MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -1- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/333-siir-nehri-1-arsiv.html)

kambis 4 Haziran 2006 00:58


BENİ UNUTMA

Bir gün gelirde unuturmuş insan
En sevdiği hatıraları bile
Bari sen her gece yorgun sesiyle
Saat on ikiyi vurduğu zaman
Beni unutma

Çünkü ben her gece o saatlerde
Seni yasar ve seni düşünürüm
Hayal içinde perişan yürürüm
Sen de karanlığın sustuğu yerde
Beni unutma

O saatlerde serpilir gulusun
Bir avuç su gibi içime, ey yar
Senin de basında o çılgın rüzgar
Deli esiverirse bir gün
Beni unutma

Ben ayağımda çarık, elimde asa
Senin için su yollara düşmüşüm
Senelerce sonra sana dönüşüm
Bir mahşer gününe de rastlasa
Beni unutma

Hala duruyorsa yeşil elbisen
Onu bir gün benim için giy
Saksıdaki pembe karanfilde çiğ
Ve bahçende yorgun bir kus görürsen
Beni unutma

Büyük acılara tutuştuğum gün
Çok uzaklarda da olsan yine gel
Bu ölürcesine sevdiğine gel
Ne olur Tanrı`ya kavuştuğum gün
Beni unutma

Yasar Oğuzcan


KafKasKarTaLi 4 Haziran 2006 01:13

Yetim Çocuk

Zamanların çarkında küçülen ve sönen yıllar
Sislerin perdesinde kaybolan ve solan yıllar
Hatıralarım da hep yer edinen acı sahneler
Mahzun ve mazlum duruşuyla zihnimin duvarına yapışan

Ne zaman, nerde görsem mahzundu
Herkes şad, o ise durgundu
Meçhullere yüzen sala benziyordu
Babasını yitirmişti küçük yaşında bu çocuk

Bir anacığı vardı, birde gelinlik çağında ablası
Anacığını, ablasını hasret demleri ile kaynatarak
Küçük göz oda ve bir avuç toprağından koparak
Gurbetin yapraklarıyla İstanbul'un ensesine kapanarak
Sancıların terleriyle yoğrulmuş,
Elleri ve alnı nasırlı olan.
Maişet temininin gayretiyle köşelere sığınmış yetim çocuk

Kimi yerde boynunda şeker kutusu çıngıraklı
Dolaşırdı sokaklarca: "şekerci keskin naneli, şekerci "
Kimi yerde ayaklı tezgah: simit - poça satar dururdu
İstanbul'da kimseleri yoktu, kimsesizliğe gömülmüş
Kaldığı yer ise nem kokulu,
Duvarı yosunlu bekar odasıydı.

Öksüz çocuk ellerini kafasına sıkıştırmış
Saatlerce öylece durup saklanırdı kendinden
Duman... duman üstünde efkarlı duruşu
Boynu bükük ve ürkek bakışlarıyla inilticiydi

Öksüz çocuk gözleri İstanbul aynasında yağmurluydu
Dertlerin kabuğunda bedenini sarsarak ağlardı
Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan çocuk azimliydi de
Daha delikanlılığın baharında... on yedi yaşında olan çocuk

Sılanın bağrında tam ondurt ay olmuştu
Hicranın çilesi yüreğini kanatmaya başlamıştı
Anacığının ve ablasının özlemleri kanatlanmış
Uykusunu bölen rüyalardan sonra kalbine inmişti
Gurbet hapsinden koparak dönüşe karar verdi
Kurban bayramına da sayılı günler kalmıştı

Akşamın ılık serinliğinde sokaklarca süzüldü
Cebinde parası, hülyaların kıskacında dalıp durdu
Bir gün sonra köyümün gözlerimde bulutluğu dağılacak
Birkaç gün sonra tarlamızın başında bulunacak
Birkaç yıl sonra askere uğurlanacak
Ondan sonraki yıllarda evlenecek
Ondan sonra... Daha sonra, diye düşünüp duruyordu
Fakat Rabbimizin kader defterinden habersiz
Biraz sonra ruhunu uçuracak sonundan habersiz

Karanlığın içinde iki çift yırtıcı gözler izinde
Takip ederler insana benzeyen eşkıyalar
Loş ışığın altında önünü kestiler öksüz çocuğun
"Para, parayı ver çabuk "... Çıkar haydi
Öksüz çocuk irkildi, gözleri büyüdü ve haykırdı
"Hayır, vermem paramla memleketime gideceğim"
Eşkıyanın suratsızlığına patlayan yumruk
Ve... Diğer hain keskin bıçağı sapladı. Yetimin kalbine
Çocuk kesik " hı " diyebildi. Oracıkta yere kapaklandı
Eşkıyalar ise karanlığın bağrında uzaklaşmıştı
Kurban bayramına yakın, üç kuruş için kurban edilmişti...


F.E.A.R 4 Haziran 2006 03:00

Her yeni gün bir öncekinin tekrarı,
Tarih tekerrüre açık müstehzi bir hal alıyor
Derin yarıklarla, çatlaklarla süslenmiş
Somurtkan, çığırtkan dudaklarınla...

Hayatlar -ki özellikle benimki
Şekillenmeye müsait bir yalnızlık içeriyor
Seninle geçirilen sensiz gecelerimde,
Ben gecelerimle varım,
Gecelerimle

Bir oyun hamuru yaşantım
Sonbahar geldi, kurumuş yaprağım
Karlı bir günde, kazancı yokuşunda firene bastım.
Dümenim sende,
Yandım...

Günlerimim toplamı yaşadığım sürece
Boğaz kadar kısa
Boğaz kadar uzun
Boğazın akıntıları, dip akıntıları bulanıklaştırıyor dingin suları
Artık yıkmalı tarihi surları
Bunaldım.


Mystic@L 4 Haziran 2006 04:46

Sessiz Gemi
Artok demir almak günü gelmişse zamandan
Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan.

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli,
Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.


venüsün_kızı 4 Haziran 2006 12:13

İstanbul'u Dinliyorum

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekiç sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birşey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.


Mystic@L 4 Haziran 2006 12:19

Acılar Denizi
Ben acılar denizinde boğulmuum
İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını
Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni
Duyarım yosunların benim için ağladıklarını

Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime
Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını
bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle
Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını

Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma
Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek
Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını

bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa
Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse
Yılların içimde bıraktıklarını...


Misafir 4 Haziran 2006 14:21

Avare Sokakların İsyankar Delikanlısı



Gece sessiz ve karanlık, dalmak üzereyim
İçim ürperiyor aniden bir baykuş sesiyle,
Korkuyorum ve iliklerim donuyor soğuktan
Sığınacak bir yer arıyorum bulamıyorum.

Doğruluyorum; ilerliyorum ağır ağır
Attığım her adım ölüm, eridiğimi hissediyorum
Karanlığa dalıyorum giderek, evler gitgide kayboluyor
Dönüp ardıma bakıyorum her şey yalan, her şey viran.

İsyan ediyorum kadere ve yalnızlığıma;
Avazım çıktığı kadar haykırıyorum
Aklıma eski dostlar geliyor; susuyorum
Ve kendimi tutamıyorum, ağlıyorum

Bir sarhoş geliyor yanıma, beni avutmaya çalışıyor,
Başımı kaldırıyorum bakıyorum.
Kendime kıyacak bir yer arıyorum
Beni öldüren sokaklara, sonunda ruhumu da veriyorum.


Mystic@L 4 Haziran 2006 18:37

AŞK

Sevgilim sabahın erkenini seviyor,
ben geceyi ve esmerliğini onun,
o dorukları sevior, korkuyor bundan
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı,
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
O kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden,
kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
"Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü,
bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım.

Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir
bir, çıplağın çıplağımda.

Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.



KaDeRrr 4 Haziran 2006 21:56

Hatirina Dusecegim

Kopkoyu Bir Sis Icinde Bir Aksam
Hatirina Dusecegim Belki
Bir An Islayacak Yagmur Yuzunu
Birden O Tatli Demleri Hatirlayacaksin
Sonra Sicak Yataginda
Uzun Uzun Aglayacaksin..!

Aglayacak, Bogazinda Birseyler Dugumlenecek
Ah Yanimda Olsaydi Diyeceksin
Tum Yildizlar Gulecek Haline
Ay da Goz Kirpacak
Iliklerine Isleyecek Bensizlik.
Kahrolacaksin..!

Bir Sigara Tuttureceksin Ihtimal
Ufku Seyredeceksin Saatlerce
Bir Ruzgâr Kopsalayacak Yuzunu
Sonra Hayalim Gelecek Karsina
Bir Siirimi Mirildanacaksin
Hickiracaksin..!

Gonlunden Atamadigin Gibi
Kafandan da Silemeyeceksin Beni
Duslerine Girecegim Her Gece
Ince Bir Huzun Buruyecek Yuzunu
Ve Cirilciplak Gercekleri O Zaman
Anlayacaksin..!

Sonra Birseyler Yazmak Isteyeceksin
Kafan Gibi Kalemin de Islemeyecek
Unutmak Isteyeceksin Herseyi
Ama Unutamayacaksin Hic Birseyi
Kivranacaksin..!


Necip Fazıl Kısakürek


Misafir 4 Haziran 2006 23:02

Bu Aşk Burada Biter

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider

Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir

Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler

Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider.

1965
Kaynak: Bir Gün Mutlaka



Saat: 00:32

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık