MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

HerHangiBiri 4 Kasım 2008 20:11

Önyargıları yıkma partisi




"Önyargıları yıkmak" isteyen psikolog anne Şule Akdağ, 12 yaşındaki kızı Ezgi'nin "ergenliğe adım" anlamına gelen ilk reglini davetle kutlayacak..

Doğum, girilen her yeni yaş, sünnet, askere gidiş, evlilik kutlanıyor da, kadınlar için ergenliğe ilk adım, doğurganlığın başlaması anlamına gelen ilk regl neden kutlanmasın? Ankara'da bu soruyu soran bir anne kızının ilk reglini kutlamak için davet verecek. Genç kızların kadınlığa ilk adımını kutlamak için tören yapılması fikri uzun yıllardır feministlerce tartışılıyor. Türkiye'de bir tabu halinde yaşanan reglin toplum tarafından ayıp, utanılacak bir konu olarak görülmesini eleştiren kimi feministler, ergenliğe ilk adım olarak görülen bu günün çok önemsenmesi ve kutlanması gerektiğini düşünüyor. Bu konudaki önyargıları yıkmak isteyen kadınlardan biri de iki kız çocuğu annesi Şule Akdağ...

'BU EŞİTSİZLİK NİYE?'

Kadının insan hakları eğitimi programı kapsamında ev kadınları ve çalışan kadınlardan oluşan gruplara eğitim veren psikolog Akdağ, 12 yaşındaki kızı Ezgi için "Gençliğe ilk adım" kutlaması yapacak. Kutlama için yakın çevresine ve kızının arkadaşlarına davetiye gönderen Akdağ, bu davetiyede, "Önyargıları yıkmak için Ezgi'nin gençliğe ilk adım partisinde sizleri de aramızda görmekten mutluluk duyarız" çağrısı yaptı. Ankara'da yarın bir restoranda yapılacak kutlama için gönderilen davetiyede çağrıcı olarak anne, baba ve ablanın isimleri yer aldı. Anne Akdağ kutlama kararını neden aldığını SABAH'a şöyle anlattı: "Bir erkek çocuğu dünyaya gelince, sünnet olunca, askere gidince, askerden gelince, evlenince kutlama yapılıyor, hediyeler alınıyor. Kız çocuğuna ise bir kez dünyaya gelince, bir de düğün yapılınca kutlama yapılıp hediye alınıyor. Bu kadar eşitsizlik niye? Ayrıca adet görüldüğünde tokat atılması, adetin kirli pis bir şey olarak görülmesi var. Bir kadın olarak adet görmenin üremenin başlangıcı olduğunu, doğum yapmanın kadınlığın en güzel yetilerinden biri olduğunu biliyoruz. Sünnetin alternatifi değil ama önyargıları yıkmak adına bir kadının böyle kirli sayılan, oysa çok önemsenmesi gereken bir gününün, gençliğe ilk adımına böyle olumlu bakılmasına inandığım için kutlama yapmaya karar verdim."

TEPKİ DE VAR DESTEK DE

Topluma mesaj vermek, çocuklarına önem verdiğini göstermek için böyle cesaret isteyen bir işe kalkıştığını anlatan anne Akdağ'ı destekleyenler de var, karşı çıkanlar da. Anne Akdağ, kutlamanın bir ilk olduğunu belirterek, "Eminim birileri özenip bunu yapacak. Doğum günleri kutlanıyor, bu da anlamlı bir günse kutlanmalı" dedi.

Ezgi önce 'saçma' dedi

İlköğretim 7'nci sınıf öğrencisi olan 12 yaşındaki Ezgi'ye bu düşünce ilk önce "saçma" gelmiş. Annesine bu öneriyi ilk getirdiğinde kızdığınısöyleyen Ezgi, daha sonra bunun doğallığını görüp,basketbol takımındaki bütün arkadaşlarının da gelmek istediğini öğrenince heyecanlandığını ve kutlamayı kabul ettiğini anlattı.

Baba katılmayacak

Eşinin de kendisi gibi psikolog olduğunu anlatan anne Akdağ, davetiyede eşinin isminin olmasınakarşın kutlamaya katılmayacağını söyledi. Aldıklarıkarara eşinin saygı duyduğunu anlatan anne Akdağ,"Siz yapın ama ben gelmeyeceğim' diyor. Gelmesi için elimizden gelen çabayı göstereceğiz, ama onu daanlıyorum. Erkek egemen toplumda yaşıyoruz" dedi.


SABAH


HerHangiBiri 5 Kasım 2008 09:10



ABD'nin yeni başkanı Obama


Demokrat Parti adayı Barack Obama Cumhuriyetçi rakibi McCain'i geçerek ABD'nin 44. Başkanı oldu.

ABD seçimlerinde sonucu Virginia eyaleti belirledi. Daha California'da sandıklar açılmadan, sonuç ortaya çıktı.
Zeynep Gürcanlı YAZIYO
Ohio, Pennsylvania ve en son, kritik eyaletlerden Virginia düştü. Virginia'da oylamanın ilk saatlerinde McCain önde gidiyordu. Ancak sonradan Obama'nın oyları gelmeye başladı. Ve Virginia, yüzde 51'e yüzde 49 gibi az bir farkla Obama'nın oldu.

Amerikan medyası, daha California'da oy verme işlemi bitip de, sandıklar bile açılmadan, Obama'yı "44. Amerikan Başkanı" ilan etti.

Bunun nedeni, ABD'nin en büyük eyaleti California'nın geleneksel bir Demokrat destekçisi olması. Ve California'ya ait 57 delege de hesaplandığında, Obama daha sandıklar bile açılmadan, "kazanan" ilan edildi.

İşte dünyanın yeni patronu

ANNESİ Kansaslı bir beyaz, babası ise Kenyalı bir siyah. 4 Ağustos 1961’de Hawaii’de doğan Barack Hussein Obama, ilkokulun bir sınıfını Endonezya’da okudu. 1988’de girdiği Harvard Üniversitesi’nde burslu olarak hukuk okuyan ve sınıfındaki 10 öğrenciden 9’unu not ortalamasında geride bırakan Obama, okulun çıkardığı prestejli "Harvard Law Review" dergisinin ilk Afrika kökenli Amerikalı başkanı seçilince ABD medyası ile tanıştı.

1996-2004 yılları arasında Illinois eyalet senatörü olan Obama, 2004 yılında ABD Senatosu’na seçildi. 2007 başında başkan aday adayı oldu ve Senatör Hillary Rodham Clinton ile girdiği önseçim mücadelesini geçen haziran ayında resmen Demokrat Parti Başkan Adayı seçilerek kazandı. Etkileyici bir hatip ve ABD’de çok satan iki kitabın yazarı. İşte her yönüyle, ABD Başkanı:

Doğum tarihi : 4 Ağustos 1961, Hawaii.

Etnik köken: Baba Kenyalı bir siyah, anne Kansaslı bir beyaz. Atalarında, Çeroki Kızılderilisi, İrlanda ve İskoç kanı da var. Barack ismi, "bereket" kelimesinden geliyor. Göbek adı Hussein.

Dini ve mezhebi : Reformcu ve radikal olmayan bir cemaate sahip Hz. İsa’nın Birleşik Kilisesi’ne bağlı bir Protestan. Dedesi bir Müslümandı.

Eğitim durumu: İlkokula Endonezya’da, ortaokula Hawaii’de gitti. Columbia Üniversitesi’nde siyaset bilimi, Harvard’da hukuk okudu.

Mesleği: Avukat, akademisyen ve 2005’ten beri federal düzeyde Senatör.

Medeni hali: Michelle LeVaughn Robinson (44) ile evli. 10 ve 7 yaşlarında iki kız çocuk sahibi.

Askerlik durumu: Hiç askerlik yapmadı.

Lakabı: Ailesi ve arkadaşları ona "Barry" diyor, anneannesi ise "Bear" (Ayı). Gizli servis korumaların taktığı ad ise "Renegade" (Kaçak).

Hayatını değiştiren an: 2004’te Boston’daki Demokrat Parti Ulusal Kongresi’nde yaptığı etkileyici konuşma. Illinois’den Senatör adayı olan Obama, "Liberal ve muhafazar iki Amerika yok. Ayrılığı bir kenara bırakalım. Tek bir Amerika var, o da Amerika Birleşik Devletleri. Benim hayat hikayem, başka hiçbir ülkede mümkün olamazdı" dediği konuşmasıyla ilk kez dikkat çekmişti.

En çok tekrarladığı laf: "Bakın size bir şey söyleyeyim."

Mezar taşında ne yazacak: İyi ve dürüst bir adamdı. İyi bir baba ve kocaydı. Dünyayı daha iyi bir yer yapmak için kendisinden birşeyler verdi.

Kullandığı otomobil: Chrysler 300C

Evcil hayvanları: Henüz yok. Ama kaybetse de kazansa da, seçimden hemen sonra kızlarına bir köpek alma sözü verdi. Bu sayede kızlarından seçim desteği aldı.

Başlıca sloganları: "İnanabileceğimiz değişim" ve "Evet, yapabiliriz."

Başlıca vaatleri: Devletin aktif müdahalesiyle mali krizi çözmek. Orta sınıfın vergi yükünü azaltıp gelir dağılımında adalet sağlamak. Amerikan askerlerini Irak’tan çekmek ve Afganistan’da terörle mücadeleye hız vermek.

Rakipleri nasıl karaladı: Cumhuriyetçiler ona "Paris Hilton gibi bir meşhur" dediler. Genç kalabalıkları çekmesi nedeniyle "rock yıldızı" diye nitelendi. Gizli Müslüman olduğu, sosyalist eğilimleri bulunduğu ima edildi. CNN, ismini El Kaide lideri Usame bin Ladin ile karıştırdı.

Destekleyen ünlüler: George Clooney, Scarlett Johannson, Robert de Niro, Tom Hanks, Matt Damon, Halle Berry, Bruce Springsteen, Oprah Winfrey.

İstenmeyen destekçileri: Hamas, Hizbullah ve İran Yönetimi.

Bir numaralı önceliği: Kapitalist sistemdeki tıkanıklığı açarak ABD’de ekonomiyi düzeltmek, ABD’nin dünyadaki imajını iyileştirmek.

Seçilince ilk işi ne olacak: Öncelikle, taraftarlarının aşırı yükselttiği beklentileri düşürecek. Herşeyi bir anda değiştiremeyeceği yönünde gerçekçi bir mesaj verecek ve ilk yılı büyük oranda "başkanlığı öğrenmekle" geçecek.

Siyasi kahramanı: Martin Luther King Jr, Mahatma Gandhi ve 1993’te ölen insan hakları savunucusu Cesar Chavez.

En sevdiği filozof: Friedrich Nietzsche ve 1971’de ölen Protestan dinbilimci Reinhold Niebuhr.

En sevdiği özlü söz: "Senin önünde garibiz, yabancıyız, atalarımız gibi. Yeryüzündeki günlerimiz bir gölge gibidir, kalıcı değildir." (Zebur’da, Hz. Davud’un duasını içeren "Tarihler" bölümünde 15’inci ayet. Obama, yazdığı biyografiye de bu ayetle başlamıştı)

En sevdiği kitap: İncil ve Nobel ödüllü Tony Morrison’dan "Song of Solomon."

En sevdiği şarkı: Fugees - "Ready or Not"

İzlediği ilk film: Born Free (Afrika aslanları hakkında 1966 yapımı bir film)

En sevdiği film: Baba (The Godfather)

İzlediği son sinema filmi: Shrek 3

En sevdiği aktör: Jeff Bridges.

En sevdiği TV programı: 1970’lerin Vietnam Savaşı konulu klasik komedi dizisi M.A.S.H ve bir spor programları.

En sevdiği süper kahraman: Örümcek Adam ve Batman.

En sevdiği yemekler: Acılı yemekler ve pizza.


HÜRRİYET


peaceful 5 Kasım 2008 09:58

ABD'NİN İLK SİYAH BAŞKANI SEÇİLİRKEN HATIRLANANLAR
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/4/0/8/124082.jpg

ABD'de ırk ayrımcılığında KARA tablo
Siyah Demokrat senatör Barack Obama'nın ABD başkanlığına seçilmesi, bu ülkede siyahlara karşı yapılan ırk ayrımcılığını tekrar öne çıkardı.

Amerikan tarihinde ilk kez bir siyah başkan seçilirken, siyahlara karşı keskin ayrımcılık hala devam ediyor.

İşte hayatın belirli alanlarında bilimsel araştırmalarla belirlenen bu ayrımcılığın çarpıcı sonuçlarının örnekleri:


SAĞLIK:
- Siyah kadınların yeni doğan bebeklerinin ölüm oranları beyaz kadınların yeni doğan bebeklerinin ölüm oranlarından 2,4 kat daha fazla.
- Doktorların göğüs kanserinin erken dönemlerinde ameliyat ettikleri siyah kadınlara radyoterapi uygulama ihtimalleri, aynı durumdaki beyaz kadınlara göre daha düşük.
- ABD'deki siyahlar kanser ve benzeri hastalıklarda beyazlara göre daha kötü tedavi ediliyor, doktorlar ise hala bunun nedenlerini bulmaya çalışıyor.
- Beyazların ortalama ömrü, siyahlarınkinden 5 yıl daha fazla.
- Kadınların doğumda ölüm oranı siyahlar arasında beyazlardan 3,3 kat daha fazla.

EKONOMİ
- ABD'de bu yılın 3. çeyreğinde genel işgücünün yüzde 6,1'i işsiz iken, aynı dönemde işsizlik oranı siyahlar arasında yüzde 11,4.
- Beyaz aileler için ortalama yıllık gelir geçen yıl 64 bin 427 dolar iken, siyah aileler için 40,143 dolar idi.
- Geçen yıl beyaz nüfusun yüzde 10,6'sı resmi yoksulluk sınırı olan 4 kişilik bir aile için 21 bin dolarlık yıllık gelirin altında iken, siyahlarda yoksulluk sınırının altında olan nüfus oranı 24,4 idi.
- Sosyal sigortadan yoksun olan beyazların oranı geçen yıl yüzde 14,3 iken, siyahlarda bu oran 19,2 idi.
- Beyaz Amerikalıların yüzde 72'si kendi evine sahipken, kendi evine sahip olan siyah Amerikalıların oranı yüzde 46.

SUÇ VE ADALET
- Hapse düşen erkek oranı beyazlarda yüzde 0,8, siyahlarda ise 4,6.
- 30-34 yaş arası siyah erkek nüfusun yüzde 10,7'si hapse düşerken, bu oran beyazlarda sadece 1,9.
- Genel nüfus içinde hapse düşen kadın sayısı erkeklerden daha az, ancak hapse düşen siyah kadın sayısı beyaz kadınlardan yine fazla.

EĞİTİM
- Los Angeles'taki California Üniversitesi'nin insan hakları projesinin değerlendirmesine göre Yüksek Mahkeme'nin Haziran ayında verdiği bir karar nedeniyle, giderek daha çok devlet okulunda ırklar ayrı ayrı eğitim görüyor ve bu trendin daha da hızlanması bekleniyor.
- Okullarda ırkların ayrılması, toplam öğrencilerin yüzde 43'ünü oluşturan beyaz olmayan öğrencilerin aldığı eğitimin kalitesini tehdit ediyor.
- Eğitimde ırkların ayrılması beyaz olmayanlar arasında okulu bırakma oranlarını artırıyor ve üniversiteye hazırlanma başarısını düşürüyor.
- 1968-2005 arasında devlet okullarına giden beyazların oranı yüzde 80'den yüzde 57'ye düşerken, devlet okullarına giden Latinlerin oranı aynı dönemde 4'e katlandı.
Kaynaklar: ABD İş ve İşçi İstatistikleri Bürosu, ABD Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bürosu, ABD Adalet Bakanlığı, ABD İstatistik Bürosu.

AA


peaceful 5 Kasım 2008 10:05

SAKARYA NEHRİ'NDE TOPLU BALIK ÖLÜMLERİ GÖRÜLDÜ
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/4/0/2/124029.jpg

Sakarya Nehri'nde çevre faciası - Foto
Sakarya Nehri'nde henüz nedeni belirlenemeyen bir kirlilikten dolayı binlerce balık ölümle pençeleşiyor.

KARELER İÇİN TIKLAYIN

Nehirdeki oksijenin azalması sebebiyle irili ufaklı yüzlerce balık öldü. Binlerce balık ise oksijen alabilmek için su yüzüne çıktı.

Sakarya Nehri'nin Geyve ilçesi Alifuatpaşa beldesi ile Karaçam Köyü bölümünde nedeni henüz belirlenemeyen kirlilikten dolayı balık ölümleri yaşanmaya başladı. Bu sabah saatlerinden itibaren görülmeye başlanan balık ölümlerinin ardından oksijensiz kalan irili ufaklı on binlerce balık su yüzüne çıktı.

Daha fazla oksijen alabilmek için suyun sığ olduğu yerlere gelen balıklar vatandaşlar tarafından el yada ağlarla yakalanıyor. Belediye hoparlörlerinden ilçe ve belde halkının nehirdeki balıkları tutmamaları ve yememeleri konusunda uyarılar yapılıyor. Bazı vatandaşlar, sersemlemiş balıkları hayata döndürmek için seferber oldu. Balıkçılar bir yandan kıyıya vurmuş balıkları yakalayarak kovalarda oksijen takviyesi yaptı.

Yaşanan çevre felaketinin ardından Sakarya Çevre ve Orman Müdürlüğü'ne bağlı ekipleri nehirde inceleme yaptı. Ekipler ölü balıklardan ve sudan incelenmek üzere numuneler aldı. Yapılan incelemeler sırasında Geyve ilçesindeki Beylikhendeği Deresi'nden nehire kirli atık aktığı belirlendi. Atığın bölgede bulunan tekstil fabrikaları tarafından dereye boşaltılmış olabileceği ileri sürüldü.

Sakarya çevre Orman İl Müdürü Nurettin Taş, balık ölümlerinin görüldüğü nehirde çok sayıda balığın da oksijen yetersizliğinden su yüzüne çıktığını bildirdi.

Konuyla ilgili inceleme başlattıklarını anlatan Taş, numunelerin sonuçlarının gelmesinin ardından balık ölümlerinin nedeninin kesin olarak belirleneceğini ifade etti.


04.Kasım.2008 19:24:06


HerHangiBiri 5 Kasım 2008 17:09




Oto hırsızını dövmesi ele verdi


LONDRA - İngiltere'de 21 yaşındaki Aaron Evans adlı oto hırsızı, polisin 'yem' olarak bıraktığı arabadaki gizli kamera, boynundaki soyadı ile doğum tarihini gösteren dövmeyi görüntüleyince yakayı ele verdi.

Geçtiğimiz Ağustos ayında Bristol kentinde meydana gelen olayda, polisin oto hırsızlıklarının çok olduğu bir bölgedeki otoparka bıraktığı Peugeot 106 model araca giren Evans, polis tarafından kısa sürede yakalandı.

Yetkililer, genç hırsızın boynunda 'Evans 19.9.87' yazılı dövmesinden ismi ve doğum tarihine ulaştıklarını, böylece Evans'ı kısa sürede yakaladıklarını söyledi.

Mahkeme tarafından 7 ay hapis cezasına çarptırılan Evans'ın avukatı, okuma-yazma bilmeyen müvekkilinin kötü bir çocukluk geçirdiğini ve son 4 yılda çeşitli suçlardan birçok kez hapse girdiğini söyleyerek, genç hırsızı yeniden hapse göndermenin bir çözüm olmadığını öne sürdü.


GAZETEPORT DIŞ HABERLER


HerHangiBiri 5 Kasım 2008 19:47



LONDRA - Meksika'daki Chihuahuan Çölü'nde bulunan Naica Dağı'nın 300 metre altında yeralan 'Kristal Mağarası', dünyanın en büyük doğal kristallerine ev sahipliği yapıyor.


1985 yılında 2 madenci kardeşin dağdaki bir gümüş madenine yeni bir tünel açma çalışmaları sırasında tesadüfen ortaya çıkarılan mağarada boyları 12 metreyi, ağırlıkları ise 55 tonu bulan boyutlarda kristaller bulunuyor.

Sıcaklığın 58 dereceyi, nem oranının ise yüzde 90'ı aştığı mağaradaki kristallerin, 600 bin yıl önce, mağaranın 2.5 kilometre altındaki magma tabakasının soğumaya başlamasıyla oluştuğu tahmin ediliyor.


Araştırmacıların hayatlarını tehlikeye atmamaları için özel kıyafetler ve solunum tüpleriyle girdiği mağaranın girişi, olası hırsızlıkları engellemek için dev bir çelik kapıyla kapatılmış durumda.


GAZETEPORT


HerHangiBiri 6 Kasım 2008 16:07

'Allah yok' dediler PKK'dan kaçtım


Kuzey Irak'taki PKK kamplarında askeri ve siyasi eğitim aldıktan sonra örgütten kaçarak güvenlik güçlerine teslim olan PKK'lı 2 terörist çıkarıldıkları mahkemece 'Etkin Pişmanlık Yasası' çerçevesinde serbest bırakıldılar.

PKK'NIN İNANÇSIZ OLDUĞUNU BİLMİYORDUM

PKK'nın halk için savaştığına inandığı için Kuzey Irak'a giderek örgüte katıldığını anlatan PKK'lı terörist, "Kampta siyasi eğitim veren eğitmenlerin 'Allah yoktur' demeleri üzerine örgüte olan inancım silindi. Ben PKK'nın inançsız olduğunu bilmiyordum" dedi.

ALLAH YOK DEYİNCE ÖRGÜTE OLAN İNANCIMI YİTİRDİM

Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmada söz alan PKK'lı İ.F., örgüte inanarak katıldığını ancak pişman olduğunu söyledi. Fırat kod adlı PKK'lı İ.F. pasaportla Kuzey Irak'a geçtiğini belirterek, "Ben önceleri yaşadığım yörede PKK'nın terör örgütünün halk için mücadele ettiğini, ondan dolayı savaş yaptığına dair inancım vardı. Bu nedenle örgüte sempati duyuyordum. Temmuz 2008'de pasaport çıkararak Kuzey Irak'a gidip buradaki Zaho şehrinde örgütün bürosu ile irtibata geçerek, Mahmur kampına gittim.

http://www.korsanhaber.com/images/spacer.gifÖrgüt kampında siyasi eğitim verilirken, 'Allah yoktur' demeleri üzerine örgüte olan inancım silindi. Ben PKK'nın inançsız olduğunu bilmiyordum. 15 gün kaldıktan sonra kaçarak IKDP güçlerine oradan da güvenlik güçlerine teslim oldum. Yaptıklarımdan çok pişmanım bundan sonra vatanıma milletime yararlı bir insan olacağım" şeklinde konuştu.

Mahkemede, PKK'nın Kuzey Irak'taki sözde Gever cephe sorumlusu Reşit Dost kod adlı teröristin atını alarak örgütten kaçtığını söyleyen Sipan kod adlı A.Ç. ise, örgüte tanıştığı kişinin eve götürme vaadiyle kandırıldığını söyledi.

ZORLA HAKURK KAMPINA GÖTÜRÜLDÜM

Kuzey Irak'taki PKK kamplarında askeri ve siyasi eğitim aldığını belirten A.Ç. savunmasında, "Mayıs 2008 tarihinde çalışmak için İstanbul'a gittim ve 2 ay bir lokantada çalıştım. Daha sonra Yüksekova'ya döndüğümde annemin bir şahısla evlendiğini görünce, Kuzey Irak'a giderek Diyana ilçesinde çalışmaya başladım. Burada telefon kartları satıyordum. Hakkarili olduğunu söyleyen Serhat kod adlı biriyle tanıştım. Beni evine götüreceğini söyleyerek arabayahttp://www.korsanhaber.com/images/spacer.gif binmemi söyledi. Ancak beni evi yerine
PKK'nın Hakurk kampına götürdü. Derviş kod adlı bir şahısla görüşerek örgüte katılmak istemediğimi anlattım. Ancak gitmeme izin vermediler, bir kez kaçmaya teşebbüs ettim ancak yakalandım. Daha sonra örgütün Gare kampına götürüldüm ve burada bana askeri ve siyasi eğitim verildi. Eğitimden sonra Zağros kampına gönderildim. Gever cephe sorumlusu Reşit Dost'un yanında koruma olarak görevlendirildim. Bu şahsın yanında 5-6 ay kaldıktan sonra, atını alarak lojistik almak bahanesiyle kamptan kaçarak IKDP güçlerine teslim oldum" dedi.

PKK'lı A.Ç., IKDP güçlerinden kendilerine katılması yönünde teklif aldığını ancak, hava harekatı sırasında bombalardan korkması nedeniyle kaçmaya karar verdiğini söyledi.

HAKİM SERBEST BIRAKTI

Mahkeme heyeti ayrı ayrı yapılan duruşmalarda "Terör örgütü üyesi olmak" suçuyla 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan PKK'lılar İ.F. ile A.Ç.'nin silahlı eyleme katılmadığı gerekçesiyle Türk Ceza Kanunu'nun 221. maddesinin 'Etkin Pişmanlık' hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verdi.


KORSAN HABER


HerHangiBiri 7 Kasım 2008 16:48



Ozon tabakasındaki delik 27,2 milyon kilometre kareyi aşarak yıllık en geniş boyutuna ulaştı. NASA'nın Aura üzerinde bulunan Ozon Gözleme Aygıtı (OMI)'nin 21-30 Eylül tarihleri arasında yaptığı ölçümlere göre, ozon deliğinin 27 milyon kilometreyi geçtiği saptandı. NASA'nın atmosferik bilimcisi Paul Newman, bu genişliğin orta derecede olduğunun dikkate alınmasını istedi. Bu yılın ozon deliği kayıtlarda 5. büyük delik olurken, tüketilen ozon maddesinin miktarı ise 2000 yılındaki en yüksek seviyeden yüzde 3,8 oranında azaldı.

Bugüne kadar görülen en büyük ozon deliği 2006 yılındaki kayıtlara göre, 27,4 milyon kilometre kareydi. Antarktika üzerindeki ozon tabakasında her yıl beliren boşluk, normalde yaklaşık Kuzey Amerika boyutlarına kadar genişliyor. Ozon deliği, eylül sonu ya da ekim başında en büyük haline ulaşıyor. Bu tarihten sonra deliğin alanı azalarak Güney Afrika, Güney Amerika, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın da içinde yer aldığı güney orta enlemlere doğru yayılıyor. UV radyasyonundaki artış sonucunda bu bölgeler bitki ve hayvan türlerini etkilediği gibi insan sağlığını da potansiyel olarak etkiliyor.


HerHangiBiri 9 Kasım 2008 00:58

Danıştay'dan yürütmeyi durdurma kararı




Danıştay, okullardaki "Atatürk Köşesi" ile ilgili kararını verdi.

http://www.habercem.com/imgs/0.gifDanıştay 8. Dairesi, Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yıl 8 Mart'ta yürürlüğe giren Özel Eğitim Kurumları Yönetmeliği'nde, özel eğitim kurumlarında 'Atatürk Köşesi' oluşturulması zorunluluğunu kaldıran düzenlemenin yürütmesini oybirliğiyle durdurdu.

Atatürkçü Düşünce Derneği, söz konusu düzenlemenin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay'da dava açmıştı.

Dairenin kararında, özel eğitim kurumlarında 'Atatürk Köşesi' olması zorunluluğunu öngören yönetmeliğin yürürlükten kaldırıldığı hatırlatılarak, şöyle denildi:

'Yerine, bu zorunluluğu devam ettirecek şekilde bir düzenlemeye yer verilmemek suretiyle hazırlanan dava konusu yönetmelikte ilgili anayasa hükmüne, dayanağı olan yasalara ve Türk milli eğitiminin temel ilke ve kurallarına uyarlık görülmemiştir.

Her ne kadar davalı idarece okullarda 'Atatürk Köşesi' bulundurulmasına Özel Öğretim Kurumlarına Ait Standartlar Yönergesi'nde yer verildiği, ayrıca dava konusu yönetmeliğin 63. maddesinde de 'Bu yönetmelikte yer almayan hususlarda resmi benzeri kurumların ilgili mevzuat hükümleri uygulanır' düzenlemesine yer verilmek suretiyle bu uygulamanın devam ettirileceği öne sürülmüşse de daha önceki yönetmelikte yer alan ve yine yönetmelik normu olması gereken bir düzenlemenin, yönetmelik hükmü olmaktan çıkarılarak yönergeyle yapılmasına hukuken olanak bulunmadığı da açıktır.'

AA

HABERCEM


peaceful 9 Kasım 2008 20:48

GÖRENLERİ HAYRETE DÜŞÜRÜYOR
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/4/6/8/124684.jpg

16 parmaklı bebek dünyaya geldi !
Çin'de her 30 sanide bir bebek sakat doğuyor. Son olarak 16 parmaklı bir bebek dünyaya geldi.

Çin'de her 30 saniyede bir bebek sakat olarak dünyaya geliyor. Hürriyet'in haberine göre Çin'nin Lezhou bölgesinde bir hastanede iki ayağında 16 parmak olan bir çocuk doğdu. Küçük yavrunun ellerinde ise beş parmak bulunuyor ama baş parmağı yok.

3.4 kilogram ağırlığındaki bebeğin başka bir sakatlığı ise bulunmuyor. Uzmanlar Çin'de son dönemde sakat doğana çocuklardaki önemli artışın nedenini ülkedeki büyük çevre kirliliğine bağlıyor. İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre de Çin'de her yıl 400 bin kişi, sis, toz ve kirli havaya bağlı nedenlerle yaşamını yitiriyor. Dünyanın en kirli 20 şehrinden 16'sı da bu ülkede bulunuyor.

Ancak ekonomide büyük bir devrim yaşayan Çin'de çevre sorunlarını dile getirmek devlet tarafından pek hoş karşılanmıyor.


09.Kasım.2008 18:26:21


peaceful 9 Kasım 2008 21:13

KORELİ UZMANLARDAN MÜTHİŞ PROJE
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/4/5/2/124521.jpg

Çamaşırları 1 dakikada yıkıyor !
Koreli uzmanlar kirli çamaşırları deterjan kullanmadan sadece bir dakikada tertemiz yapan çamaşır makinesi geliştirdi.

İnsan bağırsaklarından esinlenerek tasarlanan çamaşır makinesi, önce elektronik bir sistem sayesinde lekeleri ayrıştırıyor.

Ardından yüksek basınçlı su ile çamaşırlar temizleniyor. Yüksek emişli vakum sayesinde kurutuyor.

Daha sonra da ultraviyole arıtıcısıyla çamaşırları sterilize ediyor. Bu işlemlerin hepsi bir dakika sürüyor. Deterjan kullanmadığı için çevreye zarar vermiyor. Ancak geleneksel çamaşır makinelerinden daha fazla su tüketiyor.


08.Kasım.2008 12:34:36


HerHangiBiri 10 Kasım 2008 15:22

Can Dündar'a suç duyurusu




Prof. Dr Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Orhan Kural ile bazı sivil toplum kuruluşu temsilcisi, Atatürk'ün hayatının anlatıldığı "Mustafa" adlı film ve yapımcısı Can Dündar hakkında suç duyurusunda bulundu.

ADLİYEYE BAYRAKLARLA GELDİLER

Prof. Dr Ahmet Ercan ile Prof. Dr. Orhan Kural ile bazı sivil toplum kuruluşu temsilcisi Şişli Adliyesi'ne gelerek, Can Dündar'ın yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği "Mustafa" adlı film ve Dündar hakkında suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunda bulunmak için, Atatürk'ün ölüm yıl dönümü olan 10 Kasım seçilirken, Ahmet Ercan ve Orhan Kural ile beraberindekiler, ellerindeki Türk bayrakları ile adliyeye girdiler. Suç duyurusunun ardından çıkışta basın mensuplarına açıklama yapan Prof. Dr. AhmetErcan, Mustafa filmi için yargıya başvurduklarını belirterek, "Çünkü film cumhuriyetin değerlerini, Türkiye'nin birliğini ve Atatürk'ün saygınlığını aşındırıcı bir nitelik taşıyor. Asla bunların aşındırılmasına izin vermeyiz. Eğer Atatürk'ün saygınlığa giderse, ülke parçalanır ve bölünür. Dolayısıyla buna izin vermeyiz. Bu konuda Can Dündar hakkında suç duyurusunda bulunduk" dedi.

Filmde Cumhuriyet değerleri ve Atatürk'ün aşındırıldığını söyleyen Ercan, "Bu yüzden suç duyurusunda bulunuyoruz. Parçalanmış ve bölücü düşünceler bu filmde aşılanmıştır. Atatürk düşkün gösteriliyor. Düşkün biri üniformalarını giyip Hatay'ı almaya gidiyor. Türk milletini küçük düşürücü bir film. Gösterimden kaldırılmasını istiyoruz. Buna özgürlük denilemez. Eğer Can Dündar'ın özgürlüğü Türk ulusunun özgürlüğünü zedeliyorsa o özgürlük ve hürriyet değildir" diye konuştu.

ATATÜRK YANLIZLIĞA İTİLMİŞ BİRİ OLARAK NİTELENDİRİLMİŞ

Prof Dr. Orhan Kural ise filmin belgesel niteliğinde olduğunun söylendiğini ve bu nedenle filmi 2 defa izlediğini ifade ederek, "Mesela bugün Atatürk'ün ölüm yıl dönümü. Atatürk'ün ölümünde binlerce kişi ağlamıştır. Filmde Atatürk'ün ölümüyle ilgili halkın üzüntüsü anlatılmamış. Filmde Atatürk devamlı yalnız, işi gücü olmayan, komutan kimliğinin dışında yalnızlığa itilmiş bir kişi olarak nitelendirilmiş. Aynı zamanda bu filmde gençlere sigara içmeyi aşılamak için Atatürk'ün kullanıldığını görüyoruz. Zaten bu filmin sponsoruna dikkatli bakarsanız ne demek istediğimi anlarsınız. Burada Atatürk içki ve sigara içen biri olarak gösterilmiş. Bu filmi yüzlerce çocuk izleyecek. Türkiye de bundan daha iyi sigara reklamı yapılamazdı herhalde. Bu filmin gösterimden kaldırılmasını istedik. Biran öncede Can Dündar hakkında soruşturma açılmasını istedik" diye konuştu. Prof. Dr Ahmet Ercan ve Prof. Dr. Orhan Kural ile beraberindekiler daha sonra Şişli Adliyesi'nden ayrıldı.


EN SON HABER


HerHangiBiri 10 Kasım 2008 23:45

'LPG ve tüpgaz'da şok indirim!




Otogaz olarak kullanılan likit petrol gazın (LPG) litre fiyatında yüzde 15 ile 20 arasında, 12 kilogramlık ev tipi tüpgaz fiyatında ise yüzde 10,3 indirim yapıldı.

8 Kasım 2008 Cumartesi günü saat 15.00'den sonra otogaz satış fiyatlarını yeniden ayarladı. 7 Kasım'da Ankara'daki dağıtım istasyonlarında litre fiyatı yüzde 15 ila 20 arasında indirildi.

Dağıtım firmalarının belirlediği tavan fiyatlar, rekabet ve serbesti nedeniyle, şirketler ve şehirlere göre küçük çaplı değişiklikler gösteriyor.

Ayarlama ardından Aygaz ve Milangaz tarafından satılan tüpgazlarda 12 kilogramlık sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) fiyatı yüzde 10,3 düşüşle 48,50'den 43,50 YTL'ye, piknik tüpü fiyatı ise yüzde 8,33 gerilemeyle 9 YTL'den 8,25 YTL'ye indi.


KENT HABER


HerHangiBiri 11 Kasım 2008 00:44



Ankara'da, Alevi Bektaşi Federasyonu tarafından "Ayrımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı" sloganıyla düzenlenen miting, Sıhhiye Meydanı'nda yapıldı.

Mitinge katılmak için çeşitli illerden gelen Aleviler, Ankara Garı önünde toplandı. "Zorunlu din dersi kaldırılsın", "Cemevleri ibadethanedir", "Madımak müze olacak" yazılı dövizlerle buradan yürüyüşe geçen Aleviler, Adliye binası önünden geçerek Sıhhiye Meydanı'na ulaştı.

"Ayrımcılığa Karşı Eşit Yurttaşlık Hakkı" yazılı dev pankartın arkasında yürüyen kortejdekiler, üst aramaları sonrasında miting alanına alındı. Daha sonra miting başladı.

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız, konuşmasında, "Alevi toplumunun demokrasi ve laikliği desteklediğini" söyledi.

"Bu nedenle bugün son derece haklı, meşru, insani taleplerimizi bir kez de bu meydandan haykırıyoruz" diyen Balkız, zorunlu din derslerinin kaldırılmasını istediklerini bildirdi. İnanç olgusunun kişiye has, inananla inanılan arasında bir gönül işi, hoş bir muhabbet olduğu, bu duruma kimsenin müdahale etme, araya girme hakkının bulunmadığını vurgulayan Balkız, "Laik devlet dine yatırım yapmaz, dini örgütleyemez, genel bütçeden pay ayıramaz. O nedenle Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılmasını istiyoruz" dedi.

Miting boyunca zorunlu din dersi uygulamasını protesto eden sloganlar atıldı, pankartlar açıldı.

Sivas'taki Madımak Oteli'nde çıkan yangında hayatını kaybedenlerin isimleri tek tek okunurken, katılımcılar da "burada" diye seslendi.

Mitinge, CHP, ÖDP'nin aralarında bulunduğu siyasi partiler ve çeşitli sivil toplum örgütleri destek verdi.

DTP milletvekilleri Sırrı Sakık, Sebahat Tuncel, Aysel Tuğluk ve Hasip Kaplan da mitinge katıldı. DTP milletvekillerinin, "kalabalık olduğu" gerekçesiyle platformdan indirilmek istenmesi üzerine Sakık, görevlilerle tartıştı.

Anonslarda, mitinge katılmayan diğer Alevi sivil toplum örgütleri protesto edildi.

Miting nedeniyle sabahın erken saatlerinden itibaren 4 bin 500 polis, miting alanı ve yürüyüş güzergahında görev aldı. Yürüyüş ve miting sırasında bir polis helikopteri güzergah ve miting alanını havadan kontrol ederek, polislerin sevk ve idaresini sağladı.

Miting alanına giriş sırasında yapılan üst aramalarında ruhsatlı silah, çeşitli bıçak ve çakılara el konuldu. Yürüyüş nedeniyle Talatpaşa Bulvarı ve Atatürk Bulvarı geçici olarak trafiğe kapatıldı. Sıhhiye Meydanı, bu meydana açılan Mithatpaşa ve Necatibey caddeleri ile çevre sokaklar da miting süresince ulaşıma kapalı kaldı.

Miting, sanatçıların konserlerinin ardından sona erdi.


NTVMSNBCE


HerHangiBiri 11 Kasım 2008 11:29

Son Gazi de vefat etti




İstiklal Madalyası sahibi, Kurtuluş Savaşı'na katılan hayattaki son gazi Mustafa Şekip Birgöl, İstanbul'da vefat etti.

Birgöl, Kurtuluş Savaşı'nda Asteğmen rütbesiyle savaşmıştı


İstanbul Üsküdar'da 1903 yılında doğan Mustafa Şekip Birgöl'ün babası ve dedesi de deniz subayıydı.

İlkokulu Hasanpaşa, ortaokulu Bursa Işıklar Askeri Okulunda, liseyi Edirne Kuleli Askeri Lisesinde okuyan Mustafa Şekip Birgöl, daha sonra Harp Okuluna girdi.

7 kuşaktan deniz subayı olan babası ve atalarının aksine Birgöl, 15'inci Fırka 45'inci Alay'dan Piyade Mülazım (Asteğmen) rütbesi ile Afyon Cephesinde Kurtuluş Savaşı'na katıldı.

Büyük Taarruz'da bulunan Mustafa Şekip Birgöl, 9 Ekim 1922'de düşmanın İzmir'e dökülmesinin ardından Samsun'daki kıtasına döndü.

Birgöl, 1928 yılına kadar Samsun'da görev yaptıktan sonra Sarıkamış, Bayburt ve Muğla'da görevdeyken, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra çıkan bazı ayaklanmaların bastırılmasında fiilen görev aldı.

Çanakkale Eğitim Alayı, Ezine Dağ Tugayı ve Gelibolu 4'üncü Tümen'de görev yapan Birgöl, 13 Eylül 1952 yılında Albay rütbesinde iken emekli olarak ordudan ayrıldı.

Mustafa Şekip Birgöl, TBMM'ce kabul edilen İstiklal Madalyası Kanunu gereğince kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile taltif edildi.

Emekli Albay Birgöl, emekli subay ve İstiklal Madalyası sahiplerine verilen maaştan faydalanıyordu.

Mustafa Şekip Birgöl'ün 20 yıl önce vefat eden ilk eşi Pakize Birgöl'den Tamay, İnci ve İpek adında 3 kızı oldu.

Birgöl'ün kızları Tamay Gökçetin ve İnci Tokel geçtiğimiz yıllarda vefat etti.

Mustafa Şekip Birgöl'ün biri kız, ikisi erkek üç torunu ve bir de torununun çocuğu bulunuyor.


CNNTÜRK


HerHangiBiri 12 Kasım 2008 13:17

Yemenli küçük gelin yılın kadını



http://img.sabah.com.tr/i3/sp.gif

http://img.sabah.com.tr/i3/sp.gif
Glamour dergisi 10 yaşında evlendirildiği kocasından boşanan Yemenli Nujood Ali'ye "Yılın Kadını" ödülünü verdi..

http://img.sabah.com.tr/i3/sp.gif
Yemen'de ailesine karşı çıkarak kendisinden 3 kat yaşlı bir adamla evli kalmayı reddeden küçük kıza, "Yılın Kadını" ödülü verildi. ABD'de yayımlanan Glamour dergisinin her yıl eğlence, iş, spor, moda, bilim ve siyaset dünyasındaki kadınlara verdiği ödüllerde, jüri, henüz 10 yaşındaki Yemenli Nujood Ali'nin, "görücü usulüyle evlenmeye karşı çıkan sıra dışı öyküsü" nedeniyle seçildiğini açıkladı. Jüri kurulunun bildirisinde, "Avukat Şada Nasır'ın desteğiyle Ali mahkemeye gitti ve tarihi bir kararla boşanabildi" denildi. Ali, New York kentinde düzenlenen ödül töreninde ödülünü avukatıyla birlikte kucakladı.

EVDEN KAÇIP DAVA AÇTI

Başkent Sana'da yaşayan Ali, yaşıtı birçok kız gibi okuldan alınarak 30'lu yaşlarında biriyle evlendirildi. Dövülen ve cinsel tacize uğrayan Yemenli kız, evden kaçarak mahkemeye başvurdu.


SABAH


HerHangiBiri 13 Kasım 2008 12:30

Son gaziye özel tören




İstiklal Savaşı'nın son gazisi Birgöl'ü son yolcuğuna devlet uğurluyor. Birgöl için bugün 11.30'da TBMM'de tören düzenlendi. Yarın da Başbuğ'un katılımıyla Selimiye Kışlası'nda tören düzenlenecek.


İSTANBUL - Kurtuluş Savaşı'nın son gazisi emekli Albay Mustafa Şekip Birgöl'ün cenazesi, askeri uçakla Ankara'ya gönderildi. Birgöl'ün cenazesini taşıyan ''Casa'' tipi askeri uçak, Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Ankara'ya hareket etti. Uçağın Etimesgut Havaalanına'na inmesinin ardından cenaze, yapılacak tören için TBMM'ye götürülmek üzere askeri araca konuldu.


TBMM'DE VE 1. ORDU'DA TÖREN

Gazi Birgöl için ilk tören bugün TBMM'de yapıldı. Törene Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis Başkanı Köksal Toptan, Bakanlar ve milletvekilleri katıldı. Top arabasına konulan son gazinin naaşı TBMM önüne getirildi. Burada yapılmaya başlanan son gaziye veda töreni devam ediyor.

GENELKURMAY'IN TÖRENİ AYRICA YAPILACAK

Genelkurmay Başkanlığı da yarın Birgöl için saat 11.00'de Selimiye'deki 1'inci Ordu Komutanlığı Karargahı'nda özel bir tören yapacak. Birgöl'ün cenazesi Selimiye Camisi'nde kılınacak öğle namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Törene Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ve Kuvvet Komutanları da katılacak.

ATATÜRK'LE AYNI KAREDE

Öte yandan Yeni Şafak Gazetesi'nin yayınladığı fotoğrafta, Atatürk bir kıtayı denetlerken son gazi Mustafa Birgöl de ona eşlik ediyor. Habere göre, Birgöl'ün kızı İpek Artunç, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un ilgilenmeseydi babasının son gazi olduğunun öldükten sonra ortaya çıkacağını belirterek, “Bu da çok acı olacaktı” dedi. Öte yandan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ gazinin ikinci eşi Ayşe Birgöl'e telefon ederek taziyede bulundu.


GAZETEPORT


peaceful 13 Kasım 2008 21:34

TÜBİTAK'TAN BÜYÜK BAŞARI
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/0/9/125091.jpg

Türkiye'nin bu habere ihtiyacı vardı
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), roketlere karşı üstün koruyuculu ''kompozit zırh'' geliştirdi.

Dünyada çok az ülkenin sahip olduğu bu teknolojiyle kaplanan platformlar, roketlerin meydana getirdiği tahribattan etkilenmiyor.

Kompozit zırh sisteminin suikast silahlarına karşı geliştirilmiş modeli, Cumhurbaşkanlığı Köşkü kabul ve tören salonunun pencere ve duvarlarında uygulandı.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) Malzeme Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Tarık Baykara, AA muhabirine TÜBİTAK'ın Gebze Yerleşkesinde tamamen yerli mühendis ve malzemelerle geliştirilen ''kompozit zırh'' teknolojisini tanıttı.

Malzeme Enstitüsünün 15 yıldır ''kompozit zırh'' teknolojisi geliştirme çalışmalarını 35 kişilik mühendis ekiple sürdürdüğünü anlatan Baykara, ekibin hammaddelerin geliştirilmesi ile bunların entegre ve zırh haline getirilmesi ile tasarım, test, geliştirme, modelleme ve simülasyon çalışmaları yaptığını belirtti.

Enstitünün, Devlet Planlama Teşkilatı'nın (DPT) özel destekleriyle savunma sanayi alanındaki çalışmalarına son üç yıldır yoğun şekilde devam ettiğini kaydeden Baykara, kamu ve özel sektör ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin korumaya yönelik ihtiyaç duyduğu teknolojileri üreterek uygulamaya dönük ürünler çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.

Enstitüde geliştirilen kompozit zırhların, insan hayatını, ağır muharebe tanklarının da aralarında bulunduğu zırhlı araçlar, hava ve deniz savaş platformlarını korumak üzere özel olarak tasarlandığını belirten Baykara, ''Bu zırhlar, silahların etkisini neredeyse sıfırlıyor'' diye konuştu.

Baykara, dünyada çok az ülkenin kompozit zırh teknolojisine sahip olduğunu ifade ederek, bu teknolojinin ''milli olması'' gerektiğini vurguladı.

TÜBİTAK'ın yerli mühendislerinin geliştirdiği ilk kompozit zırhların 7.62 mm ve 9mm'lik tabanca ile 12.7, 14.5, 20 mm'lik kinetik enerjili mühimmata karşı etkili olduğunu anlatan Baykara, ''Çok temel ve klasik özellikler içeren bu teknoloji, artık hiç bir şekilde başka bir ülkenin bağımlılığına gerek duyulmadan TÜBİTAK laboratuvarlarında yapılabiliyor'' diye konuştu.

Baykara, bu uygulamanın özellikle güvenlik güçlerinin şehir içinde yaşanacak olası bir çatışmada korunması amacıyla geliştirildiğini kaydetti.

-MAYINLARA KARŞI DA KORUYOR-

Doç. Dr. Baykara, belli ağırlıklardaki TNT ve eşdeğeri infilak etkisine sahip mayınlara karşı da koruyucu tasarımları bir süre önce yine TÜBİTAK laboratuvarlarında geliştirdiklerini belirterek, bunları gerçek silahlarla test ettiklerini ve çok başarılı sonuçlar aldıklarını bildirdi. Baykara, bu zırhların, platformların alt bölmelerine entegre edilebildiğini belirtti.

Bomba ve mayınlara karşı geliştirdikleri kompozit zırh sisteminde 10 kilogramlık TNT patlayıcılarının etkisini hem malzeme hem de geometrik tasarımla ikiye bölerek infilak enerjisinin yok edildiğini aktaran Baykara, ''Böylece korunan platformlarda tahribat neredeyse sıfıra iniyor, sadece yüzeyde bir takım ufak tefek hasarlar meydana geliyor. Böylece platform da insan da korunuyor'' dedi.

-M72 ROKETLERİNE KARŞI SÜPER KORUMA-

Enstitüde kompozit zırh teknolojisi alanındaki geliştirdikleri son ürünün ölümcül bir silah olan M72 ve benzeri roketlere karşı üstün koruma sağladığını bildiren Baykara, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Bu silahın içindeki bakır huzme, büyük bir basınçta gördüğü her katı cismi sıvı gibi algılıyor. Yani onların içinden, sanki sıvının içinden geçer gibi geçiyor. Yani maddenin artık dördüncü haline geliyor.

Bizim yaptığımız bu sistemler, bu ölümcül silaha karşı da son derece iyi sonuçlar verdi. Sıvı haldeki bakır huzme zırha çarptığı anda sapıyor. Yani delme, tahrip işlemi körelmiş oluyor ve zırh sisteminin içine hapsediyor, arkaya geçemiyor ve tahribat yapamıyor.''

Baykara, roketlere karşı geliştirdikleri bu kompozit zırhları gerçek silahlarla test ederek olumlu sonuçlar aldıklarını kaydetti.

-HAMMADDE VE MÜHENDİS YERLİ-

Kompozit zırh teknolojisini oluşturan malzemeleri yurt dışındaki örneklerine göre son derece uygun maliyetlerle geliştirdiklerini vurgulayan Baykara, ''İlkelerimizden biri de bu ürünleri bulunabilir malzemelerle üretmek. Ürünlerimiz, tamamen Türkiye'den temin edilebilir malzemeler kullanılarak geliştirildi'' dedi.

Baykara, zırh yapımında Türkiye'nin en büyük dünya rezervlerine sahip olduğu bor madeninin yanı sıra seramik, polimer alüminyum ve reçine, özel yapıştırıcılar ve nanoteknolojik malzemeler kullandıklarını anlattı.

-ÇANKAYA KÖŞKÜ'NE UYGULANAN KOMPOZİT CAMLAR-

Özellikle sert mermi çekirdeklerinin taşındığı özellikle Kanas suikast silahına karşı geliştirdikleri kompozit cam sistemi hakkında da bilgiler veren Baykara, bu sistemin normal bir cam görüntüsünde şeffaflık sağladığını, duvar ve pencere gibi platformlara da istenen boyutlarda uygulanabildiğini belirtti.

Baykara, zırhlara, merminin isabet ettiği kompozit cam parçalarının etrafa saçılmaması için bir takım yeni özellikler de eklediklerini kaydetti.

Bu kompozit zırh sistemiyle geçen yıl Cumhurbaşkanlığı Köşkü'nün kabul ve tören salonlarının pencere ve duvarlarını da kapladıklarını bildiren Baykara, sistemi 20 günde kurduklarını belirterek, ''Şu anda burası belki dünyanın en emniyetli mekanlarından biri haline geldi'' dedi.

Doç. Dr. Tarık Baykara, bu zırhların yalnızca askeri amaçlı değil, kamu binaları, bankalar gibi çok stratejik ve koruma gerektiren mekanlarda da rahatlıkla kullanılabileceğini sözlerine ekledi.

AA


HerHangiBiri 16 Kasım 2008 15:16

Kurbanlık alırken dikkat




Gaziantep-Kilis Bölge Veteriner Hekimler Odası Başkanı Mehmet Satıl, kurbanlık alımının bilinçli yapılması gerektiğini bildirerek, “satış merkezleri hazırlanmalı, hayvanlar sağlık kontrolünden geçirilmeli” dedi.

Satıl, yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı'na bir aydan kısa bir zaman kaldığına dikkat çekerek, öncelikle hayvan satışı konusunda satış merkezlerinin belirlenmesinin gerekli olduğunu söyledi.

Özellikle, Kurban Bayramı'na yakın dönemlerde ve sonrasında, Türkiye genelinde hayvandan hayvana, hayvandan insana salgın hastalıkların bulaşma riskinin arttığına işaret eden Satıl, hayvan sevkıyatının hız kazandığı bu dönemde, hayvan hareketlerinin mutlaka kontrol altına alınması gerektiğine işaret etti.

Kurban Bayramı'na kısa bir süre kalması dolayısıyla belirli bölgelerde kurban satışlarına rastlandığına dikkat çeken Başkan Satıl, “Şu anda kurban konusunda yapılması gereken ilk şey, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ile birlikte ilçe belediyelerinin belirli bölgelerde satış merkezi oluşturmasıdır” dedi.

Satıl, cadde ve sokaklarda rastgele dolaştırılarak hayvan satışına izin verilmemesini istedi ve bu durumun özelikle hayvandan insana bir çok hastalığın bulaşmasına zemin hazırlayacağı uyarısında bulundu.

Hayvandan insana geçen hastalıkların ölümle dahi sonuçlanabildiğine işaret eden Satıl, şu bilgileri verdi:
“Hayvandan hayvana geçen hastalıkların yanı sıra, hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar da var. Bu hastalıkların yanı sıra özellikle deri ve iç organlardan da insanlara kist hastalığı bulaştığına tanık oluyoruz. Tüm bu hastalıkların, hayvan sirkülasyonunun yoğun olduğu dönemlerde arttığına tanık olduğumuz için dikkat etmek zorundayız.
Satın alacağımız hayvanların mutlaka sağlık kontrolünden geçirilmeleri, kaçan hayvan girişlerine ise izin verilmemesi gerekir. Oda olarak, hayvan kontrolleri konusunda gerekenlerin yapılamadığını düşünüyor ve bu konuda yetkililerin daha etkin önlemler almasını istiyoruz.”

Satıl, kurbanlık alacak olan vatandaşlara da hayvan alımında şu uyarılarda bulundu:
“Satın alınacak olan küçükbaş hayvanların canlı gözükmesi, ağzından burnundan salya akmaması, yünlerinin karışık olmaması, görünümü düzgün olması, zayıf olmaması, kısacası göze hoş gelen bir görünümü olmasına dikkat edilmeli. Ayrıca, küçük baş hayvanlar için 1 yaşını doldurmuş olması, 55-60 kiloda olması ve erkek olanların tercih edilmesi gerekir. Büyükbaş hayvanlarda ise doğum yapmamış olan ve 2 yaşını doldurmuş olan hayvanlar tercih edilmeli.

Büyükbaş hayvanlarda ise ideal kilo 250-300 kilo ile 450-500 kilo ağırlığıdır. Özellikle, fazla kilolu hayvanların tercih edilmesi gerekir. Çünkü, fazla kilolu olan hayvanlarda yağ oranı yüksek olduğu için etin kalitesi düşmektedir.”


HÜRRİYET


peaceful 16 Kasım 2008 22:52

DİKKAT EDİLMEZ İSE TÜM AİLE ZARAR GÖREBİLİR
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/6/6/125668.jpg

İnternet raporunda acı gerçek
26 ildeki araştırmaya göre, internet eğer dikkatli kullanılmaz ise başta çocuklar olmak üzere tüm aileye zarar verdiğini ortaya koydu.

Artık bir internet nesli yetişti ve MSN kullanımında da dünyada 2'nciyiz..

Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün (SAGEM) yaptığı araştırmalar, internetin eğer dikkatli olunmazsa başta çocuklar olmak üzere tüm aileye zarar verdiğini ortaya koydu. SAGEM tarafından yapılan "İnternet Kullanımı ve Aile Araştırması"nı Yardımcı Doç. Dr. Abdullah Kuzu başkanlığındaki bilim adamları hazırladı. Araştırma 18 yaş altı çocuklar merkezli olarak yapıldı. 26 ilde ve toplam 2 bin hanede yapılan araştırmada anket yöntemi kullanıldı. Raporlaştırılan araştırmaya göre Türkiye'de artık bir "internet nesli" var. İnternet ise adeta çekirdek ailenin bir üyesi haline geldi.

EN AZ 3 SAAT İNTERNETTE

İnternetin zengin kaynaklar sağladığı ve bilgi paylaşımı, iletişim gibi konularda oldukça faydalı olarak kullanılabileceğini dikkat çekilirken, şirketlerin de artık pazarlama çabalarında interneti yoğun kullandığı bilgisine yer verildi. SAGEM'in hazırladığı raporda elde edilen bazı bulgular şöyle:

* İnternete girince yarım saatten az zaman geçirenlerin oranı yüzde 12. Yüzde 28'lik dilim ise internete girince 1 saate yakın zaman geçiyor. 3 saate yakın zaman geçirenlerin oranı yüzde 53.

* Ailelerin yüzde 11'i 3 saatten fazla zamanı internette geçiriyor.

TÜRKÇE KULLANIMINA ENGEL

* Günde en az 1 kere internete girenlerin oranı yüzde 51. En çok internete girilen saatler 15.00-18.00 arası.

* Anne-babaların en çok kullandıkları medya türü cep telefonu. Bunu televizyon ve sabit telefon izliyor. Çocuklar ise en çok interneti kullanıyor ve bunu cep telefonu ve televizyon izliyor.

* Aileler en çok internetin 'düzgün Türkçe kullanımını engellediği' görüşünü savunuyor.

* Ailelerin bir diğer şikayeti ise internet kullanımı arttıkça, çocukların aile ile geçirdiği zamanın azalması, aile çevresinden uzaklaşmaları ve yüzyüze iletişimin azalması. Bunun da aile içi çatışmaya neden olduğu, günlük işleri aksattığı ve zaman kaybına neden olduğu şikâyetleri var.

MSN açık değilse çocuklar huzursuz

Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nün (SAGEM) yaptığı araştırmada, internetin sağlık üzerindeki etkilerine dair sonuçları ise şöyle ifade ediliyor:

* Aileler internet kullanımı ile ilgili olarak en çok göz yorgunluğu, göz kızarıklığından şikayetçi. Bu şikâyetleri sırtboyun ağrısı, baş ağrısı, eklem-kas ağrısı, uykusuzluk ve yorgunluk izliyor. Yemek yeme düzeninin bozulması da bir başka şikâyet nedeni.

* Ailelerin büyük çoğunluğu internetin sağlığa etkilerini bilmiyor. Bu nedenle de aileler önlem almıyor.

* Ailelerin büyük çoğunluğu internete bağlı psiko-sosyal sorun yaşamadığına inanıyor. Sorun yaşayanlar arasında yer alanlar ve çocuklar ise, MSN açık olmadığı zamanlarda kendilerini huzursuz hissettiklerini ifade ediyor.

* İnternet ilk zamanlarda her derde deva olarak görülürken, bugün insanları kaygılandıran bir noktaya geldi.


TuruncuA 16 Kasım 2008 23:56

ERKAN OCAKLI'YI KAYBETTİK
 
KARADENİZLİ SANATÇIMIZ ERKAN OCAKLI ARAMIZDAN AYRILDI.

Bir süredir pankreas kanseriyle mücadele eden Karadenizli sanatçı, İstanbul'da tedavi gördüğü hastanede vefat etti.

Ocaklı'nın vefat ettiğini duyan yakınları, sevenleri ve Kamil Sönmez ile İsmail Türüt'ün de aralarında bulunduğu Karadenizli sanatçılar Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesine geldi.

Sanatçının cenazesinin, yarın Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisinde ikindi namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığında toprağa verileceği öğrenildi.

1949 yılında Trabzon'da doğan Ocaklı, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesini bitirdi.

Yaklaşık 40 albüm yapan Ocaklı'nın, ''Mısırı kuruttun mi'' ve ''Ula ula Niyazi'' gibi Karadeniz klasiklerinin de yer aldığı 350 civarında bestesi bulunuyor.

Yönetmenlik ve televizyon programları da yapan Ocaklı, 6 filmde de rol aldı.

Öte yandan, Erkan Ocaklı, geçen sene 40. sanat yılını, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı'ndaki geceyle kutlamıştı.

Kuzey Yıldızı Trabzonlular Derneğince düzenlenen gecenin sunuculuğunu, bir süre önce vefat eden sanatçı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Osman Yağmurdereli yapmıştı.
http://www.trabzonspor.org.tr/Upload/Resimler/buyuk/518-1B8N0W1Y.jpg


HerHangiBiri 17 Kasım 2008 00:01

Sabahdan beri tekrar tekrar okudum; alıntılayamadım. :(

Yüreğine sağlık. :)

Işıklar içinde yatsın.


HerHangiBiri 17 Kasım 2008 11:06

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


16.11.2008


Suudi Arabistan'da ''Allah'a küfrettiği'' gerekçesiyle idama mahkum edilen Sabri Boğday'ın eşi, "Riyad Büyükelçiliği'nden arayıp eşimin serbest bırakılacağını söylediler. Ancak eşim eve gelmeden inanmak istemiyorum" dedi.


SAMANDAĞ-Suudi Arabistan'da ''Allah'a küfrettiği'' gerekçesiyle idama mahkum edilen Türk berber Sabri Boğday'ın Hatay'ın Samandağ ilçesinde yaşayan eşi Muazzez Boğday, bugün kendilerini Türkiye'nin Riyad Büyükelçiliğinden aradıklarını ve eşinin serbest bırakılacağını bildirdiklerini söyledi.

Muazzez Boğday eşinin idamdan kurtulması için Kral Abdullah'tan Ramazan Bayramı'nda af beklediklerini, ancak af çıkmayınca hayal kırıklığına uğradıklarını belirterek, şimdi de tüm umutlarını Kurban Bayramı'na bağladıklarını söyledi.

Eşinin 19 aydır cezaevinde yattığını, psikolojisinin bozulduğunu belirten Boğday, şöyle devam etti: ''Riyad Büyükelçiliğinden arayarak eşimin serbest bırakılacağını bildirdiler, ancak eşim eve gelmeden inanmak istemiyorum. Kral Abdullah'ın bayramlarda cezaevinde bulunanlar için af çıkardığını duyuyoruz. Ramazan Bayramı'nda beklediğimiz müjdeyi alamadık. Bu kez Büyükelçiliğin yaptığı duyurunun doğru çıkmasını diliyoruz. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de Suudi Arabistan'a gideceğini öğrendik. Bu da bize ayrı bir umut kaynağı oldu.''




Kurban Bayramı'nı eşiyle geçirmek istediğini ifade eden Boğday, ''Ailece perişan olduk. Eşimin annesi yataklara düştü. Sürekli eve kapanarak, çocuğumla birlikte eşimden gelecek hayırlı haberleri bekliyorum. Dilerim bu kez gerçekten eşimi serbest bırakırlar'' diye konuştu.

Eşi Sabri Boğday ile haftada bir iki kez telefonla konuştuğunu anlatan Muazzez Boğday, ''Eşimin morali çok kötü. Dayanacak gücü kalmadı. Allah'a sürekli dualar ediyoruz. İnşallah bu kez hayal kırıklığına uğramayız. Çünkü hiçbirimizin dayanacak gücü kalmadı'' dedi. Sabri Boğday, Suudi Arabistan'da 19 ay önce iş yeri komşusuyla tartıştığı sırada ''Allah'a küfür ettiği'' gerekçesiyle idama mahkum edilmişti.


AA

GAZETEPORT


HerHangiBiri 17 Kasım 2008 18:00

Pasaportlar artık internetten




Artık birçok işlem Emniyet'e gitmeden halledilebilecek. İşte o hizmetler...

İstanbul Emniyet Müdürlüğü vatandaşın hayatını kolaylaştıracak hizmetleri internet ortamına taşıdı.

Türk halkı ve yabancılar polis merkezlerine giderek almış oldukları bazı hizmet ve bilgileri artık yorulmadan evlerinden ve iş yerlerinden Istanbul Emniyet Müdürlügü internet sitesinden alabilecek.

İşte emniyetin internet üzerinden sunduğu hizmetler:

• Pasaport alacak vatandaşlar internet üzerinden online olarak sabah müracaat ettiklerinde pasaportlarını akşam alabilecek.
• Vatandaşlar otomobilleriyle ile ilgili haciz, icra, Motorlu Taşıtlar Vergisi ve çalıntı olup olmadığını öğrenebilecek.
• Sürücü belgesi ceza puanlarını öğrenebilecekler.
• Silah ruhsatı alma şartları hakkındaki bilgiyi ve müracaatı formunu ücretsiz alabilecekler.
• Yabancılar ikamet, vatandaşlık ve iltica işlemleri ile ilgili Türkçe ve İngilizce form ve dilekçelerini ücretsiz edinebilecek.
• Kayıp olan yetişkin ve çocukların bulunmasına yönelik araştırma ve sorgulama yapabilecek.
• Özel Güvenlik Sınavı’na girenler kimlik ve sınav sonuçlarını öğrenebilecek.
• Aileler ve gençler uyuşturucu ve sporda şiddet konusunda bilgi ve tavsiyeler öğrenebilecek.
• Polis Radyosu 94.1 frekansından dinlenebilecek.
• İhbar ve şikayet yapabilecek.


GAZETEVATAN


peaceful 17 Kasım 2008 23:12

DANİMARKA'DA ERKEK ÇOCUKLARIN SÜNNET EDİLMESİ TARTIŞMA KONUSU OLDU
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/5/8/5/125854.jpg

Danimarka'da küstah talep
Müslümanlar ve Yahudiler tarafından dini bir vecibe olarak yapılan erkek çocukların sünnet ettirilmesi geleneği Danimarka'da tartışma konusu oldu.

Danimarka Çocuklar Konseyi ve Etik Kurulu yaptıkları açıklamalarla ülkede erkek çocukların sünnet edilmelerinin önüne geçilmesini istedi.

Çocuklar Konseyi Başkanı Charlotte Guldberg konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede "toplumumuzda kız çocuklarının sünnet edilmesinin kabul edilemez olduğuna dair bir konsensus var. Bununla beraber toplum erkek çocukların sünnet edilmesine ise dini bir vecibe olduğu için hoşgörüyle bakıyor. Bu bizim erkek ve kız çocuklarına yaptığımız bir ayrımcılık" dedi ve erkek çocuklarının sünnet edilmesi uygulamasına son verilmesini talep etti.

Kız çocuklarının sünnet edilmesinin yasa ile yasaklandığını hatırlatan Guldberg 15 yaşından küçük erkek çocukların sünnet edilmesinin de yasa ile yasaklanmasını talep etti. Etik Kurulu Başkanı Peder Agger konuya biraz daha temkinli yaklaşırken insanların çocuklarını sünnet ettirmek için çocuklarının 15 yaşına gelmelerini beklemelerini önerdi. Agger, 15 yaşına gelmiş çocukların psikolojik baskı altında kalmadan sünnet olup olmamaya karar verebileceklerini söyledi. Kopenhag Üniversitesi'nden Profesör Kirsten Ketscher ise dinlerin kendilerini hukuktan bağımsız olarak göremeyeceklerini söyleyerek sünnet olacak çocukların 15 yaşına gelmesinin beklenilmesi gerektiğini savundu.

Erkek çocukların sünnet edilmesinin yasalarla engellenmesi fikrine karşı çıkan Danimarka Başhahamı Bent Lexner ise "yahudiler sünnet geleneğini korumak için yıllarca mücadele verdiler. Bu bizim kimliğimizin bir işareti. Bize sünneti yasaklamak Hristiyanların vaftiz olmasını yasaklamakla aynı şeydir" dedi.

İmam Abdülvahid Pedersen ise "sünnet olmaya çocukların kendilerinin karar vermesi gerekiyorsa aynı şey niçin vaftiz edilen çocuklar için istenmiyor" şeklinde tepki gösterdi. Bununla beraber Kutsal Ahit'te yer alan sünnet emri nedeniyle Koptik Kilisesi, Etiyopya Ortodoks Kilisesi gibi bazı Hristiyan cemaatlerde de sünnet geleneği bulunuyor.

CİHAN


HerHangiBiri 18 Kasım 2008 15:32

İşte Türkiye'nin 'fakirlik' haritası




Küresel ekonomik krizin Türkiye’de kendini göstermeye başladığı dönemde, hükümet “Bütünleşik Sosyal Yardım Hizmet Projesi” adı altında Türkiye’nin yoksulluk haritasını hazırlamaya çalışıyor.

Yoksulluk haritasının en önemli unsurunu, Türkiye’deki yeşil kartlılar oluşturuyor. Ve bugün Türkiye’de yeşil kart sahiplerinin “nerelerde yoğunlaştığına” bakıldığında, aslında Türkiye’nin yoksulluk haritası da ortaya çıkmış oluyor.
İşte, resmi verilere göre Türkiye’nin “yeşil kart” ya da “yoksulluk” haritası:

GÜNEYDOĞU’DA İKİ KİŞİDEN BİRİ YEŞİL KARTLI

Yeşil kart dağıtımından en çok Güneydoğu Anadolu yararlanmış. Bölge illerinde hemen hemen her iki kişiden biri yeşil kartlı. İşte nüfusa göre, illerin yeşil kart oranları;
Zeynep Gürcanlı YAZIYOR
EN ÇOK YEŞİL KART BİNGÖL’DE

Bingöl’de nüfusun yüzde 50’sinin yeşil kartı var. İlin nüfusu 243 bin, yeşil kartlı kişi sayısı ise 118 bin. Bingölü sırasıyla Siirt (il nüfusunun yüzde 47.7’si) , Hakkari (il nüfusunun yüzde 47.6’sı), Van (il nüfusunun yüzde 47.3’ü),Ağrı (il nüfusunun yüzde 45’i), Adıyaman (il nüfusunun yüzde 41’i), Batman (il nüfusunun yüzde 39.3’ü), Bitlis (il nüfusunun yüzde 39.2’si), Şırnak (il nüfusunun yüzde 38.7’si), Iğdır (il nüfusunun yüzde37’si), Kilis (il nüfusunun yüzde 35.7’si), Muş (il nüfusunun yüzde 35.5’i), Mardin (il nüfusunun yüzde 33’ü), Kars (il nüfusunun yüzde 32.6’sı), Diyarbakır (il nüfusunun yüzde32.3’ü) ve Tunceli (il nüfusunun yüzde 31’i) izliyor.

NÜFUSA GÖRE EN AZ YEŞİL KART İSTANBUL’DA

İl nüfuslarına göre “en az” yeşil kartlı sayısı ise İstanbul’da. İstanbul’da nüfusun sadece 2.7’si yeşil kart sahibi. Bu yüzdenin rakamsal karşılığı ise yaklaşık 325 bin kişiye denk geliyor. İstanbul’u “en az yeşil kartlı vatandaş” sayısında Bursa (il nüfusunun yüzde 3.5’i), Ankara(il nüfusunun yüzde 3.7’si), Kocaeli (il nüfusunun yüzde 3.8’i) ve Bolu (il nüfusunun yüzde 3.8’i) izliyor.

EN ÇOK YEŞİL KART SAYISI URFA’DA

En fazla yeşil kart verilen il ise Şanlı Urfa. Urfa’da toplam 540 bin kişiye yeşil kartı verilmiş durumda. Bu rakam, Urfa nüfusunun yüzde 30’unu oluşturuyor.

DİĞER İLLER

Diğer illerde ise nüfusa oranla yeşil kartlı oranları şöyle;

Adana yüzde 15.8, Antalya yüzde 5.5, Aydın yüzde 9, Burdur yüzde 8, Çanakkale yüzde 5.3, Çankırı yüzde 5.8, Çorum yüzde 18.6, Erzurum yüzde 24, Hatay yüzde 18.4, Mersin yüzde 13.3, İzmir yüzde 4.4, Kayseri yüzde 8, Konya yüzde 8.8, Muğla yüzde 4.2, Nevşehir yüzde 9.6, Niğde yüzde 17, Rize yüzde 6.3, Samsun yüzde 16.1, Aksaray yüzde 18.5 ve Ardahan yüzde 27.3


HÜRRİYET


HerHangiBiri 20 Kasım 2008 21:02

Aç bırakılarak öldürülecek




İtalya’da 16 yıldır bitkisel hayatta olan Eluana Englaro’ya ailesinin rızası ile ötanazi yapılması hakkını elde etti. Ancak kızın ölüm şekli italyayı ayağa kaldırdı.

İtalya’da 16 yıldır bitkisel hayatta olan Eluana Englaro’ya ailesinin rızası ile ötanazi yapılması hakkını elde etti. Genç kızın nasıl ve nerede öldürüleceği tartışılıyor. Bu yöntemlerden biri "aç ve susuz bırakarak" öldürmek.

16 YILDIR BİTKİSEL HAYATTA

37 yaşındaki Englaro, 21 yaşında trafik kazası geçirip komaya girdi, sonraki 16 yılı yaşam destek ünitesine bağlı geçirdi. Baba Beppino Englaro, kızının yaşam destek ünitesinin fişinin çekilmesi için hukuki mücadele başlattı. Talebi üç kere reddeden mahkeme, bu kez 2008 yılında kabul ederek Eluana’ya ölüm izni verdi. Karar, İtalya’da bir ilk.

NASIL ÖLDÜRÜLECEK?

Ancak bu kararın nasıl ve nerede uygulanacağı sorun oldu. Bölgesel yönetim, kararın kendi sınırlarında uygulanmasına izin vermeyince, Eluana’nın ölümünün gerçekleştirilmesi için yer aranmaya başlandı.

AÇ VE SUSUZ BIRAKMA YÖNTEMİ

Englaro ailesinin devletten yardım isteyerek "Aç ve susuz bırakma" yöntemi ile yaşama son verme önerisi tartışılırken, Papa, "Yaşam kutsaldır ve başka bir varlık ya da yargıçlar yaşam hakkını kimsenin elinden alamaz" dedi. Ötanazinin fiş çekerek değil, aç ve susuz bırakarak gerçekleşmesi fikrine, sivil toplum örgütleri de karşı çıkıyor.

VATİKAN: BU BİR CİNAYET

Ötenaziye karşı çıkan vatikan da bu karara sert tepki gösterdi. Vatikan "Sağlık Bakanı" Kardinal Javier Lozano Barragan, "Eluana’nın yeme ve içmesini kesmek, cinayetle aynı kapıya çıkıyor, bu onu açlık ve susuzluğa, korkunç bir sona mahkum etmekdemektir" diye konuştu.

ANCAK 15 GÜNDE ÖLÜR

Eluana Englaro’nun doktoru, nöroloji uzmanı Carlo Alberto Defanti, mahkeme kararına dayanarak, Eluana’nın yaşam destek ünitesiyle bağının birkaç gün içinde kesilebileceğini söylüyor. Aileye yardıma hazır olduğunu belirten doktor, Eluana’nın ölümünün 15 gün sürebileceğini belirtiyor.


HerHangiBiri 21 Kasım 2008 14:37

İmralı'ya mahkum gönderiliyor

21 Kasım 2008

Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin, PKK Terör Örgütünün lideri Abdullah Öcalan'ın kaldığı İmralıya 5-6 mahkumun daha kalacağı bir infaz kurumu yapılacağını açıkladı.

DHA

HÜRRİYET


HerHangiBiri 22 Kasım 2008 13:34

Lodos Karaköy Vapur İskelesi ‘ni batırdı




Kadıköy ve Üsküdar seferlerinin yapıldığı yüzer iskeleyi dengede tutan 16 su tankından biri, akşam saatlerinde 42 kilometre hızla esen lodosun etkisiyle tamamen battı.

Dengeyi sağlayan 16 su tankından birinin hasar görmesi sonucu yan yatan yüzer iskelenin diğer tanklarında da hasar meydana geldi.

Bin 200 metre karelik yolcu salonuna sahip yüzer iskeleyi karaya bağlayan çelik halatların da kopması sonucu Karaköy İskelesi ters dönerek sulara gömüldü.

İSKELENİN YERİNE YÜZEN YENİ DUBA KONACAK

İstanbul Deniz Otobüsleri A.Ş (İDO) Genel Müdürü Ahmet Paksoy, şiddetli lodos nedeniyle batan Karaköy Vapur İskelesi’nin yerine yüzen yeni bir duba konulacağını söyledi.

Karaköy’deki, Kadıköy ve Üsküdar seferlerinin yapıldığı yüzer iskelenin batmasına ilişkin basın mensuplarına bilgi veren Paksoy, İstanbul’un yaklaşık bir gündür ciddi lodosun etkisinde bulunduğunu hatırlattı.

İDO seferlerinin de bu lodostan ciddi manada etkilendiğini kaydeden Genel Müdür Paksoy, saat 20.30 sıralarında, yüzen bir cisim olan Karaköy dubasının ön tarafında hafif meyil oluştuğunu belirtti.

Bu haberi alır almaz, ilgili ekiplerin derhal olay yerine intikal ettiğini vurgulayan Paksoy, “O an itibariyle Karaköy İskelemizde yolcu hareketi durduruldu. Her türlü yolcu güvenliği için seferler iptal edildi” dedi.

Olayın, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’ne, valiliğe, itfaiyeye, Gemi Kurtarma’ya, deniz hizmetlerine, çevre koruma dahil olmak üzere ilgili tüm birimlere bildirildiğini anlatan Paksoy, saat 20.30 itibariyle de olaya müdahale edildiğini kaydetti.

Paksoy, öndeki tanklardan su tahliyesine başlandığını, fakat su tahliyesi işlemine, 4 saat süren bir mücadele sonucunda, çalışan ekiplerin güvenliği düşünülerek son verildiğini ifade etti.

Hiçbir yaralanma veya can kaybının yaşanmadığı olayla ilgili kriz masasının çalışmaya devam ettiğine işaret eden Paksoy, Şehir Hatları’nın devralınmasının ardından, batan bu dubanın su altı bölümlerinin her türlü bakımlarının yapıldığını bildirdi. Paksoy, şöyle konuştu:

“Bütün iskelelerimizde, gemilerimizde olduğu gibi, her türlü bakım ve onarım teknik manada gerçekleştirilmişti. Tabii bu çok yüksek lodostan dolayı meydana gelen olayla ilgili bir çalışma yaptıktan sonra detaylı bilgi vereceğiz. Karaköy önemli bir iskelemiz. En azından seferleri aksatmamak adına yüzen yeni bir duba yapıp, buraya koymak için bütün ekibimiz seferber olmuş durumda. Yüzen duba konulup seferler yapılacak.”


NTVMSNBCE


HerHangiBiri 23 Kasım 2008 17:29

Vatikan, Lennon'ı affetti




Vatikan, 1966'da 'Hazreti İsa'dan daha popüler olduklarını' söyleyerek Hıristiyan aleminin tepkisini çeken Beatles grubunun solisti John Lennon'ı 'affetti'.

Vatikan'ın resmi gazetesi L'Ossevatore Romano, grubun ünlü albümlerinden 'White Album'ün 40. yılı sebebiyle yayınladığı haberde, Lennon'ın Mart 1966'da yaptığı açıklamaların mazur görüldüğünü kaydetti.

Albümün 'sihirli bir müzik antolojisi' olduğunu vurgulayan gazete, Beatles'ı Hazreti İsa'dan daha popüler gördüğünü söyleyerek şimşekleri üzerine çeken Lennon'ın dönemin etkisiyle böyle bir söz sarfettiğini, zira kendisinin o zamanlar, beklenmedik başarılarının etkisi altında kalmış İngiliz orta sınıfına mensup bir genç olduğunu vurguladı.

Lennon açıklamasında Beatles'ın gençler arasında Hazreti İsa'dan daha popüler olduğunu söylemişti. Açıklamanın ardından dünyanın değişik köşelerindeki muhafazakar Hıristiyanlar, grubun albümlerini yakmış ve grup elemanları bir süre ölüm tehditleri almıştı.


GAZETEPORT


peaceful 23 Kasım 2008 19:27

ÇOĞU CEP KULLANICISININ BİLMEDİĞİ KODLAR NE İŞE YARIYOR?
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/6/6/8/126686.jpg

TIKLA, gizli cep kodlarını öğren - Foto
Kendileri ufak ama işlevleri büyük... İşte çok fazla bilinmeyen cep telefonu kodları...

CHIP'in haberine göre cep telefonunuzda görünenden daha fazlası saklıdır. Örneğin sadece cep telefonu üreticilerinin göreceği şekilde gizlenmiş bilgiler... Bu gizli mesajları okumak isteyenlerin özel erişim kodlarına ihtiyacı var. Mesela >*<<*<* tuş kombinasyonu Sony Ericsson cep telefonlarındaki gizli servis-menüsünü açıyor. Bu menü sayesinde cep telefonunuzu ve fonksiyonlarını profesyonellerin yaptığı gibi en ince ayrıntısına kadar denetleyebilirsiniz.

GSM kodlarında ise durum farklıdır. Bu kodlar sayesinde birkaç tıklama ile GSM ağındaki hizmetleri kontrol edebilirsiniz. Bunlar pek gizli değildir, çok kullanışlıdır ama yine de birçok cep telefonu kullanıcısı tarafından bilinmez. Mesela arama aktarmalarını uzun uzadıya menü üzerinden ayarlamanıza gerek olmadığını biliyor muydunuz? Veya bir tuşa iki kez basmayla konferans moduna geçebileceğinizi?
İŞTE EN ÖNEMLİ GSM KODLARI - TIKLA GÖR



HerHangiBiri 24 Kasım 2008 12:44

Öğretmenler Günü'nde hayatını kaybetti

Malatya'nın Doğanşehir ilçesindeki bir dershanede görev yapan öğretmen Fatih Gürlek, geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitirdi, öğretmen eşi Birgül Gürlek (27) ise ağır yaralandı.

Alınan bilgiye göre, Gürlek çiftinin de içinde bulunduğu ve Doğanşehir Sağlık Ocağında sağlık görevlisi olarak çalışan Hasip Kınaş'ın kullandığı otomobil, Malatya'ya gelirken Beylerderesi mevkisinde elektrik direğine çarptı.

Fatih Gürlek olay yerinde hayatını kaybetti. Birgül Gürlek ve Hasip Kınaş yaralandı.

İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezine kaldırılan Birgül Gürlek'in yoğun bakıma alındığı ve durumunun ağır olduğu bildirildi.

Hasip Kınaş ise Malatya Devlet Hastanesine kaldırıldı.

Fatih Gürlek ve Birgül Gürlek'in 5 aylık evli oldukları öğrenildi.


AA

HÜRRİYET


peaceful 24 Kasım 2008 21:09

KİRACILIKTA YENİ DÖNEM BAŞLIYOR
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/6/7/7/126773.jpg

Kiracıların canını sıkacak haber
Ev sahibi ile kiracı arasında yeni bir dönem başlıyor. Artık fatura ödemeyen kiracı kapı dışarı edilecek.

Ev sahipleri, Türk Borçlar Kanunu Tasarısı'nın mevcut haliyle yasalaşması halinde kiracılar çok dertli olacak. Tasarının hazırlanması için Adalet Bakanlığı'nda oluşturulan komisyona başkanlık eden Prof. Dr. Nevzat Koç, ''Tasarıda ev sahibi ve kiracının karşılıklı menfaatleri arasında, adil denge kurulmaya çalışılmıştır'' dedi. İşte tasarı yasalaşırsa kiracıları bekleyen tehlikeler.

EVLATLIĞIM OTURACAK

Bugünkü düzenlemeye göre, ''Oğlum evlenecek. Kızım gelin olacak'' şeklindeki gereksinimlerle tahliye davası açabilen kiraya verenler, tasarıdaki düzenlemenin yasalaşmasından sonra, ''Babam, dedem, torunum veya evlatlığım oturacak'' gibi gerekçelerle de kira sözleşmelerini dava yoluyla sona erdirebilecekler.

TEK TARAFLI SÖZLEŞME İPTALİ

Ev sahibi, 15 yıllık uzama süresi sonunda, bu süreyi izleyen her uzama yılının bitiminden en az 3 ay önce bildirimde bulunmak koşuluyla, herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeye son verebilecek. Düzenlemeyle, kiraya verene, tazminat ödemekle yükümlü olmaksızın, sözleşmeyi tek taraflı sona erdirme hakkı tanınmış olacak.

HAPİS CEZASI KALKIYOR

Boşaltılan konut ve iş yerlerinin, 3 yıl süreyle eski kiracıdan başkasına kiralanamayacağına ilişkin mevcut düzenleme, tasarıda korunuyor. Yeniden kiralama yasağına' aykırı hareket eden ev sahibi için öngörülen 1 yıla kadar hapis cezası kaldırılacak.

Su faturası ödemeyen kapı dışarı

Ev sahipleri konut ve iş yerlerinde, sadece kira bedelini değil, elektrik ve su gibi yan giderleri de ödemeyen kiracılara karşı, temerrüt sebebiyle tahliye davası açabilecekler. Kira sözleşmesinin kurulmasından sonra, başlangıçta belirlenen kira bedeli, özellikle kanun gereği sözleşmenin süresinin uzatıldığı durumlarda, ekonomik koşullara bağlı olarak değiştirilebilecek. Böylece kiraya verenin, konut veya iş yerinin durumuna göre uygun bir kira bedeli elde etmesine olanak sağlanacak.Bugün


24.Kasım.2008 00:40:46


HerHangiBiri 27 Kasım 2008 09:58



Bursa'da, Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 12 saatte art arda 4 bebeğin öldüğü bildirildi.

Bursa'da, Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 12 saatte art arda 4 bebeğin öldüğü bildirildi.

İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan yazılı açıklamaya göre, Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi'nde 12 saatte art arda 4 bebeğin ölmesi üzerine yetkililer, güvenlik amacıyla araştırma başlattı.

Dört bebeğin ölümünü takiben yenidoğan yoğun bakım ünitesinde kullanılan tüm aletlerin ve teçhizatın kültürünün alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Bebeklere hazırlanan TPN solüsyonlarından kültür alınmıştır. Hiçbirinde üreme tespit edilmemiştir. Aynı zamanda, tüm yenidoğan ve doğumhane personelinin burun ve el kültürleri alınmıştır. Ölen bebeklerin hepsinden, epidemik patojen olup olmadığının araştırılması için postmortem kan kültürü, beyin omurilik sıvısı kültürü, mide aspirasyon sıvısı kültürü, trakeal aspirasyon sıvısı kültürü, gaita kültürü alınmıştır. Hiçbirinde epidemiye (salgın hastalık) işaret edebilecek bulgu saptanmamıştır. Gerekli tüm araştırmalar yapılmış olup Şevket Yılmaz Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitemizde enfeksiyon saptanmamıştır.''

Ölen bebeklerin 26-32 hafta arasında değişen gebelik süreleri sonucunda ''prematüre'' olarak dünyaya geldiği bildirildi.


A.A

GAZETEPORT


HerHangiBiri 27 Kasım 2008 16:09

TEM otoyolunda çatışma: 2 polis şehit




27 Kasım 2008

HATAY'ın İskenderun İlçesi'nde, otoyol turnikelerinde yol kontrolü yapan trafik ekiplerine bir araçtan uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Saldırıda polis memuru İbrahim Darıcı olay yerinde hayatını kaybederken, saldırıda yaralanan polis memurlarından Halil Aksak da hastanede yaşamını yitirdi. Böylece şehit polis sayısı 2’ye çıktı.

Saat 11.30 sıralarında Adana- İskenderun otoyolu Denizciler Beldesi turnikeleri İskenderun Bölge Trafik Şube Amirliği'ne bağlı ekipler rutin yol kontrolüne başladı. Bu sırada otoyola giren bir araçtan polislerine üzerine uzun namlulu silahlarla ateş açıldı. Araç kaçarken, saldırıda trafik polisi İbrahim Darıcı olay yerinde ve yaralanan polis memurlarından Halil Aksak da hastanede yaşamını yitirdi. Yaralanan polis memuru İhsan Başer'in ise tedavisinin devam ettiği bildirildi.

Olay üzerine İskenderun polisi alarma geçti. Aracı takibe alan polislerle araç içindekiler arasında çatışma yaşandığı bildirildi.

Bu arada, teröristlerin açtığı ateşin Denizciler beldesinde bir eve isabet etmesi sonucu Mehmet Zakir (58), Fatma Kaya (50) ve 1 yaşındaki Eray Kaya'nın hafif şekilde yaralandığı öğrenildi.

KAÇAN TERÖRİSTLERLE SICAK TEMAS

Trafik kontrolü yapan polis ekiplerine, uzun namlulu silahlarla ateş ettikten sonra kaçan teröristlerin 3 kişi oldukları bildirildi. Takibe alınan teröristlerle Bitişik köyü Kozu Yaylası'nda sağlanan sıcak temasta çatışmanın halen devam ettiği belirtildi.


HÜRRİYET


HerHangiBiri 29 Kasım 2008 20:53

Yılbaşı biletleri satışa çıktı


http://www.ensonhaber.com/images/news/19734.jpg


Milli Piyangonun yılbaşı özel biletleri satışa sunuldu.

Kiminin düzenli olarak, kiminin ise “ya çıkarsa” diyerek satın aldığı, yine de yeni bir yıla girerken, zengin fakir bir çok kişinin “olmazsa olmaz” diye şansını denediği Talih Kuşu...

Büyük ikramiyenin bu yıl 25 milyon YTL olduğu Milli Piyangonun yılbaşı özel biletleri satışa sunuldu.

Tam biletlerin 24 YTL'den, yarım biletlerin 12 YTL'den, çeyrek biletlerin ise 6 YTL'den satıldığı yeni yıl özel çekilişine için daha ilk günden ilgi büyük olurken, bayiler bu yıl küresel krizin etkisiyle talebin daha da katlanacağını belirtiyor.

Bazılarının ekipler halinde çalıştığı bayiler, vatandaşların yoğun olarak alışveriş yaptığı yerlerde konumlanırken, “kıran kırana” rekabet şimdiden başlamış durumda. Kimisi ünlenen isimleri ile müşteri çekiyor, kimisi ise kredi kartı ile satış imkanı sunuyor.

Başkent'in tanınmış bayisi Ali Haydar, yılbaşı çekilişi için hazırlıklarının tamamlandığını ve ekipler halinde çalıştıklarını anlatırken, bu yıldan satış anlamında umutlu olduklarını söyledi.

Dünya genelinde ekonomik krizin yaşandığını bunun da vatandaşları daha çok şans oyunlarına yönlendirdiğini belirten Haydar, “Kriz bana kazandırır, benim işim artar, insanlar için 6 lira önemli değil, 25 milyon lira kazanmak önemli” dedi.

“Ali Haydar” olarak markalaşan ismiyle 1980 yılından bu yana biletçilik yaptığını anlatan Haydar, kendisine yurt genelinin yanı sıra Avrupa'daki vatandaşlardan da talep geldiğine işaret etti.

Perakendeden çok toptan satış yaptığına dikkati çeken Haydar, “Merkez Bankası gibi sağlam güvence kaynağı oldum” dedi.

KREDİ KARTINA 12 TAKSİT

İstanbul'un ünlü Nimet Abla'sının Ankara bayisinde bilet satan Erdal Doğuş ise biletin satışa çıkardıkları ilk saatlerden itibaren ilginin beklediklerinden yüksek olduğu belirtirken, kredi kartı ile de bilet satan bayi Çetin Koç, insanların artık nakit sıkıntısı çektiğini, cebinde parası olmayan insanlara da kredi kartı yoluyla satış olanağı sunduklarını kaydetti.

Vatandaşlara çeyrek bileti dahi kredi kartı ile satın alma imkanı sunduğunu anlatan Koç, 100 ve daha fazla bilet alana komisyonsuz 12 taksit seçeneğinin de bulunduğunu ifade etti.

ÇARKLAR YENİ YILDA KİME NE VERECEK?

2008'i yeni yıla bağlayan 31 Aralık günü yapılacak Yılbaşı özel çekilişinde büyük ikramiye olarak 1 adet 25 milyon YTL verilecek. Çekilişin diğer büyük ikramiyeleri de, 1 adet 5 milyon YTL ve 1 adet 1 milyon YTL olacak.

Yılbaşı çekilişi, en az 3, en fazla da 9 kişinin yeni yıla milyoner olarak girmesini sağlayacak. Çekilişte 25 milyon ve 5 milyon YTL'lik büyük ikramiyelerin çeyrek bilete, 1 milyon YTL'lik ikramiyenin ise tam bilete çıkması halinde 9 kişi milyoner olacak. Her 3 ikramiyenin tam bilete çıkması durumunda ise, 3 talihli yeni yıla milyonluk ikramiyelerle giriş yapacak. Özel çekilişin diğer ikramiyeleri de, 1 adet 500 bin YTL, 5 adet 200 bin YTL, 10 adet 100 bin YTL, 50 adet 50 bin YTL, 150 adet 10 bin YTL, 150 adet 5 bin YTL, 150 adet bin YTL, 1.500 adet 300 YTL, 10 bin adet 200 YTL, 40 bin adet 100 YTL, 120 bin adet 80 YTL, 800 bin adet 50 YTL olarak belirlendi. Çekilişte ayrıca 2 milyon adet amorti ve 63 adet teselli ikramiyesi dağıtılacak. Böylece tüm biletlerin satılması halinde toplam ikramiye adedi 2 milyon 972 bin 82'ye, toplam ikramiye tutarı da 144 milyon 25 bin YTL'ye ulaşacak.

25 milyon YTL tutarındaki büyük ikramiye, satılan bilete isabet edinceye kadar çekilişe devam edilecek.


ENSONHABER


peaceful 30 Kasım 2008 13:14

ENVER PAŞA: ARAMIZ İYİ, TÜRKİYE'NİN LİDERİ MUSTAFA OLABİLİR
http://resim.samanyoluhaber.com//haber/1/2/7/7/2/127727.jpg

88 yıl gizli kalan gerçek !
Enver Paşa'nın Kurtuluş Savaşı sürerken İngilizler'le üç ayrı gizli görüşme yaptığı belgelendi.

İngiliz istihbarat raporlarına göre, Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması karşılığında İngiltere'ye Bolşevikler ile işbirliğinden vazgeçmeyi öneren Enver Paşa, 'Anlaşma olursa Mustafa Kemal lider olabilir' diyor.

Star'ın haberine göre, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin kurucu önderi Harbiye Nazırı Enver Paşa'nın dönemin İngiliz Savunma Bakanı Winston Churchill'in bilgisi dahilinde İngiliz İstihbarat Binbaşısı Ivor Hadley ile Berlin'de üç kez gizlice görüştüğü ortaya çıktı. İngiliz isthbarat raporlarına göre, 88 yıl önce yapılan görüşmelerde, Enver Paşa, İngiltere'ye açıkça Türkiye'nin bağımsızlığının tanınması için teklif götürüyor. Mustafa Kemal'in tekliften haberi olup olmadığı sorusuna ise Enver Paşa, 'Aramız çok iyi. Benim altımda çalışabileceğini söyledi. Lider olabilir' yanıtını veriyor.

ONUNLA ARAMIZ ÇOK İYİ

TÜRK Tarih Kurumu'nda yürütülen bir proje kapsamında 2004-2009 yılları arasında ABD, İngiltere ve Alman milli arşivlerinde incelemeler yapan Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Bülent Özdemir, İngiliz istihbarat raporlarına ulaşmayı başardı.

İngiltere Savaş Bakanlığı, belgeleri ve istihbarat raporlarının yer aldığı, 'War Oficce'de incelemeler yapan Doç. Özdemir, Enver Paşa'nın İngiliz istihbarat subayı Ivor Hadley ile 6 Ocak 1920, 16 Ocak 1920 ve 24 Şubat 1920 tarihlerinde Berlin'de bir araya geldiğini ortaya çıkardı.

İstihbarat raporlarına göre, Enver Paşa, İngiliz subayın 'Anadolu'da Kurtuluş Savaşı'nı yürüten Mustafa Kemal sizi ciddiye alacak mı' sorusuna şu yanıtı veriyor: 'Mustafa'yla aramız iyi. Mustafa, imkanlar dahilinde İngiltere ile anlaşabileceğini ve gerekirse benim altımda sıradan bir subay olarak çalışabileceğini söylüyor. Eğer bir anlaşma olacaksa İngiltere'nin Mustafa Kemal'i bir lider olarak tanımasında benim açımdan bir sakınca yoktur. Önemli değil, lider Mustafa Kemal olsun.'

MEÇHUL KADIN ARACI

İNGİLİZ arşivlerine göre, ilk görüşme Enver Paşa'nın eşi Naciye Hanım ve 3 yaşındaki kızı Türkan'ı İngiltere üzerinden getirdiği Almanya'daki, '17 Knausstasse Grunewold-Berlin' adresinde gerçekleşti. 6 Ocak 1920'de kimliği belirsiz bir kadın, İstihbarat Binbaşısı İvor Hadley'i, telefonla arayarak 'Enver Paşa ile görüşmek ister misiniz?' diye sordu. İstihbaratçı bu telefona, 'O meşhur Enver Paşa mı?' diye karşılık verip görüşmeyi kabul etti.

BiRiNCi GÖRÜŞME 6 OCAK 1920

Vatansever olduğunu söyleyerek işbirliği önerdi


İstihbarat Binbaşı Hadley, İngiliz Savaş Bakanlığı kayıtlarına da giren ilk görüşmeyi şöyle anlatıyor: 'Enver Paşa söze bir vatansever olduğunu söyleyerek başladı. Savaşın kaybedildiğini, bir asker olarak bunu kabullendiğini ve Türkiye'nin gerçek dost olarak İngiltere'yi gördüğünü söyleyerek, gizli bir işbirliği teklif etti.'

Hadley, Enver Paşa'nın görüşmede kendisine, 'Eğer Türkiye ile bir işbirliği yaparsanız İngiltere'nin Mısır'da ve diğer Müslüman doğu ülkelerinde (Özellikle Hindistan-Afganistan) yaşadığı sorunların çözümü konusunda bizzat çalışarak nüfuzunu kullanacağını, ve bu teklifin doğrudan Savunma Bakanı Wınston Churchill'e iletilmesini istediğini' söylüyor. Binbaşı Hadley, 'Londra'ya gidip bunları Churchill'e anlattım. O da o sırada Paris Barış Görüşmeleri'nde olan Başbakan Lord Crouzon'a gönderdi' diye de ekliyor.

iKiNCi GÖRÜŞME 16 OCAK 1920

Enver Paşa 'Profesör Ali' takma adını kullanıyordu


HADLEY: Churcill'in bilgisiyle 16 Ocak 1920'de Berlin'deki adreste 'Profesör Ali' takma adını kullanan Enver Paşa ile ikinci kez görüştük. 'Mustafa Kemal sizi ciddiye alacak mı?' diye sordum.

Enver Paşa da 'Mustafa, imkanlar dahilinde İngiltere ile anlaşabileceğini, gerekirse benim altımda sıradan bir subay olarak çalışabileceğini söylüyor. Anlaşma olacaksa İngiltere'nin Mustafa Kemal'i lider olarak tanımasında benim açımdan bir sakınca yoktur. Lider Mustafa Kemal olsun' dedi.

ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞME 24 ŞUBAT 1920

Bağımsız Türkiye'ye karşılık Bolşevikler


'ENVER Paşa, 24 Şubat 1920'de acil görüşme talebinde bulundu. Bu görüşmede Enver Paşa, anlaşma halinde;

1- Bolşevikler'in Kafkasya yoluyla İran'a kadar gitmesini engelleyeceğim.

2- Afganistan ve İran'da İngiliz karşıtlığının ortadan kalkması için çalışacağım.

3- Mısır'a belli oranda bağımsızlık verilirse, 'Oradaki milliyetçilere İngiltere ile yakın ilişkide çalışın' telkinlerinde bulunacağını söyledi. Enver Paşa, bunları tam bağımsız yeni bir Türkiye karşılığında yapabileceğini ifade etti.'

İngilizler'e blöf yaptı

Doç. Bülent Özdemir (Balıkesir Ünv.): Bütün bu gelişmeler, Enver Paşa'nın öncelikle İngiltere ile anlaşmak istediğini, Sovyet hükümeti ile yapacağı görüşmelerin daha çok B planı olduğunu ve yine Sovyet Rusya'nın opsiyonunu İngiltere'ye karşı bir blöf olarak kullandığını gösteriyor.

Mustafa Armağan (Tarihçi-yazar): Almanlar'la görüşmelerini biliyoruz. Ruslar'la görüşmeleri yayımlandı. Atatürk'le ilgili sözlerini açıkcası hiç duymamıştım.

Doç. Hakan Kırımlı (Bilkent Ünv.): Kesinlikle böyle bir görüşme olmuştur. Enver Paşa'nın o dönemdeki yazışmaları bağlamında bakılınca bu görüşme gerçektir.

30.Kasım.2008 10:20:56


HerHangiBiri 1 Aralık 2008 19:27

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif


Mevlana'nın 735. Vuslat Yıl Dönümü Anma Etkinlikleri, Konya Valiliği ve İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünce düzenlenen ''Hoşgörü ve Sevgi Yürüyüşü'' ile başladı.

Kent merkezindeki Zafer Meydanı'nda başlayan ''Hoşgörü ve Sevgi Yürüyüşü''ne, Konya Valisi Osman Aydın, Suriye'nin Halep kentinin Valisi Dr. Tamer Al Hacce, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Akyürek, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mustafa Çıpan, Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu bünyesindeki semazenler ile çok sayıda vatandaş katıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu eşliğinde yapılan yürüyüş, Mevlana Müzesi'ne kadar sürdü. Yürüyüş sırasında İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu, Konya Valiliği önüne bir konser verdi.

Halep Valisi Al Hacce, Valilik önünde karşılaştığı, Mevlana'nın 22. kuşaktan torunu Esin Çelebi ile sohbet etti. Hacce, Halep doğumlu olduğunu öğrendiği Çelebi'yi, kente davet etti.

Mevlana Müzesi önünde sona eren yürüyüşün ardından müze gezildi ve dua edildi. Daha sonra çocuk semazenler, müze içinde sema gösterisi yaptı.

Etkinlikler, akşam saatlerinde Mevlana Kültür Merkezi'nde yapılacak sema gösterisi ile devam edecek.




sanar 2 Aralık 2008 02:27

http://img70.imageshack.us/img70/6643/gp336310of9.jpg


Serhan Şeşen'in beyin ölümü gerçekleşti


Menenjit nedeni ile hastaneye kaldırılan ve yanlış teşhis konulan 26 yaşındaki Serhan Şeşen'in beyin ölümü gerçekleşti.

Grup Gündoğarken'in solisti Burhan Şeşen'in 26 yaşındaki oğlu Serhan için umutlar tükendi. Hürriyet'in haberine göre, Burhan Şeşen'in yanlış teşhis yüzünden yoğun bakımda yattığını söylediği oğlu Serhan Şeşen için nakledildiği Alman Hastanesi'nde bir basın toplantısı düzenlendi. Düzenlenen toplantıda genç müzisyenin beyin ölümünün gerçekleştiği açıklandı.

Tatsız bir tablo

Toplantıda Yoğun Bakım Uzmanı Tülin Erdem: "Tatsız bir tablo var ortada. Hepimiz çok üzüntülüyüz. Bize geldiğinde durumu daha vahimdi. Diğer hastanede konan teşhise göre beyin ölümü zaten gerçekleşmişti. Hala beyin ölümü devam ediyor. Sonuç olumsuz. " dedi. Erdem diğer hastanede yanlış tedavi uygulandığı iddialarını "Bunu konuşacak platformda değiliz. Alman Hastanesi elinden geleni yapıyor." şeklinde yanıtladı.

Beyin Apsesi

Serhan Şeşen'in doktorlarından İnfeksiyon Hastalıkları ve KlinikMikrobiyoloji Uzmanı Dr. Cengiz Uzun ise " Böyle bir hasta geldiğinde tetkikler yapılır. Tetkiklerden sonuca ulaşılmazsa ileri derecede tetkiklere devam edilir. Bunun içinde tomografi de vardır. Serhan'ın hastalığının tanısı beyin apsesi ve buna bağlı gelişmiş santral sinir sisteminde fıtıklaşmadır. "dedi.

Uzun sözlerine şöyle devam etti: "Birinci planda yapılması gereken gözdibi muayenesidir. Böyle bir apse durumunda beyinde basınç artışı varsa, siz de su alırsanız beyin fıtıklaşır. Biz notlarda böyle bir durum göremedik.Yalnız böyle bir durumda su almasanız da kötü bir sonuç doğurabilir. Buna cevap vermek çok zor. Oldukça kötü bir enfeksiyon.Tedavisi başka türlü de olabilirdi. Apsenin büyüklüğüne göre bazen antibiyotikle de tedavi edilebilir."

72 Saati var

Uzun basın mensuplarından gelen 'Organ bağışı gerçekleşecek mi?' sorularına da " Hasta enfeksiyonlu olduğu için organ bağışı gerçekleşemez cevabını verdi. Uzun sözlerini "Yoğun bakım süreci çok uzun sürmeyecek. Genelde 72 saat söylemi vardır ama durum daha ciddi." diyerek noktaladı.

A.A

GAZETEPORT


bilen2 2 Aralık 2008 17:45

MEB öğretmen açığını gizliyor
 
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), eğitimdeki eksiklikleri İl Milli Eğitim Müdürlükleri´ne yolladığı bir genelge ile gizlemeye çalışıyor. MEB´in yolladığı genelgede, bazı Milli Eğitim Müdürlükleri´nin internet sitelerinde yer alan öğretmen açılarına ilişkin "resmi belgelerin" gizlenmesi emri veriliyor.
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan İl Milli Eğitim Müdürlükleri´ne bir genelge gönderildi. Genelgede, bazı milli eğitim müdürlüklerinin sitelerinde, illere ait öğretmen açığına ilişkin "resmi belgelerin" yer aldığı
belirtilerek, öğretmen açığına ait belgelerin gizlenmesi emri verildi. Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen açığına ilişkin hala resmi açıklama yapmaktan kaçınmasına karşın bazı milli eğitim müdürlükleri internet sitelerinde okullara ait öğretmen ihtiyaçlarını açıklama yoluna gitti. Milli Eğitim Bakanlığı ise duruma hemen el koydu.
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın imzası ile 81 il valiliğine ve il Milli Eğitim Müdürlükleri´ne gönderilen 14 Kasım 2008 tarihli 104376 sayılı “Öğretmen Açığı” başlıklı genelgede, ilginç bir emir geldi. Bakanlık, valiliklere ve il milli eğitim müdürlüklerine resmen “öğretmen açığını gizleyin” emri verdi. Genelgede, Personel Genel Müdürü Yalçın, “Yapılan inceleme sonucunda iller bazında öğretmen ihtiyacının yansıtıldığı resmi belgelerin yer aldığı ve milli eğitim
müdürlüklerince bazı internet sitelerine link verildiği tespit edilmiştir. Bundan böyle, bu hususta gerekli dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim” diyerek, söz konusu “resmi belgelerin” yayınlanmaması emrini verdi.
Söz konusu “emrin” ardından milli eğitim müdürlüklerinde yer alan öğretmen ihtiyacını belirten “resmi belgeler” kaldırıldı.





ÖSS HAKKINDA HERŞEY SinavlarTR.com


HerHangiBiri 5 Aralık 2008 00:00

Oy kullanacaklar dikkat!




Kasımda askıya çıkarılan seçmen listeleri, yarın saat 17.00'de askıdan indirilecek.http://www.habercem.com/imgs/0.gif

29 Mart 2009'da yapılacak Yerel seçimler için muhtarlıklarda 26 Kasımda askıya çıkarılan seçmen listeleri, yarın saat 17.00'de askıdan indirilecek.

Seçmen kütüklerinin güncelleştirmesi YSK Seçmen Kütüğü Genel Müdürlüğünce Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün adres kayıt sisteminden alınan, Türkiye'de ikamet eden ve seçmen niteliğini taşıyan kişilere ait kayıtların, gerekli işlemler yapılıp seçmen kütüğüne dönüştürüldükten sonra ilçe seçim kurulları tarafından muhtarlık bölgesi askı listeleri haline getirilerek, askıya çıkarılması suretiyle yapılacak.

Muhtarlık bölgesi askı listeleri, muhtarlık bölgeleri esas alınarak ait oldukları mahalle veya köylerde halkın kolaylıkla görüp okuyabileceği yerlere 26 Kasımda asılmıştı. Listeler, yarın saat 17.00'de askıdan indirilecek.

LİSTEDE İSMİ BULUNMAYANLAR VE YERLEŞİM YERİ DEĞİŞENLER

Askıya çıkartılan muhtarlık bölgesi askı listesinde kayıtlı olan seçmenlerden kayıtlarında yanlışlık veya eksiklik bulunan veya askı süresi içerisinde yerleşim yerini aynı ilçe içinde başka bir muhtarlık bölgesine veya bir ilçeden diğer bir ilçeye nakleden kişiler, bizzat veya ilgili nüfus müdürlüğünden alacakları resmi nitelikteki belge ile askı yeri görevlisine veya ilçe seçim kurulu başkanlığına müracaat edecek.

Öğrenci olup, seçmen niteliğini taşıyan ve öğrenim gördükleri yerleşim birimlerinde oylarını kullanmak isteyenler de öğrenim gördükleri okuldan ve kaldıkları yurt müdürlüğünden alacakları resmi belgelerle nüfus müdürlüğüne bizzat başvurarak yerleşim yeri değişikliği yaptıracak ve buradan alacakları belgeyle askı yeri görevlisi veya ilçe seçim kurulu başkanlığına başvuracak.

Askıya çıkarılmış listelerde özürlü olduğu gösterilmemiş olan seçmenler de özürlü olduğuna ilişkin resmi belge ile ilçe seçim kurulu başkanlığına başvuracak.

Muhtarlık bölgesi askı listelerine, seçmenler ve siyasi partiler askı süresi içinde itiraz edebilecek.

Muhtarlık bölgesi askı listelerinde 26 Kasım-5 Aralık 2008 tarihleri arasında gerçekleşen tüm değişiklikler (yerleşim yeri, kimlik bilgisi, olay bilgisi (vatandaşlık durumu gibi), adresi değişenler) ve askı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine ilçe seçim kurulu başkanının kararı ile listeden çıkarılmalarına ve kayıtlarının dondurulmasına karar verilen seçmenlere ait bilgi değişikliği listeleri ayrı ayrı düzenlenerek 17 Aralık Çarşamba günü askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilecek ve o ilçede teşkilatı bulunan siyasi parti ilçe başkanlıklarına da ''alındı belgesi'' karşılığında verilecek.

Askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilen ve siyasi partilere tebliğ olunan bu listelere karşı askıdan indiriliş tarihi olan 18 Aralık 2008 Perşembe günü saat 17.00'ye kadar siyasi parti yetkilileri ile ilgililer tarafından itirazda bulunulabilecek. Yapılan itirazlar ilçe seçim kurulu başkanı tarafından değerlendirilerek kesin karara bağlanacak. Talepleri halinde sonuç siyasi partiye bildirilecek.

Muhtarlık bölgesi askı listelerinde isimleri olanlardan, silah altında bulunan er ve erbaşlara, kesinleşmiş mahkeme kararlarına göre süreli yasaklı olan seçmenlere, taksirli suçlar dışında, kasıtlı suçlardan cezaevinde bulunan hükümlülere karşı yapılan itirazlar, ilçe seçim kurulu başkanının gerekli inceleme ve değerlendirmesi sonucunda 20 Aralık Cumartesi günü saat 17.00'ye kadar kesin karara bağlanacak.

Muhtarlık bölgesi askı listelerine yazılması için askı süresi içinde başvurduğu ve listeye kaydedilmesine karar verildiği halde kesinleşen muhtarlık bölgesi askı listesinde ismi yer almayan seçmenlerin, muhtarlık bölgesi askı listelerinin kesinleşmesine bakılmaksızın listeye ilave edilmelerine ilçe seçim kurulu başkanı tarafından karar verilecek ve listeye ilave edilerek verilecek karar belgeleriyle birlikte gereği için ilgili nüfus müdürlüğüne gönderilecek.




ÖmÜrCeK 5 Aralık 2008 15:06

BAYRAMDA HAVA NASIL OLACAK?

Bahar havası bayramda yerini soğuk ve yağışa bırakıyor. Hava sıcaklığı yaklaşık 16 derece düşerken hava en çok ikinci gün soğuyacak


Kurban Bayramı’nın birinci günü Marmara’nın doğusunda İstanbul, Kocaeli ve Bursa arası ile Bolu’dan Kastamonu’ya kadar olan Batı Karadeniz yağmurlu olacak. Hava sıcaklığı 10 derecenin altına inecek. Ankara da bayramın ilk gününü yağışlı geçirecek.

Bayramda hava en çok ikinci gün soğuyacak, sıcaklık İç Anadolu Bölgesi’nde 2 dereceye kadar inecek. Karadeniz, İç Anadolu, Antalya, Adana ve akşama doğru Doğu Anadolu yağış alacak. Bolu’dan itabaren Afyon, Kütahya, Konya, Kayseri, Amasya, Tokat, Sivas ve Gümüşhane’ye kadar iç kesimlerde kar yağışı bekleniyor, Bolu Kartalkaya’ya da kar yağacak. Ankara’da da hafif karla karaşık yağmur görülebilir, İstanbul’da da yüksek kesimlerde karla karışık yağmur geçişi olabilir. Bayramın ikinci günü sıcaklık İstanbul’da 5, Ankara’da 4, Sivas’ta 0 dereceye inecek.
Bayramın üçüncü günü yağış batı ve iç kesimlerden çekilirken Samsun, Trabzon ve Doğu Anadolu’da devam edecek. Çarşamba günü Gümüşhane ve Erzurum’da yoğun kar görülebilir.

Bayramın dördüncü günü ise yağışlar zayıflayacak, Ege’de lodos sert esecek ve rüzgar sıcaklığı yüksetecek. Ancak perşembe gecesi Ege’ye yeniden yağmur gelebilir.

BÖLGE BÖLGE HAVA DURUMU
Türkiye genelindeki bahar koşulları iki gün daha etkisini koruyacak ancak pazar günü Marmara ve Ege’de hafif yağmur başlayacak. Bayramın birinci günü önce Marmara’da ardından ise diğer kesimlerde sağanak yağmur ve soğuma bekleniyor.
İstanbul’da hava ılık ama lodosla gelen çöl tozlarından dolayı hafif bulutlu ve puslu. Pazar günü yağmur hafif olarak başlıyor, Ankara’da pus oluşmaya devam ediyor. Bayramın ilk iki günü İstanbul ve Ankara’da sağanak yağmurlu ve soğuk geçecek. İzmir’de bugün rüzgar hızını azaltıyor, pazar günü hafif yağmur olacak. Bayramın ilk iki günü ise hava bulutlanıyor ve soğuyacak. Adana’da bayramın ikinci gününe kadar önemli değişiklik yok, hava parçalı bulutlu ve sıcak. Bugün İstanbul 19, Ankara 14, İzmir 21, Bursa 19, Adana 24 derece.
Marmara Bölgesi’nde kısa süreliğine de olsa geri gelen ılık hava, iki gün daha etkisini sürdürecek, bu iki gün gökyüzü hafif puslu ve bulutlu. Pazar günü Marmara’da yağmur başlayacak. Bayramın ilk iki günü sağanak yağmur olacak ve hava sıcaklığı 10 dereceye inecek. Bayramın üçüncü günü ise yağışların kesilmesi bekleniyor. Edirne 18, Kocaeli 23, Balıkesir 20 derece.

İç Anadolu Bölgesi’nde yoğun sis ve ****an dolayı güneş fazla görülemiyor. Sabahları Ankara, Eskişehir, Çankırı çevresinde görüş mesafesi 1 km’nin altına düşüyor, ulaşımda aksamalar yaşanabilir. Geceleri ise ayaz var, sıcaklık sıfır derecenin altında. Bayramın ikinci günü bölgeye yağış geliyor ve hava soğuyacak. Bugün Eskişehir 11, Sivas 10, Niğde 16 derece.

Ege kıyılarında rüzgar hızını azaltıyor, hava yine bulutlu ve çöl tozlarından dolayı puslu bir görüntü olacak. Pazar günü İzmir-Muğla arasında yağmur var. Bayramın ilk günleri yağışlı ve daha soğuk geçecek, bayramın ikinci günü Afyon’da kar yağışı görülebilir. Muğla 18, Kütahya 15 derece.
Güneyde iki gün hava oldukça sıcak, ancak çok açık olmayacak. Pazar günü Antalya-Burdur tarafında hafif yağmur görülebilir. Bayramın ikinci günü Akdeniz’e yağmur ve daha serin bir hava gelecek ancak uzun kalmayacak. Güneydoğu’da hava bol güneşli olsa da Diyarbakır, Batman çevresinde yoğun pus oluşuyor. Antalya 23, Diyarbakır 16 derece.
Doğu Anadolu’da havanın açık olması, gecelerin çok soğuk geçmesine ve kırağıya neden oluyor. Sıcaklık gece Erzurum’da -12 dereceye iniyor. Bu bölgeye yağış bayramın üçüncü günü gidecek. Bugün Erzurum 8, Van 10, Malatya 11 derece.
Karadeniz Bölgesi’nde bayrama kadar hava ılık ve parçalı bulutlu. Tokat-Çorum arasında yoğun pus oluşuyor. Bayramın ilk günü önce Bolu-Kastamonu arasına, sonrasında ise Doğu Karadeniz’e yağış gelecek. Havada soğuyacağından iç kesimlerde karla karışık yağmur görülebilir. Bugün Trabzon ve Bolu 17, Samsun 21 derece.


HerHangiBiri 5 Aralık 2008 18:10

Kriz vurdu, sanayide çarklar durdu


http://www.ntvmsnbc.com/news/296594.jpg
http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif

Küresel krizin etkisiyle sanayi üretimindeki düşüş hızlandı. Sanayi üretimi Ekim ayında yüzde 8.5 azaldı ve 2001 krizinden bu yana en düşük düzeyde gerçekleşti.

Ekonomik büyümenin öncü göstergesi niteliğindeki sanayi üretiminde düşüş Ekim ayında hızlandı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, sanayi üretimi Ekim ayında yüzde 8.5 azaldı. CNBC-e anketinde üretimin yüzde 7.6 azalması bekleniyordu. Böylece üretimdeki düşüş 2001 Kasım ayından bu en yüksek düzeyde gerçekleşti. http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif

Sanayi üretiminde yedi yıl aradan sonra ilk defa üç ay üst üste küçülme görüldü. Üretim Ağustos’ta yüzde 4.1, Eylül’de yüzde 5.2 ve Ekim’de yüzde 8.5 azaldı. Büyümenin üçüncü çeyrekte eksi olması bekleniyor. Dördüncü çeyreğin ilk ayı olan Ekim’deki daralma da son çeyrekteki büyümeye ilişkin kötü bir sinyal olarak algılanıyor.

İMALAT SANAYİİNDE YÜZDE 10.3’LÜK DÜŞÜŞ

Ekim ayında üretim madencilik sektöründe yüzde 15.4 artarken, imalat sanayi sektöründe yüzde 10.3, elektrik, gaz ve su sektöründe yüzde 1.5 azalma gerçekleşti.

Ekim ayında üretimde en yüksek düşüş oranı yüzde 29.4 ile metal eşya sanayii (makine teçhizat hariç) imalatında gerçekleşti. Onu yüzde 23.8 ile ağaç ve mantar ürünleri (mobilya hariç) ve yüzde 21.8 ile ana metal sanayi izledi.

10 AYDA ÜRETİM ARTIŞI YÜZDE 1.4

Yılın 10 aylık döneminde toplam sanayi üretimi sanayi üretimi yüzde 1.4, madencilik yüzde 7.9, imalat sanayi yüzde 0,7, elektrik, gaz ve su ise yüzde 5,4 artış gösterdi.

Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ekonomisti Başar Yıldırım, sanayi üretimi ile büyüme arasındaki yüksek oranlı korelasyona işaret ederek, “Bu düşüş 2008 büyümesini çok negatif etkileyecek. Yerli ve yabancı bütün kuruluşlar zaten 2008 büyüme beklentilerini rezive etmişlerdi. Biz bu rakamlarla tekrar bir revizyon geleceğini düşünüyoruz” dedi. Yıldırım, 2008 için öngördükleri 1.8 büyüme rakamlarının 1.2’lere kadar düşebileceğini, hatta bunun bile iyimser bir beklenti olduğunu söyledi.

İMALAT SANAYİİNDE KAPASİTE AZALIYOR

Üretime ilişkin bir kötü veri de kapasite kullanımından geldi. İmalat sanayiinde kapasite kullanım oranı Kasım ayında 9.7 puan azalarak yüzde 72.9 düzeyine geriledi. Kapasite kullanım oranı 2003 Şubat’ından beri en düşük düzeye indi.

Bu azalmada iç pazarda talep yetersizliği yüzde 48.3 ve dış pazarda talep yetersizliği yüzde 27.8 oranında etkili oldu. Ayrıca mali imkansızlıklar yüzde 3.8, yerli mallarda hammadde yetersizliği yüzde 3.3, ithal mallarda hammadde yetersizliği yüzde 2.2, işçilerle ilgili meseleler ise yüzde 1.5 oranında etkili oldu.

Kapasite kullanımının en düşük olduğu sektör, yüzde 45.1 ile büro, muhasebe bilgi işlemleri makine imalatı olarak belirlendi.

İSO: ÖNLEM İÇİN NE BEKLENİYOR?

Sanayi üretimi rakamlarını değerlendiren İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tanıl Küçük, “Sanayide, Eylül ve Ağustos aylarındaki düşüşler, üçüncü çeyrek büyümesini riske atmıştı. Şimdi 2008;in dördüncü çeyreğinin de riske girdiğini görmekteyiz. Açıkça SOS sinyalleri veren bir sanayi ve ekonomi karşısında, etkin önlemler almak için daha neyin beklendiğini anlamakta güçlük çekmekteyiz” dedi.




HerHangiBiri 8 Aralık 2008 11:52

Kurban Bayramı’nız kutlu olsun




Kurban Bayramı’nda yanlış ve bilinçsiz kurban kesimlerini önlemek için kampanya başlatıldı, Sağlık Bakanlığı ve uzmanlar beslenme uyarısı yaptı.

Türkiye Deri Vakfı, Kurban Bayramı’nda yanlış ve bilinçsiz kesimin önüne geçmek için kampanya başlattı. Televizyonlarda yayınlanacak kampanya filminde yanlış kesimin ekonomik kaybına dikkat çekilyor. Klipte, tiyatro sanatçısı Levent Kırca da rol alıyor.

Türkiye’de Kurban Bayramı’nda her yıl yaklaşık 25 milyon hayvan kesimi yapılıyor. Kesimlerden elde edilen derinin değeri 50 milyon YTL’yi aşıyor ama her yıl bu oranın en az 10 milyon YTL’si yanlış ve bilinçsiz kesim nedeniyle çöpe gidiyor. Türkiye Deri Vakfı, bunun önüne geçmek için bir kampanya başlattı. Tiyatro sanatçısı Levent Kırca’nın da destek verdiği kampanya “Siz sevap kazanırken Türkiye ekonomisi kaybetmesin” sloganıyla vatandaşlara sesleniyor.

Vakıf, kurban kesiminde dikkat edilmesi gereken unsurları şöyle sıralıyor:

http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Deri tulum halinde kesiksiz olarak çıkarılmalı.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif En erken 1 saat, en geç 6 saat içinde koyun derileri için 2, sığır derileri için 6 kilo tuz deriye iyice yayılmalı.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Bağırsaklar temizlenip tuzlanmalı ve plastik bir torbada saklanmalı.
http://www.ntvmsnbc.com/Site_Elements/dotBlack.gif Deri ve bağırsaklar teslim edilene kadar serin ve gölge bir yerde saklanmalı.

KURBAN ETİ NASIL TÜKETİLMELİ?

Peki kurban eti nasıl tüketilmeli ve hangi koşullarda saklamalı? İşte Sağlık Bakanlığı ve uzmanların önerileri.

Beslenme ve diyet uzmanı Müge Öztuna şu önerileri getiriyor:

“Kurban etinin kesildikten hemen sonra tüketilmesini önermiyoruz. Sindirim sistemi için son derece sakıncalı. Mikroorganizmaları barındırmaması için hayvan kesildikten sonra kanının iyice akıtlması gerekiyor. 5-6 saat 15-18 derece ısıda bekletilmesi gerekiyor. Kavurma ve kızartma yöntemlerini önermiyoruz. Bu yöntemlerle etin bünyesine yapı doğrudan çekmiş oluyorsunuz. Izgarada veya haşlanmış olarak tüketmek gerekiyor.”

Bilinçsizce kesilen ve saklanan etler tüberküloz, tenya, salmonellla gibi bulaşıcı hastalıklara sebep olabiliyor. Izgara veya haşlayarak pişirme, ette paraziti büyük ölçüde engelliyor.

Sağlık Bakanlığı’nın da kurban bayramında et tüketimi konusunda uyarıları var.

Et, sebze ile pişirilmeli veya etin yanında sebze de tüketilmeli.
Çok yüksek ısıda uzun süre pişirme ve kızartma, kanserojen madde oluşumuna neden olduğu için tehlikeli.
Kurban etleri, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik saklanmalı.

OTOYOL VE KÖPRÜLER ÜCRETSİZ

Kurban Bayramı’nda otoyol ve Boğaz köprülerinden ücretsiz geçilecek. Ankara Büyükşehir Belediyesi, 4 günlük bayram süresince belediye otobüslerinin ücretsiz olacağını duyurdu. İstanbul’da ise vatandaşlar belediyeye ait toplu taşıma araçlarını yüzde 50 indirimli kullanabilecek.




CelestialBody 8 Aralık 2008 12:39

18 yıl önce ölen Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarma yarışı



Televizyoncular, ‘Issız Adam’ filmiyle tekrar yıldızı parlayan Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarmak için yarışıyor. Oysa, Dikmen bundan 18 yıl önce vefat etmişti

1 milyon izleyici sayısına ulaşan ‘Issız Adam’ filmi, şarkıcı Ayla Dikmen’i tekrar gündeme getirdi. Filmin sonundaki ‘Anlamazdın’ isimli şarkı, son dönemde yeniden en fazla dinlenen eserlerden oldu. Dikmen’e olan bu alakayı keşfeden pek çok televizyoncu ise programlarında ünlü sanatçıyı konuk etmek için yarışa girdi. Şarkıcının vefat ettiğini bilmeyen televizyoncular, filmin yapımcısını telefon yağmuruna tuttu. Taleplere şaşıran yapımcı firma, “İyi de kardeşim, Ayla Dikmen 1990 yılında öldü” yanıtını verdi.

Ayla Dikmen’i canlı yayına çıkarmak isteyenlerden birinin de Okan Bayülgen olduğu ortaya çıktı. Aynı hatayı kendi ekibinin de yaptığını itiraf eden şovmen, bu trajikomik olaydan herkesin ders alması gerektiğini söyledi.

Milliyet


HerHangiBiri 8 Aralık 2008 16:43

Çizgi romanın 'kralı' hayatını kaybetti




Fransız çizgi roman, senaryo yazarı ve yönetmen Gerard Lauzier, yaşama veda etti.

Ailesinden yapılan açıklamada, Lauzier'nin 76 yaşında Paris'teki evinde öldüğü belirtildi.

30 Kasım 1932'de Fransa'nın Marsilya kentinde doğan Lauzier, Paris Güzel Sanatlar Okulu'dan mezun olmasının ardından Brezilya'ya yerleşti. 1965'te Paris'e dönen Lauzier, önce karikatürle ardından çizgi romanla ilgilendi.


Gerard Lauzier, 1993'de, Fransa'nın Angouleme şehrinde düzenlenen, Avrupa'nın en büyük ve en önemli çizgi roman festivalinde "En İyi Çizgi Roman Ödülü"ne layık görüldü.

Lauzier, "Kahraman Babam'', "Sakar Profesör", "Asteriks ve Oburiks, Sezar'a Karşı" gibi Türkiye'de de büyük ilgi gören filmlere imza attı.




Daisy-BT 8 Aralık 2008 23:38

Bugün, Bayramın İlk Gününde İstanbul Boğazı..
Kızıllık Neden Dersiniz ?



HerHangiBiri 10 Aralık 2008 21:58

2008 Nobel ödülleri sahiplerine verildi


http://www.ntvmsnbc.com/news/296822.jpg
http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif


2008 Nobel edebiyat, fizik, tıp, kimya ve ekonomi ödülleri, İsveç’in başkenti Stockholm’da düzenlenen törende sahiplerine teslim edildi.

Stockholm’daki törende ödüller, İsveç Kralı 16’ncı Carl Gustaf tarafından sahiplerine verildi. Atomdan da küçük parçalarla ilgili yaptığı buluşlar nedeniyle 2 Japon fizikçiyle birlikte 2008 Nobel Fizik Ödülünün sahibi olan Japonya doğumlu Amerikan vatandaşı Yoiçiro Nambu törene katılamadı. 87 yaşındaki Nambu’nun yaşı ve sağlık durumunun hassas olması nedeniyle İsveç’e gelemediği bildirildi. http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif

Nambu’nun ödülü birlikte aldığı çalışma arkadaşları olan Japon bilim adamları Makoto Koboyoşi ile Toşhihide Maskava törende hazır bulundu.

Törende, Alman Harald zur Hausen’e rahim ağzı kanserine yol açan İnsan Papilloma Virüsü’nü (HPV) keşfi, Fransız Françoise Barre-Sinoussi ve Luc Montagnier’e de AIDS’e neden olan HIV’i keşfettikleri için Nobel Tıp Ödülü takdim edildi. 3 bilim adamı yaklaşık 950 bin Euro’luk ödülü paylaştı.

Flüoresan proteinlerle ilgili çalışmaları nedeniyle ödüle layık görülen Amerikalı bilim adamları Roger Tsien ve Martin Chalfie ile Japon bilim adamı Osamu Shimomura, 2008 Nobel Kimya Ödülü’nü teslim aldı.

2008 Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanan Fransız yazar Jean-Marie Le Clezio da ödülünü almak üzere törende hazır bulundu.

“Ekonomik aktivitenin lokasyonu ve ticaretin yapısı konusundaki analizleri” nedeniyle ödüle layık görülen Amerikalı Paul Krugman da Nobel Ekonomi Ödülü’nü aldı.

2008 Nobel Barış Ödülü, Norveç’in başkenti Oslo’da düzenlenen törende, Finlandiyalı devlet adamı ve diplomat Martti Ahtisaari’ye (71) verilmişti.

Stockholm’deki takdim töreninde ödül sahipleri ayrıca, altın madalya, diploma ve yaklaşık 10 milyon İsveç kronu (950 bin ) değerinde çekle ödüllendirildi.

Nobel barış ödülü Oslo’da, Tıp-Fizyoloji, Fizik, Kimya, Edebiyat ve Ekonomi ödülleri ise Stockholm’de düzenlenen törenlerle veriliyor. Törenler, ödülün kurucusu Alfred Nobel’in ölüm yıl dönümü olan 10 Aralık’ta yapılıyor.




HerHangiBiri 11 Aralık 2008 10:46

Telefonda sabit ücret kalkıyor


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_342273.jpg


Kontörlü konuşma dönemi başlıyor. Telekom aboneye aylık ücret karşılığı kontör vereceği model geliştirdi.

Türk Telekom, abonelerden her ay alınan 'sabit ücret'i yeni bir abonelik modeli geliştirdi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun da (BTK) onayından geçen tarifeler, cep telefonu operatörlerinin uyguladığı 'kontör' satışı modeline benziyor. Aylık belli bir ücret alınacak, karşılığında 100, 200 ya da 300 kontör verilecek.

SINIRSIZ KONUŞMA İMKANI

Telekomünikasyon sektöründe artan rekabete yeni çözümlerle yanıt veren Türk Telekom'un, ayrıca aylık belli bir ücret ödemek koşuluyla abonelerin birbiriyle sınırsız konuşacağı yeni bir tarife üzerinde çalışıyor. Telekom'un konuşma sürelerine göre belirleyeceği yeni tarife fiyatlarıyla 'evde ev, işte iş telefonu' kullanımını özendirmeyi amaçladığı belirtiliyor. Tarifiler GSM fiyatlarını çok altında olacağı için pazarda yeni bir rekabetin başlayacağı ifade ediliyor.

Türk Telekom yetkilileri aylık belli bir ücret ödemek koşuluyla tüm Telekom abonelerine, sınırsız konuşma olanağı sunan bir tarife üzerinde çalıştıklarını kaydederek, "Abonelereden alınacak tutar değişebilir. Bu konuda çalışma sürüyor. En kısa süre bu tarife de uygulamaya girecek" dedi.

İşte yeni tarifeler

Türk Telekom'un yılbaşında uygulamaya girecek yeni tarifeleri şöyle:

* KDV, Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve sabit ücret dahil 100 kontör 19 YTL.

* KDV, Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve sabit ücret dahil 200 kontör 23 YTL.

* KDV, Özel İletişim Vergisi (ÖİV) ve sabit ücret dahil 300 kontör 27 YTL.




bilen2 12 Aralık 2008 14:34

''Okula'' hastanede gidiyorlar
 
Ankara (AA)- Hastalıkları nedeniyle yatarak tedavi görmek zorunda kalan okul öncesi ve ilköğretim çağındaki çocuklar, ''hastane okulları''nda eğitimlerine devam edebiliyor.

Türkiye'de birçoğu onkoloji dalında olmak üzere toplam 48 hastanede, ''hastane okulu'' hizmet veriyor. Adana, Ankara, Antalya, Aydın, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Samsun ve Trabzon'daki hastane okullarından yılda yaklaşık 5 bin çocuk yararlanıyor.

Hastane okullarında eğitim sistemi normal okullardan farklı işliyor. Bazı çocuklara yatak başında, ayağa kalkabilecek durumdakilere de ''sınıfta eğitim'' veriliyor. Sınıfa giriş çıkış saatleri, ''teneffüs'' saatleri çocukların günlük tedavi işlemlerine göre şekilleniyor. Tedavileri sürdüğü için pijamalarıyla, eşofmanlarıyla sınıfa gelen ve ''damar yolu'' açılmış elleriyle kalem tutmaya çalışan çocuklar için eğitim sırasında ''kan vermek, tansiyon ölçtürmek, iğne olmak'' gayet olağan. Hasta çocukların en çok mutluluk duydukları anların başında resmi bayram kutlamaları ile yaptıkları resimlerden veya el işlerinden oluşan sergilerin açılış törenleri geliyor. Özellikle 23 Nisan'larda ellerinde bayraklarla hastanede ''törenlere'' katılan çocuklar için öğretmenleri ''özel'' etkinlikler düzenlemeye gayret ediyor.

Ankara, en fazla hastane okulu bulunan illerin başında geliyor. Ankara'da Hacettepe Üniversitesi Çocuk Hastanesi, SSK Ankara Çocuk Hastalıkları Hastanesi, Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi, GATA Çocuk Onkolojisi, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi, Ankara Onkoloji Hastanesi, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi ve Ankara Çocuk Hastanesinde hastane okulları hizmet veriyor.Ankara Milli Eğitim Müdürü Kamil Aydoğan, hastane okullarında, hastanelerde yatarak tedavi olması gereken çocuklara ''normal hayattan kopmamalarını ve kendilerini iyi hissetmelerini'' sağlamak amacıyla eğitim programı uygulandığını belirterek, hastane okullarının ilköğretim ve okul öncesi eğitim çağındaki çocuklara yönelik olduğunu kaydetti.

ÖSS HAKKINDA HERŞEY SinavlarTR.com



Saat: 16:45

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık