![]() |
Bebeklerin Ulusu Yok İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Başlarını tutuşları aynı Bakarken gözlerinde aynı merak Ağlarken aynı seslerin tonu Bebekler çiçeği insanlığımızın Güllerin en hası, en goncası Sarışın bir ışık parçası kimi Kimi kapkara üzüm tanesi Babalar çıkarmayın onları akıldan Analar koruyun bebeklerinizi Susturun susturun söyletmeyin Savaştan yıkımdan söz ederse biri Bırakalım sevdayla büyüsünler Serpilip gelişsinler fidan gibi Senin benim hiç kimsenin değil Bütün bir yeryüzünündür onlar Bütün insanlığın gözbebeği lk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu Bebeklerin ulusu yok Bebekler, çiçeği insanlığımızın Ve geleceğimizin biricik umudu... |
Kabul Ediyor musun?Gecenin bu saatin de bile seni düşünüyorum Dışarısı zifir karanlık ve karanlığın soğuk sesi, Kulaklarımda çınlıyor... Bütün gün sesinin kulaklarımda çınlaması yetmiyormuş gibi Yıldızlarla birlikte, koyu karanlığın ortasında O masum o sevimli yüzün, her saniye her dakika Karşımda... Seni hala çözemedim biliyor musun Bir an canımı bile verecek kadar çok seviyorum Gerçekten eğer canımı istesen tereddüt bile etmeden Veririm Ama an geliyor ki senden tam anlamıyla nefret ediyorum Ne yüzünü Hatırlamak ne, nefesinin sıcaklığını hissetmek... Aslında her zaman istediğim ve hiçbir zaman bıkmayacağım bir tek sen varsın İnansan da inanmasan da sadece sensin istediğim Ama paylaşmadan sadece benim olmanı Beynimdeki kelimeleri yerine oturtamıyorum Sanırım aşk bu Yanımda olsan, bütün hepsi bir nefeste çıkar Ama uzaktasın kalbimin en derinlerindesin Oraya sesim yetişmez ne kadar çabalasam da Yani her şey benle bitmez Sen ve ben olmalı Biraz da sen çaba sarfetmelisin Bu aşk sadece benim sevgimle yürümez Aşk paylaşımdır, yardımlaşmadır Sen ne kadar uzakta olursan benden kaçarsan, Benim sana ulaşmam zorlaşır İnan ki senin için herşeyi yapmaya razıyım Eğer seni üzecekse aşkım Sen kaçmak istiyorsan kaç Ben seni kovalarım Ama herşeyin bir sonu var Platonikte olsa benim sana olan aşkım Benim için yeryüzünün en büyük ve en temiz aşkı Eğer bir gün gücüm bittiğinde, Yani seni kovalamaktan yorulduğumda Bana gelirsen benim için dünyanın sonu gelmiş olur Zaten sen kaçmak istiyorsan bu aşkın sorumluluğu benimdir Geri dönmene gerek yok sorumluluk bana ait Ben istersem paylaşırız Sana söz eğer benim sorumluluğu şimdi paylaşmak istemiyorsan Ömür boyu o hayatımın borcu olacak O borcu ödeyene kadar yaşayabilirim Ödedikten sonra ölümle kucaklaşırım Hayat bir borç değil mi zaten Varsın benim borcum da ALLAH’TAN sonra sana olsun Seve seve öder sessizce göçerim aşkım KABUL EDİYOR MUSUN? |
isfahan gülü olsan. Yar diye gönlüme yazdığım, Yoluna bir ömür verdiğim, Sen olan gözlerin düşünce gözlerime, Kesildi ayaklarım yerden. Erdi başım pembe bulutlara. Esince karayel, Pembe dünyamı siyahi bulutlar sardı. Davacıyım gözlerinden, Şikayetim sanadır ey yar. Gülmedi şu talihim sızlar gönül pare pare, Vuslat aklıma düşer yoluma geçilmez hare. isfahan gülü olsan her sabah gönlüme açsan, Geçti sensiz yıllarım geldim sar desen ne çare. Gözlerime mil çekilmiş, Gök kara,yer kara,dünyam kara, Tek aydınlığım, Kömür karası gözlerin. Çaldığın yıllarımın hesabını veremezsin, istesende hayatın sefasını süremezsin. Bakma dilin affına gönül helellik almadan, Düşte görsen cenneti hayra yorma giremezsin. Yaralı bir ceylan, Sol yanımda, Solumakta ha solumakta, Acıyor sevgili, Yüreğim acıyor. Yıllar yılı durmadan, Hiç durmadan acıyor. Şikayetim gözlerinden. |
Aşk İki Kişiliktir Değişir yönü rüzgarın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden Binlerce yıl uzaktadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir Avutmaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir. Temmuz 1993 |
Kaç Acı Çaktılar Yüreğime Kaç acı çaktılar Yüreğime… Kaç damar dolandı Benliğime… Gün neydi? Cuma…Pazar… Ya da her neyse. Kaç gecedir bu sorgular! İliklerine kadar ıslaksın Teninde sevda yanığı Titremelerin sıcak koylarda doyumun. Aralıksız buz gibi sular, Sıyırır tazeliğini aşkın. Hele az az voltajı Arttırdıklarında, İlk günkü gibi sarsıntılar Sarar her yanını. O elini tutmaya korktuğun, Bir teline zarar gelir diye Okşamaktan korktuğun sevgili, Ve Gözlerinde kaybolma isteğin. Kaç acı çaktılar Yüreğime… Aşkıma akıttığım terdeki Her tuz taneciği Sorguda Anadır,bacıdır,kardaştır… Sanki tuz yakmaz bedenini Bir farklı sevgiyle sarar. İçini ısıtır nedensiz. Oysaki; İçine işleyen hücre duvarlarının Lanetidir. Bir de bakarsın o rutubet Yarin kokusu olur. Kaç acı çaktılar Yüreğime… Her sorguda; Birermi Yoksa üçer beşermi? Kaç acı çaktılar? Kaç… |
Gecelere çığlık. Ney'e can veren neyzenin nefesinden, Ses olur söz olur kavalın dilinden, Yunusa bürünür pir sultan olurum, Gönlüne damlamaya sazın telinden. Göçmen kuşunun bakışında, Eren gülünün açışında, Seni arar seni sorarım, Günün geceye kaçışında. Bir yaralı pumanın haykırışından, Gecelere çığlık olur kaybolurum, ve çaresiz ceylanın yakarışından, Gündüze göz yaşı olur boğulurum. Göçmen kuşunun bakışında, Eren gülünün açışında, Seni arar seni sorarım, Günün geceye kaçışında. Baharın toprağına sevda sürgünü, düşer pıtrak pıtrak gelirim iline. Sonbaharın umuda gebe birgünü, Yüreğine açar düşerim diline. Göçmen kuşunun bakışında, Eren gülünün açışında, Seni arar seni sorarım, Günün geceye kaçışında. |
DOST'uma Bir gece yıldızlara baktım, Gözüme bir ışık çarptı, O hepsinden farklıydı Tüm şehvetiyle parlıyordu gökyüzünde Sanki diğer yıldızlara nispet yaparcasına Ben en güzelim diyordu, bunu hakediyordu Diğer yıldızlar sönük kalmıştı onun bu güzelliği karşısında Kıskanıyordu diğer yıldızlar.. Neden O daha güzel diyorlardı neden daha çok parlıyor ? Ama sebebini anlayamıyorlardı Sonra birgün sönük yıldız parlak yıldıza sordu Sen neden bu kadar güzelsin diye Parlak yıldız şöyle dedi : Ben kötülük yapmıyorum, herkese yardımcı oluyorum Kimsenin kalbini kırmıyorum DOSTUM !! Sönmüş yıldız büyük bir şaşkınlığa uğruyor Parlak yıldızın ne anlatmaya çalıştığını anlamıyor Ona DOST ne demek diye soruyor Çünkü bugüne kadar DOST kelimesini duymamıştır sönmüş yıldız. Parlak yıldız açıklamaya başlıyor Dost; kötülük yapmayı sevmeyen , arkadaşları için herşeyi yapabilen Gerektiğinde onunla mutlu olup , onunla acı çekebilen Hayatındaki tüm güzellikleri arkadaşlarıyla paylaşabilen kişidir DOST Sönmüş yıldız o an duruyor, kendini sorgulamaya başlıyor Sonra üzülüyor kahroluyor , neden ben dost değilim diyor DOST'un tavsiyelerine uyuyor Dost gibi olmaya başlıyor , sevinçlerini mutluluklarını Başkalarıyla paylaşmaya başlıyor Diğer sönmüş yıldızlarla tek tek konuşuyor Ve sonunda gökyüzündeki bütün yıldızlar parlamaya başlıyor.. Ama orada bir yıldız var ki; Onun şehvetine güzelliğine hiçbir yıldız ulaşamıyor Çünkü o yıldız TEKTİR ve gerçek bir DOST'tur. Çok Özel Bir Dostuma..... |
Kaç cemre düşmeli yüreğime, Kaç cemre düşmeli yüreğime, ısınmak için yeniden. Unutmak için, yeşil nazarlarını, kaç bahar geçmeli, hasretinin üstünden... Kaç ceylan su içmeli, sevda sebillerinden. Kaç güvercin uçmalı, vuslat semalarında. Kaç yağmur ıslatmalı tenimi, arınmak için özleminden... Kaç menekşe açmalı saksılarımda, boyun bükmeden. Kaç ilkyaz yaşamalı gönlüm, üşümeden Ve kaç sene, kaç ay, kaç gün, kaç saat, geçmeli, akan kanı dindirmek için, yaralarımın üstünden? |
Geçmiş Yaz Gövdemden sızan sular gibi Akıp gitti bir yaz daha Sevişmelerle gündüz vakti Ve beyaz öğle uykularıyla Bir yazdı artık geçmiş olan Oysa hala tenimde tuz tadı Aynı ağlardan çıkardığımız Bir akşam güneşiyle balıkları Bir yazdı uzak Gürcistan'da Kıyısında kartal dağların Mavi gözlü bir göl bırakan Düşlerine çocukların Bir yazdı yaşanan her saniyesi Ve şimdi kumsaldan eserken rüzgar Üşür bir deniz kabuğu belki Ve küçük bir kızı anımsar |
HAYAL OYUNU Ellerindi ellerimden tutan Ellerimdi ellerinden tutan... Bıraktığı anda ellerimiz ellerimizi Gökyüzüne vuracaktı gölgeleri ellerimizin Kimbilir kaç martılar halinde Bir masada karşı karşıya Seyrederken dudaklarını senin Dile gelmiş ilk Türkçeydik Henüz başlamış kül rengi bahar Ne savaş, ne barıştık biz... Bu dünyaya yeni gelmiş bir diyar Manolyaya gece konmuş kumrular... |
| Saat: 23:51 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık