![]() |
Sen ölümün eşiğinde olsan Seni iyileştirip ölüme ben giderim Sorarsalar son arzun ne diye Son bir defa seni görmek isterim! Sen cehennem ateşinde olsan Seni oradan alır ateşe ben girerim Eğer seni oradan kurtaramazsam Seninle beraber yanmak isterim! Sen cennet bahcesinde olsan Senin yanına gelmeyi isterim Eğer yanına varamazsam canım Aşkını ver aşkınla olmak isterim BEN SENİ BİR ÖMÜR DEĞİL! BİN ÖMÜR GECSE YİNE SEVERİM! ...... onur şevik |
Senin İçin Burdayım İçimde bir ümit var onun için burdayım, Belki gelirsin diye senin için burdayım Vakit çok geç olsa da gönlüm mahzun kalsa da, Yine aynı masada senin için burdayım Burada izlerin var Islanmış gözlerin var Verdiğin sözlerin var Onun için buradayım İnan ki sensiz canım mutluluğa düşmanım, Affet beni pişmanım demek için buradayım Elini elime alıp öylece bir an kalıp, Sana son kez sarılıp öpmek için buradayım Burada izlerin var... Ahmet Selçuk İlkan |
Git be zalim, sende git Götür, hatıralarınıda götür Bir resim bile bırakma bana Sen olmadanda bu hayat yürür. Git, git ama geri gelme Başkalarını sev ama beni sevme, Ne olur beni daha fazla üzme Git artık güzelim git geri gelme. Eğer istersen canımıda vereyim,al senin olsun Kırdığın kalbimide al bir hatıra olsun Sana gülmek yakışır be güzelim Al mutluluklarımın hepsi senin olsun. Bir daha karşıma sakın cıkma Adımı unut gitsin bir daha anma Yaptığın bu ihaneti sakın unutma Git artık güzelim git geri gelme. Bak, ben seni unuttum bile Senin boşuğunu başkasıyla doldurdum bile Sen benim hic aklıma gelmiyorsun artık Senin mektuplarını sobada yaktım bile. Artık sana son sözümü söylüyorum Bu yolun dönüşü yok bunu biliyorum Sana ben ömür boyu mutluluklar diliyorum Gir artık güzelim git geri gelme Geri gelipte hayatımı perişan etme! onur şevik |
Herşeyi Bitirdik Herşeyi bitirdik bir yalan gibi Bu aşkı yarına götüremedik Ne günler yaşadık bir roman gibi Ne yazıkki sonunu getiremedik Önce evet dedik bu hayır neden Biz aşkla başladık bu gurur neden Ümitler sendedir arzular benden Ne yazık sonunu getiremedik Şimdi sen yolcusun meçhul yollara Şimdi ben yolcuyum başka kollara Ne desek boş artık geçen yollara Ne yazık bu aşkın sonunu getiremedik Bu aşkı yarına götüremedik... Ahmet Selçuk İlkan |
Seviyorum seni canımdan öte Seviyorum seni ben gibi Özlemin yüreğimde diken gibi Canımın çekirdeğinde aşkın Ruhumda yokluğunun acısı saklı Aşka ilk ihanetin değil bu senin Şımarık sevgi bilmez yüreğin Dilinden yüreğine inmedi sevgin Hani nerde sevgin Nerde yüreğin Hani neredesin Yalancı yarim Sevmeyi bir türlü öğrenemedin serap yeşil |
HİÇ KİMSE Hiç kimse bir aşkı Onarmaya kalkmasın Kaybedilmeye değer En güzel anında Bitirilmişse eğer Ahmet Telli |
Yıllar yılı Hep delice aradım Acı çektim Kaderime kahrettim Bulamıyorum diye Bir gün Sordum kendime Dedim say ki buldun Ya onun aradığı Sen değilsen diye Korktum Vazgeçtim aramaktan Kaderimi zorlamaktan Artık Varsa beni de bir arayan Bulsun diye Bekliyorum Aramanın ne çile olduğunu İyi biliyorum Seni arıyordum buldum Diyen olursa bir gün bana Seveceğim ölesiye Benimde aradığım Sendin diyeceğim ona necdet yağan |
AŞKLAR MI? Aşklar mı diyordun Anladım Senin incindiğin, Benimse Yollara düştüğümdür yeniden (Çocuksun Sen) Ahmet Telli |
Pusarık İkilemi.... Darmadağın bir düş kıvranırken yatağında Geceye düşüyor kırışıklığı… Siyah bir esneme boğarken geceyi Soluğuma sıkışmış inlemeyle yırtılıyor Çığlığım dayanmıyor azalanlara Özlem buluta gebe yağıyor arsızca Susmuyor damlalar, bir daha bir daha Uzun uzun düşüyor göğüs çadırıma. Usulca sabaha bağdaş kuruyor Yüzümde ne kalmışsa geceden Islak saçının kırılgan yanıyla Güneşe kurumaya bırakıyorum Ağır bir nem genzime yapışık Bize karışıp tutsaklığımın şarkısı dilleniyor Susmadan durmadan yorulmadan senleşen Dizeler nakarat Acı soğuk bir ustura Her şey sensizlikle bileniyor artarak. Kaçınılmaz kalıyor arsız düşler Sanrı bir büyü hızlanıyor usuma Hurda bir rüzgâr sandalımı sallıyor Denizlerim bakiyesiz bir hesap dalgası Takatsiz kalıyor dizlerimde zaman Sana koşmalarım bu yüzden hesapsız Çıkma bir uzantı sevmişliğim Kendini eskiden yeniye donatan Duygun bir sır gibi yeniliyorum kendime Ne çok sevmişlik var yaşam kemendinde Ortak ne varsa geçmiş masalından Yenilmeden yenileşiyor gözümde Duru bir göl çağrısı menevişli halim Durdukça hareleşen yanımsa nilüfer Beyaza dönük umutlarım kurbağa sesi Durmadan bağırır esrik ve deli… Sere serpe düşüyor sözler Seni ben zannedip uyuyorum her gece Ellerin yastığıma bağlı kurdele Demir alıyor uykularım Çalakalem bir şiir düşüyor aklıma Seni düşününce. Sayısız bir özlem yığını ekleniyor Eteklerime topluyorum düşürmeden hepsini Ayak seslerin geliyor hayal gibi Hemen saçımı tarayıp geliyorum Her yanım deli divane Hasret yanılsama Bu kaçıncı uyku… Silip gözlerimi uyanıyorum Rüya bu hayra yormalı… Sunu: Tersine çıkarmış rüyalar, susup dilimde anlatmıyorum kimselere… Özlem damarlarımı zorlayan kırmızı bir leke durmadan akıyor şiirlere... Pusarık: Puslu, puslanmış, sisli. IIgım, yalgın, °serap, Nesli YAZICILAR... |
İYİ GECELER GÜLÜM ! Haziran bulutları olsun yatağın, Aşka düşsün yolun düşünde. Bir dere kenarında, söğüt gölgesine sığınsın başın Ayakların suda -Aslında su senin ayaklarında gülüm- Elinde Bursa işi bir çakı sabaha kadar umutlarını yont! Bir de beni düşün düşünde. Yokluğunda nasıl da haziran bulutuyum, Söğüt dalıyım, Akan, akmayan suyum, Ama illâ ki; yonttuğun umudum... İyi geceler gülüm, İyi bir gün olsun yarın... Nevzat TEKİN |
Beni Sevmeni İstiyorumk Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da, Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Beş dakika başbaşa kalmamız suç olsa da Senden sadece beni sevmeni istiyorum Çağırsam bile gelme,yorulma ne olursun, Sen üzülme,incinme,kırılma ne olursun. Beni yanlış anlama darılma ne olursun, Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Birgün bensiz kalsan da benimle yaşamanı, Aşkımı değerini sır gibi taşımanı, Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Senden tek dileğim var,özel imtiyaz değil, Kulun başka bir kula ibadeti farz değil, Haşa!Yaratan gibi beş vakit namaz değil, Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Cemal Safi |
Hayat kitaplarda yazılan gibi değilmiş. Kitaplarda her kelimenin altında başka bir kelime gizliymiş. Her yüzün altına başka bir yüz... Böyle gidiyormuş bunun sonu yokmuş. Geç de olsa şimdi anlıyorum. Beni aşar bu kelimelerin altındaki kelimeler, bu yüzlerin altındaki yüzler... Ben içimdeki acıya bakarım. İçimdeki enayiliğe bakarım. Evet kelimelerin altındaki kelimeyi, yüzlerin altındaki yüzü biliyorum ama, ben seni içimde hissederken, sana inanmışken şehrin her tarafında yanan bir ışık vardı. Yollarda, bahçelerde, hiç durmadan yanan bir ışık... Sen bu hayatta her şeyi benden iyi bilirsin. Öyleyse açıkla seni içimde hissettiğim her an hayatı aydınlatan bu ışığı... Yollarda, bahçelerde, evlerde gece ve gündüz durmadan yanan bu ışığı... Hadi böyle bir ışığın hiç olmadığına inandır beni. Enayisin de bana... Çocuklardan, sarhoşlardan, budalalardan bile daha enayi... Dünyayı, insanları, hayatları göründüğü gibi sandığım için... Herşeyin göründüğü gibi olduğuna inandığın ve öyle sevdiğim için enayisin de... Ama açıkla bana bu ışığı... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gifCezmi ERSÖZ |
Dokunmak/sızın Şiire küstüm Ve sana söylediğim (Hatta kulağına fısıldadığım) Bütün sancıları kustum.... Her şey geçiyor Eziliyor, azalıyor, üzülüyor İnsan... Ve hiç dokunmadıysan Can kesiyor bedenin... Öylesi yazılmış Satır arasına sıkıştırılmış -Arsız bir sevişmenin Ter damlası- bu hasret... Parmaklarım kelepçe bileğine Dudaklarım ağzındaki tadın suçlusu Konuşuyorsam böylesi arsız Çoğul bakışlarında, harf harf azalıyorsam Ve yazamıyorsam ağzıma geleni pervasız Gözlerimde...Gözlerinin buğusu... Durmak/sızın... Kim bilir Hangi şehir Keser yolumu Nasıl bir eşkıya namlusudur Kem gözlü, kalın kaşlı gaddar Ayazda dondurur soluğumu... Sırtımda vurulur bakışların Kanar tenimde dokunuşların Düşerim sensizliğe Yüz üstü... Bir yel dokunur geçer Kavgam... Yaprak düşümü... Durmaktır güz vakti zaman İçimin sorgusu gitmeyi seçer... Anlamak/sızın.... Bu kuralsızın Mavisi çıplak Soyunmak beyaza Zor iştir Kirlenmelisin... Beni günahınla bitiştir Yetiştir koynunda, büyüt Talan et erkekliğimi! ! Kadınlığında sar, öğüt... Soluksuz kalmalı Yormalı, yorulmalı Dinle(n) melisin... Ya da sür şehre hiç'liğimi Yokluğunun ***'liğine bırak Gözlerime bakarak Ağlamadan, konuşmadan Gitmelisin.... DeNiZ üLKeGüL... |
Çagrin Olsun Yeter Ki Bil ki durmam gelirim Çagrin olsun yeter ki Seni yine severim Yerim olsun yeter ki Birakirim herşeyi Kalsin oldugu gibi Gelirim koşar gibi Çagrin olsun yeter ki Etmem bir şey bahane Hayat senle şahane Dönerim tez gün ile Çagrin olsun yeter ki Her zamanki o yerde Beklerim seni yine Bir iki cümle ile Çagrin olsun yeter ki Bir an tereddüt etmem Istegini reddetmem Namerdim gelmez isem Çagrin olsun yeter ki Hala sicak bak sinem Eksilmedin hiç benden Çok severim eskiden Çagrin olsun yeter ki Sedat Hünkar Kravzer |
KÖŞE BAŞI AYRILIKLARI Bu akşam parça parça bölük pörçük Taşlara döküldü yalnızlığım. Bu akşam geçmişten uzakta Tüm anılara sırtım dönük Büyüdü karanlıklar içinde sensizliğim. Bir uzun yolculuğa çıkardım kendimi Dönüp kollarına atılmak için Gökte yıldızlar çizdi kaderimi biçim biçim Umuttu,gölgeler ardında aradığım, Bu akşam kaldırım taşlarında düşünce Arkamdan geliyordun adım adım... Kişiler bana bıraktılar caddeleri Sokaklar sessizliğince benim Karanlığı büyüyen çevremde gözlerinin Yüreğim en çocuksu duygularda ürkek Ellerim dileklerince senin... Seviler aktıkça dolu dizgin yasalara Ne yasak ayıp bilinmesin akşamlara Söylensin kutsal kitaptaki masal Bir daha,bir daha ve bir daha Çizilsin,kurallara nasılsa Kayboldu gecenin içinde ayak sesin, Bu akşam sevimce,usumca,yaşantımca sevdiğim Tüm yasaklar ötesinde benimlesin... Mübeccel İzmirli |
AFFETİM DİYEMESEMDE Geri ver bana yok ettiğn değerlerimi Geri ver gülebildiğim günlerimi Geri ver sensiz boş yüreğimi Geri ver çaldığın ümitlerimi.. Geri ver sensiz özgür günlerimi Sen unutmak isteyip unutamadığım Sen uğruna sadece ağladığım. Her yürekte bir isyan vardır benim isyanım sen Her gözde yaş vardır benim göz yaşımda sen Her gönülde bir hüsran vardır benim hüsranımda sen Her gecenin sabahı vardır benim sabahım sen Her sabahında yine bir gecesi Her hüsranın sonu vardır bu hayat bilmecesi Her gözyaşı bir gün diner bu hayatın sillesi Her isyan bir son bulur kahroluş neticesi Varsın şimdi hayatıma güneş doğmasın Varsın gözyaşım hiç son bulamasın Varsın hüsranım sonum olsun Varsın hayatım kahroluşlarda son bulsun Varsın yansın yüreğim orda sen varsın... Sen de benimle yan tek bana ağla Kahrettin hayatımı devam ettt!! dağla Hiç son bulmasada kahroluşlarım Yeni can bulmasa da varoluşlarım. Ömrümün sonuna dek yalvarışlarım Affet Tanrım!! O beni hiç sevmedi Çok sevdim dedi ümitler verdi Tüm dert ve kederi ruhuma serpti Bir kadın yok etti hiç üzülmedi Affet Tanrım!!Ben affettim diyemesem de Gülay Atilay |
Sadece Seviyorum Yıldızlar bana uzak Ama görebiliyorum, Ölüm bana uzak Ama ölümü her gün yaşıyorum, Bir tek sen bana yakınsın ...Kalbimde Ama sadece seviyorum M. Öztürk |
N'olur Tüm dualarım seninle İyileşmen için sadece Her şeyi harcıyorum kendimden Senin gülen yüzüne ihtiyacım var Mevsimlerim güneşlerine muhtaç Çiçeklerim Sevinç gözyaşlarına Umutlarım çocukluğunla büyüdü Gözlerim şimdiye kadar yolu Işığınla aldı Çıkış kapılarını sen buldun açmazlarımdan Umudumu sen taşırdın içimde Her şeye yetti Ölmek istediğim zamanlarda Benim için benimle savaştın Azarladın beni bir çocuk gibi Boşluklarımı öğrettin bana Doldurdun beni Sevginle yaşadım N’olur iyileş N’olur tekrar gül yüzüme Umudumu kaldır yattığı yerden Sana hesap soran yok saatlerden Senin geçtiğin yollardan geçemiyorum N’olur tut elimi Beni bırakma Tüm dualarım seninle İyileşmen için sadece Hekimler bekliyor gülen yüzünü Öğlen paydoslarında ben evime Adını bağırıyorum Yokluğuna alıştırmadığım odama Seni bağırıyorum Beni karanlıkta bırakma Umutlarım çocukluğunla büyüdü Gözlerim şimdiye kadar yolu Işığınla aldı Arda Ös |
BİR SONRAKİ GÜNE Yıllarca erteledim duygularımı... Okunmamış kağıtlarda duygularım Gecikilmiş bir aşk yazılı kağıtlarda Hiç bir şey için geç değil belki Belki,şimdi tam zamanı. Bir de yürek sözden anlasa... Her gün bir sonrasına ertelediğimn itiraflar... Sorular döner dolaşır beynimin içinde. Beynimin içinde satır,satır duygularım... Sustururum kaleme almadan... Bir gün,bir sonraya ertelerim hergün. Kendimin,kendimle savaşı bu Bir sevebilsem gerçek ve hesapsızca, Aşık olsam ertelemeden bir sonraki güne. Bir umut ışığı yanar yüreğimde Umudu ertelerim bu sefer.. Umudu ertelerim bir sonraki güne. Aslolanları yaşamadan umarsızca.. Bir sonraki güne... Gülay Atilay |
kirli bir üzüntüydü bulutlar yağmursa nedensizim gizli hüznüm mevsimleri ağırlar saçlarımda nedense içli içli şen susar patırtılı kanardık acılarımızda hep böyle sisli sorularımızı sorduk karardık ölümle senli benli yaşamla sizli asla vazcaymam sevmekten gerçek karanfil ezilmişliğini solmuşluğunu engellenmişliğini gece gündüz seni düşünmekten zamana sırıtarak üç dilek tuttum ölüm dedim sobelendim hemencecik yalnızlık dedim kendi sözümü yuttum aşk dedim üşüyüverdim ipincecik serapsın dedim kaldım gerçekte gerçekti yalnız karanfil güzelliğin bakışlarındı bulutta böcekte çiçekte sevilmişliğin uzak bir çölde yeşermişliğin susamışlığıma serpilsin dudakların serpilsin sonra isterse sessizliği ölümün evren kaysın ellerimden kimseler kalmasın savunmasız dünün yarının ve bugünün baktığım ilk gün ışığı arkasızlığı ayrılığın tecridimi hayat sundu senden sürgünlü karşılaşma anı gibiydik hep o zamansızlığın kaçıp gitmedik anladık bize ölüm bile ölümlü kağan işçen |
Gözlerinden yüreğime, zorunlu göç benimkisi… Bütün sevdaları kurban olsun sana Yaşadığım bu kentin… Bütün mutlu biten aşkları… Ve ne kadar varsa geleceğe dair umudu çocukların Al senin olsun hepsi.. Ben göçebe sevdaların uslanmaz mültecisi İltica talebindeyim gözlerine… Ya kabul et boynumdaki prangayla Ya da ordan sür o tertemiz yüreğine.. Bakışların…anılar biriktirir acı acı Bilirim, bilmezsin daha kalleşlik ne Sürgünmüyüm, vurgunmuyum gözlerine Günışığı gülüşünle bak müebbetime.. Ben maziden geliyorum çok eskilerden Atim sen..yok gözlerinden ötesi…ve yüreğinden Beni mahrum etme beş vakit Allah için söylediğin türkülerinden… Bütün sevdaları kurban olsun sana Yaşadığım bu kentin.. Bütün umutları….güzellikleri.. Sen sadece bak bana dolunay gibi. Musallada olsa bile yüreğim… okan recep aydın |
Efkar Dağıtacaktım Bir soğuk bira için uğradım Çiçek pasajına Efkar dağıtacaktım Akordiyon çalan şişman kadın gülümsedi Kalabalıkta yanaştım bir masaya Kızarmış patates, üç çöp midye tava Biraz da kokoreç Ne güzel bir tablo Gülümsedim Ateşiniz var mı? İrkildim Bir ses karşımda O ana kadar fark etmemiştim Çaktığı kibritte Aydınlanan yüzünde hüzün vardı Markalı gömlek, markalı kravat Her akşam aynı masadayım Diye başladı Beni kimse anlamıyor Ne patronum, ne arkadaşlarım Yıllarımı verdim Ben olmazsam olmaz "Benler" bitmiyordu Nasılsa bir ara sordu Adınız? Sonra rakısından bir yudum aldı Ortak olmuştuk mezelere Karım, çocuklarım Çok uzaklar bana Tek ortak paydamız para Ben, ben bu hallere düşecek Adam mıydım abi... Abisi olmuştum Birbir sıralıyordu yaşamındaki Olumsuzlukları Yetmezlikleri Kargaşaları Başarıları "Ben" diyordu "ben" Bir yudum aldığımda biradan Göz göze geldik Seni sıkmadım değil mi Diye sordu Yok canım dedim Ben efkar dağıtmaya gelmiştim zaten Tevfik Ceritoğlu | |
Vazgeçilmezime Ellerini tutamasam da, Gözlerine bakamasam da, Yalnızlığın kuytusunda geçen geceler hayatı zindan etsede bana. Yine de kahretmiyorum kendimi, Kim bilir, belki bir gün sen de anlarsın beni. Bir kurşun sık kalbime, Yeter ki sevme deme. Eğer biri anlatmış olsaydı sana şu halimi, Sen de sever miydin benim seni sevdiğim gibi, Taşıyabilir miydin bu sevgimi, Yoksa unut mu derdin, Sensiz yaşayamayacağımı bile bile, Hiç acımadan atar mıydın beni ölüme, Ne olursa olsun sen benim vazgeçilmezimsin, Öyle ki, ecelim senin elinden olsa bile... Sercan Akay |
İçime düştün yine Dinmez uslanmayı bilmez Nereye gideceğim böyle Sesine hasret kesildiğim yar Yok oldun yine Yüreğindeki sesine Bir ses versen Belki de canı çıkmamış Yarım yamalık bir can göreceksin Susuzluğunla dudakları çatlamış Sevdana baş koymuş duru Tatlı bir derya bulacaksın Canın sağ olsun be sevgili Yeter ki sen üzülme Merak etme ben böylede yaşarım Belki için için sızlar Bazen kendimden geçerim Bazen duvarları yumruklar Kendimi unutur sitem de ederim Yinede için rahat olsun Ben ne yapar ne eder Uslanmaz gönlümü bir gün yenerim abdullah yıldırım |
MARTI ISLIĞI Gidersen Yağmur bulutu iner gözlerimden Gök sallanır, Yer sallanır… Avare bir martı, Bakışlarında kanatlanır. Şaşırır Adresini bulutlar. Seni beklediğim duraklar Boyanır kara kışa. Martılar bile ağlar Beni mahzun bırakıp, Çekip giden bir bakışa. Sen parmaklıklar arkasında Sakla gözlerini. Varsın martılar etsin Didik, didik tenimi Teslimiyettir çığlığı... Belki gelirsin Ben, gene çalarım Martı getiren ıslığı Nur Su A… |
Sevdim seni Anam gibi sevdim Bacım gardaşım gibi sevdim Ekmegim aşım gibi sevdim Of of seni ne sevdim ya bahadır özen |
Sevda Budalası Bir çiçek adası Kalbimim tam ortası Bir renk curcunası Düşlerimin fırtınası Kahrolmayası Ömrü uzun olası Ben, sevda budalası Daha, daha başkası Elinde fırçası Kurumamış boyası İki kaş arası Bana yakın sevdası Sevgimin tüter bacası Dumanın en karası Kara sevdamın en alası Üstelik harikası Bundan daha sonrası Kalbimin tam ortası Bir çiçek adası Ben bir sevda budalası Necmi Ünsal |
Umudu sabırla yuğurdum adını sevgi koydum Sensizliğe savaş açtım yüreğimde Günler geceleri kovaladı geceler sensizliği getirdi Ama yılmadım sabırla bekledim umut ettim Bir gün gelicektin buna yürekten inandım İnanmak başarmaktı bana kalan sabretmek’ti Sensizliğe alıştım uzaklaştıkca yakınlaştım Artık okadar büyüdün’ki içimde ben bile inanmadım Seni öyle bir yere koydumki ona ulaşamadım Artık ulaşamadığım’dın inandığım ama kavuşamadığım Sen bile seni tanımazdın anlatsam inanmazdın Ulaşılmazım sevdiğim sabırla beklediğim Senle ben bir olmuştuk bir vücutta tek ruhtuk Sabırla umudu harmanlayıp sevgiyi bulmuştuk mehtap karakaşlı |
Cennet'te Yağmur Ürkekti, Başı öne eğik... Örgülü saçlarında kaderi, Gözlerinde asılıydı kederi. Hurma ağacındaysa yasak meyvesi... Gülümsemesinde birkaç ben Dalgınlığında birkaç kendisi vardı Oturuşunda ise yeni gelin edası... Yağmur damlalarıyla öpüştük yol boyu Yanaklarından aktı yavru damlalar yüzüme Cennet kokusu bebek teninde Dokunamadım, tutunamadım... Sicim kıvamında yağmur bağladı bileklerimi Elimi uzatamadım. Islak saçlarımla tokalaştı utangaçlığım. Havada kaldı hoşça kalım... SeVCaN... |
On parmağında on kusur bir adam Geceye hazırlıyordu yüzünü İkindi kırılmalarında Yalnızlığın kerrat cetvelini ezberliyordu Bir kere bir ben İki kere bir biz Üç kere bir.. cevapsız kalıyordu.. Çevreyi kirletiyordu durmaksızın Atık duyguları eski aşkların Giyinmek için geceyi ütülüyordu adam Gün aldanmalarında.. Bir kere bir ben.. Dokununca yalnızlığıma Şiire gebe kalem yazıyordu: Yıldız bahçelerinin hasadında Uçuşan yürek tozları ve düşen her yaprak Bir nefesimi alır Ben senin yalnızlığınım Döner giderim yüzümü / gözlerim arkada kalır Başlar hiçliğim / biter şairliğim Neresinden kaşısam geceyi Kanayan benim.. İki kere bir biz.. Batarken neden dönüp de arkaya bakar güneş Sinirlerinde bir apse gibi anılar taşıyan Kendi akşamlarında Kendi öykülerini yaşayan insanlara İlkel bir işkencenin acımasızlığında.. Yok sayıyor beni kalabalıklığı bu şehrin Tek tanıdık yüz kalmamış Bu kadar mı yokum ben / bu kadar mı hiç Belli giyinmiş urbasını zamanın İhanet denen yeni yetme züppe ***.. Oysa Büyük bir ağlamayla yitip gider aşk Geriye yunmuş bir boşluk kalır Ve her kavşakta gece kokuları Gün bitimlerinin.. Yan etkileri olmalı gecenin... Sürer bu canlı ölüm hali İntihara benzeyen bu aldırmazlık Ve yıllara uzayan sıkıntısı sensiz saniyelerin.. Bir kere bir ben İki kere bir biz... orhun basat |
AYRILIK...''ÖLÜME YOLCULUK'' Sus pus olmussa gözlerın. Bana sadece onlara bakıp Uzaklara gitmek düser Belkı bır kelıme suzulur dudaklarından ELVEDA diye Sadece ıkı damla goz yası anlatır sana herseyi Ve avuclarında cırpınan bir kalp Göz yaslarımı cebime koyup Öylece arkamı döner ve giderim Aklımdan cıkarıp anılarımızı , ASKIMIZI Kalbimle bırlıkte bogazın serin sularına bırakırım Her adımda bıraz daha unuturum seni Biliyorum senden aglıyorsun Yuregın kanıyor ve öylece gidisimi seyredıyorsun Artık yokum hayatında Kımse bakmayacak o sım sıyah gözlerıne Üsüyen ellerini kimse ısıtmayacak Göz yası dokmeyecek ugrunda Sıcacık senı seviyorum demıycek Ahhhhh Nefes alısım zorlasyor artık Kalbim sanki carpmıyor Ölüyorum ey sevdigim Artık yokum o cok sevdigimiz sehirde Gözlerin beni arayacak sokaklarda Lakin. Bir daha beni göremeyecekesin Söz veriyorum Bulustugumuz cafe nın önunden gecerken İcin ürperecek… Asla gidemeyeceksin ‘’İLK ÖPÜSTÜGÜMÜZ SİNAMAYA’’ Arkadaslarımıza beni soracaksın Israr edeceksın onlara Bakalım ÖLDUGUMU ÖGRENINCE NE YAPACAKSIN Zaman duracak… Sanki koca binalar askımız gibi üzerine devrilcek Kacacaksın uzaklara biliyorum Ama her sokakta , her kösede bir anı yakalayacak seni Haykıracaklar sana seni ne kadar cok sevdigimi Her gece yanında olan ben yokum artık Yapayalnızsın bu koca dunyada Umutların tükenecek önce Evlenme hayalimiz gelecek aklına Ve İKİMİZE ALDIGIM İKİ GÜMÜS HALKA… Sözümüz beynini kemircek ‘’ölünceye kadar beaberiz’’ dedigimiz sözumuz Uzaktan bir sarkı duyacaksın ‘’kara gözlerinden ir damla yas akınca’’ diyen sarkıyı Hani gözlerimin içine bakarak söyledigin sarkı Yani bizim sarkımız İşte o an aglayacaksın..hemde hıckıra hckıra aglayacaksın Ve ölüm senide cagırcak Karsı koymayacaksın, direnmeyeceksin… Aklında sadece ben olacagım Bana kavusmak olacak Kulaklarında tek bir ses ‘’BANA GEL ASKIM’’ ölümsüz askımız bitmeyecek ASLA ASLA ASLA V.ENDER ÖZCAN |
Sana siyah güller gönderdim Duydum ki ayrılık zannetmişsin Ayrılık eceldir deniz gözlüm Üstüne sevdalar işlemiştim O sevda ki evvel aşkı siyahta O sevda ki ezel aşkı siyahta O sevda ki hasretimi siyahta Siyah güller sensizliği anlatır Sana siyah güller gönderdim Gurbette unuttum zannetmişsin Yokluğun dert olur deniz gözlüm Üstüne gözyaşı işlemiştim önder eren |
Duman da Güldü Çocuklar da... Sessizce kesti bıcak ruhu... Çaresizliğin gururu öldürdü Rüyaları bile rahat bırakmayan acılar Ve alçaltan çığlıkların ardından Sadeleşen beden Başkalaşan ruh Sıradan Kasap ve et... Korkulu bekleyişler dışarıda Utanılan temenniler Pişmanlık ve anneler... Kınalar yakıldı diğer yanda Alaycı kantarlar Darasını aldı dostluğun İmkansız yardımlar Yara sarma telaşında Gizli sevdalar ağıt yaktı Habersiz Sessiz... Dualar mırıldandı Vakitlerinde kıyamın... Endişelerini sattı bir kadın çocuğuna Umut topladı şakalardan Bir çocuklar inanamadı Nasıl olur? Dağlar yatmış acılarda ağlıyor Güneş ateş içinde bakmış Dumansız ocaklar da... Bıçak ben değildim Suç sizde değil Olan oldu ama sonun da Şükür ki Ocak yandı yeniden Duman da güldü Çocuklar da... Bülent Özdemir |
HASRETİN SÜKUNETİ... dün gece yine, yeniden okudum yazdıklarını hecelerin tamamladığı kelimelerini yüreğinin kelimeleri sürüklediği dizeleri... kaleminin nerde durup, nerde alıp başını gittiğini... yüreğinin nerde durup, nerede deli taylar gibi rüzgar olup estiğini... bir daha bir daha bir daha okudum ezberledim bir tanem... ezberledim... anladım ki ben , hep sendeymişim ezelden beri... mısra mısra yaşamışız biz bu sevdayı mısra mısra düşmüşüz bu yangınlara leylanın mecnunu mecnunun leylası olmuşuz da yanıp kavrulmuşuz serapsız, vahasız çöllerde ellerimizde kuru hurma yaprakları saçlarımızda solgun nar çiçekleri... ondanmış hasreti vuslat bildiğimiz, ondanmış bin tövbe edip, bin tövbe bozarak sevda kapısından geçtiğimiz, tutuşturduğumuz ondanmış mesafeleri... hasret denilen şey nedir ki? bir daha yüzünü görmeyecek sesini duymayacak olmanın eziyeti mi? ben çoktan geçtim o işkenceleri.... eğer düşümde görmüyor adını anmıyorsam aramıyor sormuyorsam sildiysem yolundan izlerimi ne unuttuğumdan, ne unuttuğundan değil sevgili... öylesine kaplamışız ki dört yönü dört mevsimi, günleri, geceleri... farketmiyor artık gözgöze olmanın şenliği... biz, çoktan aşmışız bu zahiri hali... şimdi, bir fanus gibi örttüm üstüme zamanın sislerini... yalnıca yüreğimde o çok sevdiğimin ve sevildiğimi bilmenin sükuneti... kıyameti bekleyen bir ölü gibi sevdana yattım ölmeye yatmak gibi... CEYDA GÖRK 22 Aralık 2006 sa: 4.58 |
EYLÜL AKŞAMLARI Gönüller bir garip hasta olur eylül akşamlarında Gözlere hep yaş dolar böyle ayrılıklarda Sonra kaybolur insan kendini arar anılarda Boğulur da bulamaz ismini, o bembeyaz sayfalarda Kul köle olur insan yanıp durur bütün kapılarda Sorar: “Sevdiğim nerede, hangi yollarda?” Diyemezler ki: “Sevdiğin bataklıklarda, Sevdiğin boğulmuş, kaybolmuş o yıllarda Sevdiğin eskimiş, yaşlanmış o anılarda…” Gözlerini açtığında bulamazsın ya kendini dünyada Kendini de aramaya çıkar insan, bu ıssız patikalarda Sonra bir mezar arasın kendine mezarlıklarda Hani bir demet çiçek arayıp da bulamazsın ya Hani bir tutam anı arasında kaybolursun ya Hani bir yudum sevgi istersin de vermezler ya Hani bir damla gözyaşı dökmek istersin de ağlayamazsın ya İşte böyle bir gelecek bekler insanı sonbaharlarda İşte böyle bir ayrılık bekler insanı EYLÜL AKŞAMLARI’nda… DİLEK ÇAKMAK... |
BİR ŞEY VAR BU KENT İLE ARAMDA ÇÖZEMEDİĞİM Bir şey var bu kent ile aramda çözemediğim Gecenin buz gibi keskin soğuğu değerken tenime dikenli çığlıklar bölüyor uykularımı önce Gözlerime doluyor duvarda cansız ışıkların titreyen gölgeleri perdeleri aralıyorum sonra, sabaha daha çok var Kendi yalnızlığında gece gibi sessiz gölgeler üşürken duvarda mavi gözlerinde bir hüzünlü bakış ve dudaklarının kenarına asılı yarım tebessümle bir fotoğrafa takılır gözlerim Bir şey var bu kent ile aramda çözemediğim Her gece aynı karanlık ve aynı zindan yalnızlığı içimde eksik sevdaların cam kırıklıkları dudak uçlarımda yeşermeden sararan sözcükler ellerimde yazılmamış şiirlerin mürekkepleri kururken Son zamanlarda daha çok batar oldu bıçak ucuna benzer ağrıların olur olmaz zamanlarda saplanması yüreğime Bir şey var bu kent ile aramda çözemediğim Köpük köpük dalgalar içinde uyanıyorken yalnızlığım önce uzak iklim rüzgarlarıyla mevsimsiz sonbahar yağıyor odaya rüzgarın içine sıkışan yürek dağlayıcı bir ses gidip de dönmeyenlere sonra yitirdiğim düşlerim geliyor aklıma sevdaya dair Pamuk ipliğine bağlı yaşam ile ölüm arasında bir yerlerde bunca bekleyişin ardından sıkı sıkıya tutunmak sevdaya ‘Ölüm, aşkın kapısına uymayan anahtar’ Uzakta oluşunun dayanılmazlığında, ellerimdeki gökkuşağının renklerini soldurmaktan korkar gibi, perdeleri aralıyorum sisler içinde kent aydınlanıyor, şimdi sabah Atila IŞIK |
Gecemin isyanı Karanlık gecemin isyanı, Dün gece o kadar karanlıktı ki gök yüzü, maviliğini yitirmiş, Karanlık örtüsünü çekerek yıldızları gizlemiş, Yüreğimin kanatları kırıldı, yırtıldı, paramparça oldu, Ters esen rüzgarda, yere çakılan bir uçurtma gibi. Göz yaşlarım pınar oldu, çağladı, Herkes telaş içinde yağmur yok diye, Kaygılanmayın, bu gece bütün ovaları sulayacak kadar gözyaşım aktı, Yüreğimin ateşini söndüremedi... Öyle çaresizim, öyle yorgunum ki, Artık kendimi tanıyamıyorum bile. Kimim, neyim yada neydim? Ne işe yaradım anlatmak mümkün mü ki, Bu gece gök yüzündeki bütün yıldızlar döküldü, isyan ettiler yalnızlığıma, Ay dona kaldı, kıpırdamadan dinledi çığlığımı, Denizler, alev aldı yanıyordu yüreğimde, Bulutlar, çarpışıyor isyankar. Sabah olur mu ki? Güneş gelir mi? Alabora olmuş yüreğim, güler mi artık. HaFiZe(Gurbet Meleği) |
BIRAK YALANLARINI Dök içini kus yalanlarını Anlat yalan sevgilerini Çevrendeki yalan insanları Yalnız,sevgisiz kaldığın O ***** yılları anlat. Konuş,durma... Bırak boğulsunlar göz yaşlarıyla Bırak tatsınlar tattığın acıları Göster kendi yüzünü Aşağıla onları... Düşür kendini yalan olanların gözünden Kurtar kendini yalanların elinden Yalanlara değil Doğrularını savunanlarla yücel... Ama dikkat et... Yalanlar her zaman peşinde Çünki bu dünya yalan Sen ben herkes yalan Candan gelen bir ses Savurur en gerçek olanı Haykırır dünyaya en gerçekleri Yalanların sona erdiği Sonsuzluğun geldiği zaman... Emre Yavuz |
En derini dünyanın kendi uçurumum Başım dönüyor içimin derinliğinden Bigün kaldırıp kendimi fırlatacağım Kendimi kendi içime atacağım Kartal kanatlarının da bir sınırı var gökte Uçakların da füzelerin de Bütün o sınırları aşacağım Kendimi içimdeki sınırsız boşluğa bırakacağım Durmadan çekiyor beni bu dipsiz doruksuz uçurum Gözlerim kararıyor içime bakınca Atıp kendimi kendime Derinlik korkusundan büsbütün kurtulacağım http://www.siirperisi.net/images/sair.gif AZİZ NESİN |
Babamin Yarim Kalmis Sevdasinin Yerine Sineme yüzlerce ok saplanirdi Kirpigin kasina degidigi zaman. Bir sizi içimde keleplenirdi, Kulagim adini duydugu zaman Kâh zülfünün karasinda yatardim, Kâh gözünün deryasinda yiterdim. Seni hayal eder dilek tutardim, Gögümde bir yildiz kaydigi zaman. Bahar baslayinca elvan toyuna, Sevdam çiçek açar idi boyuna... Koyakdaki gür derenin suyuna, Sögüt dallarini egdigi zaman. Meltem vursa yüzündeki güllere, Dokunurdu gönlümdeki tellere. Bakarak aglardim cilga yollara, Bir türkü bagrimi oydugu zaman. Bu ask can evimde kaldi da yarim, Halâ o iklimden sesler duyarim. Kim bilir belki de sana doyarim, Topraklar yagmura doydugu zaman Dilaver Cebeci |
ÜSKÜDAR SEVGİSİ Gözlerimin bebeğisin Üsküdar! ... Kavuşamadığımız sevgili gibi; Asla! hâsretine dayanamam. Öyle güzelsin ki; sana kıyamam. Sevdâların bir başkadır Üsküdar! Doyumsuz güzellikler gibi; Sana dokunamam temiz aşklar gibi; Sen anlatılmaz, yaşanırsın Üsküdar! ... Sokakların târih kokar, câmii'lerin nurludur; Sultânları, paşâları, bağrında yaşatansın! Âziz'ler ahmed'ler, daha niceler.... Sana duacıdır; sana minnettar Üsküdar! ... Sarâyların köşklerin var, nâzlısın Üsküdar! ... Sana gıpta ile bakar herkes, gururlan, Lâl olmuş diller, suskun, konuşmaz; Sana gönül çiceklerimi açtım, kokla Üsküdar! ... Batan güneşin bir başkadır Üsküdar! Seyreyle doya doya Salacak'tan. Sevdâmız, anılarımız, kız kulesi... Yakamozları sana bıraktım, okşa Üsküdar! ... Sen sebepsin; seni çok sevdim Üsküdar; Yollarına bakıyorum; gözlerim donuk, yaşlı... Ah! ümit dolu gençliğim, mevsimlerim öldü de; Ne sevdâm bitti, ne sana özlemim Üsküdar! Hayâtımı seninle yaşadım Üsküdar! Çocukluğum, arkadaşlığım, gençliğim, Sevmenin tadını... ayrılığın acısını.... Sana bakıpta ağladım, ağladım Üsküdar! ...Safure Kalafat |
BURAK; senin için bu şiir gül yüreklim benim.... Hayat Nedir Anne? benim hiç sapanım olmadı anne, ne kuşları vurdum, ne de kimsenin camını kırdım... çok uslu bir çocuk değildim ama, seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım. ben hayatım boyunca bir tek kendimi vurdum! .. suskun görünsem de, fırtınalı ve mağrurdum anne. bir mızrak gibi, aynada hep dik durdum anne! .. ben sana hiç bir gün laf getirmedim, leke sürmedim. ama göğsümü çok hırpaladım, kalbimi çok yordum... ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ... benim hiç sevgilim olmadı anne, ne bir yuva kurdum, ne bir gün şansım güldü... öpemeden bir bebeğin gidişini, tükendi gitti çağım... kimi yürekten sevdiysem, yüreğini başkasına böldü... bir muhabbet kuşum vardı, o da yalnızlıktan öldü... sen beni göğsünde hep acılarla mı soğurdun anne? yoksa evlat diye, koca bir taş mı doğurdun anne? eziyet degilim, zahmet değilim, musibet hiç değilim; bir senin mi balına sinek kondu, söylesene! doğurdun da beni, ne ile yoğurdun anne? benim hiç hayalim olmadı anne... ne seni rahat ettirdim, ne kendim ettim rahat... BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT! kaybolmuş bir anahtar kadar sahipsizim anne... ne omuzumda bir dost eli, ne saçımda bir şefkat... say ki yollardan akan, şu faydasız çamurdum anne... say ki ıslanmaktım, üşümektim, say ki yağmurdum anne! bunca yıldır gözyaşlarını, hangi denizlere sakladın? oy ben öleyim, SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ? Yusuf HAYALOĞLU |
YÜREĞİMİ EZDİN AŞK Aşk ezdin yüreğimi nereye sığınacağımı bilemedim şimdi Aşk yaraladın kalbimi nerede tamir görecek söylemedin Bir ömrü paylaşmayı dilerken yanında göz yaşlarımı buldum yanaklarımda Bir fırtına gibi estin geldin kondun baharıma Son bir ayrılık çaldırdın mevsimin ne olduğunu anlamadım Öyle temiz hayellerim vardı ki soldurdun hiç düşünmeden Ne canımı aldın,ne kucakladın Her güne yeniden başlayabilmekti tüm istemim Yüreğinde yer bulsaydı minik yüreğim Ellerine konabilseydi üşüyen ellerim Saçlarına dokunabilseydi sadece gözlerim Sessizce gitmeseydin, aşk,yüreğimi ezmeseydin. Gülay Şahin |
GÖZLERİN GÖZLERİNE BAKMAK İSTEDİM SANA TAPMAK İSTEDİM; AMA BAŞARAMADIM... YAPAMADIM SENSİZ YAPAMADIM AMA İNANMIŞTIM SENLE OLABİLECEĞİME ALEHANDRO DIEGO KOZANANADOLU |
:kiss2: gül yüreklim..... bu da sana..... Seslenişim Sanadır Dost Sesin kulaklarımda bir sızılı nehir kıyına vuran sevdalın, koca bir ömrü koynunda taşıdığın son nefesinde tükenir. Kara gecede düşer pencerenize ay, şavkı yüreklerinizde bitişir. Dahası yok dost dahası evvel ahir umutta yeşerir. Tüketme inci tanelerini as boynuma taşırım sedefsi acılarını satırlarıma bir bir. Hiçbir şey bitmiş değil geçirdiğin günler içinde soluduğun aşksa bir soluk bile yetişir. Yedi rengin tohumlarını salarken kuşaktan kuşağa seslerimiz ünlenir. Duydum! sesinin en acıtan tonunu Hayatın tonlarca ağırlığı yüreğinde birikir, Sal! mavi göklerin derman sarayına Sal! kanatlarını çırptıkça fermanı geç verilir. Rabbim duy! bir ince yüreğin iniltilerini kuvvetini ve sevincini geri getir Ayşe Keskin |
TARİFSİZ Ay güler bana geceleri Hava açık,yıldızlar parlarken... Bulutlar dans eder misali Gülümseyen yüzlerde çakmak çakmak... Buruşturulup atılmış resimler.. Duvarlarda eskimiş hayaller gizli... Sinmiş eşyalara o bildik küf kokusu.. Burası bir tavan arası gibi anı yüklü Burası kalbimin kilitlerinde düğümlü... Ay güler bana geceleri, Anlatır,en olmaz öyküleri... Anılar,orda burda dağılmış saçlarımda Gezinirken elleri....; Gelmez hiç gelemez... Gülmez asla gülemez... Hatırlarken hiç yoktan... Durup dururken Oya Öztürk POYRAZ Bu poyraz hep mi böyle sert eserdi Yoksa sen miydin poyrazı meltem yapan Bu kış mı bu kadr sert geçti Yoksa sen miydin bana kış güneşi Ben artık anlayamaz oldum Sensizlikte tüm güzel sözleri unuttum Elimde şarap yudumlarken hayatı Sen miydin şarabımın tadı Bu geceler mi çok hızlı geçiyor Yoksa sen miydin geceleri uzatan,güneşi durduran Ben artık anlayamaz oldum Yalın Kuleyin |
Varlığını terkeder Yokluğuna alışırım Hayata küser Sensiz ölmeye calışırım Senin gözlerin Toprak görmesin Ben senin icin Bir kez daha yaşarım! onur şevik |
Unutmadık Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, bütün anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çobanyıldızına değin Hey yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satır Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar çağıydı Aynı silahlardı kullandığımız Aynı çarşılar aynı kandı Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda aynı kan Aynı paranın değiş tokuşunda Karanlık çarşılar Aynı kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Ölümün erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Çağın aşamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin avesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narın rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çobanyıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük mezopotamya İki bin yıllık gece Dön geri bak Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda Murathan Mungan |
Aylak bir bahar gözlerimden asabice Dudaklarıma dokunur düşledikleriyle Bir başka kokar kokusu teninde sade Savurur gülleri boynundan saçlarına Başaklar süsler yüzünü duyguları titrek Heyacan arar cıkarlardan öte aşkına Zaman sürer izlerini gecede olsa karanlık Şehrinde küçük kalabalıklar yaşatır aşkına Bir başaka dokunur aşkına karşılaşınca Acıdan kırılır elleri pamuktan parça parça Derindir gözleri ellerden bakışlarına saklı Umud saçar topraga güneşten yagmurlara Düşündürür sevinçlerini hüzünden bir an Yaşlıdır deli çınar dalında iki güverçinle Sarılmış dalları mavi gökyüzüne dal dal Uzanır ellerden gizli saklı gönlüllere duayla Sevdigi aşka diler dileklerin en güzelini O mevsime saklamış düşlerini yaşamından Günler anlamlar sürer izlere yürüyüşünde Gül kokar şehrinde mavi bir dünya düşü Saklanmış içinde eski bir gülümsemesiyle Mutlu olsun kutlu olsun der durur sevgililer gününde... ali baksı |
ŞARKI MİSALİ SEN Günlerden bir gün karşıma çıkıp Yalanla dolanla sarılmadan boynuma Sevip okşaman gereken bir günde Sarmala hep beni sen Zamanın ötesinde Sebebi dünya sesi Benim olsan ne çıkar. Şarkılaeda sen varsın Gözümdeki yaş bile sana Ellerin kokuyor Yüreğimin ta içinde Sevdiğim teleşlanma sakın Günlerim hep sana yakın Doğan güneşte yanan Kalbim sana tutkun Sevdiğim benim canımsın dersem Sarılmazsan gözlerinle ellerinle tutamazsan İncinirim aklımda kalbimde gülemem ben Sana seni sıkıca tutup içime saklarım ben Güzel günler seninle AŞK kokulu kalbimde Sevda denizi çabuksa tükenen sevgiler uçarsa Aklım yüreğim solarsa ellerim seni aramazsa Sormaz mı kalbine neden yaptın beni böyle Sevdiğim bırakma ellerimi Gözlerime bak derin rengine Ellerimi al ellerine Sıkıca sar bedenimi... Sen kısaca bırakma Benim senli yüreğimi Gülay Şahin |
| Saat: 22:05 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık