![]() |
Alacakaranlık Ben bu ışığı tanıyorum, bu amansız aydınlığı, Ve bir atlı arabanın sessizliği yırtan tekerlek takırtalarını, Büro pencerelerindeki demir parmaklıkları, Tanıyorum, soluksuz uykuya dalmış sokağın ıssızlığını. Gece devrildi yıllara, özgür ve çılgınca. Daha yanıyor yüreği sarsan güçlerin ateşi; Sert sabah ayazı sessizce yalıyor göğsümü ama. Kımıltısız donmuş evler, binlerce mezar sanki. Ölüler uyuyor o evlerde cifter cifter ve yapayalnız, Ya sırtüstü, ağız açık, yüzükoyun ya da. Ama gökyüzüdür benim istediğim derin ve engin, Ve görkemli uzaklıklar çıplak doğanın duru bağrunda! İki denk dünya var, iki denk şiir; Gündüzün dünyası ve dünyası gecenin, çılgınlığın ve aklın, Ama geceyarıyı vuran saattir iki dünyanın zor sınırı, Aydınlığın hükümsüz olduğu ve derinleştiği an karanlığın. Son bir arzuyla can atıyor ruhum Dönmek için gecenin düşünü gündüzün boş kalıplarına, Fakat boşuna savaşıyorum, ve boşuna mucize arıyorum: Sen, ey gündüz, güçlü düşman, yine boyun eğdiriyorsun bana! (Çev. Arif Berberoğlu) Valeri Bryusov |
BIRAKTIĞIN YERDEYİM Kaybolmuş zamanlar içindeyim Ne yıl belli ne de ay Sensiz günlerdeyim Takvimler ne söylese yalan Ben bıraktığın gündeyim Saat öğleden sonra Mevsimse kış olmalı İçim titriyor Sensizlk mi,soğuk mu Beni üşüten,bilmiyorum Yolda ayak izlerin Gidiyor mu, geliyor mu Belli değil beklemedeyim Kaybolmuş zamanlar içinde Sürgündeyim Takvimler ne söylese yalan Bıraktığın gündeyim Beni ararsan eğer Kalbine sor,nerdeyim Hiç gitmedim Bıraktığın yerdeyim...... ....................................... Fulya Aydın |
Karanlık Gözlerin gözlerine karanlıklar çökmesin elinden gelirse uyma bile dünyaya güzel gözlerin hep güzellik saçsın şehir şehir kent kent dünya seninle dolsun taşsın İsmail Baharşen |
İnsan, Yaşar, üç türlü şu üç dünyada: Evvela: "Şunu sevdim, bunu sevdim!" diyerek Ömrü sevmekle geçer. Sözde olgunlaşır ondan sonra: "Şunu yaptım, bunu yaptım!"diyerek Ömrü saymakla geçer. İhtiyarlıkta tanır dünyayı: "Kahbe dünya!" diyerek "Hey gidi dünya!" diyerek Ömrü sövmekle geçer Orhan Seyfi Orhon |
Öykü Yıl kırk yediydi sonbahardı Üstümde başka gök başka bulut Cebimde param vardı Tramvaylar taksiler emrime hazır Durağım İstanbullar Ankaralardı Yıl kırk yediydi sonbahardı Demiri büken ellerim Üzüm gibi saçım vardı Bir güzel geçse sokaktan İçim aşkla dolardı Yıl kırk sekiz mevsim sonbahar Ankara'nın taşına bak Neden böyle gözlerim dolar Neydim n'oldum n'olacağım Şu feleğin işine bak (Ahlat Ağacı) Mehmet Başaran |
İçimdeki Boşluk! Bencileyin şöyle garib var mı ki Anlatamam ne menemdir hallerim Yerim yurdum bir kör kuyu dibi ki Hep çıkmaza gider gelir yollarım Yumaklanmış yüreğimde acılar Ucu kayıp bulamam ki çözeyim Çaresizlik hükmediyor tabi ki Gözyaşıyla her gece gözgözeyim Hissiyatım ısyan eder aklıma İçimde bir bitmek bilmez savaş var Bir kararda eğleyemem kendimi Yürek sever dilim söver karalar Bir çıkmaza düşmüş gönül döneler Beden mülküm yangınlarda kavrulur Şu boşluk ki bir doldurmuş içimi İçimdeki her şey dışa savrulur Bir çıkmaza düşmüş gönül döneler Çelişkiler benliğime kök salmış Şu boşluk ki bir doldurmuş içimi Şişmiş şişmiş patlamaya an kalmış Hünkar Dağlı |
Takvimdeki Deniz Hasreti denizlerin, Denizler kadar derin Ve o kadar bucaksız... Ta karşımda, yapraksız, Kullanılmış bir takvim... Üzerinde bir resim: Azgın, sonsuz bir deniz; Kaygısız, düşüncesiz, Çalkanıyor boşlukta. Resimdeyse bir nokta: Yana yatmış bir gemi... Kaybettiği âlemi Arıyor deryalarda. Bu resim rüyalarda Gibi aklımı çeldi; Bana sahici geldi. Geçtim kendi kendimden, Yüzüme, o resimden, Köpükler vurdu sandım; Duymuş gibi tıkandım, Ciğerimde bir yosun. Artık beni kim tutsun? Denizler oldu tasam. Yakar, onu bulmazsam, Beni bu hasret, dedim, Varırım, elbet, dedim, Bir ömür geze geze, Takvimdeki denize. Ne var, bana ne oldu, Odama nasıl doldu, Birdenbire bu meltem? Ve dalgalandı perdem, Havalandı kâğıtlar. Odamda kıyamet var! Ah yolculuk, yolculuk! Ne kadar baygın, soluk, O gün bizde betbeniz; Ve ne titrek kalbimiz Ve eşyamız ne küskün! Yola çıktığımız gün, Bir sıraya dizilmiş, Gözyaşlarını silmiş, Bakarlar sinsi sinsi. Niçin o ânda hepsi, Bir kuş gibi hafifler, Arkadan geleyim der? Niçin o güne kadar, Dilsiz duran ne kadar Eşya varsa dirilir, Yolumuza serpilir? Ufak böcekler gibi, Gezer onların kalbi, Üstünde döşemenin. Bir gizli didişmenin Saati çala o ân; Birden bakar ki, insan, Her şey karmakarışık. Ayırmak olmaz artık Bir kalbi bir taraktan; Ve kalb, ağlayaraktan, Çekilir geri geri, Terkeder bu mahşeri. Bu mahşerin içinden O gün ben de geçtim, ben; Nem varsa, evim, anam, Çocukluğum hatıram Ve ne sevdalar serde, Bıraktım gerilerde, Kaçar gibi yangından. Rüzgârların ardından, Baktım da süzgün süzgün, Kurşun yükünü gönlün, Tüy gibi hafiflettim, Denize hicret ettim... 1931 Necip Fazıl KISAKÜREK |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
Sen beni asla unutamazsın.. Bilirim geceleri uykun kaçar, Dayanamazsın ararsın! Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın! Bensizliğe bir türlü alışamazsın! sen beni asla unutamazsın! Gururun hayır dese de, kalbin kan kusar. Ateşin söndü!desen de, küllerim bağrını yakar! Maziye dalıp her gece resmime bakar, bir türlü ağlayamazsın! Sen beni asla unutamazsın! Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın! Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın! Sen beni unuttum desen de unutamazsın! Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!. Zeynep Orcanel |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… 26 Ocak 2002 Aydın Yüksel Kasım |
| Saat: 18:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık