![]() |
Aşk-Darbe/si.. Göçebe bir hayatın içinde Durağan mahkumiyetlerdi Sana uzaklığımın Çaresiz gerekçesi Yolunu bulmuştum Evinin Silecektim ıslaklığını Gözlerinin Özlemiştim Gelecektim Sevişecektim Zamansız bir darbenin Unu ufağı oldu Yüreğimin umuda Kararsız dilekçesi Süt liman ya ortalık Bütün tayfalar firari Gemiler sessiz bir batık Etrafta kimseler yok Sen yalnız bir deniz kızı Ben sudan çıkmış balık İçki masasına Meze diye koyuyorum kendimi Sen yıllanmış şarap şişesi Biri gelse de götürse bizi hani Bir işkembede buluşsak Konuşsak Birbirimize karışsak Lakin bardaklar kırık Ulan bee! Aşk öldü Biz ölemedik aşk'tan Sana değil Bana yanarım Utandıkça yaşamaktan Yusuf OBALI |
Bir rüzgar savurur Kömür saçların Gönlümün sahillerine. Bir gülüş fırlatır Fettan gözlerin. Ve… Yerleşirsin kalbimin En güzel yerine. Sustum konuşmadım bir süre Bir bakış bekledim Davetkar öylesine. ramazan karakaya |
Japon Balıkçısı Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik'te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. Birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Elimize değen ölür... Badem gözlüm, beni unut. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Üstümüzden geçti bulut. Badem gözlüm beni unut. Boynuma sarılma, gülüm, benden sana geçer ölüm. Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut. Badem gözlüm beni unut. Çürük yumurtadan çürük, benden yapacağın çocuk. Bu gemi bir kara tabut. Bu deniz bir ölü deniz. İnsanlar ey, nerdesiniz? Nerdesiniz? 1956 Nazım Hikmet Ran | |
tuz kokuyor damlalar... Kendi enkazımda Ördüğüm duvarların Demir parmaklıklı mavisinden Çaldığım çocuk bakışıdır hayat... Bir mezar taşında Ne kadar çoksa Üzeri toprak kokan özlemlerin... O kadar kurşun sancısıdır Ve bitmek bilmeyen Bir eklem romatizmasıdır Sırtıma saplanıp kalan gözlerin... Bilinci anlat bana Hangi kavganda dizlerin kanadı Ya kimin sorgularında yandı canın Tevekkülü sağır, aksak bir hocanın Küfür savurdun mu hiç dualarına? Bilinci anlat bana Uygun adım gelen sabahın Hazır kıta bekleyen belasında Çığlık bakışlı korkular büyütürken Yüreğini koydun mu sevdanın namlusuna? Her göz yaşının Bir Eylül'ü vardır Tuz kokuyor damlalar Yaram kanıyor Sustum.... Hadi...Eylül'ü anlat bana... Yusuf OBALI |
Çağırsam da bana gelme sevgilim Bıraktığın gibi beni bulmayacaksın Saçlar ağarmış anlımda çizgiler Beni görünce mutlu olmayacaksın Sorma sensizken neler çektim neler Geçmedi hiç ne saatler ne seneler Dostum oldu hep sığındığım geceler Boğazımda düğümlenir ismindeki heceler ramazan karakaya |
Gözlerin asılı kaldı gözlerimde, Yanakların dudaklarımda, Bir peri masalında kayboldu silüetin Henüz ergenleşmemiş çocukluğumun perisiydin Karanlığımda... Masum bir çocuktun sol omzumda. Ayazdan üşüyen ellerin, Avuçlarımda eritmek istediğim pamuk ellerdin Ne kadar asildin, Eceydin... Karşımızda şömine ama en çok yanan sol yanım, Bir de söz dinletemediğim yaramaz yüreğim Kaçamadın... Kaçmaya hazırdı gözlerin Bir ahu ürkekliğinde. Yalnız bir çocuk huzursuzluğu giymiştin sırtına, Karanlıkta... Güzelliğin saklanmıştı birkaç beninin ardına Kısacık, sıcacık bir sevdaydı son sarılışın... Akşam ezanı oyun arkadaşını artık eve giden Bir çift pembe yanak burukluğu bıraktın arkanda Kucak dolusu oyuncaklarımı paylaşmak istedim, Kollarını doldurmak istedim onlarla Kendimi sıkıştırarak araya ... Sevgimi boynuna askı yaptım Artık üşüme diye sol yanım. Bıraktığın yerde bekledim bir güz boyunca Şimal rüzgarlarıydı battaniyem, Kara kıştı yastığım, Saçlarının kokusu ise baharım. Kalbime bir mangal kor bırakıp kaçtın Sende emanet kaldı Sol yanım... Çok güzel bir yüzün vardı Doya doya baktım, Ama doyamadım, Kadınım... Yazan:? |
Sanırsın ki sürme çekmiş gözüne Gökten nur damlamış beyaz yüzüne Dayanılmaz işvesine nazına Her şeyden güzeldir benim mavilim Gözlerini mavi denizden almış Siyah saçlarını rüzgara salmış Mavi gözleriyle uykuya dalmış Her şeyden güzeldir benim mavilim Ben senin aşkından haz alıyorum Kışımız gelmeden yaz alıyorum Aşkına güvenip naz alıyorum Her şeyden güzeldir benim mavilim Aşkını kalbimde solduramam ben Seni çalan kalbi güldüremem ben Sana kirli eller sürdüremem ben Her şeyden güzeldir benim mavilim Kurban olayım mavi bakışına Seller sular gibi o akışına Aşk koruyla kalbimi yakışına Her şeyden güzeldir benim mavilim seher atan |
bekle demek döneceğine dalalettir gelmedin ki bekle dedin sonuna kadar mı bekleyeyim birimizin ömrünün ersen beyazıt özer |
İLLEGAL SÖZCÜKLER....! Sıkıştırılmış umutlarımızdan geriye ne kaldı ki. Ardında bırakıp gittiğimiz,şehri bir bir sorguladık. Gidemem dediğimiz yerlere çoktan varmıştık. Kirpiğinde sevdasını kaybeden adam...! Serseri yastığımızda bize kalan sonlar... Eflatun renkli kadınlar dans ediyor geceleri. Hücrelerim bir bir tenine dokunmak istiyor... Öpülesi illegal sevdam...! Ulaşılmıyor artık duygu yüklü sözlere! Yaşamak neleri ögretiyor,bir bilsen. Elimizde acının kehribar kokusu. Yine bölük pörçük anlattın herşeyi...! Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum Bir uçtan bir uca yalnızlaşıyor bu gece..! Bilmiyorum ne olacak,bakabilsem yarına! Gün devrilmekte yine.. Sen tutmadın acımızın çetelerini...! İllegal sözcükler yolu burası. Bazı sözler karanlıkta söylenir. Bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı. Karanlıtta seni sevdiğim gibi ey yar....! ’’Güzel gözlerinin meyhanesi’’ ’’Şair yüreğine saplar kalemini her şiirin sonunda’’! Yazan:? |
Adsız Bir Çiçek Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğuklar başlayınca havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle Kaynak: Sevda İle SevgiEdip Cansever |
BURDAYIM SÖZÜMDE ...Düşüyorum Karıncanın peşine minik depremler oluyor Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum... Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik İnat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende Mısır'ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik Düşler ve tarih inilecek son istasyon Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok Ahmet Telli |
YÜZ.. Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük Beyaz bir gül Beyaz bir gül ne kadar beyaz olursa o kadar Ne kadar suysa bir su O kadar Ben en yakın yüzüm yüzüne Uyandığın sabaha, yatağına Birden bulup birden yitirdiğin bir şey olur ya,ona Bir dağ okulunda ilk derslere giren çocuklara İlk coğrafyacılara İlk harflerine bir alfabenin. Yüzün ki korkular verir bana ne zaman yüzümü tutsam yüzüne Ben ki ölüme hiç eğilmedim hiç girmedi sözlüğüme Belki sokağa ilk çıkan bir çocuktur ölüm Belki senin bazen topuz yaptığın saçın Bir yaban çiceği ya da ve daha ilk geliyordur dünyaya Bir demet maydanozu koparıp bırakmak belki de. Dedim ya hiç bilmiyorum arabı belki de benim sık sık çıkarıp Baktığım bir fotoğrafın Bıyıkları hep yüzüne düşen bir adama çektirdiğim Bir suya bakarken Bir suya Duru mu duru ve daha sessiz ölümün kendinden. Ben ki seninle aştım yasları Koydum çağıma adımı.Bir burukluğu yüzün gibi. İLHAN BERK |
Gözlerim Eskidi Baba... Alnımda üşüdü sabah sessiz ve derin Uykusundan uyandı acıyan bedenim Elleri göğsünde beyaz susku Çörekli ot düşen üzgüler serpeli Pamuk üstü kara düşlü O gün bu gündür yiyemediğim siyahi Nazara mı iyi gelirdi neydi Bahçeye taşındı tüm çığlıklar İkii kollu tahtadan yapılan tahtırevenda İnsan soluğu sokuldu minarenin kapısına Titrek bakışlarımı yuttu gün pusa bulana bulana Gözlerimi eskitene kadar ağlıyordu nisan Çamura karılan çocukluğumu içine çekerek Gökyüzü kopmuş ipler sürüsü iskeleti çıtadan Alıp ruhumun yarısını yükseliyordu göğe babam Hayal gibi seyrediyordum öylece Sınırı olmayan tarlalar hüzün ekili Sorular imla hatası,bakışlarım küçük kalıyordu Ellerim boş müzik kutusu kadar sessiz Çığlığım karabasan arası belli belirsiz Tutunup acılı çiçeklere saklanıyordu Yeşile sıkışmış çivi,delikleri sanki hançer Beyaza giydirilmiş,nefesi kesik beden Ne çok göz bakıyor sana bilsen Hüzün ekili dallarda laleler kırmızı bir yaş Bahçende sana bakan son çiçeğindim ben. Bilemezdim kucağında yaşamın rengi varmış Saçlarımı saran gölgen bulutlara kaymış Börtü böceğe yakalanan özlem sancıyor Sarkıp bir yastığın kenarına gözlerim saklanıyor Hep sessizlik sana dönüyor Bulutlar seyri seferde Geceler matem eskisi... Neslihan Yazıcılar |
TERTEMİZ ŞEYLERDEN SÖZEDEYİM Tertemiz şeylerden sözedeyim İlk sevdalarımdan, ilk dostlarımdan. Ne toprağın kokulu çiçekleri Ne yıldızlar Ne vahşi gönüllü, vahşi ruhlu insanlar ; Hiç, hiç bir şey kalmıyor ebedi olarak, Her şey kuruyor sabah çiğleri gibi. Ama bir şeyler kalıyor ki çok kıymetli. İşte bu kalıntıların parıltısı Bir emanet sanki sonsuzluğa. Çimenler üstünde oturmak Dostlarla bir şeyler okumak Dolaşmak yıldızların altında Gelecekten konuşmak... Rüyalar boyunca fakir çocuklar Zengin görünüyor insana Bir kız sevmiştim bir zamanlar Sessiz - sedasız Ne dilerse yapacaktım benden On dördünde ay gibi tamdı sevdamız Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür Gönlüm baştan başa. Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda Koca bir ömür boyu Mezarlarında kaldı sevdalarım Artık genç de değilim ki Zaman gelip geçiyor yanımdan. Hala gençlik var ya dünyada Ve her yerde açılıyor ya genç gönüller Gelin ey genç dostlarım Vahşi diyarlara göç edelim Ve masmavi göğün altında Temiz, tertemiz şeylerden sözedelim Huzur ve rahatlık bunda. Ho Chih-Fang |
Diyebilseydim Anladım diyemem kiSuçluyum Belki ben anlatamadım sana kendimi Tutuştum,yandım da yokluğunda her gece Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi Her gün her dakika seni özlerdim Bitmezdi kederim senin yanında bile Susardım,gözlerime baktığın zaman Mermer bir heykelin çaresizliğiyle Oysa neler düşünürdüm sen yokken Sana kavuşunca neler söylemek isterdim Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi Ayrılık başlayınca ben bitedim En kötüsü beni koyup gitmendi O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz Hep yarım kalmış heyacanlar hazlar içinde Biterdi bir kış,geçerdi bir yaz Ve nice yıllar kovalardı birbirini Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler Bütün teselliler uzaklarda kalırdı Bütün çüçekleriyle solardı bahçeler Ne olurdu saadetlerin en büyüğü İşte ellerimde al,diyebilseydim Anlardın,ve hiç gitmezdin,değil mi Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim.. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Mahkum Zaman Hep erken kararlarımızın mahkumu olduk biz Halbu ki davayı açan da bizdik Yargıyı koyan da, cezayı çeken de Bugünün kıymetini yanlışlarla anladık. O tarihti artık, bitmişti, yoktu, biliyorduk. Ama biz dünle yattık, dünle kalktık. Yarın alınmamış bir piyango biletiydi Biz bugündük hala. Yarın senaryosu çoktan yazılmış, Ve bizim hiçbir zaman karelerini önceden Göremeyeceğimiz bir filmdi, bilmediğimiz Biz ya tutarsa diye, olur olmaz Tahminler yaptık. Kimi zaman kazandık belki; ama yanlıştık Yanlış olduğumuzu da biliyorduk. Birbirimizin dert duvarıydık bazen, Bazen moral fıçısı. En kurnaz planların ve de yalanların ortağıydık sonra. Uçuk hayallerin kurucusu, kendimizden başka herkesin kurtarıcısıydık İki damla yaş süzülürdü, ağlayabildiğimiz için sevinirdik. Biz hep gülerdik, içimizi kimse bilmedi. Biz hep çabaladık, aslını kimseler görmedi Zaman en pahalı ilaçtı belki, Ondan korkuyordu gözümüz Biraz mahcup etsek de gururu Biz o ilacı yüreğimizle satın aldık Öyle ki yine zamanın eline kaldık. Elif Nuray |
Kaç Yazar Sevindim,üzüldüm... Her şeyimle bütünüm. Yenmeyi yenilmeyi yaşadim, Şu üç günlük dünyada... Aglamişim,gülmüşüm Kim takar... Anamdan babamdan başka. Yazmişim silmişim, Kimi zaman ezilmişim. Eşimden dostumdan Bir vefa görmemişim. Ugruna şiirler şarkilar yazdigim insanlar Arayip sormamişlar hiç Satilmişim... Gök yüzünde bir yildiz olmuşum Milyonlarca yilsiz arasunda kaybolmuşum Parlasam kaç yazar Çok parlasam. Işigim yetmezki... Bir şehri aydinlatmaya. Yagmur olmuşum Denizlerde, Su olmuşum. Dalga dalga yagsam kaç yazar Çok yagsam... Suyum yetmezki bir kuşu doyurmaya. Konu olmuşum herşeye Örnek olmuşum. Gazetelerde dergilerde başlik olmuşum. Yazilsam kaç yazar Heryere yazilsam. Harflerim yetmez ki Insanlari anlatmaya Kadir Özyürek | |
SEVGİ ÜSTÜNE Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır Kitaplara göre insan Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş Gözleri, yüreği kamaşmış insandır Aptaldır, hastadır, kahramandır Bütün kitapları yakmalı Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır. İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar Bir tek meyve veren dalı keserler İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli Bir tek meyve veren dalı kesmeli İnsan dediğin derya misali Üstünde milyonlarca dalga İçinde kıyametler kopmalı İnsan dediğin derya misali Uçsuz bucaksız olmalı. Gel çıkalım sevgilim gel Gel kurtaralım birler hanesinden Çekelim gidelim bir uçtan uca Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar Sevelim sevelim sevelim Sevebileceğimiz kadar
|
YENİDEN SEVDA Yıllar önceydi, Bir kenara koymuştum. Sanki asırlar geçmiş, Nereye koyduğumu unutmuştum. Ummadığım bir anda, Tutuştum Aramaya başladım,panik olmuştum. Tozlu da olsa,al be al bulmuştum. Çalınmasın diye ciğerime sokmuştum Seninle sevdamı yeniden bulmuştum Uzunca, nur damlalı sevgiyi konuştum Artık kara sevda olmuştum sinan oğuzhan |
bir sapsız kürekle defnettiler cananı gözümden esirgediğim gidiyor musun? kimse durdurmadı içimdeki azgın talanı gözümden esirgediğim gidiyor musun? dumansız ocağıma sebep göç mevsimi yağmursuz kışların berduş müdavimi herk ettim diyordun bağımı bahçemi gözümden esirgediğim gidiyor musun? sığırcık dolu dere kenarı garip çeşmesi sarındı örtüsüne sarı harman güneşi köyümüm kokusu gibi aziz bildim seni gözümden esirgediğim gidiyor musun? idaremin eflatun titrek alevi gölgede üşür yokluğun pusu yüreğim kuytuda büzüşür çatılarım ***** kara baykuşlar ötüşür gözümden esirgediğim gidiyor musun? Ndr…….02/02/2007 |
Yine odamdayim dü$ünüyorum Ben burda o nöbette bekiyor Kendimi yalniz hissediyorum Onsuz uyuyamiyorum uykularim kaçiyor onu cok özlüyorum... Gözlerim telefonda, ha çaldi calacak diye bekliyorum... Beklemek, Asker yolu gözlemek cok zor Günler ay, aylar yil gibi geliyor Geçmek bilmiyor... Bitecek, bitecek elbet bu zor günler Gececek elbet... özlem bitecek... Sevdigim, yarim gelecek elbet Askerim bana dönecek elbet. gülistan eryörük |
Çalkağı Kapıyı açarım mavi bir rüzgâr: Kreşendo! Düşer düşmez erir yıldızlar avluya Büyür kardelen beyazı bir su Mermer havuzlarda Çalkağısında zamanın Teleğinden kopan kuş, dökülen pul! Bülbüller mi lâl dut ağacı mı Çatalkarası geceye savat Hangisini sussun dil –ki demlenir Bir yok sarnıçta Güle düşsem gönlümü, karanfilin yüzü asık İlle kanatır bir çakırdiken Aykırı kuğular, cüce yıldızları göğün Ah benim siyah beneğim, süveydâm Kaparım kapıyı, eteğimde Bin oğullu turunç balı Şiirin bin evcikli bağından yarama ADA Dergisi, Eylül-Ekim 2006 |
Sigarami yaktim yine sormayin nedenini efkarlandim iste Ah aahhh Ne zormus ayrilik Sayili gün diyorlar göz acip kapayincaya kadar geçer diyorlar Ah Gelde bana yüregime sor birde sen onu... Onsuz gecen günlerimde, ömrümden ömür gidiyor Tek ba$ima ü$üyorum, Ayrilik Zor geliyor Ba$imi yastiga koyunca hafif uykuya dalinca halayi geliyor.. Irkilip kalkiyorum oturup köseme On on döküyorum gözlerimden. Kapiya bakip gelecek simdi girip geldim gülüm, Ayrilik bitti diyip iceri girecek diyor ve hickiriklara boguluyorum Ne zormu$sun ayrilik, Yaman ayrilik Ne zor.... gülistan eryörük |
YANIK GÜL KOKUSU /bir şarkı çalıyor derinlerde "hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle"/ biz aşkı öğrendiğimizde kirlenmemişti ayın yüzü bunca tutulma yaşanmamıştı daha parlaktı yıldızlar ellerimiz kamaşırdı kendi gücünden dalkıran rüzgârlarda -düşmana hançer yâre kuştüyü kınsız pusat- gün doğuyordu, -uykusuzduk- geceyi çoğaltan baykuşa inat neceftaşı bir ay altında ıhlamur kokuları salarken Mayıs tohumlar atmıştık gündoğumlarına ayın sedef tenine kökboyalarla yeni bir iklim çizmiştik sabaha karşı varsıl şehirleri kırmızı kalem nakışlı ilk kez aralar gibi araladık mavinin kapısını gül ve tütün kokuyordu dudaklarımız gök rakımlı tepelerde açarken anemonlar geçtik kayısı bahçelerinden, yeğni adımlarla genzimizde hâlâ süründüğümüz menkıbenin yanık gül kokusu Perihan BAYKAL... |
Ne haldeyim sorma hiç iyi değil vaziyet Suskunluğum dillendi söze dönüyor artık Yetmedi mi bunca yıl çektirdiğin eziyet Başlattığın yangınlar köze dönüyor artık Derdinle kederinle her gün sararıp soldum İçimde yer kalmadı gırtlağa kadar doldum Sayende çöle düşmüş mecnundan beter oldum Dertler doksanı çeçti yüze dönüyor artık Gözyaşım sele döndü ahım göğe yükseldi Sen duymak istemedin feryadım dağı deldi Dile düşen aşkımız sonunda göze geldi Yaptığımız hatalar bize dönüyor artık Neşeden nasipsiziz kısmetimiz yok hazdan Yalvarırım ne olur vazgeç artık şu nazdan Gönlüm murat almadı ne bahardan ne yazdan Ömrüme hazan düştü güze dönüyor artık Gözler ufka kilitli hasretin yasındayız Canımıza tak dedi sabır duasındayız Yolun sonuna geldik kışın ortasındayız Umutlara kar yağdı buza dönüyor artık ibrahim yavuz |
AYRILIK BALADI --ayrılık ay gibi sessiz gelir— hüzzam bir gece acıtırken gece sefalarının rengini bölünürken dilim dilim o gayya kuyusu kesir çözüp nakışından sevdamızın renkli ipliklerini kırışalım hangi renkleri istersin birlikte sevmiştik kırmızıyı kokusunda avcunda parlattığın elmanın tadı erguvanları biz boyamıştık mora bir Mayıs sabahı polis düdükleri arasında al kitaplarını içinde kuruttuğum güllerle okudum hepsini --ayrılık ay gibi sessiz gelir— unutulmuş derbendinde bir dağın unutur gibi dikenler arasında açan o mavi çiçekleri yüzüme çizdiğin gök kırıntısı senden yadigâr kalsın ellerime ellerinden ağzımda öpüşünden bulaşan cam kırıkları meşum kuvars git parmaklarımın arasından akan su gibi çarığın, âsan, saçındaki kırağı senin olsun bütün renkler --ayrılık ay rengidir— bana beyaz yeter yeter yüzük taşımda göllenen zehir Perihan BAYKAL... |
Sapsarı gül misali yaşlandım soldum, Beyaz saçlarımı tek tek buldum, yoldum, Yalancıktan kahkahalarda boğuldum; Acı olan hayatımdan bezdim durdum. Avucunda kayboldum göz göre göre, Yalan konuşmadım yalan, hiçbir kere, Süründüm birdenbire, yerden yerlere; Ayaklarının altında gezdim durdum. Yumuşacık yanakların gül yaprağı, Bembeyaz teninde ıslattım toprağı, Gittim sonra, aldım elime tarağı; Uzun uzun saçlarını çözdüm durdum. Seni tanıdım bitti, bitmez kederim, Seninle değişti değişmez kaderim, Söylesene ben sensiz ne ederim; Kendi mezarımı kendim kazdım durdum. ismail tekin |
Sen Aşkı Söyle aç şafağın kapağını şirazesi ibrişim durup dinlenmeden aşkı söyle narçiçeklerini pembe bir buluttan süzülen agusunu bebeğin kırsa da rüzgâr kanadını hüznün değirmi atlasında tellenir turna erir eteklerine yağan kar vakti gelince göverir süsen sen aşkı söyle ille kendine döner akrebin zehri Anafilya |
söktüm aldım kalbimi elime baktım gözlerine elini tutar gibi tuttum kıyamadım yine başkası nasıl yapar diye düşündüm biliyorum o da kıyamaz sana ama söküp almaz o kalbini eline sen gittin diye emre göçer |
Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz... Saçlarınıza ilk dokunduğumda yudumladığımız çayın zarafetinde sıcacık benliğiniz vardı heyecan doluydum. size ilk kez seni seviyorum dediğimde iç seldi. sizinle doluydum tarifi mümkün değil o anın zamansız oldu siz izin verseydiniz belki de oracıkta ölebilirdim heyecan doluydum çünkü siz bana seni seviyorum demiştiniz sizin olmuştum size bir buse vermek istemiştim inanın duygusaldı heyecan doluydum... farkında mısınız... Sevdalıydık... <Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz> Zeki Arlan |
Hava buz. kış var en sahtesinden. denizin üstünde kan var bizler bulaştırdık biz... kim temizleyecekse yüreklerimizi elini çabuk tutsun ölüyoruz farkında mısınız... cennetin sahibi olamadık hangi yüzle kendi masallarımıza konu olabiliriz dersiniz. zeki arslan |
İleriye gitmez zaman mevsim son karanlık... Itırcık lı kelimeler dizmeli anlamlar katmalı aşka ki hiçbir zaman dillerde ezilmesin gıyabında sözler. söz olsaydım dilinde dolanan kerimem.! .. ah ben acımsı sözler katsaydım yüreğine dokunan zamansız çareler olsaydım derdine. acıtır sızlatır kalbi lakin hoş bir seda aşk anılarında sözlerin. bana uğradığında süslü olmalısın sürmeler çekmelisin allar olmalı leblerinde senin için şenlikler yaparım bahaneler bulurum bir sürü şiirler yazarım hasretim olur ağıtlar yakarım bakarsın kavuşamam kerimem derdimden göçer giderim Baş ucumda sedir ağacım olur musun. İnsanları aldatır takvim. ileriye gitmez zaman mevsim son karanlık... Zeki Arlan... |
Vazgeçilmezimdin Yakınlaştıkça kaybolan Bir kente dönüşürdün Keşfedilmezim olurdun İçinde yolculuk etsemde... Günahkar mevsimimdin. Hiç umut yoktu sende O yüzdende vazgeçilmezdin, Vazgeçilmezimdin... Cezmi Ersöz |
MUTLULUĞUMSUN Düşünce karanlık gecelere, İçimdeki yanan kutupsun. Yalnızlık yağmurunda, İçime doğan güneşsin. Kulsu nefretlere bürününce, İçimde coşan neşemsin. Her darıldığımda hayata, Bir tutamak manasın. Şeytanın her oyununda, Beni saklayan Azrail’sin. Sabah ıssız zirvelerde, Benim gün mutluluğumsun sinan oğuzhan |
Şimdi Burada Değilsin Şimdi burada değilsin... Ama beni duyuyorsun...biliyorum... Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur... Bak yoksun... Bunun anlamını biliyormusun... Yokluğun Yüreğimdeki bu yıldızsız, Bu dipsiz, karanlık gece. Yokluğun,odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken, Unuttuğum dalgın gözlerim... Yokluğun yastığımda bıraktığın saç telleri.. Sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar... Heran gözümün önünde sakladığım mektupların, Peçetelere yazdığın şiirlerin, Hediyelerini sardığın paket kağıtların.. Sen gidince, Hala sen kokuyordur,diye üzerime giydiğim Ve derinn derinn Soluduğum giysilerin... Bu yarı deli... Bu hayattan kopuk ruhum... Kapat gözlerini ve bana bak... Ben ne diye varsa gördüğün,işte o senin yokluğun... Söyle.! Sana neyi anlatayım... Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda, N!olur bana hayattan kötü davranma diyen..sayıklayan.. O kırgın,o kendine çarpan sesini mi..!! Cezmi Ersöz |
NE MÜMKÜN Sensizlik bir ateş ellerimde, Ne bağırmak mümkün Ne bırakmak. Gün doğar gün batar dışımda, Sensizlik sönmez içimde. Mevsimler gelir gider, Hezeyanlar döner içimde. Ne sapıtmak mümkün Ne de akıllı olmak, Kalakalırım orta yerde. Ne ölmek mümkün Ne de yaşamak sensiz Ecelim şaşkın, peşimde. sinan oğuzhan |
Karanlığa yolum düşmedi henüz... Kurşini boyalı duvarda morcivert fonlu resim Kaldım içinde Bal köpüğü geçmiş Çivit mavisi gün batımları ardım da Şiirler, hikayelerim Ben resim olsaydım da Üzerime düşen fırça darbeleri olsaydı acımtırak Sarsaydım ağlarımla konusuz da olsa renkleri İndirin resmi beni asın duvarlarına sevdamın İtiraf etmeliyim, aslında korkuyorum Bir tek çiviye asılı olmak mı acaba derdim Yoksa eşelenmesi mi toprağın Bilirim ki ışığı yansıyacak Aralanırsa geçmişin. Fuzuli satır başlarımda Büyük küçük tüm harflerim haykıracak... Şiir mi olsam resmi tutan çivi mi En azından bir şeye benzerdi Kalbimin çarpıntıları.... Resme yansıyan ışığın olsaydım.... Ulaşamıyorum içerisindeki ışığa resmin. meleklere hala tanıtamadım kendimi. yoksa yüreğimin çarpıntısındanmı endişelerim.ben fondaki renklerin ahengine takılı kaldım... Zeki ARLAN... |
Şeytanın Öpücüğü Kaçak sevişmenle Güneşin doğuşunu seyrettim Gözlerin en içten yuvamdı Şeytanın öpücüğüydü sabah uykum Adındaki uçuruma taptım Adındaki denize Ömrüm bitti dedim Aşkın başladı Düşerken sana Ve düşerken aşka Gözlerindeki ısrarın peşinde Yuvan şeytanımı özletti Birimizin uyanık olması gerekli Cezmi Ersöz |
Tenine dokuna bilmek gibi bir lüksüm, Olsaydı sevgilim. İnan bana önce gözlerinden öperdim. Çünki senin en güzel yerin. Ben senin gözlerinin esiriyim. Buğulu gözlerin senin en güzel yerin. Sevgilim... Zeki ARLAN... |
NEDEN Ve dün gece ölmüştüm ben........, Bu gün gece yanıyorum efkârdan, Nedir içimdeki bu kaybetme korkusu? Bir çırpıda yüreğimi ağzıma getiren. Asi bir kurttum, vahşi, kararlı, Ve özgür bir kartal, deli fişek Ya şimdi? Her hükümran sesinde Ya da arzulu nefesinde, sorgusuz Ürkek bir tavşana dönüşüm Neden......? Ve neden sana her ulaşamadığımda, Bu yürek dolusu kanayan yağmur. Neden ardından dinmeyen kasırga? Yarım kalan binlerce ağıt cümle. Her yalnızlığımda seninle yaşanan, Bir kanepe sıcaklığında konuşmalar. Ve ansız saçlarına dokunma özlemi Neden.......? Ve kara kalemle inadına yazdığım, Senin için silinmez nars dualarım. Bir an, tek nefesini duymak için, Sabaha uzayan işkence nöbetlerim. Çözemediğim sır kaplı kayboluşların, Ve her saniyesinde zerre zerre, Bir bedel saçlarıma inen aklarım. Neden.......? Ve tanrıya asice nurs yakarışları, Ciğerlerime birbiri ardına işkence, Dişlerimde dinmeyen koncerto. Ve mühür dudaklarına tutsaklığım, İçimde Nursu tamamlayan Nars. Azamet dağlarımı bir bir indiren, Sana doğru inleyen sessiz nameler, Neden.......? Gözlerine her hasret bakışımda, Soluksuz kalışım, biçare yitişim. Ve benimle tutuşan aciz âlemler Gün gibi içime dolan ebedi nur Çorağıma inen ebru eceleri Bire bin veren nur sevdaları Neden........? sinan oğuzhan |
Yüreğimizdeki nağmeler Sevdayı demlediğimiz şiirlerin zulasında ahı var aşkın susayıp da içemediğimiz serden vaz geçemez acılar ruha yel cana kısmet ister aşk ah o aşk gavur olası beter olası zulanızda beni de ağlatın dudaklarınızdan dökülsün nağmelerim siz olayım şiirlerimde aşk olasınız aşk doğursun yüreğimizdeki nağmeler ses olalım beni de alın gecenin kanatları altında ölü doğmuş şiirlerinizin başına taş olayım...... okundukça gözler de yaş dualar da sitem olayım... diliniz de dolanayım öpmem aşkı solmasın feyz dudaklarınızdan dökülen ırmak olayım.... Zeki ARLAN... |
Olmak İsterdim İstanbul'u seyretmek Şuanda İstanbul'da olmak isterdim. Mihribat korusunun dar yollarında seninle Yan yana,yana yana yürümek... Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul'u. Bir de sen olacaktın yanımda adamım. Bakarken çamlıca'dan mehtaba, Dinleyecektik en güzel aşk şarkılarını. Ve ben senin gözlerinde kaybolurken, Seni seviyorum diye haykıracaktım Marmara'ya Şimdi yanımdasın belki ama, Ne Mihribat korusunun dar yollarında, Seninle yan yana,yana yana Yürüyebildik... Ne de bakabildik Çamlıca'dan mehtaba Ne de dinleyebildik en güzel aşk şarkılarını Sadece kaybolabildim gözlerinde ama Seni seviyorum diye haykıramadım Marmara'ya. Özdemir Asaf |
sevgilim Akıllı kadınsın diyorsun bana, Bu gün telefonda. Bu akıl sana olan duygularımı anlatmaya yetmiyor ki, Ayrılıklar, Sonbahar yaprak dökümü yüreğimde, Gözlerim yaş içinde sensiz gecelerde, Soğuk odalardaki yokluğuna sarılıyorum, Seni ve hayallerimizi kucaklıyorum. Elbise dolabındaki kalan giysilerine sarılıyorum, Bıraktığın boşluğu ısıtıyorum. Ellerime dokun, yüreğime dokun, Gözlerime dokun sevgilim, Yokluğundaki acılarıma dokun, Dokunuşlar, küçük ağrılar bırakır mı sende, Öyleyse bana bırak tenime tenindeki terinden, Ben sensiz gecelerde Düşünüyorum sevgilim, Adımladığımız bu aç sokakları, Karanlık loş varoşları, Yürüdüğümüz yoksul on yılı düşünüyorum sevgilim, Kimse bu sevgiye destek olmadı, Nasılda acımasızlardı, Biz nasılda acemiydik hayatta, Nasılda acemiydik insanları tanımakta, Hep severdik insanları sevmeyi, Ama yinede beğendiremedik kendimizi, Yoksul sofralardaki tek lüksümüzdü aşkımız, Yokluktan var eden aşkımızı yerdik, doyuncaya dek, Sevgilim, Ben bu gece senin bana verdiğin kudreti düşünüyorum, Bana dayanma gücü veren aşkını düşünüyorum, Seninle değil on yıl, Değil sürünmek vaadetse tanrı, Tanrının bana verdiği bir ömrü, Sana adıyorum sevgilim. özgür han |
Sarktı gece... sarktı gece olanca karanlığıyla en kuytularıma bulutların arasında şimşekler harladı haşmetiyle bir an sadece bir an aydınlandı sema geceme göz kırptı aklınca kış ayları solgun olur, geceleri üşümelerim. Uzatsam ellerimi tutabilir misiniz, ya da sarılsam size katlanabilir misiniz. tenim ak benim, duygularım hükümdar baş edemem yüreğimle duygusal... dağların tepelerinde özgürlük, kendi içime sığamam ki tepelerinde barınayım. martıların kanadına konmuş aşk, uçurtmam yok.! yanına varayım, mavi olur bulutların üstü, düş gibi sen gibi can, geceler. en son baharı yaşadığımda kararttım duygularımı ah o eski aşk olmasa neyleyim seni hüznü karaya çalmış sabah içimdeki sen yanım varma telaşım olmasa... ekleyebilir miydim geceleri gündüzlere, hüzünleri şiirlere sıra sıra. senin için ________yar! ! ! Zeki ARLAN... |
Ben Sana pişmanım Ben sana pişmanım Çünki anlamadan gözlerindeki hüznü Aşk sandım pişmanım... Ben sana pişmanım Kokunu baharlara sarardım Yalnızdım akşamüstleri Sensizliğe sarılır ağlardım... Koca bir mevsimi değil Koca bir zamanı sana verdim Sen başkasını severdin Bilmedim ben sana pişmanım... Ben sana pişmanım Yeniden yaşasam zamanı Yeniden bu pişmanlığı yaşardım... Oğuzhan Bölükbaşı |
SANMA Sanır mısın ki kolaydır Dağların dervişi olmak? Dağlar kahır doludur İnsanlar dost, insanlar kalleş Sanır mısın ki güzeldir Zirvelerin nadide çiçekleri? Çiçek kan suludur Çiçekler kızıl, çiçekler beyaz Sanır mısın ki serindir Kızgın şahikaların rüzgârı? Rüzgâr acı doludur Rüzgâr ateş, rüzgar buz Kimi zaman alır başından Kalleşlik eder aklına Kimi zaman dost olur Sıcacık sarar koynuna Törpü olur dermanına Alır gider oynaş oynaş Ansızın canı can çeker Alır gider yavaş yavaş sinan oğuzhan |
SALINCAK ebruli bir rüyanın turuncuya çalan haliydin. kafa tutup karanlığa gündüzlere g/ebeydin. sen dudağımda büyüttüğüm kınalı son ezgiydin. yalan sevdaları anlayıp, sancılı b/ekleyişleri yok saymak. her gece gözlerinde uyuyup, yüreğinde uyanmak. ah be sevdiceğim; sana asılı kalmakmış hayat. kesilir g/özlerim, en keskin bıçaktır yokluğun. duası üzerine s/inmiş bir avuç kendim olurum. şimdi tüm açmazlarım sana yönelirken, vardır elbet bir sebebi sana olan bu çokluğun. sevdan, umuda kurulmuş bir salıncak- iki ağaç arası. gözlerin, gökyüzüne yükselten bir merdiven. _neydi seni böyle çok sevdiren? Flu bir hayata teslim edemeyecektim ne seni ne kendimi..İşte bu yüzden gökkuşağı altında sevdim ben bizi..Biz affedebilmişsek kendimizi, gerisi yitik bir zamanın köhnemiş hikayesi.. MeHTaP... |
Sana Geldim Yağmurlar içinde ıslandım geldim Bir kuru değneye yaslandım geldim Sıcacık çorbana muhtacım inan Ölümlerden geçtim uslandım geldim Üşüdü ellerim üşüdü kalbim Yaban ellerinde taşlandım geldim Sanki cehennemdi sensizlik bana Irmaklar içinden sislendim geldim Tren yollarında islendim geldim Kalmadı hevesim kalmadı inan Yıkandım arındım süslendim geldim Sana geldim sana kucaklarmısın Bilmemki yeniden bağışlarmısın Yusuf Hayaloğlu |
SENİ SEVİYORUM Hiç acımadan sıktın, Benim için sitemleri. Başka güzellik yoktu, Elinden ölmek kadar. Yedikçe irkildi yüreğim, Sessiz eğildi önünde, Sen yoksan zaten, Ben de yokum diye. Çırpınmadı bile asi, Son nefesi verirken, Sadece seni andı, Cansız gevşerken yere. Neden diye aradılar, Küçük bir not vardı, İçi hepten kocaman; ‘’ seni seviyorum’’ sinan oğuzhan |
H-Ay Kırdım Gecede düş suyuyla kırkladım karayı, uçurum bakışların davet ederken düşmelere. sesi kalınlaşmış hüznün, belli ki bundan boğaz kabullenmiyor yarayı. güneşe verdik vereli müebbedi, adres sorar olmuş ellerim. tenin tenime kabus, unutmuşum ölümün soğuk nefesini dudaklarımı dudaklarına bırakmayalı. suretsiz bir nefesmiş kapı ardı unutulan heves, ben suskun omuz kırık. hiçbir ok affetmiyor kendini zamansız bırakan yayı. çok sabahlar demledim ateşi verip gecenin altına, iki şekerli içemedik hiç aşkı. kimse öğretmedi ki; duaya ekilen ümit kırıntılarını sağmayı. * Aralanmış bir ay’dı, Aralık dedik adına.Sene iki bin altı * MeHTaP... |
| Saat: 16:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık