MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 9 Şubat 2007 00:55

Aşk-Darbe/si..
Göçebe bir hayatın içinde
Durağan mahkumiyetlerdi
Sana uzaklığımın
Çaresiz gerekçesi

Yolunu bulmuştum
Evinin
Silecektim ıslaklığını
Gözlerinin

Özlemiştim
Gelecektim
Sevişecektim

Zamansız bir darbenin
Unu ufağı oldu
Yüreğimin umuda
Kararsız dilekçesi

Süt liman ya ortalık
Bütün tayfalar firari
Gemiler sessiz bir batık

Etrafta kimseler yok
Sen yalnız bir deniz kızı
Ben sudan çıkmış balık

İçki masasına
Meze diye koyuyorum kendimi
Sen yıllanmış şarap şişesi
Biri gelse de götürse bizi hani
Bir işkembede buluşsak
Konuşsak
Birbirimize karışsak
Lakin bardaklar kırık

Ulan bee!
Aşk öldü
Biz ölemedik aşk'tan
Sana değil
Bana yanarım
Utandıkça yaşamaktan

Yusuf OBALI


arwen 9 Şubat 2007 01:02

Bir rüzgar savurur
Kömür saçların
Gönlümün sahillerine.
Bir gülüş fırlatır
Fettan gözlerin.
Ve…
Yerleşirsin kalbimin
En güzel yerine.
Sustum konuşmadım bir süre
Bir bakış bekledim
Davetkar öylesine.


ramazan karakaya


MaKaLeLe 9 Şubat 2007 01:09

Japon Balıkçısı

Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.

Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.

Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.

Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...

Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.

Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.

Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?

1956
Nazım Hikmet Ran |


Misafir 9 Şubat 2007 01:09

tuz kokuyor damlalar...
Kendi enkazımda
Ördüğüm duvarların
Demir parmaklıklı mavisinden
Çaldığım çocuk bakışıdır hayat...

Bir mezar taşında
Ne kadar çoksa
Üzeri toprak kokan özlemlerin...

O kadar kurşun sancısıdır
Ve bitmek bilmeyen
Bir eklem romatizmasıdır
Sırtıma saplanıp kalan gözlerin...

Bilinci anlat bana
Hangi kavganda dizlerin kanadı
Ya kimin sorgularında yandı canın
Tevekkülü sağır, aksak bir hocanın
Küfür savurdun mu hiç dualarına?

Bilinci anlat bana
Uygun adım gelen sabahın
Hazır kıta bekleyen belasında
Çığlık bakışlı korkular büyütürken
Yüreğini koydun mu sevdanın namlusuna?

Her göz yaşının
Bir Eylül'ü vardır

Tuz kokuyor damlalar

Yaram kanıyor

Sustum....

Hadi...Eylül'ü anlat bana...

Yusuf OBALI


arwen 9 Şubat 2007 01:15

Çağırsam da bana gelme sevgilim
Bıraktığın gibi beni bulmayacaksın
Saçlar ağarmış anlımda çizgiler
Beni görünce mutlu olmayacaksın

Sorma sensizken neler çektim neler
Geçmedi hiç ne saatler ne seneler
Dostum oldu hep sığındığım geceler
Boğazımda düğümlenir ismindeki heceler


ramazan karakaya


Misafir 9 Şubat 2007 01:32


Gözlerin asılı kaldı gözlerimde,
Yanakların dudaklarımda,
Bir peri masalında kayboldu silüetin
Henüz ergenleşmemiş çocukluğumun perisiydin
Karanlığımda...

Masum bir çocuktun sol omzumda.
Ayazdan üşüyen ellerin,
Avuçlarımda eritmek istediğim pamuk ellerdin
Ne kadar asildin,
Eceydin...

Karşımızda şömine ama en çok yanan sol yanım,
Bir de söz dinletemediğim yaramaz yüreğim
Kaçamadın...

Kaçmaya hazırdı gözlerin
Bir ahu ürkekliğinde.
Yalnız bir çocuk huzursuzluğu giymiştin sırtına,
Karanlıkta...
Güzelliğin saklanmıştı birkaç beninin ardına
Kısacık, sıcacık bir sevdaydı son sarılışın...

Akşam ezanı oyun arkadaşını artık eve giden
Bir çift pembe yanak burukluğu bıraktın arkanda
Kucak dolusu oyuncaklarımı paylaşmak istedim,
Kollarını doldurmak istedim onlarla
Kendimi sıkıştırarak araya ...

Sevgimi boynuna askı yaptım
Artık üşüme diye sol yanım.
Bıraktığın yerde bekledim bir güz boyunca
Şimal rüzgarlarıydı battaniyem,
Kara kıştı yastığım,
Saçlarının kokusu ise baharım.
Kalbime bir mangal kor bırakıp kaçtın
Sende emanet kaldı
Sol yanım...

Çok güzel bir yüzün vardı
Doya doya baktım,
Ama doyamadım,

Kadınım...

Yazan:?


arwen 9 Şubat 2007 02:54

Sanırsın ki sürme çekmiş gözüne
Gökten nur damlamış beyaz yüzüne
Dayanılmaz işvesine nazına
Her şeyden güzeldir benim mavilim

Gözlerini mavi denizden almış
Siyah saçlarını rüzgara salmış
Mavi gözleriyle uykuya dalmış
Her şeyden güzeldir benim mavilim

Ben senin aşkından haz alıyorum
Kışımız gelmeden yaz alıyorum
Aşkına güvenip naz alıyorum
Her şeyden güzeldir benim mavilim

Aşkını kalbimde solduramam ben
Seni çalan kalbi güldüremem ben
Sana kirli eller sürdüremem ben
Her şeyden güzeldir benim mavilim

Kurban olayım mavi bakışına
Seller sular gibi o akışına
Aşk koruyla kalbimi yakışına
Her şeyden güzeldir benim mavilim


seher atan


arwen 9 Şubat 2007 03:33

bekle demek döneceğine dalalettir
gelmedin ki
bekle dedin
sonuna kadar mı bekleyeyim
birimizin ömrünün



ersen beyazıt özer


Misafir 9 Şubat 2007 11:38

İLLEGAL SÖZCÜKLER....!


Sıkıştırılmış umutlarımızdan geriye ne kaldı ki.
Ardında bırakıp gittiğimiz,şehri bir bir sorguladık.
Gidemem dediğimiz yerlere çoktan varmıştık.
Kirpiğinde sevdasını kaybeden adam...!

Serseri yastığımızda bize kalan sonlar...
Eflatun renkli kadınlar dans ediyor geceleri.
Hücrelerim bir bir tenine dokunmak istiyor...
Öpülesi illegal sevdam...!

Ulaşılmıyor artık duygu yüklü sözlere!
Yaşamak neleri ögretiyor,bir bilsen.
Elimizde acının kehribar kokusu.
Yine bölük pörçük anlattın herşeyi...!

Bulvar kahvelerinin önünden geçiyorum
Bir uçtan bir uca yalnızlaşıyor bu gece..!
Bilmiyorum ne olacak,bakabilsem yarına!
Gün devrilmekte yine..
Sen tutmadın acımızın çetelerini...!

İllegal sözcükler yolu burası.
Bazı sözler karanlıkta söylenir.
Bir uzak sabah denizidir gittiğin kapı.
Karanlıtta seni sevdiğim gibi ey yar....!

’’Güzel gözlerinin meyhanesi’’

’’Şair yüreğine saplar kalemini her şiirin sonunda’’!

Yazan:?


Mystic@L 9 Şubat 2007 12:11

Adsız Bir Çiçek

Rengini dünyaya ilk defa sunan
Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim
Sevgilim
Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman.

Yalnız sana yazıyorum bu şiiri
İstersen bir şiir gibi okuma
Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu
Soğuklar başlayınca havalanıp
Millerce yol katettikten sonra
Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle.

Ve yazmış olacağım bir de
Her dönemde her çağda
Sevdanın kendine özgü diliyle

Kaynak: Sevda İle SevgiEdip Cansever


Misafir 9 Şubat 2007 12:27

BURDAYIM SÖZÜMDE
...Düşüyorum
Karıncanın peşine minik depremler oluyor
Yabanıl ot kokuları,sonra düşler,düşüyorum...
Puslu bir görüntü tarih dediğimiz ve kirli
Sular buharlaşıyor buluşalım dediğin denizde

Burdayım sözümde,yanlışsa da bu istasyon
Bir ben yitirmedim galiba belleğimi bir de
Şiir yazanlar, ne kadardılar ve nerdeydiler
Hatıralar üretiyorum telgraf tellerinden
Akşamüstleri fesleğenleri suluyorum
Bekle demiyorum kimseye,unutma demiyorum

Acı soysuzlaşınca tiranlaşıyor belleksizlik
İnat ve öfke,kaybediş ve kayboluş oluyoruz
Komikti dıştan bakınca dünya ama hırçın
Ayışığı,telgraf direkleri ve fesleğenler
Burdayız işte durgun bir sessizlikteyiz şimdi

Unutulan bir şey kaldı mı diye soruyor tiran
Kampana çalarken çöldeyiz o geniş çevrende
Mısır'ı soyun diyordu Musa belleksizdir firavun
Babil ve burası iki istasyon iki uzak nokta
Belki bir imgede düzlem olabilen iki grilik

Düşler ve tarih inilecek son istasyon
Burdayım işte güzel bir yanlıştayım şimdi
Beklemesini bilmiyor acelesi olan ve nedense
Çekip gidiyorlar, kalanlar o kadar azız ki
O kadar azız ki mutluluk bile bizden çok

Ahmet Telli


*TeoDora* 9 Şubat 2007 12:38

YÜZ..
Biliyor musun sen bir şiirde ilk satırsın ilk sözcük
Beyaz bir gül
Beyaz bir gül ne kadar beyaz olursa o kadar
Ne kadar suysa bir su
O kadar

Ben en yakın yüzüm yüzüne
Uyandığın sabaha, yatağına
Birden bulup birden yitirdiğin bir şey olur ya,ona
Bir dağ okulunda ilk derslere giren çocuklara
İlk coğrafyacılara
İlk harflerine bir alfabenin.

Yüzün ki korkular verir bana ne zaman yüzümü tutsam yüzüne
Ben ki ölüme hiç eğilmedim hiç girmedi sözlüğüme
Belki sokağa ilk çıkan bir çocuktur ölüm
Belki senin bazen topuz yaptığın saçın
Bir yaban çiceği ya da ve daha ilk geliyordur dünyaya
Bir demet maydanozu koparıp bırakmak belki de.

Dedim ya hiç bilmiyorum arabı belki de benim sık sık çıkarıp
Baktığım bir fotoğrafın
Bıyıkları hep yüzüne düşen bir adama çektirdiğim
Bir suya bakarken
Bir suya
Duru mu duru ve daha sessiz ölümün kendinden.

Ben ki seninle aştım yasları
Koydum çağıma adımı.Bir burukluğu
yüzün gibi.

İLHAN BERK


tikkymelike 9 Şubat 2007 15:29

Gözlerim Eskidi Baba...
Alnımda üşüdü sabah sessiz ve derin
Uykusundan uyandı acıyan bedenim
Elleri göğsünde beyaz susku
Çörekli ot düşen üzgüler serpeli
Pamuk üstü kara düşlü
O gün bu gündür yiyemediğim siyahi
Nazara mı iyi gelirdi neydi
Bahçeye taşındı tüm çığlıklar
İkii kollu tahtadan yapılan tahtırevenda
İnsan soluğu sokuldu minarenin kapısına
Titrek bakışlarımı yuttu gün pusa bulana bulana
Gözlerimi eskitene kadar ağlıyordu nisan
Çamura karılan çocukluğumu içine çekerek
Gökyüzü kopmuş ipler sürüsü iskeleti çıtadan
Alıp ruhumun yarısını yükseliyordu göğe babam
Hayal gibi seyrediyordum öylece
Sınırı olmayan tarlalar hüzün ekili
Sorular imla hatası,bakışlarım küçük kalıyordu
Ellerim boş müzik kutusu kadar sessiz
Çığlığım karabasan arası belli belirsiz
Tutunup acılı çiçeklere saklanıyordu
Yeşile sıkışmış çivi,delikleri sanki hançer
Beyaza giydirilmiş,nefesi kesik beden
Ne çok göz bakıyor sana bilsen
Hüzün ekili dallarda laleler kırmızı bir yaş
Bahçende sana bakan son çiçeğindim ben.
Bilemezdim kucağında yaşamın rengi varmış
Saçlarımı saran gölgen bulutlara kaymış
Börtü böceğe yakalanan özlem sancıyor
Sarkıp bir yastığın kenarına gözlerim saklanıyor
Hep sessizlik sana dönüyor
Bulutlar seyri seferde
Geceler matem eskisi...

Neslihan Yazıcılar



Misafir 9 Şubat 2007 16:20

TERTEMİZ ŞEYLERDEN SÖZEDEYİM

Tertemiz şeylerden sözedeyim
İlk sevdalarımdan, ilk dostlarımdan.
Ne toprağın kokulu çiçekleri
Ne yıldızlar
Ne vahşi gönüllü, vahşi ruhlu insanlar ;
Hiç, hiç bir şey kalmıyor ebedi olarak,
Her şey kuruyor sabah çiğleri gibi.
Ama bir şeyler kalıyor ki çok kıymetli.
İşte bu kalıntıların parıltısı
Bir emanet sanki sonsuzluğa.
Çimenler üstünde oturmak
Dostlarla bir şeyler okumak
Dolaşmak yıldızların altında
Gelecekten konuşmak...
Rüyalar boyunca fakir çocuklar
Zengin görünüyor insana
Bir kız sevmiştim bir zamanlar
Sessiz - sedasız
Ne dilerse yapacaktım benden
On dördünde ay gibi tamdı sevdamız
Ama şimdi zamanın külleriyle örtülüdür
Gönlüm baştan başa.
Uzun uzadıya yeretti bunlar hafızamda
Koca bir ömür boyu
Mezarlarında kaldı sevdalarım
Artık genç de değilim ki
Zaman gelip geçiyor yanımdan.
Hala gençlik var ya dünyada
Ve her yerde açılıyor ya genç gönüller
Gelin ey genç dostlarım
Vahşi diyarlara göç edelim
Ve masmavi göğün altında
Temiz, tertemiz şeylerden sözedelim
Huzur ve rahatlık bunda.

Ho Chih-Fang


tikkymelike 9 Şubat 2007 16:40

Diyebilseydim
Anladım diyemem kiSuçluyum
Belki ben anlatamadım sana kendimi
Tutuştum,yandım da yokluğunda her gece
Yine gözyaşlarımla söndürdüm kalbimi
Her gün her dakika seni özlerdim
Bitmezdi kederim senin yanında bile
Susardım,gözlerime baktığın zaman
Mermer bir heykelin çaresizliğiyle
Oysa neler düşünürdüm sen yokken
Sana kavuşunca neler söylemek isterdim
Dakikalar bir ışık hızıyla geçerdi
Ayrılık başlayınca ben bitedim
En kötüsü beni koyup gitmendi
O öyle bir yalnızlıktı anlatılmaz
Hep yarım kalmış heyacanlar hazlar içinde
Biterdi bir kış,geçerdi bir yaz
Ve nice yıllar kovalardı birbirini
Gözlerimde gitgide büyürdü mesafeler
Bütün teselliler uzaklarda kalırdı
Bütün çüçekleriyle solardı bahçeler
Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al,diyebilseydim
Anlardın,ve hiç gitmezdin,değil mi
Bir gün duyduğum gibi kal diyebilseydim..

Ümit Yaşar Oğuzcan


Mystic@L 9 Şubat 2007 20:14

Mahkum Zaman

Hep erken kararlarımızın mahkumu olduk biz
Halbu ki davayı açan da bizdik
Yargıyı koyan da, cezayı çeken de
Bugünün kıymetini yanlışlarla anladık.
O tarihti artık, bitmişti, yoktu, biliyorduk.
Ama biz dünle yattık, dünle kalktık.
Yarın alınmamış bir piyango biletiydi
Biz bugündük hala.
Yarın senaryosu çoktan yazılmış,
Ve bizim hiçbir zaman karelerini önceden
Göremeyeceğimiz bir filmdi, bilmediğimiz
Biz ya tutarsa diye, olur olmaz
Tahminler yaptık.
Kimi zaman kazandık belki; ama yanlıştık
Yanlış olduğumuzu da biliyorduk.
Birbirimizin dert duvarıydık bazen,
Bazen moral fıçısı.
En kurnaz planların ve de yalanların ortağıydık sonra.
Uçuk hayallerin kurucusu, kendimizden başka herkesin kurtarıcısıydık
İki damla yaş süzülürdü, ağlayabildiğimiz için sevinirdik.
Biz hep gülerdik, içimizi kimse bilmedi.
Biz hep çabaladık, aslını kimseler görmedi
Zaman en pahalı ilaçtı belki,
Ondan korkuyordu gözümüz
Biraz mahcup etsek de gururu
Biz o ilacı yüreğimizle satın aldık
Öyle ki yine zamanın eline kaldık.

Elif Nuray


MaKaLeLe 9 Şubat 2007 21:03

Kaç Yazar

Sevindim,üzüldüm...
Her şeyimle bütünüm.
Yenmeyi yenilmeyi yaşadim,
Şu üç günlük dünyada...
Aglamişim,gülmüşüm
Kim takar...
Anamdan babamdan başka.
Yazmişim silmişim,
Kimi zaman ezilmişim.
Eşimden dostumdan
Bir vefa görmemişim.
Ugruna şiirler şarkilar yazdigim insanlar
Arayip sormamişlar hiç
Satilmişim...
Gök yüzünde bir yildiz olmuşum
Milyonlarca yilsiz arasunda kaybolmuşum
Parlasam kaç yazar
Çok parlasam.
Işigim yetmezki...
Bir şehri aydinlatmaya.
Yagmur olmuşum
Denizlerde,
Su olmuşum.
Dalga dalga yagsam kaç yazar
Çok yagsam...
Suyum yetmezki bir kuşu doyurmaya.
Konu olmuşum herşeye
Örnek olmuşum.
Gazetelerde dergilerde başlik olmuşum.
Yazilsam kaç yazar
Heryere yazilsam.
Harflerim yetmez ki
Insanlari anlatmaya

Kadir Özyürek |


Misafir 9 Şubat 2007 22:26

SEVGİ ÜSTÜNE

Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır
Kitaplara göre insan
Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş
Gözleri, yüreği kamaşmış insandır
Aptaldır, hastadır, kahramandır
Bütün kitapları yakmalı
Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.
İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler
Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar
Bir tek meyve veren dalı keserler
İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı
Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli
Bir tek meyve veren dalı kesmeli
İnsan dediğin derya misali
Üstünde milyonlarca dalga
İçinde kıyametler kopmalı
İnsan dediğin derya misali
Uçsuz bucaksız olmalı.

Gel çıkalım sevgilim gel
Gel kurtaralım birler hanesinden
Çekelim gidelim bir uçtan uca
Açalım yüreğimizin kapılarını sonuna kadar
Sevelim sevelim sevelim
Sevebileceğimiz kadar
Bedri Rahmi Eyüpoğlu



arwen 9 Şubat 2007 22:56

YENİDEN SEVDA

Yıllar önceydi,
Bir kenara koymuştum.

Sanki asırlar geçmiş,
Nereye koyduğumu unutmuştum.

Ummadığım bir anda,
Tutuştum
Aramaya başladım,panik olmuştum.
Tozlu da olsa,al be al bulmuştum.

Çalınmasın diye ciğerime sokmuştum
Seninle sevdamı yeniden bulmuştum

Uzunca, nur damlalı sevgiyi konuştum
Artık kara sevda olmuştum


sinan oğuzhan


Misafir 9 Şubat 2007 23:06


bir sapsız kürekle defnettiler cananı
gözümden esirgediğim gidiyor musun?
kimse durdurmadı içimdeki azgın talanı
gözümden esirgediğim gidiyor musun?

dumansız ocağıma sebep göç mevsimi
yağmursuz kışların berduş müdavimi
herk ettim diyordun bağımı bahçemi
gözümden esirgediğim gidiyor musun?

sığırcık dolu dere kenarı garip çeşmesi
sarındı örtüsüne sarı harman güneşi
köyümüm kokusu gibi aziz bildim seni
gözümden esirgediğim gidiyor musun?

idaremin eflatun titrek alevi gölgede üşür
yokluğun pusu yüreğim kuytuda büzüşür
çatılarım ***** kara baykuşlar ötüşür
gözümden esirgediğim gidiyor musun?



Ndr…….02/02/2007


arwen 9 Şubat 2007 23:13

Yine odamdayim dü$ünüyorum
Ben burda o nöbette bekiyor
Kendimi yalniz hissediyorum
Onsuz uyuyamiyorum uykularim kaçiyor
onu cok özlüyorum...

Gözlerim telefonda, ha çaldi calacak
diye bekliyorum...
Beklemek, Asker yolu gözlemek cok zor
Günler ay, aylar yil gibi geliyor
Geçmek bilmiyor...

Bitecek, bitecek elbet bu zor günler
Gececek elbet... özlem bitecek...
Sevdigim, yarim gelecek elbet
Askerim bana dönecek elbet.


gülistan eryörük


Misafir 9 Şubat 2007 23:30

Çalkağı

Kapıyı açarım mavi bir rüzgâr: Kreşendo!
Düşer düşmez erir yıldızlar avluya
Büyür kardelen beyazı bir su
Mermer havuzlarda

Çalkağısında zamanın
Teleğinden kopan kuş, dökülen pul!

Bülbüller mi lâl dut ağacı mı
Çatalkarası geceye savat
Hangisini sussun dil –ki demlenir
Bir yok sarnıçta

Güle düşsem gönlümü, karanfilin yüzü asık
İlle kanatır bir çakırdiken
Aykırı kuğular, cüce yıldızları göğün
Ah benim siyah beneğim, süveydâm

Kaparım kapıyı, eteğimde
Bin oğullu turunç balı
Şiirin bin evcikli bağından yarama


ADA Dergisi, Eylül-Ekim 2006



arwen 9 Şubat 2007 23:37

Sigarami yaktim yine sormayin nedenini efkarlandim iste
Ah aahhh Ne zormus ayrilik
Sayili gün diyorlar göz acip kapayincaya kadar geçer diyorlar
Ah Gelde bana yüregime sor birde sen onu...
Onsuz gecen günlerimde, ömrümden ömür gidiyor
Tek ba$ima ü$üyorum, Ayrilik Zor geliyor
Ba$imi yastiga koyunca hafif uykuya dalinca
halayi geliyor.. Irkilip kalkiyorum oturup köseme
On on döküyorum gözlerimden.
Kapiya bakip gelecek simdi girip geldim gülüm,
Ayrilik bitti diyip iceri girecek diyor ve hickiriklara boguluyorum
Ne zormu$sun ayrilik, Yaman ayrilik Ne zor....


gülistan eryörük


Misafir 9 Şubat 2007 23:41

YANIK GÜL KOKUSU

/bir şarkı çalıyor
derinlerde
"hicran yine hicran mı bu aşkın sonu söyle"/

biz aşkı öğrendiğimizde
kirlenmemişti ayın yüzü
bunca tutulma yaşanmamıştı daha
parlaktı yıldızlar
ellerimiz kamaşırdı kendi gücünden
dalkıran rüzgârlarda
-düşmana hançer
yâre kuştüyü kınsız pusat-

gün doğuyordu, -uykusuzduk-
geceyi çoğaltan baykuşa inat
neceftaşı bir ay altında
ıhlamur kokuları salarken Mayıs
tohumlar atmıştık gündoğumlarına
ayın sedef tenine kökboyalarla
yeni bir iklim çizmiştik sabaha karşı
varsıl şehirleri kırmızı kalem nakışlı

ilk kez aralar gibi
araladık mavinin kapısını
gül ve tütün kokuyordu dudaklarımız
gök rakımlı tepelerde
açarken anemonlar
geçtik kayısı bahçelerinden, yeğni adımlarla
genzimizde hâlâ
süründüğümüz menkıbenin
yanık gül kokusu

Perihan BAYKAL...


arwen 9 Şubat 2007 23:56

Ne haldeyim sorma hiç iyi değil vaziyet
Suskunluğum dillendi söze dönüyor artık
Yetmedi mi bunca yıl çektirdiğin eziyet
Başlattığın yangınlar köze dönüyor artık

Derdinle kederinle her gün sararıp soldum
İçimde yer kalmadı gırtlağa kadar doldum
Sayende çöle düşmüş mecnundan beter oldum
Dertler doksanı çeçti yüze dönüyor artık

Gözyaşım sele döndü ahım göğe yükseldi
Sen duymak istemedin feryadım dağı deldi
Dile düşen aşkımız sonunda göze geldi
Yaptığımız hatalar bize dönüyor artık

Neşeden nasipsiziz kısmetimiz yok hazdan
Yalvarırım ne olur vazgeç artık şu nazdan
Gönlüm murat almadı ne bahardan ne yazdan
Ömrüme hazan düştü güze dönüyor artık

Gözler ufka kilitli hasretin yasındayız
Canımıza tak dedi sabır duasındayız
Yolun sonuna geldik kışın ortasındayız
Umutlara kar yağdı buza dönüyor artık


ibrahim yavuz


Misafir 10 Şubat 2007 00:05

AYRILIK BALADI
--ayrılık ay gibi sessiz gelir—
hüzzam bir gece acıtırken gece sefalarının rengini
bölünürken dilim dilim
o gayya kuyusu kesir
çözüp nakışından sevdamızın
renkli ipliklerini
kırışalım
hangi renkleri istersin
birlikte sevmiştik kırmızıyı
kokusunda avcunda parlattığın elmanın tadı
erguvanları biz boyamıştık mora
bir Mayıs sabahı
polis düdükleri arasında
al kitaplarını içinde kuruttuğum güllerle
okudum hepsini

--ayrılık ay gibi sessiz gelir—
unutulmuş derbendinde bir dağın
unutur gibi dikenler arasında açan
o mavi çiçekleri
yüzüme çizdiğin gök kırıntısı
senden yadigâr kalsın
ellerime ellerinden
ağzımda öpüşünden bulaşan
cam kırıkları
meşum kuvars
git
parmaklarımın arasından akan su gibi
çarığın, âsan, saçındaki kırağı
senin olsun
bütün renkler

--ayrılık ay rengidir—
bana beyaz yeter
yeter yüzük taşımda
göllenen zehir

Perihan BAYKAL...


arwen 10 Şubat 2007 00:11

Sapsarı gül misali yaşlandım soldum,
Beyaz saçlarımı tek tek buldum, yoldum,
Yalancıktan kahkahalarda boğuldum;
Acı olan hayatımdan bezdim durdum.

Avucunda kayboldum göz göre göre,
Yalan konuşmadım yalan, hiçbir kere,
Süründüm birdenbire, yerden yerlere;
Ayaklarının altında gezdim durdum.

Yumuşacık yanakların gül yaprağı,
Bembeyaz teninde ıslattım toprağı,
Gittim sonra, aldım elime tarağı;
Uzun uzun saçlarını çözdüm durdum.

Seni tanıdım bitti, bitmez kederim,
Seninle değişti değişmez kaderim,
Söylesene ben sensiz ne ederim;
Kendi mezarımı kendim kazdım durdum.


ismail tekin


Misafir 10 Şubat 2007 00:19


Sen Aşkı Söyle
aç şafağın kapağını
şirazesi ibrişim

durup dinlenmeden
aşkı söyle
narçiçeklerini
pembe bir buluttan süzülen
agusunu bebeğin

kırsa da rüzgâr
kanadını
hüznün değirmi atlasında
tellenir turna
erir eteklerine yağan kar
vakti gelince
göverir süsen

sen aşkı söyle
ille kendine döner
akrebin zehri

Anafilya


arwen 10 Şubat 2007 00:26

söktüm aldım kalbimi elime
baktım gözlerine
elini tutar gibi tuttum
kıyamadım yine
başkası nasıl yapar diye düşündüm
biliyorum o da kıyamaz sana
ama söküp almaz o kalbini eline
sen gittin diye


emre göçer


Misafir 10 Şubat 2007 00:30

Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz...




Saçlarınıza ilk dokunduğumda
yudumladığımız çayın zarafetinde
sıcacık benliğiniz vardı
heyecan doluydum.


size ilk kez
seni seviyorum
dediğimde
iç seldi.
sizinle doluydum


tarifi mümkün değil
o anın
zamansız oldu
siz izin verseydiniz
belki de oracıkta
ölebilirdim
heyecan doluydum


çünkü
siz bana
seni seviyorum
demiştiniz
sizin olmuştum


size bir buse vermek istemiştim
inanın duygusaldı
heyecan doluydum...


farkında mısınız...


Sevdalıydık...

<Size kırmızı bir gül vermek istedim kabul eder misiniz>


Zeki Arlan



arwen 10 Şubat 2007 00:33

Hava buz. kış var en sahtesinden.
denizin üstünde kan var
bizler bulaştırdık
biz...

kim temizleyecekse yüreklerimizi
elini çabuk tutsun
ölüyoruz
farkında mısınız...

cennetin sahibi olamadık
hangi yüzle
kendi masallarımıza konu olabiliriz
dersiniz.



zeki arslan



Misafir 10 Şubat 2007 00:46

İleriye gitmez zaman mevsim son karanlık...

Itırcık lı kelimeler dizmeli
anlamlar katmalı aşka
ki hiçbir zaman dillerde ezilmesin gıyabında
sözler.


söz
olsaydım
dilinde dolanan
kerimem.! ..


ah ben
acımsı sözler katsaydım
yüreğine dokunan
zamansız çareler olsaydım derdine.


acıtır
sızlatır kalbi
lakin hoş bir seda aşk
anılarında sözlerin.


bana uğradığında süslü olmalısın
sürmeler çekmelisin allar olmalı leblerinde
senin için şenlikler yaparım
bahaneler bulurum bir sürü


şiirler yazarım
hasretim olur ağıtlar yakarım
bakarsın kavuşamam kerimem
derdimden göçer giderim

Baş ucumda sedir ağacım olur musun.



İnsanları aldatır takvim. ileriye gitmez zaman
mevsim
son karanlık...


Zeki Arlan...


tikkymelike 10 Şubat 2007 00:47


Vazgeçilmezimdin
Yakınlaştıkça kaybolan
Bir kente dönüşürdün
Keşfedilmezim olurdun
İçinde yolculuk etsemde...
Günahkar mevsimimdin.

Hiç umut yoktu sende
O yüzdende vazgeçilmezdin,
Vazgeçilmezimdin...

Cezmi Ersöz








arwen 10 Şubat 2007 00:56

MUTLULUĞUMSUN

Düşünce karanlık gecelere,
İçimdeki yanan kutupsun.
Yalnızlık yağmurunda,
İçime doğan güneşsin.
Kulsu nefretlere bürününce,
İçimde coşan neşemsin.
Her darıldığımda hayata,
Bir tutamak manasın.
Şeytanın her oyununda,
Beni saklayan Azrail’sin.
Sabah ıssız zirvelerde,
Benim gün mutluluğumsun



sinan oğuzhan



tikkymelike 10 Şubat 2007 01:07

Şimdi Burada Değilsin
Şimdi burada değilsin...
Ama beni duyuyorsun...biliyorum...
Kapat gözlerini benim için ve dinle n'olur...
Bak yoksun...
Bunun anlamını biliyormusun...
Yokluğun
Yüreğimdeki bu yıldızsız,
Bu dipsiz, karanlık gece.
Yokluğun,odamın duvarlarına astığım suretlerine bakarken,
Unuttuğum dalgın gözlerim...
Yokluğun yastığımda bıraktığın saç telleri..
Sırf kalemini değdirdiğin için atmaya kıyamadığım bu kağıtlar...
Heran gözümün önünde sakladığım mektupların,
Peçetelere yazdığın şiirlerin,
Hediyelerini sardığın paket kağıtların..
Sen gidince,
Hala sen kokuyordur,diye üzerime giydiğim
Ve derinn derinn
Soluduğum giysilerin...
Bu yarı deli...
Bu hayattan kopuk ruhum...
Kapat gözlerini ve bana bak...
Ben ne diye varsa gördüğün,işte o senin yokluğun...
Söyle.!
Sana neyi anlatayım...
Sabaha karşı çalan telefonumun ucunda,
N!olur bana hayattan kötü davranma diyen..sayıklayan..
O kırgın,o kendine çarpan sesini mi..!!

Cezmi Ersöz



arwen 10 Şubat 2007 01:15

NE MÜMKÜN

Sensizlik bir ateş ellerimde,
Ne bağırmak mümkün
Ne bırakmak.
Gün doğar gün batar dışımda,
Sensizlik sönmez içimde.
Mevsimler gelir gider,
Hezeyanlar döner içimde.
Ne sapıtmak mümkün
Ne de akıllı olmak,
Kalakalırım orta yerde.
Ne ölmek mümkün
Ne de yaşamak sensiz
Ecelim şaşkın, peşimde.


sinan oğuzhan


Misafir 10 Şubat 2007 01:19

Karanlığa yolum düşmedi henüz...


Kurşini boyalı duvarda morcivert fonlu resim
Kaldım içinde
Bal köpüğü geçmiş
Çivit mavisi gün batımları ardım da


Şiirler, hikayelerim
Ben resim olsaydım da
Üzerime düşen fırça darbeleri olsaydı acımtırak
Sarsaydım ağlarımla konusuz da olsa renkleri


İndirin resmi beni asın duvarlarına sevdamın
İtiraf etmeliyim, aslında korkuyorum
Bir tek çiviye asılı olmak mı acaba derdim
Yoksa eşelenmesi mi toprağın


Bilirim ki ışığı yansıyacak
Aralanırsa geçmişin.
Fuzuli satır başlarımda
Büyük küçük tüm harflerim haykıracak...


Şiir mi olsam resmi tutan çivi mi
En azından bir şeye benzerdi
Kalbimin çarpıntıları....
Resme yansıyan ışığın olsaydım....




Ulaşamıyorum içerisindeki ışığa resmin. meleklere hala tanıtamadım kendimi. yoksa yüreğimin çarpıntısındanmı endişelerim.ben fondaki renklerin ahengine takılı kaldım...

Zeki ARLAN...


tikkymelike 10 Şubat 2007 01:21

Şeytanın Öpücüğü
Kaçak sevişmenle
Güneşin doğuşunu seyrettim
Gözlerin en içten yuvamdı
Şeytanın öpücüğüydü sabah uykum
Adındaki uçuruma taptım
Adındaki denize
Ömrüm bitti dedim
Aşkın başladı
Düşerken sana
Ve düşerken aşka
Gözlerindeki ısrarın peşinde
Yuvan şeytanımı özletti
Birimizin uyanık olması gerekli

Cezmi Ersöz


Misafir 10 Şubat 2007 01:26


Tenine dokuna bilmek gibi bir lüksüm,
Olsaydı sevgilim.

İnan bana önce gözlerinden öperdim.
Çünki senin en güzel yerin.

Ben senin gözlerinin esiriyim.
Buğulu gözlerin senin en güzel yerin.

Sevgilim...


Zeki ARLAN...


arwen 10 Şubat 2007 01:29

NEDEN

Ve dün gece ölmüştüm ben........,
Bu gün gece yanıyorum efkârdan,
Nedir içimdeki bu kaybetme korkusu?
Bir çırpıda yüreğimi ağzıma getiren.
Asi bir kurttum, vahşi, kararlı,
Ve özgür bir kartal, deli fişek
Ya şimdi?
Her hükümran sesinde
Ya da arzulu nefesinde, sorgusuz
Ürkek bir tavşana dönüşüm
Neden......?

Ve neden sana her ulaşamadığımda,
Bu yürek dolusu kanayan yağmur.
Neden ardından dinmeyen kasırga?
Yarım kalan binlerce ağıt cümle.
Her yalnızlığımda seninle yaşanan,
Bir kanepe sıcaklığında konuşmalar.
Ve ansız saçlarına dokunma özlemi
Neden.......?

Ve kara kalemle inadına yazdığım,
Senin için silinmez nars dualarım.
Bir an, tek nefesini duymak için,
Sabaha uzayan işkence nöbetlerim.
Çözemediğim sır kaplı kayboluşların,
Ve her saniyesinde zerre zerre,
Bir bedel saçlarıma inen aklarım.
Neden.......?


Ve tanrıya asice nurs yakarışları,
Ciğerlerime birbiri ardına işkence,
Dişlerimde dinmeyen koncerto.
Ve mühür dudaklarına tutsaklığım,
İçimde Nursu tamamlayan Nars.
Azamet dağlarımı bir bir indiren,
Sana doğru inleyen sessiz nameler,
Neden.......?

Gözlerine her hasret bakışımda,
Soluksuz kalışım, biçare yitişim.
Ve benimle tutuşan aciz âlemler
Gün gibi içime dolan ebedi nur
Çorağıma inen ebru eceleri
Bire bin veren nur sevdaları
Neden........?


sinan oğuzhan


Misafir 10 Şubat 2007 01:33

Yüreğimizdeki nağmeler

Sevdayı demlediğimiz şiirlerin
zulasında ahı var aşkın
susayıp da içemediğimiz serden
vaz geçemez acılar

ruha yel
cana kısmet ister aşk
ah o aşk
gavur olası
beter olası
zulanızda beni de ağlatın

dudaklarınızdan dökülsün nağmelerim
siz olayım
şiirlerimde aşk olasınız
aşk doğursun yüreğimizdeki nağmeler

ses olalım
beni de alın
gecenin kanatları altında
ölü doğmuş
şiirlerinizin başına taş olayım......

okundukça gözler de yaş
dualar da sitem olayım...
diliniz de dolanayım

öpmem aşkı
solmasın feyz
dudaklarınızdan dökülen
ırmak olayım....



Zeki ARLAN...



tikkymelike 10 Şubat 2007 01:43

Olmak İsterdim
İstanbul'u seyretmek
Şuanda İstanbul'da olmak isterdim.
Mihribat korusunun dar yollarında seninle
Yan yana,yana yana yürümek...
Bir de martıların kanatlarından seyretmek İstanbul'u.
Bir de sen olacaktın yanımda adamım.
Bakarken çamlıca'dan mehtaba,
Dinleyecektik en güzel aşk şarkılarını.
Ve ben senin gözlerinde kaybolurken,
Seni seviyorum diye haykıracaktım Marmara'ya
Şimdi yanımdasın belki ama,
Ne Mihribat korusunun dar yollarında,
Seninle yan yana,yana yana
Yürüyebildik...
Ne de bakabildik Çamlıca'dan mehtaba
Ne de dinleyebildik en güzel aşk şarkılarını
Sadece kaybolabildim gözlerinde ama
Seni seviyorum diye haykıramadım Marmara'ya.

Özdemir Asaf



arwen 10 Şubat 2007 01:44

sevgilim


Akıllı kadınsın diyorsun bana,

Bu gün telefonda.

Bu akıl sana olan duygularımı anlatmaya yetmiyor ki,

Ayrılıklar,

Sonbahar yaprak dökümü yüreğimde,

Gözlerim yaş içinde sensiz gecelerde,

Soğuk odalardaki yokluğuna sarılıyorum,

Seni ve hayallerimizi kucaklıyorum.

Elbise dolabındaki kalan giysilerine sarılıyorum,

Bıraktığın boşluğu ısıtıyorum.

Ellerime dokun, yüreğime dokun,

Gözlerime dokun sevgilim,

Yokluğundaki acılarıma dokun,

Dokunuşlar, küçük ağrılar bırakır mı sende,

Öyleyse bana bırak tenime tenindeki terinden,

Ben sensiz gecelerde

Düşünüyorum sevgilim,

Adımladığımız bu aç sokakları,

Karanlık loş varoşları,

Yürüdüğümüz yoksul on yılı düşünüyorum sevgilim,

Kimse bu sevgiye destek olmadı,

Nasılda acımasızlardı,

Biz nasılda acemiydik hayatta,

Nasılda acemiydik insanları tanımakta,

Hep severdik insanları sevmeyi,

Ama yinede beğendiremedik kendimizi,

Yoksul sofralardaki tek lüksümüzdü aşkımız,

Yokluktan var eden aşkımızı yerdik, doyuncaya dek,


Sevgilim,

Ben bu gece senin bana verdiğin kudreti düşünüyorum,

Bana dayanma gücü veren aşkını düşünüyorum,

Seninle değil on yıl,

Değil sürünmek vaadetse tanrı,

Tanrının bana verdiği bir ömrü,

Sana adıyorum sevgilim.


özgür han


Misafir 10 Şubat 2007 01:47

Sarktı gece...

sarktı gece olanca karanlığıyla en kuytularıma
bulutların arasında şimşekler harladı haşmetiyle bir an
sadece bir an aydınlandı sema
geceme göz kırptı aklınca

kış ayları solgun olur, geceleri üşümelerim.
Uzatsam ellerimi tutabilir misiniz, ya da sarılsam size katlanabilir misiniz.
tenim ak benim, duygularım hükümdar baş edemem yüreğimle duygusal...

dağların tepelerinde özgürlük, kendi içime sığamam ki tepelerinde barınayım.
martıların kanadına konmuş aşk,
uçurtmam yok.! yanına varayım,
mavi olur bulutların üstü, düş gibi sen gibi can,
geceler.

en son baharı yaşadığımda kararttım duygularımı
ah o eski aşk olmasa neyleyim seni
hüznü karaya çalmış sabah
içimdeki sen yanım
varma telaşım olmasa...

ekleyebilir miydim geceleri gündüzlere,
hüzünleri şiirlere sıra sıra.
senin için
________yar! ! !



Zeki ARLAN...


tikkymelike 10 Şubat 2007 01:57

Ben Sana pişmanım
Ben sana pişmanım
Çünki anlamadan gözlerindeki hüznü
Aşk sandım pişmanım...
Ben sana pişmanım
Kokunu baharlara sarardım
Yalnızdım akşamüstleri
Sensizliğe sarılır ağlardım...
Koca bir mevsimi değil
Koca bir zamanı sana verdim
Sen başkasını severdin
Bilmedim ben sana pişmanım...
Ben sana pişmanım
Yeniden yaşasam zamanı
Yeniden bu pişmanlığı yaşardım...

Oğuzhan Bölükbaşı



arwen 10 Şubat 2007 02:00

SANMA

Sanır mısın ki kolaydır
Dağların dervişi olmak?
Dağlar kahır doludur
İnsanlar dost, insanlar kalleş

Sanır mısın ki güzeldir
Zirvelerin nadide çiçekleri?
Çiçek kan suludur
Çiçekler kızıl, çiçekler beyaz

Sanır mısın ki serindir
Kızgın şahikaların rüzgârı?
Rüzgâr acı doludur
Rüzgâr ateş, rüzgar buz

Kimi zaman alır başından
Kalleşlik eder aklına
Kimi zaman dost olur
Sıcacık sarar koynuna

Törpü olur dermanına
Alır gider oynaş oynaş
Ansızın canı can çeker
Alır gider yavaş yavaş


sinan oğuzhan


Misafir 10 Şubat 2007 02:09


SALINCAK



ebruli bir rüyanın
turuncuya çalan haliydin.
kafa tutup karanlığa
gündüzlere g/ebeydin.
sen dudağımda büyüttüğüm
kınalı son ezgiydin.


yalan sevdaları anlayıp,
sancılı b/ekleyişleri yok saymak.
her gece gözlerinde uyuyup,
yüreğinde uyanmak.
ah be sevdiceğim;
sana asılı kalmakmış hayat.

kesilir g/özlerim,
en keskin bıçaktır yokluğun.
duası üzerine s/inmiş
bir avuç kendim olurum.
şimdi tüm açmazlarım sana yönelirken,
vardır elbet bir sebebi
sana olan bu çokluğun.


sevdan,
umuda kurulmuş bir salıncak-
iki ağaç arası.
gözlerin,
gökyüzüne yükselten
bir merdiven.

_neydi seni böyle çok sevdiren?


Flu bir hayata teslim edemeyecektim ne seni ne kendimi..İşte bu yüzden gökkuşağı altında sevdim ben bizi..Biz affedebilmişsek kendimizi, gerisi yitik bir zamanın köhnemiş hikayesi..


MeHTaP...


tikkymelike 10 Şubat 2007 02:15

Sana Geldim
Yağmurlar içinde ıslandım geldim
Bir kuru değneye yaslandım geldim
Sıcacık çorbana muhtacım inan
Ölümlerden geçtim uslandım geldim
Üşüdü ellerim üşüdü kalbim
Yaban ellerinde taşlandım geldim
Sanki cehennemdi sensizlik bana
Irmaklar içinden sislendim geldim
Tren yollarında islendim geldim
Kalmadı hevesim kalmadı inan
Yıkandım arındım süslendim geldim
Sana geldim sana kucaklarmısın
Bilmemki yeniden bağışlarmısın

Yusuf Hayaloğlu


arwen 10 Şubat 2007 02:16

SENİ SEVİYORUM

Hiç acımadan sıktın,
Benim için sitemleri.
Başka güzellik yoktu,
Elinden ölmek kadar.

Yedikçe irkildi yüreğim,
Sessiz eğildi önünde,
Sen yoksan zaten,
Ben de yokum diye.

Çırpınmadı bile asi,
Son nefesi verirken,
Sadece seni andı,
Cansız gevşerken yere.

Neden diye aradılar,
Küçük bir not vardı,
İçi hepten kocaman;
‘’ seni seviyorum’’


sinan oğuzhan


Misafir 10 Şubat 2007 02:26


H-Ay Kırdım Gecede





düş suyuyla kırkladım karayı,
uçurum bakışların davet ederken düşmelere.
sesi kalınlaşmış hüznün,
belli ki bundan
boğaz kabullenmiyor yarayı.


güneşe verdik vereli müebbedi,
adres sorar olmuş ellerim.
tenin tenime kabus,
unutmuşum ölümün soğuk nefesini
dudaklarımı dudaklarına bırakmayalı.


suretsiz bir nefesmiş
kapı ardı unutulan heves,
ben suskun omuz kırık.
hiçbir ok affetmiyor
kendini zamansız bırakan yayı.


çok sabahlar demledim
ateşi verip gecenin altına,
iki şekerli içemedik hiç aşkı.
kimse öğretmedi ki;
duaya ekilen ümit kırıntılarını sağmayı.



* Aralanmış bir ay’dı, Aralık dedik adına.Sene iki bin altı *

MeHTaP...




Saat: 16:45

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık