![]() |
Karnında mala unutuldu Tekirdağ’da oturan dört çocuk annesi Neziye Yılmaz (36), 18 Mart 2008’de, Bezmi Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde karaciğer ve yumurtalık kisti ameliyatı oldu. Ameliyat sonrası karnındaki ağrılar bir türlü geçmeyen Yılmaz, kontrol için hastaneye başvurdu. Doktorlar, “Büyük bir ameliyattı. Bu tür ağrılar olabilir” dediler. Ancak ağrıları zamanla artan Neziye Yılmaz, 27 Mayıs 2008’de, Samsun’daki fenalaştı ve Samsun Mehmet Aydın Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Röntgeni çekilen Neziye Yılmaz’ın karnında, 6.3 cm eninde, 28.5 cm boyunda, organları ayırmaya yarayan cerrahi ekaratör mala görüldü. Yılmaz’ın karnında unutulan alet ameliyatla çıkarıldı. Fatih Cumhuriyet Savcılığı, geçen ocakta Vakıf Gureba Eğitim ve Araştırma Hastanesi 3. Cerrahi Kliniği Şefi Doç. Dr. Rıza Kutaniş hakkında “Görevi ihmal”den iki yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Aile ayrıca hastane aleyhine 80 bin TL’si manevi, 20 bin TL’si maddi 100 bin TL’lik tazminat davası açtı. Hakkında dava açılan Doç. Dr. Rıza Kutaniş şunları söyledi: “Ameliyata katılan masa hemşiresi, ameliyatta kullanılan aletlerden sorumludur. Bu ameliyatta masa hemşiresi doktoru aletin eksik olduğu konusunda uyarmamış. Eğer hemşire sayımı yapıp aletin eksik olduğunu söyleseydi ameliyat durdurulur ve alet bulununcaya kadar ameliyat tamamlanmazdı.” |
Dünyanın 'en hızlısı' oldu Çin'in 394 kilometre hıza çıkabilen süper treni, dünyanın en uzun hızlı tren hattında hizmete girdi. Çin'in milyarlarca dolar harcayarak inşa ettiği Wuhan-Guangzhou hattı bugün düzenlenen tören ile açıldı. Ülkenin ortasında bulunan Wuhan ile güneyinde yer alan ihracat üssü Guangzhou şehirlerini birbirine bağlayan süper trenin ortalama seyir hızının saatte 350, maksimum hızının ise 394 kilometre olduğu bildirildi. CHR adını taşıyan süper treninin 1300 kilometrelik mesafeyi 10 saatten 3 saate düşürdüğü kaydedildi. Çin, 2012 yılına kadar süper trenlerin işleyeceği 12 bin kilometrelik demiryolunu hizmete sokmayı planlıyor. Ülkenin kuzeyindeki ağır endüstri merkezleri Harbin ve Shenyang'dan güneyindeki imalat merkezi Guangzhou'ya, İpek yolunun başladığı tarihi Xian'dan modern ticaret merkezi Şanghay'a kadar uzanacak süper tren hatları, tarihin en büyük ulaşım devrimlerinden biri olarak da nitelendiriliyor. Ülkenin en büyük havayolu şirketi Sourthern Airlines'ın Başkanı Si Xianmin, iç hatlardaki 160 uçuştan 38'inin yeni açılan süper hızlı tren hattından etkileneceğini söyledi. Öte yandan, yolcuların hızlı trenleri tercih edeceğinden endişe eden havayolu şirketlerinin büyük fiyat indirimlerine girmesi sonucunda, en ucuzu 71 dolardan başlayan süper tren biletleri dahi havayolundan daha pahalı hale geldi. |
Büyü için doğranıyorlar! Afrika ülkesi Tanzanya'nın bir köyünde 28 yaşındaki bir kadının kolları ağaç gibi budanmış. İlk bakışta Afrikalıya hiç benzemiyor. Çünkü o bir albino. Meryem, onlarca albino gibi vahşi bir saldırının mağduru. Tanzanya'nın kuzeyindeki Viktorya gölü kıyısında yer alan Mwanza bölgesinde son iki yılda 50 albino öldürülmüş. Nedeni ise albino kanından, derisinden ve organlarından yapılan iksirlerin zenginlik ve şans getireceğine inanılması. Meryem, bir yıl kadar önce geceyarısı bir grubun saldırısına uğramış. "Elinde pala olan liderleri kolumu kesip yanındaki adama verdi. Beni bir keçi gibi kesitler." diyor Meryem. Meryem'in kız kardeşi Marisa da bir albino ve ablasının kollarının kesilmesine şahit olmuş. O gece yaşadıkları kabusu unutamadığını söylüyor. Marisa ve diğer albino kardeşi Leontine de hayatlarından endişe ediyor. Büyükanneleriyle birlikte ormanda saklanıyorlar. Meryem'i yerel bir hastaneye ancak 10 saatte yetiştirebilmişler. Hayatta kalmasını bir mucize olarak görüyorlar. Fakat çok kan kaybeden Meryem'in rahmindeki birkaç aylık cenin ölmüş. Saldırıdan sonra annesi Godisya, Meryem'e ve torununa bakmak için kendi yaşadığı köyden ayrılarak buraya gelmiş. Godisya'nın taşıdığı bir gen nedeniyle 3 çocuğu albino olarak doğmuş. Takmak acı verse de Meryem protez kollarla idare ediyor. Oğlunu kucaklamakta bile zorluk çeken Meryem, yine de yaşadığı için şükrediyor. "Allah'ım, kalbimi sakladığın ve bugüne kadar hayatta kaldığım için sana şükrediyorum." ilahisini söylüyor. Tanzanya'da 170 bin albino yaşıyor. Bilim adamları, albinoluğun bu ülkede neden bu kadar yaygın olduğunu henüz ortaya çıkaramamış. Deri kanserine yakalanma oranının yüksek olduğu albinolar ortalama 40 yıl yaşıyor. Eskiden bölgede albino çocuklar doğar doğmaz öldürülüyormuş. Bugün ise çok azı okula gidebiliyor, iş bulabiliyor. AIDS oranının yüksek olduğu Zimbabve'de ise albino kadınlarla cinsel ilişkinin hastalığa şifa olacağına inanılıyor. Bu yüzden çok sayıda albino kadın tecavüze uğruyor. BÖLGEDE 15 BİN ŞİFACI VAR Kanadalı albino işadamı Peter Ash, Tanzanya'daki albinoların dramından bir yıl önce haberdar olmuş. "Bu işin özünde fakirlik yok. Büyücülük, sihir, ayrımcılık var." diyen Ash, bölgedeki mantığı şu sözlerle özetliyor: "Hayalet benzeri bu yaratıklar insan olmadığına göre, onları öldürmek kötü değil. Hayaleti öldürüp parçalarını elde edersen sihir gücüne sahip olursun." Ash, ülkedeki albinoların korunması için yetkililer nezdinde girişimde bulunuyor. Tanzanya Başbakanı Raila Odinga ise albino katillerinin soruşturulması safhasında sıkıntı yaşandığını kabul ediyor. Adalet sistemi yavaş işliyor. Meryem'in teşhis ettiği komşusu yakalanmış fakat hükümet, mahkemeye çıkarılmasının beş yıldan fazla süreceğini belirtiyor. Bu sırada ise saldırılar devam ediyor. Mwanza bölgesinde tam 15 bin kayıtlı şifacı var ve toplumda saygıdeğer bir konuma sahipler. Albinoların iksir kazanında kaynatılan organları ve saçları bin dolara alıcı buluyor. Milanda James adlı şifacı ise birkaç namussuzun bütün şifacıların adını lekelediğini söylüyor. |
Şişli Adliyesi önünde ses bombası! Şişli Adliyesi önünündeki bir otomobilin altına kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce bırakılan ses bombası, saat 20.00 sıralarında büyük bir gürültüyle patladı. Patlama sonrası çevrede büyük bir korku yaşanırken, polis çevrede güvenlik önlemi alarak incelemelerde bulundu. Patlamada çevrede bulunan bazı otomobillerin camı kırıldı. Polis, bombayı bırakanları belirleyebilmek için adliyenin bulunduğu Abide-i Hürriyet Caddesi'ndeki MOBESE kameralarını incelemeye aldı. |
7 PKK'lı yakalandı Mersin Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin düzenlediği operasyonda terör örgütü PKK üyesi olduğu öne sürülen 7 şüpheli gözaltına alınırken 4 kişinin de arandığı bildirildi. Terörle Mücadele Şube ekiplerinin sürdürdüğü istihbarat çalışması sonucunda adresleri saptanan örgüt üyelerine yönelik operasyon düzenlendi. Kent merkezinde yapılan eş zamanlı operasyonda terör örgütü PKK üyesi 7 kişi yakalandı. Kimlikleri açıklanmayan 7 kişi sorguya alındı. |
Şehir hatları vapuru mendireğe çarptı Şehir hatları vapuru Haydarpaşa limanına yaklaşırken mendireğe çarptı. Eminönü- Kadıköy seferini yapan Karaoğlanoğlu adlı şehirhatları vapuru Haydarpaşa İskelesi'ne yolcu bıraktıktan sonra geri manevra yaparken mendireğe çarptı. 140 yolcusu bulunduğu belirtilen vapurda kaza sonrası maddi hasar meydana geldi. Olayda ölen yada yaralanan olmazken yolcular başka bir vapurla Kadıköy iskelesi'ne götürüldü. |
Çok gizli yakınlaşma İsrail istihbarat sitesi Debka, Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Georgios Karamalikis’in Aralık ayı içinde İsrail’e gizli bir ziyaret gerçekleştirdiğini ileri sürdü. Ankara’nın İran ve Suriye eksenine yanaşmasıyla birlikte Türkiye-İsrail ilişkilerinin soğumasına karşılık İsrail-Yunanistan ilişkilerinin giderek yakınlaştığını savunan Debka, son ziyaretin de bunun bir parçası olduğunu iddia etti. Haberine İsrail askeri kaynaklarına dayandıran istihbarat sitesi, Yunan Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın, genellikle askeri yetkililere uygulanmayan üst düzey bir protokolle karşılandığını yazdı. Debka’ya göre Koramiral Karamalikis, İsrail’in sadece çok yakın müttefiklerine uyguladığı bir program çerçevesinde, bu ülkenin çok gizli tutulan bazı üslerini de gezdi. Bu çerçevede Yunan komutana, İsrail’in sır gibi sakladığı INS Dolphin 800 tipi nükleer füze fırlatma kapasiteli denizaltılarıyla Saar V sınıfı Eliat 501 muhribi de gösterilerek bilgi verildi. Sözkonusu denizaltı ile muhrip geçtiğimiz aylarda Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e girmişti. İsrail bu gösteriyle İran’a gözdağı vermişti. Türkiye, İsrail’i NATO çerçevesindeki hava tatbikatından çıkarırken, Yunanistan geçen yıl İsrail’e geniş çaplı bir ortak hava tatbikatı düzenlemişti. Bu tatbikata, İsrail’den kalkarak Yunanistan’a giden 100 İsrail savaş uçağı katılmış, İsrail bu yolla gövde gösterisi yapılmıştı. |
Otel odasında yasak aşk cinayeti Muğla'nın Marmaris İlçesi'nde evli, tur şirketi sahibi 34 yaşındaki Yusuf Aydoğdu, sevgilisi olduğu ileri sürülen cip safari rehber ve şoförü 29 yaşındaki Dilek Timur'u kaldığı bir otelde otomatik av tüfeği ile öldürdükten sonra, çenesinin altına dayadığı silahıyla intihar etti. Polis, Olay İnceleme ve Nöbetçi Savcı tarafından otelde yapılan ilk otopsi ardından Yusuf Aydoğdu ve Dilek Timur'un cesetleri, incelenmek üzere İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. Olay, dün saat 23.45'de Marmaris'in Armutalan Mahallesi Adnan Menderes Caddesi'nde bulunan Villa Söl Apart Otel'de meydana geldi. Evli ve 1 çocuk babası işadamı Yusuf Aydoğdu, 6 yıldır sevgili olarak yaşadığı Dilek Timur ile dün akşam telefonda tartıştı. Cep telefonunu kapatan Timur, kaldığı otelin görevlilerini kesinlikle Yusuf Aydoğdu'yu içeri almamaları konusunda uyardı. Sevgilisinin telefonu kapatmasına sinirlenen Aydoğdu, 48 M 2324 plakalı otomobili ile otele geldi. Sevgilisinin bulunduğu odaya çıkmaya çalışan Aydoğdu'ya otel görevlileri izin vermedi. Otomobiline binen işadamı, bir marketten satın aldığı 70'lik votkanın yarısını otel etrafında tur atarak içti. Otomobilini otelin arkasında bulunan karanlık sokağa park eden işadamı, bir süre daha içerek bekledi. Cep telefonunu açmayan sevgilisine sinirlenen işadamı, aracından çıkarak bagajında bulunan ruhsatlı otomatik av tüfeğini alıp kabanının içine sakladı. Otelin arkasında açık kapı arayan işadamı, erzak girişinde bulunan kilitsiz demir kapıdan içeri girerek kimseye görünmeden Dilek Timur'un 2'nci kattaki odasına gitti. Kapıyı çalan Aydoğdu, Timur'un “Gelme seni istemiyorum” sözleri üzerine kapıya omuz atarak içeri girdi. Bir süre tartışan sevgililerin sesini duyan otel görevlisi, 2'nci kata çıkarken, 3 el silah sesi duydu. Silah sesini duyan otel görevlisi polisi arayıp durumu bildirdi. Odaya giden görevli, kapıyı açmaya çalıştı. Kapıyı iten görevli eşikte Dilek Timur'un cesedini gördü. Olay yerine gelen polis ekipleri, kapı eşiğinde bulunan cesetten dolayı içeri giremeyerek otelin dışından merdiven dayayarak içeri girdi. Otele gelen polis Olay İnceleme, Adli Tıp doktoru, Marmaris Devlet Hastanesi'nden uzman doktor ve Nöbetçi Savcı olay yerinde incelemelerde bulundu. Yapılan incelemeler sonunda Dilek Timur'un sırtında 2 dum dum kurşunu izine rastlanırken, Yusuf Aydoğdu'nun çenesinin altına dayayıp bir el ateş ederek intihar ettiği tespit edildi. Yapılan incelemelerden sonra Timur ve Aydoğdu'nun kesin ölüm nedenlerinin anlaşılması için, otopsi yapılmak üzere özel donanımlı bir araçla İzmir Adli Tıp Kurumu'na gönderildi. BİRBİRLERİNDEN 8 KEZ DAVACI-ŞİKAYETÇİ OLMUŞLAR 2005 yılından bu yana Dilek Timur ve Yusuf Aydoğdu'nun, tehdit, darp ve rahatsız ediyor şeklindeki suçlamalarla birbirlerinden Marmaris Çarşı Polis Merkezi'nde 8 kere davacı şikayetçi olarak ifade verdikleri belirtildi. En son 15 Aralık 2009 günü Dilek Timur'un, Aydoğdu'dan kendisini tehdit edip dövdüğü gerekçesiyle Çarşı Polis Merkezi'nde ifade vererek davacı şikayetçi olduğu, Yusuf Aydoğdu'nun eşinin 1 ay önce, Marmaris Çarşı Polis Merkezi'ne gelerek Dilek Timur hakkında ‘Eşimle birlikte oluyor, evime telefon açarak ahlaksızca konuşuyor' suçlamasıyla şikayetçi olduğu belirtildi. “ALLAH KİMSEYİ MUTSUZ ETMESİN” Marmaris'te yaz aylarında yapılan cip safari turlarında hem şoförlük hem de rehberlik yaptığı belirtilen Dilek Timur'un, bir internet sitesindeki sayfasına Yusuf Aydoğdu ile beraber bir restoranda çektirdiği fotoğrafı yüklediği, daha sonra da fotoğrafın altına ‘Hayatımın anlamı’ diye yazdığı, buna gelen bir yoruma da cevaben ‘Teşekkür ederim. Ben de onunla mutlu oluyorum. Allah kimseyi mutsuz etmesin’ karşılığını verdiği bildirildi. DİLEK'İN ANNE VE BABASI HASTANEYE KALDIRILDI Kızlarının öldürüldüğünü akrabalarının aracılığı ile öğrenen kanser hastası annesi 59 yaşındaki Aynur Timur ve babası 60 yaşındaki Nihat Timur fenalaşarak Marmaris Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Ayrıca Yusuf Aydoğan'ın kız kardeşi ve yakın akrabaları olayın meydana geldiği otel önüne geldi. |
Avrupa'da 7 bin yıllık 'yamyamlık' dehşeti! Almanya'da bulunan 7 bin yıllık toplu mezarda etleri sıyrılmış ve çiğnenmiş kemikler ortaya çıkarıldı. Uzmanlar bu durumun o dönemde Avrupa'da yamyamlık yapıldığının kanıtı olduğunu açıkladı. Fransız arkeologların Almanya Herxheim'da yaptığı kazılarda 7 bin yıllık toplu mezar bulundu. Yaklaşık 500 kişinin birlikte gömüldüğü mezarın ilginç yanı ise bulunan kemiklerin tamamının üzerindeki etler sıyrıldıktan sonra gömüldüğünün belirlenmesiydi. Bazı kemikler de çiğnenmişti. Uzmanlar bu durumun Avrupa'da 7 bin yıl önce yamyamlık yapıldığının kanıtı olduğunu açıkladı. 'ÖLÜ GÖMME RİTÜELİ' Avrupalıların yamyam olamayacağını savunan bazı bilim adamları ise etlerin kemikten sıyrılmasının ölü gömme ritüelinin bir parçası olduğunu öne sürdü. Bu düşüncedeki bilim adamları “O dönemde tarım Avrupa’da yeni yayılmaya başlıyordu. Tarımcılıkla uğraşan bir toplumun yamyamlık yapması sıradışı. Bu olay ancak kıtlık çekilen bir döneme denk gelmiş olabilir” dedi. |
Marketlerde ilaç satma dönemi başlıyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ABD'de olduğu gibi marketlerin, süpermarketlerin içinde ecza ile ilgili standlar açılması yönünde çalışmalar başlattıklarını söyledi. DEİK Olağan Genel Kurul Toplantısı'ında konuşan Başbakan Erdoğan, eczacılar tarafından yapılan eylemlere değindi. Erdoğan, "Bakın göreve geldik hemen bütün SSK hastanelerinde ne kadar eczane varsa kapattık. 2003 te 2,5 katrilyonluk matrahlı. Kaynağı o günün eczanelerine devrettik. Serbest eczaneler onu kullanmaya başladı. Böyle imkanı sağlamışız. Kimlerle görüşüyorsak 'sağolun çok iyi kazanmaya başladık' dedi. Fazla kazanmanın bittiği nokta yok ki devamlı o devam edecek. Biz de Batı'nın limitleri ne ise götüreceğiz" dedi. "İlaç sanayi ile anlaşıyoruz mutabık kalmışız eczacılar bir türlü anlaşmıyoruz" diyen Erdoğan, "'Bir günlük kapatma eylemi yapacağız' dediler. Hatta ilaç sanayi aradaki farkı ödeyeceğiz demesine rağmen böyle eyleme gittiler. Ama siyasiler onu da kullanmaya başladı. Biz de diyoruz ki 15 Ocak' kadar gelirsiniz SGK ile anlaşmanızı yaparsınız ve anlaşmanızı yapmak sureti ile eczacılarla bu işi götürürüz" diye konuştu. Marketlerde de ilaç satılması yönünde bir çalışma planladıtlarını belirten Erdoğan, "Ayrıca ABD'de olduğu gibi marketlerde süpermarketlerde ecza ile ilgili standlar kurulması yönünde çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu işi geliştireceğiz. Başka çaresi yok. Tekel oluşturmayacağız. Bu işi her alanda yapacağız. Aksi takdirde uluslararası camiada beklediğimiz sıçramayı yapamayız" ifadelerini kullandı. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1261937050249&ids=%287098,23656,102140%29 |
Yılın son MGK'sında gündem yoğun Bülent Arınç'a yönelik iddialar, Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki arama ve açılım. Gözler yarın toplanacak yılın son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında. Saat 13.30 'da başlayacak toplantıda, önemli gündem maddeleriyle askeri ve sivil kanat Cumhurbaşkanı Abdullah Gül başkanlığında bir araya gelecek. 2009 yılının son Milli Güvenlik Kurulu, belki de yılın en önemli toplantısı olacak. Resmi gündemde olmasa da, Bülent Arınç'a suikast iddiası ve ardından yaşanan gelişmeler sonrasında askerler ve siviller aynı masanın etrafında buluşacak. İddiaların, Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki aramanın ve tartışmaların gündeme gelmesi bekleniyor. Sadece bu açıdan değil. Açılım çalışmaları nedeniyle de toplantı önemli. Hükümet açık açık söyledi; "Amaç, PKK'nın tasfiyesi ve demokratik standartların yükseltilmesi" dedi. Son MGK toplantısında bu konularda somut adımların netleştirilmesi bekleniyor. |
'İngiltere'de Müslüman avı' İngiltere'den gelen bir fotoğraf Müslüman kadınlara karşı şiddetin hangi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Başörtülü bir kadın belli ki ya işe gidiyor ya da evine dönüyor. Yüzleri maskeli kişiler, genç kızın başında dikilmiş, sözlü sataşmada bulunuyor. Genç kız ise bir güvercin tedirginliği içinde... İngiltere Premier Ligi takımlarının taraftar gruplarının adı altında bir araya gelen ırkçı holiganlar İngiltere’nin Londra, Birmingham, Manchester, Leeds, Nottingham, Bolton; İskoçya’nın Glascow ve Galler’in Cardiff gibi büyük kentlerinde giderek çoğalıyorlar. İngiliz yetkililer, holiganların son yıllarda görülen en endişe verici çeteleri bir araya getirdiklerini ve maç günlerinde kavga etmek için değil, radikal İslamı bahane ederek, herkese açık alanlarda Müslümanları taciz etmek için eylemler yaptıklarını belirtiyor. Irkçı holiganlar en az 50 kişilik gruplar halinde hareket ediyor. Maç günlerinde İslam aleyhine “Neşelendik, eğlendik, Müslümanları kaçırdık” gibi farklı tezahüratlarla birbirlerini tanıyarak birleşen holiganların bazıları ellerinde suratından kan akan çarşaflı bir kadın resmi ve "Şeriat kadınları sindiriyor” yazısı olan pankartlar taşıyor. İNGİLİZ SAVUNMA LİGİ “English Defence League”, yani İngiltere Savunma/Müdaafa Ligi adı altında toplanan çeteler, İngiltere’nin tüm büyük kentlerinde kol gezen bir “sokak ordusu”na dönüştü. Çetelerin eylemlerine sadece taraftar grupları değil, birçok Neo-Nazi grubu da katılım gösteriyor. Polis ile karşılaştıkları zaman çatışmaya girmekten çekinmeyen holiganların bazıları üzerinde silah olarak muşta, çekiç, keski gibi kesici aletler taşırken, çamaşır ve kezzap gibi sıvı maddeler de kullanıyorlar. Sadece sokaklarda değil, toplu ulaşım araçları ve kamu binalarında da görülen çeteler gözlerine kestirdikleri azınlıklara saldırıyorlar. Londra’da Asyalı bir grup öğrenciye saldıran 30 kişilik holigan grubu, 3 öğrenciyi bıçaklamıştı. Bolton’da polislerle çıkan çatışmada ise 48 holigan gözaltına alınırken, saldırganların üzerinden çok sayıda sopa, demir çubuk ve hatta tuğla çıktı. 10 YILDAN BERİ SÜREN GERİLİM Londra Metropolitan Polis Teşkilatı şefi Paul Stephenson, holigan grupların aşırı sağcı diğer çeteler ile görünmekten çekinmedikleri ve bu durumun endişe verici bir ırkçı eğilim yarattığını belirtti. İngiliz yetkililer son 10 yıl içinde Müslüman gençlere yönelik bakışın sertleştiğini ve İslam karşıtı grupların sayısında önemli bir artış olduğunu vurguluyor. |
'Gelinim Olur Musun?' Kore'yi karıştırdı Ekranlarda bir dönem tartışmalara neden olan 'Gelinim Olur Musun' yarışma programı, patentini satın alan Kore'yi de karıştırdı. Türk patentli yarışmada kayınvalide adayları arasında büyük kavgalar olurken, yarışmaya katılan gençten gelen evlenme teklifini kabul eden gelin adayının ertesi gün vazgeçmesi sansasyona yol açtı. Formatın dünya distribütörü İngiltere merkezli Global Agency Üst Yöneticisi (CEO) İzzet Pinto, AA muhabirine yarışmanın Kore'deki gösterimiyle ilgili bilgi verirken, formatı bugüne kadar ABD, İtalya ve Lübnan'ın da aralarında bulunduğu pek çok ülkeye sattıklarını anımsattı. Yarışma programının son olarak Kore'de "Mükemmel Gelin-Perfect Bride" ismiyle yayına girdiğini anlatan Pinto, "Yarışma Güney Kore'de milyonları ekrana kilitledi. Kore'de yayınlanan ilk Türk formatı olma özelliğini taşıyan yarışmaya Koreliler hayran kaldı" dedi. Formatın dünyada çok ses getirdiğini ve son zamanların "en sıra dışı formatlarından" biri olarak görüldüğünü ifade eden Pinto, "Yabancı formatların neredeyse hiç giremediği pazar olan Kore'ye girmekten mutluluk duyuyoruz. Böylece, yabancılara Türkler'in ne kadar yaratıcı olduğunu ispat ettik" sözleriyle yarışma programının gördüğü ilgiyi özetledi. Yarışmanın geçen yıl uluslararası Emmy ödülüne aday olduğunu da belirten Pinto, bu formatı dünyanın değişik ülkelerindeki izleyicilerle paylaşmaktan ve gördüğü ilgiden mutluluk duyduklarını söyledi. "Koreli izleyici merakla bekliyor" Yarışma programının yayınlandığı her ülkede tartışmalara neden olduğunu belirten Pinto, Kore'de de benzeri olayların yaşandığını dile getirdi. Kore'de geçen aylarda yayına giren yarışmaya binlerce gelin adayı başvurduğunu anlatan İzzet Pinto, başvuranlar arasından yapılan eleme sonucunda yarışmaya 6 damat adayı ve anneleri ile 12 gelin adayının katıldığını belirtti. Pinto, Kore'de ilk defa Türk formatlı bir yarışma programının yayınlandığına da dikkati çekerek, "gelin-damat-kaynana üçlüsünü" bir araya getiren yarışmada özellikle kayınvalideler arasında büyük tartışma ve kavgaların meydana geldiğini söyledi. Kore'deki yarışmanın finalinde evlenme teklifini kabul eden gelin adayının ertesi gün evlenmekten vazgeçtiğini anlatan İzzet Pinto, "Programın finalinde evlenme teklifini kabul eden gelin adayı, bir gün sonra evlenmekten vazgeçti ve damatla biraz daha fazla zaman geçirerek kararını tekrar düşünmek istediğini bildirdi. İzleyiciler büyük şaşkınlık yaşadı. Şimdi herkes gelinin kararını merakla bekliyor" dedi. |
Karargah'ta 2. arama devam ediyor Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ı takip ettikleri öne sürülen iki subayın görev yaptığı Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı’nda dün akşam saat 21.30'da başlayan ikinci arama halen devam ediyor. Ankara'dan ulaşan bilgilere göre Seferberlik Tetkik Kurulu'ndaki arama çalışmaları aralıksız sürüyor. Soruşturmayı yürüten Mustafa Bilgili az önce karargahtan ayrıldı. Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı'nda ilk arama cuma akşamı başlamış, sabah 05.46'ya kadar sürmüş ve 8 askeri personel gözaltına alınmıştı. Bu kişiler arasında, Arınç’ın evinin yakınında yakalanan iki subay ile onların işlemlerini takip eden Seferlik Bölge Başkanı Albay Yusuf Akal da vardı. İddiaya göre, ilk aramada savcılar karargahtaki bir odaya devlet sırrı gerekçesiyle sokulmadı. Emri imzalayan hakimin olay yerine gelmesine rağmen durum değişmedi. Bunun üzerine hakimin odanın kapı ve pencerelerini mühürlediği belirtildi. Savcılar ve arama emrini veren hakim dün gece ikinci kez Seferberlik Tetkik Kurulu Ankara Bölge Başkanlığı'na gitti. Kirazlıdere mevkindeki askeri bölgeye saat 00.30 sıralarında, Cumhuriyet Savcısı ve polis ekiplerinin bulunduğu 6 sivil araç gitti. Bu araçlar bir süre içeri alınmadı. Yapılan görüşmelerin ardından içinde terörle mücadele polislerinin bulundugu 1 araç geri çevrilirken savcı ve sivil polisleri taşıyan Adalet Bakanlığı'na ait araçlar arama yapılan komutanlığa geçti. Bir gün önce izin verilmeyen mühürlenen odalarda arama yapıldığı belirtiliyor. Aramaya askeri savcılar da katılıyor. |
Yeni yıl zamlarla geliyor 2010 yılı ile birlikte bütçe açıklarını azaltmak ve hazineye kaynak aktarmak amacıyla Maliye Bakanı Şimşek'in deyimiyle "gerektiğinde aktarılacak kaynağın "adı" yükselen vergiler ve "zamlar" olacak. Temel ihtiyaçlara zam yapılacak. Ekmek, sigara, elektrik, doğalgaz... İşte zam oranları; 2010 bütçe görüşmeleri sürerken, 2009 bütçesinin, yıl sonunda 62.8 milyar lirayla cumhuriyet tarihinin en büyük açığını vereceği görülüyor. Rekor düzeydeki açıkların finanse edilmesi için 2010’da ek vergiler geleceği anlaşılıyor. Bütçenin 2010’da ise 50.1 milyar dolar açık vermesi bekleniyor. Bütçe gelirlerinin yüzde 90’ını oluşturan vergi gelirleri, krizden çıkış bütçesi olarak gösterilen 2010 bütçesi açısından büyük önem taşıyor. 2010 bütçesinde vergi gelirlerinin yaklaşık yüzde 18.2 artacağı tahmin ediliyor. Bu denli yüksek bir gelir artışının vergi oranlarını artırmadan gerçekleşmesi pek mümkün görünmüyor. Vergi gelirlerinde gelenek yine bozulmayacak. Dolaylı vergilerin toplam içindeki payı yine artacak. DOĞALGAZA YÜZDE 15 ZAM Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Tener Yıldız aylardır beklenen doğalgaz zammını açıkladı. Bakan Yıldız, daha önce bazı kaynakların doğalgaza yüzde 70 zamlanacak haberlerin,i ısrarla rededen ve bir türlüam oranını açıklamayan Bakan Taner 2010 yılından geçrli olmak üzere yeni yılın ilk zammını yüzde 15'lik zam oranı ile doğalgaz açıkladı. Yıldız, doğalgaz ithalat fiyatlarının yükselmesi halinde zammın kaçınılmaz olduğunu belirterek, zam oranının CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın ifade ettiği yüzde 50 düzeyinde olmayacağını kaydetti. ELEKTRİĞE YÜZDE 1.32 ZAM 2010 yılına girmeden ikinci zam haberi elektrikten geldi. Konutta yüzde 1.32, sanayide yüzde 1.23 oranında zam yapıldı. 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere konutlarda kullanılan elektriğin kilovat saati (KWH) yüzde 1,32, sanayi elektriğinin fiyatı ise yüzde 1,23 oranında artırıldı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)abonelere yansıyacak perakende elektrik satış tarifelerini görüşerek karara bağladı. Buna göre 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere konut elektriğinin fiyatı kilovat saatte yüzde 1,32, sanayi elektriğinin fiyatı ise yüzde 1,23 oranında artırıldı. TÜTÜN ÜRÜNLERİNE YÜZDE 40 ZAM BEKLENİYOR 2010 Bütçesinde tütün mamüllerinden 16 milyar 417 milyon 469 bin lira ÖTV geliri hedefleniyor.Tütün mamülleri için beklenen zam yüzde 40 civarında. Tütün mamüllerinden alınan özel tüketim vergisi tutarlarının yeni yılda artırılması öngörülüyor. 2010 Bütçesinde tütün mamüllerinden 16 milyar 417 milyon 469 bin lira ÖTV geliri hedeflendiğine dikkat çeken Maliye bürokratları, şu değerlendirmede bulundu: ''2010'da tütün mamüllerinden alınan ÖTV'de bu yılın gerçekleşme tahminine göre yüzde 41,5'luk bir artış söz konusu. Bu şartlarda tütün mamüllerinin özel tüketim vergisinde bir artış kaçınılmaz. Bu artışın bir defada mı, yoksa 2 aşamada mı yapılacağı henüz belli değil. Ancak, yıl içinde öngörülen gelir rakamına ulaşılabilmesi için bunun geciktirilmemesi gerekiyor. MOTORİNE ZAM Ucuz motorin nedeniyle ciddi bir ÖTV kaybıyla karşı karşıya kalan Bakanlık, yeni dönemde motorindeki ÖTV'nin de yeniden ele alınmasını kararlaştırdı. Bu çerçevede kırsal motorin ile euro dieselden alınan ÖTV arasındaki farkın aşamalı olarak azaltılması ve süreç sonunda verginin dengelenmesi üzerinde duruluyor. Temmuz ayındaki son ayarlamanın ardından kırsal motorine litrede 1,0845 lira, euro diesele ise 1,1545 lira ÖTV uygulanıyor. Yetkililer, uygulama birliği açısından aslında motorinde tek bir ÖTV'ye geçilmesi gerektiğini belirtiyor. Ancak bunun, Türkiye'de tüketilen yaklaşık 12 milyon tonluk motorinin yüzde 75'ini kırsal motorinin oluşturması ve kırsal motorindeki stok rakamlarının fazlalılığı nedeniyle kısa vadede mümkün görünmediği ifade ediliyor. KÖPRÜ VE OTOYOLLARA ZAM Özelleştirmenin önünü açacak yasal düzenleme geçiş ücretlerinde rekor zammın önünü açıyor. Karayolları Genel Müdürlüğü’nü (KGM) devlet bütçesi dışına çıkararak özel bütçeli bir kurum haline getiren ve otoyolların işletme haklarının devredilmesiyle özelleştirilmesine olanak sağlayacak yasa tasarısı, TBMM’ye sunuldu.Tasarıyla, “kamu yararı ve zaruret bulunduğu” gerekçesiyle devletin ormanlık alanlarda yaptığı tesislerin de benzeri biçimde özelleştirilmesinin yolu açılıyor. Tasarıyla köprü geçişlerine de yüzde 53.8 düzeyinde rekor zam yapılması öngörülürken, yasa çıktığında kamyonet, pikap, ambulans ve cenaze araçlarının 3.25 TL yerine 5 TL ödemesi gerekecek. EKMEĞE ZAM Yeni yılın zam furyasına ekmek fiyatına zam yapmaya hazırlanan fırıncılarda katılıyorlar. Türkiye Fırıncılar Federasyonu Genel Başkanı Halil İbrahim Balcı, ekmek fiyatlarında 2008’den bu yana değişikliğin olmaması nedeniyle, fırın esnafı ve çalışanlarının büyük fedekarlıklar yaptığını belirterek, yeni yıl için zam sinyali verdi. 15 yıldan buyana ilk kez iki yıldır ekmek fiyatlarında değişiklik olmadığının söyleyen fırıncılar, değişmeyen ekmek fiyatları nedeniyle fırın esnafının zor duruma düştüğünü belirterek yeni yılda ekmeğe zammın kaçınılmaz olduğunu savunuyorlar. Zam oranı hakkında bilgi vermeyen yetkililer yapılacak zamların ardından ekmeğe yapılacak zammın belirleneceği belirtiyorlar. TRAFİK CEZALARINA ZAM 2010 yılına girmesen önce 2010 yılından başlamak üzere gelen zam kalemlerinden biri de trafik cezaları oldu. Trafik Yasası'nda da köklü değişiklikler içeren ve bazı kuruluşlara görüş almak üzere gönderilen taslakta, kırmızı ışıkta bir yıl içinde beş kez geçtiği saptananların sürücü belgesine bir yıl süreyle el konulması öngörüldü. Bu kişilere ayrıca para cezası da uygulanacak. 1 Ocak'ta yürürlükte On-line tescile erteleme Trafik tescil işlemlerinin on-line yapılmasına olanak sağlayan ve daha önce 1 Ocak 2010'da yürürlüğe gireceği açıklanan uygulama ertelendi ve gerekli alt yapının ancak gelecek yıl ortalarına doğru hazır olacak. Bazı suçlara uygulanan cezalar şöyle: Kırmızı ışıkta geçmek: 130 lira Hız sınırını yüzde 30 oranında aşmak: 270 lira Alkollü araç kullanırken ilk kez yakalanmak: 548 lira İkinci kez alkollü araç kullanırken yakalanmak: 687 lira Fazla yolcu almak: 63 lira Park yasağına uymamak: 62 lira Emniyet kemeri takmamak: 62 lira Araç kullanırken telefonla konuşmak: 62 lira Hatalı sollama: 128 lira ÖZEL ÖĞRETİM ÜCRETLERİNE ZAM Dershaneler Birliği Derneği, 2010-2011 eğitim-öğretim yılı kayıtları için dershane ücretlerine yüzde 10 ile yüzde 25 arası zam yapmayı planlıyor. Dershaneler, 2009-2010 eğitim-öğretim yılında bir önceki yılın ücretlerinde değişiklik yapmayarak, ''zamsız'' öğrenci aldıkları ve bu karar nedeniyle zor bir yıl geçirdikleri belirtilerek 2010 yılında ders saat ücretlerine yüzde 10 ile yüzde 25 arasında zam yapmya hazırlanıyorlar. Özel okullarda geçen yıl eğitim öğretim ücretlerine zam yapmadıklarını 2010 için yüzde 10-25'lik kaçınılmaz olacağına dikkat çekiyorlar. ULAŞIMA ZAM Ulaşıma zam haberi hem Ankara'dan hem İstanbul'dan geldi. Ankara'da; Ankara Ulaşım Koordinasyon Merkezi (UKOME) Genel Kurulu’nda 1 Ocak 2010 tarihinden itibaren geçerli olacak yeni tarife şöyle belirlendi: EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray’da tek binişlik kartlarda tam bilet 1.69 TL’den 1.85 TL’ye, çok binişli kartlarda tek biniş 1.39 TL’den 1.50 TL’ye çıktı. Yeni tarifede öğrenciler için indirimli biletlerde herhangi bir artış yapılmayarak 1.10 TL'de kaldı. Manyetik kart kullanılmayan özel toplu taşım araçlarında ise tam bilet 1.69 TL’den, 1.85 TL’ye çıkarılırken, indirimli biletlerde yine bir artış yapılmadı. Kent merkezine uzak mesafelerde yaşayan vatandaşların EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray’da geçerli olan 45 dakikalık transfer imkanının yetişmediğine ilişkin şikayetler üzerine süreyi 75 dakikaya çıkarttıklarını kaydeden UKOME yetkilileri, bu süre zarfında uygulanacak transferler için 50 kuruşluk bir ücret alınacağını bildirdi. İstanbul'da; Ankara'da yapılan zammın ardından İstanbul'da da 2010'u beklemeden metrobüs ücretleri 1.50 kuruştan 2 liraya çıkarıldı. Halkın ve öğrencilerin yoğun tepkisine rağmen İstanbul Büyükşehir Belediyesi geri adım atmadı. İthal yoluyla gelen tüm ürünlere uygulanacak zam nedeniyle akaryakıt fiyatlarındaki artış sadece İstanbul'da değil yurdun dört bir yanında toplu taşıma ücretlerine zam olarak yansıyacak. |
Yeni yıla 123 milyar TL'lik kredi borcuyla giriyoruz Tüketiciler Birliği Genel Başkanı Nazım Kaya, 2010 yılına toplam 123 milyar liralık kredi kartı ve kredi borcuyla girildiğini söyledi. Kaya, son yıllarda kredi kartı ve tüketici kredisi kullanımının giderek arttığını bildirdi. Bayram, tatil, yılbaşı gecesi gibi dönemlerde kredi kartı harcamalarının adeta tavan yaptığını ifade eden Kaya, ''Bu tür dönemlerde tüketicilerin banka kredisi kullanma oranı da artıyor. Bunun sonucunda ciddi borçlanmalarla karşı karşıya kalınıyor. 2010 yılına toplam 123 milyar liralık kredi kartı ve kredi borcuyla giriliyor'' dedi. Yılbaşında geçmiş yılın muhasebesi ve gelecek yılın planlamasının yapılması gerektiğini dile getiren Kaya, ''Yılbaşı, alışveriş çılgınlığı, sınırsız harcama yapmak değildir. Bugün Türkiye tüketicisi, bütçesinin üzerinde harcama yapması, kredi kartı limitlerini kontrolsüz kullanması nedeniyle ciddi borçlar altındadır. Geçen yılbaşını kredi kartına borçlanarak ya da tüketici kredisi kullanarak kutlayanlar 2009 yılını ödemeyle geçirdiler. 2010 yılında da başımızı ellerimizin altına alıp düşünmek yerine daha dikkatli harcama yapmalıyız" dedi. Bankaların yılbaşı kredileri Kaya, bankaların yılın son ayında yılbaşı kredisi yarışına girdiğini ileri sürerek, ''Yeni yıla girerken alışveriş çılgınlığına kapılmadan, eğlenmek için kredi kullanmadan harcama yapılmalıdır. Bir günlük eğlence için tüm yılı ipotek altına almanın anlamı yok. Özellikle günümüz ekonomik koşullarını da dikkate alarak mütevazi bir yılbaşı kutlamasını tavsiye ediyoruz'' diye konuştu. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1261939196123&ids=%287098,23656,100698%29 |
Ehliyetsiz ve alkollü sürücüye meydan dayağı Otomobilde içip sarhoş olan 17 yaşındaki genç, yaptığı kazaların ardından halktan fena dayak yedi. Bursa'da 17 yaşındaki alkollü sürücü E.Ü., Uludağ yolunda bir otomobile arkadan çarpıp kaçtıktan sonra, aracını hareket halindeki otomobillerin ve yolda gitmekte olan vatandaşların üzerine sürdü. Direğe çarparak duran alkollü genç, sıkıştırdığı araçlardaki vatandaşlar tarafından feci şekilde dövüldü. Hastaneye kaldırılan E.Ü. tedavi altına alındı. ŞEHRE TEPEDEN ALKOLLÜ BAKIŞ Bursa’da oturan E.Ü., dün akşam 19 yaşındaki Fırat Baykul adlı arkadaşı ile bira içtikten sonra, babasına ait olduğu öne sürülen 34 T 7123 plakalı otomobili ehliyeti olmadığı halde aldı. Arkadaşı Baykul ile birlikte şehri seyretmek Uludağ Yoluna çıktılar. Burada da bira içmeye devam eden E.Ü. dönüş sırasında önünde seyir halinde olan Bülent Genç’in yönetimindeki 16 BM 052 plakalı otomobile arkadan çarpıp kaçtı. PLAKAYI SÖKTÜ, KAÇMAYA DEVAM ETTİ Bülent Genç’in takip ettiği E.Ü., yolun kenarına çektiği otomobilin plakalarını söküp yere atarak yola devam etti. Ancak otomobilini yoldan gelen araçlara ve yürüyen kişilerin üzerine süren E.Ü.'nün aracı, önce yol kenarındaki bankete, ardından da direğe çarparak durdu. Kazadan yara almadan kurtulan E.Ü. kendisine sinirlenen sürücüler ve vatandaşlar tarafından feci şekilde dövüldü. Aldığı darbeler sonucu bayılan E.Ü. çağrılan ambulansla Çekirge Devlet Hastanesi’ne kaldırılırken, kendisine 1.60 promil alkol tespit edildi. Polis, E.Ü.’nün arkadaşı Fırat Baykul’u ise ifadesini almak üzere polis merkezine getirdi. Olayla ilgili soruşturmaya Bursa Cumhuriyet Savcılığı’nca başlandı. |
Yan kesici polise rüşvet teklif etti Fatih'te metrobüs durağında bekleyen bir yolcunun cebinden 60 TL'yi çalan Emin A., kendisini suçüstü yakalayan Güven Timi polislerine rüşvet teklif etti. Polisler ise Emin A. hakkında yankesicilik ve rüşvet vermek suçundan işlem yaptı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı Güven Timleri, Edirnekapı Metrobüs Durağı'nda şüpheli hareketleriyle dikkat çeken Hüseyin B. ile Emin A.’yı takibe aldı. Polis, iki şüphelinin durakta bekleyen yaşlı bir yolcunun yanına yaklaştığını gördü. Şüphelilerden biri yaşlı adamın önünü kapatırken diğeri de cebinde bulunan parayı aldı. Polis hemen harekete geçerek iki şüpheliyi suçüstü yakaladı. Emin A., bu kez de polislere "Bizi bırakın, meseleyi uzatmayalım, aramızda çözelim" diyerek üzerinde bulunan 270 TL parayı çıkararak rüşvet teklif etti. Uzatılan parayı alan ve seri numaralarını da tutanakla tespit eden Güven Timleri, iki şüpheliyi Eyüp Polis Merkezi’ne teslim etti. Hüseyin B.’nin hırsızlık suçundan arandığı da ortaya çıktı. İki şüpheli ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi. Eminönü Otobüs Durakları'nda da yaşlı bir kişinin tantanacalık yaparak cüzdanını ve cep telefonunu çalan Cuma H. ile Mehmet G. yine Güven Timleri polisleri tarafından suçüstü yakalandı. |
Çeyrek altın için eşini 37 yerinden bıçakladı Aksaray'ın Güzelyurt İlçesi'ne bağlı Yaprakhisar Köyü'nde oturan 72 yaşındaki A.K., 15 çeyrek altın için resmi nikahsız eşi 57 yaşındaki Hüsne Elibal'ı, 37 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Olay, dün saat 21.30 sıralarında meydana geldi. Çiftçi A.K., evde oturdukları sırada eşi Hüsne Elibal'a, daha önceden verdiği 15 adet çeyrek altını getirmesini istedi. Elibal, altınların kaybolduğunu söyledi. Bunun üzerine çift arasında tartışma çıktı. A.K. tartışma sırasında Elibal'ı 37 yerinden bıçaklayarak öldürdü. Elibal'ın cesedi otopsi yapılmak üzere Güzelyurt Devlet Hastanesi Morgu’na kaldırıldı. A.K. de jandarma tarafından gözaltına alındı. |
Çılgın gelinden 'bohça' dolusu yalan Kartal'da iki gün önce bohçacı kılığındaki hırsızların üzerinden kapıyı kilitleyip evini yaktıklarını söyleyen genç kadının yalan söylediği ortaya çıktı. Polisin detaylı sorgulamasında iki aylık evli gelinin evi kendisinin yaktığı anlaşıldı. Esentepe Mahallesi Kocatepe Caddesi üzerindeki beş katlı binanın üçüncü katında iki gün önce çıkan yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürülmüştü. Yangında mahsur kalan H.K. (20) isimli yeni evli gelin vatandaşlar tarafından kilitli kapı kırılarak hastaneye kaldırılmış ve tedavi edilmişti. H. K.'nın polise verdiği ilk ifadesinde eve gelen bohçacı kılığındaki çarşaflı iki bayanın kendisini darp edip evi ateşe vererek kaçtıklarını söylemişti. Halime Kaymak'ın anlattıklarını inandırıcı bulmayan Kartal İlçe Emniyet Müdürlüğüne bağlı polis ekipleri genç kadını sorguya aldı. İTİRAF ETTİ Polisin ısrarlı soruları karşısında Halime Kaymak evi kendisinin ateşe verdiğini itiraf etti. Dairenin kapısının da Halime Kaymak tarafından kilitlendiği ortaya çıkarken anahtarda dairenin içinde bulundu. Genç kadının, 'Neden böyle bir şey yaptın?' şeklindeki soruya ise net bir cevap veremezken, Kaymak'ın iki ay önce Adıyaman'da evlendiği ve İstanbul'a gelerek kirada oturmaya başladıkları öğrenildi. KÜÇÜK EV BUNALIMI MI? Kirada oturdukları evin oldukça küçük olması ve genç kadının eşinin kardeşleriyle birlikte küçücük evde yedi kişi kaldıkları için bunalıma girmiş olabileceği belirtildi. Emniyet yetkililerinin genç kadının evi yakmasının ardındaki nedenin daha iyi şartlarda yaşamak için böyle bir çılgınlık yapmış olabileceği ihtimali üzerinde durdukları da öğrenildi. Bu ilginç olayla ilgili olarak Asayiş Şube ekiplerinin Halime Kaymak'ı gözaltına aldığı belirtilirken, çılgın gelin hakkında polis ekiplerini yanlış bilgi vererek oyalamak ve yanıltmak suçlamalarıyla soruşturma açılacağı ifade edildi. |
KEY ödemeleri için kesin tarih Konut Edindirme Yardımı (KEY) hesaplarının tasfiyesine ilişkin yeni çıkarılan kanun çerçevesinde hak sahiplerine ödemenin, gelecek yıl Şubat ayı içinde yapılabileceği bildirildi.Tasfiye Halindeki Emlak Bankası'nın Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Sayın, yeni yasanın, listelerin kabulü için 1 ay, ilk listenin yayımlanması için 3 ay süre vermesine karşın, KEY biriminin yoğun çalışmaları sayesinde, ilk ödemenin Şubat ayı içinde yapılabileceği müjdesini verdi. Sayın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Muhtemelen Şubat ayı içinde ilk ödemeleri yaptırırız” derken, listede 2 milyon civarında hak sahibinin olacağını bildirdi. KEY hesaplarının tasfiyesine ilişkin yasa uyarınca daha önce kurumlardan süresi içinde gönderilmediği için kabul edilmeyen listeler bulunduğunu, ilk aşamada bunları değerlendirdiklerini belirten Sayın, “Kısmet olursa, Şubat ayının başlarında, Emlak GYO'ya ilk listeyi göndeririz. Onlar da kendi tetkiklerini yaptıktan sonra Resmi Gazete'de ilan eder. Ziraat Bankası'na gönderilir. O zaman da Ziraat Bankası ödemelere başlar. Rahatlıkla Şubat ayı içinde ödeme yapabileceğiz” diye konuştu. KEY konusunda hala Tasfiye Halindeki Emlak Bankası KEY Birimi'ne binlerce dilekçe geldiğini, Bilgi Edinme Hakkı çerçevesinde bu dilekçelere cevap vermek durumunda kaldıklarını anlatan Sayın, şunları söyledi: “Takvim yaprağının arkasına, gazete parçasına dilekçe yazıp gönderen, sayfalarca hayat hikayesini anlatan var. Bunları okumak bile zaman alıyor. Aynı kişi dilekçeyi Hazine'ye gönderiyor. Hazine bize soruyor. Bilgi edinme hakkı çerçevesinde bizim yanıt vermemiz lazım. Bu dilekçelere (bu bizi ilgilendirmiyor, kurumunuzu ilgilendiriyor. Kurumunuza başvurun) diye yanıt veriyoruz. Ama, binlere, on binlere ulaşan bu dilekçeler bizim çalışmalarımızı olumsuz etkiliyor. Halkımız lütfen bize dilekçe göndermesin, kendi kurumları ile irtibatta olsunlar.” KEY konusunda bazı kişilerin “uzman” adı altında yanlış bilgi verdiğini, halkı yanlış yönlendirdiğini belirten Sayın, çalışanların mağdur edilmemesi, çalışmaların daha sağlıklı olması için sürenin uzatıldığını belirterek, “Uzman diye KEY konusunda yanlış bilgi verip, kamuoyunu yanıltanları, bu konuda men ediyorum” dedi. Zeki Sayın, ödemeler konusunda para sorunu bulunmadığını, şimdiye kadar bu konuda hiç bir sorunun intikal etmediğini de vurgulayarak, yasa uyarınca yeni liste dahilinde KEY parası alacaklara, yüzde 10 faiz uygulanacağını hatırlattı. Faiz uygulaması getirilmesi nedeniyle, bu yıl ilk alanlara göre, KEY yardımından, yasanın yürürlükte olduğu sürece tam olarak yararlananlar, 140-150 lira civarında faiz farkı alacak. Faiz tutarı, kişinin KEY yardımından yararlanma süresine göre değişecek. BELGELERİ, YANGIN, DEPREM, SEL NEDENİYLE KAYBOLANLAR DA PARASINI ALABİLECEK Resmi Gazete'nin 17 Aralık tarihli sayısında yayımlanan KEY Hak Sahiplerine Ödeme Yapılmasına Dair Kanunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'daki süreler dikkate alındığında, ödemelere ilişkin ilk listenin Nisan ayında hazırlanacağı hesaplanıyordu. Söz konusu kanun uyarınca, yapmaları gereken bildirimleri daha önce 28 Haziran'a kadar verilen süre içerisinde Tasfiye Halindeki Emlak Bankası'na yapamamış olan kurum ve kuruluşlara, bildirimlerini yapabilmeleri için 17 Aralık'tan itibaren 1 aylık süre verilmişti. Bu çerçevede, hak sahibi listelerini 28 Haziran'dan sonra gönderen diğer kurumların ve 30 Temmuz'da gönderen SGK'nın listeleri öncelikli olarak hemen değerlendirmeye alındı ve hata kontrolleri başlatıldı. Bundan sonra ilgili kurum ve kuruluşlarca bankaya gönderilecek listelerde belirlenen hatalı bildirimler, banka tarafından azami 3 ay içinde ilgili kurumlara düzeltme işlemleri için iade edilecek. Hatalı bildirimlerin düzeltilmesi ile ilgili süre 31 Aralık 2010'da sona erecek. Ancak kurum ve kuruluşlar süre sonunu beklemeden, düzeltmesi tamamlanan listeleri üçer aylık dönemler halinde bankaya gönderebilecek. Bu düzeltme sırasında, 30 Haziran 2010'dan sonra yeni hak sahibi bildirimi yapılamayacak. Yasa uyarınca bankanın, yapılacak bildirimlerden hatasız olanlara göre hazırlanacak listeleri 31 Mart 2010'a kadar Emlak GYO'ya göndermesi gerekiyordu. Tasfiye Halindeki Emlak Bankası KEY Birimi, çalışmaları ile bu süreyi 1 aydan daha fazla öne çekmiş oldu. KEY birimi, bundan sonra, kurum ve kuruluşlarca düzeltme işlemleri yapılarak gönderilen listeleri üçer aylık dönemler halinde Emlak GYO'ya gönderebilecek. Düzeltmeler neticesinde hazırlanacak son liste, 31 Mart 2011'e kadar Emlak GYO;ya gönderilecek. Bankaca Emlak GYO'ya bildirilen listeler, hak sahipliğinin tespitine esas olmak üzere Emlak GYO tarafından Resmi Gazete'de ilan edilecek. KEY için bu yıl yayımlanan ilk listede yer alan hak sahipleri için yapılan nema hesaplaması neticesinde oluşan yardım tutarına, bu kanun uyarınca ilk ilanın yapılacağı tarihe kadarki dönem için yüzde 10 artış uygulanacak. İlk ilan tarihinden sonraki listelerde isimleri yer alan hak sahiplerine ise her ilan dönemi için başlangıçtaki yüzde 10 artışa ilave olarak basit usulde yüzde 1,25 artış uygulanacak. Deprem, sel, yangın gibi sebeplerle KEY hak sahiplerinin bildirimlerini kanuna uygun şekilde yapamayan kurum ve kuruluşlar, bu bilgilerin sayılan sebeplerle zayi olduğuna ilişkin mahkeme kararını ekleyerek, hak sahiplerinin kurum ve kuruluşlarında çalıştıkları tarihleri 30 Haziran 2010'a kadar bankaya bildirebilecek. Bu kişilere, kurum ve kuruluşlarda çalıştıkları tarihlere isabet eden kanuni yardım dilimleri dikkate alınmak suretiyle KEY ödemesi yapılacak. Ödemeler için gerekli kaynak, Hazine tarafından Emlak GYO'ya aktarılacak. İlan tarihlerinden itibaren 5 yıl içinde talep edilmeyen alacaklar Hazine'ye irad kaydedilecek. |
Elektrik zammı yargıya taşınıyor http://bigpara.ekolay.net/i/trans.gif Çevre ve Tüketici Haklarını Koruma Derneği (ÇETKODER), elektriğe yapılan ve 1 Ocak 2010'dan geçerli olacak zamın haksız ve hukuksuz olduğu gerekçesiyle yargıya gidiyor. ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş, yaptığı yazılı açıklamada, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu'nun (EPDK) dün yaptığı toplantıda, abonelere yansıyacak perakende elektrik satış tarifelerini açıklayarak zammın yılbaşında yürürlüğe gireceğini söylemesinin tüketicileri ve kendilerini son derece üzdüğünü kaydetti. Yapılan açıklamayla 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere konut elektriğinin fiyatının kilovat saatte yüzde 1,32, sanayi elektriğinin fiyatının yüzde 1,23, ticarethanelerde kullanılan elektriğin fiyatının ise kilovat saatte yüzde 0,86 oranında artırıldığına dikkat çeken Göktaş, şunları kaydetti: 1 Ocak 2010 tarihinden geçerli olacak vergi fon ve paylar hariç açıklanan yeni elektrik tarifelerinin, Maliyet Bazlı Fiyatlandırma sisteminin usul ve esaslarına göre, 20 elektrik dağıtım şirketi tarafından yapılan tarife başvuruları çerçevesinde, dağıtım şirketlerinin enerji alış fiyatları ile şebeke maliyetlerindeki değişimlere göre yeniden belirlendiğini belirtiyorlar. Peki vatandaşı düşünen yok mu? Ne olacak bu vatandaşın hali? Elektrik, su, telefon giderlerine mi çalışacak? İnsanların yaşama hakkı yok mu? Bu nasıl bir adaletsiz zam anlayışıdır. Türkiye'de hangi işçi ve memurun, hangi kesimin ücretinde artış olmuştur, ne kadar olmuştur ki, bu zammı veriyorsunuz? Yazık günah. Bu millete iyilik yapmasını beceremiyorsanız, kötülük yapmayın. ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş, EPDK'nın açıkladığı zamlarla ilgili tüketicilerin ve tüketici haklarını korumakla mükellef kuruluşların fikirlerinin alınmadığı gibi bu güne kadar bu konuda yaptıkları çalışmaların da dikkate alınmadığını da belirterek, yılbaşında geçerli olacak olan zam oranları ile ilgili derhal mahkemeye gideceklerini bildirdi. Bunun için hukukçuların gerekli çalışmayı başlattığını belirten Göktaş, Pazartesi günü ilk işlerinin yargıya başvurmak olacağını bildirdi. Göktaş, Kimse haksız ve hukuksuz yere vatandaşın sırtına binmesin. Bindirmeyeceğiz. Artık yeter. Bizim sırtımızdan herkes inmeli. Vatandaş kendini taşımakta zorlanırken. Bir de böyle ucube zamlar ile fevrimizi döndürmesinler. Mahkemeye olayı taşıdıktan sonra yurt geneli zamları protesto eylemlerimize de ayrıca başlayacağız dedi. http://bigpara.ekolay.net/i/trans.gif |
80 bin yeni memura kapı açıldı http://bigpara.ekolay.net/i/trans.gif Hükümet, 2010 bütçe tasarısında önceki gece yapılan değişiklikle, önümüzdeki yıl devlete alınacak memur sayısını 80 binin üzerine çıkardı. Muhalefet, bu durumu, “Seçime hazırlık” olarak yorumlandı. TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri devam eden 2010 Bütçe Tasarası’nda önemli bir değişiklik yapıldı. AK Partililerin verdiği önerge ile kadroların kullanımına ilişkin esaslar değiştirildi. Buna göre, 2010 yılında devlet emeklilik, ölüm, istifa veya nakil sonucu ayrılan memurların yerine alım için konulan yüzde 25’lik sınırlama yüzde 50’ye çıkarıldı. Bütçe tasarısının 22’nci maddesinde yapılan düzenlemeyle ilgili olarak şöyle denildi: “Kamu hizmetlerinin etkin ve verimli bir şekilde yerine getirilmesini teminen personel ihtiyacının karşılanmasındaki sorunlarının aşılabilmesine katkı sağlamak amacıyla yüzde 25 sınırlaması yüzde 50 olarak değiştirilmektedir.” 32 bine yakın kişi açıktan atama yoluyla, 50 bine yakın kişi de emekli, nakil ve ölüm nedeniyle boşalan kadrolar için alınacak. Emekli Sandığı verilerine göre, son 10 yıl içerisinde, kadroların yaklaşık 90-100 bine yakını ölüm, istifa, nakil veya emeklilik nedeniyle boşalıyor. Polis, hakim-savcı ve TSK personeli alımı gibi atamalar yüzde 50’lik sınıra tabi olmayacak. Denetim elemanı artaracak Bütçe tasarısındaki bir başka değişiklikle de 2010 yılında, vergi ve sigorta denetim elemanlarının sayısı arttırılacak. Değişiklik önergesinde Maliye Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gelir İdaresi Başkanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın teftiş, denetim ve soruşturma görevlerini yerine getirmek amacıyla kullandığı kadrolara yapılacak atamalarında yüzde 50’lik sınırlamaya tabi olmayacağı belirtildi. Önergenin gerekçesinde, şu görüşlere yer veriliyor: Gerekçe kayıtdışı ekonomi Bu değişikliğin gerekçesinde ise şöyle denildi: “Kayıt dışı ekonomi ve kayıt dışı istihdam ile mücadelede başarı kazanılması ve kayıtdışılığın azaltılması, kurumlar arası işbirliği ve eşgüdümün sağlanması ve etkin bir denetim sisteminin oluşturulmasında yatmaktadır. 2008-2010 dönemini kapsayan Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadele Stratejisi Eylem Planı çerçevesinde denetim kapasitesini güçlendirmek ve yaptırımların caydırıcılığını artırmak ve bu amaçla denetim kapasitesini geliştirmek amaçlanmaktadır.” 286.9 milyar liralık bütçede oylama bugün TBMM Genel Kurulunda, 2010 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısının maddeleri kabul edildi, tasarının tümünün oylaması bugün yapılacak. Tasarıya göre, 2010 yılı bütçe giderleri 286 milyar 981 milyon lira, bütçe gelirleri 236 milyar 794 milyon lira. Şimşek: Emekliye zam ‘bütçe imkânı’na bağlı MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek, emeklilerin durumunun ‘bütçe imkanları’ çerçevesinde iyileştirileceğini açıkladı. Şimşek’in bu açıklaması,100-150 lira zam yapılacağı beklentisi içinde olan emekliler açısından önem taşıyor. Meclis Genel Kurulu’nda, 2010 yılı bütçesiyle ilgili milletvekillerinin sorularını yanıtlayan Bakan Şimşek, emeklilerin durumuna ilişkin bir soruya “Emeklilerin durumunu iyileştireceğiz ama bunu bütçe imkanları çerçevesinde yapacağız. Ek bir harcama gerekirse bunun gelirini de ortaya koyarız. Bütçe disiplinini de koruruz” karşılığını verdi. Bu arada CHP Antalya Milletvekili Osman Kaptan, emekli, dul, yetim, malul ve şehit aylıklarının 1 Ocak’tan itibaren 300 lira artırılarak ödenmesi için yasa teklifi hazırladı. TBMM Başkanlığı’na sunulan teklif, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununda değişiklik yapılmasını öngörüyor. Baykal, Tekel işçilerini otobüsle CHP’ye taşıdı TEKEL işçilerinin CHP Genel Merkezi’ne gitmesine izin verilmeyince, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, CHP otobüsleriyle Türk-İş Genel Merkezi’ne giderek işçileri genel merkeze götürdü. İşçilere izin verilmeyişi üzerine 5 parti otobüsüyle işçileri almak üzere Türk-İş Genel Merkezi’ne giden Baykal, Başbakan Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Tekel işçilerinin eylemleri, bütün Türkiye’de vicdanları sarstı. Tekel işçileri toplumun yüreğiyle öyle bir bağ kurdu ki bütün bunlar gözden kaçırılamaz hale geldi. Olay bir büyük konu haline geldi. Bu konudaki kızgınlığını, hırsını kontrol et, derhal bu Tekel işçilerinin sorununu hemen çöz. Eğer çözmezsen bu olayın altında kalırsın Sayın Başbakan” diye konuştu. DİSK’ten Tekel işçisine ‘1 saat gecikme’ desteği DİSK Genel Başkanı Süleyman Çelebi, konfederasyonun Tekel işçileriyle dayanışmak için bugün bütün iş yerlerinde “işe bir saat geç gitme” kararının uygulanması için üye sendikaları görevlendirdiklerini belirtti. Herkese “Hepimiz Tekel işçisiyiz” deme çağrısı yapan Çelebi, Türk-İş’in Tekel işçilerinin sorunlarının giderilmesi için aldığı eylem kararına destek verdiğini vurguladı... |
Motorlu taşıtlar 10 dakikada satılabilecek http://bigpara.ekolay.net/i/trans.gif Motorlu taşıtların noterde 10 dakika sürecek bir işlemle satılabilmesi ve tescil belgesi için trafik şube müdürlüklerine gidilmesi gerekmeden belgenin ev adresine gönderilmesini sağlayacak yasa kabul edildi Yasanın gerekçesinde, sahteciliğin kalkacağı ve aracın vergi ile trafik cezasının bulunup bulunmadığına ilişkin anında işlem yapılacağı vurgulandı. Yasayla satış veya devrin onaylanmasından sonra satıcı üzerindeki vergi ve ceza sorumluluğu alıcıya geçecek. Noterler tüm işlemler karşılığında KDV hariç 20 TL alacak. Sistem, 1 Mayıs’tan itibaren uygulanacak |
Aşk acısı nedir bilmem http://www.hurriyet.com.tr/_np/2016/9522016.jpg Cem Yılmaz"ın merakla beklenen "Yahşi Batı" filmi 1 Ocak"da vizyona giriyor. Vatan'dan Gülşen Yüksel'e konuşan Cem Yılmaz'ın Yahşi Batı, müzik, arabalar, para, kadınlar ve Milli Piyango hakkındaki düşünceleri... * Milli Piyango"da 30 milyon ile ne alınır diye hesap yapıyorlar.. 140 tane Ferrari... İyi de 140 tane Ferrari"nin Temmuz pulunu ne yapacan! Sıçtın! * Yılbaşında 30 milyon alacan. Tamam çok güzel. Peki sosyal çevren ne olacak! * Senaryoyu kendim yazıyorum. Bazen rolleri kıskanıyorum. Mesela Demet Evgar"ın oynadığı rolü oynamayı çok isterdim! * Ağabeyim "Yahşi Batı"da ben de oynayacağım" dedi. "Olur mu öyle şey, sen oyuncu değilsin ki" dedim.. Kulağıma eğilip "Peki sen nasıl oynuyorsun" dedi. Adama hak verdim. * Müzisyenler benden komik.. "Viyola kemanın dizelidir.. Ağırdan alır" dediler.. Öyle Gümüşhane Gümüşhane olalı böyle zulüm görmedi durumları yok yani.. * En sevdiğim besteci Mozart"tır.. Çünkü direk neticeye gider! * Yöneteceğim orkestrayı tanıtmayı düşünüyorum ama biraz uzun sürer. Çünkü 14 tane birinci keman var. * Evlenmeden önce annem ailesiyle ne zaman sinemaya gitse babam da bilet alırmış. Bir gün anneannem yine babamı görünce "Lan ne zaman sinemaya gitsek bu adamın yanına düşüyoruz" demiş. * Müzisyenlere hürmet ederim. Benim işim orkestrayı dinlerken kendini Mozart zanneden seyirciyle. * En büyük hayalim bu ülkede 5 yaşında bir çocuğun şakır şakır keman çalmasıdır. Ama Türkiye"de yetenek deyince akla kulağından leblebiyi sokup burnundan çıkartanlar geliyor. * Muhabbet bittiği zaman ilişkim biter. Evliliği düşündüm ama hiçbir kadına resmi olarak evlenme teklifi etmedim. * Aşk acısı nedir bilmem... Çünkü hiç bir kadına ağlamadım. Kadına niye ağlayım kendime ağlarım. Bütün insanlığa ağlarım. * Gazeteciler soruyorlar "aşk hayatınız nasıl?" diye... Ne aşkı ya? Halbuki sordukları aslında adamın zamparalık hayatı. kelebek |
Hakkari, BDP binasının açılışından sonra karıştı http://www.hurriyet.com.tr/_np/8138/9528138.jpg Hakkari'de BDP İl Binası'nın açılışı ardından Altay Caddesi'nde slogan atan yaklaşık 1000 kişilik grup, izinsiz yürüyüş yapmaya başladı. Uyarılara rağmen grupta bulunanlar yürüyüşlerini sürdürünce, polis göz yaşırtıcı bomba ve basınçlı su kullanarak göstericileri dağıtmaya çalıştı. Terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atan grup bir banka ve resmi binayı taşladı. Hakkari Valiliği'ne ait olan Jandarma eski Komutanlığı binası, bir kişiye 5 yıllığına kiralandı. Bu kişi de binayı 1 yıllığına BDP'ye kiraya verdi. BDP'nin bugün yapılan açılışına BDP'ye geçen Hakkari Milletvekili Hamit Geylani, Hakkari Belediye Başkanı Fadıl Bedirhanoğlu, Yüksekova Belediye Başkanı Ruken Yetişkin, İl Başkanı M.Sıddık Akış ve yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Hamit Geylani yaptığı Kürtçe ve Türkçe konuşmasında Ak Parti'nin ‘açılım' adını verdiği süreci ve PKK'nın Türkiye'deki sivil yapılanması KCK'ya yönelik operasyonu eleştirdi. Geylani, 25 yıldan bu yana ülkede inkar ve imha politikaları izlendiğini, bunların yarar getirmediğini söyledi. İl Başkanı M.Sıddık Akış da Kürtçe konuşmasında KCK operasyonu ve tutuklama kararlarını eleştirirken bunların Kürtler'i asla yıldırmayacağını anlattı. Konuşmaların ardından BDP'lilerin de uyarısı üzerine açılışa katılanlar dağılmaya başladı. Ancak açılışa katılan bir grup Altay Caddesi üzerinde yürüyüş yapıp terör örgütü ve bölücübaşı Abdullah Öcalan lehine slogan atınca polis dağılmaları yolunda uyarıda bulundu. Yürüyüşün sürmesi üzerine ekipler gözyaşartıcı bomba ve basınçlı su kullanarak grubu dağıtmak istedi. Yürüyüşe katılanlar zırhlı araçlara taş atmaya başladı. Bu arada caddede bulunan bir banka ve TEDAŞ'a ait bina da taşlandı. BDP'lilerin uyarması üzerine grup buradan uzaklaşırken ara sokaklara dağıldı. Polis göstericileri basınçlı su ve gözyaşartıcı bomba kullanarak dağıtmaya çalıştı. hurriyet |
'Bilgiler Fethullah Gülen'e ulaştırılıyor' Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik suikast iddialarını değerlendirirken, bunun AKP iktidarı tarafından düzenlenen bir tezgah olduğunu, bu gelişmelerin Fethullah Gülen'e bildirildiğini öne sürdü. Tunceli Bağımsız Milletvekili Kamer Genç, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a yönelik suikast iddialarını değerlendirirken, bunun AKP iktidarı tarafından düzenlenen bir tezgah olduğunu, bu gelişmelerin Fethullah Gülen’e bildirildiğini öne sürdü. Genç, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Arınç’a yönelik suikast iddialarının Meclis’te araştırılması çağrısında bulunarak, konu ile ilgili bir araştırma komisyonunun kurulması gerektiğini söyledi. Genç, suikastla ilgili gelişmelerde kuşku duyduğunu ifade ederek, bunun bir tezgah olduğunu savunarak, "AKP kendini acındırmayı alışkanlık haline getirmeye başladı. TSK’nin sır saklayan bölümlerine iniliyor. Bu bilgiler de Fethullah Gülen’e ulaştırılıyor" dedi. Türkiye’nin günlerdir suikast iddialarıyla uğraştığını kaydeden Genç, kamuoyunun aslı astarı olmayan dedikodularla oyalanma çalıştırıldığını savundu. Genç, Başbakan Erdoğan’ın yanıtlaması istemiyle Meclis Başkanlığı’na sunduğu soru önergesinde de, "TSK tarafından Bülent Arınç’a bir suikast düzenlendiğine ilişkin bir emare var mıdır?" diye sordu. Genç, şu soruları gündeme taşıdı: "Başbakan olarak emrinizde olan TSK da gerekli denetimleri yaparak, gerekli her türlü bilgileri edinme yetkisine sahip iken bu yola başvurulmadan, işin içine yargıyı sokarak, polis ve askeri karşı karşıya getirerek ve hatta Bülent Arınç’a TSK’nin suikast yapacağı görüşlerine güç katan bu uygulamayı izah edebilir misiniz, Arınç’a karşı bir suikast düşünce ve eylemi olmadığı anlaşıldığında adı geçeni görevden almayı düşünüyor musunuz?" |
TRT, Süper Ligi şifresiz yayınlayacak TRT futbolseverin yüzünü güldürmeye hazırlanıyor. Türkiye Kupası maçlarını şifresiz yayınlayan TRT Süper Lig'e de talip. Maçlar şifresiz olabilir... Reklamları kaldırmayı ve programlarda sadece sponsor desteğiyle ek gelir elde etmeyi planlayan TRT'nin lig yayını için birçok farklı firmayla masaya oturarak, kaynak bulmaya çalıştığı ortaya çıktı. TRT'nin Doğan Grubu'nun ihaleye girememe ihtimali üzerine elinin daha da güçlendiği ihalede Çukurova Grubu ve Doğuş Grubu'yla çekişeceği iddia edildi. NTV Spor ve Lig TV gibi hazır spor kanallarının dışında TRT'nin hali hazırdaki kanallardan bir tanesini spora-futbola ayıracağı bu kanalda, Süper Lig maçlarının dışında birçok Avrupa ve Dünya Ligi maçlarının da naklen yayımlanmasının planlandığı bildirildi. TRT'nin halihazırda yaptığı programlarda maçların şifresiz yayımı için halkı hazırladığı bildirildi. Spor programlarında yapılan anketlerde vatandaşlara maçların şifresiz kanaldan yayımlanmasına ne diyorsunuz diye soruluyor. Bu arada TRT spiklerleri de yaptıkları anonslarda sürekli olarak, "Zaten Türkiye'de insanlar maça stada gitmiyor. Bir nesil Süper Ligi tanımadan yetişiyor. Dekoder alamayan gençleri kahvelere esir ediyoruz" yorumları yapılıyor. TRT'nin Doguş ve Çukuorva grubu ile girişiceği naklen yayın ihalesesinde limitinin ne olduğu ise henüz bilinmiyor. Fakat vatandaşların pek çoğunun TRT'nin bu girişimine destek verdiği görülüyor. |
Piyangoda son gün uyarısı Milli Piyango Konak Şube Müdürü Reşat Sivri, Milli Piyango Yılbaşı çekilişinin 31 Aralık 2009 Perşembe günü saat 13.00'da başlayacağını açıkladı. Sivri, satıcıları uyardıklarını ancak halkın da mağdur olmamak için piyangolarını bu saatten sonra almamaları istedi. Milli Piyango Genel Müdürlüğü, tüm şubelerine 25 Aralık'ta gönderdiği yazıyla yılbaşı çekilişinin 31 aralık Perşembe günü saat 13.00'da başlayacağını bildirdi. Konak Şube Müdürü Reşat Sivri, bayileri bu konuda bilgilendirdiklerini belirtti. Reşat Sivri, “Çekilişin başladığı andan itibaren satışı uygun değildir. Çünkü, çekilen numaralarla ilgili bilgi edinen kötü niyetli kişiler, ikramiye çıkan bu biletleri ayırıp, satış yapabilir. Bu nedenle vatandaşları da saat 13.00'dan sonra bilet almamalarını konusunda uyarıyorum. Büyük ikramiye ve amortiler gece geç saatlerde çekilecek. Ancak, ara ikramiyeler için böyle bir risk var” dedi. Valilik ve Büyükşehir Belediyesi'ne başvuran bir Milli Piyango satıcısı da polis ve zabıtanın saat 13.00'dan itibaren bilet satışını engellemesini istedi. |
Memura sürpriz zam Asgari Ücret Tespit Komisyonunun belirlediği yeni asgari ücret, işçi ve memurun aylık maaşında asgari geçim indirimi yoluyla 4,73 lira ile 8,03 lira arasında artış sağlayacak. Yapılan hesaplamalarna göre, 1 Ocak'ta yürürlüğe girecek 729 liralık yeni brüt asgari ücret, asgari geçim indirimi rakamlarını da değiştirecek. Sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanan asgari geçim indirimindeki en az tutar, yılbaşından sonra, 49,95 liradan 54,68 liraya yükselecek. Bu şekilde bekar bir işçi ya da memurun ücretinden yeni yılda her ay 4,73 lira daha az vergi kesilecek ve söz konusu memur ve işçi ücretinde katsayı ya da yeni yıl zammı dışında, bu tutarda bir iyileşme sağlanmış olacak. Evli ve eşi çalışmayan bir işçi ya da memurun asgari geçim indirim tutarı da 59,94 liradan 65,61 liraya çıkacak. Yeni asgari ücret, bu durumdaki bir ücretliye de aylık 5,67 lira asgari geçim indirimi zammı olarak yansıyacak. |
Diyarbakır'da olaylar çıktı Diyarbakır'da 23 kişinin tutuklandığı KCK operasyonunu protesto etmek için Özgür Yurttaş Derneği tarafından düzenlenen yürüyüşün ardından olaylar çıktı. Yüzleri kapalı bir grubun, polise havai fişek ve boyalı molotof kokteyli saldırması üzerine, polis gaz bombası ve suyla müdahale etti. Özgür Yurttaş Derneği, Bağlar İlçesi'nde, PKK'nın şehir yapılanması KCK/TM'ye yönelik düzenlenen operasyon kapsamında 7'si belediye başkanı 23 kişinin tutuklanmasını protesto etmek amacıyla yürüyüş düzenledi. BDP Milletvekili Gülten Kışanak'ın da aralarında bulunduğu 5 bin kişi, dernek binasının bulunduğu Teğmenler Caddesi'nden Lezginler Caddesi'ne yürüdü. Terör örgütü PKK ve elebaşı Abdullah Öcalan flamalarının açıldığı yürüyüşün ardından yüzleri kapalı yaklaşık 100 kişilik grup, tekrar dernek binasının bulunduğu caddeye doğru yürüyüşe geçti. Yolda ateş yakıp barikat kuran grup, polise havai fişek ve boyalı molotof kokteyliyle saldırdı. Polisin gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale ettiği göstericiler ara sokaklar kaçtı. Göstericiler ile polis arasında Bağlar'ın ara sokaklarındaki kovalamaca devam ediyor. |
Gül, TSK'ya sahip çıktı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, son günlerde özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile ilgili “tasvip etmediği yazılar çıktığını” ifade ederek, “Kurumları haksız yere yıpratmayın” dedi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Çankaya Köşkü'ndeki Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninin ardından verilen resepsiyona katıldı. Resepsiyonda başta sanatçılar olmak üzere konuklarla sohbet eden Gül, daha sonra gazetecilerin güncel konulara ilişkin sorularını cevaplandırdı. Gül, gazetecilerin, “2010'dan itibaren Türkiye'nin normalleşmesi için ne yapılmalı?” şeklindeki sorusuna şu karşılığı verdi: “Her ülkenin meseleleri var... Ama Türkiye için esas gördüğüm şey Avrupa Birliği (AB) ile müzakerelerdir. AB ile katılım müzakeresi yapan bir ülkeyiz, yol haritamız belli. Biz demokratik standartlarımızı yükseltiyoruz. Hukukla ilgili, eğitimle ilgili, sağlıkla ilgili standartlarımızı yükseltiyoruz. Benim gördüğüm bir eski alışkanlıklarımız var, bir de bugünkü hukukumuz var. Bugünkü hukukumuzu kabullenmekte zorlanıyoruz. Bu Türkiye'nin adaptasyon sürecidir.” Hukukumuza herkes riayet edecek Cumhurbaşkanı Gül, Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığı'ndaki arama ve bu kapsamdaki soruşturma sürecine ilişkin sorular üzerine şöyle konuştu: “Devletin yatak odasına girildi', 'kozmik sırlar var' şeklinde değerlendirmeler yapılıyor. Ortada mevcut bir durum var, kanunlar var... 'Adaptasyon' derken bunu diyorum. Hukuk uygulanıyor. Hukukumuza herkes riayet edecek. Beni rahatsız eden, konuşurken, yazarken üslup kaçırılıyor. Özellikle TSK ile ilgili tasvip etmediğim yazılar çıkıyor. Sanki 'Diyarbakır Emniyet Müdürünü biz vurdurmuşuz' gibi... TSK'ya lüzumsuz, haksız yakıştırmalar yapılıyor; ölçüsüz ve rahatsız edici değerlendirmeler yapılıyor. Bunlar yanlış şeyler. Diğer taraftan hukuk uygulanıyor. Sanki kanunun uygulanmasından rahatsızlık duyuluyor gibi oluyor. Bizim hukuk sistemimiz gelişmiş ülkeler seviyesine getiriliyor. Buna kendimizi adapte etmemiz lazım. Her kurumun içinde yanlış yapanlar çıkar. Kurumları haksız yere yıpratmayın. TSK, emniyet ve istihbaratı haksız yere yıpratmayın. Bunlar yanlış şeyler.” |
Mey İçki, 'sinekli rakı' için tazminat ödeyecek Ankara 7. Tüketici Mahkemesi Hakimi İlhan Kara, ürettiği "rakı" şişesinde sinek ölüsü tespit edilen MEY Alkollü İçecekler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi, sinekli rakıdan bir miktar içen tüketiciye yasal faiziyle birlikte 7 bin 700 lira tazminat ödemeye mahkum etti. Hakim İlhan Kara, kararını; bilirkişinin "şişenin ağzının bilyeli oluşu ve sineğin şişeye bu şekilde sonradan konulmasının mümkün olmadığı" yolundaki raporuna dayandırdı. Tazminat miktarı 2 bin 500 TL olarak düzeltildi. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, "rakı" ürününde çıkan ölü sinek nedeniyle dava açan bir tüketiciye, MEY İçki Alkollü İçecekler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 2 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesini onayladı. Ankara 7. Tüketici Mahkemesi Hâkimi İlhan Kara, ürettiği "rakı" şişesinde sinek ölüsü tespit edilen MEY Alkollü İçecekler Sanayi ve Ticaret A.Ş.’yi, sinekli rakıdan bir miktar içen tüketiciye yasal faiziyle birlikte 7 bin 700 lira tazminat ödemeye mahkûm etti. Hâkim Kara, kararını; bilirkişinin "şişenin ağzının bilyeli oluşu ve sineğin şişeye bu şekilde sonradan konulmasının mümkün olmadığı" yolundaki raporuna dayandırdı. Davalı üretici şirket temyiz yoluna gitti. Davaya bakan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi "tazminata hükmedilemeyeceğini" belirterek yerel mahkemenin kararını bozdu. Hâkim İlhan Kara, kararında direnince bu kez son sözü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu söyledi. 43 yargıçtan oluşan genel kurulda 35 yargıç yerel mahkemenin kararına "evet" derken, 8 yargıç bozma talep etti. Oy çokluğu ile alınan karar da şu gerekçelere yer verildi: İÇİNDE ÖLÜ SİNEK BULUNAN RAKI KEYİFLE İÇİLEMEZ "(Tüketicinin) içtiği sıvının içinde sağlığa zararlı olabilecek ve mide bulantısı ve tiksinti uyandırabilecek bir cismin; daha açık ifadeyle sinek ölüsünün, bulunması normal her insanda aynı duyguyu yaşatacak, aynı veya benzer bir ürün içerken eskiden olduğu gibi keyifli ve istekli olamayacak; tiksinti ve isteksizlik duyabilecek; sonuçta ruhsal bütünlüğü ve buna bağlı olarak ta sosyal yaşamı bu olaydan etkilenecek; ?sağlığa da zararlı bu durum nedeniyle bedensel sağlığı da tehlikeye girebilecektir. Yerel mahkemenin dava konusu ürünün (rakı) davacı tarafça satın alındığı, bir miktar tüketildikten sonra şişede bulunan yabancı maddenin fark edildiği, orijinal bilyeli kapak nedeniyle imalat aşamasından sonra şişe içerisine yabancı bir cismin girmesinin mümkün bulunmadığı, cismin imalat aşamasında girdiği kabul etmek gerektiği, ürünün ayıplı olduğu, içen şahsa zarar verebileceği gibi vücut bütünlüğü ve ruh sağlığının bozulduğu, bu nedenle davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerekir." Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yerel mahkemece hükmedilen "7 bin 700 TL tazminat miktarı"nda son sözün Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nce söylenmesine karar verdi. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİNİN TAZMİNAT MİKTARI İLE İLGİLİ NİHAİ KARARI Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17 Haziran 2009 tarihinde verdiği bu karar üzerine, "tazminat miktarı yönünden incelemek üzere" Yargıtay 4. Hukuk Dairesi dosyayı yeniden ele aldı ve 02 Kasım 2009 tarihinde oybirliğiyle sonuçlandırdı. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; Ankara 7. Tüketici Mahkemesinin içtiği rakıda sinek ölüsü bulan tüketiciye, üretici MEY İçki Alkollü İçecekler Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından "7.700 TL tazminat ödenmesi" kararını, tazminat miktarını "2.500 TL tazminat ödenmesi" şeklinde düzelterek onadı. |
Facebook'ta 'porno' rezaleti Facebook'ta açılan 133 bin üyeli Facebook grubu Facebook paralı olmasın diyor! Peki bu grubun porno ile ne ilgisi var? 133,000 üyesi olan Facebook grubu aslında büyük bir dolandırıcılık eseri. "We are against the 4.99 amonth charge for Facebook from June 30th 2010" isimli grubunun adı "30 Haziran 2010'da uygulanacak olan aylık 4.99 dolarlık Facebook ücretine karşıyız" anlamına geliyor. Ortada böyle bir şey yok, Facebook paralı olmuyor; ama anlaşılan bu grup, haberleri takip etmeyen, dikkatsiz kullanıcılardan 133.000 kadarını kandırmayı başarmış. Ortada hiçbir şey yokken Facebook üzerindeki bir grup ismine inanarak tepki konulması ve bu derece büyük bir katılım sağlanması gerçekten inanılmaz. Bu sayfa sadece kullanıcıları kandırmakla kalmıyor, zararlı yazılım ve pornoyla dolu bir sayfaya yönlendirme yapıyor. Bu sayfayı açar açmaz 25 kadar zararlı yazılım, kullanıcının sabit diskine yollanıyor. Facebook hakkında şikayet yağmuru! Facebook'un bu grubu ortadan kaldırması bekleniyor. Ancak Facebook'un bu derece yaygınlaşan bir grubu takip etmemesi ve yanlış bilgiyle ilgili bir açıklama yapmaması da şaşırtıcı. Forum kullanıcıları Facebook'un yapılan ihbarlarla ilgili işlem yapmamasından da şikayetçi. Sahte hesaplar uyarılara karşın bir türlü silinmiyor, gruplar kaldırılmıyor ve genel olarak bir geri dönüş olmuyor. Bu olaylar Facebook'un 350 milyonu aşkın kullanıcısına gerçekten hizmet edip edemediğinin sorgulanmasına sebep oluyor. Facebook bu tür olaylara hızla müdahale etmeye başlamazsa benzer dolandırıcılık metotları önüne geçilemez bir yaygınlık kazanmaya başlayabilir. Tehlike çok büyük; eğer bu gruba katılan bir tanıdığınız varsa, acilen anti-virüs ve zararlı yazılım taraması yapması ve gruptan çıkması gerekiyor. |
Rusya meteora uzay aracı gönderecek Rusya Uzay Ajansı Başkanı Anatoly Perminov, Dünya'nın yakınından geçmesi beklenen büyük bir asteroide uzay aracı göndermeyi düşündüklerini söyledi. Golos Rossii radyosuna konuşan Perminov, projeyi yakında değerlendirmeye alacaklarını belirterek, misyonun hedefinin, Apophis asteroidinin yolunu değiştirmek ve Dünya'ya çarpma ihtimalini önlemek olduğunu ifade etti. Astronomlar 2004'de keşfettikleri ve ilk kez 2029'da Dünya'nın yakınından geçeceğini tahmin ettikleri Apophis'in Yer'e çarpma ihtimalinin 37'de 1 olduğunu belirtmişti. Ancak daha sonra yapılan kapsamlı çalışmalarda asteroidin 2029'da Dünya'ya çarpma olasılığının bulunmadığını, sonraki yıllarda da bu ihtimalin çok düşük olduğunu söylemişti. Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA, ekim ayında Apophis'in güzergahının yeniden hesap edilmesi sonucunda, 2036'da Dünya'ya çarpma olasılığının 250 binde 1 olduğunu duyurmuştu. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1262188271660&ids=%287098,23656,101217%29 |
Amsterdam kazasında yüzde 80 Boeing kusurlu Hollanda Uçuş Güvenliği Teşkilatı, 25 Şubat'ta İstanbul-Amsterdam seferini yaparken düşen Boeing 737-800 tipi uçakla ilgili faturayı, üretici firma Boeing'e kesti. Kazanın bozuk altimetre yüzünden meydana geldiğini belirten teşkilat, Boeing'i yüzde 80 kusurlu buldu Hollanda Uçuş Güvenliği Teşkilatı, 25 Şubat’ta THY’nin, İstanbul-Amsterdam seferini yaparken, Amsterdam’da düşen Boeing 737-800 tipi uçakla ilgili kaza raporunu THY, Boeing ve Schiphol Havalimanı İşletmesi’ne gönderdi. Arıza yüzünden hız kaybetti 10 aylık çalışmanın ardından kazayla ilgili raporunu tamamlayan teşkilat, faturayı üretici firma Boeing’e kesti. Teşkilat Boeing’i yüzde 80 kusurlu buldu. Ulaştırma Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili “Raporda kaza nedeni olarak altimetre arızası gösteriliyor. Boeing kazada yüzde 80 kusurlu bulunmuş. THY ve hava meydanında küçük oranlarda (yüzde 10’ar) kusur tespit edilmiş” dedi. Raporda uçağın iniş anında otomatik pilota bağlı olduğu, sol yanda bulunan irtifa göstergesindeki (altimetre) arızanın, düşüşten önce hız kaybetmesine yol açtığı belirtildi. Altimetrenin yanlış yönlendirmesi nedeniyle 250 kilometre hızla giden uçağın aniden hız kestiği kaydedilen raporda, “Pilotlar bunu fark ettiğinde artık çok geçti” ifadelerine yer verildi. Hollanda Uçuş Güvenliği Teşkilatı, uçağın iniş yapmak için alçaldığı Schiphol Havalimanı işletmesini de kusurlu buldu. Uçağın dikkat çekici bir şekilde alçalmasına rağmen pilotların uyarılmaması havalimanı idaresine yüzde 10 kusur verilmesinde etkili oldu. Savunma istediler Teşkilat; THY, Boeing ve Schiphol Havalimanı işletmesinden 60 gün içinde savunmalarını istedi. Boeing 737-800 tipi uçak, Schiphol Havalimanı’na inişe geçtiği sırada tarlaya düştü. Uçak üçe bölündü. Kazada üçü mürettebat 9 kişi yaşamını yitirdi. Her yolcu 20 milyon dolar tazminat talep edebilir Sivil havacılık uzmanları, kazada yaşamını yitirenlerin yakınlarının ya da zarar görenlerin bu aşamada tazminat davası açmalarının söz konusu olup olmadığı sorusunu “ Mağdur yakınları ya da mağdurlar, her zaman dava açabilir. Ancak konuya bakan hakimler karar verebilmeleri için kazayla ilgili raporu görmek, bilmek ister” sözleriyle yanıtladı. Kazazedeler Boeing’e dava açmak için Amerikalı avukatlarla anlaşmıştı. Amerikalı avukatlar kazada ağır yaralanan yolculardan her birinin Boeing’den 20 milyon dolara varan tazminat talep edebileceğini belirtmişti. |
İran yönetiminin şok kaçış planı! Tahran yönetiminin olayların kontrolden çıkması durumunda Rusya'ya kaçış planı hazırladığı ortaya çıktı. İnternet'te yer alan ve çok üst düzey Devrim muhafızı tarafından kaleme alındığı belirntilen yazıya göre, dini lider Hamaney ve Devrim Muhafızlarının önde gelen komutanlarının bir uçağa bindirilerek Rusya'ya kaçırılması öngörülüyor. İşte Ulusal Güvenlik konseyine gönderilen 27 Aralık tarihli o mektup: Selamün Aleyküm: "Saygıyla sizi bilgilendirmek isterim ki eğer güvenlik güçleri kontorlü kaybederse Dini lider Hamaney ve diğer komutunalar ile ailelerinin Rusya'ya kaçırılması için bir uçak tamini gerekmektedir. Ekte nasıl bir yol izleneceği detaylı olarak belirtilmiştir...." |
AKP eriyor, BDP patlama yapacak Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı'ya göre AKP eriyor, BDP ise patlama yapacak. Kanaltürk ekranlarında yayımlanan Merkez Siyaset programına katılan Sonar Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı, olası erken seçim durumunda AKP'nin ekonomik kriz ve açılım nedeniyle ciddi kan kaybı yaşayacağını ileri sürdü. AKP'nin ekonomik kriz ve 'Demokratik Açılım' sürecinde yaşanan gelişmeler nedeniyle, yüzde 30-31 civarında seyrettiğini ifade eden Bayrakçı, gelecekte iktidar partisinin yüzde 30'un altına inebileceğini belirtti. Bayrakçı, en iddialı çıkışını BDP hakkında yaptı. Olası erken seçim durumunda kapatılan DTP'nin devamı olan BDP'nin adeta patlama yapacağını dile getiren Sonar Başkanı, BDP'nin meclise 35-40 arası milletvekili sokabileceğini öne sürdü. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1262189515995&ids=%287098,23656,101217%29 |
Tam bir mucize! Amerikalı kadın hem çocuğunu doğurdu, hem de kendisini... Amerika'nın Colorado kentinde bir kadın, doğum yaparken kalp krizi geçirdi ve öldü. Tracy Hermanstorfer'in kalbi durdu. Nefesi kesildi. Tansiyonu kayboldu. Klinik olarak öldü. Ancak bebek doğum kanalına girdiğinde mucize gerçekleşti.. Bebeği doğarken Tracy de tekrar hayata döndü.. Doktorlar, genç kadının neden öldüğünü ve nasıl geri geldiğini açıklayamıyor... Doğumdan sonra gazetecilere konuşan baba "İnanamıyorum. 1,5 saat içinde hayattaki her şeyimi kaybettim. Sonra geri kazandım... Biz Tanrı'ya inananıyoruz. Bunu da sadece Tanrı'nın bir mucizesi olarak gösterebilirim. Ateist doktor bile bunun böyle olduğunu söyledi" dedi. Doktor Martin ise, " Ben orada neler olduğunu bilmiyorum. Ben inanmıyorum ama kim nereden bana yardım ettiyse teşekkür ederim" dedi. |
Dikkat! Artık sizi herkes dinleyebilir Dünyada dört milyar cep telefonu kullanıcısının konuşmalarını korumak için kullanılan şifre Alman bir mühendis tarafından kırıldı. Alman bilgisayar mühendisi Karsten Nohl, GSM (Mobil İletişim İçin Küresel Sistem) ile yapılan çağrıları şifrelemek için kullanılan algoritmayı çözdüğünü açıkladı. Cep telefonu görüşmeleri, dinlemeye karşı şifreli bir şekilde iletiliyor. Cep telefonuyla baz istasyonu arasındaki frekanslar düzenli olarak değişiyor. Nohl, ekibiyle birlikte yaptığı beş aylık çalışma sonunda işte bu sistemi çözdüğünü belirtti. Bu çalışmayla, herkesin, başkalarının özel telefon konuşmalarını dinlemesi mümkün olabilecek. Nohl, Berlin’de düzenlenen Kaos İletişim Kongresi’nde yaptığı sunumda, çalışmasının, GSM güvenliğinin yetersiz olduğunu gösterdiğini söyledi. Bu çalışmasını yayınlamadan önce avukatlara danıştığını belirten Nohl yasal sınırları aşmadığına inandığını söyledi. |
Orhan Pamuk'dan yine tartışılacak sözler Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Amerikan PBS televizyonuna yaptığı açıklamada, hükümeti Kürt sorununun çözümünde yumuşak davranmaya davet ederken laik kesime ağır eleştirilerde bulundu. Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, yine tepki çekmesi muhtemel açıklamalar yaptı. Amerikan PBS televizyonuna konuşan Pamuk, hükümeti Kürt sorununa yumuşak yaklaşmaya davet etti. Laik kesimi de eleştiren pamuk, "Birçoğu iyi insan ama demokrasiye ve halkın oyuna saygıları yok" dedi. NTV'nin haberine göre, Amerikan PBS televizyonunda ‘Charlie Rose Show’a katılan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, hükümetten, Kürt sorununun çözümünde yumuşak tavır sergilemesini istedi. Pamuk, "Türkiye'de daha fazla kültürel, dilsel, siyasal hak talep eden Kürt halkıyla, bundan korku duyan ve gerçekte bu konuya daha liberal ve yumuşak biçimde nasıl ele alacağını bilmeyen hükümet arasında çekişme var. Sorun, hükümetin sert tavır izlemesinden kaynaklanıyor. Hükümet konuya yumuşak biçimde nasıl yaklaşacağını bilmezse maalesef sorun çözülemez" dedi. Laiklerle islamcılar arasında çekişme yaşanan Türkiye’de, Atatürk'ün laiklik projesinin işlediğini ama demokrasinin işlemediğini savunan Orhan Pamuk, bunu, ordu ve bürokrasi içindeki muhafazakar ve otoriter yönetici elitlere bağladı. Bu kesimin, "Türkiye din devletine dönüşüyor" bahanesini kullandığını dile getiren Pamuk, “"Maalesef, Türk bürokrasisi ve ordudaki bazı kesimler, sahip oldukları ayrıcalıklarını kaybetmek istemiyor. Bu kesimler, AB ile müzakerelerden memnun değil. Laiklerin birçoğu iyi insan ama demokrasiye, halkın oylarına ve insan haklarına çok saygıları yok" ifadelerini kullandı. |
Sigara yasağını yumuşatan kanun teklifi Sigara içmediği halde sigara yasağının kapsamını genişleten yasaya ret oyu veren CHP Adıyaman Milletvekili Şevket Köse, "kişilerin sigara kullanma özgürlüğünün kısıtlanmaması gerektiği" anlayışından hareketle, sigara yasağını yumuşatmak için kanun teklifi verdi. Köse'nin TBMM Başkanlığı'na sunduğu kanun teklifi, Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanunda değişiklik yapıyor. Teklif, özel hukuk kişilerine ait lokanta, kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde, tütün ürünleri içilen ve içilmeyen bölmeler yapılmasını öngörüyor. Teklife göre, işletmelerde yapılabilecek bu bölmelerin niteliklerini belirlemek amacıyla Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu, yönetmelik hazırlayacak. Yönetmeliğin düzenlenmesinde, Sağlık Bakanlığının, meslek örgütlerinin görüşlerine başvurulacak. Tütün ürünlerinin kullanım yasağının yürürlüğünün 1 yıl sonraya ertelenmesini de öngören teklifin gerekçesinde, sigaranın yasaklanmasının, toplum sağlığına büyük katkı sağlayacağı, gelecek kuşakların tütün ürünlerine olan bağımlılığının en aza indirilmesinin, dolaylı olarak toplum sağlığı konusunda olumlu bir adım olacağı belirtildi. Yasağın ekonomik boyutu Tütün ürünlerinin yasaklanmasının, bu yanıyla birlikte görülmesi gereken başka yanlarının da bulunduğu ifade edilen gerekçede, "Her şeyden önce bireylerin tütün ürünü kullanma özgürlüğünün kısıtlanmaması gereklidir. Bu özgürlüğün tütün ürünü kullanmayan başka bireylere zarar vermemesi için ise çeşitli yollarla konuya çözüm getirmek olanaklıdır. Belli büyüklüğün üzerindeki özel hukuk kişilerine ait olan lokantalarla, kahvehane, kafeterya, birahane gibi eğlence hizmeti verilen işletmelerde bu konuda tütün ürünü içilen ve içilmeyen yerler gibi ayrımlar yapılabilir. Benzer düzenlemelerle tütün ürünü tüketenlerin özgürlüğü sağlanıp, aynı zamanda tüketmeyenlere zarar vermesinin önüne geçilmiş olacaktır" denildi. |
Reşadiye saldırısında muhtara tutuklama Tokat'ın Reşadiye ilçesinde 7 askerin şehit olduğu terör saldırısıyla ilgili gözaltına alınan Gökköy muhtarı H.İ., sevk edildiği nöbetçi mahkeme tarafından tutuklandı. Reşadiye'nin Sazak Köyü yakınlarında 7 Aralık tarihinde ilçeden dönen askeri aracı bir grup PKK'lı terörist tarafından pusu kurularak düzenlenen saldırıda 7 asker şehit oldu, 3 asker ise yaralandı. Hain saldırıdan sonra sürdürülen kapsamlı soruşturma kapsamında ilçe yakınlarındaki hidroelektrik santrali inşaatında çalışan 10 işçi ile ilçeye 30 kilometre uzaklıkta bulunan Gökköy muhtarı H.İ., teröristlere yardım ve yataklık yaptıkları iddiası ile gözaltına alındı. 10 işçi yapılan sorgulamaların ardından serbest bırakılırken, olayla ilgili bazı sorulara çelişkili cevaplar veren köy muhtarı H.İ. jandarmadaki sorgulamasının ardından dün akşam savcılığa sevk edildi. Cumhuriyet Savcısı tarafından da sorgulanan H.İ. nöbetçi mahkemeye sevk edildi. Mahkemede bu sabaha erken saatlere kadar devam eden sorgulama işlemi ardından muhtar H.İ. yardım ve yataklık iddiaları ile tutuklandı. Gökköy'ün saldırının gerçekleştiği yere yaklaşık 17 kilometre uzaklıkta bulunduğu bildirildi. |
Rekabet Kurulu'ndan Turkcell'e 36 milyonluk ceza Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında hakim durumunu fiili münhasırlık yaratmak suretiyle kötüye kullandığı gerekçesiyle 36 milyon TL idari para cezası verdi. Rekabet Kurulu’nun Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 6’ıncı maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için 9 Ekim 2008 tarihinde açtığı soruşturma karara bağlandı. Buna göre, Rekabet Kurulu Turkcell'e GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında fiili münhasırlık yaratmak suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle 36 milyon 72 bin TL idari para cezası verdi. Rekabet Kurulu’ndan yapılan açıklamada, Rekabet Kurulu’nun 9 Ekim 2008 tarihli kararı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. tarafından 4054 sayılı Kanun’un 6’ıncı maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için, 4054 sayılı Kanun’un 41’inci maddesi uyarınca soruşturma açıldığı bildirildi. Açıklamada, soruşturma sonucunda, tespitler ve ilgili tarafların savunmaları, toplanan tüm bilgi ve belgeler ile soruşturma raporu, ek yazılı görüş ve sözlü savunma toplantısındaki açıklamaların değerlendirildiği belirtilerek, 23 Aralık 2009 tarihinde yapılan Rekabet Kurulu toplantısında dosyanın karara bağlandığı vurgulandı. Rekabet Kurulu’nun aldığı nihai karar şöyle: “Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında hakim durumda bulunduğuna oybirliğiyle, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, ilgili pazarlardaki hakim durumunu Kontör -dakika hediye edilen kampanyalara diğer operatörlerin katılımının reddedilmesi; kontör-dakika hediye edilen kampanyalarda rakip GSM operatörlerin başta kontör-dakika olmak üzere GSM faydası hediye etmesinin engellenmesi; Turkcell tarafından kontör-dakika hediye edilecek kampanyalarda alıcı firmalara münhasır çalışılmaması durumunda mecra ve barem indirimlerinin uygulanmaması; ‘Turkcell’liler Kazanır’ logosunun tanıtım görsellerinde kullanılması karşılığında indirim sağlanması yollarıyla fiili münhasırlık yaratmak suretiyle GSM hizmetleri ve mobil pazarlama hizmetleri pazarlarında kötüye kullandığına, dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un 6’ıncı maddesini ihlal ettiğine oybirliğiyle karar verildi. Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin ihlal oluşturduğu tespit edilen uygulamalarla aynı sonucu doğuran ya da doğurabilecek niteliğe sahip uygulamalardan kaçınarak ihlale son vermesi gerektiğinin ilgili teşebbüse bildirilmesine oybirliğiyle karar verilirken, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’ye 2008 mali yılı sonunda oluşan 8 milyar 16 milyon 51 bin 327 TL 94 Kuruş tutarındaki gayri safi gelirinin binde 4.5 oranında olmak üzere 36 milyon 72 bin 230 TL 98 Kuruşluk idari para cezası verilmesine Başkanvekili Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı ve Kurul Üyesi Reşit Gürpınar’ın farklı gerekçesiyle oybirliğiyle karar verildi.” Rekabet Kurulu'nun gerekçeli kararı, Danıştay yolu açık olmak üzere taraflara tebliğ edilmesini takiben Kurumun internet sitesinde yayınlandı. |
ABD'de inanılmaz cinayet ABD'de yaşanan korkunç olayda 29 yaşındaki baba Daniel Hicks, yeni doğmuş 13 haftalık kızını ve çocuğunun annesini, erkek çocuğu olmadığı gerekçesiyle vurarak öldürdü. Polis şimdi her yerde küçük bebeği 7, anneyi 12 kez kurşunlayarak öldürdükten sonra kaçan katil babayı arıyor. Seattle'da yaşanan korkunç olayın ardından aileyi tanıyanlar, Hicks'in ilk çocuğunun erkek olmaması nedeniyle büyük hayalkırıklığına uğradığını, sevgilisi Jennifer Morgan'ın hamile kalmasından mutsuz olduğunu ve küçük kızı Ema ile bir bağ kuramadığını anlattı. Jennifer'in annesi de Hicks'in çocuğun erkek doğmamasından duyduğu hoşnutsuzluğu dile getirdiğini söyledi. Ayrıca Jennifer'in bir dizi kavganın ardından Hicks'ten evi terk etmesini istediği de kaydedildi. Küçük Ema ile anne Jennifer'in cesetleri yaşadıkları evin bodrumunda bulundu. Polis Hicks'in 45 kalibrelik silahla toplamda 21 el ateş ederken, silahı iki kez doldurduğunu söyledi. Cinayetin ardından kaçan Hicks Irak'ta asker olarak görev yapan erkek kardeşine şu notu bıraktı: "Üzgünüm... Ben büyükbabam gibi hastayım. Hayatımı düzene sokamadığım için üzgünüm. Lütfen başkaları için değil, kendin için yaşa. Ağlama." Polis, Hicks'in büyükbabası Dean Hicks'in 1983'te karısı Lona Hicks'i öldürdükten sonra kendini öldürdüğünü ve notta bu olaya atıfta bulunulduğunu söyledi. Hicks'in yakalanmasının ardından ölüm cezası alması ya da müebbet hapse çarptırılması bekleniyor. |
Çatlı'ya kimliğimi neden verdim Susurluk kazasıyla Türkiye’nin tanıdığı, Abdullah Çatlı’nın kimliğini kullandığı Mehmet Özbay, Atlanta’da Hürriyet’e konuştu. Ülkücü arkadaşlarının “Abdullah Reis” diye tanıştırdığı Çatlı, ona tam olarak güvendikten sonra, şu istekte bulundu: “Yurtiçi ve yurtdışında rahat dolaşabilmem için çok temiz bir kimliğe ihtiyacım var. Devletin senin kimliğini bana vermesinde sakınca var mı?” Çatlı’nın Ermeni terörüne karşı eylemlerde parmağı olabileceğini belirten Özbay, yanıtını da şöyle anlattı: “Ben de ‘Devlet böyle uygun görüyorsa hay hay, kullanabilirsin’ dedim. Bu bana yüzde yüz devletin isteği gibi geldi. Çok ketumdu. Yaptıklarını hiç anlatmadı. Vücut dilinden bu işlere karıştığını anladım. Üzerinde, açıkta bir Uzi silahı vardı. Yanından hiç ayırmazdı.” 1 Kasım 1996’da yaşanan Susurluk Kazası’ya birlikte anılmaya başlanan Abdullah Çatlı’nın kimliğini kullandığı Mehmet Özbay, Hürriyet’in Londra temsilcisi Faruk Zabcı’ya Çatlı ile nasıl tanıştığını, sonrasında yollarının nasıl kesiştiğini anlattı. Atlanta kenti yakınlarındaki Jefferson’da Zabcı’ya albümlerini ve hayatını açan Özbay’a sorularımız ve verdiği yanıtlar şöyle: Hiç saklanmadım, isteyen iki dakikada bana ulaşır Bugüne kadar hiçbir resmi makam ifadenizi aldı mı? İlk defa bana mı konuşacaksınız? ? Ben hiçbir zaman saklanmadım. Bana isteyen iki dakikada ulaşabilir. ABD’de bile 13 yıldır telefonumu hiç değiştirmedim. Ben Londra’dayken, Susurluk’tan 4 veya 6 ay sonra, büyükelçilikten Yalçın Bey diye biri beni aradı. ‘Uygun gününüzde ifade verir misiniz? İş saati dışında buluşalım kimse rahatsız etmesin’ dedi. Saat 18.00’de, Londra Başkonsolosluğu’nda buluştuk. Bildiğim her doğruyu tam söyledim. Ne bir fazla ne bir eksik. Ülkücü arkadaşlarım onu ‘Reis’ diye tanıştırdı Önce konsolos bey kendini tanıttı. Konsolos sonra Yalçın Bey’i tanıştırdı. Konsoloslukta çalışanların mesaisi bitmişti. Kendini hukuk müşaviri olarak tanıştan Yalçın Bey yumuşak, gayet kibar bir insandı. Bana 25-30 soru sordu: ‘Tansu Çiller ile hiç tanıştın mı? Onunla hiç telefonla konuştun mu? Mehmet Ağar’ı tanıyor musun? Abdullah Çatlı ile nasıl tanıştın?’ Sorular daha çok Tansu Çiller ve Mehmet Ağar ile ilgiliydi. Çiller’i de Ağar’ı da hiç tanımadığımı söyledim. Abdullah Çatlı ile tanışmamızı anlattım. Çatlı ile ilk ne zaman ve nerede tanıştınız? ? Çatlı ile ilk defa 1990 yılında Laleli’deki Ramada Oteli’nde, ülkücü bir grupla yemek yerken tanıştım. Akşam saat 6-7 sıralarındaydı. İsviçre’de cezaevinden kaçıp Türkiye’ye geleli birkaç gün olmuştu. Bu otele ülkücü işadamları giderdi. Ramada yeni açılmış bir oteldi. Buraya sık sık uğrardım. Haftada 2-3 kez. Orada 7-8 arkadaşım vardı. Bunlardan biri Abdullah Reis diye bana tanıştırdıkları Abdullah Çatlı idi. O zamana kadar ben Abdullah Çatlı’yı hiç bilmiyordum. Gelelim Çatlı’nın kimliğinizi kullanmasına izin vermenize. Ne zaman sizden izin istedi? ? Kendisi bir gün sıkıla sıkıla ‘Yurtiçinde ve yurtdışında rahat dolaşabilmem için çok temiz bir kimliğe ihtiyacım var. Devletin müsaadesiyle bir iş olacak ve devlet bunu tedarik edecek. Bana kimliğini verirsen, yurtiçinde ve dışında senin için bir sakınca var mı? Devletin senin kimliğini bana vermesinde sakınca var mı?’ diye sordu. Kimliğimin ona verilmesi 6 ay öncesi konuşulmuştu. Çatlı uzun süre düşünüp taşınmış ve sonunda bana açılabilmişti. Ben de ‘Devlet böyle uygun görüyorsa, hay hay kullanabilirsin’ dedim. Bu bana yüzde yüz devletin isteği gibi geldi. Kürt’üm, orta 1’de ülkücü oldum Mehmet Özbay, Urfa’nın Suruç İlçesi’ne bağlı, 10 hanelik Medirbaz Köyü’nde çamlı çamurlu bir evde doğmuş. Küçük ve şirin bir köy. O günleri şöyle anlattı: ”Dokuz kardeşten biriydim. Babam orman fidanlığında iş bulunca Birecik İlçesi’ne taşındık. Orada ilkokula, ortaokula ve liseye gittim ama liseyi son sınıfta terk ettim. Yurtdışına çıkma tutkum 7-8 yaşında başladı. Birecik’te nesli tükenmekte olan Kelaynak kuşları vardı. En büyük abim İbrahim bu kuşların bekçisiydi. Bu kuşları görmeye turistler gelirdi ve ben de onlarla sohbet ederdim. Yurtdışına, turistlerin ülkelerine gidebilmek için geceleri hep dua ederdim. 1980 ihtilalinden önce Türkiye’de terör olayları çok artmıştı. Can güvenliği kalmamıştı. Ben ortaokul 1’de ülkücü olduğum için can güvenliğim yoktu. Ben gidersem ailemi rahat bırakırlar diye düşündüm. Biz sağ görüşlü, muhafazakar bir aileyiz. Kürt olmama rağmen, bilinen bir ülkücüydüm. İki pasaportumu 1980 ihtilalinden birkaç gün önce aldım. Tam yurtdışına gidecekken 12 Eylül İhtilali oldu. Yurtdışına gidişler yasaklandı. Ancak 3 gün sonra öğrencilerin yurtdışına gitmesine izin verildiğinden ben İstanbul’dan Londra’ya uçtum. Londra’dan trenle Manchester’a geçtim. Asıl hedefim zaten okumak değildi. Manchester’da Topkapı Lokantası’nda bulaşıkcı olarak işe başladım. Lokantanın bulaşıklarından ve tuvaletlerinin temizliğinden sorumluydum. Sonra pencere işine geçtim ve double glazing işinden iyi para kazandım.” Uzi’sini yanından hiç ayırmazdı Mehmet Özbay, tanıdığı ‘Abdullah Reis’i şöyle anlattı: “Benle tanışmasından sekiz ay kadar sonra, (1990 yılı Kasım ayı) dostluğumuz gelişmişti. 2 çocuğu olduğunu, Bahçelievler’de oturduğunu söylemişti. Ne ticareti yapmasını önerdiğimi, ticari fikirlerimi sordu. Birlikte sinemaya gittik, tiyatroya gittik, yemeğe gittik. Çatlı genelde yalnız gelirdi, ama resmi polislerle de geldiği olurdu. Korumalarıyla, zaman zaman sivil polislerle gelirdi. Üzerinde her zaman açıkta Uzi marka silahı vardı. Bu işlere karıştığını vücut dilinden anladım Beyaz minibüsle 7-8 polisle geldiği de oldu, 5-6 polisle geldiği de oldu. Benim için 10 polisle gelmesi önemli değildi. Onun insanlığı, kişiliği, şahsiyeti, karakteri beni etkiledi. 1973-1984’de birçok diplomatımızın Ermeni terörüne kurban gitmesi beni o yıllarda çok rahatsız etmişti. Los Angeles’da iki yaşlı Ermeni’nin otele çağırdıkları yetkili başkonsolos ve yardımcısını katletmesi, 1980 yılında Atina’da büyükelçilikte görevli idari memur ve 14 yaşındaki kızını taramaları unutamayacağım olaylar. Çatlı’nın Ermeni teröristlere karşı yapılan bazı operasyonlarda parmağı olduğunu tahmin ediyorum. Bana hiçbir zaman neler yaptığını anlatmadı. Çok ketum bir insandı. Az konuşurdu. Sohbetleri sırasında vücut lisanıyla bu işlerde görev aldığını anladım.” Maddi durumu hayli kötüydü Tanıdığı Abdullah Çatlı’nın maddi durumunun hiç iyi olmadığını anlatan Mehmet Özbay, en iyi arkadaşının çektiği maddi sıkıntıları şöyle anlattı: “O devletin verdiği görevi gönül rızasıyla bazı inandığı değerler için kabul etti. Devlet, Çatlı’yı zorla kullanmazdı. Çatlı yaptıkları için devletten hiç para, maaş almadı. Oysa örtülü ödenekten çok büyük paralar alındığını duymuştuk. Ben Çatlı’ya yaptıkları için örtülü ödenekten bir dolar bile verildiğini sanmıyorum. Bazıları bu paraları hiç etmiştir. Çatlı da bana şikayet etti. ‘Devlet için bu kadar geziyoruz, gidiyoruz, devletten bir kuruş aldığımız yok’ şeklinde bir sohbetimiz oldu.” Faruk Zabcı’nın izlenimleri Mobilya ticareti yapan Mehmet Özbay’ın ABD’de yaşayan 3 tane daha Mehmet Özbay adında yeğeni varmış. Biri, “İsmim yüzünden İstanbul’da havaalanında polis şüphelendi, gözaltında altı” dedi. Jefferson’da, onun mağazası olan Real Deals’ın ışıklı billboardları dikkatimi çekti. Londra’da bulaşıkçılık yapan Mehmet Özbay’ın ABD’de işleri büyüttüğü anlaşılıyordu. Kapıları açık 6 bin 500 nüfuslu Jefferson’da, Old Swimming Pool Road’da 7 yıl önce 138 bin dolara aldığı evinin kapılarının kilitli olmadığı dikkatimi çekti. Bahçede tuz torbaları vardı. Özbay, geyikleri çok sevdiğinden onları evinin bahçesine çekmek için bahçeye tuz koymuş. Geceleri Türk TV’lerinin haberlerini hiç kaçırmıyor; “Eve girdiğimde Türkiye, dışarı çıktığımda Amerika” diyor. Mehmet Özbay ile ortağı Göksel Bulat, mobilya işi yapıyorlar. South Carolina’da, Fort Lawn’da milyoner işadamı Stanley Atkins’den satın aldıkları ‘Wow Home Furnishing’ adlı dükkanlarına gittik. Stok çok büyüktü. Ucuza kaliteli mobilya ve halı satıyorlardı. ‘Tam gariban babası’ Mehmet Özbay ile röportajı, Kuzey ve Güney Carolina, New York ve Jefferson’da yaptık. Herkes Özbay’ı çok iyi bir patron olarak şöyle anlatıyordu: “Bizle patron gibi değil arkadaş gibi ilgileniyor. Gecede 3 saat uyuyarak deliler gibi çalışıyor. Tam bir gariban babası.” Belki 20 kadar işçisiyle yalnız konuştum. Kimse en ufak şikayet etmedi. Wow’nun müdürü, parası çıkmayınca Mehmet Özbay ona para yardımı yapmış ve bir ev sahibi olmasını bile sağlamış. |
ABD'li askerler korkudan aklını kaçırıyor NATO’nun 2008’de ele geçirdiği bir karakolu korumakla sorumlu olan ABD askerleri, yaşadıkları garip olaylar yüzünden akıllarını kaçırma noktasına geldiler. Afganistan’daki Hasan Abad garnizonunun güneydoğusunda kalan “Gözlem Noktası Kayası” adlı karakolun etrafını çeviren siperlerin bir mezarlığın üzerine inşa edildiği ortaya çıktı. Geniş bir arazinin ortasındaki 20 metre yüksekliğindeki bir tepede bulunan karakolu savunan askerler, uzun bir süreden beri karakolun siperlerinde insan kemiklerine rastlıyor. Buldukları kemikleri geri gömen askerler, aylardan beri garip sesler duyduklarını ve ışıklar gördüklerini belirtiyorlar. Bulunan kemiklerin büyük olasılıkla Sovyet-Afganistan savaşında hayatını kaybeden Rus askerlere ait oldukları düşünülüyor. Yerel halk, karakolun bulunduğu arazinin “lanetli” olduğunu söylerken, yaşadıkları sinir bozucu deneyimler yüzünden askerler en kısa zamanda karakoldaki görevlerinin bitmesini istiyor. Askerlerden 22 yaşındaki Çavuş Josh Brown, geceleri garip ışıklar gördüğünü belirtirken, diğer askerler neredeyse her gece garip sesler duyduklarını söylüyor. Onbaşı Jacob Lima ise çok daha ürpertici bir olay anlattı: “Bir gece uzaklardan gelen çığlık sesi ile uyandım. Ses güneydeki bir time gönderilen Onbaşı Zolik’e aitti. Bana koruduğu atış noktasına gelmem için yalvarıyordu. Kalkıp yanına gittiğimde, bana Rusçaya benzeyen fısıltılar duyduğunu söyledi. Ardından tüm gece yanında kalmam için yalvardı.” KARAKOL İLK GÜNDEN BERİ LANETLİ Bu tür deneyimleri yaşayan sadece ABD’li askerler değil. Karakolu aylar önce savunmuş olan Galli ve İngiliz askerler de garip sesler duyduklarını belirtirken, özellikle sabah 4 sularında gece görüş dürbünleri ile tanımlanamayan ışıklar görüldüğünü bildirdiler. Bölgede yaşayan halk, lanetli olduğu düşünülen arazinin binlerce yıl boyunca birçok savaşa tanık olduğunu ve karakolun üzerinde bulunduğu kayaya benzeyen yapının çok eski tarihlerden kalan çamur kalelerin kalıntıları olabileceğini belirtti. Karakol ilk ele geçirildiğinde NATO birlikleri yeraltında bulunduğunu düşündükleri Taliban tünellerini yok etmek için 9 ton ağırlığında bir bomba kullanmıştı. Bombanın patlama şiddeti ile yeraltındaki kemiklerin hareket ettiği düşünülüyor. |
Yarın 5 milyon duble rakı içeceğiz Ekonomik şartlar ve sigara yasağı nedeniyle Türk halkı yine dışarı çıkamayacak. Vatandaşın % 86'sının yeni yıla evde girmesi bekleniyor. Bu yılbaşı, evlerde 5 milyon duble rakı içilecek. Türk halkının bir numaralı içkisi olan rakı yeni yılda da liderliğini koruyacak. 2009 yılına girdiğimiz gece 1 milyon litreye yakın rakı tüketimi yapılmıştı, alkollü içecek sektörünün temsilcileri bu yıl rakamın biraz daha artabileceğini ve rakının yine ilk sırada olacağını belirtiyor. MasterCard'ın Türkiye genelinde yaptığı araştırma da Türk halkının yüzde 86'sının yeni yılı evde karşılayacağını gösteriyor. İçki ve gıda üreticileri de pazarlama faaliyetlerini bu trende göre belirliyor, satış noktalarında ve reklamlarda evde tüketim mesajı veren çalışmalar göze çarpıyor. Geçtiğimiz yılın yılbaşı gecesi 35 cl'lik 1 milyon şişe rakı tüketimi gerçekleşmişti. Bu da 350 bin litre ve 4.5 milyon dubleye eşdeğer bir tüketimi ifade ediyor. Bu yıl sigara yasağı nedeniyle evde tüketimin artması ile bu rakamın 5 milyon kadehe dayanması bekleniyor... Evde rakı ve şarap dışarıda votka içilir l MEY İçki Pazarlama Direktörü Çiçekten Becel: Geçen yıl bir milyon şişe rakı tüketimi olmuştu. Her zaman olduğu gibi bu yıl da rakı ilk sırada olacak. Ev kutlamalarında rakı ve şarap tüketimi daha fazla. Ancak özellikle ev dışındaki mekanlarda votkada bir artış oluyor. l EFE Alkollü İçecekler Pazarlama Direktörü Cem Bülent Erdoğan: Türkiye'de yüzde 85 ile en çok tüketilen yüksek alkollü içki daima rakı oluyor. Bugün alkollü içecekler pazarında rakı üretim kapasitesi 125 milyon litre, tüketim ise 45 milyon litre civarında. Yılbaşı dönemi rakı pazarının en hareketli olduğu dönemlerden biri. Her yıl bu dönemde rakı tüketimi artış gösterir. Bu yıl da satışlarımızda benzer bir artış bekliyoruz. |
Sarhoşluk tarih oluyor İngiliz bilim adamları beynin gevşeme ve rahatlama duyularını harekete geçiren ancak kişinin midesini ve vücut dengesini bozmayan bir çeşit yapay alkol geliştiriyor. Valium adlı sakinleştiricinin içindeki maddeler kullanılarak üretilen yapay alkolun etkisi istenirse yine aynı ekibin yaptığı bir hapla ortadan kaldırılabilecek. Araştırma ekibinin lideri Profesör David Nutt “Kimseyi sarhoş etmeden keyiflendiren ve daha sonra otomobil kullanmalarına engel olmayan bir ‘alkol’ geliştiriyoruz” dedi. http://adtext.adnet.com.tr/counthighlight.ashx?t=1262195418237&ids=%287098,23656,101217%29 |
Japonlardan saydam Japon balığı Görsel olarak akvaryumda izlenmek için pek uygun olmasa da bu saydam balık birçok balığın hayatını kurtarmış olacak. Japon bilim adamları, bilimsel deneylerde kesilip biçilmesini engellemek amacıyla saydam Japon balığı 'üretti.' Japonya’nın Mie Üniversitesi’nden Biyoloji Profesörü Yutaka Tamara, balığın kalbinin, beyninin ve diğer organlarının dışarıdan görülebildiğini, pulları ve derisinin renksiz olduğunu belirtti. Aynı amaçla 2007’de iç organları dışarıdan görülebilen saydam kurbağa 'üreten' Hiroşima Üniversitesi’den Profesör Masayuki Sumida ve ekibi ise bu kurbağaları toplu olarak üretim sürecine başladıklarını söyledi. Laboratuvarların ve bazı okulların saydam kurbağaları kısa süre içinde yaklaşık 75 avroya satın alabileceğini belirten Sumida, kurbağaların yurt dışına da satılacağını ifade etti. Şeffaf kurbağayı, normalde toprak rengi olan esmer Japon kurbağasının çok ender görülen akşın türünün üzerindeki genetik değişikliklerle üreten bilim adamları, denek kurbağayı incelemek üzere kesip biçmeye gerek kalmadan yaşamı boyunca organlarını gözlemleme olanağı sağlayan bu teknik sayesinde araştırmacıların aynı zamanda toksinlerin kemikleri, karaciğeri ve diğer organları nasıl etkilediğini kolayca inceleyebileceklerini belirtmişti. |
| Saat: 15:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık