![]() |
BANA GEÇ KALIŞIN Düşünüyorum....Yüznü görmek isteyişim her an Ya da sesinde bitevi vuslat kovalayan bu can Ve kavuşma özlemimin kamçılaması kafesi Bir çıkmaza düştüğümün kaçınılmaz göstergesi Halbuki,zatıma yasak olduğun gün gibi gerçek Gönlümle tütüştüğüm bu savaş bir ömür sürecek Yoluma duvarların kat kat dikildiği bu zaman Sır kalacak;her sayfamda gözyaşım,bir kaç damla kan Bunu bil ki;özlemlerim sensiz her ne kadar kudursada Gün görmemiş kamçıları ardı ardına vursada İçime gömüyorum her birini idamlar edip Ve ne sen farkediyorsun,ne de divane bir garip ........................................................................... Ömer Karakaş |
ORADA BAŞLIYOR AYRILIK Akıp gitti günler paylaşılan simit tadını içilen çay buharını anılara katıp gitti Bir şey kalmadı koyacak merhabayla hoşça kal arasına Eleştiri yazıları okuyorum günlerdir şiire, yaşama, aşka dair Ve son kez; yıkımı başlayan gecekondunun duvarında, yıllardır direnen yazımı okuyorum Bir gezginim şimdi gemisi beklerken açılmak için yeni sulara yıllar sonra anılarıyla yüzleşen bir gezgin Soluğuma çekiyorum anıları yavaş yavaş terk ederken limanı İki kişilik çoğunluğum. Sevince heyamola. Göremeyince bazen bir kederin sisinden uzağı oluyorum kendimin. Sevinç bana alarga Düşünüyorum da her gemi ayrılmak üzere giriyor limana ve orada başlıyor ayrılık Bir şeyler kalmamışsa merhabayla hoşça kal arasında Ali Rıza KARS |
Korkma ilerle - Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar Aldanıp yaşama kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan Çevir gözlerini içlerine At bir adım daha İlerle korkma uçurumlarından Alıştırıldığımız yaşam kendi yaşamımız değil İç savaşlarımızda yenen de yenilen de biziz Öldürmek için peşine düştüğümüz kendi yaşamımız yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız kendimiziz. Korkma yürü yollarına Salına salına sarsıla sarsıla Henüz ıslak ve nemliyken şekillendir Bittiğinde öğrenilen yaşam neye yarar Kaç hayat yaşanır ki bir ömre kaç yaşam sığar.. Dionisos... En muhteşem eser dolu dolu yaşamdır. Öner Kaçıran |
Yılanların Arasında Durma Bin yaşasın dedik, Bana dokunmayan yılan! Dokundu yine de, Biz olduk yılandan yılan. Sokmak yılanların mizacı, Bu da çok açık! Yılanların arasında durma, Oradan çık! Bu konuda Hiçbir merhale aşılamadı. Yılan zehir kusar, Hâlâ anlaşılamadı! Canlara şifa vardır Elbette panzehirde. Aranan şifa Unutma, o kutlu şehirde! Necmi Ünsal |
ANLAYAMAZSIN Anlayamazsın Yağmur damlalarındaki anlamı Farklı dünyalarda farklı lisanlar konuşulur Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur Burada bir başka http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Seni anlattığımda ona ağlamalarımla Siler gözyaşlarımı dokunurcasına Gecenin sessizliğinde en güzel şarkılarını söyler bana Karşımda resmin; Kadehimdeki seni çekerim içime Sensiz yağan bu yağmurlarda... http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Kalbimi sızlatır; Dermansızlığım kazanır hep aklıma, Kah isyan eder,kah yalvarırım, Sensiz yağan bu yağmurlarda http://img156.imageshack.us/img156/9028/cid25aah0cb4.gif Anlayamazsın... Senin dünyanda yağmur bir başka konuşur, Burada bir başka... ........................................ Özlem Gökdem |
Kapına el atmadan yalnızlık üşürsem bu şehir için üşürüm sadece gücenmem ağaçların çıplaklığına çünkü hiçbir sonbahar seni bana getirmeyecek sen bu şehrin ilk akşama hazırlıksız ürpertisi eski bir şarkıyla dallanıp budaklanıp parçalayan kuraklığını gözlerimin yalnızlık giyinip ayrılıkla tarayınca saçlarımı erinmem salkım saçak ölmeye sevişmeye tek kar tanesiyle bile daima aklımın bi kenarında şiiri yazılmamış yağmurlu bir ağaçsın üşümüş serçeli dokunaklılığı alnımda gençlik özlemi sensin ölümü farklı kılan stratüslü kehkeşan ağlayışlı bir kekliğin kalkışı gibi yüreğimden sensiz tam üç mevsim yaşadım bir eksik olmanın anlamıydın kısa çöpü ben çektim zamanla yarışımızda zamana sen sığmadın yılları ben eskittim yumuşak gri ömrüme sığmayan anlamsızlığını yastık yaptım düşlerimin atlasına dumanlı sığıntısız tembel ölmeye bile habersiz bıraktım kalbimi kendimden unuttuğunu unutarak unutmayacağımı şimşekli ala bir lahzada yığılacağımı yokluğuna kapına el atmadan yalnızlık beni alamayacağını mevsimsiz bir yağmurun şehvetli hüznünden Kağan İşçen |
İstanbulu Sevmek Gibi Sevdim Seni İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben.. İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben.. İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım… Neydin, benim kaderimde nerdeydi adın, hangi merhalesindeydin alın yazımın ? geç mi buldum, ya henüz erken miydi aşkın ? anlamadım... bir dolu hüzün, bir sürü dilemma, bir zehir bıraktın ki panzehiri yoktu bu sevdanın… ah can, ah canım, sevdalım, imtihanım, ben mi seni, sen mi beni sınıfta bıraktın ? geçeri yok muydu bu sevdanın, kaçarı yok muydu bu alışmaların ? niye İstanbulu sevmek gibi sevdim seni ben ? niye İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım? ben neylerim şimdi, ne yaparım... bırak gitsin dediğim , hırsızım, çağır gelsin dediğim, fermanım, katlim elinde sultanım... öl desen ölürdüm, yan desen yanardım, sev dedin sevdim, anlamadın… kopup gitmek miydi muradın zifiri karanlığım? hani hüznünde yıkardın yüzünü her şafak söktüğünde sabah ezanlarının ? o ezanlarda hala senin dualarım… ah can, ah canım, sevdalım, bu şehr-i istanbul gibi karışığım, ne vazgeçebildiğim, ne yaşadığım… mümkünü yok ki unutmamın… İstanbulu sevmek gibi sevdimseni ben İstanbula hasret gibi sensiz yaşadım Ceyda Görk.... |
Seni Sana Terk Ediyorum geceler telaşla koşuyordu gölgeme bir gece kuşu daha uçuyordu avuçlarından yırtıyordu gecenin karanlığını baykuş sesleri arz inliyordu yıldızların aksine en sade suretini koyup çıkınıma /sırtıma atıp seni sana terk ediyorum... bozkırın koynunda deli dolu at süren ben dökülen eylüllere soktum gökyüzünün maviliğini ayın dolmuş haliydi son durağım içimdeki trenler çoktan devrildi, vagonlar darmadağın çatlamış dudağımı şiirlerle ıslatıp seni sana terk ediyorum... kanıyor ayak uçlarım dilime inat kaçırıyorum bakışlarımı alev küresinden bıçaklar kaygan zeminlerde bilenirken geceye sızan birkaç damla kan gözlerimden yüreğime sessizce akan en şiddetli zehri acılarıma katıp seni sana terk ediyorum... kaldırım taşlarında uyuttuğum düşleri bir atımlık barut kokan sabrımı gün görmemiş hayâllerime vuruyorum tütsüye mahkûm petekten oğul almak zırdeli şafaklara ağlamak bana mı düştü yar sabahla gidiyorum, balımı peteklere satıp seni sana terk ediyorum... kaç kalibreydi boynumdan vurduğun söz sahi ceylanlar neden hep boynundan vurulur gölgem kan kaybından ölmekte kırılan bir kalemin hesabı mı yapılır sevdam yüreğimde musallaya yatıp seni sana terk ediyorum... Turhan Toy |
küstüm dağların nadir kır çiçeğine yaprağın yeşiline gülün pembesine.. gülemedim ömrün bahtiyar sevmelerine çiğler yağdı yüreğimin ölmelerine ağladım.. kara boncuklarım döküldü gecelere.. Elif’ce haykırdım..seni hatırlatan denizin en güzel rengine.. can sevince özünden cananı incitir mi sevda yüklü gül baharı nidası çağlayınca alabora olur düğümün rüzgarı vakit dolacak.. belki de vakit dolmadan göç olacak soğuk iklimlere küstüm..yaşadığım en güzel mevsimlere.. gönül anlar incisinde değerini bilir yüreğin yüreğe değdiğini hayat geçici..anılar yolcu hasrete ölüm! ....ah ölüm ebedi aşk bahçesi.. kul bilmezse Allah bilir sevdiğini küstüm… yarin mehtaplı hercai gözlerine.. selma izcimen |
FARZET Kİ..... Unut, Unut gitsin bu hikayeyi... Farzet ki, Sen hiç tanımadın beni, Farzet ki, Ben hiç yarin olmadım, Çılgınca yaşamadık Sevmeleri, sevişmeleri... Unut, Unut gitsin her şeyi... Farzet ki, Hiç kırmadık birbirimizi, Farzet ki, Hiç yaşamadık o deli öfkeleri, Köprüleri yıkmadık hiç, Eskitmedik, Tüketmedik erdemleri... Unut, Unut gitsin ikimizi... Farzet ki, Bir arada tatmadık balla zehiri, Farzet ki, Aynı anda görmedik,cennetle cehennemi, Ölürcesine kıskanmadık hiç, Hiç yakmadık o ateşleri... Unut, Unut gitsin takvimleri, Ben susturdum, sen de sustur sitemlerini. Kuruttum gözyaşımla büyüttüğüm menekşeleri. Nasıl olsa, Sen, vazgeçtin benden , Nasıl olsa, Ben, sonsuza dek yüreğimden sildim ismini.... ........ Ceyda GÖRK |
| Saat: 19:41 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık