![]() |
Aşk-ı Kıyamet Bir Zaman Gelir.. Her Sey Unutulur.. Hic Yasanmamıs Gibi Durur Evler, Odalar, Zamanın Gerisinde.. Bizler İlerlemis Oluruz Cunku.. Nankörlüğümüzle.. Aşk'ın Kıyameti Budur Aslında.. Yaşanılanı Hiçe Saymak , Unutmak, Vefa'dan Bi Haber olmak.. En Nihayetinde Nankör Olmak! Aşk'a Kıyametleri Koparttırır . Kimisi Aldığını Zannederken Verir, Karşısındakini Yüceltir, Kimisi Vermeyi Bile Bilmez Aşkın Uç Noktalarını Görememiştir.. Hep İster.. Hep İsteyen, Görmeyen, Dinlemeyen.. Bu Alışverişte Bir Hayalden Düş kırıklığından Başka Hiç Birşey Elde Edemez, Hayal ettiği de Kendinindir Zaten... . Kendine Kalır.. Aşk Bir Danstır Aslında ; Tarafların Uyumuyla Bir Şaheser Haline Gelir, Bunun Yanında Komedramlar Yaşanacaktır Elbette.. Çılgınca Kendini Kaptıranlar, Dans Etmesini Bilmeden Kabugunda Duranlar Maskaralar, Birbirinin Ayağına Değil , Üstüne BASANLAR Elbette Vardır , Olacaktır. Onemli Olan Kıymet Bilmektir.. Vefa Satılmaz Hic Bir Yerde.. Aşkın Kendine Özgü Bir Dili Vardır Bilirmisiniz? Bilmeyenle Konuşmaz Zaten, Ama Gel Görki Herkesin Yüreğinden Nedenini Bilmesede Bir Hüzzam Şarkısı Geçmiştir.. Aşk Konuşur! Duymasını Bilene.. Yanınızdakinin, Yakınınızdakinin Kıymetini Bilin Aşkı Küstürüp, Ne Kendinize Eziyet Edin Ne Karsınızdakine... İnsan Oğlunu Ayakta Tutan En Büyük Duygulardan Biri Budur... Aşk Yaralı dır Ve Neredeyse Çaresiz Hale gelmiştir. Herkes Gercekten Daha Duyarlı Olabilir.. Ve Dikkat edin Aşk Gezegeninde Kıyamet Her An Kopabilir... Kenan Evren Asman |
Islık senin sesinle başlayan bir ıslık kehribar kokusu kulaklarımda nasıl bir nargile yakmak bu fitil gibi sarhoşlukta.. kim bu öldürücü musikinin güftesini gömebilir kuytuluğun makamına yalnız hicazdı felaket efem saatlerinde kimi görsem göz yarası yüzümde, kimi duysam senin sesinden ıslak bir ıslık ve ben artık her şarkıda kendime vokal yapıyorum, yüzüm gözüm ıpıslık... Yılmaz Erdoğan |
Çıksam, Çıkıp gitsem uzaklara, Burdan çok uzaklara, Yine yanımdasın ya, burkulur içim.. Hani sen gider gidersin de Evler,köyler durur ya orda, Akşamsa kuşlar göçer, Işıkları yanar evlerin, Bir hüzün çöker ya hani Karanlık iner dağlara.. Buğulanır gözlerim,burkulur içim.. Kaçsam, Kaçıp bağırsam dağlara, Feryadım yine sen olursun ya, Burkulur içim... Hani bağırsan da çıkmaz sesin Uyansam bitse bu karabasan dersin, Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin.. Uyanır bakarım yoksun, Boğulur sesim... Girsem, Girip yıkansam sulara, Buz gibi denizlerde yanar, Etim cayır cayır seni bağırır ya Burkulur işte o zaman içim... Aksini görüp sularda Sarılır kucaklarım hayalini... Koşsam, Koşup karışsam kalabalığa, Gürültülü, cıvıl cıvıl, Işıl ışıl vitrinler Gidenler gelenler. Telaşlı koşarak yürüsem, Sanki bir yere yetişecekmişim, Aceleymiş işim, Bekleyenim varmış gibi hani... İçim burkulur yine Sen gelirsin aklıma. Ayaklarım ağırlaşır gitmez... Buluşurmuşuz seninle Dediğimiz yer ve saatte. Özlermişiz, Elele yürür gülüşürmüşüz. Çok şeyimiz olurmuş konuşacak, Kimseyi görmezmiş gözlerimiz. Dünya durur, seyreder Yollarımız gül olurmuş ya hani, Dertler tasalar biter, Simit alır yermişiz Dilenciye para verirmişiz hani, İçim burkulur, burkulur içim... Kalksam, Kalkıp sofralar kursam, Mumları yaksam, donatsam, Herkesi çağırıp toplasam Sen gelirsin yine aklıma Burkulur içim... Hani çok açmışız da Güle oynaya iştahla Bağıra çağıra, döke saça yer, '' Bugün neler oldu neler '' diye Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya... Bir sessizlik boynunu büker, Yemekler tatsız tuzsuz olur, Kurur ekmek, lokmalar büyür. Çınlar tabak çatal Sessizlik ölüm olur Dağıtmak için pusu Sözler diken olur, Sofra küser, Gönüller alıngan olur... İçim burkulur burkulur... Düşsem, Düşüp yatsam yataklara, Sen gelirsin yine aklıma... Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz Gözlerimiz baygın, buğulu Yanaklarımız al al, ateşli, Dışarda oyunlar oynanır neşeli Kalkamaz yataktan Kesiliriz ya iştahtan hani... Öyle işte, boynum bükülür Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız Bakarım camdan, yoksun Burkulur içim.... Ölsem, Ölüp gitsem mesela, Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden. Sen gelirsin aklıma yine... Hani ölmüşüm de Sevdiklerim, sevmediklerim, Üzgün, ağlamaklı herkes. İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım, Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar.. Ürpertiler rüzgarla karışık, Sessiz dualarla örtülür ya toprak... İçim burkulur, üzülürüm.. Ölüp gittiğime değil de Seni burda yapayalnız, bensiz Koyup gittiğime yanar, yanar içim... Sen aklıma gelince Sessizce akar süzülür gözyaşım. Sevdiğim, yoldaşım, aşkım... Burkulur yanar içim... Nurdan Ünsal |
Kirli Yüzlü Melekler sayende şayeban olduk istanbul şehri sayende sebil olduk aç kaldık sefil olduk yıldızlar dem çekti güvercinler gibi başucumuzda ve yaktı perişan eyledi sine-i sâd-pâremizi saplanıp hançer misâli bir hilâl sokaklar serseri biz serseri yüksekkaldırım’da bir cezayir şarkisini dile getirdi plâklar cadde-i kebir: bütün işiklarini yakmiş bir gemidir sinemalar neredeyse boşalacaklar vay anam vay sen ne dersin istanbul sen garip bir şair olsan söyle ne halt edersin kimin gücü yeterse kahretsin parasizligi sefalet akiyor gürül gürül sokaklardan yol üstünde bir şehvet çarşisi tiklim tikli yol üstünde sevda pazarligi aşk pazarligi kurtulamadik gitti bu denlü kepaze hayattan hep böyle gecelerin koynunda yaşadik geceler serseri biz serseri karakoldaki aynada safran gibi kirli yüzümüz gözlerimiz hasta gözleri ellerimiz hasta elleri kirilmiş kavala dönmüşüz sen söyle serseriler krali istanbul sen söyle iki gözüm hangi merhem çâredir şu bizim yaramiza yel üfürdü su götürdü gençligimizi elimiz boşa geldi meydanlarda kaldik meydanlar serseri biz serseri sagimiz sefalet solumuz ölüm işte geldik gidiyoruz kahrolasin kahrolasin istanbul şehri..... ________________________-Saygılarımla & Attilâ İlhan |
Yüregimde bir çocuk Sevinçle hüznü Bir arada yaşıyor Bir elinde umut çiçekleri Digerinde mutsuzluk dikenleri... Yüregimdeki bu çocuk aglıyor, Batmış eline Mutsuzluk dikenleri... Umut çiçekleri Gönlünü okşuyor... Kendisini Bekleyen geleceği Umut çiçeklerinde Biliyor... Yüregimdeki çocuk Ellerin de Umut çiçekleri, Gözlerinde Bir ümit ışıgı yanıp sönerken Kendisine sevgiyle uzanacak Bir dost eli bekliyor... Yüregimdeki çocuk Bir elinde umutsuz dikenleri Digerinde umut çiçekleri Gözlerinin içi gülüyor... Yüregimdeki bu çocuk Gelecekten umutlu Hayatla barışık yaşıyor... 06.04.2005 saat: 12:00 Halide Selcan Karagül |
Aç Kapıyı Ben Geldim Korka korka değil usul usul değil Elim yüreğimde çarpa çarpa geldim Aç kapıyı bak ne diyeceğim Bir senin ellerinden bir senin gözlerinden Dişlerinden dudaklarından Nergisler ocak ayında açtı Kendimden bahsetmeyeceğim Yediveren güllerden duvarlardan sarkan güllerden Çocuklardan sabah erken okula giderlerken Atlardan bahsedeceğim Kan ter içinde atlardan Aç kapıyı bak ne diyeceğim Ne kadar küsülü çocuk varsa barıştırdım oynuyorlar Tam kırk çeşit sarmaşık gül buldum penceremin dibinde açacak Ekinleri dolu vurmadı çekirge gelmedi kurak olmadı Yorgunum demiyeceğim bir evimiz olsa demiyeceğim Yüreğim daralıyor demiyeceğim Bir baksan gözlerime başını çevirmeyeceksin Yürüyüp gitmeyeceksin elini çekmeyeceksin Bir baksan gözlerime Dağda yakılmış ateşler göreceksin Aç kapıyı kim geldi bak Bak nasıl havalandı güvercin Açmam diyemezsin artık Aç. Berin Taşan |
Sen gözlerimdin benim Hiç tükenmeyen bir pınar misali Süzülürken damla damla sular Bazen ılık, yüreğinin sıcaklığında Bazen buz kesmiş, kartal bakışlarında Bakarken bazen, yıldız parlaklığında Sen gözlerimdin benim. Sen sözlerimdin benim Dilimden dökülen bir çağlayan misali Ve yatağına sığmayan bir nehir Bazen bir çığlık sessizliğimde Bazen bir sitem haykırışlarımda Dökülürken dilimden, uçurumdan dökülür gibi Sen sözlerimdin benim. Sen ellerimdin benim Rüzgarlarınla doldurduğun bir yelken misali Bir sağa çekersin beni, bir sola Bazen savurursun açık denizlere Bazen vurursun acımadan kıyılarına Başıboş dümensiz, kapılacakken girdaplara Sen ellerimdin benim. Sen yüreğimdin benim Ritimsiz çalan bir saat misali Çalışıyorsun tik tak tik tak Bazen ileri gidiyorsun koşar gibi, Bazen geri kalıyorsun, sanki yorgun Ha durdu, ha duracak hala sana vurgun Sen yüreğimdin benim. Sen herşeyimdin benim Düşlerim, ümitlerim,geleceğim Ellerimdin, gözlerimdin ve yüreğim Bazen kapılsamda umutsuzluklara Bazen kızsamda yüreğim alev alev Sen ne görürsün beni. ne duyarsın Yine de sen herşeyimdin benim Ve yine de herşeyimsin. Ayhan Akın |
saklambaç Nerde yitirsem hep sende buluyorum başlangıçlarımı. Sense hiç bitmez gibi bende oynuyorsun tüm saklambaçlarını. Tekin Gönenç... |
Kırgınlık Sanki başka bir his Hiç ama hiç Yaşamamış gibiyim. Kırgınlık Beyoğlunda bir ara sokakta Yapıldığı yıllarda muhteşem Şimdi küf ve soğan kokan Bir bina gibi Kime ne sitem etsem veya yakınsam Bütünü sana gibi Bir yol tutturup kendiliğinden Hepsi sana yöneliyor Bedenim Toprak üstünde kaldıkça Benden ne selam ne sitem Ne de yakınma Bekleme, yollara bakınma Son gün Yeraltına gidişte, Ben ve yüreğim Tanrı'ya Döneceğiz ve kırgınlığım Yani o soğan kokulu apartman Sana döndürülecek unutma Hüsrev Hatemi |
Aşk Bu Dünyanın Ölçüleriyle Açıklanamaz Sevgili O İlkel Bir Acıdır, Yaban Bir Ağrıdır. Gelir ve İçimizdeki O Çok Eski Bir Şeye Dokunur. Sonra Bir Perde Açılır ve Yolculuk Başlar Bu Yolculukta Artık Para, Tarifeler Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Yoktur Aşkın Kendi Gerçekliği Vardır Sevgili. İnsan Başka Bir Işığa Teslim Olur, Daha Derinden Anlamaya Başlar, Bilgeleşir Hiç Bilmediği Sezgileriyle Buluşur Yükü Çok Ağırdır, Kendiyle Buluşmuştur Hem Dışındadır Dünyanın, Hem de Tam Ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin Yakılan Yoksun Adamın Hissettikleri de Onunladır, Yitirdikleri de... New York'ta, Bir Sokakta, Kartondan Kulübesinde Yaşayan Kadının Çıplak Yalnızlığı da Her Şey Onunladır, Ona Emanettir Sanki, Ama O, Çıldırtıcı Bir Yalnızlık İçindedir Yine de... Aşkın Kültürlü Olmakla, Bilgili Olmakla da İlgisi Yoktur Sevgili, Kanımıza Karışan İlkel Acı, O Yaban Ağrıyla Hiçbir Kitabın Yazamadığı Hakikatlere Daha Yakınızdır, İnan... Kim Demiştir Hatırlamıyorum, Aşk Varlığın Değil, Yokluğun Acısıdır Diye. Belki de Bu Yüzden İlk Gençliğimde, O Yoğun Aşık Olduğum Yıllarda, Gözüme Uyku Girmez, Dudağımda Bir Islıkla Bütün Gece Şehri, O Karanlık, O Hüzünlü Sokakları Dolaşır, İnsanları Uykularından Uyandırmak İsterdim. Uyanıp, İçimde Derin Bir Sızıyla Uyanan O Derin Sancının Acısına Ortak Olsunlar Diye... Aşk Çok Eski Bir Şeydir Sevgili Onun İçinden O Çileli Çocukluğumuz Geçer Sevdiğimiz İnsanların Çocuklukları da... Oradan Üvey Anneler, Eksik Babalar, Parasız Yatılılar Geçer Ve Sonra Aşk Bütün Bunları Alır, Daha da Eskilere Gider, Hep O İlkel Acıya, O Yaban Ağrıya... İnsan Bazen Nedensiz Yere Umutsuzluğa Kapılır Kimselere Veremez Sevgisini, Kimselere Derdini Anlatamaz, Evlere Kapanır... Bazen Denizler Kıyılar Çeker İnsanı. İnsan Bu Kapılmayı Anlayamaz, Oysa Çok Eski Bir Yerde Yaşanmasından Korkulup Vazgeçilmez Aşkların Sızısıdır Bu. Bu Sızı, Bu Yenilgi Mevsimlerle Yıllarla Devrilir Başka İnsanlara... Bir İnsanın Yaptığı Bir Hatanın Tüm İnsanlara Yayılması Gibi... İşte Şimdi Biz de Sevgili, Ya Olmadık Zamanlarda Umutsuzluğa Kapılıp, Soluğu Evlerde Alacağız, Ya da Denizler, Kıyılar Çekecek Bizi. Nasıl Biz Başkalarının Korkularını Taşıyorsak, Başkaları da Bizim Korkularımızı Taşıyacak, Yenilgimizi, Umutsuzluğumuzu... Birazdan Sabah Olacak... Para, Tarifeler, Beklentiler, Randevular, Taksitler, İş, Anneler ve Korkular Başlayacak... Bunlar Varsa Bizim İçin Geçerliyse Aşk Yoktur ve Hiç Olmamıştır Sevgili. Birbirimizi Kandırmayalım... Hadi Güne Hazırlan, Yaşadıklarımızı Unutmaya Çalış Aşk Bize Güvenip Verdiği Büyüsünü, Sırlarını, Cesaretini, Bilgeliğini ve O İlkel, O Yaban Ağrısını Geri Alacak Bunlar Olurken İçimiz Bir an Üşüyecek, Sonra Geçecek... Hadi, Oyalanma Birazdan Yarın Olacak... AŞKTA YARIN YOKTUR SEVGİLİ Cezmi Ersöz |
Bugün; bütün ağaçlar yüreğimdeydi. Bütün çiçekler gözlerimde. Güneş, ışıklarını dudaklarıma kondurmuştu. Neydi kanımı kaynatan bu güzelliğin adı? Mutluluk muydu? Bugün, Ne varsa hüzünden yana denize fırlattım az önce. Sanki beklermiş gibi hepsini, hop hop hoplatıverdi dalgalarında. En güzel maviliğiyle oynaşıp durdu. "Bak" dedi "fırlattığın hüzünlerine... İşte; onların bendeki hükmü sadece bu!" Sonra, şakalaşırcasına bir kaç tuzlu damlasını sıçratıverdi yüzüme. Gülümsedim mahcup mahcup, onun bu neşesine... Duruldu. Bir deniz yıldızı bıraktı avuçlarıma. Yoksa mutluluk bu muydu? Herkes kalabalıkken, içimdeki yalnızlığı alıp, gidiverdi sihirbaz martılar! Bir de arkasından o bildik şen kahkahalı bağrışmalar! Hiç bu kadar güzelini görmemiştim. Beyazmış meğerse beni, onlarla bütünleştiren mucize! Kanat çırpa çırpa, yüreğimdeki isyanları uçurdular... Yaşamaktan aldığım tat; işte buydu! Yoksa mutluluk bu muydu? "Sen mutluluğun resmini çizebilir misin Abidin?" Evet... Adım İNSAN... Ya, tabii ki, çizerim! Az önce; ağaç oldum, çiçek oldum, güneş oldum, deniz oldum, martı oldum, ölümsüzleştim... Meğerse, hep yanıbaşımdaymış bu güzel resim! Ben çizdim. Adı umudum'du! Yoksa tüm umutlarım beni hiç terketmeyen mutluluğum muydu? Mutluluk, hepimize sadece kendi çizdiğimiz resimler ve uzaklıklar kadar yakındır! Nedret Türer |
Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber Yıllar geçti yardan hala gelmedi haber O vefasız yad ellerde acep ne eyler? Rüzgar ona dertlerimi bari sen anlat Git kaygısız şen gönlüne biraz elem kat Ayrılmıştım ben onunla bir karlı gece Hatırlamaz o geceyi belki iyice Yıldızlarla parıldayan bir sema gibi Yaş dolmuştu pek sevdiğim siyah gözleri Yıllar var ki o bakışı düşünerekten Aşkımızı ölmeyecek zannetmiştim ben Bu hissimde yanılmamak ümidi bugün Beni biraz yaşatıyor işte onun'çün: Rüzgar ona dertlerimi ne git ne anlat Ne de gelip hasta ruha daha elem kat Nazım Hikmet |
BULUŞMAK ÜZERE Diyelim yağmura tutuldun bir gün Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek Öbür yanda güneş kendi keyfinde Ne de olsa yaz yağmuru Pırıl pırıl düşüyor damlalar Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın Dar attın kendini karşı evin sundurmasına İşte o evin kapısında bulacaksın beni Diyelim için çekti bir sabah vakti Erkenceden denize gireyim dedin Kulaç attıkça sen Patiska çarşaflar gibi yırtılıyor su ortadan Ege denizi bu efendi deniz Seslenmiyor Derken bi de dibe dalayım diyorsun İçine doğdu belki de İşte çil çil koşuşan balıklar Lapinalar gümüşler var ya Eylim eylim salınan yosunlar Onların arasında bulacaksın beni Diyelim sapına kadar şair bir herif çıkmış ortaya Çakmak çakmak gözleri Meydan ya Taksim ya Beyazıt meydanı Herkes orda sen de ordasın Herif bizden söz ediyor bu ülkenin çocuklarından Yürüyelim arkadaşlar diyor yürüyelim Özgürlüğe mutluluğa doğru Her işin başında sevgi diyor Gözlerin yağmurdan sonra yaprakların yeşili Bi de başını çeviriyorsun ki Yanında ben varım. Can YÜCEL |
Aysel Git Başımdan aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan istemiyorum benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün dağıtır gecelerim sarışınlığını uykularımı uyusan nasıl korkarsın hiçbir dakikamı yaşayamazsın aysel git başımdan ben sana göre değilim benim için kirletme aydınlığını hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim Islığımı denesen hemen düşürürsün gözlerim hızlandırır tenhalığını yanlış şehirlere götürür trenlerim ya ölmek ustalığını kazanırsın ya korku biriktirmek yetisini acılarım iyice bol gelir sana sevincim bir türlü tutmaz sevincini aysel git başımdan ben sana göre değilim ümitsizliğimi olsun anlasana hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim sevindiğim anda sen üzülürsün sonbahar uğultusu duymamışsın ki içinden bir gemi kalkıp gitmemiş uzak yalnızlık limanlarına aykırı bir yolcuyum dünya geniş büyük bir kulak çınlıyor içimdeki çetrefil yolculuğum kesinleşmiş sakın başka bir şey getirme aklına aysel git başımdan ben sana göre değilim ölümüm birden olacak seziyorum hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim aysel git başımdan Seni Seviyorum _____________________________-Saygılarımla & Attilâ İlhan |
Ayrı Ayrı Kaçamak bakışlarımız dokunurdu birbirine suçlu suçlu yürürdük gülmeyi konduramadan dudaklarımıza acılarla delik deşik bir olgunluk izlerdi gölgelerimizi yağmur ıslatırken kaçak evi kimsesizliğimiz ayrı ayrıydı. Aslında yakamıza yapışmasaydı aşk sahtekarlar cennetinde çakışmasaydı yollarımız sen ve ben pekala kandırabilirdik kendimizi mutluluk oynayarak ayrı ayrı yas içimizde uzun yolculuğa çıkmış olurdu ve bitmemiş olurdu takas. A.Kadir Bilgin |
Arayı Arayı Bulsam İzini Arayı arayı bulsam izini İzinin tozuna sürsem yüzümü Hak nasip eylese görsem yüzünü Ey sevdiğim (ya Muhammet) canım arzular seni Ali ile Hasan, Hüseyin anda Sevdası gönüllerde muhabbet canda Yarın mahşer gününde hak divanında Ya Muhammet canım arzular seni Yunus meth eyledi seni dillerde dillerde dillerde hem gönüllerde Arayı arayı gurbet ellerde Ey sevdiğim canım arzular seni Yunus Emre |
Geliyor şimdi geliyor akla denizler geliyor yelleri başında kavaklar öyle oturmuşum sahile şimdi geliyor akla kızlar geliyor kızlar saçları uzun kısa hatta irice olanı hani ya esmer gecede beyaz saten ve uzunca bakışları da hatta o kızlar geliyor tam karşıdan ardından bakışlar kaçamak sevda arayışlar geliyor gözler denize değiyor kızlar gelip geçiyor değiyor küçük dalgacıklara serinde ellere eller geliyor oysa bu sahil öyle eski öyle gerilerden geliyor onaltılık aşkı hiç yüzünden terk ediş ve şimdi onca kayıpla yüklenip de yıllara serinde ellere eller geliyor gelip geçiyor ha bire sahilden kızlar oğlanlar kadınlar gül dönümlü günler sıla hasreti sanki dönüp dönüp yine geliyor gözlere biniyor sular sarı saçlı kadınlardan geliyor geliyor da geliyor kayıplar asırlık çınarda yaprak seli ve bir de akla o geliyor bardak taşiyor o geliyor ben gidiyorum Ömer Serdar |
Geriye Kalan Bir suçu bir defa islersin, bin defa ölürsün... Bu hayati bir defa yasarsin, bir defa ölürsün... Anilar unutulmaz gibi olur, sürer seni çikmaz sokaklara... Yalniz kalirsin, anlarsin çok geç oldugunu.. bakarsin bos gözlerle duvarlara, ve bir endise kaplar yüregini, girerken ölümün küçük ve penceresiz odasina. Çocukluk günlerin gelir aklina, aglarsin. Bir salincakta sallandigin günleri hatirlarsin. Dün gibidir, yillar önce yasadiklarin. Bir defa daha unutmaya çalisirsin, hiç yasanmamis gibi olmasini istedigin anilari. Yasadigin yillarin kaç gün ettigini hesaplarsin... Dakikalar yavas gelir, baslarsin saniyeleri saymaya. Los bir odada hareketsiz kalirsin. Bir fisiltidan, kulaklarinda yankilanan hisirtidan, adeta korkarsin kimildamaktan. Kalp atislarin yavaslamis gibidir.. Her atistan sonra daha da yavaslamis gibi gelir. Perdenin kösesinden bir isik sizar içeri.. Mat gözlerinde oynasir, gözyasi gibi, serâp gibi.. Âh'ina izdirap katan korku misali... Tek arkadasin tavanda ki çizik olmustur... Sen ona bakarsin o da sana. Gözlerinin yorgunlugu tabiata siner.. birden kis olmustur... Iste bu halim senden geriye kalan, diye inlersin için için. Göz kapaklarin bir daha açilmazcasina kapani verdigi an. Ahmet Arslan |
VUSLATINI BEKLEYEN ADAM Firakınla beni yaktın bitirdin Selamını sabahınla kestirdin Sabahını akşamına derdirdin Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Gönül havuzunda yüzüp dalardın Gümrah ırmaklarda beni avlardın Kollarınla kanatlanıp sarardın Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Vuslatını akik yaptım beklerim Yollarına şu gönlümü sererim Otuzbeşe otuzbeşler eklerim Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Çevirdin yüzünü döndün bir kere Yalvarıp yakarıp döndüm küllere Soğutup yüzünü kaçtın ellere Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Sevgi ekip şu gönlümde büyüttüm Aşk dağına lavlarını püskürttün Ağaçları köklerinden söktürdün Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Kış gelince kardelenler açardı İnadına karakışta doğardı Baharlarda mor sümbüle kaçardı Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Serseri divane meczup yada serkeşim Senden gayrısına resti çekmişim Gözü kara yollarına düşmüşüm Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Kim o diye sorardın kapını çalınca Seni bana beni sana sarınca Sen geldin derdim sana varınca Yüce dağın mor sümbülü soldu bak Mor sümbüller o dağlarda açarmı Hacı babam sevgisini saçarmı Sen geldin desem kapısını açarmı Yüce dağın mor sümbülü varmı bak Kuruyan gözlerime derman olanda Yıkılan sevgime ferman bulanda Bu dağlarda mor sümbüller solanda Yüce dağın mor sümbülü gitti bak Ciğerimi kebap yaptım sana ben Şu terimi esans yaptım sana ben Bey babama ne yaptım ki ana ben Yüce dağın mor sümbülü nerde bak Derdimi gidipde yunus’amı desem Nabi’yemi nedim’emi içimi döksem Tunahanı babama aracımı etsem Yüce dağın mor sümbülü yok ki bak Kanatlanıp yine bana uçsana Sana geldim gönül kapın açsana Mor sümbüller sana açtı baksana Yüce dağın mor sümbülü güldü bak Anne yüce dağda mor sümbüller varmı? Mehmet Hüsnü ASAN |
Melekler Gelip Alsın Emanetini... Gidecek misin şimdi sende ? Bilirler pamuk ipliği yaşamak dediğin Yinede biraz daha kalabilseydin keşke, Kimbilir kimin duaları Kimbilir kimin gözyaşları dökülecek gölgene Anladım gitmen gerekte, Giderken yüreğini almadın küçük adam Bin gözyaşı gözlerimden o çaresiz bedenine Gittin... Melekler gelip alsın emanetini Yüreğini bıraktığın o yerden... Ayça Çepniler |
seni düşündükçe matemimde hazan rüzgarlar düşümde her gece beni ellerinle boğarlar çizsem derdimi andıkça hayalini mahsun rüyalarıma kalbura döner meltem ağlayamam sonra feryadıma dön desem ne çare başka ellere bilekçe olmuşsun derdimin bitmez tükenmeyen anlarına sonsuz dilekçe olmuşsun bu yollardan kar desen geçti, yağmur oluk oluk güneş de kuytularımda gezinirken geldi geçti uğramayan tek taş ne bir baş kalmadı gel desem gelemezsin ki başkalarına bilekçe olmuşsun gönlümde sönmeyen hicranımın dumanı tütmeyen ateşi olmuşsun odamdaki balıklar dahi sonsuz akvaryumlarında özgür ben ise gözlerinde hapis sözlerinde mahfoldum bir gel desen bütün uzuvlarım yerinden sökülür de gözlerim bakamaz güle teşbih cemaline doğru hastayım artık hergün bir sıkıntı tüttürüyorum deva yok derdim sensin neyleyim ben böyleyim Erkam Çankaya |
Düşlerde Sevdim Düşlerde sevdim büyüttüm seni. Mekan ve zaman önemsizdi senin yanında Kah yolda, kah otobüste, odada... Seni düşünmek tek düşünce... Düşlerimde sevdim büyüttüm seni Bir şizofren yalnızlığında... Varmıydın sen yoksa;seni ben mi var etmiştim yalnızlımda... Sen yoktun ben yalnızdım. Haziranda tutsaktım,eylülde özgür,aralıkta karamsar... Yine sen yine sen... Adressiz şiirler yazıyorum.her şarkımda seni hatırlıyorum Her yüzde sen görüyorum... Herkes biraz sen aslında yokluğunda Yoksun.... Yokluk yaşıyorum şimdi... Yazan : Erhan Çelik |
Bakma göz yaşlarıma Senin için ağlamıyorum Soğan doğradım da Mehmet Ali Şahin |
maverâ / insan adım adem bakışım havva öpecekken hayatı gözlerinden kırıldı dudağımda gökkuşağı an söküldü can telef batıyor göğsüme esmer bir mezar taşı -bam teli koptu dilin kırlangıç bana küstü- eski bir yalnızlık tırnağımın ucu kestim güneşin kâhkülünü konuş ey bulut gül tohumunda bir insan ağlıyor iki yağmur tanesi toprağı bir ne yana baksam yeldâ aşk bitince başlıyor // aşk giden gitti... mum yaktım uyan gözlerim aynada mavi hâla gölgem meçhul saklım tuz aklım elâ /// sonra ... Ferhat Gülsün mavi ay yitik gül bu durakta tutuştu rüzgar duman oldu ayaz küllendi bir devir oyuncak bahar...alev dibi mavi nisan sanma ki üşütmüyor artık bu şehir sus... yatağına sürgün dil bilmez kızıl nehir denizini sil öyle git bir avuç yalan elinden içtiğim şiir bilirim... her yürek kendine şair ... Ferhat Gülsün |
Puhu, biyografi çağı can çekişmenin grameri varlığın kıstırıldığı sözcükler hayatını yazsın herkes tedavüldeki jestler bizi almıyor karartmayı çalışıyor bürokratik felcin ara dolguları çok tanrılı görüstü yapıcıları ne yaptınız arkhont atum alizeler ayrıntıların cinnetiyle yoğunlaşan batakta gündeliğin kiri üstüpüye silin şiirlerinizi çığlıklarınızı törpüleyen metal dünya ne tanrı istiyorsunuz ne patron görüntü yapıcıları kanla geçirdiler ellerine bütün iktidarları kanla alınsın ellerinden çekinmeyin vahşetin estetiğinden vardığımız yerde iki şey kaldı geriye bir intikam bir de affedilmeyen Murathan Mungan... |
Son kadeh içilmiş, Son söz edilmişti. bir düşünce sardı hepsini.. Bir hatıra, Bir hırs, Bir kıskançlık, Bir yanıltı, Bir kardeşlik, Bir yanlışlık, Bir kin, Bir ümid, Bir şey.. İnsana ait. Özdemir Asaf |
Her Yağmur Sen Her yağmur sen olursun yüreğimde Her ıslandığımda içimdeki sokaklarını hüzün kaplar, sel basar Ve ben … Ağlamalarım gözükmesin diye yağmurda buğulanır gözlerim Zihnim boş bakışlarım öteleri soluklar Ayrılığın boğazımda bin düğüm. Gönlümde hazan iklimleri Bir eylül sabahı gibi yalnızlığım. Şimdi neden yaşıyorum bilemiyorum. Sensizlik boğazıma geçmiş ip gibi İçimde sızı.. Gözlerimde ayrılığın acıları Yüzümde çizgileri Titreyen ellerime sözüm geçmiyor artık Titreyen kalbime teskin olamıyor hiçbir ümit şarkısı Oysa hiçbir acıda kalbim bu kadar ağırlaşmamıştı Hiç bu kadar koymamıştı Sessizliğim çığlık olur okyanus ötesi sevdama Yaslandığım yüreğin yok yüreğimde Senden bana bir ızdırap kaldı ki tarifsiz Zemheri bir fırtınaya gebe gelecek günlerim Yaktığım resimlerin değil,kalbim Yüreğim üşüyor,canım yanıyor Ne yalan söyleyeyim sensizlik bana çok koyuyor. Senden sonra… İçimdeki ağaçlar yıkıldı Yapraklar düştü Anlıma acı diye ayrılık yazıldı. Kapattı tüm baharlar kapılarını Gönlüme kalın kalın kilitler düştü Zaman sustu Yaşananlar bir düştü Kalemim ayırılıklara küstü Senden sonra… (Mercan Dede ) |
Seni düşünmek güzel şey, ümitli şey, Dünyanın en güzel sesinden En güzel şarkıyı dinlemek gibi birşey... Fakat artık ümit yetmiyor bana, Ben artık şarkı dinlemek değil, Şarkı söylemek istiyorum. NAZIM HİKMET |
Çok yorgunum, beni bekleme kaptan. Seyir defterini başkası yazsın. Çınarlı, kubbeli, mavi bir liman. Beni o limana çıkaramazsın... Nâzım Hikmet Ran |
Ben beni kendi içimde Bilmem arasam bulur muyum Yaşanmamış genç yıllarımı Ve sebebini suskunluğumun Buluşsam orada kendimle Ve yaratsam ellerimle Küçük bir sırça köşk misali Dostlarımla benim evrenimde Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan Cesaretim olur o zaman Düşünmeye içtenlikle Açık seçik ve hiç korkmadan Sonuna dek dürüst ve sevgiyle Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil yaşatan Boş yere değil yok inanmam Koşarım yine ardından Bulsam da olur bulmasam da Bu ümit beni bil, bil yaşatan SEZEN AKSU |
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin... Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan... Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü, Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır... Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu. Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi. Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim. Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili... Bir gün akıp gideceğiz hayata... Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin. Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur... Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde. Yılmaz Güney |
Ben bu gönül tezgahinda Ask dokudum, ask okudum Erenlerin dergahinda Ask okudum, ask dokudum Her güçlügü bile bile Göznuruyla, sabir ile Yumak, yumak, çile çile Ask dokudum, ask okudum Bir ömür yana yakila Yazdigim sigmaz akla Acimadim kirkdört yila .......... ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN |
Dokunmasın masmavi hüzün Rahat bıraksın artık Çocukluğumun masum seslenişini Hatırlamak istiyorum fakat hepsi siyah,beyaz Yalansız özürsüz,hatta,özlemsiz Çocukluk yıllarını istiyorum Hesapsızca ......... Artık aldırmıyorum fırtınaya Korkmuyorumda gök gürültüsünden Sanırım büyüdüm.... Aslında büyümeyi hiç istemedim Artık anlıyorum degişiyorum Sadece degişen ben degilim tabi Zaman degişiyor Sevgiler degişiyor Umutlarım,dostluklarım Hayallerim Evim,sokagım,caddem degişiyor Özlemler,şevkatli bakışlar Sanırım insanlık,dünya degişiyor Ama degişmeyen tekbirşey kaldı Sadece bana ait Kimsenin dokunamayacagı Zarar veremeyecegi Nemi ???? Sadece........... İÇİMDEKİ ÇOCUK http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifKardelen |
Seni bilmem ama ben kararliyim Su garip sevdadan cayalim gitsin Bu askta senden cok ben zararliyim Bir kumar oynadik diyelim gitsin Icimde bir his var benden pes diyor Olmayan duadan ümit kes diyor Madem ki bahtimiz böyle istiyor Kaderin emrine uyalim gitsin Seninle burcumuz tutsaydi keske Aslanlar bir baska yengec bir baska Yarini olmayan hayirsiz aska Ayrilik nikahi kiyalim gitsin Farzet ki bir rüya gördük ikimiz Gercekte bu hissi tanimadik biz Böyle bir masali yasamadik biz Bir varmis bir yokmus sayalim gitsin Marifet felegin elinden cikmis Dünyada baska bir terzisi yokmus Keremi Asliyi narina yakmis Atesten gömlegi giyelim gitsin Tiryaki gönlümde olmasin kuskun Tek sana müptela tek sana düskün Ardindan bir agit yakalim askin Adini elveda koyalim gitsin CEMAL SAFİ |
Bir çiçek çizmeni rica ederim Tam şuraya, avucuma.. Heyecanlı olsun Biraz ürkeklik te katabilirsin Yavaşça dokunmalı yavaşça çizmelisin. Fırça darbelerini hissetmeliyim Katmer katmer yaprakları resmederken, dalgalı saçlarını yana atmalısın. Tomurcuklara dudaktan bir renk katmalısın. Al al gözükmeli her bir goncası, pembe gamzeleriyle bana bakmalı. Bir de ateş gibi yakmalı sıktıkça avucumu.. Ve de çarpmalı yüreği hep delice.. Ama, ama.. Kurban olayım bakmasın asla el gibi, yaban gibi! Solup pörsümesin, hüzünlü bir yağmur yağdı diye. Asla ağlamasın, hasretinden yakmasın... Ve hele.. Ahh hele.. Bırakıp ta gitmesin bilinmezliğe.. Söyle ki, hala alışamadım sensizliğe.. Bir çiçek çiz avucuma.. Avucunla.. Heyecanla.. Ürkekçe.. Yavaşça.. Sıcakça.. Delice.. Sonsuzca.. http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifFatih GÖKLER |
DÖNSENDE sorma ne haldeyim neredeyim bilmesende ne hayellerdeyim çöl olsan yağmur olup yağmam toprak olsan yeşermem üstünde sorma ne haldeyim neredeyim yaktığın ateşin volkan içimde yıllar geçsede sönmez alevi artık bittin pişman olup dönsende Attilâ İlhan |
Sana uzak kentlerden birinde zamanın bir yerinde seni ve senli günleri anımsattı aksam güneşi... Onca zamanın üstünde eskimeyen bir düşüncesin şimdi İnsan hergün anımsarmı aynı gözleri SENİ SEVİYORDUM ve senin haberin yoktu Saçlarını izliyordum uzaktan, kulağının arkasına düşüşü ve burnun, herkesden başkaydı işte... Güldüğü zaman yukarıya bakardı; Yukarı kalkan başın ve gülen gözlerin vardı... Ne güzeldiler sen bilmiyordun... BEN SENİ SEVİYORDUM... Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler Duvarlara, vitrin camlarına, kaldırımlara çarpıyordu Geri dönüyordu, çoğalıyordu Senin sesini duyduğum masalarda erteliyordum herşeyi, herseyi erteliyişim oluyordun Kalp ağrısı oluyordun, Birlikte soluduğumuz sokak isimleri oluyordun, Mevsimler değişiyor ve büyüyorduk, Dönemeçler geçiyor, köprüler göze alıyorduk ve bazen tekin olmayan suların üzerinden atlıyorduk Cesurduk... Ufuk çizgisi maviydi, gün batımı hep turuncu ve kızmızıydı bütün karanfiller... Ben SENİ SEVİYORDUM sen bilmiyordun... Sevinçlerim oluyordun arasıra sen hiç bilmiyordun Sonra herhangi biri oldun, bütün sevinçlerim bittikten sonra Yagmurlar yağdı serin haziran aksamlarına Derken bir gün uzaktan gördüm seni... Saçların bana inat başın herseye meydan okuyarak işte yine aynı Kalbimi acıttı her zaman ki gibi... Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun Şimdi bunları anlatsa sana birileri kim bilir yada boşver bilme en iyisi... iclal aydin.... |
Sana Geliyorum I. Benim sabah keyfim yeni açmış bir gülü insanların gülücüklerine yyerleştirmektir. II. Sana karlı bir günde geleyim saçımın beyazlığı ve paltomun ıslaklığıyla üşüyen dudaklarımı ısıt, tenimi kurula uzun bir şarkıda susalım farkında olmadan sobanın çıtırtılarına dalalım sana küçük törenlerimizde şarkı söyleyeyim içki içelim güneşle başbaşa saçlarına dokunan tarağın hışırtısını dinleyeyim gözlerinin titreşimini yansıtsın aynalar bir gece şelalesi gibi damarlarıma akıp yankılan yüreğimde. III. Sana yağmurlu bir günde geleyim parkta ıslanalım birlikte gürültüller toprağın kokusunda erisin kentin görüntüsü değişirken bulutlarla duraksamadan parlayan gözlerin ve ıslaklığınla sar beni en koyu kızıllığında dudaklarının kıralım demir parmaklı pencereleri önlerine ortanca saksıları yerleştirelim ağız dolusu sobe diyelim dudaklarımıza. IV. Sana güneşli bir günde geleyim ışıklı yollara halılar serelim birlikte aşkınlığa yükselelim, kyanus sularının ortasında altın kumsallarıyla mücevher gibi parlayan adada, ben hep iskeleye demir atmış beyaz bir yelkenlinin düşünü gördüm tuzlu dudaklarını yakmak için sana kendi yaptığım güneşleri getireyim. A.Kadir Bilgin |
Gözlerimdeki çiçekler ıslak Gözlerimdeki Çiçekler Islak Yine ruhuma yağmurlar yağıyor bugün Gözlerimdeki çiçekler ıslak Sensizlik dondurdu bedenimi Üşüyorum sıcaklığın benden uzak Al bak yüreğim avuçlarımda Isıt dudaklarınla üşümesin Korkma dokun ona ruhunla Sar vuslat yapraklarını üşümesin Uğur İlhan/1997 |
Bana diyorsun ki Nasıl bir martı yavrusunu severse Bana diyorsun ki Nasıl bir midye incisini gizlerse Bana diyorsun ki Nasıl bir arı peteğini örerse İşte öyle büyüyorsun içimde Sevgi yetmez Sevgi yetmez Sevgine saygın yoksa Sevgi yetmez Sevgi yetmez Sorumluluğun yoksa Sevgi yetmez Sevgi yetmez Arada eller varsa Sevgi yetmez Sevgi yetmez Yarından ümit yoksa... Bense diyorum ki Bahçende güller baktıkça güzelleşir Bense diyorum ki Aşk engelleri aştıkça değerlenir Bense diyorum ki Güneş yağmurlar topraktan güllerin Saygı sorumluluk sadakat sevginindir İLHAN İREM |
Adı barış olacak Yakında bir oğlum olacak adını "Barış" koyacağım Savaşın ortasındayken bile yüzü hep gülecek yavrumun Gülen fotoğraflarına bakacağım Hasbelkader cephedeysem Yaşama umudum olacak benim gül yüzlü ciğerparem Ya kızım mı olursa? Ne fark eder ki? Öğütledim hayat arkadaşıma Adı yine "Barış" olacak Özcan Günergök |
Karar ver Sevgi mi? Aşk mı? Sevgi,bilgelik ister Sabır ister Aşk ise savaşçı Aşk,yalınkılıç dolaşır Sevgi tarlalarında Barbardır,hem de yağmacı Saçlarında rüzgar Kucağında sevgi var Zalimdir, üstelik talancı Aşk,özgürlük ister Onun için duyabileceğin Tekşey Tutku,zevk ve acı Bilgeye gerekli olan ise Hüzün ve sevgi Daima aşkı arar gözleri Karar ver Sevgi mi.? Aşk mı.? Ama unutma Bilge de bir zaman Olmuştu savaşçı.. ÖNER KAÇIRAN |
Bir kıvılcım düşer önce, Büyür yavaş yavaş, Bir bakarsın volkan olmuş,yanmışsın arkadaş... Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş, Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş... Ortak olmak her sevince, her derde kedere, Ve yürümek ömürboyu, Beraberce elele... Olmasın hiç, O ta içten gülen gözlerde yaş, bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş... Yılmaz Güney |
Ey zaman, bilmez misin ettiğin kötülükleri? Sana düşer azapların, tövbelerin beteri. Alçakları besler, yoksulları ezer durursun: Ya bunak bir ihtiyarsın, ya da eşeğin biri. Ömer Hayyam... |
diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan SANİYE GÜNDÜZ YILDIRIM |
Mahallemizde Senden başka ağaç olsaydı Seni bu kadar sevmezdim. Fakat eğer sen Bizimle beraber Kaydırak oynamasını bilseydin Seni daha çok severdim. Güzel ağacım! Sen kuruduğun zaman Biz de inşallah Başka mahalleye taşınmış oluruz. Orhan Veli Kanık |
GECE VARDİYALARI 1. Bu sıkıntılı floş tarlasında yapayalnızken Eski tezgâhlarda dokuduğum saçak desenlerine Işıltılı ipek gözlerini çizmiştim Sevgilim acılarla dolu şiirler ezberimde Döndükçe gres yağını ezen dişliler gibi İncecik dudakların da her gece Korunmasız dudaklarımı ezsin isterdim Hiç düşmesem bile aklına Paylaşılan bir sevginin sevincini duyarak Yine de senin uzak ve titreyen Soğuk yatağında üşüyen yüreğini Sonsuza kadar tutuşturmak isterdim Kimse bilmiyor her makara değişiminde Yanlış renkler taktığımı tahta cağarlığa Yeşil yerine mavi örneğin Aklıma sen gelince apansız Ve işsiz kaldığında solgun yüzüne yazılan Zayıflamış umarsız Kimse bilmiyor nasıl dokunur Bu alımlı bu pahalı desenler Denize bakan varsıl yalıların Lüks otellerin kadife perdelerini süsleyen Sabahlara kadar bir denizkızının Saçlarıyla dokuduğu Gece vardiyalarının bedeli Hiç ödenmemiş emeğimce soylu Seni düşleyebilmek Terlemiş tezgâhlar halden bilip sustuğunda Uzak yollardan dönen Yorgun doru atlar gibi Anlatabilmek seni Şu çıkrığı döndüren mumlu ipliği Değiştirmek kadar kolay değil Kimseler olmasa da yanımda Sana "sevgilim" diyebilmek de Bir çiçeğe su vermek kadar Yazan : ibuyukcebeci |
Kaç zamandır yorgun gözlerim Sevgilinin tebessümüne hasret bu yüreğim Kapı pencere geleceği günü beklerim Dön dön artık gel bitanem Gözlerim kan çanağıdır Kollarım asırlık bir çınar dalı Yüreğim patlamaya hazır bir volkan Hatırlamaz başka bir şeyi zaman Yaşadığımız anıları, maziden kalan En ağır çalışan işçi benim Yirmi dört saat seni düşünürüm Gün gün kahrolur eririm Çürümeye yüz tutmuş şu bedenim Üç ay yedi gün tüm ömrüm Senden öncesi ve sonrası yok Anlamsız ve kavramsız zaman Boş gözler artık bana bakan Anlamsız geliyor sensiz zaman Yokluğundandır kahrolmam Beni yüzüstü bırakmandandır Hayattayken ölümü yaşamam Sensiz söylemez bülbüller şarkısını Yıldızlar kaybeder parlaklığını Artık dönmende kapatmaz Kalbime açtığın o kocaman yarayı Arayamam seni soramam kimselere Bıraktın beni kendi kendime Elimi kolumu bağladın Söylediğin o son sözle RIZA BEKTAŞ |
Gülüş bir yanaşımdır bir öbür kişiye; Birden iki kişiyi döndürür bir kişiye.. Anılarından kale yapıp sığınsa bile, Yetmez yalnız başına bir ömür bir kişiye. Özdemir Asaf |
Yokluğuna Dokundum Ellerime Çiğ Düştü Sana bir şiir borcum vardı yorgun düşen akşamların gölgesinde haykırıştı o vuslat acemiliği yarım kalmış bir uykuydu hüzün bu deli kentin sabahına inat senli geceler kuşandım gözlerini dokudum kapanmak bilmeyen göz kapaklarıma bir şiir borcum kaldı yüreğime mıhlı gizemli öyküler esrarında saman alevi hayata inat yangınlar kuşandım aşka dair ondandır susuşum düşüşüm ondan / gecenin kuytu yanına yalnızlığımla hani kanar ya gece hani yıldız yıldız dökülür ya kelimeler öylece uzatıp ellerimi yokluğuna dokundum yokluğun bir suret aynaya her bakışımda gözlerimin içinde bir koca dünya yokluğun çığlıklanmış bir dize kalemime bağdaş kurmuş yokluğun bir zehirli nân oyy yokluğun isyan belki bu son şiiri gençliğimin belki yazılacak yeni bir ömrün başlangıcı gözleri kısık bir İstanbul yokluğun / karanlık zaman erirken sarhoş gülmeler ısrarında tenha sokaklarda kırıldı adımlarım peşimde iri gölgeler bir şiir yazacaktım sana ellerime çiy düştü alnı ak bir kaç harf kopardım gökyüzünden çiy düşen ellerimle gecenin en karanlık yanına adını yazdım düştüm kanadım yokluğun şiirimi kuşatmış en anlamsız cümle yokluğun bir apansız kurşun kalbimi dağıtmış yokluğun zemheride kurulmuş bir dâr oyy yokluğun intihar... İmdat Özcan |
| Saat: 06:13 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık