Yoksa mutluluk bu muydu?

Herkes kalabalıkken,
içimdeki yalnızlığı
alıp, gidiverdi sihirbaz martılar!
Bir de arkasından o bildik
şen kahkahalı bağrışmalar!
Hiç bu kadar güzelini görmemiştim.
Beyazmış meğerse
beni, onlarla bütünleştiren mucize!
Kanat çırpa çırpa,
yüreğimdeki isyanları uçurdular...
Yaşamaktan aldığım tat; işte buydu!
Yoksa mutluluk bu muydu?

"Sen mutluluğun resmini
çizebilir misin Abidin?"
Evet... Adım İNSAN...
Ya, tabii ki, çizerim!

Az önce;
ağaç oldum,
çiçek oldum,
güneş oldum,
deniz oldum,
martı oldum,
ölümsüzleştim...

Meğerse, hep
yanıbaşımdaymış
bu güzel resim!
Ben çizdim. Adı umudum'du!
Yoksa tüm umutlarım
beni hiç terketmeyen
mutluluğum muydu?

Mutluluk,
hepimize sadece
kendi çizdiğimiz resimler
ve uzaklıklar kadar
yakındır!



Nedret Türer


Mystic@L 5 Aralık 2006 14:33

Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber

Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber
O vefasız yad ellerde acep ne eyler?
Rüzgar ona dertlerimi bari sen anlat
Git kaygısız şen gönlüne biraz elem kat

Ayrılmıştım ben onunla bir karlı gece
Hatırlamaz o geceyi belki iyice
Yıldızlarla parıldayan bir sema gibi
Yaş dolmuştu pek sevdiğim siyah gözleri

Yıllar var ki o bakışı düşünerekten
Aşkımızı ölmeyecek zannetmiştim ben
Bu hissimde yanılmamak ümidi bugün
Beni biraz yaşatıyor işte onun'çün:

Rüzgar ona dertlerimi ne git ne anlat
Ne de gelip hasta ruha daha elem kat

Nazım Hikmet


Misafir 5 Aralık 2006 15:46

BULUŞMAK ÜZERE

Diyelim yağmura tutuldun bir gün
Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek
Öbür yanda güneş kendi keyfinde
Ne de olsa yaz yağmuru
Pırıl pırıl düşüyor damlalar
Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın
Dar attın kendini karşı evin sundurmasına
İşte o evin kapısında bulacaksın beni
Diyelim için çekti bir sabah vakti
Erkenceden denize gireyim dedin
Kulaç attıkça sen
Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan
Ege denizi bu efendi deniz
Seslenmiyor
Derken bi de dibe dalayım diyorsun
İçine doğdu belki de
İşte çil çil koşuşan balıklar
Lapinalar gümüşler var ya
Eylim eylim salınan yosunlar
Onların arasında bulacaksın beni
Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya
Çakmak çakmak gözleri
Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı
Herkes orda sen de ordasın
Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından
Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim
Özgürlüğe mutluluğa doğru
Her işin başında sevgi diyor
Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili
Bi de başını çeviriyorsun ki
Yanında ben varım.

Can YÜCEL


gamble_ 5 Aralık 2006 16:41

Aysel Git Başımdan

aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan istemiyorum
benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün
dağıtır gecelerim sarışınlığını
uykularımı uyusan nasıl korkarsın
hiçbir dakikamı yaşayamazsın
aysel git başımdan ben sana göre değilim
benim için kirletme aydınlığını
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Islığımı denesen hemen düşürürsün
gözlerim hızlandırır tenhalığını
yanlış şehirlere götürür trenlerim
ya ölmek ustalığını kazanırsın
ya korku biriktirmek yetisini
acılarım iyice bol gelir sana
sevincim bir türlü tutmaz sevincini
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ümitsizliğimi olsun anlasana
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

sevindiğim anda sen üzülürsün
sonbahar uğultusu duymamışsın ki
içinden bir gemi kalkıp gitmemiş
uzak yalnızlık limanlarına
aykırı bir yolcuyum dünya geniş
büyük bir kulak çınlıyor içimdeki
çetrefil yolculuğum kesinleşmiş
sakın başka bir şey getirme aklına
aysel git başımdan ben sana göre değilim
ölümüm birden olacak seziyorum
hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim
aysel git başımdan Seni Seviyorum
_____________________________-Saygılarımla & Attilâ İlhan


Mystic@L 5 Aralık 2006 19:47

Ayrı Ayrı

Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine
suçlu suçlu yürürdük
gülmeyi konduramadan dudaklarımıza
acılarla delik deşik
bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi
yağmur ıslatırken kaçak evi
kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı.

Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk
sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız
sen ve ben
pekala kandırabilirdik kendimizi
mutluluk oynayarak ayrı ayrı
yas
içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu
ve bitmemiş olurdu takas.

A.Kadir Bilgin


Misafir 5 Aralık 2006 19:56

Arayı Arayı Bulsam İzini

Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni
Ali ile Hasan, Hüseyin anda
Sevdası gönüllerde muhabbet canda
Yarın mahşer gününde hak divanında
Ya Muhammet canım arzular seni
Yunus meth eyledi seni dillerde dillerde dillerde hem gönüllerde
Arayı arayı gurbet ellerde
Ey sevdiğim canım arzular seni

Yunus Emre


Mystic@L 5 Aralık 2006 20:14

Geliyor

şimdi geliyor akla
denizler geliyor
yelleri başında kavaklar
öyle oturmuşum sahile
şimdi geliyor akla
kızlar geliyor
kızlar saçları uzun
kısa hatta irice olanı hani
ya esmer gecede beyaz saten
ve uzunca bakışları da hatta
o kızlar geliyor tam karşıdan
ardından bakışlar
kaçamak sevda arayışlar geliyor
gözler denize değiyor
kızlar gelip geçiyor
değiyor küçük dalgacıklara
serinde ellere eller geliyor

oysa bu sahil öyle eski
öyle gerilerden geliyor
onaltılık aşkı
hiç yüzünden terk ediş
ve şimdi onca kayıpla
yüklenip de yıllara
serinde ellere eller geliyor

gelip geçiyor ha bire sahilden
kızlar oğlanlar kadınlar
gül dönümlü günler
sıla hasreti sanki
dönüp dönüp yine geliyor
gözlere biniyor sular
sarı saçlı kadınlardan geliyor
geliyor da geliyor kayıplar
asırlık çınarda yaprak seli
ve bir de akla o geliyor

bardak taşiyor
o geliyor
ben gidiyorum

Ömer Serdar


Mystic@L 5 Aralık 2006 21:37

Geriye Kalan

Bir suçu bir defa islersin, bin defa ölürsün...
Bu hayati bir defa yasarsin, bir defa ölürsün...

Anilar unutulmaz gibi olur, sürer seni çikmaz sokaklara...
Yalniz kalirsin, anlarsin çok geç oldugunu..
bakarsin bos gözlerle duvarlara,
ve bir endise kaplar yüregini,
girerken ölümün küçük ve penceresiz odasina.

Çocukluk günlerin gelir aklina, aglarsin.
Bir salincakta sallandigin günleri hatirlarsin.
Dün gibidir, yillar önce yasadiklarin.
Bir defa daha unutmaya çalisirsin,
hiç yasanmamis gibi olmasini istedigin anilari.

Yasadigin yillarin kaç gün ettigini hesaplarsin...
Dakikalar yavas gelir, baslarsin saniyeleri saymaya.
Los bir odada hareketsiz kalirsin.
Bir fisiltidan, kulaklarinda yankilanan hisirtidan,
adeta korkarsin kimildamaktan.

Kalp atislarin yavaslamis gibidir..
Her atistan sonra daha da yavaslamis gibi gelir.
Perdenin kösesinden bir isik sizar içeri..
Mat gözlerinde oynasir, gözyasi gibi, serâp gibi..
Âh'ina izdirap katan korku misali...

Tek arkadasin tavanda ki çizik olmustur...
Sen ona bakarsin o da sana.
Gözlerinin yorgunlugu tabiata siner.. birden kis olmustur...
Iste bu halim senden geriye kalan, diye inlersin için için.
Göz kapaklarin bir daha açilmazcasina kapani verdigi an.

Ahmet Arslan


Misafir 5 Aralık 2006 22:30

VUSLATINI BEKLEYEN ADAM

Firakınla beni yaktın bitirdin
Selamını sabahınla kestirdin
Sabahını akşamına derdirdin
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Gönül havuzunda yüzüp dalardın
Gümrah ırmaklarda beni avlardın
Kollarınla kanatlanıp sarardın
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Vuslatını akik yaptım beklerim
Yollarına şu gönlümü sererim
Otuzbeşe otuzbeşler eklerim
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Çevirdin yüzünü döndün bir kere
Yalvarıp yakarıp döndüm küllere
Soğutup yüzünü kaçtın ellere
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Sevgi ekip şu gönlümde büyüttüm
Aşk dağına lavlarını püskürttün
Ağaçları köklerinden söktürdün
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Kış gelince kardelenler açardı
İnadına karakışta doğardı
Baharlarda mor sümbüle kaçardı
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Serseri divane meczup yada serkeşim
Senden gayrısına resti çekmişim
Gözü kara yollarına düşmüşüm
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Kim o diye sorardın kapını çalınca
Seni bana beni sana sarınca
Sen geldin derdim sana varınca
Yüce dağın mor sümbülü soldu bak

Mor sümbüller o dağlarda açarmı
Hacı babam sevgisini saçarmı
Sen geldin desem kapısını açarmı
Yüce dağın mor sümbülü varmı bak

Kuruyan gözlerime derman olanda
Yıkılan sevgime ferman bulanda
Bu dağlarda mor sümbüller solanda
Yüce dağın mor sümbülü gitti bak

Ciğerimi kebap yaptım sana ben
Şu terimi esans yaptım sana ben
Bey babama ne yaptım ki ana ben
Yüce dağın mor sümbülü nerde bak



Derdimi gidipde yunus’amı desem
Nabi’yemi nedim’emi içimi döksem
Tunahanı babama aracımı etsem
Yüce dağın mor sümbülü yok ki bak

Kanatlanıp yine bana uçsana
Sana geldim gönül kapın açsana
Mor sümbüller sana açtı baksana
Yüce dağın mor sümbülü güldü bak

Anne yüce dağda mor sümbüller varmı?



Mehmet Hüsnü ASAN


Misafir 5 Aralık 2006 23:04

Melekler Gelip Alsın Emanetini...

Gidecek misin şimdi sende ?
Bilirler pamuk ipliği yaşamak dediğin
Yinede biraz daha kalabilseydin keşke,
Kimbilir kimin duaları
Kimbilir kimin gözyaşları dökülecek gölgene
Anladım gitmen gerekte,
Giderken yüreğini almadın küçük adam
Bin gözyaşı gözlerimden o çaresiz bedenine
Gittin...
Melekler gelip alsın emanetini
Yüreğini bıraktığın o yerden...

Ayça Çepniler


arwen 5 Aralık 2006 23:13

seni düşündükçe matemimde hazan rüzgarlar
düşümde her gece beni ellerinle boğarlar
çizsem derdimi andıkça hayalini mahsun rüyalarıma
kalbura döner meltem ağlayamam sonra feryadıma
dön desem ne çare başka ellere bilekçe olmuşsun
derdimin bitmez tükenmeyen anlarına sonsuz dilekçe olmuşsun
bu yollardan kar desen geçti, yağmur oluk oluk
güneş de kuytularımda gezinirken geldi geçti
uğramayan tek taş ne bir baş kalmadı
gel desem gelemezsin ki başkalarına bilekçe olmuşsun
gönlümde sönmeyen hicranımın dumanı tütmeyen ateşi olmuşsun
odamdaki balıklar dahi sonsuz akvaryumlarında özgür
ben ise gözlerinde hapis sözlerinde mahfoldum
bir gel desen bütün uzuvlarım yerinden sökülür de
gözlerim bakamaz güle teşbih cemaline doğru
hastayım artık hergün bir sıkıntı tüttürüyorum
deva yok derdim sensin neyleyim ben böyleyim



Erkam Çankaya


Misafir 5 Aralık 2006 23:19

Düşlerde Sevdim

Düşlerde sevdim büyüttüm seni.
Mekan ve zaman önemsizdi senin yanında
Kah yolda, kah otobüste, odada...
Seni düşünmek tek düşünce...
Düşlerimde sevdim büyüttüm seni
Bir şizofren yalnızlığında...
Varmıydın sen yoksa;seni ben mi var etmiştim yalnızlımda...
Sen yoktun ben yalnızdım.
Haziranda tutsaktım,eylülde özgür,aralıkta karamsar...
Yine sen yine sen...
Adressiz şiirler yazıyorum.her şarkımda seni hatırlıyorum
Her yüzde sen görüyorum...
Herkes biraz sen aslında yokluğunda
Yoksun....
Yokluk yaşıyorum şimdi...

Yazan : Erhan Çelik


arwen 5 Aralık 2006 23:29

Bakma göz yaşlarıma
Senin için ağlamıyorum
Soğan doğradım da



Mehmet Ali Şahin


Misafir 5 Aralık 2006 23:31

maverâ



/ insan


adım adem bakışım havva
öpecekken hayatı gözlerinden
kırıldı dudağımda gökkuşağı
an söküldü can telef
batıyor göğsüme esmer bir mezar taşı

-bam teli koptu dilin
kırlangıç bana küstü-

eski bir yalnızlık tırnağımın ucu
kestim güneşin kâhkülünü

konuş ey bulut
gül tohumunda bir insan ağlıyor

iki yağmur tanesi toprağı bir
ne yana baksam yeldâ
aşk bitince başlıyor


// aşk


giden gitti...

mum yaktım uyan
gözlerim aynada mavi hâla

gölgem meçhul
saklım tuz
aklım elâ


/// sonra


...



Ferhat Gülsün


mavi ay yitik gül




bu durakta tutuştu rüzgar
duman oldu ayaz küllendi bir devir
oyuncak bahar...alev dibi mavi nisan
sanma ki üşütmüyor artık bu şehir

sus...
yatağına sürgün dil bilmez kızıl nehir
denizini sil öyle git
bir avuç yalan elinden içtiğim şiir

bilirim...
her yürek kendine şair


...

Ferhat Gülsün


Misafir 6 Aralık 2006 01:18

Puhu, biyografi çağı
can çekişmenin grameri
varlığın kıstırıldığı sözcükler
hayatını yazsın herkes
tedavüldeki jestler bizi almıyor
karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları
çok tanrılı görüstü yapıcıları
ne yaptınız
arkhont atum alizeler
ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta
gündeliğin kiri
üstüpüye silin şiirlerinizi
çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya
ne tanrı istiyorsunuz ne patron
görüntü yapıcıları
kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları
kanla alınsın ellerinden
çekinmeyin vahşetin estetiğinden
vardığımız yerde iki şey kaldı geriye
bir intikam bir de affedilmeyen


Murathan Mungan...


arwen 6 Aralık 2006 01:40

Son kadeh içilmiş,
Son söz edilmişti.
bir düşünce sardı hepsini..

Bir hatıra,
Bir hırs,
Bir kıskançlık,
Bir yanıltı,
Bir kardeşlik,
Bir yanlışlık,
Bir kin,
Bir ümid,

Bir şey..
İnsana ait.
Özdemir Asaf


CaNaRY 6 Aralık 2006 01:42

Her Yağmur Sen
Her yağmur sen olursun yüreğimde

Her ıslandığımda içimdeki sokaklarını hüzün kaplar, sel basar
Ve ben …
Ağlamalarım gözükmesin diye yağmurda buğulanır gözlerim
Zihnim boş bakışlarım öteleri soluklar
Ayrılığın boğazımda bin düğüm.
Gönlümde hazan iklimleri
Bir eylül sabahı gibi yalnızlığım.
Şimdi neden yaşıyorum bilemiyorum.
Sensizlik boğazıma geçmiş ip gibi
İçimde sızı..
Gözlerimde ayrılığın acıları
Yüzümde çizgileri
Titreyen ellerime sözüm geçmiyor artık
Titreyen kalbime teskin olamıyor hiçbir ümit şarkısı
Oysa hiçbir acıda kalbim bu kadar ağırlaşmamıştı
Hiç bu kadar koymamıştı
Sessizliğim çığlık olur okyanus ötesi sevdama
Yaslandığım yüreğin yok yüreğimde
Senden bana bir ızdırap kaldı ki tarifsiz
Zemheri bir fırtınaya gebe gelecek günlerim
Yaktığım resimlerin değil,kalbim
Yüreğim üşüyor,canım yanıyor
Ne yalan söyleyeyim sensizlik bana çok koyuyor.
Senden sonra…
İçimdeki ağaçlar yıkıldı
Yapraklar düştü
Anlıma acı diye ayrılık yazıldı.
Kapattı tüm baharlar kapılarını
Gönlüme kalın kalın kilitler düştü
Zaman sustu
Yaşananlar bir düştü
Kalemim ayırılıklara küstü
Senden sonra…
(Mercan Dede )


arwen 6 Aralık 2006 01:59

Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum.



NAZIM HİKMET




Misafir 6 Aralık 2006 02:07

Çok yorgunum, beni bekleme kaptan.
Seyir defterini başkası yazsın.
Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman.
Beni o limana çıkaramazsın...

Nâzım Hikmet Ran


arwen 6 Aralık 2006 02:22

Ben beni kendi içimde
Bilmem arasam bulur muyum
Yaşanmamış genç yıllarımı
Ve sebebini suskunluğumun

Buluşsam orada kendimle
Ve yaratsam ellerimle
Küçük bir sırça köşk misali
Dostlarımla benim evrenimde

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil, bil yaşatan

Cesaretim olur o zaman
Düşünmeye içtenlikle
Açık seçik ve hiç korkmadan
Sonuna dek dürüst ve sevgiyle

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil yaşatan

Boş yere değil yok inanmam
Koşarım yine ardından
Bulsam da olur bulmasam da
Bu ümit beni bil, bil yaşatan




SEZEN AKSU


Misafir 6 Aralık 2006 02:26

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney


arwen 6 Aralık 2006 02:32

Ben bu gönül tezgahinda
Ask dokudum, ask okudum
Erenlerin dergahinda
Ask okudum, ask dokudum

Her güçlügü bile bile
Göznuruyla, sabir ile
Yumak, yumak, çile çile
Ask dokudum, ask okudum

Bir ömür yana yakila
Yazdigim sigmaz akla
Acimadim kirkdört yila
..........



ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN


Misafir 6 Aralık 2006 02:50

Dokunmasın masmavi hüzün
Rahat bıraksın artık
Çocukluğumun masum seslenişini
Hatırlamak istiyorum fakat hepsi siyah,beyaz
Yalansız özürsüz,hatta,özlemsiz
Çocukluk yıllarını istiyorum

Hesapsızca .........

Artık aldırmıyorum fırtınaya
Korkmuyorumda gök gürültüsünden
Sanırım büyüdüm....
Aslında büyümeyi hiç istemedim

Artık anlıyorum degişiyorum
Sadece degişen ben degilim tabi
Zaman degişiyor
Sevgiler degişiyor
Umutlarım,dostluklarım
Hayallerim
Evim,sokagım,caddem degişiyor
Özlemler,şevkatli bakışlar
Sanırım insanlık,dünya degişiyor

Ama degişmeyen tekbirşey kaldı
Sadece bana ait
Kimsenin dokunamayacagı
Zarar veremeyecegi

Nemi ????

Sadece...........

İÇİMDEKİ ÇOCUK
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifKardelen




arwen 6 Aralık 2006 02:55

Seni bilmem ama ben kararliyim
Su garip sevdadan cayalim gitsin
Bu askta senden cok ben zararliyim
Bir kumar oynadik diyelim gitsin

Icimde bir his var benden pes diyor
Olmayan duadan ümit kes diyor

Madem ki bahtimiz böyle istiyor
Kaderin emrine uyalim gitsin

Seninle burcumuz tutsaydi keske
Aslanlar bir baska yengec bir baska
Yarini olmayan hayirsiz aska
Ayrilik nikahi kiyalim gitsin


Farzet ki bir rüya gördük ikimiz
Gercekte bu hissi tanimadik biz
Böyle bir masali yasamadik biz
Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin

Marifet felegin elinden cikmis
Dünyada baska bir terzisi yokmus
Keremi Asliyi narina yakmis
Atesten gömlegi giyelim gitsin

Tiryaki gönlümde olmasin kuskun
Tek sana müptela tek sana düskün
Ardindan bir agit yakalim askin
Adini elveda koyalim gitsin



CEMAL SAFİ


Misafir 6 Aralık 2006 04:13

Bir çiçek çizmeni rica ederim
Tam şuraya, avucuma..

Heyecanlı olsun
Biraz ürkeklik te katabilirsin
Yavaşça dokunmalı
yavaşça çizmelisin.

Fırça darbelerini hissetmeliyim
Katmer katmer
yaprakları resmederken,
dalgalı saçlarını yana atmalısın.

Tomurcuklara
dudaktan bir renk katmalısın.
Al al gözükmeli her bir goncası,
pembe gamzeleriyle bana bakmalı.

Bir de ateş gibi yakmalı
sıktıkça avucumu..
Ve de çarpmalı yüreği hep
delice..

Ama, ama..

Kurban olayım
bakmasın asla el gibi,
yaban gibi!

Solup pörsümesin,
hüzünlü bir yağmur yağdı diye.
Asla ağlamasın,
hasretinden yakmasın...

Ve hele..
Ahh hele..
Bırakıp ta gitmesin
bilinmezliğe..

Söyle ki,
hala alışamadım sensizliğe..

Bir çiçek çiz avucuma..
Avucunla..
Heyecanla..
Ürkekçe..
Yavaşça..
Sıcakça..
Delice..
Sonsuzca..
http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifFatih GÖKLER


gamble_ 6 Aralık 2006 17:15

DÖNSENDE

sorma ne haldeyim neredeyim
bilmesende ne hayellerdeyim
çöl olsan yağmur olup yağmam
toprak olsan yeşermem üstünde

sorma ne haldeyim neredeyim
yaktığın ateşin volkan içimde
yıllar geçsede sönmez alevi
artık bittin pişman olup dönsende

Attilâ İlhan


Su_KeLeBeGi 6 Aralık 2006 17:54

Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi...

Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi

İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri

SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu

Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte...

Güldüğü zaman yukarıya bakardı;

Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı...

Ne güzeldiler sen bilmiyordun...

BEN SENİ SEVİYORDUM...

Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler

Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu

Geri dönüyordu, çoğalıyordu

Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun

Kalp ağrısı oluyordun,

Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun,

Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk,

Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk

Cesurduk...

Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller...

Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun...

Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun

Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra

Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına

Derken bir gün uzaktan gördüm seni...

Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı

Kalbimi acıttı her zaman ki gibi...

Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun

Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi...

iclal aydin....


Mystic@L 6 Aralık 2006 18:28

Sana Geliyorum I.
Benim sabah keyfim
yeni açmış bir gülü
insanların gülücüklerine yyerleştirmektir.

II.
Sana karlı bir günde geleyim
saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla
üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula
uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan
sobanın çıtırtılarına dalalım
sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim
içki içelim güneşle başbaşa
saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim
gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar
bir gece şelalesi gibi
damarlarıma akıp yankılan yüreğimde.

III.
Sana yağmurlu bir günde geleyim
parkta ıslanalım birlikte
gürültüller toprağın kokusunda erisin
kentin görüntüsü değişirken bulutlarla
duraksamadan parlayan gözlerin
ve ıslaklığınla sar beni
en koyu kızıllığında dudaklarının
kıralım demir parmaklı pencereleri
önlerine ortanca saksıları yerleştirelim
ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza.

IV.
Sana güneşli bir günde geleyim
ışıklı yollara halılar serelim
birlikte aşkınlığa yükselelim,
kyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla
mücevher gibi parlayan adada,
ben hep iskeleye demir atmış
beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm
tuzlu dudaklarını yakmak için
sana kendi yaptığım güneşleri getireyim.
A.Kadir Bilgin


Mystic@L 6 Aralık 2006 19:08

Gözlerimdeki çiçekler ıslak



Gözlerimdeki Çiçekler Islak
Yine ruhuma yağmurlar yağıyor bugün
Gözlerimdeki çiçekler ıslak
Sensizlik dondurdu bedenimi
Üşüyorum sıcaklığın benden uzak

Al bak yüreğim avuçlarımda
Isıt dudaklarınla üşümesin
Korkma dokun ona ruhunla
Sar vuslat yapraklarını üşümesin

Uğur İlhan/1997


arwen 6 Aralık 2006 22:30

Bana diyorsun ki
Nasıl bir martı yavrusunu severse
Bana diyorsun ki
Nasıl bir midye incisini gizlerse
Bana diyorsun ki
Nasıl bir arı peteğini örerse
İşte öyle büyüyorsun içimde

Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Sevgine saygın yoksa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Sorumluluğun yoksa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Arada eller varsa
Sevgi yetmez Sevgi yetmez
Yarından ümit yoksa...

Bense diyorum ki
Bahçende güller baktıkça güzelleşir
Bense diyorum ki
Aşk engelleri aştıkça değerlenir

Bense diyorum ki
Güneş yağmurlar topraktan güllerin
Saygı sorumluluk sadakat sevginindir




İLHAN İREM


Mystic@L 6 Aralık 2006 22:35

Adı barış olacak

Yakında bir oğlum olacak
adını "Barış" koyacağım
Savaşın ortasındayken bile
yüzü hep gülecek yavrumun
Gülen fotoğraflarına bakacağım
Hasbelkader cephedeysem
Yaşama umudum olacak
benim gül yüzlü ciğerparem
Ya kızım mı olursa?
Ne fark eder ki?
Öğütledim hayat arkadaşıma
Adı yine "Barış" olacak

Özcan Günergök


arwen 6 Aralık 2006 22:48

Karar ver
Sevgi mi?
Aşk mı?

Sevgi,bilgelik ister
Sabır ister
Aşk ise savaşçı

Aşk,yalınkılıç dolaşır
Sevgi tarlalarında
Barbardır,hem de yağmacı

Saçlarında rüzgar
Kucağında sevgi var
Zalimdir, üstelik talancı

Aşk,özgürlük ister
Onun için duyabileceğin
Tekşey
Tutku,zevk ve acı

Bilgeye gerekli olan ise
Hüzün ve sevgi
Daima aşkı arar gözleri

Karar ver
Sevgi mi.?
Aşk mı.?

Ama unutma
Bilge de bir zaman
Olmuştu savaşçı..


ÖNER KAÇIRAN


Misafir 6 Aralık 2006 22:53

Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce elele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...

Yılmaz Güney


Misafir 6 Aralık 2006 23:46

Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri?
Sana düşer azapların, tövbelerin beteri.
Alçakları besler, yoksulları ezer durursun:
Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri.


Ömer Hayyam...


arwen 6 Aralık 2006 23:53

diller mi vefasız yürekler mi
gömüt taşına mı yazılacak
zamansız kayboluş
şiirlere karıştı sevdam
unuttum
günleri külrengi yolculukta
gelirsen
bulacaksın gücenmemiş şiirlerde
kıpırdamayan akrep de
yelkovan da
şiirlerimin gizli öznesi
ilkyaz tufanımsın
gidersen eksilirim

sanma aşkların mevsimi
binlerce renk
çökerken sisleriyle gökyüzü
yüzüne
yangın yerine çevrilen eylem
su kuşunun belirsiz serüveninde
noktalama imleri dolaşır
sokağında

sen bana dokun
anılarıma dokunma
sen bana dokun
yüreğime dokunma
konuşurum
susarsın
sustukça
içimde isyan
yoruldum
sevgimi taşımaktan
sanık dillerimdi
gelmek istesem
yeminin gölgemdi
hoşçakal demedim
savunmanı üstlendim
gönül bahçemde
gülüyorsun
ateş böceği gibi kayboluyorsun
bir aşk daha karışıyor
tarihin sararmıuş sayfalarına
yalnızım

çırılçıplak kaldım sevdam da
aşkın onuru yokmu dünyada
bıkkınlığım yok ne de ihanet
hain deyilim korkak hiç deyil
kim bilir kimse sormasa da adımı
hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü
desinler ki
denizdeki balıklar gii heyecanlı
desinler ki
aşkın örülmemiş dili
sevdamı boğsada ellerin
yüzümde ilkbahar sevinci
ekiyorum düşünceme yıldızlar
aşk rüzgarlarına savruluyorum
ya sen hangi rüzgarlara
küs çiçeği

ey! beyaz günlerimin ışığı
karanlığı aydınlat
kini nefreti at gel
dola saçları saçlrıma
çözülmüş gözlerinle gel
kaçışın:yitiriş
kaçışın:yok oluş
kaçışın: aşkın alaborası
sen hayatımın sevdası
doığrumda yanlışımda olsan
konuşturuyor
yüreğim beni

bak! yaşlanıyor gençliğimiz
alıp götürüyor yıllar
bakarsın aniden gelir ayrılık
ne adın kalır
ne de sevdan


SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM


Misafir 7 Aralık 2006 00:02

Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.

Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.

Orhan Veli Kanık


Misafir 7 Aralık 2006 00:19

GECE VARDİYALARI

1.

Bu sıkıntılı floş tarlasında yapayalnızken
Eski tezgâhlarda dokuduğum saçak desenlerine
Işıltılı ipek gözlerini çizmiştim
Sevgilim acılarla dolu şiirler ezberimde

Döndükçe gres yağını ezen dişliler gibi
İncecik dudakların da her gece
Korunmasız dudaklarımı ezsin isterdim
Hiç düşmesem bile aklına
Paylaşılan bir sevginin sevincini duyarak
Yine de senin uzak ve titreyen
Soğuk yatağında üşüyen yüreğini
Sonsuza kadar tutuşturmak isterdim

Kimse bilmiyor her makara değişiminde
Yanlış renkler taktığımı tahta cağarlığa
Yeşil yerine mavi örneğin
Aklıma sen gelince apansız
Ve işsiz kaldığında solgun yüzüne yazılan
Zayıflamış umarsız

Kimse bilmiyor nasıl dokunur
Bu alımlı bu pahalı desenler
Denize bakan varsıl yalıların
Lüks otellerin kadife perdelerini süsleyen
Sabahlara kadar bir denizkızının
Saçlarıyla dokuduğu
Gece vardiyalarının bedeli
Hiç ödenmemiş emeğimce soylu

Seni düşleyebilmek
Terlemiş tezgâhlar halden bilip sustuğunda
Uzak yollardan dönen
Yorgun doru atlar gibi
Anlatabilmek seni
Şu çıkrığı döndüren mumlu ipliği
Değiştirmek kadar kolay değil
Kimseler olmasa da yanımda
Sana "sevgilim" diyebilmek de
Bir çiçeğe su vermek kadar

Yazan : ibuyukcebeci


arwen 7 Aralık 2006 00:22

Kaç zamandır yorgun gözlerim
Sevgilinin tebessümüne hasret bu yüreğim
Kapı pencere geleceği günü beklerim
Dön dön artık gel bitanem

Gözlerim kan çanağıdır
Kollarım asırlık bir çınar dalı
Yüreğim patlamaya hazır bir volkan
Hatırlamaz başka bir şeyi zaman
Yaşadığımız anıları, maziden kalan

En ağır çalışan işçi benim
Yirmi dört saat seni düşünürüm
Gün gün kahrolur eririm
Çürümeye yüz tutmuş şu bedenim

Üç ay yedi gün tüm ömrüm
Senden öncesi ve sonrası yok
Anlamsız ve kavramsız zaman
Boş gözler artık bana bakan

Anlamsız geliyor sensiz zaman
Yokluğundandır kahrolmam
Beni yüzüstü bırakmandandır
Hayattayken ölümü yaşamam

Sensiz söylemez bülbüller şarkısını
Yıldızlar kaybeder parlaklığını
Artık dönmende kapatmaz
Kalbime açtığın o kocaman yarayı

Arayamam seni soramam kimselere
Bıraktın beni kendi kendime
Elimi kolumu bağladın
Söylediğin o son sözle



RIZA BEKTAŞ


Misafir 7 Aralık 2006 00:23

Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye;
Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye..
Anılarından kale yapıp sığınsa bile,
Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye.

Özdemir Asaf


arwen 7 Aralık 2006 00:34

Yokluğuna Dokundum Ellerime Çiğ Düştü

Sana bir şiir borcum vardı
yorgun düşen akşamların gölgesinde
haykırıştı o vuslat acemiliği
yarım kalmış bir uykuydu hüzün
bu deli kentin sabahına inat
senli geceler kuşandım
gözlerini dokudum
kapanmak bilmeyen göz kapaklarıma

bir şiir borcum kaldı
yüreğime mıhlı
gizemli öyküler esrarında
saman alevi hayata inat
yangınlar kuşandım aşka dair
ondandır susuşum
düşüşüm ondan / gecenin kuytu yanına
yalnızlığımla

hani kanar ya gece
hani yıldız yıldız dökülür ya kelimeler
öylece uzatıp ellerimi
yokluğuna dokundum

yokluğun
bir suret aynaya her bakışımda
gözlerimin içinde bir koca dünya
yokluğun
çığlıklanmış bir dize
kalemime bağdaş kurmuş
yokluğun
bir zehirli nân

oyy
yokluğun isyan

belki bu son şiiri gençliğimin
belki yazılacak yeni bir ömrün başlangıcı

gözleri kısık bir İstanbul yokluğun / karanlık

zaman erirken sarhoş gülmeler ısrarında
tenha sokaklarda kırıldı adımlarım
peşimde iri gölgeler
bir şiir yazacaktım sana
ellerime çiy düştü

alnı ak bir kaç harf kopardım gökyüzünden
çiy düşen ellerimle
gecenin en karanlık yanına adını yazdım
düştüm
kanadım

yokluğun
şiirimi kuşatmış en anlamsız cümle
yokluğun
bir apansız kurşun kalbimi dağıtmış
yokluğun
zemheride kurulmuş bir dâr

oyy
yokluğun intihar...



İmdat Özcan



Saat: 06:13
Sayfa 2 / 161

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık