![]() |
Ölü Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namına, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman değil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, Ki bütün azalarım hülyada. Hiçbir dua yerine getiremez, Benim kainatlardan uzaklığımı. Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar, Çılgınca seviyorum sıcaklığımı... Fazıl Hüsnü Dağlarca |
Sana Ne Demeliyim bilmem ki Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Bir sürec yaşadık birlikte, dost diyerek Mevsimler birbiri ardına akarak gitti Sözler sevileşti suskun gönülde Yürekte zamanlar zay olup gitti Gömdük düşleri, duyguları Kül bastırdık üzerine Ne gönlün ocağı kabullendi Ne iç yangını yüreğimizin Umuda el salladık, ufuk yanarken Diyemedik birbirimize Dememiz gerekeni Sana ne demeliyim, bilmem ki Soğuklar apansız bastırdı Kar kapıda, ben yangınlardayım Bulutlar çöktü üzerime, bulutlar geçti... Düşmedi bir damlacık olsun, yağmur tenime Ve ben, senli düşlerin buğusundayım Sana ne demeliyim, bilmem ki Dost desem olmuyor Yaren desem uymuyor Yar mı desem, ne dersin Sana ne demeliyim, bilmem ki Sana ne demeliyim bilmem ki KÖMEN Haydar Okur |
SENİ BEN SADECE SEVDİM Seni ben böyle sevdim: ne elimde kılıç kalkan, ne göğsümde çelik yelek; çala/kalemyel yepelek:? avuçlarımda yüreğim; derin bir sevgiyle sevdim!... öyle sevdim ki seni ben; yiğidin yüreğinle,ırgatın emeğiyle, yoksulun emeğiyle teessürüyle sevdim bire bir öyle sevdim!... seni saygıyla sevdim atamdan,dedemden kalan aşık harcıyla sevdim! balık burcuna inat;akrep burcuyla sevdim! seni ben öyle sevdim anamın dilindeki o hiç eksik olmayan temennisiyle sevdim! her yavrum deyişinde yüzünde güller açan temennisiyle sevdim! hala unutamadığım o enfes o muhteşem hicaz ninnisiyle sevdim! seni ben anacığımın yumuşacık huzur dolu güzel sesiyle sevdim! o mübarek kadının, her derde deva olan busesiyle sevdim! seni ben tertemiz,pırıl,pırıl sevdim, kırkpınar'şırıl şırıl su sesiyle sevdim seni ben güneşimin sımsıcacık sarmalanmış şulesiyle sevdim!... dolunayımın halesiyle sevdim! yalnışım varsa bağışla/aşkımın hilesiyle sevdim!.. seni ben hece hece sevdim, gündüz sevdim,gece sevdim seni ben sadece sevdim!.... ................................. Ahmet Turan Altınsu |
Gökyüzü Saatleri III bakışından yakaladım seni duruşundan su gibi akışından sesinin ağaçlar kuşlar cümle bulutlar geçti hüznünden yakaladım seni saçlarımda eski zaman karıncaları ve ilk ışıkları çeşmelerin yüzün yüzüme değer gibi yıldızlar akşamından yakaladım seni sevinç mi telaş mı tahtaya kalkmış çocuk gibiyim karşında IV yaz akik bir güldü yanağında soldu ve bitti sende mi esti bu rüzgar savrulur saçların da şimdi yapraklar tümden nefti bir düş horozudur güneş her saat seninle kurulur masaya bir güzel ıssızlıklardan ıssızlıklara öter en tetik yerindesin sabahın kuşlar uçuruyor bakışların (Bin Yılın Destanı) Arif Ay |
http://www.balcanet.net/resima/jpg/dagarcik10001-1.jpg http://www.balcanet.net/resima/cubuk/dagarcik10001-cbk.gif BU DÜNYAYI KURAN MİMAR, NE HOŞ SAĞLAM TEMEL ATMŞ. İNSANLIĞA İBRET İÇİN KISIM, KISIM KUL YARATMIŞ. KİMİ YAYA, KİMİ ATLI, KİMİ UÇAR ÇİFT KANATLI, DÜNYA ŞİRİN, BALDAN TATLI... EYVAH, BALI, TUZA KATMIŞ... AŞIK VEYSEL http://www.balcanet.net/resima/cubuk/dagarcik10001-cbk.gif |
Bembeyazdır sevdan Yıldızı olmayan karanlık bir gecenin koynunda umutlarımda siyah gölgeler dolaşır kar çiçekleri gibi bembeyazdır sevdan gecenin sessizliğinde taşar göz pınarımdan damıtılırken damla damla kara sevdam bır kadeh şarap rengine bürünür aşkın içmelere kıyamadığım susarım... Bilir misin halen dudaklarımda yanan son busenin bıraktığı buruk bir tad dudaklarımdan dökülen her şarkımda özlemsin papatyanın koparmaya kıyamadığım son yaprağı sen hàlen bendesin! Kamuran GÜNDÜZALP |
AYRILIK GÜNÜ Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar Derinden ses verir içimde bir tel Sonra, birdenbire kırılır, kopar Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü Durmadan çalınır kulaklarımda Şarkıların en hüzünlüsü Seni alıp uzaklara giden otobüs Benim üzerimden geçer hışımla Devrilir, bakakalırım ardından Bir sel gibi akan gözyaşımda... Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız Karanlık gitgide en derinlere çeker beni Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin Böyle perişan beklerim dönmeni Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım Ellerimi koyacak bir yer bulamam Nereye gitsem, en koyusu acıların Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem Böyle durup durup senden ayrılmak varsa Orada bir mezar kazılır benim için Ayrılığın nerede başlarsa. Bir Ayrılık Gününde Ne gariptir şu ayrılık günleri Bir dosttan da, düşmandan da ayrılsan Nedense bir tuhaf oluyor insan Derin bir sızı giriyor içeri Son bir defa bakarken caddelere Dükkânlara, evlere, kahvelere Hâtıra yüklü kervanlar geçiyor Dolu dolu gözlerinin önünden Bu son yadigar mı bir ayrılık gününden Ne unutulmaz zamanlar geçiyor Ağır ağır biz farkında değilken Gökler masmavi, yaprak yemyeşilken Sen istediğin kadar unutulmaz de Bu son dakika, bu vakitsiz yağmur Unutulur, azizim unutulur Başka ne yapılır böyle bir günde Kapanan bavul, çivilenen sandık Ve sonra kuru bir "Allaha ısmarladık!" Gittin İçimde Kaldı Ayrılık Gittin Ayrılırken buz tutmuş bıyıktı gözlerin Kaçamak ellerimiz komutsuz sallandı Dudaklarımızda sıradan sözcükler Vedalaşmayı bile beceremedik Son bir bakış kaldı arkanda Kalabalığa karışan Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü Gittin. İçimde Yığınlarca kitap kaldı uçuşan Sözcükler beynimin köşelerinden Çıkıp korkuttular gecelerimi Peşimden geldi gölgeler Aynalara bakamaz oldum Hiçbir oyun avutmadı beni Yaşamıma sığmayan bir şey kaldı İçimde. Kaldı Yeni bir kent işkenceye hazır Ödeşemedim gittiğin mevsimlerle Belleğimi silkeleyip anılardan Tik tak çaldın uzun zaman Alışamadım yarımlığa Düşlerimde intihar tutkuları Sırtımda hançerinin oyduğu boşluk Kaldı. Ayrılık Çoğalarak giriyor günlerime Senden başka kim bilebilir Geçmişin dökümünü yaptığımı Ağır ağır pulsara dönüşürken güneşler Sonbahar hüznüne benziyor pencerede Artık konuk beklemeyen gözlerim Sayfalar da bitti ışık da her yanı kapladı Ayrılık. Ayrılanlar İçin Yollarımız burada ayrılıyor Artık birbirimize iki yabancıyız Her ne kadar acı olsa, ne kadar güç olsa Her şeyi evet her şeyi unutmalıyız Her kaderin tesellisi bulunur, üzülme İnsan ne kadar sevse unutabilir Mevsimler, gelir geçer, yıllar geçer Sen de unutursun bir gün gelir Hiç yaşamamışçasına, hiç sevmemişçesine Unutursun o günlerimizi, gecelerimizi O günlerce gecelerce sevişmelerimizi Her şeyi evet her şeyi unutabilirsin Hatta bütün yazdıklarımı satır satır Kalırsa, içinde bir derin sızı kalır Timür ÇELEBİ |
DÜŞ YOLU Kuşlarını özgürlüğe salan dağlarda Açılan kapıların ardındaydık Dağlarda kıvrılan bir nehrin ağzında küfürdü gecenin ıslağı Dokundu dudaklarda gülümseyen çığlık Yollara düştü sessizliğimiz. Kemal YıLDIRıM |
KULLANIN İnsan zaman zaman çeker eziyet Siz siz olun başka yanı kullanın İnsanlarda vardır değişik niyet Siz onurlu olun, şanı kullanın Paran yoksa kefil olma birine Çıkamazsın, inme fazla derine Tel örgü kullanma kumaş yerine Siz sevimli olun, hanı kullanın Dostluğu bitirip dostuna küsme Yanlış yöne girip fırtına esme Diline hakim ol sen asıp kesme Siz akıllı olun, zanı kullanın İnsan gibi, sizde iyilik yapın Hoş görülü olup, sevgiye sapın Bir kötü gününde çalarsa kapın Siz neşeli olun, canı kullanın Dünyada bulsanda, sarayı hanı Kırmayın insanı, sevin her canı Yaşatmak istersen hasta insanı Siz sağlıklı olun, kanı kullanın Çok zaman duyarsın iyi kötü laf Dünyada gördüğün gelirse tuhaf Her insanda varsa birazcık zaaf Siz iyi düşünün, anı kullanın Necati KEÇELİ |
ANLAR Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, ikincisinde daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar. Çok az şeyi ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok riske girerdim, seyahat ederdim daha fazla. Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim. Görmediğim bir çok yere giderdim. Dondurma yerdim doyasıya, Daha az bezelye. Gerçek sorunlarım olurdu hayâli olanların yerine. Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardan olurdum. Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten. Anlar, sadece anlar, siz de "an"ı yaşayın. Hiçbir yere, yanına, termometre, su, şemsiye ve Paraşüt almadan gitmeyen insanlardanım ben. Yeniden başlayabilseydim, ilkbaharda, papuçlarımı atardım. Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayakla. Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım, bir şansım olsaydı eğer... Ama işte, 85'imdeyim ve biliyorum... Ölüyorum... Jorge Luıs Borges |
| Saat: 22:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık