MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

tikkymelike 17 Mart 2007 04:24

PİŞMANLIK
Bu dünyayı zindan ettin sen bana
Sahte gülücüklerle girdin dünyama
Her şeyimi alıp gittin başka kollara
Yalancı koydum bende senin adını
Her şey unutulur gidilir bir anda
Pişmanlık duyup dönmek istersin bana
Gelip de bulamazsın eskisi gibi bir ben daha
Yanlışlarınla kal şimdi baş başa
Kocaman yüreğim vardı sevgiye susayan
Aşkı yaşayıp sana da yaşatan
Bırak git dedin ardına bile bakmadan
Meğerse nefretin olmuşum anlamadan
Çok gördün değil mi mutluluğu bana
Yalvarıyormuşsun her gün Allah'a
Geri dönsün canımı vereyim diye ona
Son pişmanlık fayda etmez bunu unutma..
...................................
Fırat Coşkun


arwen 17 Mart 2007 04:27

Gel…. Gel de
Gönlüme serinlik ver
Bad_ı saba mı? Dersin
Poyrazdan mı esersin


Yeter ki gel..
Bir kez duyulsun sesin..
Gecelerin içinden…

Geleceksen gel artık…
Ya Maçin Ya da Çin’den..
Ama ruhum be gülüm
Bak sana sesleniyor.
Dilimin raksı değil…..

Dinleyeceksin belki.
Beynimde kopan değil..
Bu fırtına bu tayfun…
Gönlümün, yüreğimin, kalbimin
Taa içinden....



tuncer akbaba


MaKaLeLe 17 Mart 2007 04:28

Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci |


arwen 17 Mart 2007 04:34

Kalbimin ateşi sen
Evimin neşesi sen
Dünya benim olurdu
Bir gülsen ah bir gülsen

Bülbülleri çağırır
Seslen bulut dağılır
Doğar güneş yeniden
Bir gülsen ah bir gülsen

Ufukta yar gözlerin
Silinmezki izlerin
Erir tutmaz dizlerim
Bir gülsen ah bir gülsen

Dağlar aşar gelirim
Arar seni bulurum
Gülsen meshud olurum
Bir gülsen ah bir gülsen



fatma akgöl


tikkymelike 17 Mart 2007 04:53

ANLAMSIZ

Sen kendini tanımamışken,
Beni tanımaya çalışma sakın.
Sahte gülüşlerine yandığım masal kuşum.
Biliyor musun!
Meğer masalların sonları hüzünmüş
Bakışlarının ardındaki yalanlar gibi....
Bundan sonra sen bir düş güzeli
Bense
Sana inanmış şaşkın bir deli.
......................................
Gizem İnan


arwen 17 Mart 2007 05:05

YASTIĞIMIN SEN KOKAN YÜZÜ


Küllerini savurduğum bir yangının meyvesiydi;
Ayrılık...
Ateşler içinde yandığım cehennem yeriydi;
Yastığımın sen kokan yüzü...
İlk buluştuğumuz anı hatırlıyorum dün gibi.
Soğuğun içime işlediği anlardaki;
Asi, ateşli bir bakış; utangaç bir yüz
Sahipsiz bir kalp...
Ve çabucak biten bir hikâye...
Şimdi için rahat olsun...
Bir ikindi vaktinde;
Köşelerden birine rastlayan bir masa vardı,
O zaman diliminde verilen sözlerin ve ağlayan gözlerin
Bir tek ruhu kaldı...


ADEM ERAY KOZAN


NiliM 17 Mart 2007 07:27

GİTME, KAL DESEM?..


Hani;
Bir ayağın içerde
Tam çıkacakken
Kalbimin kapısından
Gitme
Kal, desem?..

Hani;
Başka gözlere
Dalmamışsa gözlerin,
Yankılanmıyorsa
Başka bir ses
Kalbinin dağlarında,
Kurşun sıkmamışsa
Sevdama kalbin,
Çıkma
Kal, desem?..

Sen de seviyorsan
Beni halâ,
Ve düşünüyorsan
Seni düşündüğüm kadar,
Yok ediyorsa mesafeleri
Sevgin,
Gitme!

Bir kez daha düşün!..

Sebahat Mayda Yavuz


Mystic@L 17 Mart 2007 11:10

kaç gecenin çölüdür bu ayrılık
kaç şiirin dölüdür üstüme
örttüğün bu ince sessizlik
kalbim alış artık, kır kendini
kendi duvarında, sesini
kendi duvarına haykır.

tesadüfen birbirine rastlamış
başka başka aşklarsızın siz artık
geceyle gündüz gibi birbirine
ayrılmış. O ki rüzgar, bir zaman
senin çölünde kumlar uçurmuş,
o ki gece ve esmer, görmüyor
sahrayı, sesi içinde karışmış.

her ayrılıkta kendine saplanan bir hançer
kendi sabrını deneyen taş,
kendi uykusuzluğunda yatak oldun.
kül koy şimdi yanına korunun
seni kavuran onu da yakmasın.
aşkla besle kendini, gül yetiştir,
sardunya çoğalt.
ki, sen aşktan ve ayrılıktan
başka ne anlıyorsun.

Birhan Keskin


Mystic@L 17 Mart 2007 11:33

Anlamalı !!

Kafesteki kuşun gözlerinden anlamalı,
Yalnızlığı, unutulmuşluğu, ıztırabı.
Babanın o buğulu sesinden anlamalı,
Sevmeyi, sadakatı, vefayı ve de cefayı.

Yağan yağmurun taneciklerinden anlamalı,
Dalgaların kayaları döğüşünden anlamalı,
Görmeli zaman zaman da ana ile babayı.
Solutmalı onlara da yudum yudum yaşamı.

Bir gün gelir de beni düşünerek ararsanız,
Resmime bakarken hatırlayıp ağlarsanız,
Yılda bir defacık olsun beni anarsanız,
Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter.

Bir gün benim mezarıma rastlarsanız,
Bir de taşına bakıp adımı okursanız,
Üstüne küçücük bir kuru gül de koysanız,
Bilin ki canım kızlarım bu bana yeter.

Necdet Çobanlı


iblis1907 17 Mart 2007 11:49

Uluorta

-seyrek gülüş sen ne güzel bir şeysin-
-nazlanırsın ama bir gün gelirsin-

düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki bu, hem kadim
hem de mayhoş elma tadında.

kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk,
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya, konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah, unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.

sorma,
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.

kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe, benim için dua et:
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr. şükrü öncüoğlu'ndan
üç ayda bir reçete.

acıyan bir şeyim ben burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl bir şey biliyorum itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.

sorma,
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.

yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı herşey, ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.

şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy, sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.

sorma,
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.

İbrahim Tenekeci



Saat: 11:12

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık