![]() |
_________Aşığım Demekle Aşık Olunmuyor__________ Aşk aşk diye inliyoruz durmadan, Duygularımız akıp gidiyor satırlara, Kelimeler,dizeler,şiirler,ardı sıra Geçek aşk'ı yaşıyormuyuz aceba? Şimdiki aklım olsay dı eğer, Sorardım kendime,aşık olmadan önce Bu güç,bu hırs,bu azim varmı diye. Sorardım sevdiğime Beni sevmek yürek ister, Sende bu yürek var mı diye. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Sevmek,ölesiye sevmek yetmiyor. Sevği karşılık ister,özveri ister. Aşk verdiği kadarını almak ister. Aşığım demekle aşık olunmuyor, Bozulmuş'sa terazinin bir kefe'si Gelmiyor sa verdiğin sevği geriye Kabuslar görürsün tüm gecelerin de. Aşığım demekle aşık olunmuyor Çalışacaksın,üreteceksin,hep vereceksin. Seviyorsa o da seni,senin sevdiğin gibi, Elbet dönecektir sana,verdiğin sevgi. Cemal Şimşek |
ÇOCUK Göğüslerde koklanıp okşanacak tomurcuk, Üfül üfül esen tertemiz râyihasıyla; Ötelerin en büyük armağanıdır çocuk, Masmavi dünyâsı, neş’e tüten havasıyla... Millet ulu bir çınar, çocuksa bir çekirdek, Atkılar salar her yandan toprağın bağrına; İşlediği iş, Fâtih ordularınkine denk, Her tohum bir başka iklimi alır ağına... Çocuk bir neş’e kaynağıdır yuvada inan! En tatlı nağmeler gibidir soluğu -sesi.. Çocuksuz yuva eksik, onsuz mutluluk yalan, Tıpkı Cennet meltemlerine benzer nefesi... Goncalar gibi tebessüm eden çehresinde, Ardarda başka güzellikler tüllenir durur.. Çocukla seslendirilen hayat bestesinde, Ebediyet âleminden şarkılar duyulur. Yuva çöl gibidir filizleninceye kadar, Tomurcuklar arasında ev Cennet’e döner.. Filizlere giden yollar kapalıysa eğer, Millet pâyimâl olur, yuva devrilir-gider. |
Ben geldim Dönüp dolaşıp yine, bak ben geldim kapına! Biraz ürkek, çekingen; yapıştım kulp sapına Kim O, diye hiç sorma! Ben, bildiğin serseri Hem mahcûb, hem de arsız, döndüm bir daha geri Bilsen ki, pişmânlığım ne mertebede şu an; Beslemezdin hakkımda, şüphe dolu sû-i zann ***** Aylar var ki; avâre, şaşkın, dolaştım durdum Girdâblarda benliği, meçhûllere savurdum Bir ümid belirtisi, ışık; uzak noktada Taktı peşine beni; o önde, ben arkada Ha bu gün, belki yarın; erişmek bahâsına Günleri nezîr ettim, umutlar hülyâsına Fakat, kapandı yollar; beyhûdeymiş güzergâh Kabûl etmedi beni, o şatafatlı dergâh Yazık oldu mesâim, boşunaymış tüm gayret Ne kadar ahmakmışım, ettim kendime hayret... ***** Geldiğim yöne doğru, gözlerimi çevirdim Şöyle süzdüm, düşündüm; Kaç Bin Fersâh devirdim? Varmış olduğum mevkî, topu topu esâret Bir geri adım için, gerek Milyon cesâret Tekrar katetmek çok zor, bu kadar uzun yolu Bu yolda mahcûbiyyet, bu yolda gurûr dolu -Dedim; hisleri bırak! Mantığını duy, dinle! Her şeyden evvel şimdi; barış kendin, kendinle! Karınca`nın mîsâli, uzaksa da mesâfe, Gün gelir de aşılır, zuhûr eder izâfe ***** Yaradan`a sığınıp; Bismillah, attım adım Hem yürüdüm sessizce, olanlara ağladım Bir taraftan yürürken, kendimle hesâplaştım Cevâb yok, yorum yok, yok; haddimi çoktan aştım Bilmecenin çözümü, "NEDÂMET" tek kelime Affet, affet, bağışla; âh dolandı dilime Sayıkladım ha bire; mekânsız, yurtsuz, yersiz Çâreyi sende buldum, yine senden habersiz Nihâyet vardım sana, dayandım eşiğine, Al beni, yatır beni; merhâmet beşiğine... Sen olmayanı teptim, gurûrları da deldim Bu son dönüşüm sana, aç kapıyı ben geldim! |
Rüzgarın Busesi Rüzgarın bir yaprağı okşayışı Kadim derinliklerinde bir dişinin Esrarengiz zaman tılsımlarının Kara öğretisidir Tohumu kendinden olup Kendini çoğaltan Bilgeliğe soyunmuş Çıplak kalmış Ötekinin örgüsel örtüsünü öteleyemiyor Noktalama işaretlerinin arasından Sıyrılıp da gelmiş Bir nutfeyi büyütüyorum Kadim çıkıntılarında sabun köpüklerinin Ve "üfleme zamanı"nı bekliyorum Rüzgarın busesi konarken "var" ile "yok" arasına |
Seni Ölüm Gibi Seviyorum Sevmek, ölüm gibidir, Ne zaman karşına çıkacağı belli olmaz! Ölen insan değer kazanır, Ve sevince insana değer vermeye başlarsın! Seni bir ölüm gibi seviyorum.. Kendi ölümüm gibi.. Ne zaman seni sevsem beyaz giyiyorum, ölmüşüm gibi, Sevdam kefenim oluyor. Ne zaman seni sevsem siyah giyiyorum, ölmüşsün gibi, Sevdam yasım oluyor. Yeşili kırmızı, kırmızıyı yeşil görüyorum.. Kör oluyorum seni sevince.. Ben, kör olmayı seviyorum.. Seni sevince çıtırdayan bir şeyler oluyor içimde, Yağmurlu havalarda ortaya çıkan salyangoza basıldığında çıkan sese benziyor biraz.. Ben ölmüyorum bu çıtırtıyla.. Yaşamıma yaşam katıyor içimdeki çıtırtılar.. Çaya batırıldığında, bir parçası kopup kalan bisküviye benziyorum şimdi.. Seni sevdikçe bir parçam hep kopuyor.. Hep, ‘Sen’ oluyor o parçam. Yağmurdan sonra bir yaprak üzerinde eğreti duran su damlasıyım seni sevince.. Her yağmurdan sonra, sana süzülüyorum.. Sulandıkça uzayan sarmaşıklar gibiyim.. Seni sevdikçe uzuyor, dolanıyorum her yanına.. Sarılıyorum dallarımla sana.. Rüzgar oluyorum seni sevince.. Bazen durulmuş bir meltem, Bazen şiddetli bir kasırga.. Ama hep sana esiyorum. Beyaz giymeyi, içimdeki çıtırtıları, Bisküvi gibi parçalanmayı, Dolanıp sarmalamayı seni, Esmeyi, Bazen yavaş, bazen şiddetli.. Siyah giymeyi.. Seni bir ölüm gibi seviyorum! |
Aşk Mimlidir Hüznün Tavernasında çölde kum tanesi yar içimden geçen kıyam sen aşk de ben masal virane tenhalığa artık sonlansın devrik tüm zaman katlanmak mı diğer adı yaşamışlığın bir son bahar ezgisi gibi beklemek mi son yaprakta ulaşmak için sana dürüp içimin mevsimlerini ey yar koma bende; bir masal da olsa yaşanmışlık düşlerin kıyısı tenhadır bilirim bir işaret beklemek belki tüm dervişliğim gel diyen gel diyen bir işaret şimdi tüm sonbahardan... sonbahar hüzünüdür yakışmaz bana ben kardelen yetimliği taşırım içimde bir başkaldırıdır aşksızlıklara aşkım ben kardelenim ki kışta hazan yaşayan. Düşmek vardır bilirim açmayan çiçeklerin uykusuna Girse de toprakla arama beyazlık Eritir rengim renkleri başlar masal ağlamaklığım sorma ey gece gizliyim tüm renklerden fırça çizmez aşkı ben ki haylaz çocuğu geçmişin ben ki gelecek de yalnız kalan... |
Öl Deseydin Ölürdüm Yalnız seni düşündüm hep seni hayal ettim Sarılıp da öpmeyi düşlerimde görürdüm Hüsranımla yaşadım ümidimi tükettim Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm İnadını kırmadın hiçe saydın çağrımı Ateşimi görmedin yaktın benim bağrımı Kollarını açıp da dindirmedin ağrımı Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Sen hemşire değilsin beni rahip zannetme Arzum kölen olmaktı sakın sahip zannetme Nefesimi sen kestin yağlı bir ip zannetme Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Bir araya geldik de sana elim değmedi Duygularım bastırdı gurur boyun eğmedi Ben bir volkan gibiydim senden ışık gelmedi Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Yeter artık en fazla birkaç günlük sabrım var Sakın beni kınama açık seçik tavrım var Böyle benden kaçtıkça dayanılmaz kahrım var Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Sen gönlümün tahtında bense kader ağında Bilmeyen mutlu sandı beni gülün bağında Dikenine razıydım kaldım hasret dağında Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Hislerimi saklamak gelmiyor ki elimden Dudakların istese bal damlatır dilinden Haz vermiyor yaşamak anla artık halimden Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm Yazdığım bu son şiir söyleyecek sözüm yok Ellerinde ellerim gözlerinde gözüm yok İtirafım bu kadar daha fazla yüzüm yok Eğer benim olsaydın “öl” deseydin ölürdüm |
Ben seni Rutubeti emen tozlu arşivlerin sarı yapraklarında suretli aşklar gibi değil, Hüznü yunmuş umudu temize çeken Ak sayfanın esasında sevdim… Ben seni İnfazı yargısız tutuklu yüreklerin puslu sevdalarında kurşini aşklar gibi değil, Maviye doymuş özgürlüğün göğsüne uzanan Pak ruhun esaretinde sevdim… Ben seni Ar-ı gitmiş Şehvet bedenlerin siyah arzularında Kirli aşklar gibi değil, Nefsi bilmiş Masumiyetin tenine teslim Saf suyun doyumunda sevdim.. Canım Diğer yarım Ben seni Özümden Sevdim… Özlem Gökdem |
Ölümsüz Aşkin Vuruluşuna Dair: "Böylesini bir daha hiçbir 2 kişi yaşamayacak hiçbir şarki, hiçbir film anlatmayacak hiçbir sevgili bir daha bu kadar duyarsiz olmayacak Sagduyunu uyanik tut, kulaklarini kapat... Ah! Uludagin sabahlari yok mu sabahin 6'si beni yola koyan o dinmez özlemin yok mu giderdikçe özleten merhem sürdükçe acitan içimin tatli sizisi karla mücadele ekipleri henüz uykudayken beni yola koyan kari buz eriten üşütmeyen yolu çizilmemiş yeri bilinmeyen şehirlere sürükleyen o sonsuz sevdan yok mu böylesini kim yüregine sigdirabilir ve ölümüne taşiyabilir Haritayi çöpe at, mektuplarini bana birak... sensiz gecelerimin zifiri karanligi yok mu ne yana dönsem karşima çikan yüzün gözümü yumsam kulagimda çinlayan içimi aydinlatan o tatli sesin Hangi agaç dallari kesildikçe gölgesini koyultabilir hangi limanin kalabaligi her giden gemiyle çogalabilir hangi kor hangi ateş söndürdükçe alev alev yakabilir tek başima sensiz öyle büyük ki sevdam öylesine büyüyor ki gün gün bunu böyle hiçe saymak senden başka kimin haddi olabilir yüregini aydinliga aç, işigi kapat... Ah! Senin şehrinin bitmek tükenmek bilmez yolu yok mu memleketinin yazi, tozu, kişi, buzu, ayazi yok mu soguk gecelerde sarindigim bulut, tutundugum umut, içimi isitan sevdandi su da olsan ateş de seninle oynardim bu oyundan ben caymadim sen caydin kullanişli anlarda hayati ben zamani sen iskaladin ömrümü yollarina sermeye hazirdim, serdim de seni ölümüne sevmeye hazirdim, sevdim de nereye gitsen, nerde olsan, bir an özlesen gelmeye hazirdim geldim de. Yüregimin kapisini kitle anahtari denize at bu yürek bu bedende artik hiçbir aşkla çarpmayacak sen olmazsan hayatimin anlami yaşama sebebim olmayacak Artik susuyorum "seni seviyorum" kelimesini artik benden kimse duymayacak müzigin sesini aç, gözlerini kapat.." |
kırmızı gül Geçen yıl sonbaharda, Kırmızı bir gül, Bırakmıştım kapına, Onu alıp kokladın mı, Kurutup koynunda sakladın mı, Baktıkça beni hatırladın mı? Kırmızı gül aşkı anlatırmış, Aşkımı anlatabildim mi? Bu sonbaharda da, Kırmızı güllerle geldim kapına, Binlerce kırmızı gülle, Evini gül bahçesine, Yüreğimi aşk cennetine Çevirecektim... Kapın kapalıydı, Sen yoktun, Gitmiştin, Kırmızı güller kaldı elimde, Bir acı var yüreğimde, Kırmızı güller kurudu, Sahipsiz öksüz kaldı, Bense bi çare, Kapında nöbetteyim hala... |
| Saat: 00:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık