![]() |
BENİ UNUTMA Bir gün gelirde unuturmuş insan En sevdiği hatıraları bile Bari sen her gece yorgun sesiyle Saat on ikiyi vurduğu zaman Beni unutma Çünkü ben her gece o saatlerde Seni yasar ve seni düşünürüm Hayal içinde perişan yürürüm Sen de karanlığın sustuğu yerde Beni unutma O saatlerde serpilir gulusun Bir avuç su gibi içime, ey yar Senin de basında o çılgın rüzgar Deli esiverirse bir gün Beni unutma Ben ayağımda çarık, elimde asa Senin için su yollara düşmüşüm Senelerce sonra sana dönüşüm Bir mahşer gününe de rastlasa Beni unutma Hala duruyorsa yeşil elbisen Onu bir gün benim için giy Saksıdaki pembe karanfilde çiğ Ve bahçende yorgun bir kus görürsen Beni unutma Büyük acılara tutuştuğum gün Çok uzaklarda da olsan yine gel Bu ölürcesine sevdiğine gel Ne olur Tanrı`ya kavuştuğum gün Beni unutma Yasar Oğuzcan |
Yetim Çocuk Zamanların çarkında küçülen ve sönen yıllar Sislerin perdesinde kaybolan ve solan yıllar Hatıralarım da hep yer edinen acı sahneler Mahzun ve mazlum duruşuyla zihnimin duvarına yapışan Ne zaman, nerde görsem mahzundu Herkes şad, o ise durgundu Meçhullere yüzen sala benziyordu Babasını yitirmişti küçük yaşında bu çocuk Bir anacığı vardı, birde gelinlik çağında ablası Anacığını, ablasını hasret demleri ile kaynatarak Küçük göz oda ve bir avuç toprağından koparak Gurbetin yapraklarıyla İstanbul'un ensesine kapanarak Sancıların terleriyle yoğrulmuş, Elleri ve alnı nasırlı olan. Maişet temininin gayretiyle köşelere sığınmış yetim çocuk Kimi yerde boynunda şeker kutusu çıngıraklı Dolaşırdı sokaklarca: "şekerci keskin naneli, şekerci " Kimi yerde ayaklı tezgah: simit - poça satar dururdu İstanbul'da kimseleri yoktu, kimsesizliğe gömülmüş Kaldığı yer ise nem kokulu, Duvarı yosunlu bekar odasıydı. Öksüz çocuk ellerini kafasına sıkıştırmış Saatlerce öylece durup saklanırdı kendinden Duman... duman üstünde efkarlı duruşu Boynu bükük ve ürkek bakışlarıyla inilticiydi Öksüz çocuk gözleri İstanbul aynasında yağmurluydu Dertlerin kabuğunda bedenini sarsarak ağlardı Hayatın ağırlığını taşımaya çalışan çocuk azimliydi de Daha delikanlılığın baharında... on yedi yaşında olan çocuk Sılanın bağrında tam ondurt ay olmuştu Hicranın çilesi yüreğini kanatmaya başlamıştı Anacığının ve ablasının özlemleri kanatlanmış Uykusunu bölen rüyalardan sonra kalbine inmişti Gurbet hapsinden koparak dönüşe karar verdi Kurban bayramına da sayılı günler kalmıştı Akşamın ılık serinliğinde sokaklarca süzüldü Cebinde parası, hülyaların kıskacında dalıp durdu Bir gün sonra köyümün gözlerimde bulutluğu dağılacak Birkaç gün sonra tarlamızın başında bulunacak Birkaç yıl sonra askere uğurlanacak Ondan sonraki yıllarda evlenecek Ondan sonra... Daha sonra, diye düşünüp duruyordu Fakat Rabbimizin kader defterinden habersiz Biraz sonra ruhunu uçuracak sonundan habersiz Karanlığın içinde iki çift yırtıcı gözler izinde Takip ederler insana benzeyen eşkıyalar Loş ışığın altında önünü kestiler öksüz çocuğun "Para, parayı ver çabuk "... Çıkar haydi Öksüz çocuk irkildi, gözleri büyüdü ve haykırdı "Hayır, vermem paramla memleketime gideceğim" Eşkıyanın suratsızlığına patlayan yumruk Ve... Diğer hain keskin bıçağı sapladı. Yetimin kalbine Çocuk kesik " hı " diyebildi. Oracıkta yere kapaklandı Eşkıyalar ise karanlığın bağrında uzaklaşmıştı Kurban bayramına yakın, üç kuruş için kurban edilmişti... |
Her yeni gün bir öncekinin tekrarı, Tarih tekerrüre açık müstehzi bir hal alıyor Derin yarıklarla, çatlaklarla süslenmiş Somurtkan, çığırtkan dudaklarınla... Hayatlar -ki özellikle benimki Şekillenmeye müsait bir yalnızlık içeriyor Seninle geçirilen sensiz gecelerimde, Ben gecelerimle varım, Gecelerimle Bir oyun hamuru yaşantım Sonbahar geldi, kurumuş yaprağım Karlı bir günde, kazancı yokuşunda firene bastım. Dümenim sende, Yandım... Günlerimim toplamı yaşadığım sürece Boğaz kadar kısa Boğaz kadar uzun Boğazın akıntıları, dip akıntıları bulanıklaştırıyor dingin suları Artık yıkmalı tarihi surları Bunaldım. |
Sessiz Gemi Artok demir almak günü gelmişse zamandan Mechule giden bir gemi kalkar bu limandan. Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol; Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol. Rıhtımda kalanlar bu seyahetten elemli, Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli, Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu! Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu. Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler; Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler. Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden, Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden. |
İstanbul'u Dinliyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar, ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda, Sucuların hiç durmayan çıngırakları İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor, derken; Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık. Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Başımda eski alemlerin sarhoşluğu Loş kayıkhaneleriyle bir yalı; Dinmiş lodosların uğultusu içinde İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Birşey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde; Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum; Dudakların ıslak mı, değil mi, biliyorum; Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. |
Acılar Denizi Ben acılar denizinde boğulmuum İşitmem vapur düdüklerini, martı çığlıklarını Dalgalar her gün bir başka kıyıya atar beni Duyarım yosunların benim için ağladıklarını Ölüyüm çoktan, bir baksana gözlerime Gör, içindeki o kanlı cam kırıklarını bu ne karanlık, bu ne zindan gece böyle Bütün gemiller söndürmüş ışıklarını Ben acılar denizi olmuşum, yaklaşma Sularım tuzlu, sularım zehir zemberek Baksana; herkes içime dökmüş artıklarını bu karanlık bitse artık, bir ay doğsa Bir deli rüzgar çıksa; alıp götürse Yılların içimde bıraktıklarını... |
Avare Sokakların İsyankar Delikanlısı Gece sessiz ve karanlık, dalmak üzereyim İçim ürperiyor aniden bir baykuş sesiyle, Korkuyorum ve iliklerim donuyor soğuktan Sığınacak bir yer arıyorum bulamıyorum. Doğruluyorum; ilerliyorum ağır ağır Attığım her adım ölüm, eridiğimi hissediyorum Karanlığa dalıyorum giderek, evler gitgide kayboluyor Dönüp ardıma bakıyorum her şey yalan, her şey viran. İsyan ediyorum kadere ve yalnızlığıma; Avazım çıktığı kadar haykırıyorum Aklıma eski dostlar geliyor; susuyorum Ve kendimi tutamıyorum, ağlıyorum Bir sarhoş geliyor yanıma, beni avutmaya çalışıyor, Başımı kaldırıyorum bakıyorum. Kendime kıyacak bir yer arıyorum Beni öldüren sokaklara, sonunda ruhumu da veriyorum. |
AŞK Sevgilim sabahın erkenini seviyor, ben geceyi ve esmerliğini onun, o dorukları sevior, korkuyor bundan ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı, ona bir yeşil gülümsüyor, ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, diyorum, seni de öyle. O kendi boşluğunda oyalanan günlerde canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor, ben göğe bakıyorum geceden, kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim diyorum, yanında, o sabahları eğilip öpüyor denizi. Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun, esmerliğin gecemde, öyle kal. "Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun, yağmur bir yalıyor yüzümü, bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım. Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi, oysa camdaki sardunya gibi üşür bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir bir, çıplağın çıplağımda. Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda. |
Hatirina Dusecegim Kopkoyu Bir Sis Icinde Bir Aksam Hatirina Dusecegim Belki Bir An Islayacak Yagmur Yuzunu Birden O Tatli Demleri Hatirlayacaksin Sonra Sicak Yataginda Uzun Uzun Aglayacaksin..! Aglayacak, Bogazinda Birseyler Dugumlenecek Ah Yanimda Olsaydi Diyeceksin Tum Yildizlar Gulecek Haline Ay da Goz Kirpacak Iliklerine Isleyecek Bensizlik. Kahrolacaksin..! Bir Sigara Tuttureceksin Ihtimal Ufku Seyredeceksin Saatlerce Bir Ruzgâr Kopsalayacak Yuzunu Sonra Hayalim Gelecek Karsina Bir Siirimi Mirildanacaksin Hickiracaksin..! Gonlunden Atamadigin Gibi Kafandan da Silemeyeceksin Beni Duslerine Girecegim Her Gece Ince Bir Huzun Buruyecek Yuzunu Ve Cirilciplak Gercekleri O Zaman Anlayacaksin..! Sonra Birseyler Yazmak Isteyeceksin Kafan Gibi Kalemin de Islemeyecek Unutmak Isteyeceksin Herseyi Ama Unutamayacaksin Hic Birseyi Kivranacaksin..! Necip Fazıl Kısakürek |
Bu Aşk Burada Biter Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir Solarken albümlerde çocuklar ve askerler Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir Yan yana uzanırdık ve ıslaktı çimenler Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı! Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider. 1965 Kaynak: Bir Gün Mutlaka |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık