![]() |
Nen Var Kardeşim (Kirmayanin) bir salkim üzüm bir bardak şaraba ne kadar benzerse bir nefes tütün bir demet yapraga ne kadar benzerse nen var canim kardeşim? her nefeste biraz daha bugulaniyor cam hep bir buzlu camin arkasindan bakiyormuşsun gibi geliyor yüzüme çildiracam iki nokta bir benek gözlerim erimiş uzanmiş dökülmüş ellerim nen var canim kardeşim? hay camina camekanina büyüsüne bugusuna aldiranin kirmak mi dedin kirmayanin.. Bedri Rahmi Eyüboğlu | |
Bu Ülke (Boyayalım Abi! ....) Benim ülkemde Beyaz saçlı ihtiyar çocuklar Henüz ilkokul çağında başlar İşçilikleri… Biri karton toplar sokaktan Siyaha boyalıdır diğerinin elleri Umut dolu gözleriyle sorar Boyayalım abi? …………… Hani aristokrat durur bir yanınız Ve diğer yanınız genlerinden utanır Bardağınızda viski, sofranızda havyar … Geçer gidersiniz çoğu zaman yanından Duymaz bir türlü kulaklarınız Boyayalım abi? …………… Ayakkabınızın cinsi değildir düşündüğü Kulak bile asmaz terslemenize, güler Acımanın ve acımasızlığın rengini tanır Kaçamak çalışır ders sonrası Şimdi öğretmeni görse O’na ne der? Kim bilir nasıl utanır… Hani siz eylem hazırlığı yaparken Lastik yakarken sokakta Barikat kurarken… Bir de çiçekleri sopalarla dövüp yolarken Camını kırdığınız marketin önünden bakar Bir omzunda okul çantası üstünde önlük… “Akademik protesto” nun “ilk çağ seyircisi” Kırıp dökerken duymaz sokak eylemcisi Boyayalım abi? …………… Benim ülkemde Çocuk diyemezsiniz bazılarına Yürek ister… En azından yağmuru bilmelisiniz Sonra sıtmaya tutulmayı Bütün gece ateşler içinde yanmayı İlaçsız kalmayı ve bazen Yevmiyesiz döndü diye azarlanmayı… Zordur çocuk olmak bu ülkede Bu şehrinde yaşamak Altı delik ayakkabılar Ve soğuktan buz tutan parmaklar… Çocuk işte Yine de yeter içini ısıtmaya Vitrinde Düş’ünü kurduğu oyuncaklar… …………… Hani siz Aşk’tan falan bahsedersiniz Bir de Kadının ruhundan Kimi zaman Sosyal bir “ – izm” hikayesidir anlattığınız Bar sohbetlerinde kapanırken gözleriniz Nasıl da çok satar kitaplarınız… Bir de siz Diaspora bilgesi Pamuk tarlasında terleyen Kadının sesi… Çözümcü medeni uysal Toplumsal bir yaranın Düşünsel tedavisi… Boş “ –Bakan” gözler Şen şakrak ekranlar Bir bulvar gazetesi Kahvede oturanlar, sessizlik… Radyoda “Amerikanın sesi…” “Sevgili Vatandaşlarım…vs..vs..vs..” Dar gelirken vücuduma giydiğim Söyle bakalım “Vekaleten seçtiğim ” O giydiğin…Kimin elbisesi? …………… Çabuk eskir Ankara’da ayakkabılar Boyayalım abi? .......................... Deniz ÜLKEGÜL |
Sen kanattığın yüreğimi anlayamazsın, Dilimden dökülenlere yabancısın. Yalnız ağlayanlarmı göz yaşı döker, Yüreğim inlerkende gözlerim güler, Kimseyi sevmediğin için göremezsin ki. Ayağın çamura değmemiş, Tenin yağmur görmemiş, Dudakların teri göz yaşı bilmiş, Çıran beni yakmaz ki. Sevgi sıradan bir hikaye, Sevda tek kişilik bir masal, Aşk yarını olmayan bir roman senin dünyanda, Sen gönül bahçeme adım atamazsın ki. Bir anlık kedere, Bir damla göz yaşına, Bir içten gülümsemeye, Bir tadımlık ekmeğe, Bir adımlık emeğe ortak olmamışsın, Sen sevgiyi bilemezsin ki. Anla artık yalancı aşık, Sen kendine aşıksın, Sen hiç aşık olmamışsın ki. tarık sasaoğlu |
Dilek beni çocuk gözlerinde yeşert ölülere ninni sesiyle ağlayan kan revan intiharlarımda ellerimden menekşeleri sağ mora çalan en çok da ağustos yangınlarımda iri taneli karlar yağdır kirpiklerimin arasından ve gururuma bir damla çiy bırak dikeni emziren gül yaprağından . . . Belgin ERTÜRK |
yalancı sevgiler sevgiyi aradım durdum yıllardır her denememde yanıldım son kez karşıma çıktı bu kez olur dedim buna da kader karşı çıktı seviyorken birbirimizi her kafadan ses çıktı ne olur karışmasalardı bizi bizle bıraksalardı o o tarafa çekti bu tarafa, seven kalbe yaş, din, ırk sorulur mu kalp atışlarına karşı konulur mu birbiri için atan yürekler vurulur mu hiç mi tatmadınız sevgiyi hiç mi akmadı damarlarınızdan delice kan hiç mi aşık olmadınız en sahisinden yazık size! seven kalbin nasıl attığını nerden bileceksiniz hep çıkar, hep menfeat ilişkileri içinde kendinizi avutup durmuşunuz sevgiyi tatmamış yaşamamışınız nerden bileceksiniz seven yürekler ayrılmaz ki bir tek şey ayırır derler o da ölüm ama onlar öldükden sonrada beraberler siz ise yalancı sevgilerle yaşayıp göçeceksiniz sevenleri ayırmaya gücünüz yetmeyecek onlar burada olmasa öbür tarafda buluşacak siz ise yaptıklarınızın hesabını tek tek vereceksiniz ben aradığımı buldum burada olmasa da buluşacam öbür tarafda gücünüz yeterse eğer öbür dünyada da karışın! gülce şeren |
İhtilal ben dağlara dağ mı derim yarılıp sen çıkmayınca gökte bulut, altta ırmak, bir de çuha çiçeği dere kenarında ve hep adınla başlıyorum bildiğim iki duaya sende yayla gülü yayla gülüşlü bir ağız var öpüyorsun beni buğdaylar sapsarı oluyor arpalar tam arpa susarsak susuyor kuşlar, konuşsak kızılca kıyamet yüzünü kalabalık bulvarlara dönüyorsun akşam üstleri bütün kuytu sokaklarda aklıma dudakların düşüyor alyuvarlar ihtilale kalkıyor her halukarda konuşsan börtü böcek sesleri kesiliyor koca kuşluk vakti bir sen bir ben kalıyoruz gökyüzünün altında hemen yanıbaşımızda yüceee bir Allah sen hilafsız bir kumral yağmursun patlayan ovalara Fadıl OKTAY... |
DİPSİZ Gecelere doğdun Daha yaşın kum aklın safari Kırlarda takılı ömrün Kıllı keçelere takılmış ya yüreğin Sen şimdi nerdesin Sarı paçalı kekliğim Gül çarıklı ayakların Sıcağında emer duymaz karları Kurutur var ömrün deryayı Ekili harmanım tuzum ayranım Hakiki saltanatım Kertikli hasatlara kalamadım Örselenmiş aşklara Bilirim yasaklı bahtın Nefesin gölgelenmiş yumru Hörgücün sırtımda bellenmiş Cırmıkların benlenmiş kaderin tımarında Düşer alaz yanağından Terlik giymiş apartmanlar Balkonları aynalı Üfürüyor ölüm koynunda Kar nefesin yutkunmadan Körle sıra boyunda gelmiş esaretin Gül yüzünü okşuyorken yel Gel der ver bir ömrü düne gel Tanımak isterken mehiri Soruyor güle ömrüne el veriyor Ölüm diyor zamana sığmıyor Tünemiş kadrim gülüme ömür Dağ taş sana haykırıyor feriha ceylan |
Abdal Yürür asfalt ovalarda abdal. Vitrinlerin düşen kepenklerinde Hep hüzün çeşmeleri: lambalar. Yüzer gibi önce bir tulum yavaşça Yanaşır kıyımıza eski diclelerden Ve fırlar ilk bedevi, dalar çadırımıza. Nerde bu leylâ, aslı nerde? Çıkartmalar, yağma ve leylâ! Vurur ferhat dağlarında abdal- Bir fener olacak ilerde bir yerde. Sığ sularda dönen yorgun gemiler Yangın ve tütün içinde arar da Görmez geçer sönmüş eski feneri Bir ses çınlar karanlıkta: Kayalar! Ateşin daha yeni bulunduğu çağlarda Yine böyle yanardı lambalar, Sonra asfalt ovalarda Akan seller ve abdal Behçet Necatigil | |
bitmeyen sensizlik Telli turnalar uçar Ufuklar daralır Camın ardından baktığım yüz yirmi kilometre hızlı yollarda Hızla çarpan sevdamın ufkunda Dikenli tellerde dolaşır gözlerim Acıtmaz beni Canıma batan sözlerin kadar Yitik kelimesinde buluyorum kendimi Kürtçe küfürler savruluyor suratıma hiçten Güneş niye doğsun ki sabahın köründe Ben seni bu kadar özlüyorken Seni sevdiğimi saniyelere işliyorken Yitik kelimesi buluyor beni Ben seni, Ben seni bıraktım gittim içime Sarhoş tekerler götürüyor suyun gözüne Gözünde kayboluyor gölgem Girdap içre girdap içre İçer giderim zehir bakışları Ölmek bir kere olsa bile Gözlerinde bin kere ölmek var sevdiğim Hadi sussun öyleyse Bu satırları okuyan gözlerin Acımasın diye yalvar yüreğine İşte o zaman Gönül sus Sussun bütün heyecanlar Sussun nefesim Acılarla bestelenmiş yürekler kadar Belki Ağlayan kemanla sana, beni katar… Sen git Gölgem takip etsin seni Takip etsin bir tarafım Bir tarafım seni arasın Eğer kaldıysa Sensiz dünyada yaşamak Ve kaldıysa geri kalanımın tek amacı Senden gelen rüzgâra kapılmak Söylesene ağlayan gözlerine Neden bitmiyor senden ayrılmak mahir demir |
dalgalarına geldim sevgilim yanımda getirdiğim kuzey rüzgarıyla geldim çünkü sesimi son kez duyurmaya meğer aşkım zarar veriyormuş sana yoksa meltemini hissederdim her yerimde yaşardım seni,dönerdin bana şimdi kadınım kapılarımı kapatıyorum kapatıyorum çünkü artık ışığını göremiyorum gözlerinden süzülen bir damla olmuşum haberim olmamış. dalgalı saçlım,kadınım senden son isteğim haberim olmasın senden gözünde bir yaş olursam ve sana ulaşamazsam işte o zaman ölürüm dinlediğimiz şarkıdaki gibi kal hoşçakal papatyam bugünlerin yarınları var sen hep mutlu ol yasemin kokulum sakın unutma bu gardiyanı... çünkü papatyası ilk aşkıydı tek hastalığı oydu.. günhan aras |
| Saat: 11:12 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık