![]() |
Aşk Belki... Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi… Ama; kendimden bile önce tanıdığım… Her saniye yeniden doğmak gibi… Ama, asırlardır süren… Kışa dönmeyen sonbahar; derin, duygulu… Yaza dönmeyen ilkbahar; serin, coşkulu… Ilık avuçlarında, kar taneleri… Güneş sıcağı, gözleri… Ve sözleri… Ve sesi… Böyle olmalı aşkın tarifi… Ki, tarif edilememeli… “Resmini çiz!” deseler… Bacası tüten bir ev belki… Belki gece yarısı terkedilmiş bir şiir… Veya kaldırımların kanına giren… Aşkın ayak sesleri… “Resmini çiz!” deseler… Her köşe başı ıhlamur kokar… Yağmur kokar… “Resmini çiz!” deseler… Şehit akıncının dudaklarındaki tebessüm… Veya… Gecenin koynuna bırakılan gözyaşları… Gizli ve mahcup… Aşk, istemektir belki… Belki bir ticaret; pazarlıksız… Bedeli kalbinizdir… Bedeli herşeydir… Sonrası bir uzun yolculuk… Sonrası; nasip! Tarifini sorsalar…. Her baktığımda, ilk defa görüyormuşum gibi… Az kalsın ölüyormuşum gibi… Murat Başaran |
BİLMELİYDİM Sonu karanlık ve uğursuz gecelerde İçimde ne fırtınalar kopar,ses edemem.... Ayağım bir türlü varmıyor,varmak istese de Varamaz artık sevdiğimin ebruli çemberi içine... ................................... Gökmen Yılmaz Erdem |
Hangi Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Kaynak: Gözleri İntihar MaviYusuf Hayaloğlu |
YARIN Öyle çabuk geçiyor ki günler Hele sen de bir bak hayatına. Daha dün doğmuşuz sanki Yeni okula başlamışız Yeni sevmişiz Öyle çabuk geçiyor ki günler Hele sen de bir bak hayatına Yarın bitecek sanki her şey Yarın ölecek gibiyiz. Daha doymamışız yaşamasına Günlerimiz dün bir, bugün iki Sakın bir şey bırakma yarına Yarın yok ki. Özdemir ASAF |
AKİS Sen çaldıkça Teodorakis Bir mor yağıyor üstüme... Dudaklarım öpüşmekten mosmor... Bir putum sanki ilahilerle denize fırlatılmış Ve bir deniz yağıyor üstüme Bakma sen sevgili Teodorakis Açgözlü güvercinlerin didiştiklerine! Avluların o en çakırkeyiflisine Mısır daneleri gibi serpilmişler ama Mısır danesi değil ki bu adalar Ne de biz güverciniz... Sekerek o güneş güzeli çakılların üzerinden Çıplak ayaklarımızın su sesleriyle Birbirimize Ve kendimize Bilakis Sen çaldıkça Teodorakis Bir mor yağıyor üstüme CAN YÜCEL |
Ebedi Aşk Gururum engel oldu sevgime Aşkla gururu karıştırdım bir kere Sana değil sitemim bahtsız kaderime Oynadı oyununu felek bir kere Tanrıya adadım kurban diye kendimi Alın yazıma bağladım tüm sevgimi Bundan böyle sitemlerini çek benden geri Sensizliği ben asla istemedim ki...! Duymak istemem bundan böyle sesini Tutmak istemem güzel ellerini Görmesin gözlerim artık yüzünü Çıkarıp atasım gelir sana ait şu kalbi Tuttuğun ellerim kopsun kökünden Okşadığın saçlarım dökülsün tel tel Seviyorum dediğim dilim tutulsun Sana ait şu kalbim cehennemde kavrulsun Söylemem bundan sonra seni sevdiğimi Kimse silemez bil, kalbimdeki yerini Kara topraklara versen de bedenimi Ruhumla birlikte, AŞKIM EBEDİ...! Şenay Gilor | |
Aşık Kendi Kanını Helal kıldı ma'şuka aşık kendi kanını Ma'şuk nakşından okur aşk eri Kur'anını Yardan ayrı olunca asılıp ölmek yeğdir Aşık kendi bırakır boynuna urganını Gitmez aşık gözünden hergiz ma'şuk hayali Nitekim zilha verir Yusuf'un nişanını Dirlik budur aşıka ma'şuk yolunda öle Sorarlar ise aydam aşıkın burhanını Belkıys ile Süleyman aşka düştü bir zaman İsteyip bulmadılar bu derdin dermanını Gökteki Harut Marut aşk için indi yere Zühre yüzün görecek unuttu Rahman'ını Güzaf görmen siz aşkı kime oğradı ise Sultanı iltir baştan yitirir hanmanını Ferhat bu aşk yolunda başın külünge tuttu Hüsrev Şirin derdinden dosta verdi canını Leyli'yle Mecnun işi acebdür ( ür ) bu halka Abdürrezzak terk etti aşk için imanını Zemane vefaları cefa gelir yunüs'a Bir doğru yer bulucak fidi kılar canını Yunus Emre |
Ortasindayiz memleketin, Uzak degiliz Ankara'dan Yakiniz yakin olmasina; Gelen olmaz, Halimizi gören olmaz. Asfaltmis yollari boydan boya, Lambalar yanarmis dizi dizi. Büyük laflar eden Büyük adamlari varmis. Dayali döseli apartmanlarinda Seçme insanlar yasarmis, Yasarmis yasamasina. Ama sokaklarinda bizim kasabanin Idare lambasi yanmaz, Göz gözü görmez, tozdan dumandan Oysa ki belediyemiz vardir Kavga dövüs seçtigimiz Belediyesinde meclisimiz vardir, Vardir var olmasina. Ker***tir evlerimiz, Yatariz ahir sekisinde Bir yanimizda karimiz, çocugumuz Bir yanimizda çiftimiz, çubugumuz Tezek yakariz odun yerine; Saç üstüne saman yakariz, Gaz yerine. Dügün olur, dernek olur, Kazim'in girnatasinda ayni hava: "Ankara'nin tasina bak" ... Bir topragimiz vardir bize dost Iki agiz bugday verir, Ama ne bugday Ambarlar almaz, gömeriz. Yil olur tohumluk kalmaz elimizde, Tarla gider tapu gider. Ugras didin altimizda hasir yok, Sen gelde isin çik içinden: "Tarla mi kesekli, biz mi kaçamiyok?" Fakili'ya tren gelir Kayseri'den, Biner gider issiz kalan köylümüz. Bulgur gider, pekmez gider elimizden, Ankara'dan emir gelir, Nutuk gelir. "Nevürek, hemserim, nevürek. Aglayak da gözden mi olak, Dövünek de dizden mi olak." Rıfat Ilgaz |
- Korkma ilerle - Kaç hayat yaşanır bir ömre, kaç yaşam sığar Aldanıp yaşama kaç kere doğar yeniden kaç kere ölebilir insan Çevir gözlerini içlerine At bir adım daha İlerle korkma uçurumlarından Alıştırıldığımız yaşam kendi yaşamımız değil İç savaşlarımızda yenen de yenilen de biziz Öldürmek için peşine düştüğümüz kendi yaşamımız yoluna tuzaklar kurduğumuz avımız kendimiziz. Korkma yürü yollarına Salına salına sarsıla sarsıla Henüz ıslak ve nemliyken şekillendir Bittiğinde öğrenilen yaşam neye yarar Kaç hayat yaşanır ki bir ömre kaç yaşam sığar.. Dionisos... En muhteşem eser dolu dolu yaşamdır. Öner Kaçıran |
O ve Ben Sana koşuyorum bir vapurun içinden Ölmemek, delirmemek için... Yaşamak; bütün adetlerden uzak Yaşamak... Hayır değil, değil sıcak: Dudaklarının hatırası; Değil saçlarının kokusu Hiçbiri değil. Dünyada büyük fırtınanın koptuğu böyle günlerde Ben onsuz edemem. Eli elimin içinde olmalı, Gözlerine bakmalıyım, Sesini işitmeliyim. Beraber yemek yemeliyiz. Ara sıra gülmeliyiz. Yapamam, onsuz edemem. Bana su, bana ekmek, bana zehir; Bana tad, bana uyku Gibi gelen çirkin kızım, Sensiz edemem! Sait Faik |
| Saat: 23:59 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık