MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

HerHangiBiri 13 Aralık 2008 12:20

Otogazda indirim


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_343290.jpg


13.12.2008

Otogaz olarak kullanılan likit petrol gazın (LPG) litre fiyatında yüzde 3,7 ile 9,9 arasında indirime gidildi.

Rafineri çıkış fiyatlarında yapılan indirimlerin ardından, firmalar otogaz satış fiyatlarını yeniden ayarladı. Buna göre, Ankara'da otogaz fiyatları yüzde 8,55 ile yüzde 9,87 arasında, İzmir'de ise yüzde 3,66 ile yüzde 8,33 düştü. İstanbul'da ise daha önce litresi 1,74 ile 1,70 YTL arasında değişen otogazda, yüzde 5,88 ile yüzde 8,05 arasında indirime gidildi.http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif




HerHangiBiri 14 Aralık 2008 01:50

Yeni kimlik kartları daha akıllı, daha güvenli


http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif


TÜBİTAK tarafından tamamen milli olanaklar kullanılarak geliştirilen ve 2010’dan itibaren nüfus cüzdanının yerine kullanılması hedeflenen akıllı kimlik kartları, kopyalanma riskine karşı görünürde 7 üstün güvenirlikli önlemle korunuyor.

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünde (UEKAE) geliştirilen Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS) Proje Sorumlusu Mustafa Başak 2010’dan itibaren tüm Türkiye’de uygulanması planlanan elektronik kimlik kartının teknolojik özelliklerini anlattı. http://www.ntvmsnbc.com/i/blank.gif
Akıllı kartın en başta akıllı kart tabanlı ulusal kimlik kartı olarak nüfus cüzdanının yerini alacağını aktaran Başak, kartın ayrıca sürücü belgesi, pasaport, e-devlet uygulamalarında kimlik doğrulama amaçlı bir belge olacağını ve SSK karnesi, Sağlık Bakanlığı sertifikalarında, Maliye Bakanlığının vergi uygulamalarında kullanılabileceğini belirtti.

Başak, AKiS tabanlı benzer akıllı kartların şehir kartları, kontörlü kartlar gibi belediye uygulamalarında da kullanılabileceğini anımsattı.

KRİPTOLU OLACAK

Akıllı kimlik kartının tamamen yerli kaynak ve mühendislerle son şifreleme teknolojisi kullanılarak ve uluslararası standartlara uygun yapıldığını belirten Başak, kartın “taklit edilemez” ve “tahrip ya da tahrif edildiğinde değişikliğin algılanmasına imkan veren güvenlik özelliklerinin” bulunduğunu söyledi.

Başak, akıllı kart üzerindeki ve çip içerisindeki bilgilerin elektronik ortamda, kriptografik yöntem denilen güvenlik özellikleriyle korunduğunu anlatarak, bu yöntem sayesinde kartın mükerrer basımının engellenebildiğini, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemine (MERNİS) erişimle yazım hatalarının önüne geçilebildiğini aktardı.

Kimlik kartlarının taklit edilmesini önlemek için çeşitli güvenlik özelliklerinin uygulandığını kaydeden Başak, yapısal ve baskısal güvenlik ögelerinin yüksek çözünürlüklü makinelerce yapıldığını ve taklidinin de çok zor olduğunu vurguladı. Başak, elektronik güvenlik sisteminin taklidinin ise mümkün olmadığını söyledi.

Akıllı kartta aynen kağıt paralarda olduğu gibi dış görünürde 7 güvenlik önlemi olduğunu bildiren Başak, şöyle konuştu: “Kartın ön ve arka yüzünde kullanılan hologram teknolojisiyle ışığın geldiği açıyla şekillerin ve renklerin değişimi sağlandı. Çok özel mürekkeplerin kullanıldığı OVI teknolojisinde ise ön yüzde bulunan Türkiye haritası ışığın geldiği açıya göre üç farklı renkte görülüyor. Mor ötesi baskı yöntemiyle de ultra viyole ışığı altında görünecek şekilde ön yüzde mavi renkte “T.C” ibaresinin, arka yüzde de Türkiye haritasının ortasında mavi renkte ay-yıldız şekli gizlendi.




Mikro yazılar ile ön yüze ay-yıldız çizildi ve büyüteçle bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti yazısı görülebiliyor. Aynı baskı, arka yüzde de şerit görünümünde yer alıyor. Meneviş baskı yöntemiyle ise kartın hem ön, hem de arka yüzünde algoritmik desenler bulunuyor. Bu desenler matematiksel bir formülle oluşturuldu. Son görüntü şifresi ise gökkuşağı baskı dediğimiz ve desen çizgilerinde kopyalamaya karşı kırmızı-turkuaz-kırmızı renk geçişleri yer aldı. Tüm bu şifreler çok özel tekniklerle üretildi ve kartın taklidini ve kopyalanmasını çok zor hale getiriyor.”

İlk etapta karta bakıldığında görünür şifrelemelerde kartın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini dile getiren Başak, “Fakat kopyalanmasının çok zor olmasına karşın her ihtimale karşı görünür özelliklerin kopyalanma riskine karşı bu bilgilerin aynısı kartın üzerindeki çipe elektronik olarak şifrelendi. Bu çipin içinde bir oynama olduğunda, kart erişim cihazına takıldığında bilgiler teşhis edilemez. Bu taklit edilememezlik aslında, elektronik şifreleme teknikleriyle sağlandı” dedi.

Başak, kimlik doğrulama için özel yazılımlara sahip kartın ayrıca pin ve puk kodlarının bulunduğunu belirterek, yasanın çıkması halinde hazır olan parmak izi teknolojisinin de eklenebileceğini söyledi.

AKİS’in enerji dalgalanmalarından veya başkaca fiziksel koşullar sebebiyle oluşan EEPROM bellek hücrelerindeki bozulmaları tespit edip düzelten bir mekanizmaya sahip olduğunu kaydeden Başak, şifreleme, deşifreleme ve asıllama anahtarlarının birbirlerinden tümüyle ayrıldığını belirtti.

PARMAK İZİ SAKLANMAYACAK


Parmak izi, iris tanıma gibi bilgilerin Avrupa Birliği kriterlerine göre bilgisayarların veri tabanlarında saklanmasının yasak olduğunu ve bu nedenle de parmak izi şifresinin kartın içinde saklandığını aktaran Başak, “Kart sahibinin elinde olacağından, bazı basın organlarında yer aldığı gibi parmak izinin bir yerde saklanması gibi bir durum da olmayacak” diye konuştu.

Türkiye’nin akıllı kart teknolojisinde Avrupa Birliğine üye pek çok ülkeden daha ileri bir aşamaya geldiğini belirten Başak, ABD’deki kart teknolojisinin ise çip değil, optik tanıma üzerine kurulu olduğunu söyledi.

Başak, Türkiye’nin yarattığı bilgi birikimi ile akıllı kartlarda ileri teknoloji uygulayan Portekiz ve Ukrayna gibi ülkeler seviyesine geldiğini kaydederek, “Avrupa’nın henüz üzerinde çalıştığı bir sistemi Türkiye uygulamaya başladı bile” dedi.

SEÇİMLERDE MÜKERRER OYA DA ENGEL OLACAK

Elektronik kimlik uygulamasının özellikle genel ve yerel seçimlerde güvenli ve sağlıklı oy kullanılmasına olanak sağlayıp mükerrer oy kullanılması ihtimaline son verilebileceğini dile getiren Başak, sağlık uygulamalarında da sahibinin izni ile erişilebilen hastaya özel bazı bilgilerin de kartta saklanabileceğini bildirdi.

Başak, akıllı kart uygulamasının 1 Eylül 2008 itibariyle Bolu’da pilot çalışmalarının başlatıldığını anımsatarak, ilk aşamada bu yılın sonuna kadar 10 bin adet kartın Bolu merkezde dağıtılacağını ve ikinci aşamada da Mayıs 2010’a kadar 300 bin kart dağıtımının yapılacağını belirtti. Başak, dağıtılan kartların, 67 eczane, 1 hastane, 8 aile hekimliğinde kullanılmaya hazır olduğunu da bildirdi.





HerHangiBiri 14 Aralık 2008 10:19

2008 Dünya güzeli Rusya'dan




Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Johannesburg kentinde yapılan 2008 Dünya Güzellik Yarışması'nın (Miss World) galibi Rus Ksenya Sukhinova oldu.

Türkiye'yi, mart ayında “Miss Turkey” seçilen Leyla Lidya Tuğutlu'nun temsil ettiği yarışmada 108 yarışmacıyı geride bırakan Rus güzeli, tacını giydi.

Geçen yılın Miss World'ü, Çinli Zhang Zi Lin'di.

Yaşları 17 ile 25 adasında değişen güzeller, sonuçlar açıklanmadan önce Güney Afrika ve Jamaikalı modacılar tarafından tasarlanan elbiselerle defile yaptı.

Güzeller, kasım ayı ortalarında Güney Afrika Cumhuriyeti'ne gitmişlerdi.






HerHangiBiri 15 Aralık 2008 12:01



Milliyet ekonomi yazarı Güngör Uras, tüm dünyanın korkulu rüyası olan Çin istilasının ulaştığı boyutu Mahmutpaşa'da yerinde keşfetti.

ÇİNLİLER MAHMUTPAŞA'DA DÜKKAN AÇMIŞ

Milliyet Ekonomi’deki arkadaşım Bülent Yardımcı, “Hocam” dedi, “Çinliler Mahmutpaşa’da dükkan açmış. Patron Çinli, tezgahtar Çinli... Bir değil, bir çok dükkan var...” Önce inanamadım. Bayram öncesi Kürkçü Mustafa beni Çinlilerin mağazalarına götürdü.

Çinli patronlar mağazanın köşesinde bir masanın başına oturmuş. Çekik gözleriyle bilgisayarlarının ekranını izliyor. Kapıda ise Türkçe bilen, (Büyük olasılıkla Türkmen kökenli) Çinli hanımlar müşterilere “gel gel” yapıyor. Mal almaya niyetlenenlerle “pazarlık” yapıyor.

Vasıf Çınar Caddesi’nden Mercan’a doğru yürüdüm. Yolun sağında, solunda sıralanan mağazalardaki Hint malları dikkatimi çekti. Hindistan’dan getirilen üzerleri işli-süslü örtüler, rengarenk kadın giysileri, kadın bluzleri... Yığın yığın, istif istif... Pazar yerlerindeki işportalarda satılan Hint işi eşyalar demek ki bu mağazalardan besleniyor.

Dikkatimi çeken beyaz, pamuklu, değişik tasarımlarda, modern çizgiler taşıyan kadın bluzleri oldu. Fiyatını sordum. Tek fiyat. Bütün dükkanlarda 20 YTL. Türkiye’de bu fiyata, bu kalite ve modelde kadın bluzünü bu fiyata mal etmenin imkansız olduğunu biliyorum.

ATATÜRK POSTERLERİ BİLE ÇİN MALI

Arka kapısından Şark Han’a girdim. Beş katlı hanın her katında ben diyeyim 100, siz deyiniz 200 dükkan var. Her bir dükkanda da Çin’den, Hindistan’dan ve Afrika ülkelerinden ithal edilen eşyalar satılıyor. Bir dükkanda kabartma Atatürk posterleri, çerçeveli Atatürk resimleri satılıyordu. “Burada tek yerli malı Atatürk posterleri” diyecek oldum. Kürkçü Mustafa, çerçeveli bir resmin arkasını çevirdi. Dipteki yazıyı gösterdi. Atatürk posterleri bile Çin malı imiş.




A-z 15 Aralık 2008 21:56

edebiyat kitabı sayfa 77 cevapları


Kral_Aslan 17 Aralık 2008 14:35

Nüfus cüzdanında devrim gibi yenilik. Tek kimlik kartına dünyalar sığdırıldı. Kartta güvenlik önlemleri üst düzeyde.

TÜBİTAK tarafından tamamen milli olanaklar kullanılarak geliştirilen ve 2010’dan itibaren nüfus cüzdanının yerine kullanılması hedeflenen akıllı kimlik kartları, kopyalanma riskine karşı görünürde 7 üstün güvenirlikli önlemle korunuyor.

TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsünde (UEKAE) geliştirilen Akıllı Kart İşletim Sistemi (AKİS) Proje Sorumlusu Mustafa Başak 2010’dan itibaren tüm Türkiye’de uygulanması planlanan elektronik kimlik kartının teknolojik özelliklerini anlattı.


Akıllı kartın en başta akıllı kart tabanlı ulusal kimlik kartı olarak nüfus cüzdanının yerini alacağını aktaran Başak, kartın ayrıca sürücü belgesi, pasaport, e-devlet uygulamalarında kimlik doğrulama amaçlı bir belge olacağını ve SSK karnesi, Sağlık Bakanlığı sertifikalarında, Maliye Bakanlığının vergi uygulamalarında kullanılabileceğini belirtti.
Başak, AKiS tabanlı benzer akıllı kartların şehir kartları, kontörlü kartlar gibi belediye uygulamalarında da kullanılabileceğini anımsattı.

KRİPTOLU OLACAK

Akıllı kimlik kartının tamamen yerli kaynak ve mühendislerle son şifreleme teknolojisi kullanılarak ve uluslararası standartlara uygun yapıldığını belirten Başak, kartın “taklit edilemez” ve “tahrip ya da tahrif edildiğinde değişikliğin algılanmasına imkan veren güvenlik özelliklerinin” bulunduğunu söyledi.
Başak, akıllı kart üzerindeki ve çip içerisindeki bilgilerin elektronik ortamda, kriptografik yöntem denilen güvenlik özellikleriyle korunduğunu anlatarak, bu yöntem sayesinde kartın mükerrer basımının engellenebildiğini, Merkezi Nüfus İdaresi Sistemine (MERNİS) erişimle yazım hatalarının önüne geçilebildiğini aktardı.
Kimlik kartlarının taklit edilmesini önlemek için çeşitli güvenlik özelliklerinin uygulandığını kaydeden Başak, yapısal ve baskısal güvenlik ögelerinin yüksek çözünürlüklü makinelerce yapıldığını ve taklidinin de çok zor olduğunu vurguladı. Başak, elektronik güvenlik sisteminin taklidinin ise mümkün olmadığını söyledi.
Akıllı kartta aynen kağıt paralarda olduğu gibi dış görünürde 7 güvenlik önlemi olduğunu bildiren Başak, şöyle konuştu: “Kartın ön ve arka yüzünde kullanılan hologram teknolojisiyle ışığın geldiği açıyla şekillerin ve renklerin değişimi sağlandı. Çok özel mürekkeplerin kullanıldığı OVI teknolojisinde ise ön yüzde bulunan Türkiye haritası ışığın geldiği açıya göre üç farklı renkte görülüyor. Mor ötesi baskı yöntemiyle de ultra viyole ışığı altında görünecek şekilde ön yüzde mavi renkte “T.C” ibaresinin, arka yüzde de Türkiye haritasının ortasında mavi renkte ay-yıldız şekli gizlendi.


Mikro yazılar ile ön yüze ay-yıldız çizildi ve büyüteçle bakıldığında Türkiye Cumhuriyeti yazısı görülebiliyor. Aynı baskı, arka yüzde de şerit görünümünde yer alıyor. Meneviş baskı yöntemiyle ise kartın hem ön, hem de arka yüzünde algoritmik desenler bulunuyor. Bu desenler matematiksel bir formülle oluşturuldu. Son görüntü şifresi ise gökkuşağı baskı dediğimiz ve desen çizgilerinde kopyalamaya karşı kırmızı-turkuaz-kırmızı renk geçişleri yer aldı. Tüm bu şifreler çok özel tekniklerle üretildi ve kartın taklidini ve kopyalanmasını çok zor hale getiriyor.”
İlk etapta karta bakıldığında görünür şifrelemelerde kartın sahte olup olmadığının anlaşılabileceğini dile getiren Başak, “Fakat kopyalanmasının çok zor olmasına karşın her ihtimale karşı görünür özelliklerin kopyalanma riskine karşı bu bilgilerin aynısı kartın üzerindeki çipe elektronik olarak şifrelendi. Bu çipin içinde bir oynama olduğunda, kart erişim cihazına takıldığında bilgiler teşhis edilemez. Bu taklit edilememezlik aslında, elektronik şifreleme teknikleriyle sağlandı” dedi.


Başak, kimlik doğrulama için özel yazılımlara sahip kartın ayrıca pin ve puk kodlarının bulunduğunu belirterek, yasanın çıkması halinde hazır olan parmak izi teknolojisinin de eklenebileceğini söyledi.
AKİS’in enerji dalgalanmalarından veya başkaca fiziksel koşullar sebebiyle oluşan EEPROM bellek hücrelerindeki bozulmaları tespit edip düzelten bir mekanizmaya sahip olduğunu kaydeden Başak, şifreleme, deşifreleme ve asıllama anahtarlarının birbirlerinden tümüyle ayrıldığını belirtti.

PARMAK İZİ SAKLANMAYACAK

Parmak izi, iris tanıma gibi bilgilerin Avrupa Birliği kriterlerine göre bilgisayarların veri tabanlarında saklanmasının yasak olduğunu ve bu nedenle de parmak izi şifresinin kartın içinde saklandığını aktaran Başak, “Kart sahibinin elinde olacağından, bazı basın organlarında yer aldığı gibi parmak izinin bir yerde saklanması gibi bir durum da olmayacak” diye konuştu.
Türkiye’nin akıllı kart teknolojisinde Avrupa Birliğine üye pek çok ülkeden daha ileri bir aşamaya geldiğini belirten Başak, ABD’deki kart teknolojisinin ise çip değil, optik tanıma üzerine kurulu olduğunu söyledi.
Başak, Türkiye’nin yarattığı bilgi birikimi ile akıllı kartlarda ileri teknoloji uygulayan Portekiz ve Ukrayna gibi ülkeler seviyesine geldiğini kaydederek, “Avrupa’nın henüz üzerinde çalıştığı bir sistemi Türkiye uygulamaya başladı bile” dedi.

SEÇİMLERDE MÜKERRER OYA DA ENGEL OLACAK

Elektronik kimlik uygulamasının özellikle genel ve yerel seçimlerde güvenli ve sağlıklı oy kullanılmasına olanak sağlayıp mükerrer oy kullanılması ihtimaline son verilebileceğini dile getiren Başak, sağlık uygulamalarında da sahibinin izni ile erişilebilen hastaya özel bazı bilgilerin de kartta saklanabileceğini bildirdi.
Başak, akıllı kart uygulamasının 1 Eylül 2008 itibariyle Bolu’da pilot çalışmalarının başlatıldığını anımsatarak, ilk aşamada bu yılın sonuna kadar 10 bin adet kartın Bolu merkezde dağıtılacağını ve ikinci aşamada da Mayıs 2010’a kadar 300 bin kart dağıtımının yapılacağını belirtti. Başak, dağıtılan kartların, 67 eczane, 1 hastane, 8 aile hekimliğinde kullanılmaya hazır olduğunu da bildirdi.

Kaynak: internethaber.com


HerHangiBiri 20 Aralık 2008 01:36

Özelleşen TEKEL TTA oldu


http://www.gazeteport.com.tr/stellent/groups/public/documents/site_studio_images/gp_348207.jpg


TEKEL'in logosu ve işletme adının "TTA" olarak değiştirildi.

http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
http://www.gazeteport.com.tr/stellent/fragments/gp_assets/images/misc/spacer.gif
Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş'den yapılan açıklamada, özelleştirme kapsam ve programında bulunan TEKEL'in bağlı ortaklığı olan Sigara Sanayii İşletmeleri ve Ticareti A.Ş'ye ait "Sigara üretim işi ile ilgili varlıkların" bir bütün halinde özelleştirilmesi amacıyla Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından 22 Şubat 2008 tarihinde yapılan ihalede elde edilen sonuca uygun olarak, söz konusu varlıkların British American Tobacco (B.A.T) Tütün Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş'ye satılmasının Özelleştirme Yüksek Kurulunun 22 Nisan 2008 tarihli kararıyla onaylandığı hatırlatıldı.

Açıklamada, kuruluş ile B.A.T Tütün Mamulleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında imzalanan "Marka Kullanım Hakkı Sözleşmesi" uyarınca, özelleştirme ve devre konu olan markalar ile "TEKEL" logosunun 24 Aralık 2008 tarihinden itibaren ürün/mal/tabela üzerinde kullanılmamasının kabul edildiği bildirildi.

Bu çerçevede yönetim kurulunun 23 Ekim 2008 tarihli kararı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığının 1 Aralık 2008 tarihli oluruyla, şirketin yeni logosu ve işletme adının "TTA" olarak değiştirildiği, gerekli prosedürün tamamlandığı kaydedildi.




HerHangiBiri 20 Aralık 2008 20:59


Kredi Borçlularına İyi Haber






Hükümet kriz nedeniyle her kesimin tüm kredi borçlarını kapsayan ‘barış projesi’ni hayata geçiriyor. Kriz nedeniyle ödenemeyen tüm borçlar yeniden yapılandırılıyor.

Hükümet küresel krizle birlikte uygulamaya koyduğu ‘vergi barışı’ ve ‘varlık barışı’ projelerinin ardından, bankalara olan kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasını öngören kapsamlı bir ‘barış projesini’ hayata geçirmeye hazırlanıyor. Proje kapsamında, şirketlerin yanı sıra küçük işletmeler ile esnaf ve bireysel kredilerin de yeniden yapılandırılması öngörülüyor.

Küresel krizin Türkiye’ye etkilerini en aza indirmek için hazırlanan yeniden yapılandırma paketiyle sanayinin çarklarının yeniden dönmeye başlaması hedefleniyor. Bankaların elinin rahatlatılmasının ardından sanayiciye nefes aldıracak paket sayesinde ekonomide canlanma hedefleniyor. Ekonomi yönetimi ‘Yeniden yapılandırma, 1 YTL’lik kredi borcu ile milyon dolarlık kredi borcunu kapsayacak’ değerlendirmesinde bulundu.

HERKESİ KAPSAYACAK

star, BDDK, Türkiye Bankalar Birliği ve TOBB tarafından ortaklaşa yürütülen, kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasına ilişkin paketin ayrıntılarına ulaştı. Yeniden yapılandırma paketinde önce bankaların eli rahatlatılacak. Yüzde 11’den yüzde 9’a düşürülen zorunlu karşılıkların ikinci kez düşürülmesi planlanıyor. 2 puanlık indirim sayesinde bankaların kredi için kullanacağı ek 2.5 milyar dolarlık kaynak sağlanmıştı. Bankaların elinin rahatlatılmasının ardından, yeniden yapılandırmayla ilgili süreç başlayacak. Yeniden yapılandırmadan sadece büyük holdingler yararlanmayacak. Bankalara olan kredilerin tamamı kapsanacak. Yeniden yapılandırmadan, büyük holdingler, küçük işletmeler, esnaflar ve bireysel kredi borçluları da yararlanacak. Üst düzey ekonomi yetkilileri, yeniden yapılandırmada büyük işletme küçük işletme ayrımı yapılmayacağını belirterek, ‘Yeniden yapılandırma kapsamında 1 YTL’lik kredi borcu da milyon dolarlık kredi borcuda girecek’ değerlendirmesinde bulundular.

ÖNCE BANKALAR

Kredi borçlarının yeniden yapılandırılması çerçevesinde bankaların, öncelikle kaynak sıkıntısının giderilmesini talep ettiği bildirildi. Paket kapsamında, bankaların yüzde 11’den yüzde 9’a düşürülen yabancı para zorunlu karşılığının ikinci kez düşürülmesi planlanıyor. Yine, IMF ile yapılacak anlaşma kapsamında sağlanacak kredilerle, Merkez Bankası’nın döviz rezervinin güçlendirilmesi ve Merkez’in de 40. madde kapsamında bankalara kaynak aktarması öngörülüyor.

Ekren: Üzerinde çalışıyoruz

DEVLET Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren, Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince’nin açıklamaları ile gündeme gelen, bankalara olan kredi borçlarının yeniden yapılandırılması ile ilgili çalışmanın sürdüğünü bildirdi. Ekren, yeniden yapılandırmayla ilgili görüşmenin BDDK ile bankalar arasında devam ettiğini vurgulayarak, görüşmenin tamamlanmasının ardından yeniden yapılandırmanın çerçevesi ile ilgili bir yasa tasarısı hazırlanacağını söyledi.

Vergi, prim, elektrik ve su borcu da dahil

ŞİRKETLERİN bankalara olan kredi borçlarının yeniden yapılandırılması kapsamında, yine zor durumda olan şirketlerin vergi, elektrik, SSK primi gibi borçları da ele alındı. Yapılan değerlendirmelerde, borcu yeniden yapılandırılan şirketin kaynaklarının, devlete olan borçları nedeniyle el konulabileceği belirtilerek, borçları yeniden yapılandırılan şirketlerin devlete olan borçlarının da taksite bağlanması öngörüldü.

Kredi takibine esneklik geliyor

TÜRK bankacılık otoritesi BDDK da, yeniden yapılandırma paketi kapsamında, bankalarla ilgili bazı düzenlemeler yapacak. Bu düzenlemeler, bankaların denetimlerinin esnetilmesini içerecek. Örneğin, ödenmeyen kredilerde üç aylık sürenin sonunda, kredinin takibe alınması gerekiyor. Bankanın, krediyi takibe almaması halinde, banka yöneticileri sorumlu oluyor. Bu tür durumlarda BDDK, bankalara daha esnek davranacak.

Yüzde 11’den yüzde 9’a indirilen bankaların Merkez Bankası’ındaki yabancı para zorunlu karşılıklarında ikinci indirime gidilecek.

IMF’den gelen para, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini güçlendirecek. Merkez de 40. madde kapsamında bankalara kaynak sağlayacak.

Bireysel kredilere üç taksit

BDDK’nIN yönetmelik değişikliğinde yapılandırma için gerçek kişiler de kapsama alındı. Böylece kredi kartı ve konut kredileri gibi ödenemeyen bireysel kredilerin de en az üç taksit olmak üzere düşük faizden takside bağlanması gündeme geldi.

Kredi borcunu ödeyemeyen sanayiciye yeni kredi

BANKALARIN kredi borçlarının yeniden yapılandırılması için bir yasal düzenlemeye ihtiyaç bulunmuyor. Sadece BDDK’nın yapacağı bir yönetmelik değişikliği yeterli oluyor. BDDK ise yeni yönetmelik taslağını hazırladı. Taslağa göre kriz nedeniyle borcunu ödeyemeyen sanayiciye ek kredi açılabilecek. Sanayicinin yaşatılması için banka üç kez yapılandırma yapabilecek.




HerHangiBiri 24 Aralık 2008 21:52

Cizre'de askeri araca saldırı: 3 şehit

24 Aralık 2008

ŞIRNAK'ın Cizre İlçesi'ndeki Hudut Taburu'na, Suriye sınırındaki nöbet değişiminden dönen askerler, ilçe merkezinden geçerken saldırıya uğradı. PKK'lı teröristlerin çapraz ateşe tuttuğu askeri araçta 3 asker şehit oldu, 4'ü ağır 9 asker yaralandı.

Olay saat 17.50 sıralarında ilçenin en merkezi yeri Nusaybin Caddesi üzerindeki İpekyolu Camii yakınında meydana geldi. Suriye sınırındaki nöbet değişiminden Cizre Hudut Taburu'na dönen askerleri taşıyan araç, ilçenin en merkezi yeri Nusaybin Caddesi üzerindeki İpekyolu Camii önünde pusu kuran PKK'lı teröristlerin saldırısına uğradı. PKK'lı teröristlerin birkaç noktadan çapraz ateşe tuttuğu araçta bulunan 17 askerden henüz kimlikleri ve rütbeleri öğrenilemeyen 3'ü şehit oldu, 4'ü ağır 9 asker de yaralandı. Askeri araçtaki 4 asker ise saldırıdan şans eseri yara almadan kurtuldu.

Yaralılar hemen Cizde Devlet hastanesi'ne kaldırıldı. Durumları ağır olan 4 yaralı, buradaki ilk müdahalenin ardından Sikorsky helikopterlerle Diyarbakır Asker Hastanesi'ne kaldırıldı.

CUDİ MAHALLESİ KUŞATILDI

Cizre'de akşam saatlerinde teröristlerin silahlı saldırısı üzerine güvenlik güçleri alarma geçti. Saldırının meydana geldiği bölgeye çok sayıda polis ve asker sevkedildi.

Saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin karanlıktan yararlanarak kaçtığı Cudi Mahallesi'nde geniş kapsamlı operasyon başlatıldı. Güvenlik güçleri tüm giriş ve çıkışlarını tuttuğu mahallede operasyonu sokak sokak ev ev sürdürdü.

Şırnak Valisi Ali Yerlikaya, teröristlerin silahlı saldırısına uğrayan askeri araçta 17 askerin bulunduğunu söyledi. Askerlerden 3'ünün şehit olduğunu belirten Vali Yerlikaya, yararalan 9 askerden durumları ağır olan 4'ünün helikopterlerle Diyarbakır'a sevkedildiğini, teröristlerin yakalanması için ilçede geniş çaplı operasyonun devam ettiğini söyledi.





e.said coskun 25 Aralık 2008 15:58

İngiltere eski Başbakanı Tony Blair Alman Die Zeit dergisine yaptığı açıklamada, "Her gün Kur'an okuyorum" dedi.
Ntv'nin haberine göre İngiltere'nin eski Başbakanı Tony Blair, Alman Die Zeit dergisinden Jan Ross und Patrick Schwarz'a verdiği bir röportajda, "Düzenli olarak Kur'an okuyorum, aslında her gün okuyorum." dedi. 55 yaşındaki politikacı, Hz. Muhammed ile ilgili olarak da "O çok uygar bir liderdi" dedi. Hıristiyan ve Müslümanlar arasındaki önyargıları değerlendirirken Blair şöyle konuştu: "Hıristiyanlar hemen, 'Ama onlar bizden nefret ediyor' diyor. Ancak Kur'an'da Hz. İsa ile ilgili olup da, derinden saygılı olmayan bir gönderme yok."
Blair, "İslam dinine geçmeyi düşünüyor musunuz?" sorusuna da "Hayır hayır, lütfen bu konuya girmeyelim" diye cevap verdi.
İngiliz politikacı, başbakanlığı bıraktıktan sonra Katolikliğe geçtiğini açıklamıştı. Bu seçimin öncelikle karısı ve çocuklarının Katolik olması ile ilgili bir karar olduğunu, tabii manevi bir tarafı da olduğunu söylüyor.
İNANÇ HER ŞEYDİR, GÜÇ VERİR
Blair başbakanlığı döneminde inancı hakkında konuşmayı pek tercih etmeyen bir liderdi. Bu konuda büyük konuşmaktan kaçınmasının sebebini ise, "Medyanın demeçlerimi her zaman çarpıtıyor olması" olarak açıklıyor.
"İnanç her şeydir. Size güç verir." diyen 55 yaşındaki politikacı, "Başka şeyler de var tabii bunu sağlayan, ama inanç değerlere sadık kalma gücü verir." diye konuştu.
IRAK VE AFGANİSTAN'I DİKTATÖRLERİN ELİNDEN KURTARDIK Blair 2008 baharında, dünyanın büyük dinlerini bir araya getirmeyi amaçlayan bir vakıf kurdu. Ayrıca geçen yıl görevini Gordon Brown'a bıraktıktan sonra AB, BM, ABD ve Rusya Dörtlü'sünün özel Ortadoğu temsilcisi olan Blair, bölgede din faktörünün çok önemli olduğunu söyleyerek, "Öncelikle insanların inançlarını anlamak gerekiyor. Farklı dinlerle uzlaşma ancak bu sayede olur" dedi. Blair, muhabirin Irak ve Afganistan operasyonlarında Müslümanların baskı gördüğünü söylemesine üzerine Blair, "Kim baskı görüyor. Biz bu ülkeleri, iki büyük diktatörün elinden kurtardık" dedi.


HerHangiBiri 25 Aralık 2008 16:17

Yeni asgari ücret belli oldu

Asgari Ücret Tespit Komisyonu yeni asgari ücretleri açıkladı.

Buna göre ilk altı ay için yüzde 4.3, ikinci altı ay için de yüzde 4.1 zam yapılacak.

İlk altı ayda 16 yaşından büyükler için asgari ücret brüt 660 YTL, net 527,13 YTL olarak tespit edildi. İkinci altı ayda ise asgari ücret brüt 693 YTL, net 546,48 YTL olacak.




HerHangiBiri 27 Aralık 2008 15:32

İsrail füzeyle saldırdı: En az 155 ölü


http://www.hurriyet.com.tr/_np/7044/7037044.jpg


İsrail Gazze'ye 30 füze fırlattı. Hamas sözcüsü saldırıda en az 155 kişinin öldüğünü açıklarken, hastane kaynakları ölü sayısının 140 olduğunu belirtti. Hamas da İsrail'in güneyine roket saldırısı başlattı. Olayda bir İsrailli öldü.


İsrail ile Hamas arasındaki 6 aylık ateşkesin süresinin dolmasının ardından Hamaslı militanlar İsrail'e roketli saldırılar başlatmıştı. İsrail Başbakanı Edud Olmert ise Hamas'a saldırıları durdurması için 48 saat süre tanımıştı. Ancak Olmert'in verdiği süre dolmadan İsrail ordusu Gazze Şeridi'ne 30 füze saldırısı gerçekleştirdi.

EN AZ 155 ÖLÜ

Hamas sözcüsü, saldırıda en az 155 kişinin öldüğünü açıklarken, Filistinli hastane kaynakları saldırıda ölü sayısının 140'ye çıktığını belirtti. Hava saldırısında 200'den fazla kişinin de yaralandığı açıklandı. Füze saldırısında Hamas polis şefinin öldüğü haberleri geliyor. Hamas sözcüsü Gazze'deki bütün karargahlarının İsrail tarafından vurulduğunu açıkladı.

İSRAİL 30 FÜZE ATTI

İsrail hava kuvvetlerinin bölgedeki hedeflere 30 kadar füze fırlattı. Saldırı Gazze'de büyük hasara yol açarken, Hamas'a ait güvenlik noktalarıyla Gazze limanı zarar gördü.
Kent sakinleri, birçok patlama sesi duyduklarını, kentin çeşitli kesimlerinden duman yükseldiğini ifade etti. Hamas yetkilileri de saldırıda kendilerine ait güvenlik noktalarının hedef alındığını belirtti.Filistinli güvenlik kaynakları ise Hamas'a ait birkaç tesisin yerle bir edildiğini bildirdi.

İSRAİL'E ROKET SALDIRISI: 1 ÖLÜ

Hamas ile Filistin'deki diğer örgütler de, İsrail'in bugün düzenlediği hava saldırılarının ardından yandaşlarına "intikam" çağrısında bulundu. İslami Cihad örgütünden ve ardından Hamas ile diğer örgütlerden yapılan yazılı açıklamalarda, tüm militanlara "İsrail'in kıyımına yanıt vermeleri" talimatı verildi. İsrail'e düzenlenen roketli saldırıda bir İsraillinin öldüğü açıklandı.

İSRAİL: HAMAS'IN YÖNETİM KADROSUNA SALDIRABİLİRİZ

İsrail, Gazze'deki saldırılarına Hamas'ın yönetim kadrosunu hedef alarak devam edebileceğini açıkladı.
Ordu sözcüsü Avital Leiboviç, Gazze'deki saldırıları çerçevesinde Hamas yöneticilerini hedef alabileceklerini söyledi.

ŞİMON PERES: "GAZZE ŞERİDİ'NE GİRMEYECEĞİZ"

Saldırı öncesi Suudi gazeteye demeç veren İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'ne girmeyeceğini söyledi.

Peres, İsrail'in Gazze'ye yönelik bugün düzenlediği hava saldırılarından önce Suudi Eş Şark El Avsat gazetesine verdiği demeçte, "Savaş olmayacak. Gazze'ye girmeyeceğiz, roket saldırılarını durdurmanın başka yolları var" dedi.

İsrail Cumhurbaşkanı, "Gazze'yi geri dönmek için terk etmedik" diye konuştu. Peres'in demeci gazetede bugün yayımlandı.

ABBAS: DÜNYA İLE TEMASA GEÇTİK

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, İsrail saldırılarını durdurmak için birçok ülkeyle temasa geçtiğini açıkladı. Ziyarete bulunduğu Suudi Arabistan'da açıklama yapan Abbas, "Gazze Şeridi'ndeki hain saldırı ve katliamları durdurmak için birçok ülkeyle acilen temasa geçtik" dedi.



HerHangiBiri 28 Aralık 2008 08:48

Sarıkamış şehitlerine kardan heykellerle anma





90 bin askerimizin soğuktan donarak hayatını kaybettiği Sarıkamış Harekatı'nın 94. yıl dönümü dolayısıyla Kars'ta üniversiteli öğrenciler tarafından kardan şehit heykelleri yapıldı.

Kars'ın Sarıkamış ilçesindeki Bayraktepe Kayak Merkezi'nde Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü öğrencileri ve öğretim üyeleri tarafından yapılan heykellerin açılışını yapan Devlet Bakanı Mehmet Aydın ve beraberindekiler, anıta karanfil bıraktı.

Bakan Aydın, açılışın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, babası ile babasının yeğeninin Sarıkamış Harekatı'na katıldığını söyledi.

Sarıkamış Harekatı'nda babasının sıhhiye eri olarak görev yaptığını ifade eden Aydın, ''Babam Allah ömür verdiği için yaşamış ama yeğeni farklı bir kolordudaydı ve ondan hiç haber çıkmadı. Demek ki şehit olmuş'' dedi.

Çocukluğunda babasından hep harekatı dinlediğini belirten Bakan Aydın, şöyle konuştu:

''Hep Sarıkamış'a gelmeyi arzu ediyordum. Çocukluğumda hep Allahuekber Dağları, Soğanlı köyü, Sarıkamış'ta olanları dinleyerek büyüdüm. Millet olarak hayatımız, tarihimiz acıyla geçmiş. Allah kaderimizi böyle çizmiş. Hep mücadele etmek durumunda olan tarihin çocukları olmuşuz ama şanla, şerefle yaşamışız. Bizimle savaşanların canlısına da ölüsüne de saygı göstermişiz. Bunun en güzel örneği Çanakkale'dir. Çanakkale Yeni Zelandalıların, Avustralyalıların da geldiği ziyaret yeridir. Babam Rus askerlerinin ölüleriyle karşılaştıklarında nasıl davrandıklarını, askerlerin parmaklarındaki yüzüklere zarar gelmesin diye koruduklarını anlatırdı. Büyük bir tarihin, büyük bir medeniyetin insanlarıyız. Burada büyük bir strateji var ama sonu iyi gelmedi. Bunu böyle görmek lazım. Tarihimiz neyse öyle görmemiz gerekir. Balkan Savaşı'ndan yeni çıkıp toparlanmadan, gerekli eğitimi almadan savaşa gitmişler.''

Şehit ve gaziler sayesinde vatanın, kültürün ve medeniyetin muhafaza ve inşa edildiğini bildiren Bakan Aydın, ''Çok şükür birlik ve beraberlik içinde bir vatanımız var. Çanakkale'den Dumlupınar'a oradan Sarıkamış'a gelinceye kadar memleketimizin her tarafı şehitlerimizin kanı ile bize emanet edilmiştir'' diye konuştu.

Emanet edilen vatanı birlik ve beraberlik içinde daha iyi günlere götürmek gerektiğini vurgulayan Aydın, ''Bugün Kars'a gelişimizi düşünüyorum, bir de o dönemde askerlerin sevkiyatını düşünüyorum. İki ayrı dünya gibi. Şehitlerimizi rahmetle anıyorum. Vatanın birliği, beraberliği, huzuru için hepimiz duacıyız. Hepimiz elimizden gelen gayreti göstereceğiz, göstermeye devam ediyoruz'' dedi.




''AYAĞIMIZI KARA BASARSAK...''

Sarıkamış şehitlerini anma etkinliklerinin daha görkemli düzenlenmesi için çalışmaların sürdürüldüğünü kaydeden Bakan Aydın, şöyle konuştu:

''Birkaç senedir çok daha büyük bir canlılıkla anma törenlerini icra ediyoruz. Şimdi çevre ve meydan düzenlemesi, altyapı denilen şeyin yapılması gerekiyor. Kültür ve Turizm Bakanı ile görüştüm. Çalışmalarla ilgili resmi işlemler tamamlanmış. İhale işlerine gidilecek. Daha sonra da yavaş yavaş Çanakkale'yi andırır düzenlemelerin yapılması gerekir. Doğumuz ve batımızı uç uca getirirsek şehitlerimiz yan yana geliyor. Dumlupınar'ı, Çanakkale'yi, Sarıkamış'ı birlikte anmamız gerekiyor. Buradaki çocuklar artık Çanakkale'ye, Ankara'ya meclise gönderiliyor. Oradan da buraya çocuklar getiriliyor. Bunu çok sık yapmalıyız. Eğitim ve öğretim programının ana bölümünü bu oluşturmalı. Yaşayarak öğrenmemiz gerekir. Kitaplardan okumanın yanı sıra burada ayağımızı kara basarsak o zaman soğukta donanları anlarız.''

Öte yandan, Bakan Aydın'ın makam aracı, Bayraktepe Kayak Merkezi'ndeki Toprak Otel'in önünde kara saplandı.

Aracın hareket etmemesi üzerine, Bakan Aydın ve Kars Valisi Mehmet Ufuk Erden, kardan heykellerin açılışının yapılacağı alana kadar yürüdü.

Törene AK Parti Kars milletvekilleri Zeki Karabayır ve Mahmut Esat Güven, Kars Belediye Başkanvekili Ömer Gökalp ve çok sayıda davetli katıldı. Törende kışlık beyaz kamuflaj giymiş askerler yoğun güvenlik önlemi aldı.

KARDAN ŞEHİT HEYKELLERİ

Kardan heykeller, Atatürk üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinde görevli 4 öğretim üyesi ile 15 öğrenci tarafından yapıldı. Harekat sırasında donan askerlerin anlatıldığı heykellerin yapımı için yaklaşık 100 metreküp kar kullanıldı. Yapımı 2 gün süren heykellerin eriyene kadar kayak merkezinde sergileneceği bildirildi.




''KAR/ALTI HAYATLAR: SARIKAMIŞ'' İNTERNETTE

Kars Valiliği ve www.360tr.com Multimedya Grubu'nun hazırladığı proje ile 1914'te 90 bin askerin şehit olduğu Sarıkamış Harekâtı'nın yaşandığı cephe ve şehitlik, 3 boyutlu panoramik fotoğraf teknolojisi ile internet ortamına taşındığı bildirildi.

Kars Valisi Mehmet Ufuk Erdem, ''Kar/altı hayatlar: Sarıkamış'' projesiyle ilgili yaptığı yazılı açıklamada, Sarıkamış'ı vatan topraklarına katmak için başlayan harekâtta canlarını vatanı için feda eden şehitlerin aziz hatıralarını canlı tutmayı amaçladıklarını belirtti.

Sarıkamış Harekâtı esnasındaki ağır coğrafi şartları görme şansı bulunmayanların, 3 boyutlu panoramik fotoğraflar sayesinde sanki oradaymış gibi gezme imkânı bulacağını ifade eden Erdem, şöyle devam etti:

''Şehitlerimizin hangi zor şartlar altında canlarını bu ülke için feda ettiklerini hissedebilecekleri 'Kar/altı hayatlar: Sarıkamış' projesi, askeri bir harekâtın sonuçlarını yeni zamanlara taşıması, hissettirmesi anlamında, kendi alanında bir ilk olma özelliği taşıyor.''

PROJE YÖNETMENİNİN DEDESİ DE SARIKAMIŞ'TA ŞEHİT DÜŞMÜŞ

Proje yönetmeni İmdat Demir de yaptığı açıklamada, ''Dedesini bu harekâtta kaybetmiş birisi olarak projeyi çalışırken o trajediyi hissetmeye çalıştım. Kar, ilk kez kapkara bir şey olarak geldi gözümün önüne. 'Kar/altı hayatlar: Sarıkamış' anlayışı bu duygudan çıktı'' dedi.

Bu çalışmanın bir çağrı projesi olduğunu ve herkesin bu yaşanmışlığa odaklanması gerektiğini anlatan Demir, şunları dile getirdi:

''Sarıkamış, strateji yoksunu bir paşanın rejisörlüğünde vatan evlatlarının sürüldüğü bir kıyamet sahnesidir. Tek sağ kalanı vardır: Enver Paşa. Bugün Moskova'daki askeri müzede sergilenen bir Rus komutanın satırları aslında her şeyi ifade etmektedir: 'Allahüekber Dağları'ndaki Türk müfrezesini esir alamadım. Bizden çok evvel Allah'larına teslim olmuşlardı.'

Dolayısıyla hepimizin bir parçamızı kaybettiğimiz bu harekât, popüler kültürün baskın unutturuculuğu altında unutulmuştur. İşte bu proje ile savaşın geçtiği koşulları, cepheyi bir nebze olsun anlatmayı denedik. Bununla genç nesiller üzerine internetin rolünü de kullanarak farkındalık yaratmak istedik.''

Çalışmaları tamamlanan 3 boyutlu panoramik fotoğrafların ''http://www.360tr.com/sarikamis'' isimli internet adresinden izlenebileceğini bildiren Demir, önümüzdeki aylarda da ''360 Derece Kars Projesi''ni hayata geçirecekleri bilgisini verdi.




e.said coskun 30 Aralık 2008 11:33

http://medya.zaman.com.tr/2008/12/30/erdogan2.jpg


Başbakan Tayyip Erdoğan, Kürtçenin lehçeleri ile Arapça ve Farsça dillerinde yayın yapan TRT 6'ya röportaj verdi. Yayınlardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, konuşmasını Kürtçe tamamladı: "Bixêr (bihar) be (hayırlı olsun)."


TRT 6, geçtiğimiz hafta TÜRKSAT üzerinden test yayınlarına başladı. Kürtçe ağırlıklı kanal, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren de normal yayın yapacak. Televizyon yönetiminin seyirciye sürprizi ise Başbakan Erdoğan'la gerçekleştirilen röportaj olacak. Çekim için randevu isteyen TRT yönetimi önceki gün Başbakan tarafından kabul edildi. Edinilen bilgiye göre, Erdoğan, kabulde test yayınını başarılı bulduğunu ifade etti ve kanal yöneticilerini kutladı.

Başbakan, daha sonra TRT 6 için mülakat verdi. Başbakan'ın konuşması Kürtçe seslendirme ile 1 Ocak'ta banttan yayınlanacak. Konuşmasında Kürtçe kanalın önemine değinen Erdoğan, Türkiye'deki özgürlüklerin geldiği noktaya dikkat çekti. Birlik-beraberlik mesajı da veren Erdoğan, asıl sürprizini konuşmasının sonuna bıraktı. Erdoğan, önce Türkçe "Hayırlı olsun" dedi. Ardından, bu iyi dileğinin Kürtçe karşılığını tekrarlayarak bir ilke imza attı: "Bixêr (bihar) be." Yeni yılın ilk gününde normal yayına geçecek olan kanala Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün de röportaj vermesi bekleniyor. Gül'den randevu isteyen TRT yönetiminin talebinin kabul edilmesi halinde kanalın açılışı Cumhurbaşkanı Gül'ün mesajı ile gerçekleşecek. Daha sonra Başbakan'ın konuşmasına yer verilecek. Gül'ün röportajının yetişmemesi durumunda ise açılış Başbakan'ın konuşması ile yapılacak.

Kanalın test yayınının ilk gününde, Diyarbakırlı Tarım Bakanı Mehdi Eker, Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, AK Parti Hakkari Milletvekili Abdulmuttalip Özbek, DTP Hakkari Milletvekili Hamit Geylani gibi siyasiler de konuşma yapmıştı. Bakan Eker ile Yazıcıoğlu, konuşmalarında Kürtçe hiçbir kelime kullanmamıştı. Milletvekilleri ise konuşmalarını Kürtçe olarak gerçekleştirmişti. Test yayınında, uzun süre yasak olan sanatçı Şivan Perver'in klibine yer verildi. Ayrıca Rojin, Civan Haco gibi sanatçılar da klipleriyle boy gösterdi. TRT 6'nın resmî açılış gününde TRT yönetimi açılış programı düzenleyecek. Civan Haco'nun konser vereceği geceye siyasiler, yayın dünyası temsilcileri ve yabancı konuklar davet edildi.


inhibition 1 Ocak 2009 03:33

25 milyon YTL kazanan numara çekildi
 
Buna göre, büyük ikramiye “9025160” numaralı “çeyrek” bilete isabet etti. Biletlerin ikisi İstanbul'da, diğerleri Kıbrıs ve Ankara'da satıldı.
Bu arada, 5 milyon TL'lik ikramiyenin isabet ettiği “7406321” numaralı biletin “yarım bilet” olduğu kaydedildi. Söz konusu biletlerin İstanbul ve Ankara'da satıldığı öğrenildi.

Alıntıdır...(A.A.)


e.said coskun 6 Ocak 2009 11:42

The Guardian: Türkler profesyonel ve Samimi
 
http://medya.zaman.com.tr/2009/01/06/guardian.jpg


Ankara'nın İsrail'in Gazze'ye saldırılarının durdurulması amacıyla yaptığı çabalar, yurt dışında giderek daha fazla dikkat çekiyor.



The Guardian gazetesi, "Diplomatlar, Türkiye'nin sahne arkasında önemli bir rol oynadığını söylüyor" diye yazdı. Hamas'ın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a "İslamcı gelenekten" geldiği için güvendiğini de öne süren gazete, "Türkler, tüm doğru kişiler ile konuşuyor. Tarafsız bir arabulucu olarak görülüyor. Profesyonel ve samimiler" yolundaki görüşlere de yer verdi. İngiliz The Guardian Gazetesi, Gazze krizine ilişkin yoğun diplomatik girişimleri değerlendirdiği haberinde "Diplomatlar, Türkiye'nin sahne arkasında önemli bir rol oynadığını söylüyor. Ankara, kamuoyunun önünde Hamas'ın herhangi bir ateş kes önerisini BM'ye iletme önerisinde bulundu bile" diye yazdı.

-"TÜRK YETKİLİLERİ HAMAS VE İSLAMİ CİHAT LİDERLERİYLE BULUŞTU"-
Üst düzey Türk yetkililerinin geçen hafta Şam'da hem Hamas'ın, hem de İslami Cihat liderleriyle buluştuğu anlaşıldığını da kaydeden gazete, bu iki örgütün tüm Batılı ülkelerce boykot edildiğine dikkat çekti. Gazete şöyle devam etti: "Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, İslamcı gelenekten geldiği için Hamas tarafından güveniliyor. Bir diplomat, 'Türkler tüm doğru insanlarla konuşuyor. Tarafsız bir arabulucu olarak görülüyor. Profesyonel ve samimi' dedi." The Guardian, Suriye Dışişleri Bakanı Velid El Muallim'in Ankara ziyareti ile düzenlenen basın toplantısında Ankara'ya gelişine ilişkin açıklamalarının, Türkiye'nin oynadığının rolüne vurgu yaptığını da belirtti.


pllanet 8 Ocak 2009 13:03

Gazzeden Kahreden Bilanço Geldi
 
Gazze'den kahreden bilanço geldi

Filistinli acil yardım yetkilileri, İsrail ordusunun Gazze Şeridi'nde taarruz başlattığı 27 Aralık'tan bu yana 702 Filistinlinin öldüğünü belirttiler.

--------------------------------------------------------------------------------
7 Ocak 2009 22:45
--------------------------------------------------------------------------------


Gazze Şeridi'ndeki acil yardım servislerinin şefi Muaviye Hüseyin, İsrail ordusunun Hamas'a yönelik taarruzunda ölenlerin yaklaşık üçte birinin çocuk ve 16 yaşından küçükler olduğunu açıkladı.

Bu arada, İsrail ordusu, bu akşam, Mısır sınırındaki tünellerin yakında bombalanacağını bölge sakinlerine bildiren ve evlerini terketmeleri uyarısında bulunan broşürleri Gazze Şeridi'nin güneyindeki Refah üzerine attı.

Mısır sınırı boyunca atılan binlerce uyarı bildirisinde, Mısır sınırı boyunca bulunan mahallelerde oturanlardan evlerini terketmeleri istenerek, bölgenin teröristlerin buralardaki tünelleri kullandıkları ve silah depoladıkları gerekçesiyle bombalanacağı belirtildi.

Öte yandan, Yunanistan yarın Gazze Şeridi'ne askeri bir uçakla 13 ton tıbbi malzeme göndereceğini bildirdi.

Kanada da, Gazze'deki sivil halk için 3,4 milyon dolar tutarında insani yardım gönderdiğini açıkladı ve Hamas ile İsrail arasında derhal ve kalıcı bir ateşkes çağrısı yaptı.
Gazzeden Kahreden Bilanço Geldi


sanar 12 Ocak 2009 12:17

Tuğba ailesine kavuştu

http://img61.imageshack.us/img61/4102/gp364218xg8.jpg

İSTANBUL- Bangladeşli bir aile tarafından 2007 yılında kaçırılan 5 yaşındaki kız çocuğu Tuğba Aksu, Türkiye'ye getirildi. THY'ye ait uçakla Yeni Delhi üzerinden Bangladeşli Interpol görevlileri tarafından Türkiye'ye getirilen Tuğba Aksu, Atatürk Havalimanı VIP Salonu'nda Türk polisine teslim edildi. Atatürk Havalimanı'ndaki karşılamada, İstanbul Vali Yardımcısı Mustafa Altıntaş, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Önal İnaltekin, baba Halil Aksu, anne Gülten Aksu, abla Kader ve ağabey Muhammed de hazır bulundu.

İstanbul Vali Yardımcısı Altıntaş, yapılan takip sonucu Tuğba'nın 2'si kadın olmak üzere 4 Bangladeşli polis eşliğinde kendilerine teslim edildiğini belirterek, ''Bangladeş polisine teşekkür ediyoruz. Tuğba, devletimize, milletimize ve ailesine hayırlı olsun'' dedi.Altıntaş, Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nden bir psikoloğun Tuğba ve ailesiyle sürekli irtibatta olacağını ifade etti. Baba Halil Aksu da ilgili makamların kendileriyle çok yakından ilgilendiğini belirterek, Tuğba'ya kavuşmalarında emeği geçen herkese teşekkürlerini sundu.

Çocuğuna kavuşmaktan dolayı çok mutlu olduğunu dile getiren Aksu, ''Bundan sonra gözümün önünden ayırmayacağım'' dedi.
Atatürk Havalimanı'nda çocuğunu karşısında gören anne Gülten Aksu da bir süre fenalık geçirdi. Daha sonra doktorlar tarafından sakinleştirilen Aksu, çocuğuna kavuştuğu için mutlu olduğunu dile getirdi. Anne Aksu, kızı Tuğba'nın kendisine gelmek istemediğini ve Türkçe'yi unuttuğunu söyledi. Tuğba Aksu, daha sonra görevliler eşliğinde yasal işlemler yapılmak üzere Üsküdar'daki Çocuk Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

TUĞBA'NIN KAÇIRILMA ÖYKÜSÜ
Fatih'teki bir gecekonduda oturan Aksu ailesi, çocukları olmayan ve gördükleri rüyadaki bir kişinin kendilerine ''Çok sevdiğin bir çocuğu umreye getir, çocuğun olacak'' diyen Bangladeşli komşularının sözüne inanarak kızları Tuğba'yı bu kişilere vermiş, ancak bir daha ne komşularından ne de çocuklarından haber alabilmişti.

Baba Halil Aksu, bunun üzerine Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne başvurarak, Bangladeşli komşuları Abdulselam Begüm ile eşi Fatma Begüm'ün, kızları Tuğba Aksu'yu 19 Ağustos 2007 tarihinde kaçırdıkları iddiasıyla şikayetçi olmuştu.

Daha sonra Bangladeşli çiftin, düzenledikleri sahte belgelerle Tuğba'yı ülkelerine kaçırdığı anlaşılmıştı. Dakka'daki Türk Büyükelçiliği'nin ısrarlı çabaları ve Bangladeş makamlarının devreye girmesi sonucu Bangladeş polisince izi bulunan minik Tuğba, Interpol'un ''sarı bülten'' yayımlamasının ardından büyükelçiliğe teslim edilmişti. (AA)

GazetePort


DERF_YORK 17 Ocak 2009 20:03

Haber Yayın Tarihi: 17 Ocak 2009 Cumartesi Saat 19:34

İsrail'in Gazze'ye düzenlediği saldırılar dolayısıyla gergin günler yaşayan Ortadoğu bölgesinde ateşkes için diplomatik çabalar hızlandı. İngiltere eski Başbakanı ve Ortadoğu Dörtlüsü'nün özel barış elçisi Tony Blair Suudi Arabistan'a gelerek Kral Abdullah ile görüştü. Görüşmede Gazze ateşkesinin ele alındığı belirtildi. Mısır da yarın Şarm El Şeyh kentinde düzenleyeceği Gazze ile ilgili Fransa, İngiltere, İspanya ve İtalya liderlerinin de davet edildiği bir zirve düzenleneceğini duyurdu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon ve Filistin Otoritesi Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın da zirveye katılacağı önceden açıklanmıştı.

Öte yandan Almanya Başbakanı Angela Markel Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy ve İngiltere Başbakanı Gordon Brown da İsrail Başbakanı Ehut Olmert ile Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek'e ortak bir mektup gönderdi. Yarın Şarm El Şeyh'teki zirveye katılması beklenen liderler mektuplarında ateşkes konusunda İsrail ve Mısır'ın çabalarını desteklediklerini ilettiler. Liderler Mısır sınırından Gazze'ye silah kaçakçılığının önlenmesi önlem almaya hazır olduklarını ifade ederken, Gazze Şeridi'ne denizden silah kaçakçılığı yapılmasını önlemek amacıyla da bölgeye devriye görevi yapacak savaş gemileri göndermeye hazır olduklarını kaydettiler.

Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'a bugün akşam saatlerinde gelen İngiltere eski Başbakanı ve Ortadoğu Dörtlüsü Özel Temsilcisi Tony Blair Suudi Kralı Abdullah tarafından kabul edildi. Görüşme Suudi Kralı Abdullah'ın Riyad'daki sarayında akşam saatlerinde gerçekleşti. Görüşmede İsrail'in Gazze'ye yaptığı saldırılar ele alındı. Binlerce Filistinlinin ölümüne ve yaralanmasına sebep olan bu saldırıların bir an önce durdurulması üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu belirtildi. Görüşmede Suudi Kralı Müsteşarı Prens Abdülaziz bin Abdullah bin Abdülaziz, Dışişlerinden sorumlu Devlet Bakanı Nizar bin Ubayd Madani ve İngiltere Riyad Büyükelçisi hazır bulundu.
Mısır ajansı MENA'da yer alan habere göre yarınki zirveye Türkiye de davet edilirken, toplantıya Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün katılabileceği öğrenildi. Toplantıya İspanya'dan ise Başbakan Jose Luis Rodriguez Zapatero'nun katılması bekleniyor. (CİHAN)


İnşallah Ateşkes kararı kalıcı Olur: Ve Acılarda Bir daha yaşanmaması Umuduyla.


Mikropçuk_11 17 Ocak 2009 20:10

İSRAİL'DEN YENİ OYALAMA TAKTİĞİ

http://resimler.haberler.com/haber/518/israil-den-yeni-oyalama-taktigi_o.jpg Resmi büyütmek için tıklayın

İsrail Yönetiminin, Dördüncü Haftasına Giren Gazze Operasyonunu Hamas ile Herhangi Bir Anlaşma Olmadan Durdurmayı Planladığı Belirtiliyor.

İsrail yönetiminin, dördüncü haftasına giren Gazze operasyonunu Hamas ile herhangi bir anlaşma olmadan durdurmayı planladığı belirtiliyor. İsrailli bir yetkili, "Amacımız, kabinenin onayına bağlı olarak askerî faaliyetlerin durdurulduğunu duyurmak, çünkü amaçlarımızı elde ettiğimizi düşünüyoruz" dedi. İsrail kabinesi bugün TSİ 19.30'da saldırıları görüşmek üzere toplanacak ve Gazze operasyonunun durdurulup durdurulmayacağını onaylayacak. Savunma Bakanlığında gerçekleştirilecek toplantının ardından TSİ 22.00 gibi de İsrail Başbakanı Ehud Olmert halka seslenecek. Olmert'in bu konuşmasında toplantıdan çıkacak "muhtemel saldırıları durdurulması kararını" duyurması bekleniyor.

Reuters'e konuşan İsrailli yetkili ise saldırıların, Hamas ile bir anlaşmaya varılmadan durdurulacağına dikkat çekti. Adın açıklanmasını istemeyen yetkili, "Hamas ile bir anlaşma yok ve eğer Hamas roket fırlatmaya devam ederse İsrail, buna karşı hareket geçme hakkını elinde bulunduruyor" dedi.
Öte yandan Hamas ise İsrail, taleplerini kabul edene kadar militanların savaşa devam edeceklerini açıklamıştı.
Başka bir İsrailli yetkili de kabinenin, tek taraflı ateşkesi kabul etmesini ve Gazze-Mısır sınırının güvenliği için Kahire yönetimi ile bir anlaşmaya varmasını beklediklerini söyledi. Söz konusu anlaşmaya göre Mısır-Gazze arasındaki Refah kapısı 2005 yılında varılan anlaşmaya göre Filistin Otoritesi tarafından kontrol edilecek. Ayrıca Avrupalı yetkililer de gözlemci olarak orada bulunacak.
İsrailli yetkili, Gazze ve İsrail arasındaki sınır kapısının ise muhtemelen sadece insani yardım geçişleri için açılacağını ve kalıcı bir çözümün Hamas'ın elindeki esir İsrailli asker Gilad Şalit hakkında yapılacak görüşmelere bağlı olduğunu dile getirdi.


sanar 19 Ocak 2009 14:34

Adriana Lima Türkiye`ye geliyor......

http://img229.imageshack.us/img229/4281/adriana04ih9.jpg

Brezilyalı ünlü top model Adriana Lima, Var Mısın Yok Musun`a geliyor..

Brezilyalı ünlü top model Adriana Lima, pazar akşamı Acun Ilıcalı`nın hazırlayıp sunduğu `Var Mısın Yok Musun` programında yarışacak. Bir ay önce ABD'li ünlü şarkıcı Christina Aguilera`yı konuk eden Acun Ilıcalı, `Adriana`ya 20 gün önce teklif götürdüm. Christina`nın katıldığı bölümün bant kaydını gönderdim. Çok beğendi ve teklifi hemen kabul etti. Kazanacağı parayı bağışlayacak. Ama bağışlayacağı yere kendi karar vermek istiyor ve bu yüzden buraya gelince belli olacak` dedi. Lima`nın cuma günü Türkiye'ye geleceği belirtildi.

* Adriana Lima çok iddialı..

Christina Aguilera ve Adriana Lima`dan sonra dünyaca ünlü starlarla çalışmaya devam edeceğini belirten Acun Ilıcalı, `Kendi alanında bir numara olan insanları misafir etmeye devam edeceğim. Ocak ayında büyük bir sürpriz yapacağım` dedi.

(Alıntı)



Mikropçuk_11 19 Ocak 2009 18:08

İü de son değişiklik
İstanbul Üniversitesi Rektörlük binasında gerçekleşen törenle Prof.Dr.Mesut Parlak görevi Prof.Dr.Yunus Söylet'e teslim etti. Mesut Parlak yaş haddinden emekli olurken Prof.Dr.Söylet önümüzdeki 4 yıl boyunca rektörlük görevini yürütecek.

İstanbul Üniversitesi'de 28 yıl sonra ilk rektörlük devir teslim töreni gerçekleştirildi. Sıcak bir ortamda gerçekleşen törene eski ve yeni rektörün yanısıra çok sayıda öğretim görevlisi katıldı. Prof.Dr.Mesut Parlak üniversitenin temsili anahtarını ve mührünü yeni rektör Söylet'e teslim etti. Söylet'e başarılar dileyen Parlak, "Bu kutsal emaneti sağlık içinde devredebildiğim için çok mutluyum" dedi. İstanbul Üniversitesi'nde çok uzun yıllardan beri ilk kez böyle bir tören yapıldığını hatırlatan Parlak, "Artık bunlar olmalı. Türkiye Cumhuriyeti belli bir düzeye geldi. Yunus Söylet 34 yıl önce benim öğrencimdi. Bu kutsal emaneti ona devrettiğim için mutluyum" şeklinde konuştu.

Prof.Dr. Yunus Söylet, Mesut Parlak'a görev süresince yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür etti. İstanbul Üniveristesi'nde 28 yıl sonra ilk kez devir teslim töreni yapıldığını belirten Rektör Söylet, Parlak'a minnettar olduğunu kaydetti. Çok ağır bir yükü omuzlarına aldığının bilincinde olduğunu dile getiren Söylet, İstanbul Üniversitesi'nin tarihinin ve öneminin bilincinde olduğunu söyledi. Parlak'tan aldığı bayrağı daha ileri noktalara taşımak için çaba harcayacağını ifade eden Söylet, "Ülkemize ve üniversitemize hayırlı olsun" dedi.

Yapılan konuşmaların ardından Mesut Parlak yeni rektöre İstanbul Üniversitesi'nin temsili anahtarını ve mührünü verdi, bir de plaket takdim etti. Söylet de Parlak'a bir buket çiçek ve çini süslemeli bir tabak hediye etti. Tokalaşmanın ardından Parak, Söylet ve akademisyenler hatıra fotoğrafı çektirdi.

Yeni Rektör Prof.Dr. Yunus Söylet önümüzdeki hafta bir basın toplantısı düzenleyerek projelerini anlatacak.



e.said coskun 20 Ocak 2009 12:32

Okullar Modern Yüze Kavuşuyor
 
http://medya.zaman.com.tr/2009/01/20/okul.jpg




İstanbul İl Özel İdaresi okul binalarının sağlamlığı ve modern çizgilere sahip olmasının yanı sıra, okulun içi için de özel hizmet sunuyor. İstanbul İl Özel İdaresi, okullar için alınan 50 bin çit sıra ve 3 bin 500 adet yazı tahtası satın aldı.


Yeni yaptığı ve onardığı okullara bilgi teknolojisi sınıfı gibi özel sınıflar koşullandıran İl Özel İdaresi, eğitim ve öğretimin hizmetine sunduğu modern binaların yanı sıra, okulları ayrıca modern malzemeler ile donatıyor. Okul sıralarında sınırsız renk ve desenin kullanıldığı modern donatım malzemesinin öğrenci psikolojisini olumlu yönde motive edeceğine inanan İl Özel İdaresi, bu nedenle okulların sıra, dolap, yazı tahtası gibi gereksinimlerini en son teknolojiyi takip ederek öğrencilere sunuyor. Bunlara son örnek yeni alınan ve okullara dağıtılmak üzere İl Milli Eğitim Müdürlüğü'ne teslim edilen 50 bin çift kişilik sıra bank ve 3 bin 500 çelik emaye yazı tahtası oldu. 50 bin sıra bankın 30 binini açık ihale usulüyle satın alan İl Özel İdaresi, 20 bin sıra bankı ise Meslek Liselerine destek olmak amacıyla bu okullardan temin etti.
Açık ihale usulüyle satın alınan 30 bin adet çift kişilik sırabankların alımını KDV dahil 4 milyon 730 bin 130 TL'ye gerçekleştiren İl Özel İdaresi, Meslek Liseleri'nden temin ettiği donatım malzemelerine ise KDV dahil 4 milyon 602 bin TL kaynak aktardı. 3 bin 500 adet çelik emaye yazı tahtası alımı ise 913 bin 500 TL'ya mal oldu.


e.said coskun 21 Ocak 2009 12:21

Obama, Yemin Ederek Göreve Başladı...
 
http://content.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-01-20-barackobama/img/obama4.jpg


http://content.zaman.com.tr/extentions/haberinfotografi/2009-01-20-barackobama/img/obama8.jpg




ABD'nin ilk siyahi başkanı olan Barack Obama, yemin ederek göreve başladı. Washington'da Amerikan Kongresinde milyonların katıldığı bir törenle, İncil'e el basarak yemin eden Obama, ABD'nin 44'üncü başkanı oldu.

ABD'nin yeni Başkanı Barack Obama ve eşi, görevi bugün sona erecek Başkan George Bush ve eşi Laura ile yemin töreninden önce kahve içmek üzere Beyaz Saray'a geldi.

Bush ailesi, 8 yıl kaldıkları Beyaz Saray'ın önünde karşıladıkları Obama ve eşi Mitchell ile gazetecilere poz verdi. Mitchell Obama'nın Laura Bush'a hediye vermesinden sonra Bush ve Obama çiftleri Beyaz Saray'a girdi.
George Bush ve halefi Barack Obama, kısa süre kalacakları Beyaz Saray'dan birlikte ayrılacak ve yemin töreninin yapılacağı Kongre binasına gidecekler.
Beyaz Saray'a yeni Başkan Yardımcısı Joe Biden ve eşi de geldi.

ULUSAL PARK'TA 1 MİLYONDAN FAZLA KİŞİ TOPLANDI

ABD'de Barack Obama'nın yemin ederek başkanlık görevine başlama törenlerini izlemek için, Kongre binası ile Washington Anıtı arasındaki Ulusal Park'ta (National Hall) 1 milyondan fazla kişinin toplandığı bildirildi. Washington kentinin bütün bölgelerinde ise hem metro hem de kaldırımların her yönden gelen insanlarla dolduğu belirtildi. Ulaştırma yetkilileri, yerel saatle 07.00 itibariyle (TSİ 14.00) metro istasyonlarından 207 bin kadar kişinin giriş yaptığını, metro istasyonları önünde uzun kuyruklar oluştuğunu, birçok otoparkın dolduğu ve kapandığı kaydedildi. Bu arada tören alayının geçeceği Pennsylvania caddesinin kaldırımlarının da dolduğu ve birçok kişinin artık güvenli bölgeye girecekleri kontrol noktalarını bulamadığı bildirildi. Televizyonlardan, tören alayının geçeceği bölgede yayalara ayrılan yerlerin yerel saatle 09.30'da (TSİ 16.30) tamamen dolduğu duyuruldu.

WASHİNGTON METROSU YOĞUNLUĞU KALDIRAMIYOR

ABD'de Barack Obama'nın bugün başkanlık görevini devralmasına bir saatten az bir zaman kala, Washington'u dolduran kalabalığı taşımakta zorlanan metro, bir kişiye vagonlardan birinin çarpması üzerine iki istasyonunu kapattı.

Washington'da, ABD'nin ilk siyah başkanı olarak görev alacak Obama'nın yemin töreni için bir milyonu aşkın ziyaretçi bulunuyor. Bu da, güvenlik için kente gelen birçok köprünün kapatıldığı bir ortamda, ulaşımı Washington metro sistemine yüklüyor.
Metro yetkilileri, kırmızı hat üzerindeki en işlek duraklardan biri olan Gallery Place istasyonunda platformdan düşen bir kişiye tren çarpması üzerine bu istasyonu kapattıklarını duyurdu.
Bu durum, bileti olmasa da Obama'nın yemin törenini izlemek üzere Washington'a gelen kalabalığı yürümeye zorluyor. Platformdan düşen kişinin, metro bekleyen kalabalıklar yüzünden düşüp düşmediği ise açıklığa kavuşmadı.

JOE BİDEN YEMİN ETTİ

Joe Biden şu anda yemin ederek ABD Başkan yardımcısı oldu. ABD'nin 44 başkanı olacak Obama birazdan tarihi konuşmasını yapacak. Beyaz Saray'da, George Bush ve First Lady Laura Bush tarafından karşılanan Obama ve eşi daha sonra içeride halef selef olarak Bush'la yapılacak toplantıya girdi. Obama ve eşi, Beyaz Saray'a gitmeden önce, St. John's Kilisesi'ne gidip dua etti.

OBAMA YEMİN EDEREK GÖREVE BAŞLADI

ABD'nin ilk siyahi başkanı olan Barack Obama, yemin ederek göreve başladı. Washington'da Amerikan Kongresinde milyonların katıldığı bir törenle, İncil'e el basarak yemin eden Obama, ABD'nin 44'üncü başkanı oldu.

Obama, ülkenin ilk siyah başkanı olarak Amerikan tarihine geçti. Böylece, köleler tarafından inşa edilen Beyaz Sarayda ilk defa zenci bir başkan görev almış oldu. Kongredeki törende takdim edilirken, ikinci adı ''Hussein'' yerine ''H'' kullanılması ve ''Barack H. Obama'' olarak tanıtılması dikkati çeken Obama, platforma çıkar çıkmaz meydanı dolduran kalabalıklar tarafından, ''Obama, Obama'' diye desteklendi.

Obama, ABD'nin eski başkanlarından Abraham Lincoln'un yemin ederken el bastığı ve 1861 yılından bu yana kullanılmayan İncil'e el bastı. İncil, ABD Federal Yüksek Mahkemesi Başkanı John G. Roberts Jr. tarafından tutuldu. Barack Obama'nın, ABD anayasasını ve ülkeyi iç ve dış düşmanlardan koruyacağına ilişkin yemininin ilk cümlesini, Yargıç Roberts'tan sonra tekrar ederken şaşırdığı ve Roberts'ın ise Obama'ya bu cümleyi bir kez daha söyleyerek hatırlattığı görüldü.
Obama yemin ederken de, ''Ben Barack Hussein Obama'' olarak yeminine başladı. Törenin birkaç dakika uzaması dolayısıyla Obama, yemin etmeden birkaç dakika önce, yerel saatle 12.00'yi (TSİ 19.00) gösterdiğinde, ABD Anayasasına göre Başkan oldu.

İŞTE BAŞKAN OBAMA'NIN İLK KONUŞMASI

ABD'nin yeni Başkanı Barack Hussein Obama yemin ederek görevine başladı. Obama 'Özgürlüğün yeniden doğuşu' başlıklı konuşmasında insan hakları ve hukukun üstünlüğüne vurgu yaparak farklılıkları kucaklayacaklarını söyledi.
Obama konuşmasında bir kere daha dünyaya liderlik etme görevini üstlendiklerini belirterek "Biliyoruz ki ülkemizdeki mozaik bizim mirasımız, bizim kuvvetimiz. Hristiyan, Müslüman, Musevi, Hindu, Ateist, tüm inançların oluşturduğu bir ülkeyiz. Biz yeni bir çağ başlatmaya kararlıyız" dedi.

Obama yemin törenini ardından yaptığı konuşmada şunları söyledi:
"Sevgili vatandaşlarım,
Bugün karşınızda burada, karşımızda duran görevle alçakgönüllükle duruyorum. Barış zamanlarında ve fırtınalı dönemlerde bu yeminler edildi. Bu dönemde kurucu metinlerimize olan inancımızla yola devam ediyoruz. Krizin orta yerinde olduğumuzu biliyoruz. Ulusumuz savaşta...Uzak coğrafyalarda mücadele ediyoruz. Ekonomimiz gerçekten zayıf durumda. İşlerini kaybeden vatandaşlarımız var. Sağlık hizmetleri çökme noktasında. Çok zor bir dönem başlıyor. Ama kendimize güvenimizi yitirmemeliyiz. Önümüzdeki nesil için çok önemli ekonomik tedbirler alacağız. Çok kolay ve kıza zamanda değil ama başaracağımıza eminim.


ESKİMİŞ DOĞMALARI BIRAKIYORUZ

Umut için biraraya geldik. Tutulmayan sözleri bırakmayı, eskimiş doğmaları bırakmayı tercih etitk. Artık çocukça görüşleri bırakmanın zamanı geldi. Artık ruhumuzu yeniden kuvvetlendirmek zamanı geldi. Ulusumuzun büyüklüğünü yeniden dile getirme zamını.


HER YERDE YAPILACAK ÇOK İŞ VAR

Yeteneklerimiz hala yerinde, hoş olmayan kararlar alacağız. Bugünden itibaren ayağa kalkmalı, tozları silkelemeli ve Amerika'yı yeniden yaratmaya başlamalıyız. Her yerde yapılacak çok iş var. Ekonominii durumu her yerden müdahaleyi gerektiriyor.


SİYASİ ÇATIŞMALARDAN UZAKLAŞMALIYIZ

Toprağımızı ekmeli, fabrikalarımızı çalıştırmalı, öğrencilerimizi , gençlerimizi eğitmeliyiz. Artık siyasi çatışmalardan uzaklaşmalıyız. Bütçelerimizi akıllıca harcayacağız. Piyasının gerektirdiklerini boşverin. Bu kriz bize bir ders verdi.


İNSAN HAKLARI VE İDEALLERİMİZİ UNUTMAYACAĞIZ

Ortak savunmamız sö zkonusu olduğunda ise güvenliğimizle ideallerimiz arasında seçim yapmacağız. İnsan hakları ve ideallerimizi unutmayacağız. Güvenlik için ilkelerimizden vazgeçmeyeceğiz. ABD herkesin dostudur. Bir kere daha dünyaya liderlik etme görevini üstlendik.Hukukun üstünlügü ve insan hakları klavuzumuz olacak. Farklılıkları kucaklayacağız. Dostalarımızla ve eski düşymanlarımızla birlikte çalışacağız. Nükleer tehdit berteref edene kadar çalışyacağız. Ve küresel ısınma ile mücadele edeceğiz.


MOZAİK MİRASIMIZ BİZİM KUVVETİMİZ

Biliyoruz ki bu mozaik mirasımız bizim kuvvetimiz. Hristiyan, Müslüman, Musevi, Hindu, Ateist, tüm inançların oluşturduğu bir ülkeyiz. Biz yeni bir çağ başlatmaya kararlıyız. Her nesilden, her dilden, dinden vatandaşlarımız var. Müslüman dünyasına sesleniyorum, karşılıklı çıkarlarımız var. Yumruğunuzu açın elinizi sıkacağız. Biz yeni bir çağ başlatmaya kararlıyız. Fakir ülkelerin vatandaşları sizlerle birlikte çalışacağız tarlalarınızı ekeceğiz. Dünya deişiyor biz de değişeceğiz. Bizlerin şansını her ülkeye götüreceğiz. Karaterimizi oluşturan sorumluluğu üstleniyoruz.


ÖZGÜRLÜK KAVRAMINA SIĞINALIM 60 yıl önce benim gibiler restoranlara giremiyordu bu gün bu çağın bittiğini göstergesidir. Kim olduğumuzu hatırlayalım. Gelecekte sadece erdem ve umut varlığını sürdürecek. Amerika... Ortak tehditlerle mücadele etiğimiz bu kış gününde şunu hatırlayalım. Özgürlük kavramına sığınalım."


NervouS 30 Ocak 2009 10:02

Başbakan Tayyip Erdoğan, Davos'ta WEF Başkanı birlikte basın toplantısı düzenledi.
http://www.gercekgundem.com/img/news/erdogandavasbas.jpg
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Davos'ta, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile katıldığı Gazze konulu paneldeki tepkisinin, oturumu yöneten moderatöre olduğunu belirterek, ''Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım'' dedi.

Dünya Ekonomik Forumu çerçevesinde düzenlenen ''Gazze Orta Doğu İçin Model'' oturumuna katılan Başbakan Erdoğan, İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile arasında yaşanan gerginlik sonrasında salonu terk etmesinin ardından, Forum Başkanı Klaus Schwap ile bir araya geldi.

Kısa süren bir görüşmenin ardından Erdoğan ve Schwap bir basın toplantısı düzenledi.

Davos Dünya Ekonomik Forumu Başkanı Klaus Schwab, oturumun bu şekilde bitmiş olmasından dolayı çok üzgün olduğunu belirterek, duygularını paylaşmak istediğini söyledi.

Schwab, ''Çünkü Sayın Başbakan Erdoğan yakın ilişkilerimin olduğu ve güvenilir bir dostumuz olan bir kişi ve burada tüm organizasyon içinde Türk hükümeti büyük destek sağlıyor. Ancak burada daha fazla önemli olan husus ise bizler burada kendisinin Orta Doğu'daki barış için, oynamakta olduğu rol için tekrar tekrar teşekkür etmek istiyorum. Bu önemli görev ve sorumluluğu üstlendiği için hakkını her zaman teslim etmemiz gereken biri Sayın Erdoğan'' dedi.

Erdoğan'ın Orta Doğu'daki sorunların çözümü için önemli sorumluluklar üstlendiğini ifade eden Schwab, aslında bütün konuşmacılara belli süreler verildiğini vurguladı. Schwab, ''İlk süreçte 5'er dakika verilmekte, daha sonra diyalog ortamı oluşuyor ve 5'er dakika veriyoruz. Ancak burada maalesef ilk turdaki konuşmalar uzun sürdü ve sınıra yaklaştık ve zamanımızı aştık ve üzüntü içinde söylüyorum ki görüşmeleri kesme zorunluluğu doğdu. Bu durum nedeniyle ilk turda konuşmalar uzun sürdü. Sayın Erdoğan anlamlı bir cevap yansıttı'' diye konuştu.

Schwab, büyük çabalar sarf ederek yürüttükleri forumda, herkesin ''barış ve ekonomik refahı sağlamak için'' geldiğini anlatarak, şunları kaydetti:

''Bizler buradayız. Davos'un ruhu içerisinde karşılıklı olarak anlayış mevcuttur. Burada olumlu ruh halini yansıtmak yapıcı olarak çalışmalar yürütme ruh hali egemendir. Diyaloğun oluşturulması için gerçekleşiyor bunlar, diyaloğun bizlerin umutlarını yeşertmesi için diyaloğun gerçekleşmesi gerekiyor. Bizler bunun için mücadele ediyoruz ve uzlaşının sağlanması, barışın Orta Doğu'da egemen olması için bu gibi oturumlar düzenleniyor ve şunu umut ediyorum ki bugünkü oturumda gerçekleşen duruma rağmen yalnızca buradaki bu durum değil ortak değerler ortak uzlaşı alanı ve karşılıklı algılama egemen olur. Burada bulunduğunuz içini teşekkür ediyorum.''

-ERDOĞAN'IN SÖZLERİ-

Erdoğan, uluslararası alanda özgür bir tartışma ortamı teşkil eden Davos'a her zaman olduğu gibi barışçı, yapıcı ve uluslararası işbirliğine katkıda bulunmak üzere geldiğini ifade etti.

Davos çerçevesinde yürütülen muhtelif faaliyetler kapsamında uluslararası barış, istikrar ve işbirliğinden yana olan tutumunu vurguladığını dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:

''Bu kapsamda Orta Doğu barış süreci, İsrail-Filistin, İsrail-Suriye ve Lübnan konularında özellikle yürütüğümüz temas ve çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundum.

Son bir ay zarfında yaşanan, insanlık trajedisini ki bildiğimiz gibi Gazze'de yaşanan trajedi ve kriz ile ilgili gözlem ve değerlendirmelerimizi Davos ruhuna ve usullerine uygun şekilde açık yüreklilik ile paylaştık.

Konuşmamda özellikle altını çizerek barış mesajlarını ön plana çıkardım. Herhangi bir şekilde ne İsrail halkını ne Cumhurbaşkanı Perez'i ne de Musevi halkını hedef aldım. Aksine, bugün öğleyin yapılan panelde de bu akşam yapılan panelde de antisemitizmin bir insanlık suçu olduğunu ifade eden bir başbakan, bir lider olduğumu tekrar hatırlattım.

Tabii, usul açısından bir şeyi hatırlatmak durumundayım. Bugün öğlen katıldığım panelde 14.30 başlaması gerekirken sadece ben ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev geldi. Maalesef 20 dakika bekledik henüz kimse gelmemişti. Panel yöneticisi 'gelin buyurun çıkalım 2 kişi ile buna başlayalım' ve 14.50'de panele başladık.

Akşamki panele gelince Sayın Ban-Ki Mun 8 dakika konuştu. Ben 12 dakika konuştum. Sayın Amr Musa 12 dakikaya gelince konuşmasını kesti. Buna mukabil İsrail Cumhurbaşakanı, 25 dakika boyunca zaman zaman toplantı usul ve adabına aykırı bir şekilde, doğrudan bana yüksek sesle hitap ederek, Davos'ta alıştığımız özgür tartışma ortamını dışına çıkan bir tavıra sergiledi.

Uluslararası panel kurallarına göre, objektif tutum sergilemesi beklenen yönetici de bu tür toplantı kriterlerinin dışına çıkarak benim de dahil olduğum konuşmacılara söz hakkı tanımadan paneli bitirmek istedi.

Müdahale ederek söz aldığımda da görüşlerimi ifade etmeme imkan tanımadı. Ve toplantı moderatörüne karşı bir tepki ortaya koydum. Bitmek üzere olan toplantıyı da terk ettim. Bunu özellikle sizlere açıklamak istedim ki, çünkü burada da hedef saptırılabilir.

Yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim.''

-SORULAR-

Erdoğan, ''Daha sonraki toplantılar ile ilerideki Davos toplantılarında olacak mısınız?'' sorusu üzerine, ''Değerlendireceğiz. Çünkü, benim tabii ki burada tavrım modaratöre oldu ama bu tür moderatörlerin olduğu Davos zevk vermez onu söyleyeyim, barışa da gölge düşürür onu hatırlatayım'' dedi.

Kuveyt'li bir gazetecinin ''Peres'in sesini yükselterek konuştuğunu gördük. Siz buradaki çalışmalar, Türkiye tarafından ve Arap Birliği çerçevesinde Gazze'de gerçekleşecek yapılacak çalışmalar hangi yönde devam edecek? Gazze açısından gerçekleştirecek çalışmalar doğru mu değil mi? Arap Birliği gelişmeleri doğru mu değil mi?'' sorusuna Erdoğan, şu karşılığı verdi:

''Ben, Perez'in yaşına saygım sebebiyle sesimi yükseltmedim. Yoksa sesim ondan daha çok çıkar, orada bir sıkıntım yok. Çok açık, net bir şey daha söylüyorum; doğru konuşmuyor. Tarih onu yalanlıyor, siyaset bilimi onu yalanlıyor, rakamların hepsi bizde var. Dolasıyla, tabii işte beraber olamadığımız için rahat konuşma imkanımız yok ama 25 dakika o konuşup 12 dakika biz konuştuğumuz zaman burada da adaletsizlik oluyor. Fazla vaktinizi de almak istemiyorum. Hepinize ilgi ve hassasiyet sebebiyle çok teşekkür ediyorum.''

Ortak basın toplantısına Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa da katıldı. Toplantıya uluslararası basın yoğun ilgi gösterdi.

KAYNAK


sugardboy 21 Şubat 2009 15:46

Askerlik kanunu değişti
 
http://www.uzmanjandarma.net/files.php?file=49006_467301940.jpg
Askerlik Kanununda değişik yapılmasına ilişkin yasa teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Yasaya göre, terörle mücadelede şehit olanların bütün çocukları ve kardeşleri askerlikten muaf olabilecek. Terör olayı dışındaki şehitlerin ise bir kardeşi bundan yararlanacak. Astsubay üstçavuş ve kıdemli üstçavuş rütbe bekleme süresi, 3 yıldan 6 yıla çıkartılacak.

Genel Kurulda, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Hasan Kemal Yardımcı'nın Askerlik Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin yasa teklifi ile GATA Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tasarı, temel kanun olarak iki bölüm halinde görüşüldü.

Yasaya göre, çeşitli nedenlerle Türk vatandaşlığını kaybettikten sonra yeniden kazananların askerlik işlemlerine, vatandaşlığı kaybettikleri tarihteki durumlarına göre devam edilecek.

Askerlik hizmetini yerine getirirken ölen, akıbeti meçhul kalan, hakkında gaiplik kararı alınan veya maluliyet aylığı bağlanmasını gerektirecek biçimde malul olanların; baba ve annesinin müşterek olarak talep ettiği veya baba ya da annesinden biri ölmüş ise sağ olanın talep ettiği kardeşlerden biri, istekli olmadıkça silah altına alınmayacak, silah altındaysa terhis edilecek.

Baba veya annesinin müştereken anlaşamadıkları veya her ikisinin de ölmüş olması durumunda; öncelikle silah altında olan kardeşi varsa, istekli olması halinde terhis edilecek. Silah altında kardeşi yoksa veya silah altında olan kardeşi terhis olmak istemezse, askerlik hizmeti sırası gelen ilk kardeş, istekli olmadıkça askerliğe alınmayacak.

Askerlik yaparken, Terörle Mücadele Kanunu kapsamında hayatını kaybeden yükümlülerin çocukları ile aynı anne ve babadan olan kardeşlerinin tamamı, istekli olmadıkça askerliğe alınmayacak, askerlik yapanlar ise istekleri halinde terhis edilecek.

YOKLAMALAR

Askerlik çağına girenlerden yoklama devresinde bulunanlar; 20 yaşına girdikleri yılın 1 Ocak-30 Haziran tarihleri arasında ilk, 1 Temmuz-31 Ekim tarihleri arasında ise ikinci olmak üzere, iki kez yoklamaya tabi tutulacak.

Bu yoklamalar yapılırken, her yıl yedeklerin de yoklamaları yapılacak. Yedeklik yoklama yaş sınırı, ihtiyaç halinde Milli Savunma Bakanlığınca 10 yıla kadar indirilebilecek.

Askerlik meclisinde bulunması gereken askeri hekimler, Genelkurmay Başkanlığı, sivil hekimler ise mülki amirler tarafından görevlendirilecek. Askerlik meclisinin toplanmadığı zamanlardaki son yoklama işlemlerinde, askeri hekim şartı aranmayacak.

Askerlik şubeleri, son yoklama tarihlerini mahallin en yüksek mülki amirine bildirerek, askerlik meclisinin belirlenen günde toplanmasını ve muhtarların, o yıl askerlik çağına girenler ile bir önceki sene ertesi yıla terk edilenlerin, muhtarlıklarda asılarak ilan edilecek listeleriyle birlikte belirlenen günde gelmelerini isteyecek.

YAZILI TEBLİGAT UYGULAMASI KALKIYOR

Askerlik işlemlerinde yazılı tebligat uygulamasına son verilecek, tebligat, TRT aracılığıyla yapılacak.

Milli Savunma Bakanlığı tarafından o yıl askerlik çağına girenler ile bir önceki yıl, ertesi yıla terk edilenlerin son yoklamalarının yapılacağı, TRT aracılığıyla duyurulacak. Bu duyuru, hükümlülere tebliğ mahiyetinde olacak.

Son yoklama sırasında, askerlik şubesine veya yurt dışı temsilciliklerine gelmemiş ve gelmeyiş sebebini bildirmemiş kişiler, yoklama kaçağı kabul edilecek.

Yoklama kaçakları ve bakayalar, yakalanmaları için Milli Savunma Bakanlığı tarafından İçişleri Bakanlığına, askerlik şubelerince de mahallin en büyük mülki amirine bildirilecek. Yakalananlar, en geç 24 saat içinde en yakın şubeye getirilecek. Askerlik şubesi tarafından teslim alınmayanlar, derhal serbest bırakılacak.

Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte tebligatsız saklı, yoklama kaçağı veya bakaya durumunda olanların askerlik şubelerine müracaat etmeleri, Milli Savunma Bakanlığı tarafından TRT aracılığıyla duyurulacak. Bu duyuru, yükümlülere tebliğ mahiyetinde olacak. Yapılan duyuruya rağmen 3 ay içerisinde askerlik şubesine başvurmayanlar hakkında, tebligatlı işlem yapılacak.

Ülke menfaatine uygun olmayan ve uluslararası alanda istismar edilebilecek nitelikte haritaların üretim ve kullanımının önlenmesi amacıyla harita, atlas, küre ile harita ve harita bilgisi içeren her türlü doküman için, Harita Genel Komutanlığından uygunluk onayı alınması zorunlu olacak.

YEDEK SUBAYLARIN TERFİSİ

Yedek subayların terfisi de yeniden düzenlenecek. Buna göre, yedek subaylar, barışta; silah altında geçen süreleri, hizmet sürelerinden sayılmak suretiyle muvazzaf subaylar gibi terfi ettirilecek. Yedek subaylar, seferde; muvazzaf subaylar gibi terfi ettirilecek. Yedek subayların terfi şart, usul ve esasları hakkında TSK Personel Kanunu hükümleri uygulanacak.

Astsubay üstçavuş ve kıdemli üstçavuş rütbe bekleme süresi, 3 yıldan 6 yıla çıkartılacak.

Üstçavuşluk ve kıdemli üstçavuşlukta 6 yıllık bekleme süresine tabi olacak astsubaylardan; kıdem alanlara, rütbe terfi şartları bakımından fiili bekleme süresinin üçte ikisi oranında sicil bulunma şartı getirilirken, üstün başarı nedeniyle terfi edecek üstçavuş ve kıdemli üstçavuşların sadece bu rütbelerine ait sicil notunun ortalaması yüzde 95 ve üzerinde olması gerekecek.

Astsubaylıktan subaylığa müracaat yılı, 7 ile 9. hizmet yıllarından 5 ile 7. hizmet yıllarına alınıyor. Bu düzenlemeyle, astsubayların kişisel ve mesleki gelişim alanlarına odaklanması, motivasyonlarının artırılması, subaylığa teşvik edilmeleri, statüler arası geçişin kolaylaştırılması, subaylık nosyonunun genç yaşlarda kazanmaları, nitelikli ve başarılı personelin subay yapılması amaçlanıyor.

Rütbe bekleme sürelerinin yükseltilmesi paralelinde, üstçavuş ve kıdemli üstçavuş rütbeleri için ''kademeli'' tanımı getiriliyor.

Üstçavuşluk ve kıdemli üstçavuşlukta da 6 yıllık rütbe bekleme süresine tabi olunacak. Astsubayların hizmet tazminat oranları, mali hak kaybına uğramayacak şekilde yeni rütbe bekleme süresine göre yeniden düzenlenecek.

TSK tarafından üretilen, yurt içinden veya yurt dışından çeşitli yollarla elde edilen her cins ve sınıf ikmal maddesinden; hizmet dışı bırakılan, hurdaya ayrılan ve ihtiyaç fazlaları kiralanabilecek.

YÜKSEK BİLİM KONSEYİNE ATAMA

Yüksek Bilim Konseyi, Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı ve Gülhane Askeri Tıp Fakültesi Dekanı ile Gülhane Askeri Tıp Akademisinde görevli anabilim ve bilim dalı başkanlığı, servis ve kısım şefliği ile enstitü ve yüksekokul müdürlüğü görev süresini tamamlayan öğretim üyeleri ile Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı tarafından bir yıl için görevlendirilecek 3 anabilim dalı ve 2 bilimdalı başkanından oluşacak.

Yüksekokul müdürü, öncelikle yüksekokul kadrolarında görevli öğretim üyeleri arasından, yüksek okul kadrolarında görevli öğretim üyesi bulunmadığı takdirde Gülhane Askeri Tıp Akademisinde görevli öğretim üyelerinden Gülhane Askeri Tıp Akademisi Komutanı tarafından teklif edilecek 4 öğretim üyesi arasından Genelkurmay Başkanlığınca 4 yıl için atanacak. Görev süresi bitimini takiben Yüksek Askeri Şura tarafından yapılacak değerlendirmelere göre, birer yıllık süreler halinde en fazla 4 defa uzatılabilecek. Yüksekokul müdürünün görev süresi 8 yılı geçemeyecek. Görev süresi bitenler Yüksek Bilim Konseyindeki kadrolara atanabilecek.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, milletvekillerinin sorularını yanıtlarken, şehit yakınlarıyla ilgili olarak Türkiye'de belli zamanlarda iyileştirmeler yapıldığını belirterek, ''Bugün itibarıyla başka bir çalışma gündemde yok. imkanlar elverdiğinde yeni iyileştirmeler yapılabilir'' dedi.

ERGENEKON

Teklifin görüşmeleri sırasında CHP'li milletvekilleri, Ergenekon davası ve soruşturmasına ilişkin eleştirilerde bulundu.

CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, 2 yıldan beri devam eden olayın TSK ile ilgisi olup olmadığını sorarak, ''Böyle bir örgüt var mı yok mu bilinmemesine rağmen gözaltılar dalga dalga devam ediyor. Son günlerde ortaya çıkan silahların TSK ile ilgisi var mı yok mu? Bu dava hukuki mi yoksa siyasi mi? Biz darbelere de çetelere de karşıyız ama hukuksuzluğa da karşıyız'' dedi.

CHP Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı da ''Ergenekon soruşturmasının her dalgasında suçlu olabilecekler ve susturulması gerekenlerin gözaltına alındığını'' ileri sürerek, ''Bunların hepsinin ortak suçu AKP karşıtı olmaktır. Hukuk çiğneniyor. Gelsin ETÖ (Ergenekon terör örgütü), gitsin ETÖ... Ülkedeki bütün suçlar üzerine atılıyor. Bırakın Apo'yu, Cemil Bayık'ı, terörist dediğiniz Kemal Gürüz, Mustafa Özbek, Mustafa Balbay gibi olur'' dedi.

AK Parti Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, yargı bağımsızlığı ve görülmekte olan bir davayla ilgili düzenlemelere işaret ederek, yapılan konuşmalarda bu ilkelerin çiğnendiğini söyledi. Bozdağ, yargı bağımsızlığına herkesin saygı göstermesini istedi.

MHP Bursa Milletvekili Hamit Homriş ise Cumhurbaşkanlığı internet sitesinde yer alan haritayı eleştirerek, ''Harita Genel Müdürlüğünün internet üzerinde haritaları varken, Google'den harita indirmenin garabetini anlamış değilim'' dedi.

Başkanvekili Güldal Mumcu, teklifin yasalaşmasının ardından birleşimi 10 Şubat Salı günü saat 15.00'de toplanmak üzere kapattı.


DERF_YORK 25 Şubat 2009 13:03

Haber Yayın Tarihi: 25.02.2009 12:07


THY Uçağı Amsterdam'da Düştü: Can Kaybı Yok Türk Hava Yollarına Ait Bir Uçak, Hollanda'nın Amsterdam Kentinde Schiphol Havaalanına İnerken Yere Çakıldı. 127 Yolcunun Olduğu Uçakta Can Kaybı Yaşanmadı.


Türk Hava Yollarına ait bir uçak, Hollanda'nın Amsterdam kentinde Schiphol havaalanına inerken yere çakıldı. 127 yolcunun olduğu uçakta can kaybı yaşanmadı.






_


DERF_YORK 25 Şubat 2009 13:54

Hollanda,da Oluşan Uçak kazasın'da Hollanda,lı yetkililer..
20 Ağır yaralının olduğunu Belirtti.
Hollanda'lı yetkililerin,de Basın açıklaması yapacağı belirtildi.
Amsterdam,da Hava koşullarının sürekli değişmesi konusunda bilgi verildi.
Hollanda' Ulusal Tv kanalı. Olayla ilgili 5 Kişi,nin Hayatını kaybettiğini belirtsede,
Haber Doğrulanmadı. Saat 13:53 itibarıyla gelişen Haber !!
Türkiye" Saatiyle saat 14:30,da Hollandalı Yetkililer basın açıklamasında bulunacaklar.


DERF_YORK 26 Şubat 2009 00:12

Uçağın Kara Kutuları Bulundu İstanbul -Amsterdam Seferini Yaparken Bu Sabah Yerel Saatle 11:50 Dolaylarında Schiphol Havaalanına İnişe Geçtiği Sırada Kaza Yapan THY'nin "Tekirdağ" İsimli Uçağında Son Belirlemelere Göre Ölü Sayısının 9 Olduğu Açıklanırken, 6 Kişinin de Hayati Tehlike Sınırında Olduğu Bildirildi.
İstanbul-Amsterdam seferini yaparken bu sabah yerel saatle 11:50 dolaylarında Schiphol havaalanına inişe geçtiği sırada kaza yapan THY nin "Tekirdağ" isimli uçağında son belirlemelere göre ölü sayısının 9 olduğu açıklanırken, 6 kişinin de hayati tehlike sınırında olduğu bildirildi.

Schiphol havaalanında kazaya ilişkin düzenlenen ikinci basın toplantısında son gelişmeler hakkında bilgi veren yetkililer, uçağın kara kutularının bulunduğunu da açıkladı.

Yetkililer, kazada yaralanan 80?den fazla kişinin başta Amsterdam ve Utrecht.
çevre illerde 11 ayrı hastaneye kaldırıldığını belirttiler.

Haarlem Belediye Başkanı Yardımcısı Michel Bezuijen başkanlığında, itfaiye ve havaalanı yetkilileriyle, sağlık ekibi başkanı ve Haarlem Savcısının hazır bulunduğu basın toplantısında ölen ve yaralanan yolcular hakkında ayrıntılı bilgi verilmedi, ancak ölenlerden üçünün mürettebat olduğu doğrulandı. Kazada yaşamını yitirenlerin halen araştırma amacıyla uçakta bulunduğu belirtildi.

Verilen bilgiye göre, 6 hayati tehlikesi devam eden yolcu yanında 25 de ağır yaralı yolcu bulunuyor.

Kazaya kurtarma çalışmaları çerçevesinde 60 ambülans ve 150 uzman sağlık görevlisiyle en hızlı şekilde müdahale edildiğini bildiren yetkililer, kazadan hemen sonra yolcu yakınları için bir merkez oluşturularak onlara da gerekli destek hizmetinin verildiğini iade ettiler.

Yetkililerin verdiği bilgiye göre, kazada kara kutular bulundu. Ancak kaza nedeni henüz bilinmiyor, bu konuda henüz somut bilgi bulunmadığını kaydedildi.

Kaza,da 9 Kişi Hayatını kaybetti.
Hayatını Kaybeden Yolculara Allah'tan Rahmet ve Aielelerine..
Sabır diliyoruz.


e.said coskun 4 Mart 2009 21:59

Türk'üm, Doğruyum; Sigara ve Alkol Kullanmayacağım!
 
http://medya.zaman.com.tr/2009/03/04/sigara.jpg


Sivas'ta sigara ve alkole savaş açan Selçuk İlköğretim Okulu öğrencileri sokağa döküldü. Pankartlarla kötü alışkanlıkların zararlarına dikkat çeken küçükler, sigara tiryakisi ve alkol, uyuşturucu bağımlısı olmayacaklarına dair yemin etti.

Sivaslılara sigara ve alkolün zararını anlatmak amacıyla yürüyüş düzenleyen 700 öğrenci, öğretmenlerinin koordinasyonunda Cumhuriyet Meydanı'na doğru yürüdü. Taşıdıkları pankartlarla büyüklere 'Sigarayı dışla, hayata başla', 'Sigarayı atın hayatı tadın' gibi sloganlarla mesajlar verdi. Öğrenciler, sigara ve alkolün insan vücuduna verdiği zararı hazırladıkları objelerle de görsel olarak anlattı. Kortejin en önünde öğrenciler tarafından sigaradan hayatını kaybeden bir kişinin tabutu taşındı. Vatandaşların meraklı bakışları arasında yürüyüşlerini sürdüren öğrenciler, Atatürk Anıtı önündeki programda konuyla ilgili şiirler okudu, şarkılar söyledi. Programın sonunda ise sigara ve alkol kullanmayacaklarına dair hep bir ağızdan ant içti.


Sivoy 11 Mart 2009 12:15

PKK’dan kaçan teröristlerin ABD ordusuna katılarak Afganistan’a paralı asker olarak gittiği bildirildi.

Kanal D’nin haberine göre, Türk savaş uçaklarının operasyonları sonucu büyük moral çöküntüsü yaşayan bölücü örgüt mensupları PKK’dan kopmaya başladı.

PKK’dan kopan teröristeler Kuzey Irak’ta dağılarak yaşamlarını sürdürürken, bazıları Türkiye’ye dönüyor. Irak’taki ABD ordusuna katılmayı tercih edenler var.

Erbil’deki Amerikan Ofisi’ne başvurarak kayıtlarını yaptıran PKK’lılar, Bağdat’ta kısa bir eğitimden geçirildikten sonra yeni bir kimlikle sözleşme yaparak paralı Amkerikan askeri oluyor. Paralı asker olan PKK’lılar, Afganistan’a gönderilerek Taliban ve El Kaide örgütüne karşı gerille savaşında ABD saflarında savaşıyor.

Eski PKK’lıların ABD ordusunda paralı asker oldukuları iddiası MİT, Emniyet ve Jandarma istihbaratın raporlarına yansıdı. İstihbarat raporlarının paralı asker olan PKK’lıların konu başlığı da ilginç bir sıfatla adlandırılıyor: "PKK’lı Coniler.."

PKK’lıların ABD ordusuna paralı asker olarak katıldıkları haberlerini teslim olan teröristler de doğruladı. Hezir kod adlı Suriye kökenli bir PKK’lının verdiği bilgiye göre, en az 15 arkadaşı ABD ordusuna katıldı. ABD ordusu yetklilelerinin PKK’lı teröristlere ABD’de yaşama hakkı veren ’Yeşil Kart’ vaadinde bulundukları bildirildi.



Kaynak : Medya Haber


DERF_YORK 26 Mart 2009 19:23

http://www.milliyetciler.com/img/Lider7.jpg

BBP Lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nu taşıyan helikopter düştü.


Büyük birlik Partisi,nin ve beraberinde,kilerin İçinde bulunduğu Helikopter kaza,sında Aradan 1 gün geçmesine rağmen halen ulaşılamamış..

Ne söyleyeceğimi bilmiyorum Büyük Üzüntüdeyimm..
Allah,tan Umut kesilmez İnşallah Sağ sağlim Ulaşırlarr.
Rabbim Ailelerine bağışlasın..
Ben,de 96 Senesin,de Tanışma fırsatına erişmiştim.
Çok Çoooooook İyi birisiydi.Mütevazi ve Bilgiliydi.
Rabbim Ona ve Yanındakilerinin yardımcısı olsun.
Tüm Sevenlerine Sabır Yağmurları yağdırır İnşallah.
Ne yazacağımı dahi bilmiyorumm..
Üzüntü verici Elim,den dua etmekten başka bir şey gelmiyor.



Daisy-BT 26 Mart 2009 20:32

Muhsin Yazıcıoğlu'na ulaşıldığı söyleniyor, umarım sağ ve salimdir.
Olay çok üzücü. Zor ama iyi sonuçlansın diliyorum.


Sivoy 26 Mart 2009 21:25

Yazıcıoğlu'nun örnek aldığı tarihi lider

http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/881920090326070940690.jpg

İçinde bulunduğu helikopterin arama çalışmaları hala süren BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu'nun mücadele azmini kimden örnek aldığı ortaya çıktı.

Muhsin Yazıcıoğlu'nun 14 Temmuz 1997 tarihinde Antalya'nın Kaş ilçesi Kınık beldesinde bulunan Kolakoğlu Un ve Yem Fabrikası'nı ziyaret ettiğini belirten işadamı Durmuş Ali Konu, "BBP lideri Celaleddin Harzemşah'ı çok sevdiğini söyledi. Partisinin çok kişi tarafından sevilmesine rağmen oy verilmemesi konusunda 'mahallenin güzel kızına talip çok, alan yok' tabirini kullandı." dedi.
Konu, "Yazıcıoğlu, Celaleddin Harzemşah'ın Moğal zulmüne karşı direnmesini ve korkusuzca savaşmasını seviyordu. Harzemşah'a yakın dostları 'Moğol ordusuna karşı yenileceğini bile bile niçin savaşıyorsun?' dendiğinde, 'Muzaffer etmek Allah'ın elinde, ben vazifemi yapıyorum' demiş. Yazıcıoğlu da, 'Bizim görevimiz bu millete doğruları söylemek. Tercih halkın. Lütuf ve ihsan Allah'ın. Biz çalışmalarımızı birileri plaket versin apolet taksın diye yapmıyoruz. Atalarımızdan miras kalan ve 3 asırdır dumura uğrayan Nizamı-ı Alem davasını en güzel şekilde temsil etmek.' demişti." ifadesini kullandı.
BBP liderinin 30 yıldır 'en aziz dostu' olduğunu belirten Manavgatlı işadamı Muharrem İnce de Cenab-ı Allah'ın Yazıcıoğlu'nu önce eşi Gülefer Yazıcıoğlu'na, çocukları Firuze ve Furkan ile Türk milletine bağışlamasını diledi.
İnce, Yazıcıoğlu'nun, 1994 yılında Manavgat'ta köylerinin yaylasına çıkarken sağ ayağının bir taşa takılması sonucu bileğinin kırıldığını ifade etti.

(CİHAN)


peaceful 27 Mart 2009 18:17

Sen üşüdün, bizim de içimiz dondu Reis
http://image.haber7.com/haber/haber7/photos/634620090327052900558.jpg


Türk milliyetçiliğinin efsane lideri Muhsin Yazıcıoğlu içinde bulunduğu helikopterin düşmesi sonucu ebediyete göç etti. Şimdi akıllarda 25 önce yazdığı şiir var...

27 Mart 2009 18:10
http://image.haber7.com/site_images_v2/images/size10.gif http://image.haber7.com/site_images_v2/images/size12.gif http://image.haber7.com/site_images_v2/images/size14.gif http://image.haber7.com/site_images_v2/images/size16.gif


Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde beraberindeki 5 kişi ile bindiği helikopteri düşerek hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun, Mamak Cezaevi'nde yıllar önce yazdığı 'Üşüyorum' şiiri şimdi ayrı bir anlam kazandı. Türk milliyetçiliğinin efsane lideri, siyasitin vakur ismi Muhsin Yazıcıoğlu 25 yıl önce kaldığı Mamak cezaevinde yazdığı "Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır, Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum." dizeleriyle şiirine başlamıştı.

50 saat boyunca içinde olduğu helikopterin kar tipi altında kalan enkazına ulaşılımayan Yazıcıoğlu'nun şiiri, "Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum Durun kapanmayın pencerelerim, Güneşimi kapatmayın, Beton çok soğuk, üşüyorum." dizeleriyle bitiyor.

YAZICIOĞLU'NUN AĞZINDAN "ÜŞÜYORUM" / DİNLEYİN
İşte Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı ve okuduğu 'Üşüyorum' şiiri
Bir coşku var içimde bugün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi, süzülüyorum
Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasında
Ruhumu dinlemek istiyorum
Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum
Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum
Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

(Muhsin YAZICIOĞLU)


DERF_YORK 27 Mart 2009 19:53

Kaza,da Hayatını kaybeden, Liderimiz ve Yanında bulunan dava Kardeşlerimize..
Allah,tan Rahmet ve Aile,lerine ve Tümm Sevenlerine Sabırlar Diliyorum.
Mekanınız cennet olsun.
Canı veren Yüce "Allah Elbette yine alan Odur.

96 Senesinde Tanıştığım "Mushsin yazıcıoğlu" Ölüm orucuna yatan Çeçen Askerine.
Bizler Elhamdulillah Müslümanız. !! Birlik ve kenetleşceğimiz günlerde..
Bunu sağlığımızı tehdit ederek değil; Ancak Mücadele ederek Gösterebilirz diyip..
Açlık grevini bitirmesini istemişti.
Gerçek,ten Çok İyi bir Lider ve Öncüydü.
Reisim.. Mekanın Cennet" Peygamberimiz Şefahatcin Ruhun şaad olsun.
,




DERF_YORK 6 Nisan 2009 20:06

http://resimler.haberler.com/haber/369/deprem-cizmeyi-vurdu-13-olu_o.jpg


İtalya,daki Sabaha karşı 03:30 saatlerinde 6.3 Şiddetinde Yaşanan deprem,de
Hayatını kaybedenlerin Allah,Günahlarını Affetsin..
Yakınlarına,da baş sağlığı ve sabır diliyorum.
Gerçekten Üzücü bir olay. 80 den fazla Ölü olduğu söyleniyor..
Bizde depremi yaşamış olan bir Millet olarakk..
Oradakilerin neler yaşadığını tahmin edebiliyoruz.
Allah yardımcıları olsun.


Sivoy 6 Nisan 2009 21:35

Obama'dan TBMM'de tarihi konuşma

İşte Obama'nın TBMM^'deki tarihi konuşmasından satır başları:

* Ülkelerimiz arasındaki dostluğu pekiştirmek istiyorum.

* Bu ABD Başkanı olarak ilk resmi ülke ziyaretim. Bana bu ziyaretin bir mesaj olup olmadığı soruldu. Buna cevabım “Evet”.

* Türkiye ABD’nin mütteifki ve AB’nin bir parçasıdır. Bu sabah Atatürk’ün kabrini ziyerette Anıtjkabir’den çok etkilendim. Ancak Atatürk’ün mirası bu etkileyici yapıyla değil, kurduğu laik ve bağımsız ülkeyle kendini açıkça gösteriyor.

* Abdülaziz’in bize gönderdiği küçük plakayla başlayan dostluk bugün çok ileri seviyelere ulaştı. Türkiye ve ABD Kosova’da Kore’de Afganistan’da birlikte çalıştı.
* Bir basketbol sever olarak ben de Hidayet ve Mehmet Okuru zevkle izliyorum.
* Artık iki demokrasinin de önünde daha büyük sorunlar var. Ekonomik kriz, aşırılıklar, enerji krizleri yüzyılımızın yeni sorunlarıdır ve buna karşı nasıl mücadele edeceğimiz önemli.
* Hiçbir ulus bu sorunlarla tek başına mücadele edemez. Bu yüzden birlikte ve müşterek menfaatlerimiz için farklılıklarımızı ortadan kaldırmak için çalışmalıyız.
* Bu krizden en kısa sürede çıkmak ve dünyayı bir daha böyle bir kriz yaşatmamak için Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan’la birlikte görüştük. İklim değişikliği ve enerji sıkıntılarını aşmak için de birlikte çalışmalıyız.
* Türkiye’nin doğu-batı koridorunda enerji konusunda büyük bir önemi var.
* ABD Türkiye’nin AB üyeliğini şiddetle desteklemektedir. Türkiye AB’ye yalnızca köprülerle bağlı değildir. Türkiye’nin üyeliği AB’nin gücünü artıracaktır.
* Türkiye’ni de üzerine düşen görevler var. DGM’ler kapandı, Kürtçe yayınlar başladı, insan hakları konusunda gelişmeler var. Ancak demokrasiler durağan olmaz.
* Heybeliada Ruhban Okulunun açılması konusunda güçlü sinyaller verileceğine inanıyoruz. Azınlık ve din özgürlüğü konusunda Türkiye’ye güveniyoruz. Ben bunu bir zamanlar değil başkan olmak, oy bile veremeyen bir halkın üyesi olarak konuşuyorum.
* Geçmişimizle yüzleşmeliyiz. ABD halen kendi karanlık tarihiyle yüzleşiyor. Bizim ülkemizde kölelik ve ayrımcılık geçmişi var. Tarih trajik olaylarla dolu. Geçmişimizle yüzleşemezsek ağırlığı daha da artar. Bu mecliste 1915 olaylarını da dile getirmem lazım. Ermeni ve Türk liderlerin attıkları cesur adımları gördük. ABD ilişkilerin normalleşmesini arzu etmekte ve sınırların açılmasını arzu etmektedir. Kafkasya ve Karadağ’daki çatışmaların bitirilmesinde önemli roller alabilirsiniz
* Kıbrıs’ta özerk ve çift taraflı bir çözümü destekliyoruz.
* ABD Ortadoğu’da iki devletli ir yapıyı desteklemektedir. İsrail ve Filistinliler de bunu istemektedirler. VE bu konuda her iki taraf da uzun dönemdir süren sorunları çözmelidirler. ABD ve Türkiye bu çabada İsrail ve Filistin’e yardımcı olabilir.

*Hiç hata yapmayalım ortak bir terörizm tehdidiyle karşı karşıyayız. Bunların içinde El Kaide ve PKK da var. Hiç bir ülkeye karşı yapılan teröre bir mazeret bulmak mümkün değildir. ABD Başkanı ve NATO sıfatıyla ne PKK’yı ne de bir terör örgütünü desteklemiyorum

*Türkiye güçlü bir ortağımız. Uluslararası ilk güçlerden biri bölgeyle giden. Birlikte daha önceden yaptığımız gibi bu zorlukları yenebileceğimizi düşünüyorum.

*Birbirimizi bir araya getiren güvenin zaman zaman zorlandığını biliyorum. Özellikle müslüman inancın yaşandığı ülkelerde bunun yaşandığını biliyorum. ABD hiçbir zaman İslam’la savaşta değil. Olmamıştır, olmayacaktır. Esasen Müslüman dünyasıyla ortaklığımız kritik öneme sahiptir. ABD’nin Müslüman toplumlarla olan ilişkisi sadece terörizm karşıtlığıyla sınırlanamaz. Biz daha kapsamlı müdahil olmak istiyoruz bu sürece. Ortak zeminler yaratmalıyız. Aynı fikirde olmadığımızda bile saygı göstermeliyiz. Yüzyıllar boyunca islam dünyası dünyanın şekillenmesine katkıda bulundu. Pek çok Amerikan ailesinde de Müslüman üyeler var. Bunu çok iyi biliyorum çünkü ben de öyle bir aileden biriyim.

* Ben daha fazla çocuğun eğitim alması için çaba göstermek istiyorum. Ticaret ve yatırımları artırarak herkesin hayat standardını artırmalıyız. Müslüman dünyasına ortak hedeflere yönelik işbirliğinde bulunmak için biz ABD olarak dostluk elini uzattık, herkese uzattık. Sizin eski bir sözünüz var. Siz yangına körükle gidemezsiniz. ABD de bunu gayet iyi biliyor, TR’de bunu iyi biliyor. Gelecek güç kullananların tahrip edenlerin değil, onaranların olmalıdır.

* Biliyorum ki siz medeniyetlerin ortasında tarihin dalgalarından etkilenen bir ülkesiniz. Ülkeyi bir yöne ya da diğer yöne çekmek isteyenler olabilir ama ben inanıyorum ki Türkiye’nin büyüklüğü herşeyin ortasında olmasıdır. Kültürünüzün güzelliği de doğu ile batının birleşmesinden... Tarihinizin zenginliği ve demokrasinin gücü ve beraberce geleceğe yönelik umudunuz Türkiye’yi Türkiye yapıyor.


Medya Haber


Sivoy 25 Nisan 2009 22:20

12 yaşında anne oldu

İngiltere'de yaşayan 12 yaşındaki bir kız çocuğu karın ağrısı için gittiği hastaneden evine kucağında bebekle döndü.

Henüz ilkokula giden kızın ailesi, kızlarının bu durumu karşısında şok oldu. Hamile olduğunun farkına varmadığını belirten kız, bir yıl önce eski erkek arkadaşının evinde bir gece geçirdiğini söyledi.

Erkek arkadaşıyla birlikte geçirdikleri geceden sonra böyle bir durumla karşı karşıya kalacağını beklemediğini ifade eden küçük kız, anne olduktan sonra hayatına nasıl devam edeceğini söylemedi.

11 yaşında hamile kalan kızın, İngiltere'nin en genç annesi unvanını kazandığı açıklandı. İngiltere dünyada genç yaşta çocuk sahibi olan anne sıralamasında ikinci sırada yer alıyor.


Medya haber


peaceful 4 Mayıs 2009 16:36



Murat Göğebakan sevenlerini üzdü

Türk Rock Müziği'nin sevilen sesi Murat Göğebakan sevenlerini üzdü...
Türk Rock Müziği'nin sevilen sesi Murat Göğebakan'a kan kanseri teşhisi kondu.'Ben Sana Aşık Oldum' şarkısıyla 13 yıl önce yıldızı parlayan, Fethullah Gülen'e ait, 'Aşk'ın sözlerini kendisine has yorumlayan Türk Rock Müziği'nin sevilen sesi Murat Göğebakan'a kan kanseri teşhisi kondu. HERKES DUA ETSİN
Geçtiğimiz akşam kaldırıldığı Memeriol Hastanesi'nde lösemi (kan kanseri) hastalığına yakalandığı öğrenilen ünlü sanatçı sevenlerini üzüntüye boğdu. Göğebakan'ın eşi Sema Hanım, eşinin rahatsızlığını doğrularken şunları söyledi:
"Hastalığı dirençli bir şekilde karşıladı. Lösemi'yi yeneceğine inanıyoruz. Kemoterapiye başladı. Uzun bir süre steril ortamda hayatını sürdürecek. Herkesin duasını bekliyoruz. İyileşene kadar görüntü alınmasını, bu kötü anlarının hatırlanmasını istemiyor." Sevenleri ve sanatçı dostlarının telefonlarıyla moral kazandığını belirten Sema Hanım "Petek Dinçöz'den çiçek geldi. Erhan Güleryüz, Murat Kekili aradı" dedi.


Misafir 7 Mayıs 2009 16:44

Serdar'a Ödül Gecesinde Dayak
 
Kral TV müzik ödülleri için düzenlenen törende skandal yaşandı.
Serdar Ortaç tuvalette kimliği belirsiz bir saldırgandan yumruk yedi. Geceye katılanlar saldırganın salonda “Bu adam Ahmet Kaya’ya çatal atmıştı” diye bağırdığını söyledi...

MÜYAP Türkiye Müzik Endüstrisi ve 15. Kral TV Müzik Ödülleri önceki gece Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı'nda yapılan törenle sahiplerini buldu. Ancak verilen ödüllerden çok geceye ünlü şarkıcı Serdar Ortaç'ın dayak olayı damgasını vurdu. Törende MÜ-YAP'ın Diamond-Dijital ödülünü ve Kral TV'nin Yılın Pop Sanatçısı ödülünü alan sanatçının bu mutluluğu yaşanan skandalla kursağında kaldı. Dayak olayı ise şöyle gerçekleşti. Ortaç ödüllerini alıp teşekkür konuşmasını yaptıktan sonra sahneden indi ve tuvalete gitti.

Bu sırada henüz kimliği belirlenemeyen bir saldırgan tarafından önce sözlü hakarete uğradı. Ardından saldırgan Ortaç'a yumruk attı. Ortalık bir anda karışınca saldırgan bu karmaşadan yararlanıp olay yerinden koşarak uzaklaştı.

AHMET KAYA YUMRUĞU MU?

Bir davetli saldırganı içeride gördüğünü ve Ortaç sahneye çıkınca "Bu adam Ahmet Kaya'ya çatal atan kişi değil mi?" diye bağırdığını söyledi. Sanatçı yaşanan bu tatsızlıktan sonra soluğu Harbiye Polis Karakolu'nda aldı. Avukat Ömer Durak ve İşletmeci Varol Kaynar ile karakola giden Serdar Ortaç içeride yaklaşık 2 saat kaldı. Saldırgandan şikayetçi olduğu belirtilen Ortaç daha sonra polislerin yardımı ile karakolunun arka kapısından çıkarıldı.

HUSUMETLİ OLDUĞUM KİMSE YOK

Sanatçı olay sonrası yaptığı açıklamada "Bildiğim kadarı ile husumet içinde olduğum kimse yok, insanlara tüm sevgim ile müzik yapmaya çalışıyorum. Bu üzücü olayın neden yaşandığı hakkında hiçbir fikrim yok" dedi. Ortaç Ahmet Kaya ile ilgili iddialara ise "Kaya'yı gençliğimde çok severdim. Her zaman severim. Ondan olacağını sanmıyorum" şeklinde cevap verdi.

EŞGALi KAYITLARDA

Serdar Ortaç'a yumruk atan saldırgan o sırada orada olan bir TV kameramanı tarafından görüntülendi. Polis zanlıyı yakalamak için araştırma başlattı.

TARKAN VE FERHAT DIAMOND ALDI

Törende MÜ-YAP ödüllerini alan sanatçıların listesi ise şöyle:

Diamond Ödüller: Tarkan, Ferhat Göçer, Serdar Ortaç.

Platin Ödüller: İbrahim Tatlıses, İsmail YK, Ebru Gündeş.

Altın Ödüller: Sezen Aksu, Demet Akalın, Kazım Koyuncu, Rafet El Roman, Behzat Gerçeker, Gülben Ergen, Alişan.

Digital Ödüller: Aslı Güngör, İsmail YK, Mustafa Ceceli, Serdar Ortaç, Ferhat Göçer, Rafet El Roman, Gülben Ergen.

15. Kral Müzik Ödülleri KİMLERE GİTTİ

Yılın Klibi: Feridun Düzağaç / Beni Bırakma
Yılın Fantezi Arabesk Sanatçısı: İsmail YK / Bas Gaza
Yılın Halk Müziği Sanatçısı: Şevval Sam / Karadeniz
Yılın Grubu: Mor ve Ötesi / Deli albümü
Yılın Yeni Yeteneği: Murat Dalkılıç / Kasaba
Yılın Dizi Film Müziği: Pinhani / Kavak Yelleri
Kral Fm Ödülleri: Ayla Dikmen / Anlamazdın
Yılın Pop Sanatçısı: Serdar Ortaç / Şeytan
Yılın Şarkısı: Rafet El Roman / Aşkı Virane
Kral Onur Ödülü: Orhan Gencebay
Müyap Yaşar Kekeva Onur Ödülü: Aydın DoğanOkan IŞIK


peaceful 13 Mayıs 2009 16:01

Türk Telekom'un yeni internet tarifesi




http://www.hurriyet.com.tr/p/spacer.gif
Türk Telekom yeni internet tarifesinde önemli değişikliklere gitti.

Türk Telekom, bugün başlattığı yeni tarifesi ile daha önce 1 Mbps hızında sunduğu erişim hizmetini sekiz katı hızına çıkararak, yaklaşık aynı fiyattan sunmaya başladı.
Kurum, bugün yaptığı toplantıda 8 Mbps hızında internet erişimini tek tarifede topladığını açıkladı.
Yeni tarifeye göre daha önce 1 Mbps bağlantı hızını 4 GB, 6 GB ve sınırsız kota seçenekleri ile sunan Türk Telekom, yeni tarifesinde bu bağlantı hızını 8 Mbps'e çıkarıyor.
Belirlenen yeni toptan satış tarifesine göre Türkiye'deki Internet Servis Sağlayıcılar'ın (ISS) daha yüksek hız ve daha uygun fiyatla hizmet sunabileceği belirtiliyor.
YENİ FİYATLAR
Toplantıda konuşan Türk Telekom Pazarlama ve İletişim Başkanı Erem Demircan, yeni 8 Mbps hızı için fiyatların ISS'lerin daha önceki kar marjları ile orantılı hesaplandığında yaklaşık olarak şu seviyelerde oluşacağını söyledi:
Aylık Kota Eski 1 Mbps Fiyatı Yeni 8 Mbps fiyatı
4GB 26.8 TL 29 TL
8GB 36 TL 39 TL
Sınırsız 46 TL 49 TL
Fiyatlara tüm vergilerin dahil olduğunu söyleyen Demircan, sınırsız kota seçeneğinin ise isminden anlaşılacağı gibi sınırsız olmadığını, kullanıcılar tarafından suistimalini engellemek için aylık 15 GB'lık bir kota ile sınırlandırıldığını da açıkladı.
Demircan bu sınırın ay içerisinde aşılması durumunda, kullanıcının internet erişimin kesilmeyeceğini fakat 512 Kbps hızına düşürüleceğini de sözlerine ekledi.
HEDEF YÜZDE 85
Toplantıda konuşan Türk Telekom Operasyon Başkanı Celalettin Dinçer, kurumun toplam müşteri sayısının 6 milyon kişiye ulaştığını ve yapılan çalışmalar ile bu sayının yaklaşık 80'inin 4 Mbps'nin üstünde bir hıza ulaşabilecek durumda olduğunu söyledi.
Dinçer konuşmasına şöyle devam etti:
"Müşterilerimizin yüzde 85'ini aşan bir kesimine 8 Mbps ve üzeri hızları vermeyi hedefliyoruz. 8 Mbps'ye kadar hizmet alacak olan abonelerimiz toplam abonelerin yaklaşık yüzde 75'ini oluşturuyor. 8 ve üstü hızlardaki, 32 Mbps'ye kadar hizmet alacak grup da yüzde 25'i oluşturuyor. Müşterilerimizin yaklaşık yüzde 55'i 4-8 Mbps arasındaki hızdan yararlanabilecek durumda."
2008'DE 2 BİN 600 KİŞİYE İSTİHDAM
Türk Telekom'un teknolojik altyapısına ilişkin bilgiler de veren Dinçer, son 3 yılda 3,7 milyar lira yatırım yaptıklarını ve geçen yıl 2 bin 600 kişiyi işe aldıklarını belirtti.
2008'de konsolide yatırım miktarlarının 1 milyar 750 milyon liraya ulaştığını, söyleyen Dinçer bu yıl da grup olarak konsolide yatırım miktarlarını yaklaşık 2 milyar lira olarak hedeflediklerini kaydetti.


Sivoy 13 Mayıs 2009 16:37

Silahlı soyguncular banka personelini rehin aldı

Kuşadası´nda polisin kuşatma altına aldığı bankanın içine bir kişi saldırganla yüzyüze görüşmek için saat 14.45 sıralarında içeriye girdi.
İçeriye pazarlık için girdiği sanılan kişinin polis olduğu belirtildi.
Bu arada silahlı kişinin daha önce serbest bıraktığı kadınların adının Neriman Çoban ve Ayla Yereyak olduğu, heyecan ve korkudan tansiyonlarının yükseldiği, durumlarının iyi olduğu bildirildi.
Saldırganın halen içeride banka çalışanı 11 kişiyi rehin tuttuğu öğrenilirken Aydın Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şubesi´ne bağlı polislerin banka şubesinin uzağında beklediği dikkat çekti.
Aydın Vali Vekili Celal Ulusoy, Emniyet Müdürü Kamil Çolak ve Kuşadası Kaymakamı Mustafa Esen de olay yerinde bulunuyor.


ELLERİ KELEPÇELİ ÇIKAN REHİNELER VAR

Kuşadası´ndaki banka şubesi baskınında bir polisin içeriye girmesinden kısa süre sonra elleri kelepçeli 2-3 kişi dışarıya çıktı.
Kuşadası’ndaki banka şubesine giren kar maskeli ve silahlı 2 saldırganın içeride bulunan 12 kişiyi yere yatırdığı, saldırganlarla irtibat kurma çalışmalarının devam ettiği kaydedildi.
Emniyet yetkililerinden alınan bilgiye göre, bankaya giren silahlı 2 kişi, kendileriyle irtibat kurmak isteyen polisin çağrılarına yanıt vermiyor.
Yetkililer, rehin alındıktan sonra serbest bırakılan ve Kuşadası Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 2 kişiye gerekli müdahalenin yapıldığını kaydetti.
Serbest bırakılan 2 kişinin sağlık durumlarının iyi olduğu bildirildi.

Saldırganların herhangi bir örgütle bağlantısının bulunup bulunmadığı henüz kesinlik kazanmadı.

ZANLILAR CAMLARI BOYADI

Çevrede gerekli güvenlik önlemlerini alan polis, içeride bulunanlara zarar verilmemesi yönünde anons yapıyor.

Zanlıların, içerisinin görünmemesi için camları boyadığı gözlenirken, bazı görgü tanıkları içeriden silah sesleri geldiğini iddia etti.



SOYGUNCU KENDİNE 'ÇİLEKEŞ' DEDİ

Kuşadası Atatürk Bulvarı´ndaki, bir banka şubesine bugün saat 10.30 sıralarında gelen maskeli bir soyguncu, pompalı tüfekle havaya bir el ateş edip, ``Bu bir soygundur'' diyerek, içeri girdi. Panikten yararlanan soyguncu, silahını başına dayadığı güvenlik görevlisini etkisiz hale getirdi. Kendisini ``Çilekeş'' olarak tanıtan soyguncu, içerdeki 3´ü müşteri, 12´si banka çalışanı toplam 15 kişinin dışarı çıkmasına izin vermeyerek, rehin aldı. Polis, banka çevresinde geniş güvenlik önlemi aldı. Kuşadası Emniyet Müdürü Şenol Zeybek, polis otosundan ``Taleplerinizi bildirin. Kimseye zarar verilsin istemiyoruz. Etrafınız sarıldı'' diyerek, soyguncuyla irtibata geçmeye çalıştı. Anonslara cevap vermeyip, ard arda 6 el havaya ateş eden soyguncu, yarım saat arayla fenalaşan iki kadın rehineyi serbest bıraktı. İlk bırakılan kadın rehinenin ellerinin arkadan bağlı oluduğu görüldü. Her iki rehine de, ambulansla Kuşadası Devlet Hastanesi´ne kaldırıldı. Rehineler ifadelerinde, saldırganın bir kişi olduğunu, kar maskesi taktığını ve kendisine ``Çilekeş'' dediğini söyledi.

Aydın Emniyet Müdürü Kamil Çolak, Kaymakam Mustafa Esen de olay yerine gelerek, konuyla ilgi bilgi aldı. Basın mensuplarının olay yerine yaklaşmasına izin verilmedi.

Aydın Vali Vekili Celal Ulusoy, soyguncuyla diyalog kurulmasına çalışıldığını belirterek, ``Başlangıçta soyguncuların iki kişi oldukları bilgisi gelmişti. Ancak, serbest bırakılan rehinelerin ifadelerinden soyguncunun bir kişi olduğu öğrenildi'' dedi

GÜVENLİK ÇEMBERİ GENİŞLETİLDİ


Vatandaşların olay yerinde toplanması üzerine bankanın etrafında oluşturulan güvenlik şeritleri genişletildi.

Kuşadası sahil kenarında bulunan banka şubesine silahlı kişilerin girdiği yönündeki bilgi üzerine hem ilçedeki polis ekipleri hem de Aydın Özel harekat ekipleri bölgeye sevk edildi.

Bankanın etrafında yaklaşık 30 polis hazır bulundurulurken, polisler beşer, altışar gruplar halinde çevrede uzun namlulu silahlarla siper almış durumda bekletiliyor.

Çok sayıda vatandaşın olay yerine toplanması üzerine güvenlik şeritleri 300 metreye kadar genişletildi. Olayı takip eden gazetecilerden de güvenlik şeritlerinin dışına çıkmaları istendi.


medya haber



peaceful 27 Mayıs 2009 00:34

İntihar girişimi uzun sürünce dayanamadı köprüden attı

http://www.hurriyet.com.tr/p/newsDetail/spacer.gif



Çin'de saatler süren intihar eylemine kızan 66 yaşındaki Lian Jiansheng, intihar etmek isteyen ve trafiği 5 saat kilitleyen 44 yaşındaki Chen Fuchao'i iterek köprüden attıktan sonra ‘asker selamı' verdi.

İŞTE İNANILMAZ OLAYIN FOTOĞRAFLARI - GALERİ

Olay, Çin'in Guangzhou kentinde meydana geldi. İngiliz Daily Mail gazetesinde yer alan habere göre, kredi borçları nedeniyle bunalıma giren 44 yaşındaki işadamı Chen Fuchao, ödeyemediği kredi borçları yüzünden bunalıma girince intihar etmek istedi.

Trafiğin en yoğun olduğu saatlerde Haizhu Köprüsü’nün korkuluklarına tırmanan Fuchao, saatlerce ikna edilemedi. Fuchao'nun saatler süren intihar girişimi, köprü üzerindeki yaya ve araç sürücülerini çileden çıkardı. Bu sırada köprüden yay olarak geçmekte olan 66 yaşındaki Lian Jiansheng, Fuchano'nun intihar etmeyi değil dikkatleri üzerine çekmek istediğini düşünerek, saatler süren intihar eylemini sona erdirmeye karar verdi.

Köprünün korkuluklarına tırmanarak intihar etmek isteyen Fuchao'nun yanına yaklaşan Jiansheng, kısa süren sohbet ardından Chen Fucpao'nun elini sıktıktan sonra onu iterek köprüden attı. Fuchoa köprüden düşerken oldukça sevinçli olduğu gözlenen Lian Jiansheng, zafer kazanmış kahraman edasıyla ‘asker selamı' verdi.

Polis, yaklaşık 10 metre yükseklikten denize düşen Fuchoa'nın sağlık durumunun iyi olduğunu ve hastanede tedavi altında tutulduğunu, gözaltına alınan Jiansheng'ın sorgulandığını açıkladı.


peaceful 31 Mayıs 2009 16:51

300 yıllık problem çözüldü

Tam 300 yıldır çözülemeyen problemi komşunun oğlu çözdü. İlk önce kimse onu ciddiye almadı ama o herkesi utandırdı.
Matematikçi Jakob Bernoulli'nin 300 yıldır çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları'nı, İsveç'te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen çözdü.
İsveç'te yaşayan 16 yaşındaki Iraklı göçmen, 300 yıldır çözülemeyen bir matematik bilmecesini sadece 4 ayda çözerek bir anda ülkenin en çok konuşulan genci oldu.
Muhammed Altoumaimi, 17. yüzyılda yaşayan İsviçreli matematikçi Jakob Bernoulli'nin bulduğu bir hesaplama dizisi olan ve 300 yıldır bir türlü çözülemeyen ‘Bernoulli sayıları'nı, sadece 4 ay içinde açıklayıp basitleştirecek bir formül üretti.
Çalışmasını okuduğu lisedeki öğretmenlere gösteren genç dahi, bulduğu formülün işe yarayacağına kimsenin inanmadığını söyledi. Muhammed, bunun üzerine İsveç'in Uppsala Üniversitesi'ndeki profesörlerle temasa geçti. Çalışmasının tamamen doğru olduğu ortaya çıkan Muhammed'e üniversitede yer teklif edildi, ancak genç, okuluna odaklanmak ve yazın özel matematik ile fizik dersleri almak için bu teklifi geri çevirdi.


e.said coskun 1 Haziran 2009 12:27

Kastamonu Yılları Sergisi Ankara'da Açıldı (Yeni Resimler)
 
Ankara, Keçiören, Estergon Kalesinde ziyarete açılan ve Barla Platformu tarafından düzenlenen Barla-Kastamonu yılları sergisi coşkulu bir kalabalık tarafından açıldı. Açılışa Bediüzzaman Said Nursi'nin talebelerinden Said Özdemir, Ustadın duasını alan Said Ozdemir'in annesi Münire Özdemır, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, TBMM İdare Amiri AK Parti Adıyaman Milletvekili Hüsrev Kutlu, eski milletvekili Öner Ergenç, Prof. Dr. Faris Kaya ve çok sayıda Ankara'lı katıldı.
Sergi, 07 Haziran Pazar gününe kadar 09.00 - 21.00 saatleri arasında açık kalacak.
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/1.jpg
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/2_0.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/3_0.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/4.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/5.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/6.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/7.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/8.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/9.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/10.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/11.JPG
http://www.barlaplatformu.org/sites/default/files/12.JPG


peaceful 26 Haziran 2009 02:21

MICHAEL JACKSON ÖLDÜ!


26 Haziran 2009 01:09

Fransız haber ajansı AFP, bir internet sitesine dayanarak, ünlü Amerikalı pop yıldızı Michael Jackson'ın öldüğünü ileri sürdü.
AFP'nin haberini dayandırdığı TMZ.com internet sitesindeki habere göre, Jackson yerel saatle 12.00'den az sonra kalp krizi geçirdi.
Amerikan medyası bu haberden kısa süre önce, starın acil olarak Los Angeles'da hastaneye kaldırıldığını bildirdi.
Sanatçının babası, oğlunun sağlık durumu ile ilgili bilgi vermemekle beraber, "Las Vegas'tayım. Ama Los Angeles'daki kişiler beni aradılar ve Michael'in hastaneye götürüldüğünü söylediler. Annesi hastaneye gidiyor" dedi.

LA Times ve Reuters da ünlü pop yıldızın hayatını kaybettiğini açıkladı..
EVİNDE ÖLDÜ
İnternet sitesi TMZ:com'daki haberde bugün yerel saatle öğleden sonra kalp krizi geçiren Jackson'ın evine giden acil servis görevlileri eve ulaştığında, ünlü yıldızın nabzının atmadığı ve bütün çabalara rağmen hayata döndürülemediği belirtildi.
"Görevliler eve ulaştığında Jackson'ın öldüğü belirtilirken", hastanede de ünlü yıldızın hayata döndürülmeye çalışıldığı, ancak bütün çabalara rağmen tepki vermediği belirtildi.
AP'nin haberine göre ise Los Angeles Times gazetesi, Jackson'ın hastaneye ulaştırıldığında "nefes almadığını" yazdı.


DERF_YORK 26 Haziran 2009 14:04

http://nonstopinfo.com/wp-content/uploads/2009/03/jackson-michael-photo-michael-jackson-6205114.jpg


POP müziğin kralı Michael Jackson dün geçirdiği kalp krizinin ardından 50 yaşında yaşama veda etti. Los Angeles’taki evinden alınan bir çağrı üzerine buraya ulaşan acil yardım görevlileri, nefes almadığını görünce ünlü yıldıza hemen kalp masajı yaptılar ve ardından hastaneye kaldırdılar. Ancak doktorların bütün çabalarına rağmen ünlü yıldızın Türkiye saatiyle gece yarısında öldüğü açıklandı.
Geçtiğimiz günlerde Jackson’un kanser olduğuna dair söylentiler ortaya atılmıştı. Afrika kökenliler arasında milyonda bir olarak görülen ve ciltte renk kaybına neden olan “vitiligo” hastalığına yakalanan Jackson, 1980’li yıllarda bir takım ameliyatlar sayesinde siyah teninin açılarak beyazlaşmasını sağlamıştı.

Michael Jackson, önümüzdeki ay, Londra’da yaklaşık bir yıl sürecek bir konser serisine başlayacaktı.
Son yıllarda inzivadaydı

Ünlü yıldız çocuk tacizi iddialarından sonra 2005’ten bu yana neredeyse inziva hayatı yaşıyordu. Son senelerdeki bazı sağlık problemleri ve mahkemelerde süren çocukları taciz davaları yüzünden ünlü sanatçı hayli zor durumda kalmış ve ( beraat ettiği ) halde epeyce yıpranmıştı. Michael Jackson en son birkaç ay önce bir alışveriş merkezinde tekerlekli sandalye üzerinde görülmüştü. Yüzünü siyah bir eşarp, şapka ve ameliyat maskesiyle gizleyen Jackson, çocukları için bir kitabevinden kitap seçmişti.
Yaşamı

29 Ağustos 1958’de ABD’nin Indiana eyaletinde dokuz çocuğun yedincisi olarak doğan “kral,” ilk kez sahneye çıktığında 6 yaşındaydı. Daha sonra dört kardeşiyle birlikte kurdukları Jackson Five grubuyla çalışmalar yaptı. İlk solo albümünü 1972 yılında çıkaran Jackson’un 1982’de çıkardığı “Thriller” albümü dünya çapında en az 27 milyon sattı ve müzik çevrelerinde tam bir efsane oldu. Ertesi sene “Billie Jean” şarkısı eşliğinde kendisiyle özdeşleşen ünlü “moonwalk” dansını ilk kez icra etti. Kariyeri boyunca yaklaşık 750 milyon albüm satan ve 13 kez Grammy ödülü alan Jackson tüm zamanların en başarılı şov yıldızlarından biri olarak kabul ediliyordu.
Çocuk tacizi davaları

1993’te 13 yaşındaki bir erkek çocuğunu taciz ettiği iddiası üzerine polis Jackson’un Kaliforniya’daki Neverland adını verdiği çiftliğini basmıştı. Aynı yıl planladığı dünya turunu iptal eden popun kralı çektiği sıkıntılar yüzünden ağrı kesicilere müptela oldunu söylemişti. Daha sonra hakkında birçok taciz davası açılsa da bunların hiçbirinden hüküm giymedi ve en son 2005 yılındaki davadan beraat etti. O günden sonra bir süre Bahreyn, İrlanda ve Fransa’da yaşadıktan sonra yeniden ABD’deki evine dönmüştü.
Evlilikleri
1994’te Elvis Presley’nin tek çocuğu Lisa Marie ile evlenen Jackson iki yıl sonra boşandı. Aynı yıl Debbie Rowe ile evlendi ve 1999’da ayrılmadan iki çocukları oldu. Üç çocuğunun adları Prince Michael I, Paris Michael ve Prince Michael II.

http://o.aolcdn.com/feedgallery/music/i/m/michael_jackson/11-michael-jackson-081407.jpg









Haberi ilk duyduğumda baya üzüldüm.
Çünkü Çok Sevdiğim sanatcılardan birisiydi.
Eğer çıkan haber doğruysa..Allah günahlarını affeder İnşallah
Müslüman,da olmuşdu.
"Rabbim Ailesine ve Tüm yakınlarına Başsağlığı..
Sevenlerine Ve Tüm Dünya,daki hayranlarına..
Uzun ömür ve Sabır diliyorummm..


UnknowN 29 Haziran 2009 16:04

3. köprünün güzergahı belli oldu
 
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, İstanbul'a yapılacak üçüncü köprünün güzergahı ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Bilişim Teknolojileri Konferansı'nın yapıldığı Çeşme'de gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ulaştırma Bakanı Yıldırım, ''İstanbul'a yapılacak 3. köprü için bu yıl bitmeden ihaleye çıkacağız. Köprü için trafik garantisi vereceğiz. Trafik az olursa geçiş ücreti farkını biz ödeyeceğiz, trafik fazla olursa parayı kırışacağız. Her iki köprünün kuzeyinde olacağı kesin. Hazırlıklar devam ediyor. Yılın üçüncü çeyreğinde ihale süreci başlar. 4 alternatif güzergah var birine karar vereceğiz.

İHALEDE SÜRE YARIŞTIRACAĞIZ

Biz güzergah belirliyoruz. İdari şartname ve teknik şartname veriyoruz. Asıl olan güzergahtır. Bir de garanti. Şu kadar trafik garantisi veriyorum, az olursa tamamlarım, çok olursa kırışırız. Böyle maddeler koyuyoruz. Ondan sonra gel kardeşim sen bunu kaç sene işletirsin diye soruyoruz. Her şeyi belirliyoruz. İhalede de süreyi yarıştıracağız.” dedi.

KÖPRÜ'NÜN GÜZERGAHI

Yıldırım'ın açıklamalarının ardından 3. köprünün 'Beykoz-Tarabya' ya da 'Beykoz-Sarıyer' arasında yapılabileceği ihtimalleri ağırlık kazanıyor.


peaceful 6 Temmuz 2009 21:29

Türkiye'de 33 çeşit evlilik var!

İşte doğumla başlayıp ölüme kadar devam eden süreçle ilgili ilginç araştırma...
İnsanların yaşamları boyunca uyguladıkları temel kavramlardan birisi olan evliliğin, Türkiye'de 33 türünün olduğu belirlendi.

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Türkçe Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Lütfi Sezen'in AÜ Türkiyat Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan çalışması evlilik kavramına ayrılmış.

Evliliğin, insan hayatının ''geçiş dönemleri'' olarak bilinen, doğumla başlayıp ölüme kadar devam eden sürecin en önemlilerinden biri olarak tanımlanan çalışmada, çocukluk ve gençlik dönemi bitince; evlilik hazırlıklarının başladığı hatırlatılıyor.

İnsan neslinin devamının, evlilik olgusunun gerçekleşmesi ve aile çatısının kurulmasına bağlı olduğunu dile getiren Dr. Sezen, aile çatısını oluşturan evlenme biçimlerinin de toplumun değer yargılarına, sosyal ve ekonomik yapısına, kırsal kesimlerdeki yaşam biçimlerine göre farklılıklar gösterebildiğini aktarıyor.

AÜ Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Sezen, çalışması ile ilgili olarak AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de 33 evlilik biçimi belirlediklerini, toplumsal değişme sürecinde endüstrileşme ve kentleşmenin önemli rol oynadığını dile getirdi.

Sezen, şunları söyledi: ''Türkiye'de kültürel değişimlerin yoğun görüldüğü büyük kentlerde tanışıp evlenme giderek yaygınlaşırken, gelenekselliğin ağır bastığı yörelerde çok farklı evlenme biçimlerine rastlanmaktadır. Her toplum, kendi yapısına uygun evlenme biçimlerini tercih ederken, kişisel anlayışına ters düşecek evlenme biçimlerini de engellemeye çalışmaktadır. Buna rağmen çok farklı evlenme biçimleri vardır.''

Dr. Sezen, günümüzde en çok evlenme biçiminin, belli bir flört döneminden sonra anlaşarak evlenme olmasına karşın, bu tarz evliliklerde dahi zaman zaman büyük anlaşmazlıkların çıktığına, eşlerin evliliklerini sona erdirdiklerine rastlandığına dikkati çekti.

Evlenme çağına gelen gençlerin ve yakınlarının farklı evlilik arayışlarına girmesine ve yuva kurma konusunda kararsızlıkların oluşmasında, günümüzde eşler arasında anlaşmazlıkların etkili olduğunu ifade eden Sezen, şöyle konuştu:

''Değişik evlenme biçimlerinin ortaya çıkmasında, yöresel faktörler, kültürel farklılıklar, eğitim durumu, sosyal ve ekonomik nedenler önemli ölçüde rol oynamaktadır.

Türkiye'de bazı evliliklerde rol oynayan kan davalarının asıl sebebi ise cehalettir. Bu olayların sona ermesi için toplumun eğitim düzeyinin yükselmesi gerekiyor. Bu konuda siyasilerin de oy hesabı yapmadan konuya ciddi biçimde eğilmeleri gerekiyor.''

-EVLENME BİÇİMLERİ-

1- GÖRÜCÜ USULÜ İLE EVLENME: Gelenekselliğin ağır bastığı yörelerde görülen bir evlenme biçimidir. Bu evlenme biçiminde kız seçme girişimi, doğrudan doğruya evlenecek gencin annesi,babası veya diğer yakınları tarafından başlatılmaktadır. Gencin kızı beğenmesi yeterli değildir. Diğer aile bireylerinin de onayını alması gerekmektedir.

İlk önemli değerlendirme kızın güzelliği, asaleti, huyu, mahareti ve iffeti konusunda olur. Akrabalık kurmada ailenin ekonomik durumu da gözden uzak tutulmaz. Kız alıp vermenin birbirine denk aileler arasında olması yeğlenir. Anadolu'da ''Davul dengi dengine'' sözü bunun için söylenmiştir.

2- KIZ KAÇIRMA: Ailelerin evliliğe kesin karşı çıkması durumunda kız kaçırma olayı gündeme gelir. Bu durum, sosyo-ekonomik ve diğer sebeplerle en çok kız tarafının engellemesi ile ortaya çıkar. Bu engeller arasında kız tarafının başlık parası istemesi önemli bir yer tutmaktadır. Delikanlı kızla anlaşarak kızı kaçırır.

Kız kaçırmanın diğer bir şekli de kızın rızası olmadan, zorla kaçırılmasıdır. Bu durumda delikanlı, arkadaşlarından veya yakınlarından yardım almakta, bu da aileler arası sürtüşme ve kavgalara sebep olmaktadır.

3- BAŞLIK PARASI KARŞILIĞINDA EVLENME: Başlık, Anadolu'nun birçok yerinde ,evlenecek gencin kız tarafına ödediği paraya denir. Bu ödeme nakit para yanında; altın, ev, bahçe, tarla veya canlı hayvan (at, koyun, sığır vb.) olarak da gerçekleştirilmektedir. Doğu Anadolu Bölgesi'nde başlığa; ''bedel'', ''ağırlık'', ''ana hakkı'' gibi isimler de verilmektedir.

Başlık, kadını bir mal olarak gören bir anlayışın ürünü olması yönüyle, son derece ilkel bir zihniyetin devamıdır. Oğlan tarafının ekonomik yıkımına sebep olmakta, gerekli paranın temin edilmemesi durumunda, kız kaçırma ve kan davası çoğaltmaktadır.

4- OTURAK ALMA EVLİLİK: ''Erkeğin kızı zorla kaçırması yanında, kızın bohçasını alarak oğlan evine gidip oturması durumu vardır ki buna bazı yörelerde, ''oturak alma'' denilmektedir. Kütahya, Sivas, Kastamonu illerinde bu evlilik biçimlerine rastlanmaktadır.

5- BAŞ ÖRTÜSÜ KAÇIRMA YOLUYLA EVLİLİK: Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum'un bazı ilçelerinde rastlanan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde; kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulmaktadır. Yerel adı ''dezmal kaçırması'' olan bu adete göre; çeşmede, evde veya yoldayken, bir kızın baş örtüsü delikanlı tarafından zorla kaçırılırsa, baş örtüsü kaçırılan kızın iffeti (kızlığı) bozulmuş sayılır. Oğlanın ailesi, kız tarafıyla anlaşmak zorundadır. Aksi taktirde silahlı çatışmalar ve kan dökülmeleri kaçınılmaz olur.

6- BEŞİK KERTME: Ülkemizde rastlanan evlenme biçimlerinden birisi de ''beşik kertme''dir. Dede Korkut Kitabı'nda adı geçen bu evlenme biçiminin çok eski bir geçmişi olduğu anlaşılmaktadır. Birbirini çok seven eş-dost, komşu veya yakınlar, çocukları henüz beşikte iken, beşiklerine birer kertme (işaret) vurarak kız ve oğlanın haberi olmadan nişanı gerçekleştirirler.

Temelinde sosyo-ekonomik ve psikolojik etmenlerin yattığı bu tür evlenme, Hindistan ve Avustralya'da da görülmektedir.

7- TAYGELDİ: Dul bir kadının, eski kocasından olan çocuklarını da alarak dul bir erkekle, ya da dul bir erkeğin eski karısından olan çocuklarını alarak dul bir kadınla yaşamasından doğan evliliğe denir. Kadın veya kocanın yanında getirdikleri çocuklar, ''taygeldi'' olarak adlandırılırlar.

8- KUMA: Cumhuriyetten önce, karısı kısır olan veya erkek çocuk doğuramayan erkek, yeniden evlenirdi. Günümüzde büyük kentlerde giderek kaybolan bu adet, Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin kırsal kesimlerinde hala devam etmektedir. Bu gibi evlenmelerde ilk kadın, sonradan gelenin yanında ikinci plana düşer.

9- BERDEL (BEDEL): Doğu ve Güneydoğu Anadolu;da uygulanan bir evlenme biçimidir. Başlık sorunu ve yükümlülüğünü ortadan kaldıran bu tür evlilik; hem kızı hem de oğlu bulunan iki ailenin, karşılıklı olarak hem kızlarını hem de oğullarını birlikte evlendirmeleri suretiyle gerçekleştirilmektedir.

10- KEPİR (YABAN DEĞİŞİMİ): Zor kullanılarak gerçekleştirilen bir evlilik biçimidir. Evlenmek isteyen fakat başlık parası ve düğün masraflarını karşılayacak durumu olmayan ya da ailelerin çıkardıkları zorluklardan çekinen bekar iki arkadaş, kız kardeşlerini kendi aralarında değiştirmeye karar verirler. Ailelerine sezdirmeden, kız kardeşlerini yanlarına alarak (özellikle bir akşam vakti) ıssız bir yere götürürler. Karşılıklı birbirlerine teslim ettikleri kızlara zorla sahip olurlar. Böylece bir değiş tokuş evliliği gerçekleşmiş olur. Yanlarına karılarını alarak obalarına (köylerine) dönerler. Bu durumda, evden bir kız gitmiş, yerine bir gelin gelmiştir. Fakat kız kardeşinin namusunu kendi eliyle teslim eden, onun iğfal edilmesine göz yuman oğulları ile her aile bir süre küskün kalır. Bu tarz evlenme biçimine Hakkâri ve çevresinde rastlanılmaktadır.

11- ÖLEN KARDEŞİN KARISIYLA EVLENME: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da rastlanan bir evliliktir. Törelerden kaynaklanan bu evlilik biçimi, ''Namusu başkalarına kaptırmamak'' gibi bir anlayışla gerçekleştirilmektedir. Ölen kardeşin karısı, bekar olan erkek kardeşle evlendirilir veya evli olan erkek kardeşin ikinci eşi olması yoluna gidilir. Erkek kardeşin olmaması durumunda ise, yeğenler veya yakın akrabalardan birisi tercih edilir. Mirasın bölünmesi, öksüz kalan çocukların geleceğinden duyulan endişeler de bu tarz evliliklere neden olmaktadır.

12- BALDIZLA EVLİLİK: Eşinin ölümünden sonra dul kalan kocanın, baldızı (eşinin kız kardeşi) ile evlenmesidir. Öksüz kalan çocuklara ''üvey anne'' olarak seçilen teyzenin daha hoşgörülü davranabileceği düşüncesi, bu evlenme biçiminin tercih edilmesinde etkili olmaktadır. Türkiye'de karşılaşılan evliliklerden biri olan bu tür, Batı Avustralya'da yaşayan bazı toplumlarda yaygın olarak görülmektedir. Bu evliliğin başka bir biçimine ''sorarat evlilik'' denilmektedir.

13- İÇ GÜVEYİ: Erkek çocuğu olmayan, ekonomik durumu iyi bazı aileler, kızı dışarı verme yerine, damadı ''iç güveyi'' olarak eve almaktadırlar. Özellikle tek kız çocuğu olan bazı aileler bu yola başvurmaktadır. Erkeğin ekonomik durumunun bozuk veya işsiz kalması gibi nedenlerle de iç güveyi evliliğinin gerçekleştiği görülmektedir.

14- YETİM EVLİLİĞİ: Anne ve babası ölmüş, kardeşleri olmayan bir delikanlı veya kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesidir. Bu evliliğin temelinde yardımseverlik ve sosyal dayanışma arzusu yatmaktadır.

15- YAKIN AKRABA EVLİLİĞİ: Türkiye'de evli çiftlerin yaklaşık üçte birinin birbirleriyle yakın akraba oldukları ifade edilmekte ve akraba olan eşlerin yüzde 80'inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu;nun kırsal kesimlerinde oldukça yaygın olan bu evlenme biçiminin sosyo-ekonomik ve psikolojik nedenlere dayalı olarak gerçekleştiği bilinmektedir. Mirasın bölünmemesi, yakın akraba ve kardeş çocuklarının yaşlılık döneminde kayın valide ve kayın pedere daha iyi bakabilecekleri ümidi vb. sebeplerle bu evlenme biçimi tercih edilmektedir.

16- OLDU BİTTİ EVLİLİK: Bir oldu bitti sonucu, kızın erkeği kendisiyle evliliğe zorlamasıyla gerçekleşir. Kızın, erkeğin zayıf tarafını yakalayıp onunla ilişkiye girmesi sonucunda gerçekleştirilmektedir. Erkeğin, kızın zayıf tarafını yakalayıp iğfal etmesi sonucunda da bu yola başvurulmaktadır.

17- PARA KARŞILIĞI EVLENME: Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesimindeki yoksul ve eğitimsiz çevrelerinde gerçekleştirilmektedir. İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığında evlendirilmesidir. ''Çocuk'' denecek yaştaki kızların yaşlı ve özürlülere satılması şeklinde gerçekleştirilmektedir. Öte yandan, Batı'daki büyük kentlere yerleşmiş, belli bir iş düzeni kurmuş, Doğu kökenli bazı zenginlerin, zihinsel ve bedensel özürlü çocuklarını, kırsal kesimlerden para karşılığı satın aldıkları kızlarla evlendirdikleri de görülmektedir.

18- KAN PARASI KARŞILIĞI EVLENME: Doğu ve Güneydoğunun kırsal kesimlerinde, öldürülen kişinin kan bedeli olarak para, altın, ev, tarla yanında kız verildiği de görülmektedir. Temelinde eğitimsizlik olan, ilkel bir evlenme biçimidir. Kan davalarının devam etmemesi amacıyla yapılmış olması tek olumlu yanıdır.

19- ÖÇ ALMA KARŞILIĞI EVLENME: Aralarında kan davası bulunan kimi ailelerin, karşı tarafın onurunu incitip saygınlığını zedelemek amacı ile bu yola başvurdukları görülmektedir. Bu evlilik, ailelerin karşılıklı olarak birbirlerinden kız kaçırması biçiminde gerçekleşmekte, silahlı çatışmalara ve kan davalarına neden olabilmektedir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kırsal kesimlerinde bu gibi eylemlere başvurulduğu görülmektedir.

20- ÇOK EŞLİ EVLİLİK: Cumhuriyetten sonra çok eşli evlilik yasaklanmıştır. Eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde bu evlenme biçimi ortadan kalmış olmasına rağmen, eğitim düzeyi düşük kırsal kesimlerde hala devam etmektedir. Çoğunlukla, erkek çocuk sahibi olup bulunduğu çevreye hükmetmek amacı ön plandadır.

21- ANLAŞMALI EVLİLİK: Dul kalan kadın veya erkeklerin yaşlılık döneminde gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir. Yaşlı erkeğin bakımı için muhtaç dul veya evlenmemiş bir kadınla anlaşılarak dini nikah yapılır. Nikahlanan kadına para, altın ev cinsinden ekonomik destek sağlanılır.

22- HİLELİ EVLİLİK: Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olan erkeklerin dul olanlarının, maaşlarının öldükten sonra bir yakını tarafından alınması için başvurulan evlilik biçimidir. Kağıt üzerinde kalan bir evliliktir. Yurt dışında çalışan bazı vatandaşlarımız da bu tarz evlilik biçimini, bulundukları ülkeden çalışma izni alabilmek için yabancı kadınlarla evlenmek biçiminde gerçekleştirmektedirler.

23- RASTLANTI EVLİLİĞİ: Rastlantı sonucu, başı sonu düşünülmeden yapılan evliliktir. Bir yolculuk sırasında karşılaşma, arkadaş, eş dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında ortaya çıkan etkilenme üzerine bu tür evliliğe karar verilebilmektedir.

24- İLAN YOLUYLA EŞ SEÇME (EVLENME): Son zamanlarda, gazete, dergi, televizyonların teletext sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir. Ortak noktalarda birleşenler, ilanı gerçekleştiren aracı kurumun desteği ile bir araya gelip konuşup anlaştıktan sonra, evlilik kararı verir.

25- TERCİHLİ EVLİLİK: Bu tür evlilik, genellikle ana baba, büyük anne, büyük baba gibi aile büyüklerinin onayı ile gerçekleştirilmektedir. Genellikle komşu ve yakın akraba grupları arasında gerçekleşir. Görücü usulü ile evlilikten farklı yönü, kız ve oğlanın aynı çevreden olmaları ve önceden birbirlerini tanımalarıdır.

26- YABANCI İLE EVLİLİK: Yurt dışında görev yapan veya ''işçi'' olarak çalışanların gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir. Bu evlilik, yabancıdan kız alma veya yabancıya kız verme şeklinde görülmektedir.

27- FARKLI MEZHEP EVLİLİĞİ: Evliliklerin gerçekleştirilmesi sırasında karşılaşılan engellerin başında din ve mezhep farklılıkları gelmektedir. Buna rağmen, birbirini seven bazı gençler, bu engelleri aşıp mutlu evlilikler kurabilmektedirler.

28- METRES EDİNME: Büyük kentlerde yaşayan eğitimsiz zenginler arasında; refah ve zenginlik göstergesi olarak ''metres edinme'' modası görülmektedir. Her türlü bakım ve masrafı üstlenilen, başka bir evde ikame ettirilen ikinci bir kadınla sürdürülen gayr-i meşru ilişkidir.

29- MUTA EVLİLİĞİ: Geçici bir süre için yapılan evliliktir. Daha çok İran'da uygulanan bu evlenme biçimi, Türkiye'de de bazı çevrelerde görülmektedir.

30- DIŞ GÜVEYİ EVLİLİĞİ: Son zamanlarda, bir Japon televizyonunun çöpçatan aracılığı ile Türkiye'ye eş seçmeye gelen Kuni Nakazon'a gösterilen aşırı ilgi,Türk erkeklerinin ''dış güveyilik'' konusuna ilgi duyduklarını, hatta istekli olduğunu ortaya çıkarmıştır.

31- DUL EVLİLİĞİ: Karısından boşanmış veya karısı ölmüş bir erkeğin, yine kocasından boşanmış veya kocası ölmüş bir dul kadınla evlenmesidir. Bazen de evlilik yaşı geçmiş olan kızın veya yaşlı bekar erkeğin, karşı cinsle evlendiği görülür.

32- TANIŞIP ANLAŞARAK EVLENME: Büyük kentlerde ve eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde en yaygın olan evlenme biçimidir. Kız ve erkek belli bir süre arkadaşlık yaparak birbirlerini iyice tanıdıktan sonra gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir. Kişiliğini bulmuş, ekonomik özgürlüğü olan eğitim düzeyi yüksek gençler, bu yolla evliliği tercih etmektedirler.

33- TELEVİZYON EVLİLİĞİ : Bazı televizyon kanallarınca yürütülen reyting amaçlı bir evlenme biçimidir. Evlenmek arzusunda olan gençler, orta yaşlılar, hatta; gençlerin evlenmesinde söz sahibi olan kaynana adayları, ilgili kanala davet edilerek kapalı bir mekanda, aylarla ifade edilebilecek uzun bir süre bir arada tutulmaktadırlar.

Bu süre içerisinde birbiriyle anlaşabilenlerden, izleyicilerle yapılan anket sonucunda en çok oy alan kız ve erkeğin evlilik masrafı karşılanmakta, çeşitli bağışlar yapılmakta ve ekonomik destek verilmektedir.

Ayrıca, son zamanlarda evliliğe aday insanlar bazı televizyon kanallarında görücüye çıkıp program esnasında tanışarak da evlenebiliyorlar.


stargazete.com



Saat: 08:15

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık