![]() |
HANI KURSUN SIKSAN GECMEZ GECEDEN Yigit harmanlari, yiginaklar, Kurulmus cetin daglarinda vatanlarin. Dize getirilmis haydutlar, HayInlar, amana gelmis, Yetim hakki sorulmus, Hesap gorulmus. Demdir bu... Demdir, Derya dibinde yanginlar, Kan kesmis ovalar ustunde Mayis... Ucmus, bir kustuyu hafifliginde, Celik kadavrasi korugan`larin. Ölünmüs, canim,ölünmüs, Murad alinmis... Gelgelelim, Beter, bize kismetmis. Ölüm, boyle alti okka koymaz adama, Susmak ve beklemek, muthis Genciz, namlu gibi, Ve catal yurek, Barisa, bayrama hasret Uykulara, derin, kaygisiz, rahat, Otuziki disimizle gulmege, Doyasiya sevismege,yemege... Kac yol, aglamakli olmusum geceleri, Asil, bizim aramizda guzeldir hasret Ve asil biz biliriz kederi. Icim, bir suskunsa tekin mi ola? O Malta bicagi,kInsIz,uyanik, Ve genc bir misradir Filinta endam... Neden, neden alnindaki yikkinlik, Bakislarindaki olduren bugu? Kac yol aglamakli oluyorum geceleri... Nasil da almis aklimi, Surmus, filiz vermis icimde sevdan, Dost, dusman soz eder kendi kavlince, Kinanmak, yigit basina. Bu,ne ayip, ne de yasak, Oylece bir gercek, kendi halinde, Belki, yasamama sebep... Evet, aglamakli oluyorum, demdir bu. Hani, kursun siksan gecmez geceden, Anlatamam, nasil issiz, nasil karanlik... Ve zehir - zikkim cigaram. Gene bir cehennem var yastigimda, Gel artik... ben sana mecburum bilemezsin adini mih gibi aklimda tutuyorum buyudukce buyuyor gozlerin ben sana mecburum bilemezsin icimi seninle isitiyorum agaclar sonbahara hazirlaniyor bu sehir o eski Istanbul mudur karanlikta bulutlar parcalaniyor sokak lambalari birden yaniyor kaldirimlarda yagmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir aksamustu ansizin yorulur tutsak ustura agzinda yasamaktan kimi zaman ellerini kirar tutkusu birkac hayat cikarir yasamasindan hangi kapiyi calsa kimi zaman arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor eski zamanlardan bir cuma caliyor durup kose basinda deliksiz dinlesem sana kullanilmamis bir gok getirsem haftalar ellerimde ufalaniyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun belki Haziran`da mavi benekli cocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir sileb siziyor issiz gozlerinden belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun butun islanmissin tuylerin urperiyor belki korsun kirilmissin telas icindesin kotu ruzgar saclarini goturuyor ne vakit bir yasamak dusunsem bu kurtlar sofrasinda belki zor ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yasamak dusunsem sus deyip adinla basliyorum icimsira kimildiyor gizli denizlerin hayir baska turlu olmayacak ben sana mecburum bilemezsin İSTANBUL Salkım salkım tan yelleri estiğinde Mavi patiskaları yırtan gemilerinle Uzaktan seni düşünürüm istanbul Binbir direkli Haliç@inde akşam Adalarında bahar Süleymaniye@nde güneş Hey sen ne güzelsin kavgamızın şehri Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde Bakışlarımda akşam karanlığın Kulaklarımda sesin İstanbul Ve uzaklardan Ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul Plajlarında karaborsacılar Yağlı gövdelerini kumlara sermiştir Kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında Balıkpazarı@nda depoya kaçırılan fasulyanın Meyvesini birlikte devşirirler Sen şimdi haramilerin elindesin İstanbul Et tereyağı şeker Padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde Yumurta masallarıyla büyütülür çocukların Hürriyet yok Ekmek yok Hak yok Kolların ardından bağlandı Kesildi yolbaşların Haramilerden gayrısına yaşamak yok Almış dizginleri eline Bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası Onların kemik yalayan dostları Onların sazı cazı villası doktoru dişçisi Ve sen esnaf sen köylü sen memur sen entellektüel Ve sen Ve sen haktan bahseden Ortaköy@ün Cibali@nin işçisi Seni öldürürler Seni sürerler Buhranlar senin sırtından geçiştirilir İpek şiltelerin istakozların Ve ahmak kadınların selameti için Hakkında idam hükümleri verilir Haktan bahseden namuslu insanları Yağmurlu bir mart akşamı topladılar Karanlık mahzenlerinde şehrin Cellatlara gün doğdu Kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır Bir kalem yazın vardır Dudakları yakan bir çift sözün vardır Söylenmez Haramiler kesmiş sokak başlarını Polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi Haramilerin elinde Ve mahzenlerinde insanlar bekler Gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer Bebelerin hasreti içlerinde gömülü Can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul Bulutların ardında damla damla sesler Gülen çehreleri ve cesaretleriyle Arkadaşlar çıktı karşıma Dindi şakaklarımın ağrısı Bir kadın kardeş tanırdım Bir arkadaş karısı Hasta ciğerlerinin taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları Ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi Cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında Gebeliğin dokuzuncu ayında Aç kurtların varoşlara saldırdığı Tipili bir gece yarısı Sırtında çok uzak bir köyden indirdi Otuzbeş kiloluk sırrımızı Zafer kanlı zafer kıpkırmızı Boşuna çekilmedi bunca acılar İstanbul Bekle bizi Büyük ve sakin Süleymaniye@nle bekle Parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla Mavi denizlerine yaslanmış Beyaz tahta masalarınla bekle Ve bir kuruşa yeni hayat satan Tophane@nin karanlık sokaklarında Koyun koyuna yatan Kirli çocuklarınla bekle bizi Bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi Bekle dinamiti tarihin Bekle yumruklarımız Haramilerin saltanatını yıksın Bekle o günler gelsin İstanbul bekle Sen bize lâyıksın. |
sen BENİM GÖKYÜZÜMSÜN BENİM EN SEVDİĞİM TEPESİN BENİM SICAK YATAĞIMSIN BENİM FIRTINADA SIĞINDIĞIM LİMANSIN BENİM EN DEĞERLİ ARMAĞANIMSIN BENİM EN DUYGUSAL ANIMSIN BENİM SONSUZA DEK EN YAKIN ARKADAŞIMSIN BENİM İLHAM KAYNAĞIMSIN BENİM KADERİMSİN BENİM PARILDAYAN IŞIĞIMSIN BENİM GECEM,GÜNDÜZÜMSÜN BENİM YÜREĞİMİN İLACISIN BENİM ÖFKEMİN GİDERİCİSİSİN BENİM AĞRI KESİCİMSİN BENİM BAHAR ATEŞİMSİN BENİM NADİR BULUNANMÜCEVHERİMSİN BENİM DUALARIMIN YANITISIN BENİM KALBİM, RUHUMSUN BENİM HAYATIMI HAYAT YAPANSIN BENİM KUTSALIMSIN BENİM MORALİMİ DÜZELTENSİN BENİM EN BÜYÜK ŞANSIMSIN BENİM SON DANSIMSIN BENİM ENERJİMSİN BENİM İŞTAH AÇICIMSIN BENİM SBAH GÜNEŞİMSİN BENİM AKŞAM EĞLENCEMSİN BENİM DANS PARTNERİMSİN BENİM KALBİMİN BEKÇİSİSİN BENİM KAHKAHALARIMIN KAYNAĞISIN BENİM SONSUZUMSUN BENİM YANAN ATEŞİMSİN BENİM EN BÜYÜK ARZUMSUN BENİM RUHUMUN EŞİSİN BENİM İNACIMSIN BENİM RÜYALARIMSIN BENİM HERKESTEN ÖNCE GELENİMSİN BENİM GÜVENCEMSİN BENİM SAĞDUYUMSUN ÖLENE KADAR SEBEBİMSİN BELKİ.., BİLMİYORSUNDUR... |
ASK Simdi sen kalkip gidiyorsun. Git. Gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugun iyi uyanmistik Sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi Bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu Bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti Yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz Sanki hic olmamisti Oysa kalbim iste suracikta carpiyordu Surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli Istanbullar Surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin Oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek Ki Karakoy koprusune yagmur yagarken Biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti Cunku iki kisiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya Bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz Seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu Iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk Yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde Memelerin vardi memelerin kahramandi sonra Sonrasi iyilik guzellik. |
SENDE AÞKLARIMI TEMÝZE ÇEKTÝM ölü bir yýlan gibi yatýyordu aramýzda yorgun, kirli ve umutsuz geçmiþim oysa bilmediðin bir þey vardý CANIM Ben sende bütün aþklarýmý temize çektim imrendiðin, öfkelendiðin kýzdýðýn ya da kýskandýðýn diyelim yani yaþamýþlýk sandýðýn Geçmiþim dile dökülmeyenin tenhalýðýnda kaçýrýlan bakýþlarda gündeliðin baþýboþ ayrýntýlarýnda zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatýmdaki herhangi biri sanýyordun, biraz daha fazla sevdiðim, biraz daha önem verdiðim. Baþlangýçta doðruydu belki. Sýradan bir serüven, ratsgele bir iliþki gibi baþlayýp, gün günden hayatýma yayýlan, büyüyüp kök ölü bir yýlan gibi yatýyordu aramýzda yorgun, kirli ve umutsuz geçmiþim oysa bilmediðin bir þey vardý Ben sende bütün aþklarýmý temize çektim imrendiðin, öfkelendiðin kýzdýðýn ya da kýskandýðýn diyelim yani yaþamýþlýk sandýðýn Geçmiþim dile dökülmeyenin tenhalýðýnda kaçýrýlan bakýþlarda gündeliðin baþýboþ ayrýntýlarýnda zaman zaman geri tepip duruyordu. Ve elbet üzerinde durulmuyordu. Sense kendini hala hayatýmdaki herhangi biri sanýyordun, biraz daha fazla sevdiðim, biraz daha önem verdiðim. Baþlangýçta doðruydu belki. Sýradan bir serüven, ratsgele bir iliþki gibi baþlayýp, gün günden hayatýma yayýlan, büyüyüp kök salan , benliðimi kavrayýp, varlýðýmý ele geçiren bir aþka bedellendin. Ve hala bilmiyordun CANIM Ben sende bütün aþklarýmý temize çektim Anladýðýndaysa yapacak tek þey kalmýþtý sana Bütün kazananlar gibi Terk etmek ... |
***BENSİZ...*** gozlerim uzakta, birini mi bekliyorlar acaba? neden gelmedin? hani gelecektin?? kac hafta gecti?? Artik sabrim kalmiyor anla.. yavas yavas kopuyorum senden.. Gidiyorum uzaklara.. Birak beni.. Arama sorma birdaha.. Ben senden once de yasiyordum Senden sonra da yasarim.. Ayni senin simdi yaptigin gibi... Git git git ve birdaha donme.. Sevdigimdin... taptigimdin... kalbimdin.. ama simdi... NEFRETIMSIN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! |
Kalbime Vurulan Mühür Gibisin Gözlerin ufkumda bir nur inanki En umutsuz karanlık gecelerde Seninle kördüğüm gibiyim sanki Çözülmek bilmeyen bilmecelerde Seni sevipte unutmak mümkün mü? Kalbime vurulan mühür gibisin Ben deli divane hayat küskünü Sen daha taptaze ömür gibisin Sen bir leyla isen bende mecnunum Bir sana yangınım bir sana vurgunum Sensiz yaşayamam anlıyor musun Hava gibi su gibi sana mecburum Sensin içli sevdam nazlı çiçeğim Benim tatlı hülyam haklı gerçeğim Bu can bu bedende var oldukça Seni ölümüm gibi bekleyeceğim Korkunun olduğu yerde aşk yoktur. Cesarettir sevmek. Düzenlere,oyunlara,kötülüklere meydan okumaktır. Sevmek; uzaklaşmaktır yalandan,bencilliği hiçe saymaktır. Bir başka açıdanda inanmaktır sevmek. Gerçekten inanmaktır, tümden inanmaktır. İnsan sevince; sevdiğine bütün varlığı ile teslim olmamışsa,yeteri derecede sevmemiş demektir. Ve ona kayıtsız şartsız inanmıyorsa,sevgiden bahsetmeye bile hakkı yoktur. Kıskançlık inancımızın bütünlüğü ölçüsünde besler aşkı. Şüpheyse öldürür.Şüphenin olduğu yerde inancın yeri olmaz. Sevgiden bahsedilemez orada. Kıskançlıksa; kutsal bir duadır,dudağında sevenlerin. Sevmek; var olmaktır bir bakıma,derinden bakılınca yokluğa benzer. Sevmek bütünlenmektir. Çok seven eksildiğini zanneder,oysa artmaktadır sevmek,çoğalmaktır. Çevrenin gözlerimizden silinmesi, önce bir eksilme hissi verir insana. Fakat o her şeyimizi varlığı ile doldurdukça arttığımızı anlarız. O bir tek kazanç,bütün kayıplarımıza bedeldir. Bir an gelir; her şeyi onunla değerlendirmeye başlarız. O bugün mutluysa yaşamak güzeldir. Kabımıza sığmayız. Şarkılar söylemek gelir içimizden. O kederliyse,gözlerimizde herşey kederlidir artık. Bütün güzellikler bir bir yitirirler anlamlarını. O anlarda ölümü düşünürde,yine ölemeyiz kurtulamamak için. Yanmaktır,tutuşmaktır sevmek ve yaşadıkça hiç sönmemektir. Dinle sana sevmenin ne olmadığını söyleyeceğim önce. Ne olduğunu sonra anlayacaksın. Dinle, sevmek alış veriş değildir. Geometri değildir,aritmetik değildir. En değerli şeydir belki,ama karşılığında hiçbir şey alınmaz. Karşılıksız bir çeke atılmış kuru bir imza değildir sevmek.İskambil kağıdı değildir,zar değildir,bir dilim değildir,hesap pusulası değildir sevmek. Sevginin bedeli yine sevgiyle ödenir,altınla değil. Sevilmekse; sevmenin mükafatıdır ancak,karşılığı değil. Bir sevgiye eş bir başka sevgi olamaz. Çünkü her sevgi birbirinden büyüktür. Sevgi tartılamaz, sevgi ölçülemez. Sevgi; gram değildir, mesafe değildir. Derinlik sanırsınız,yüksekliktir o. Sevgi; dudak değildir,göz değildir,saç değildir. Sandalye değildir sevgi,yatak değildir, çarşaf değildir. İçki değildir,içemezsiniz fakat herşeyden güzeldir sarhoşluğu. Geçip karşısına seyredemezsiniz,manzara değildir,tablo değildir,heykel değildir. Okuyamazsınız kitap değildir. Bilmece değildir,çözemezsiniz. İstesenizde içinizden atamazsınız. Kan değildir,kesip damarınızı akıtamazsınız. Siz ağladıkca o güçlenir içinizde. Akmaz, gözyaşı değildir. Kuş değildir uçmaz, çiçek değildir koklanmaz. Bitmez çile değildir. Ne desen o değildir sevmek. SEVGİYİ TARİF ETMEYE KALKSAM,SENİ ANLATIRDIM DÜNYAYA zamansız aklıma gelmelerden geç artık, söz veriyorum geceler, and içiyorum, yemin ediyorum bu sondur seni düşündüğüm, sondur seninle geçen bu saniye, son... son diyorum, sonra sabah oluyor, uyanıyorum uykudan, bir rüya görmüşüm mavi ve yeşil, güneşim gene sıcak, sarı bahar gelmiş ilk bahar, ne çıkar!? uyanıyorum uykudan sen geliyorsun aklıma, gülüşün geliyor sözlerin geliyor, odam seninle doluyor, neden, anlamıyorum, neden? neden boş verdiğim söz, ettiğim yemin, neden anlamıyorum, söyle duyuyorsan neden, neden? seni unutamıyorum... |
GİTTİN GİTTİN.. BEN, ARKANDAN SADECE BAKTIM. OYSA, SÖYLENECEK O KADAR ÇOK ŞEYİM VARDI Kİ. "GİDERSEN İYİYE DAİR NE VARSA İÇİMDE YİTİRECEĞİM HEPSİNİ. GİDERSEN SÖNECEK İÇİMDEKİ ATEŞ VE BİR DAHA HİÇ KİMSE YAKAMAYACAK. GİDERSEN KARANLIĞA MAHKUM EDECEKSİN GÜNLERİMİ O KARANLIKTA YOLUMU KAYBEDECEĞİM" DİYECEKTİM SANA KONUŞAMADIM... GİTTİN... GİDİŞİNİ GÖRMEMEK İÇİN GÖZLERİMİ KAPATTIM ÖYLESİNE ACIDIKİ İÇİM, TUTUP KOPARSALARDI KOLUMU BACAĞIMI BU KADAR ACI DUYMAZDIM. ACIM YAŞ OLUP AKMALIYDI GÖZLERİMDEN. AĞLAYAMADIM... GİTTİN... SENİ DELİCESİNE BİR TUTKUYLA SEVİYORDUM OYSA TUTKUM SENİNLE OLMAKTI, TUTKUM TENİNDE ERİMEK, TUTKUM HAYATI SENİNLE SADECE PAYLAŞMAKTI. ANLATAMADIM... GİTTİN... GİDİŞİNİ ÖNLEMEK İÇİN TUTMAK VARDI ELLERİNDEN ELLERİM DEĞİL MİYDİ HER DOKUNUŞUMDA SENİ ÜRPERTEN? ÜRPERDİN YİNE BİLİYORUM. BİR KEZ DOKUNSAM, BİR KEZ TUTSAM ELLERİNİ GİTMEK İÇİN BİRİKTİRDİĞİN BÜTÜN CESARETİN KAYBOLURDU. TUTAMADIM. GİTTİN... BİR YIKIM GİBİYDİ GİDİŞİN SEN ADIM ADIM UZAKLAŞIRKEN BENDEN ÇÖKÜP KALDI BEDENİM OLDUĞU YERE NİCE TERK EDİŞLERE DAYANAN YÜREK BU KEZ YENİLMİŞTİ BU KADAR ZAYIF DEĞİLDİM BEN KALKMALIYDIM. KALKAMADIM... GİTTİN... OYSA GELDİĞİN GÜN GİDECEĞİNİ BİLİYORDUM HAZIRDIM GİDİŞİNE, KAÇAK ZAMANLARI YAŞIYORDUK ZAMAN BİTECEK VE SEN GİDECEKTİN BENSE, GİDİŞİNİN ERTESİ GÜNÜ HAYATIMA KALDIĞIM YERDEN YENİDEN BAŞLAYACAKTIM. BAŞLAYAMADIM... GİTTİN... BİR ŞEY SÖYLEDİN Mİ GİDERKEN? "KAL" DEMEMİ İSTEDİN Mİ? SON BİR KEZ "SENİ SEVİYORUM" DEDİN Mİ? "BEKLE BENİ DÖNECEĞİM" DİYE UMUT VERDİN Mİ? BEYNİM ÖYLESİNE UĞULDUYORDUKİ. DUYAMADIM... GİTTİN... NEREYE GİTTİĞİN ÖENEMLİ DEĞİLDİ BİNLECE KİLOMETRE UZAKTA DA OLSAN, İKİ METRE ÖTEMD DE FARK ETMİYORDU. ARTIK YOKTUN VE ASIL BU DÜŞÜNCE BENİ FELÇ EDİYORDU KURTULMALIYDIM SENDEN, BU YOKLUK DUYGUSUNDAN KURTULMALIYDIM. KURTULAMADIM... GİTTİN... UNUTULANLARIN ARASINA KATILMALIYDIM ANILARI BİR SANDIĞA KOYUP HAYATIN BİR YERİNDEN YAKALAMALIYDIM. BU AŞK NOKTALANMALIYDI, BU SEVDADAN VAZGEÇMELİYDİM YAPAMADIM... GİTTİN... BİR OKYANUSUN ORTASINDA TEK KÜREĞİ KAYBOLMUŞ SANDALDA DEV DALGALARLA BOĞUŞAN BİR DENİZCİYİM ŞİMDİ. BİL Kİ; SEVMEKTEN VAZGEÇMEDİM SENİ, BİL Kİ; SENİNLE BİRLİKTE SEVDANI DA TAŞIYACAĞIM YÜREĞİMDE, BİL Kİ; SENİ UNUTAMADIM... |
Sana bu sözlerimi, gözlerine bakarak söylemek isterdim... Ama yanımda değilsin ki...bir yıldız gibi erişilmeyen uzaklardasın.. Bugün ben mavi denizlere daldım, akşamın bir vaktinde,Kırmızı ve kısa saçlarını okşuyorum rüzgarın, Akşam rüzgarının dondurucu serinliğinde, savrulan zavallı bedenim, Ve denizdeki balıkların, yakamozla olan oyununu seyrediyorum, Adeta komik bir oyun işte, karanlıklarda kalmış benim umutlarım, Sessizlik içinde yanıp sönen yıldızlar gibi, Ve sonsuzluğu arayan bir balıkçının hayallerinde, Susturduğum martıların sesleriyle korkularımı arıyorum, Gün doğumlarının mutluluğu ile dolan yüreğim... Ve günbatımlarında sessizliğine büründüğüm kızıllıkta Yeni denizler keşfetmek uğruna, Kırdığım okul günlerini hatırlıyorum tebessümle, Sırf gökyüzünde süzülmek uğruna verdiğim ödünleri Bir martının kanadında......... Hani uzak sahillere yol almak sevdası vardı ya, Hani vardı ya ikimiz için çizdiğimiz resimler, Hiç bestelemediğimiz mısralarımız vardı hani bizden Hadi kaldır kafanı topraklardan , Gözlerime bak utancını yargılayalım bir bir, Rıhtımın bir köşesinden dalalım uzaklara, Alabildiğine uzatalım ellerimizi batan güneşe, Yelkenliler getirdim senin için ta uzaklardan, Hadi binip gidelim o saçlarının rengi ufkun güzelliğine, Martılara eziyet olmasın , yormayalım beyaz kanatlarını, Bize yol göstersin yunus balıkları, Uzak denizlere doğru özgürce uçsun beyaz güvercinler, Yeniden doğan ay ışığında yıldızları sayalım seninle ikimiz............ Yakamadığımız gecenin ışıklarını beraber yakalım, Yıldızları saymamıza hiç kimse engel olmasın, Hiç kimse gece ortasındaki yalnızlığımızı kıskanmasın, Hadi tut ellerimi , denizler üzerinde koşalım desem ......... Ama yoksun ............... Gözlerin , gözlerinde yok, Gözlerimden senin için akan yaşları hisset bitanem, Ve sonsuzluğun düşlerini kurmak sensiz, Kor ateşler üzerinde yürümenin acısı var yüreğimde Ama sen yoksun ki.... Gidiyorum karanlıklara doğru denizler üzerinde, Söndürüyorum gecenin tüm ışıklarını, Mavi denizlere dalıyorum serin sulara, Seni sular gibi , denizler gibi sevdim, Bir avuç umutsuzluğa umut bağladım senin için, Senin için resmettim akşamın kızıllığında martıları, Ve sessizliğine büründüğüm karanlığın içinden söküp aldığım umutları, Senin için denizler aldım , ışıklar yaktım üzerine, Gel dedim uzattım ellerimi ama sen gelmedin, Ben gittim karanlıklardayım, Yalnızım , hiç sevmediğim ıssızlıkta, AMA SEN YOKSUN... Giderken yağmur vuruyordu camlara Yağmurun sesine karışmıştı ayak seslerin Çaresizliği ve umutsuzluğu yaşayan biri kalmıştı geride Ve ben, ve sen, ve sevgi ya aşkımız? Bitmişti... Hepsi bitmişti... Geride ise küllenmeye başlayan bir aşkta Hala bir rüzgar bekleyen Bir ateş parçası kalmıştı Ve bir rüzgar bekliyordu yeniden alevlenmek için İlk ayrılıktı bu... İlk aşk ve ilk ayrılık... Giderken sessizliği öğrettin bana Giderken hüznü öğrettin Hiç gelişin olmadı zaten... Bazen içimdeki umut bir mum oldu Karanlık gecelerde seni aramak için Lakin rüzgara karşı yürüdüğümün farkında değildim... Ve şimdi... Her yağmur sesinde seni düşlerim Her yağmur sesinde seni özlerim Ve hala giden sevgili seni beklerim Seni beklerim... Yağmur yüreklim... |
sabahın ilk günaydınını söyledigim aşkıma..... Senle uyanıp, saç baş darmadağın, gözler mahmur ayna karşısına geçiyorum. Sana güler gibi aynalara gülümsüyorum. Gözlerimde kalmış bir kare resmini çiziyorum aynanın içine ve senle sabahın içinde sabah söyleşine başlayarak güne başlıyorum. sanki hep yanımdaymışın gibi.... Ne yalan söyleyeyim aranıyorum evin içinde, kahvaltı masasında, pencere önünde, radyodan yükselen bir türkünün ezgisinde. Bir görünüp bir kayboluyorsun. Bir değip bir kayboluyorsun. Sonra, sonrası yok bir yalnızlık giriyor koynuma. bana yolladığın resimlere birer birer bakıyorum. Şimdi şu an hangisine daha çok benziyorsun diye düşünüyorum. Her resimde daha farklısın. Ama tümündeki ortak yan, değişmez kalan gözlerindeki hüzün. Hüznünü çalmak istiyorum. Ellerini düşünüyorum, ince parmaklarını. Sonra saçlarının dalgalarındaki yansıyan ışığı, gözlerindeki sıcak sevgiyi... Gülüşünü... Elini tutup parmaklarını teker teker açıp avucuna binlerce öpücük doldurduğumda ne yapacağını... Parmak uçlarıyla resimlere dokunuyorum. Bir an sanki gülümsedin gibi geliyor. Hani dokununca gıdıklanır ya insan öyle. “Dur.” diyecek gibi olup kendini parmak uçlarının ince dokunuşuna bırakır gibi sesiz bakıyorsun. Sana en çok yakışan gülüşü dudaklarına kondurup öyle hüzünlü ve yine öyle sakin bakıyorsun... Kaşlarını düzeltiyim diyorum... düzeltilmeye gerek duyulmayan ince kaşlarında parmaklarım. "Bırak, karıştırma" diyorsun sanki. Ve sonra.... seni her zaman tutku dolu bir askla sevecegim tatlı dillim... yüreginden umudu, dudakalarından gülüşü, ellerinden ellerimi hiç eksik etme.... Seni Seviyorum gögsümde sakladıgım kalbim, ömrümsün.... Bize sevmesini öğretmediler sevgili,bize hep sevgiyi saklamasını öğrettiler Hep bekletmeyi..hep ertelemeyi...bu yüzden biz kiminle birlikteysek bir diğerini ama hep uzakta olanı özledik,hiç dinmedi doyumsuzluğumuz,biz hep uzaktakini sevdik sevgili...yanımızdakini değil,odamızın duvarının arkasındakini değil,birşeyler paylaştığımızı değil,uzaklardakini ulaşamadığımız kadar uzaklardakini sevdik... Yanımızdakileri kırıp geçirdik incitip üzdük de, hep ulaşamadıklarımıza sakladık söyleyemediğimiz o güzel sözleri... Özlediğimiz sevgiden delice korktuk biz sevgili. Sevmek bizim için sınırlarımızdan hiç çıkmamaktı. Kendi sınırlarımızda sevmek hep kapana kısılmaktı.Bu korku yüzünden hep karşımızdaki insanların sevgisini eksik bulduk,küçümsedik onların sevgisini,yeni heyecanlar arama isteği vardı.Bir kişide takılı kalmak ne kadar basit diyorduk. Gözümüz hep uçan kuşlardaydı Yüksek dağların en tepesinden bakıyorduk insanlara biz. Sorun bizdeydi sevgili. Sevgiye inançsız olan bizdik...Bir insan bizi sevmeye başladığında yenildiğinde sevgimize;ondan uzaklaşır, nasıl da tiksinirdik sevgilerinden biz. Ama bizden biraz uzaklaşmaya görsünler onları yana yakıla nasıl da arardık. Çünkü biz sevilmeye alışmıştık, hatırlasana nasıl da ihtiyaç duyardık seslerine, kokularına. Kaybolmuştuk dağıttığımız sevgilerde. Kim bizi seviyordu, biz kimi seviyorduk. Sınırlar erir, karışırdı herşey. Öksüz sahipsiz bir sevgimiz vardı ama onu kime vereceğimizi şaşırdık. İnanırlardı bize,inanırlardı o öksüz, sahipsiz, başıboş sevgimize. Çünkü çevremizdeki herkes o kadar hasretti ki sevgiye.. Çünkü onlar da bizim gibi sınırlar içinde büyümüşlerdi. açılamıyorlardı kendilerini tanıyamadan çıkamazlardı, sınırdan izinsiz çıkış yoktu bize sevgiye geçit yoktu.Kaç zamandır kendimizi kandırdık sevgili. Kimi sevenler şarkılarda yaşatır sevdiğini,kimi eski cüzdanındaki eski, soluk bir resimde, kimi ise hayallerle süslediği sınırlı dünyasında anlatacak çok şeyleri yoktur.Çok olan sadece çektikleri acılardır sınırlı dünyalarında. Bunu bilirler sevgili,ama kıramazlar zincirleri. Aşkı,sevmeyi,sevilmeyi kendimizi adamayı o kadar çok özlemişken,aynı zamanda ikiyüzlülükte içimize işlemişti.Kendimden biliyorum,gözümüzde hayatımızın zerre kadar önemi yoktu.Gerektiğinde hayatımızı hiçe sayacak kadar kahraman ama bir o kadar da yalancı ve riyakardık sevgili. Patlayıcı bir madde gibi taşırdık sevgileri.Kaygı dolu,ürküntü dolu bir sır gibi taşırdık sevgileri.Okuduğumuz yoksulluk romanlarında,gözyaşlarıyla seyrettiğimiz filmlerde anlatılan kahramanların hayatlarından daha berbattı hayatımız aslında.Ama kendimize duymadığımız şefkati onlara duyardık.. Birbirimize ne kadar ne kadar üzüldüğümüzü gösteremediğimizden, birbirimizin derdine yeterince eğilemediğimiz için bu filmlerdeki kahramanların hayatlarına ağlardık doyasıya...Aslında birbirimizi çok sevmek istiyorduk,ama nedense çok utanıyorduk bundan ve hep erteliyorduk. Yürürken sokakta karanlıklar eşlik ederdi yalnızlığımıza Sokağın sonunda o gökyüzünün yalancılığı bizi de vururdu kaybolan o sahipsiz aşklarıda... Biliyormusun bugüne kadar hep seviyormuşum gibi yaptım ben.Aslında onları tanımıyordum ben,ama yinede ihtiyacım vardı sevgilerine . Bağışlasınlar beni ve unutmasınlar, onlar adına onlardan daha çok acı çektim ben... Bir tek seni tanıyorum aslında ben... Bir tek seni... Dinliyorum anlat hadi... Demek sonsuza dek kaçıyormuş insan kendisinden.. |
Heeey Hayat..! ! ! ! Heey Hayat..! ! İstediğin kadar üstüme üstüme gel..! ! Direniyorum. Israrlarına rağmen, Yıkılmayacağım. İstediğin kadar ez beni, İstediğin kadar zulüm et..! ! Dimdik ayaktayım.! ! Çünkü..! ! ! Yaşama sevincimi, Aşktan almaktayım..! ! Ne sen..... Ne de içine aldığın insanların, Aşktan,barıştan,dostluktan bir haber insanların.. Yıkamazlar beni, Öldüremezler, İçimdeki yaşam sevincimi.. Heeey Hayat..! ! ! ! Yolun yarısını geçmişken ben, Halen yaşamaktayım..! ! Yaşama sevincimi, Aşktan almaktayım..! ! ! Nazife Abaylı |
| Saat: 21:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık