![]() |
Sen beni asla unutamazsın.. Bilirim geceleri uykun kaçar, Dayanamazsın ararsın! Kalbin ağlar ama, sen ağlayamazsın! Bensizliğe bir türlü alışamazsın! sen beni asla unutamazsın! Gururun hayır dese de, kalbin kan kusar. Ateşin söndü!desen de, küllerim bağrını yakar! Maziye dalıp her gece resmime bakar, bir türlü ağlayamazsın! Sen beni asla unutamazsın! Unutabilsen,gece yarısı telefonlarımı çaldırmazdın! Unutabilsen,böyle isyankar olmazdın! Sen beni unuttum desen de unutamazsın! Kalbini başka gönüllerde asla avutamazsın!. Zeynep Orcanel |
BAĞIŞLA Ya zamanından çok erken gelirim.. Dünya'ya geldiğim gibi, Ya zamanından çok geç, Seni bu yaşta sevdiğim gibi.... Mutluluğa hep geç kalırım. Hep erken giderim mutsuzluğa.. Ya herşey bitmiştir çoktan, Ya hiçbirşey başlamamış... Öyle bir zamanında geldim ki yaşamın, Ölüme erken,sevgiye geç.. Yine gecikmişim bağışla sevgilim.. Sevgiye on kala,ölüme beş...... AZİZ NESİN |
İçe Sesleniş her akşam eteklerine yığıyorsun sarışın manolyaları -yığ- ve sakıngan açılımlarla yaklaşıyorsun kadınına –yazıktır- oysa kokusu leyli meccani kızların odalarındaki koku –delirme- tırnağı yarılsa kızıl zebralar fırlar içinden –abarttın- sen esas baktı mı bakışlarını sev –sanki aynalar kırılır- dişil kahkasıyla yırtabilir gecenin karanlığını –ürkme- zaten korktuğun ne varsa öldürdün hınçla-ama ne varsa- ocudukça ocumak fiilini düşürüyorsun yazıtlara -yeter- güney kıyılarında hışırdayan bir Kıbrıs akasyasısın -incitildin- kimbilir ne tacirler gelip geçer kıyılarından -sen gibi- ve her uykuya dalışında bir orman suluyorsun –yılgınlıktan- mevsimidir şimdi güzel dudaklı yaban kazlarının –hele bir göğe bak - her sabah avcuna bırakıyorsun mor menekşeleri -yakışır- damakçatlatan lezzette bir kadını seviyorsun-ne güzel- oysa gördüğün en keskin sözlerle deşiyor böğrünü –hoşgör - sen esas öptü mü öpüşlerini sev–sanki bulutlar ikiye yarılır - latilokum bir cariyedir süzülür her tan ağartısında odana –istiyordun- lavanta mavisi tüyleriyle bağrıkara kuşları kıskandırır – daha ne- şimdi buz kesmiştir teninde ne varsa aşktan kalan –sızlanma- karşılaştığınızda içselliğin susuz ve geçirgendi –suç senin- anla ki kadın seçimindeki yanılgı ölümcüldür –geç kaldın- sen esas gitti mi gidişini sev – sanki yer gök utanır- bre rezil, öl şimdi seni koydukları yerde –sen de mi- -evet ben de- nasılsa yoksul köpekler gibi geçti ömrün -hem söylesene, neden taktın bu ara Göktürk şarkılarına ? Fadıl OKTAY |
SEVGİ DUVARI Sen miydin o, yalnızlığım mıydı yoksa Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi Dilimizde akşamdan kalma bir küfür Salonlar, piyasalar, sanat sevicileri Derdim günüm insan arasına çıkarmaktı seni Yakanda bir amonyak çiçeği Yalnızlığım benim sidikli kontesim Ne kadar rezil olursak o kadar iyi. Kumkapı meyhanelerine dadandık Önümüzde Altınbaş, Altın Zincir, Fasulye Pilakisi Arkamızda görevliler, ekipler, Hızır Paşalar Sabahları açıklarda bulurlardı leşimi Öyle sıcaktıki çöpçülerin elleri Çöpçülerin ellerinde okşardım seni Yalnızlığım benim, süpürge saçlım Ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi. Baktım gökte bir kırmızı bir uçak Bol çelik, bol yıldız, bol insan Bir gece Sevgi Duvarını aştık Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki Başucumda bi sen varsın bi de evren Saymıyorum ölüp, ölüp dirildiklerimi Yalnızlığım benim çoğul türkülerim Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi CAN YÜCEL |
AÇIK Biz hep açık konuştuk. Gökyüzünden maviydi sözlerimiz. Sığ bataklarda değildik, kuşlar gibiydik, Uçarıydık. Gözlerimizde Şavkıyan parıltılar gibiydik. Biz iyiye iyi, güzele güzel dedik. Masallardan çekerdik mısraları, tülbent gibi. Yalnız, şiirlerde yalan söylemezdik, Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik. Biz buğday tarlalarında buğday, Ağu yeşili bahçelerde ot, Trenlerde düdük sesiydik. Yıldızlara çobandık, değirmenlere su, Bozkırlara bulut gölgesiydik. Seller aktı gitti. Biz kaldık. Bulutlar uçtu gökyüzünden. Rüzgarlar darmadağın etti. Ne bahçesinden hayır var, ne güzünden. Akıl da bulutlar gibi çekip gitti. Nerden bilirdik, çalışmaktan Kocayacağını sevgililerin, Yaşamanın güzelliği kadar Hoyratlığını, bezginliğini... Biz kaldık, koyup gitti bahar, Her şeyi nerden bilirdik. Cahit Külebi |
B a r b i e B a r b i e I. bir sevgilim vardı, barbie adında ya da öyle sanırdım, girmişti kanıma kör olurmuş insan, bilemezdim sevince narin elleri vardı, titrerdim değince eli-elime.. bir sevgilim vardı, barbie adında söylemesi güzel, kendi de güzeldi bence akşamlari kararınca hava, alırdım onu usulca tatlı sözleri vardı, titrerdim değince sesi-sesime.. bir sevgilim vardı, barbie adında bir de anneannesi vardı, biraz yaşlıca çılgın tutkuları vardı, tutamadığı sarı saçları vardı, titrerdim değince teni-tenime... II. bir sevgilim vardı, barbie adında ne cadıymış o biraz geç anladım ne de adı barbie, yalanmış meğer ne tatlı sözleri varmış, ne de mavi gözleri sarı saçları da boyaymış hatunun mavi değilmiş gözleri, lenssiz kahverengi boyu da pek uzun değilmiş, topuklu giyermiş bir de yüzü boyasız kaldımı siyah&beyaz* tanınmaz olurmuş, o güzelim hatun gülüşleri de sahte çıkınca malumunuz geriye bir kuru aşkımız kalmış, o da bahane... III. bir sevgilim vardı Barbie adında hatırlarsanız, onca yıl önceydi ne aşk'tı be, savrulurken külleri zamana ne çabuk geçmişti üstünden yıllar.. merak ettiniz değil mi, hadi anlatayım; onunla, bir yalancı baharda karşılaştık hiç tavsiye etmem bu arada, dosta-düşmana koşarken, geriye dönmek gibiydi duygularım ne tutku ne hayâldi sadece, başrolde yine bendim mutsuzdu anlıyordum sözlerinden ne kadar belli etmemeye çalışsa başaramıyordu, kaçırırken gözlerini fazlaca da abartmamak gerekirdi yaşanan, yalancı bir bahardı sadece.. yıllar nasıl da değiştirmişti onu eser kalmamıştı o can yakan hâlinden sararmış solmuştu yüzü kilo almıştı, yüzünde derin çizgiler ne sevgiliydi ama, ne kadındı ne canlar yakardı, alevinde dans ederken ve şimdi kalandı geriye, onca yılın ardından koskoca bir hayâlin, hayâl kırıklığı.. bir sevgilim vardı, Barbie adında, demiştim hatırlarsanız onca yıl önceydi hangi gözle baktıysam tanıyamadım şimdi demek ki gözlerdeki aldanıştı kalbe vuran oysa zaman mı değişti, ben mi değiştim yoksa artık dönüp bakmıyordum bile, kahrolası gururumdan... *t ü m h a y â l l e r s i y a h & b e y a z d ı r ç a l ı n m ı ş t ı r_ r e n k l e r i... Ali Hakan DÜZ |
Semaha Geldim Aşkın çilesine bir ah’ a geldim Arındım günahtan duaya geldim Zifiri karanlık bir gecedeyim Nurunla ışıyan sabaha geldim Ya pirim mürşidim ya hak diyerek İlahi aşk ile yandı bu yürek Eşiğe diz çöküp niyaz ederek Erenler safında dergaha geldim Bir dilsiz ağıdım sessiz beyidim Çığlığımı bir mahşerde yitirdim Beni de al divanına ey mirim Canların ceminde semaha geldim Erenlerin yolu zordur yokuştur Yüreğim kanatsız garip bir kuştur Çile ateşiyle yandır tutuştur Içimde külleşen feryada geldim Kılıçtan keskindir sevgin dediler İnsanlık derdidir derdin dediler Hakkın huzuruna erdin dediler Kerem et gönlümü yunmaya geldim Bu evreni baştan başa dolaştım Aşk denilen bir sahile ulaştım Gönül ummanına sığmadım taştım Yitirdim yönümü bulmaya geldim Nuri Can |
türküledim gözlerimi bir eylül uykusunda sarışın bir rüzgar eser bahçeme kırılır kendime uzayan dallarım bir baykuş konar omzuma susar ağustos böcekleri deniz'e koşar kalesi göçük kumsallarım eylül düşer takvime tende izi kalır... sokağımda darbenin siren çığlığı bir infaz saplanır dile susarım... mücevherdir bileğimde kelepçenin sıyrığı bir yiğit ölür yasını tutar ünye'de meydan sürgün olur martı karadeniz akar damarımda kan dört yanım çatışma ben diyarbakır kokarım diyarbakır zindan yüküm ağır sırtımda üç bıçak yarası gecem duvar günüm iki parmaklık arası bir türkü sardım akşamına beni an derdime yan harran ovası... Ferhat Gülsün |
Seni seviyorum insanlar yaşıyor sorular içinde hepsi bilinmez bir gerçeğin peşinde oysa ben gerçeği çoktan biliyorum seni seviyorum yaptığın işleri, hünerli ellerini yıkadığın bulaşığı, süpürdüğün yerleri yürüyüşünü, gülüşünü, üzülüşünü seni seviyorum bilmelisin değerini sevgimin sen de bir şeyler eklemelisin sıcak, sımsıcak bir yürek örneğin yalnız bugün değil her gün aşkının menzilinde vurulana kollarının arasında ölene değin öyle çok özlüyorum ki seni görmediğim zaman gözlerini deli gibi dolanıyorum ortalıkta senden başkasında bulamıyorum benzerini seni seviyorum evet seviyorum söyle bunu, yaz diyor yüreğim ve bu kutsal kitaba yazıyorum seni seviyorum kırdım seni, üzdüm seni kıskandım ne yaptıysam aşkımdan yaptım anla işte aşk bu tanımsız bir coşku gönlümün derinlerinden doktorsuz bir hastalık insanı deli eden nedeni sen ilacı sen senden önce en çok ben yalnızca yağmurları sevdim yine seviyorum çok seviyorum sen en güzel yağmurumsun benim çok sözler söyledim sana çoğu uçup gitmiştir aklından ama birini unutma, hiç unutma seni seviyorum böylesi de olurmuş demek sevginin gün gün büyüyor, düşündükçe çoğalıyor bin yüreğim olsa, aşkımı bine bölsem her biri yine kavrulur ateşinden ve hepsi birden aynı şarkıyı söyler seni seviyorum... seni seviyorum Celal Kabadayı |
Genetik Şifre Çocukluk orada Karşıda oyun sahasında Koşuyor sağa sola Tükenmez enerji ile Düşe kalka Duyuyor musunuz çocuklar Genetik şifre çözülmüş Çocuklar çocuk kalacak Kirlenmeyecek dünya Kimin umurunda Gaffar Karadoğan |
| Saat: 19:40 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık