![]() |
ey cocuk (bırakma ellerimi) alnı gül işlemeli günler getir bana ey çocuk hülyalı gülüşler gözlerinle görmek istiyorum sabahı dünyayı yüreğinle sarmak istiyorum umutlu ve şen ne zemheriler gördüm ben ne fırtınalar geçirdim çağının ışığıyla yak beni çağının ışığıyla sar, üşüyorum gövdemde kaç balta izi var kaç kan lekesi alnımda nice ihanetler gördüm ben nice zulümler üşüyorum alnı gül işlemeli baharlar getir bana umudu sevda kokan sabahlar gözlerinle görmek istiyorum yarınları dünyayı yüreğinle sarmak istiyorum pınar seslerine kat başak tanelerine koy arıt beni günahlarımdan lekesiz bir sevgiyle geçilir ancak ırmaklar kocaman bir yürekle ey çocuk beni yüreğinle sev, gözlerinle okşa |
Hayat uçurumsa, yasak ölüme atlamak... Kıyısında denge oyunları oynayın. Dalın,çıkın, acılar çekin. patinaj yapın, borç takın. Korku yaşayın, terleyin... Rüya görün, gece trenlerini kaçırın. Sevdiğiniz kız ya da oğlan sizi aldatsın. Aldanmanın bir hayat cilvesi olduğunu anlayın... Öğretmeniniz, eğitmeniniz olsun hayat. Kanırta kanırta zorlasa da sizi madem geldiniz dünyaya, yaşayın. Azraile inat, korkusuz olun, muhallebi çocuğu olmayın. Burnunuz kanasın, bırakın, ter gözünüzü yaksın. Bu ülkeyi size verenlere borcunuzu anımsayın. Kıyıcı Amerikan kovboylarına gözyaşı dökmeyin, ama insana acıyın. Dilenen gazileriniz olduğunu unutmayın! Sürrealist öyküler uydurmayın. Kovboylar; çoban öyküleriyle vatan kuruyorlar! Ülkemizi bilinçsiz yaratıklar; açık artırmada satıyorlar... Bu durumda yapılacak iki iş var: Ya,sopayı kapın;hainlerin ağzını burnunu kırın, kolunu, kanadını, koparın! Ya da kıyıya çekilin,seyredin: Ona dövünün, ona acının. Oturun: Karalar bağlayıp ağlayın... |
SEN BİRTANESİN Seslensem sanki beni hissedersin En zor günlerimde benimle elelesin Nedenini bilemiyorum, içimde çığ gibi büyümektesin Belki benim için baharın başlanğıcı İçimdeki arzuların son kıvılcımısın Rüyalarımın uçsuz bucaksız engin denizi Taa kalbimin okyanusyasındaki sevgi fenerimsin A kşam güneşinin o doyumsuz ahenkli batışı Nasıl anlatsam şeker! Belki de güneşimsin Esrarengiz masal prensi misali Sislerin ardından haykıran çığlıksın İnsanın içini mutlulukla taşıran Neden anlamıyorsun tatlım! O sensin! |
Temiz şeyler düşündük, tertemiz; Uzun yollar boyunca, beraber; Eli elimde, yan yana, sessiz; Çevremizde karanlık çiçekler. Yapyalnız, kırda, yeşil gecede; Yürüyorduk, nişanlılar gibi; Gökte ay, masaldaki bir meyve; Bölüştük o sihirli meyveyi. Ve öldük yosunlar üzerinde, Uzakta, yalnız, o mırıltılı, O dost ormanın gölgelerinde. Sonra gökte, nurlarla sarılı, Buldum seni, yaş dolu gözlerim, Sevgili sükut yoldaşım benim. |
Ben düşündeki sevgiliyim Aşkı, Akşamın çökme vakitlerinde Ellerinde kovalarla salınarak yürüyen Gözlerine sürme çekilmiş, Bulabildikleri en güzel giysileri Su başlarına saklayan Yazmaların örtemediği perçemlerini, Kafalarını sallayarak düzeltmeye çalışan Köylü kızlarına bıyık burup göz süzmek sanmıştım. İşte bu nedenle hala göz süzüp bıyık buramam Utanırım, utanırım aramıza sözün girmediği Düşümdeki sevgiliden. Onu tanımıyordum o zamanlar da diyemem Varlığı sanki benim varlığıma denk düşen zamanlara uzanır Yokluğu benim gözümü kapayıp Ruhumu Korkulu rüyamız Azrail'in aldığı Zamana uzanan uzun bir süreçtir sanki. Elleri ellerimde öyle yaman sevdalar kurarım İşte bu yüzdendir utanmam Bu yüzdendir, Düşlere böyle yaman bağlanışım. Uyanık olduğum tüm zamanlarda, Sanki onunla her hangi bir zamanın Herhangi bir caddesinde gözleri gözlerime değdiğinde Tüm resmiyeti bir yana bırakıp "ben düşündeki sevgiliyim" Demesini beklememde bundandır söylendiği gibi boşuna da değildir. |
Kal Biraz DahaKaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse, dolunay bile utanır, yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar. Ben, seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi, sen de sevebilir misin beni seni sevdiğim kadar, dokunabilir misin yüreğime? Bak, orada sen varsın. "Mutluluk nedir?" diye sorsalar "Sen" derim alabildiğine, "Yalnız sen." Sesin, gözlerin, ellerin sonra, titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen, benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay, bu güneş? Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa? Sonra, kim aydınlatır benim gecemi, Günümü kim paylaşır? Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak, güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir. Her dizede sen olmalısın, adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen, tam şuramda; ılık ılık, sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime. Ben, bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir. Ruhum durmaz bedenimde, hücrelerim yaşamaz. Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... |
GECE YARISINDA SEVDA Saat gece yarasını çoktan vurmuş Üçgen bir balkonun parmaklıklarına dayanmış Hışırdayan ağaçlara tepeden bakıyorum Bahçe lambalarının dibinde Mevsimsiz çöken karın altında Yaprakları dökülmeden donmuş Gonca güle dikiyorum gözlerimi Bacalardan çıkan dumanları Ay ışığında Gözden yitinceye kadar izliyorum Bulutlar aydan habersiz türkü söylüyor Gök ağlamaklı Tek tük pencerelerden ışık süzülüyor Sanki yaşam tümden ölmüş gibi Ölüm bir soluksuzluk Ya da Puslu kış gecesinin dolunay vakti midir Sigaramdan bir nefes daha çekiyorum Düşünüyorum Ellerim tutuşuyor kurban oluyorum. |
Türkiye türkiye türkiye dağlarını duman almış üzümler memleketi, tütünler memleketi türkiye türkiye çok gülmüş çok ağlamış sabırlı bağrı yanık insanlar memleketi bulut gibi köpürmüş topraktan bereketi pehlivan dağlarında şafaklar büyümüş ve o nehirler delirip gür gür gelirler bir şarkı gibi dağdan denize yürümüş sen türkiye'sin sağdıcım kirvem türkiye insanların insanların ah senin insanların morca gözlerinden öpsem namuslu gözlerinden asiye'm işveli hatice fistanı dal işlemeli sen kırk köyün içinde şanlı zeyneb'im şabanı vurdular yirmi yaşında, köprü başında gel yılmaz mahmud'um gel bilaloğlan arabamın atları, deh deh deh aman da ha burası karadeniz gemiler yatar limanda deryalar aslanı şems-i bahrî kamil reis bu insanlar senden gelir sana gider tarlaya savrulmuş buğday gibi türkiye sen türkiye'sin ekmeğim tuzum türkiye omzumda mavzer koynumda çevresin ve kıl heybemde taze lor peyniri gök rengi süt karanfil rengi şarap batan güneş gibi bakır taşkömürü ve rüzgara vermiş saçlarım nefti ormanlar ve köylere karşı sarışın harmanlar ferik elması kavun karpuz dut ve kayısı fındık da sende ceviz de sende badem de sende alnımın teri gözlerimin nuru türkiye sen türkiye'sin evim barkım köyüm obam türkiye o senin çifte çarşılı harp görmüş şehirlerin sahilde mersin yayla türküsü konya. adana'nın yolları taştan yola çıkıp maraş'tan ezanla birlikte vardık bir akşam urfa'ya bursa'nın ya bursa'nın ufak tefek taşları uçan yıldızı dondurur ardahan'ın kışları erzincan'da bir kuş var kanadı gümüş pul pul ve göğe kılıç gibi çekmiş minarelerini şehirler padişahı canım istanbul türkiye türkiye ay'lı yıldız'lı türkiye sen mehmed'sin omuzların anadolu yaylası aladağlar toros'lar dev gibi gövden sen şehid oğlu şehid babası sana selam olsun dünya'dan hürriyet'ten Kaynak: Duvar Atilla İlhan |
yalnızım unutma seni senden çok sevmiştim, unutma sana deger vermiştim, unutma seni unutmayacagım, ama adın her aklıma geldiginde senden nefret edecegim, unutma benim hayatımı sen kararttın, unutmaki senden hep nefret edecegim, unutma seni artık sevmeyecegim, ama adın her aklıma geldiginde senden nefret edecegim. sana senden çok ben verdim deger, sana senden çok ben üzüldüm,senin için sana senin vermedigin degeri ben verdim, sen beni beş kuruşa sattın, ama adın her aklıma geldiginde nefret edecegim... seni artık sevmeyecegim, adını aklıma getirmeyecegim, seni artık sevmeyecegim, seni sildim görmeyecegim... |
Kalbin Sessizliği Kalbin sessizliği yaradılışındaki tevazudandır İnsanın bulmasını ister adeta içindeki hakikati Hakikatin gizlilği ise kalbin sessizliğindendir, Dinleyemeyen bu sessizliği, bulamaz onun yerini! Yalandan yaşıyorsun madem tüm güzellikleri, O zaman doyasıya tadını çıkar, çünkü tüm bunlar geçici! Eğer diyorsanki ben böyle yaşayamam, O zaman gir bir tabutun içine gir de gör gerçeği! Dört bir yanın toprak, börtü böcek! Yalnızlığını giderecek bir kalbinin sessizliği var Kainatın dili olmuş kalbin konuşuyor senle, "Güm Güm" diyor susyor ve sonra tekrar devam ediyor aynı sesle... Her atışında o kadar çok şey anlatıyor ki aslında! Yapma diyor pişman olacağın şeyleri! Üzme diyor seni sevenleri! Bak bana, beni yıkanların bile sırtımda taşıyorum! Ders al benden, bırak bencillikleri diyor ve devam ediyor... Aklın her dediği doğru olsaydı, her akıllı selamete ererdi! Ama akıl mantık çerçevesiyle sınırlıdır, Halbuki selamet mantığın ötesinde, Perdelerin arkasında gizli olanı görmede... Akıl bir anlayabilseydi kalbin niye sessiz olduğunu, O zaman susar, utancından diz çöküp ağlardı ömür boyu! |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık