![]() |
SEN YOKKEN Sen yokken gittim Korkularımın üstüne Hiç ardıma bakmadım Gümüş şiirler yazdım sen yokken Çok yangın çıktı yüreğimde Küllerini bile savurmadım Irak denizlerin fırtınasıydım Uzak iklimlerin sert rüzgarları Kulaçlarken denizinde gurbeti Kanlı savaşlarım, Belalı sevdalarım olmadı hiç Ama hep sustum, Hep ağladım, hep yandım sen yokken. Bekliyorum dönüşünü yeniden, Bir gelsen, Hayatın önünden alsan beni Bir gelsen, Sellerin önünden alsan beni Bir gelsen, Ölümlü düşlerimden alsan beni. Çok durdum güneşe karşı bir başıma Savrulurdum rüzgarlarında sensizlik denizinin Sen yokken, Az dolaşmadım gönlümün kuytularında Üşüyen karanfilim şimdi buruşuk parmaklarda Bir kırağı ayazıydım gecenin kollarında Zifirlerinde sadece ben üşürdüm. Hiç aldırmadım esen rüzgara Hiç dinlenmiş bir yürekle çıkmadım ortaya Yinede hiç yıkılmadım giden trenlerin ardından Ama bütün yangınlar beni yaktı önce Hep ortasında kaldım vurgunların Vurgun nedir ki? deme Bir babanın serzenişi nasılsa öyle Bayrakları indirilmiş, Bozguna uğramış bir hisardım sen yokken Hep sustum, Hep yandım, hep ağladım sen yokken. Bir gelsen, Yangınlardan alsan beni, Bir gelsen, Dünyalarımdan alsan beni, Bir gelsen, Şafaksız gecelerden alsan beni, Ama ne zaman gelsen, Akşam kızılı gözlerimle bulacaksın beni |
Sarı Sevda! Tortusuna el sallarken gecenin Duman dumandı göğsü, bitimsiz Çığlıklara boğulduğunda bir cenin Ağladı; yer, gök, kaldığından yetimsiz!. Rüzgarlar geçmiş elemlerin şarkısını çığırdı Tükendi bulutlar eski ayrılıklar kahrıyla Sonsuzluğun mâtemi sevincinden ağırdı Yığıldı mutluluk âniden yere acıyla!. Bir sarı sevdâydı boşluğu buran Vîran, harap bir bakıştı anlamsız Boşaltınca, aşk zembereğini, kuran Yıkıldı dirençliler, çöktü zamansız!. Sonra yeniden dirildi erken ölenler Yeniden hayat buldu aşkla, küsenler hayata!. Canlarını zamana pâre pâre bölenler Dövündü: düştüklerinden ve yaptıklarından, hatâ!. |
Aşk Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git. Gözlerin durur mu onlarda gidiyorlar. Gitsinler Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı, Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun oturmuştu Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullular Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi ki sevmek Ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bırakasalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatrı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. |
Kayıtlardan Silinen Rüyalar Can dostum Vuslat'a Yıldızları birlikte seyrettiğimiz eylül akşamları İnce bir sızı giriyor kalbime. Kurbağa sesleri ve çakal ulumaları melodimiz olurdu bizim. Melodimize karışırdı bekçinin düdük sesi. İçimizdeki ışığın göğe yansımasıydı Çobanyıldızı. Karakoyun çalan kavalın titreşimleriydi yüreğimizi saran. Yalnızlığımıza şahitlik ederdi ay dede. Kalbimizde kopan fırtınalar uçurumu olurdu delikanlı rüyaların. Birlikte ağlardık yağmur altında Gavurboğan'da. Kaç tavşan ürküttük biz öyle, kaç tilki numarası gördük. Nice namlu soğuttuk gelelerinde Palandöken'in. Aras artık kudurmuyor balıklarını kıyıya vurdu Hezâl nenenin firûze fistanını hatırlardık bulutlar üzerimize çökünce Şeyh Hüsameddin de yok ki birlikte ağlayalım Arap Yaşar toprak oldu serâzad çığlıkları kaldı kulaklarımızda. Şimdi bir derin bakış şehlâ gözlerden kalbimize süzülen Çıplak bir dünyanın önünde diz çökmüş. Nefes kesen billur gökdelenler küstürdü güneşi. Beyaz melek elini çekti üzerimizden. Mor menekşe, servi söğüt boyun bükmüş. Katran renkli bahçelere bıraktık elimizdeki son gül'ü. Nerede kaldı kalbimizi emanet ettiğimiz o âşık kahvehaneleri! Hangi yürek dayanır buna, hangi vicdan kaldırır bu viraneleri! Geçti üzerimizden bir kâbus gibi rüyâlarımızı emânet ettiğimiz cellat. Şimdi unuttuklarımızı siliyorlar kayıtlardan, alın size diyorlar; Yüreğimizde açılan uçurum, yanaklarımıza süzülen yaş, avâzımızdaki feryat... Vermiyoruz kalbimizi birlikte ağlamayı öğrendik: Sabır ve dua aydınlatıyor içimizi. |
yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var yaşadın mı büyük yaşayacaksın ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına.. çünkü ömür dediğimiz şey hayata sunulmuş bir armağandır; ve hayat sunulmuş bir armağandır insana.. |
Yabancıyım Ne seni sevdim aslında, Ne de çicekleri... Doğan güneşi, kuşları... Hiçbirini sevemedim... Bir yer vardı bilmediğim; Ama özlemini çektiğim... Ve hep biri vardı, Beni bekleyen, İhanet edemediğim... Tüm insanlar gibi, İşime gidiyorum, Yolda gazetemi okuyor, Sonra yemeğimi yiyorum... Tanıdıklara selam verip, Çocukların başını okşuyorum. Herkes beni iyi bilsin diye, Kendimden veriyorum... Aslında yabacıyım buralara... Eren Kahveci |
Kartallar Kartallar yüksek uçar Etrafta horozlar, tavuklar Ah o zavallılar uçamayacak Boşuboşuna kanatları var. Kartallar yüksek uçar Budur onları kartal yapan Sıradanlaşmalarını beklemeyin Kartallar civciv olmayacak. Kartallar yüksek uçar Her yanda alçaklar Silahları gülücük ve entrika Alçaklar yüksek olmayacak. Kartallar yüksek uçar Yoldaşları karlı, zorlu dağlar Avcıdır kartallar Hiç kimselere av olmayacak. Kartallar yüksek uçar Doğasında asil yaratıklar Süzülmelerini engellemeyin Sakın ha! Meydana pençeler çıkar. |
Kalbinin Hapsinde Nasıl ah çektiğimi duyar mısın İçimden geliyor,icim yanıyor Kalbim acıyor, bunu anlar mısın Özlemin yakıyor, sevdan yakıyor Bulutum ol, yağmur ol, ıslat beni Aşkınla yanan ateşimi söndür SALMA, kalbinin hapsinde tut beni Sen ölürsen bir gün, beni de oldür. |
Gecenin Hüznü gece çökmeye görsün şehrin sokaklarına eski bir şarkı düşer insan dudaklarına gerçekler uzaklaşır bakışlar donuklaşır umutlar kanatlanır hayal rüzgarlarına korkudur geçer dersin sızıdır diner dersin çiledir biter dersin ruhun feryatlarına yıldızlar yanıp söner ay çatılara konar mehtap uykuya yatar dalar rüyalarına perdeler iniverir ışıklar yanıverir sohbetler kayıverir akşam sofralarına çocukluk hatırlanır hüzünler körüklenir anılar fısıldanır yarin kulaklarına bu gece de bitecek tanyeri ağaracak güneş tekrar doğacak seher sabahlarına |
Bekleyiş Bu kaçıncı kağıt sözlerimle kirlenen, Bu kaçıncı serzeniş kaçıveren dudaktan, Bu kaçıncı saate bakışım, Bu kaçıncı gece birbirnin aynı... Hani öldüren sevgili, Ölümcül duygular nerede? Hani sabaha açılan pencerem Beyaz elbisem nerede? Benimkisi sersemlik, ceza değl kendme, Benimkisi, inanmılık sevgiye |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık