![]() |
Ölümlü İnsanlar İçin Hepiniz öleceksiniz! Tanrı katına çıkacaksınız utanmadan! Ruhlarınız koyup kaçacak sizi! Topraklara gömüleceksiniz. Kurtlar, böcekler, solucanlar Sevinçle saldıracak üstünüze. Elleriniz bomboş kalacak, Kimse bakmayacak resminize. Sevilmiş kadınların hayali Dumanlar gibi dağılacak; Faydaydı, şöhretti, merhametti Semtinize uğramayacak. Gözleriniz yok artık! Dünyamızı göremeyeceksiniz! Okşamak, gülmek, konuşmak Yok olmuş bir selde yüzeceksiniz, Yavaş yava çürüyeceksiniz. Cahit Külebi |
Tüm mutluluk bu iki kelimede gizli Seni seviyorum... Seni seviyorum Çok mu zor bunu söylemek Sevgimizi dillendirmek Hayır Bence zor olan bu iki kelime değil Bunu senin ağzından duyabilecek İnsanı veya insanları bulmaktır Bulunca , yaşama sarıldığın gibi Sımsıkı sarılmalı Ve... çok sık tekrar etmelisin Seni seviyorum sözcüğünü Öyle bir an gelecek ki Bu sözcüğü söylemek isteyecek Söyleyemeyeceksin Kelimeler bir mezar taşının soğukluğunda Yankılanacak Sen bir kez daha pişmanlık duyacaksın gizem pares |
SABÂ el ayak çekilmiş geceden bir ben varım bir meydandaki yaşlı çınar ve bir de koca erciyes... bekleriz bu garip şehri ..................................sabaha kadar. bir çan vurur şişede bir ezan okunur bir gece ölür ...................ansızın... salâsı sabâdır... Sefer YEŞİLTURT |
Gitme Gitme Bu Gece Ne Olur Kal Düşlerime Oturup Konusalım,Dertleşelim Seninle; Kadehleri Tokuşturup Sessizliğin Gürültüsünü Dinleyelim Seninle, Yalın Ayak Yürüyelim El-Ele Düşlerin Geçmişine Yorgunluktan Yığılalım Bulutların Üzerine Yan Yana Yatalım Önce Ellerimiz Bırlessın Gizlice Sonra Dudaklarımız Sevginin Kokusunu Sindirelim İçimize Bulutlar Beşik Olsun Bedenlerimize Melekler Şahit Olsun Sevgimize Söz verelim Bu Aşkın Hiç Bitmeyeceğine İster Gökyüzünde,İster Yeryüzünde İster Gerçeklerde İstersen Düşlerde………. Gulsun Kabas |
Gözlerde Bağ Bozumu Bağ bozumu sabahı, buğulu gözlerde: Çiy düştü, uykusuz aşk gecemize. Üzümlerden düşen birkaç damla gamzene, Tanrım, eğ başını, bak bize!.. Akıt mutluluğa iki sıra maskara. Hadi gözyaşlarını saklama, Ağla, ağla, yüreğini dağlama... Martı kanat çırparken orman gözlerde, Aldırmaksızın kaderin dikenlerine, Buket yaptım yasemin tenine. Limon ve Ahududu bahçelerine Tütün çiçeği kokunu ekledim: Aşk tuttum; özlem koktun tenimde… Dudaklarım, gamzenin gölge düşümünde, Hayallerim, hayata umutla baktıran gözlerinde, Gözlerim, umarsız kaldı gidişimde. Dönüşüm kelebeğin yaşam süresince, Bekle kadınım, Bekle… Ali KUMAK |
Sevginin gücünü yabana atma yar Ne zincirler dayanır ne de prangalar Ayazlarda kalsak, buz kessek ne çıkar Öyle bir ateş ki, ikimizi de alev alev yakar. Saklanır yürekler de, istersen giz oluruz Duymaz kimseler, biz yanar köz oluruz Susarız, ağlarsak akar içimize gözyaşımız Göz kırpar avutur bizi, gökte ki yıldızımız. Bahsettiğin, sonu gelmez yollara yürüsen de boş Engin suların koynuna istiyorsan hemen atıl, koş Umut tomurcukları yeşerdiğinde görecek herkez Seni ne kadar sevdiğime şahit olacaklar binlerce kez. Masal değiliz, bir varmış, bir yokmuş diyemezsin Varız biz, varlığımızı inkar edip böylesine silemezsin Yokluğum kısa süreli, yanında yokum diye üzülme sakın Şimdi karanlık ama, şafağın sökmesi yarından da yakın. Sığınmışım sıcak yüreğine birkere Söküp çıkarmayı boşuna deneme Evim çoktandır, yüreğindir bilirsin Bırak bu yürek seni, sonsuza kadar sevsin. esel arslan |
Karadut Karadutum, çatal karam, çingenem Nar tanem, nur tanem, bir tanem Ağaç isem dalımsın salkım saçak Petek isem balımsın ağulum Günahımsın, vebalimsin. Dili mercan, dizi mercan, dişi mercan Yoluna bir can koyduğum Gökte ararken yerde bulduğum Karadutum, çatal karam, çingenem Daha nem olacaktın bir tanem Gülen ayvam, ağlayan narımsın Kadınım, kısrağım, karımsın. Bedri Rahmi Eyüboğlu |
İNADINA Bir umuttur yaşamak bil. Seveceksin inadına Yüreğin kan ağlasada güleceksin inadına Zindanlara düşsen bile Ateşlerde sönsen bile Binlerce kez ölsen bile Doğacaksın inadına Hayat budur umutlar çok Ne şüphe et ne de sen kork Öyle teslim olmak ta yok Yeneceksin inadına İnadına inadına seveceksin inadına Birgün sende konacaksın MUTLULUĞUN KANADINA... Ahmet Selçuk İLKAN |
Nezaman sevdimse Kaç kere yaşadım ben bu romanı Ne zaman sevdimse ayrılık vardı Hep kendim kuruttum gözyaşlarımı Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı Sen de git bırak git beni düşünme Kader de, hayat de boşver üzülme Alıştım hasretin her türlüsüne Ne zaman sevdimse ayrılık vardı Alıştım kaderin her cilvesine Ne zaman sevdimse yalnızlık vardı Yaşamadım gitti gönül tadında Nelerden vazgeçtim senin uğrunda Seni de kaybettim yol ortasında Ne zaman sevdimse karanlık vardı Ne zaman sevdimse pişmanlık vardı Ahmet Selçuk İlkan |
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim...Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi KARDEŞÇESİNE, bu hasret bizim... N.Hikmet |
| Saat: 22:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık