![]() |
AÇSAM RÜZGARA Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Mavillerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaz... Mercan adalarda bir liman... Beyaz bulutların ardından Gelse altın ışıklı bir yaz. Doldursa içimi orada Baygın kokusu iğdelerin. Bilmese tadını kederin Bu her alemden uzak ada. Konsa rüya dolu köşkümün Çiçekli dalına serçeler. Renklerle çözülse geceler, Nar bahçelerinde geçse gün. Her gün aheste mavnaların Görsem açıktan geçişini Ve her akşam dizilişini Ufukta mermer adaların. Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş! İller, göller, kıtalar aşmak. Ne hoş deniz deniz dolaşmak Düşünceler gibi başıboş. Versem kendimi bütün bütün Bir yelkenli olup engine; Kansam bir an güzelliğine Kuşlar gibi serseri ömrün. |
AYNALAR YOLUMU KESTİ Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik; İşte yakalandık, kelepçelendik! Çıktınız umulmaz anda karşıma, Başımın tokmağı indi başıma. Suratımda her suç bir ayrı imza, Benmişim kendime en büyük ceza! Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme! Acı, hapsettiğin sefil gölgeme! Nur topu günlerin kanına girdim. Kutsi emaneti yedim, bitirdim. Doğmaz güneşlere bağlandı vade; Dişlerinde, köpek nefsin, irade. Günah, günah, hasad yerinde demet; Merhamet, suçumdan aşkın merhamet! Olur mu, dünyaya indirsem kepenk: Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk? Çıkamam, aynalar, aynalar zindan. Bakamam, aynada, aynada vicdan; Beni beklemeyin, o bir hevesti; Gelemem, aynalar yolumu kesti... Necip Fazıl Kısakürek(1905 - 1983 ) |
Hazan bahçesi Kapı açıldığında önce siluet olarak belireceksin kapının aralığında. biriktirdiklerin olacak içinde söylenmemiş adımların hızlandıkça yitecek belleğindekiler ve kuru bir selam kalacak geriye söylenemeyenlerden. öylece bakarken sen düşlerin oyuncusu ben yitirdiklerimi yazmakta olacağım gözlerinde biçilmiş ekinlerin hasat vakti olmaz diyeceğim uykusuz gözlerimin kan damarlarında ellerim uzanmak isteyecek zihnimde otur demeyi unutacak çizgileri belirginleşmiş dudaklarım. bir düş gecesinden uyandırılmış sevdalı yürek gibi anlamsızken bakışlarım sen dönüp gideceksin kırgın, biraz mahzun. yine söyleyemediklerimi biriktirmede olacağım beklerken kapının açılışını ve sen bir daha girmeyeceksin hüzünlü düşlerin mahzun bahçesine yalnızca bir bülbül konacak seherde gülün har'ına ve ben güller arasında değil köklere can veren olacağım bir hazan vaktinde o mahzun bahçede |
Her Şey Şiirdir Her şey şiirdir, uğultusu rüzgarın Bir ırmağa usulcacık yağan kar Her gece okunan bir dua çocuklukta Gökyüzünde bölük bölük turnalar Her şey şiirdir, sevinç ve kader Dünyada olmak duygusu... Kıyıda, ıssız kayalarda Kendi başına ışıldayan su Her şey şiirdir, şimdi, şu anda Ak kağıt üstünde dolanan elim Karşıki avluda salınan söğüt Yandaki odada uyuyan bebeğim Her şey şiirdir, çağrısı aşkın Bahar toprağından yükselen tütsü Umut ve acı, başlayan ve biten, Yağmurun ve akıp giden hayatın türküsü Her şey şiirdir ve bir gün belki İlk aşkım, ilk göz ağrım şiir Koynunda ona yazdığım mektuplar Bir yerlerden çıkıp gelecektir... |
BİR EFLATUN ÖLÜM kırgınım, saçılmış bir nar gibiyim sessiz akan bir ırmağım geceden git dersen giderim kal dersen kalırım git dersen kuşlar da dönmez, güz kuşları yanıma kiraz hevenkleri alırım ve seninle yaşadığım o iyi günleri, kötü günleri bırakırım. aynı gökyüzü aynı keder değişen bir şey yok ki gidip yağmurlara durayım. söylenmemiş sahipsiz bir şarkıyım belki sararmış eski resimlerde kalırım belki esmer bir çocuğun dilinde. bütün derinlikler sığ sözcüklerin hepsi iğreti değişen bir şey yok hiç ölüm hariç. aynı gökyüzü aynı keder. |
Dikeni de Güldür Bize Dostluğun Güneş gibi ısıtmalı; yakmadan Acıtmalı; hatır.gönül yıkmadan Yunus gibi; usanmadan bıkmadan Sevgisi,sevdası hoştur dostluğun. Şarkılar söylenir,dostluk üstüne Kimisi,unutulmaktan yakınır Kimisi de,cefasına katlanır Cefası,sefası güzel dostluğun. Kavgacı,sert olmaz ise dostluklar Maya tutmaz,cömert olmaz dostluklar. Nazlı ise,yapmacıksa dostluklar Rahat nefes vermez bize dostluğun. Dostluklar olmalı; lâle,gül gibi Resulü Zişan'la Cebrail gibi Veysel'in dediği, topraklar gibi Dikeni de güldür,bize dostluğun. Dursun Elmas |
YAŞLANMIŞ SOHBET Kır saçlı bir ihtiyar gördüm Kurumuş bir ağacın yanında sigara tüttürüyordu Geçmişin kaygıları vardı sanki yüzünde Düşüncelerini okumak istedim ve çömeldim ayakucuna "Bu ağaç ki kırılmış bir daldı evlat" Bu ağaç ki incinen onurun bedeliydi Ve bu ağaç daların arasında fideler büyütürdü Umut şarkıları söylerdi olanca gücüyle Özlem fısıltıları eserdi kavak yellerinde Kök saldı toprağa fide oldu Nice hoyrat rüzgarları gördü Nice aşıkları barındırdı güzel renkli çiçeklerinde İşte evlat işte bu ağaçtı Her bir dalında yuva yapan kuşlara konak Her bir çiçeğinde körpe umutlara renk katan Kimi zaman eller uzandı kırdı dalları Kimi zaman bir meltem esti kovuğunda Ama asla yenilmedi ve kopmadı yaşamdan Sonra bir gün bir sevdalı mecnun geldi Oturdu dibine oturdu ve anlattı kaderini İşte o gün bugün kurudur bu ağaç Dinmeyen bir acıyla her gün ağladı Bir anlatana baktı bir kendine Ve şu mezarda yatanla öldü Ağlayan yas tutan dallarında |
YAŞADIKLARIMDAN ÖĞRENDİĞİM BİR ŞEY VAR Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi Sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten Sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği İnsan saatlerce bakabilir gökyüzüne Denize saatlerce bakabilir, bir kuşa, bir çocuğa Yaşamak yeryüzünde, onunla karışmaktır Kopmaz kökler salmaktır oraya Kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını Kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin Ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara Bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir taş gibi dinleneceksin İnsan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine Hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına İnsan balıklama dalmalı içine hayatın Bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın Değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu Fakat ne kadar sevinç varsa yaşamak özlemiyle dolmalısın Ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle Çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı Kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına Dolaşmalı damarlarında hayatın sonsuz taze kanı Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var: Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana |
YYağmur zamanı Ankara' da Ay ışığı altında salınır Korkuların beklentisi huzursuz şafak Çitler çekilir engin dağların yücesine Uzun çok uzun sıra dağlar Yağmur zamanı Ankara' da. Yüksek tepelerin ulu ağaçları Kucak açmışken göğe Nankör bir yıldırım vurur en yüce dalı Bazen kasırgaların eşiğinde bir engel Bazen de nazlı bir selvi olur sevdalar Bir ağacın dallarının altında yatıyorum, Daha doğrusu dalları örtü yapıp uzanmışım Yeşil sarı yaprakların arasından, Bir ışık huzmesinin silikleşmiş siluetini gözlüyorum, Renkler, Ne bir gökkuşağının yedi rengi, Ne de yaşadığım kentin, Kış aylarında atan, önce gri Sonra Simsiyah olan göğünde gördüğüm renkleri gibi de değil, Ekinlerin karın altında yaşam savaşı veren yeşilinden, Canlılığı yaprağına vurmuş bir selvinin, Ölüme meydan okuyan yeşillerin en koyusuna uzanıyor. Sarı ise, Bitip tükenmişliğin yolun sonuna gelmişliğin rengi gibi geliyor bana, Sarı hep korkutuyor hep ölüme yakınlığı çağrıştırıyor. Dedemin solan, soldukça sararan rengini gördüğümden beri, Ekinlerinde ölüm vakitlerinde Deste zamanlarına az kala, Orakların ya da tırpanların demir ışıltıları, Bir o yana bir bu yana salınıp kökü gövdeden ayırırken Ya da Baharın sonuna geldiğimizde sararıp, Yolun kenarlarında, Ölüme direnen bir canlılıkla yaşadığı yaz ve bahardan Arta kalan yokmuş gibi Ağır aksak bir kabullenişle Sessiz sedasız süzülen, yapraklarında pekişti. Ölüme yakınlığın işaretinin sarı olduğu Ve her rengin sarardığında, Senin beyaz teninin, Destelerce biriktirdiğim hasretinde, Susuz kaldığım, Özleminle gözlerimi kapayacağım geliyor aklıma, Hasretine sarılıp vuslat düşleri kuruyorum, Bu düşleri en çok uyanık olduğum, Yani Seni düşünmenin acısını en çok hissettiğim zamanlarda görüyorum. |
ANALAR AĞLAMASIN Bir ana ağlıyor O ışıl ışıl parlayan masmavi gözler yok artık Yerini ağlamaktan kızarmış gözler almış O al al yanaklar sararıp solmuş Gülmüyor herzaman gülen yüz gülemiyor Yüreğinde büyük bir acı var nasıl gülsün ki zavallıcık Ağlama ana ne olur ağlama, Hatırlıyormusun ana beni askere gönderdiğin günü Gözlerinden iki damla yaş süzülmüştü Bana söz vermeni istemiştim Şehit olursam ağlamayacaktın hani Sözünde durmadın yine ana Ben canımı vatanım için seve seve feda ettim. Ben cennette mutluyum ana çünkü orada benim gibi binlerce şehit var Yanlız değilim orada Sende övünmelisin evladınla Sen bir şehit anasısın Sil gözyaşlarını ana akmasın onlar boşuna Sonra üzülürüm buralarda Bir bebek ağlıyor henüz 1 yaşında O daha minicik konuşmayı daha yeni öğreniyor Baba diyor o incecik sesiyle Koklayamıyor babası onu, baba demesini duyamıyor İçinde bir burukluk var minicik yavrunun Babasının öldüğünü bilmiyor, ama sanki hissediyor bunu Gözleri hep ağlamaklı bakıyor kapıya Her kapı çalındığında koşuyor minik bebek Minicik yüreği çarpıyor sevinçle Babam geldi diyor!!! Ama kapı açıldığında yüzündeki o mutluluk Yerini hüzne bırakıyor Minicik dudaklarını büküyor, bir köşeye oturup sessizce gözlerinden yaşlar boşalıyor Annesine sarılıyor , "Anneciğim babam nerede ,neden babam gelmiyor ?"diyor Yıllar geçiyor sonra minik bebek büyüyor Koskocaman bir delikanlı oluyor O da babası gibi askere gidiyor Göğsünü gere gere mertçe Ben vatanım için canımı seve seve feda ederim diyor . Yine bir ana ağlıyor, korkuyor oğlunu kaybetmekten Tıpkı kocasını kaybettiği gibi Anneciğim ben bir askerim diyor "Hakkını helal et anacığım !!" bu onun son sözü oluyor Derken bir acı haber geliyor Dünün minicik bebeği babası gibi şehit olmuş ***** bir kurşun sonucunda hayatını kaybediyor Dağ gibi delikanlı bir kağıt gibi yıkılıyor ***** kurşun karşısında Ey Apo binlerce yürek yaktın, Binlerce yavruyu babasız bıraktın Binlerce anayı ağlattın Artık senin de sonun geldi Bunların cezasını teker teker çekeceksin Ey vicdansız Apo Sana ne ceza verilse azdır Sen bu ağlattığın insanların gözyaşlarında boğulacaksın Sana öbür dünyada bile yer yok Neden bu savaşlar, neden bu gözyaşı Barış, sevgi ve dostluk varken Bu kavga niye ? Bitsin artık bu kalleşlik, bu pislik Bitsin artık gözyaşı ANALAR AĞLAMASIN .. |
| Saat: 13:24 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık